Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Şüheda Özben

13 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

İç denetim programının ergenlerin denetim odağı, öğrenilmiş güçlülük ve savunma mekanizmalarını kullanma biçimi üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, İç Denetim Programı'nın ergenlerin denetim odağı üzerindeki etkisini incelemek, öğrenilmiş güçlülük ve savunma mekanizmalarını kullanma biçiminin uygulanan eğitim programından etkilenip etkilenmediğini saptamaktır.Amaca uygun olarak planlanan oturumlarda, planlama, karar verme, problem çözme ve sorumluluk alma becerilerinin geliştirilmesine çalışılmıştır. Çalışma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, İzmir ili Buca ilçesinde bulunan bir genel lisenin 10. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu, izleme çalışması yapılan deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kontrol Odağı Ölçeği, Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği ve Savunma Mekanizmaları Envanteri Ergen Formu kullanılmıştırVerilerin analizinde t-testi, kovaryans analizi (ANCOVA), tekrarlayan ölçümler için varyans analizi ve LSD testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre deney grubuna katılan öğrencilerin öntest-sontest denetim odağı puanları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrenilmiş güçlülük puanlarında öntest-sontest arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Savunma mekanizmalarını kullanma biçimleriyle ilgili olarak, nesneye yöneltme alt ölçeği puanlarında anlamlı bir düşüş saptanmıştır. Yansıtma, kendine yöneltme, tersine çevirme ve ilkeleştirme mekanizmaları açısından anlamlı bir farklılık yoktur. İzleme testi sonuçlarına bakıldığında, denetim odağı, öğrenilmiş güçlülük ve nesneye yöneltme sontest-izleme testi puanları arasındaki fark anlamlı değildir. Öntest-sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık saptanmayan tersine çevirme alt ölçeğinde ise, öntest-sontest-izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür.

Denetim odağıErgenlerErgenlik+3
Ayşe Devrim Masalcı Burçak
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinde internet bağımlılığının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim öğrencilerinin internet bağımlılığını incelemektir. Bu araştırma betimsel ve ilişkisel tarama modelli bir yordama çalışması niteliğindedir. Araştırmanın örneklemi 2012?2013 Eğitim-Öğretim yılı İzmir İli Buca İlçesindeki devlet ilköğretim okullarında 6. 7. ve 8. sınıfta okuyan 476 öğrenciden oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak, İnternet Bağımlılık Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler, SPSS 18.0 paket programından yararlanılarak frekans dağılımları, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Walis H Testi ile çözümlenmiştir. Bulgular: Örneklemin % 91?i semptom göstermeyen, % 8?i sınırlı semptom gösterenler (olası bağımlı veya risk altında olanlar) ve %1?i ise internet bağımlısı olarak saptanmıştır. İnternet kullanım amaçlarına bakıldığında öğrencilerin 418?i ödev hazırlama, 285?i film seyretme ve eğlenme, 240?ı sohbet (chat) etme, 300?ü oyun oynama, 268?i bilgi edinme, 209?u boş zamanlarını değerlendirme amacıyla internette zaman geçirdiğini belirtmiştir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu birden fazla amaçla interneti kullandığını ifade etmiştir. İlköğretim öğrencilerinin internet bağımlılığını depresyon, cinsiyet ve ekonomik düzey istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ancak öz-yeterlik, yalnızlık ve akademik başarının internet bağımlılığını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamadığı belirlenmiştir. İnternet bağımlılığının en önemli yordayıcısının depresyon olduğu bunu cinsiyet ve ekonomik durumun izlediği görülmüştür. İlköğretim öğrencilerinin cinsiyetine, algıladıkları akademik başarılarına, sınıf düzeylerine, ailelerinin ekonomik düzeylerine ve evlerinde internet bağlantısı olup olmamasına göre internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: İnternet bağımlılığı, ilköğretim öğrencileri, depresyon, yalnızlık, öz-yeterlik

BağımlılıkEğitim psikolojisiÖlçekler+3
Musa Çetinkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk ve ergenlerde şiddet ve saldırganlığın önlenmesi

Bu araştırmada, Çocuk ve Ergenlerde Şiddet ve Saldırganlığı Önleme Programının ergenlerin saldırgan davranışları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın bu amacı doğrultusunda; bir önleme programı hazırlanmış ve ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerine uygulanmıştır.Çocuk ve ergenlerde şiddet ve saldırganlığı önleme programında; öfke kontrolü ve çatışma çözme becerilerine yer verilmiştir. Programın nasıl işlediğini görmek ve eksikliklerini gidermek için öncesinde bir pilot çalışma yapılmıştır. Programın uygulandığı asıl çalışma, 2009?2010 eğitim-öğretim yılının güz döneminde, Edirne il merkezindeki resmi iki ilköğretim okulunun sekizinci sınıflarında öğrenim gören öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, iki deney ve iki kontrol gruplu öntest-sontest modeline dayalı deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Buss ve Perry (1992) tarafından geliştirilen, Can (2002) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek, deney ve kontrol gruplarına öntest olarak verilmiş, saldırganlık puanı yüksek olan öğrencilerden toplam 40 öğrenci, her grupta 10 öğrenci olacak şekilde rasgele atanmıştır. Her iki deney grubundaki öğrencilere, araştırmacı tarafından geliştirilen Çocuk ve Ergenlerde Şiddet ve Saldırganlığı Önleme Programı, haftada bir gün, 75 dakika olmak üzere 12 oturum uygulanmıştır. Kontrol gruplarına ise herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Sontest, deney gruplarının uygulaması bittikten sonra tüm gruplara aynı anda verilmiştir.Uygulanan deneysel işlemin sonucunda elde edilen veriler, tekrarlı ölçümler için iki faktörlü varyans analizi ve Tukey testi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularında, Çocuk ve Ergenlerde Şiddet ve Saldırganlığı Önleme Programı uygulaması sonunda, deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin saldırganlık ölçeği öntest-sontest puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<.05). Saldırganlık ölçeği alt boyutlarında ise deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin fiziksel saldırganlık ve sözel saldırganlık öntest-sontest puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken; öfke, düşmanlık ve dolaylı saldırganlık öntest-sontest puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Sonuçlar, ilgili literatür göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

ErgenlerErgenlikEğitim psikolojisi+4
Seda Donat Bacı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin ailelerine ilişkin değerlendirmeleri ile anne babalarının evlilik doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı anne babalarının evlilik doyumları ile ilköğretim 8.sınıf öğrencilerinin algıladıkları aile işlevleri arasında anlamlı bir ilişkinin; bazı değişkenlere göre ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin algıladıkları aile işlevleri arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını incelemektir.İlişkisel tarama modelinde yapılan bu araştırmanın örneklemini İzmir İli Torbalı İlçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı 316 ilköğretim 8.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler `Aile Değerlendirme Ölçeği', `Evlilik Yaşamı Ölçeği' ve `Kişisel Bilgi Formu' ile toplanmış ve SPSS paket programında t testi, Kruskall Wallis, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Mann Whitney U teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda anne babaların evlilik doyumları ile ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin algıladıkları aile işlevleri arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin; cinsiyetlerine göre algıladıkları iletişim, gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü işlevleri arasında; kardeş sayısına göre iletişim, duygusal tepki verme işlevleri arasında; aile gelirinin yetip yetmemesine göre problem çözme ve roller işlevleri arasında; annenin öğrenim durumuna göre problem çözme, gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü arasında anlamlı farklılıklar olduğu; babanın öğrenim durumuna göre ise bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Aileleriyle İzmir' de yaşayan öğrencilerin sonradan İzmir' e yerleşenlere göre problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verme ve genel işlevler boyutlarında; çekirdek ailede yaşayan öğrencilerin geniş ailede yaşayanlara göre iletişim, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme işlevlerinde daha sağlıklı değerlendirmede bulundukları görülmüştür.

AileAile işlevleriEvlilik+3
Zeynep Erkenci
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Olumlu düşünme eğitim programının ergenlerin geleceğine yönelik iyimserlik, depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, olumlu düşünme eğitim programının ergenlerin geleceğe yönelik iyimserlik, depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisi incelenmiştir.Olumlu Düşünme Eğitim Programının ergenlerin geleceğe yönelik iyimserlik, depresyon, bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisini incelemeye yönelik olan bu araştırma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Antalya Kumluca İmam Hatip Lisesinde öğrenim gören toplam 30 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Yaşam Yönelimi Envanteri, Beck Depresyon Ölçeği, Otomatik Düşünceler Ölçeği ve Olumlu Düşünme Eğitim Programı kullanılmıştır. Ön test, son test kontrol gruplu deneysel desene dayalı çalışmanın verileri korelasyon ve tekrarlı ölçümler için iki faktörlü varyans analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeni olumlu düşünme eğitim programı, bağımlı değişkeni ise ergenlerin geleceğe yönelik iyimserlik, depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeyleridir.Deney grubundaki öğrencilere 12 oturumluk olumlu düşünme eğitim programı uygulanmış, plesebo grubuna meslekler tanıtımı ve meslek seçimine yönelik 12 oturumluk bir çalışma yapılmıştır. Kontrol grubuna ise araştırma süresince hiçbir işlem yapılmamıştır.Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik puanlarında anlamlı derecede bir artış olduğu, depresyon ve bilişsel çarpıtma puanlarında da anlamlı derecede bir azalma olduğu görülmüştür.Ayrıca geleceğe yönelik iyimserlik ve depresyon düzeyleri arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır (-0,370). Geleceğe yönelik iyimserlik ve bilişsel çarpıtma düzeyleri arasında ters yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır (-0,430). Depresyon ile bilişsel çarpıtma düzeyleri arasında ise pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır (0,563).Anahtar Sözcükler: Olumlu Düşünme, Geleceğe Yönelik İyimserlik, Depresyon, Bilişsel Çarpıtma.

Bilişsel çarpıtmaDepresyonErgenler+5
Yasemin Karagöz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kendini açma, öznel iyi oluş ve algıladıkları sosyal destek düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin kendini açma, öznel iyi oluş ve algıladıkları sosyal destek düzeyleri; cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, en çok yaşadıkları yer, ailenin ekonomik durumu, anne-babanın öğrenim durumu ve anne-baba tutumlarına göre incelenmiştir. Araştırmanın evreni Dokuz Eylül Üniversitesi son sınıf öğrencileridir. Örneklem Buca Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 199 (% 64) kız, 113 ( % 36) erkek olmak üzere toplam 312 öğrenciden oluşturulmuştur.Verilerin toplanmasında Kendini Açma Envanteri, Öznel İyi Oluş Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 17.0 ve MINITAB 15 istatistik programları kullanılarak, Mann ? Whitney U ve Kruskal ? Wallis H teknikleri ile çözümlenmiştir. Çoklu karşılaştırma için Hollender ? Wolfe yöntemi, korelasyon analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Tüm veriler .05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir.Araştırma sonucunda, katılımcıların cinsiyetine göre kendini açma puanlarının farklılaştığı, öznel iyi oluş ve algılanan sosyal destek puanlarının farklılaşmadığı saptanmıştır. Katılımcıların yaşlarına, kardeş sayılarına, en çok yaşadıkları yerlere göre kendini açma, öznel iyi oluş ve algılanan sosyal destek puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ailenin ekonomik durumuna göre öğrencilerin öznel iyi oluş ve algılanan sosyal destek puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, kendini açmanın babaya açılma puanlarında önemli bir farklılık olduğu saptanmıştır. Gelir durumu iyileştikçe babaya açılma puanları da yükselmektedir. Anne ? babanın öğrenim düzeyine göre öğrencilerin kendini açma puanları arasında anlamlı farklılıklar görülmüş, öznel iyi oluş puanlarında görülmemiştir. Algılanan sosyal desteğin öğrencilerin annelerinin öğrenim durumuna göre farklılaştığı, babalarının öğrenim durumuna göre anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Anne- baba tutumlarına göre öğrencilerin kendini açma, öznel iyi oluş ve algılanan sosyal destek puanları arasında anlamlı farklılıklar olduğu anlaşılmıştır. Algılanan sosyal destek puanları ile öznel iyi oluş puanları ve kendini açma puanları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde ve öznel iyi oluş puanları ile kendini açma puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kendini açma, Öznel İyi Oluş, Algılanan Sosyal Destek.

Algılanan sosyal destekEğitim psikolojisiKendini açma+2
Gülin Nur Şahin
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite son sınıf öğrencilerinin kendilerini gerçekleştirme engelleriyle genel erteleme eğilimi ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite son sınıfta öğrenim gören öğrencilerin kendilerini gerçekleştirme engelleriyle genel erteleme eğilimi ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki ve bazı değişkenlere göre aralarında anlamlı farklılık olup olmadığı incelenmiştir.Araştırmanın evrenini 2010?2011 eğitim-öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğrenim gören son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 84 kız ve 66 erkek olmak üzere toplam 150 üniversite öğrencisinden oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak Kişisel Yönelim Envanteri (KYÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), Genel Erteleme Ölçeği (GEÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırma analizlerinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Veriler bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyanas analizi, Kruskall Wallis analizi ve Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir.Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre genel erteleme eğilimi, umutsuzluk ve kendini gerçekleştirme alanları arasında önemli ilişkilerin olduğu belirlenmiştir.Üniversite son sınıf öğrencilerinin kendilerini gerçekleştirme düzeyleri ile genel erteleme eğilimleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi sonucunda kendini gerçekleştirme alt boyutlarından olan kendini gerçekleştirme değeri ve kendine saygı arasında negatif yönde ilişki belirlenmiştir. Bu durumda kendini gerçekleştirme ve kendine saygı puanları yüksek bulunan öğrencilerin daha az erteleme eğilimi gösterdikleri söylenebilir.Kendilerini gerçekleştirme düzeyleri ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkileri incelenen üniversite son sınıf öğrencilerinin kendini gerçekleştirme, zamanı iyi kullanma, desteği içten alma, duygusal akıcılık, kendine saygı, uzlaştırma ve saldırganlığın kabulü düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur.Kendini gerçekleştirme alt boyutlarından varoluşsal bir yaşam sürme ve başkalarıyla yakınlık kurabilme puanları incelendiğinde ne umutsuzluk ne de erteleme puanları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır.Umutsuzluk ve genel erteleme eğilimi arasındaki ilişkinin analizi sonucu ise ,17 olarak hesaplanmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı bulunan umutsuzluk ve genel erteleme ilişkisi incelendiğinde umutsuzluk puanı yüksek öğrencilerin ertelemeye daha yatkın bireyler olduğu söylenebilir.Ayrıca araştırma katılımcılarının kişisel özelliklerine göre genel erteleme eğilimi, umutsuzluk ve kendini gerçekleştirme alanlarında bazı önemli farklılıkların olduğu belirlenmiştir.Üniversite öğrencilerinin yaşa göre kendini gerçekleştirme, umutsuzluk ve genel erteleme puanları arasında farklılık olmadığı gözlenmiştir. Öğrencilerin eğitim aldığı fakültelere göre de genel erteleme ve umutsuzluk puanları arasında farklılık gözlenmediği belirlenmiştir.Elde edilen bulgular alan yazın açısından ele alınıp tartışılmış ve bir takım önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimler: Kendini Gerçekleştirme, Genel Erteleme, Umutsuzluk

Benlik saygısıErtelemeEğitim psikolojisi+5
Özgün Dünyaoğulları
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 5. sınıf öğrencilerine uygulanan atılganlık eğitimi programının öğrencilerin atılganlık düzeyine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerine uygulanan 9 haftalık Atılganlık Eğitimi Programının öğrencilerin atılganlık puanları üzerinde anlamlı bir etki oluşturup oluşturmadığını incelemektir.Araştırma, 2008-2009 Eğitim Öğretim yılında Bornova Şehit Teğmen Murat Arslantürk İlköğretim Okulu'nda İlköğretim 5 sınıfta okuyan öğrencilerden oluşan 20 kişilik bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. 10 öğrenci deney grubuna, 10 öğrenci ise kontrol grubuna alınmıştır. Araştırmada ?ön test ve son test kontrol gruplu deneysel model? uygulanmıştır.Dokuz haftalık uygulamada ev ödevleri, rol oynama ve yeniden bilişsel yapılandırma tekniklerine dayalı bir program yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde deney ve kontrol grubu puanları arasındaki farkın test edilmesi için t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, araştırmanın alt problemlerine ilişkin olarak aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:1. Atılganlık Eğitim Programı'nın öğrencilerin atılganlık düzeylerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir (P>0.05).2- İlköğretim 5. Sınıf Öğrencilerine uygulanan atılganlık Eğitimi Programının öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı bir farkılılık oluşturmadığı saptanmıştır (P>0.05).Anahtar Kelimeler: Atılganlık, İlköğretim 5.sınıf öğrencisi

Atılganlıkİlköğretim öğrencileri
Gürkan Özgür Göktürk
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kariyer düşüncelerini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Kariyer Düşünceleri Envanteri'ni uyarlayarak, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmak ve Rehberlik ve Psikolojik danışmanlık alanına kazandırmaktır. Aynı zamanda bu ölçeği kullanarak sosyo-demografik değişkenlere göre lise öğrencilerinin kariyer düşüncelerini incelemektir. Araştırmanın evreni İzmir il merkezinde öğrenimini sürdüren lise öğrencileridir. Örneklem iki gruptan oluşturulmuştur. Bunlardan biri Kariyer Düşünceleri Envanteri'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının örneklemi olan 558 lise öğrencisidir. Diğeri, lise öğrencilerinin kariyer düşüncelerini etkileyen faktörlerin incelenmesi için oluşturulmuştur ve İzmir il merkezinde okuyan 286'sı kız, 230'u erkek olmak üzere toplam 516 lise 2. sınıf öğrencisidir. Veri toplama aracı olarak, ?Kariyer Düşünceleri Envanteri?, ?Kendini Rapor Etme Ölçeği? ve ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Veriler varyans analizi, t ve F testi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin kişilik tiplerine, cinsiyetlerine, okudukları okul türlerine, anne ve babalarının öğrenim durumlarına, kardeş sayılarına, matematik, atölye derslerini sevip sevmemelerine, fen derslerini sevip sevmemeleri ve başarılı olup olmamalarına, Türkçe, yabancı dil dersleri başarılarına göre kariyer düşüncelerinde anlamlı farklılık bulunurken, anne babalarının birlikte olup olmamalarına, annelerinin çalışıp çalışmama durumlarına, Türkçe, yabancı dil, sosyal bilim, sanat ve beden eğitimi derslerini sevip sevmemelerine, matematik, sosyal bilim, sanat, beden eğitimi ve atölye dersleri başarılarına göre kariyer düşünceleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

KariyerLise öğrencileri
Fatma Funda Akkoç
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanmış ailede yetişen ergenlerin bilişsel çarpıtmalarıyla benlik değeri arasındaki ilişki

Bu arastırmanın amacı bosanmıs ailede yetisen ergenlerin bilissel çarpıtmalarıyla benlik degeri arasındaki iliskiyi ve belirlenen bazı degiskenlerle farklılık olup olmadıgını karsılastırarak incelemektir. Örneklem, anababası bosanmıs 155 ögrenciden olusmaktadır. Veri toplama araçları: Günlük Davranıslar Ölçegi-E Formu, Otomatik Düsünceler Ölçegi, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçegi, Kisisel Bilgi Formu. Veriler, korelasyon, ?t? ve Tukey testi, tek yönlü varyans analizi (F) ile çözümlenmistir. Bulgular: Bosanmıs ailede yetisen ergenlerin benlik degeriyle bilissel çarpıtmaları arasında anlamlı bir iliski saptanmıstır. Ergenlerin benlik saygıları yükseldikçe, bilissel çarpıtmaları azalmakta ve elestiriye duyarlılık, depresif duygulanım, hayalperestlik artmasıyla, bilissel çarpıtmaları da artmaktadır. Basarı; haklara saygı gösterilmesi; fikrinin alınması; aile bireyleriyle birlikte karar alma; üvey kardesin olması; anababanın tekrar biraraya gelmesini isteme; yasantısına yakın çevresinin karısmaması; bosanma nedeniyle kendisini öfkeli, suçlu hissetmesi; kendisini üzgün hissetmesi ile benlik degeri ve bilissel çarpıtmaları arasında anlamlı bir farklılık belirlenmistir. Basarılıların, haklarına saygı gösterilenlerin, fikri alınanların, aileyi ilgilendiren konularda aile bireyleriyle birlikte karar alanların, kardesinden ayrılmak zorunda kalanların, yasantısına yakın çevresi karısmayanların, benlik saygısı daha yüksek; depresif duygulanım, psisik izolasyonu daha düsüktür. Anababasının tekrar biraraya gelmesini isteyenlerin kendilik kavramı sürekliligi daha yüksek; elestiriye duyarlılık, psikosomatik belirtileri daha düsüktür. Bosanma nedeniyle kendilerini öfkeli, suçlu hissedenlerin, hissetmeyenlere göre, benlik degeri, kendilik kavramı sürekliligi daha yüksek; depresif duygulanım daha düsüktür. Kendini üzgün hisseden ergenlerin, kimseye güvenemeyenlere göre, benlik saygısı, kendilik kavramı sürekliligi daha yüksek; kisilerarası iliskilerde tehdit hissetme, psikosomatik belirtileri daha düsüktür.

Yeşim Kuyucu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2007
10
Master'sOpen AccessTR

Atılganlık becerileri eğitim programının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin atılganlık düzeyi ve benlik saygısı üzerindeki etkisi

Bu arastırmanın amacı, atılganlık becerileri egitim programının ilkögretim ikinci kademe ögrencilerinin atılganlık düzeyi ve benlik saygısı üzerindeki etkisini incelemektir. Arastırma grubu, Ayrancılar Atatürk lkögretim Okulu ikinci kademe ögrencilerinden olusturulmustur ( 20 deney grubu, 20 kontrol grubu olmak üzere toplam 40 ögrenci ). Veri toplama araçları olarak Rathus Atılganlık Envanteri, Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri kullanılmıstır. Arastırma ön-test, son-test kontrol gruplu deneysel bir arastırmadır. Tespit edilen 40 ögrenci deney ve kontrol gruplarına tabakalı örnekleme yapılarak rasgele belirlenmistir. Deney grubuna seçilen ögrencilerle bireysel olarak programın amaçları ve kuralları görüsülmüs, daha sonra yapılan grupla toplantıda da programın amaç ve kuralları tekrar edilmistir. Deney grubuna, Atılganlık Becerileri Egitim Programı 12 oturum olarak uygulanmıstır. Oturumlar haftada bir kez yapılmıs ve ilk 11 oturum 90 dk. , 12. oturum ise 45 dk. olarak uygulanmıstır. ki grubun ön test ve son test ölçümlerinden elde edilen veriler ?t? testi ve varyans analizi ( F ) teknikleri ile çözümlenmistir. Arastırma sonunda, Atılganlık Becerileri Egitim Programının ilkögretim ikinci kademe ögrencilerinin atılganlık düzeylerini ve benlik saygılarını gelistirmede etkili bir yöntem olmadıgı görülmüstür.

AtılganlıkBenlik saygısı
Serdal Ünal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin aile ortamını algılayış biçimleriyle öğrenilmiş çaresizlik davranışlarının karşılaştırılması

Bu araştırmada ilköğretim ö.sınıf öğrencilerinin aile ortamını algılayış düzeyleri ve öğrenilmiş çaresizlik davranışları bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 300 normal öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin aile ortamını algılayışları, Aile Ortamı Ölçeği (FEQ), öğrenilmiş çaresizlik davranışları Çocuklar için Yükleme Biçimi Ölçeği (CASQ) ile ölçülmüştür. Kişisel ve ailesel özelliklerini saptamak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde varyans analizi (F), t-testi ve kay-kare (x2) kullanılmıştır. Araştırmanın en önemli bulgusu olarak, öğrencilerin aile ortamını algılayışları ile öğrenilmiş çaresizlik davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulguya göre, öğrencilerin aile ortamını algılayış puanları yükselirken, buna bağlı olarak öğrenilmiş çaresizlik puanları düşmektedir. Ayrıca, aile ortamım algılayış ve öğrenilmiş çaresizlik davranışı ile anlamlı derecede ilişkili bulunan değişkenler, sosyo-ekonomik düzey, basan durumu, ebeveynin öğrenim durumu, ebeveynin bir işte çalışıp çalışmaması, ebeveynin çocuğun olumsuz davranışlarına olan tepkisi gibi değişkenlerdir. Çocukların aile ortamını algılayışları ve öğrenilmiş çaresizlik davranışları üzerinde cinsiyet farklılığının anlamlı derecede etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Aile Ortamı, Yükleme Biçimi, Öğrenilmiş Çaresizlik Davranışı. vın

Aile içi ilişkilerEğitim psikolojisiÇaresizlik+4
Hüseyin Kaplan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öğrenilmiş çaresizlik davranışlarının depresyon düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, ilkokul 4. ve 5. sınıfta okumakta olan çocukların depresyon düzeyleri ve öğrenilmiş çaresizlik davranışları bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 404 normal çocuktan oluşmaktadır. Bunlardan 202fsi 4. sınıf, 202'si 5. sınıf öğrencisidir. Çocukların depresyon düzeyi, Çocuklar için Depresyon Ölçeği (CDI), öğrenilmiş çaresizlik davranışları Çocuklar için Yükleme Biçimi Ölçeği (CASQ) ile ölçülmüştür. Kişisel ve ailevi özelliklerini saptamak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde varyans analizi (F), t-testi ve ki-kare (X2) kullanılmıştır. Araştırmanın en önemli bulgusu olarak, çocukların depresyon düzeyleri ile öğrenilmiş çaresizlik davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, depresyonun öğrenilmiş çaresizlik modelini desteklemektedir. Çocukların depresyon puanları artarken, buna bağlı olarak öğrenilmiş çaresizlik puanları da artmaktadır. Ayrıca, depresyon düzeyi ve öğrenilmiş çaresizlik davranışı ile anlamlı derecede ilişkili bulunan değişkenler, sosyo-ekonomik düzey, başarı durumu, arkadaş ilişkileri, kendini algılama biçimi, annenin öz yada üvey olması, ebeveynin öğrenim durumu ve ebeveynin çocuğun olumsuz davranışlarına tepkisi gibi değişkenlerdir. Çocukluk depresyonu ve öğrenilmiş çaresizlik üzerinde cinsiyet ve sınıf düzeyinin anlamlı derecede etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

DepresyonÇocuklarÖğrenilmiş çaresizlik
Aslı Uzbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00

Other supervisors