Theses supervised by Doç. Dr. Fikret Alıncak
23 theses · Gaziantep University
Ortaöğretim öğrencilerinin oyun kavramına ve fiziksel aktivite içeren oyunları oynamaya yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Son yıllarda gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerine baktığımızda oyun kavramının çocukların gelişimi açısından önemli bir faaliyet olduğu görülmektedir. Bilim adamlarının birçoğuna göre çocuğu tanımak ve gözlemlemenin en iyi yolu oyundur. Çocuklar oyun oynadığı esnada birçok beceri kazanırlar. Genellikle oyun esnasında öğrenme, etkili karar verme, birlikte iş yapma, dürüstlük, paylaşmak, karşısındakilerin haklarına saygı göstermek, arkadaşlarını sevme, yardımlaşma gibi durumları öğrenir. Çocuk oyun vasıtasıyla yetişkinliğe geçiş dönemindeki becerilerini izleyerek pratik hale getirir ve mükemmelleştirir. Oyun her yaş evresinde insanların gelişiminde faydalı ve etkili bir kavramdır. Bu araştırma, Ortaöğretim öğrencilerinin oyun kavramına ve fiziksel aktivite içeren oyunları oynamaya yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Bu araştırmada nicel ve nitel verilerin bir arada analiz edildiği karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma evrenini Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullarda öğrenim görmekte olan ortaöğretim öğrencileri, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 613 (227 Kadın, 386 Erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Hazar (2015) tarafından geliştirilen "Oyunsallık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak, Independent Sample t testi, OneWay Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak, elde edilen nitel veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, erkeklerin kadınlardan daha yüksek oyunsallık eğilimleri olduğu, yaş ve sınıf değişkenleri açısından küçük yaş ve sınıf gruplarının oyunsallık puanlarının daha yüksek olduğu, spor geçmişi olan öğrencilerin fiziksel aktivite içeren oyunlara yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu, Anadolu ve Fen lisesi öğrencilerinin sosyal uyum alt boyutu puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kilonun arttığı durumlarda oyun tutkusu, oyun isteği ve keyif alma düzeylerinin azaldığı belirlenirken, boy ile ilgili herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin oyun kavramına ilişkin görüşlerinde kendini tanımak, öğrenmenin ilk adımı, keyif ve mutluluk, eğlenmek temalarının ön plana çıktığı, oyunun faydalarına ilişkin görüşleri incelendiğinde çoğunluğu oyunun faydalı olduğunu, ancak okul ortamında oyun alanlarının yeterli olmadığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır.
Güvenlik güçlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
İletişim insanlar açısından hayatının vazgeçilmez en önemli unsurlarından bir tanesidir. İletişim sürecinin sağlıklı ve yerinde olması insan ilişkilerinin daha sağlıklı olmasını ve beraberinde sağlıklı bir toplum meydana getirir. Günlük hayatımızın her aşamasında iletişim süreci ile iç içe bulunmaktayız. İletişim sürecinin temel amacı, insanlarda davranış değişikliği oluşturarak, gerek bireyler açısından gerekse de gruplar açısından insan ilişkilerini geliştirerek eşgüdümü sağlamaktır. Dolayısıyla hangi meslek dalı olursa olsun iletişim kavramını iyi tanımalı ve toplumla olan iletişimin düzenli olması gerekmektedir. Bu araştırma, Güvenlik güçlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik gücü, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 332 (323 Erkek, 9 Kadın) birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Korkut (1996) tarafından geliştirilen "İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş olup, ikili grupların karşılaştırmasında İndependent Sample t testi, çoklu grupların karşılaştırmasında OneWay ANOVA analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda, çalışmada yer alan güvenlik personelinin genel olarak iletişim becerilerinin olumlu yönde olduğu belirtilirken kadınların iletişim becerilerinin erkeklerden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bekâr güvenlik güçlerinin evlilere göre iletişim becerilerinin yüksek olduğu ve yüksekokul mezunlarının diğerlerine göre daha yüksek iletişim becerisine sahip olduğu görülmüştür. Motosikletli polis timlerinde görev yapan katılımcıların iletişim becerilerinin diğer birimlerde görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meslekte kıdem yılı değişkeni açısından da 20 yıldan fazla görev yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme düzeyleri 1-5 ve 11-15 yıldır görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde düşüktür. 6-10 yıldır görev yapan katılımcıların iletişim becerilerini değerlendirme düzeyleri 1-5 yıldır görev yapan katılımcılara göre anlamlı şekilde düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının iletişim becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
İletişime kişilerin karşılıklı olarak birbirlerini anlama ve anlamlandırma süreci diyebiliriz. İletişim hayatımızın tüm evresinde yararlandığımız etkili ve vazgeçilmez araçlardan birisidir. Süreç olarak iletişim kavramının insanların hayatının var olmasında çok eski süreçlere dayandığı belirtilmektedir. İletişim sürecinin düzenli şekilde anlamlandırılması oldukça önemlidir. Bu süreçte ne kadar kendimizi iyi açarsak insanlar ile iletişimimiz o kadar güçlü olur. Günümüzde gerek kurumlardaki başarıyı belirleyen ve toplumda birlik beraberliği sağlayan en önemli faktör iletişimdir. Günlük hayatın her aşamasında öğretmenler toplum ile sürekli etkileşim halindedir. Bu anlamda öğretmenlerin, insanlar ile tam anlamıyla ilgilenebilmesi, onları yönlendirme ve etkilemesi için iyi bir iletişim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu araştırma, Öğretmen adaylarının iletişim becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep Üniversitesine bağlı farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan öğretmen adayları, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 505 (264 Kadın, 241 Erkek) birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Korkut (1996) tarafından geliştirilen "İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş olup, ikili grupların karşılaştırmasında İndependent Sample t testi, çoklu grupların karşılaştırmasında OneWay ANOVA analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda olarak, öğretmen adaylarının genel olarak iletişim becerilerinin olumlu yönde değerlendirilebileceği, Bölümlere göre bakıldığında, Sınıf ve matematik öğretmeni adaylarının Türkçe ve PDR öğretmeni adaylarından, beden eğitimi öğretmeni adaylarının da Türkçe öğretmen adaylarından daha iyi iletişim becerilerine sahip oldukları görülmüştür. Türkçe ve Matematik öğretmeni adayların yaşlarının arttığı durumlarda iletişim becerilerinin de arttığı görülmüştür. Sınıf öğretmeni adaylarında erkeklerin iletişim becerileri daha olumlu bulunurken, matematik öğretmeni adaylarında kadınların daha olumlu iletişim becerileri olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmeni adaylarında, birinci sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının iletişim becerileri ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarından daha düşük olduğu, Matematik öğretmeni adaylarında, dördüncü sınıf öğrencilerinin elde ettiği puanların birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu, beden eğitimi, sınıf, sosyal bilgiler ve psikolojik danışman ve rehber öğretmen adayların da sınıf düzeyi açısından herhangi bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin iletişim becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
İnsanların sağlıklı bir iletişim kurabilmesinde iletişim becerilerinin rolü oldukça fazladır. İletişim insanların yaşamında vazgeçilmez ve kaçınılmaz bir unsurdur. İnsanın sosyal bir varlık olması sebebiyle ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla sürekli iletişim halindedir. Dolayısıyla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin, insanlar ile tam anlamıyla ilgilenebilmesi, onları yönlendirme ve etkilemesi için etkili iletişim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu araştırma, "Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin farklı değişkenler açısından iletişim becerilerinin incelenmesi" amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2019-2020 yılında Gaziantep gençlik ve spor il müdürlüğü bünyesinde görev yapmakta olan personeller, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 323 (79 Kadın, 244 Erkek) birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Korkut Owen ve Bugay (2014) tarafından geliştirilen "İletişim Becerileri Envanteri (İBE)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla normallik testleri uygulanmış ve normal dağılım göstermeyen veri setleri için Kurtosis-Skewness değerlerine bakılmış ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Nonparametrik testlerden bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde Man Whıtney U ve Kruslkal Wallis analizlerinden yararlanılarak, sayısal veriler tablolar halinde yorumlanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda gençlik ve spor il müdürlüğü personellerin iletişim becerileri ölçeği alt boyutlarında ortalamanın üstünde puan elde ettikleri görülmüştür, dolayısıyla olumlu iletişim becerilerine sahip oldukları söylenebilir. Cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve gelir düzeyleri açısından gruplar arasında bir farklılık görülmezken, yaş değişkeni açısından, küçük yaş gruplarının (20-30) daha olumlu iletişim becerilerine sahip oldukları, eğitim durumu açısından lise, lisans ve lisansüstü öğrenime sahip olanların ortaokul olanlardan daha yüksek puan elde ettikleri tespit edilmiştir.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının okuma alışkanlıklarının incelenmesi
Bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzün en önemli ihtiyaçlarından birisi de okuma alışkanlığı elde etmektir. Okuma alışkanlığını kazanabilmek de diğer kazanılan alışkanlıklarımız gibi belirli bir sürece bağlıdır. İnsanlara uygun okuma alanını ve ortamını sunarak okuma davranışı kazandırabilmekteyiz. Bu anlamda öğretmenler toplumun okumaya ilişkin tutum ve ilgilerini biçimlendirecek, onlara hayatı boyunca yararlanacakları okuma alışkanlığını kazandıracak ve bunun takibini yapacak kişilerdir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının okuma alışkanlıklarının incelenmesi amacıyla yapılan bir çalışmadır. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini farklı üniversitelerde öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmeni adayları, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 738 (402 erkek, 336 kadın) öğretmeni aday oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Gömleksiz (2004) tarafından geliştirilen "Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının akabinde ikili gruplarda bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grupların olduğu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi ve LSD post-hoc test düzeltmesi yapılmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Ayrıca araştırma grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; beden eğitimi öğretmeni adaylarının kitap okumaya ilişkin olarak olumlu tutum içeresinde oldukları ve kadınların erkeklerden daha yüksek tutuma sahip olduğu görülmektedir. Sınıf değişkeni açısından 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının 1. ve 2. sınıfta öğrenim görenlerden daha yüksek puan elde ettikleri görülmüş ancak akademik not ortalaması değişkeni açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Anadolulu lisesinden mezun olan beden eğitimi öğretmeni adaylarının diğer lise türlerinden mezun olanlardan okuma alışkanlıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyi açısından sevgi ve alışkanlık alt boyutunda sosyoekonomik düzeyi kötü ailelerin daha yüksek sonuca sahip oldukları görülmüşken diğer alt boyutlarda sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerin daha yüksek puana sahip oldukları görülmüştür. Anne babanın kitap okuma sıklığı yüksek olan bireylerin diğer bireylere göre ölçekten alınan puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kitap okuma sıklığı incelendiğinde hiç kitap okumayan bireylerin aleyhine sonuçlar belirgindir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmeni adayları kitap okumayı sevdiklerini ve okumanın yararlı olduğunu belirtmişlerdir. Aynı zamanda okumanın kendilerine yeni bilgiler edindirdiğini, farklı bakış açısı kazandırdığını ve hayal gücünü geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının; hızlı okuma becerisi sağladığı için ve kişilerarası iletişim becerisi sağladığı için kitap okudukları görülmüştür. Bunun yanında araştırma grubu kitap okuma alışkanlığı kazanmada en çok öğretmenlerinin etkili olduğunu belirtirken, boş zamanlarını ise kitap okuyarak geçirdiği yönünde görüş belirtmişlerdir. Ayrıca araştırma grubu okuma becerisinin sınavlardaki başarısını olumlu yönde etkilediğine inandıkları, bununla birlikte okumanın; hızlı anlama becerisi kazandırdığı, hızlı okuma becerisi kazandırdığı, yorum yapma gücünü geliştirdiği ve sözcük dağarcığını geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gençlik ve Spor İl müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Son yıllarda spor alanında başarı sağlamış olan ülkelerin sistemine baktığımızda spor tesisi ve alan bakımından gerek nicelik açısından gerekse de nitelik açısından yeterli oldukları görülmektedir. Dolayısı ile spor tesislerinin yeterli olması ülkelerin gelişmişliğini göstermekle birlikte sportif anlamda da başarıyı arttırmaktadır. Bu araştırma, Gençlik ve spor il müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı birimlerde görev yapmakta olan personeller, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 238 (54 Kadın, 184 Erkek) personel oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Nacar (2011) tarafından geliştirilen "Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak, Independent Sample t testi, OneWay Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, şube müdürlerinin tesislerin yeterli olduğunu düşündükleri, diğer personelin aynı düşüncede olmadıkları söylenebilir.
Üniversite akademik ve idari personellerinin pedometre bazlı fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı üniversite akademik ve idari personellerinin pedometre bazlı fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla çalışmaya 29 akademik 31 idari personel olmak üzere toplamda 60 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite seviyelerini ölçmek için objektif yöntem olan pedometre ile birlikte anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel işlemleri için SPSS 22.0 (SPSS Inc., Chicago, Illinois, ABD) programı kullanılmıştır. Değerler minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, standart hata şeklinde sunuldu. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Normallik sınaması için Kolmogorov-Smirnov testi yapıldı. İkili grup karşılaştırmalarında ise Independent Sample T testi kullanıldı. Gruplar arası farkların analizi için ise One Way Anova ve LSD testleri yapıldı. İstatiksel analiz sonucunda akademik ve idari personel düzeyine göre toplam MET değerlerine bakıldığında ise akademik personel lehine anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Akademik personel grubunda 5 kişi inaktif, 12 kişi minimal aktif ve 12 kişide çok aktif olarak belirlenmiştir. İdari personel grubunda 16 kişi inaktif, 12 kişi minimal aktif ve 3 kişide çok aktif olarak belirlenmiştir. Yaş grupları, alkol kullanımı, öğrenim düzeyi ve düzenli spor yapma durumuna göre toplam MET, adım sayısı kalori ve mesafe değerlerinde ise gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak akademik ve idari personellerin fiziksel aktivite düzeylerine bakıldığında idari personel grubunun fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bir toplumda içerisinde bulunduğu mevcut pozisyonu ve gelecekteki pozisyonunu belirleyecek olanlar doğrudan öğretmenlerdir. Bu anlamda öğretmenlerin toplumu çağdaş seviyeye çıkaracak olan kişlerin olduğu unutulmamalıdır. Öğretmenlerin bu önemli vazifeyi icra ederken ve rahta bir biçimde işini yaparken zorlukla karşılaşmamaları gerekmektedir. Bu anlamda öğretmenlerin sınıf ortamında rahat olmaları ve sınıfı yönetme açısından etkili becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin farklı değişkenler açısından sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde görev yapmakta olan beden eğitimi öğretmenleri, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 408 (284 erkek, 124 kadın) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Yüksel (2013) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetimi Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının akabinde ikili gruplarda bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grupların olduğu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi ve LSD post-hoc test düzeltmesi yapılmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda; ölçeğin öğrenme-öğretmen süreci ile iletişim alt boyutlarında kadınlar lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca evli katılımcılar lehine anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilirken, yaş grubunda ölçeğin alt boyutlarından sınıfın fiziksel düzeni, öğrenme-öğretme süreci, iletişim ve davranış yönetimi alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu değişkenine göre herhangi bir anlamlılık görülmezken, görev süresi değişkeni açısından sınıfın fiziksel düzeni, öğrenme-öğretme süreci, davranış yönetimi ve mativasyon alt boyutlarından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Görev yapılan okul türü değişkenine göre anlamlı bir farklılığın olduğu görülürken, haftalık ders saati değişkeni açısından ise ölçeğin bütün alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dijital oyun oynama motivasyonlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Oyun, dünyanın varoluşundan beri hayatımızın içinde yer alan ve genç, yaşlı her yaştan insanın vaktinin büyük bir kısmını geçirdiği bir eylem olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin yaşamımızın her alanında kolaylık sağlamasıyla birlikte özellikle eğlence ve oyun alanında da yaygınlaşma göstermiştir. İnsanların geleneksel oyunlardan uzaklaşmasıyla birlikte dijital oyunlara yönlendiği görülmektedir. Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte oyunlar çocukların ve gençlerin günlük yaşamlarında vazgeçilmez bir uğraş haline gelmiştir. Dijital oyunların serbest zamanı değerlendirmek, günlük stres ve yorgunluğun azaltılması açısından çoğunlukla faydalanılan bir araç olmasına rağmen günden güne bir hastalık gibi bireyleri sardığı bir gerçektir. Dijital oyunlar, gün geçtikçe sıklıkla kullanılan ve toplumun vaz geçilmez uğraşlarından birisi olduğu görülmektedir. Gerek yetişkinler gerekse de çocuklar bu oyunları hayatın her alanında rahatlıkla ve yoğun bir şekilde oynayabilmektedirler. Hatta bu oyunları oynarken kendi vazifelerini aksatmaktadırlar. Bu anlamda dijital oyunların varlığı toplumda gün geçtikçe yaygın hale gelerek insanların fazlaca zaman geçirmelerine sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dijital oyun oynama motivasyonlarının farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde görev yapmakta olan beden eğitimi ve spor öğretmenleri adayları, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 272 (169 erkek, 103 kadın) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Demir ve Hazar (2018) tarafından geliştirilen "Dijital Oyun Oynama Motivasyonu Ölçeği (DOOMÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının akabinde ikili gruplarda bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grupların olduğu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi ve LSD post-hoc test düzeltmesi yapılmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda; beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dijital oyun oynama motivasyonunda cinsiyete göre başarı ve canlanma ile merak ve sosyal kabul alt boyutlarında erkekler lehine anlamlılık görülmektedir. Medeni durum değişkeni açısından toplam puan, başarı ve canlanma, merak ve sosyal kabul alt boyutlarında bekâr olanların lehine anlamlı farklılık saptanırken, öğrenim durumu açısından lisansüstü eğitime sahip olanların lisans mezunlarına göre toplam puanı, başarı ve canlanma, merak ve sosyal kabul alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Okul türüne göre başarı ve canlanma ve oyun isteğinde belirsizlik alt boyutunda anlamlı farklılık görülmezken, merak ve sosyal kabul alt boyutlarında ortaokul olanların lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Mesleki kıdem değişkeni açısından gruplar arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Haftalık ders yükü değişkeni açısından merak ve sosyal kabul alt boyutunda 25-30 saat ders yükü olan grupların 20-24 saat ders yükü olan kıyaslandığında 25-30 saat ders yükü olan grup lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Toplam puanı, oyun isteğinde belirsizlik ve başarı ve canlanma alt boyutlarında gruplar arasında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmet içi eğitim programlarına ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Toplumların ilerleyebilmesi ve gelişim sağlayabilmesi için insanların belirli hedef ve amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesi gerekmektedir. Gerek bilimde gerekse de teknolojide yaşanan gelişmeleri eğitim ortamınıda etkilediği görülmektedir. Öğretmenlerin lisans eğitiminde almış oldukları bilgilerin belli bir zamandan sonra geçerliliğini yitirdiği veya etkisinin azaldığı belirtilmektedir. Bu sebeple öğretmenlerin gelişen teknolojiye adapte olması için mesleki anlamda bir takım hizmet içi eğitimlere ihtiyacı olmaktadır. Bundan dolayı Milli Eğitim Bakanlığı yılın belli dönemlerinde öğretmenlerin gelişimine yarar sunmak amacı ile hizmet içi eğitim programları gerçekleştirmektedir. Bu çalışma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim programlarına ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunda Gaziantep İlinde görev yapmakta olan 40 beden eğitimi ve spor öğretmeni ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; beden eğitimi öğretmeni ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının; mesleki ve kişisel gelişimi için yararlı bir program olduğu, kendilerini yenilemesini sağlayan program ve yeni bilgiler kazandıran bir program olduğunu ve dolayısıyla gerekli bulduklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmet içi eğitim programı sürecinde; eğitim veren kişilerin yetersiz olmasından dolayı, tarihlerinin uygun olmaması ve on-line eğitimde internete ulaşım konusundan dolayı sorun yaşadıkları görülürken, hizmet içi eğitim programının öğretmenlerin daha aktif olmasını sağladığı, öğretmenlere yeni bakış açısı kazandırdığı, eğitimin nitelikli olmasına imkân sağladığı görülmüştür. Bunun yanında katılımcılar genel anlamda hizmet içi eğitim programını yeterli görürken, daha etkili olabileceiğini, yapılan eğitimin alan bazında ya da ihtiyaç duyulan alanlarda verilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının süresinin genel anlamda yeterli olduğunu, eğitimlerin yaz tatilinde olması ve ara tatillerde olması gerektiği ifade edilmiştir. Çalışmaya katılan öğretmenlerin; hizmet içi eğitim programını alanında uzman kişilerin ve akademisyenlerin vermesi gerektiği ön plana çıkarken, on-line yapılan eğitim programlarının uygun olmadığı ve yüz yüze olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gençlik ve Spor il Müdürlüğü'nde görev yapan antrenörlerin hizmetiçi eğitim ihtiyaçlarının değerlendirilmesi (Gaziantep ili örneği)
Günümüzde gerek toplumsal gerekse de diğer alanlarda meydana gelen hızlı değişimler iş yaşamınada etki etmektedir. Bazı mesleklerin bilgilerini zaman içerisinde değerini kaybederek geçerliliğini yitirdiği ve dolayısıyla yeni bilgilere ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu anlamda kurumların ve çalışan bireylerin kendilerini yenilemelerinin yanında güncel bilgilere sahip olmaları gerekmektedir. Özellikle son yıllarda teknolojik anlamda meydana gelen gelişmeler kurumlarada yansımaktadır. Bu yenilik ve gelişmelere uyum sağlamanın yolu doğrudan eğitim yolu ile olmaktadır. Bu çalışma, antrenörlerin hizmetiçi eğitim programlarına ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunda Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapmakta olan 40 anrenör ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; Sonuç olarak antrenörlerin hizmetiçi eğitim programını faydalı olarak gördükleri ve sürekli olması gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Bunun yanında antrenörler hizmetiçi eğitimi programının; mesleki anlamda gelişim sağlayan, iletişim becerisini geliştiren ve sayısının arttrılması gereken bir program olduğu tespit edilmiştir. Araştırma grubunun genel anlamda hizmetiçi eğitime ihtiyaçları olduğu görülürken, belli dönemlerde hizmetiçi eğitim programına katıldıkları ön plana çıkmıştır. Araştırmaya katılan antrenörler hizmet içi eğitim programı sürecinde; eğitim veren kişilerin yetersiz olması, konuların ilgi çekici olmaması, konuların aynı olması ve eğitim programı yapılan alanların kalabalık olmasından dolayı sorun yaşadıkları görülmüştür. Hizmetiçi eğitim programının anrenörlere birçok yönden yarar sağladığı ve yeni bilgiler elde ettikleri belirtilirken, mesleki gelişimlerine katlı sağlaması ve branşları ile ilgili yarar sunması açısından faydalı olduğu ifade edilmiştir. Antrenörler hizmetiçi eğitimin branş bazında, ihtiyaç duyulan tüm alanlarda, çocuk gelişimi alanında, iletişim kurma becerisi, sosyal ve psikoloji alanında verilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişlerdir. Ayrıca antrenörler hizmet içi eğitim programının daha sık ve sürekli olmasını ifade ederken, eğitimlerin alanında uzman olan kişiler ve akademisyenler tarafından verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tutum mesleki bağlılık ve mesleki öğrenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tutum, mesleki bağlılık ve mesleki öğrenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Hatay ilinde ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan toplam 849 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise nicel araştırma tasarımlarında sıklıkla kullanılan olasılıklı örnekleme yöntemlerinden biri olan, basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilen 421 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Ünlü (2011) tarafından geliştirilen "Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği", Yıldız (2020) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleğine Bağlılık Ölçeği" ve son olarak Liu, Hallinger ve Feng (2016) tarafından geliştirilen Gümüş ve ark. (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretmen Mesleki Öğrenme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde ilk olarak aritmetik ortalama, standart sapma, frekans/yüzde gibi tanımlayıcı istatistikler, ölçeklerde yer alan ifadelerin doğrulayıcı faktör analizi (DFA) için uygunluğunu belirlemek için DFA öncesi normallik testi (çarpıklık değeri 2, basıklık değerini 7), bağımsız değişkenlere uygulanacak analizlere karar vermek için ise normal dağılım testi (Kolmogorov-Smirnov test) yapılmıştır. İkinci aşamada ise doğrulayıcı faktör analizi (DFA), ölçüm modeli testi, Path (Yol) analizi ve güvenirlik analizi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada ise, ikili karşılaştırmalarda t-testi (Mann-Withney U test), çoklu karşılaştırmalarda varyans analizi (Kruskal Wallis-H test) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizler, IBM SPSS 22.0 ve LISREL 8.7 paket programları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tutumları ile mesleki bağlılıkları ve mesleki öğrenmeleri arasında doğrudan pozitif, mesleki bağlılıkları ile mesleki öğrenmeleri arasında doğrudan pozitif, mesleki tutumları ile mesleki öğrenmeleri arasında ise mesleki bağlılıkları üzerinden dolaylı pozitif anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Spor merkezlerine giden bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, spor merkezlerine giden bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde spor merkezlerine giden bireyler, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 403birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Bahar ve ark. (2008) tarafından geliştirilen "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının akabinde ikili gruplarda bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grupların olduğu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi ve LSD post-hoc test düzeltmesi yapılmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda; yaş değişkeni açısından ölçeğin tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmezken, kilo değişkeni açısından farklılık olduğu ve 51-60 kilo arasındaki katılımcıların diğer kilo gruplarına göre daha fazla puan elde ettikleri tespit edilmiştir.Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların medeni durum değişkeni açısından farklılık görülmezken, eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı farklılık olduğu ve eğitim düzeyi arttıkça sağlıklı yaşam becerilerinin de arttığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların son 1 yılda kaç defa doktora gittiği değişkenine göre anlamlı bir farklılık görülmezken kronik hastalıkları değişkeni açısından ölçeğin sağlık sorumluluğu alt boyutunda anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların sigara kullanma ve alkol kullanma değişkeni açısından ölçeğin tüm alt boyutlarında anlamlılık olmadığı, günlük çalışma süresi değişkenine göre ise ölçeğin fiziksel aktivite ve egzersiz alt boyutlarında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Katılımcıların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğinden elde ettikleri puanların lisanslı sporcu olma ölçeğin beslenme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu, sağlık durumu değişkenine göre; fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim ve stres yönetimi alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Özel okullarda öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile dijital oyunlara yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, özel okullarda öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile dijital oyunlara yönelik görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep İl Mili Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı özel okularda öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 350 (178 Kız, 172 Erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Hazar ve Hazar (2017) tarafından geliştirilen "Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Çalışmadaki verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve parametrik testler uygulanmıştır. Betimsel istatistik hesaplamalar, yüzde frekansı analizleri yapılmıştır. Verilerin Bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde independent samples t-testi ve One Way Anova analizlerinden yararlanılarak, sayısal veriler tablolar halinde yorumlanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır.Araştırma sonucunda, cinsiyet değişkeni açısından anlamlı farklılık olduğu ve erkeklerin dijital oyun oynama bağımlılığının kızlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrenim görülen sınıf değişkeni açısından anlamlı farklılık olduğu görülürken 6.sınıfta öğrenim görenlerin oyun bağımlılıklarının 5.sınıftakilerden daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Ayrıca anne-baba eğitim durumu açısından baktığımızda anlamlı farklılık olduğu ve eğitim düzeyi yüksek olan ebeveynlerin çocukların dijital oyun bağımlılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun yanında aile gelir düzeyi açısından anlamlı farklılık olduğu, aile gelir düzeyi yüksek olan çocukların dijital oyun bağımlılıklarının da yüksek olduğu görülürken, akademik başarı durumu azaldıkça çocukların dijital oyun bağımlılıklarının arttığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda günlük dijital oyun süresi arttıkça çocukların dijital oyun bağımlılıklarının arttığı, oyun oynama platformu bilgisayar olanların, oyun konsolu, tablet ve cep telefonu kullananlardan daha yüksek puan elde ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Polislerin hizmet içi eğitim faaliyetlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Ülkemiz'de genellikle devlet kurumlarında ve özel sektörde hizmet içi eğitim değerli bir basamak haline gelmiştir. Buna rağmen hizmet içi eğitim düzeni ile ilgili yapısal sorunların göründüğü birçok araştırmada ön plana çıkmaktadır. Bundan dolayı dünya genelinde gelişimi göz önünde bulundurarak meydana çıkan sorunlara yönelip bütüncül çözüm fikirleri geliştiren araştırmalara her zaman gereksinim duyulduğu görülmektedir. Gerek devlet kurumları gerekse de diğer kurumlarda çalışan kişilerin kendilerini geliştirmeleri ve kuruma faydalı olabilmesi için belirli zaman aralıklarında bir takım faaliyetler düzenlenmektedir. Bu açıdan çalışan personelden verim elde etmek için düzenli olarak sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişimler ile ilgili olarak kurum ve kurumlarca eğitimler vermek zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışma, polislerin hizmetiçi eğitim faaliyetlerine ilişkin görüşlerini incelemekamacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunda Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapmakta olan 35 Polis ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; polislerin hizmetiçi eğitim faaliyetlerini mesleki gelişimlerine katkı sağlayan bir faaliyet olarak gördükleri ve önem verilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunun yanında çalışmaya katılan polislerin; hizmet içi eğitim faaliyetlerinin izinli olduğu günlere denk gelmesi, çalışma şartlarının yoğunluğu, konuların aynı olması ve materyal eksikliğinden dolayı hizmet içi eğitim faaliyetlerinde sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılanpolisler; değişim ve gelişime uyum sağlama açısından, meslek ile ilgili bilgilerini güncel tutması, motivasyonlarını arttırması, eksik yönlerini kapatması, iletişim becerilerini arttırması ve problemlerle baş etme açısından hizmet içi eğitim faaliyetlerini yararlı olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Katılımcıların genel anlamda hizmet içi eğitim faaliyetlerini verimli ve yeterli gördükleri belirtilirken, hizmet içi eğitim faaliyetlerinin daha çok polislik mesleği ve görev yaptıkları birim ile ilgili olarak verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Araştırmaya katılan polisler hizmet içi eğitim faaliyetleri ile ilgili eğitimlerin alanında uzman olan kişiler, akademisyenler, müdürler ve amirler tarafından verilmesi gerektiğini sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik kaygılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Meslek olarak öğretmenliğin toplum içinde güvenli olarak görüldüğü, fakat son yıllarda öğretmen yetiştiren kurumların artışı donanımlı öğretmen sayısında bir artış meydana getirmiştir. Dolayısıyla okulu bitirmenin yeterli olmadığının yanında kaygıya neden olduğu görülmektedir. Öğretmenleri dolu bir şekilde yetiştirmek ülkemizin kalkınması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının mesleklerine yönelik kaygı durumlarının incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında üniversitelerin spor bilimleri fakültelerinde öğrenim görmekte olan 3. Sınıf ile 4. sınıf Beden eğitimi ve spor öğretmeni adayları, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 437 (248 erkek, 189 kadın) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Cabi ve Yalçınalp (2013) tarafından geliştirilen "Öğretmen Adaylarına Yönelik Mesleki Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla normallik testleri yapılmıştır. Normal dağılım göstermeyen veri setleri için Kurtosis-Skewness değerlerine bakılmış ve değerler +2/-2 arasında olmadığı için verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiş ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde ManWhitney U ve Kruskall Wallis analizlerinden yararlanılarak, sayısal veriler tablolar halinde yorumlanmıştır. Sonuç olarak araştırma grubunun mesleklerine yönelik kaygı düzeylerinin cinsiyet değişkeni açısından farklılık olduğu ve erkek öğretmen adaylarının mesleki kaygı durumlarının kadınlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrenim görülen sınıf seviyesi açısından ölçeğin; atanma merkezli kaygı ile uyum merkezli kaygı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve 3. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının mesleki kaygı durumlarının 4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarından daha fazla olduğu görülmüştür. Katılımcıların mezun olunan lise türü değişkeni açısından meslek lisesi mezunlarının diğer lise türlerinden daha düşük mesleki kaygıya sahip olduğu, imam hatip lisesi mezunlarının daha yüksek mesleki kaygıya sahip olduğu görülmektedir. Akademik not ortalaması değişkeni açısından baktığımızda genel not ortalaması 3.51 ve üzerinde olan öğretmen adaylarının atanma merkezli kaygı durumlarının diğer gruplara oranla yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca anne eğitim düzeyi değişkeni açısından baktığımızda ilkokul olanların mesleki kaygı durumlarının lise mezunu olanlardan yüksek olduğu görülürken, atanma merkezli kaygı alt boyutunda; baba eğitim düzeyi ilkokul, ortaokul ve üniversite olanların lise mezunu olanlardan yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma, Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında üniversitelerin spor bilimleri fakültelerinde öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmeni adayları, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 301 (164 erkek, 137 kadın) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Anagün ve ark., (2016) tarafından geliştirilen "21.yy. Becerileri Öz Yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Aynı zamanda tanımlayıcı istatistikler, t-testi, ANOVA, Kruskal-Wallis testi ve çoklu regresyon analizi gibi çeşitli istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algılarında anlamlı farklılıklar olmadığını ortaya koymuştur, bu sonuç literatürdeki benzer çalışmalarla uyumludur. Öğrenim gördükleri sınıf açısından yapılan analizlerde, genel olarak sınıf düzeyi ile öz yeterlik algıları arasında belirgin bir ilişki tespit edilmemiştir, bu da literatürdeki bazı çalışmaların sonuçlarıyla paraleldir. Genel not ortalaması ve mezun olunan lise türü gibi değişkenlerin öz yeterlik algıları üzerindeki etkisi, literatürdeki çalışmaların sonuçlarıyla uyumlu bir şekilde, bazı becerilerde anlamlı farklılıklar göstermiştir. Aile sosyo ekonomik düzeyinin ve anne-baba eğitim düzeylerinin öz yeterlik algıları üzerindeki etkisi de incelenmiş ve bu değişkenlerin öğrencilerin algıları üzerinde önemli rol oynadığı gözlemlenmiştir. Bu bulgular, ebeveynlerin eğitim düzeyi ve ailelerin sosyo ekonomik durumunun öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerine yönelik öz yeterlik algılarını etkileyebileceğine işaret etmektedir. Özetle bu tez çalışması, beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerine yönelik öz yeterlik algılarının çeşitli demografik ve eğitimsel değişkenler açısından karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, öğretmen eğitim programlarının ve eğitimsel müdahalelerin tasarımında önemli katkılar sağlayabilir.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile öğretmenlik mesleğini tercih etmelerinde etkili olan faktörlerin değerlendirilmesi
Günümüzde öğretmenlerin eğitim ve öğretimde hiç şüphesiz büyük katkıları bulunmaktadır. Eğitim sürecinin etkili ve verimli olması kaliteli bir eğitimin verilmesi ile mümkündür. Çoğu meslekte olduğu gibi öğretmenlikte de mesleğe yönelik tutumlar, verimliliğin en önemli etkenlerinden birisidir. Bir toplumun geleceğini doğrudan belirleyen eğitim sisteminin en önemli ayağını oluşturan öğretmenlerin, kendi mesleklerine yönelik tutumlar eğitim sürecinin kalitesini etkileyen önemli etkenlerdendir. Öğretmenlerin kendi mesleklerine yönelik tutumlarının ve bu mesleği tercih etmelerine etken olan faktörlerin, sınıf içi etkinlikleri doğrudan etkilediği bilinmekle birlikte öğretmen, öğrenci, idare, hizmetli gibi unsurlardan oluşan okul sisteminin uyumunu da etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile öğretmenlik mesleğini tercih etmelerinde etkili olan faktörler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Araştırmada çalışma grubu olarak 410 (275 erkek, 135 kadın) beden eğitimi öğretmen adayları gönüllülük esasına dayalı olarak, rastgele yöntemle çalışmamıza dahil olmuştur. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. İstatistiki yöntem olarak yüzde frekans değerleri, betimsel istatistik, İndependentsamples t testi ve OneWayAnova analizleri kullanılmıştır. 0.05 düzeyinde anlamlılık ölçüt alınmıştır. Sonuç olarak; araştırmada, beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğini tercih etme nedenleri orta düzeyde bulunurken, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Kadınların öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu, 4.sınıfların 1 ve 2.sınıflardan daha olumlu tutuma sahip oldukları, açık öğretim lisesi mezunlarının daha yüksek tutuma sahip oldukları ve gelir durumu orta ve iyi olanların öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının daha iyi olduğu neticesine varılmıştır. Kadın ve erkek öğretmen adaylarının bu mesleğe yönelik tutumlarının arttığı durumlarda tercih etme nedenlerinde bir düşüş olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Öğretmen adayı, Öğretmenlik Mesleği, Tutum.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının fiziksel aktivite içeren oyunlara yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Eğitim bilimi açısından oyun önemli bir kavramdır. Birçok uzman oyun kavramını ele alırken bir öğrenme sanatı olarak değerlendirmiştir. Bu anlamda bireylerin gelişiminde oyunun etkililiği çok önemlidir. Bu manada oyunla öğretim metodunun en çok kullanacak olan beden eğitimi öğretmenlerinin oyuna yönelik tutumlarının önemli olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmada, beden eğitimi öğretmeni adaylarının oyuna yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışma evreni Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim gören beden eğitimi öğretmeni adayları olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunda 424 (260 erkek, 164 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı yer almıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Hazar (2015) tarafından geliştirilen Oyunsallık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Independent Sample t testi, OneWay Anova analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışma grubunun oyun tutkusu puanları yüksek bulunurken, sosyal uyum ve oyun isteği puanları düşük bulunmuş, risk alma ve keyif alma alt boyutlarında elde ettikleri puanlarında orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından, oyun tutkusu ve keyif alma alt boyutlarında kadın öğretmen adaylarının daha yüksek puan elde ettikleri, sosyal uyum alt boyutunda ise erkeklerin daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Yaş değişkeni açısından risk alma ve keyif alma alt boyutlarında 25 yaş üzeri bireylerin diğer yaş gruplarından daha düşük puan elde ettikleri, sosyal uyum alt boyutunda ise 20-24 yaş grubunda olanların diğer gruplardan daha yüksek puan elde ettikleri saptanmıştır. Akademik başarı değişkeni açısından, not ortalaması düşük olan grupların oyuna yönelik tutumlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada ele alınan gelir düzeyi, mezun olunan lise türü ve sınıf düzeyi açısından oyuna yönelik tutumlarının farklılaşmadığı söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yönelimlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Araştırmada çalışma grubu olarak 200 beden eğitimi öğretmen adayları gönüllülük esasına dayalı olarak, rastgele yöntemle çalışmamıza dahil olmuştur. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Onay (2001) tarafından geliştirilen Dindarlık Ölçme Araçları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. İstatistiki yöntem olarak yüzde frekans değerleri, betimsel istatistik, independent samples t testi ve One Way Anova analizleri kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, araştırma grubunun yaş değişkenleri dikkate alındığında; daha düşük yaşlarda dindarlık düzeylerinin, dini gruplara yönelimlerinin ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinin daha yüksek olduğu ortaya konulmaktadır. Sınıf değişkeni açısından birinci sınıf, öğretmen adaylarının dindarlık düzeyleri daha yüksek bulunurken, dini gruplara yönelimin üçüncü ve dördüncü sınıf, öğretmen adaylarında daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni dikkate alındığında her ne kadar anlamlı farklılık bulunmasa da dindarlık düzeylerinde, dini gruplara yönelmelerinde ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinde kadın öğretmen adaylarının daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmektedir. İlgilendikleri spor dallarının bireysel ve takım sporu olma durumu dikkate alındığında dindarlık düzeylerinde ve dini gruplara yönelim düzeylerinde takım sporcularının daha yüksek düzeyde olduğu söylenebilecekken, dindarlık düzeyi açısından bireysel sporcular daha yüksek puanlara sahiptir. Not ortalamaları dikkate alındığında dindarlık düzeyi açısından bir fark görülmezken, dini gruplara yöneliminde ve diyanet işleri başkanlığına yöneliminde not ortalaması arttıkça yönelimin azaldığı tespit edilmiştir. Aile gelir düzeyi azaldıkça, dindarlık düzeylerinin ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinin de azaldığı söylenebilir. Mezun olduğu lise türüne bakıldığında; dindarlık düzeyi açısından imam hatip lisesi ve meslek lisesi mezunlarının daha yüksek puanlara sahip olduğu, diyanet işleri başkanlığına yöneliminde meslek lisesi mezunlarının açık bir şekilde daha belirgin olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca dini gruplara yönelimin istatistiksel anlamlılık olmasa da spor lisesi ve meslek lisesi mezunlarının daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Her alt boyut için genel lise mezunlarının daha düşük puana sahip olduğu ise diğer gözlemimizdir. Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yöneliminin bazı alt değişkenlere göre farklılık gösterdiği söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik kimliklerini geliştirmelerinde etkili olan faktörlerin değerlendirilmesi
Eğitime yön veren, eğitimin kalitesini belirleyen en önemli öğe hiç şüphesiz öğretmendir. Öğretmenlerin bilinçli ve üretken bir kimliğe sahip olması yetiştirmiş oldukları öğrencilere de yansımaktadır. Ülkelerin kalkınması ve gelişmesi toplumdaki bireylerin etkili ve verimli bir biçimde eğitilmesiyle gerçekleşebilir. Bu anlamda, eğitim sisteminin en önemli öğesi olarak kabul ettiğimiz öğretmenler eğitimin niteliğini belirleyen en önemli unsur olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik kimliğini geliştirmelerinde etkili olan faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışma grubu Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim gören beden eğitimi öğretmeni adayları olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunda 614 (362 erkek, 252 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı yer almıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Aykaç, Yıldırım, Altınkurt ve Marsh (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen adaylarının öğretmen kimliğinin oluşmasını etkileyen etmenler ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve parametrik testler uygulanmıştır. Bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde independent sample t-testi ve One Way Anova kullanılmıştır. Araştırma soncunda; beden eğitimi öğretmeni adaylarının kişisel özellikleri öğretmen kimliğinin gelişiminde en yüksek etki düzeyinde olduğu, bunun yanında medya etkisinin haricinde diğer tüm alt boyutların olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Kadın öğretmen adaylarının erkek öğretmen adaylarına göre meslek öncesi kimlik algılarının daha yüksek olduğu, Yaş değişkeni açısından 25 yaş ve üzeri grubun yükseköğretim öncesi okul yaşantısı ve mesleğin özellikleri alt boyutlarında daha yüksek puanlar elde ettikleri, bu sonuca paralel olarak 4.sınıfta öğrenim görenlerinde yükseköğretim öncesi okul yaşantısı alt boyutunda yüksek puan elde ettikleri belirlenmiştir. Öğrenim görülen bölüm açısından yakın sosyal çevre alt boyutunda öğretmenlik öğrencilerinin spor yöneticiliği öğrencilerinden daha yüksek puan elde ettikleri, kişisel özellikler alt boyutunda da öğretmenlik ve antrenörlük eğitimi öğrencilerinin spor yöneticiliği öğrencilerinden daha yüksek puan elde ettikleri tespit edilmiştir. Not ortalaması değişkeni açısından kişisel özellikler alt boyutunda not ortalaması 2.00-2.49 arasında olanların puan ortalaması 2.50-3.49 arasında olanlardan, 3.50-4.00 arasında olanların puan ortalaması 3.00-3.49 arasında olanlardan daha yüksek olduğu, mesleğin özellikleri alt boyutunda not ortalaması 2.50-2.99 arasında olanların puan ortalaması 2.00-2.49 ile 3.50-4.00 arasında olanlardan daha yüksek olduğu, medya etkisi alt boyutunda not ortalaması 2.50-3.49 arasında olanların puan ortalaması 2.00-2.49 ile 3.50-4.00 arasında olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Mesleğe yönelmede öncelikli olarak aile ve öğretmenleri daha etkili olduğu, Anne ve baba eğitim durumları açısından yapılan karşılaştırmalarda öğretmenlik deneyimi alt boyutunda ebeveynleri okuma yazma bilmeyenler ile üniversite mezunu olanların puan ortalamalarının lise ve ilköğretim olanlardan daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının meslek öncesi öğretmen kimlik algılarının incelenmesi
Bilgi ve teknolojinin hızlı bir biçimde geliştiği bir dönemde eğitimin niteliği ve kalitesi oldukça önemlidir. Kaliteli bir eğitimin sağlanmasında öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu anlamda öğretmenler sürekli öğrenci ile iletişim halinde oldukları için öğrenci üzerindeki etkilerinin yoğun olması ve öğretmenlerin eğitim sürecinde ortaya çıkan değişimlere karşı nasıl bir yol izleyeceği ön plana çıkmaktadır. Dolayısı ile öğretmenlerin mesleklerine olan bakış açısı ve öğretmen kimliği algısı oldukça önemlidir. Bu çalışmanın beden eğitimi öğretmeni adaylarının, meslek öncesi öğretmen kimlik algılarını belirlemek için yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evreni, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim görmekte olan, beden eğitimi öğretmeni adaylarından oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak toplam 435 (223 erkek, 212 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde kişisel bilgi formu ile öğretmen adaylarının meslek öncesi öğretmen kimliğini belirlemek için, Friesen ve Besley (2013) tarafından geliştirilen ve daha sonra Arpacı ve Bardakçı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Meslek Öncesi Öğretmen Kimlik Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamına kodlanarak SPSS 22.00 istatistik programı ile çözümlenmiştir. İstatistiksel yöntem olarak, betimsel istatistikle birlikte gruplar arası karşılaştırmalarda İkili gruplar için İndependent Sample t testi, çoklu gruplar için OneWay ANOVA testleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, araştırma grubunun meslek öncesi öğretmen kimliklerine olan inançlarının oldukça yüksek olduğu, kadın öğretmen adaylarının yeterliliklerine ilişkin inançlarının erkek öğretmen adaylarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma grubunun, kendini öğretmen olarak görme ve nitelendirme alt boyutunda 4.sınıfların diğer sınıf düzeylerinden daha yüksek inanca sahip oldukları görülürken not ortalaması açısından da notları yüksek olanların kendini öğretmen olarak görme ve nitelendirme inançlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca anne eğitim durumu lisans ve lisansüstü olanların öğretmen olmaya yönelik özgüven anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilirken, baba eğitim durumunun herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve Spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Öğretmenler eğitim ve öğretimin hiç şüphesiz vazgeçilmez unsurlarından biridir. Günümüz şartları düşünüldüğünde öğretmenlerin eğitime büyük katkıları bulunmaktır. Eğitim-öğretim sürecinin etkili ve verimli olması kaliteli bir eğitimin verilmesi ile mümkündür. Eğitim-öğretim sürecinden, gerekli olan verimin alınabilmesi ise ancak öğretmenlerin mesleklerindeki memnuniyet durumları ve öğretme motivasyonlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet düzeylerinin ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesinin mesleklerini icra etmeleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bu çalışmadaki mesleki memnuniyetleri ile ilgili görüşlerini tespit etmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğretme motivasyonları ile ilgili düşüncelerini tespit edilmesinde ise genel tarama modelinde nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak cinsiyetin, medeni durumun, öğrenim durumunun, okul türünün ve katılım gösterilen faaliyet sayısının motivasyon boyutlarını etkilemediği; görev süresi ve ders yükü değişkenlerinin ise motivasyon boyutlarını etkilediği söylenebilir. Ayrıca mesleğe dair görüşler incelendiğinde ise öğretmenlik mesleğinin kutsal ve saygın bir meslek olduğu, değer verilmesi gereken ve topluma yön veren bir meslek olduğu ön plana çıkmıştır. Bunun yanında araştırma grubu beklenti olarak; toplumda beden eğitimi ve spor kültürünü yaygınlaştırmak, sporu seven bireyler yetiştirmek, beden eğitimi ve spor dersine karşı olan ön yargıyı ortadan kaldırmak gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma grubunun beden eğitimi ve spor öğretmenliğini tercih etme sebeplerine ilişkin olarak; beden eğitimi ve sporu sevmeleri, sporcu olmaları ve öğretmenlik mesleğini sevmeleri bu mesleği tercih etmelerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma grubu; imkânların yetersiz olması, beden eğitimi ve spor dersine değer verilmemesi, derse karşı olumsuz önyargılar, okul idaresi ve veliler ile yaşanan sorunlardan dolayı kaygılı olduklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenler; fiziki çevre şartlarının yetersiz olması, araç-gerecin yetersiz olması, okul idaresi ile yaşanan sorunlar ve ders saatlerinin yetersiz olmasından dolayı sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.