Theses supervised by Doç. Dr. Aydın Pekel

15 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Spor Bilimleri öğrencilerinin prososyal davranışları ve mizah tarzları arasındaki ilişki

Bu çalışma, İstanbul'daki Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri arasında prososyal davranışlar ve mizah tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma, demografik özellikler ve yaşam tarzı faktörlerinin bu ilişkiler üzerindeki etkilerini ele almakta olup, cinsiyet, yaş, spor yapma durumu, akademik bölüm ve sınıf düzeyi gibi değişkenlere odaklanmaktadır. Mizahın, bireylerin sosyal uyum kapasiteleri ve prososyal davranışları üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, özellikle spor eğitimi alan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bulgular, mizahın ve prososyal davranışların, öğrencilerin sosyal yetkinliklerini ve akademik başarılarını nasıl etkileyebileceğine dair önemli içgörüler sunmaktadır. Sonuçlar, sosyal uyumu ve bireysel refahı artırmak için stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunabilecek veriler sağlamaktadır.

Yıldız Taşkın Erbay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Voleybolcularda uygulanan pliometrik antrenmanların seçilmiş fiziksel ve fizyolojik parametrelere etkisi

Bu çalışmanın amacı, voleybolculara 8 hafta boyunca uygulanan pliometrik antrenmanın izokinetik kuvvet, anaerobik güç, dikey sıçrama, çeviklik, sürat ve denge parametreleri üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırma nicel araştırma yaklaşımlarından biri olan tek gruplu ön test-son test zayıf deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu, yaş (yıl) ortalamaları 23,80±4,31 ve boy uzunluğu (cm) ortalamaları ise 179,94±6,36 olarak belirlenen Türkiye Kadın Voleybol Liginde mücadele eden 10 kadın voleybolcu oluşturmuştur. Araştırma grubuna ön testler alındıktan sonra rutin antrenmanlarına ek olarak 8 hafta boyunca haftada 2 gün olacak şekilde pliometrik antrenman uygulanmış ve son test ölçümleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 24.0 programından yararlanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesiyle birlikte ön test ve son testte aynı örneklem grubunun test sonuçlarını tespiti için eşleştirilmiş t test (paried simples t) analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak, sıçrama performansı parametrelerine baktığımızda ön test ve son test değerleri arasında squat sıçrama, aktif sıçrama, squat sıçrama güç, aktif sıçrama güç ve aktif sıçrama-squat sıçrama farkı güç değerlerinde anlamlı düzeyde gelişmeler olduğu görülmektedir. Diğer bir parametrede motorik özelliklerden birisi olan sürat özelliği incelenmiştir. Süratin 5 m, 10 m ve 15 m şeklinde farklı mesafelerde alınan sonuçlar değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir bulanamasa da ön test ve son test değerlerine bakıldığında 5 m süratte 0,02 birim, 10 m süratte 0,04 birim ve 15 m süratte 0,05 birim gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırmada incelenen bir diğer özellik ise çeviklik olmuştur. Uygulanan antrenmanın sonuçları değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmektedir. Bu anlamlı gelişmenin sebebi çeviklik özelliğinde hızlanma, yavaşlama, ani yön değiştirme ve ivmelenme döngüsü içerisinde kasın ani direnç üretiminin önemli olduğu bilinmekte olup pliometrik egzersizlerin gücü arttırıcı nitelikte yüksek şiddette yapılıyor olması rol oynamaktadır. Başka bir motorik özellik olan denge de ise tek ayak ve çift ayak yapılan ölçüm sonuçlarında anlamlı bir fark görülememiştir. Bunun sebebi olarak uygulanan antrenman içeriğinde pliometrik egzersizlerin denge özelliğini geliştirici hareket formunda tercih edilmemiş olması olabilmektedir. Buna karşın ön test ve son test verileri arasındaki değişime bakıldığında tüm parametrelerde birim olarak iyileşmeler olduğu gözlemlenmiştir. İstenilen istatistiksel anlamlılık seviyesine ulaşılamamış gibi görünse de uygulanan çalışmaların pozitif yönde katkılar sağladığı söylenebilir. Başka bir parametre olan anaerobik güç performansına bakıldığında bisiklet ergometrisi üzerinde pedal hızı 5 sn. 10 sn. ve 15 sn. ölçümlerinde ortaya çıkan güç değerlerinde, ayrıca anaerobik güç 0-5 sn. w/kg cinsinden alınan sonuçlarda da anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Çalışma yer alan bir diğer parametre ise izokinetik kuvvet ölçümleri olmaktadır. Burada diz ekleminin farklı açılarda fleksiyon ve ekstansiyon eylemini gerçekleştirirken kas dokusunun meydana getirdiği konsanstrik kasılmalarda 60° ve 180° değerlerinde anlamlı fark olduğu tespit edilmektedir. Pliometrik egzersizler yüksek şiddette eksantrik fazdan konsantrik faza geçerek mekanik bir eylemin ortaya çıkarılması esnasında kasın ani kasılmalar sonucu bünyesinde depolamış olduğu enerjinin açığa çıkması ile yüksek direnç üretiminin gerçekleştiği çalışmalar olduğu söylenebilir. Bundan dolayı patlayıcı kuvvet veya güç çıktısının önemli olduğu sportif performans özelliklerinin gelişimi sağlayabilmek adına tercih edilebilecek bir antrenman yöntemi olarak kullanılması önerilebilir. Yapılan çalışmanın sonuçlarına bakıldığında uygulanan pliometrik antrenman programının performans parametreleri üzerinde geliştirici olduğu düşüncesini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Pliometrik Antrenman, Anaerobik kapasite, Sürat

Uğur Caba
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tenis antrenörlerinin mesleki yeterlilik ve etik değerlere yatkınlık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın temel amacı, tenis branşındaki yetkin antrenörlerin mesleki yeterlilik durumlarının etik değerlere yatkınlık düzeyiyle arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel (korelasyonel) tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye genelinde aktif olarak görev yapan Federasyon lisanslı tenis antrenörleri oluştururken, Örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen (n=318) Federasyon onaylı gönüllü tenis antrenörlerinden oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla, online anket uygulaması şeklinde Google Formlar platformu kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Antrenör Yeterlilik Ölçeği – II ve Antrenörlerin Meslek Etiği Davranışları ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programına girilerek, analizler bu program vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Hipotezlerin sınanmasında; normallik analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden Bağımsız örneklem T-testi ve One-way ANOVA analizi uygulanmıştır. İlişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi tercih edilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Tenis Antrenörlerinin Meslek mesleki yeterlilik düzeyleri ile yaş değişkeni arasında istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir. Tenis Antrenörlerinin Meslek mesleki yeterlilik düzeyleri ile cinsiyet değişkeni arasında istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir (p>0.05). Tenis Antrenörlerinin Etik Değerlere Yatkınlık Düzeyleri alt boyutlarından Profesyonellik, Saygı ve Hoşgörü alt boyutları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). Tenis Antrenörlerinin mesleki yeterlilik düzeyleri alt boyutlarından Motivasyon, Karakter Oluşumu, Teknik Öğretim ve Fiziksel Kondisyon alt boyutları ile kademe belgesi değişkeni arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). Tenis Antrenörlerinin Etik Değerlere Yatkınlık Düzeyleri alt boyutlarından Profesyonellik alt boyutu ile kademe belgesi değişkeni arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05).

Muhammet Beşir Tanır
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

8 haftalık psikolojik beceri antrenman programının zihinsel dayanıklılık, duygudurum profili ve atletik zihinsel enerji üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı 8 hafta boyunca, haftada bir kez ve 40'ar dakikalık olarak planlanıp düzenli bir biçimde uygulanan psikolojik beceri antrenman programının genç kadın futbolcuların zihinsel dayanıklılık, duygudurum profili ve atletik zihinsel enerji düzeyine etkisinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada yarı deneysel ve eşitlenmemiş gruplar ön test- son test modeli uygulanmıştır. Çalışmanın popülasyonunu, 2. Lig'de mücadele eden Beylerbeyi Kadın Futbol Takımında yer alan sporcular (N=20) oluşturmaktadır. Deney grubunda yer alan sporculara 8 hafta boyunca, haftada bir kez ve 40'ar dakikalık planlanan psikolojik beceri antrenman programı uygulanmış olup, kontrol grubunda yer alan sporculara ise herhangi bir uygulama yapılmaksızın gündelik alışkanlıklarına devam etmişlerdir. Katılımcıların zihinsel dayanıklılıkları, duygudurum profilleri ve atletik zihinsel enerji düzeylerinin belirlenmesi adına her iki gruba da ön test- son test olarak "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Duygudurum Profili Anketi ve Atletik Zihinsel Enerji Ölçeği" uygulanmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamında SPSS 25.0 istatistik programı vasıtasıyla analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz olarak, Bağımsız Örneklem T Testi ve Paired T Testi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen analiz sonucuna göre sporcuların zihinsel dayanıklılık ve duygudurum ön test düzeylerinin grup değişkenine göre benzerlik gösterdiği, atletik zihinsel enerji; yorulmama alt boyutunun ise farklılaştığı kontrol grubunun daha yüksek düzeye sahip olduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubunda yer alan sporcuların zihinsel dayanıklılık son test düzeyi güven alt boyutunda, duygudurum profilinde ise tüm alt boyutlarında deney grubu yönünde farklılık olduğu, atletik zihinsel enerji güven, motivasyon ve sakinlik alt boyutlarında da deney grubu yönünde farklılık olduğu tespit edilmiştir. 8 hafta boyunca uygulanan psikolojik beceri antrenman programının zihinsel dayanıklılık; güven, duygudurum profili; yorgunluk/durgunluk, dinçlik/aktiflik alt boyutunu atletik zihinsel enerji; dinçlik, güven ve motivasyon alt boyutlarını etkilediği tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise duygudurum ve atletik zihinsel enerji ön test- son test değerlerinin benzerlik gösterdiği, zihinsel dayanıklılık güven alt boyutunda ise farklılık olduğu belirlenmiştir.

Büşra Talaslı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinde örgütsel çeviklik ve içsel pazarlama algısı ilişkisi

Bu çalışmanın amacı spor hizmet işletmelerinde yönetici, antrenör-eğitmen, büro personeli, teknik ve destek personeli olarak görev yapan bireylerin örgütsel çeviklik ve içsel pazarlama algısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Diğer bir amacı ise seçilmiş değişkenlerin; cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe ve kurumdaki görevine göre örgütsel çeviklik ve içsel pazarlama algısı arasındaki farklılıkların incelenmesidir. Bu doğrultuda araştırmada nicel araştırma ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın popülasyonu, özel spor hizmet işletmelerinde görev yapan bireyler oluşturmaktadır. Örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 450 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, içsel pazarlama ölçeği ve örgütsel çeviklik ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programına kayıt edilmiştir. Araştırmada; dağılım analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak cinsiyetin içsel pazarlama ve örgütsel çeviklik düzeyinde belirleyici bir değişken olmadığı belirlenmiştir. Yaş değişkeninin içsel pazarlama düzeyini etkilediği, görev değişkeninin içsel pazarlama verimlilik boyutunda rol oynadığı yöneticilerin verimlilik algısının daha iyi olduğu görülmektedir. Görev değişkenine göre örgütsel çeviklik genel skorunda ve yetkinlik boyutunda farklılık olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel çeviklik alt boyutları ile içsel pazarlamaya yönelik algı alt boyutları arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, işletme, içsel pazarlama, çeviklik

SporSpor işletmeleriÖrgütsel çeviklik+1
İbrahim Somtaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek basketbolculara uygulanan farklı germe yöntemlerinin patlayıcı kuvvet, çeviklik ve sürat performans düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı uygulanan farklı germe yöntemlerinin erkek basketbol sporcularının sıçrama, çeviklik ve sürat performans düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırma, tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmaya en az 5 yıl basketbol oynamış ve hala oynamaya devam eden yaş ortalamaları 17,69±1,08 yıl olan 16 basketbolcu katılmıştır. Sporculara 72 saat arayla farklı günlerde sırasıyla germe olmayan Koşu Yöntemi (KY), Statik Germe (SG), Dinamik Germe (DG) ve Self - Miyofasyal Gevşetme (SMFG) yöntemleri uygulanmış ve ardından belirlenen sıçrama, sürat ve çeviklik testleri alınarak gösterdikleri performans düzeylerine bakılmıştır. Veriler IBMM SPSS 25 programına aktartılarak analizler uygulanmıştır. Değişkenlerin normallik analizi Shapiro-Wilk analizi ile değerlendirilmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Tanımlayıcı istatistik olarak betimsel analiz farklılıkların karşılaştırılması için ise Oneway ANOVA analizi tercih edilmiştir. Ortaya çıkan farklılığının belirlenmesi için post hoc analizlerinden bonferonni tercih edilmiştir. Countermovement Jump (CJM) ve 20 metre sürat testlerinde KY ve DG yöntemlerinin SMFG yöntemi uygulandıktan sonra alınan performans skorlarına kıyasla daha iyi seviyede olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan diğer yöntemler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. T-Test çeviklik testinde ise yöntemler arası anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak, maç ya da antrenman sırasında oyuncuların performans özelliklerini arttırmak için öncesinde uygulanacak ısınma aşamasında başlangıçta SMFG ve statik germe uygulamalarının optimal olarak entegre edilmesi ardından dinamik germe uygulamalarının kullanılması ile performansta akut olarak yükselişlerin sağlanabileceği düşünülmektedir.

BasketbolBasketbolcularEgzersiz+7
Ayşe Demet Karadağ
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinde rol çatışması ve rol belirsizliği ile değişime direnme arasındaki ilişki

Bu çalışmanın temel amacı spor işletmesi çalışanlarının rol çatışması ve rol belirsizlikleri ile değişime direnme düzeyleri arasındaki ilişkinin yönü ve düzeyinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı ise çalışanların demografik özelliklerine göre rol çatışması ve rol belirsizlikleri ile değişime direnme düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerine göre tasarlanmış olup ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde kamu ve özel spor işletmelerinde görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen (n=230) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla, online anket uygulaması şeklinde Google Formlar platformu kullanılmıştır. Katımımcılara kişisel bilgi formu, rol çatışması ve rol belirsizliği ölçeği ve değişime direnç ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programına girilerek, analizler bu program vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Hipotezlerin sınanmasında; normallik analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden Bağımsız örneklem T-testi ve One-way ANOVA analizi uygulanmıştır. İlişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi tercih edilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak; cinsiyet değişkenine göre rol çatışması, rol belirsizliği ve değişime direnme alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Medeni durum değişkenine göre ise rol çatışması düzeyinde ve değişime direnme alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı ancak rol belirsizliği boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlarına göre rol çatışması, rol belirsizliği ve değişime direnme alt boyutu düzeyinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı, tüm yaş gruplarında rol çatışması rol belirsizliği ve değişime direnç algısının aynı doğrultuda olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumlarına göre spor işletmesi çalışanlarının rol çatışması düzeyinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun lise ile lisansüstü eğitim düzeyi arasındaki farklılıktan kaynaklandığı görülmektedir. Rol belirsizliği ve değişime direnme alt boyutlarında ise istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların mesleki tecrübelerine göre rol çatışması ve rol belirsizliği düzeyinde anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığın rol çatışması düzeyinde 1-5 yıl ile 6-10 yıl, 1-5 yıl ile 16 yıl ve üzeri mesleki tecrübeleri arasındaki farktan, rol belirsizliğinde ise 11-15 yıl ile 1-5 yıl, 11- 15 yıl ile 16 yıl ve üzeri arasındaki farklılıktan kaynaklandığı görülmektedir. Mesleki tecrübe değişkenine göre değişime direnme alt boyutlarında herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Spor işletmesi çalışanlarının görevlerine göre rol belirsizliği, değişime direnme bilişsel tepki, duygusal tepki alt boyutlarında yapılan istatistiksel analizler sonucunda, yönetici ile antrenör, antrenör ile memur arasında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Rol çatışması ve değişime direnme davranışsal tepki alt boyutunda ise istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Spor işletmesi çalışanlarının rol çatışması ile değişime direnme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ancak rol belirsizliği ile değişime direnme alt boyutlarından bilişsel tepki arasında (r=,143;p=,030) zayıf düzeyde pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Rol belirsizliği arttıkça bilişsel tepki artmaktadır. Örneklem grubunda bireyin yaptığı işin gerekliliği hakkında bilgi sahibi olmaması rol belirsizliğine yol açan örgütsel unsur olup, kişinin kendisine gönderilen rol davranışı, role yönelik algılarına yön veren kişisel özellikleri de rol belirsizliğine yol açan diğer bir etken olan kişisel unsurdur. Bu belirsizlikler doğrultusunda düşünülen değişim olgusu karşısında bireyde bilişsel olarak tepki oluşmaktadır. Bu tepki çalışanların değişim ile ilgili ne düşündükleri yönündedir. Düşünsel olarak değişimin gerekli olup olmadığını ya da fayda sağlayıp sağlayamayacağı şeklindeki sorulara yanıt aramak üzere ortaya çıkmaktadır. Bilişsel tepkinin ortaya çıkması duygusal ve davranışsal tepkinin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Rol, değişim, spor işletmesir.

Değişime dirençRol belirsizliğiRol çatışması+2
Emine Akbaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor eğitimi alan öğrencilerde sosyal beceri ve mesleki kimlik durumları

Çalışmanın temel amacını spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri ile mesleki kimlik durumları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmanın diğer bir amacını ise öğrencilerin cinsiyet, bölüm, sınıf ve spor geçmişi durumunu yansıtan bağımsız değişkenlerinin sosyal beceri düzeyleri ile mesleki kimlik durumlarına göre incelenmesidir. Araştırma; nicel araştırma modeline göre tasarlamış olup, betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde yer alan üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu bölümlerinde okuyan ve aktif sporcu olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise (n= 650) katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların ölçeklere eksik yâda hatalı verdikleri cevaplar değerlendirilmiş olup (n=627) katılımcı araştırmaya dâhil edilmiştir. Katılımcılara, sosyo demografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla; cinsiyet, bölüm, sınıf ve spor geçmişi soruları ile sosyal beceri ölçeği ve mesleki kimlik ölçeği veri toplama araçları olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Bağımsız Örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, erkeklerin sosyal beceri düzeyinin kadınlara nazaran daha iyi seviyede olduğu cinsiyetin sosyal kontrol, duygusal anlatımcılık ve sosyal beceri düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Kadınların yatay ve dikey kariyer keşfinde daha iyi oldukları, yetenek ve becerilerine uygun kariyer planlamayı erkeklere nazaran daha iyi algıladıkları anlaşılmaktadır. Erkeklerin ise geleceğe yönelik kariyer değişikliğine daha açık oldukları tespit edilmiştir. Bölüm değişkeninin sosyal beceri; sosyal anlatımcılık, sosyal duyarlılık ve duygusal anlatımcılık boyutlarında belirleyici olduğu belirlenmiştir. Egzersiz ve spor bilimleri bölümü öğrencilerinin mesleki kimliklerine yönelik yatay/dikey kariyer keşiflerinde ve kendine uygun olan kariyere odaklanma noktasında diğer bölümlere göre daha iyi sevide olduğu anlaşılmaktadır. Sınıf düzeyi artıkça sosyal anlatımcılık ve sosyal duyarlılık düzeyinin artış gösterdiği, sosyal beceri düzeyinin ise tam aksine azaldığı gözlemlenmiştir. Mesleki kimliğe yönelik yatay kariyer keşfi, dikey kariyer keşfi, kariyer bağlılığı oluşturma, kariyer bağlılığı ile özdeşleşme ve mesleki kimlik toplam skorunda sınıf değişkenine göre farklılık olduğu tespit edilmiştir. 4.sınıf öğrencilerinin yetenek, beceri, bilgi ve yetkinlerinin farkında oldukları ve buna yönelik kariyer yönelimi gösterdikleri anlaşılmaktadır. Spor geçmişinin sosyal beceriye yönelik algıda belirleyici bir değişken olmadığı tespit edilmiştir. Spora yeni başlayan (1-2 yıl) öğrencilerin kariyer keşfi sürecinde oldukları kendi beceri ve yeteneklerine uygun kariyer hedefi araştırma eğilimi gösterdikleri belirlenmiştir.

KariyerSosyal beceriSpor+3
Mustafa Alı Saqee Al Bayatı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

E-spor farkındalık ölçeği geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmanın amacı, toplumun ve sporcuların e-spor farkındalığı ile ilgili tutum ve davranışlarını belirlemek, bunları ölçmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir e-sporda farkındalık ölçeği geliştirmek ve bu ölçeğe bağlı olarak da e-spora karşı olan farkındalığı değerlendirmektir. Araştırma iki aşamada gerçekleşmiştir. Birinci aşamada araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde e-spor ile ilgilenen kişilerin en az 1 yıl e-spor oyunları oynamış, bu konuda tecrübeye sahip gönüllü bireyler oluşturmaktadır. Örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen (n=179) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. İkinci aşamada ise (n=179) gönüllü katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada gönüllülüğe dayalı olarak anket tekniği kullanılmış ve veri toplama yöntemi bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci kısmında verilerin analizinde IBM SPSS 25 ve Lisrel 8.80 paket programı aracılığıyla açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. İkinci ısımda ise dağılım analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak e-spora yönelik farkındalığın belirlenmesi için geliştirilen 10 maddelik e-spor farkındalık ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeninin e-spor farkındalığında belirleyici bir değişken olduğu, kadınların e-spora yönelik farkındalıklarının daha yüksek seviyede bulunduğu belirlenmiştir. Yaş ve e-spor geçmişinin e-spor farkındalıklarında belirleyici bir rol üstlenmediği e-spor farkındalığının benzer özellikler sergilediği belirlenmiştir. Eğitim değişkeninde lise mezunu bireylerin e-spor farkındalığının daha iyi seviyede olduğu, gelir seviyesinde ise yüksek gelire sahip bireyler yönünde farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. E-sporda aktif olma süresi 4-5 saat olan bireylerin e-sporu daha iyi algıladıkları yönünde farklılık olduğu, e-sporda aktifliğini yayıncı olarak gösteren bireylerin e-spora yönelik farkındalıklarının daha iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: E-spor, E-spor farkındalığı, spor, oyun, dijital oyun

E-sporElektronik sporFarkındalık+3
Doğukan Balta
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin öz yönetimli öğrenme becerileri ile kariyer geleceği algıları arasındaki ilişki

Bu çalışma; spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin öz yönetimli öğrenme becerileri ile kariyer gelecekleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik kariyer yapma durumu, genel ağırlıklı not ortalaması gibi tanımlayıcı özelliklerine göre öz yönetimli öğrenme becerilerinin ve kariyer gelecekleri algılarının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Bu kapsamda spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin öz-yönetimli öğrenme becerileri ile kariyer gelecek algıları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla araştırma ilişkisel tarama modeli ve seçilmiş değişkenler ile öz-yönetimli öğrenme becerileri ve kariyer gelecek algıları arasındaki farklılığın tespit edilmesi için nedensel karşılaştırma modelinde kurgulanmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Marmara Bölgesinde yer alan Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Spor Yöneticiliği bölümü öğrencileri, Örneklemini ise Kolayda Örnekleme Yöntemiyle belirlenen İstanbul Gelişim Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünde eğitim gören gönüllü 351 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veriler kişisel bilgi formu, Öz Yönetimli Öğrenme Becerileri Ölçeği ve Kariyer Geleceği Ölçeği (KARGEL) ile toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde istatistiklerinden, öz yönetimli öğrenme becerileri ve kariyer gelecek algılarının belirlenmesinde medyan (25.-75.persentil), ortalama ve standart sapma istatistiklerinden yararlanılmıştır. Normal dağılıma uygunluk testi Kolmogorow-Smirnov testi uygulanmıştır. Öğrencilerin öz yönetimli öğrenme becerileri ve kariyer gelecek algıları arasındaki ilişkiler Spearman Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen verilere yapılacak normallik testleri sonuçlarına göre Mann-Whitney ve Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma Testleri uygulanmıştır. İstatistiksel işlemlerde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda; öğrencilerin yüksek düzeyde öz yönetimli öğrenme becerilerine sahip oldukları ve yüksek düzeyde kariyer geleceği algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin öz yönetimli öğrenme becerileri ile kariyer geleceği algılarını belirleyen tüm boyutlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin öz yönetimli öğrenme becerilerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, genel not ortalamalarına ve akademik kariyer yapma düşüncelerine göre farklılık gösterirken, sınıflarına göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Öğrencilerin kariyer geleceği algılarının sınıflarına ve akademik kariyer yapma düşüncesine göre farklılık göstermediği, cinsiyetlerine, yaşlarına, genel not ortalamalarına göre farklılık gösterdiği saptanmıştır.

KariyerKariyer geleceği algısıSpor+4
Nevin Koçak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinde öğrenen örgüt algısı ile örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişki

Çalışmada genel amaç, öğrenen organizasyon olma düzeyleri ile örgütsel yaratıcılık algılamaları arasındaki ilişkisinin spor işletmeleri açısından değerlendirilmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı ise; cinsiyet, eğitim düzeyi, medenî durum ve mesleki kıdemlerine göre öğrenen örgüt algısı ve örgütsel yaratıcılık düzeylerinin incelenmesidir. Bu çalışmada, betimsel araştırma yöntemlerinden ilişkisel sorgulama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da spor hizmet alanında faaliyet gösteren işletmelerde görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini (n=249) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara çalışma hakkında bilgi verildikten sonra çalışmaya katılım, gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Katılımcılara kişisel bilgi formu, "Öğrenen Örgüt Algı Ölçeği" ve "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBMM SPSS 25 paket programına aktarılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney U, Kruskal Walls H ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Grup ortalamaları arasındaki farkı test etmek için α = 0.05 anlamlılık düzeyi kullanılmıştır. Katılımcıların öğrenen organizasyona ilişkin algıları genel olarak incelendiğinde, katılımcıların öğrenen organizasyona ilişkin algı düzeylerinin yüksek olduğu söylenebilir. Katılımcıların öğrenen organizasyona ilişkin algıları yüksek düzeyde belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyetine göre öğrenen örgüt kişisel hâkimiyeti ve sistem düşüncesi alt boyutlarında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Eğitim değişkeninin öğrenen örgüt düzeyinde belirleyici olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşının takım halinde öğrenme boyutunu etkilediği ve 20-25 yaş aralığındaki bireylerin takım halinde öğrenme düzeylerinin daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Öğrenen örgütün kişisel hâkimiyet düzeyinin kıdem düzeyine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Spor yapan ve yapmayan bireylerin öğrenen organizasyon düzeylerinin benzer olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninin örgütsel yaratıcılığı; Bireysel boyutun düzeyini ve toplumsal boyutu etkilediği anlaşılmaktadır. Bireysel boyutun düzeyinin eğitim değişkenine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Katılımcıların yaşlarına göre bireysel boyut düzeylerinin farklılaştığı, kıdem değişkenine göre örgütsel yaratıcılık düzeylerinin ise benzer olduğu belirlenmiştir. Spor yapan ve yapmayan bireylerin örgütsel yaratıcılık düzeylerinin benzer olduğu tespit edilmiştir. Öğrenen örgüt düzeyi arttıkça örgütsel yaratıcılık düzeyinin arttığı ve pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

SporSpor işletmeleriYaratıcılık+2
Burhan İncir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki değerleri ile yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin değerlendirilmesi

Gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki değerleri ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın diğer bir amacı ise öğretmenlerin bazı demografik özellikleri ile mesleki değerleri ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki farklılıkların karşılaştırılmasıdır. Araştırma; nicel araştırma modeline göre tasarlamış olup, mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde kamu ve özel sektörde öğretmenlik yapan beden eğitimi öğretmeleri, örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen (n=190) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, mesleki değer ölçeği ve yaşam boyu öğrenme ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak, analiz olarak Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Gruplararası farkın belirlenmesi için ise Post-hoc analizi LSD testinden yararlanılmıştır. İlişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi, tercih edilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılın beden eğitimi öğretmelerinin mesleki değer düzeyleri ve yaşam doyumlarının iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Kadın ve erkek beden eğitimi öğretmelerinin mesleki değer ve yaşam boyu öğrenme düzeyinin benzer özellikler gösterdiği belirlenmiştir. Eğitim değişkeninin mesleki değer ve yaşam boyu öğrenme düzeyinde belirleyici bir değişken olmadığı anlaşılmaktadır. 1-5 yıl mesleki tecrübeye sahip öğretmenlerin mesleki etik düzeylerinin daha iyi olduğu mesleki tecrübeye göre mesleki etik düzeyinde farklılık olduğu belirlenmiştir. Mesleki değer toplam skorunda ise 6-10 yıl mesleki tecrübeye sahip öğretmenler yönünde anlamlı farklılık gösterdiği görülmektedir. Yaşam boyu öğrenme eğitimle bütünleşme boyutunda mesleki tecrübeye göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin mezun oldukları bölümlere göre mesleki değer ve yaşam boyu öğrenme düzeylerinin benzer özellik gösterdiği anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir.

Beden eğitimiDeğerlerYaşam boyu öğrenme+2
Mehmet Aybakan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Güreş sporunun gelişimi ve toplumsal algıda güreşin yeri

Bu çalışma, güreşin tarihsel, sosyal, siyasal izlerini sürmek ve ülkemizde bu branşın hangi aşamada olduğunu incelemek üzere yapılmıştır. Başlangıçta spor tarihi ve spor algısının tarihsel örnekleri üzerinde durulmuş, Türklerin hangi sporları, ne amaçlarla yaptığı incelenmiştir. Sporla insan bedeni arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için felsefi bağlama beden ile spor arasındaki ilişki çalışmaya dâhil edilmiş, güreş ve beden bu bölümde ele alınmıştır. Sonrasında güreş en geniş tanımı ile konu edilmiştir. Güreşin tarihi, güreşin medeniyetlerle olan ilişkisi, güreşin yayıldığı coğrafyalar incelenmeye çalışılmıştır. Bu inceleme yapılırken, akademik çalışmalar, tarihi belgeler ve arkeolojik buluntuların izleri sürülmüş, tarihi ve edebi metinlerde güreşin nasıl yer aldığı tespit edilmiştir. Türklerin bu spora yönelik ilgileri çalışma kapsamı içinde değerlendirilirken, aynı zamanda Anadolu'nun geleneksel güreş türleri ve tarihi yapısı ve yarattığı kültürel değerler nedeniyle UNESCO'nun "İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası" listesine giren Yağlı Güreşler incelenmiştir. Türkiye'deki güreşin geçirdiği evreleri ortaya koyabilmek için özellikle de Osmanlı'da güreşin tarihi detaylandırılmış ve bu kapsamda da güreşin örgütlenmesinde hayli etkili olan güreş tekkeleri incelenmiştir. Felsefi bağlamda mekân algısından yola çıkarak sporun mekânları tarihine bir giriş yapılmış ve ardından Anadolu'da güreş mekânları ve özellikle de İstanbul'da güreş yapılan yerler belirlenmeye çalışılmıştır. Modern güreş ile ilgili tartışmaların yapıldığı bölümde Cumhuriyet sonrasında Türkiye'de spor algısı üzerinde durulmuş, sonrasında Cumhuriyet'in spora ve elbette güreşe bakışı tartışmaya dâhil edilmiştir. Atatürk'ün güreşe verdiği önem ve onun bu branşa katkıları da yine Cumhuriyet dönemi içinde ele alınmıştır. Güreşin dünya ve Türkiye'de kurumsal örgütlenmesi ve bu branşın spor dışında yüklendiği anlamlar ele alınmıştır. Anketlerin değerlendirildiği bölümde katılımcıların genel anlamda sporla ilgisi üzerinde durulmuş, anketler aracılığı ile güreşe yönelik algının tespit edilmesine çalışılmıştır. Sporla ilgilenen bir çevre ankete dâhil edilmiş, bu yolla spora ilgi gösteren kesimlerin güreş konusundaki eğilimleri tespit edilip, bir yönelim belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde anket değerlendirmelerinin yanı sıra, güreşteki başarıların nedeni, güreşin ata sporu olarak algılanmasının ortaya çıkardığı sonuçlar, güreşin anti-modern olarak tarif edilmesinin nedenleri ve güreşte gelecekteki başarıları artırmak için neler yapılmasına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Başlangıçta yanıtı aranan soruların analizi ve ortaya atılan

AlgıGüreşGüreşçiler+4
Abbas Ulucan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sporcuların güdülenme ve mental iyi oluş düzeyleri ile sportif yeterlik ilişkisi

Bu çalışmanın temel amacı; kadın sporcuların sporda güdülenme ve mental iyi oluş ile algılanan sportif yeterlik düzeyi arasındaki ilişkinin düzeyini ve yönünün değerlendirilmesidir. Diğer bir amacı ise yaş, branş, sporcu geçmişi ve milli olma durumu değişkenlerine göre sporda güdülenme, mental iyi oluş ve algılanan sportif yeterlikleri arasındaki farkların değerlendirilmesidir. Araştırma amacı doğrultusunda nicel araştırma; ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket (survey) tekniği uygulanarak gönüllülük esasına dayalı online ve yüz yüze veri toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde farklı spor kulüplerinin futbol, futsal, basketbol, voleybol, hentbol branşlarında en az iki yıl aktif spor yapan kadınlar oluşturmaktadır. Örneklemini ise, kolayda örnekleme yöntemi le belirlenen (n= 300) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara Tanımlayıcı Bilgi Formu", "Sporda Güdülenme Ölçeği", "Mental İyi Oluş Ölçeği" ve algılanan sportif yeterliğin belirlenmesi için "Kendini Fiziksel Tanımlama Envanteri" nin "Algılanan Sportif Yeterlilik" alt ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 programına aktarılarak, istatistiksel analiz olarak Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Korelasyon analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, yaş değişkeninin bilmek ve başarmak için içsel güdülenme içeatım düzeylerinde belirleyici bir değişken olduğu, 26-33 yaş aralığında yer alan sporcuların spor yeteneği ve mental iyi oluş düzeylerinin daha iyi olduğu belirlenmiştir. Sporda güdülenme; dışsal düzenleme, dışsal güdülenme ve özdeşim boyutlarını eğitim değişkeninin olumlu yönde etkilediği ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Eğitim seviyesi arttıkça mental iyi oluş düzeyinin artığı ve anlamlı olduğu eğitim değişkenine göre spor yeteneğinde farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Kadın sporcularının spor geçmişi arttıkça sporda güdülenme düzeyinde de artış olduğu sporda güdülenme düzeyinin spor geçmişinden etkilendiği belirlenmiştir. Spor geçmişinin spor yeteneği mental iyi oluşlarında önemli bir değişken olduğu görülmektedir. Milli olma durumuna göre Dışsal Düzenleme, Özdeşim, dışsal güdülenme ve sporda güdülenme toplam skorunda farklılık olduğu, bu farklılığın milli sporcular yönünde olduğu belirlenmiştir. Milli sporcu kadınların mental iyi oluş ve spor yeteneği düzeylerinin daha iyi olduğu millilik durumun belirleyici bir değişken olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Spor branşlarına göre sporda güdülenme toplam skorunda anlamlı farklılık olmamasına rağmen alt boyutlarda farklılık olduğu futbolcuların daha iyi güdülendikleri tespit edilmiştir. Futbolcu kadınların spor yeteneği ve mental iyi oluş seviyelerinin daha iyi olduğu ve anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Sporda güdülenme düzeyi arttıkça spor yeteneği ve mental iyi oluş düzeyinin de artış gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda öneriler aşağıda açıklanmıştır.

KadınlarMental iyi oluşMotivasyon+3
Esma Gül
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli bireye sahip annelere uygulanan egzersiz aktivitelerinin kaygı ve umutsuzluk düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın temel amacı 6 hafta süren ve haftada iki kez düzenli bir şekilde uygulanan fiziksel egzersiz programına katılan (deney) ve katılmayan (kontrol grubu) özel gereksinimli bireye sahip annelerin kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin araştırılıp değerlendirilmesidir. Bu çalışma yarı deneysel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu araştırma modeli uygulanmıştır. Çalışmanın popülasyonunu; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'na bağlı Özel Gereksinimli Eğitim Merkezi (ÖZGEM) bünyesinde eğitim alan öğrencilerin anneleri (N=100) oluşturmaktadır. Deney grubuna 6 hafta boyunca haftada iki kez planlamış egzersiz aktiviteleri uygulanmış olup, kontrol grubu ise herhangi bir uygulamaya tabi olmada rutin yaşantısına devam etmiştir. Katılımcıların kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin belirlenmesi için her iki gruba da ön test ve son test olarak Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ile Beck Umutsuzluk ölçekleri uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 25.0 programı ile yapılmıştır. Deney grubu ve kontrol gruplarının ölçek değişkenleri açısından karşılaştırılması için öncelikle Kolmogorov Smirnov normal dağılım sınaması gerçekleştirilmiştir. Gruplar arasındaki kaygı ve umutsuzluk ortalamalarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, gruplar içinde ön ve son test ortalamalarının karşılaştırılmasında ise Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Tüm analizlerde p<0,05 (iki yönlü) değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen analiz sonucu istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, deney grubu ön test ve son test durumluk puanları arasında pozitif yönde bir fark elde edilmiştir. Kontrol grubu ön test ve son test durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Deney grubu ön test ve son test beck umutsuzluk ölçeğinden aldıkları puan ortalaması pozitif bir yönde fark elde edilirken, kontrol grubuna uygulanan ön test ve son test beck umutsuzluk ölçeğinden aldıkları puan ortalamasında anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Çalışma bulgularının sonuçlarından hareketle, fiziksel egzersiz aktivitelerinin kaygı ve umutsuzluk düzeylerine olumlu yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel Gereksinimli Birey, Özel Gereksinimli Bireye Sahip Anne, Fiziksel Egzersiz, Kaygı, Umutsuzluk

AnksiyeteAnnelerEgzersiz+5
Gülden Üzen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors