Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Kadir Güler

14 theses · Kütahya Dumlupınar University

Master'sOpen AccessTR

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde iç Egeden bir kent: Karahisâr-ı Sâhib

"Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâmesi'nde İç Egeden Bir Kent: Karahisâr-ı Sâhib" adlı tez, Seyyâh-ı Âlem Evliyâ Çelebi'nin "Şefaat Ya Resulallah" diyececeği yerde "Seyahat Ya Resulallah" dediği meşhur rüyasının ardından başladığı seyahatinin neticesinde ortaya koyduğu on ciltlik eseri olan Seyahatnâme'nin dokuzuncu cildinde yer alan Karahisâr-ı Sâhib adlı yerleşim yerinin, Evliyâ Çelebi'nin kendi döneminde kaleme aldığı şekli ile bugünkü durumunun karşılaştırılması esasına dayanır. Öncelikle Afyonkarahisar'ın coğrafi ve ekonomik özellikleri ile kısaca tarihinden bahsedilerek başlanılan tezin devamında, Karahisâr-ı Sâhib'in anlatıldığı ilgili bölümün Osmanlıca metni, transkripsiyonu ve günümüz Türkiye Türkçesine çevrimi yer almaktadır. Devamında "Afyonkarahisar'ın Bugünkü Durumu" başlığı altında ise Evliyâ-yı bî riyâ b. Derviş Muhammed Zıllî'nin bu yerleşim yeri hakkında yazdıkları ile bugünkü durumu geniş bir şekilde (kale, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, bedestenler, türbeler, ilçeler) kıyasa tabii tutulmuştur. Ayrıca ilgili metnin daha iyi anlaşılıp daha iyi aktarılmasına yardımcı olmak için, metinde anlamlarını vermeyi uygun gördüğümüz sözcükler, "kelimeler ve kavramlar" ve "sözlük" başlığı altında açıklanarak, anlaşılmanın kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimler: Ege Bölgesi, İç Ege Bölümü, Karahisâr-ı Sâhib (Afyonkarahisar), Seyahatnâme, Evliyâ Çelebi

AfyonkarahisarEge bölgesiEski Türk edebiyatı+4
Şule Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 numaralı şiir mecmuasının ʿMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi ve transkripsiyonlu metni

Arapça cem' kökünden türeyen mecmua kelimesi anlam bakımından dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak, derlemek, biriktirmek ve tertip etmek anlamlarına gelmektedir. Mecmua kelimesini edebî bir ıstılah çerçevesinde ele aldığımızda, farklı şahıslara ait metinlerin ya da şiirlerin, bir araya getirilmek suretiyle, oluşturulan eserler bütünü anlamına gelmektedir. Mecmuaları günümüzdeki edebiyat dergileri veya seçilmiş şiirlerden oluşan kişisel 'şiir defterleri' olarak da görebiliriz. Günümüzdeki antolojilerin vasıflarını taşıyan bu eserler, derleyicisinin şahsi zevklerini, inanışlarını, devrinin dil özelliklerini ve edebî eğilimlerini de yansıtan niteliktedir. Şiir mecmuaları klāsik Türk edebiyatını tahlil ve tahkik etmede kaynaklık eden önemli eserlerdir. Arap harfli metnini günümüz harflerine aktardığımız bu mecmua, İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 katalog künyeli şiir mecmuasıdır. Mecmuanın Elîfîzāde Feyzullāh tarafından derlendiği belirlenmiştir. Araştırmamız mecmuanın ortaya çıkışı ve geniş bir tanıtımının yapıldığı ve mecmuaya dair muhtelif bilgilerin yer aldığı ve de bunların yanı sıra Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) kapsamıyla alākalı hususları içeren giriş bölümü ile birlikte toplam üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; nüshā özelliği ve tertibi, mecmuanın ihtivā ettiği şairler, hayatları ve şiir sayıları, şiirlerin nazım şekilleri ve ölçüleri, muhteva bilgisi ve müstensihin tanıtımı yer almaktadır. İkinci bölümde, mecmuanın MESTAP'a göre tasnif edilmiş metni, üçüncü bölümde ise, mecmuanın transkripsiyonlu metni, tezin sonuç kısmı, mecmuanın tıpkıbasımı ve dizinine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Klāsik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Antoloji, Şiir

Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesiİstanbul Atatürk KitaplığıŞiir+1
Hilal Nur Kırcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk edebiyatında turna motifli türküler

Hayvanların dünya üzerindeki varlığı insanoğlununki kadar eskilere dayanır. İnsanoğlu, yaratıldığı andan başlayarak, günümüze kadar birçok canlının varlığına tanıklık etmiştir. Çeşitli sebeplerden ötürü bu hayvanlar insanlar için sıra dışı gelmiş ve kutsal gözle bakılmıştır. Bugün dünya üzerinde binlerce canlı yaşamaktadır. Bunlar bulundukları kıtalara ve coğrafi şartlara göre farklı farklı özelliklere sahiptirler. Kurttan ayıya, attan ineğe, maymundan köpeğe, kartaldan doğana, güvercinden turnaya kadar yüzlerce hayvan toplum için kültürel unsur oluşturmuştur.Türk kültür tarihine baktığımızda da Türklerin asırlardır hayvanlarla iç içe yaşadıkları ve onlardan çeşitli sebeplerle etkilendikleri görülür. Koyundan, attan, kartaldan, güvercinden, leylekten fazlasıyla yaralanan Türk toplulukları, turnaya da bu gözle bakmışlardır. Turna kuşu, Orta Asya'nın sert ve çorak ikliminde asırlardır boy gösteren birçok Türk kavmi için kutsal bir hayvan olmuştur. Türk halkı yıllarca onu inanç unsurlarında, törenlerinde, türkülerinde, manilerinde, ninnilerinde, bilmecelerinde, hikayelerinde, tekerlemelerinde, el sanatlarında ve mimarisinde fazlasıyla kullanmıştır. Onun İslamiyet öncesine dayanan bu kutsallığı günümüze kadar gelmiştir. Bizde bundan hareketle çalışmamızda turnanın Türk kültüründeki ve türkülerdeki yerinden bahsetmeye çalıştık. Çalışmanın konusunu oluşturan ? Türk Halk Edebiyatında Turna Motifli Türküler? başlıklı bu araştırmayı 7 ana bölüm içerisinde değerlendirdik.Araştırmanın birinci bölümünde, dünya ve Türk kültüründe kutsal kabul edilen bazı hayvanları açıkladık. Bunu da kuşlar ve kuş dışında kalan hayvanlar olmak üzere ikiye ayırarak yaptık. Burada ankayı, humayı, simurgu, kuğuyu, kazı, kekliği, güvercini, atı, ayıyı, kurdu, geyiği, maymunu, yılanı, vb. hayvanları kültürel ve sanatsal acıdan değerlendirdik; onların gelenek ve göreneklerdeki yerlerinden bahsettik.İkinci bölümde, turnanın etimolojik tanımını yaparak onun özelliklerini ve çeşitlerini açıkladık. Dünya üzerinde görülen on beş farklı turna türünün de ayrıntısını bu bölümde verdik.Üçüncü bölümde, turnayı Türk ve dünya kültürü açısından değerlendirdik. Onun farklı türleriyle hangi milletlerin kültürlerine ne sebeple konu olduklarını açıkladık. Türk, Başkurt, Kırgız, Yakut, Japon, Çin, Avustralya vb. kültürlerde turna, dinsel törenlerde, halk inançlarında, halk oyunlarında, edebiyatta ve sanatta nasıl kullanılıyor onlara değindik.Dördüncü bölümde, turnayı Türk edebiyatı içerisinde değerlendirdik. Burada turnanın Halk Edebiyatı, Divan Edebiyatı ve Yeni Edebiyattaki yerlerinden bahsederek, onların manilerde, ninnilerde, halk hikayelerinde, tekerlemelerde ve diğer türlerdeki yerini örneklerle açıklamaya çalıştık.Beşinci bölümde, turnanın Alevî-Bektaşî inancındaki kutsiyetini açıkladık. Özellikle onun bu inanç öğesi içindeki türkülere ve semahlara nasıl konu olduklarını ve neden kutsal sayıldıklarını belirledik. Bunu yaparken Pir Sultan'ın, Karacaoğlan'ın, Kul Hüseyin'in, Şah Hatayî'nin örnek eserlerinden yararlandık.Altıncı bölümde, turnanın yer aldığı türkülerin sınıflandırmasını yaptık. Farklı duyguların işlendiği bu türküleri yedi bölüm içinde toparladık ve örnek türkülerle bu duyguları açıkladık.Araştırmanın yedinci bölümünde turnalı türkü metinlerine yer verdik, turna motifli türküleri ayrıntılı olarak bu bölümde ele aldık. Çalışmanın sonunu da turna fotoğraflarını ve turnalı türkülerin notalarını koyduk.

İnan Selvi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhi Divanı`ndan seçilen elli gazelin şerhi

Yaptığımız bu çalışma, 15. Yüzyıl şairlerinden Germiyanlı Şeyhî dîvânından seçilen elli adet gazelin şerhinden oluşmaktadır. Çalışmamız, Dîvân şiirinin kurucularından olan Şeyhî'nin dîvânınındaki gazellerin öneminin gösterilerek edebiyatımıza kazandırılması, anlaşılabilmesi ve hak ettiği değere kavuşması bakımından önem arz etmektedir.Dîvân şiirinin kurucu şairlerinden Şeyhî'nin dîvânı 2003 yılında Halit BİLTEKİN tarafından doktora tezi olarak transkribe edilmiştir.Çalışmamızın ilk bölümünde Şeyhî'nin yaşadığı 15. yüzyılın tarihî ve edebî yönden genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ardından Germiyan kelimesi ve Germiyanoğulları hakkında bilgi verilerek Kütahya'nın konumu vurgulanmıştır. Daha sonra ise Şeyhî'nin hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde de metin şerhine dair kısaca bilgiler verildikten sonra şerhe geçilmiştir.İkinci bölüm Şeyhî'nin elli adet gazelinin şerhinden oluşmaktadır. Bu gazelleri, Şeyhî'yi ve devrini yansıtacak şekilde seçmeye çalıştık. Genellikle yedişer beyitten oluşan gazellerin içinde beş beyitten oluşan gazeller olduğu gibi altı, sekiz ve dokuz beyitten oluşan gazeller de vardır.Gazel incelemesinde öncelikle bütün olarak gazelin tamamını verdik. Ardından beyit beyit incelemeye geçtik. Beyti önce nesre çevirip kelimelerin anlamlarını altına koyduk. Daha sonra da beytin açıklamasına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin Dîvân şiirindeki kullanım alanları ve mânâları değişik kaynaklardan aktarılmıştır. Bundan sonra, bu anlamların ışığında şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Kelimelerin ikinci anlamlarıyla oluşturulan anlam derinliklerine değinilmeye çalışılmıştır. Mümkün mertebe edebî sanatlar izâh edilmiştir.Çalışmamızda faydalandığımız eserler kaynakça kısmında belirtilerek dizin bölümü ve gazellerin eski metinlerinden örneklerle teze son verilmiştir.?Şeyhî Dîvânı'ndan Seçilen Elli Gazelin Şerhi? isimli çalışmam esnasında bana vermiş olduğu bilgi, destek ve yönlendirmelerinden dolayı tez danışmanım, Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi olan saygıdeğer hocam Yrd. Doç. Dr. Kadir GÜLER'e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, yüksek lisans çalışmalarım sırasında bana verdiği destekten ve zamanını benimle paylaşmasından ötürü sevgili eşim Müjgen Yakut ÇALIŞKAN'a ve sabırlarından dolayı kızlarım Ayşe Beyza, Fatma Zehra ve Dilârâ'ya minnet ve şükranlarımı sunarım.Anahtar Kelimeler: 15. yüzyıl, Germiyan, Germiyanoğulları, Kütahya, Şeyhî, Şeyhî Divanı, Elli Gazel, Şerh.

15. yüzyılDivan şiiriEdebiyat+6
Hüsamettin Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kırk Su'al (inceleme-metin-sözlük)

Bu araştırmada ?Kırk Su'al? adlı eser günümüz harflerine aktarılıp, transkribe edilmiştir. Kırk Su'al'in dinî bakımdan incelenmesi ve şekil bakımından dönemin dil özellikleriyle verilmesi amaçlanmıştır.Firakî XVI. Yüzyılda Kütahya'da doğup, orada yaşamıştır. Dönemin şehzadelerinden Bâyezîd ve II. Selim'in edebi muhitlerine katılmıştır. Zeyniyye tarikatına mensuptur. Hayatı hakkında dönemin kaynaklarında kısa kısa bilgilere sahibiz. Adı Firakî Abdurrahman Çelebidir. Firakî'nın ?Kırk Su'al? adlı eseri dışında, Ahlâk-ı Muhsinî'nin Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Çalışmamızda Kırk Su'al'in transkripsiyonlu metni sunulmuştur. Bununla birlikte XVI. Yüzyıldaki siyasi, sosyal-kültürel olaylara değinilmiştir. Çalışmamızda eserin din ve dil bakımından incelenmesine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler:Firakî, Kırk Su'al, Zeyniyye tarikatı.

16. yüzyılDilbilimEdebiyat+5
Yücel Önen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya gezekleri

İnsan, toplum içerisinde yaşayan ve toplumsal etkileşimlere de ihtiyaç duyan sosyal bir varlıktır. Her dönemde bu toplumsal etkileşime olan ihtiyacı var olmuştur ve var olacaktır.Diğer insanlarla bir arada bulunma; anlaştıklarıyla, sevdikleriyle çeşitli zamanlarda ve şekillerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme gibi istekler, toplumsal etkileşime olan gereksinimin bir tezahürüdür.Toplumumuzda bu gereksinimin karşılanması için yapılan çeşitli toplantılar vardır ki bunlara verilebilecek örneklerden birisi de gezeklerdir. Halk kültürünün, gelenek-görenekler, yardımlaşma ve dayanışmanın devamlılığı ve yok olmaması açısından önem arz eden bu toplantılar, geçmişteki şekli kadar canlı olmasalar bile günümüzde de varlığını devam ettirmektedir.?İnsanların işlerinin azaldığı kış aylarında belli aralıklarla yapılan yemeli-içmeli toplantılar? şeklinde tanımını yapabileceğimiz gezek, sözlüklerde ?sıra, nöbet? gibi anlamlarla karşımıza çıkmaktadır. Geçmişi Ahilik teşkilatına hatta Orta Asya Türk kültürüne dayanan bu gelenek yurdumuzun çeşitli yerlerinde bazen farklı adlarla bazen de aynı adla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Simav ilçesinde ?yâren? Balıkesir'de ?barana?, Akşehir ve Çankırı'da ?yâren?, Isparta'da ?gezek?, Gaziantep'te ?sıra gezmeleri? vb. şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Gezek geleneği Kütahya'da eski zamanlardan beri devam etmektedir. Bazı benzer özellikler (yaş, meslek vb.) gezek gruplarının oluşumuna etki etmektedir. Grup üyeleri arasında sosyal, ekonomik, kültürel dayanışma ve yardımlaşma da dikkate değerdir. Bu toplantılara katılan kişiler çeşitli sorumluluklar almakta, bulunduğu topluma uyum sağlaması için sahip olması gereken bilgileri edinmekte, kısaca, olumlu yönde özellikler kazandıran informal sayabileceğimiz bir eğitime tabi olmaktadır.Teknolojik alanda meydana gelen gelişmelerin etkisiyle toplumsal hayatta da değişimlerin olduğu ve birçok kültürel unsurun bu duruma yenik düştüğü günümüzde, gezekler buna karşı direnmekte, bazı değişmelere rağmen varlığını sürdürmektedir. Henüz son bulmamış; fakat geleceği meçhul olan bu geleneğin incelenmesi tarafımızdan yapıldığı için inceleme ve araştırmada ayrı bir titizlik gösterilmiştir.

GeleneklerGezeklerKütahya+2
Mustafa Şemin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sabrî-i Şâkir Dîvânı

Sebk-i Hindî akımı XVII.yüzyıldan itibaren edebiyatımızda etkisini göstermeye başlamıştır. Bu edebiyat akımından etkilenen şair, eserinde akımın gereğini ustalıkla yerine getirmiştir.Dîvân edebiyatının çoğunlukla bol sanatlı olan dili bu akım nedeniyle daha karışık ve bilmeceyi andıran bir hale bürünmüş, bu dönemdeki eserlerin okunup anlaşılması güçleşmiştir. Sebk-i Hindî temsilcilerinden olan şâir eserlerinde Farsça'yı bolca kullanma geleneğini sürdürmüş; ancak dilinin sadeliğine önem vermiştir. Sabrî Şâkir, kıvrak dili ve şâirlikteki ustalığı nedeniyle IV.Murâd ve Nef'î'den övgüler almış, bu nedenle de devrinde kendinden bahsettirmeyi başarmıştır. Şâir, eserinde aruzun farklı vezinlerini ustalıkla kullanmıştır. Eserde şâirin belirgin bir hayal gücü olduğu görülmektedir. Çoğu Dîvân şâirinin tersine eserde somut bir aşk göze çarpmaktadır. Halkın bolca kullandığı atasözü ve özdeyiş niteliği taşıyan sözlerin de yer aldığı eser edebiyatımızda kendine has yapısıyla ayrı bir yer edinmiştir.Anahtar Kelimeler: Ruh, Aşk, Bülbül.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+2
Müslim Cahid Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim Dîvânı

Bu çalışmada, 1766 - 1853 yılları arasında yaşayan Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in hayatı ve dîvânı ele alınmıştır.Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim; Üsküdar'da doğmuş, iyi bir eğitim almış, devlet kademelerinde önemli görevlerde bulunmuştur. Emekli olduktan sonra kendisini öğrenci yetiştirmeye ve ilme adamıştır. Evini bir mektep haline getirmiş, dini ve tasavvufi kişiliği ile dönemin ve çevrenin saygın bir kişiliği haline gelmiştir. Yazmış olduğu dîvânı vefâtından hemen sonra basılmış ve çok beğenilmiştir. Dîvânı dışında manzum bir nasihat kitabı da basılmış ve uzun yıllar okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur.Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in şiirleri genellikle tasavvuf içeriklidir. Allah ve peygamber sevgisi, târikat âdabı, dünyâ hayatının geçiciliği ve âhiret hayatı şiirlerindeki başlıca konular arasındadır.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde dîvân şekil, tür, dil ve üslup özellikleri yönünden incelenmiştir. Üçüncü bölümde dîvânın muhtevâ özelliklerine incelenmiş, şâirin tasavvuf dünyası ve edebî özellikleri ortaya konulmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise 1865 yılında basılan dîvânı transkribe edilerek verilmiştir.Anahtar Sözcükler: 19. yy, Dîvân, Fodlacızâde, Tasavvuf.

19. yüzyılDini edebiyatDivan edebiyatı+2
Ersoy Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl bazı Leylâ ve Mecnûn mesnevileri üzerine bir inceleme

?XVI. Yüzyıl Bazı Leylâ ve Mecnûn Mesnevileri Üzerine Bir İnceleme? adlı bu çalışmamızda, tahkiye unsurlarından yararlanarak dört mesneviyi inceledik. İncelediğimiz Leylâ ve Mecnûn mesnevilerini 16. yüzyıl şairlerinin dört tanesinin eserleriyle sınırlandırdık. Bu sınırlandırmayı yaparken de farklı coğrafyanın şairlerini seçtik. Bu şairler: Tebrizli Hakîrî, Fuzûlî, Lârendeli Hamdi ve Celâlzâde Sâlih Çelebi'dir.Bu çalışmamızda mesnevi, Arap, Fars ve Türk edebiyatında Leylâ ve Mecnûn mesnevileri hakkında bilgi verilmiştir. İncelenen Leylâ ve Mecnûn mesnevilerinin özeti çıkarılmıştır.Mesneviler, hikâyelerdeki metin halkaları, şahıs kadrosu, mekân, kahramanların ruhi halleri, kahramanlar arasındaki münasebetler, kahramanların diğer varlıklarla münasebeti gibi konularda mukayese edilmiş ve incelenmiştir.Sonuç bölümünde, mesneviler arasındaki farklılıklar ve mukayesenin sonuçları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna isimler sözlüğü eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hikâye, Leylâ ve Mecnûn, Mesnevi, Psikoloji, Tahkiye Unsurları.

16. yüzyılCelalzade Salih ÇelebiFuzuli+6
İsmail Gülcü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)

Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî

16. yüzyılAhlak-ı MuhsinEdebiyat+11
Mehmet Avçin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'âdet-Name: İnceleme-metin

Bu çalışmada 16.yy'da yaşayan Kütahyalı şair, muhaddis ve müfessirlerden, asıl adı Abdurrahman Çelebi olan Firâkî'nin ?Sa'âdet-name? adlı eserinin metni ve incelenmesi ele alınmıştır. Şairlik yönü ağır basan Firâkî'nin, ?Sa'âdet-name? adlı eserinden, devrin siyasi ve ictimaî hayatına dair bilgiler edinirken aynı zamanda eserde dini mahiyette anlatımlara da rastlamaktayız. Tasavvufi konuların ele alındığı eser birçok nazım şeklini içerisinde barındırmaktadır. Eserde başta Allah inancı, peygamber sevgisi gibi konuların yanında devrin önde gelen isimlerine de atıflarda bulunulmuştur. Eser aynı zamanda Osmanlı coğrafyasındaki askeri gelişmelerden de söz etmektedir. Çalışmamızın Birinci Bölümü''nde Firâkî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri; İkinci Bölümü'nde Firâkî'nin şiirlerinin şekil özelliklerinin incelenmesi; Üçüncü Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?deki şiirlerin muhtevâ olarak incelenmesi; Sonuç Bölümü'nde eser hakkında kanaat ve değerlendirmemiz; Metin Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?nin çevirisi; Kaynakça Bölümü'nde de kullandığımız kaynakların isimleri yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Firâkî, Kütahya, Manzûm Tarih, Mesnevi ve Sa'âdet-nâme

16. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Halit Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed-i Dâî'nin Ukûdü'l-Cevâhir'i inceleme-Tenkitli metin-sözlük

Ahmed-i Dâî, divân şiirinin kurucularından ve XIV. yüzyılın büyük şâirlerindendir. Divân şiirinin tekâmülünde önemli bir yere sahiptir. Edebiyat, tefsir, hadis, lugat, aruz, tıp, tarih, astronomi, inşâ, rüyâ tabiri gibi birçok alanda eser vermiş çok yönlü, ansiklopedist bir şahsiyettir. Bu tezin mevzûunu teşkil eden Ukûdü'l-Cevâhir, Ahmed-i Dâî tarafından yazılmış Arapça-Farsça manzûm bir sözlüktür. Eser, Ahmed-i Dâî tarafından öğrencisi II. Murad'a ithaf edilmiştir. Anadolu Türk edebiyatının kuruluş evresinde örneklerini gördüğümüz Arapça-Farsça manzûm sözlükler, sonraki yüzyıllarda yazılan Arapça-Türkçe ve Farsça-Türkçe manzûm sözlüklerin prototipleri olarak kabul edilmektedir. Bu sözlükler, tahsil çağındaki çocuklara kelime ezberletmek, aruz ve kâfiye gibi edebiyât bilgilerini öğretmek amacıyla yazılmış eserlerdir. Ukûdü'l-Cevâhir 13. ve 15. yüzyıllar arasında yazılmış benzerleri gibi manzûm-sözlük yazma geleneğinin ilk örneklerindendir. Ukûdül-Cevâhir üzerinde yapılan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm şâirin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili kısa bir özetten oluşmaktadır. İkinci Bölüm Arapça-Farsça manzûm sözlük geleneğine dair bir girişten sonra Ukûdü'l-Cevâhir'in incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü Bölüm eserin Türkiye el yazma kütüphanelerinde bulunan beş nüshası karşılaştırılmak suretiyle hazırlanan tenkitli metindir. Dördüncü ve son bölüm ise metinde yer alan Arapça-Farsça ve satır altı Türkçe kelimelerin Türkiye Türkçesi karşılıkları da verilerek gösterildiği mukayeseli tablolardan oluşan sözlüktür. Anahtar Kelimeler: Ahmed-i Dâî, Ukûdü'l-Cevâhir, Arapça-Farsça, manzûm sözlük, tenkitli metin.

14. yüzyılAhmed-i DaiDivan şiiri+5
Şükrü Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Muhyiddîn Bursevî Dîvânı (İnceleme-karşılaştırmalı metin )

Zengin potansiyel ile büyük bir geçmişe sahip arşivlerimiz, sakladıkları edebî eserleri gün ışığına çıkarabilecek ve böylece geçmiş ile gelecek arasında bir köprü oluşturabilecek araştırmacıları beklemektedir. Bu alanda gerçekleştirilen araştırmalarla ilgili çalışmalar yeterli olmasa da, şimdilik ümit vericidir. Bu çalışma yukarıda sözü edilen araştırmalara katkı yapmayı amaçlamaktadır. Orijinal nüshaya mümkün olduğunca yakın olacak doğru nüshayı elde etmek için Ankara, istanbul ve Bursa' da bulunan Muhyiddîn Bursevî tarafından yazılan dîvânın nüshalarının karşılaştırmalı bir incelemesi yapıldı. İki bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde şâirin yaşamı, yaşadığı yüzyıl ve el yazması nüshaların özelliklerinden ayrıntılı biçimde söz edilmektedir. İkinci bölümde ise, on yedinci yüzyıl fonetiği göz önünde bulundurularak eserin transkripsiyonu yapıldı. Latin harflerine çevrildi ve nüshalar arasındaki farklılıklar ortaya çıkarıldı. Bu çalışma, bizim, hem mutasavvıf bir şâirin ruhsal dünyasını anlamamıza ve hem de on yedinci yüzyıl tasavvuf edebiyatım tanımamıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

17. yüzyılBursevi Muhyiddin HalifeDivan edebiyatı+3
Semih Yeşilbağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed-i Dâ'î Divânı'ndan ilk 50 gazelin şerhi(28?77)

Divan edebiyatının kurulusunda Germiyan bölgesinde yetisen sâirlerin önemi büyüktür. XIV. ve XV. yüzyılların büyük sâirleri Ahmedî, Ahmed-i Dâ'î ve Seyhî bu bölgede yetismistir. XIV. yüzyılın ikinci yarısı ile XV. yüzyılın ilk çeyreginde yasayan Ahmed-i Dâ'î, Divân edebiyatımızın ilklerinden ve kurucularındandır. Maalesef yeterince tanınmayan, tarihi kaynaklarda da hakkında tam ve yeterli bilgi bulunmayan sâir, o yüzyılların büyük kültür merkezi Germiyan'da yetismis, Kütahyalı bir sâirdir. Ahmedî ile Seyhî arasında bir köprü vazifesi gören ve -rankâri siirin ilk örneklerini veren Ahmed-i Dâ'î, sanatıyla kendinden sonra gelecek Bâkîlerin, Nedimlerin birer habercisi gibidir. Bu çalısmam, edebiyatımızda yeterince tanınmayan ve hak ettigi deger verilmeyen, divan edebiyatının kurucularından Ahmed-i Dâ'î'nin divanındaki ilk 50 gazel üzerinde yapılmıstır. Çalısmamda esas aldıgım eser, Tunca Kortantamer'in Mısır Milli Kütüphanesinde buldugu divanın tam nüshasının metin-gramer-tıpkıbasım çalısmasıdır. Mehmet Özmen tarafından 1985 yılında doktora çalısması olarak hazırlanan eser, Türk Dil Kurumu tarafından 2001 yılında ?Ahmed-i Dâ'î Divanı (Metin-Gramer- Tıpkıbasım)? adıyla yayınlanmıstır. Çalısmamda, Prof. Ali Alparslan yönetiminde Mehmet Amaç'ın yüksek lisans tezi ?Zâtî Divânından 50 Gazelin Serhi?; Prof Ali Nihat Tarlan'ın ?Fuzûlî Divanı Serhi? ve Prof Halûk -pekten'in Fuzûlî, Bâkî, Nef'i ve Seyh Gâlib'in hayatı, sanatı, eserleri üzerine hazırladıgı, içinde serh örnekleri bulunan eserleri örnek eserler olarak ele alıp, nesre çevirme ve serh usûlünde bu eserlerin üslûbunu takip ettim. Bunun yanında Ahmet Talât Onay'ın Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ile -skender Pala'nın Ansiklopedik Divân Siiri Sözlügü adlı eserler en çok yararlandıgım kaynaklardır. Bu çalısmam, Ahmed-i Dâ'î Divânı'nda bulunan ilk 50 gazelin üzerinde yapılmıstır. Divân'da siirler kasideden itibaren numaralandırıldıgı için benim çalısmam 28 ila 77 numaralı ve aralarındaki siirleri kapsamaktadır. Tezimi hazırlarken önce Ahmed-i Dâ'î'nin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmistir. Bu önbilgiden sonra tezimin konusu olan gazellerin serhine baslanmıstır. Son bölümde ise serh edilen gazellerin Ahmed-i Dâ'î Divanı'nın Kahire nüshasının tıpkıbasımı eklenmistir. Gazeller nesre çevrilmeden önce beyitlerde geçen anlamı bilinmeyen kelimelerin anlamları bulunmus, mazmunlar hakkında bilgi toplanmıs ve bunlar serhlerde kullanılmıstır. Beyitlerde geçen bütün edebî sanatlar bulunmayıp beyitlerde daha çok ön plana çıkan birkaç edebi sanat bulunmustur. Ayrıca serh metodunda her beyitte dipnot göstermekten kaçınılmıs, faydalanılan kaynak eserler bibliyografya bölümünde gösterilmistir. Çalısmalarım boyunca bana yol gösteren ve yardımlarını esirgemeyen degerli hocam Yard. Doç. Dr. Kadir Güler'e ve bizi çalısmaya tesvik eden Yard. Doç. Dr. Mustafa Günes'e tesekkürlerimi sunarım.

Mustafa Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00

Other supervisors