Theses supervised by Doç. Dr. Suvat Parin
15 theses · Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Boşanmalar üzerine sosyolojik bir araştırma: Van örneği (2001-2016)
Tarihsel süreçte toplum yapılarının çoğunda aile kurumu önemli bir yer tutmuştur. Günümüz modern toplumlarında da değişen koşullara ve algılara rağmen ailenin birey ve toplum hayatında parsellediği geniş bir alandan söz edilebilir. Fakat diğer taraftan da hem geçmişte hem de günümüzde neslin devamı, cinsel hayatın tanzimi, duygusal beraberlik, sosyo-kültürel ve dinsel normların kuşaktan kuşağa aktarımı gibi hayati öneme sahip olan aile birliğinin çeşitli sebeplerle zayıflaması ve çözülmesi ile boşanmalar gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın ardından tüm dünyayı, 2000'li yıllarla birlikte de Türkiye'yi etkisi altına alan boşanmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelere bağlı olarak artış kazanmaya başlamıştır. Modernleşmeyle birlikte birey ve toplum hayatında yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumunu etkileyerek boşanma eğilimlerini de arttırmıştır. Boşanmaların sadece modern toplumsal kesitlerde kendini gösteren bir olgu olmadığı bunun yanı sıra bireyin yaşam alanını kuşatan ve bu konuda dirençli bir tavır takınan geleneksel dokularda da kendini hissettirdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir taraftan sosyo-ekonomik bileşenler üzerinden modern bir toplumsal desen diğer taraftan da barındırdığı gelenek, kültür ve aşiret dokusuyla yoğrulmuş geleneksel bir yapı özelliğine sahip Van'da 2001-2016 yılları arasında gerçekleşen boşanmaları sosyolojik açıdan incelemektir. Van'daki boşanmaları merkeze alan bu çalışma, konuyu Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'deki genel boşanmalar ile birlikte tartışmayı da hedeflediğinden 2001-2016 yılları arasında bu cephedeki boşanmaları da etüt etmektedir. Van'daki boşanmaları geniş bir açıdan değerlendirmeye çalışan bu araştırmada konu, TUİK (2001-2016), Aile Mahkemesi (2013-2016), Van Barosu Adli Yardım Bürosu (2013-2016) ve nitel görüşmelerden elde edilen geniş bir veri seti üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldı. Van'da boşanmalar hem kadın hem de erkek açısından kültürün ve geleneğin bütün anlaşmazlıklara rağmen ertelemeye ya da kamufle etmeye çalıştığı bir durum olmaktan çıkmış görünmektedir. Boşanmaların ard alanına bakıldığında evlilik kurgusu, evlilik biçimi, aile sermayeleri kadar kentin barındırdığı sosyolojik dokunun da etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bir mahallenin sosyolojisi: Göç ve yoksulluk bağlamında Seyrantepe örneği
Bu çalışma güvenlik nedeniyle, 1990 ve sonrasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nin kırsal yerleşimlerinden, özellikle Bitlis, Şırnak, Ağrı, Hakkâri ve Van'ın ilçe ve köylerinden kitlesel ve zorunlu olarak Van ilinin Tuşba ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesi'ne göç etmiş göçmenleri konu edinmektedir. Göç sürecinin göçmen nüfusu nasıl etkilediği, göçten sonra kente tutunmalarında nasıl bir strateji geliştirdikleri, göçe bağlı ortaya çıkan yoksullukla nasıl mücadele ettikleri ve göçmen nüfusun yeni yaşamlarına nasıl uyum sağladıkları araştırılmaktadır. Çalışmada, göçmen nüfusun göç öncesi ve göç sonrası yaşam farklılıklarına değinilerek, zorunlu göçün etkileri anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde konu ile ilgili daha önce yapılmış olan literatüre değinilmiştir. Göç ve yoksulluk olguları ele alınmış, ilgili tanımlar ve tartışmalar (kentsel ve mekansal yoksulluk, kentleşme, vb.) üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise araştırmanın yöntemine değinilmiş, araştırmada veri toplama tekniklerinden anket tekniğine başvurulmuş ve 300 hane halkına anket uygulanmıştır. Son bölümde ise çalışmanın yapıldığı Van iline bağlı Seyrantepe mahallesindeki göçmen nüfusun, ekonomik, demografik, sosyo-kültürel özellikleri yoksulluk bağlamında araştırılmış ve saha çalışmasından elde edilen bulgular yorumlanmıştır.
Çevreci sivil toplum örgütleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Van kent merkezi örneği
Bu çalışmanın amacı, Van kent merkezinde faaliyet gösteren çevreci sivil toplum örgütlerinin çevrecilik çerçevesinden incelenmesidir. 19. yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinde başlayan endüstrileşme, toplumların sosyal ve ekonomik refah anlayışlarını değiştirmiştir. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan çevre riskleri başta önüne geçilebilecek sorunlar olarak algılanmıştır. Ancak zamanla doğal kaynakların tükeniyor olması, biyolojik çeşitliliğin azalması ve ormansızlaşma önüne geçilemeyecek riskleri ortaya çıkarmıştır. Çevrecilik yaklaşımı da bu toplum yapısı içerisinde doğmuştur. Çevreci sivil toplum örgütleri itici bir güç haline gelerek kamu kurumlarına karşı baskı oluşturma özelliğine sahip olmuşlardır. Ancak zaman içerisinde değişime uğrayan sivil toplum örgütleri farklılaşmıştır; çevre tahribatlarına karşı daha reformist ve ılımlı olan çevrecilik anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Tez araştırmasında nitel araştırma yönteminin yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun olarak görüşme formları hazırlanmıştır. Van kent merkezinde faaliyet gösteren iki vakıf ve on üç derneğe ulaşılmış; görüşmeyi kabul eden on beş erkek ve beş kadınla birlikte 20 görüşme yapılmıştır. Deşifre edilen görüşmeler temel alınarak gerçekleştirilen veri analizi sonucunda belirli temalar ortaya çıkmıştır. Bulgularda, çevreci sivil toplum örgütlerinin projecilik, gönüllülük, profesyonellik, çatışma ve lobicilik özellikleri dikkat çekmektedir. Van'daki çevreci sivil toplum kuruluşları çevre felaketlerine karşı ılımlı, çatışmadan uzak, projeler üreten kuruluşlar olarak değerlendirilmektedir.
Dilencilik-dindarlık ilişkisi üzerine bir araştırma:Bitlis/ Tatvan örneği
Dilencilik, insanlık tarihinin devam edegelen en büyük problemlerinden birisi olmuştur. Yüzyıllar boyu neredeyse tüm devletlerin ve hükümetlerin gündemini işgal eden bu sorun, günümüzde de farklı şekillerde devam etmektedir. Toplumsal bir sorun olan dilencilikle etkin bir şekilde mücadele edilmek isteniyorsa öncelikle dilenciliği oluşturan ve devamlılığını sağlayan dinamikler iyi analiz edilmelidir. Bu dinamikler kapsamlı bir şekilde tahlil edilmeden, doğru teşhisler konulmadan, uygulanmak istenen tüm sosyal politikalar eksik kalacaktır. Yapılan saha çalışmasında sosyolojik olarak mevcut problemin süreğenliğinin en büyük nedenlerinden biri olan dindarlık kavramı ele alınmıştır. Buradan yola çıkılarak dindarlık olgusuyla dilencilik olgusu ayrı ayrı incelenmiştir. Daha sonra dilenciliğin hinterlandı durumunda olan dindarlığın; dilencilik ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Hali hazırda ortaya konan araştırmadaki temel amaç, kronik hale gelmiş dilencilik sorunsalı ile onu besleyen dindarlık arasındaki bağı ortaya koymak, böylece bu soruna farklı bir açıdan yaklaşarak çözüme katkıda bulunmaktır. Araştırmanın evreni Bitlis'in Tatvan ilçesidir. Örneklem; tesadüfi yollarla farklı meslek gruplarından seçilmiş kendisini dindar olarak tanımlayan 10 kadın ve 10 erkek katılımcıyı kapsamaktadır. Bu katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmada dilencilik probleminin devam etmesindeki en önemli faktörlerden birinin din olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların büyük çoğunluğunun dilenme davranışından rahatsız olduğu, ancak gerek dini gerekse vicdani kaygılarla dilenciye para vermeyi sürdürdüğü görülmüştür.
Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin girişimcilik faaliyetleri üzerine bir araştırma: İstanbul/Esenyurt örneği
Göç; toplumsal değişimin en önemli dinamiklerinden biri, bireylerin ve toplulukların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel dönüşümlerinin hem nedeni hem de sonucu olan bir süreçtir. Göç sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan göçmen girişimciliği olgusu; göçmenlerin çeşitli ilişkiler ve bağlamlar içinde göç ile gelinen ülkede kendi hesabına çalışması olarak tanımlanabilir. 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş sonrasında Türkiye'ye göç ile gelen üç buçuk milyonu aşkın Suriyeli, Türkiye'nin çeşitli kentlerinde hayatlarını sürdürmektedir. Savaşın sekiz yıldır devam etmesi ile birlikte Suriyeli göçmenlerin ülkelerine geri dönme umudu azalmakta ve geleceklerini Türkiye'de kurma ve buraya yerleşme motivasyonları güçlenmektedir. Bu eğilimin etkisiyle, Türkiye'deki göçmen girişimcilik faaliyetlerinde ciddi bir artış gözlenmektedir. Bu bağlamda, bu çalışma göç öncesinde, göç sırasında ve göç sonrasında var olan ve/veya oluşturulan ilişkilerin ve ağların Suriyeli göçmenlerin işletme sahibi olmalarında nasıl bir rol oynadığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bunun yanında, Suriyeli göçmen girişimcilerin işletme kurma süreçlerinde farklı sermaye biçimlerinin nasıl bir rol oynadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Suriyeli göçmenleri girişimciliğe yönlendiren nedenlerin ne olduğu, göçmenlerin işletme kurma ve işletmeyi devam ettirme süreçlerinde karşılaştıkları hukuki, kültürel ve ekonomik zorlukların neler olduğu ve bu zorlukların nasıl aşıldığı gibi soruların da cevaplanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş sonrasında Türkiye'ye gelen ve Esenyurt ilçesinde bir işletmeye sahip olan Suriyeli göçmenlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak Suriyeli göçmen girişimcilerin deneyimleri kendi doğal ortamlarında anlaşılmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Sahadan elde edilen bulgular çerçevesinde Suriyeli göçmen girişimcilerin ayırımcılık, dil bilmeme, işsizlik, düşük ücret gibi problemlerden dolayı girişimciliğe yöneldikleri görülmüştür. Ancak bunun yanında kültürel ve ekonomik sermayesi yüksek girişimcilerin göç ile gelinen ülkedeki durumu fırsata dönüştürme arzusuna sahip oldukları gözlemlenmiştir.
Kent ve afet: Depremler açısından Van kent merkezinin zarar görebilirliği
Bu çalışma afet araştırmalarında giderek kabul gören zarar görebilirlik paradigması bağlamında Van kent merkezinin kırılganlığını ele almıştır. Geçmişinde depremler nedeniyle birçok kayıp yaşamış ve bulunduğu aktif sismik risk bölgesi nedeniyle gelecekte de muhtemel şiddetli depremlere maruz kalabileceği öngörülen Van kent merkezinin sosyomekansal, sosyal ve ekonomik zarar görebilirliği, ulusal ve yerel kaynaklardan edinen veriler etrafında değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kent merkezini oluşturan Edremit, İpekyolu ve Tuşba ilçelerinin 37 mahallesinde ikamet eden 473.913 kişinin barındığı zarar görebilir konut stoku ile yaşlı, engelli, kadın, çocuk, okuryazar olmayan, yoksul kırılgan grupların dağılımları tespit edilmiştir. Benzer araştırmalardan farklı olarak her bir zarar görebilir unsurun müstakil özelliğinden hareketle, kentin hangi bölgesinin hangi özelliği açısından ne düzeyde zarar görebilir olduğu tablo ve haritalar eşliğinde izah edilmiştir. Yapılan araştırmada 2011 yılında hasar almış konut stokuyla ilgili iyileştirme çalışmalarının yetersizliği başta olmak üzere mevcut konut stokunun %93,3'ünün ruhsatsız diğer bir ifadeyle kaçak olması ve poliçeli yapı oranının %17 ile sınırlı kalması kent merkezinin sosyomekansal açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğunu göstermektedir. Özellikle kaçak yapılaşma ve poliçesiz yapı stokunun çevre mahallelerde yoğunlaştığı dolaysıyla merkezden çevreye doğru riskin arttığı tespit edilmiştir. Hasarlı ve hala onarılmamış konut stokunun ise tüm kent merkezi coğrafyasına yayıldığı gözlenmiştir. Sosyal göstergeler açısından yine çevre mahallelerin merkeze oranla çok daha zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Özellikle yüksek orandaki okuryazar olmayan grupların varlığı, afetlerden sakınım konusunda bilinç düzeyinin düşük olduğunu göstermektedir. Yine ortalama hane halkı büyüklüğünün 5 ve üzerinde seyretmesi, işsiz ve niteliksiz kadın nüfusu, güvencesiz yaşlı nüfusu ile yoğun çocuk nüfusu kentin sosyal özellikleri açısından risk teşkil eden diğer taraflarıdır. Merkez nüfusunun %26'sına tekabül eden 123.087 kişinin vakıflardan çeşitli oranlarda yardım aldığının yanı sıra 44.360 çok zayıf, zayıf veya normal nitelikteki hane sayısı kentin ekonomik açıdan da fazlasıyla kırılgan olduğunu göstermektedir. Özellikle 8.273 çok zayıf veya zayıf düzeydeki hane, mevcut halleriyle afet olmadan afet koşullarını yaşamaktadırlar. Özellikle ekonomik zarar görebilirliğin merkezde kalan mahallelere oranla çevre mahallelerde çok daha belirgin olduğu tüm bu özellikleri nedeniyle Van kent merkezinin sismik risk açısından sosyomekansal, sosyal ve ekonomik açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Yine kentin çeperindeki mahallelerin merkezdeki mahallelere oranla çok daha fazla kırılgan oldukları bu araştırma ile tespit edilip haritalarla görselleştirilmiştir.
Şırnak'ta seçmen davranışı (1973-2019)
Bu çalışma, 1973-2019 yılları arasında Şırnak il genelinde seçmen davranışlarını konu edinmektedir. Bu bağlamda 1973'ten 1990 yılına kadar ilçe statüsünde olan Şırnak genelindeki (milletvekilliği, referandum) seçimleri incelendikten sonra, 1990 ve 2019 yılları arasında ise il statüsünde olan Şırnak'ın genel (milletvekilliği, referandum ve cumhurbaşkanlığı) seçimleri ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Siyasal aktörlerin yaş, cinsiyet, doğum yerleri, eğitim durumları ve aday oldukları siyasi partiler, il genelinde siyasi parti tercihleri, seçimlere katılım oranları, oy kaymaları, partilerin konumlandığı siyasi yelpazeler, seçmen tercihlerini yönlendiren toplumsal ve politik ortam gibi konular kritize edilip seçmen davranışı correspondence analiz yöntemi ile anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca 2014 ve 2019 yerel seçimleri Şırnak merkez ve tüm ilçelerin seçim sonuçları üzerinden, seçmen davranışlarında yaşanan değişim ve dönüşümler, seçmen tercihlerini yönlendiren yerel ve ulusal politik ortam ile özgün dinamikler bütüncül bir perspektifle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Özetle Şırnak seçmeni 1973'ten 2000'li yıllara kadar gerçekleşen genel seçimlerde sosyolojik yaklaşım modelinin ön gördüğü şekilde seçmen davranışında bulunurken, 2000'den 2019 yılına kadar ise sosyo-psikolojik yaklaşım modeline göre siyasal pratiklerde bulunmuştur. Son olarak 2019 yerel seçimlerinde Şırnak seçmen davranışları rasyonel yaklaşım modeli ile açıklanabilmektedir
Geçici koruma statüsünde olan Suriyelilerin hayata tutunma stratejileri üzerine sosyolojik bir araştırma: Şanlıurfa örneği
Bu çalışmada 2011 yılından itibaren iç savaştan kaynaklı Suriye‟den Türkiye‟ye göç ederek sığınanların ev sahibi toplum içindeki dönüşümleri, ev sahibi toplumda yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel etkileri ve varış noktasında hayatlarına devam edebilmek için geliştirdikleri stratejiler incelenmiştir. Michel de Certeau‟nun gündelik yaşam pratiklerinde ortaya koyduğu taktik ve strateji kavramları üzerinden Suriye‟den Türkiye‟ye zorunlu göçle gelen grupların ve bireylerin geldikleri yerleşim yerlerinde geliştirdikleri direnme biçimleri, tutunma biçimleri, gündelik pratikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada göç kuramları etrafında Suriyeli grupların göç etme biçimleri, göçün itici ve çekici nedenleri, göç eğilimleri, göçün yarattığı sonuçlar incelenmiştir. Çalışma temelde Suriye‟den zorunlu göçle gelen grupları ve bireyleri ele aldığı için göçün farklı disiplinlerde ne anlam ifade ettiği ve göç türleri içinde hangi kategorilerde ele alındığı açıklanmıştır. Çalışma aynı zamanda Türkiye‟deki göç politikalarına ve mevzuatına, göç literatürüne farklı boyutlarda bakmamıza imkan sunmaktadır. Bu çalışmada Suriye‟den göçle gelen bireylerin ve grupların var olan baskın ya da egemen iktidara ve yerli olana karşı kendi düzenini kurma ve kendini içeriye dahil etme pratikleri gündelik hayat deneyimleri üzerinden incelenmiştir. Çalışmada Pierre Bourdieu‟nun alan, habitus ve mücadele alanı kavramları üzerinden Suriye‟den göç eden grupların mekansal deneyimlerinin okuması yapılmıştır. Göçün hayatın mevcut olan her alanına etkisi göz önünde bulundurularak çalışmanın görüşme soruları hazırlanmıştır. Çalışmada saha olarak Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçeler tercih edilmiştir. Saha çalışması olarak belirlenen Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçelerinde veriler çalışmanın doyuma ulaşılması sağlanan kadar devam etmiştir. 5 Arap kadın, 5 Arap erkek, 5 Kürt kadın, 5 Kürt erkek, 5 Ezidi kadın ve 5 Ezidi erkek olmak üzere toplamda 30 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleşmiştir. Görüşmelerde nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Katılımcılara ulaşabilmek için kartopu örnekleme uygulanmıştır. Bu çalışmada Suriye‟den göç eden grupların göç hikayeleri, geldikleri yerleşim yerinde yaşadıkları sorunların neler olduğu, bu sorunlarla başa çıkarken geliştirdikleri stratejiler, göç mevzuatında göç aktörlerinden hangi gruba dahil oldukları, Türkiye‟de kalıcı ve geçici olma durumları, mekansal yoğunlaşmaları, göçün getirdiği dönüşümün etkileri gibi niteliksel veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler bulgular kısmında katılımcıların anlattıkları aktarılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Habitus, Göç, Geçici Koruma Statüsü, Sığınmacı, Strateji, Savunmasız.
Sokak çocukları üzerine bir araştırma: Süleymaniye örneği
Irak Kürdistan Bölgesi sınırları içinde bulunan yerleşim yerleri yer altı zenginlikleri açısından geniş rezervlere sahip olmasına rağmen, toplumun büyük bir kısmının sosyoekonomik açıdan söz konusu oranda güçlü olmadığı söylenebilir. Kırsal yaşam kodlarını barındıran bir nüfus, üretime dayanmayan bir ekonomi, eğitim göstergeleri açısından zayıf bir demografik yapı, çok çocuklu aile yapısı gibi değişkenler üzerinden bakıldığında genelde Irak'ın özelde ise Irak Kürt Bölgesi'nin kadim bir kenti olan Süleymaniye'de tablonun zayıf bir toplumsallığa işaret ettiği görülmektedir. Bu çalışma, Süleymaniye'de sokakta çalış(tırıl)an çocukların sosyo-demografik yapılarını, içinde yaşadıkları ailenin sosyo-ekonomik özelliklerini betimleyici bir çerçevede ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği bu çalışmada veri toplama tekniği olarak anket uygulanmıştır. Amaçsal örneklem tekniğiyle 100 kişiye ulaşılmıştır. Sokak çocukları olgusunun Süleymaniye'deki örneğinde aile, sosyoekonomik özelliklerinin düşük, okulla ilişkisi zayıf, ekonomik açıdan yetersiz, çok çocuklu aile yapısı ile örülmüş bir toplumsallıkla başat bir şekilde kendini göstermektedir. Süleymaniye'deki sokak çocukları içinde kız çocuklarının göz ardı edilmeyecek bir oran oluşturması literatürde ön plana çıkanlardan farklı bir bulguya işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk işgücü, Irak, sokak çocukları, Süleymaniye
Çölyak hastaları üzerine sosyolojik bir çalışma -Van örneği-
Yerleşik hayata geçmenin sonucu olarak ortaya gelen yeni beslenme alışkanlıklarından kaynaklı olarak, gıdaların mide tarafından tolere edilememesi Çölyak gibi bazı hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. Bu çalışma, glüten kaynaklı ve sıkı bir diyet dışında başkaca bir tedavisi henüz bulunmayan Çölyak hastalığının bir sosyolojik bakış açısıyla incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, söz konusu hastalığın sosyal yönleri ele alınmı ve sosyo-ekonomik ve demografik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mevcut araştırmanın temel iddiası, buğday intoleransı kaynaklı genetik ve çevresel etkileri ile çölyak hastalığının düşük sosyo-ekonomik profil sergileyen toplumlarda oransal olarak daha fazla görüldüğü üzerine kurulmuştur. Bu açıdan bölgede bu hastaların başvuracağı en büyük sağlık kurumu olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Dursun Odabaş Tıp Merkezi temelli araştırma yapılarak 3088 kişilik hazır veri ile 81 kişi üzerine incelenme gerçekleşmiştir. Araştırmada sosyo-demografik, yaşam biçimleri, ekonomik durumları, tedaviye ilişkin algıları ve çevre ile ilişkileri gibi durumlarına dair 50 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılarak bir hastalık haritası elde edilmiştir. Sosyoloji ve tıp bilimlerini buluşturması açısından büyük ehemmiyet taşıyan mevcut çalışmam neticesinde düşük gelir grubu ile hastalık arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada, hastalığın durumu, Van şehrinin mahallelerinin sosyo-ekonomik özelliklerine nazaran kente sonradan eklemlenmiş ve göçler sonrası oluşmuş olan mahalleler açısından, Vangölünün güney ve kuzeyinde bulunan ilçeler açısından ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çölyak, Hastalık, Sağlık, Tedavi, Diyet, Fakirlik
Yerel basın'da şehir: Van postası gazetesi örneğinde Van (1976-1980)
Yerel gazeteler bir kentin ya da bölgenin hafızasını oluşturan yazılı belgelerin başında gelir. Yerel gazete sayfalarına yansıyan haberler; bir kentin sosyo- ekonomik ve fiziki yapısı, kent kültürü, eğitim, o kente dair planlanan ya da hayata geçirilen projeler hakkında önemli bilgiler vermekte ve kent yaşantısı hakkında fikir yürütmemize olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada, Van Postası Gazetesi'nin 1976-1980 yılları arasında yayımlanan sayılarında yer alan kente dair projeler, kentin sosyo-ekonomik ve fiziksel yapısı ile ilgili haberler incelenerek elde edilen verilerin kentin hafızasına kazandırılması amaçlanmıştır. Bu haberlerde; ekonomik yapı, fiziksel yapı ve projeler sınıflandırılmıştır. Haberler materyal analizi yöntemi ile incelenip, yorumlanmıştır. Van Postası Gazetesi'nin incelenen beş yıllık arşivinden elde edilen verilere göre; ülke genelinde hâkim olan ekonomik krizin Van özelinde de çok etkili olduğu görülmüştür. Buna rağmen il genelinde çoğu devlet destekli birçok proje planlanmış ve bazı önemli yatırımlar da gerçekleştirilmiştir. İncelenen haberlerde planlanan bazı projelerin başlamadığı ya da yarım kaldığı da göze çarpmaktadır. İncelenen dönem içinde yayımlanan haberlerde temel gıda maddeleri, akaryakıt, elektrik ve odun-kömür gibi ihtiyaç malzemelerinin yokluğu büyük sıkıntılara sebep olduğu ve kent yaşamını olumsuz etkilediği görülmüştür. Günümüzde de yaşanan ekonomik kriz sonrasında çok konuşulan tanzim satış ofisleri gibi ekonomik tedbir uygulamalarının o dönemlerde yerel yönetimlerce de uygulandığı yayımlanan haberlerden anlaşılmıştır. Öte yandan ekonomik sıkıntıların hissedilir şekilde yaşanmasına rağmen, kentleşme anlamında Van'da hızlı ve kayda değer ilerlemeler de görülmüştür. Bu dönemde hem yerel gazetelerin hem de sivil toplum kuruluşlarının kentin gelişimi ve sorunlarının merkezi hükumete taşınması anlamında çok büyük çabalar gösterdiği gözlenmiştir. Bu çabalar sonucu Van kentine dair bazı sorunlara yönelik çözümler üretildiği de gazeteye yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.
Osmanlı modernleşmesi ve yerel yönetimler: Van örneği (1847-1915)
Osmanlı ve Safevi devletleri arasında cereyan eden savaşlar sonucunda 1548 yılından sonra kesin olarak Osmanlı egemenliğine giren Van şehri, Birinci Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı medeniyeti içerisinde farklı etnik ve dini yapıların bir arada yaşama iradesi gösterdiği en iyi örneklerden birini teşkil etmektedir. Van kenti, Osmanlı Devleti'nin modernleşme sürecindeki en büyük tarihsel kavşaklarından biri olan Tanzimat yapılanmasına büyük bir direnç göstermiş, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı, sekiz yıllık bir gecikmeyle 1847 yılında Van'ı kapsamına alabilmiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı modernleşmesinin temel ayaklarından olan genel idari dönüşüm süreci içerisinde, yeni mülki idare düzenlemesi ve mahalli idare teşkilatlarının kurulmasıyla kendi modernleşme evresinin tarihsel sürecine girmiştir. Bu dönemde Van kenti, iktisadi, politik ve sosyolojik anlamda büyük değişimler yaşamıştır. Bu tez çalışmamızın ana amacı, Osmanlı modernleşme sürecinde, mahalli idarelerin kurulum ve gelişimini merkeze alarak, modernleşmenin doğruduğu sosyolojik ve politik değişimleri aydınlatmaktır. Bu kapsamda Van'ın iktisadi ve kentsel gelişim performansı da çalışmamızın temel ayaklarından birini oluşturmuştur. Tarihsel sosyoloji perspektifiyle ele aldığımız bu çalışmamızda belgesel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Van örneğinde elde ettiğimiz bulgular, Osmanlı modernleşmesinin doğu vilayetlerindeki genel yansımalarını önemli ölçüde aydınlatmıştır.
Sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları: Erbil Salahaddin Üniversitesi örneği
Sosyal medya, çağımızın yeni teknolojik buluşlarından olup bilgi paylaşımının yapıldığı dijital bir platformdur. Medyayı klasik kalıbından çıkararak başka bir boyuta taşımıştır. Kürt medyası da bu yeni nesil teknolojiden faydalanmış ve dünya sosyal medya platformunda yerini almıştır. Sosyal medya ve araçlarının gelişimi toplumları etkileyerek, birey ve kitleler arasındaki etkileşimin sağlanmasında rol oynamıştır. Bu durum araştırmacının dikkatini çekmiş, sosyal medyanın gerçekliği, özellikleri ve toplumda kullanım alışkanlığının bilimsel bir yöntemle araştırılarak sonuçlarının ortaya çıkarılmasına çalışılmıştır. Irak Kürdistan Bölgesi'nde sosyal medya kullanımının birçok alanda yoğunluk kazanması, toplumsal gelişimi tetikleme konusunda etkili olmuştur. Kullanılan sosyal ağlar daha çok çevre edinmek ve yeni arkadaşlıklar kurmak amaçlıdır. Kürdistan Bölgesinde her yaş aralığında yer alan kişiler sosyal medya ve ağlarını herhangi bir teknolojik cihazla internet üzerinden kullanabilmektedir. Kitlelerde bağımlılık yaratan ve bireylerde kullanım alışkınlığına sebep olan bu ağların farklı etkileri de vardır. Sosyal medya kişinin; sosyal, siyasal, kültürel ve düşünsel yapısını etkilemektedir. Sadece vakit geçirmek ve eğlence mekânı olarak kullanılmayan sosyal medyada kişiler arası bilgi aktarımı yapılabiliniyor, bireyler örgütlenebiliyor ve yeni kültürlerle tanışabiliyorlar. Bu anlamda toplum bireylerinin hayatına doğrudan giren sosyal medya, bireyin eğitsel dünyasına da etki edebiliyor. Bu çalışma, Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti sınırları içinde yer alan Salahaddin Üniversitesi'nde okuyan 750 öğrenci'nin sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları konusunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, kavramsal ve kuramsal çerçeveyi içerirken, ikinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problemleri, evren ve örneklem seçimi ile veri toplama tekniklerine yönelik bir çerçeve bulunmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise sahada elde edilen bulguların analizini içermektedir.
Kentsel ve kırsal yaşamda çocuk emeğinin kullanımı üzerine bir çalışma: Van örneği
Bu çalışma, Van' ın kırsal ve kentsel alanında çocuk emeğinin hangi şekillerde kullanıldığını ortaya koymak amacıyla tasarlanmıştır. Araştırmanın temel iddiası, her türden çalışmanın çocuklar için zararlı bir süreç olduğudur. Çocuk emeğine ilişkin birçok araştırma yapılmasına karşın ev içinde yaygın bir şekilde kullanılan ücretsiz çocuk emeği ile ilgili çalışmalar, literatürde büyük bir eksikliğe sahiptir. Bu açıdan Van ili üzerinden ücretli ve ücretsiz çocuk emeğinin bir tablosunu çıkarmak amaçlanmıştır. Kırsal alanda ev içinde çalışan çocuklarla 741 anket yapılmıştır. Kent merkezinde ise farklı çalışma alanları ve farklı iş kollarında çalışan 10 çocukla görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler; ''sosyo-demografik ve ekonomik özellikler'', ''çalışma koşulları ve riskler'', ''okul deneyimleri ve gelecek beklentileri'' şeklinde ana başlıklar altında analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda görülmüştür ki; kırsal alanda ev içi işlerde yoğun olarak çalışan çocuklar için bu durum olumsuz etkiler barındırmaktadır. Fiziksel ve psikolojik olarak kendilerini zorlayan işlerde çalışmaları, hem okul hem de gelecek beklentilerini de olumsuz etkilemektedir. Kent merkezinde ücretli olarak çalışan çocuklar için de aynı durum söz konusudur. Çalıştıkları alanlar ve iş türleri birçok risk ve tehlikeyi içinde barındırmaktadır. Ücretli çalışma, bazı çocukların okulu bırakmalarına neden olmuştur. Bir kısmı ise okul ve çalışmayı bir arada götürmektedir. Her iki durum da başarı ve gelecek beklentilerini önemli derece de etkilemektedir. Kentsel ve kırsal alanda çalışan çocukların ailelerinin çoğu, düşük gelire sahip ve eğitim düzeyleri düşük ailelerdir. Bu durum çocukların çalış(tırıl)masında son derece önemli bir etkendir.
Üniversite-Kent ilişkisi: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi örneği
Eğitim, dünyada çağdaş bir yaşam sürdürmenin en önemli gerekliliklerinden biridir. Eğitimin en üst halkasını oluşturan üniversiteler ise yenilik ve gelişmişliğin temel göstergelerindendir. Üniversiteler, kuruldukları tarihten günümüze kadar gelişip büyürken aynı zamanda bulundukları kentin toplumsal yaşamını da ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik anlamda geliştirip değiştirmektedir. 1982 yılında kurulan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kuruluşundan bugüne gelişip büyümekte aynı zamanda bulunduğu kenti de etkilemektedir. Bu çalışmada amaç, üniversite-kent ilişkisinin tarihsel gelişimini açıklamak, üniversitenin kente sunduğu hizmetin/hizmetlerin toplumun beklentilerini yeterli bir düzeyde karşılayıp karşılamadığını belirlemeye çalışmak, Ar-Ge ve danışmanlık hizmetlerinin yerel ekonomiye ve istihdama etkilerini yorumlamak ve üniversitenin kentin ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda gelişimini açıklamaya çalışmaktır. Bu nedenle çalışmada 300 kent esnafına anket uygulaması yapılmış olup toplumu temsil eden farklı kesimler ile de (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre; üniversite, büyüyüp gelişirken aynı zamanda kenti de sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan oldukça geliştirmekte ve değiştirmektedir. Ancak kent merkezine olan uzaklığı üniversite-kent ilişkisini zayıflatmakta ve bunun doğal sonucu olarak kentin beklentilerini karşılama, Ar-Ge ve danışmanlık hizmetlerinde bulunma ve bilimsel çalışmaların kent ile paylaşılması gibi birçok önemli hizmeti sekteye uğratmaktadır. Bu nedenle üniversite-kent ilişkisini güçlendirmek için mekansal olarak kent merkezine olan uzaklık sorununu iyileştirmek amacıyla ulaşımın iyileştirilip çeşitlendirilmesi, yöre halkı ile iletişimi sağlamak, kentin üniversitesi olmak için ise kent sorunlarının çözümüne yönelik bilimsel çalışmalar ve uygulamaların arttırılması ve bu çalışmaların kent ile bir arada gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Üniversite, Kent, Üniversite-Kent İlişkisi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sayfa Adedi: 170 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Suvat PARİN