Theses supervised by Doç. Dr. Murat Koç

29 theses · Yozgat Bozok University, Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye minuartia L. (Caryophyllaceae) cinsi lanceolatae (fenzl) graebner. seksiyonuna ait taksonların tohum yüzeylerinin incelenmesi

Tohum yüzey şekillerine ait özellikler taksonomik değere sahip önemli karakterlerdir. Günümüzde yapılan çalışmalar, tohum yüzey karakterleri türlerin ayırt edilmesindeki önemi ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de yayılış gösteren Minuartia L. (Caryophyllaceae) cinsi Lanceolatae (Fenzl.) Graebner. seksiyonunda bulunan taksonların tohum yüzey karakterleri bakımından birbirine olan yakınlık dereceleri belirlenmiştir. Taksonların tohum mikromorfolojisi Işık (IM) ve Taramalı Elektron Mikroskobu (TEM) ile incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, tohumlar şekil bakımından böbreksi veya yuvarlak, renk bakımından koyu veya açık kahverengi, yüzeylerinin granüllü ve yüzey hücre kenar dişlerinin düzenli olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen karakterler tablo halinde sunulmuş ve veriler kullanılarak bir ayrım anahtarı yapılmıştır.

Fatih Taştan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Bolanthus (Ser.) Rchb. (Caryophyllaceae) cinsine ait taksonların tohum yüzeylerinin incelenmesi

Bolanthus (Ser.) Rchb. cinsi birçok türü ülkemize endemik olan önemli bir cinstir. Caryophyllaceae familyası içerisinde yer alan cinse ait taksonların tohum yüzey karakterleri incelenerek taksonlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Tohum yüzey şekillerine ait özellikler taksonomik değere sahip önemli karakterlerdir. Günümüzde yapılan çalışmalar, tohum yüzey karakterleri türlerin ayırt edilmesindeki önemi ortaya çıkarmıştır. Taksonlara ait tohum görüntüleri Taramalı Elektron Mikroskobu (TEM) ile çekilmiştir. Çekilen resimler literatürler ile değerlendirilerek her takson için ortak bir betimleme yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, tohumların virgül şeklinde, genellikle kahverengi, tüberküllü, granüllü olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen karakterler tablo halinde sunulmuş ve taksonlar arasındaki farklılıklar belirlenmiştir.

Çağla Gaygısız
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terörizme karşı uluslararası hukuk bağlamında alınan tedbirlerin incelenmesi

Bu çalışma uluslararası alanda küreselleşme vasıtasıyla hızla şekil değiştiren, devletler arası mücadelede asimetrik bir güç haline gelen terör ve terörizm kavramının, hukuki bir perspektiften ele alınıp irdelenmesiyle birlikte tespit ve çözüm ortaya koymaya çalışmıştır. Tezin amacı terör tarihi açısından hukuki bir çerçevede tanımlama yapılamamasının nedenleri ile birlikte, ortaya bir tanım konması nihayetinde çerçeve bir kararla yaptırımların ortak bir platformda hukuka uygun şekilde oluşturulması konusunu irdelemektir. Çalışmanın ilk bölümünde terörün, insanlık tarihi kadar eski oluşu, yılların değişkenliği ve nihayetinde evrim geçirmesi ile dünya genelinde şiddetini her dönem giderek artması sonucunda ortaya çıkan sorunlara değinilecek akabinde terör konusunun başında gelen tanım sorununa hukuki ve doktrinsel açıdan irdelenmeye başlanacaktır. Ardından terör ve terörizmin hangi amaç doğrultusunda yapıldığı sorusuna cevap aranırken uluslararası arenada terörizmin değişimi ile yeni terörizm olgusu ele alınacaktır. İkinci bölümde terör olaylarının yayılmasını hızlandıran ilk etmen olan küreselleşme olgusunun doktrinsel olarak ele alınacak ve tarihi gelişimi açısından incelenecektir. Küreselleşmenin çevre ülkeler açısından gelişmelerine yardımcı olan bir kavram mı olduğu yoksa üzerilerinde baskı kuran hegemonik bir kavrama mı dönüştüğü konusu ile bu süreç sonucunda kurulan düzenin küresel terörizme nasıl yol açtığı ve bunu hangi etmenlerle başardığı konusu incelenecektir. Üçüncü bölümde terörle mücadele konusunda uluslararası alanda hukuki incelemeler yapılarak bu bağlamda hukukun yetersiz kaldığı yerler tespit edilip küresel terörle mücadele de hukuki işbirliğinin önemi konusu vurgulanacaktır.

GüvenlikGüvenlik politikalarıGüvenlik önlemleri+6
Ferdi Tayfur Güçyetmez
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İş ve yaşam tatmini arasındaki ilişkiye etki eden demografik değişkenler üzerine araştırma (Bir uluslararsı firma uygulaması)

İşgören bireylerin iş yaşam dengesinin sağlanması örgütler için oldukça önemlidir. İş yaşam dengesi kişinin işinden ve yaşamından tatmin olma düzeyleri olarak da ifade edilebileceğinden, işletmeler verimli bir işgücü için işgörenlerinin tatminlerini sağlamak durumundadırlar. İş ve yaşam birbirinden bağımsız alanlar olarak düşünülemediğinden bireylerin birinde yaşadığı tatmin veya tatminsizliğin diğerini etkilemesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda bireylerin iş ve yaşam tatminine etki eden unsurların belirlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu araştırma yaşam kalitesi envanteri kapsamında bulunan iş alanındaki tatminle, bilişsel bir yargılama süreci olarak tanımlanan "yaşam kalitesinin" bizzat kendisine etki eden demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği ve aynı envanterde yer alan iki tatmin çeşidi arasında ilişki olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. İstanbul ilinde ulusal ve uluslararası olarak faaliyet gösteren bağımsız bir denetim şirketinde 5 farklı departmanda çalışan 194 işgörenle gerçekleştirilen araştırmada, rassal örneklem yöntemi kullanılmış; 3 bölüm ve 34 sorudan oluşan 2 ölçekli bir anket uygulanmıştır. Kayıp veri analizi sonucu, kullanılabilir olan 166 işgörenin sonuçlarının analize tabi tutulduğu çalışmada, IBM SPSS Statistics 20.00 ile demografik değişkenler için frekans ve yüzde dağılımı, ölçek puanlarının demografik özelliklere göre farklılıklarının testinde t-testi ve tek yönlü ANOVA testi, varyansların değerlendirilmesinde Tukey ve Tamhane testleri, iki ölçek arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde Pearson momentler çarpımı korelasyondan faydalanılmıştır. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın analizleri sonucunda, işgörenlerin iş tatminlerinin aylık gelir düzeyi, kurum içi çalışma süresi, işyerindeki pozisyon, medeni durum, yaş ve departman değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilirken; cinsiyet, eğitim durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşma bulunmamıştır. Bu araştırmanın bir diğer sonucunda, işgörenlerin yaşam tatminleri ile aylık gelir düzeyi, kurum içi çalışma süresi, medeni durum ve departman değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunurken; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, işyerindeki pozisyon ve çocuk sayısı değişkenleriyle anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Ayrıca her iki tatmin çeşidinde farklılık oluşturan değişkenler ise gelir düzeyi, medeni durum, kurum içi çalışma süresi diğer bir deyişle kıdem ve departman olarak saptanmıştır. Değişkenler arası korelasyon sonucunda ise iş tatmini ile yaşam tatmini arasında pozitif yönlü ve orta derecede bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Yaşam Tatmini, Demografik Özellikler.

Demografik değişkenlerUluslararası işletmelerYaşam doyumu+3
Yonca Bir
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında Y kuşağının liderlik beklentilerine etki eden demografik faktörler üzerine bir çalışma: Adana Büyükşehir Belediyesi örneği

Liderlik kavramı geçmişten günümüze değerini kaybetmeden araştırılmaya ve üzerinde çalışmalar yapılmaya devam edilen bir kavramdır. Örgütler içerisinde bir lidere olan ihtiyacın giderek arttığı gözlenmektedir. Günümüzde çalışma hayatındaki değişim ve gelişmeler, her kuşağa ait çalışanların da lidere olan ihtiyaçları üzerinde farklılıklar yaratmaktadır. Buna bağlı olarak kuşaklar arasındaki beklentilerin farklılaşması da çalışma hayatında sayıları giderek artan Y kuşağı bireylerinin liderlik tarzı beklentilerinin değerlendirilmesi ihtiyacını oluşturmuştur. Bu çalışmada kamu kurumlarının yönetim kalitesini arttırmak için kamu kurumlarında çalışan Y kuşağı bireylerinin liderlik beklentilerine etki eden demografik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi'nde çalışan Y kuşağı üyesi 226 çalışandan oluşan katılımcıların desteği ile yapılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenebilmesi için 5 sorudan oluşan Demografik Bilgi Formu ile birlikte 30 sorudan oluşan Liderlik Uygulamaları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sırasında, frekans dağılımları elde edilmiştir ve bağımsız örneklemler için t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Analizler sonucunda eğitim durumuyla liderlik tarzı beklentileri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur ve anlamlı farkın yüksek lisans eğitimi ile ön lisans eğitimi gören işgörenler arasında oluştuğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Y kuşağı, liderlik tarzı beklentisi

AdanaBelediyelerDemografik özellikler+5
Sırma Ekiz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Migration as a security issue: A research from the perspective of the International Migration Law and Turkish Legislation on Migration

It has been no doubt that the main event of the 21st century is the increasing human movements. According to 2015 United Nations data, the number of international migrants reached up to 244 million and the number of refugees reached up to 63.5 million. Within this context, International Migration Law is important as it is the infrastructure of the municipal migration legislation of States. It is necessary to see the International Migration Law as a whole due to the fact that it is a combination of Treaties, Conventions, Declarations or other instruments of soft law. In the 21st century, the terms 'international migration' and 'security' is associated. When migration stems from the lack of security in a State, it can also pose other security problems for the receiving countries. Security problems have contributed the development of International migration law, as well. Our country is both sending and receiving, and also transit country as it is located on the migration routes. According to United Nations High Commiserate for Refugees, Turkey has hosted the most refugees in the world in recent years. The municipal legislation on migration of Turkey, as a country which is affected by the migration that much and a country which will be affected in the future because of its location, should be examined thoroughly. This paper supply some main documents on International migration Law and Turkish legislation on migration to provide a general overview, search into the development of migration law internationally and municipally in Turkey, and presents the migration-security nexus focusing largely on migration.

MigrationsSecuritySafety measures+5
Tunahan Akdaş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin anksiyete düzeylerine etki eden demografik faktörler üzerine görgül bir araştırma

Anksiyete bozukluğunun nedeni bilinmeksizin duyulan endişe ve korku olduğu söylenebilmektedir. Anksiyete bozukluğu yöneticilerin iş yaşamında ve sosyal hayatındaki yaşam kalitesinde düşüşlere neden olmaktadır. Bu sebeple iş yaşamındaki yöneticiler için bu durum önem arz etmektedir. Bu bağlamda yöneticilerin anksiyete düzeylerinin belirlenmesi araştırılarak, yönetici kademesinde çalışanların anksiyete düzeyi ve psikolojik belirtilerinin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma; büyük ölçekli kurumsal yapıdaki bir kuruluşun Mersin ilinde faaliyet gösteren üst, orta ve alt düzey yönetici kademelerinde çalışan yöneticiler ile yapılmıştır. Araştırma kolayda örneklemi ile seçilen 200 yönetici ile yapılmıştır. Çeşitli düzeylerdeki yöneticilere 8 sorudan oluşan demografik soru formu verilmiş, psikolojik rahatsızlıklarını belirleyebilmek için 90 sorudan oluşan Psikolojik Belirti Tarama Testi (SCL 90-R) ve anksiyete düzeylerini tespit edebilmek için 21 sorudan oluşan Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Analizler sonucunda Anksiyete düzeyi ile psikolojik belirti boyutları (Somatizasyon, Obsesif Kompulsif, Kişilerarası Duyarlılık, Depresyon, Anksiyete, Hostilite, Fobik Anksiyete, Paranoit, Psikotizm) arasında pozitif yönde korelasyon bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik özelliklerden çalışma süresi, medeni durum, pozisyon ve cinsiyetin, anksiyete düzeyi ile aralarında anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yöneticilerin anksiyete düzeylerinin ve psikolojik belirtilerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnksiyeteDemografik özelliklerYöneticiler+1
Uğur Akın Aydın
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatların mesleki tükenmişlik düzeylerinin demografik özellikler ve bazı mesleki değişkenlere göre incelenmesi (Adana ili örneği)

Tükenmişlik; sıklıkla bireylerle diyalog haline çalışanların bitkin düşmesi, etrafındaki olaylara ve gelişmelere olan ilgisinin azalması ve bunlara bağlı olarak performans düşüklüğü yaşaması olarak tanımlanmıştır. Hak arama ve savunma hakkının en temel güvencesi olan avukatların mesleki tükenmişliklerine etki eden faktörlerin belirlenip, çözüm önerileri geliştirerek, adalete dolaylı katkı sağlamak bu araştırmanın temel amacıdır. Bu araştırmanın uygulamacılara (avukatlara) ve tükenmişlik konusunda çalışan akademisyenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda 2017 yılı Haziran ayı içerisinde Adana Barosuna kayıtlı 2332 avukattan tesadüfi olarak seçilen 190 erkek 140 kadın avukat olmak üzere toplam 330 Avukat ile veriler elde edilmiştir. Anket yöntemi ile verilerin toplandığı çalışmada Masclah Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; Avukatların demografik özelliklerinden; cinsiyet ve çocuk sayısının tükenmişlik düzeyinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılırken, Yaşa göre düşük kişisel başarı hissi ve duygusal tükenme alt boyutlarında avukatların yaşları arasında anlamlı fark olduğu, Eğitim Düzeyine göre duygusal tükenme alt boyutunda anlamlı fark olduğu, medeni duruma göre Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma ve Düşük Kişsiel Başarı Hissi alt boyutlarında anlamlı fark olduğu, çocuk sahiplik durumuna göre duygusal tükenme ve düşük kişisel başarı hissi alt boyutlarında anlamlı fark olduğu, çalışma süresine göre düşük kişisel başarı hissi alt boyutunda anlamlı fark olduğu, faaliyet alanına göre duygusal tükenme ve düşük kişisel başarı hissi alt boyutlarında anlamlı fark olduğu, yıllık ortalama gelire göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutunda anlamlı fark olduğu, aylık ortalama gelire göre Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma ve Düşük Kişsiel Başarı Hissi alt boyutlarında anlamlı fark olduğu ve aylık ortalama Ceza Muhakemesi Kanunu görev sayısına göre duygusal tükenme ve düşük kişisel başarı hissi alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Tüm bulgular alan yazını kapsamında tartışılmıştır.

AvukatlarAvukatlıkDemografik özellikler+3
Alper Veysel Çığşar
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik değişkenlerin örgütsel psikolojik sermaye bileşenlerine etkisi üzerine görgül bir araştırma

Bu çalışmada pozitif psikolojinin gelişim sürecinde, demografik değişkenlerin örgütsel psikolojik sermaye bileşenlerine etkisi incelenmiştir. Örgütsel psikolojik sermayenin alt bileşenlerine etki eden unsurlar araştırılırken demografik değişkenler temel alınmıştır. Bireyin pozitif psikolojik gelişmişliği olarak da tanımlanan psikolojik sermaye kavramı, insana özgü olması ve insan davranışlarını etkilemesi dolayısıyla, yöneticiler açısından rekabet üstünlüğü sağlamada stratejik bir unsur olma potansiyeli taşımaktadır. Çalışmada Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren tekstil ve hızlı tüketim sektörlerinde çalışan 270 kişiye 24 maddelik Psikolojik Örgütsel Sermaye Ölçeği uygulanmış, kayıp veri analizi sonucunda 239 işgörenin verileri IBM SPSS Statistics 20.00 ile analiz edilmiştir. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, örgütsel psikolojik sermaye değişkenin tüm bileşenler arasında anlamlı pozitif ilişki saptanmıştır. Ayrıca psikolojik sermaye düzeyinin betimleyici özelliklere göre dağılımı incelendiğinde; yaş, cinsiyet, kıdem, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu değişkenlerinin anlamlı farklılaşma yaratmadıkları görülmüştür.

Demografik değişkenlerDemografik özelliklerPozitif psikoloji+2
Ceyda Birdal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin stratejik liderlik davranışları üzerine bir araştırma: Erdemli örneği

Stratejik liderlik kavramı Hambrick ve Mason'un 1984 yılında yürütmüş olduğu örgütlerin üst yönetimi ile ilgili bir çalışmada göze çarpmıştır. 1996 yılına gelindiğinde ise Zaccaro'run çalışmasında srtatejik liderlik şu şekilde tanımlanmıştır; "uzun dönemli politikaları yansıtmak için örgütlerin bir bütün olarak geliştirilmesine ve yönetilmesine yönlendiren faaliyetler seti" (Akgemci, 2008). Stratejik lider, geleceği görme, vizyon oluşturma, esnek olma ve astlarını güçlendirme gibi yetenekleri vardır ve bu yetenekleri ile ihtiyaç anında stratejik değişiklikler yapan kişidir (Ülgen ve Mirze, 2010). Bu araştırma, Kamu liselerinde görev yapan okul yöneticilerinin stratejik liderlik düzeylerini belirlemek ve okul yöneticilerinin startejik liderlik davranışlarının öğretmenler tarafından algılanmasında öğretmenlerin demografik değişkenlerinin etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tarama modeli tercih edilen bu araştırmada John Pisapia (2009), tarafından geliştirilen ve Ömür Çoban'ın (2016) yürüttüğü doktora çalışmasında kullandığı Stratejik Liderlik Ölçeği (SLÖ) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Mersin İli Erdemli İlçesindeki liselerde görev yapan 562 eğitimci arasından basit randomizasyon yöntemiyle belirlenen 185 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin analizi ve istatistiki sonuçların elde edilmesinde IBM SPSS 20,00 programından yararlanılmıştır. Demografik değişkenlere yönelik verilerin analizinde frekans ve yüzde dağılımı kullanılmıştır. Ölçek puanlarının cinsiyete ve yaşadıkları yere göre anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız gruplarda t-testi; yaş grupları, eğitim durumları ve çalışma süresi değişkenlerine bağlı olarak farklılıkların incelenmesinde ise tek yönlü varyans analizi(ANOVA), varyansların değerlendirilmesinde LSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda; okul yöneticilerinin Stratejik Liderlik alt boyutlarından Yönetsel, Dönüşümcü, Etik, Politik ve İlişkisel liderlik puanlarının yüksek düzeyde olduğu, bu kapsamda en fazla yönetsel liderlik davranışını sergiledikleri görülmektedir. Ayrıca okul yöneticilerinin stratejik liderliğin alt boyutları olan dönüşümcü, politik ve ilişkisel liderlik davranışlarının algılanmasının öğretmenlerin yaşına göre göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışma süresi değişkenine göre ise sadece yönetsel liderlik davranışında anlamlı farklılaşma bukunurken; cinsiyet, yaşadığı yer ve eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşma bulunmamıştır.

LiderlikOkul yöneticileriOrtaöğretim okulları+3
Emrullah Demiraslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçları

Çağımızın teknolojik gelişmelerinin bilişim sistemlerini, etkin, ucuz ve kolay erişilebilir suç aletleri haline getirdiğini söylemek mümkündür. Bu sistemlerin suç işlemeyi kolaylaştırıcı özellikleri terör örgütlerinin de dikkatini çekmiş ve birçok faaliyetlerinde bilişim sistemlerinden faydalanır hale gelmişlerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, ceza hukuku açısından bilişim suçları konusunda gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliğinde yapılan çalışmaların incelenmesi, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan düzenlemelerin kapsam ve yeterliliğinin değerlendirilmesi ile siber terör konusunda Türk ceza hukukunun eksiklik ve sorunlarına yönelik önerilerde bulunmaktır. Çalışmanın ilk bölümde; bilişim suçlarının tanımı, tarihsel gelişimi, bilişim suçu fail ve mağdurlarının genel özellikleri, bilişim suçu işleme yöntemleri ile bilişim suçunun özel bir görünümü olarak siber terörün tanımı, özellikleri, hedefi ve tahrip gücü konularına değinilmiştir. İkinci bölümde ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Çin ve Rusya gibi gelişmiş ülkelerin bilişim suçlarıyla mücadele konusunda yapmış oldukları hukuki düzenlemeler ve aldıkları önlemler ile bu suçları düzenleyen uluslararası tek belge olan "Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi"nin hükümleri incelenmiş, Üçüncü bölümünde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçlarına ilişkin yapılan düzenlemeler üzerinde durulmuş, sonuç kısmında ise bütün bu inceleme ve analizlerin sonunda bilişim suçları ve siber terör tehdidine karşı hukuki anlamda daha etkin mücadele edebilmek için yapılması gereken düzenlemeler, alınması gereken tedbirler ve uygulanması gereken programlar sunulmuştur.

Bilişim suçlarıKanunlar 5237 sayılıSiber suç+1
Damla Ermeydan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

X ve Y kuşaklarının çatışma yönetimi stratejilerinin incelenmesi üzerine lojistik sektöründe bir çalışma

Bireyler veya gruplar arasında çıkan çatışmaların yönetilmesinin uygun çatışma yönetimi stratejisinin uygulanmasına bağlı olduğu belirtilmektedir. X ve Y Kuşaklarının aynı örgüt içinde ve aynı birimlerde çalıştığı günümüzde, kuşakların çalışma tarzları ile işe yönelik tutum ve değerlerindeki farklılıkların bulunmasından hareketle, bu çalışmada X ve Y Kuşağı çalışanlarının çatışma yönetim stratejilerinde farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında kuşakların psikolojik koşullarını geliştirmek, örgütlerin farklı kuşaklarla bir arada daha verimli ve etkin çalışabilmelerine farklı bir bakış açısı kazandırmak ve örgüt psikolojisine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırma; Mersin ilinde büyük ölçekli kurumsal yapıdaki bir kuruluşun lojistik sektöründe faaliyet gösteren X ve Y kuşağı çalışanları üzerinde yapılmıştır. Kolayda örneklem yöntemi kullanılarak 156 çalışan ile gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak 2 bölüm ve 33 sorudan bir anket formundan faydalanılmıştır. Çatışma yönetim stratejilerinin işbirliği, uzlaşma, uyma, kaçınma ve hükmetme olarak beş alt boyutu ele alınmış olup IBM SPSS Statistics 20.00 ile yapılan analizler sonucunda X ve Y kuşağı çalışanlarının çatışma yönetimi stratejilerinin uyma ve kaçınma boyutlarında farklılık olduğu, Y kuşağı çalışanlarının X kuşağı çalışanlarına göre daha yüksek ortalamaya sahip olduğu ortaya çıkmıştır. X ve Y kuşağı çalışanlarının çatışma yönetimi stratejilerinin işbirliği, uzlaşma ve hükmetme boyutlarında ise farklılaşma bulunmamıştır.

Kuşak çatışmasıKuşaklarLojistik sektörü+3
Şenay Şener
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beş yıldızlı otel çalışanlarında örgüt kültürü ve duygusal emek davranışı: Adana örneği

Günümüzde örgütlerin iş görenlerin duygularını şekillendirme çabaları duygusal emek kavramının örgüt kültürü alanında önem kazanmasına neden olmuştur. Duygusal emek davranışı, çalışma yaşamında iş görenlerin kendilerinden beklenen duyguları sergilemeleridir. Öte yandan örgütlerin hızla değişen çevre koşullarına ayak uydurabilmeleri ve iş görenlerinin işletmeye bağlılıklarını arttırabilmeleri için güçlü bir örgüt kültürüne sahip olmalarını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada hizmet endüstrisinde yer alan otel işletmelerinde iş görenlerin örgüt kültürü ile duygusal emek davranışları arasındaki ilişkiyi araştırılmıştır. Araştırma Adana ilindeki 5 yıldızlı otellerde ön büro bölümünde çalışan 121 iş gören ile anket yöntemi ile yapılmıştır. Ön büro bölümlerinde çalışan 121 iş görenlerin verileri SPSS 22,0 programı ile analiz edilmiştir. Demografik değişkenler için frekans ve yüzde dağılımı, ölçek puanlarının demografik özelliklere göre farklılıklarının testinde t-testi ve tek yönlü ANOVA testinden faydalanılmıştır. Analizler sonucunda, örgüt kültürü ile duygusal emek arasındaki regresyon analizi sonuçlarına göre örgüt kültürü boyutlarından sadece katılım boyutunun derin davranışı etkilediği tespit edilmiştir. Tutarlılık, uyarlama ve misyon boyutunun derin davranışla ilişkisi olmadığı sonuca varılmıştır. Örgüt kültürü ve duygusal emek puanlarının görev, yaş, medeni durum, cinsiyet, çalışma süresi, eğitim durumu, çalışma saatine göre aralarında istatiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.

Beş yıldızlı otellerDuygusal emekOtel personeli+3
Bıçkın Temel
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimlerinde duygusal emek ile tükenmişlik ilişkisi: Adana örneği

İş hayatında beklenen şekilde davranmak için gerçekte hissedilen duygular sergilenmemekte, bu durum da bireyde duygular arasında çatışmaya ve duygusal uyumsuzluğun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu uyumsuzluk, birey için mesleki tükenmişlik gibi çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, diş hekimlerinin duygusal emek davranışı alt boyutları ile mesleki tükenmişlik ilişkisinin araştırılmasıdır. Adana ilinde özel sektör ve kamu sektöründe çalışan 87 diş hekimiyle gerçekleştirilen araştırmada rassal örneklem yöntemi kullanılmıştır; 4 bölüm ve 54 sorudan oluşan 2 ölçekli bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, duygusal emek davranışının alt boyutları olan, duygusal talepler ve duygu düzenleme, duygusal uyumsuzluk ve incinme, organizasyonel gözetim ve izlenme ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyli pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki; organizasyonel destek ve koruyucu sistemler boyutu ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyli neğatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Müşteri hizmetlerinde aşırı iş yükü ve çatışma boyutu ile mesleki tükenmişlik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmanın diğer bir sonucu olan, duygusal emek davranışı ve mesleki tükenmişliğin demografik değişkenlerle olan farklılaşma durumlarına bakıldığında; diş hekimlerinin duygusal emek davranışının demoğrafik değikenlerden medeni durum ve eğitim durumu değikenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği; cinsiyet, yaş, çalışma süresi, kurum türü, yapılan görev ve çalışma alanını paylaştıkları kişi sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Diş hekimlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşması incelendiğinde ise; mesleki tükenmişlik düzeyinin cinsiyet, yaş ve çalışma süresi değişkenlerine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği; medeni durum, eğitim durumu, kurum türü, yapılan görev ve çalışma alanını paylaştıkları kişi sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği gözlemlenmiştir.

AdanaDiş hekimleriDoktorlar+2
Zeynep Özçelik
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Büyük Şehir Belediyesi'ndeki şoförlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeylerinin sosyo-demografik özellikleri ile birlikte incelenmesi

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite çocukluk döneminde dikkatini toplamada güçlük, hareketlilik ve dürtüsellik olarak kendini gösterip, belirtileri yaşın ilerlemesiyle birlikte erişkinlik dönemine kadar devam etmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite yakın zamana kadar çocuklar üzerinde araştırılmış ve erişkinler üzerinde yapılan çalışmalar ise yetersiz kalmıştır; bununla birlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile ilgili araştırmalar son yıllarda tüm dünyada artış göstermektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyi yüksek olan bireylerde, olmayan bireylere göre davranış bozukluğu, iş performans kaygısı, sürekli iş değişikliği ve trafikte sürüş riskleri gibi problemler daha fazla yaşanmaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin sürüş risklerini etkilediği durumlarla ilgili gözlemsel kanıtlar daha az kapsamlı ve sınırlı olmuştur. Bu araştırma Adana Büyük Şehir Belediyesi ulaştırma dairesine ait otobüslerde görev yapan 404 erkek 114 kadın sürücüden kolayda örneklem yöntemiyle seçilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden 198 erkek ve 57 kadın sürücüyle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı ise sürücülerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeylerinin sosyo-demografik değişkenleri açısından incelenmesidir. Çalışma kapsamında uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Şoförlük yapan sürücülerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyleri sosyo-demografik özelliklerine göre incelendiğinde; dikkat eksikliği düzeylerinde yaşa göre, hiperaktivite ve dürtüsellik düzeylerinde ise çalışma saatlerine göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Cinsiyet, medeni durum, çalışma süresi ve eğitim durumu değişkenlerine göre, sürücülerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeylerinin anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Şoförlük yapan sürücülerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur.

AdanaBelediyelerDikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu+3
Yıldız Ruşen Doğan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Adana kamu kurumu örneği)

Psikolojinin bir alt dalı olan pozitif psikoloji, bireylerin negatif ve sağlıksız olarak kabul edilen yönlerini iyileştirmenin yanı sıra pozitif ve güçlü kabul edilen yönlerinin de geliştirilmesi ile ilgilenmektedir. Pozitif psikolojik sermaye kavramı pozitif psikoloji temelinde ortaya çıkmış ve daha çok örgütsel alanda kullanılan bir kavram olmuştur. Örgüt içerisinde birçok faktörle etkileşim halinde olan pozitif psikolojik sermaye insan kaynağını psikolojik yönden etkileyen bireyin stresle başa çıkma stratejileriyle de ilişkili görülmektedir. Pozitif psikolojik sermaye örgüt içi stres kaynaklarıyla başa çıkması için bireylerin ihtiyaç duyduğu ve yatırım yapması gerektiği bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra çalışanların iş yerinde stresle daha iyi başa çıkabilmelerine yardımcı olmak için psikolojik sermayesini güçlendirilmesi ve geliştirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışmanın alt amaçları ise; çalışanların stresle başa çıkma stratejileri ve psikolojik sermaye düzeylerinin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini bir kamu kuruluşunun Adana'da görev yapan 257 çalışanı oluşturmaktadır. Kolayda örneklem yöntemi ile verilerin toplandığı araştırmada 24'er maddelik Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Bununla beraber araştırmacı tarafından hazırlanmış olan sosyo-demografik bilgi formuyla, örneklemin yaş, cinsiyet, kurumda çalıştığı yıl sayısı, kurumdaki görevi, iş yükü, gelir, eğitim durumu, medeni durumu, çocuk sayısı, bir hafta içerisinde spor yapma sıklığı, bir ay içerisindeki sinema veya tiyatroya gitme alışkanlıkları gibi sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır. Çalışma kapsamında uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ile stresle başa çıkma stratejileri arasında istatistiksel açıdan anlamlı yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunduğu görülmüştür. Bu bulgudan hareketle, çalışanların psikolojik sermayeleri arttıkça stresle baş etme stratejileri de artacağını söylemek mümkündür. Psikolojik sermayenin stresle başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarıyla olan ilişkisine bakıldığında; psikolojik sermayenin mantıksal analiz, pozitif yeniden değerlendirme, problem çözme, rehberlik ve destek arama alt boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki görülmüştür. Çalışmanın alt amaçları doğrultusunda demografik özelliklerin psikolojik sermaye düzeyi üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında; çalışanların cinsiyet, yaş, kıdem, çocuk sahibi olma durumu, eğitim durumu, haftada kaç kez spor yaptıkları, kurum içerisindeki aylık yaptıkları toplantı sayısına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik özelliklerin stresle başa çıkma stratejileri üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında ise; yaş, çocuk sahibi olma durumu, eğitim, kıdem, spor yapma alışkanlığına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

AdanaBaşa çıkmaKamu kuruluşları+4
Gülsüm Yiter
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evli kadınlarda duygusal zekâ ve evlilik uyumu ilişkisi aile danışmanlığı merkezi örneği

Bireyin yaşamda karşılaştığı problemleri çözme adına kendisinin ve başkalarının duygularını anlaması ve diğerleriyle iletişim kurması yeteneği olan duygusal zekânın, iletişim ve çatışmanın yoğun olduğu evliliklerde uyum için önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada evlilik uyumu olan ve olmayan şeklinde gruplandırılan evli kadınların duygusal zekâ düzeyleri arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca evli kadınların duygusal zekâ düzeyleri ile evlilik uyumları arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Bununla birlikte evli kadınların duygusal zekâ düzeyleri ve evlilik uyumu düzeyleri sosyodemografik özellikleri açısından incelenmesi çalışmanın alt amacını oluşturmaktadır. Çalışmaya Adana ilinde yer alan ve T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı faaliyet gösteren özel bir Aile Danışmanlığı Merkezine başvuran 432 evli kadın katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği-Kısa Formu (Petrides ve Furnham, 2000; Deniz, Özer ve Işık, 2013) ve Evlilik Uyum Ölçeği (Locke ve Wallace, 1959; Tutatel-Kışlak, 1999) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi formu kullanılarak, evli kadınların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin veriler elde edilmiştir. IBM SPSS Statistics 21.00 ile demografik değişkenler için frekans ve yüzde dağılımı, ölçek puanlarının demografik özelliklere göre farklılıklarının testinde t testi ve tek yönlü Anova testi, varyansların değerlendirilmesinde LSD ve Tamhane testlerinden faydalanılmıştır. Evli kadınların uyumlu ve uyumsuz şeklinde gruplandırılmasında evlilik uyumu ölçeği kesme puanı esas alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, evliliklerinde uyumlu olan kadınların duygusal zekâ düzeylerinin (iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik) uyumsuz olanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arası korelasyon sonucunda ise evli kadınların duygusal zeka düzeyleri (iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik) ile evlilik uyumu arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, evli kadınların duygusal zekâ düzeylerinin çalışma durumu, eğitim durumu ve gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilirken; flört süresi, evlenme yaşı, evlilik süresi ve çocuk sahibi olma değişkenlerine göre farklılaşma görülmemiştir. Evli kadınların evlilik uyumu genel puanlarının ise, evlilik süresi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği; çalışma durumu, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, flört süresi, evlenme yaşı ve çocuk sahibi olma değişkenlerine göre farklılaşma göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile dayanışma merkezleriDanışmanlık hizmetleriDuygusal zeka+4
Halil Özgen
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel özdeşleşme ile sosyal medya kullanım ve doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Mersin Büyükşehir Belediyesi örneği)

Sosyal kimlik kuramına göre bireyler, bir grubun üyesi olarak zamanla kimliklerini dahil oldukları grup ile bütünleştirmektedir. Sosyal kimlik kuramını temel alan özdeşleşme kavramı ise bu durumun çalışma grubuna uyarlanması ile oluşmuştur. Örgütsel özdeşleşmenin olabilmesinde örgütsel iletişimin de etkili olduğu düşünülmektedir.Teknolojik gelişmeler ile iletişim farklı bir boyuta taşınmıştır. Kullanıcıların aktif olduğunu, iletişim tercihlerini kendisinin belirlediği kullanımlar ve doyumlar kuramına göre bireyler iletişim araçlarından çeşitli doyumlar elde etmektedir. Bu çalışmada örgütsel özdeşleşme ile sosyal medya kullanımlar ve doyumlar arasındaki ilişki araştırılmıştır. Mersin Büyükşehir Belediyesi çalışanları üzerinde yapılan bu çalışmaya 279 çalışan katılmıştır. Araştırmada Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği ve Sosyal Medya Kullanımlar ve Doyumlar Ölçeği kullanılmıştır. Örgütsel özdeşleşme ile sosyal medya kullanımlar ve doyumlar arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Analizler sonucunda örgütsel özdeşleşme ile sosyal medya kullanımlar ve doyumlar arasında pozitif yönlü orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur.

BelediyelerMersinSosyal medya+3
Mustafa Yılmaz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik saygısı ile karar verme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Sivil toplum kuruluşu üyesi kadınlar üzerine bir araştırma)

Psikolojik sağlığın bir parçası olan benlik saygısı, karar verme üzerinde rol oynamaktadır. Bireylerin kendini değerli bulma düzeyleri kararlarının yönünü değiştiren bir faktördür. İnsanların gündelik hayatta kullanmak durumunda kaldıkları karar verme kavramı, yaşamlarının gidişatını etkileyebilmektedir. Bireylerin karar verme yeteneklerinin gelişme düzeyi onların kişilik özelikleriyle ve sosyalleşme oranlarıyla bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Kişisel farklılıklar da karar verme stillerini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada sivil toplum kuruluşu üyesi kadınların benlik saygıları ile karar verme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini basit rastgele örnekleme yöntemiyle ulaşılan Mersin Yenişehir ilçesinde kadınların kurmuş olduğu sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösteren 248 kadın oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Benlik Saygısı Ölçeği", "Karar Verme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Analizler sonucunda, benlik saygısı ile karar verme stillerinden rasyonel karar verme stili arasında negatif yönlü zayıf ilişki bulunurken; kaçınma ve kendiliğinden- anlık karar verme stili arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü zayıf ilişki tespit edilmiştir. Benlik saygısı ile sezgisel ve bağımlı karar verme stili arasında bir ilişki bulunmamıştır. Bu araştırmanın bir diğer sonucunda kadınların benlik saygısının yaşa, medeni duruma, çalışma durumuna, sivil toplum kuruluşuna ne kadar süredir üye olunduğuna, haftada ne kadar süre sivil toplum kuruluşunda geçirdiğine ve üye olunan sivil toplum kuruluşu sayısına göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Fakat benlik saygısı ile eğitim ve aylık gelir durumu arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Eğitim düzeyi ilkokul olan kadınların benlik saygısı ölçeği puanları diğer eğitim düzeylerine sahip kadınların benlik saygısı ölçeği puanlarından yüksek bulunmuştur. Gelir durumu 2020 TL ve altına sahip kadınların benlik saygısı ölçeği puanları gelir durumu daha fazla olan kadınların benlik saygısı ölçeği puanlarından yüksek bulunmuştur. Ayrıca karar verme stilleri ile yaş, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu, aylık gelir, sivil toplum kuruluşu üyeliği süresi, üye olunan sivil toplum kuruluşu sayısı değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.

BenlikBenlik saygısıKadınlar+4
Beste Günel
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamuda işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık ilişkisi (Adana Sosyal Güvenlik Kurumu örneği)

İşgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık bilişsel psikolojik bir durum olduğundan sonuçları bireyin iş ve sosyal yaşamını etkileyebilmektedir. Bireye iş yaşamında yüklenen görevler bireyde anlamsızlık duygusu oluşturabilmektedir. Diğer bir ifadeyle işgören yaptığı işin örgüt için anlamını ve önemini kavrayamamaktadır. Bu noktada, anlamsızlık duygusu yaşayan işgörenin kendisine, örgütüne uzaklaşması ve yabancılaşması eğilimini doğurmaktadır. Bu durum işgörenin fizyolojik ve psikolojik refahı ile örgütsel bağlılığını olumsuz yönde etkileyebilmekte ve bunun sonucunda işgörenin işten ayrılma niyeti de artabilmektedir. Örgüte duygusal olarak bağlı olan işgörenler, örgütte kalmaya eğilimlidirler. Dolayısıyla bu çalışmada bireysel ve örgütsel anlamda oldukça önemli sonuçları bulunan işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca işgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık sosyodemografik özellikler açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Adana ilindeki Sosyal Güvenlik Kurumu beyaz yakalı 332 işgörenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Yabancılaşma Ölçeği (Dean, 1961; Güğerçin ve Aksay, 2017) Duygusal Örgütsel Bağlılık Ölçeği (Meyer ve Allen, 1991; Wasti, 2000) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 332 beyaz yakalıdan elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler; iki değişkenli gruplar için bağımsız örneklemler t testi; üç ve daha fazla değişken gruplar için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. İşgören yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya katılan SGK işgörenlerinin yabancılaşması ve duygusal örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte SGK işgörenlerininin yabancılaşması aylık gelir değişkenine göre; duygusal örgütsel bağlılıkları ise yaş, eğitim, aylık gelir, toplam çalışma hayatı süresi, şimdiki iş yerinde çalışma hayatı süresi ve kurumdaki pozisyon değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar kelimeler: İşgören yabancılaşması, duygusal örgütsel bağlılık, sosyodemografik değişkenler, endüstri 4.0

AdanaDuygusal bağlılıkKamu kuruluşları+6
Yasemin Kayıklık
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin nomofobi düzeylerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Teknolojinin gelişim süreci içerisinde gündelik hayatımızda kullandığımız internet ve akıllı telefonlar bireyler tarafından vazgeçilmez özellikte olmuş ve bu durum bir bağımlılık haline dönüşmüştür. Bireyler aşırı internet kullanımı sonucunda iş, sosyal ve aile yaşamlarında problemler yaşamaktadır. Bazı bireyler ise telefonlarından ayrı kaldıkları durumlarda kendilerini huzursuz ve kaygılı hissetmekte bu durum iş, sosyal ve aile yaşamlarında problemlere sebep olmaktadır. Bu çalışmada, nomofobi düzeyinin sosyodemografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, medeni durum, yaşanılan yer, yaşanılan evde internet bağlantısı varlığı, 24 saatlik zaman diliminde akıllı telefon kullanım süresi, akıllı telefonu kullanım amacı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın evrenini Erzurum'da görev yapan 4280 öğretmen oluşturmaktadır, örneklemi ise % 5 hata oranı olacak şekilde tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen 354 öğretmendir. Veri toplama araçları olarak, Yıldırım ve Correira (2015) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması Yıldırım, vd. (2016) tarafından yapılan Nomofobi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre; nomofobi düzeyinin cinsiyet, 24 saatlik zaman diliminde telefonu kullanım süresi ve akıllı telefonu kullanım amacı değişkenlerine göre farklılaştığı görülürken; medeni durum ve evde internet bağlantısı değişkenleri ile farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır.

Akıllı telefonlarNomofobiSosyodemografik değişkenler+3
Seydi Avcı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mali müşavirlerin aşırı iş yükü algısı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki

Değişim ve gelişime açık iş dünyasında, teknolojik gelişmelere rağmen insan kaynakları her zaman önemini korumaktadır. İş gereksinimleri, çalışanın yetenekleri, kaynakları veya ihtiyaçlarıyla eşleşmediğinde aşırı iş yükü strese, tükenmişliğe, olumsuz fiziksel ve duygusal tepkilere neden olmaktadır. Muhasebecilik mesleği de aşırı iş yükünün, iş stresinin ve tükenmişliğin yoğun olarak görüldüğü meslek gruplarından birisidir. Mesleğin çok dikkat gerektiren ve küçük bir hatayı dahi kabul etmeyen yapısı, haftasonuna da sarkan uzun süren çalışma saatleri, yasal mevzuatların sürekli değişmesi, muhasebecilere daha ağır ceza ve sorumluluklar getirilmesi, mükelleflerin sorumluluklarının farkında olmamaları gibi nedenlerden dolayı mali müşavirlerin aşırı iş yükü algısı ve tükenmişlik düzeyleri gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada mali müşavirlerin iki ayrı dönemdeki aşırı iş yükü algıları ve tükenmişlik düzeylerindeki farklılıkların belirlenmesi, aşırı iş yükü algısı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin dönemsel olarak farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Adana Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına kayıtlı 110 mali müşavirle gerçekleştirilen araştırmada 4 bölüm 39 sorudan oluşan 2 ölçekli bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, mali müşavirlerin Nisan ayında Ocak ayına göre daha fazla aşırı çalışma hissine kapıldığı, Nisan ayındaki yetersizlik duygusunun Ocak ayından daha fazla olduğu, Nisan ayındaki aşırı iş yükü algısının Ocak ayına göre daha fazla olduğu görülmektedir. Mali müşavirlerin Nisan ayında Ocak ayına göre daha fazla duygusal tükenmişlik içinde olduklarını, Nisan ayındaki işe karşı duyarsızlaşmanın Ocak ayından daha fazla olduğu görülmüştür. Aşırı iş yükü alt boyutları ile tükenmişlik alt boyutları arasındaki ilişkilere bakıldığında ise Ocak ayında, duygusal tükenmişlik ile aşırı iş yükü algısı, aşırı çalışma algısı ve yetersizlik duygusu arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki; işe karşı duyarsızlaşma ile aşırı iş yükü algısı, aşırı çalışma algısı ve yetersizlik duygusu arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Nisan ayında, duygusal tükenmişlik ile aşırı iş yükü algısı, aşırı çalışma algısı ve yetersizlik duygusu arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki; duyarsızlaşma ile aşırı iş yükü algısı, aşırı çalışma algısı ve yetersizlik duygusu arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ocak ayına ait algılanan aşırı iş yükü alt boyutları ile tükenmişlik alt boyutları arasındaki ilişki ile Nisan ayına ait algılanan aşırı iş yükü alt boyutları ile tükenmişlik alt boyutları arasındaki ilişkinin arasında fark olup olmadığı incelendiğinde ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.

Mali müşavirlikTükenmişlikTükenmişlik düzeyi+2
Münevver Akçal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında örgüt kültürü tiplerinin farklılık yönetimi algısına etkisi üzerine bir araştırma (Hatay ilçeleri örneği)

Son yıllarda küreselleşmeyle birlikte artan göç, teknolojik ilerlemeler, bilgiye erişimin artması ve artan rekabet, her alanda çalışan çeşitliliğinin ve kültürel farklılıkların artmasına neden olmaktadır. İşletmedeki farklılıkların etkin yönetilmesi ve organizasyonun amaç ve hedefleri doğrultusunda kullanılmasında çalışanların tümü tarafından benimsenmiş ortak değerler sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda, değerler sistemini en iyi ifade eden kavram örgüt kültürüdür. Farklılıkların etkin yönetilmesinde örgüt kültürü önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada algılanan örgüt kültürü tiplerinin, farklılıkların yönetimi algıları üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, sağlık çalışanlarının algıladıkları örgüt kültürü tipi ve algılanan farklılıkların yönetimi düzeylerinin demografik özellikleri açısından da incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunuHatay İlinde faaliyet gösteren özel hastanelerde ve üniversite hastanesinde çalışan 638 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkeni; örgüt kültürü tipleri, bağımlı değişkeni ise çalışanların algıladıkları farklılıkların yönetimi düzeyleridir. Örgüt kültürü tipleri değişkeni klan, adhokrasi, hiyerarşi ve pazar olmak üzere dört boyuttan; farklılıkların yönetimi değişkeni ise birey, bölüm ve örgüt olmak üzere üç düzeyden oluşmaktadır. Araştırmada nicel yöntem tercih edilerek, veri toplamada anket tekniğinden yararlanılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Farklılıkların Yönetimi Ölçeği (Bean vd, 2011),Örgüt Kültürü Ölçeği(Deshpande, Farley ve Webster,1993) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 2019 yılı Kasım ve Aralık aylarında638sağlık çalışanından elde edilen veriler SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler; iki değişkenli gruplar için bağımsız örneklemler t testi; üç ve daha fazla değişken gruplar için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Örgüt kültürü tiplerinin ve farklılıkların yönetimi arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla korelasyon analizi, örgüt kültürü tiplerinin, farklılıkların yönetimi düzeylerine etkisini görebilmek için çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmada; örgüt kültürü tiplerinden klan kültürünün, farklılıkların yönetiminin birey, bölüm ve örgüt düzeylerinde, adhokrasi kültürünün, farklılıkların yönetiminin bölüm ve örgüt düzeylerinde, hiyerarşi kültürünün farklılıkların yönetiminin birey, bölüm ve örgüt düzeyinde ve pazar kültürünün farklılıkların yönetiminin bölüm düzeyi üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, örgüt kültürü tiplerinden sadece pazar kültürünün farklılıkların yönetimi algısı üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkisi yoktur. Diğer örgüt kültür tiplerinin farklılıkların yönetimi algısı üzerinde etkisi bulunmaktadır. Araştırma bulguları bütüncül bir bakışla değerlendirildiğinde, alanyazınla paralel biçimde, örgüt kültürünün farklılıkların yönetimi algılarını etkilediği görülmektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre, örgüt kültürü tiplerinin, sağlık çalışanlarının cinsiyet, meslek, eğitim durumu, mesleki deneyim, yaş gibi sosyodemografik özelliklerine göre farklılık göstermekte olduğu ancak medeni durum ve şuan çalıştıkları hastanedeki çalışma süresi gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca, sağlık çalışanlarının farklılıkların yönetimi algılarının cinsiyet, meslek, yaş, eğitim düzeyi, mesleki deneyim süresi gibi sosyodemografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermekte olduğu ancak medeni durum ve hastanedeki çalışma süresi ile istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Hatay İlinde faaliyet gösteren özel hastanelerde ve üniversite hastanesinde ''Rekabetçi Değerler Modeli'' indeki dört çeşit örgüt kültürü tipine de rastlanılmıştır. En baskın olan kültür tipi; hiyerarşi kültürüdür. Hiyerarşi kültürünü sırasıyla klan, pazar ve adhokrasi kültür tiplerinin izlediği tespit edilmiştir.

Farklılıkların yönetimiHastanelerSağlık kuruluşları+4
Demet Taner
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların iş stresi ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Adana Havalimanı örneği)

Havacılık sektörü çalışma yoğunluğu ve hata kabul etmeyen yapısı ile iş stresi ve kaygının yüksek olduğu bir çalışma alanıdır. Bu araştırmada havalimanında çalışan bireylerin iş stresi ve kaygı düzeylerinin incelenmesi, iş stresi ile durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlanmıştır. Adana Havalimanındaki Havaş Yer Hizmetleri çalışan 110 katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmada veri toplama aracı olarak 4 bölüm 49 ifadeden oluşan anket formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların büyük çoğunluğunun D seviyesinde iş stresine sahip çalışanlardan oluştuğu tespit edilmiştir. Bu stres düzeyi sağlık ve verimlilik açısından en elverişli iş stresi düzeyidir. Çalışmaya katılanların çoğunluğu tarafından algılanan iş stresinin bu düzeyde olması kurumda, havalimanı gibi zor şartlarda işi gözünde büyütmeden, sakince çalışabilecek potansiyelde kişilerin işe alımı olduğuna ve doğru seçimler yapıldığına işaret etmektedir. Çalışanların iş stresi ile durumluk kaygı ve sürekli kaygı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır.

Durumluk kaygıHAVAŞHava alanları+7
Handan Atasoy
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors