Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Kaya

23 theses · Yozgat Bozok University, Fırat University, Dicle University, Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Transformatör merkezlerinin yapım, bakım ve onarım işlerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından risk değerlendirmesi

Bu çalışma, transformatör merkezlerinin yapım, bakım ve onarım işlerinde karşılaşılan tehlike ve risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından araştırılması ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Elektrik enerjisi, modern yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahip olmakla birlikte, yanlış uygulamalar sonucu ciddi iş kazalarına ve meslek hastalıklarına neden olabilmektedir. Bu kapsamda, yüksek gerilim içeren transformatör merkezlerinde çalışan personelin maruz kalabileceği risklerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve bu risklere karşı önleyici tedbirlerin alınması hayati önem taşımaktadır. Araştırmada, Yozgat ilinde bulunan bir transformatör merkezinde incelemelerde bulunulmuş ve Fine-Kinney Risk Değerlendirme Metodu kullanılarak risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Saha çalışması ve verilerin toplanması sürecinde kurumsal izinler alınmış, olası riskler yerinde tespit edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, yalnızca ilgili trafo merkezi özelinde değil, benzer nitelikteki tesislerde de uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Çalışma sonucu elde edilen bulgular doğrultusunda, elektrik enerjisi sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik farkındalık oluşturmalı, proaktif yaklaşım yaygınlaştırılmalı ve sürdürülebilirlik sağlanmalıdır.

DönüştürücülerElektrikİş sağlığı
Bilal Özaslan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Signature recognition using machine learning

Signatures are commonly applied as a process of private classification and confirmation; various certifications such as bank checks and legal actions necessitate signature affirmation. Confirming the signatures on a huge number of papers is a complicated and time-consuming duty. As a result, a sensitive extension has been recognized in biometric personal confirmation and authentication systems that interact to unique, quantifiable physical attributes (fingerprints or hand, face, ear, iris, or DNA scans) or observable characteristics (gait, sound, etc.). Some techniques are utilised to represent the proposition system's aptitude to differentiate the real signatures from the copies. This method performs a new procedure for signature verification and recognition, utilising a Kaggle dataset for training the model with a siamese network and triplet loss as a classifier

Shalaw Mshır Abdallah
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çok amaçlı genetik algoritmalarla çoklu dizi hizalama

Çoklu dizi hizalama moleküler biyoloji ve biyoinformatikte önemli bir problemdir. Bu tezde biyolojik dizilerin çoklu hizalanması genetik algoritma yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Biyolojik diziler üzerinde işlem yapan birçok yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerin birçoğu tek bir amaca ulaşmak için çalışmaktadırlar. Bazı problemlerde birden fazla amacı gerçekleştirmek gerekir. Bu gibi durumlarda tek amacı optimize eden yöntemler istenilen sonucu vermez.Bu tezde önerilen yöntem çoklu dizi hizalamayı birden fazla amaç kullanarak gerçekleştirmektedir. Yöntem daha önce geliştirilmiş yöntemlerden bu açıdan farklılık göstermektedir. Geliştirilen bu algoritma iki amaç parametresine bağlı en iyi çözüm kümesini sunmaktadır. Bu amaçlar benzerlik ve hizalama uzunluğudur. BALIBASE veritabanı üzerinde yapılan deneysel sonuçlar, önerilen yöntemin yaygın olarak kullanılan diğer yaklaşımları ClustalW ve SAGA ile karşılaştırıldığında etkili çözümler verdiği gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çoklu dizi hizalama, çok amaçlı genetik algoritma, biyoinformatik.

Hülya Hark
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ağlarda toplulukları keşfetmek için çok amaçlı genetik algoritma kullanımı

Sosyal ağ analizi (SAA) 2000?li yıllardan itibaren gittikçe önem kazanan bir konudur. SAA sosyal bilimler, bilgisayar bilimleri, biyoloji vb. birçok bilim dalının ilgi alanına girmektedir. SAA canlı ya da cansız varlıklar arasında bulunan ilişkileri bilgi ağı şeklinde ele alıp karmaşık ağların daha iyi anlaşılması ile ilgilenir. Ağdaki aktörler arası bağlantı tahmini, kullanıcıların davranışlarından örüntü çıkarımı, topluluk keşfi SAA alanındaki çalışma konularından bazılarıdır. Bu çalışmada sosyal ağlarda topluluk keşfi için çok amaçlı bir genetik algoritma öneriliyor. Çok amaçlı optimizasyon yaklaşımı birden çok kriteri olan problemlerin çözümünde iyi sonuçlar vermektedir. Sosyal ağlarda topluluk keşfi problemi de çok amaçlı optimizasyon problemi olarak ele alınabilir. Literatürde olan uygunluk fonksiyonları önerilen etkili bir seçim yöntemi ile kullanılarak sosyal ağlardaki topluluklar keşfediliyor. Benzer çalışmaların çoğu, başlangıç popülasyonun oluşturulmasında ve yeni bireyler elde etme için kullanılan mutasyon adımında klasik yöntemleri kullanmışlardır. Çalışmamızda topluluk keşfi probleminin yapısına uygun bir yöntemle bu işlemler yapılıyor. Önerilen yöntem gerçek ve yapay ağlar üzerinde test ediliyor, elde edilen sonuçlar benzer çalışmalarla karşılaştırılıp daha iyi sonuçlar elde edildiği gözlemleniyor. Anahtar Kelimeler: Karmaşık ağlar, topluluk keşfi, çok amaçlı evrimsel algoritma.

Ertan Bütün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ağlarda hastalık ilaç bağlantı tahmini

Ağ yapısı sayesinde elde bulunan çeşitli verilerden yeni veriler elde etme ve geleceğe dönük tahminler üretmek amaçlanır. Ağ yapısındaki düğümler ve bu düğümlerin aralarındaki ilişkilerden yola çıkarak, ağın gelecekteki yapısı ve bireylerin oluşturabileceği yeni ilişkilerin veya vazgeçeceği ilişkilerin tahmini yapılmaya çalışılır. Bu tezde özellikle sosyal ağlarda bağlantı tahmininin tanımı, özellikleri, bu konuda yapılmış çalışmalar irdelenmiştir. Bağlantı tahmini ile ilgili önerilen yönteme geçilmeden önce veri madenciliği, sosyal ağlar, sosyal ağ analizi konularında bilgiler verilmiştir. Uygulama olarak, verilen bağlantı tahmini yöntemi kullanılarak yapay oluşturulan hastalık ilaç ağı üzerinde analizler yapılmıştır. Bu yöntemlerin kullanılabilirliği, bağlantı tahminin bu ağlara uygulanabilirliği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Ağ Analizi, Bağlantı Tahmini, Bağlantı Madenciliği, Veri Madenciliği, Bilgi Ke?fi, Hastalık ?laç Ağı

Veri madenciliği
İhsan Tuğal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çok amaçlı genetik algoritma kullanarak DNA mikrodizi verilerinin kümelenmesi

DNA mikrodizi teknolojisi, önemli biyolojik süreçlerdeki binlerce gen ifadesi seviyelerinin aynı anda izlenmesini olanaklı kılar. Gen ifadesi verilerinde saklı örüntüleri açıklama fonksiyonel genomu anlama için muazzam bir fırsat sunar. Bununla birlikte, biyolojik ağların karmaşıklığı ve çok büyük miktarlardaki genler, oluşan veriyi anlama ve yorumlamada bazı problemleri de beraberinde getirir. Bu problemlerin çözümü için sunulan bir alternatif, kümeleme tekniklerinin kullanılmasıdır. Kümeleme, mevcut verideki ilginç örüntüleri tanımlama ve doğal yapıları açığa çıkarmak için kullanılan veri madenciliği yöntemlerinden biridir. Kümeleme analizi verilen bir veri kümesini belirlenmiş özelliklere göre gruplara parçalama çabasıdır. Böylece bir grup içindeki veri noktaları, farklı gruptaki noktalara göre birbirine daha çok benzerdir.Kümeleme algoritmalarında küme sayıları genellikle önceden verilir. Fakat bir veri kümesi için uygun küme sayısının önceden tahmin edilmesi alanın uzmanı için zor bir işlemdir. Bu tez çalışmasında bu problemin üstesinden gelebilmek için çok-amaçlı genetik algoritma tabanlı bir kümeleme yöntemi önerilmiştir. Yöntem k-means kümeleme algoritmasıyla çok-amaçlı genetik algoritma sürecini birleştirir. Leukemia, Lymphoma ve Kolon kanseri veritabanlarına uygulanan yöntemin sonuçları literatürde çokça kullanılan Dunn, Davies Bouldien, Silhoutte, C, SD ve S-Dbw küme geçerlilik indeksleriyle karşılaştırılmış ve yüksek doğruluk oranlı etkin çözümler verdiğini göstermiştir.

Genetik algoritmalarKümeleme analiziVeri analizi
Mustafa Kahraman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Nicel değerli veri kümelerinden sıralı örüntülerin çıkarılması için FP-Growth tabanlı bir yöntem

Sıralı örüntüler zaman damgası ile sıralanmış bir veritabanında yaygın öğeler kümesinin bir başka yaygın öğe kümesi tarafından izlenmesidir. Sıralı örüntülerin keşfedilmesi için şimdiye kadar birçok algoritma önerilmiştir. Bu algoritmalar içinde en etkili olanlardan biri de FP-Growth algoritması kullanarak bu örüntülerin elde edilmesidir. Buna karşılık FP-Growth yaklaşımı, karmaşık veri yapısı kullanması ve alt ağaçların oluşturulması için özyineli bazı işlemlere gerek duyması gibi önemli dezavantajlar da içermektedir. Dahası mevcut FP-Growth yaklaşımlarında veri tabanı hep ikili veri kümesi olarak ele alınmıştır. Halbuki gerçek hayattaki veritabanlarının büyük çoğunluğu nicel değerli öğe kümelerinden oluşmaktadır.Bu tezde, yukarıda belirtilen problemlerin üstesinden gelebilmek için öncelikle FP-Growth algoritması gibi düşünen fakat FP-ağacı oluşturulurken özyineleme yerine öğe tabanlı aday küme üretimi kullanan yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntem daha sonra nicel değerli veritabanlarında sıralı örüntülerin bulunması için uyarlanmıştır.Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez laboratuarındaki verilerden elde edilen sonuçlar yöntemin uygulanabilirliğini ve klasik FP-Growth algoritmasına olan üstünlüğünü göstermektedir.

Veri madenciliği
A. Bahadır Karli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik işbirliği ağlarının modellenmesi ve analizi

Yirmi birinci yüzyılın başında gelişen iletişim devrimiyle insanlar arasında işbirliği ve ilişkilerin kurulması çok kolay hale gelmiştir. Bu ilişkilerin analizi, yorumlanması ve doğru yönde geliştirilmesi için Sosyal Ağ Analizi (SAA) yöntemleri her geçen gün daha aktif olarak kullanılmaktadır. Sosyal ağlardan, Akademik İşbirliği Ağlarının analizi konusunda ülkemizde çok az sayıda çalışma varken, işbirliği ağında yer alan kişiler için geliştirilen bir uygulama bulunmamaktadır.Bu çalışma ile bilim insanları arasında ortak yayın yapma vasıtasıyla kurulan işbirliği ağları SAA yöntemleriyle analiz edilmekte ve bir uygulama ile modellenmektedir. Bu çerçevede dünya çapında bilgisayar bilimlerinde yapılan yayınlara ait bibliyografik bilgiler içeren DBLP veritabanındaki Türkiye kaynaklı kayıtlar için ağ analizi gerçekleştirilmiştir. Geliştirme aşamasında alınan resmi izin ile çalışmaya ULAKBİM Ulusal Mühendislik ve Temel Bilimler Veri tabanı da dâhil edilmiştir. Araştırmacıların makaleleri hakkında veriler içeren veritabanlarından alınan bilgilerle ortak yazarlık ilişkileri belirlenmiş, ağ bileşenleri ve ağdaki kümelenmeler analiz edilmiş, her yazar için derece merkezilik, yakındalık merkeziliği, arasında merkezilik değerleri hesaplanmıştır. Analizden elde edilen veriler araştırmacılara işbirliği ağındaki konumlarını değerlendirmeleri ve çalıştıkları konulara uygun yeni bağlantılar kurmaları için sorgu temelli bir uygulama ile modellenmiştir.

Selman Delil
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Basel kriterlerinin bankacılık sektörüne etkileri ve Türkiye örneği

Tarih boyunca birçok finansal krize tanıklık edilmiş, ülkeler ya da küresel ekosistem çeşitli zaman dilimlerinde çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Birinci Sanayi Devrimi'nden sonra hızlı biçimde faaliyetlerini artıran bankacılık sektörü bazen krizlerin sebebi bazen de krizlerden en çok zarar gören kesim olmuştur. İlki 1988 yılında yürürlüğe giren Basel Kriterleri, yaptırım mahiyetinde özellik taşımasa da uluslararası düzeyde bankacılık sektörünü bir düzen içerisine almaya çalışmıştır. Günümüze dek Basel-I, Basel-II, Basel 2.5 ve Basel-III uygulamaları yürürlüğe girmiş ve çeşitli risk tanımlarından, öz kaynak hesaplamalarına ve bankaların likidite yapılarına varana kadar çeşitli hükümler ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz bankacılık sektörünün 2008 Global Krizinin hemen akabinde Basel kriterlerine hangi düzeyde adapte olduğunun tespit edilmesidir. Anahtar Sözcükler Finansal Kriz, Bankacılık Sektörü, Basel Kriterleri, Sermaye Yeterlilik Rasyosu, Basel Bankacılık Komitesi

Bankacılık sektörüBankalarBasel kriterleri+5
Ramazan Torun
Dicle University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finans krizi sonrasında dış ticarette korumacılık ve Türkiye ekonomisine olası etkileri

Dünya ticaretinde yaşanan ekonomik ve finansal krizler ülkeleri yeni dış politika uygulamalarına itmiştir. Bu bağlamda, ''Mortgage'' konut krizi olarak da bilinen 2008 küresel finans krizi, başta ABD olmak üzere neredeyse tüm ülkelerin ekonomisini sarsmıştır. Küreselleşmenin de etkisiyle dünya finans sisteminin birbirine entegre olması ve ülkelerin de birbirlerine olan bağlılıklarının artması krizin dünya ekonomisine hızlı bir şekilde yayılmasına neden olmuştur. Krizin yıkıcı etkileri, hem finans piyasasının bozulmasına hem de dünyadaki toplam talebin düşmesine neden olarak küresel ticareti de büyük ölçüde yavaşlatmıştır. Dolayısıyla ülkeler, krizin etkilerini azaltmak veya tamamen sıyrılmak için korumacı politikalara yönelmişlerdir. Trump'ın ABD başkanı olarak seçilmesiyle özellikle Çin'e karşı yeni korumacı politikalar gündeme gelmiş ve Çin'in de karşılık vermesiyle ticaret savaşlarını beraberinde getirmiştir. Bu çalışmamızda dünya ekonomisinde büyük bir paya sahip olan iki süper gücün karşılıklı ticaret savaşlarının dünya ekonomisine etkileri ve Türkiye'ye olası yansımaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler Yeni Korumacılık, 2008 Krizi, ABD-Çin, Türkiye

Amerika Birleşik DevletleriEkonomik kriz 2008Finansal kriz+7
Gökhan Acul
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Endüstri 4.0 ve işgücü piyasasına olası etkileri

İnsanlığın varoluşundan itibaren insanoğlu, üretim yapmak için birçok alet geliştirmiştir. Üretim için atılan en büyük adım, James Watt tarafından 1790'da geliştirilen buharlı makinalar olmuştur. Böylece Endüstri 1.0 başlamış oldu. Gelişen endüstri ve sanayi ile birlikte sosyal ve ekonomik yapı da değişmekteydi. Demiryolları ve ulaşım ağının gelişmesiyle Endüstri 2.0 başlamıştır. Bu dönem içerisinde çeliğin üretimine önem verilmiştir. İkinci Sanayi Devrimine damga vuran kişi Henry Ford olmuştur. Kayan bant sistemi geliştirilmiş ve seri üretime geçilmiştir. 1980'lerde başlayan Endüstri 3.0 ile 3 boyutlu yazıcılar geliştirilmiş, fabrikalarda robot ve bilgisayar kullanımı yaygınlaşmıştır. Teknolojik ilerlemeler verimlilik artışında etkili bir rol oynamıştır. 2011'de hayatımıza giren Endüstri 4.0 kavramıyla, üretim sektöründe evrim yaşanmıştır. Diğer üç devrimden ziyade Endüstri 4.0' da insana olan ihtiyaç azalmıştır. Robotlar, yapay zeka, 3D yazıcılar, siber fiziksel sistemler, bulut teknoloji gibi bir çok kavram, Endüstri 4.0' ın içinde yer almaktadır. Bu çalışmada; Endüstri 4.0 kavramları, Dünya'da ve Türkiye'de Endüstri 4.0 uygulamaları, bu yeni kavramın olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte Türkiye'nin Endüstri 4.0'daki konumuna ve Türkiye'deki mevcut işgücü yapısının istihdam ve meslek grupları üzerindeki olası etkilerine değinilecektir. Anahtar Sözcükler: Sanayi, Teknoloji, Endüstri 4.0, Türkiye, İşgücü

Endüstri 4.0İstihdamİş gücü piyasası+1
Şebnem Hanar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de orta gelir tuzağı sorunu: Çıkış yolu olarak sanayi 4.0

Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da bilinen Sanayi 4.0, yeni üretim sistemlerini de beraberinde getirmektedir. Üretimin her safhasında dijitalleşmeyi ön planda tutan bu yeni akıllı üretim anlayışı, büyümenin sınırlarına ulaşan ülkelere yeni bir ufuk açmaktadır. Bu yeni akıllı üretim sistemi; Orta Gelir Tuzağı'na yakalanan Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkenin, yüksek gelirli ülkeler seviyesine erişebilmesinde önemli bir rol üstlenecektir. Orta Gelir Tuzağı'na yakalanan ülkeler yani kişi başına düşen milli gelirleri belli düzeyde kalan ve uzun yıllar bu seviyeyi geçemeyen ülkeler, Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkmanın yolunu bu yeni üretim anlayışını içselleştirerek büyümeyi gerçekleştirmekte bulmaktadırlar. Bunun da gerçekleşebilmesi, yenilik ekonomisinin yaşama geçirilmesiyle mümkün olabilmektedir. Yenilik ekonomisi sürecinde ise Ar-Ge ve eğitimli/nitelikli işgücü arzının önemi, yeni teknolojilerin ekonomiye kazandırılması noktasında önemli bir üstünlük sağlayacaktır. Büyümenin sürdürülebilmesi, yüksek katma değerli ürünlerin ileri teknolojiye dayalı olarak üretildiği yani yenilikler sonucu verimlilik artışının sağlanıp dış ticarette rekabet gücünün elde edilebileceği bir ekonomide söz konusu olabilecektir. Bu çalışmada, Türkiye'nin Sanayi 4.0'ın getirdiği yenilikçi üretim anlayışını benimsemesi durumunda, Orta Gelir Tuzağı sorunu için bir çıkış yolu olup olamayacağı hususu, açıklamalar ve veriler eşliğinde incelenecektir. Anahtar Sözcükler: Orta Gelir Tuzağı, Endüstri 4.0, Dicle Üniversitesi, Dördüncü Sanayi Devrimi, Sanayi 4.0, Türkiye Ekonomisi, 3B Yazıcı, Yapay Zeka, Akıllı Üretim Sistemi

Akıllı üretimAraştırma-geliştirmeEndüstri 4.0+4
Yasemin Taşkıran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mahremiyet bilincinin akran zorbalığı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin mahremiyet bilinci düzeyleri ile akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığına maruz kalma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kocaeli ili İzmit ilçesinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır (n= 667). Öğrencilerin mahremiyet bilinci düzeylerini belirlemek için İlkokul Öğrencilerine Yönelik Mahremiyet Bilinci ölçeği ile öğrencilerin akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığına maruz kalma düzeylerini belirlemek için Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için ilişkisiz t testi, tek yönlü ANOVA, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde öğrencilerin mahremiyet bilinci düzeyleri ile akran zorbalığına maruz kalma düzeyleri arasında negatif yönlü, düşük düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken mahremiyet bilinci düzeyleri ile akran zorbalığı yapma düzeyleri arasında ise negatif yönlü, orta düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Araştırma problemlerine ilişkin bulgular tartışılmış olup araştırma sonucuna ve gelecek araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.

Şuheda Çevik
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilerarası duygu düzenleme, duygusal düzensizlik ve cinsel özgüvenin boşanma göstergeleri üzerindeki yordayıcı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, kişilerarası duygu düzenleme, duygusal düzensizlik ve cinsel özgüvenin boşanma göstergeleri üzerindeki yordayıcı rolünün belirlenmesidir. Araştırmada; ölçek uyarlama ve nicel analiz olmak üzere iki aşamalı bir metodoloji izlenmiştir. Ölçek uyarlama aşamasında Duygusal Düzensizlik Ölçeği Türkçe'ye uyarlanmış ve psikometrik özellikleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan 767 (471 kadın ve 296 erkek) evli ve boşanmış bireyden oluşmaktadır. Boşanma göstergeleri ile ilgili veriler "Boşanma Göstergeleri Ölçeği", kişilerarası duygu düzenleme ile ilgili veriler "Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği", duygusal düzensizlikle ilgili veriler "Duygusal Düzensizlik Ölçeği" ve cinsel özgüven ile ilgili veriler "Cinsel Özgüven Ölçeği" ile toplanmıştır. Demografik özelliklere ait bilgiler "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Duygusal Düzensizlik Ölçeği'nin Türkçe uyarlama çalışmasında geçerliğin belirlenmesi için; dilsel geçerlik, benzer ölçek geçerliği ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış; güvenirliğin belirlenmesi için ise Cronbach alpha iç tutarlık katsayısına bakılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiş ve kişilerarası duygu düzenleme, duygusal düzensizlik ve cinsel özgüvenin boşanma göstergeleri üzerindeki etkilerini belirlemek için çok değişkenli doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Cinsiyet, yaş, medeni durum, evlilik süresi ve çocuk sahibi olma durumuna göre boşanma göstergelerindeki farklılıkları incelemek amacıyla ise bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, Duygusal Düzensizlik Ölçeği'nin Türk kültüründe uygulanabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Regresyon analizi sonucunda, bağımsız değişkenlerin Boşanma Göstergeleri Ölçeği toplam puanındaki varyansın %27,8'ini açıkladığı ve modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu [F(15,751)=19.239, p<.05] belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; medeni durum ve yaş değişkenlerine göre boşanma göstergelerinin anlamlı biçimde farklılaştığı; cinsiyet, evlilik süresi ve çocuk sahibi olma durumuna göre boşanma göstergelerinin anlamlı biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. Kişilerarası duygu düzenlemenin "sosyal model alma" alt boyutunun boşanma göstergelerini anlamlı düzeyde negatif yönde yordadığı belirlenmiştir. Duygusal düzensizliğin "içselleştirme" alt boyutunun boşanma göstergeleri üzerinde anlamlı düzeyde pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Cinsel özgüvenin "kendini açığa vurma" alt boyutunun boşanma göstergelerini anlamlı düzeyde negatif yönde; "cinsel cesaret" alt boyutunun ise anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Elde edilen bulgular alanyazın bağlamında tartışılarak araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler sunulmuştur.

Feyza Coşkun
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin çocukluk çağı travmatik yaşantılarının empati ve zenofobi (Yabancı düşmanlığı) düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada yetişkinlerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları, empati ve zenofobi (yabancı düşmanlığı) düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, uygun örnekleme yöntemi kullanılarak erişilen 596'sı kadın, 201'i erkek olmak üzere toplam 797 yetişkin katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların cinsiyeti, yaş grubu, ilişki durumu, Türkiye'de ikamet ettikleri bölge ve eğitim düzeyleri gibi demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek için Kişisel Bilgi Formu, empati düzeylerini ölçmek amacıyla Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği (EDBÖ), çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeylerini belirlemek için Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), zenofobik tutum düzeylerini belirlemek için Yabancı Düşmanlığı (Zenofobi) Ölçeği (YDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Bağımsız Örneklem t Testi, Mann Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın problemleri sınanırken anlamlılık düzeyi p<.05 olarak değerlendirilmiştir. Korelasyon analizine ilişkin sonuçlarda çocukluk çağı travmatik yaşantıları ve empati düzeyi arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Zenofobi düzeyi ile çocukluk çağı travmatik yaşantıları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Zenofobi düzeyi ile empati düzeyi arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Regresyon analizine ilişkin sonuçlarda empati ve çocukluk çağı travmatik yaşantıları düzeylerinin zenofobiyi anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Verilerin analizinde elde edilen bulgular tartışılmış ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı travmaları, zenofobi, empati, yetişkin, göç

Uluslararası göçÇocukluk çağı travmaları
Emre Karabudak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ve kendini sansürleme: Bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ve kendini sansürleme düzeyleri çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmadaki kavramlar cinsiyet, okudukları üniversite, sınıf düzeyi, bölüm ve algılanan akademik başarı açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Marmara Bölgesi'nde üç üniversitenin eğitim fakültesinde okuyan 602 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada sosyal medya bağımlılığına ait veriler ''Sosyal Medya Bağımlılığı-Yetişkin Formu'' (Şahin ve Yağcı, 2017), kendini sansürlemeye ait veriler ise ''Kendini Sansürleme İsteği'' (Coşkun, Durak ve Elgin, 2008) ölçeği ile toplanmıştır. Demografik özelliklere (cinsiyet, okudukları üniversite, sınıf düzeyi, bölüm ve algılanan akademik başarı) ilişkin verileri toplamak için ise ''Demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen verilerin çözümlenmesi 'SPSS Statistics 22.0' paket programı kullanılarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi için T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch testi, Levene istatiği, Tamhane's T2 testi, Scheffe testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medya bağımlılığı ile kendini sansürleme arasında anlamlı bir ilişki olduğuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda sosyal medya bağımlılığının, kendini sansürleme isteği yüksek olan kişilerin kendini sansürleme düzeyi düşük olan kişilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığının okunan üniversiteye ve algılanan akademirk başarıya göre anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Buna göre üç üniversitenin sosyal medya bağımlılık ortalamalarının birbirinden farklı olduğu belirlenmiştir. Bunlara ek olarak ise algılanan akademik başarısı kötü olan katılımcıların sosyal medya bağımlılığının algılanan akademik başarısı iyi olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca kendini sansürleme isteğinin yine okunan üniversiteye göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak kendini sansüreme ile cinsiyet, sınıf düzeyi, algılanan akademik başarı, bölüm değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

BağımlılıkKendini sansürlemeSansür+3
Aysu Bayram Saptır
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde affetme ve algılanan sosyal destek

Bu araştırmada, ergenlerde affetme ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler (cinsiyet, lise türü, doğum sırası, anne-baba eğitim düzeyi, ifade edilen akraba iletişimi ve ifade edilen aile, arkadaş, öğretmen desteği) açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilinde öğrenim görmekte olan lise öğrencileri oluştururken, araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili Darıca ilçesinde dört farklı lise türünden uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ve ölçekleri gönüllü olarak dolduran 422 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler öğrencilere uygulanan "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler İçin Affetme Ölçeği (EAÖ)" ve "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R)" ile toplanmıştır. Ayrıca verilerin analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Tekniği, Regresyon Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi, t-testi, Welch testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 testi ve Levene istatistiği kullanılmıştır. Bulguların anlamlı olup olmadığının yorumlanmasında p<.05 anlamlılık düzeyi ölçüt olarak alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ergenlerin affetme eğilimi ile algılanan sosyal destek puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca algılanan sosyal destek ile affetmenin empati kurma boyutu ve affetme eğilimi arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Yine algılanan sosyal destek ile affetmenin öfkeyi sürdürme ve intikam alma boyutları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Affetmenin bileşenleri boyutu ile algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Erkeklerin affetme eğiliminin affetmenin bileşenleri ve intikam alma boyutları puanlarının aynı dönemdeki kız öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Yine affetme eğiliminin empati kurma ve öfkeyi sürdürme boyutu puanları arasındaki farkın ise aynı dönemdeki kız ve erkek öğrenciler için anlamlı olmadığı saptanmıştır. Ayrıca kız öğrencilerin algıladığı sosyal destek puanlarının aynı dönemdeki erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu, affetme eğilimi puanları arasındaki farkın aynı dönemdeki kız ve erkek öğrenciler için anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Öğrenim görülen lise türüne göre affetme eğilimi puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı olup ergenlerin affetme eğilimi puanları, fen lisesi öğrencileri ile Anadolu, özel ve meslek lisesi öğrencileri arasında fen lisesi öğrencileri lehine anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Doğum sırası ve anne-baba eğitim düzeyine göre affetme eğilimi ve algılanan sosyal destek puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. İfade edilen akraba iletişimine göre algılanan sosyal destek puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı olup akraba iletişimini kötü veya orta olarak nitelendiren ergenler ile iyi olarak nitelendiren ergenler arasında iyi lehine anlamlı olarak farklılaşmaktadır. İfade edilen aile, arkadaş ve öğretmen sosyal desteğine göre algılanan aile, arkadaş ve öğretmen sosyal desteği puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı olup ifade edilen aile, arkadaş ve öğretmen desteğini az ya da orta olarak nitelendiren ergenler ile çok olarak nitelendiren ergenler arasında çok lehine anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, affetme, algılanan sosyal destek, lise öğrencileri.

Algılanan sosyal destekBağışlamaErgenler+2
Ümit Bayın
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin gelecek zaman algıları ile kişilik özellikleri ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin gelecek zaman algıları ile kişilik özellikleri ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma modellerinden genel tarama modelidir. Araştırmanın evrenini; Afyon Kocatepe Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve diğer üniversitelerin öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi için uygun örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, evrenden araştırmaya katılmaya rıza gösteren üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır (n = 538). Öğrencilerin gelecek zaman algılarını tespit etmek için Gelecek Zaman Algısı Ölçeği, kişilik özelliklerinin neler olduğunu belirlemek için Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve öğrencilerin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerini tespit etmek için Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verilerini analiz etmek için Pearson Korelasyon analizi, ANOVA, Tukey HSD testi, t-testi ve çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri, SPSS 24.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın elde edilen sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin gelecek zaman algıları, beş faktör kişilik özellikleri ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri puan dağılımları orta seviyededir. Üniversite öğrencilerinin gelecek zaman algısı düzeyleri sosyodemografk değişkenlerden cinsiyet, sınıf ve ebeveyn birlikteliği durum değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamakta buna karşılık yaş, akademik başarı, bölüm, fakülte, üniversite ve algılanan sosyoekonomik durum değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Öte yandan üniversite öğrencilerinin gelecek zaman algıları ile kişilik özellikleri ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkilerin analizleri sonucunda gelecek zaman algısı alt boyutlarından bağlılık boyutu ile kişilik özelliklerinden deneyime açıklık arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler meydana geldiği tespit edilmiştir. Araştırmanın elde edilen bir diğer sonucuna göre üniversite öğrencilerinin belirsizliğe tahammülsüzlüğün alt boyutlarından ''geleceği bilememek rahatsız edicidir'' puanları ile bağlılık arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişki meydana geldiği, değer ve hız ile orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler meydana geldiği tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ve kişilik özelliklerinin gelecek zaman algılarını yordayıcılığına ilişkin modelin anlamlı olduğu ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerinde %34 oranında anlamlı düzeyde yordayıcı olduğu tespit edilmiştir.

Belirsizliğe tahammülsüzlükBeş faktör kişilik modeliGelecek zaman+4
Fatma Çetin
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin algıladıkları eş desteği ile öz-şefkat ve öz-yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada evli bireylerin algılanan eş desteği, öz-şefkat ve genel öz-yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki incelemiştir. Ek olarak algılanan eş desteği, öz-şefkat ve genel öz-yeterlik düzeyleri cinsiyet ve evlilik süresi açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu son 6 ay içerisinde klinik bir psikiyatrik tanı almamış 288 kadın, 133 erkek olmak üzere toplam 421 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmadaki verilerin elde edilmesinde Eş Desteği Ölçeği (Yıldırım, 2004), Öz-Anlayış Ölçeği (Deniz, Kesici ve Sümer, 2008), Genel Öz-yeterlik Ölçeği (Aypay, 2010) ve sosyo-demografik özelliklere dair bilgi edinmek için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu'ndan yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri Pearson Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edilmiş ve araştırmanın soruları sınanmıştır. Araştırma sonucunda algılanan eş desteği, öz-şefkat ve genel öz-yeterlik değişkenleri arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre algılanan eş desteği, öz-şefkat ve genel öz-yeterliği istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Algılanan eş desteği düzeyi kadınlarda, genel öz-yeterlik düzeyi erkeklerde daha yüksek iken öz-şefkatin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Algılanan eş desteği evlilik süresine göre farklılık gösterirken, öz-şefkat ve genel öz-yeterlik evlilik süresine göre farklılık göstermemektedir. Bulgular ilgili alan yazındaki araştırmalar bağlamında tartışılmıştır. Araştırma sonuçları bağlamında önerilerde bulunulmuştur.

Buğracan Acıbal
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toz metalurjisi ile üretilen TiNb alaşımının biyouyumluluk özelliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, Toz metalurjisi (TM) ve geleneksel sinterleme yöntemi ile gözenekli TiNb alaşımları üretildi. Üretilen numunelerin optik görüntüleri, SEM-EDX görüntü analizleri, XRD desen analizleri, DSC analizleri, basma dayanımları ve in vivo ortamda biyouyumlulukları incelendi. Üretim yapılırken toz karışımlarının homojen olması için, tozlar dönen bir kap içerisinde 12 saat süreyle karıştırıldı ve sonrasında farklı basınçlarda briketlendi. Briketlenen ham numuneler daha sonra farklı sıcaklıklarda 2 saat süreyle argon gazı korumalı bir fırın içerisinde sinterlendi. Böylece %4.4 ile %11.3 aralığında gözenekliliğe sahip numuneler üretildi. Sinterleme sıcaklığı ve briketleme basıncının artması ile gözenek oranlarının azaldığı görüldü. Üretilen numunelerin SEM-EDX analizlerinde α (hcp) ve β (bcc) fazlarının oluştuğu, sinterleme sıcaklığı ve soğuk presleme basıncının artması ile birlikte α+β Widmanstätten faz yapısının varlığı görüldü. XRD analizlerinde α ve β fazları ile birlikte α" martensit fazının da oluştuğu anlaşıldı. DSC eğrileri gösterdi ki, artan Nb miktarı ile faz dönüşüm sıcaklıkları azaldı. Üretilen numunelerin basma dayanımlarının kemiğin basma dayanımından daha fazla olduğu anlaşıldı. İn vivo ortamda yapılan biyouyumluluk çalışmasında yeni kemik ve fibröz doku oluşumunun iyi olduğu, ayrıca herhangi bir doku nekrozunun olmadığı anlaşıldı.

BiyomalzemelerBiyouyumlulukToz metalurjisi
Abdurrahman Yolun
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

TiNbSn alaşımının toz metalurjisi ile üretimi ve biyouyumluluk özelliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, TiNbSn alaşımı toz metalurjisi (TM) yöntemlerinden geleneksel sinterleme ile farklı gözenek oranlarında üretildi. Üretilen numunelerin optik görüntüleri, SEM-EDX görüntü analizleri, XRD desen analizleri, basma dayanımları ve in vivo ortamda biyouyumlulukları incelendi. Üretim yapılırken toz karışımlarının homojen olması için, atomik olarak Ti-16Nb-4Sn element tozları dönen bir kap içerisinde 12 saat süreyle karıştırıldı ve sonrasında gözenek oluşturmak için amonyum bikarbonat ile karıştırılarak farklı basınçlarda briketlendi. Briketlenen ham numuneler daha sonra farklı sıcaklıklarda ve farklı sürelerde argon gazı korumalı bir fırın içerisinde sinterlendi. Böylece % 5.92 ile % 62.5 aralığında gözenekliliğe sahip numuneler üretildi. Sinterleme sıcaklığı, sinterleme süresi ve soğuk presleme basıncının artması ile gözenek oranlarının azaldığı görüldü. Üretilen numunelerin SEM-EDX ve XRD analizlerinde α (hcp) ve β (bcc) fazlarının oluştuğu, sinterleme sıcaklığı ve sinterleme süresinin artması ile αʺ faz yapısının varlığı görüldü. Üretilen numunelerden gözenek oranının azalması ile basma dayanımlarının arttığı ve kemiğin basma dayanımından daha fazla olduğu belirlendi. İn vivo ortamda yapılan biyouyumluluk çalışmasında gözenek oranının artması ile yeni kemik ve fibröz doku oluşumunun iyi olduğu, ayrıca herhangi bir doku nekrozunun olmadığı anlaşıldı.

Ömer Çakmak
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

TiZr alaşımının toz metalurjisiyle üretimi ve biyouyumluluk özelliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, TiZr alaşımı toz metalurjisi (TM) yöntemlerinden geleneksel sinterleme ile farklı gözenek oranlarında üretildi. Üretilen numunelerin optik görüntüleri, SEM-EDX görüntü analizleri, XRD desen analizleri, basma dayanımları ve in vivo ortamda biyouyumlulukları incelendi. Üretim yapılırken, atomik olarak Ti-20Zr element tozları dönen bir kap içerisinde toz karışımlarının homojen olması için 12 saat süreyle karıştırıldı ve sonrasında gözenek oluşturmak için amonyum bikarbonat ile karıştırılarak farklı basınçlarda briketlendi. Briketlenen ham numuneler daha sonra farklı sıcaklıklarda iki saat süreyle argon gazı korumalı bir fırın içerisinde sinterlendi. Böylece % 3.17 ile % 40.40 aralığında gözenekliliğe sahip numuneler üretildi. Sinterleme sıcaklığı ve soğuk presleme basıncının artması ile gözenek oranlarının azaldığı görüldü. Üretilen numunelerin SEM-EDX ve XRD analizlerinde yapının α (hcp) fazıdan meydana geldiği, üretilen numunelerden gözenek oranının azalması ile basma dayanımlarının arttığı ve kemiğin basma dayanımından daha fazla olduğu belirlendi. İn vivo ortamda yapılan biyouyumluluk çalışmasında gözenek oranının artması ile yeni kemik ve fibröz doku oluşumunun iyi olduğu, ayrıca herhangi bir doku nekrozunun olmadığı anlaşıldı. Anahtar Kelimeler: Toz metalurjisi, geleneksel sinterleme, biyomalzeme, biyouyumluluk

Toz metalurjisi
Abdurrahman Akkuş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Nitinol alaşımının farklı yaşlandırma sıcaklıklarında faz dönüşüm kinetiklerinin incelenmesi

Nitinol alaşımı; Ni ve Ti elementlerinin eşit veya %49-51 atomik oranlar arasında olduğu ikili alaşım sistemi olup intermetalik bileşiktir. Bu alaşımın en önemli özelliği şekil hatırlama etkisi ve süperelastik özelliği sergilemesi olayıdır. Alaşım bu özelliklerini sıcaklık etkisi ile mikroyapılarında gerçekleşen martensitik faz dönüşümleri sayesinde gerçekleştirmektedir. Alaşım bu özelliklerine ilaveten korozyon direnci ve biyouyumluluk özelliği de sergilemektedir. Alaşımın sıcaklık etkisi ile gerçekleşen faz dönüşüm özellikleri kendisini oluşturan bileşenlerden Ni oranı ile büyük miktarda etkilenmektedir. Ayrıca ısıl-işlem veya yaşlandırma ile de alaşım içerisinde oluşan intermetalik fazlar ana fazın bileşenlerini değiştirebilmekte ve dolayısıyla faz dönüşüm özelliklerini de değiştirebilmektedir. Nitinol alaşımı özellikle tıp dünyasında ve birçok sanayi sektöründe kullanılmaktadır. Kullanım yerlerine göre alaşımın oranlarının ve termal geçmişinin iyi belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla, atomik olarak Ni-49.8Ti elementlerinden oluşan Nitinol alaşım numuneleri 1000 °C'de ısıl işlem fırınında 30 dakika bekletilerek soğuk suya atılmıştır. Daha sonrasında numuneler ısıl işlem fırınında farklı sıcaklıklarda (500 °C, 600 °C,700 °C) bekletilmiş ve akabininde farklı soğutma hızlarıyla (0,2 °C/dk, 0,5 °C/dk, 1 °C/dk) oda sıcaklığına soğutulmuştur. Böylece Nitinol alaşımının farklı yaşlandırma sıcaklıklarından sonra mikroyapıları, faz dönüşüm kinetikleri ve şekil hatırlama özellikleri incelenmeye çalışılmıştır.

Tuğba Yıldız Saygılı
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00

Other supervisors