Theses supervised by Prof. Dr. Ebru Gökmeşe

12 theses · Hitit University

Master'sOpen AccessTR

Olay yeri incelemelerinde adli arkeoloji uygulamaları

Adli bir olayda suç ve suçlunun tespitinde olay yeri incelemesi oldukça önemlidir. Olay yeri incelemelerinde suçun aydınlatılması için arkeolojik tekniklerden de faydalanılmaktadır. Olay yerinin adli arkeolojik uygulamalarla incelenmesi ve delil niteliğinde sayılabilecek bulguların adli arkeoloji teknikleri ile toplanması suçun aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Arkeologların ölü gömme konusundaki etnoarkeolojik bilgileri, olay yerinde bulunan iskeletlerin doğru bir şekilde çıkarılması ve toplanmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, olay yerine arkeologların perspektifinden bakılmış olay yeri incelemeleri ile arkeolojik kazı yöntemleri arasındaki paralellikler açıklanmıştır. Kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarında olay yerinin incelenmesi ele alınmış, 2019 ve 2020 yıllarındaki kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarının verilerini gösteren grafikler oluşturulmuştur. Bu grafikler ile ülkemizde tahrip olan kültür varlıklarımızın sayısıyla ilgili fikir vermek amaçlanmıştır. Ayrıca bu tür olaylara müdahaleler sırasında oluşturulan olay yeri krokileri ve bilirkişi raporlarına yer verilmiştir.

Büşra Dölcü
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Narkotik niteliği taşıyan kenevir bitkisinin coğrafi özellikleri ve Çorum'daki türlerinin araştırılması

Adli Bilimlerde narkotik madde denilince ilk akla gelenler eroin, kokain ve esrardır. Esrarın hammaddesi THC miktarının yüksek olduğu kenevir bitkisinin çiçekleri ve en uç yapraklarıdır. Kenevirin esrar ile birlikte anılması kenevir teriminin geçtiği her yerde olumsuz bir tavırla karşılaşmamızın tek sebebidir. Ancak son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmelerle tohumlarda yapılan melezlemeler sonucu artık pek çok kenevir esrar hammaddesi olmaya uygun değildir. Yaptığımız araştırmalar, HÜBTUAM GC-MS sonuçları ve Fen Edebiyat fakültesi laboratuarından elde ettiğimiz FT-IR sonuçlarından da yola çıkarak ülkemizde ekilen kenevir tohumlarının esrar hammaddesi olarak kullanıma uygun olmadığını ortaya koyduk. Geçmişten günümüze kenevir bitkisini değerlendirdiğimizde; tekstil, ilaç, otomotiv, kozmetik, biyoyakıt, biyopolimer ve biyobozunur ürünler, erozyon örtüsü, yapı malzemesi, toprağın temizlenmesi gıda sanayi gibi birçok alanda kullanıldığını görüyoruz. Mısırdaki mumya örtülerinden, Türklerde çuval, sicim vb. yapımına, günümüzde ise biyoyakıttan, insan sağlığına ve doğaya zarar vermeyen kıyafet, temizlik ürünleri ve yiyeceklere varana kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Kenevir adeta yaşamın bitkiye dönüşmüş halidir. Her iklimde yetişebilir, kendisi büyürken çevresini de hem temizler hem de ekonomik anlamda büyütür. Tarım ilacına fazla gereksinim duymaz. Hızlı büyür, büyürken çevresindeki oksijen miktarını arttırır. Günümüzde 50.000 çeşit endüstri ürününde ve 250'den fazla ilacın yapımında doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde kısa bir süre yanlış bilgilendirmelerle bu üründen uzak kalmış olsak da artık hem ülkemiz hem bölgemiz hem de şehrimiz için kenevir ile yeniden tanışmanın ve kaynaşmanın zamanı geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar ışığında kenevir artık korkulan değil, korunan bitki olacaktır. Anahtar Kavramlar: Kenevir, THC, Esrar, CBD, Narkotik, Endüstri Bilim Kodu:20101

EndüstriEsrarKannabidiol+2
Gülhan Eşkil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum'daki kuaförler, güzellik merkezleri ve berberlerde iş hijyeni sorunlarının araştırılması

Kuaför, berber ve güzellik merkezlerinde saç kesimi, boyama, kalıcı düzleştirme, perma, epilasyon, manikür, pedikür gibi işlemlerle uğraşan çalışanların, hijyene dikkat etmedikleri takdirde; temas, solunum veya kan yoluyla birçok hastalığı kendilerine ve müşterilerine bulaştırması kaçınılmazdır. Bu çalışma, kuaförler, berberler ve güzellik merkezlerinde çalışanlara yirmi beş sorudan oluşan bir anket uygulanarak, iş hijyeni sorunlarını açığa çıkarmak ve çalışanların bu konudaki bilgi düzeylerini görmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada kullandığımız evren 2021 yılı içerisindeki Çorum ilinin merkez ilçesindeki kuaförler, berberler ve güzellik merkezleri; örneklem ise belirlenen evren içerisinde rastlantısal yöntemle seçilen kuaför, berber ve güzellik merkezinde çalışan toplam 209 kişiden oluşmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %80,86 oranında katılım sağlarken, kadın katılımcılar %19,14 oranında katılım sağlamıştır. Yaş aralıkları 20 yaş altı %3,3 , 21-30 yaş arası %51,7 , 31-40 yaş arası %40,2 , 41-50 yaş arası %2,4 , 51 yaş ve üzeri %2,4' lik orana sahiptir. Eğitim düzeyleri ise ilköğretim ve altı %52,2'lik orana, ortaöğretim ve üzeri eğitim düzeyi %47,8'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %98,6 ile "ellerinizi sık sık yıkıyor musunuz?" sorusuna olurken, en düşük evet oranı ise %46,6 ile "bu meslek sizde bir rahatsızlık meydana getirdi mi "sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların cinsiyete göre iş hijyeni verileri karşılaştırma yapıldığında "düzenli olarak işyerini havalandırıyor musunuz" ve kullandığınız eldiven, maske, önlük gibi malzemelerin kişisel koruyucu olarak adlandırıldığını biliyor musunuz" sorusunu bilme durumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Katılımcıların yaş gruplarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında "yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz" sorusunu bilme durumlarına istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların eğitim durumlarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında ise yine iş yerlerinde yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz? Sorusunu bilme durumlarında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlara göre çalışanların çoğunluğunun ilköğretim ve altı eğitime sahip olduğu ve iş kazaları (yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi) meydana geldiğinde ne yapmaları gerektiğini, kişisel koruyucunun ne demek olduğunu, havalandırmanın önemini bilmedikleri görülmüştür. İş kazalarının olmaması için veya olduktan sonra neler yapılabileceğini bilme durumlarının düşük olduğu gözlenmiştir. Bu iş kollarında çalışanların eğitim alması ve belirli aralıklarla da bilgilerin tazelenmesi için eğitimlerin mutlaka yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

BerberlerGüzellik merkezleriHijyen+3
Ayşegül Gümüş Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Polivinil alkol (PVA) esaslı kitosan katkılı nanoliflere, inula viscosa bitki özütünün yara iyileştirici etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada elektrospinleme yo ntemiyle kitosan (CS) katkılı polivinil alkol (PVA) ile inula viscosa (IV) o zu tu kullanılarak yara iyileştirici nanolifler u retmek amaçlanmıştır. Çalışmada medikal amaçlı nanolif üretmek üzere polivinil alkol (PVA) ve kitosan birlikte kullanılmıştır. Ayrıca bu karışıma inula viscosa (IV) özütleri katılarak elektrospinleme yöntemi ile nanolifler elde edilmiştir. İnula viscosa bitkisinin özütünü elde etmek için ekstraksiyon işlemi dört farklı ortamda yapılmıştır. Farklı ortamlarda elde edilen inula viscosa bitki özütlerindeki etken maddeler Gaz Kromatografi Kütle Spektrometri (GC-MS) ile tespit edilmiştir. Yüksek vizkoziteye sahip olan kitosan ile PVA farklı ağırlık oranlarında uzun süre karıştırılarak jel halinde çözeltiler elde edilmiştir. Hazırlanan çözeltilerden elektrospinleme ile elde edilen nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu ile analizleri yapılarak, yüzey görünümleri değerlendirilmiştir. Daha sonra PVA/CS (%2 asetik asit) jel çözeltisine inula viscosa bitki özütünden farklı oranlarda ilave edilerek elektrospinleme işlemi yapılmıştır. Her bir nanolif üretimi planlanırken gerekli parametreler optimize edilmiştir. Elde edilen farklı oranlara sahip bütün nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yüzey karakterizasyonu, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrumu (FT-IR) ile yapısal karakterizasyonu, Termogravimetrik ve Diferansiyel Termal Analiz (TGA/DTA) ile termal karakterizasyonu yapılmıştır. PVA/CS nanolif ile farklı oranlarda inula viscosa özütü içeren PVA/CS/IV nanoliflerinin antibakteriyel aktiviteleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

KitosanNanolifNanoteknoloji+2
Ünsal Berk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite gençlerinin suça ilişkin algıları

Araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin suça ilişkin algılarına ulaşmak, konuyu sosyolojik kuramlar ve kavramlar çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda çeşitli kavramlar dahilinde toplumun suça dair algıları ile üniversite gençliğinin suça ilişkin algıları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızın ilk aşaması literatür taramasının yapıldığı ve teorik bilgilerin yer aldığı kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve içerisinde adli bilimler ve adli sosyolojiye dair bilgiler, suç olgusu, suç türleri ve teorileri, kriminoloji, kurumların ve kavramların suçlu davranışını açıklamaya yönelik genel değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu değerlendirmeler adli sosyolojik bakış açısı ile ele alınmıştır. Teorik kısımdan sonra araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. Uygulamalı bölümde ise veri toplama aracı olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Gençlerin suça ilişkin algılarına ulaşmak için hazırlanan anket soruları 20 sorudan oluşmuş ve basılı olarak sunulmuştur. Nicel araştırma modeli ile yapılan çalışmada evrenimiz Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler olup örneklem grubu olarak 280 kişi belirlenmiştir ve araştırma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Suçun oluşumunda şehrin ve mekânların etkisinin olduğu görüşü katılımcıların geneli tarafından belirtilmiştir. Suç oranlarının eğitim düzeyi arttıkça azalacağını ifade etmişlerdir. Çeşitli faktörler açısından değerlendirtildiğinde öğrencilerin çoğunluğu, ekonomik şartların, işsizliğin ve kimsesizliğin bireyleri suça sürüklemede etkili olduğu belirtmişlerdir. Katılımcılar büyük oranda, alkol ve madde bağımlılığın bireyleri suça sürüklediği görüşündedirler. Bireylerin suça sürüklenmesinde aile, akran ve okul gibi faktörlerin etkili olduğu görüşü de katılımcılar arasında yüksek orandadır. Ayrıca karşılaştırılan kriterlerin genelinde suçla ilgili olan dizi ve filmlerin, izlenilen ve okunan haberlerin günümüzde artan suç davranışlarına etkisinin olduğu görüşü çoğunluktadır. Katılımcılar suç oranlarının azalması için uygulanan cezai yaptırımların caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. Sonuç olarak toplum genelinin suç algısına yönelik teorik çalışmadan elde edilen veriler ile üniversite öğrencilerinden alınan görüşler benzer özellikler barındırmaktadır.

Adli bilimlerKriminolojiSuç+2
Zeynep Tekin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ölüm olgusu ve cinayet olaylarına bilimsel bir bakış

Jandarmanın sorumluluk sahasında meydana gelen cinayet olaylarını aydınlatmak araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın temel amacı doğrultusunda Jandarma Sorumluluk sahasında 2018-2019 ve 2020 yıllarında meydana gelen cinayet olayları araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Jandarma sorumluluk sahasında meydana gelen olaylarda faillerin eğitim durumu okuryazar olmayanlar 26 (%2,1), okuryazar 121 (%9,6), ilkokul öğrenci 2 (%0,2), ilkokul mezunu 606 (%48,0), ortaokul öğrenci 3 (%0,2), ortaokul mezunu 160 (%12,7), lise öğrenci 27 (%2,1), lise mezunu 157 (%12,4), önlisans öğrenci 2 (%0,2), önlisans mezun 12 (%1,0), lisans mezun 9 (%0,7), lisansüstü 3 (%0,2), belirtilmeyen 309 (%25,4) olarak bulunmuştur. Meslek durumları serbest meslek 280 (%22,1), memur 34 (%2,7), ev hanımı 64 (%5,1) işçi 202 (%16,0), çiftçi 357 (%28,2), öğrenci 44 (%3,5), çalışmıyor 9(%0,7), belirtilmeyen 447 (%21,7) olarak saptanmıştır. Medeni durum 892'si (%62,5) hiç evlenmemiş, 366'sı (%25,6) evli, 39'u (%22,7) boşanmış, 134'ü (%9,2) bilinmeyen yani tespit edilememiş olarak saptanmıştır. Cinayet olayının nedenine ilişkin bilgilere bakıldığında 325'i (%22,6) tartışma, 199'u (%13,9) husumet, 134'ü (%9,3) arazi anlaşmazlığı, 137'si (%10,48) çeşitli anlaşmazlıklar olarak bulunmuştur. Cinayet olaylarında faillerin kullandığı suç aletleri incelendiğinde, 376'sı (%26,2) ateşli silahlardan av tüfeğinin kullanıldığı, 318'si (%22,1) kesici delici aletler kullanıldığı, 50'si (%3,5) motorlu taşıtların kullanıldığı ve 689'u (%49,2) ise diğer aletleri olarak saptanmıştır. Cinayet olaylarında faillerin uyuşturucu kullanım durumları incelendiğinde, 531'i (%37,0) uyuşturucu kullanmadığı, 135'i (%9,4) uyuşturucu kullanan, 771'i (%53,7) ise tespit edilemeyen, alkol kullanım durumları ise 679'u (%47,3) alkol kullanmadığı, 92'si (%4,4) alkol kullanan, 666'sı (%48,3) ise tespit edilemeyen olarak saptanmıştır.

Hasan Hüseyin Uçar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan öğretmenler açısından psikososyal risk etmenlerinin incelenmesi: Çorum ili örneği

Bu çalışmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken karşı karşıya kaldıkları psikososyal risk algılarının ve risklerin ortaya konulması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Çorum ili Merkez ilçede görev yapan ortaokul öğretmenleri, örneklemi ise Çorum ili Merkez ilçesinde bulunan ortaokullarda görev yapan 291 gönüllü öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlere görev alanlarında karşılaşabilecekleri durumlarla ilgili soruların yer aldığı 20 soruluk bir anket uygulanmış, anket maddelerine kendi özgür iradeleri ile objektif olarak cevap verdikleri varsayılmıştır. Araştırma verileri elde etmek için kullanılan anket basılı olarak hazırlanmıştır. 2 bölümden oluşan anketin ilk bölümde demografik soruların yer aldığı 4 soru ve ikinci bölümünde öğretmenlerin psikososyal risk algılarını belirlemek amacıyla hazırlanan 16 soru bulunmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %50,2 katılım sağlarken, kadın katılımcılar %49,8 oranında katılım sağlamıştır. Hizmet yılı 2-5 yıl %2,1, 6-10 yıl %12,4 ve 11 yıl ve üzeri 85,6 'lık orana sahiptir. Yaş aralıkları 30 yaş ve altı %3,4, 31-40 yaş arası %38,5, 41 yaş ve üzeri %58,1 orana sahiptir. Branş dağılımı ise sözel alan %47,4, sayısal alan 31,6 ve yetenek dersleri %21,0'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %95,5 ile "eğitim alanında gerçekleştirilen düzenlemelerde sistemin bir parçası olarak fikirlerimin dikkate alınması beni motive eder" sorusu olurken en düşük evet oranı "iş yerinde fiziksel şiddetle karşılaştım" sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların branşlarına göre sorumlulukları ile ilgili düşünceleri karşılaştırıldığında sözel alan branşlarında istatistiksel açıdan anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre işyerinde fiziksel ve psikolojik şiddetle karşılaşma durumu karşılaştırıldığında, Hizmet yılı 2-5 yıl arasında olanların %33,3'ü işyerinde fiziksel şiddetle karşılaştığını belirtmiş olup bu oran diğer hizmet yıllarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyete göre değerlendirildiğinde; mesleki itibara ilişkin inanç, tükenmişlik duygusu hissetme, meslek hastalığına yakalanma (p<0,001), mesleğinin maddi gelirinin yetersiz olduğunu düşünme, psikolojik şiddetle karşılaşma, fikirlerinin dikkate alınmasına yönelik motivasyon durumları kadın katılımcılarda erkek katılımcılara oranla daha yüksek çıkmıştır. Bu oran istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Bu sonuçlara göre; kadın öğretmenler meslek hastalığına yakalanma, maddi gelirin yetersizliği, psikolojik şiddete uğrama, mesleğinin gereken itibarı görmediği, fikirlerinin dikkat alınmasına yönelik motivasyon durumları ve tükenmişlik duygusu hissetme durumu konusunda erkek öğretmenlerden daha yüksek bir orana sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin meslek hayatlarının ilk yıllarında fiziksel şiddetle karşılaştığını ve sözel alan öğretmenleri çalışma ortamında sorumluluğunun fazla olduğu belirtmişlerdir.

Branş öğretmenleriMeslek hastalıklarıOrtaokul öğretmenleri+6
Ceylan Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu madde ticareti ve kullanımı suçundan hüküm giyenlerin bazı değişkenlere bağlı olarak profillerinin değerlendirilmesi

Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler geçmişten günümüze hızlı artan oranla insan sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Uyuşturucu maddenin Dünya Sağlık Örgütü'nde yer alan tanımlanmasında "kişi üzerinde bırakmış olduğu etki esas alınarak, önüne geçilmez gereksinim veya arzu yahut kullandığı miktarı arttırma eğilimi, ruhsal ve fiziksel etki yaratan maddeler" şeklinde yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Uzmanlar Komitesi bağımlılık türlerinde 10 başlık altında gruplama yapmıştır. Bunlar; "alkol, kafein, esrar, halüsinojenler, inhalandlar, opiyatlar, sedatifhipnotikler, stimulanlar, nikotin ve diğer yeni üretilenler" şeklinde gruplara ayrılmıştır. Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin suç tanımı içinde yer aldıkları şekilde hem kullanım hem de ticaret konusunda ayrı yasal düzenlemeleri ve bu suçlardan hüküm giyenlerin eğitim durumu bakımından benzerlikleri olup olmadığı, yaş, cinsiyet ve bazı profil özellikleri araştırılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan veriler kaynak verilerimizdir. Çorum ili yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri çevresinde yargılanmış ve hüküm giymiş mahkumlar konu alınarak araştırmamızın konusunu oluşturmaktadır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanımı veya ticareti suçunun kıyas edilmesi ve bu suçlardan hüküm giyen sanıkların hangi suçtan ceza aldıkları, suça konu madde türleri, bağımlılık süreleri, eğitim durumları, meslek, yaş, cinsiyet ve medeni durumları araştırılarak Adli Bilimler açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen profil özelliklerine göre ortaya konulan veriler; suç tanımlamasının yapılmasında ve uyuşturucu maddeleri hangi amaçla failin uhdesinde bulundurduğuna ilişkin ihtilafların çözümüne katkı sağlayacağı, sanığın makul sürede yargılanarak adil yargılanma hakkının korunması ile mahkemelerin maddi gerçeği araştırma ilkesini uygulamasına pozitif katkı sağlayabilmek adına yararlı bulgular ortaya çıkardığı kanaatindeyiz. Anahtar Kavramlar: Adli Bilimler, Bağımlılık, Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu, Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti Suçu.

Elif Tekeli
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektroeğirme yöntemi ile antimikrobiyal yara örtüsü üretimi ve karakterizasyonu

Yara iyileşmesi karmaşık ve dinamik bir süreçtir ve bu süreçte yara bakımı önemli bir rol oynamaktadır. Yara iyileşmesi esnasında oluşabilecek enfeksiyonel ve patalojik etkenler, yaranın iyileşme sürecini uzatmaktadır. İnsanlar uzun yıllardır pek çok bitkiyi hem kullanım kolaylığı açısından hem de kimyasal etkilere daha fazla maruz kalmamak adına yara tedavilerinde tercih etmişlerdir. 'Helichrysum plicatum' bitkisi polifenoller, kumarinler ve uçucu yağlar gibi bileşik grupları içerir ve bundan dolayı antienflamatuar, antimikrobiyal ve antioksidan özellikler göstermektedir. Son zamanlarda yara iyileşmesinde popüleritesini koruyan nanolif teknolojileri; nanoliflerin geniş yüzey alanına sahip olmaları, gözeneklilik, nem geçirgenliği, mekanik dayanım, yarayı dış enfeksiyonlardan koruma ve hücrelere kolay adapte olma özelliklerinden dolayı ön plandadır. Bu sebeple çalışmamızda kullanılan altın otu bitkisinin özütü elde edilerek, %1 gümüş nitrat (AgNO3) ilavesiyle birlikte canlılar için biyouyumlu olan polivinil alkol (PVA) ve polivinilpirolidon (PVP) polimerlere eklenmiş ve yara iyileşmesinde kullanılabilecek antimikrobiyal özellikte potansiyel yara örtüsü üretimi hedeflenmiştir. Belirli derişimlerde hazırlanan PVA ve PVP çözeltilerinin farklı oranlarda birleştirerek çözeltiler elde edilmiş ve bu çözeltilere %0,5, %1, %2, %4 ve %5 derişimlerine sahip bitki özütü ilavesi yapılmıştır. Elektroeğirme yöntemi kullanılarak elde edilen bitki özüt ilaveli kompozit nanolifler üretilmiş ve karakterize edilmiştir. Nanoliflerin karakterizasyonu Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi (FT-IR), Termo-gravimetrik Analiz (TGA/DTA), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Ayırımı Spektroskopisi (EDX) ve Antimikrobiyal Aktivite analiz yöntemleriyle yapılmıştır. Nanoliflerin SEM sonuçları değerlendirildiğinde bitki özütü ilave edilen kompozit liflerin ortalama lif çapını artırdığı görülmüştür. Antimikrobiyal aktivite sonuçlarında, özüt ve gümüş ilaveli nanoliflerde s. aureus ve e. coli bakteri suşlarına ve maya c. albicans'a karşı etkili olduğu görülmüştür. Bakteriler için en yüksek inhibisyon çapı 16mm ve 11 mm olarak, maya için 17 mm olarak bulunmuştur.

Büşra Yıldırım
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum il merkezinde yaralanmalı trafik kazalarında rehabilitasyon gereksiniminin incelenmesi

Yaralanmalı trafik kazaları sonrasında nörolojik rehabilitasyon gereksinimi ortaya çıkan yaralanmalarda kişiler yalnızca görünür basit fiziksel zarar görmemekte, sinir sistemini de etkileyen sonuçlar karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tedavi nörolojik (omurilik sistemi) ve ortopedik (iskelet sistemi) düzeyde sürdürülmelidir. Bu bağlamda T.C. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine yansıyan trafik kazalarıyla ilgili olarak 2018-2022 yılları arasını kapsayacak şekilde kişilerin nörolojik ve ortopedik rehabilitasyon gereksinimlerinin, cinsiyet, yaş, zaman faktörleri bakımından incelenmesi araştırma konumuzu oluşturmaktadır. Araştırmamız sonucunda; kadınların yüzdelik olarak erkeklerden daha fazla fizik tedavi ve rehabilitasyon gereksinimi olduğu, fizik tedavi ve rehabilitasyon almak zorunda kalan kişilerin düşük seans sürelerinde iyileştiği, 36-65 yaş aralığındaki kişilerin daha fazla rehabilitasyon desteğine ihtiyaç duyduğu, kazaların daha yoğun olarak yaz mevsiminde ve ağustos ayında günün 4. altı saatlik zaman diliminde meydana geldiği, yaralanma bölgelerine bakıldığında ise genel olarak sağ tarafın ve cinsiyetten bağımsız olarak da üst ekstremitelerin yaralandığı görülmüştür.

Muhammed Talha Yazıcı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik saha çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği

Arkeolojik kazılar sırasında güvenlik riskleri çalışılan döneme ve çalışma yöntemlerine göre değişiklik göstermektedir. Mimari restorasyon çalışmalarında iş makinaları kullanıldığı için bu çalışmalar ölümcül kazalara yol açabilecek kazı ortamlarıdır. Anadolu'da özellikle höyük kazılarında ise en önemli güvenlik sorunu kesitlerdir. Bir höyüğü görkemli ve muhteşem göstermesi için kullanılan kesitler bir metreden büyük olduğunda her bir kesit ölümcül riskler taşıyabilir. Yüksek kesitlerin güvenli bir şekilde desteklenmeleri gerekmektedir. Türkiye'de höyük kazısı çalışmalarında kesitin çökmesi ve çöken kesitin altında işçilerin kalması çok sık rastlanan bir durumdur. Seçilen bu konu ile arkeolojik sahalarda iş sağlığı ve güvenliğine bakış açısı araştırılarak, günümüzde arkeolojik çalışmalar sırasında alınması gereken önlemleri ortaya koymak amaçlanmaktadır. Kazılar sırasında büyük yaralanmaların hatta ölümle sonuçlanabilecek kazaların ortaya çıkarılması, bu kaza ve yaralanmalar ile ilgili bilgi toplanması hedeflenmektedir. Bu tez çalışmasında, saha çalışmalarındaki koşullar, risk etmenleri, risk değerlendirilmesi ve iş sağlığı güvenliği ile ilgili ilişkinin kurulması gibi konuların aydınlatılması amaçlanmıştır.

Büşra Şahin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrospinleme yöntemi ile gıdalara uygulanabilen yenilebilir film eldesi

Yenilenebilir nanolif malzemeleri üretimi ile ilgili yapılan çalışmalar gıdaların ambalajlanmasında ve raf ömürlerinin uzun olması bakımından önemlidir. Yenilenebilir nanolif çalışmalarının artması ve uygulama alanın geliştirilmesi ile gıda endüstrisinde ambalaj malzeme çeşitliliğinin artmaktadır. Ayrıca, yenilebilir filmler ve kaplamalar gıdaların kaliteli olmasını, bozunma olayının engellenmesini, raf ömrünün uzamasını sağlayan gıdanın içinde ya da gıdanın yüzeyinde bulunan protein, lipit ve polisakkarit yapılı polimerik malzemelerdir. Gıdaların ambalajlanmasında daha çok petrokimyasal kaynaklı ürünlerin tercih edilmesi oluşan atıkların çevresel sorunlara neden olmaktadır. Doğa dostu olarak kabul edilen ambalajlama malzemelerinin biyobozunur ve biyouyumlu özellikte olması doğa ve çevre açısından çok önemlidir. Bu tez çalışmasında, belli oranlarda polivil alkol (PVA), kitosan (CS) ve zeytinyağı maddelerinden polimerik, biyouyumlu ve biyoçözünür çözelti hazırlanarak elektrospinleme yöntemiyle yenilebilir nanolif elde edilmeye çalışılmıştır. Zeytinyağının ve kitosanın viskozite seviyeleri yüksektir. Bu bileşenler, PVA/CS (70:30) çözeltisine %1'lik ve %2'lik oranlarda zeytinyağı ilave edilerek biyopolimer çözeltileri hazırlanmış nanolifler elde edilmiştir. Elde edilen nanoliflerin yapısal karakterizasyonunda yapıda bulunan organik yapılı fonksiyonel gruplar Infrared Spektropisi (FTIR) ile yüzey yapısının aydınlatılması ise Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile yapılmıştır. Nanoliflerin sıcaklığa bağlı termal karakterizasyonu Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) ile aydınlatılmıştır. Nanoliflerin tektsür analizi ile yapısal özellikleri ve nem tayini ile yapılarındaki su miktarı ölçülmüştür. Su miktarı, malzemenin raf ömrünü etkilemektedir. Nem miktarına göre gıda malzemesinin işlenebilirliği, raf ömrü, kullanabilirliği ve ürün kalitesi tespit edilmektedir. Peroksit analizi ile nanoliflerin yapısında bulunan aktif oksijenin tespit edilmiştir. Aktif oksijen miktarı nanolifin bozunmuşluk miktarını tespit edilmesini sağlar. Nanoliflerin üç Gram-pozitif, üç Gram-negatif ve iki fungus tipi ile antibakteriyel ve antifungal aktivite çalışmaları ile antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiştir. Elde edilen nanoliflerin gıda analizleri ve antimikrobiyal çalışmaları ile gıdaların ambalajında yenilebilir bir malzeme olabileceği önerilmektedir.

Nanolif
Aylin Yavuz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00

Other supervisors