Theses supervised by Prof. Dr. Şükrü Kızılot

24 theses · Gazi University

Master'sOpen AccessTR

Vergi Yargılama Hukukunda re'sen araştırma ilkesinin kapsamı ve işlevi

Taraflarca hazırlanma ilkesinin geçerli olduğu medeni yargılama hukukundan farklı olarak, ceza yargılamasında ve idari yargılama hukukunda re?sen araştırma ilkesi geçerlidir. Özellikle idari yargı içinde yer alan vergi yargılamasında tarafların eşit olmadığı varsayımı altında, mükellef/sorumlu olan davacı tarafın ulaşmasının mümkün olmadığı bazı bilgi ve belgelerin yargı gücünün kullanılarak temin edilebilmesini ya da kamu düzeninden olan ancak tarafların mevcut bilgi ve görgüsüyle her zaman tespit edemediği hukuka aykırılıkların yargı yerince tespitine imkan sağlayan ilke ?re?sen araştırma? ilkesidir. Vergi yargı organları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu?nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ?Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler?? hükmüne göre, davayı sevk ve idare etmekle, her türlü incelemeyi ve araştırmayı kendiliğinden yapmakla görevlendirilmektedir.Çalışmada belirtilen özellikleri nedeniyle re?sen araştırmanın, vergi uyuşmazlıklarının yargısal çözümünde önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple çalışmamızda, re?sen araştırma ilkesinin vergi yargılama hukukundaki yeri ve uygulamada çıkan sorunlar: Adil yargılanma hakkına ve yargılama hukukuna hakim olan ilkeler ile vergi yargısından beklenilen işlevler ve erkler ayrılığı hususları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda, aynı zamanda bir yetki olan re?senaraştırmanın yargı yerlerince kanuni sınırlarının dışında kullanılması; bu ilkenin kendisiyle ilgisi bulunmayan yargılama faaliyetlerine gerekçe edilmesi; bazı kanuni sınırların da bu ilkenin uygulanabilirliğinin önünde engeller oluşturması, gibi temel sorunların varlığıyla karşılaşılmıştır.Nihayetinde yapılan bu tespitlere göre, özellikle çalışmada ayrıntılı bir şekilde değinilen ulusal ve uluslararası yargılama hukuku ilkelerine ve işlevlerine ulaşmak adına, ideal hukuk ve pozitif hukuk kuralları bakımından çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:1. Hukuk Devleti, 2. Re?sen Araştırma, 3. Yargılama Hukuku, 4. Adil Yargılanma, 5. Kapsam

Adil yargılanmaHukuk devletiResen araştırma+3
Recep İbiş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergiler ve analizi

Petrol, önemli bir enerji kaynağıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak petrole olan bağımlılık ve talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle akaryakıt ürünleri gerek üretim gerekse tüketimde vazgeçilmezdir ve tüm sektörlerde temel girdi konumundadır. Özellikle de ulaştırma sektörü akaryakıta bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Keza dünya ham petrol tüketiminin yarıdan fazlasını ulaşım amaçlı akaryakıt ürünleri oluşturmaktadır. Akaryakıt hem ekonomik hem de çevresel gerekçelerle vergilendirilmektedir. Dünyada farklı oranlarda ve biçimlerde vergilendirilen akaryakıt, Türkiye?de bütçelerin önemli bir gelir kaynağıdır. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, yüksek vergi hasılatı sağlamaktadır. Bu vergiler akaryakıt üzerinde önemli bir vergi yükü de oluşturmaktadır. Türkiye akaryakıt vergilerinden dolayı, dünyada en pahalı akaryakıt kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. Yüksek vergi yükü, beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik olumsuzluğu da getirmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Akaryakıt 2. KDV 3. ÖTV 4. Vergi Yükü 5. Kayıt Dışılık

AkaryakıtKatma değer vergisiOECD ülkeleri+1
Cem Barlas Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Limited şirketlerin vergi borçlarından dolayı kanuni temsilci ve ortakların sorumluluğu ve analizi

Limited Şirketten tahsil edilemeyen vergi alacakları dolayısıyla kanuni temsilci ve ortaklar takip edilirken idareler kanunları farklı yorumlayabilmekte, kanuni temsilci ve ortaklar sorumluluklarını bilememekte ve yargı kararlarını takip edemeyebilmektedir. Bu durum idareler açısından boşa zaman ve emek kaybına, kanuni temsilci ve ortaklar açısından ise şirket borçlarından sorumlu olmalarına neden olabilmektedir.Çalışmamızda vergi kanunları Danıştay kararları ile birlikte analiz edilerek limited şirket kanuni temsilci ve ortaklarının hangi aşamalardan geçerek vergilendirilmesi gerektiği incelenmiştir.Çalışmamızın birinci bölümünde; kamu alacağı kavramı, özellikleri çeşitleri ile kamu alacaklıları ve borçluları, bazı yabancı ülkelerdeki kamu borçlarından kanuni temsilci ve ortaklarının sorumluluğu incelenmiştir.İkinci bölümünde; limited şirketlerin ortak ve kanuni temsilcilerinin ödevleri, sorumluluklarında geçirdiği aşamalar ile kanuni düzenlemelerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.Üçüncü bölümde ise; Limited Şirketin vergi borcu nedeniyle kanuni temsilci ve ortaklar tarafından açılan davalar sonucu verilen kararlar incelenmiş. Bu kararlardan kanuni temsilci ve ortakların takibinde en çok karşılaşılan sorunlar seçilerek gruplamalar yapılmış, bu sorunların çözümüne yönelik olarak Danıştay'ın vergi dava dairelerinin görüşleri doğrultusunda öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Limited Şirket2. Kanuni Temsilci3. Ortak4. Vergi Borcu

BorçlarLimited şirketlerOrtaklar+3
Eslem Ayaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim sektörünün vergilendirilmesi ve analizi

İletişim sektörü, günümüzde ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınma süreçleri için çok önemli bir yere sahip, rekabet düzeyi yüksek ve çok hızlı gelişme gösteren bir sektördür. İletişim hizmetlerine olan talebin hızla artışı ve sektörden elde edilen gelirlerin yüksek oluşu bunun temel göstergeleridir.Gerçekleştirilen çalışmanın amacı, ülkemizde yüksek gelişme potansiyeline sahip bir sektör olan iletişim sektörünün vergilendirilme biçiminin ortaya konulmasıdır. Bu doğrultuda, sektörün gelişimi önündeki engeller detaylı bir biçimde açıklanarak sorunlar üzerinde çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla tezin kapsamına; başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünya üzerindeki birçok ülke uygulamaları ele alınarak karşılaştırmalar yoluyla yapılan öneriler dahil edilmiştir.Bu amaca yönelik olarak birçok ülkede bu hizmetlerin nasıl vergilendirildiği ve vergi yükü ortaya konulmuştur. Bu açıklamalar ışığında, yer verilen çözüm önerilerinin ülkemizde meydana getireceği olası etkiler değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.

FinansSektörel analizVergilendirme+2
Melike Rana Dayıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye azaltımı ve vergisel sonuçlarının analizi

Ekonomi, finans ve hukuk bilimleri açısından farklı anlamlara gelen sermaye, başta pay sahipleri ve ortaklık alacaklıları olmak üzere, ileride pay sahibi olması muhtemel kişileri, ortaklıkla ilişki halinde olan diğer gerçek ve tüzel kişileri ve şirketlerin vergi mükellefi olması nedeniyle de devleti yakından ilgilendiren bir kavramdır. İktisadi faaliyetlerin yürütülmesinde hayati önemi haiz sermayenin çeşitli ekonomik nedenlerle ihtiyari ya da sermaye kaybında olduğu gibi zorunlu nedenlerle azaltılması mümkündür.Sermaye azaltımı müessesesi Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 473, 474 ve 475'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Sermayenin şirket alacaklıları için güvence oluşturma fonksiyonu dikkate alınarak, özü itibariyle bir esas sözleşme değişikliği mahiyetinde olan sermaye azaltımı diğer esas sözleşme değişikliklerinden farklı birtakım düzenlemelere ve sıkı kurallara tabi tutulmuştur.Ülkemizde uzun yıllar süren enflasyonist etkiler ve ağır işleyen maliyetli bir süreç gerektirmesi nedeniyle yaygınlık kazanamayan yapının; enflasyon oranlarındaki düşme eğilimine ve sermaye azaltımı sonucunu doğurabilecek şirket bölünmelerinin TTK ile yasal alt yapıya kavuşturulmasına paralel olarak eskiye oranla daha sık kullanılması beklenmektedir. Bu itibarla sermaye azaltımı müessesesinin, uygulamada yaygınlık kazanması öncesinde vergisel sonuçlarıyla birlikte ele alınması, irdelenmesi, tereddüt ve belirsizliklerden arındırılmış daha etkin işleyen esnek bir yapıya kavuşturulması önem arz etmektedir.Vergi kanunlarımızda sermaye azaltımının vergilendirilmesi hususunda açık bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulamada sermaye azaltımı neticesinde ortaklara yapılan ödemelerin kâr payı olarak nitelendirilmesinin ve kâr paylarının tabi olduğu vergilendirme rejimi kapsamında vergilendirilmesinin anayasal bir ilke olan vergilerin kanuniliği ilkesine uygunluğu tartışmalıdır.Bu çalışmada, ticaret hukuku, sermaye piyasası hukuku ve vergi hukuku bileşenleri dikkate alınarak eski ve yeni ticaret kanunu, vergi kanunları ve vergilendirme ilkeleri, sermaye piyasası mevzuatı, konuya ilişkin yargı kararları, vergi uygulamaları bir arada değerlendirilerek sermaye azaltımı müessesesi ve bunun vergilendirilmesi incelenmiş, başta sermaye azaltımının vergilendirilmesine ilişkin açık bir kanun hükmünün bulunmamasından kaynaklananlar olmak üzere uygulamada karşılaşılan sorunlara değinilerek bunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Kar dağıtımıKar payıSermaye azaltma+3
İlhami Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde vergi kaçakçılığı, vergiden kaçınma, vergi denetimi ve analizi

Belirli kamusal nitelikteki hizmetlerin devletin varlığını zorunlu hale getirmesiyle başlayan ve böylece devlet ile vatandaş arasındaki en temel ekonomik ilişkiyi oluşturan vergiler, bu hizmetlerin karşılanmasında bugün artık tek gelir kaynağı niteliğinde olmasalar bile en büyük ve en güvenilir finansman kaynağı olmaya devam etmektedirler. Bu özelliklerinden dolayı ekonomik ve sosyal gelişmelerin de belirleyicisi olarak kabul edilebilecek vergilerin toplanması, harcanması ve denetim aşamaları ile ilgili tüm kararlar 1999 Helsinki Zirvesiyle aday ülke statüsüne kavuşan Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde önemli müzakerelere konu olmaktadır.Bir devletin vergi aracını etkin ve etkili bir şekilde kullanmaya devam edebilmesinin ön koşulu, vergi kayıplarını en aza indirmeye yönelik olarak vergi uyumunu sağlayabilecek gerekli şartları oluşturmaktır. Bu çerçevede, bu tez, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri deneyimleri ve uygulamalarının söz konusu şartlardaki benzerlik ve farklılıklarını inceleyerek, vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı sorununun neden ve sonuçlarına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu deneyim ve uygulamaların karşılaştırılmasında, mükelleflerin vergisel tepkilerinin altında yatan temel faktörler, vergi yönetimlerinin, uyguladıkları politikalarla sonuçlarını kısa ve uzun dönemde etkileyebileceği unsurlara odaklanılarak ele alınmıştır. Türkiye ve Avrupa Birliği uygulamaları farklı açılardan incelendiğinde ortaya çıkan en temel bulgu; Türkiye'de vergi yönetiminin kurumsal yapısının zamanla Avrupa Birliği'ne uyumlu hale getirilmesine rağmen gerek uygulamadaki bir takım idari ve iradi zaaflar nedeniyle gerekse Türkiye ekonomisinin kendine özgü yapısı ve kırılganlıkları nedeniyle Avrupa Birliği'nde ulaşılan başarı düzeyi henüz yakalanamamıştır.

Avrupa BirliğiDenetimKaçakçılık+7
Debi Konukcu Önal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gayrimenkullerin ivazsız intikallerinin vergilendirilmesinin analizi

?Gayrimenkul?, ?veraset? ve ?ivazsız intikal? kavramlarının yalnızca vergi kanunları kapsamında açıklanması ve vergilendirme bakımından doğru bir biçimde uygulanabilmesi her zaman mümkün olamamaktadır. Bu durum, vergilendirmeyi gerektirmeyen veya istisna bulunan bazı hallerde vergi idaresi tarafından haksız ve yersiz yere vergi alınmasına neden olabilmektedir.Çalışmamızda, söz konusu sorunlar ortaya konularak; vergi kanunları dışındaki düzenlemeler, yargı kararları, idari uygulamalar ve düzenleyici işlemler ile doktrindeki görüşler çerçevesinde gayrimenkullerin ivazsız intikallerinin ne şekilde vergilendirilmesi gerektiği incelenmiştir.Başta veraset ve intikal vergisi olmak üzere gelir vergisi ve diğer yükümlülükler bakımından değerlendirme yapılarak, özellikle fikir birliği olmayan durumlar bakımından kişisel görüşümüzü içeren çözüm önerileri getirilmiştir.Çalışmamamızın birinci bölümünde; gayrimenkullerin ivazsız intikalinde vergilendirmenin getiriliş nedenleri, olumlu ve olumsuz yanları, bazı yabancı ülkelerdeki uygulamalar incelenmiştir.İkinci bölümde; gayrimenkullerin ivazsız intikalinde vergilendirmenin geçirdiği aşamalardan söz edilmiş, veraset ve intikal vergisi, gelir vergisi, katma değer vergisi, emlak vergisi ve harçlar bakımından ivazsız intikal eden gayrimenkullerin vergilendirilmesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.Üçüncü bölümde ise; gayrimenkullerin ivazsız intikalinin vergilendirilmesinde veraset ve intikal vergisi, gelir vergisi, katma değer vergisi, emlak vergisi ve harçlar bakımından oluşan özellikli durumlar, karşılaşılan sorunlar uygulamadan örnekler de verilerek incelenmiş, söz konusu sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Veraset ve İntikal Vergisi2. Gayrimenkul3. İvazsız İntikal4. Veraset5. Servet Vergisi

GayrimenkullerVergi KanunuVergi hukuku+6
Yusuf Burak Aslanpınar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda ve Avrupa Birliğinde gümrük vergisi uyuşmazlıkları ve analizi

Tarihin en eski vergi kalemlerinden olan ?gümrük vergileri? öncelerimali amaçlarla devletlere gelir sağlama gayesiyle konulmuş ancak zamanlaortaya çıkan yeni vergilerle bu amacından uzaklaşmıştır. Günümüzde,ihracatı teşvik edip ithalatı kısarak yerli üretimi koruma ve desteklemeuluslararası yapılan birlik anlaşmaları gümrük vergilerinin alınmasının temelsebepleridir.Gümrük vergisi ve gümrük vergisi uygulamasında ortaya çıkanuyuşmazlıklar Avrupa Birliği'ne giriş sürecimizde oldukça önemli ve güncel birkonudur. Avrupa Birliği'ne üyelik konusunda ülkemiz tercihini belirlemiş ve budoğrultuda mali uyumlaştırma bakımından öncelikle gümrük vergisiuygulamasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin düzenlemeleryapmaktadır. Gümrük vergisinin uluslararası niteliğinin bulunması sebebiyleortaya çıkan uyuşmazlıklarının çeşitli olması bu alandaki çalışmalarıyoğunlaştırmıştır. Gümrük Birliği ile birlikte Türkiye, AB mallarını sıfırgümrükle ithaline ve AB'nin belirlediği üçüncü ülkelere karşı uygulanacakOrtak Gümrük Tarifesine uyma yükümlülüğüne girerek; AB lehine Türkiyealeyhine ticaretin gelimesine olanak tanımış ve aynı zamanda sıfırlanangümrük vergileri ile birlikte, kamu gelirleri içerisinde önemli yeri olan gümrükvergi gelirleri kaybına uğramıştır. Türkiye'nin , Avrupa Birliği'ne tam üyeolmadığı halde Gümrük Birliği'ne giren ve AB'nin tüm uygulamalarını kabuletmesi, AB'ye üye ülkelerde farklı dolaylı vergi uygulaması bulunması,vergilendirme yetkisine ilişkin sınırlandırmalar, gümrük vergisi kaybına sebepolan eylemler ve Türkiye'nin gerek gümrük vergisi düzenlemeleri gereksegümrük idaresi konusunda yaşadığı ulusal boyuttaki sorunları gümrük vergisiniolumsuz etkilemektedir.Tüm bu sebeplerle, gümrük mevzuatının değişen ve gelişen ekonomikyapı içerisinde tekrar ele alınarak özellikle VUK ile daha fazla bir uyum186içerisinde olacak şekilde ülke çıkarlarının da ön planda olacağı gereklideğişikliklerin yapılması yerinde olacaktır.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuFinans+6
Tayfun Ercan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin etkinliğinin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Vergi kamu giderlerinin finansmanında kullanılan önemli bir maliye politikası aracıdır. Beyan esasının geçerli olduğu vergi sistemlerinde, yükümlülerin beyanı doğru kabul edilmekte ve yükümlülerin vergi beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliği vergi denetimi ile sağlanmaktadır.Vergi sisteminin ve vergi idaresinin etkinliğinde temel belirleyici unsur, etkin işleyen bir denetim yapısının varlığıdır. Vergi denetiminin yapısı ve işleyişi, vergi mevzuatı, denetim standartları, denetim elemanlarının sayısı ve nitelikleri, denetimde teknolojik altyapının etkin kullanımı vergi denetiminin etkinliğini belirleyen unsurlar olmaktadır.Vergi denetim elemanlarının yetiştirilmeleri, sayılarının artırılması, denetlenecek sektör, konu ve yükümlülerin belirlenmesinde riskli olanların seçimi, denetim standartlarının ve denetimde iş süreçlerinin belirlenmesi, iyi işleyen bir iç denetim sistemi vergi denetiminde etkinliğin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

DenetimTürkiyeVergi denetimi+2
Mesut Hastürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bir vergi güvenlik müessesesi olarak kontrol edilen yabancı kurum (CFC) müessesesi ve Türkiye uygulamasının dünya uygulamaları ışığında değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de 2006 yılında uygulamaya giren kontrol edilen yabancı kurum müessesesinin etkinliği, ilgili mevzuat hükümleri ve yurtdışı uygulamalar esas alınarak incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde, kontrol edilen yabancı kurum kavramının vergi sistemlerinde uygulanma gerekçesi, tanımı, unsurları, ortak özellikleri, diğer ülke vergi mevzuatlarında ne şekilde düzenlenmiş olduğu, AB mevzuatıyla uyumu, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ile ilişkisi ve vergisel bilgilerin değişimi ile kontrol edilen yabancı kurum müessesesinin bağlantısı konuları ele alınmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'de kontrol edilen yabancı kurum kavramına ilişkin mevzuat hükümleri, bu müessesenin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki transfer fiyatlandırması, örtülü sermaye, yurtdışı vergilerin mahsubu, vergi cennetlerine yapılan ödemelerden tevkifatlar gibi diğer müesseselerle olan bağlantısı ve uygulamasında karşılaşılan veya karşılaşılabilmesi olası sorunlar ortaya konmaya çalışılmıştır.Çalışmanın son bölümünde, ilk iki bölümde ortaya konunan bilgiler ışığında, Türk vergi hukukunda yeni bir müessese olan kontrol edilen yabancı kurum müessesesinin bugüne değin ne derecede etkinlikte uygulandığı tartışılmış ve uygulamasında karşılaşılan veya karşılabilecek sorunlarına ilişkin uygulama etkinliğini arttırıcı yönde çözüm önerileri açıklanmıştır.

Kontrol edilen yabancı kurumVergi kayıplarıVergi mevzuatı+3
Cumhur İnan Bilen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde sermaye piyasasına yönelik muafiyet ve istisnaların analizi

Ülkelerin ekonomik kalkınmasında ve büyümesinde sermaye piyasalarının katkısı büyüktür. Ülke içindeki tasarrufların yatırıma dönüşmesi ve buna ek olarak yabancı fonların ülkeye kazandırılması için sermaye piyasası kurumlarının ve araçlarının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi şarttır. Teşvik mekanizmaları içinde vergiler, bilhassa muafiyet ve istisnalar önemli bir yere sahiptir.Günümüzde ülkeler özellikle yabancı fonları çekebilmek amacıyla da-ha çok muafiyet ve istisna düzenlemelerine gitmektedirler. Küresel rekabetin de etkisiyle sermaye piyasalarına yönelik vergi düzenlemeleri yapılırken benzer nitelikteki ya da rakip ülkelerdeki vergi düzenlemeleri de dikkate alınmaktadır.Bu çalışma ile yürülükteki çeşitli vergi kanunlarında yer alan sermaye piyasası kurumları ve araçlarına yönelik vergi muafiyet ve istisnaları ile bunların getiriliş amaçları ve geçirdiği aşamalar irdelenmiş, uygulamada karşılaşılan sorunlar belirtilerek bunların çözümüne yönelik öneriler getirilmiştir.Halka açıklığı özendirecek, kamu borçlanma senetleri ile özel sektör borçlanma senetleri arasındaki vergi yükünü eşitleyecek, yeni geliştirilecek sermaye piyasası araçları ile kurumlarını kapsayacak nitelikteki muafiyet ve istisna düzenlemeleri tasarruf sahiplerini sermaye piyasalarına yöneltecektir.Haczedilemezlik istisnasının yargı kararlarının gereğinin yerine getiril-mesini engellemeyecek ve mülkiyet hakkını ihlal etmeyecek şekilde uygu-lanmasını sağlamaya yönelik kanun düzenlemesi yapılması yararlı olacaktır.Taşınmazları Devlet malı hükmünde olan kurumların emlak vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayıp sorun idari ve yargısal yöntemlerle çözümlenebilir.Vergi oranının sıfır olarak belirlenmesinin, pay sahibi olmayan denetim kurulu üyelerine kar payı verilip verilmeyeceğinin ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları kazanç istisnasından yararlanma koşullarının kanun düzenlemesi ile yapılması önemlidir.Muafiyet ve istisna uygulamalarına ilişkin mevcut sorunların çözümü sermaye piyasasını geliştirecek ve vergi ödeme kapasitesini artıracaktır.

MuafiyetSermaye piyasasıSermaye piyasası araçları+5
İlhami Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelir üzerinden alınan vergilerde kanunen kabul edilmeyen giderler ve analizi

Bu tezin amacı, Türk vergi hukukunda gelir üzerinden alınan vergiler bakımından, matrahın tespitinde kanunen kabul edilmeyen giderleri analiz ederek, bu alanda yaşanan problemleri tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Tezin kapsamı gelir vergisi ve kurumlar vergisinde indirimi kabul edilmeyen ödemelerle sınırlıdır. Tezde çeşitli ülkelerde geçerli olan bazı kanunen kabul edilmeyen gider örneklerine de yer verilmekle birlikte, bu bilgiler Türk vergi hukukundaki düzenlemelerin uluslararası uygulamalarla uyumu konusunda fikir sahibi olmak amacıyla sınırlıdır. Tezde kazanç türleri itibariyle gelir vergisi ve kurumlar vergisi bakımından kanunen kabul edilmeyen giderler, tüm yönleriyle ele alınmıştır. Verginin üzerinden alındığı kazancın, ödeme gücünü en iyi şekilde yansıtması kanunen kabul edilmeyen giderlerin doğru şekilde tanımlanabilmesine bağlıdır. Ülkemizde bu tanımlamanın çok geniş tutulması, gerçek ödeme güçleri üzerinden vergi ödemek isteyen mükellefleri kayıtdışı faaliyette bulunmaya teşvik etmektedir. Bu durumun belge düzeni üzerinde yapacağı olumsuz etki, vergi matrahını aşındırmamak gerekçesiyle belirlenen kanunen kabul edilmeyen giderlerden kaynaklanacak vergi miktarından fazla olabilir. Bu çerçevede, vergi mevzuatında yapılacak kapsamlı bir genel gider tanımı ile gelir vergisi mükelleflerinin kazançlarından ve kurum kazancından indirilebilecek giderlerin çerçevesi genişletilmeli ve kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin hükümler yeniden gözden geçirilerek uygulamaya yön verilmelidir.

Gelir vergisiGelirlerGiderler+3
Ahmet Ozansoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kayıtdışı ekonomi ile mücadelede harcama eksenli önlemler

Kayıtdışı ekonomi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerinde çeşitli makroekonomik etkilere yol açan iktisadi bir olgudur. Kayıtdışı ekonomiye yol açan faktörler ülkelerin ekonomik yapıları ve bu yapıdan kaynaklanan özelliklere göre değişiklik göstermektedir. Ekonomik yapı ile birlikte nakit ekonomisi, vergi politikası, istihdam politikası, verimlilik, enflasyon ve ekonomik krizler de kayıtdışı ekonominin nedenleri arasındadır.Bazı ekonomik faaliyetlerin kayıtdışında kalması, vergilerin eksik ödenmesine ya da hiç ödenmemesine neden olmakta ve sonuçta devletin vergi gelirleri azalmaktadır. Kayıt dışılık vergi kaybı ve sosyal sigorta primi kaybına yol açmakta ve bu kayıplar bütçe açıkları beraberinde getirmektedir. Bunun önüne geçmek için vergi oranlarının artırılması gereği, bütçenin gelir yapısının kalitesinde bozulmaya yol açar. Bütçe dengesindeki sorunlar, aynı zamanda borçlanma gereğini ve bütçedeki faiz yükünü artırır. Sonuçta sürdürülebilir büyüme üzerinde riskler oluşur.Bu kadar olumsuz etkiye yol açan kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü belirlemek ve neden olduğu vergi kaybının miktarını saptamak ise oldukça güçtür. Kayıtdışı işlemler ve bununla bağlantılı vergi kaybının, en önemli nedenlerinden biri de, belge alış-verişinin yeterince sağlanamayışıdır. Kayıtdışı faaliyetlerin kayıt altına alınabilmesi için belge düzenin yerleşmesine yardımcı olacak önlemlerin sisteme entegrasyonu sağlanmalıdır.Bazı yabancı ülkelerde harcamaların takip edilmesi yoluyla kişilerin servetlerindeki artışın kontrolü ve kaynağının sorgulanması şeklindeki uygulamalar, gelirler ve harcamalar arasındaki ilişki bankacılık sistemiyle entegre şekilde yürütülmektedir. Bunun dışında kayıtdışı ile mücadele amaçlı olarak harcamalara ikramiye ödenmesi şeklindeki uygulamalar da mevcuttur.Bu önlemlerden banka ve kredi kartı kullanımının yaygınlaştırılması kayıtdışı ekonomiyi önlediği gibi, ekonominin genelinde de olumlu etkiler yaratmaktadır. Kredi kartlarının en önemli etkilerinden birisi kayıtdışılığın önlenmesi ve böylece vergi gelirlerinin artırılması noktasında ortaya çıkmaktadır. Kredi kartları, mükellefler açısından bir ödeme ve satış kolaylığı olduğu gibi, vergi idaresi açısından da etkin bir gelir ve takip aracı işlevi görmektedir.Harcama belgelerine piyango benzeri sistemler yerleştirilerek belge düzenin sağlanmasının teşviki ise, özellikle Çin gibi bir çok ülkede kayıtdışı ekonomi ile mücadele ve vergi gelirlerinin artırılmasında başarılı sonuçlar veren ve Türkiye için model olabilecek bir uygulamadır.

Kayıt dışı ekonomiKredi kartlarıPiyango+1
Burçin Bozdoğanoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi teşviklerinin doğrudan yabancı sermaye yatırım kararları üzerindeki etkilerinin analizi ve değerlendirilmesi

Bu çalışma, Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye (DYS) yatırımlarında son on yıl içinde yaşanan artışın vergi ve vergi teşvik politikaları ile olan ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, öncelikli olarak DYS yatırımlarının kavramsal, kurumsal boyutu ve etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde DYS yatırımlarının belirleyenleri ve vergi teşviklerini yatırım kararları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki DYS hareketleri, Türkiye'de yatırımlara sağlanan teşvikler ve vergi teşvikleri ile etkinliği incelenmiş ve teşviklerin etkinliği için yapılması gerekenler ortaya konmuştur. Son bölümde ise DYS yatırımlarının Türkiye'deki belirleyenlerini tespit etmek amacıyla seçilmiş değişkenler üzerinden ampirik çalışmamızın sonuçları ortaya konmuştur.Çalışma sonucunda, Türkiye'de de vergi teşviklerinin, yabancı yatırımcının yatırım kararlarını etkilemediği sonucuna varılmıştır. Türkiye'de son on yıl içinde DYS yatırımlarının, özelleştirme, gayrimenkul alımları, politik ve ekonomik istikrar, yasal reformlara bağlı olarak geliştiği gözlemlenmiştir. Yaptığımız ampirik çalışma sonucu elde edilen bulgularda da, DYS hareketleri üzerinde özelleştirmenin en önemli değişken olduğu, kurumlar vergisindeki oran düşüşünün DYS hareketleri üzerindeki etkisinin önemsiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıTeşviklerVergi teşvikleri+2
Özgür Şahan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukuku'nda bilirkişilik kurumu ve analizi

Bu çalışmada, bilirkişi kavramı ile ilgili mevzuat hükümleri ve Danıştay kararları esas alınarak Türk Vergi Hukuku'nda Bilirkişilik Kurumu ve Analizi konusu incelenmiştir. Çalışmada, bilirkişilik kurumu ile ilgili olarak medeni usul hukukunda yer alan kanuni düzenlemelerin vergi yargısında ne şekilde uygulandığı konusu incelenmiştir.İlk bölümde, bilirkişilik kavramının tanımı ve hukuki niteliği, bilirkişilik kurumuna ihtiyaç duyulmasının sebepleri ve bilirkişilik kurumunun önemi, bilirkişinin niteliklerine yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, kavramın mukayeseli hukuktaki durumu inceleme konusu yapılmış, bilirkişilik kurumuna yakın kavramları incelenmesi ve kıyaslanması yapılmıştır.İkinci bölümde, öncelikle bilirkişi kurumunun geçirdiği aşamalara yer verilmiştir. Bilirkişi incelemesinin kapsamı ve bilirkişilik görevi ve raporu ile ilgili ayrıntılı inceleme yapılmıştır. Bu bölümün son kısmında ise Türk Vergi Hukuku'nda bilirkişilik kurumu özel olarak ele alınmış ve Danıştay kararları ile zenginleştirilmiştir.Üçüncü ve son bölümde ise, Türk Vergi Hukuku'nda bilirkişilik kurumu ile ilgili olarak karşılaşılan sorunlar ele alınmış ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri tartışılmış, karşılaşılan bazı sorunların kanuni düzenlemeler ile ve hakimlerin özverili çalışmaları ile çözümlenebileceği sonucuna varılmıştır.

Sinan Çınar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda ödeme emri müessesesi ve analizi

Bu çalışmanın amacı kamu alacağının tahsili için ödeme emrinin kamu idareleri tarafından hangi hallerde düzenlenebileceği, şekli unsurları, tebliği, kamu borçlularının dava yoluna başvurması ve dava sonucuna göre çeşitli durumları ortaya koymaktır.Çalışma ödeme emrinin uygulanması ve sonuçları ile ilgili olarak ülkemizde var olan uygulamaları içermekte olup dünyadaki uygulamaları ve sonuçları ele alınmamıştır.Çalışma hazırlanırken;öncelikle borç ve alacak hakkı, kamu alacağı ve 6183 sayılı Kanun kapsamına ilişkin açıklamalar ortaya konulmaya çalışılmış, daha sonra ödeme emrinin tebliği ve dava yoluna başvurulması halinde idari yargı yerleri ve bilhassa Danıştay uygulamasına değinilerek en son ödeme emri ile ilgili yaşanan sorunlar ve buna ilişkin çözüm önerilerinden bahsedilmiş ve konu açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede çalışmanın ilk bölümünde ?borç ve alacak hakkı, kamu alacağı ve 6183 sayılı Kanun kapsamı? irdelenmiş, ikinci bölümde ?ödeme emrinin unsurları, niteliği, tebliği ve tebliği sonrası süreç ? ele alınmış, üçüncü bölümde ise ?ödeme emri ile ilgili uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri? anlatılmıştır.Çalışmanın sonunda, uygulamada ödeme emrine dava açılabilecek hallerin belirlenmesi hususunda hem yargı yerleri arasında hem de bilimsel doktrinde farklılıklarının olduğu ve bu farklılıkların giderilmesi amacıyla bir takım önerilerde bulunularak vergiyi doğuran olayın mevcut olmadığı iddiasının vergilendirmenin her sürecinde ileri sürülmesi gerektiği bu durumun 1982 Anayasasının eşitlik ve adalet ilkelerine uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Hasan Karakuş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal alımlarda vergisel yük ve sorumluluk

Bu tez, vergisel yük ve sorumluluğa ilişkin Türkiye'de ve yabancı ülkelerdeki vergi kanunları çerçevesinde yapılan uygulamaları incelemeyi, Türkiye'deki uygulamalarda karşılaşılan sorunların tespit edilerek, çözüm yollarını araştırmayı ve devletin kendi kendisinden vergi alışının nedenlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Birinci bölümde, vergi yükü kavramı, kamu harcamalarının tanımı, tasnifi, vergi sorumluluğu ve bazı yabancı ülkelerdeki kamu vergisel yük konularına değinilmiştir.İkinci bölümde, Türkiye'deki vergi yükü, Türkiye'de kamu alımlarının vergi kanunları karşısında durumu, kamu alımlarındaki kaynakta vergilendirme ve stopaj uygulamaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde, devletin kendi kendisinden vergi alışının nedeni ve kamu alımlarında vergisel yük konuları değerlendirilerek, Türkiye'de kamu alımlarında vergisel yük konusunda karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm yolları belirtilmiştir.Kamu alımlarında, tevkif suretiyle vergilendirme, hem vergilendirmede basitlik sağlamakta hem de vergiyi kaynağında almak suretiyle vergi kayıp ve kaçağını azaltmaktadır. Diğer bir ifadeyle sağladığı oto kontrol ile vergi kaçakçılığının azaltılmasını olumlu yönde etkilemekte ve tahsilat oranının yüksek olmasına neden olmaktadır.Kamu harcamaları esnasında, kaynakta vergilendirme yönteminin uygulamasında etkinliğin sağlanması halinde vergi kaybının önlendiği bir gerçektir. Bu yöntemde, vergi sorumlusunun vergi kesintisini yaparak kalan net tutarı vergi yükümlüsüne ödemesi ile vergi kayıp ve kaçağının önüne geçilmiş olunur.Özellikle ülkemizde zirai kazançların vergilendirilmesinde kaynakta vergilendirme yönteminin yeteri kadar etkin kullanılamadığı görülmektedir. Bunun ötesinde, kaynakta vergilendirme yönteminin kullanıldığı diğer bazı gelir unsurlarında da kimi zaman yükümlü ve vergi sorumlularınca vergi kaybına neden olacak işlemlere başvurulabilmektedir.

Kamu alımlarıVergi yükü
Onur Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda eğitimin vergilendirilmesi

Eğitimin vergilendirilmesi ve eğitime sağlanan vergisel avantajlar günümüzün en önemli meselesidir. 21'inci yüzyılda en büyük yatırım ?insan?a yapılan eğitim yatırımıdır. Bu nedenle hükümetler, eğitime büyük önem vermekte ve eğitim sektörüne yönelik pek çok vergisel avantajlar tanımaktadırlar. ?Türk Vergi Hukukunda Eğitimin Vergilendirilmesi? başlıklı bu çalışmanın amacı; günümüz dünyasında bireysel ve toplumsal gelişimin en önemli öğesi olan eğitim hizmetlerinin vergilendirilmesi ya da eğitimden faydalananlara sağlanan vergisel avantajların ülkemiz açısından incelenmesidir. Tezin kapsamı eğitime sağlanan vergisel avantajlar bakımından Türk vergi hukukunun bütünüdür. Yöntem olarak sistematik ayırım esası benimsenmiş; gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, damga vergisi, emlak vergisi vb. gibi vergi türleri teker teker ele alınmış ve her biriyle ilgili olarak eğitim faaliyetlerine sağlanan avantajlar açıklanmıştır. Konuyla alakalı olarak diğer ülkeler mevzuatlarına ancak fikir verebilecek düzeyde uluslararası karşılaştırmaların yapılabilmesi açısından değinilmiştir. Ülkemizde eğitim faaliyetlerine pek çok vergisel avantajlar sağlanmıştır. Bunların başında eğitim işletmelerine tanınan sınırlı süreli vergi muafiyeti, bireylerin yapmış olduğu eğitim masraflarının vergi matrahından indirilebilmesi, eğitim kurumlarına yapılan bağış ve yardımların indirim konusu yapılabilmesi, bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin vergi dışı bırakılması, katma değer vergisinde indirimli oran uygulaması, damga vergisi ve emlak vergisi muafiyetleri vb. gibi düzenlemeler gelmektedir. Sağlanan avantajlara rağmen, gerek eksik kalan bazı uygulamalar gerekse mevcut düzenlemelerin hatalı olmasından kaynaklanan bir takım sorunlar bulunmaktadır. Ancak bu sorunların çözülmesi zor değildir.

EğitimOkullarÖğrenciler+2
Ahmet Ozansoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim ve limited şirketlerde vergi borcundan dolayı yönetim kurulu üyeleri ile ortakların sorumluluğunun analizi ve değerlendirilmesi

Vergi borcunun zamanında ve eksiksiz tahsili vergi idaresi için son derece önemlidir. Tüzel kişilerin malvarlığından alınamayan vergi borçları, bu kişilerin kanuni temsilcilerinden istenir. ?Anonim ve Limited Şirketlerde Vergi Borcundan Dolayı Yönetim Kurulu Üyeleri ile Ortakların Sorumluluğunun Analizi ve Değerlendirilmesi? başlıklı bu çalışmanın amacı, söz konusu şirketlerde yer alan sorumluluk müessesesinin nasıl işlediğinin ülkemiz açısından incelenmesidir. Tezin kapsamı, anonim ve limited şirketler açısından vergi borcu sorumluluğu kavramının Türk Vergi Hukuku ile Türk Ticaret Kanunu ve İcra-İflas Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesidir. Yöntem olarak sistematik ayrım benimsenmiş; çeşitli kanunlar açısından kanuni temsilci ve ortakların vergisel sorumluluğu, bu konuda yaşanan sorunlar ve çözüm yolları açıklanmıştır. Anonim ve limited şirketlerde yönetici konumundaki kanuni temsilciler ile ortakların, şirket tüzel kişiliklerinin ödenmemiş vergi borçları nedeniyle bazı sorumlulukları vardır. Ancak sorumluluk konusunda, gerek eksik kalan bazı uygulamalardan gerekse mevcut düzenlemelerin hatalı olmasından kaynaklanan bir takım sorunlar bulunmaktadır. Ancak bu sorunların çözülmesi zor değildir. Tezde sorunların çözüm yollarıyla ilgili öneriler yer almaktadır.

Anonim şirketlerLimited şirketlerSorumluluk+1
Fatma Ozansoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku yönünden enflasyon düzeltmesi ve analizi

Enflasyon fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artıştır ve paranın satınalma gücünü aşındırmaktadır. Bu nedenle de finansal tablolarınanlamsızlaşmasına neden olmaktadır. Bu olumsuz etkileri nedeniyleUluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB), Uluslararası MuhasebeStandartları 29 (UMS 29) olarak bilinen standardı hazırladı. Bu standart,finansal tablolar üzerindeki enflasyonun olumsuz etkilerini gidermeyiamaçlamaktadır. Avrupa Birliği de, üye ve aday ülkelerden muhasebestandartlarını UMS 29 ile uyumlu hale getirmelerini istemektedir. Bununyanında, mükellefler enflasyon nedeniyle daha fazla vergi ödediklerini vevergi adaleti açısından enflasyon muhasebesinin gerekli olduğunusavunmuştur.Tüm bu talepler karşısında, UMS 29'da da olduğu gibi genel fiyatdüzeyi muhasebesine uygun olarak enflasyon muhasebesine yönelik birkanun hazırlandı ve bu kanun 5024 sayılı Kanun olarak yasalaştı. Vergimatrahı üzerindeki enflasyonun olumsuz etkilerini gidermeye yönelik 5024sayılı Kanun bu çalışmada matrah üzerindeki etkileri ve vergi adaletiyönünden analiz edilip değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, 5024 sayılı Kanunile yürürlüğe konulan enflasyon düzeltmesi (enflasyon muhasebesi)uygulamasının diğer standart, yasal düzenleme ve enflasyonun vergi matrahıüzerindeki etkilerini gidermeyi amaçlayan kısmi yöntemlerle karşılaştırmasıyapılacaktır.

Murat Özden
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Veraset ve intikal vergisinde istisnalar ile tarifenin oransal yapı açısından değerlendirilmesi ve analizi

Veraset ve intikal vergisi, ölüm olayı sonucunda veraset yoluyla ve çeşitli şekillerde sağlar arasında gerçekleşen karşılıksız intikalleri konu alan genel bir servet vergisidir. Servet transferi üzerinden alınan bir vergi olan veraset ve intikal vergisi, ülkemizde 1926 yılında, 797 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Hakkında Kanun ile uygulanmaya başlanmış, zaman içinde çeşitli değişikliklere uğrayarak, 1959 yılında, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ile günümüzdeki şeklini almıştır. Günümüze gelene kadar, çeşitli değişikliklere uğrayan veraset ve intikal vergisi, toplam vergi gelirleri içerisindeki payının oldukça düşük seyretmesi itibariyle mali fonksiyonundan ziyade, sosyo ? ekonomik fonksiyonuyla ve vergi sistemindeki tamamlayıcı özelliği ile ön plana çıkmaktadır.Çalışmamızın konusu olan veraset ve intikal vergisinin istisnaları, mali olmaktan çok sosyo - ekonomik amaçlarla düzenlenmiş olması; tarife yapısı ise, verginin karakteri itibariyle diğer vergilerden ayrılan artan oranlılığıyla dikkat çekmektedir. Verginin istisnaları, ağırlıkla, ivazsız intikallerin taraflarının akrabalık ilişkilerine göre belirli bir ayrıma tabi tutulması, örf ve adetler ve insani değerler dahilinde sıkça karşılaşılan ve toplumsal fayda sağlayan bazı kurumlar lehine gerçekleşen bir kısım karşılıksız servet transferlerinin vergi dışı tutulması gibi sosyal amaçlar doğrultusunda düzenlenmiştir. Verginin tarifesi ise, veraset yoluyla ve sağlar arasında gerçekleşen diğer karşılıksız intikalleri farklı oranlara tabi tutan, bununla birlikte veraset yoluyla gerçekleşenler dışındaki ivazsız intikalleri, tarafları arasındaki akrabalık ilişkisine göre ayıran, artan oranlı bir yapı göstermektedir.Çalışmamızın amacı, servet transferleri üzerinden alınmakta olan bir vergi olan, veraset ve intikal vergisinin istisnalarının ve tarife yapısının analizidir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın ilk bölümünde, servet vergileri, servet vergilerinin kapsamı, nitelikler ve çeşitleri ile ilgili bilgi verilmiş, bir servet vergisi olan veraset ve intikal vergisinin amaçları, yapısı, fonksiyonlar ve uygulama yöntemlerine yer verilmiş ve veraset ve intikal vergisinin bazı yabancı ülkelerdeki genel görünümü, istisnaları ve tarif yapısı ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, veraset ve intikal vergisinin, istisnaları ve tarifesinin günümüze gelene kadar geçirdiği aşamalar ve günümüzde uygulanmakta olan hali açıklanma çalışılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise, veraset ve intikal vergisinin istisna ve tarifesi ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

VerasetVeraset vergisiVergi Kanunu+6
Murat Gönül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye sermaye piyasasında tasarruf araçlarının vergilendirilmesi ve analizi

Gelişmiş ekonomilerin tümünde sermaye piyasaları ekonomiye büyük katkılarda bulunmaktadır. Sermaye piyasası araçları sayesinde tasarruf sahiplerinin birikimleri ekonomide kaynak ihtiyacı olan alanlara aktarılmakta, tasarruf sahipleri de sahip oldukları tasarruf araçları sayesinde gelir elde etmektedirler. Sermaye piyasalarında tasarruf araçlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi, vergilendirmede en hassas konulardan biridir. Bir yandan, temel vergileme ilkelerine göre vergilemesi gereken bir gelir unsuru bulunurken, diğer yandan vergilendirme sonucunda sermayenin yurtdışına kayma riski bulunmaktadır. Bu nedenle tasarruf araçlarından elde edilen gelirler, hem vergilendirilmeli, hem de üzerindeki vergi yükü sermayenin yurtdışına kaçışını cazip kılmayacak kadar düşük olmalıdır. Bu çalışmada, mevcut vergileme mevzuatı kapsamında Türkiye sermaye piyasasında tasarruf araçlarının vergilendirilmesi açıklanmış, uygulamadaki sorunlara değinilerek çözüm önerileri getirilmiştir. Türkiye'de tasarruf araçlarından elde edilen gelirler GVK kapsamında vergilendirilmektedir. GVK'da tasarruf araçlarının faiz ve kar payı gibi gelirleri menkul sermaye iradı olarak, tasarruf araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan sermaye kazançları ise değer artış kazancı olarak vergilendirilmektedir. Türkiye de 01.01.2006 tarihinden itibaren tasarruf araçlarının vergilendirilmesinde tevkifat uygulamasına geçilmiştir. Bu sistemle tasarruf araçlarının vergilendirilmesinde basitlik ve sadelik amaçlanmasına rağmen, 213 tasarruf araçlarının ve gelirlerin tümünün kapsama alınmaması nedeniyle, bir kısım araçlar ve bir kısım gelirler için eski hükümlere göre vergilendirilme yapılması, vergilemeyi daha da karmaşık bir biçime sokmaktadır.

Niyazi Telçeken
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı istihdamın mali etkileri

176 ÖZET Kayıtdışı ekonomi genel olarak, kamu otoritelerinin denetimi ve bilgisi dışında kalan her türlü ekonomik işlemler olarak tanımlanmaktadır. Kayıtdışı ekonominin çalışma hayatına yansıması, ilgili sosyal güvenlik yasalarına aykırı olarak işçi çalıştırılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu kurumlarının resmi istatistikleri kullanılarak yapılan hesaplamaya göre, ülkemizde 1998-2002 döneminde 5.8 milyon ile 6.5 milyon arasında kişi kayıtdışı çalışmaktadır. Kayıtdışı istihdam, hem çalışan kişilerin sosyal güvenceden yoksun kalmalarına, hem de kamu kurumlarının büyük miktarda sigorta prim ve vergi gelirlerinden mahrum kalmalarına neden olmaktadır. Kayıtdışı istihdam, çalışan kişilerin çalışmasının ilgili kamu kurumlarına hiç bildirilmemesi, çalışmalarının ücret veya gün sayısı olarak eksik bildirilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kişilerinin çalışmalarının kamu kurumlarına hiç bildirilmemesi durumunda hesaplanan toplam mali kayıp 2002 yılı için 11.5 Katrilyonu bulmaktadır. Bu tutar yaklaşık olarak 7.2 Milyar $'a tekabül etmektedir. KKBG'nin çok yüksek olduğu ve IMF ile yapılan müzakerelerde beklenen kredi tutarları ile karşılaştırıldığında bu rakamın önemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, çalışan kişilerin gerçek ücretleri üzerinden değil de asgari ücret üzerinden kamu kurumlarına bildirilmeleri, yüksek tutarlarda sigorta primi ve vergi kaybına neden olmaktadır. 2001 yılı için 6.7 Katrilyon sigorta primi ve vergi kaybı hesaplanmıştır. İstihdamın maliyetinin AB standartlarından yüksek olması ve kayıtdışı istihdamın denetiminin etkin olmaması kayıtdışı istihdamın en önemli nedenleri arasında sayılır. Çalışmamızın amacı, kayıtdışı istihdamın devlete maliyetini hesaplayıp bu olgu ile mücadele etme gereğini ortaya koymaktır. Çünkü önemi ve177 maliyeti kavranmayan bir olgu ile mücadele etmek başarısızlıktan öteye gidemez. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızın kapsamı üç bölüm olarak belirlenmiştir. Çalışmamızın teorik altyapısını oluşturan birinci bölümde kay ıtd ışı ekonomi ile ilgili genel bilgiler, kayıtdışı istihdamın türleri, nedenleri, rakamsal boyutu ve AB ülkelerindeki genel durum konularına değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde kayıtdışı istihdamın neden olduğu sigorta primi kaybı ve vergi kaybı tutarları hesaplanmış, makroekonomik büyüklüklerle karşılaştırmalar yapılmış, bu konuda son yıllarda yapılan düzenlemelerle denetim sistemi üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın son bölümünde ise kayıtdışı istihdamla mücadelede karşılaşılan sorunlar ve alınabilecek önlemler konuları irdelenmiş, özellikle istihdamın maliyetinin düşürülmesi ve denetim sisteminin yeniden yapılandırılması modelleri ortaya tartışmaya açılmıştır.

DenetimDenetim sistemleriFinansal etki+3
Yakup Süngü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümünün Türkiye-AB ülkelerinde karşılaştırılmalı analizi

127 ÖZET Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümü, mükellef - idare ilişkisi açısından oldukça önemlidir. Bu yüzden birçok Avrupa Birliği ülkesinin vergi hukukunda bu kurum yer almaktadır. Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümü 4 bölümde düzenlenmiştir. Bunlar; hata düzeltme, pişmanlık ve ıslah, cezalarda indirim ve uzlaşmadır. Uyuşmazlıkların çözümlenmesinde önemli olan, vergi ödeyen mükelleflerin idareye güvenmeleridir. Vergi ödemeyen mükelleflerden ödemeleri gereken vergiyi hemen tahsil etmek ikincil amaç olmalıdır. Böylece idare - mükellef ilişkisi daha sağlam temellere dayalı olarak yürür.

Avrupa BirliğiKarşılaştırmalı analizTürkiye+2
Güliz Lerzan Avşaroğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors