Theses supervised by Doç. Dr. Hatice Kıran Çakır
10 theses · Trakya University
İmar planlarının yapı kalitesi etkisinin DQI sistemi ile analiz edilmesi: Sabuni Mahallesi örneği
Kentleşmenin hızla arttığı günümüzde, yapı kalitesi; yaşam konforu, çevresel sürdürülebilirlik ve kent estetiği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin hazırladığı imar planları, kentsel mekânların niteliğini doğrudan etkileyen temel araçlardır. Ancak bu planların, uygulanmadan önce yapı kalitesi üzerindeki olası etkileri çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Bu çalışmada, imar planlarının uygulanmadan ya da revize edilmeden önce yapı kalitesi üzerinde yaratacağı etkinin Tasarım Kalite Göstergesi (DQI) yöntemiyle ölçülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmıştır. Böylece, plan kararlarının yapısal kaliteye katkısı önceden analiz edilerek, hem planlama süreci hem de uygulama süreci daha rasyonel ve verimli şekilde yönetilebilecektir. Bu doğrultuda Edirne ili Merkez ilçesi Sabuni Mahallesi çalışma alanı olarak seçilmiş; bu bölgede yer alan bir yapı adası, hem mevcut durumu hem de öngörülen imar planı açısından DQI kriterleri ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, plan kararlarının yapı kalitesi üzerinde nasıl bir etki yarattığını ortaya koymakta ve planlama ile kalite arasında doğrudan bir ilişki kurmaktadır. Çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin planlama süreçlerine kalite odaklı bir yaklaşım kazandırmak ve DQI gibi ölçülebilir araçların kentsel dönüşüm süreçlerinde nasıl stratejik fayda sağlayabileceğini göstermektir.
İmar planlarının yapı kalitesi etkisinin DQI sistemi ile analiz edilmesi: Sabuni Mahallesi örneği
Kentleşmenin hızla arttığı günümüzde, yapı kalitesi; yaşam konforu, çevresel sürdürülebilirlik ve kent estetiği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin hazırladığı imar planları, kentsel mekânların niteliğini doğrudan etkileyen temel araçlardır. Ancak bu planların, uygulanmadan önce yapı kalitesi üzerindeki olası etkileri çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Bu çalışmada, imar planlarının uygulanmadan ya da revize edilmeden önce yapı kalitesi üzerinde yaratacağı etkinin Tasarım Kalite Göstergesi (DQI) yöntemiyle ölçülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmıştır. Böylece, plan kararlarının yapısal kaliteye katkısı önceden analiz edilerek, hem planlama süreci hem de uygulama süreci daha rasyonel ve verimli şekilde yönetilebilecektir. Bu doğrultuda Edirne ili Merkez ilçesi Sabuni Mahallesi çalışma alanı olarak seçilmiş; bu bölgede yer alan bir yapı adası, hem mevcut durumu hem de öngörülen imar planı açısından DQI kriterleri ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, plan kararlarının yapı kalitesi üzerinde nasıl bir etki yarattığını ortaya koymakta ve planlama ile kalite arasında doğrudan bir ilişki kurmaktadır. Çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin planlama süreçlerine kalite odaklı bir yaklaşım kazandırmak ve DQI gibi ölçülebilir araçların kentsel dönüşüm süreçlerinde nasıl stratejik fayda sağlayabileceğini göstermektir.
İmar planlarının yapı kalitesi etkisinin DQI sistemi ile analiz edilmesi: Sabuni Mahallesi örneği
Kentleşmenin hızla arttığı günümüzde, yapı kalitesi; yaşam konforu, çevresel sürdürülebilirlik ve kent estetiği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin hazırladığı imar planları, kentsel mekânların niteliğini doğrudan etkileyen temel araçlardır. Ancak bu planların, uygulanmadan önce yapı kalitesi üzerindeki olası etkileri çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Bu çalışmada, imar planlarının uygulanmadan ya da revize edilmeden önce yapı kalitesi üzerinde yaratacağı etkinin Tasarım Kalite Göstergesi (DQI) yöntemiyle ölçülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmıştır. Böylece, plan kararlarının yapısal kaliteye katkısı önceden analiz edilerek, hem planlama süreci hem de uygulama süreci daha rasyonel ve verimli şekilde yönetilebilecektir. Bu doğrultuda Edirne ili Merkez ilçesi Sabuni Mahallesi çalışma alanı olarak seçilmiş; bu bölgede yer alan bir yapı adası, hem mevcut durumu hem de öngörülen imar planı açısından DQI kriterleri ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, plan kararlarının yapı kalitesi üzerinde nasıl bir etki yarattığını ortaya koymakta ve planlama ile kalite arasında doğrudan bir ilişki kurmaktadır. Çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin planlama süreçlerine kalite odaklı bir yaklaşım kazandırmak ve DQI gibi ölçülebilir araçların kentsel dönüşüm süreçlerinde nasıl stratejik fayda sağlayabileceğini göstermektir.
Mimarlık ve teknoloji: yapay zekâ, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik uygulamalarının mimari tasarım üzerindeki etkileri
Bu çalışma, çağdaş dijital teknolojilerden yapay zekâ (YZ), sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamalarının mimari tasarım süreçlerine etkilerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Teknolojik gelişmeler, mimarlık disiplininin yalnızca araçsal yönünü değil, aynı zamanda düşünsel, estetik ve epistemolojik boyutlarını da dönüştürmektedir. Günümüzde mimarlık, dijitalleşme süreciyle birlikte gelen bu teknolojiler aracılığıyla hem üretim biçimlerini hem de mekânı kavrama ve temsil etme yöntemlerini yeniden tanımlamaktadır. Bu bağlamda araştırma, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimarlık pratiğine sağladığı katkıları, etkileşim biçimlerini ve ortaya çıkardıkları yeni tasarım paradigmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yapay zekâ teknolojileri, parametrik tasarım, üretken algoritmalar ve makine öğrenimi temelli sistemler aracılığıyla tasarım süreçlerinde karar verme mekanizmalarına destek sağlamaktadır. Bu sayede tasarım süreci daha hızlı, verimli ve kişiselleştirilebilir hale gelmektedir. Sanal gerçeklik teknolojisi ise tasarımcıya ve kullanıcıya üç boyutlu, gerçek zamanlı bir mekân deneyimi sunarak, tasarımların daha erken aşamalarda test edilmesine ve geri bildirim alınmasına imkân tanımaktadır. Artırılmış gerçeklik teknolojisi ise dijital ve fiziksel ortamları birleştirerek, özellikle sahada yapılan karar süreçlerinde kullanıcı katılımını güçlendirmekte ve tasarımın mekânsal bağlamla daha bütüncül şekilde değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu teknolojilerin etkileşimli biçimde kullanımı, mimarlıkta disiplinlerarası iş birliklerini artırmakta, tasarımın esnekliğini ve adaptasyon kapasitesini geliştirmektedir. Sonuç olarak, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimari tasarım süreçlerine entegrasyonu, yalnızca biçimsel üretim tekniklerini dönüştürmekle kalmayıp, mimarlığın kültürel, etik ve bilişsel boyutlarını da yeniden şekillendirmektedir. Dijitalleşme süreci, tasarımcı ile kullanıcı arasındaki etkileşimi güçlendirerek, katılımcı ve kullanıcı odaklı bir mimari anlayışın gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu dönüşüm, geleceğin mimarlığında sürdürülebilirlik, deneyim odaklılık ve veri temelli tasarım gibi yaklaşımların daha fazla önem kazanacağını göstermektedir. Böylece çalışma, dijital teknolojilerin mimarlık disiplinine kazandırdığı yeni düşünme biçimlerini ve tasarım pratiklerini ortaya koyarak, çağdaş mimarlığın geleceğine yönelik önemli bir perspektif sunmaktadır.
Mimarlık ve teknoloji: yapay zekâ, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik uygulamalarının mimari tasarım üzerindeki etkileri
Bu çalışma, çağdaş dijital teknolojilerden yapay zekâ (YZ), sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamalarının mimari tasarım süreçlerine etkilerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Teknolojik gelişmeler, mimarlık disiplininin yalnızca araçsal yönünü değil, aynı zamanda düşünsel, estetik ve epistemolojik boyutlarını da dönüştürmektedir. Günümüzde mimarlık, dijitalleşme süreciyle birlikte gelen bu teknolojiler aracılığıyla hem üretim biçimlerini hem de mekânı kavrama ve temsil etme yöntemlerini yeniden tanımlamaktadır. Bu bağlamda araştırma, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimarlık pratiğine sağladığı katkıları, etkileşim biçimlerini ve ortaya çıkardıkları yeni tasarım paradigmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yapay zekâ teknolojileri, parametrik tasarım, üretken algoritmalar ve makine öğrenimi temelli sistemler aracılığıyla tasarım süreçlerinde karar verme mekanizmalarına destek sağlamaktadır. Bu sayede tasarım süreci daha hızlı, verimli ve kişiselleştirilebilir hale gelmektedir. Sanal gerçeklik teknolojisi ise tasarımcıya ve kullanıcıya üç boyutlu, gerçek zamanlı bir mekân deneyimi sunarak, tasarımların daha erken aşamalarda test edilmesine ve geri bildirim alınmasına imkân tanımaktadır. Artırılmış gerçeklik teknolojisi ise dijital ve fiziksel ortamları birleştirerek, özellikle sahada yapılan karar süreçlerinde kullanıcı katılımını güçlendirmekte ve tasarımın mekânsal bağlamla daha bütüncül şekilde değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu teknolojilerin etkileşimli biçimde kullanımı, mimarlıkta disiplinlerarası iş birliklerini artırmakta, tasarımın esnekliğini ve adaptasyon kapasitesini geliştirmektedir. Sonuç olarak, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimari tasarım süreçlerine entegrasyonu, yalnızca biçimsel üretim tekniklerini dönüştürmekle kalmayıp, mimarlığın kültürel, etik ve bilişsel boyutlarını da yeniden şekillendirmektedir. Dijitalleşme süreci, tasarımcı ile kullanıcı arasındaki etkileşimi güçlendirerek, katılımcı ve kullanıcı odaklı bir mimari anlayışın gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu dönüşüm, geleceğin mimarlığında sürdürülebilirlik, deneyim odaklılık ve veri temelli tasarım gibi yaklaşımların daha fazla önem kazanacağını göstermektedir. Böylece çalışma, dijital teknolojilerin mimarlık disiplinine kazandırdığı yeni düşünme biçimlerini ve tasarım pratiklerini ortaya koyarak, çağdaş mimarlığın geleceğine yönelik önemli bir perspektif sunmaktadır.
Mimarlık ve teknoloji: yapay zekâ, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik uygulamalarının mimari tasarım üzerindeki etkileri
Bu çalışma, çağdaş dijital teknolojilerden yapay zekâ (YZ), sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamalarının mimari tasarım süreçlerine etkilerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Teknolojik gelişmeler, mimarlık disiplininin yalnızca araçsal yönünü değil, aynı zamanda düşünsel, estetik ve epistemolojik boyutlarını da dönüştürmektedir. Günümüzde mimarlık, dijitalleşme süreciyle birlikte gelen bu teknolojiler aracılığıyla hem üretim biçimlerini hem de mekânı kavrama ve temsil etme yöntemlerini yeniden tanımlamaktadır. Bu bağlamda araştırma, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimarlık pratiğine sağladığı katkıları, etkileşim biçimlerini ve ortaya çıkardıkları yeni tasarım paradigmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yapay zekâ teknolojileri, parametrik tasarım, üretken algoritmalar ve makine öğrenimi temelli sistemler aracılığıyla tasarım süreçlerinde karar verme mekanizmalarına destek sağlamaktadır. Bu sayede tasarım süreci daha hızlı, verimli ve kişiselleştirilebilir hale gelmektedir. Sanal gerçeklik teknolojisi ise tasarımcıya ve kullanıcıya üç boyutlu, gerçek zamanlı bir mekân deneyimi sunarak, tasarımların daha erken aşamalarda test edilmesine ve geri bildirim alınmasına imkân tanımaktadır. Artırılmış gerçeklik teknolojisi ise dijital ve fiziksel ortamları birleştirerek, özellikle sahada yapılan karar süreçlerinde kullanıcı katılımını güçlendirmekte ve tasarımın mekânsal bağlamla daha bütüncül şekilde değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu teknolojilerin etkileşimli biçimde kullanımı, mimarlıkta disiplinlerarası iş birliklerini artırmakta, tasarımın esnekliğini ve adaptasyon kapasitesini geliştirmektedir. Sonuç olarak, YZ, VR ve AR teknolojilerinin mimari tasarım süreçlerine entegrasyonu, yalnızca biçimsel üretim tekniklerini dönüştürmekle kalmayıp, mimarlığın kültürel, etik ve bilişsel boyutlarını da yeniden şekillendirmektedir. Dijitalleşme süreci, tasarımcı ile kullanıcı arasındaki etkileşimi güçlendirerek, katılımcı ve kullanıcı odaklı bir mimari anlayışın gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu dönüşüm, geleceğin mimarlığında sürdürülebilirlik, deneyim odaklılık ve veri temelli tasarım gibi yaklaşımların daha fazla önem kazanacağını göstermektedir. Böylece çalışma, dijital teknolojilerin mimarlık disiplinine kazandırdığı yeni düşünme biçimlerini ve tasarım pratiklerini ortaya koyarak, çağdaş mimarlığın geleceğine yönelik önemli bir perspektif sunmaktadır.
Engelliler için afet sonrası toplanma alanlarının değerlendirilmesi/Fatsa örneği
Tarih boyunca afetler, öncelikle müdahaleye odaklanarak hazırlık ve zarar azaltma önlemlerini ihmal etmiştir. Yaşanılan afetler sonucunda deneyimlerden çıkan bilgilerle, afet ve acil durum yönetiminde daha etkili bir sistem oluşturmak için ilerlemeler sağlamıştır. Yönetim süreci, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarını içerirken, teknolojideki ilerlemeler ve ulusal/uluslararası yardım kurumlarının önemi, afetlere karşı daha kapsamlı ve koordineli bir hazırlık ve müdahale yaklaşımının benimsendiğini göstermektedir. Doğal felaketler, acil durumlar veya krizler sırasında kilit bir rol oynayan afet sonrası toplanma alanları, mağdurların güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği, yardım alabileceği ve toplumsal dayanışmanın desteklendiği kritik altyapı unsurlarıdır. Bu bölgeler, hızlı bir şekilde toplulukları etkileyebilecek büyük tehditlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturmaktadır. Afet ve acil toplanma alanlarının, afet sırasında ve sonrasında tüm bireylerin özel ihtiyaçlarına uygun olması gerekir. Afet ve acil toplanma alanlarının herkes için erişilebilir olması ve özellikle engelli bireyler için, bu alanların tasarımı ve yönetimi, onların entegrasyonunu ve güvenliğini sağlamak amacıyla özel tedbirleri içermelidir. Sonuç olarak, afet ve acil toplanma alanları, çeşitli ihtiyaçları karşılayacak şekilde dikkatlice planlanmalı ve etkili bir şekilde yönetilmelidir. Bedense ve görme engelliler için afet ve acil toplanma alanlarının Fatsa ilçesi örneği üzerinden değerlendirilmesi amaçlanan bu çalışmada, afet hazırlığı ve yönetimi planlarının engelli bireyleri de içerecek şekilde tasarlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Fatsa ilçesinin afet ve acil toplanma alanları üzerinden yapılan çalışma, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu 'Açık Alanlar İçin Erişilebilirlik İzleme Ve Denetleme Formu'ndan eksik noktaları belirleyerek bu alanları bedensel ve görme engelli bireyler için iyileştirmek amacıyla öneriler sunmaktadır. Çalışma, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilerle literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Engelliler için afet sonrası toplanma alanlarının değerlendirilmesi/Fatsa örneği
Tarih boyunca afetler, öncelikle müdahaleye odaklanarak hazırlık ve zarar azaltma önlemlerini ihmal etmiştir. Yaşanılan afetler sonucunda deneyimlerden çıkan bilgilerle, afet ve acil durum yönetiminde daha etkili bir sistem oluşturmak için ilerlemeler sağlamıştır. Yönetim süreci, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarını içerirken, teknolojideki ilerlemeler ve ulusal/uluslararası yardım kurumlarının önemi, afetlere karşı daha kapsamlı ve koordineli bir hazırlık ve müdahale yaklaşımının benimsendiğini göstermektedir. Doğal felaketler, acil durumlar veya krizler sırasında kilit bir rol oynayan afet sonrası toplanma alanları, mağdurların güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği, yardım alabileceği ve toplumsal dayanışmanın desteklendiği kritik altyapı unsurlarıdır. Bu bölgeler, hızlı bir şekilde toplulukları etkileyebilecek büyük tehditlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturmaktadır. Afet ve acil toplanma alanlarının, afet sırasında ve sonrasında tüm bireylerin özel ihtiyaçlarına uygun olması gerekir. Afet ve acil toplanma alanlarının herkes için erişilebilir olması ve özellikle engelli bireyler için, bu alanların tasarımı ve yönetimi, onların entegrasyonunu ve güvenliğini sağlamak amacıyla özel tedbirleri içermelidir. Sonuç olarak, afet ve acil toplanma alanları, çeşitli ihtiyaçları karşılayacak şekilde dikkatlice planlanmalı ve etkili bir şekilde yönetilmelidir. Bedense ve görme engelliler için afet ve acil toplanma alanlarının Fatsa ilçesi örneği üzerinden değerlendirilmesi amaçlanan bu çalışmada, afet hazırlığı ve yönetimi planlarının engelli bireyleri de içerecek şekilde tasarlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Fatsa ilçesinin afet ve acil toplanma alanları üzerinden yapılan çalışma, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu 'Açık Alanlar İçin Erişilebilirlik İzleme Ve Denetleme Formu'ndan eksik noktaları belirleyerek bu alanları bedensel ve görme engelli bireyler için iyileştirmek amacıyla öneriler sunmaktadır. Çalışma, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilerle literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Engelliler için afet sonrası toplanma alanlarının değerlendirilmesi/Fatsa örneği
Tarih boyunca afetler, öncelikle müdahaleye odaklanarak hazırlık ve zarar azaltma önlemlerini ihmal etmiştir. Yaşanılan afetler sonucunda deneyimlerden çıkan bilgilerle, afet ve acil durum yönetiminde daha etkili bir sistem oluşturmak için ilerlemeler sağlamıştır. Yönetim süreci, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarını içerirken, teknolojideki ilerlemeler ve ulusal/uluslararası yardım kurumlarının önemi, afetlere karşı daha kapsamlı ve koordineli bir hazırlık ve müdahale yaklaşımının benimsendiğini göstermektedir. Doğal felaketler, acil durumlar veya krizler sırasında kilit bir rol oynayan afet sonrası toplanma alanları, mağdurların güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği, yardım alabileceği ve toplumsal dayanışmanın desteklendiği kritik altyapı unsurlarıdır. Bu bölgeler, hızlı bir şekilde toplulukları etkileyebilecek büyük tehditlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturmaktadır. Afet ve acil toplanma alanlarının, afet sırasında ve sonrasında tüm bireylerin özel ihtiyaçlarına uygun olması gerekir. Afet ve acil toplanma alanlarının herkes için erişilebilir olması ve özellikle engelli bireyler için, bu alanların tasarımı ve yönetimi, onların entegrasyonunu ve güvenliğini sağlamak amacıyla özel tedbirleri içermelidir. Sonuç olarak, afet ve acil toplanma alanları, çeşitli ihtiyaçları karşılayacak şekilde dikkatlice planlanmalı ve etkili bir şekilde yönetilmelidir. Bedense ve görme engelliler için afet ve acil toplanma alanlarının Fatsa ilçesi örneği üzerinden değerlendirilmesi amaçlanan bu çalışmada, afet hazırlığı ve yönetimi planlarının engelli bireyleri de içerecek şekilde tasarlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Fatsa ilçesinin afet ve acil toplanma alanları üzerinden yapılan çalışma, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu 'Açık Alanlar İçin Erişilebilirlik İzleme Ve Denetleme Formu'ndan eksik noktaları belirleyerek bu alanları bedensel ve görme engelli bireyler için iyileştirmek amacıyla öneriler sunmaktadır. Çalışma, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilerle literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Engelliler için afet sonrası toplanma alanlarının değerlendirilmesi/Fatsa örneği
Tarih boyunca afetler, öncelikle müdahaleye odaklanarak hazırlık ve zarar azaltma önlemlerini ihmal etmiştir. Yaşanılan afetler sonucunda deneyimlerden çıkan bilgilerle, afet ve acil durum yönetiminde daha etkili bir sistem oluşturmak için ilerlemeler sağlamıştır. Yönetim süreci, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarını içerirken, teknolojideki ilerlemeler ve ulusal/uluslararası yardım kurumlarının önemi, afetlere karşı daha kapsamlı ve koordineli bir hazırlık ve müdahale yaklaşımının benimsendiğini göstermektedir. Doğal felaketler, acil durumlar veya krizler sırasında kilit bir rol oynayan afet sonrası toplanma alanları, mağdurların güvenli bir şekilde bir araya gelebileceği, yardım alabileceği ve toplumsal dayanışmanın desteklendiği kritik altyapı unsurlarıdır. Bu bölgeler, hızlı bir şekilde toplulukları etkileyebilecek büyük tehditlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturmaktadır. Afet ve acil toplanma alanlarının, afet sırasında ve sonrasında tüm bireylerin özel ihtiyaçlarına uygun olması gerekir. Afet ve acil toplanma alanlarının herkes için erişilebilir olması ve özellikle engelli bireyler için, bu alanların tasarımı ve yönetimi, onların entegrasyonunu ve güvenliğini sağlamak amacıyla özel tedbirleri içermelidir. Sonuç olarak, afet ve acil toplanma alanları, çeşitli ihtiyaçları karşılayacak şekilde dikkatlice planlanmalı ve etkili bir şekilde yönetilmelidir. Bedense ve görme engelliler için afet ve acil toplanma alanlarının Fatsa ilçesi örneği üzerinden değerlendirilmesi amaçlanan bu çalışmada, afet hazırlığı ve yönetimi planlarının engelli bireyleri de içerecek şekilde tasarlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Fatsa ilçesinin afet ve acil toplanma alanları üzerinden yapılan çalışma, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu 'Açık Alanlar İçin Erişilebilirlik İzleme Ve Denetleme Formu'ndan eksik noktaları belirleyerek bu alanları bedensel ve görme engelli bireyler için iyileştirmek amacıyla öneriler sunmaktadır. Çalışma, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilerle literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir.