Theses supervised by Prof. Dr. Zerrin Erginkaya

27 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Tavuk etlerinden gram pozitif kokların izolasyonu ve antibiyotiklere karşı dirençlilikleri'nin belirlenmesi

Bu çalışmada Adana'daki çeşitli marketlerden temin edilen 50 adet tavuk etiörneğinden, gram pozitif kok izole edilerek, selektif besi yerinde gelişim ve gramboyama özellikleri belirlenmiştir.Tavuk eti örneklerinden izole edilen suşların 30'u gram (+) kokbulunmuştur. Söz konusu suşların, 4 `ü Enterococcus spp., 4'ü S. aureus ve 22'sikoagulaz negatif stafilakok (KNS ) olarak tanımlanmıştır. Yapılan antibiyotik dirençtestleri sonucunda ise; Enterococcus spp. suşlarının %50 `si eritromisin, %100'ütetrasiklin, %50 `si vankomisin, %50'si kloramfenikol ve %75'i siprofloksasinekarşı dirençli bulunmuştur. Enterecoccus spp. suşlarında teikoplanin direncinerastlanmamıştır.S. aureus suşlarının ise, %25 `i eritromisine, %100'ü tetrasikline ve %25'ikloramfenikola dirençli, vankomisin, teikoplanin ve siprofloksasine ise duyarlıbulunmuştur.KNS suşlarının ise; %68,1'i eritromisine, %77,2'si tetrasikline, %59'uvankomisine, %9'u teikoplanine %27,2'si koloramfenikol ile siprofiloksasinedirençli olduğu belirlenmiştir.

Naci Erhan Yurdakul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel süt ürünlerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik dirençlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, laktik asit bakterilerinin (LAB) izolasyonunu gerçekleştirmek amacıyla geleneksel olarak üretilen çeşitli süt ürünleri piyasadan temin edilmiştir. Analize alınan 15 beyaz peynir örneğinden, 23 LAB izole edilmiş ve bu suşların %53'ü vankomisine, 21'i gentamisine %31'i, siprofloksasine, %12'si eritromisine, %3'ü kloramfenikole ve %3'ü rifampisine dirençli, %28'i ise test edilen tüm antibiyotiklere karşı duyarlı olarak belirlenmiştir. 20 yoğurt örneğinden 23 LAB izole edilmiş olup, suşların %52'si vankomisine, %22'si siprofloksasine, %22'si gentamisine, %4'ü eritromisine ve tetrasikline dirençli olarak bulunmuş ve bu suşların %30'unun tüm antibiyotiklere duyarlı oldukları belirlenmiştir. 10 tulum peyniri örneğinden ise, 18 LAB izole edilmiş olup suşlardan %58'i vankomisine, %37'si siprofloksasine, %26'sı gentamisine, %11'i eritromisine ve %5'i tetrasikline dirençli olarak bulunurken, %28 `i tüm antibiyotiklere duyarlılık göstermiştir. 3 çökelek örneğinden izole edilen 5 LAB'a ait suşlardan %80'i vankomisine, %40'ı gentamisine ve siprofloksasine, %20'si ise eritromisine dirençli olarak bulunmuştur. Araştırmada 1 kefir örneğinden izole edilen 2 LAB suşlarının her ikisi de vankomisine dirençli bulunurken, suşlardan biri gentamisine, diğeri eritromisine dirençli olarak bulunmuştur. Analize alınan bir kaymak örneğinden tek bir laktik asit bakterisi izole edilmiş ve test edilen tüm antibiyotiklere karşı duyarlılık gösterdiği bulunmuştur.

Demet Tatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel et ürünlerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik direncinin belirlenmesi

Bu çalışmada geleneksel et (sucuk ve pastırma) ürünlerinden toplam 50 örnekten 41 laktik asit bakterileri izole edilmiş ve vankomisin, klorfenikol, rifampin, tetrasiklin, eritromisin, nitrofurantoin, ampisilin, gentamisin ve siprofloksasin'e karşı dirençlilikleri disk difüzyon metodu ile belirlenmiştir.Analize alınan 35 sucuk örneğinden toplam 29 laktik asit bakterisi izole edilmiş ve bu suşların % 100'ünün vankomisine , % 97'sinin siprofloksasine, % 26,4'ünün nitrofurantoine, %13,2'sinin gentamisine ve % 6,6'sının rifampicine dirençli olduğu bulunmuştur. 15 pastırma örneğinden izole edilen 12 laktik asit bakterisine ait suşların % 100'ü vankomisin, ve siprofloksasine, % 41,5'i gentamisine, %16,6'sı rifampisine , %8,3 ise nitrofurantoin ve tetrasikline dirençli olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Laktik asit bakterisi, Antibiyotik direnci, Sucuk, Pastırma

İbrahim Yalanca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kakao tozundan izole edilen Bacillus sporlarının ısıl dirençlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Hollanda'daki çeşitli marketlerden temin edilen 5 farklı kakao tozu örneğinden, Bacillus cinsi bakteriler izole edilerek selektif besiyerinde gelişim ve koloni özellikleri ve sporlarının ısısal dirençlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kakao tozu örneklerinden izole edilen suşların 20 tanesinin mezofilik tür olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu suşlar içerisinde 6 tür canlılık ve spor oluşturma özelliklerinin yüksek olması nedeni ile seçilmiş ve çalışmaya ısıl direnci yüksek bu 6 tür üzerine odaklanılarak devam edilmiştir. Çalışılan türlerin 4'i yapılan identifikasyon işlemleri ile Bacillus subtilis (suş 81, 101, 125, 162A) olarak, bir tanesi ise Bacillus licheniformis (suş 49) olarak tespit edilmiştir. Suş 64 'ün ise identifikasyonu gerçekleştirilememiştir. Uygulanan inaktivasyon işlemleri ( 95-130?C'de 0.25-12 dakika) ile en yüksek ısıl dirence sahip bakteri suş 162A olarak tespit edilmiştir. Bu suşun 130ºC'de 1 dakika ısıl işleme tabi tutulmuş ve inaktive edilebilmiştir.Elde edilen sonuçlar Weibull ve First order matematiksel modelleri ile analiz edilmiştir.

Utku Ataman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Lactobacillus rhamnosus'un rope (sünme) hastalığı etkeni olan Bacillus cinsi bakteriler üzerine inhibitör etkisinin unlarda araştırılması

Yapılan bu çalışmada, 13 farklı ekmeklik undan, 20 Bacillus spp. izole edilmiş ve bu izolatların sünme etkeni olup, olmadıkları araştırılmıştır. Daha sonra, probiyotik özellikte olan Lactobacillus rhamnosus'un, söz konusu Bacillus izolatları üzerine inhibisyon etkisi, invitro olarak agar difüzyon ve sıvı ortamda incelenmiştir. İnhibisyon etki, L. rhamnosus`a ait 24 ve 48 saatlik hücre ve süpernatantında araştırılmıştır. Ayrıca L. rhamnosus'un Bacillus subtilis üzerine antibakteriyel etkisi, ekmeklik undan elde edilen hamurda incelenmiştir.Sonuç olarak, araştırmada kullanılan unlardan yapılan rope sayımında, en fazla kontaminasyon, fırınlarından alınan unlarda gözlenirken, en az kontaminasyon organik unlarda gözlenmiştir. L. rhamnosus'un Bacillus spp. üzerine inhibisyon etkisi ise sıvı ortamda, 20 izolattan 6 tanesinde gözlenmiştir. Agar difüzyon metodu ile belirlenen yöntemde, 24 saatlik inkübasyon sonunda süpernatantın inhibisyon etkisi, 5 Bacillus izolatında, L. rhamnosus hücrelerine ise, 4 Bacillus izolatı direnç göstermiştir. Süpernatantın 48 saatlik inkübasyonunda direnç gösteren izolata sayısı 6'ya çıkmış, hücrede ise, izolatların hepsi duyarlı olmuştur. B. subtilis ilave edilen hamurda 24 saat sonucunda, B. subtilis sayısı, 1,3x104 kob/g'dan >1x109 kob/g'a yükselirken, B. subtilis ve L. rhamnosus ile beraber yapılan ekimde 24 saat sonucunda 2,9x104 kob/g olarak bulunmuştur.

Lactobacillus rhamnosusLaktik asit bakterileriSünme+1
Selçuk Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gıdalarda bozulma etkeni olan bazı fungusların Debaryomyces hansenii ile biyokontrolü

Yapılan bu çalışmada, üç farklı Debaryomyces hansenii suşunun (D. hansenii Dh1, D. hansenii Dh2 ve D. hansenii Dh3), gıdalarda bozulma yapan küf (Penicillium nalgiovense K2, Aspergillus parasiticus K7, Penicillium chrysogenum K8, Penicillium chrysogenum K9, Aspergillus flavus K12, Geotrichum klebahnii K13) ve mayalar (Rhodotorula glutinis M1, Candida rugosa M16, Rhodotorula mucilaginosa 2 M71, Issatchenkia orientalis M73) üzerine antifungal etkileri, farklı gelişme ortamlarında (sıcaklık, pH, tuz) agar difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır.Sonuç olarak, her üç Debaryomyces hansenii suşunun, araştırmada kullanılan küfler üzerine antifungal etkisi belirlenirken, mayalar üzerine antifungal etkisi bulunamamıştır. D. hansenii suşlarına karşı en duyarlı küf, Penicillium nalgiovense K2, en dirençli küf ise, Aspergillus flavus K12 olarak belirlenmiştir. Kullanılan D. hansenii suşlarından en güçlü antifungal etkiyi D. hansenii Dh2, en zayıf antifungal etkiyi ise D. hansenii Dh3 göstermiştir. D. hansenii suşlarının antifungal etkinliği üzerine pH'nın etkisinin önemsiz olduğu, sıcaklık ve NaCl konsantrasyonunun ise önemli olduğu belirlenmiştir. D. hansenii suşlarının küfler üzerine antifungal etkisi, sıcaklık ve NaCl konsantrasyonu arttıkça artış göstermiştir.

Dicle Dönmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ekşi hamurdan izole edilen ve biyofilm üreten bazı laktik asit bakterilerinin Bacillus subtilis üzerine etkisi

Bu çalışmada, on farklı ekşi hamur örneğinden izole edilen 24 laktik asit bakterisinin biyofilm üretme özellikleri incelenmiş ve ekmeklerde rope hastalığı etmeni olan Bacillus subtilis üzerine antimikrobiyel etkileri saptanmıştır. Biyofilm üretimi ve antimikrobiyel denemelerde mikrotiter plak yöntemi kullanılmıştır.Ekşi hamur örneklerinden izole edilen laktik asit bakterisi suşlarının tamamının biyofilm ürettiği ve biyofilmde tutunan laktik asit bakterisi sayısının 104 kob/mL'den 109 kob/mL'ye kadar çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca, laktik asit bakterisi biyofilmlerinin Bacillus subtilis suşları üzerine antimikrobiyel etki gösterdiği ve 4 günlük inkübasyon sonunda tamamen inhibe ettiği belirlenmiştir. Bacillus subtilis sayısındaki azalış bakımından logaritmik grafikler incelendiğinde ise, Bacillus subtilis sayısı üzerinde en hızlı antimikrobiyel etkiyi 6 logaritmik düşüşle TT4, TT3, T8 numaralı laktik suşlarından elde edilen biyofilmler gösterirken, en yavaş etkiyi ise 2 logaritmik düşüşle TT15, TT14, TT8-1 numaralı suşlar göstermiştir.

Fatma Tuba Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik ve gıda kaynaklı enterokoklar tarafından üretilen bakteriyosinlerin bazı özelliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, 10 adet gıda kaynaklı ve 10 adet klinik kaynaklı enterokok suşlarının bakteriyosin üretebilme özellikleri ve elde edilen bakteriyosinlerin, Listeria monocytogenes'e karşı oluşturdukları inhibitör etkileri belirlenmiştir. Ayrıca, söz konusu bakteriyosinlerin, antimikrobiyel özellikleri üzerine, farklı sıcaklık ve pH'ların etkisi araştırılmıştır. Hem gıda, hem de klinik kaynaklı enterokok suşlarından elde edilen bakteriyosinlerin antimikrobiyel etkinlikleri Kirby-Bauer disk difüzyon metodu ile belirlenmiştir.20 adet enterokok suşundan elde edilen bakteriyosinin, 14'ünün, Listeria monocytogenes'in üremesini engellediği belirlenmiştir. Gıda ve klinik kaynaklı enterokok suşlarından elde edilen bakteriyosinlerden, indikatör mikroorganizmaya karşı aktivite gösteren 14 adet (L13, YS1, AS1, JS1, A1, E5, NS1, 226, 227, 228, V98, V105, V188, V198) bakteriyosinin antimikrobiyel aktiviteleri üzerine, farklı sıcaklıkların ve pH'ların etkileri saptanmıştır. Farklı sıcaklık uygulamalarına tabi tutulan, gıda ve klinik kaynaklı bakteriyosinlerin çoğu 60, 70, 80, 90 ve 110°C'de 15 dakika Listeria monocytogenes'e karşı antimikrobiyel etki göstermiştir. Ancak, E5 ve V198 suşlarına ait bakteriyosinler, 110°C'de 15 dakikaya maruz bırakıldıklarında aktivitelerini tamamen kaybetmişlerdir. 121°C'de 15 dakika otoklav koşullarında yapılan ısıl işlem uygulamsında ise, hem gıda, hem de klinik kaynaklı bütün bakteriyosinlerin inhibitör aktivitelerini tamamen kaybettikleri belirlenmiştir. Farklı pH uygulamalarında ise, bakteriyosinlerin çoğu pH 3, 5, 7, 9 ve 11'de inhibisyon aktivitesi göstermiştir. Hem gıda, hem de klinik kaynaklı suşlardan elde edilen bakteriyosinlerin, en iyi aktimikrobiyel etkilerinin nötral ortamda olduğu belirlenmiş olup, asidik ve bazik ortamlarda aktivitenin azaldığı saptanmıştır.

Ganim Alin Türemiş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Gıda ve klinik kaynaklı enterokokların vankomisin direnç özelliklerinin, genetik orjinlerinin ve virülans faktörlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, Adana Bölgesinde gıdalardan izole edilen 51 Enterococcus spp. ile klinik orjinli 50 Enterococcus faecium türlerinin genetik karşılaştırılması, potansiyel virülans faktörleri ve vankomisin direnci ile virülans faktörleri arasındaki muhtemel ilişki araştırılmıştır. Tanımlama ve antimikrobiyel direnç testleri Vitek-II ve disk diffüzyon methodları ile araştırılmıştır. Klinik izolatların minimum inhibitör konsantrasyonları E-test ile doğrulanmış; tüm izolatlarda vanA ve vanB direnç genleri ile cylA, asa1, esp, gelE, hyl virülans genleri PCR metodu ile araştırılmıştır. Pulsed Field Gel Electrophoresis metodu ile genetik karşılaştırmada, 6 konizasyon kümesi ve 5 gıda kümesi kendi içlerinde yakın ilişkili bulunmuştur. Gıda ve klinik enfeksiyon izolatları arasında genetik ilişki saptanmamışken, 2 adet kolonizasyon ve gıda kümeleri arasında yakın ilişki bulunmuştur. cylA geni dışındaki test edilen diğer virülans genler ve vankomisin direnci klinik izolatlarda daha yüksek bulunmuştur. Tüm izolatlar arasında esp gen pozitifliği ile vankomisin direnci, E. faecium türlerinde ise esp, hyl gen pozitiflikleri ile vankomisin direnci arasında bir korelasyon olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, Adana bölgesinde gıda kaynaklı vankomisine hassas E. faecium türlerinin insanlarda kolonize olabildikleri, vanA ve vanB direnç genleri kazanarak vankomisin direncinin yayılmasında rezervuar olabilecekleri görülmüştür. Ayrıca, gıda kaynaklı enterokokların, gelE, asa1 ve hyl virülans genlerinin yayılmasında potansiyel kaynak olabilecekleri kanısına varılmıştır.

Mevhibe Terkuran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı antimikrobiyel maddeler içeren yenilebilir film kaplamaların Macar salamında kullanım olanakları ve Listeria innocua inaktivasyonu üzerine etkileri

Bu araştırmada, farklı oranlarda kekik, fesleğen, biberiye, yenibahar, kişniş esansiyel yağları ile, potasyum sorbat, sodyum benzoat (% 1, 2, 3 ve 4) ve nisin (2500, 5000, 7500 ve 10.000 IU) içeren metil selüloz (MS) ve peynir altı suyu protein izolatı (PASP) filmler/ kaplamalar hazırlanmış ve hazırlanan bu antimikrobiyel filmlerin/ kaplamaların Listeria innocua üzerindeki antimikrobiyel etkileri ile dilimlenmiş Macar salamlarında kullanım olanakları araştırılmıştır. Ayrıca her bir antimikrobiyel filmin, ambalaj materyali olarak kullanım potansiyellerinin ve karakterizasyonlarının belirlenmesi amacıyla fiziksel ve mekaniksel analizleri yapılmıştır. Antimikrobiyel kaplamaların Macar salamı ile duyusal uyumlarının ve beğenirliklerinin tespiti amacıyla duyusal analizler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak hazırlanan tüm antimikrobiyel film ve kaplamalar, Listeria innocua'ya karşı antimikrobiyel etki göstermiş ve potasyum sorbat ve sodyum benzoat içeren antimikrobiyel filmlerin karakterizasyonlarının ambalaj materyali olarak kullanıma daha uygun olduğu tespit edilmiştir. Duyusal açıdan en beğenilen Macar salamı kaplama türlerinin ise, kekik esansiyel yağı içeren MS kaplamalar ile nisin içeren PASP kaplamalar olduğu belirlenmiştir.

Antimikrobiyal ajanlarSalamYenilebilir kaplama
Selin Kalkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Probiyotik laktik asit bakterilerinden L. rhamnosus'un fermente sucukların bazı özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, probiyotik sucuk üretiminde serbest ve/veya mikroenkapsüle probiyotik ve serbest starter kültürlerin kullanımının sucuğun bazı özellikleri üzerine etkisini ve mikroenkaspülasyon işleminin, kullanılan bakteri kültürlerinin hem, yapay mide ve safra koşullarındaki hem de, üründeki canlılıklarının korunması üzerine olan etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmada L. rhamnosus cevap yüzey tekniğiyle belirlenen ideal kaplama materyali kombinasyonuyla (%1.89 sodyum aljinat, 0.96 gellan gam, 0.15 jelatin, 1 peptit, 1.45 fruktooligosakkarit), ekstrüzyon tekniğine göre mikroenkapsüle edilerek, sucuk üretiminde kullanılmıştır. 6 aylık depolama sürecinin sonunda, serbest L. rhamnosus içeren sucukta canlı hücre sayısında 1 log kob/g'a (0.76 log kob/g) yakın düzeyde bir düşüş meydana gelirken ME L. rhamnosus içeren sucukta 0.20 log kob/g düzeyinde bir düşüş meydana gelmiştir. Sucuk örneklerinde başlangıçta 1.03-260.57 mg/kg aralığında olan biyojen amin miktarının, 6. ayın sonunda 4.99-535.13 mg/kg arasındaki seviyelere çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca, mikroenkapsüle ve serbest probiyotik kültür içeren sucuklardaki biyojen amin miktarının, diğerlerine göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sucuk örneklerindeki toplam aroma bileşiklerinin miktarı incelendiğinde, 6.ay hariç aroma miktarlarının genelde çoktan aza doğru sırasıyla, ME probiyotik kültür içeren sucuk, serbest probiyotik kültür içeren sucuk ve kontrol grubu sucuk örneklerinde olduğu saptanmıştır. Sucuk örneklerinin tümünün tekstürel özellikleri üzerine, depolama sürecinin ve kullanılan kültürlerin istatistiksel olarak etkili olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sucuk, mikroenkapsülasyon, probiyotik, L. rhamnosus

Fermente gıdalarLactobacillus rhamnosusLaktik asit bakterileri+2
Emel Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik ve gıda kaynaklı enterokoklar tarafından üretilen bakteriyosinin bazı patojen bakteriler üzerine antimikrobiyel aktivitelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, hem gıda kökenli hem de klinik kaynaklı enterokok suşlarından (E. faecium ve E. faecalis) kısmi saflaştırma ile bakteriyosinler elde edilmiş ve bu bakteriyosinlerin bazı patojen mikroorganizmalara (Escherichia coli, Staphylococcus aureus, Bacillus cereus ve Salmonella Enteritidis) karşı antimikrobiyel aktiviteleri karşılaştırılmıştır. 20 adet enterokok suşundan elde edilen bakteriyosinlerin, 13'ü S. Enteritidis'e karşı (L13, P18, JS1, A1, E5, NS1, 226, 227, 228, V105, V188, V150, V198) ; 8'i B. cereus'a karşı (L13, JS1, A1, E5, LS1, 226, 227, V198); 4'ü E. coli'ye karşı (L13, P18, 227, V98), ve 1'i de S. aureus'a karşı (L13) antimikrobiyel etki göstermiştir. Gıda kaynaklı enterokok suşu olan L13 (E.faceium) çalışmamızda kullanılan tüm patojen mikroorganizmalar üzerine antimikrobiyel etki göstermiştir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda daha çok gıda kaynaklı enterokok suşlarının doğal koruyucu olarak kullanım potansiyelleri üzerinde durulmuştur. Diğer yandan, klinik kaynaklı enterokokların da yüksek antimikrobiyel aktiviteye sahip bakteriyosin üretmeleri, bunların da doğal koruyucu olarak kullanılma potansiyellerinin araştırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Antibakteriyel aktiviteBakteriyosinlerEnterococcus
Hatice Uludağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı gelişme faktörlerinin Rhodotorula spp.'nin pigment üretimi üzerine etkisi

Bu çalışmada, 7 farklı Rhodotorula spp.'nin (R. glutinis, R. mucilaginosa, R. bacarum, R. bogoriensis, R. minuta, R. graminis ve R. armeniaca) farklı ortam koşullarındaki (pH, çalkalama hızı, aydınlatma) karotenoid üretim miktarları belirlenmiştir. Bu çalışmadaki pigment üretiminde kültür ortamı pH: 5,5 ve 6,0, ışık:0 ve her biri 83 W olan 3 ampul, çalkalama hızı:150 ve 180 rpm olacak şekilde ayarlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre en yüksek karotenoid miktarı Rhodotorula glutinis tarafından pH 6'da, 180 rpm ve aydınlık ortamda elde edilmiştir. Bunu R. mucilaginosa, R. graminis, R. minuta, R. armeniaca, R. bogoriensis takip etmiştir. En düşük karotneoid üretiminin ise R. bacarum tarafından sentezlendiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, karotenoid üretimi üzerine pH'nın, ışığın ve çalkalama hızının etkisinin istatistiksel olarak (p<0.05 düzeyinde) önemli olduğu saptanmıştır.

MayalarPigmentler
Gözde Konuray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Peyniraltı suyu kullanarak bazı laktik asit bakterilerinin biyosürfektan üretimleri ve antimikrobiyel özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, besi ortamı olarak peynir altı suyu kullanılarak, Streptococcus thermophilus, Lactobacillus acidophilus, Lactobacillus rhamnosus'dan biyosürfektan üretimleri incelenmiştir. Üretilen biyosürfektanların yağ yayma tekniği ile varlığı tespit edilerek, etil asetat ile ekstraksiyonu sağlanmıştır. Elde edilen biyosürfektanların, bazı gıda patojenleri (Escherichia coli, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa) üzerine antimikrobiyel etkileri ise MİK testiyle belirlenmiş ve mikrotiter plaklar kullanılarak adezyonu engelleme özellikleri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre biyosürfektanların, ksilene karşı en yüksek emülsifikasyon indeks değeri peyniraltı suyunda L.acidophilus ile üretilen biyosürfektan örneğinde % 58 oranında bulunmuştur ve bu değer 1 hafta sonunda % 32.5 değerine düşmüştür. En düşük emülsifikasyon yeteneği peyniraltı suyunda L.rhamnosus ile üretilen biyosürfektan örneğinde %39 oranında bulunmuş ve 1 hafta sonunda bu değer %20lere düşmüştür. tüm biyosürfektanların 5 mg/mL ve 10 mg/mL konsantrasyon değerlerinde, kullanılan patojenlere karşı belli oranda inhibisyon aktivitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Esherichia coli üzerine MIK değeri 10 mg/mL olarak tespit edilmiştir. Peynir altı suyunda geliştirilen L. rhamnosus örneğinde MLK değeri saptanmıştır. Staphylococcus aureus üzerine yapılan denemelerde peyniraltı suyunda geliştirilen S. thermophilus örneği ile 10 mg/mL MLK değerine ulaşılmıştır. Sonuç olarak, laktik asit bakterilerinin gelişmesi ve biyosürfektan eldesi için, kullanılan gıda atığı ortamlarının uygun olduğu belirlenmiştir. Elde edilen biyosürfektanların yüzey gerilimini düşürdüğü ve gıda patojenlerine karşı antimikrobiyel ve antiadezyon etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.

Zerrin Alkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkisel yağ atığı kullanarak bazı mayaların biyosürfektan üretimlerinin ve antimikrobiyel özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, karbon kaynağı olarak atık kızartmalık bitkisel yağ, azot kaynağı olarak ise mısır maserasyon sıvısı kullanılarak, Yarrowia lipolytica, Saccharomyces cerevisiae, Rhodotorula glutinis'den biyosürfektan üretimleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen biyosürfektanın, gıda patojeni olan Escherichia coli, Stapylococcus auerus ve Pseudomonas aeuroginosa üzerine antimikrobiyel etkileri ve adezyonu engelleme özellikleri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, atık yağ ortamında üretilen biyosürfektanlardan yeast malt extract(YME) temel besiortamından elde edilenlere göre daha yüksek verim alınmıştır. Biyosürfektanların ksilene karşı emülsifikasyon değerini 1 saat sonunda en yüksek % 50'ye, 1 haftalık izleme sonunda ise % 3'e kadar azalttığı tespit edilmiştir. Elde edilen biyosürfektanların yüzey gerilimini %38'lere kadar düşürebildiği belirlenmiştir. Yapılan antimikrobiyel analizler ile tüm biyosürfektanların 5 mg/mL ve 10 mg/mL konsantrasyonlarda kullanımı ile patojenlere karşı inhibisyona sahip olduğu belirlenmiştir. Antiadezyon çalışmaları sonucu ise mayalardan elde edilen biyosürfektanların patojenlerin yüzeye yapışmasını az miktarda da olsa engellediği belirlenmiştir. Tüm mayalar karşılaştırıldığında adezyonu engelleme konusunda özellikle S.cerevisiae'dan elde edilen biyosürfektanın P. aeruginosa' ya karşı en etkili olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, mayaların gelişmesi ve biyosürfektan eldesi için, kullanılan gıda atığı ortamlarının uygun olduğu belirlenmiştir. Elde edilen biyosürfektanların yüzey gerilimini düşürdüğü ve gıda patojenlerine karşı antimikrobiyel etkilere sahip olduğu, antiadezyon özelliği açısından ise düşük etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.

Özge Akgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Afrika tahıl bazlı süt ürünü Degue'nin fermantasyonu ve izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik dirençliliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, laboratuvar koşullarında üretimi gerçekleştirilen Degue örneklerinin, üretimi ve raf ömrü süresince pH, mikrobiyotadaki değişim, mayalar tanımlanmış ve fermantasyonda rol alan LAB'ların antibiyotiklere karşı direnç özellikleri belirlenmiştir. Fermantasyon süresince, Degue örneklerinde pH ölçümlerinin yanı sıra, toplam LAB, Enterococcus, toplam mezofil aerob bakteri (TMAB), aerob sporlu bakteri, toplam koliform, Escherichia coli ve toplam maya sayıları saptanmıştır. Degue örneklerinin pH değerleri 4,08 - 4,64 arasında bulunmuştur. Toplam LAB, TMAB, Enterococcus bakterileri, toplam maya ve toplam koliform sayıları ise sırasıyla 4.77 – 7.70 log kob/g; 4,04 - 6.33 log kob/g; 3.52 – 3,61 log kob/g; 4.38 - 7.16 log kob/g ve 0 - 1.77 log EMS/g arasında saptanmıştır. Hiçbir örnekte aerob sporlu bakterileri ve Escherichia coli tespit edilmemiştir. Toplam LAB'nın tanımlanmaları amacıyla katalaz negatif ve Gram pozitif özelliklerine sahip olan 20 suş belirlenmiştir. Maya izolatlarından 10 suş seçilerek, %60'lık gliserinli eppendorf tüpleri içerisinde -20°C'de muhafaza edilmiştir. Bu bakterilerin tanımlamaları için VITEK 2 (Biomerieux) compact cihazı kullanılmıştır. Vitek 2 compact analizi sonucunda suşların Pediococcus (%30), Leuconostoc (%25), Enterococcus (%40) ve Streptococcus (%5) cinslerine dahil oldukları belirlenmiştir. Maya suşlarının ise Candida kefyr (%50), Cryptococcus albidus (%10) ve Rhodotorula glutinis (%40) türleri olduğu bulunmuştur. LAB'ların antibiyotik dirençlilikleri Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Pediococcus suşlarının, vankomisin (%100), tetrasiklin (%100), siprofloksasin (%100) ve kloramfenikol'a (%66.67) karşı dirençli oldukları saptanırken, rifampisin (%100), gentamisin (%100), ampisilin (%66.67) ve eritromisin'e (% 66.67) duyarlı veya orta duyarlı oldukları bulunmuştur. Leuconostoc suşlarının ise vankomisin (%100), siprofloksasin (%100), gentamisin (%60) ve tetrasiklin'e (%20) karşı dirençli oldukları, kloramfenikol (%100), rifampisin (%60), ampisilin (%80) ve eritromisin'e (%60) duyarlı oldukları belirlenmiştir. Enterococcus suşlarının, gentamisin (%87.5), rifampisin (%75), eritromisin (%25) ve siprofloksasin'e (%50) karşı dirençli , ampisilin (%87.5), vankomisin (%75), kloramfenikol (%62.5) ve tetrasiklin'e (%62.5) duyarlı oldukları saptanmıştır.

Oyenıran Bernadın Aganı
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı nohut unu ekstraklarının, bazı probiyotik bakterilerin gelişimi üzerine etkileri

Bu çalışmada 3 farklı nohut unu ekstraktı prebiyotik amaçlı kullanılmış ve bu nohut unu ekstraktlarının probiyotik özelliğe sahip olan Lactobacillus rhamnosus ve Lactobacillus casei Shirota ile aynı ortama ilave edilmesiyle oluşabilecek olan sinbiyotik etkinin sonuçları değerlendirilmiştir. Ayrıca prebiyotik amaçlı kullanılan nohut unu ekstraktlarının protein ve şeker değerleri belirlenmiştir. Aynı işlemler gıda sanayinde sıklıkla prebiyotik olarak kullanılan inülin ve fruktooligosakkarit (FOS) kullanılarak da yapılmıştır. Bulunan değerler incelenmiş ve nohut unu ekstraktlarının prebiyotik olarak inülin ve FOS'a iyi bir alternatif olup olmadığı değerlendirilmiştir. Nohut unu ekstraktları ve Lactobacillus rhamnosus glikoz içermeyen besiyerine ilavesiyle elde edilen sonuçlarda; Lactobacillus rhamnosus en fazla gelişmeyi Azkan türü nohutta gösterirken, bunu Hasanbey ve Seçkin nohut türü takip etmiştir. Örnekler arasında Lactobacillus rhamnosus'a ait gelişme değerleri dikkate alındığında nohut unu ekstraktları arasında istatistiki açıdan farklar önemli bulunmamıştır (p>0.05). Besiyerine sadece Lactobacillus rhamnosus'un ilavesiyle elde edilen kontrol grubu sayım sonucu, nohut ilavesi kullanılan sonuçlara göre daha düşük bulunurken FOS ve inülinin prebiyotik olarak kullanılmasıyla elde edilen sonuçlara göre yüksek bulunmuştur. Tüm nohut çeşitlerinden elde edilen ekstraktların Lactobacillus rhamnosus'un gelişimi üzerine prebiyotik etki gösterdiği belirlenmiştir. Glikoz içermeyen besiyerine nohut örneklerinin ve Lactobacillus casei Shirota probiyotik bakterisinin ilavesiyle elde edilen sonuçlarda; Lactobacillus casei Shirota en fazla gelişmeyi Hasanbey türü nohut unu ekstraktında gösterirken bunu Seçkin ve Azkan nohut türüne ait ekstraktlar takip etmiştir. Besiyerine sadece Lactobacillus casei Shirota ilavesiyle elde edilen kontrol grubu sayım sonucu, prebiyotik kullanılarak elde edilen sonuçlara göre yüksek bulunmuştur. Örnekler arasında Lactobacillus casei Shirota sayım sonuçları istatistiki açıdan önemli bulunmamıştır (p>0.05). Tüm nohut çeşitlerinden elde edilen ekstraktların Lactobacillus casei Shirota gelişimi üzerine prebiyotik etki göstermediği belirlenmiştir. Kjeldahl yöntemi ile yapılan protein tayininden elde edilen sonuçlara göre en yüksek protein değeri Seçkin nohutunda bulunmuştur, bunu Azkan ve Hasanbey nohutları takip etmiştir. Örnekler arasında protein değerleri istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Fenol-sülfirik asit yöntemiyle yapılan şeker tayininde ise en yüksek değer FOS'ta bulunurken nohut türünde ise Azkan'da bulunmuştur, bunu Hasanbey ve Seçkin takip etmiştir. Örnekler arasında şeker değerleri istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05).

Melike Bal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sodom elması (Calotropis procera) yaprağının antimikrobiyelve antioksidan etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Nijer'den taze olarak temin edilen ve batı Afrika peyniri (Wagashi) üretiminde sütü pıhtılaştırmak için kullanılan Calotropis procera bitkisinin yapraklarının antimikrobiyel etkisi ve antioksidan aktivitesi araştırılmıştır. Bu amaçla, Calotropis procera yaprakları dondurularak kurutulmuş, kurutulan yapraklar öğütüldükten sonra iki farklı çözücüde (metanol ve etanol) ekstrakte edilerek kullanılmıştır. Öncelikle Calotropis procera bitkisinin fitokimyasal bileşimleri belirlenmiş, ardından bu bitkinin çeşitli bakteri (Listeria innocua, Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis, Escherichia coli, Salmonella Typhi), maya (Debaryomyces hansenii, Candida rugosa) ve küf (Aspergillus niger ve Penicillium chrysogenum) üzerine antimikrobiyel etkisi ve antioksidan aktivitesi tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda sodom elmasının yapraklarında kardiyak glikozitler hariç tanenlerin, saponinlerin, flavonoidlerin ve terpenoidlerin varlığı tespit edilmiş, toplam fenolik madde miktarının 7.683 ± 0.362 mg galik asit/g, toplam flavonoid madde miktarının ise 7.683 ± 0.362 mg galik asit/g olduğu belirlenmiştir. Calotropis procera'nın antimikrobiyel etkisinin tespiti için yapılan analizler sonucunda; bitkinin metanolik ekstraktı ile daha etkili sonuçlar elde edildiği, Salmonella Typhi, Listeria innocua, Debaryomyces hansenii ve Candida rugosa'ya karşı inhibisyon zon çaplarının sırasıyla 16.5, 17, 17.25 ve 18 mm olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca analiz sonuçlarına göre metanolik ekstraktın Penicillium chrysogenum'a karşı inhibe edici bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Minimum inhibisyon konsantrasyonu ise bütün bakteriler ve Debaryomyces hansenii için 160 mg/mL olarak tespit edilmiştir. Bu konsantrasyonun Bacillus subtilis ve Escherichia coli için minimum letal konsantrasyon olduğu saptanmış ve % 43.62 olan antioksidan aktivitesinin % 10 oranında seyreltilmiş bir ekstrakttan elde edildiği tespit edilmiştir.

Adamou Mamoudou Anza
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Streptococcus thermophilus'un melas besi ortamında biyosürfektan üretim özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada,Streptococcus thermophilus'un şeker fabrikası atık maddesi olan melasta geliştirilip biyosürfektan üretimi incelenmiştir. Elde edilen biyosürfektanın Escherichi acoli, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa gibi patojen bakteriler üzerine antibakteriyel etkileri belirlenmiş ve bu patojenler üzerine adezyonu engelleme özellikleri araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; melasta geliştirilen Streptococcus thermophilus'tan elde edilen biyosürfektan madde miktarı 2 paralel örnekte sırasıyla 1220 mg/L, 1190 mg/L, kontrol deney amaçlı MRS broth ortamında geliştirilen Streptococcus thermophilus'tan elde edilen biyosürfektan madde miktarı ise 1180 mg/Lolarak hesaplanmıştır. Melasta ortalama 1205 mg/Lbiyosürfektan üretimi gerçekleşmiştir. Emülsifikasyon indeks değeri, 1 saat sonunda %48,75oranında bulunmuş, bu değer 1 hafta sonunda %32,5 'a düşmüştür. Yüzey gerilim ölçümü ise paralel örnek ölçümLerine göre en düşük %41,2 oranında bulunmuştur. Antimikrobiyel aktivite ölçüm sonuçlarında, Esherichia coli üzerine minimum inhibasyon konsantrasyonu (MIK) değeri 10 mg/mL olarak tespit edilmiştir. Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosaüzerine 2,5 mg/mL ve 5mg/mL konsantrasyon değerinde MIK değerine ulaşılmıştır.Staphylococcus aureus üzerine yapılan denemelerde Streptococcus thermophilus örneği ile 10 mg/mLminimum letal konsantrasyon (MLK) değerine ulaşılmıştır. Sonuç olarak, besiyeri ortamı olarak değerlendirilen melasta, Streptococcus thermophilus'tanelde edilen biyosürfektanların yüzey gerilimini düşürdüğü ve gıda patojenlerine karşı antimikrobiyel ve antiadezyon etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.

Gizem Dağçobanı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Probiyotik Bacillus coagulans'ın antilisterial ve antibiyofilm özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, probiyotik özelliği olduğu bilinen Bacillus coagulans'ın Listeria innocua'nın gelişimi üzerine antilisterial ve antibiyofilm etkisi araştırılmıştır. Biyofilm oluşumunda mikrotiter plak yöntemi ve antimikrobiyel denemelerde agar kuyu difüzyon yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan L. innocua biyofilmlerinin %4 kristal viyole ilavesiyle 620 nm'de ölçülen absorbans değeri 0.285 bulunmuştur. Absorbans değerinin >0.1 olması biyofilm oluşumunu göstermiştir. L. innocua tarafından üretilen biyofilmlere karşı probiyotik B. coagulans'ın antibiyofilm özelliğinin belirlenmesine yönelik yapılan çalışmada ise, probiyotik B. coagulans ve %4 kristal viyole ilavesiyle 620 nm'de ölçülen absorbans değeri 0.073 bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçta L. innocua üzerine doğrudan probiyotik özellikteki B. coagulans inokülasyonuyla hücre sayısında 6.64 log kob/mL düzeyde azalma meydana gelmiştir. Bu azalma, L. innocua gelişimi üzerine probiyotik B. coagulans bakterisinin inhibe edici etkisinin bulunduğunu göstermektedir. Antimikrobiyel denemelerde ise probiyotik B. coagulans'ın L. innocua üzerine antilisterial etkisi saptanamamıştır.

Gözde Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Manyokun (Cassava) spontan fermentasyonu ve fermentasyonda rol alan laktik asit bakterilerinin antibiyotik dirençliliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, laboratuvar koşullarında üretimi gerçekleştirilen manyok(cassava) örneklerinin, raf ömrü süresince pH, mikrobiyotadaki değişimi incenerek, mayalar ve laktik asit bakterileri(LAB) tanımlanmış ve fermantasyonda rol alan LAB'ların antibiyotiklere karşı direnç özellikleri belirlenmiştir. Fermantasyon süresince, manyok örneklerinde, toplam LAB, Enterococcus, toplam mezofil aerob bakteri (TMAB), aerob sporlu bakteri, toplam koliform, Escherichia coli ve toplam maya sayıları saptanmıştı. Manyok örneklerinin pH değerleri 4,08 4,90 arasında bulunmuştur.LAB, TMAB, Enterococcus, toplam maya ve toplam koliform sayıları ise sırasıyla 6.16 log kob/g; 4.04- 6,33 log kob/g; 3.52 – 3,87 log kob/g; 4.38 - 7.16 log kob/g ve 0 - 1.77 log EMS/g arasında saptanmıştıdır. Hiçbir örnekte aerob sporlu bakterilere ve Escherichia coli bulunamamıştır.Toplam LAB'nın tanımlanmaları amacıyla katalaz negatif ve Gram pozitif özelliklerine sahip olan 19 suş belirlenmiştir. Maya izolatlarından 10 suş seçilmiştir. % Vitek 2 compact analizi sonucunda suşların Pediococcus (%30), Leuconostoc (%25), Enterococcus (%40) ve Streptococcus (%5) cinslerine dahil oldukları belirlenmiştir. Maya suşlarının ise Candida kefyr (%50), Cryptococcus albidus (%10) ve Rhodotorula glutinis (%40) türleri olduğu bulunmuştur.Elde edilen sonuçlara göre Pediococcus suşlarının, vankomisin (%100), tetrasiklin (%100), siprofloksasin (%100) ve kloramfenikol (%66.67) karşı dirençli oldukları saptanırken, rifampisin (%100), gentamisin (%100), ampisilin (%66.67) ve eritromisin (% 66.67) duyarlı veya orta duyarlı oldukları bulunmuştur. Leuconostoc suşlarının ise vankomisin (%100), siprofloksasin (%100), gentamisin (%60) ve tetrasiklin'e (%20) karşı dirençli oldukları, kloramfenikol (%100), rifampisin (%60), ampisilin (%80) ve eritromisin (%60) duyarlı oldukları belirlenmiştir. Enterococcus suşlarının, gentamisin (%87.5), rifampisin (%75), eritromisin (%25) ve siprofloksasin (%50) karşı dirençli, ampisilin (%87.5),vankomisin(%75),kloramfenikol (%62.5) ve tetrasiklin (%62.5) duyarlı oldukları saptanmıştır.

Souleman Bi Hassan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı gamların Bacillus coagulans'ın gelişimi ve biyofilm oluşumu üzerine etkisi

Bu çalışmada prebiyotik özelliğini belirlemek amacıyla bazı gamların (keçiboynuzu, pektin, ksantan ve aljinat) B.coagulans' ın gelişimi ve biyofilm oluşturma özelliği üzerine etkisi araştırılmıştır. Gamların, B.coagulans'ın gelişimi üzerine etkisi, nutrient agar besiyeri kullanılarak, yayma ekim yöntemi ile belirlenmiştir. Farklı gamlar kullanarak B.coagulans' ın biyofilm oluşturma özelliklerini belirlemek amacıyla ise, mikrotitrasyon plak yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan B. coagulans biyofilmlerinin % 0.4 kristal viyole ilavesiyle 630 nm'de ölçülen absorbans değeri 0.11 bulunmuştur. Absorbans değerinin >0.1 olması biyofilm oluşumunu göstermektedir. Çeşitli gamların (keçiboynuzu, pektin, ksantan, aljinat) probiyotik B. coagulans biyofilmi üzerine etkilerinin belirlenmesine yönelik çalışmalardan elde edilen bulgular; % 0.4 kristal viyole ilavesiyle 630 nm'de ölçülen absorbans değeri % 2, 3, 4 oranlarında sırasıyla pektin gamı için 0.27, 0.33 ve 0.40, ksantan gamı için 0.44, 0.25 ve 0.46 keçi boynuzu gamı için 1.68, 0.21 ve 0.91, aljinat gamı için 0.35, 0.32 ve 0.26 ölçülmüştür. Biyofilm denemeleri sonucunda keçiboynuzu, ksantan, aljinat ve pektin gamlarının B. coagulans' ın biyofilm oluşturma özelliğini arttırdığını göstermiştir. Araştırmada kullanılan probiyotik B. coagulans' ın başlangıç sayısı 7.69 log kob/mL iken, inkübasyon sonunda çeşitli gamların B. coagulans'ın sayısını arttırdığı belirlenmiştir. %2, %3 ve %4 pektin gamı ilavesi sonucunda B. coagulans canlı hücre sayısında sırasıyla 0.22, 1.02 ve 1.51 log kob/mL artış meydana gelmiştir. %2, %3 ve %4 ksantan gamı ilavesi sonucunda B. coagulans'ın canlı hücre sayısında 0.27 log kob/mL düşüş, 0.51 log kob/mL artış ve 2.26 log kob/mL artış meydana gelmiştir. Aynı oranlarda (%2, 3 ve 4) keçi boynuzu ilavesi sonucunda ise B. coagulans'ın canlı hücre sayısında sırasıyla 0.35 log kob/mL, 1.06 log kob/mL ve 1.18 log kob/mL artış meydana gelmiştir. % 2, 3, 4 aljinat gamı ilavesi sonucunda ise B. coagulans'ın canlı hücre sayısında sırasıyla 0.41, 1.5 ve 1.78 log kob/mL artış meydana gelmiştir. Bu artış, tüm kullanılan gamların B. coagulans bakteri gelişimi üzerine olumlu etkisi olduğunu göstermiştir.

Derya Uyandıran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Bazı probiyotiklerin farklı yağlarda canlı kalma oranlarının belirlenmesi

Bu çalışmada, 2 farklı probiyotik bakterinin (Lactobacillus rhamnosus ve Bacillus coagulans) çeşitli yağlarda (kakao yağı, palm yağı, Hindistan cevizi yağı ve sadeyağ) canlı kalma özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada depolama için 0,7, 14, 21 ve 28. gün olmak üzere 5 farklı süre seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, depolama süresinin sonunda B.coagulans'lı yağ örneklerinden kakao yağında, L. rhamnosus'lu yağ örneklerinden ise palm yağında, probiyotiklerin canlı kalma oranlarının en fazla olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmada tercih edilen probiyotiklerin canlı kalma özellikleri üzerinde depolama süresi ve yağ çeşidinin etkisinin istatistiksel olarak ( p<0,05 düzeyinde) önemli olduğu saptanmıştır.

Depolama süresiKatı yağlarProbiyotikler
Funda Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli kaynaklardan izole edilen Bacillus coagulans suşlarının probiyotik özelliklerinin belirlenmesi ve makarna üretiminde kullanım olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada, bitkisel kaynaklardan izole edilerek tanımlamaları yapılan ve Bacillus coagulans olduğu saptanan dört farklı izolatın (SC, SD, SPi ve STp) bazı özellikleri belirlenmiş olup, yüksek sıcaklığa (80℃, 90℃ ve 100℃) ve düşük pH'ya (1, 2, 3 ve 4), safra tuzu ve lizozime dirençli oldukları tespit edilmiştir. İzolatların çalışmada kullanılan antibiyotiklere duyarlı, biyofilm üretme özelliğine ve B. cereus, Escherichia coli NCTC 12241, Listeria monocytogenes ATCC 7644 ve Salmonella spp. üzerinde inhibe edici etkiye sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca enterotoksin genlerinin bulunmadığı, enterotoksin üretiminin, hemolitik ve lesitinaz aktivitelerinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuçlar, B. coagulans GBI-30, 6086 ile kıyaslanmış ve probiyotik olarak kullanım için uygun özelliğe sahip oldukları belirlenmiştir. B. coagulans suşları kullanılarak üretilen probiyotik makarnaların 0. gün ve 6 ay oda koşullarında depolama süresi sonunda kalite ve mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. 6 ay sonunda B. coagulans sayısının 6 log kob/g değerinden yüksek olması ile üretilen örneklerin probiyotik ürün olma özelliğini koruduğu sonucuna varılmıştır.

Bacillus coagulansKarakterizasyonMakarna+1
Gözde Konuray Altun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Other supervisors