Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Bahadır Köksalan
14 theses · İnönü University, Fırat University
Çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen (6 yaş) annelerin okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin bazı demografik özelliklere göre incelenmesi: Malatya ili örneği
Bu araştırmanın amacı, çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüşlerini bazı değişkenlere göre incelemek; bu görüşlerin annelerin öğrenim durumlarına ve yaşlarına göre farklılaşmasını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini; çocuklarını bağımsız anaokullarına ve ilköğretim okulları bünyesinde bulunan anasınıflarına gönderen, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen anneler oluşturmaktadır.Annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki görüşlerine ait veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Görüşleri? adlı ölçme aracı ile toplanmıştır. Anket uygulanırken ilk olarak okul müdürleriyle görüşülmüş, ardından öğretmenlere ölçme araçları dağıtılarak velilere ulaştırmaları sağlanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paketi kullanılmış, yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, khi kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; annelerin çalışmıyor olsalar da çocuklarını okul öncesi eğitim kurumuna gönderecekleri, çocuğun ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim kurumuna gitmeleri gerektiğini düşündükleri, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişim alanlarını olumlu yönde katkı sağladığını belirtikleri tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, anne görüşleri, çocuğun gelişim alanları
Okul öncesi öğretmenlerinin mesleki etik davranışlar hakkındaki görüşlerinin incelenmesi: Adıyaman ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Okul Öncesi Öğretmenlerin Mesleki Etik Davranışlar Hakkındaki Görüşleri'ni değerlendirmektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Adıyaman il merkezinde bulunan resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, Adıyaman il merkezinde yer alan resmi anasınıfı ve anaokullarında 2011- 2012 eğitim- öğretim yılında görev yapan 194 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sakin (2007) tarafından geliştirilmiş olan Okul Öncesi Öğretmeninin Etik Davranışları Ölçeği (OÖEDÖ) kullanılmıştır. Ölçek 63 sorudan ve yedi alt boyuttan oluşmaktadır. OÖEDÖ 6'lı likert ölçeği şeklinde hazırlanmış ve Sakin (2007) tarafından geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Okul Öncesi Öğretmenin Etik Davranışlar Ölçeği (OÖEDÖ)'nin iç tutarlık katsayıları, Cronbach alfa (r= .893) güvenirlik değerlerine ulaşılmıştır. Ölçekte belirtilen okul öncesi öğretmenlerin etik kurallara uygun davranışları ne sıklıkta benimsediklerini belirlemeye yönelik düzenlenen 6'lı likert ölçeğinin yanıtları: `Hiç Katılmıyorum', `Çoğunlukla Katılmıyorum', `Biraz Katılmıyorum', `Biraz Katılıyorum', `Çoğunlukla Katılıyorum', `Tamamen Katılıyorum' şeklindedir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış; frekans (f), yüzde (%) ve verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarına göre, t-test, Varyans Analizi (ANOVA), Kruskall Wallis H gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, değişkenler arasında anlamlı anlamsız ilişkiler bulunmuştur. Okul Öncesi Öğretmenlerin Mesleki Etik Davranışlarına İlişkin Görüşleri arasında, yaş, medeni durum, mezun olunan kurum, çalışılan okul türü, sahip olunan çocuk sayısı, babalarının öğrenim durumu, ekonomik durumlarına göre genelde farklılaşma olmadığı; toplam hizmet süresi, annelerinin öğrenim durumu ve kardeş sayılarına göre ise farklılaşma olduğu görülmüştür.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenliği bilim dalı 4. Sınıf öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Fırat üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakülteleri Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalının 4. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise bu sınıflarda okuyan 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılında öğrenim gören 172'si erkek 140'ı kız olmak üzere toplam 312 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma ile ilgili veriler araştırmacı tarafından geliştirilen öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ölçeğiyle toplanmıştır. İki bölümden oluşan ölçeğin birinci bölümünde kişisel bilgilere, ikinci bölümde ise sınıf öğretmeni adaylarının meslek tutumlarını belirlemek amacıyla tutum maddelerine yer verilmiştir.Ölçekten elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Ölçeğin birinci bölümüyle ilgili verilere ilişkin frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımı alınmış. Öğrencilerin tutumlarının belirlenmesine yönelik olarak tutumların farklılığını ortaya koyabilmek için ikili karşılaştırmalarda bağımsız gruplar için t-testi, ikiden fazla değişken grupların karşılaştırmasında ise tek yönlü varyans analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca verilerin homojen olduğunu anlamak için Levene testi kullanılmıştır. Görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı p = 0.05 manidarlık düzeyinde test edilmiştir. Bu çalışma %95 güven aralığında yapılmıştır. Araştırma sonunda literatür taramasından ve araştırmadan elde edilen verilere göre araştırmacı tarafından ortaya konulan bulgular ve önerilere yer verilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır;1.Sınıf öğretmenliği anabilim dalı öğrencilerin genel olarak öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları olumludur.2.Öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının cinsiyetlerine göre farklılaştığı, kızların erkeklere oranla daha olumlu tutumlara sahip oldukları görülmektedir.3-Öğrencilerin öğretmenlik mesleğinin akademik yönüne olan tutumlarının cinsiyetlerine göre farklılaştığı, kızların erkeklere oranla daha olumlu tutumlara sahip oldukları ve akademik algıların daha fazla olduğu görülmektedir.4.Öğrencilerin mezun oldukları lise türüne göre tutumlarının farklılık gösterdiği ancak aralarında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Genel liselerden mezun olan öğrencilerin Yabancı dil ağırlıklı olan lise (süper lise) ve Anadolu öğretmen lisesi çıkışlı öğrencilere göre daha olumlu tutumlara sahip olduğu görülmektedir.5. Öğrencilerin öğretmenlik mesleğinin akademik yönüne olan tutumları ve mezun oldukları liseye göre anlamlı bir farklılık görülmektedir. Buna göre Yabancı dil ağırlıklı olan liselerden (süper liseler) mezun olan öğrencilerin genel lise ve Anadolu öğretmen liselerinden mezun olan öğrencilere göre öğretmenliğin akademik tutumuna daha olumlu baktıkları görülmektedir.6. Öğrencilerin baba mesleği ve baba öğrenim durumlarının meslek tutumlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir.7.Öğrencilerin ailede öğretmen olma durumu değişkenine göre öğretmenliğin mesleki ve akademik tutumları arasında anlamlı farklılıkların olmadığı görülmektedir.8. Öğrencilerin aile gelir durumu değişkenine göre meslek tutumları arasında manidar bir farklılık olduğu saptanmıştır. Aylık alt ve orta aile gelirine sahip öğrencilerin öğretmenlik mesleğine olan tutumları aylık yüksek gelire sahip öğrencilere göre daha olumlu olduğu görülmektedir.9. Öğrencilerin aile gelir durumu değişkenine göre öğretmenlik mesleğin akademik yönüne ilişkin tutumları arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Aylık yüksek aile gelirine sahip öğrencilerin aylık alt ve orta aile gelirine sahip öğrencilere göre kariyer algılarının ve akademik istekliklerinin daha yüksek olduğu görülmektedir.
İlköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler dersi kazanımları ile ders kitabında önerilen etkinliklerin uygunluk düzeyi (Elazığ ili örneği)
Bu araştırma İlköğretim 5. sınıf 2004 Sosyal Bilgiler Programında yer alan kazanımların ders kitabında önerilen etkinliklere uygunluk düzeyine yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Elazığ ili İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı merkez ilköğretim okullarında görev yapan 5. sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır.Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Programda yer alan kazanımlarla ders kitaplarında önerilen etkinliklerin uygunluk düzeyini belirlemek amacıyla veri toplama aracı geliştirilmiştir. Geliştirilen veri toplama aracının geçerlik ve güvenirliğini sağlamak amacıyla 2008 yılı itibariyle Elazığ merkezindeki ilköğretim okullarında 5.sınıf okutan 30 öğretmene ön uygulama yapılmıştır. Daha sonra uzman görüşleri alınarak son hali verilen anket formu 2007-2008 öğretim yılında Elazığ il merkezindeki 5. sınıf okutan 198 öğretmene araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu durumu açısından görüşleri değerlendirilmiştir. Değerlendirilen anket formlarından elde edilen veriler SPSS programıyla çözümlenmiştir. Anlamlılık testlerinde 0,05 düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonucunda görüşleri alınan öğretmenlerin genel olarak cinsiyet, kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre görüşlerinin benzer ve olumlu yönde olduğu ortaya çıkmıştır.
Dokuz yaş çocuklarının psiko-motor gelişimlerinde oyunun etkisi
Erken çocukluk dönemindeki gelişim, insan hayatının en önemli ve hassas dönemidir. Bu dönem gelecek yıllardaki gelişmenin temelini oluşturur. Sağlam bir temel, çocuğun aile, okul, arkadaşlık hayatını; özellikle de kendi bireysel gelişimini önemli derece etkilemektedir. Tüm bu alanlarda başarılı olma ancak çocuğa yeteri kadar deneyim kazanma fırsatı verebilecek ortamlar sunulmasıyla sağlanabilir.Her alanda sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi ailenin ve eğitimcilerin temel amacı olduğundan bu desteğin verilebileceği ilk yerin aile ve okul olduğu açıktır. Okullarda verilen eğitim çocuğun sadece bilişsel, sosyal ya da duygusal alanını hedeflememeli, bunun yanı sıra belki de bunların temeli olan bedensel ve psiko-motor alana da özellikle dikkat edilmelidir. Beden eğitimi derslerinde verilen eğitim ve oynatılan oyunlar bu alanda gelişmenin en büyük destekçisidir.Oyun sadece evde veya sokakta çocukların yaptıkları bir etkinlik de değildir. Özellikle okullarda verilen eğitimin yanında oyunun da sürekli olarak oynatılması gerekmektedir. Eğitsel niteliği olan oyunların öğretim sürecinin her safhasında işe yarayacağı bilinmelidir.Gerçek oyunlar çocukluk döneminde oynanır. Çocukluk dönemi hep oyunla geçer. Bu dönemde oynanan oyunlar çocuğun geleceğini şekillendirmesine ya da gelecekte kendini şekillendirmesine yardımcı olurlar. Oyun sayesinde çocuk becerilerinin gelişmesine fırsat verir, toplum içindeki sosyal rolünü ve kendini diğer bireylerden ayıran özelliklerinin farkına varır. Bu yüzden oyunun etkisinin çocuğun gelişimi üzerinde etkisi göz ardı edilemez.Oyunun, tüm gelişim alanlarının yanı sıra motor ve bedensel gelişimdeki yeri çok daha önemlidir. Yapılan araştırmaların çoğunda temele bu gelişim alanları alınmış diğer gelişim alanlarının bu alanlardan etkilendiği üzerinde durulmuştur. Benzer şekilde yapılan bu çalışmada da temele motor beceriler ve gelişimi alınmıştır.Araştırmanın evrenini 2007?2008 eğitim-öğretim yılında Erzincan il merkezindeki ilköğretim ilk kademe 3. sınıf (dokuz yaş) çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi grup örnekleme türü ile seçilmiş olup; 2007?2008 eğitim-öğretim yılı Erzincan İli Melikşah İlköğretim Okulu, Vali Recep YAZICIOĞLU İlköğretim Okulu ile Ziya GÖKALP İlköğretim Okullarının 3. sınıf (9 yaş) öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Öntest ve sontestde çocuklara motor performanslarını ölçmek amacıyla Morris, Atwater, Williams ve Wilmore'un 1980 yılında 3-10 yaşlarındaki çocukların kaba motor yeteneklerini ölçmek üzere geliştirdikleri ve 1986 yılında Sevimay'ın 3-6 yaşlarında 205 çocuk üzerinde uyguladığı motor performans testi uygulanmış olup, çocukların atma, tutma, sıçrama, koşma, durma, becerileri ölçülmüştür.Çalışmada deney grubuna 14 hafta boyunca 2 saatlik seanslarla beden eğitimi öğretmeninin veya dersin öğretmeninin gözetiminde ve yardımıyla ince ve kaba motor becerilerini geliştireceği düşünülen oyunlar oynatılmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu modele dayalı olan bu çalışmada, deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin koşma, durma, top atma, top tutma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerileri verilerilerinin karşılaştırılmasında bağımsız gruplar ?t? testi (Independent Samples t Test); grupların kendi içindeki koşma, durma, top atma, top tutma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerileri verilerinin karşılaştırılmasında bağımlı gruplar ?t? testi (Paired Samples t Testi) kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına bakacak olursak; deney ve kontrol gruplarının öntest verilerinin yansızlık karşılaştırma sonuçlarına göre koşma, top atma, top tutma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama, kilo ve boylarının arasında anlamlı farklılıklar olmadığı yani bu becerilerde çocukların herhangi bir avantajının olmadığı; sadece durma becerisinde anlamlı farklılığın ortaya çıktığı bu sonuç da gruplar arsında bu beceriye özel olarak homojen bir dağılım olmadığının göstergesidir.Deney grubunda öntest ve sontest verileri üzerlerinde yapılan karşılaştırma sonuçlarına göre; çocuklarda cinsiyet ayrımı yapılmadan koşma, top atma, top tutma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde oyunun etkisi ile gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma becerisinde anlamlı farklılığın çıkmadığı; sadece kız çocuklarının becerilerinde koşma, top atma, top tutma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde oyunun etkisi ile gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma becerisinde anlamlı farklılığın çıkmadığı; erkek çocuklarında ise koşma, top atma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde oyunun etkisi ile gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma ve top tutma becerilerinde anlamlı farklılığın çıkmadığı tespit edilmiştir.Kontrol grubunda ise; öntest ve sontest verileri üzerlerinde yapılan karşılaştırma sonuçlarına göre; çocuklarda cinsiyet ayrımı yapılmadan koşma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma, top atma, top tutma becerilerinde anlamlı farklılığın çıkmadığı; sadece kız çocuklarının becerilerinde koşma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma, top atma, top tutma becerilerinde anlamlı farklılığın çıkmadığı; erkek çocuklarında ise koşma, ileri sıçrama, yukarı sıçrama becerilerinde gelişme görüldüğü ve anlamlı farklılığın çıktığı fakat durma, top atma, top tutma becerilerinde anlamlı farklılığın çıkmadığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Gelişim, Psiko-Motor Beceriler, Oyun, Çocuk ve Oyun
İlköğretim 7. sınıflarında uygulanan SBS (seviye belirleme sınavı) İngilizce sorularının bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada, 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılında İlköğretim okullarında uygulanan Seviye Belirleme Sınavı (SBS), İlköğretim 7. Sınıflar İngilizce sınav sorularının geçerlilik ve güvenirlilikleri ölçme ve değerlendirme çatısı altında İngilizce öğretiminde ölçme ve değerlendirme esaslarına göre incelenmiştir.Araştırmada, İngilizce öğretiminde ölçme ve değerlendirme esaslarına göre kullanılan, başta çoktan seçmeli sınav türü olmak üzere, var olan sınav türleri ve ülkemizde ilköğretim okullarında uygulanan İngilizce öğretim programı kapsamlı olarak incelenmiş, Seviye Belirleme Sınavında kullanılan İngilizce testi soruları, çoktan seçmeli sınav türüne, genel ölçme ve değerlendirme esaslarına ve İngilizce öğretim programına göre tek tek incelenmiş, geçerlilik ve güvenirlilik düzeylerine göre değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular şunlardır:1.Sınav soruları çoktan seçmeli sınav esaslarına genel olarak uygundur, ancak soru bazında inceleme yapıldığında her sorunun bu temel değerlere aslında uymadığı görülmektedir.2.Sorular belirli bir düzen içerisinde hazırlanmamıştır.3.Sorular İlköğretim 7. Sınıf İngilizce müfredatına tam uyumlu değildir. Sorular ve Program karşılaştırıldığında, bazı konuların, hatta en önemlilerinin, test boyunca göz ardı edildiği gözlemlenmiştir.4.Soruların tüm müfredat konularını kapsamadığı görülmektedir. Program içerisinde açıkça ifade edilen kazanımlar sorulara yansıtılmamıştır. Bir önceki yılın konuları kullanılmamıştır.5.Testin ağırlıklı bir kısmı görsel tema üzerine kuruludur. Toplam 12 soruda geniş içerikli görsel öğe kullanılmıştır.6.Soruları çözebilmek için İngilizce bilgisinden çok şekil yorumlama ve test çözüm teknikleri yardımcı olmaktadır.7.Sınavda kullanılan İngilizce sorularının ölçülmesi istenen amaçlara uyumlu olamadığı görülmüştür.
Turizm eğitiminde web tabanlı öğretimin öğrenci başarısına etkisi (Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu örneği)
Araştırma, 2009-2010 akademik yılı güz döneminde Gaziantep il merkezinde bulunan Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Turizm ve Seyahat İşletmeciliği Programı ile Turizm ve Otel İşletmeciliği Programında öğrenim gören toplam 50 (25 deney grubu, 25 kontrol grubu) öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırma öntest-sontest ve deney-kontrol grubu desenine uygun olarak yürütülmüştür. Deney ve kontrol grupları oluşturulurken yansızlık; öğrenci başarısı, internet erişimi, web tabanlı öğrenme yöntemi bilgi düzeyi ile bilgisayar ve internet kullanım bilgi düzeyi ölçütleriyle sağlanmıştır.GTOİ/SEYH 111 İletişim Dersinin; temel kavramlar, sözel iletişim, sözsüz iletişim, yazılı iletişim ile iş yaşamı ve iletişim konuları deney grubuna web tabanlı öğretim yöntemiyle, kontrol grubuna ise geleneksel yöntem ile sekiz hafta süreyle aktarılmıştır. Diğer taraftan nitel yöntem içerisinde görüş belirleme formları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Web Tabanlı Öğretim, Başarı, Turizm Eğitimi.
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde iletişim becerilerini kullanmaya yönelik öğretmen görüşleri: Şırnak il örneği
Bu araştırmada ilköğretim 5.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde iletişim becerilerini kullanmaya yönelik öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çağımızdaki ilerlemeler ve gelişmeler her alanda olduğu gibi eğitim alanının da yeni sahip olmaları gereken bilgi ve becerilerin yeniden ele alınıp düzenlenmesi, çağdaş öğrenme kuramlarını esas alan öğretim programlarının ön plana çıkması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Program geliştirme çalışmaları kapsamında öğrenenin pasif, öğreticinin aktif olduğu yaklaşımlar yerine; öğrenenin merkezde öğreticinin ise ortam düzenleyici, yönlendirici roller üstlendiği yaklaşımlar ele alınmıştır. Dolayısıyla yapılandırmacı sistemde becerilerin öğrenciler tarafından kazanılması önemlidir. Bu yüzden dersler işlenirken kazanımlarda becerilerin dikkate alınması gerekmektedir.Türkçe programında; dinleme, konuşma, okuma, yazma, görsel okuma, görsel sunu ile ilgili temel becerilerin yanı sıra metinler arası düşünme, anlama, sıralama, sınıflama, sorgulama, ilişki kurma, eşleştirme, analiz-sentez yapma ve değerlendirme gibi zihinsel becerileri geliştirme hedeflenmektedir.Sosyal bir varlık olan insan toplu olarak yaşar ve çeşitli nedenlerle birbirleriyle sözlü yada sözsüz ilişkiler içinde bulunur, amaçları doğrultusunda birbirleriyle iletişim kurarlar. Bu nedenden dolayı iletişim; bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci olarak tanımlanabilir. Her ne olursa olsun insanlar arasındaki bu iletişim engellenemez. Toplum içerisinde iletişim ilköğretim çağında başlar.Bu çalışmada öğrencilerinin Türkçe derslerinde iletişim becerilerini hangi düzeyde kullanabildikleri öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir.Araştırmada öğretmenlerin; öğrencilerin Türkçe dersinde iletişim becerilerini etkili kullanamadıkları bulgusu üzerinde hem fikir oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Bu çalışmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket ile elde edilmiştir. Bu anket sorularının güvenirliği ve geçerliliği uzman kanısı ile sağlanmıştır. Bu çalışmada SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizlerde t testi, anova frekans, yüzdelik, posthoc LSD testi kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: İletişim, İletişim Becerisi, Türkçe Dersi
Zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin demografik ve psiko-sosyal özelliklerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
ÖZET Bu çalışmada; Zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin demografik ve psiko- sosyal özellikleri, bazı değişkenler açısından incelenmeye çalışılmıştır. Birey, yaşamı boyunca yaşı, cinsiyeti ve içinde bulunduğu sosyo-ekonomik yapıya ve kültürel değerlere uygun bir yaşam tarzı benimsemek zorundadır. Fakat bireyde bilişsel, fizyolojik, duygusal ve benzeri alanlarda yetersizlikler olduğunda birey bu yaşam tarzını yerine getiremez ve bireyin engelli olduğu ortaya çıkar. Bu durum sadece engelli bireyin yaşamını değil, ailesinin ve toplumun yaşamını da etkiler. Yaşamlarında yeni bir değişikliğe hazırlanan ve tüm plânlarını bunun üzerine kuran eşlerin sağlıklı bir çocuğa sahip olmak isterken; engelli bir çocuğa sahip olmaları, onlar için hem duygusal hem de yapısal olarak zorlu bir yaşam demektir. Çünkü engelli bir çocuğa sahip olmak; çocuğun bakımında ve gelişiminde daha fazla sorumluluk üstlenme, çocuğun durumuna ilişkin yeterli bilgiye sahip olmama, uygun tedavi/eğitim hizmetlerinin sınırlılığı ve çevredeki insanların olumsuz tutumlarıyla baş etmede yaşanan güçlük gibi pek çok değişken nedeniyle; engelli bir çocuğun doğumu veya varlığı, aile üyelerinin yaşamlarını, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyip; ailede köklü değişikliklere neden olabilen bir durumdur. Zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin demografik ve psiko-sosyal özelliklerini, bazı değişkenler açısından incelemek için; Elazığ'da faaliyet gösteren Elazığ Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezine kayıtlı, zihinsel engelli öğrenci velilerinden, 54 kişi araştırmaya katılmıştır. Araştırma bir yıllık süre ile sınırlı olup; araştırma da ele alman değişkenlere ait verilerin toplanmasın da geliştirilen görüşme cetveli, gözlem ve terapi formu kullanılmıştır. Araştırma; nitel araştırma planlarından alan araştırması modelindedir. Veri toplama tekniklerinden; sorun merkezli görüşme, veri işleme tekniklerinden; özet kayıt, verilerin analizinde ise içerik analizi uygulanmıştır.11 Araştırma sonucunda: Zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin, engelli çocuğa uyum sürecinde yaşanılanların; anne babanın kişilik özelliklerine, yaşlarına, eğitim, sosyo-ekonomik düzeylerine, engelli çocuğun yaşma, engel derecesine, içinde bulundukları topluma, aldıkları sosyal desteğe, olanaklardan yararlanabilme gibi pek çok farklı değişkenden etkilenebildiği ve bu etkilenme sonucunda yaşanılan durumların her aileye göre farklı olduğu ve genelleme yapmanın yanlış olacağı görülmüştür. Ayrıca zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin demografik ve psiko-sosyal özellikleri, bazı değişkenler açısından incelenerek aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır: 1. Ailelerin büyük bir çoğunluğunda annelerin çalışmadığı, ev hanımı oldukları, 2. Ailenin geçimini tek kişi sağlayan 22 aile, anne-babanın her ikisinin de çalıştığı 5 aile, 3. Ebeveynlerin, engelli çocuğa ilişkin duygularım, düşüncelerini en fazla eşi ile paylaştıkları, 4. Ebeveynlerin, öldükten sonra çocuklarına kimsenin bakmayacağı konusu diğer konulara göre ebeveynleri daha fazla kaygılandırdığı, 5. Babaların, çocuk bakımına annelerden daha az katıldıkları, 6. Ebeveynler de, özellikle sigara ve alkol kullanma oranının arttığı, 7. Ebeveynlerin, çocuklarının kendi ihtiyaçlarını giderip, ailesine yük olmadan bağımsız yaşayabilmesini istedikleri, 8. Aile, akraba, komşu, toplumda tüm ailelerin farklı oranlarda sorun yaşadıkları, araştırma sonunda tespit edilmiştir.
Sekiz yıllık zorunlu eğitimin sosyal sonuçları (Sivrice ilçesi örneği)
T ins lea Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitimin Sosyal Sonuçları (Sivrice İlçesi Örmeği) Serhat YABANCI Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilin* Dalı 2004, Sayfa: X + 100 Bu araştırmanın amacı; sekiz yıllık zorunlu eğitimin yürürlüğe girmesinden itibaren toplum üzerinde oluşturduğu etkileri tespit etmektir. Bu bağlamda, öğretmen, muhtar ve imamların görüşlerine dayalı veriler elde edilip, amaca uygun tespitler yapılmıştır. Sekiz yıllık zorunlu eğitim sisteminin, toplum üzerindeki etkileri konusunda bazı değerlere ulaşılmış ve çerçevede sosyolojik bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Genel olarak araştırma dört bölümden oluşmuştur. Bu araştırmada aşağıdaki konular ele alınmıştır: Birinci bölümde; sekiz yıllık eğitimin sosyal sonuçlarının ele alındığı araştırma hakkında bilgiler yer almaktadır. Problemin durumu ve araştırmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm; araştırmanın teorik kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi çizilip, araştırmayla ilgili teorik bilgilerden bahsedilmiştir. Üçüncü bölüm; araştırma sonucunda elde edilen bulgular verilmiş ve bunlarm analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler daha sonra yorumlanmıştır. Son bölümde ise; araştırma sonucunda elde edilen verilere bağlı olarak, sonuçlar verilip, önerilerde bulunulmuştur.
Yatılı ilköğretim bölge okullarındaki öğrencilerin benlik algılarının bazı değişkenlere göre incelenmesi
ÖZET Yüksek Lisans YATILI İLKÖĞRETİM BÖLGE OKULLARINDAKİ ÖĞRENCİLERİN BENLİK ALGILARININ BAZI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ Yücel YILDHUM Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı 2004, Page: 70 Bu araştırma, yatılı okul yaşantısıyla, öğrencilerin benlik algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmıştır. Bu amaçla, araştırma Elazığ il merkezinde bulunan Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda okuyan 53 sekizinci sınıf öğrencisiyle, ilçelerinde bulunan Yatılı İlköğretim Bölge Okullarında okuyan 49 sekizinci sınıf öğrencisi üzerinde betimsel ve tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında benlik algısı üzerinde etkili olan bazı değişkenleri belirlemek için bir değişken ölçümü testi hazırlanmıştır. Öğrencilerin benlik algılarını ölçmek için Offer Benlik İmgesi Envanteri (OSIQ-99) kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından uygulanan anketten elde edilen verilerin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, veri türüne göre varyans analizi, t testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki farkın (f puanı) anlamlı olduğu durumlarda farkın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre merkez YİBO öğrencileri ile ilçelerdeki öğrenciler arasında aile ilişkileri, cinsel tutumlar ve bireysel değerler alt ölçeğinde anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Cinsiyete göre ise cinsel tutumlar ve baş etme gücü alt ölçeğinde anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Ayrıca benlik imgesi ile iletişim olanakları ve arkadaşlık ilişkileri arasında anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Katılımcıların görüşleri olumsuza doğru gittikçe, öğrencilerin aldığı puanların yükseldiği ve dolayısıyla düşük benlik algısının oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında, yatılı okul yaşantısının çeşitli aktivitelerle zenginleştirilerek, öğrencilerin sosyal ve psikolojik gelişimlerinin desteklenmesi gerektiği önerilmiştir. Yatılı okul eğitiminin farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesi ve öğrencilerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yeni düzenlemelerin yapılması ayrıca önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Benlik, Benlik Algısı, Benlik İmgesi, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu.
Anaokulu öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojileriyle etkileşimi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım profilini belirlemektir. Bu nedenle tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Kırşehir il merkezindeki 7 anaokulunda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplamak amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracında öğrencilerin ve velilerin kişisel bilgileriyle ilgili 7, çocukların bilgi ve iletişim teknolojileriyle etkileşimini incelemek amacıyla 80 olmak üzere toplam 87 soru vardır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 paket programı kullanılmış ve veriler homojen dağılmadıkları için Mann-Whitney U ile Kruskall Wallis H anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukların zengin bir teknolojik çevrede yaşadığı görülmektedir. Çocuklar günde ortalama 115 dakika televizyon izlemekte ve 28 dakika bilgisayar kullanmaktadırlar. Bununla beraber çocuklar BİT kullanımına yönelik pek çok becerilere sahiplerdir. Erkek çocukların kız çocuklara göre daha uzun süre bilgisayar kullandığı ve bilgisayar kullanımına yönelik daha çok becerilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Çocukların BİT kullanımı ve BİT'le etkileşimlerini etkileyen faktörler incelendiğinde velilerin eğitim düzeyinin etkisi görülmektedir. Velilerin eğitim düzeyleri arttıkça çocukların BİT kullanım becerileri de artmıştır. Aynı şekilde velilerin ekonomik düzeylerinin artmasıyla paralel olarak çocukların BİT kullanım becerileri de artış göstermiştir.
Yaratıcı drama eğitiminin 60-72 aylık çocukların sosyal-duygusal gelişimine etkisi (Malatya ili örneği)
Bu araştırmanın amacı "Yaratıcı Drama Eğitiminin 60-72 Aylık Çocukların Sosyal-Duygusal Gelişimine Etkisi"nin incelenmesidir. Deneysel bir araştırma olan bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde Malatya Merkez'de yer alan Rahmi Akıncı İlköğretim Okulu bünyesinde bulunan dört ana sınıfı seçilmiştir. 6 yaş grubu öğrencilerin oluşturduğu sınıflardan biri deney grubu olarak belirlenmiş ve geriye kalan üç sınıftan, yapılan ön test sonrası, deney grubu ile sosyal-duygusal gelişim olarak; hazır bulunuşluk seviyesi denk olan sınıf, kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Veri toplamak için, demografik özellikler ile çocukların sosyal-duygusal davranışlarını değerlendirmeyi amaçlayan soruların olduğu iki kısımdan oluşan araştırmacı tarafından hazırlanan ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracının hazırlanmasında uzman görüşüne başvurulmuş ve geçerlik ve güvenirliği kontrol edilmiştir. Ölçme aracının ikinci kısmı sosyal-duygusal davranışlara yönelik 6 alt boyut ve 30 maddeden oluşan ifadeleri içermektedir. Ön ve son test olarak uygulanan ölçme aracı ile çocukların sosyal-duygusal davranışları cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, anne öğrenim düzeyi, baba öğrenim düzeyi ile ailenin ekonomik durumu değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmada deney ve kontrol grubunda yer alan çocuklara uygulanan ön test sonrası deney grubunda yer alan çocuklarla 12 hafta boyunca, haftada iki kez çocukların sosyal-duygusal gelişimini sağladığı düşünülen Okul Öncesi Eğitimde Drama / Sosyal-Duygusal Gelişim/Öğretmen Etkinlik Kitabı'nda yer alan etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Etkinlikler sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerin yönelik yapılan son test uygulaması sonrası çocukların sosyal-duygusal davranışları belirlenen değişkenlere göre değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 paket programı kullanılmış; frekans(f), yüzde (%) ve alt problemlerin analizinde; değişkenler açısından anlamlı farklar olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis Testi ile Wilcoxon Signed Ranks testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda anlamlı anlamsız ilişkiler bulunmuştur. "Yaratıcı Drama Eğitiminin 60-72 Aylık Çocukların Sosyal-Duygusal Gelişimine Etkisi"nin deney grubu son test uygulamasında kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve ailenin ekonomik durumuna göre farklılaşma olmadığı; cinsiyete göre farklılaşma olduğu görülmüştür. Ayrıca deney grubu ile kontrol grubu arasında son test sonuçlarına göre ve deney grubu ön test/son test arasında anlamlı farklar olduğu gözlenmiştir. Deney grubu lehine ölçme aracının alt boyutlarının toplam puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olması; bu grupta uygulanan yaratıcı drama eğitim programının çocukların, sosyal-duygusal gelişimi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi Eğitim, Yaratıcı Drama, Sosyal-Duygusal Gelişim
0-10 yaş çocuk cinsel istismarının sanal medyadaki yansıması
İstismar vakalarının sayısının gün geçtikçe artması, bu alanda çalışmak için bir etken olmuştur. İstismar türlerinden cinsel istismarın dile getirilmesi anlamındaki çalışmaların sayısının azlığı da dikkat çekicidir. Araştırmaya örneklem oluşturması için sanal medyadan seçilen ?3? haber sitesinden ?2006-20011? yılları arasındaki ?0-10? yaş arasındaki çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları derlenmiştir. Derlenen her bir vakaya bilgi formu uygulanmış ve bu formların sonucu SPSS paket programında tablo ve grafiklere dönüştürülerek, ulaşılan rakamlar, yüzdelik değerleri ile sunulmuştur.Araştırmadaki amaç bizim toplumumuzda böyle şeyler olmaz ön yargısını kırarak, yaşanmış vakalar üzerinden ailelere ve eğitimcilere öneriler sunmaktır. Araştırma sonuçları ?1.5 aylık bebeğin istismarına kadar mağduriyet yaşının düştüğünü göstermektedir. Yine sonuçlara bakacak olursak, kız çocuklarının erkek çocuklardan daha çok istismar edildiği, aile içi istismarın da en az yabancılar tarafından yapılan istismar vaka sayısı kadar çok olduğunu görürüz. Araştırma için oluşturulan bilgi formundaki soruların yanıtları bulgular ve yorum kısmında yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Cinsel İstismar, İhmal, Pedofili