Theses supervised by Doç. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

15 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Dövme yaptıran bireylerde kimlik yönelimi, duygu durumu ve beden algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, dövme yaptıran bireylerde kimlik yönelimi, duygu durumu ve beden algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada, 18-45 yaş aralığındaki dövmesi olan (n=165) ve dövmesi olmayan (n=100) toplam 265 katılımcı çalışma grubunu oluşturmuştur. Örneklemi dövme yapan bireylerin oluşturması ölçüt olarak ele alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS v26 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Duygudurumları Profili, Kimlik Ölçeği ve alt boyutlarıdır. Bağımsız değişkenleri ise dövme yapan ve yapmayan grup, cinsiyet, eğitim düzeyi, dövmenin görünürlüğü, pişmanlık durumu ve dövme sayısıdır. İki kategorili değişkenler için bağımsız örneklemler t- testi, üç veya daha fazla kategorili değişkenler için Anova analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişikiyi belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Ayrıca, parametrik koşulların sağlanmadığı durumlarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizi yapılmıştır. Bulgularda, vücutta dövmenin olup olmaması durumuna göre katılımcıların gerginlik-anksiyete, depresyon-keder, öfke-saldırganlık, yorgunluk-atalet, konfüzyon puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Vücudunda dövme olan katılımcıların gerginlik-anksiyete, depresyon-keder, öfke-saldırganlık, yorgunluk-atalet ve konfüzyon puan ortalaması vücudunda dövme olmayan katılımcıların puan ortalamasından daha düşük belirlenmiştir. Vücutta dövmenin olup olmaması durumuna göre katılımcıların toplam VAÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Vücutta dövmenin olup olmaması durumuna göre katılımcıların kolektif kimlik puan ortalamaları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulgulanmıştır. Araştırma sonuçlarıyla elde edilen bulguların literatürle tutarlılığı ve sonuçlarüzerinde etkili olabilecek diğer değişkenler tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Beden imajıDuygudurumDövme+3
Buse Bilgi Dinçer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan stres ve yaşam doyumunun Y kuşağı annelerin dini inançlarıyla ilişkisi

Bu çalışmada Y kuşağına mensup (1980-1995 yılları arasında doğmuş), 25-40 yaş arası annelerin stres düzeyleri ve yaşam doyumlarının dini inançlarıyla olan ilişkisi incelenmiştir. Genç yetişkinler olan bu bireylerin annelik deneyimleri önceki kuşaklara göre farklılık göstermektedir. Günümüzde değişen ebeveynlik algısı sebebiyle Y kuşağı annelerinin stres seviyelerinin yüksek olması beklenmektedir. Dini inançların da bireylerin stres seviyesi ve yaşam doyumu ile yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın çalışma grubunu 1980-1995 yılları arasında doğmuş ve en az bir çocuğu olan kadınlar oluşturmuştur. Çalışmada katılımcıların yaşam doyumunu belirlemek için Yaşam Doyumu Ölçeği, stres seviyelerini ölçmek için Algılanan Stres Ölçeği ve dini tutumlarını belirlemek için Ok Dini Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, katılımcıların demografik özellikleri araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyodemografik Bilgi Formu" ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın istatistik verileri IBM SPSS Statistics 22.0 programında yapılmıştır. Ölçek puanlarının toplam analizi için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların doğum yıllarına, çalışma durumlarına ve çocukken dini eğitim almalarına göre toplam ölçek puanları analizi "Bağımsız Değişken t-test" ile yapılmıştır. Algılanan gelire göre ölçek toplam puanlarının analizinde "Kruskal-Wallis" analizinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda grup içerisinde yaşı yüksek olan kesimde(1980-1987 doğumlular) algılanan stres daha yüksek saptanmıştır. Çalışıyor olma veya olmama katılımcıların yaşam doyumu üzerinde etkilidir. Çocukken dini eğitim almış olmak, şu andaki dini inanç ile ilişkilidir. Algılanan stres seviyesi yüksek olan katılımcıların dini tutumları düşüktür. Yaşam doyumu yüksek olan katılımcıların algılanan strres seviyeleri düşüktür. Yaşam doyumu ile dini tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Gelir seviyesinin algılanan stres, dini inanç ve yaşam doyumu üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları var olan literatürün ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

AnnelerDini tutumlarStres+4
Elif Tuğçe Yasin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Suriye göçmenlerine yönelik bakış açısı ile Türk vatandaşlarının benlik saygısı ve empati kurma becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Suriye'de meydana gelen karışıklıklar nedeniyle Suriyeli göçmen sayısı gitgide artmıştır. Önemli boyutlara varan bu göçmenlik durumu ve barış imkânlarının azalması, karışıklıklar ve savaş gibi sebeplerle, komşu yakın ülkelerde de hem ekonomik ve sosyal hem de politik yönden meydana gelen etkiler gittikçe derinleşmiştir. Bunun yanında gerek Türkiye'deki topluma uyum sağlamalarında bazı sorunların ortaya çıkması, gerekse de ilk zamanlarda meydana gelen önemli boyutlardaki göç dalgasının zamanla daha sabit bir hal göstermesi sebepleriyle hem göçmen kişilerin hem de Türk vatandaşlarının uyum sağlama stratejisi geliştirmesi yönünde ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Günümüzde Suriyeli göçmenler hususu çok ciddi bir problem olarak Türkiye ve Türk vatandaşlarını da çok yakından ilgilendirmektedir. Dolayısıyla konuyla ilgili ortaya koyulacak bütün çalışmalar, girişimler ve araştırmaların bir katkı vereceği aşikardır. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşamlarını sürdüren Suriyeli göçmenlere karşı Türk vatandaşlarının benlik saygısı düzeyi ile empati kurma becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve getirilecek çözüm önerilerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu, 2019 – 2020 yılları içinde Türkiye'de yaşayan 18-35 yaş arası ve sosyal medya kullanan 373 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, benlik saygısı seviyesini ölçmek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, empati seviyesini ölçmek için Cambridge Empati Ölçeği (Empati Ölçeği) kullanılmıştır. Ek olarak, araştırmaya katılan kişilerin demografik özellikleri araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyodemografik Bilgi Formu" ile değerlendirilmiştir. Anketler internet üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre benlik saygısı, empati ve cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, benlik saygısı, empati ve yaş anlamlı bir ilişki olduğu, medeni durum ile benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu ancak empati ile anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Ayrıca eğitim seviyesi ile benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu fakat empati arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, yine gelir düzeyi, benlik saygısı ve empati arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulgulanmıştır.

Benlik saygısıEmpatiEmpatik beceri+7
Rabia Karadağ
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Siberkondri'de koronavirüs anksiyetesi ve sosyodemografik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 18-65 yaş arasındaki kişilerde siberkondri, Covid-19 korkusu ve sosyodemografik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden 332 kişi katılım göstermiştir. Yapılan araştırmada katılımcılara Siberkondri Ciddiyet Ölçeği ve Koronavirüs (Covid-19) Korkusu Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda siberkondri şiddeti ile Covid-19 korkusu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre kadın katılımcıların koronavirüs (Covid-19) korkusu ölçeği ve siberkondri içini rahatlatma alt boyut puanlarının erkek katılımcılarından daha yüksek olduğu görülmüştür. İnternette hastalık ile ilgili araştırma yapan katılımcıların siberkondri zorlantı, aşırı kaygı, aşırılık, içini rahatlatma ve ölçek toplam puanlarının araştırma yapmayan katılımcılardan daha yüksek olduğu görülmüştür. TV'de sağlık ile ilgili yayın izleyen kişilerin koronavirüs (Covid-19) Korkusu ölçeği ve siberkondri zorlantı, aşırılık, içini rahatlatma alt boyutları ve ölçek toplam puanlarının TV'de sağlık ile ilgili yayın izlemeyen kişilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Hekim önerisi dışında tetkik yaptıran bireylerin koronavirüs (Covid-19) korkusu ölçeği, siberkondri aşırılık, içini rahatlatma alt boyutları ve ölçek toplam puanlarının hekim önerisi dışında tetkik yaptırmayanlara göre yüksek olduğu görülmüştür. Hekim önerisi dışında ilaç kullanan kişilerin siberkondri aşırı kaygı, aşırılık alt boyutları ve ölçek toplam puanlarının hekim önerisi dışında ilaç kullanan kişilerin puanlarının kullanmayan kişilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. İnternetteki bilgiye göre karar alan kişilerin siberkondri zorlantı, aşırı kaygı, aşırılık, içini rahatlatma ve ölçek toplam puanlarının internetteki bilgiye göre bazen ve hiçbir zaman karar almayan kişilere daha yüksek olduğu görülmüştür.

AnksiyeteCOVID 19Pandemiler+3
Ayşegül Ergül Efendioğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

18-40 yaş arası bireylerde kararsızlık, değişime direnç ve duygusal öz-yeterlik durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı Türkiye'deki 18-40 yaş arası bireylerde kararsızlık, değişime direnç ve duygusal öz-yeterlik durumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Betimsel nitelikte ve tarama modeli içerisindeki araştırmada veriler 356 katılımcıya uygulanmıştır. Kişilere sosyo-demografik bilgi formu, değişime direnç ölçeği ( 15 madde ), duygusal öz-yeterlik ölçeği ( 32 madde ), kişisel karar ( kararsızlık ) ölçeği ( 18 Madde) dağıtılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; kişisel karar ( kararsızlık ) ölçeği araştırıcı kararsızlık alt boyutu puanları ile değişime direnç ölçeği bilişsel tepki, duygusal tepki, davranışsal tepki, ölçek toplam puanı ve duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Kişisel karar ölçeği aceleci kararsızlık alt boyutu puanları ile değişime direnç ölçeği bilişsel tepki, duygusal tepki, davranışsal tepki, ölçek toplam puanı ve duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Kişisel karar ölçeği toplam puanı ile değişime direnç ölçeği bilişsel tepki, duygusal tepki, davranışsal tepki, ölçek toplam puanı ve duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Değişime direnç ölçeği bilişsel tepki alt boyutu puanları ile duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Değişime direnç ölçeği duygusal tepki alt boyutu puanları ile duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Değişime direnç ölçeği davranışsal tepki alt boyutu puanları ile duygusal öz -yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Değişime direnç ölçeği toplam puanları ile duygusal öz-yeterlik ölçeği düzenleme, destekleme, anlama, algılama ve ölçek toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu belirtiler literatür bilgileri eşliğinde gözden geçirilmiştir.

Değişime dirençDuygusal öz yeterlilikKararsızlık+1
Eylül Fatma Kaytaz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının kişilik inançları ve durumluk-sürekli kaygı düzeyiyle ilişkisi: Psikolojik esnekliğin düzenleyici rolü

Araştırmanın temel amacı, çocukluk çağı travmalarının kişilik inançları ve durumluk-sürekli kaygıyla arasındaki ilişkiyi tespit etmek ve bu ilişkide psikolojik esnekliğin düzenleyici rolünün varlığını ortaya koymaktır. Bu amaçla çocukluk çağı travmalarını bağımsız değişken olarak ele alırken kişilik inançları ve durumluk-sürekli kaygı değişkeni bağımlı değişken, psikolojik esneklik değişkeni düzenleyici değişken olarak ele alınmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda Sosyodemografik Form, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişilik İnançları Ölçeği-Kısa Form, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği ve Psikolojik Esneklik Ölçekleri kullanılmıştır. Örnekleme yöntemi olarak seçkisiz örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 20-65 yaş aralığında 354 kişiden oluşmaktadır. Çocukluk çağı travmalarının obsesif kompülsif kişilik inancı haricinde diğer tüm kişilik inançlarıyla ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Durumluk-sürekli kaygı ile çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkide sadece duygusal ihmal ile durumluk kaygı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda da psikolojik esnekliğin çocukluk çağı travmalarının kişilik inançları ve durumluk-sürekli kaygı ilişkisinde düzenleyici rol etkisi bulunamamıştır. Bulgular ışığında literatür ile tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Durumluk kaygıKişilik inançlarıKişilik özellikleri+4
Nathan Kaan Gök
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde çift olarak stresle baş etme ile COVİD anksiyetesi arasındaki ilişki

Çalışmanın temel amacı, Covid 19'un hayatımızı günden güne başta sağlık olmak üzere her açıdan olumsuz yönde etkiliyorken, bireylerin evlilik olgusu içinde eşleri ile birlikte strese karşı baş etme düzeyi ile koronavirüs anksiyetesi ölçeği arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca demografik değişkenlere göre çift olarak stresle baş etme ve koronavirüs anksiyetesi ile ilişkileri de incelenmiştir. Yapılan araştırmada katılımcılara çift olarak stresle baş etme ölçeği ve koronavirüs anksiyetesi ölçeği uygulanmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden olmak üzere 412 evli birey katılım göstermiştir. Bu araştırmanın modelini ilişkisel tarama modeli oluşturmaktadır. Verilerin analizi için SPSS 21 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında tartışmanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Stresle Çift Olarak Baş Etme ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının eğitim düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamasının evlilik yılı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri puan ortalamalarının evlilik yılı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının evlilik sayısı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri puan ortalamalarının evlilik sayısı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının çocuk sayısı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının bu durumdan bağımsız olarak geçmişte bir ruh sağlığı tarafından (psikiyatr/psikolog) tanısı koyulan bir anksiyete (kaygı) bozukluğu tanısı alma durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının bu durumdan bağımsız olarak devam etmekte olan anksiyete bozukluğu durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri puan ortalamalarının bu durumdan bağımsız olarak anksiyete bozukluğu tanısı alanlar ve devam eden anksiyete bozukluğu için psikoterapi desteği alma durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puan ortalamalarının bu durumdan bağımsız olarak anksiyete bozukluğu tanısı alanlar ve devam eden anksiyete bozukluğu için psikoterapi desteği alma durumu değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Stresle Çift Olarak Baş Etme ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

AnksiyeteCOVID 19Evli çiftler+3
Güngör Boro
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde üniversite öğrencilerinde COVID-19 psikolojik sıkıntısı ve koronavirüs kaygısı ile psikolojik yardım aramada kendini yetersiz damgalama ilişkisi

Araştırmanın amacı, Pandemi döneminde üniversite öğrencilerinde COVID-19 psikolojik sıkıntısı ve koronavirüs kaygı düzeylerinin, psikolojik yardım aramada kendini yetersiz damgalama ilişkisi üzerine etkisinin incelenmesidir. Ayrıca demografik değişkenlere göre, Pandemi döneminde üniversite öğrencilerinde COVID-19 psikolojik sıkıntısı ve koronavirüs kaygı düzeylerinin, psikolojik yardım aramada kendini yetersiz damgalama ilişkileri de incelenmiştir. Araştırma evreni; üniversitelerde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise; rastgele yöntemle seçilmiş, seçim önyargısını en aza indirmek amacıyla, mümkün olan en iyi örneği elde etmek için farklı bölgelerde yaşayan, farklı demografik özelliklere sahip ve gönüllülük esasına dayanarak, rastlantısal üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada basit tesadüfi yöntem kullanılarak örnekleme ulaşılmıştır. Oluşturulan ölçek bataryası, üniversitede öğrenim görmekte olan toplam 400 üniversite öğrencisi katılımcıya uygulanmıştır. Yapılan araştırmada COVİD-19 Psikolojik sıkıntı ölçeği, koronavirüs kaygısı ölçeği, Psikolojik yardım aramada kendini damgalama ölçeği uygulanmıştır. Analizlere ilişkin istatistiksel hesaplamalar SPPS paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada, bulguların istatiksel analizleri .05 anlamlılık düzeyi esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar üzerinden tartışmanın yapılması amaçlanmıştır. COVID-19 şüphesi, güven kaybı riski ve kendini damgalama algıları, eğitim düzeyine göre incelendiğinde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Yalnızca güven kaybı riski algıları, ailelerinden birinin COVID-19 geçirme durumlarına göre anlamlı bir ilişki görülmüştür. Psikolojik sıkıntı, COVID-19 korkusu, şüphesi kaygı ve yetersizlik hissi algıları, COVID-19 kelimesinden rahatsızlık duyma durumlarına göre anlamlı ilişki görülmüştür. Psikolojik sıkıntı, COVID-19 korkusu, şüphesi kaygı, kendini damgalama ve güven kaybı riski algıları, pandemi döneminde psikolojik destek alma düşüncesi durumlarına göre anlamlı bir ilişki görülmüştür. Üniversite öğrencilerinin karşılaştıkları güven kaybı riski üzerinde, psikolojik sıkıntı ve COVID-19 kaygısının etkisi incelendiğinde anlamlı ilişki görülmüştür. COVID-19 kaygısının yetersizlik hissi üzerinde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür.

COVID 19Hastalanma kaygısıKaygı+7
Eda Nur Kocaman
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumda şiddete yönelik tutumların aleksitimi düzeyi ve narsisistik kişilik özellikleri ile ilişkisi

Çalışmanın temel amacı, toplumlarda şiddete yönelik tutumların aleksitimi düzeyi ve narsisistik kişilik özellikleri ile ilişkisini incelemektir. Narsisistik kişilik özellikleri görüldükçe ortaya çıkan şiddet eğilimi ve aleksitimi düzeyi yani duyguları tanımlarken ya da açıklarken yetersiz olmak kavramı incelenmiştir. Yapılan araştırmada şiddetin birçok biçimi bulunmaktadır. Fiziksel, ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddet, şiddetin biçimleridir. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden olmak üzere 407 kişi katılım göstermiştir. Araştırma kapsamında Demografik bilgi formu, Şiddete Yönelik Tutumlar Ölçeği, Narsisistik Kişilik Envanteri, Toronto Aleksitimi Ölçeği uygulanmıştır. Bu araştırmanın modelini ilişkisel tarama modeli oluşturmaktadır. Verilerin analizi SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında tartışmanın gerçekleşmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada Narsisistik kişilik envanteri puan ortalamaları neticesinde ulaşılan sonuçlardan bazıları şiddet, kontrol, istismar, duygu tanıma, duyguları belirtmede güçlük, dışa dönük düşünme, üstünlük, teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme, öz yeterlilik puanı yaşa göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalarda; Şiddete yönelik tutumlar ölçeği puanları arasında şiddet, kontrol, istismar, duygu, aşırı dışa dönük düşünme, üstünlük, teşhircilik, otorite, hak iddia etme, sömürücülük, yeterlilik puanı eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmada; Toronto Aleksitimi Ölçeği puanları arasında şiddet, kontrol, istismar, duygu tanıma, duyguları belirtmede güçlük, öz yeterlilik puanı gelir durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir.

AleksitimiNarsisizmNarsist Kişilik Envanteri+4
Neslihan Muratoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden tutumu ve görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ilişkisinde düşünce özelliklerinin aracı rol ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, bireylerin beden tutumu ve görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ilişkisinde düşünce özelliklerinin aracı rolünün incelenmesidir. Bu doğrultuda demografik değişkenlerin beden tutumu, görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ve düşünce özelliklerindeki farklılaşma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada katılımcılara, sosyodemografik bilgi formu, beden tutumu ölçeği, görünümle ilişkili sosyal medya bilinci ölçeği ve düşünce özellikleri ölçeği uygulanmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin çeşitli illerinden 18-65 yaş arası 401 kişi katılım sağlamıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde yapılmıştır. Veriler SPSS 21 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre, beden tutumunun görünümle ilişkili sosyal medya bilincinin yordayıcısı olduğu, düşünce özelliklerinin görünümle ilişkili sosyal medya bilincinin yordayıcısı olduğu ve beden tutumu ile görünümle ilişkili sosyal medya bilinci arasındaki ilişkide düşünce özelliklerinin aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bulgular ışığında değişkenler, literatür ile tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BedenBeden imajıSosyal medya+3
Sanem Su Kahramanoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan yetişkin bireylerde çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, romantik ilişkisi olan yetişkin bireylerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, çocukluk çağı travmatik yaşantıları, duygusal bağımlılıkları ve duygu düzenleme becerilerinin demografik değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemin grubunda uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 383 katılımcı yer almaktadır. Araştırmada Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmada, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Duygusal Bağımlılık Ölçeği ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon ve Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukluk çağı travmaları ve duygusal bağımlılık arasında çocukluk çağı travması ölçeğinin alt boyutu cinsel istismar ile duygusal bağımlığın negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Fakat çocukluk çağı travmaları toplam puan ve alt boyutları olan duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları toplam puan ve alt boyutları ile duygu düzenleme becerisi toplam puan ve alt boyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur.

Betül Çalık
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayatın anlam ve amacı ile acının dönüştürücü gücü arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırma, 18 yaş ve üstü bireylerde hayatın anlam ve amacı ile acının dönüştürücü gücü arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Buna ek olarak hayatın anlam ve amacı, acının dönüştürücü gücü ve genel yetkinlik inancı düzeylerinin sosyodemografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmada 438 katılımcıdan olmaktadır. Araştırmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Hayatın Anlamı ve Amacı Ölçeği, Acının Dönüştürücü Gücü Ölçeği ve Genel Yetkinlik İnancı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Kolmogrov-Smirnov ve Shapiro-Wilk, Mann-Whitney-U testi, Kruskal Wallis, post hoc Benferroni, Spearman Korelasyon, Lineer Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda hayatın anlam ve amacının, acının dönüştürücü gücü üzerindeki etkisinde genel yetkinlik inancının kısmi aracı rol olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlerden yakın çevreden birinin kaybı durumu ve kronik rahatsızlık durumu hariç diğer tüm değişkenler en az bir ölçek puanına göre farklılaştığı görülmüştür. Cinsiyet, medeni durum ve sabırlı olma durumunun tüm ölçek puanlarıyla anlamlı farklılaşmaktadır.

Acının dönüştürücü gücüAnlamYaşam+2
Emine Alaca
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizlik arasındaki ilişki

Bu araştırma halihazırda romantik ilişkisi bulunan veya daha önce bir romantik ilişki içerisinde bulunmuş yetişkin bireylerde akılcı olmayan tutumlar, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları, ilişki bağımlılığı ve obsesif güvensizliğin demografik değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırmaya 379 yetişkin birey katılım göstermiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyo-demografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği ve Obsesif Güvensizlik Envanteri Kullanılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanışmış ve Bağımsız Örneklem T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve ANOVA testleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanları ile obsesif güvensizlik ve ilişki bağımlılığı toplam puanları arasında; obsesif güvensizlik ve ilişki bağımlılığı toplam puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. İlişki bağımlılığı toplam puanları ve obsesif güvensizlik toplam puanları ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların alt boyutlarından aşırı beklentiler, sosyal zaman kullanımı, fiziksel yakınlık, cinsiyet farklılıkları, farklı düşünmek ve zihin okuma boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır.

İbrahim Ethem Uğurelli
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan romantik ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolü

Bu çalışma romantik ilişkisi bulunan yetişkin bireylerle, romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolünün olup olmadığını belirleme amacıyla yapılmıştır. Araştırma 18 yaşından büyük ve romantik ilişkisi bulunan 447 bireyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi için öncelikle normallik testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı tespit edilmiştir. Sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek için Independent Sample T-Testi ve Tek Yönlü ANOVA Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için Pearson Korelasyon analizi ve aracılık rolünü tespit etmek için Process Aracı Rol analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda sosyodemografik değişkenler bakımından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Korelasyon analizi sonucunda sosyal medya kıskançlığı, algılanan romantik ilişki kalitesi arttıkça zayıf güçlükte, akılcı olmayan inançlar arttıkça orta güçlükte artış göstermiştir. Yapılan aracı rol analizi ile romantik ilişkilerde sosyal medya kıskançlığı ile algılanan ilişki kalitesi arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların tam aracı rolü olduğu görülmüştür.

Aycan Dağ
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolü

Bu çalışma yetişkinlerde travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Buna ek olarak travma ile başa çıkabilme algısı, yaşam doyumu ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler incelenmiş ve bu temel değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği tespit edilmiştir. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilmiş olan 442 yetişkin katılımcı oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için Demografik Bilgi Formu, Travma ile Başa Çıkabilme Algısı Ölçeği, Yetersizlik Duygusu Ölçeği ve Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Veriler analiz edilirken Bağımsız Örneklem T-Test, Kruskal Wallis H, Korelasyon Analizi ve Hayes Process Macrosu uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda yaşam doyumu ile yetersizlik duygusu arasında negatif, travma ile başa çıkabilme algısı ile pozitif ilişki elde edilmiştir. Travma ile başa çıkabilme algısı ile yetersizlik duygusu arasında ise ilişki bulunmamıştır. Travma ile başa çıkabilme algısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide yetersizlik duygusunun aracı rolü olmadığı tespit edilmiştir.

Zeynep Karaca
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors