Theses supervised by Prof. Dr. Fatma Demet Aykal

15 theses · Dicle University

Master'sOpen AccessTR

Mimarlık ve edebiyat bağlamında tasar öge ve ilkelerinin mekân anlatımında kullanımı: Murathan Mungan örneği

Mimarlık ve edebiyat arasında devingen, değişime açık bir ilişki vardır. Bu ilişki farklı yönleriyle birçok akademik çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmada da mimarlık ve edebiyat ilişkisine yeni bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır. Eserlerinde mekânı kullanım şekliyle ön plana çıkan yazarlardan biri olan Murathan Mungan'ın roman ve hikayelerindeki yazınsal mekânlar mimari boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın amacı edebi eserlerdeki mekân tasvirlerinde tasar öge ve ilkelerinin kullanım şeklinin araştırılması ve yazarın yaratım sürecinde mimari eğilimlerinin belirlenmesidir. Görsel disiplin olan mimarlık ile sözel disiplin olan edebiyatın ortak noktası olan mekân kavramı bu bağlamda değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde tezin problemi, amaç ve önemi, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. Çalışmanın kavramsal altyapısının oluşturulması için mimarlıkta edebiyat ve edebiyatta mimarlığın kullanımı ile ilgili bilgiler verilmiştir. Daha sonra tasar öge ve ilkeleri örneklerle beraber detaylıca açıklanmıştır. Çalışmanın daha iyi anlaşılabilmesi için yazar Murathan Mungan'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgiler verilmiştir. İncelenecek eserler seçilirken anlatılan mekânın yalnızca olayların geliştiği bir arka plan görevi görmemesi, hikâyenin bir parçası olmasına dikkat edilmiştir. Çalışma kapsamında seçilen metinler ile ilgili genel bilgiler özetlenmiş daha sonra bu metinlerde betimlenen mekânlar tasar öge ve ilkeleri merkezli bir bakış açısıyla incelenmiştir. Yazarın sırasıyla Yüksek Topuklar, Çador, Şairin Romanı, Hamamname, Son İstanbul, Cenk Hikayeleri, Kırk Oda, Lal Masallar, Kaf Dağının Önü, Üç Aynalı Kırk Oda eserleri için incelemeler yapıldıktan sonra elde edilen veriler tablolaştırılmıştır. Bu verilerden oluşan bulgular değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde seçilen on eserin incelenmesiyle elde edilen bilgilerle Murathan Mungan'ın mekân anlatımında mimari öge kullanma eğilimleri irdelenmiştir. Mimarlık ve edebiyat ilişkisine dair bundan sonra yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Gül Şebnem Tutal
Dicle University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Geleneksel ve modern konut planlarının lindenmayer sistemler ile analizine yönelik model önerisi: Diyarbakır örneği

Doğaya yönelim içeren mimari tasarımlar tasarımcıyı rastlantısallıktan uzaklaştırdığı gibi doğaya karşı olan sorumluluğun fark edilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda doğa ile uyumlu tasarımlar, doğaya yönelik kazanımlar elde edilmesini sağlamakta ve yapı sektörünün çevreye verdiği zararı azaltmaktadır. Bu doğrultuda ekoloji ile uyum içerisinde olan Diyarbakır geleneksel evlerinin; yapısal analizleri sonucunda elde edilen verilerin günümüz konutlarına örnek teşkil etmesi açısından temel ilkelerinin referans alınması gerektiği düşünülmektedir. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler birçok avantaj sağlamakla beraber doğadan kopuk yapılaşmaların artmasına da sebep olmuştur. Doğa ile uyum göstermeyen yapıların artması günümüzde çevresel anlamda birçok problemin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Bu açıdan hazırlanan çalışmada, Diyarbakır geleneksel evlerinin; yapısal analizleri sonucunda elde edilen ilkeler ile günümüz modern konut üretimi için model önerisinde bulunulması gerektiği vurgulanmıştır. Hazırlanan çalışmada; hesaplamalı bilimlerin katkısı ile oluşan üretken tasarım yaklaşımı incelenmiştir. Bu noktada, üretken bir algoritma olan Lindenmayer Sistemleri'nin mimari tasarım sürecindeki kullanımı ve sürdürülebilirlik ile ilişkisi ele alınmıştır. Doğa-insan etkileşiminin mimarlıktaki yansıma biçimleri olan binalar Lindenmayer Sistemler özelinde değerlendirilmiştir. Üretken sistemlerden Lindenmayer sistemler kullanılarak sürdürebilirlik esaslı doğa ile daha uyumlu gelişim gösteren alternatif tasarımların ortaya çıkması sağlanabilecektir. Çalışmada, geleneksel Diyarbakır evleri ve modern konutlar ile yapılacak çözümlemelere dayanarak bir model önerisi hazırlanmıştır. Bu çözümlemede; incelenen plan tipolojileri Lindenmayer programı ile yapı yönlendirme parametresi esas alınarak yeniden kodlanmıştır. Elde edilen veriler aracılığıyla Diyarbakır şehri iklimi ve geleneksel mimarisi ile uyum gösteren ideal konut tipolojileri üretilmiştir. Üretimi yapılan ideal tipolojiler kullanılarak farklı kullanıcılara hitap edebilecek kat planları hazırlanmıştır. Farklı kat planları sistematik olarak biraraya getirilerek bir yapı modeli önerilmiştir.

Mizgin Gökçe Salık
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari tasarımda biyomimikri yaklaşımının Mardin geleneksel evleri üzerinden analizi

Tarih boyunca çeşitli medeniyetler kuran insanlar bu süreçte her zaman tabiat ile iç içe olmuştur. Geçmişten günümüze kadar doğa ile insan ilişkisi hep devam etmiştir. İnsanların tasarımları ve buluşları için doğadan ilham aldığı ve çözümü doğada buldukları görülmektedir. Son yıllarda yapılardaki enerji tüketimindeki artış, sürdürülebilir bir çevre oluşturma isteği, artan çevre sorunlarına çözüm bulma nedenleri insanları doğadan ilham alarak bu yönde tasarımlar yapmaya itmiştir. İnsan doğa ilişkisinin sürdürülebilmesi için mimari tasarımda çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerden biri de biyomimikri tasarım yaklaşımıdır. Biyomimikride amaç yapay çevre ile doğa arasındaki ilişkiyi tekrar canlandırmak ve bu ilişkiyi sürdürebilmektir. Çalışmada biyomimikri tasarım yaklaşımının mimari yapılarda kullanımının sorgulanması, yapıda bunların neler olduğu, bu alanda bir rehber olması ve gelecekteki çalışmalar için bir farkındalık oluşturması amaçlanmıştır. Çalışmada biyomimikri kavramı ile var olan tasarım yaklaşımları hakkında bilgi verildikten sonra biyomimikri konulu örneklere geniş bir şekilde yer verilmiştir. Aynı zamanda biyomimikrinin mimari yapılarda kullanımı ile ilgili örnekler de incelenmiştir. Tez kapsamında elde edilen bulguların mimari yapı tasarımında sürdürülebilirliğin uygulanması noktasında katkı sağlaması hedeflenmiştir. Çalışma sahası olarak Mardin geleneksel evleri seçilmiştir. Bu bağlamda çalışma kapsamında 13 adet Mardin geleneksel evi incelenmiştir. Her bir ev için ev adı, ev adresi, evin ada parsel konumu, ev planları ve ev görselleri ile ilgili bilgileri içeren yapı kimliği tablosu yapılmış ve biyomimikri yaklaşımları, biyomimikri seviyeleri ve biyomimikri alt seviyeleri bilgileri içeren analiz tablosu oluşturulmuştur. Mardin geleneksel evleri plan ve cephe boyutunda biyomimikri yaklaşımları (tasarımdan biyolojiye ve biyolojiden tasarıma), biyomimikri seviyeleri (organizma seviyesi, davranış seviyesi ve ekosistem seviyesi) ve bu seviyelerin alt boyutları (biçim, malzeme, yapı, süreç ve işlev) üzerinden değerlendirilmiştir. Bu kriterler esas alınarak evler analiz edilmiştir. Seçilen evlerde biyomimikri temelli yaklaşım unsurlarının varlığı ve nelerin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmıştır Elde edilen bilgiler doğrultusunda evler grafiklerle karşılaştırılmıştır. Tez kapsamında elde edilen bulgular dikkate alındığında biyomimikrinin organizma seviyesi teknolojinin gelişmesine bağlı olarak yoğun kullanıldığı ancak geleneksel dokuda deneme yanılma yoluyla biyomimikrinin davranış ve ekosistem seviyelerinin yoğun olduğu sonucu elde edilmiştir. Mimari tasarımda biyomimikri yaklaşımı analizi kapsamında yürütülen çalışmalar bu geleneksel evlerde doğadan evlere aktarma ve doğadan izler olduğu sonuçları ortaya çıkmıştır. Biyomimikri temelli tasarımların sürdürülebilir, çevreye duyarlı, çevre dostu olduğu noktalarda daha iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda Mardin geleneksel evlerinde biyomimikrinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyomimikri, Doğa, Esinlenme, Mardin geleneksel evleri, Sürdürülebilirlik, Taklit etme.

Biyomimikri
Şindar Toprak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Güzel sanatlar fakültelerinin mekân dizimi yöntemiyle incelenmesi ve esnek mekân tasarımına yönelik model önerisi

Dünya üzerinde değişen yaşam koşulları ve farklılaşan ihtiyaçlar doğrultusunda birçok alanda hızlı bir dönüşüm söz konusudur. Bu dönüşüm karşısında güncelliğini koruması gereken disiplinlerden biri de mimarlıktır. Mimarlık disiplininde mekânın tanımı, tasarlanma biçimi, çözümlenmesi ve yorumlanması önem arz etmektedir. Mekân canlı ve dinamik olmasıyla bilinmektedir. Dolayısıyla gelişen ve değişen koşullara karşı adaptasyon sağlaması gerekmektedir. Tasarlanan mekânlar güncelliğini yitirdiğinde amacına hizmet edemeyecek duruma gelebilmektedir. Bu yüzden mekân, değişen, dönüşen, çağın gerekliliklerine ve kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte esnek olarak tasarlanmalıdır. Bu noktada mekânın işlevi ve kullanıcı profilinin değişimi de göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışma kapsamında esneklik kavramı eğitim mekânlarından biri olan güzel sanatlar fakülteleri üzerinden sorgulanmaktadır. Eğitim sisteminin uygulanabilirliği, eğitim mekânın potansiyeliyle ilişkilidir. Eğitim mekânı değişen eğitim modeline cevap verecek biçimde esnek olarak tasarlanmalıdır. Esnek yapı tasarımına en çok ihtiyaç duyulan eğitim yapılarından biri de sanatsal disiplinlere yönelik alanları içerisinde bulunduran güzel sanatlar fakülteleridir. Çalışma kapsamında Türkiye'de bulunan güzel sanatlar fakülteleri ele alınmıştır. Bütün fakülteler kurulum tarihleri, bölümleri ve kapsamları doğrultusunda gruplandırılmıştır. Daha sonra çalışmaya sınırlılık getirilip 2000 yılı sonrası kurulan ve aralarından ortak bölümü fazla olan fakülteler belirlenerek çalışma buralarda gerçekleştirilmiştir. Güzel sanatlar fakültelerinin değişen koşullar karşısında güncelliğini koruyamaması, işleve ve kullanıcıya yönelik adaptasyonun sağlanmaması ve eğitim yapılarındaki tek tipleşme olması durumları problem oluşturmaktadır. Esnek mekânların tasarımına yeterince önem verilmediği takdirde yapılar zamana ve değişime karşı direnememektedirler. Bu da eğitimin verimliliğini düşürebilmektedir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında belirlenen güzel sanatlar fakültelerine yönelik mekânsal analizler yapılmıştır. Mekân analiz yöntemlerinden olan matematiksel veri sunan mekân dizim (space syntax) analizi, gözleme dayalı davranışsal haritalama ve kullanıcı memnuniyetine yönelik anket metotları kullanılmıştır. Seçilen güzel sanatlar fakültelerinde mekân dizim (space syntax) analizi programlarından biri olan 'depthmapx' aracılığıyla bağlantısallık, bütünleşme, derinlik ve algılanabilirlik değerleri hesaplanarak mekânın potansiyelleri belirlenmiştir. Sonrasında belirlenen fakültelerde yapılan gözlemler sonucunda alanın kullanım süresi, hareketlilik ve yoğunluk belirlenerek davranış haritaları oluşturulmuştur. Son olarak bu fakültelerde kullanıcı fikirleri ve mekânın gereksinimlerini belirlemek üzerine anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda grafik ve haritalar oluşturularak ve yorumlanarak çalışmaya aktarılmış, böylece mekâna yönelik analizler tamamlanmıştır. Diğer yandan yapılan literatür çalışmasıyla esnek mekânın sahip olması gereken özellikler, dönüşüm, uyarlanabilirlik, mobilite, modülarite ve kapsayıcılık olarak belirlenmiştir. Tüm bunların sonucunda mekânsal ihtiyaçlar belirlenmiş, bu ihtiyaçlar esneklik kavramlarıyla ilişkilendirilerek bundan sonra yapılacak yapılar için model önerisi oluşturulmuştur.

Hediye Acar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sinema ve mimarlık arakesitinde sinematografik mekânın analizi ve alternatif üretimleri; Hitchcock, Kubrick ve Anderson sineması

Yedinci sanat olarak sinema var olduğu günden bu yana mimarlık ile dinamik bir ilişki halindedir. Çalışmada bu ilişki irdelenirken temel olarak sinema ve mimarlığın ortak paydası olan mekân ele alınmıştır. Bu iki disiplinin ortak temel tasarım araçlarının kullanım biçimleri ve üretim aşamaları örneklerle karşılaştırılarak irdelenmiştir. Öncelikle mekân kavramsal olarak incelenmiş daha sonra gerçek ve kurgusal olmak üzere mekân türleri ve mekânın sinemada kullanım ölçeği; renk, ışık, doku, biçim gibi mekânsal özelliklerin film anlatısına, hikâyenin ve karakterlerin gelişimine katkısı bağlamında incelenmiştir. Filmlerinde mekân tasarımına önem veren film anlatısında mekânı etkili bir biçimde kullanan karakteristik bir sinematografiye sahip üç yönetmen ve her birine ait ikişer film seçilmiştir. Bunlar; Alfred Hitchcock (Rear Window ve Psycho), Stanley Kubrick (2001; A Space Odyssey ve The Shining) ve Wes Anderson (The Grand Budapest Hotel ve The French Dispatch) olmak üzere üç auteur yönetmendir. İlk olarak bu filmlerin zaman akış tabloları detaylı biçimde elde edildikten sonra bu tablolar ek bölümünde verilmiştir. Daha sonra yönetmenlerin sinematografileri aktarılmış daha sonra seçilen filmler sosyolojik açıdan incelenmiş ve detaylı mekân analizleri filmlerde kullanılan renk, ışık-gölge, doku-biçim, hareket-deneyim, zaman mekân, montaj-kurgu, kadraj-çerçeve ve senaryo-storyboard başlıkları altında filmlerden alınan görseller üzerinden niteliksel olarak incelenmiştir. Bu analizlerde yönetmenlerin röportajlarından, bu konudaki akademik çalışmalardan ve film okumalarından yararlanılmıştır. Son olarak analizler sonucunda elde edilen verilerle yönetmenlerin mekânsal tasarım karakterlerini yansıtan alternatif mekânlar, Midjourney adlı yapay zekâ programı aracılığıyla deneysel olarak üretilmiştir. Sonuç bölümünde ise analizler sonucu elde edilen veriler üç yönetmenin karşılaştırılabildiği bir tabloya aktarılmıştır. Çalışma, mimarlık ve sinema ile ilgili kişilerin film ve mekân okumalarının becerisini geliştirme ve mimari tasarım sürecine alternatif bir yöntem sunma amacı taşımaktadır.

Amerikan sinemasıMimarlık
Pervim Karabeğ
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kent imajı bağlamında yüksek yapı formunun kütlesel potansiyelinin yapay zekayla geliştirilmesi: diyarbakır örneği

Tarih boyunca değişim ve dönüşümlere maruz kalan kentler, yaşayan canlı organizmalar olarak nitelendirilebilmektedir. Bu perspektiften bakıldığında kentlerin dinamik karakteri, özellikle küreselleşme süreci ile birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Kentlerin geleneksel dokusu değişmeye başlamış ve kentler dünya ekonomisinin odak noktası haline gelmişlerdir. Dolayısıyla kentlerin farklılaşmasını ve ayrışmasını sağlayan yerel kimlik kavramının yerine küresel kimlik kavramı ön plana çıkmıştır. Globalleşme ile birlikte imaj değiştiren kentler, küresel bağlamdaki tanınırlığını arttırabilmek için modern kent imajı yaratmaya başlamışlardır. Bu durumun kentsel mekana yansıması olan yüksek yapılar, kent imajının en göze çarpan öğeleri arasında yer almaktadırlar. Çeşitli kentlerde yüksek yapılar kent dokusundan farklılaşarak ön plana çıkmış ve kentin önemli küresel kimlik öğeleri olmuşlardır. Yüksek yapılar farklı kullanım tiplerine uygun olarak tasarlanabilmektedir. Bu yapıların sahip olduğu fonksiyonlar formunu şekillendirmektedir. Yüksek yapılar, kütlesel biçimleri ile dikkat çekmekte ve kollektif bellekte yer edinebilmektedir. Dolayısıyla bu yapıların biçimsel ve fonksiyonel özellikleri kent silüetinde büyük önem arz etmektedir. Farklı formlara sahip ve farklı mekansal deneyim sunan aynı zamanda kentsel bağlam ile uyumlu yapı biçimlerinin üretilebilmesi yüksek yapı tasarımında önemli bir parametre olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak küresel kent imajının yaratılmaya çalışıldığı kentlerdeki yüksek yapılar, benzer form veya malzemeler kullanılarak sıradanlaşmış; dolu gövdeli kütleler ya da cam dikdörtgenler olarak tasarlanmıştır. Kentlerdeki bu aynılaşma, özgün kent kimliğini ve aidiyet duygusunu zedelediği için kentlerin imgelenebilirliğini olumsuz yönde etkilemiş ve tartışmalara konu olmuştur. Belirtilen nedenler doğrultusunda yüksek yapı, mimari forma yapılan müdahale, kentsel imaj kavramları araştırılmaya değer görülmüştür. Yapılan kaynak incelemelerinde söz konusu kavramların bağımsız olarak ele alındığı tespit edilmiştir. Bahsedilen kavramların senkronize olması gerektiği düşünülerek bu yönde literatürde saptanan boşluk giderilmeye çalışılmıştır. Söz konusu kavramları birbiriyle yoğurarak irdeleyen ilk çalışma olması araştırmanın özgün değerini oluşturmaktadır. Tez kapsamında, kentsel planlama açısından kent imajı bağlamında dikkat çeken yüksek yapıların formunun analizi aracılığıyla mevcut durumun belirlenmesi ve bu formun kütlesel potansiyelinin son zamanlarda ön plana çıkan yapay zeka ile desteklenerek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Amaçlanan gelişim iklimsel ve sosyokültürel parametrelerin arakesitine yöneliktir. Diyarbakır kenti, yakın geçmişte yüksek yapılaşma trendine dahil olmuştur. Bu bağlamda yapay zekanın alternatif kentsel imgelerin üretilmesi aşamasındaki etkinliği Diyarbakır kent merkezi özelinde sorgulanmıştır. Çalışma alanı kentin en önemli yol akslarından olan Elazığ Bulvarı ile sınırlandırılmıştır. Yüksek yapıların biçimsel sıradanlık zincirinin kırılabilmesi için form analizi yapılmak üzere bu yapılar parametrik ve parametrik olmayan dönemlere ayrılmıştır. Modern, postmodern ve parametrik tasarımlar alt kategoriler oluşturularak ele alınmıştır. İncelenen örneklerin mimari formuna yapılan müdahaleler, matrisler aracılığıyla nitel gözlem tekniği kullanılarak irdelenmiştir. Oluşturulan kavram havuzu ile genel çerçeve belirlenmiştir. Kent kimliğinin oluşumunda ve sürdürülmesinde kent yönetimlerinin benimsediği yaklaşımlar etkili olmaktadır. Belediyeler, yerel halkı temsil eden ve yerel nitelikli kentsel planlamada yetkili olan yerel yönetim yapıları arasında yer almaktadır. Bu nedenle kentsel tasarımda yüksek yapılaşmadaki kentsel dengeleri alt üst eden parçacı uygulamaların yerine bütüncül uygulamaların benimsenmesi gerekliliği yönündeki bilincin arttırılması önem taşımaktadır. Dolayısıyla çalışma alanın bağlı olduğu Yenişehir Belediyesi ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda belirlenen alan için kentsel bağlamın dikkate alındığı, alanın emniyet ve güvenliğinin sağlanması amacıyla gece-gündüz yaşayan mekanları barındıran karma kullanımlı bir yüksek yapı modeli önerilmiştir. Ayrıca bu model ile Diyarbakır'daki yüksek yapı tasarımlarının, yerel bağlam ile bağlantısının güçlendirilmesi ve küresel çapta rekabet edebilecek nitelikte olması hedeflenmiştir. Dolayısıyla hem form-fonksiyon ilişkisi hem de form-bağlam ilişkisi açısından eş baskın nitelikte tasarlanmıştır. Önerilen model, hazırlanan matris ve kavram havuzundan elde edilen bilgiler ışığında "Fabrie Ai" yapay zeka programı ile alternatif çıktılara dönüştürülmüştür. Söz konusu programın seçilme nedeni kullanıcı dostu bir arayüze sahip olması ve yapılan pilot uygulamalarda benzer programlara nispeten tatmin edici sonuçlar elde edilmesidir. Mimarinin insanlar ve kentler üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla mimarlık alanında uzman akademisyenlere anket uygulanmıştır. Bu noktada araştırmanın nicel gözlem tekniğini ile desteklenmesi çalışmanın güvenirliliğini ve özgün değerini arttırmaktadır. Sonuç olarak uygulama öncesi aşamalarda yapay zeka destekli alternatif çıktıların tasarımının mimarlık pratiğinin form üretme sürecinde yaşanan kısır döngünün kırılmasında önemli role sahip olduğu saptanmış, bu bakış açısının tasarım süreçlerine dahil edilmesi gerekliliği ortaya konmuştur. Ayrıca gelecek çalışmaların, farklı yapı türleri için farklı alternatifler üretilmesinde yapay zekanın etkinliğini ele alabileceği düşünülmüştür. Bu bağlamda araştırma, sonraki irdelemeler için kaynak niteliği taşımaktadır.

Zehra Karahan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel mimarideki ekolojik ölçütlerin değerlendirilmesi: İzmir-Şirince örneği

21. yüzyıldaki çevre sorunları göz önüne alındığında, bu sorunların giderilmesi ve gelecek nesillerin kaynak ihtiyaçlarının tehlikeye girmemesi açısından sürdürülebilirlik kavramı oldukça önem arz etmektedir. Günlük yaşamda kullanılan enerjinin ciddi bir kısmı konut içerisinde tüketilmektedir. Konut içerisindeki enerjinin ise büyük kısmı, ısıtma ve soğutmaya harcanmaktadır. Konutlar; inşa, kullanım ve yıkım süreçleri ile de toplam enerji tüketimi içerisinde ciddi bir paya sahiptir. Yapıların çevre verilerine uymaması enerji kayıplarına neden olmaktadır. Geleneksel mimari örneklerinin ise enerji konusunda oldukça verimli ver sürdürülebilir olduğu görülmektedir. Bu çalışmada alan olarak İzmir'in Selçuk ilçesinin Şirince köyündeki geleneksel konutlar seçilmiştir. Çalışmanın probleminin belirlenmiş ardından yapılan literatür taraması ile sürdürülebilirlik ve ekoloji kavramlarının, mimari tasarım ve geleneksel mimari ile ilişkileri ortaya konmuştur. Mimarideki ekolojik değerlendirme kavramı açıklanmış ve dünyadaki yaygın sistemler incelenmiştir. Bu sistemlerin değerlendirme ölçütleri ve puanlama sistemlerine yer verilmiştir. Bu sistemlerin kriterleri ve yerel koşullar göz önüne alınarak yeni bir değerlendirme sistemi oluşturulmuştur. 24 maddeden oluşan bu sistemin kriterleri üç ana başlıkta oluşmaktadır: • Arazi Kullanımı ve Çevresel Veriler • Enerji, Kaynak ve Malzeme Kullanımı • Tasarım ve Konfor Ardından bu sistem Şirince Köyü'nde seçilen geleneksel dokusunu kaybetmemiş beş ve üzerinde test edilmiştir. Yapılan bu ekolojik değerlendirme sonucunda geleneksel mimari örneği olan Şirince Köyü'deki tasarım ölçütleri tespit edilmiştir. Bu tasarım ölçütleri İzmir bölgesinde için tasarlanacak konutlar için öneri olarak sunulmuştur.

Anadolu mimarisiGeleneksel mimariHalk mimarisi+4
Mert Sercan Sağdıçoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da Osmanlı dönemi camii cephelerinin doluluk- boşluk oranlarında altın oran- estetik ilişkisinin incelenmesi

Geçmişten günümüze birçok mimari eserin tasarımında bir estetik arayışın var olduğu ve bu arayışın bir sonucu olarak mimari eserlerin ölçü ve oranla biçimlendirilerek parça- bütün uyumuna dikkat çekildiği görülmektedir. Yapılan çalışmalar kapsamında oran ve ölçünün doğada var olan sayıların Fibbonacci dizilimiyle sağlandığı ve bu dizimin bir sonucu olan altın oranın keşfedildiği, doğaya ve insana yönelik çalışmalarda da estetiğin altın oran sayısıyla ilişkili olduğu büyük ölçüde düşünülmektedir. Mikrodan makroya, evrendeki tüm varlıklar estetik yönleriyle incelendiğinde, mimari yapılar için önemli unsurları da yapılarında barındırdıkları görülmektedir. Bu bağlamda, mimarlık alanında tasarlanan cephelerde de estetik bütünlüğün, belirli ölçü ve oran kompozisyonuyla sağlanabileceği görülmektedir. Bu durumda cepheyi oluşturan kitlelerin oranları, cephe elemanlarının oranları ve bu elemanların cephede oluşturdukları boşlukların dolu alanlarla oranlarının ölçülü ve dengeli olması oldukça önemlidir. Altın oran sayısı tarih boyunca da birçok yapının cephesinde estetik bütünlüğü sağlamada önemli bir unsur olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada ise, yapıların estetik yüzü olan cephelerin; doluluk- boşluk oranları, cephe elemanları oranları ve cephelerin kitlesel oranları ele alınarak altın oran değeri ile ilişkileri estetik yönüyle değerlendirilmiştir. Çalışma, tarih boyunca mimarlık alanında önemli başyapıtları bünyesinde barındıran ve estetik unsurların cephelerde büyük yer bulduğu Osmanlı Dönemi Mimarisi kapsamında ele alınmıştır. Osmanlı Dönemi'nde fiziki bakımdan kent dokusunun odak noktası konumunda olan camilerin mimari eserler arasında öne çıkması sebebiyle Osmanlı Dönemi eserleri camii yapılarıyla sınırlandırılarak Diyarbakır ölçeğinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, Diyarbakır'da yer alan Osmanlı Dönemi camii cephelerinin doluluk- boşluk oranları, cephe elemanlarının oranları ve cephelerin kitlesel oranları belirlenerek altın oran değerine yakınlığı tespit edilmiştir. Cephelere göre analiz edilen değerler; estetiğin altın oran ile ilişkisi üzerinden ele alınıp yeni yapılacak tasarımlarda da estetik algının arttırılmasında altın oran etkisinin vurgulanması amaçlanmıştır.

Rümeysa Betül Akın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mekân konfigürasyonun müzelerde karşılaştırmalı incelenmesi

Değerli nesnelerin biriktirilmesiyle ortaya çıkan müze kavramı, zaman içerisinde korunmalarıyla beraber bilgi edinme, arşivleme, araştırma ve eğitme amaçlarını edinmiştir. Müzelerin çoğalması ve sergilenen nesne çeşitliliğinin artmasıyla sınıflandırma yapılmıştır. Müze türleri koleksiyonlarına, yönetimlerine, hizmet ettikleri bölgelere, sergileme yöntemlerine, işlevlerine ve müzelerde bilginin kullanımına göre sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma müze türlerinin belirlenmesinde yardımcı olmakta ancak müzenin ana tanımını etkilememektedir. Müzelerde sergilenen eserlerin net anlaşılması, yön bulma davranışının rahat gerçekleşmesiyle sağlanabilmektedir. Yön bulma davranışı karmaşık yapılarda kaybolma, bulunduğu yeri belirleyememe ve hedefe nasıl gidileceğini öngörememe sorunlarından dolayı daha fazla önem kazanmaktadır. Kullanıcı, yapı içerisinde çevresini algılayıp yorumlamasıyla yön bulma davranışını gerçekleştirmektedir. Yön bulmayı etkileyen dört faktör bulunmaktadır. Bunlar plan kurgusu, işaret sistemleri, ortamın algılanması, kişisel farklılıklardır. Kişinin geçmiş deneyimleri ile bireyler aynı ortamda farklı davranışlar sergileyebilmekte, plan kurgusunun karmaşıklığı ve işaret sistemlerinin eksikliğiyle beraber yön bulma davranışı zorlaşabilmektedir. Çalışma oluşturulan mekân kurgusunda, mekân derinliğinin ve sergilenen eserlerin türünün farklı olmasının yön bulmayı etkilediği göz ardı edilerek tasarlanmış olmasıyla beraber kullanıcının yön bulmada sıkıntılar yaşaması problemi üzerinde durmaktadır. Farklı derinliğe ve koleksiyon türüne sahip müzelerde oluşturulan mekân kurgusunun, kullanıcı üzerinde yön bulmayı nasıl ve ne derece etkilediğinin belirlenmesi ile sergilenen eserlerin farklılığının, yön bulmada ne derece etkili olduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Belirlenen amaç doğrultusunda çalışmada mekânlar arası ilişkiyi boyut, renk, malzeme biçim gibi unsurları dikkate almadan inceleyen mekân sentaksı yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında seçilen müzelerin mekânsal ilişkileri belirten erişim grafikleri çizilmiştir. Erişim grafiğinden elde edilen veriler koleksiyon türüne göre, yapısal niteliğine göre ve seçilen müzelerin tümüne göre tablo oluşturularak karşılaştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda koleksiyon türüne göre müzelerin tasarımlarının yapılması gerektiği tespit edilmiştir.

GaziantepMüzelerSöz dizim+1
Esra Bal
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarının ergonomik açıdan kullanıcı memnuniyeti analizi, Kilis ili örneği

Ergonomi en yaygın kullanımıyla uygunluk anlamına gelmektedir. Ergonomi kavramı mimarinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Yapılar, belli bir kullanıcı grubuna hitap ederek tasarlanır. Her yapının, kullanıcı grupları göz önüne alınarak, ergonomik kriterlere uygun olması gerekmektedir. Anaokulları, belirli yaş gruplarına sahip çocuklara eğitim vermek amacıyla hizmet veren yapılardır. Çalışmanın konusunu, anaokulu yapılarının ergonomik kriterlere uygun tasarımlara sahip olmaması sorunsalı oluşturmuştur. Çalışmanın amacı, Türkiye'de MEB tarafından belirlenen kriterlere göre yapılan anaokullarının, kullanıcı yaş grupları dikkate alınarak ergonomik kriterlerinin belirlenmesidir. Ergonomide erişilebilirlik ve kullanılabilirlik kapsamında belirlenen, kullanıcı-tefriş elemanları ve mimari tasarım ilişkisine ait veriler, mevcut uygulamaların revize edilmesinde ve yeni projelerin uygulanmasında kullanılabilinecektir. Çalışma kapsamında öncelikle kavramsal alt yapıya yönelik literatür taraması yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda kullanıcıların antropometrik özellikleri, mekânlarda bulunan tefriş ve yapı elamanlarının ölçüleri, ergonomide erişilebilirlik ve kullanılabilirlik kavramları ergonomik değerlendirme parametreleri olarak belirlenmiştir. Kilis ilinde bulunan, farklı plan şemalarına sahip iki anaokulu çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Alan çalışması kapsamında, okullarda eğitim gören öğrenciler yaş aralıklarına göre gruplandırılarak kullanıcı grupları oluşturulmuştur. Belirlenen kullanıcı gruplarının kullandıkları mekânların değerlendirilmesi yapılırken, mekânlarda bulunan mobilyaların ve ıslak hacimlerdeki tefriş elemanlarının ölçümleri yapılmıştır. Yapılan ölçümler, kullanıcı gruplarına ait ortalama antropometrik veriler referans alınarak ergonomide erişilebilirlik ve kullanılabilirlik bağlamında değerlendirilmiştir. Kullanıcı memnuniyet araştırması doğrultusunda alan çalışmasında gözlemler yapılmış, kullanıcılar olan öğrencilere, öğretmenleri aracılığıyla anket çalışması uygulanmıştır. Anket uygulaması, çalışma kapsamında belirlenen hipotezler doğrultusunda yapılmıştır. Anket çalışması 5'li likert ölçeğinde yapılmış olup, elde edilen veriler analiz edilerek tez çalışmasına aktarılmıştır. Çalışmada elde edilen tüm veriler tez çalışmasında değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler; kullanıcıların anaokulu yapılarından, erişilebilirlik ve kullanılabilirlik bakımından en üst düzeyde memnun kalmasının, bu mekânlarda eğitim alan öğrenciler için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu bağlamda tasarımcıların yeni yapılan projelerde veya mevcut yapılarda yapılacak düzenlemelerde yararlanlması amacıyla çalışma kapsamında elde edilen değerlendirmeler, sonuçlar ve öneriler şeklinde sunulmuştur.

Merve Kepekçi Yetkin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane polikliniklerinde mekansal organizasyonun yön bulma üzerine etkisi: Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi ve Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi örneği

Kamuya açık, herkes tarafından kullanılan yapıların tasarım aşamasında özel kullanılan yapılara oranla daha hassas olunmalıdır. Tasarımcıların kullanıcı davranışlarını inceleyerek planlama yapması gereken yapılardan biri de hastanelerdir. Hastane yapılarında mekan algısı kullanıcılarının hastalar olması sebebiyle diğer yapılara göre farklı olarak ele alınması gerekmektedir. Hastane yapılarında hastalar ve hasta yakınları belirli bir amaçla yapı içerisinde hareket etmektedirler. Kullanıcılar yapıya girdiği andan itibaren mimari birçok unsurdan etkilenmektedir. Bu etkilere bağlı olarak kullanıcılar amaçlarına yönelik yön bulma ihtiyacı duymaktadırlar. Çalışma kapsamında hastane yapılarında kullanıcıların yön bulma problemi tespit edilmiştir. Yön bulma probleminin algısal ve mekânsal sebeplerden kaynaklandığı hasta ve hasta yakınlarına yöneltilen anket soruları sonucunda ortaya konmuştur. Mekanların dizilimleri, yanlış yönlendirmeye neden olabilecek mekânsal düzensizlikler, davranış ve görüş alanı içerisindeki algısal seçicilik gibi konular ve kavramlar üzerinde durulmuştur. Mekan dizim karmaşıklığı kullanıcıların yapı içerisinde mekanlara erişimini zorlaştırır ve yön bulmasında sorunlar yaşamasına sebep olur. Çalışma alanı olarak Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi poliklinikleri ve Selahaddin Eyyubi Hastanesi poliklinikleri seçilmiştir. Çalışma alanlarında yön bulma problemi sebebiyle mekan dizim (space syntax) analizi ve anket çalışması yapılmıştır. Mekan dizim analizlerinde Depthmapx programından yararlanılmıştır. Mekan dizimi modeli üzerinden derinlik analizi ve eş görüş analizi yapılmıştır. Derinlik analizleri mekanların erişebilirlikleri hakkında yorumlama imkanı vermektedir. Eş görüş analizleri kullanıcıların hangi alanları görüp algılayabildikleri hakkında yorumlama imkanı sunmaktadır. Dolayısıyla kullanıcıların yön bulma davranışları hakkında bilgi vermektedir. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi poliklinikleri ve Selahaddin Eyyubi Hastanesi poliklinikleri mekânsal organizasyon farklılıkları belirtilmiştir. Farklı mekânsal organizasyona sahip bu iki hastane poliklinikleri üzerinden kıyaslamalar yapılmıştır. Yapılan mekan dizim (space syntax) analizi sayesinde mekanların derinlik değerleri, görünür alanları ve anket sonuçları kıyaslanmıştır. Kıyaslamalar sonucunda çözüm odaklı öneriler oluşturulmuştur.

AlgıDerinlikHastaneler+5
İbrahim Gül
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa geleneksel evlerinde cephe elemanlarının oransal analizi

Tarih öncesinden günümüze insanlar yaşamlarını sürdürmek için barınmaya ihtiyaç duymuştur. Barınmaya yönelik, doğal ve beşeri faktörlerin etkisiyle yapı kavramı ortaya çıkmıştır. Yapı bulunduğu döneme ve bölgeye göre farklılık göstermektedir. İlk yerleşimler mağara yapısı olmakla beraber zamanla ev kavramı oluşmuştur. Yer şekilleri, iklim, malzeme, sosyal–ekonomik duruma göre farklı formlarda evler üretilmiştir. Aynı zamanda etnik, din ve tarihi unsurlarda evlerin formlarını şekillendirmiştir. Bu faktörler evlerin formlarını etkilediği gibi plan ve cephe kurgusunu da etkilemiştir. Gerek plan gerekse cephe uyumunda parça-bütün ilişkisinin sağlanmasında çeşitli tasarım yaklaşımları olmuştur. Tasarım yaklaşımlarından biri de orandır. Evrende doğal veya yapay birçok varlıkta bir ölçü ve oran vardır. Doğadaki bitki, hayvan, meyve, sanat eserlerinde ve birçok mimari eserde bu oran altın oran şeklindedir. Mimari yapılarda oran plan ve cephe kurgusuna simetri, düzen, ritim ve uyum olarak yansımıştır. Bu yaklaşımların çoğunda altın orana yakın değerlerde elde edilmiştir. Geçmişten günümüze oran kullanımı devam etmektedir. Geçmişe bakıldığında geleneksel mimari dokuda da oran önemli bir tasarım öğesidir. Ülkemizde de farklı geleneksel mimari dokular mevcuttur. Bu dokulardan biri de Şanlıurfa geleneksel evleridir. Çalışma kapsamında Şanlıurfa geleneksel evlerinde avlu cephelerini oluşturan kapı, pencere, kemer açıklığı ve eyvan elemanlarının kendi içindeki boyutlarda oran yaklaşımı incelenmiştir. Avlu cepheleri cephe elemanın en boy oranları, toplam yüzey alandaki doluluk boşluk oranı, tüm cepheler birbirleriyle kıyaslanarak oranları ve oranlardaki sapma miktarları tespit edilmiştir. Şanlıurfa geleneksel ev avlu cephelerindeki düzen ortaya koyulmuş ve etkili olan faktörler belirlenmiştir. Evlerde kullanılan oran iklim, sosyo-kültürel yapı, işlev, malzeme, simetri, düzen, uyum ve ritim oluşumuyla ilişkilidir. Yeni yapılacak evlerde cephe tasarımına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Şanlıurfa geleneksel ev, cephe, oran, altın oran

Meral Koncak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kullanıcının yapı cephelerindeki görsel algısında Gestalt Kuramı'nın etkileri: Diyarbakır'da 3 farklı bulvar değerlendirmesi

Cepheler, insanın yapıyla, yapının kent ile iletişim kurduğu yüzeylerdir. Kenti oluşturan mimari mekanların cepheleri biçimsel özellikleriyle içerdiği bilgileri alır, binayı algılar ve anlamlandırır. Bu durum cephelerin görsel olarak incelenmesinde ve değerlendirilmesinde görsel algı kavramını ortaya çıkarmıştır. Çalışmanın konusunu yapının önemli bir parçası olan "cephe" elemanının görsel algı kapsamında kullanıcıyı nasıl etkilediği sorunsalı oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, Diyarbakır'da Diclekent, Mahabad ve Şanlıurfa Bulvarları' nda bulunan yerleşme potansiyelinin en yoğun olduğu parsellerde bulunan konut tipi yapı cephelerinin kullanıcı üzerindeki görsel algısını Gestalt Kuramı bağlamında analiz ederek elde edilen verileri tasarım kriterleri bağlamında değerlendirmektir. Bu nedenle algı, görsel algı ve görsel algılamada Gestalt Kuramı ve kuramın bileşenleri çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle kavramsal alt yapıya yönelik olarak literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmalarda algı, görsel algı ve Gestalt Kuramı'na ait temel ilkeler parametre olarak belirlenmiştir. İlgili kurum ve kuruluşlardan konutlarla ilgili elde edilen veriler, yerinde gerçekleştirilen alan etüt-analiz çalışmaları, incelemeler, görsel belgeleme çalışmaları ile tezin kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Alan çalışmasında ise fotoğraflama ve anket yönteminden yararlanılmıştır. Anket verileri dijitalleştirilerek bir takım istatistiksel analizler uygulanmış ve bulgular ortaya konmuş, bu bulgular yorumlanarak istatistiğe dayalı bir sonuç oluşturularak literatür bağlamında tartışılmış ve tasarımcılara önemli çıktılar sağlanmıştır. Bu kapsamda SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programından yararlanılmıştır. İstatistiksel sonuçlara dayanarak bulvarlarda bulunan konut cepheleri değerlendirilmiştir. Kullanıcının yapı cephelerinin algılanmasında hangi özelliklerin başat olduğu ve yeni tasarımlarda bu başat özelliklerin nasıl kullanılacağına dair sonuç ve öneriler oluşturulmuştur.

Mimarlık
Ezgi Akkurt
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı etnik gruplara ait konut mimarisinde "şeffaflık" kavramının "mahremiyet olgusu" açısından incelenmesi: "Geleneksel Midyat evleri örneği"

Toplumların sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel özellikleri birbirinden farklıdır. Her toplumun farklı yaşam tarzı, farklı dini inancı ve farklı kültürel öğeleri vardır. Bu farklılıklar toplumun mahremiyet olgusunu oluşturmaktadır. Toplumlara göre değişkenlik gösteren bu mahremiyet olgusu mimari yapılaşmada şeffaflık kavramının da değişkenlik göstermesine neden olmuştur. Bu değişkenliklerin elverdiği ölçüde mimarinin biçimlenmesini etkileyen şeffaflık kavramı, değişen dünya koşulları ve çağın gereksinmelerine uygun olarak kullanıcıyı yönlendirmekte olup, kullanıcıya işlevsel ve simgesel mesajlar vermektedir. Şeffaflık kavramı, kullanıcıda çağrıştırdığı düz anlam ve yan anlamlar sayesinde mimari yapıların kullanıcı tarafından algılanması ve bu yapıların yorumlanmasında çok önemli bir tasarım kriteridir. Bu bağlamda çalışmada ilk olarak şeffaflık kavramı, mahremiyet olgusu ve Geleneksel Midyat Evleri ile ilgili kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Literatür çalışmasından elde edilen veriler sonucunda çalışmanın kapsamı, sınırlılıkları ve materyal olarak kullanılacak olan alan belirlenmiştir. Çalışma kapsamında mahremiyet ve şeffaflık kavramları tanımlanarak, bu kavramların mimariyle olan ilişkisi ve mimariye yansıma türleri incelenmiştir. Mahremiyet olgusu açısından şeffaflık kavramının mimariye nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen veriler sonucunda çalışma alanı olarak seçilen; farklı etnik yapı ve farklı kültürden birçok topluluğu içinde barındıran Midyat ilçesindeki Geleneksel Midyat Evleri incelenmiştir. Geleneksel Midyat Evleri; literatür taramaları, yerinde gözlem ve farklı kullanıcı profilleri ile yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirilerek, farklı etnik toplulukların mahremiyet olgusu ve yaşam tarzları belirlenmiştir. Yaşam tarzlarına bağlı olarak oluşan bu mahremiyet ölçütlerinin şeffaflık açısından mimari yapıya yansımaları tespit edilmiştir. Bu kapsamda; Midyat'ta yaşayan farklı etnik grupların konutlarındaki şeffaflık anlayışları tespit edilerek bu anlayışlarının mimarlıkta kullanım şekilleri ve bunların nedenleri incelenerek örneklerle açıklanmıştır. Sonuç olarak; Midyat'ta yaşayan farklı etnik gruplara, sosyo-kültürel yapılarını, inançlarını ve yaşam tarzlarını sorgulamak için uygulanan anketler, istatistiksel analizler için SPSS for Windows version 24.0 paket programı kullanılarak yüzdelerle değerlendirilmiştir. Sorulara verilen cevapların skorlarının normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk Testi ile test edilmiş, normal dağılıma sahip olmayan skorların 3 etnik grup arasında karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi ve Kruskal Wallis Testine göre anlamlı bulunan skorların etnik gruplar karşılaştırılmasında ise Dunn Çoklu Karşılaştırma Testi yapılmıştır. Bu testler yapılırken P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Etnik grupların mahremiyet anlayışlarının, Geleneksel Midyat Evleri'ne şeffaflık olarak görsel, yapısal, algısal, kültürel ve psikolojik boyutlarının hangisinde etkili olduğu araştırılmıştır. Daha sonra farklı etnik gruplara ait Geleneksel Midyat Evleri karşılaştırılarak; bu grupların kültürleri, inançları ve yaşam tarzlarına göre şekillenen mahremiyet olgularının konutlarının şeffaflığını nasıl etkilediği belirlenmiştir. Çalışmada toplumların yaşam tarzı ve mahremiyet olgusunun; içinde yaşadıkları konutun biçimlenmesini, hem iç mekan düzenlemesinde hem de dış dünyayla olan bağlantıda yani cephelerdeki şeffaflık oranıyla etkilediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda; bir mimari yapı tasarlanırken, o yapıda yaşayacak olan kullanıcı profilinin ait olduğu toplumun yapısı her yönüyle dikkate alınarak tasarım yapılmalıdır. Toplum yapısı dikkate alınarak tasarlanan mimari tasarımların kullanıcı konforu ve memnuniyetinin sağlanması açısından çok önem teşkil ettiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Midyat, Konut, Şeffaflık, Mahremiyet, Etnik Gruplar

Mehmet Akif Kuyumcu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sağlık merkezlerinin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik açısından değerlendirilmesi: bingöl ili

AİLE SAĞLIK MERKEZLERİNİN ERİŞİLEBİLİRLİK VE KULLANILABİLİRLİK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: BİNGÖL İLİ YÜKSEK LİSANS TEZİ İmran BARAN DİCLE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MİMARLIK ANABİLİM DALI 2019 Sağlık sistemlerindeki gelişmeler doğrultusunda, toplumun değişmez temel ihtiyaçlarından biri olan ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde bulunan aile sağlık merkezlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Toplumun refah seviyesinin yükselebilmesi için kentlerde birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeterli bir şekilde karşılanması ve hastanelerdeki yığılmaların önlenmesi amacıyla ülkemizde aile sağlık merkezleri kurulmaktadır. Ancak, aile sağlık merkezlerinde uygulanan ayrıntılı bir mimari program ve ergonomik tasarım kriterleri söz konusu değildir. Aile sağlık merkezlerinde mekân büyüklükleri, mekanlar arası sirkülasyon ve bundan dolayı oluşan problemler çalışma konusunu belirlemiştir. Çalışmada, ayakta teşhis ve tedavi hizmetlerinin, kentlere götürülebilmesi amacıyla kurulacak aile sağlık merkezlerinin, mekânsal ihtiyaç programlamasında ve tasarımında uygulanabilecek ergonomik kriterlerin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik bağlamında belirlenmesine çalışılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Bingöl ilinde çeşitli semtlerde kurulan aile sağlık merkezlerinde bu yaklaşımla inceleme ve değerlendirmeler yapılmıştır. Aile sağlık merkezleri belirlenirken, semtlerin nüfus yoğunluğu ve sosyo-ekonomik durumu göz önüne alınmıştır. Literatür taraması yöntemiyle Bingöl ilindeki bazı örnekler incelenerek, mekân tasarımları ergonomik açıdan değerlendirilmiştir. Veriler, kullanıcılara yöneltilen sorulara verilen yanıtlara bağlı olarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi anket sistemi kullanılarak yapılmıştır. Anket uygulanan ASM'lerin bulunduğu semtlerde, bölgenin demografik yapısı incelenmiştir. Bu kapsamda ASM'leri sıklıkla kullanan kullanıcıların yaş grupları ve eğitim durumları belirlenmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, ülkemizde kurulacak aile sağlık merkezlerinin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik açısından ergonomik tasarım kriterlerine uygun olabilmesi için öneriler geliştirilmiştir. Çalışma alanı, Bingöl il merkezinde bulunan ve kent nüfusunun yoğun olduğu 3 aile sağlığı merkezi olarak belirlenmiştir. Belirlenen aile sağlık merkezlerinde mekânsal analizler, mekânların erişilebilirlik ve kullanılabilirlik özelliklerinin yanında, sağlık çalışanlarının, hasta ve hasta yakınlarının, aile sağlık merkezi hizmetlerini değerlendirmelerine yönelik olarak tanımlayıcı bir araştırma yapılmıştır. Elde edilen sonuçların hangilerinin tasarım aşamasında kriter olması gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. Çalışma sonucunda oluşturulan öneriler yeni yapılacak aile sağlık merkezlerine tasarım parametreleri oluşturma açısından önemli rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Aile Sağlık Merkezi, Erişilebilirlik, Kullanılabilirlik Ergonomi, Sağlık, Semt, Tasarım kriteri, Hasta, Doktor.

ASM1ASMEAile sağlığı
İmran Baran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors