Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Birgül Özkan

11 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda üriner inkontinans geriatrik depresyon ve yalnızlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, yaşlı bireylerde üriner inkontinans, geriatrik depresyon ve yalnızlık arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Ankara ilinde bulunan Gülhane Askeri Tıp Akademisi Geriatri Polikliniğinde Kasım 2014 - Şubat 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Geriatri Polikliniğine tedavi için başvuran 200 yaşlı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; Tanımlayıcı Veri Formu, ICIQ-SF, GDS-K ve UCLA-LS kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15 paket programında sayı, yüzde, frekans, ortalama, ortanca, standart sapma, Kruskal Wallis, Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U ve spearman korelasyon testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Yaşlı bireylerde üriner inkontinans ile geriatrik depresyon arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki saptanmıştır (r=0.215; p<0.05). Araştırmada yaşlılarda geriatrik depresyon ile yalnızlık arasında pozitif yönde ortanın üzerinde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=0.601; p=0,000<0.05). Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin %29.5'i 77-82 yaş grubu oluşturmaktadır. Araştırmada yaşlı bireyin sosyal aktivite durumu, sağlık algısı, kronik hastalığı bulunması, günlük aktivite durumu üriner inkotinans ile ilişkili saptanmıştır (p<0.05). Yaşlı bireylerde medeni durum, çocuk sayısı, birlikte yaşadığı bireyler, sosyal aktivite durumu, sağlık algısı, kronik hastalık varlığı ve günlük aktivite durumunun geriatrik depresyonu etkilediği belirlenmiştir (p<0.05). Çocuk sayısı, birlikte yaşadığı bireyler, sosyal aktivite durumu, sağlık algısı ve günlük aktivite durumunun yalnızlıkla ilişkisi saptanmıştır (p<0.05). Çalışmada yaşlı bireylerin üriner inkontinans problemleri incelenirken geriatrik depresyon ve yalnızlık duygusunun da ele alınması önemlidir. Yaşlı bireylerin sağlıklarını korumada ve hastalıklarının önlenmesinde bireyin bütüncül ele alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Geriatrik depresyon, üriner inkontinans, yaşlı, yalnızlık

DepresyonGeriatriYalnızlık+3
Hande Demirtaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri, depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde bulunan GATA Acil Servis Polikliniği ve GATA Psikiyatri Polikliniğinde Eylül 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Acil Servis Polikliniğine migren tedavisi için başvuran 60 bireyin ve Psikiyatri Polikliniğine depresyon tedavisi için başvuran 50 bireyin bakım vericileri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; Tanımlayıcı Veri Formu, Zarit bakım verme yükü ölçeği (ZBYÖ), Beck depresyon ölçeği (BDÖ), stresle başa çıkma tarzları ölçeği (SBTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 15 paket programında sayı, yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırmada bakım verici bireylerin ZBYÖ, BDÖ ve SBTÖ alt boyutu olan kendine güvenli yaklaşım (KGY) puan ortalamalarının depresyon hastalığına sahip olan bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmada depresyon hastalığına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri ile depresyon düzeylerinin daha yüksek bulunması ve migren ile depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin stresle benzer baş etme tarzları kullanmaları nedeni ile hemşirelerin bu bireylerin bakım vericilerine zorlandıkları alanlarda danışmanlık yapmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici, bakım yükü, depresyon, migren, stres.

Baş ağrısıDepresyonHasta bakımı+5
Merve Tuğrul
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin otizm algıları ve aile özellikleri ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin otizmi algılayışları ve aile özelliklerinin ebeveynlerin benlik saygıları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma Ankara ilinde bulunan etik kurulda açık isimleri belirtilmiş olan özel bir eğitim merkezi ve bir devlet okulunda Kasım 2014- Haziran 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini özel eğitim merkezine kayıtlı otizmli öğrenci ebeveynlerinden 51 anne ve 40 baba, devlet okuluna kayıtlı otizmli öğrencilerin ebeveynlerinden olan 9 anne oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerini belirleyecek bir form, Aile Değerlendirme Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve araştırmacılar tarafından literatür taranarak geliştirilmiş yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin IBM SPSS Statistics 21.0 paket programında ortanca, çeyreklikler arası genişlik değerleri, minimum – maksimum, Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırma, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada ebeveynlerin otizmli çocuklarına ilişkin görüşleri ebeveynin, anne ya da baba olma durumuyla farklılık göstermemektedir (p>0.05). Babaların aile işlevleri annelere göre daha sağlıklı bulunmuştur. Ebeveynler arasında Rosenberg Benlik Saygısı Ölçek puan ortancaları bakımından farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Ebeveynlerin Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyut ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği puan ortancaları arasında zayıf, doğrusal ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Çalışmada ebeveynlerin bilgi eksikliklerinin tanı sürecinde gecikmeye neden olduğu görülmüş, bu konuda bilgi ve ebeveynlerin otizme ilişkin olumlu algılarının artırılması için ebeveynlere sosyal ve psikolojik destek programlarının yapılması önerilmektedir.

AileAlgıAna-baba+4
Gökçe Şıkşık
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hematoloji kliniğinde çalışan hemşirelerin iletişim ve empati becerilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, hematoloji hemşirelerinin iletişim ve empati becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Ankara ilinde bulunan Atatürk Eğitim ve Araştırma, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastaneleri'nin hematoloji kliniklerinde Aralık 2014-Haziran 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Hematoloji kliniğinde çalışan 76 hemşire örneklemi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; hemşireler için sosyo-demografik veri toplama formu, İletişim Becerileri Ölçeği(İBÖ) ve Empatik Beceri Ölçeği (EBÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin % 48.7'si 26-35 yaş gurubunda, %53.9'u evli ve %27.6'sı C Hastanesinde, % 53.9'u hemşire olarak, %71.1'i hematoloji kliniğinde 12-36 ay süresiyle, %61.8'i nöbet-vardiya sistemi ile ve %75'i servis hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hematoloji hemşirelerine uygulanan EBÖ ve İBÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmediği halde zayıf, pozitif yönlü ve doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucuna göre, incelenen literatürler doğrultusunda iletişim ve empati becerileri birbirleri ile ilişkili olmalarına rağmen, bu çalışmada bir ilişki saptanmamıştır. İletişim becerilerinin etkili olması empati becerilerinin de etkili olacağı anlamına gelmemektedir. Bu çalışma hematoloji alanına özgü hazırlanmıştır, özellikle hemşirelerin iletişim ve empati becerilerinin bir çok alana özgü incelenmesi ve değerlendirilmesi önerilmektedir.

EmpatiEmpatik beceriHematoloji+7
Behice Belkıs Ayan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bakım ve rehabilitasyon merkezinde çalışan bakım elemanlarının ruhsal durumlarının incelenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup bakım ve rehabilitasyon merkezinde çalışan bakım elemanlarının ruhsal durumlarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma Ankara Saray Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon Merkezi'nde Ocak 2015 - Nisan 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Merkezde çalışan 445 bakım elemanı çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Veri Formu, Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler ve hesaplamalar için SPSS 21 paket programı, grafik çizimi için MS-Excel 2013 programları kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken istatistiksel metotlar sayı, yüzde, ortanca, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis, Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, bakım elemanlarının çalışma şeklinin sosyal yaşama etkisi, meslekte sorun yaşanan alan, son bir yılda yaşanan stres ve daha önce ruhsal sorun yaşama durumları ile KSE ortancaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Eğitim durumları ve gelir algısı ile sadece paranoid düşünce alt boyutu, yaşanan mesleki problemlere geliştirdikleri davranış ile obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, paranoid düşünce alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Bakım elemanlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, çalışma süresi, çalışma şekli, sosyal olanakların varlığı, aktivite durumu gibi bireysel özelliklerin KSE puan ortancaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda bakım elamanlarının yaşanan problemlere bağlı olarak oluşan ruhsal sorunların belirlenmesi ve bireylerin gereksinimlerinin giderilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bakım ve rehabilitasyon merkezi, Bakım elemanı, Kısa semptom envanteri, Ruhsal durum,

AnksiyeteDepresyonEngelli kişiler+4
Haydar Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri kliniğinde yatan hastaların intihar olasılığı ve yaşamı sürdürme nedenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma Ankara ilinde bulunan ve yataklı kliniği olan Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri ve Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Şubat-Mayıs 2016 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini çalışmaya katılmayı kabul eden 192 hasta birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ), Yaşamı Sürdürme Nedenleri Envanteri (YSNE), Beck Depresyon Envanteri (BDÖ) ve Gönüllü Olur Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin IBM SPSS 21.0 paket programlarında sayı, yüzde, frekans, ortanca, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis H, Mann Whitney U, korelasyon ve adım adım (stepwise) regresyon yöntemi kullanılarak analizi yapılmış olup istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada intihar olasılığı yüksek olan hasta bireylerin daha az yaşamı sürdürme nedenlerine sahip olduğu ve depresyon seviyelerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Depresyon, intihar düşüncesi, yaşamı sürdürme nedenleri, kötü muamele görmek, eğitim düzeyi, gelir durumu ve yaş değişkenlerinin intihar olasılığına etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır (F= 61.125; p<0.001). Psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi gören hasta bireylerin tedavileri boyunca intihar olasılığını artıran ve intihara karşı koruyucu olan faktörler doğrultusunda izlenmesi önerilmektedir.

DepresyonHastaneye yatırmaPsikiyatri klinikleri+2
Reyhan Eskiyurt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin psikolojik yardım arama davranışları, içselleştirilmiş damgalama ve benlik saygısının belirlenmesi

Hemşirelerin Psikolojik Yardım Arama Davranışları, İçselleştirilmiş Damgalama ve Benlik Saygısının Belirlenmesi Bu çalışma hemşirelerin psikolojik yardım arama davranışları ile içselleştirilmiş damgalama, benlik saygısı arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışma Ankara ilinde bulunan ve yapısal özelliklerine göre seçilmiş üç farklı hastaneden 488 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sosyodemogrofik veri toplama formu, PYAKDÖ, PYAİTÖ ve RBSÖ kullanılmıştır. . Elde edilen verilerin SPSS 21.0. paket programında sayı, yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi, Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak, analizleri yapılmıştır İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmada PYAİTÖ puanı ortancası erkeklere göre daha yüksektir (Z=3.706. p<0.001).Çocukluğunu parçalanmış bir ailede geçiren hemşirelerin PYAİTÖ puanı ortancası, bütün bir ailede geçiren hemşirelerin PYAİTÖ puanı daha yüksektir. Arada anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0.05). Bu çalışmada PYAKDÖ PYAİTÖ RBSÖ ölçekleri ile yaş, çalışma yılı, çalışma süresi, medeni durum, eğitim düzeyi, çocuklukta yaşanılan yer, çocukluğunda aileden gördüğü ilgi durumu ve disiplin tipi, sosyal destek varlığı faktörleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadığı ile cinsiyet, ailenin yapısı ve annenin varlığı faktörleri arasında anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. PYAİTÖ ile RBSÖ ve PYAKDÖ arasında negatif yönlü oldukça zayıf ilişki olduğu görülmüştür. Kadın olmak psikolojik yardım arama davranışı olumlu yönde etkilemektedir. Parçalanmış bir ailede yetişmenin psikolojik yardım arama davranışını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Annesi hayatta olan hemşirelerin olamayanlara oranla benlik saygılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin çalışma şartlarının ailevi ilişkilerini negatif yönde etkilediği görülmektedir. Bu anlamda yeni çalışmalar yapılabilir. PYAİTÖ ile RBSÖ ve PYAKDÖ arasında negatif yönlü bir ilişkinin varlığı literatürle uyumludur. ANAHTAR KELİMELER:İçselleştirilmiş Damgalama, Benlik saygısı, Psikolojik Yardım Arama, Hemşireler,

Benlik saygısıDamgalamaHemşireler+5
Günseli Teke
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni ve bipolar bozukluğu olan hastalarda içgörü, ,içselleştirilmiş damgalanmanın ilaç uyumu üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, psikiyatri polikliniğine gelen, ayaktan takip edilen bir grup şizofreni ve bipolar bozukluğu olan hastanın içgörü, içselleştirilmiş damgalanma düzeylerinin ilaç uyumu üzerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve yöntem: Araştırma Türkye'de bir hastanede Mayıs 2015-Mart 2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışma psikiyatri polikliniğine başvuran ,18-65 yaşları arasında, DSM-V' e göre şizofreni ve bipolar bozukluk tanısı almış ve ayaktan takip edilen 100 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri araştırmacıların geliştirdiği Sosyodemografik Veri Formu, Beck Bilişsel İçgörü Ölçeği Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği ,Morisky Uyum Ölçeği, İlaç Tutum Envanteri ,Klinik Global Değerlendirme Ölçeği ile toplandı. Bulgular:Çalışma gruplarında hastaneye yatış nedeni, ilacı kendilerinin kullanma durumu, ilaç alma konusunda desteklenmeleri ve hatırlatmaya ihtiyaç duymaları durumlarının dağılımları farklılık göstermemektedir. BBİÖ kendinden eminlik alt ölçek skorları şizofreni ve bipolar bozukluk hastalarında benzerdir. RHİDÖ toplam ölçek skoru şizofren grubunda bipolar bozukluk olanlarda elde edilen skorlardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.ITE skorlarının şizofren grubunda anlamlı düzeyde düşük olduğu belirlenmiştir. KGİÖ hastalık şiddeti, düzelme ve yan etki sorularına ait yanıt kategorilerinde grupların dağılımı benzerdir. Sonuç: Çalışmaya katılan şizofreni hastalarının içselleştirilmiş damgalanma düzeyleri bipolar bozukluğu olan hastalara göre yüksek bulunmuştur. Ayrıca ilaç uyum düzeyleri bipolar bozukluğu olan hastalara göre daha düşük saptanmıştır. Bu nedenle ruh sağlığı ve psikiyatri hemşirelerinin bu iki kavramı algılayıp, benimseyerek ilaç uyumu üzerine etkilerini incelemeleri ve toplum ruh sağlığı alanında yeni programlar oluşturup uygulamaları önerilebilir.

Bipolar bozuklukDamgalamaİlaç kullanımı+2
Gizem Gökalp
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Demans bakım vericilerine göre hastaların nöropsikiyatrik belirtileri ile günlük yaşam aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, demans hastalarının bakım vericilerine göre hastaların nöropsikiyatrik belirtileri ile günlük yaşam aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda 214S048 numaralı Tübitak projesi kapsamında, Temmuz 2016-Ağustos 2017 tarihlerinde yapıldı. Yapılan tetkikler sonucunda demans tanısı almış ve ayaktan takip edilen 142 hasta ve yakınları/bakım vericileri ile gerçekleştirildi. Veriler Sosyodemografik Veri Formu, Temel Günlük Yaşam Aktiviteleri (TGYA) Ölçeği, Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri (EGYA) Testi, Nöropsikiyatrik Envanter (NPE) ile toplandı. Hastaların günlük yaşam aktivite ölçek puan ortalamaları bakım verme durumuna göre farklılık göstermekte ve günlük yaşam aktivite puan ortalamaları yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, demansa eşlik eden başka bir hastalık varlığına göre farklılık göstermektedir. NPE ortalamaları hastaların yaş ve eğitimlerine göre farklılık göstermekte iken, sıkıntı puan ortalamaları hasta yakınlarının iş-meslek grupları ve çocuk sahibi olma durumlarına göre farklılık göstermekte, bakım vericilerin hastaya yakınlık derecesi, telefon ile görüşme sıklığı, bakmakla yükümlü olduğu çocuk varlığı, gelir durumu ve başka demans hastasına bakım verme durumuna göre farklılık göstermektedir. Hastaların TGYA ile EGYA, NPE ile NPE sıkıntı puanları arasında pozitif yönlü, anlamlı ilişki bulunduğu (p<0.05), ancak NPE ile TGYA arasında ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Bakım almayan hastaların GYA düzeyleri bakım alanlardan daha yüksek bulunmuş, NPE ile GYA düzeyleri arasında ilişki bulunmamıştır. Bu doğrultuda hemşirelerin araştırmalarında farklı demans tanılarını içeren daha büyük örneklemlerle ilişkinin değerlendirilmesi ve bakım vericilere yönelik psikoeğitim düzenlemeleri önerilebilir.

Bakım verenlerBelirti ve semptomlarDemans+3
Fatma Atkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin otizm algıları ve aile özellikleri ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin otizmi algılayışları ve aile özelliklerinin ebeveynlerin benlik saygıları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma Ankara ilinde bulunan etik kurulda açık isimleri belirtilmiş olan özel bir eğitim merkezi ve bir devlet okulunda Kasım 2014- Haziran 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini özel eğitim merkezine kayıtlı otizmli öğrenci ebeveynlerinden 51 anne ve 40 baba, devlet okuluna kayıtlı otizmli öğrencilerin ebeveynlerinden olan 9 anne oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerini belirleyecek bir form, Aile Değerlendirme Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve araştırmacılar tarafından literatür taranarak geliştirilmiş yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin IBM SPSS Statistics 21.0 paket programında ortanca, çeyreklikler arası genişlik değerleri, minimum – maksimum, Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırma, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada ebeveynlerin otizmli çocuklarına ilişkin görüşleri ebeveynin, anne ya da baba olma durumuyla farklılık göstermemektedir (p>0.05). Babaların aile işlevleri annelere göre daha sağlıklı bulunmuştur. Ebeveynler arasında Rosenberg Benlik Saygısı Ölçek puan ortancaları bakımından farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Ebeveynlerin Aile Değerlendirme Ölçeği alt boyut ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği puan ortancaları arasında zayıf, doğrusal ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Çalışmada ebeveynlerin bilgi eksikliklerinin tanı sürecinde gecikmeye neden olduğu görülmüş, bu konuda bilgi ve ebeveynlerin otizme ilişkin olumlu algılarının artırılması için ebeveynlere sosyal ve psikolojik destek programlarının yapılması önerilmektedir.

AileAlgıAna-baba+4
Gökçe Şıkşık
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi

Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırma olup migren ve depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri, depresyon düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde bulunan GATA Acil Servis Polikliniği ve GATA Psikiyatri Polikliniğinde Eylül 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Acil Servis Polikliniğine migren tedavisi için başvuran 60 bireyin ve Psikiyatri Polikliniğine depresyon tedavisi için başvuran 50 bireyin bakım vericileri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; Tanımlayıcı Veri Formu, Zarit bakım verme yükü ölçeği (ZBYÖ), Beck depresyon ölçeği (BDÖ), stresle başa çıkma tarzları ölçeği (SBTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 15 paket programında sayı, yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testi kullanılarak analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırmada bakım verici bireylerin ZBYÖ, BDÖ ve SBTÖ alt boyutu olan kendine güvenli yaklaşım (KGY) puan ortalamalarının depresyon hastalığına sahip olan bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmada depresyon hastalığına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin bakım verme yükleri ile depresyon düzeylerinin daha yüksek bulunması ve migren ile depresyon hastalıklarına sahip olan bireylerin bakım vericilerinin stresle benzer baş etme tarzları kullanmaları nedeni ile hemşirelerin bu bireylerin bakım vericilerine zorlandıkları alanlarda danışmanlık yapmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici, bakım yükü, depresyon, migren, stres.

Baş ağrısıDepresyonHasta bakımı+5
Merve Tuğrul
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2015
00

Other supervisors