Theses supervised by Prof. Dr. Ali Coşkan
20 theses · Isparta University of Applied Sciences
Farklı tampon çözeltiler ile alınan vermikompost ekstraktının biber gelişimine etkisi
Sera koşullarında yürütülen bu çalışmada farklı tampon çözücüler kullanılarak alınan vermikompost ekstraktının biber bitkisinin gelişimine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada geleneksel gübrelemeye ilave olarak vermikompost ekstraktları yapraktan, topraktan veya her iki şekilde uygulanmış ve bu uygulamaların verime, bitki gelişimine ve bitkinin besin elementi alımına etkileri araştırılmıştır. Verim değerleri incelendiğinde en yüksek değerin 219 g/bitki ile çeşme suyu ile alınan ekstraktta olduğu görülmüştür (p<0.05). Uygulama şekilleri arasında fark olmamakla beraber tümü kontrole göre artış sağlamıştır. Verim değerleri interaksiyonlar bağlamında incelendiğinde, en yüksek değerin çeşme suyu ile alınan ekstraktın yaprak uygulamasında olduğu tespit edilmiştir. Uygulamalar bitkinin kuru ağırlığı ve bitki çapında etkili olmazken bitki boyu üzerinde azaltıcı etki göstermiş, tüm uygulamalar bitkinin boyunun kontrole göre azalmasına neden olmuştur. Azot, fosfor, kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonları kullanılan çözücüden etkilenmemiştir. Uygulama şekilleri bakımından ise azot yönünden yaprak ve toprak+yaprak uygulamalarında, fosfor yönünden kontrole oranla tüm uygulamalarda, kalsiyum yününden kontrol uygulamasında en yüksek değerler belirlenmiştir. Bitkinin demir konsantrasyonu çeşme suyu ile alınan ekstrakta en yüksek bulunurken uygulama şekilleri arasında fark görülmemiştir. Çinko konsantrasyonunda ise çözücüler arasında fark bulunmazken yapraktan uygulamada daha yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Fenolojik gözlemler asit tamponlu çözücünün bitkinin meyve ve yapraklarında yakma meydana getirdiğini göstermiştir. Bu nedenle asit çözücü ile alınan ekstraktın kullanıldığı uygulamalarda birçok parametrede daha düşük değerler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan genel olarak en iyi çözücünün çeşme suyu olduğu görülmüştür.
Elma ve gül budama atıklarından farklı sıcaklıklarda üretilen biyokömürün toprak kalitesine etkisinin solucan kaçınma testi ile belirlenmesi
Atmosferdeki karbondioksitin uzun süreli toprakta bağlanması amacıyla uygulanan biyokömürün toprağın biyolojik özelliklerini etkisini, solucan kaçınma testi ile belirlemek amacıyla İnkübasyon denemesi yürütülmüştür. Çalışmada yüksek sıcaklık ve dozların etkisini belirlemek amacıyla 300, 450, 600, 750 ve 900 °C sıcaklıkta elma veya gül budama atıklarından/artıklarından elde edilmiş biyokömürün %1 ve %2 dozları toprağa karıştırılmış ve solucan kaçınma testi yapılmıştır. Daha sonra örnekler inkübe edilerek test tekrarlanmış, inkübasyon sonunda ayrıca toprağın CO2 üretimi değerleri analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar biyokömür uygulaması yapıldıktan hemen sonra yapılan solucan kaçınma testinde, solucanların biyokömür uygulanmayan referans toprağını tercih ettikleri, inkübasyon sonrasında ise biyokömür uygulanan alana yöneldiklerini göstermiştir. Araştırmadan genel olarak kullanılan hammaddenin, uygulama dozunun ve biyokömür üretim sıcaklığının solucan kaçınma davranışı üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.
Solucan gübresi uygulamasının yağ gülünün verimine ve besin elementi konsantrasyonuna etkisi
Bu çalışma, Isparta iline özgü, katma değeri yüksek tarımsal ürün olan yağlık gülün (Rosa damascena Mill.) verim ve beslenme durumunu geliştirmede solucan gübresi kullanım olanağının araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Tarla denemesi olarak yürütülen araştırmada 4 farklı dozda (V0: 0 kg/da, V1: 100 kg/da, V2: 200 kg/da ve V3: 3000 kg/da) solucan gübresi uygulaması 3 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Uygulamalar bitkinin taç iz düşümüne yapılmış ve toprağa karıştırılmıştır. Çiçek hasadına 30.04.2018 tarihinde başlanmış, 20 gün devam etmiş, bu süre boyunca günlük olarak açan çiçekler toplanarak tartılmıştır. Hasat tamamlandıktan sonra bitkilerden yaprak örneği alınmış ve bazı makro ve mikro besin elementlerinin konsantrasyonları belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar solucan gübresi uygulamasının gül çiçeği verimini artırdığını göstermiştir. En yüksek verim değeri, kontrol uygulamasından 66 kg/da daha yüksek olarak, 585 kg/da ile 200 kg/da solucan gübresi uygulamasında belirlenmiştir. Solucan gübresi uygulamalarının bitkinin besin elementi konsantrasyonları üzerine belirgin etkisi olmamıştır. Bu durumun alınan elementlerin hasat ile bitkiden uzaklaşması ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Tezden elde edilen sonuçlardan genel olarak solucan gübresi kullanımının gül tarımı ekonomisine katkı sağlayacağı, 200 kg/da dozunun önerilebileceği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Pirinadan elde edilmiş kompost ve vermikompostun marul bitkisinin mineral beslenmesine ve gelişimine etkisi
İçerdiği fenolik bileşikler ve alıcı ortamlarda oluşturduğu yüksek kimyasal oksijen ihtiyacı nedeniyle çevreye olumsuz etkileri olabilecek pirina olarak adlandırılan zeytinyağı üretim atığının tarımsal amaçla kullanımına yönelik olarak bir saksı denemesi yürütülmüştür. Bu amaçla %50 pirina, %45 hayvan gübresi ve %5 dolomit karıştırılmış, karışımdan 2 adet birer kg tartılmış, birine 150 adet Eisenia fetida aşılanmış (vermikompost), diğeri olduğu gibi bırakılmış (kompost) ve her ikisi 69 gün süreyle laboratuvar koşullarında inkübe edilmiştir. Sürenin sonunda elde edilen vermikompost ve kompost, 0, 1000, 2000 ve 3000 kg da-1 dozlarında toprağa karıştırılmış, saksılara yerleştirilen topraklar üzerinde marul bitkisi yetiştirilmiştir. Deneme sonuçları, karışımdaki fenolik madde miktarının azaltılmasında solucanların daha etkili olduğunu gösterse de bu etkinin istatistiki olarak etkili olmadığı belirlenmiştir. Ancak, bu substratlardaki fenolik bileşiklerin marul bitkisine geçişi incelendiğinde kompostun %45 daha fazla fenolik madde geçişine neden olduğu, vermikompostun bu geçişi azalttığı belirlenmiştir. Marul verimi yönünden vermikompost ve kompost arasında fark bulunmamıştır (p<0.05). Bitkide belirlenen fosfor konsantrasyonu kompost uygulamasında daha yüksek bulunurken Zn ve Mn konsantrasyonu vermikompost uygulamasında daha yüksek olmuştur. Hasat sonrasında toprakta kalan besin elementleri incelendiğinde, özellikle 4000 kg da-1 dozunda kontrolden oldukça yüksek düzeylerde besin elementi kaldığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, denemede belirlenen karışım oranları kullanılarak elde edilecek vermikompostun 1000 ve 2000 kg da-1 dozunun marul yetiştiriciliğinde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı sıcaklıklarda gül posası kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Biyokömür ya da biyolojik kömür, organik atıkların oksijensiz ortamda ısıl işleme maruz bırakılarak kömürleştirilmesi sonucu elde edilen üründür. Bu madde, üretiminde kullanılan hammaddeye ve üretim sıcaklığına bağlı olarak farklı özellikler kazanmaktadır. Bu çalışmada biyokömür üretiminde üretim sıcaklığının, elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi be besin elementi alımı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma saksı denemesi şeklinde gül posası kullanılarak 340, 380, 420, 460 ve 500 derece değerinde üretilen beş farklı biyokömür, 0, 400 ve 800 kg/da olmak üzere 3 farklı doz ve 3 tekerrür olarak yürütülmüştür. Tüm saksılara temel gübreleme yapılmış olup, ekim ile birlikte 100 mg/kg N, 150 mg/kg P2O5, 150 mg/kg K2O verilmiştir. Çiçeklenme başladıktan sonra saksılara 100 mg/kg N uygulaması tekrarlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar biyokömür üretiminde kullanılan sıcaklığın elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkili olduğunu göstermiştir. Verim değerleri hem sıcaklık hem de doz uygulamasından olumlu etkilenmiştir. Sonuçlar, denemede seçilen en düşük ve en yüksek sıcaklık olan 340 ve 500 derecenin belirlenen parametreler üzerinde genellikle olumsuz etkide bulunduğunu göstermiş, gül posasından biyokömür üretiminde 380, 420 ve 460 derece sıcaklıkların tercih edilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı sıcaklıklarda gül posası kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Biyokömür ya da biyolojik kömür, organik atıkların oksijensiz ortamda ısıl işleme maruz bırakılarak kömürleştirilmesi sonucu elde edilen üründür. Bu madde, üretiminde kullanılan hammaddeye ve üretim sıcaklığına bağlı olarak farklı özellikler kazanmaktadır. Bu çalışmada biyokömür üretiminde üretim sıcaklığının, elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi be besin elementi alımı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma saksı denemesi şeklinde gül posası kullanılarak 340, 380, 420, 460 ve 500 derece değerinde üretilen beş farklı biyokömür, 0, 400 ve 800 kg/da olmak üzere 3 farklı doz ve 3 tekerrür olarak yürütülmüştür. Tüm saksılara temel gübreleme yapılmış olup, ekim ile birlikte 100 mg/kg N, 150 mg/kg P2O5, 150 mg/kg K2O verilmiştir. Çiçeklenme başladıktan sonra saksılara 100 mg/kg N uygulaması tekrarlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar biyokömür üretiminde kullanılan sıcaklığın elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkili olduğunu göstermiştir. Verim değerleri hem sıcaklık hem de doz uygulamasından olumlu etkilenmiştir. Sonuçlar, denemede seçilen en düşük ve en yüksek sıcaklık olan 340 ve 500 derecenin belirlenen parametreler üzerinde genellikle olumsuz etkide bulunduğunu göstermiş, gül posasından biyokömür üretiminde 380, 420 ve 460 derece sıcaklıkların tercih edilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı sıcaklıklarda gül posası kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Biyokömür ya da biyolojik kömür, organik atıkların oksijensiz ortamda ısıl işleme maruz bırakılarak kömürleştirilmesi sonucu elde edilen üründür. Bu madde, üretiminde kullanılan hammaddeye ve üretim sıcaklığına bağlı olarak farklı özellikler kazanmaktadır. Bu çalışmada biyokömür üretiminde üretim sıcaklığının, elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi be besin elementi alımı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma saksı denemesi şeklinde gül posası kullanılarak 340, 380, 420, 460 ve 500 derece değerinde üretilen beş farklı biyokömür, 0, 400 ve 800 kg/da olmak üzere 3 farklı doz ve 3 tekerrür olarak yürütülmüştür. Tüm saksılara temel gübreleme yapılmış olup, ekim ile birlikte 100 mg/kg N, 150 mg/kg P2O5, 150 mg/kg K2O verilmiştir. Çiçeklenme başladıktan sonra saksılara 100 mg/kg N uygulaması tekrarlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar biyokömür üretiminde kullanılan sıcaklığın elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkili olduğunu göstermiştir. Verim değerleri hem sıcaklık hem de doz uygulamasından olumlu etkilenmiştir. Sonuçlar, denemede seçilen en düşük ve en yüksek sıcaklık olan 340 ve 500 derecenin belirlenen parametreler üzerinde genellikle olumsuz etkide bulunduğunu göstermiş, gül posasından biyokömür üretiminde 380, 420 ve 460 derece sıcaklıkların tercih edilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Aynı sıcaklıkta farklı materyaller kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Bu çalışmada, aynı sıcaklıkta, farklı materyaller kullanılarak üretilmiş olan biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gül posası, elma posası, orman altı örtüsü, talaş ve ceviz kabuğu kullanılarak 400 derece sıcaklıkta üretilen biyokömürler, iki farklı dozda toprağa uygulanmıştır. Bu topraklarda yetiştirilen çilek bitkisinin meyve verimi ile yeşil aksam kuru ağırlığı, yeşil aksamın N, P, K, Ca, Mg, Fe, Zn, Mn ve bakır konsantrasyonları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, biyokömür hammaddelerinin elde edilen ürünün özellikleri üzerine etkili olduğunu ancak bu etkilerin belirlenen her parametre için aynı düzeyde olmadığını göstermiştir. Genel olarak biyokömür uygulamaları besin elementi içeriğini artırmış ancak bazı elementlerde de azalmaya neden olmuştur. En yüksek verim değeri elma posası biyokömüründen elde edilmiştir. Sonuçlardan genel olarak talaş biyokömürünün belirlenen parametrelerin birçoğu üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Besin elementlerinden ise demir elementi biyokömür uygulamalarından en fazla olumsuz etkilenen element olmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle her biyokömürün her bitki, toprak, iklim koşullarında aynı etkiyi gösteremeyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama dozları arasında ise genellikle önemli farklar bulunmamış, bu durumun biyokömürün etkinliğini daha iyi gösterebilmesi için uygulama sonrası bir miktar inkübasyon süresine ihtiyaç duyduğu şeklinde açıklanmıştır.
Aynı sıcaklıkta farklı materyaller kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Bu çalışmada, aynı sıcaklıkta, farklı materyaller kullanılarak üretilmiş olan biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gül posası, elma posası, orman altı örtüsü, talaş ve ceviz kabuğu kullanılarak 400 derece sıcaklıkta üretilen biyokömürler, iki farklı dozda toprağa uygulanmıştır. Bu topraklarda yetiştirilen çilek bitkisinin meyve verimi ile yeşil aksam kuru ağırlığı, yeşil aksamın N, P, K, Ca, Mg, Fe, Zn, Mn ve bakır konsantrasyonları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, biyokömür hammaddelerinin elde edilen ürünün özellikleri üzerine etkili olduğunu ancak bu etkilerin belirlenen her parametre için aynı düzeyde olmadığını göstermiştir. Genel olarak biyokömür uygulamaları besin elementi içeriğini artırmış ancak bazı elementlerde de azalmaya neden olmuştur. En yüksek verim değeri elma posası biyokömüründen elde edilmiştir. Sonuçlardan genel olarak talaş biyokömürünün belirlenen parametrelerin birçoğu üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Besin elementlerinden ise demir elementi biyokömür uygulamalarından en fazla olumsuz etkilenen element olmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle her biyokömürün her bitki, toprak, iklim koşullarında aynı etkiyi gösteremeyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama dozları arasında ise genellikle önemli farklar bulunmamış, bu durumun biyokömürün etkinliğini daha iyi gösterebilmesi için uygulama sonrası bir miktar inkübasyon süresine ihtiyaç duyduğu şeklinde açıklanmıştır.
Aynı sıcaklıkta farklı materyaller kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Bu çalışmada, aynı sıcaklıkta, farklı materyaller kullanılarak üretilmiş olan biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gül posası, elma posası, orman altı örtüsü, talaş ve ceviz kabuğu kullanılarak 400 derece sıcaklıkta üretilen biyokömürler, iki farklı dozda toprağa uygulanmıştır. Bu topraklarda yetiştirilen çilek bitkisinin meyve verimi ile yeşil aksam kuru ağırlığı, yeşil aksamın N, P, K, Ca, Mg, Fe, Zn, Mn ve bakır konsantrasyonları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, biyokömür hammaddelerinin elde edilen ürünün özellikleri üzerine etkili olduğunu ancak bu etkilerin belirlenen her parametre için aynı düzeyde olmadığını göstermiştir. Genel olarak biyokömür uygulamaları besin elementi içeriğini artırmış ancak bazı elementlerde de azalmaya neden olmuştur. En yüksek verim değeri elma posası biyokömüründen elde edilmiştir. Sonuçlardan genel olarak talaş biyokömürünün belirlenen parametrelerin birçoğu üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Besin elementlerinden ise demir elementi biyokömür uygulamalarından en fazla olumsuz etkilenen element olmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle her biyokömürün her bitki, toprak, iklim koşullarında aynı etkiyi gösteremeyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama dozları arasında ise genellikle önemli farklar bulunmamış, bu durumun biyokömürün etkinliğini daha iyi gösterebilmesi için uygulama sonrası bir miktar inkübasyon süresine ihtiyaç duyduğu şeklinde açıklanmıştır.
Pgpr ile farklı dozlarda biyokömür uygulamalarının mısır bitkisinin verimine, besin elementi alımına ve kuraklık toleransına etkisi
Farklı ekosistemden izole edilen çok sayıda bakteriden 4 tane PGPR belirlenmesi, belirlenen bu 4 PGPR'ın biyokömür ile etkileşiminin ortaya konması ve en iyi etkileşimde bulunan 2 tanesinin kuraklık stresine etkilerinin belirlenmesi amaçlarıyla bu tez çalışması yürütülmüştür. Araştırmada denemeler sera koşullarında saksı denemesi olarak yürütülmüştür. Araştırmanın ilk aşamasında Türkiye'nin altı farklı ilinden getirilen topraklardan 24 tane hızlı gelişen bakteri izole edilmiş, saf kültür olarak eğik besiyerine alınmıştır. Bu bakteriler ile yürütülen denemede 24 bakteriden 10 tanesinin belirlenen parametrelerden en az biri üzerinde en yüksek sonucu verdiği görülmüştür. Bir sonraki aşamada, birinci denemede diğerlerinden daha iyi olduğu belirlenen 4 bakteri % 0, % 1 ve % 2 biyokömür ile birlikte denenmiştir. Bu denemede, seçilen bakterilerin tümü belirlenen parametrelerin hepsi üzerinde belirgin olumlu etkide bulunmuştur. Biyokömür dozlarının belirlenen parametreler üzerinde etkileri farklı olmuş, bitki gelişme parametreleri üzerinde nötr veya olumsuz etkisi görülen biyokömür, besin elementi parametrelerinde olumlu etkiler yapmıştır. Biyokömür ve bakteri interaksiyonu istatistiki olarak önemli (P<0.05) düzeyde bulunmuştur. Bu deneme sonuçlarına bakılarak seçilen 2 bakteri bu kez % 0, % 0.5 ve % 1.0 biyokömür dozları ile % 100, % 75, % 50 ve % 25 sulama düzeyleri ile bir arada incelenmiştir. Son denemeden elde edilen sonuçlar su kısıtının bitki gelişme parametreleri üzerinde belirgin olumsuz etkilerinin olduğu, biyokömür ve bakteri uygulamalarının bitki gelişimindeki gerilemeyi tamamen yok edemediği ancak kısmen hafiflettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlardan genel olarak PGPR izolasyonunda farklı bölge ve farklı ekosistemlerin seçilmesinin yararlı bir yaklaşım olduğu, böylece PGPR bulma ihtimalinin arttığı, biyokömür hammaddesinin ve uygulama dozunun etkinin yönü ve şiddetinde önemli olduğu, denemede seçilen PGPR'ların su kısıtı karşısındaki olumlu etkilerinin sınırlı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır
Pgpr ile farklı dozlarda biyokömür uygulamalarının mısır bitkisinin verimine, besin elementi alımına ve kuraklık toleransına etkisi
Farklı ekosistemden izole edilen çok sayıda bakteriden 4 tane PGPR belirlenmesi, belirlenen bu 4 PGPR'ın biyokömür ile etkileşiminin ortaya konması ve en iyi etkileşimde bulunan 2 tanesinin kuraklık stresine etkilerinin belirlenmesi amaçlarıyla bu tez çalışması yürütülmüştür. Araştırmada denemeler sera koşullarında saksı denemesi olarak yürütülmüştür. Araştırmanın ilk aşamasında Türkiye'nin altı farklı ilinden getirilen topraklardan 24 tane hızlı gelişen bakteri izole edilmiş, saf kültür olarak eğik besiyerine alınmıştır. Bu bakteriler ile yürütülen denemede 24 bakteriden 10 tanesinin belirlenen parametrelerden en az biri üzerinde en yüksek sonucu verdiği görülmüştür. Bir sonraki aşamada, birinci denemede diğerlerinden daha iyi olduğu belirlenen 4 bakteri % 0, % 1 ve % 2 biyokömür ile birlikte denenmiştir. Bu denemede, seçilen bakterilerin tümü belirlenen parametrelerin hepsi üzerinde belirgin olumlu etkide bulunmuştur. Biyokömür dozlarının belirlenen parametreler üzerinde etkileri farklı olmuş, bitki gelişme parametreleri üzerinde nötr veya olumsuz etkisi görülen biyokömür, besin elementi parametrelerinde olumlu etkiler yapmıştır. Biyokömür ve bakteri interaksiyonu istatistiki olarak önemli (P<0.05) düzeyde bulunmuştur. Bu deneme sonuçlarına bakılarak seçilen 2 bakteri bu kez % 0, % 0.5 ve % 1.0 biyokömür dozları ile % 100, % 75, % 50 ve % 25 sulama düzeyleri ile bir arada incelenmiştir. Son denemeden elde edilen sonuçlar su kısıtının bitki gelişme parametreleri üzerinde belirgin olumsuz etkilerinin olduğu, biyokömür ve bakteri uygulamalarının bitki gelişimindeki gerilemeyi tamamen yok edemediği ancak kısmen hafiflettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlardan genel olarak PGPR izolasyonunda farklı bölge ve farklı ekosistemlerin seçilmesinin yararlı bir yaklaşım olduğu, böylece PGPR bulma ihtimalinin arttığı, biyokömür hammaddesinin ve uygulama dozunun etkinin yönü ve şiddetinde önemli olduğu, denemede seçilen PGPR'ların su kısıtı karşısındaki olumlu etkilerinin sınırlı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır
Pgpr ile farklı dozlarda biyokömür uygulamalarının mısır bitkisinin verimine, besin elementi alımına ve kuraklık toleransına etkisi
Farklı ekosistemden izole edilen çok sayıda bakteriden 4 tane PGPR belirlenmesi, belirlenen bu 4 PGPR'ın biyokömür ile etkileşiminin ortaya konması ve en iyi etkileşimde bulunan 2 tanesinin kuraklık stresine etkilerinin belirlenmesi amaçlarıyla bu tez çalışması yürütülmüştür. Araştırmada denemeler sera koşullarında saksı denemesi olarak yürütülmüştür. Araştırmanın ilk aşamasında Türkiye'nin altı farklı ilinden getirilen topraklardan 24 tane hızlı gelişen bakteri izole edilmiş, saf kültür olarak eğik besiyerine alınmıştır. Bu bakteriler ile yürütülen denemede 24 bakteriden 10 tanesinin belirlenen parametrelerden en az biri üzerinde en yüksek sonucu verdiği görülmüştür. Bir sonraki aşamada, birinci denemede diğerlerinden daha iyi olduğu belirlenen 4 bakteri % 0, % 1 ve % 2 biyokömür ile birlikte denenmiştir. Bu denemede, seçilen bakterilerin tümü belirlenen parametrelerin hepsi üzerinde belirgin olumlu etkide bulunmuştur. Biyokömür dozlarının belirlenen parametreler üzerinde etkileri farklı olmuş, bitki gelişme parametreleri üzerinde nötr veya olumsuz etkisi görülen biyokömür, besin elementi parametrelerinde olumlu etkiler yapmıştır. Biyokömür ve bakteri interaksiyonu istatistiki olarak önemli (P<0.05) düzeyde bulunmuştur. Bu deneme sonuçlarına bakılarak seçilen 2 bakteri bu kez % 0, % 0.5 ve % 1.0 biyokömür dozları ile % 100, % 75, % 50 ve % 25 sulama düzeyleri ile bir arada incelenmiştir. Son denemeden elde edilen sonuçlar su kısıtının bitki gelişme parametreleri üzerinde belirgin olumsuz etkilerinin olduğu, biyokömür ve bakteri uygulamalarının bitki gelişimindeki gerilemeyi tamamen yok edemediği ancak kısmen hafiflettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlardan genel olarak PGPR izolasyonunda farklı bölge ve farklı ekosistemlerin seçilmesinin yararlı bir yaklaşım olduğu, böylece PGPR bulma ihtimalinin arttığı, biyokömür hammaddesinin ve uygulama dozunun etkinin yönü ve şiddetinde önemli olduğu, denemede seçilen PGPR'ların su kısıtı karşısındaki olumlu etkilerinin sınırlı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır
Biyokömür uygulamalarının Karadeniz Bölgesi toprağının pH'sına ve bazı biyolojik aktivite parametrelerine etkileri
Türkiye'de çay yetiştiriciliği sadece mikroklima özelliklere sahip Fatsa ilçesi ile Gürcistan sınırı arasında bulunan sahil şeridinde yapılmaktadır. İklim ve insan faktörleriyle birlikte uzun yıllar monokültür bir şekilde yetiştiricilik yapılması toprakların verimliliğinin azalmasına ve pH'nın düşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, çay budama artıklarının biyokömür olarak değerlendirilmesi ve biyokömür uygulamalarının Karadeniz bölgesi topraklarının pH'larına ve biyolojik aktivitelerine etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Rize ili Merkez ilçe Yeni Kale köyünde bulunan çay bahçelerinden toprak ile çay budama artıkları temin edilmiş ve laboratuvar ortamında 4 aylık inkübasyon denemesi kurulmuştur. Budama artıklarının 300oC, 400oC ve 500oC oksijensiz ortamda prolizi gerçekleştirilmiş ve %0, %0.5 ve %0.1 dozlarında deneme topraklarına uygulanmışlardır. Deneme topraklarında 30 günde bir olmak üzere analizler yapılarak toprak solunumları (CO2 üretimi), üreaz, proteaz, amilaz, beta glukozidaz enzim aktiviteleri, mineral azot (NH4+, NO2- ve NO3-) konsantrasyonları ve toprak pH değerleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları, çay budama artıklarından elde edilen biyokömür uygulamalarının ortalama değerler itibariyle toprak pH'sını proteaz ve beta glukozidaz enzim aktivitelerini ve mineral azot formlarından NH4+, ve NO3- konsantrasyonlarını arttırabildiğini göstermiştir.
Biyokömür uygulamalarının Karadeniz Bölgesi toprağının pH'sına ve bazı biyolojik aktivite parametrelerine etkileri
Türkiye'de çay yetiştiriciliği sadece mikroklima özelliklere sahip Fatsa ilçesi ile Gürcistan sınırı arasında bulunan sahil şeridinde yapılmaktadır. İklim ve insan faktörleriyle birlikte uzun yıllar monokültür bir şekilde yetiştiricilik yapılması toprakların verimliliğinin azalmasına ve pH'nın düşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, çay budama artıklarının biyokömür olarak değerlendirilmesi ve biyokömür uygulamalarının Karadeniz bölgesi topraklarının pH'larına ve biyolojik aktivitelerine etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Rize ili Merkez ilçe Yeni Kale köyünde bulunan çay bahçelerinden toprak ile çay budama artıkları temin edilmiş ve laboratuvar ortamında 4 aylık inkübasyon denemesi kurulmuştur. Budama artıklarının 300oC, 400oC ve 500oC oksijensiz ortamda prolizi gerçekleştirilmiş ve %0, %0.5 ve %0.1 dozlarında deneme topraklarına uygulanmışlardır. Deneme topraklarında 30 günde bir olmak üzere analizler yapılarak toprak solunumları (CO2 üretimi), üreaz, proteaz, amilaz, beta glukozidaz enzim aktiviteleri, mineral azot (NH4+, NO2- ve NO3-) konsantrasyonları ve toprak pH değerleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları, çay budama artıklarından elde edilen biyokömür uygulamalarının ortalama değerler itibariyle toprak pH'sını proteaz ve beta glukozidaz enzim aktivitelerini ve mineral azot formlarından NH4+, ve NO3- konsantrasyonlarını arttırabildiğini göstermiştir.
Biyokömür uygulamalarının Karadeniz Bölgesi toprağının pH'sına ve bazı biyolojik aktivite parametrelerine etkileri
Türkiye'de çay yetiştiriciliği sadece mikroklima özelliklere sahip Fatsa ilçesi ile Gürcistan sınırı arasında bulunan sahil şeridinde yapılmaktadır. İklim ve insan faktörleriyle birlikte uzun yıllar monokültür bir şekilde yetiştiricilik yapılması toprakların verimliliğinin azalmasına ve pH'nın düşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, çay budama artıklarının biyokömür olarak değerlendirilmesi ve biyokömür uygulamalarının Karadeniz bölgesi topraklarının pH'larına ve biyolojik aktivitelerine etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Rize ili Merkez ilçe Yeni Kale köyünde bulunan çay bahçelerinden toprak ile çay budama artıkları temin edilmiş ve laboratuvar ortamında 4 aylık inkübasyon denemesi kurulmuştur. Budama artıklarının 300oC, 400oC ve 500oC oksijensiz ortamda prolizi gerçekleştirilmiş ve %0, %0.5 ve %0.1 dozlarında deneme topraklarına uygulanmışlardır. Deneme topraklarında 30 günde bir olmak üzere analizler yapılarak toprak solunumları (CO2 üretimi), üreaz, proteaz, amilaz, beta glukozidaz enzim aktiviteleri, mineral azot (NH4+, NO2- ve NO3-) konsantrasyonları ve toprak pH değerleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları, çay budama artıklarından elde edilen biyokömür uygulamalarının ortalama değerler itibariyle toprak pH'sını proteaz ve beta glukozidaz enzim aktivitelerini ve mineral azot formlarından NH4+, ve NO3- konsantrasyonlarını arttırabildiğini göstermiştir.
Geç dönem yaprak gübrelemesinin buğdayın besin elementi içeriğine ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma, yaygın tüketilen besinlerin kaynağı olan buğdayın verimini ve beslenme öğelerini geliştirme olanağını araştırmak üzere Burdur ilinde tarla koşullarında yürütülmüştür. Buğdayın tane dolum aşamasının hemen öncesinde yapraktan 1 ve 2 kez, %0.5 ve %1.0 dozlarında üre formunda azot ve %0.1 ve %0.2 dozlarında ZnSO4 formunda çinko çözeltileri dekara 200 lt gelecek şekilde uygulanmıştır. Bitkiler tam olgunluk devresine ulaştıklarında elle hasat edilmiş, verim, 1000 tane ağırlığı ile tanenin besin elementi, glüten, nişasta, protein konsantrasyonları belirlenmiştir. Araştırma sonuçları çinko ve azotun ayrı ayrı uygulamalarının verimi artırdığı, çinko ve azotun bir arada uygulandığı konularda ise verimin kontrole yakın olduğunu göstermiştir. Azot uygulaması verim üzerinde en etkili uygulama olmuş, azotun %1 dozunun bir ve iki kez uygulamasının verimi %15.5 artırdığı tespit edilmiştir. Uygulamaların tümü 1000 tane ağırlığını kontrole oranla artırmış, kontrolde 40.3 g olan 1000 tane ağırlığı tek başına çinkonun %0.1 dozunun 2 kez uygulanmasıyla 48.8 g ağırlığa ulaşmıştır. Uygulamalar tanenin azot içeriğinde azalmaya neden olmuş, bu durum artan verim nedeniyle besin elementlerinin seyrelmiş olması ile ilişkilendirilmiştir. Tanenin çinko içeriği azot uygulaması ile azalmış ancak çinko ve çinko+azot uygulamasıyla kontrole oranla istatistiki olarak önemli düzeyde (P<0.05) artmıştır. Çinko ve azotun bir arada verilmesi çinko içeriği yönünden en etkili uygulama olmuş, kontrolde 43.3 olarak belirlenen çinko içeriğini çinko+azotun birinci dozunun bir kez uygulanması ile 63.7 mg/kg değerine çıkarmıştır. Potasyum, demir, mangan ve bakır içerikleri uygulamalardan istatistiki olarak etkilenmemiştir (P>0.05). Protein ve glüten içeriğinde, azot içeriğinde olduğu gibi uygulamalara bağlı olarak azalma meydana gelmiştir. Nişasta içeriği ise uygulamalara başlı olarak artış göstermiştir.
Geç dönem yaprak gübrelemesinin buğdayın besin elementi içeriğine ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma, yaygın tüketilen besinlerin kaynağı olan buğdayın verimini ve beslenme öğelerini geliştirme olanağını araştırmak üzere Burdur ilinde tarla koşullarında yürütülmüştür. Buğdayın tane dolum aşamasının hemen öncesinde yapraktan 1 ve 2 kez, %0.5 ve %1.0 dozlarında üre formunda azot ve %0.1 ve %0.2 dozlarında ZnSO4 formunda çinko çözeltileri dekara 200 lt gelecek şekilde uygulanmıştır. Bitkiler tam olgunluk devresine ulaştıklarında elle hasat edilmiş, verim, 1000 tane ağırlığı ile tanenin besin elementi, glüten, nişasta, protein konsantrasyonları belirlenmiştir. Araştırma sonuçları çinko ve azotun ayrı ayrı uygulamalarının verimi artırdığı, çinko ve azotun bir arada uygulandığı konularda ise verimin kontrole yakın olduğunu göstermiştir. Azot uygulaması verim üzerinde en etkili uygulama olmuş, azotun %1 dozunun bir ve iki kez uygulamasının verimi %15.5 artırdığı tespit edilmiştir. Uygulamaların tümü 1000 tane ağırlığını kontrole oranla artırmış, kontrolde 40.3 g olan 1000 tane ağırlığı tek başına çinkonun %0.1 dozunun 2 kez uygulanmasıyla 48.8 g ağırlığa ulaşmıştır. Uygulamalar tanenin azot içeriğinde azalmaya neden olmuş, bu durum artan verim nedeniyle besin elementlerinin seyrelmiş olması ile ilişkilendirilmiştir. Tanenin çinko içeriği azot uygulaması ile azalmış ancak çinko ve çinko+azot uygulamasıyla kontrole oranla istatistiki olarak önemli düzeyde (P<0.05) artmıştır. Çinko ve azotun bir arada verilmesi çinko içeriği yönünden en etkili uygulama olmuş, kontrolde 43.3 olarak belirlenen çinko içeriğini çinko+azotun birinci dozunun bir kez uygulanması ile 63.7 mg/kg değerine çıkarmıştır. Potasyum, demir, mangan ve bakır içerikleri uygulamalardan istatistiki olarak etkilenmemiştir (P>0.05). Protein ve glüten içeriğinde, azot içeriğinde olduğu gibi uygulamalara bağlı olarak azalma meydana gelmiştir. Nişasta içeriği ise uygulamalara başlı olarak artış göstermiştir.
Farklı tampon çözeltiler ile alınan vermikompost ekstraktının biber gelişimine etkisi
Sera koşullarında yürütülen bu çalışmada farklı tampon çözücüler kullanılarak alınan vermikompost ekstraktının biber bitkisinin gelişimine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada geleneksel gübrelemeye ilave olarak vermikompost ekstraktları yapraktan, topraktan veya her iki şekilde uygulanmış ve bu uygulamaların verime, bitki gelişimine ve bitkinin besin elementi alımına etkileri araştırılmıştır. Verim değerleri incelendiğinde en yüksek değerin 219 g/bitki ile çeşme suyu ile alınan ekstraktta olduğu görülmüştür (p<0.05). Uygulama şekilleri arasında fark olmamakla beraber tümü kontrole göre artış sağlamıştır. Verim değerleri interaksiyonlar bağlamında incelendiğinde, en yüksek değerin çeşme suyu ile alınan ekstraktın yaprak uygulamasında olduğu tespit edilmiştir. Uygulamalar bitkinin kuru ağırlığı ve bitki çapında etkili olmazken bitki boyu üzerinde azaltıcı etki göstermiş, tüm uygulamalar bitkinin boyunun kontrole göre azalmasına neden olmuştur. Azot, fosfor, kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonları kullanılan çözücüden etkilenmemiştir. Uygulama şekilleri bakımından ise azot yönünden yaprak ve toprak+yaprak uygulamalarında, fosfor yönünden kontrole oranla tüm uygulamalarda, kalsiyum yününden kontrol uygulamasında en yüksek değerler belirlenmiştir. Bitkinin demir konsantrasyonu çeşme suyu ile alınan ekstrakta en yüksek bulunurken uygulama şekilleri arasında fark görülmemiştir. Çinko konsantrasyonunda ise çözücüler arasında fark bulunmazken yapraktan uygulamada daha yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Fenolojik gözlemler asit tamponlu çözücünün bitkinin meyve ve yapraklarında yakma meydana getirdiğini göstermiştir. Bu nedenle asit çözücü ile alınan ekstraktın kullanıldığı uygulamalarda birçok parametrede daha düşük değerler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan genel olarak en iyi çözücünün çeşme suyu olduğu görülmüştür.
Geç dönem yaprak gübrelemesinin buğdayın besin elementi içeriğine ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma, yaygın tüketilen besinlerin kaynağı olan buğdayın verimini ve beslenme öğelerini geliştirme olanağını araştırmak üzere Burdur ilinde tarla koşullarında yürütülmüştür. Buğdayın tane dolum aşamasının hemen öncesinde yapraktan 1 ve 2 kez, %0.5 ve %1.0 dozlarında üre formunda azot ve %0.1 ve %0.2 dozlarında ZnSO4 formunda çinko çözeltileri dekara 200 lt gelecek şekilde uygulanmıştır. Bitkiler tam olgunluk devresine ulaştıklarında elle hasat edilmiş, verim, 1000 tane ağırlığı ile tanenin besin elementi, glüten, nişasta, protein konsantrasyonları belirlenmiştir. Araştırma sonuçları çinko ve azotun ayrı ayrı uygulamalarının verimi artırdığı, çinko ve azotun bir arada uygulandığı konularda ise verimin kontrole yakın olduğunu göstermiştir. Azot uygulaması verim üzerinde en etkili uygulama olmuş, azotun %1 dozunun bir ve iki kez uygulamasının verimi %15.5 artırdığı tespit edilmiştir. Uygulamaların tümü 1000 tane ağırlığını kontrole oranla artırmış, kontrolde 40.3 g olan 1000 tane ağırlığı tek başına çinkonun %0.1 dozunun 2 kez uygulanmasıyla 48.8 g ağırlığa ulaşmıştır. Uygulamalar tanenin azot içeriğinde azalmaya neden olmuş, bu durum artan verim nedeniyle besin elementlerinin seyrelmiş olması ile ilişkilendirilmiştir. Tanenin çinko içeriği azot uygulaması ile azalmış ancak çinko ve çinko+azot uygulamasıyla kontrole oranla istatistiki olarak önemli düzeyde (P<0.05) artmıştır. Çinko ve azotun bir arada verilmesi çinko içeriği yönünden en etkili uygulama olmuş, kontrolde 43.3 olarak belirlenen çinko içeriğini çinko+azotun birinci dozunun bir kez uygulanması ile 63.7 mg/kg değerine çıkarmıştır. Potasyum, demir, mangan ve bakır içerikleri uygulamalardan istatistiki olarak etkilenmemiştir (P>0.05). Protein ve glüten içeriğinde, azot içeriğinde olduğu gibi uygulamalara bağlı olarak azalma meydana gelmiştir. Nişasta içeriği ise uygulamalara başlı olarak artış göstermiştir.