Theses supervised by Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

12 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Yerel siyasette mahalle muhtarlarının yeri ve önemi "Antakya örneği"

Devletin vatandaşa sunmakla yükümlü olduğu hizmetler özelliklerine göre merkezi ve yerinden yönetimler olmak üzere iki birim tarafından yerine getirilmektedir. Yerel hizmet birimi olan yerinden yönetimler, vatandaşların mahalli müşterek niteliğindeki ihtiyaçlarını karşılayarak birlik ve bütünlük içerisinde bir yaşam sürmelerini sağlamaktadır. Özgür ve demokratik bir toplumun inşasında çok önemli olan yerinden yönetimler yerel halkın ihtiyaçlarını, merkezi yönetime göre daha hızlı saptayıp, üretilen hizmetlerin verimli olmasını sağlaması bakımından çok önemlidir. Yerinden yönetimler içerisinde sayılmayan ancak merkezi yönetimin ve yerinden yönetimlerin yardımcısı olarak görülen mahalleler, tüzel kişiliği olmayan ve ilk basamakta yer alan en küçük yönetsel birim olarak karşımıza çıkmaktadır. Temeli çok eskiye dayanan, halka en yakın yönetim birimi olan mahalleler ve yönetiminde bulunan mahalle muhtarları geçmişten günümüze dek mahalle sakinlerinin mahalli müşterek niteliğindeki ihtiyaçlarını çözüme kavuşturan önemli bir yapı olmuştur. Yerel siyasetin belirlenmesinde önemli bir yeri olan geçmişten günümüze kadar belirli dönemlerde kaldırılıp yaşanan sorunlar neticesinde yeniden kurulan mahalle muhtarlığı, çok partili hayata geçiş döneminde de merkezi iktidarın keyfine ve politikalarına bağlı bir yapı olarak, yerel siyasette bir araç olarak kullanılmaya devam edileceği ifade edilmiştir. Fakat gelişen Türkiye, çıkarılan yasalar ve yeni gelen hükümetler mahalle muhtarlarının yerel siyasetteki yeri ve öneminde değişiklikler yaşanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada gelişen ve değişen Türkiye'de halka en yakın yönetim birimi olan, yerel siyasetin yönünü belirlemede önemli bir aktör olarak karşımıza çıkan muhtarların yerel siyasetteki yeri ve öneminin ne olduğu irdelenecektir. Çalışmanın tezleri; Antakya ilçesinde muhtarlar siyasi partiler tarafından çok önemli olup, yerel siyaseti inşa eden bir yapıdır. Antakya ilçesinde muhtarlar siyasi partiler tarafından yerel seçimlerde bir araç olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın yöntemi ise tarihsel, betimsel araştırma yöntemleri uygulanarak, derinlemesine görüşme ve belgeye dayalı veri analizi yapılacaktır. Bu doğrultuda mahalle muhtarları ile gerçekleştirilen derin görüşmeler neticesinde elde edilen veriler incelenerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.

Hatay-AntakyaMahallelerMuhtarlar+2
Gurbet Aslanoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyelilerin sosyal uyumunda yerel yönetimlerin etkisi: Şahinbey Belediyesi örneği

Suriye'de 2011 yılında başlayan hükümet karşıtı protestolar, Suriye rejiminin protestoculara verdiği şiddetli tepki ile bir iç savaşa dönüşmüştür. Bugüne kadar devam eden çatışmalar yaklaşık 400 bin kişinin ölümüne ve 6,5 milyona yakın insanın başta Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak gibi komşu ülkelere olmak üzere diğer ülkelere göç etmesine neden olmuştur. Türkiye, Suriye'deki iç karışıklıktan en çok etkilenen ülkelerden biridir. İç savaşın patlak vermesinden bu yana 3614.108 Suriyeli Türkiye'ye sığınmıştır. Ülkelerinde iç çatışmaların hedefi olan ve bu iç çatışmadan kaçmak zorunda kalan Suriyeli göçmenleri 1 kucaklayarak güvenli ve anavatan olma çabasında 1 Türkiye, ülkeye giren çok sayıda Suriyeli göçmeni kabul eden bir konumdadır. Türkiye'de sayıları giderek artan Suriyeli göçmen sayısı 3.6 milyon civarında, sadece geçici koruma altında kayıtlıdır. Bunun yerine Bu tezin amacı Suriyelilerin sosyal uyumunda Şahinbey Belediyesinin faaliyetleri incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle tezle ilgili kavramlar açıklandıktan sonra Şahinbey Belediyesinin Suriyelilerin sosyal uyumunda yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Tez betimsel ve tarihsel araştırma yöntemi ile hazırlanmış olup belgeye dayalı analiz yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Suriye, göç, sosyal uyum, yerel yönetim

BelediyelerGaziantep-ŞahinbeyGöçler+4
Aydın Sığırtmaç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni güvenlik anlayışı kapsamında hibrit savaşlar ve kamu diplomasisinin çözüm yollarındaki etkisi

Hibrit savaş konsepti; insani, siyasi, ekonomik birçok etkenin zayiatını azaltmayı amaçlayan ve uluslararası alanda tepki çekmeden ulaşılmak istenen amaca yönelik gerçekleştirilen stratejik bir kavramı ifade etmektedir. 21. yüzyılda ortaya çıkan bu terimin teknolojik ve bilimsel genişleme ile ortaya çıkması, tehdit ve hamlelerin de seyrini değiştirmiştir. Her alanı değişime zorlayan bu itici gücün güvenlik alanındaki tasavvuru da tasarruf gücü elinde olanları harekete geçirmeye sevk etmektedir. Askeri unsurların yanında bilgi savaşı, ekonomik savaş, psikolojik savaş, siber savaş, vekalet savaşı gibi kavramların devreye girmesi; savaş unsurunda çok yönlü pragmatik bir oluşumun belirdiğini göstermektedir. Bu tespitlerin yapılmasıyla birlikte konvansiyonel güç unsurlarından ziyade, kamu diplomasisi ile gerçekleştirilen amaca varış sürecindeki sancısız yöntemin cazibesi daha fazla artmıştır. Çalışmanın hipotezini oluşturan bu düşünce ile "kamu diplomasisinin" "akıllı güç" kavramı ile eşdeğerliğine vurgu yapılmıştır. Bu sebeple cephesel savaşların zihinsel savaşlara yenik düştüğü teknoloji çağında savaşın unsurlarındaki değişmeye öncelik tanınmış, bu çerçevede çözüm önerileri sunulmuştur. Savaş ve kriz yönetimindeki operasyonel eylemlerin stratejik yöntemlerle kullanıldığı yöntemsel bir bakış açısını ifade eden çalışmada; proaktif sürecin güçlü tutulmasına öncelik verilmiş, hibrit savaşın kamu diplomasisi öğesine istinaden bütüncül bir yaklaşım sunulmuştur. Böylelikle 21. yüzyıl hibrit savaş ortamında barışçıl ve zayiatsız bir yöntemin ön plana çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada tarihsel, betimsel ve karşılaştırmalı yöntemler kullanılarak, söz konusu amaç doğrulanmaya çalışılmıştır.

Dördüncü nesil savaşGüvenlikGüvenlik politikaları+5
Birsen Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği

Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.

Amerika Birleşik DevletleriEmperyalizmGüney Amerika ülkeleri+5
İsmail Çakmak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal sistemlerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması: Örnek ülke incelemeleri

Yönetim sistemleri veya siyasal sistemler, devletlerin ve kurumların yönetimi için hükmetme gücünün kimin elinde nasıl bulunacağını belirleyerek ortaya çıkan ve gelişen devlet iktidarı türlerini ifade etmektedir. Çeşitli hükümet sistemlerini oluşturmak için geçmiş çağlardan beri sınıflandırmalar mevcuttur. Herhangi bir zamanda varlığını gösteren ve işleyen siyasal kurumların oluşturduğu yapı siyasal sistemlerdir. Bu kurumlar arasında etkileşim ve koordineli bir çalışma söz konusudur. Siyasal sistem ülkenin kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer yapıları ile etkileşim halindedir. Fakat kurumlar bir devletin sadece yapısını oluşturur, genel özelliklerini ise seçim sistemleri, siyasal güçleri, partilerin yapısı, vatandaşların siyasete katılımı gibi etmenler oluşturur. Üst düzey devlet yöneticisi, devlet kurumların da ilgili olduğu alt birimlerde mevzuatlar ile ilgili uygulamaları denetler ve benzer görevleri yürütürler. Demokrasi, dünyadaki tüm devlet ve bireylerin kurum veya devlet politikasını şekillendirmek için sahip olduğu yönetim biçimidir. Demokrasi ölçümleri 1970'den beri Freedom House, 2006 yılından bu yana The Economist tarafından yapılmaktadır. Demokrasi endeksleri hükümetlerin siyasal katılımlarını, siyasal özgürlüklerini ve seçim süreçlerini inceleyerek hazırlanmaktadır. Demokrasi sınıflandırması açısından ülkeler; tam demokrasiler, kusurlu demokrasiler, hibrit rejimler ve demokratik olmayan rejimler olarak kategorize edilmektedir. Bu çalışmada, demokrasi sınıflandırmalarına göre ülkelerde üst düzey devlet yöneticilerinin atanması incelenecektir. Çalışmanın hipotezi; siyasal sistemlerde farklı demokratikleşme düzeylerine göre üst düzey devlet yöneticilerinin atanmasında çeşitlilikler olduğudur. Çalışmanın yöntemi, betimsel ve tarihsel araştırma yöntemleri ve belgeye dayalı veri analizidir. Bu çerçevede The Economist'e göre demokratikleşme puanları üzerinden veriler incelenerek sonuca ulaşılacaktır.

DemokrasiDevlet idaresiKamu yönetimi+3
Şeyma Şiraz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye'deki güvenli bölgelerde sosyal ve kültürel değişim

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu güvenli bölge meselesi, özellikle Suriyeli mültecilerin karmaşık durumu içinde uluslararası aktörlerin bu güvenli bölgeye ilişkin vizyonunun netliği konusunda belirsizlik olmasına rağmen, Suriye meselesinde en öne çıkan konulardan biri haline gelmiştir. Ancak, Suriye'nin çeşitli bölgelerinden güvenlik ve dini yaşam koşullarından kaçarak bu güvenli bölgeye sığın mas , bu bölgenin Suriyeliler için güvenli bir sığınak olarak önemini teyit etmektedir. Bu araştırmanın varsayımı ülkedeki farklı sosyal ve kültürel geçmişlere sahip insanların inşa edilen güvenli bölgelere sığınması sonucu sosyal ve kültürel sorunların ortaya çıkması ve muhtemel değişim sürecinin sancılı olmasıdır. Bu varsayım temelinde çalışmada sığınmacı sonucu oluşan yeni nüfus bileşenine odaklanılacak ve bunun sonucunda ortaya çıkan zorluklar ele alınarak çözüm önerileri sunulacaktır. Bu amaçla, Suriye'nin kuzeyindeki güvenli bölgenin oluşumuna yol açan siyasi, güvenlik, sosyal ve ekonomik gerçeklikleri ve olaylar tartışılacaktır. Anahtar kelimeler: Güvenli Bölge, Suriye, Sosyal ve Kültürel Değişim

Mohammad Eyad Babtjı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diaspora bağlamında Yahudi kimliği ve siyaseti

Yahudi tarihi, esasında göç ve diaspora tarihidir. Bu hareketlilik kimi zaman etken kimi zaman edilgen eylemlerin neticesinde vuku bulur. Yahudilerin diaspora süreci MS 70 yılında İkinci Tapınak'ın yıkılmasıyla başlar. Yahudiler, bu tarihten itibaren dünyanın farklı coğrafyalarında diaspora statüsünde yaşamaya başlarlar. Diaspora Yahudileri, kimliklerini inşa ederken ve siyaset geliştirirken büyük oranda kutsal metinlerden faydalanırlar. Tanah başta olmak üzere kutsal metinler, hayatlarının merkezinde yer alır. Bu sebeple Yahudi teolojisi, diasporayı günah ve suç bağlamında ele alır. Yahudilerin diasporada bulunmalarını Rabbin emirlerine uymamanın neticesi olarak yorumlar. Diasporadan vadedilmiş topraklara dönüşü de günahlarından arınmış bir toplumun affedilmesi olarak tavzih eder. Yahudiler, diaspora tarihi boyunca farklı tecrübelere şahitlik ederler. Roma'da aşağılanırlar. İslam coğrafyasında büyük oranda rahat bir nefes alırlar. Orta Çağ'da Hristiyan Avrupa'da Mesih'in katilleri olarak da anılırlar ateist olarak da. Ancak eğitimleri, yetenekleri, finans sektöründeki hâkimiyetleri ve tecrübeleriyle yaşadıkları toplumun vazgeçilmezi olurlar. Diaspora boyunca Torah'a seyyar vatan misyonu yüklerler. Varlıklarını hareketliliklerine borçlu olurlar. Asimilasyon ile antisemitizm arasında var olmaya çalışırlar. Halaska ile geleneklerini sigaya çekerler. Yahudiler, Mesih beklentileri gerçekleşmeyince Siyonizm şemsiyesi altında örgütlenirler. İki bin yıllık devlet hayaline Siyonistlerin örgütlü politikalarıyla kavuşurlar. Siyonistler, topraksız bir halkı toprak sahibi kılarken Filistinlileri topraklarından ederler. Filistin diasporasının doğuşunun öznesi olurlar. İsrail'in kuruluşuyla birlikte çoğulcu ve demokratik bir yapı yerine dini ve mitolojik ögelerle bezenmiş seküler ve milliyetçi bir Yahudi kimliği inşa etmeye çalışırlar. Bu çalışmada diaspora bağlamında Yahudi kimliği ve siyaseti genel hatlarıyla irdelenecek, bu bağlamda birden fazla hipotez test edilecektir. Bu doğrultuda tarihsel ve betimsel araştırma yöntemi ile belgeye dayalı analiz uygulamasından yararlanılarak sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.

Abdulvehap Ballı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ötekileştirme ve tahakküm bağlamında oryantalizm

Bu çalışmanın konusu ötekileştirme ve tahakküm bağlamında oryantalizmdir. Oryantalizmin Doğu'yu bilme, anlama, yorumlama iddiasıyla ortaya çıkan bilimsel bir çaba olduğu ancak süreç içerisinde çalışmalarını ötekileştirme ve tahakküm ekseninde inşa ederek Batı'nın Doğu üzerindeki egemenliğinin pekişmesinde araçsal bir işleve dönüştüğü hususu üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede Doğu-Batı ayrımını keskin hatlarla belirleyen Antik Çağ, İslamiyet'in doğuşu, coğrafi keşifler, sömürgecilik faaliyetleri, modern dönem gibi tarihin kırılma noktaları esas alınarak oryantalizmin süreç içerisinde nasıl bir forma evrildiği üzerinde odaklanılmıştır. Esasında sürecin bütününe bakıldığında Batı'nın dünyayı kategorik bir ayrışma üzerinden yorumlama geleneği, Antik Yunan'dan itibaren başlar. Batı, kendisini merkezde konumlandırmakla yetinmez; kimliğini inşa ederken öteki kavramından istifade eder. Bu bakış açısı sonraki dönemlerde oryantalizmin temellerini oluşturur. Oryantalizmin doğuşuna dair farklı mülahazalar olsa da İslam'ın tarih sahnesine çıkmasıyla Hristiyanların ve Yahudilerin İslam'a dair reddiyeler yazma ihtiyacı duyması bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Oryantalistlerin Doğu'ya dair yaptığı çalışmalarda ötekileştirme diline başvurması, Batı'nın Doğu'yu tahakküm altına alma teşebbüslerine neden olur. Bu da Batı'nın kolonyalist faaliyetlerini kolaylaştırır. Batı, oryantalizm marifetiyle Doğu'ya bir kimlik dayatır. Oryantalistlerin Doğu-Batı diyalektiği üzerine inşa etmeye çalıştıkları tezler, 20. asırda medeniyetler çatışması şeklinde tezahür eder. Edward Said'in "Oryantalizm" eserinin yayımlanmasıyla oryantalizm ciddi eleştirilere muhatap olur. Bu çerçevede çalışmanın hipotezi, "Oryantalizm; Doğu'yu bilme, anlama, yorumlama iddiasıyla ortaya çıkan bilimsel bir çaba olsa da süreç içerisinde çalışmalarını ötekileştirme ve tahakküm ekseninde inşa ederek Batı'nın Doğu üzerindeki egemenliğinin pekişmesinde araçsal bir işlev görmüştür." şeklindedir. Çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma yöntemi ile belgeye dayalı analiz uygulaması çerçevesinde sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.

Gülşen Ballı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ombudsmanlık kurumunun etkinliği: Türkiye ve İsveç ombudsmanlık kurumlarının karşılaştırılması

Temelleri 18. yüzyıla dayanan ve İsveç'te ortaya çıkan ve günümüzde çok sayıda ülkede uygulanan ombudsmanlık kurumu, kamu kurumları ile vatandaşlar arasında ortaya çıkan sorunların, mağduriyetlerin ve eksikliklerin yargıya gitmeden çözümünü sağlamak amacıyla oluşturulan bir denetim kurumudur. Günümüzde değişen ve gelişen kamu kurumlarının eylem ve yaptırımlarında, hali hazırda var olan yargısal ve idari denetim mekanizmalarının yetersiz veya eksik kalması sonucu, yönetim zafiyeti ve toplumsal aksaklıklar ön plana çıkmaktadır. Söz konusu haksızlıkların ve mağduriyetlerin giderilmesi hususu, farklı bir çözüm mekanizmasına ihtiyacı beraberinde getirmiştir. Ombudsmanlık kurumu, devletin kurumları ile vatandaşların arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözümü noktasında arabulucu rolü oynayarak öneriler getirmektedir. Söz konusu kurumun dünya geneline yayılmasıyla idarenin tarafsız olması ve sonuç odaklı faaliyet icra etmesi sağlanmaktadır. Ülkemizde ilk olarak 2006 yılında yasalaşmış olan kurum, Anayasa Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararıyla faaliyete geçememiştir. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ve 2012 yılında çıkarılan kanunla Kamu Denetçiliği Kurumu yasal zeminde hayata kavuşmuştur. Bu çalışmanın amacı Ombudsmanlık kurumunun ilk örneği olan İsveç Ombudsmanlık Kurumu ile Türkiye'deki Kamu Denetçiliği Kurumunun incelenmesi ve etkinlikleri açısından karşılaştırılmasıdır. Bu doğrultuda Ombudsmanlık terimi kavramsal olarak açıklandıktan sonra İsveç ve Türkiye Ombudsmanlık kurumlarının değerlendirme sonuçları, performansı, idarenin karar uygulaması ve hukuki üstünlüğü açısından etkinlikleri incelenmiştir.

DenetimEtkinlikKamu Denetçiliği Kurumu+4
Mehmet Acan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmen tercihlerini etkileyen sosyo-politik faktörler (1946-2007 dönemleri arası)

Seçmen davranışı konusu çok boyutlu bir konudur. Günümüz demokratik politik sistemlerinde seçmen davranışlarının analiz edilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Seçmenlerin tercihlerini etkileyen ekonomik, siyasi, sosyolojik ve psikolojik pek çok faktör mevcuttur. Bu etkenler doğrultusunda "Seçmen Tercihlerini Etkileyen Sosyo - Politik Faktörler" önemli hale gelmektedir. Bu tez çalışmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin çok partili hayata geçişinden, 22 Temmuz 2007 seçimlerine kadar ki süreçte, Türk seçmeninin parti tercihlerini etkileyen sosyal ve kültürel etkenler incelenmiştir. Seçmenin genel seçimlerdeki tutumu ve oy verirken hangi faktörlerden etkilendiği, bir dizi akademik ve bilimsel araştırmalardan yararlanılarak değerlendirilmiştir. Seçmenin tercihlerinde en az sosyal faktörler kadar kültürel faktörlerin de etkili olduğu varsayımıyla siyasi kültür olgusu seçmen tercihleriyle ilişkilendirilmeye çalışılmış ve Türk siyasi kültürünün baskın yönlerine yer verilmiştir. Hazırlanan bu çalışmada siyasi partilerin davranış özelliklerinden ziyade, seçmenin oylama kararı üzerindeki olası etkiye sahip sosyo-politik faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler:Seçmen,Seçmen Davranışı, Sosyo-Politik Faktörler

Seçmen davranışıSeçmenlerSiyasi tercih+3
İrfan Aşuk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu kaçakçılığında güncel yöntemler ve karşı tedbirler: Gaziantep ili örneği

Uyuşturucu kaçakçılığı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun bir şekilde görülen organize bir suçtur. Türkiye'de son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili yapılan mücadeleler artarak devam etmektedir. Bu tez çalışmasında kaçakçılar ile mücadelede alınan tedbirlerin ve uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan yeni yöntemlerin Gaziantep ili örneğinde incelenmesi amaçlanmıştır. Böylece uyuşturucu kaçakçılığı ile ilişkili diğer suçların engellenebileceği düşünülmektedir. Araştırma verileri literatür tarama ve örnek olay yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde ve dünyada uyuşturucu ile ilgili yapılan çalışmalar incelenmiştir. Ayrıca, Gaziantep şehrinde kaçakçılık ile mücadele eden güvenlik güçleri ile görüşmeler yapılmış ve veriler toplanmıştır. Tez çalışmasının ilk kısmında Gaziantep özelinde Türkiye'de uyuşturucu kaçakçılığına karşı alınan önlemler, uyuşturucu bağımlılığına karşı yapılan tedavi yöntemleri ve uyuşturucu kaçakçılığı ve bağımlılığının önlenmesi için alınan kararlar ve yaklaşımlar bağlamında iki hipotez ortaya atılmıştır. Hipotezlerden birincisi Gaziantep özelinde uyuşturucu kaçakçılığı ile farklı teknik ve taktikler uygulanması ve ikincisi ise Gaziantep ilinde son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelenin artması ile ilgilidir. Çalışma sonuçları tez için ortaya atılan iki hipotez sonucunu desteklemiştir. Gaziantep ilinde uyuşturucu kaçakçılığı için alınan önlemler üst düzeyde ve başarılıdır. Bu sebepten dolayı Türkiye, Avrupa ve bölgesel olarak uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili en ciddi ve üst düzey seviyede mücadele eden ülkelerden birisidir. Ayrıca, uyuşturucu bağımlılık önleme ve tedavi merkezleri bireylerin uyuşturucu kaçakçılığını engellemekte ve topluma kazandırılması sağlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Kaçakçılık, uyuşturucu kaçakçılığı, Gaziantep

GaziantepGüvenlikGüvenlik stratejileri+3
Mustafa Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketler: Irak Savaşı örneği

Özel askeri şirketler nispeten yeni bir olgu olmalarına rağmen, hem uluslararası hem de uluslararası olmayan silahlı çatışma durumlarında sıklıkla faaliyet göstermektedirler. Bu araştırmada vekâlet savaşlarının bir aracı olarak özel askeri şirketlerin askeri, politik, ticari ve asker-sivil ilişkisi açısından Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri ile savaşın seyrine, ülkeye ve insanlara nasıl etki ettiği incelenmektedir. Araştırmada özel askeri şirketlerin Irak savaşındaki varlıkları ve faaliyetleri açıklayıcı ve tanımlayıcı vaka analizi yöntemi ile ele alınmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada vekalet savaşları ve özel askeri şirketler ile ilgili kuramsal yapısı oluşturulduktan sonra araştırma raporları, şirket raporları, hükümet raporları, yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, kurumsal web sayfasından ulaşılan bilgiler ve mahkeme kayıtları farklı kaynaklardan bilgiler toplanarak araştırma verileri oluşturulmuştur. Araştırmanın sonunda özel askeri şirketlerin Irak'a yönelik müdahale kapsamında yürütülen operasyonların önemli bir parçası olduğu bu bağlamda ABD yönetimlerinin savaşın yol açtığı askeri, ekonomik, siyasi ve insani maliyetleri özel askeri şirketler ile dışsallaştırmayı amaçladıkları görülmüştür. Anahtar sözcükler: Savaş, Vekâlet Savaşı, Özel Askeri Şirket, Irak Savaşı

Irak SavaşıParalı askerlerSavaş+3
Nurullah Çatal
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors