Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Engin Üngüren
14 theses · İstanbul Beykent University, Akdeniz University
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık çalışanları ile tedavi alan hastaların akılcı ilaç kullanımına ilişkin tutumları
ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE SAĞLIK ÇALIŞANLARI İLE TEDAVİ ALAN HASTALARIN AKILCI İLAÇ KULLANIMINA İLİŞKİN TUTUMLARI Akılcı ilaç kullanımı belirli ölçütler çerçevesinde, hasta-hekim-eczane üçgeninde gerçekleşen önemli bir sağlık uygulamasıdır. Son yıllarda Türkiye'de kamu kurumları eliyle bazı projelerle de desteklenen bu uygulama, bir takım ilke ve sorumluluklar temelinde yerine getirilmelidir. Özellikle reçete yazma ilkeleri ve akılcı ilaç kullanımı konusunda alınacak sorumluluklar büyük öneme sahiptir. Öbür yandan akılcı olmayan ilaç kullanımı; alışkanlıklardan, hekimlerden, hastalardan, çalışma ortamından, ilaç veriliş sisteminden, ilaç endüstrisinden, ilaç maliyetleri ve harcamalara ilişkin nedenlerden kaynaklanabilir. Oysa Türkiye'de akılcı ilaç kullanımını yaygınlaştırmak için bazı girişimlerin uygulanması gerekmektedir. Bu girişimler; hekimleri hedef alabilir, toplumu hedef alabilir. Bu noktada son yıllarda bazı çalışmalar yapılmaktadır ve izlenilmesi gereken yöntemler mevcuttur. Tüm bunlarla bağlantılı olarak, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan akılcı ilaç kullanımına yönelik hasta-çalışan karşılaştırmasına dayalı araştırma ile sağlık çalışanları ve hastalar açısından akılcı ilaç kullanımına ilişkin kayda değer bulgular elde edilmiş ve analiz edilmiştir.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan yoğun bakım hemşirelerinde tükenmişlik düzeyi
Çalışma hayatı kimi zaman yorucu ve baskı yaratıcı bir hal alabilmektedir. Bunda pek çok etkeni bir arada sayabilmek mümkündür. Ancak mesleki yaşamda yoğun stres ve baskı hali tükenmişlik sendromu ile sonuçlanabilmektedir. Çeşitli evrelere sahip olan tükenmişlik sendromu çevresel ve bireysel bir takım etkileyenlerle birlikte değerlendirilmelidir. Tükenmişlik sendromunu bu etkenlerle birlikte değerlendirildiğinde yine çevresel ve bireysel önleme yöntemleri kolayca kavranabilecektir. Hemşirelik mesleği de yorucu ve insanlar ile doğrudan ilişki kurularak icra edilen bir meslektir. Tükenmişlik sendromuna ilişkin verileri elde edebilmek çoğu zaman mümkün olabilmektedir. Ancak klinik ve idari görevler üstlenmiş hemşirelerin dışında yoğun bakım hemşirelerinin görevleri daha yıpratıcıdır. Hastaların özel niteliklerinden kaynaklı baskı altında görev yapmaktadırlar. Araştırma konumuz olan yoğun bakım hemşirelerinin tükenmişlik düzeylerinin tespit edilmesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi özelinde sadece yoğun bakım hemşirelerini kapsayan örneklem üzerinde açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada yoğun bakım hemşirelerinde tükenmişliğe ilişkin bireysel etkenlere, duygusal tükenmeye, duyarsızlaşmaya ve kişisel başarıya ilişkin verilerle konu irdelenmeye çalışılmıştır.
Pediatri hekimleri ve hemşirelerin iş motivasyonu ve yaşam doyumu (Antalya merkez kamu hastaneleri örneği)
Sağlık sisteminin kalitesinin devamlılığı açısından çalışan motivasyonu ve bunun sonucu çalışanın yaşam doyumu önemlidir. Pediatri hekimleri ve hemşireler iş yaşamlarını etkileyen bir takım etmenlerin etkisi altında görev yapmaktadırlar. İş yaşamında motivasyonu ve genel anlamda yaşam doyumunu etkileyen faktörlerin tespit edilmesi, çocuk sağlığı alanında verilen hizmetin başarısını etkileyebilmektedir. Bu durum ülke geleceği ve ekonomisi açısından da önem taşımaktadır. Çalışmada Pediatri hekimleri ve hemşirelerin motivasyon düzeylerine ve yaşam doyumlarına etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak tanımlayıcı bir yöntem benimsenmiştir. Kuramsal bilgiler saha çalışması neticesinde elde edilen verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında Antalya'da hizmet vermekte olan iki kamu hastanesinde çalışan pediatri hekimleri ve hemşireler ile anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışması neticesinde elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu veriler ışığında faktör analizi, demografik verilerin frekans analizleri, ikili gruplar ile t testi ve ANOVA analizi ile elde edilen bulgular irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Motivasyon, Yaşam Doyumu, İş Doyumu
Örgütsel bağlılık, örgütsel kültür ilişkisi Antalya Atatürk Devlet Hastanesi hemşireler örneği
Örgütler varlıklarını sürdürebilmek için belli gelenekleri yaşatmak, kendine özgü kültür oluşturmak ve kendi kimliklerini yani kurum kültürünü oluşturmak zorundadırlar. Örgüt iş gören etkileşimi sonucunda oluşan örgütsel bağlılık, iş görenin çalıştığı örgüte karşı sadakat tutumudur ve örgütüne karşı hissettikleridir. Örgütün tüm birimlerinin uyum içinde olmaları, ast-üst ilişkilerinin güçlü tutulması örgüt kültürü ve örgütsel bağlılığın önemini artırmaktadır. Her örgüt, iş görenlerinin alt yapısal özelliklerine göre kendi kültürünü oluşturur. Sağlık örgütleri kültür açısından hem kendi içinde hem de toplumla etkileşim halindedirler. Girdisi çıktısı insandır. Hizmet üreten, başarısı hizmetin kalitesiyle ölçülen sağlık örgütlerinde iş görenlerin örgüte karşı güdülenmeleri amaca ulaşmadaki en önemli unsurdur. Bu tezde öncelikle örgütsel bağlılık ve örgütsel kültür konuları kuramsal olarak incelenmiştir. Kurumsal bilgiler ışığında Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşire ve ebelerin örgütsel bağlılık boyutları ve örgütsel kültür boyutları arasındaki ilişki incelenmiştir. Üç bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiş araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, Örgütsel bağlılık ve örgütsel kültür arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Liderlik davranışlarının çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılığı ile ilişkisi: Ebe ve hemşireler üzerine uygulama (Antalya Atatürk Devlet Hastanesi örneği)
Günümüzde sağlık hizmetlerinin sunumunda, gelişen teknolojiye uygun araç ve donanımların kullanmasına rağmen etkin ve verimli iş, büyük ölçüde profesyonelleşmiş gruplarının ortak ve uyumlu çalışmalarıyla gerçekleştirilmektedir. Sağlık hizmet sektörünün en kalabalık nüfusunu oluşturan ebe ve hemşireler bu hizmetlerin her alanında oldukça etkin bir role sahiplerdir. Son yıllardaki sağlık hizmetlerindeki kalite uygulamaları, sağlıkta dönüşüm programı, performansa dayalı ücretlendirme sistemleri, sürekli değişen ve gelişen yasal düzenlemeler, yoğun insan ilişkileri, tıp ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler, hemşirelik mesleğinde liderlere olan gereksinimi arttırmış ve hemşirelerin liderlik becerilerini geliştirmelerinin önemini ortaya koymuştur. Etkili ve kaliteli sağlık hizmeti sunumu, hizmetin iyileştirilmesi ve hemşirelik uygulamalarında kalitenin yakalanmasında, hemşire liderlerin çok önemli rolleri bulunduğu, sergilenen liderlik davranışlarının hemşirelerin iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarının sağlanmasında yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ebe ve hemşirelerin iş memnuniyetinin ve kuruma bağlılıklarının, kaliteli ve verimli hizmet sunumunda önemli role sahip olan yönetici hemşirelerin liderlik davranışlarının, onları izleyen ebe ve hemşirelerin bakışı ile değerlendirilmesinin yararlı olacağı düşünülmüştür. Bu tezde, öncelikle liderlik, örgütsel bağlılık ve iş tatmini konuları kuramsal olarak incelenmiştir. Daha sonra bu kuramsal bilgilerden yararlanılarak, Antalya ili merkezde bulunan Atatürk Devlet Hastanesinde çalışan ebe ve hemşirelerin; yöneticilerinin sergiledikleri temel liderlik davranışını ne biçimde algıladıklarını, ortaya çıkan bu algılarla, iş tatmini ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada Antalya Atatürk Devlet Hastanesi yöneticilerinin liderlik davranışlarını belirlemek, çalışanların iş tatminini ve örgütsel bağlılıklarını ölçmek için dört bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Bu anket çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, "Destekleyici Liderlik Davranışları"nın "Yöneticiler" faktörü ile pozitif, "maaş" ve "iş memnuniyeti" faktörü ile negatif yönde, Teşvik edici liderlik davranışlarının işin içeriği faktörü ile negatif, terfi ve kariyer imkânları ile negatif yönde, destekleyici liderlik ve teşvik edici liderlik algısı ile normative bağlılık arasında negatif yönde, destekleyici liderlik, karizmatik liderlik ve vizyoner liderlik algısı ile devam bağlılığı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca normatif bağlılığın iş arkadaşları ve işin içeriği faktörleri ile pozitif yönde, duygusal bağlılığın, iş arkadaşları ve işin içeriği alt faktörleri ile pozitif yönde ve devam bağlılığının yöneticiler alt faktörü ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Sağlık çalışanlarında örgütsel stresin iş tatmini ile ilişkisi (Antalya Atatürk Devlet Hastanesi) hemşireleri örnegi
Birey zamanının büyük bir bölümünü iş ortamında geçirmekte ve belli amaçları gerçekleştirmek üzere kendisinden beklenen rolleri ve görevleri yerine getirmektedir. Bu durum örgüt ortamında meydana gelen "Örgütsel stres" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Stresten tamamen uzak bir yaşam düşünmek ne derece olanaksız ise toplumsal yaşamın temel dokusu olan örgütlerdeki iş yaşamının da stresten tamamen uzak olması o denli olanaksızdır. İş yalnızca ekonomik açıdan değil psikolojik açıdan da kişinin dünyasında önemli bir işleve sahiptir. Günümüzde örgütlerin en önemli değerleri istihdam ettikleri nitelikli insan gücüdür. Nitelikli insan gücünün ise yönetimlerden ve örgütlerden beklentileri artmakta bu beklentilerin karşılanamaması durumunda ise çalışanların örgütsel stres seviyelerinde artma ve beraberinde iş tatminsizliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek iş performansı gerekse yönetimin başarısı üretimin en önemli faktörü olarak sahip olunan insan gücünün çok iyi tanınmasına bağlıdır. Günümüzde örgütler stresle baş etmek için çok büyük maliyet altına girmektedirler. İnsanlar ise yaşadıkları hem örgütsel hem de bireysel stresin sonucunda ciddi zararlar görmektedir. Bu nedenle örgütlerin örgütsel stres hakkında bilinçlenmeleri, stresi kontrol altına almaları ve stresi optimum seviyede tutmak için gerekli önlemleri almaları bir zorunluluk haline gelmiştir. Yöneticilerinin çalışanların iş tatminlerini olumsuz yönde etkileyen faktörler hakkında bilinçli ve duyarlı olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda örgütsel stresin çalışanların iş tatmini üzerinde negatif etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu doğrultuda çalışmamda; örgütsel stres kaynakları ile iş tatmini arasındaki ilişki incelenmiştir. Sağlık kurumları koruyucu, tedavi edici, rehabilitasyon ve sağlığın geliştirmesi hizmeti sunarak birey ve toplumun sağlık düzeyini yükseltmeyi amaçlayan sosyal bir sistemdir. Sağlık kurumları özellikle hastaneler ne kadar gelişmiş teknolojik olanakları kullansa da esas olan insan gücüdür. Bu nedenle de hemşirelerde, iş tatminini etkileyen örgütsel stres kaynaklarının bilinmesi ve bunlara yönelik çözümlerin bulunması bu kişilerin iş tatminlerini etkileyecek ve beraberinde başarılı, mutlu ve üretken çalışanlar olacaklardır. Bütün bunların yanı sıra bireyde başarı arzusu yaratacak belli ölçüde stres olmaması durumunda yapılan iş monoton olmakta ve çekiciliğini yitirebilmektedir. Bu nedenle yöneticiler örgütlerdeki örgütsel stres kaynaklarını iyi bilmeli ve stresi tamamen ortadan kaldırmaya çalışmamalı olumlu bir güdüleyici güç olarak belli bir düzeyde tutmayı başarabilmelidirler.
Kişilik özelliklerinin örgütsel stres üzerine ilişkisi (Antalya Atatürk Devlet Hastanesi) hemşireleri üzerine bir çalışma
İnsanların benzer olaylara birbirinden farklı tepkiler sergilediği; benzer durumlar hakkında birbirlerinden farklı düşündükleri, aynı amaca ulaşabilmek için farklı yolları tercih ettikleri görülebilmektedir. Stres kaynaklarından etkilenme stres düzeylerinin bireyden bireye farklılık göstermesi, aynı iş ortamında çalışan kişilerin stres yaratan olaylar karşısında aynı tepkiyi vermesi beklenemez. Bireyin stresten etkilenme düzeyi ve stresi toleransı kişilik özelliklerine göre farklılıklar gösterir. Kısacası stres oluşumunda kişilik özelliklerinden kaynaklanan farklılıklar önemli bir olgudur. Bu çalışma, Antalya ili merkez Atatürk Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerin kişilik özellikleri ve örgütsel stres üzerine etkileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyma amacını taşımaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kişilik özellikleri, ikinci bölümünde örgütsel stres ve üçüncü bölümünde ise konuya ilişkin olarak yapılan anket çalışmasının sonuçları değerlendirilmiştir. Bu anket çalışması SPSS yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; Hemşirelerin kişilik özellikleri ile örgütsel stres arasında anlamlı ilişkiler bulgulamıştır.
Sağlık çalışanlarında iş doyumu ve yaşam doyumu ilişkisi (Antalya Atatürk Devlet Hastanesi) hemşireler örneği
Sağlık sektörü, özellikle hastanelerin ham maddesi ve ürünü insandır. Diğer sektörler gibi gelişmiş teknolojiden yararlanıyor olsalar da, yinede yoğun insan emeği kullanarak amaçlarına ulaşmaktadırlar. Hastanelerde farklı becerileri olan, farklı meslekte insanlar bir arada çalışırlar. Hastane yöneticisi bu farklı özelliklere sahip personelin davranışlarını hastanenin amaçları doğrultusunda yönetmesi oldukça karmaşık bir durumdur. Hastanelerde hizmet sunumunun temel belirleyicisi çalışanlardır. Bu nedenledir ki çalışanların iş doyum düzeylerinin yüksek olması gereklidir. Sağlık hizmetinin üretimi ve tüketiminde insan unsuru her zaman ön plandadır. Bu alanda çalışanların ruhsal yönden rahat, soğukkanlı ve iş yapmaya istekli olmalıdırlar ki hizmet verdikleri hasta grubunun ihtiyaçlarını karşılaya bilsinler. Hastanelerin müşterileri olan hastaların memnuniyeti kendilerine tedavi ve bakım hizmetleri sunan çalışanların yaptıkları işi önemsemeleri, örgütün bir parçası olduklarını hissetmeleri ile mümkündür. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı ele alınmıştır. İş doyumunun örgütsel ve bireysel özelliklerinin neler olduğunu, iş doyumunun birey ve örgüt açısından önemini açıklamaya çalışılmıştır. İş doyumsuzluğunun bireysel ve örgütsel sonuçları incelenmiştir. Daha sonra iş doyumunun ölçülmesi ve iş doyumu teorileri açıklanmıştır. Birinci bölümün sonunda da hemşirelik alanında yapılmış ulusal ve uluslararası çalışmalara yer verilerek konunun desteklenmesine çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümde, çalışanın iş dışı ve iş yaşamını kapsayan genel yaşam doyumu kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Yaşam doyumunun tanımı, kişi ve örgüt için önemi, yaşam doyumunu etkileyen faktörlerin neler olduğuna yer verilmiştir. İş ve yaşam doyumunun literatür de bu güne kadar yapılmış ölçüm çeşitlerine bir tablo içerisinde sunulmuştur. Daha sonrada iş ve yaşam doyumu arasındaki ilişki ve bu ilişkiyi açıklayan modellerin neler olduğu belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, yapılan saha çalışmasına yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, önemi belirtilmiştir. Kurulan hipotezlerin varlığı oluşturulan anket çalışmasıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde iş doyumu ile yaşam doyumu arasındaki ilişki incelenerek, bireyin yaşam doyumunun ne kadarının iş doyumu ile açıklanabildiği saptanmaya çalışılmıştır. Veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiş ve bulunan sonuçlar yorumlanmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının örgütsel güven ve iş tatminine etkisi: Alanya'da konaklama işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışması, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının örgütsel sonuçlara olan yansımalarını incelemek üzere gerçekleştirilmiştir. Örgütsel sonuçlar olarak, olumlu bir işletme ortamına zemin hazırlayan örgütsel güven ve iş tatmini kavramları ele alınmıştır. Bu bağlamda çalışmanın birinci amacı, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının örgütsel güven ve iş tatminine olan etkisini ortaya koymaktır. Tez çalışmasının bir diğer amacı da iş kazaları konusundaki dışsal odaklılığın örgütsel güven ve iş tatminine olan etkisini incelemektir. Daha kapsamlı bir ifadeyle çalışmanın ikinci amacı, iş kazalarını şans, kader gibi faktörlere bağlayıp bu kazaların önlenemeyeceğini kabul eden bir düşünce yapısının, bireyin örgütsel güven ve iş tatminine olan etkisini belirlemektir. Tez çalışması, 14 ayrı konaklama işletmesinde çalışmakta olan 734 işgörenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak için anket tekniği kullanılmıştır. Anket formları aracılığı ile toplanan veriler, istatistik paket programı yardımıyla analizlere tabi tutulmuştur. Öncelikli olarak katılımcıların farklı özelliklerine göre genel profilleri belirlenmiştir. Daha sonra t-testi ve ANOVA analizi aracılığı ile katılımcıların farklı özelliklerine göre araştırma kapsamında yer alan değişkenler incelenmiştir. Ortaya konan korelasyon analizi sonucunda, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile örgütsel güven boyutları ve iş tatmini arasında olumlu yönde anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Ayrıca iş kazaları konusundaki dışsal odaklılık ile örgütsel güven boyutları arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. İş kazaları konusundaki dışsal odaklılık ile iş tatmini arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın temel amaçları doğrultusunda ortaya konan çoklu regresyon analizleri sonucunda, katılımcıların örgütsel güvenleri üzerinde çalışma arkadaşlarının iş sağlığı ve güvenliği kriterlerine göre çalışmasının, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetim ve çalışanlar arasında işbirliği ve iletişimin, çalışma arkadaşlarının iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalık ve bilinç düzeylerinin, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetsel önlem ve tedbirlerin etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Katılımcıların iş tatminleri üzerinde ise çalışma arkadaşlarının iş sağlığı ve güvenliği kriterlerine göre çalışmasının, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetsel önlem ve tedbirlerin, çalışma arkadaşlarının iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalık ve bilinç düzeylerinin etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca iş kazaları konusundaki dışsal odaklılığın çalışma arkadaşlarına olan güveni olumlu yönde, iş tatminini ise olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizlerinden elde edilen bulgular doğrultusunda, iş sağlığı ve güvenliği konusunda hem çalışanların hem de yöneticilerin sorumluluk sahibi olduğu ortaya konmuştur.
Örgütsel sessizlik ile örgütsel yabancılaşma arasındaki ilişki: Konaklama işletmeleri üzerinde bir araştırma
Günümüz sert ve yoğun rekabet koşulları, küçülen dünya ve bilinçli tüketicinin beklentileri doğrultusunda insan faktörünün değeri anlaşılmış ve daha da önem kazanmıştır. Özellikle emek yoğun olan turizm sektöründe, işletmelerin rekabet avantajı elde edebilmesinde, hizmet ve ürün kalitesini arttırabilmesinde, sürdürülebilir gelişim gösterebilmesinde nitelikli çalışanların yadsınamaz bir yeri ve önemi vardır. Bu araştırmada örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sessizliğe ilişkin genel literatür bilgilerine yer verilmesi ve otel işletmelerinde yapılan bir uygulama örgütsel yabancılaşma ile örgütsel örgütsel sessizlik üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak kullanılan anket, örneklem grubunu oluşturan İstanbulda, Ankarada, Alanyada faaliyet gösteren üç,dört beş yıldızlı otel işletmelerindeki 974 çalışan üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yaşa göre çalışanların örgütsel yabancılaşma algılamalarında, iş tecrübesi ve konaklama işletmesi türüne durumuna göre de örgütsel sessizlik algılamalarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Cinsiyete, çalışılan şehir, eğitim düzeyine, çalışılan departmana göre ise çalışanların hem örgütsel yabancılaşma hem de örgütsel sessizlik algılamalarında önemli farklılıklar görülmüştür. Araştırma sonucunda, otel çalışanlarının örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sessizlik düzeylerinin orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, örgütsel yabancılaşma ile örgütsel sessizlik arasında orta kuvvette pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Yabancılaşma, Örgütsel Sessizlik, Alanya, Otel, Cinsiyet.
İçsel iş çevresi, kişilik özellikleri ve sektör algısının iş tatmini ve iş performansı üzerindeki etkisi: Alanya konaklama işletmeleri örneği
İş tatmini ve iş performansı üzerinde oldukça araştırma yapılmış konular olmakla beraber, bu konuları etkileyen bağımsız değişkenler zaman içinde tema olarak aynı kalmasına rağmen, içerik olarak farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkların temel sebebi "insan" varlığının durağan olmayıp sürekli gelişim ve değişim içinde olmasıdır. Ayrıca çalışma şartları, çalışma ortamları teknolojinin gelişmesiyle de sürekli bir değişim sözkonusudur. Bunlara bağlı olarak işletmelerin en temel faktörü olan çalışanların, geçmişte doyuma ulaştığı ve performansını etkileyen sebepler, günümüzde daha farklı bir yapıya bürünmektedir. Çalışanların iş tatmini ve performanslarını etkileyen birçok etmen vardır. Bu etmenler, bizzat işletme sahipleri ve yöneticileriyle yapılan istişareler sonucunda;"Beş Faktör Kişilik Özellikleri", "Sektör Algısı" ve sekiz faktörden oluşan ve "İçsel İş Çevresi" olarak adlandırılan "Yönetici Davranışı", "Sosyal Haklar ve İmkânlar", "Çalışma Arkadaşları", "Maaş", "Kariyer İmkânları", "İşin Kişiliğe Uygunluğu", "İşe Yüklenen Anlam" ve "Yönetim Politikası" olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın, örneklemi tezin tasarım aşamasında tekstil, inşaat ve turizm sektörleri olarak planlanmıştır. Gerekli ön görüşmeler yapıldıktan sonra inşaat sektöründen tasarım aşamasında, tekstil sektöründen ise uygulama aşamasında vazgeçilmiştir. Araştırma, Alanya'daki beş yıldızlı oteller üzerinde gerçekleştirilmiştir. Gerekli literatür araştırması yapıldıktan sonra, anketler geliştirilmiştir. Anketlerin uygulanabilirliği 15 kişilik bir pilot grup üzerinde denenmiş ve buna bağlı olarak bazı düzenlemeler yapılarak anketler çalışanlara sunulmuştur. Görüşme yaptığımız 30 adet beş yıldızlı otelden 14 adedi anketleri çalışanları üzerinde uygulayabileceğini ifade etmiş, diğerleri turizm sezonu başlangıcı olması nedeniyle araştırmaya katılamayacaklarını belirtmişlerdir. Bu bağlamda 900 adet anket hazırlanmış ve otellere dağıtılmıştır. Anketlerin 705 adedi geri dönmüştür. Bunlardan 73 adedi eksik doldurma, birden fazla cevap verilmesi, cevaplardaki tutarsızlık ve bazı anketlerde baştan sona aynı şıkkın işaretlenmesi sebepleriyle geçersiz sayılmıştır. 632 anket geçerlidir. Anketler SPSS 20 programına aktarılmış, gerekli analizler ve değerlendirmeler yapılmıştır. Öncelikle katılımcıların farklı özelliklerine göre genel profilleri belirlenmiştir. T- testi ve ANOVA analizleriyle katılımcıların farklı özelliklerine göre araştırma kapsamında yer alan değişkenler incelenmiştir. Yapılan korelasyon analizleri sonucunda iş tatmini ve iş performansının belirlenen bağımsız değişkenlerle ilişkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmanın temel amaçları doğrultusunda gerçekleştirilen regresyon analizleri ile çalışma kapsamında yer alan beş faktör kişilik özellikleri, sektör algısı ve içsel iş çevresi boyutlarından oluşan bağımsız değişkenlerin iş tatmini ve iş performansı üzerinde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Beş faktör kişilik özelliklerinden dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk, deneyime açıklık boyutlarının iş tatminini pozitif yönde etkilediği, nevrotiklik özelliğinin ise negatif yönde etkilediği bulunmuştur. İş performansını etkileyen boyutların ise, uyumluluk ve sorumluluk olduğu bulgusu elde edilmiştir. Sektör algısının hem iş tatmini hem de iş performansını pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. "İçsel İş Çevresi" faktörlerinden, "İşin Kişiliğe Uygunluğu", "Yönetim Politikası", "Çalışma Arkadaşları", "İşe Yüklenen Anlam" ve "Maaş" faktörlerinin iş tatminini, "İşin Kişiliğe Uygunluğu", "Çalışma Arkadaşları" ve "Maaş" faktörlerinin de iş performansını pozitif yönde yordadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Sektör Algısı, İçsel İş Çevresi, İş Tatmini, İş Performansı
Rol çatışması ve rol belirsizliğinin örgütsel yabancılaşmaya etkisi: Alanya Belediyesi'nde bir uygulama
Rol çatışması ve rol belirsizliği, bir kurumda çalışan bireylerin hak ve sorumluluklarının tam olarak bilincinde olması ve böylece görevlerini, kurum içinde üstlendikleri rolleri sağlıklı bir şekilde yerine getirmesi karşısında ciddi bir engel oluşturmaktadır. Rol çatışması ve rol belirsizliğinin önemli bir sonucu, çalışanın işinden ve çalıştığı kurumdan uzaklaşmasına sebep olan örgütsel yabancılaşmadır. Bu araştırmanın temel amacı, rol çatışması ve rol belirsizliğinin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini oluşturan Alanya Belediyesi, kısa bir süre önce 6360 Sayılı Büyükşehir Kanunu gereği on altı belde belediyesini bünyesinde toplamıştır. Hızla yaşanan bu birleşmenin ve buna bağlı olarak artan personel sayısının önemli örgütsel sorunlara yol açacağı düşünülmüş ve araştırma konusu bu doğrultuda belirlenmiştir. Alanya Belediyesi'nde görev yapan yöneticiler ile yapılan derinlemesine mülakatlar sonucunda, araştırma modeline son şekli verilmiştir. Araştırma, 2600 çalışana sahip olan Alanya Belediyesi'nde gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, istatistik paket programı ile analiz edilmiş ve öncelikli olarak katılımcı profili ortaya konmuştur. Daha sonra veriler; faktör analizi, t-Testi, ANOVA analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda, rol çatışması ve rol belirsizliği ile örgütsel yabancılaşma boyutlarının bazılarında, katılımcıların demografik ve mesleki özelliklerine göre anlamlı farklılıklar oluştuğu belirlenmiştir. Ayrıca, rol çatışması ve rol belirsizliği boyutları ile örgütsel yabancılaşma boyutları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Son olarak, yapılan regresyon analizi sonucunda, rol çatışması ve rol belirsizliğinin örgütsel yabancılaşma üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Rol Çatışması, Rol Belirsizliği, Örgütsel Yabancılaşma.
Konaklama tesisleri yöneticilerinin otel değerlendirme sitelerine yönelik tutumları: Alanya örneğı
Bu çalışmada, konaklama tesisi değerlendirme sitelerine yönelik otel yöneticilerinin tutumları araştırılmıştır. Araştırma, ekonomisinin büyük bir bölümü turizm ve turizm bağlantılı sektörlerden oluşan Alanya ilçesi sınırlarında gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, konuyla ilgili alan yazını taraması yapılmıştır. Konaklama tesisleri yöneticileri ve Alanya Turistik İşletmeciler Derneği Yönetim Kurulu üyeleriyle yapılan mülakatlarda bölgede etkisi yüksek olan sitelerden tripadvisor ve holidaycheck siteleri incelenmiştir. Mülakatlarda oluşturulan anket formu otellere dağıtılmış ve elde edilen sonuçlar SPSS for Windows programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu, yöneticilerin değerlendirme sitelerine yönelik tutumlarının altı boyutta incelenebileceği tespit edilmiştir. Bu boyutlar ?İyileştirme-İzleme?, ?Etik-Güven?, ?Adalet?, ?Tehdit?, ?Etki Alanı? ve ?Güvenirlilik? olarak adlandırılmıştır. Araştırma bulgularında, çalışmaya katılan yöneticilerin otel değerlendirme sitelerinde yayınlanan müşteri yorumlarının ve yapılan puanlamaların kendi tesisleriyle ilgili iyileştirici ve düzeltici faaliyetlere ışık tuttuğu ve bu sitelerin müşteri tatil seçiminde etkili olduğuna dair ortak kanaate sahip oldukları saptanmıştır. Bu noktada ilgi çekici nokta, yöneticilerin konaklama tesisi değerlendirme sitelerinin kaliteyi arttırıcı etkisi olduğu üstünde hem fikir olmalarına rağmen sitelerle ilgili etik ve güven konusunda şüpheleri olduğu tespit edilmiş olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Alanya, Otel değerlendirme siteleri, Seyahat 2,0
Sessizleşen örgütlerde öz yeterlilik algısının rolü: Alanya'daki konaklama işletmeleri üzerine bir araştırma
Önemli bir ekonomik güç olan turizm sektörünün; sürekli gelişen, istihdam alanı yaratan, emek yoğun bir endüstri olması nedeniyle teknolojik yeniliklere ayak uydurabilecek, rekabet avantajı yaratacak, kalitenin ve verimliliğin artmasını sağlayacak nitelikli işgücüne ihtiyacı vardır. Nitelikli işgücünün oluşturduğu turizm endüstrisi, ülkenin uluslararası pazarda rekabet gücünü yükseltmektedir. Bu nedenle işgörenlerin tüm potansiyellerini kullanabilmesine fırsat sağlamak rekabetin gereklerinden biri olmaktadır. İşletmeler; işgörenlerin potansiyellerini geliştirerek, onları işletmenin hedeflerini belirleme sürecine dahil ederek, güdüleyerek kişisel katkıyı en üst düzeye çıkarıp kişisel ve örgütsel gelişme sağlar. Bu bağlamda, yüksek öz yeterliliğe sahip işgörenler, işletmeyi başarıya götürecek yenilikçi fikir ve önerilerini rahatlıkla dile getirerek bu gelişimin parçası olur. Ancak işletmelerde, nitelikli işgücü istihdam etmek ve onlardan en üst düzeyde verimlilik sağlayabilmek için yöneticilerin; işgörenlere karşı saygı, sevgi, nezaket, tevazu gibi erdemli davranışlarda bulunarak adil, demokratik, iyi niyetli, eleştiriye açık olması gerekmektedir. Bunlara ek olarak, çalışanların öz yeterlilik inançlarını yükseltmek için, yöneticilerin, çalışanlarına yeteneklerini keşfedecek sorumluluklar yükleyerek ilham verici olması gerekmektedir. Aksi halde, düşük öz yeterliliğe sahip, çeşitli nedenlerle fikir ve düşüncelerini paylaşmaktan kaçınan işgörenler, işletmeyi başarısızlığa sürükler. Bu araştırmanın ana amacı; öz yeterliliğin örgütsel sessizlik üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın alt amaçları ise; çalışanların işletmeye katkı sağlamaya yönelik fikir ve düşüncelerinin belirlenmesi, çalışanların demografik ve mesleki özelliklerine göre işletmeye katkı sağlamaya yönelik fikir ve düşüncelerinin farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi, çalışanların demografik ve mesleki özelliklerine göre örgütsel sessizlik algılarının farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi, çalışanların demografik ve mesleki özelliklerine göre öz yeterlilik algılarının algılarının farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi, örgütsel sessizlik boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi, öz yeterlilik boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi, örgütsel sessizlik boyutlarıyla öz yeterlilik boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmadaki bulgulara, turizm bölgesi olan Alanya'da 3,4,5 yıldızlı ve apart otellerde çalışan işgörenlere uygulanan anketlerin SPSS programında analiz edilmesiyle ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, işgörenlerin öz yeterliliklerine olan inançlarının sessizlik davranışlarını etkilediği; düşük öz yeterlilik inancı olan işgörenlerin sessizliği tercih ederken, yüksek öz yeterlilik inancı olan işgörenlerin ise fikir ve düşüncelerini paylaşmaktan çekinmediği belirlenmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgüt, örgüt ile ilgili kavramlar ve araştırmanın asıl konusunu oluşturan örgütsel sessizlik kavramı, ikinci bölümde öz yeterlilik kavramı, üçüncü bölümde ise araştırmanın sonuç ve bulgularına dair veriler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Sessizlik İklimi, İşgören Sessizlik Davranışları, Öz Yeterlilik.