Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Bülent Yılmaz

11 theses · Kütahya Dumlupınar University, Başkent University

Master'sOpen AccessTR

Çimento katkısı olarak kullanılan farklı doğal puzolanların (tras) elektro kinetik ve yüzey özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, benzer kimyasal yapıya ve fizikokimyasal özelliklere sahip çeşitli puzolanlardan hazırlanan katkılı çimentoların referans çimentoya (PÇ 42,5 R) göre moleküler ve elektrokinetik özelliklerinin etkileşimlerini belirlemek için yapılmıştır. Bu amaçla hammaddelere fiziksel, kimyasal, mineralojik, moleküler ve elektrokinetik deneyler uygulanmıştır. Ayrıca puzolanların temas açıları, serbest yüzey enerjileri ve hidratasyon gelişimleri çeşitli teknikler kullanılarak incelenmiştir. Çimento hamurlarında, standart çimento deneyleriyle birlikte XRD ve FT-IR teknikleri kullanılarak hidratasyon gelişimi belirlenmiştir. Ayrıca SEM ile mikro yapıları incelenmiştir.Yapılan çalışmalarda, puzolanların fiziksel özelliklerinin büyük oranda moleküler yapılarına bağlı olduğu tespit edilmiştir. Moleküler yapının özellikleri, kristal ve amorf karakterli olmasının yanı sıra, içeriğindeki kimyasal elementlerin varlığına bağlı olarak değişmektedir. Bu da elektrokinetik özellikleri etkilemektedir. Referans çimento ve puzolanlar, bünyelerindeki pozitif ve negatif değerlikli atom ve atom grupları nedeniyle farklı zeta potansiyeli değerleri almıştır. Dolayısıyla pozitif yüklü parçacıklar, negatif yüklü parçacıklarla etkileşerek önce zayıf, sonra kuvvetli bağlarla bağlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Puzolan, Elektrokinetik

Ayça Demirer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı mineralojik yapıya sahip puzolanların puzolanik aktivitelerinin incelenmesi

Katkılı kompozit çimentolardaki ilave katkı miktarlarının artmasıyla çimentodaki mekanik özelliklerde iyileşme ile birlikte ekolojik ve ekonomik açıdan avantajlar sağlanmaktadır. İlave katkı malzemelerinin bağlayıcı sistemlerdeki miktarı, su ihtiyacındaki artış ve dayanım kazanma hızındaki azalma gibi faktörler tarafından kısıtlanmaktadır. Bu sebeple katkılı çimentolarda kullanılan puzolanların özelliğini ve miktarını performans kaybı olmaksızın mümkün olduğu ölçüde artırmak amacıyla araştırmalar yapılmaktadır.Bu çalışma, kristal ve amorf yapıya sahip farklı puzolan hammaddelerinin puzolanik aktivitelerini ve bu puzolanları içeren bağlayıcı sistemlerin özelliklerinin araştırılmasını kapsamaktadır. Çalışmada kristal yapılı ve amorf yapılı puzolanların karakterizasyonu, puzolanik aktivitelerinin birbirleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, kristal yapılı ve amorf yapılı puzolanların elektrokinetik ve moleküler yapılarının puzolanik aktiviteye etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır.Bu amaçla puzolan hammaddelerin fiziksel, kimyasal, mineralojik, moleküler ve elektrokinetik özelliklerinin karakterizasyonu yapılmıştır. Kireç-puzolan karışımlarının hidratasyon gelişimleri XRD, STA ve FT-IR teknikleri kullanılarak incelenmiştir.Yapılan çalışmalarda, puzolanların fiziksel özelliklerinin büyük oranda moleküler yapılarına bağlı olduğu tespit edilmiştir. Moleküler yapının özellikleri, puzolanların kristal ve amorf karakterli olmasının yanı sıra, puzolanların içeriğindeki kimyasal elementlerin varlığına bağlı olarak değişmektedir. Bu da elektrokinetik ve iyonsal özellikleri etkilemektedir. Kireç ve puzolanlar, bünyelerindeki pozitif ve negatif değerlikli atom ve atom grupları nedeniyle farklı zeta potansiyeli değerleri almıştır. Dolayısıyla pozitif yüklü parçacıklar, negatif yüklü parçacıklarla etkileşerek önce zayıf, sonra kuvvetli bağlarla bağlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrokinetik, Moleküler Yapı, Puzolan.

Gamze Müezzinoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sanitaryware üretiminde tasarımdan kaynaklanan bazı problemler

Teknolojik olanakların ve üretim yöntemlerinin sınırlı olması durumunda tasarımcı bu olanaklar çerçevesinde bir biçim tasarlamak zorundadır. Üretilmek istenen biçimi verebilecek teknolojik imkanların sağlanması durumunda tasarımcı tasarım-üretim yöntemi uygunluğunu en doğru biçimde sağlamak durumundadır. Hangi durumda olursa olsun tasarımcının kesin bir sonuca ulaşabilmesi için yeterli teknolojik ve üretim bilgisine sahip olması gerekmektedir.Bu çalışmada sanitaryware üretiminde tasarımdan kaynaklanan bazı problemler araştırılmış ve ürünlerin üretimi esnasında üretim proseslerinde meydana gelen hatalar incelenmiştir.Sonuç olarak; iyi bir tasarımcı bir ürünü tasarlamadan önce üretim aşamalarını da iyi bilen ve düşünen bir tasarımcı olmalıdır. Aksi halde üretimi zor olan bir ürünün tasarlanabilir ve beraberinde artan bir maliyet ve verimsizlik söz konusu olabilir. Bu da, tasarlanan ürünün hiçbir zaman üretilemeyeceği anlamına gelebilir.

Endüstriyel tasarımSeramik vitriye ürünlerTasarım+1
İbrahim Bağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cimento süspansiyonlarında cr+ bileşiklerinin zeolitle adsorbsiyonunun araştırılması

Bu çalışmada, Manisa-Gördes bölgesine ait klinoptilolit tipi zeolitlerin doğal halde veaktive edilerek, çimento süspansiyonlarında bulunan Cr +6 ve Cr +3 bileşiklerini adsorblamakapasitesi araştırılmıştır. Adsorbsiyon kapasitesini artırmak amacı ile klinoptilolitlere ısıl, asitve baz aktivasyonu uygulanmıştır. Isıl aktivasyonda kalsinasyon sıcaklıkları 400˚C, 500˚C ve600˚C olarak seçilmiş ve kalsinasyon sıcaklığının etkisi araştırılmıştır. Asit aktivasyonundaHNO3 ve H2SO4, baz aktivasyonunda KOH ve NaOH kullanılmıştır.Çalışmanın iki amacından biri, demir sülfatla kromu +6'dan +3'e indirgenen çimentoyazeolit ilavesiyle kromun +3 formunda adsorblanarak yeniden oksidasyonunun önlenmesi, diğeriise +6 formundaki kromun adsorblanmasının araştırılmasıdır. Bu amaçlarla klinoptilolitler,Cr+6 değeri 2 ppm ve 14 ppm olan CEM I tipi katkısız çimentolara % 5, % 10, % 20 ve % 40oranlarında eklenerek 6 ay süresince krom analizleri yapılmıştır. Zamanla demir sülfatlıçimentodaki krom +3 yükseltgenirken, klinoptilolit eklenen çimentolarda bu artışgörülmemektedir. 6 ay sonucunda portland çimentosundaki Cr +6 miktarı 9 ppm'e yükselirken,klinoptilolitli çimentolarda 0-1 ppm olarak kalmaktadır. 14 ppm Cr+6 içeren demir sülfatsızçimentoya klinoptilolit ilavesiyle, değerin 4 ppm'lere kadar düşürüldüğü görülmüşür.Adsorblama kapasiteleri bakımından en iyi sonuç asitlerle (HNO3 > H2SO4) elde edilmiştir. Bazaktivasyonunun sonuçları doğal ve ısıl aktivasyonunki kadar etkili olmamakla birlikte kendiiçinde KOH > NaOH olarak sıralanabilir. Isıl aktivasyonda kalsinasyon sıcaklığının değişimininadsorblama kapasitesine etkisinin olmadığı gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Adsorbsiyon, Aktivasyon, Çimento, Klinoptilolit, Krom, Zeolit

Behide Şen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Alıev-panfılov modeli kullanarak kalbin elektriksel aktivitesinin 3-boyutlu simülasyonu

Kalbin elektriksel aktivitesi ile ilgili veriler kalbin fonksiyonel durumu hakkında bilgiedinilmesini sağlar. Kalbin elektriksel aktivitesinin araştırılmasında deneysel ölçümyöntemleri en çok kullanılan yöntemler olmalarına rağmen ölçümlerin yapılmasısırasında girişimsellik, sınırlı konumsal çözünürlük ve etik problemler gibi sorunlarortaya çıkmaktadır. Bu problemleri ortadan kaldıran matematiksel modellere dayalıyöntemler ise deneysel ölçümleri baz olarak kalbin elektriksel aktivitesinimatematiksel ifadelerle ortaya koyarlar. Matematiksel modeller iyonik ve dokusalmodeller olmak üzere ikiye ayrılır. İyonik modeller iyonik akımların dinamikdavranışlarını ifade ederken dokusal modeller elektriksel yayılımı tanımlar. Buçalışmada, dokusal modellerden biri olan Aliev-Panfilov modeli kullanarak kalbinelektriksel aktivitesinin 3-Boyutlu (3B) simülasyonu gerçekleştirilerek deneyselverilerle karşılaştırılması ortaya koyulmaktadır. Deneysel ölçümler ve simülasyonlarfarklı köpek kalpleri üzerinde gerçekleştiği için köpek kalplerine geometri çakıştırmaişlemi uygulanır. Sonuç olarak simülasyon verileri ile deneysel veriler arasında hatakriterleri hesaplanır. Bu hesaplama sonucunda; ilinti katsayısı (İK) için 0,87 m 0,06 ,hata karelerinin ortalamalarının karekökü (HKOK) için 12,85 m 4,38 ve göreceli hata(GH) için 0,199 m 0,045 değerleri bulunmuştur. Deneysel veriler kendi içerisindekarşılaştırıldığında İK için 0,87 m 0,08 , HKOK için 20,8 m 4,37 ve GH için 0,335 m 0,095değerleri bulunmuştur. Bu sonuçlar Aliev-Panfilov modelinin kalbin 3B elektrikselfaaliyetinin simülasyonunda kullanılabilirliğini göstermektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kalp haritalaması, Aliev-Panfilov modeli, geometriçakıştırma, kalbin elektriksel aktivitesinin simülasyonu.Danışman: Yrd. Doç. Dr. Bülent Yılmaz, Başkent Üniversitesi, BiyomedikalMühendisliği Bölümü.

Uğur Cunedioğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Litotripside kullanılan şok dalgasının simülasyonu ve dalga performansının optimize edilmesi

Litotripsi sistemleri günümüzde böbrek taşı tedavisinde kullanılan en yaygın sistemlerdir. Yeni gelişen tedavi teknikleri ve klinik araştırmalar sonucunda bu sistemler bazı ortopedik hastalıklarda da kullanılmaya başlanmış. Kardiyoloji ve kanser tedavilerinde ise şimdilik deneysel çalışmalar yürütülmektedir. Cihazların bu yeni kullanım alanlarındaki gereksinimleri karşılayabilmesi için tasarım değişikliklerine ihtiyaç vardır. Tasarım süresini ve maliyetleri azaltmanın en etkin yolu ise litotripsi sistemlerinin bilgisayar ortamında modellenmesidir.Bu çalışmada zamanda sonlu farklar yöntemi (Finite Difference Time Domain, FDTD) kullanılarak litotripsi sisteminin bilgisayar ortamında gerçek zamanlı matematiksel modeli oluşturulmuştur. Modelde litotripsi sistemini oluşturan birçok fiziksel parametre girdi ve/veya değişken olarak tanımlanmıştır. Model oluşturulduktan sonra gerçek verilerle denenmiş ve gerçekçi sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada ayrıca, performans artırmak amacıyla deneysel bir çalışma yapılmış ve sonuçlarına benzer girdi değerleri kullanan simülasyon sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada, simülasyon son olarak dalga kaynağı, reflektör boyutu, ortam koşulları gibi çeşitli girdi parametreleri ile denenmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak gelecekte çok daha farklı alanlarda kullanım olanağı bulacak litotripsi sistemlerinin bu alanlara hızlı ve etkin bir şekilde uyarlanabilmesi için bilgisayar modellerine ihtiyaç vardır. Bu çalışmada geliştirilen model sayesinde bu ihtiyaca cevap verilmeye çalışılmıştır.

Litotripsi
Emre Çiftçi
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Epileptik kaynak yerelleştirmesinde geri problem çözüm tekniklerinin uygulanması

Epilepsi gibi beyin hastalıkları tedavisi için, beyindeki epileptik aktivasyonun kaynağı olan bölge veya bölgelerin yerlerinin tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu amaçla günümüzde, uzaysal çözünürlükleri yüksek olmasına rağmen, zamansal çözünürlükleri düşük olan fonksiyonel görüntüleme sistemleri ile beraber zamansal çözünürlüğü daha yüksek olan elektroensefalografi (EEG) veya manyetoensefalografi (MEG) gibi beyin yüzeyinden elde edilen elektromanyetik verilerin kullanıldığı Elektromanyetik Kaynak Görüntüleme (EMKG) yöntemleri kullanılmaktadır. EMKG'de, EEG veya MEG ölçümleri alınan kafanın bilgisayar modeli üzerinde geri problem çözümleri gerçekleştirilmekte ve böylece bu ölçümlere neden olan epileptik kaynaklar tespit edilmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak dört tabakalı ideal kafa modeli oluşturulmuştur. Bu modelde, 8 cm yarıçapında yarıküre şeklindeki kafa derisi üzerinde EEG elektrotlarının olduğu varsayılmıştır ve 7 cm yarıçapında yarıküre şeklindeki korteks üzerinde yüzeye dik olarak 930 adet dipol konumlandırılmıştır. Her bir dipol için analitik olarak ileri problem çözümü yapılmıştır. Ardından, literatürde mevcut olan minimum norm (MN), ağırlıklanmış MN (WMN), LAURA ve EPIFOCUS geri problem algoritmaları farklı sayıda EEG elektrotları için uygulanmıştır. Ayrıca, 10, 20 ve 30 dB sinyal gürültü oranına (SNR) sahip olacak şekilde gürültü eklenmiş EEG verileri üzerinde kesilmiş tekil değer ayrıştırması (tSVD) yönteminin de sonuca etkisini araştıracak şekilde analizler gerçekleştirilmiştir. Yukarıda belirtilen tek dipol kaynaklı analizlerden sonra, hem EPIFOCUS, hem de MN geri problem çözüm yöntemlerinin çift dipol kaynaklı analizleri de yapılmıştır. Sonuç olarak, tek dipol kaynaklı çalışmalarda, hem gürültüsüz hem de gürültülü veriler için en iyi sonuçlar EPIFOCUS geri problem yönteminin uygulanması sonrası ortaya çıkmıştır. Fakat birden fazla dipol kaynağının bulunduğu durumlarda, EPIFOCUS'un performansının oldukça düştüğü görülmüştür. Tek dipol kaynaklı gürültülü analizlerde, elektrot sayısı ve gürültü seviyesi arttıkça, genel olarak, dipol yerelleştirme performanslarının net bir şekilde düştükleri gözlemlenmiştir. Gürültülü ölçümler için elektrot sayısı arttıkça, tSVD iyileştirmesinin daha fazla etkili olduğu görülmüştür.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kaynak yerelleştirmesi, EMKG, EEG ileri-geri problem.Danışman: Yrd. Doç. Dr. Bülent YILMAZ, Başkent Üniversitesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü.

Mehmet Doğan Erden
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Obstruktif uyku apne sendromlu hastalarda GT dağılımının incelenmesi

Uyku apnesi, uyku esnasında geçici solunum durması şeklinde tanımlanabilecek bir çeşit uyku bozukluğudur. Uykuda gerçekleşen nefes alıp vermeler arasında 10 sn ve daha fazla süre geçmesine standart olarak uyku apnesi denmektedir. Solunum çabasının olmasına rağmen fiziksel bir engel dolayısıyla ağız ve burunda hava akımının olmaması ise ?obstrüktif? uyku apnesi olarak adlandırılmaktadır. Obstrüktif uyku apne sendromlu (OUAS) hastalarda gece boyunca solunumun çok sık durması kalbi etkilemekte ve EKG dalga şekillerinde belirgin farklılıklar meydana gelmesine sebep olmaktadır. Bu tezin öncelikli amacı; uzun EKG kayıtlarındaki her bir kalp atımında görülen Q, R, S, T-başlangıç ve T-son gibi noktaların otomatik olarak belirlenebilmesi için gürültülere dayanıklı bir algoritma geliştirmektir. İkinci olarak; bu algoritmayı değişik gürültü tiplerine ve dalga şekillerine sahip EKG kayıtları üzerinde denemek ve son olarak da; OUAS'li hastalar ve kontrol grubundan (OUAS teşhisi konulmayan) alınan EKG kayıtları üzerinde uygulayıp, OUAS'nin uyku EKG'si üzerindeki etkilerini istatistiksel olarak analiz etmektir.Bu tez çalışmasında, Matlab kullanılarak her bir kalp atımında bulunan Q, R ve S noktaları türev tabanlı bir algoritma yardımıyla, T dalgasının başlangıcı ve sonu ise Haar dalgacık dönüşümü tabanlı bir algoritma yardımı ile otomatik olarak tespit edilmiştir. Geliştirilen algoritmayı test etmek ve OUAS'nin farklı uyku evrelerindeki QT ve RR dağılımlarına etkisini belirleyebilmek için, Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı uyku laboratuarında kaydedilmiş 25 EKG verisi (14 OUAS'li birey, 11 OUAS teşhisi konulmamış birey) kullanılmıştır. Öncelikle, geliştirilen algoritmanın performansını test etmek için farklı QRS ve T dalgası morfolojilerine sahip örnek bir EKG veri grubu oluşturulmuştur. Daha sonra Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'nden iki kardiyoloji uzmanı Matlab'da geliştirilen bir grafiksel kullanıcı ara yüzü kullanarak bu veri grubu üzerindeki Q ve T-son noktalarını işaretlemiştir. R noktaları tezin yazarı tarafından işaretlenmiştir. Algoritmanın bulduğu düzeltilmiş QT (QTc) ve RR aralıkları ile kardiyoloji uzmanlarının işaretlediği QTc ve RR aralıkları arasındaki hata oranı hesaplatılmış ve algoritmanın QT aralıklarını %4,47, RR aralıklarını ise %1,31 hata payı ile bulduğu belirlenmiştir.Son olarak, OUAS teşhisi konulan 14 ve bu teşhisin konulmadığı 11 bireyde farklı uyku evreleri için tespit edilen QTc, QTc dispersiyonu (maksimum QTc ve minimum QTc arasındaki fark, QTcd) ve RR parametreleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda QTc dağılımlarının farklı uyku evrelerinde anlamlı bir fark göstermediği ancak OUAS'lı ve sağlıklı popülasyonlar karşılaştırıldığında farklı dağılımlar gösterdiği görülmüştür. Ayrıca, QTcd ve RR parametreleri de uyku evresi temel alınarak karşılaştırıldığında farklı dağılımlar göstermektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Obstruktif uyku apne sendromu, QT dağılımı, dalgacık dönüşümü, t testiDanışman: Yrd. Doç. Dr. Bülent Yılmaz, Başkent Üniversitesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü.

Eren Arıkan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalpteki fokal ventriküler aritmi kaynağının yerinin tespitinde kümeleme ve sınıflandırma uygulamaları

Son dönemde kalpteki ritim bozukluklarının (aritmilerin) ortaya çıkmasında önemli rol oynayan anormal iletim bölgelerinin bulunmasında kateterlere dayalı yöntemler daha çok tercih edilir olmuşlardır. Girişimsel olmayan bir yöntem olan vücut yüzeyi potansiyel haritalama (VYPH) ise araştırma amaçlı bir uygulama olmaktan çıkıp klinikte kendine yer bulmaya çalışmaktadır.Bu tez çalışmasında, fokal (odaksal) ventriküler aritmi kaynaklarının yerinin kateterlere dayalı yöntemlerle veya VYPH ile tespitinde yeni bir yaklaşım ile değişik kümeleme ve sınıflandırma yöntemleri kullanılmıştır. Kalbin yüzeyi, Kohonen özörgütlemeli haritalar ve bulanık C ortalamalı kümeleme kullanılarak, belirli sayıda bölgeye (kümeye) ayrılmıştır. Daha sonra geri yayılım (GYA), olasılıksal sinir ağları (OSA), diskriminant analiz (DA), k en yakın komşu (kNN), destek vektör makineleri (DVM) olarak sıralayabileceğimiz sınıflandırma yaklaşımları kullanılarak aritmi kaynağının kalbin üzerindeki hangi bölge içinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın birinci kısmında, 13 adet köpek kalbi deneyinden elde edilen aktivasyon zamanı verilerini kullanarak toplardamar içindeki kateterlerden kalbin dış yüzeyindeki (epikart) aritmi kaynağı tespit edilmiştir. İkinci aşamada, Aliev-Panfilov matematiksel modelleme yöntemine dayanan benzetim veri seti üzerinde hem dış hem de iç yüzeydeki (endokart) fokal kaynakların hangi kalp yüzeyinde bulunduğu ve o yüzeyin hangi bölgesinde yer aldığı belirlenmiştir. Üçüncü aşamada, vücut yüzeyi potansiyel haritalarından Karhunen-Loeve dönüşümü, QRS ve QRST integralleri yaklaşımlarıyla elde özellik vektörleri yardımıyla epikardiyal kaynakların yerinin belirlenmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, ventriküler aritmilerin kaynaklarının tespiti için yeni yöntemler geliştirilmiştir ve bu yöntemlerin performans analizleri yapılmıştır.

Aritmi-kardiyakDiskriminant analiziYapay zeka
Ahmet Sertaç Sunay
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Pomzanın vitrifiye seramik üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması

Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Bülent YılmazÖZETBu çalışmada pomzanın vitrifiye seramik üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır.Vitrifiye seramik çamuruna sodyum ve potasyum feldspata alternatif ergitici olarak düşükergime sıcaklığına sahip pomza ilave edilerek yeni reçetelerden elde edilen çamur, yarı mamulve mamullerin özellikleri incelenerek pomzanın mamule etkileri incelenmiştir.Çalışmanın sonucunda pomza ilavesi ile bünyelerin mekanik özelliklerinin olumluyönde geliştiği, sinterleme sıcaklığının düşürülebileceği ve daha az ergitici kullanarakhammadde tasarrufu sağlanacağı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Pomza, vitrifiye seramik.

Kaan Özmen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çimentolu sistemlerde Cr(VI)'nın farklı indirgenler kullanarak indirgenmesinin aratırılması

EU 2003/53/EC Direktifi, hidrate olduğunda ağırlıkça kuru bazda % 0,0002 (2ppm)'nin üzerinde krom (VI) içeren çimento ve çimento içerikli malzemelerin kullanımınıve satışını sınırlamaktadır. Bu yasa; çimento kullanımından kaynaklanan kromata bağlıalerjik dermatitlerin riskini minimize etmek için tasarlanmıştır. Çimento üreticilerininçoğu suda çözünebilen Cr(VI) miktarını, öğütme aşamasında çimentoya indirgeme ajanıilavesiyle kontrol altına almaktadır.Bu çalışmada, çimentodaki Cr(VI) miktarını 2 ppm'nin altına indirgemek için 5farklı indirgen kullanılmıştır. Ayrıca indirgenlerin çimentoda raf ömrü kapasiteleri detest edilmiştir. Kullanılan indirgenler; FeSO4.7H2O, Na2S2O4, Na2S2O5, Na2S2O3.5H2O veCaSx'dir. Deneylerde, 52 ppm ve 12 ppm hegzavalent krom içeriği olan iki farklı çimentonumunesi kullanılmıştır.Sonuç olarak; FeSO4.7H2O, Na2S2O4 ve CaSx'in Cr(VI)'yı 2 ppm'nin altınaindirgediği gözlenmiştir. Na2S2O5 ve Na2S2O3.5H2O'nun Cr(VI)'yı uzaklaştırmada etkiliolmadığı görülmüştür. FeSO4.7H2O'ın, raf ömrü testlerinde Na2S2O4 ve CaSx'den dahaetkili olduğu gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: Çimento, krom (VI), indirgenme

Fatih Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00

Other supervisors