Theses supervised by Prof. Dr. Fırat Kutluk

21 theses · Dokuz Eylül University, Afyon Kocatepe University

Master'sOpen AccessTR

Kültürel sermaye bağlamında İzmir'de Latin dans kursları

İzmir'de etkinlik gösteren Latin Dans Kurslarında yaptığım bu çalışma, Latin danslarına olan ilginin nedenlerini Pierre Bourdieu'nun ?kültürel sermaye? kavramıyla çözümlemeye odaklıdır. Kültürel sermaye, kişinin doğumuyla beraber aileden edindiği, eğitim ve toplumsal ilişkiler aracılığıyla gelişen ve zamanla elde edilen sanat, bilgi, beceri, çevre vb. alanlardaki birikimdir. Müzik ve dans, insanların kendilerini toplum içinde konumlandırmalarına yarayan ve kendilerini nasıl konumlandırdıklarının anlaşılmasında katkısı bulunan analitik merceklerdir. İnsanların söylemlerini ve eylemlerini başka insanlarla paylaşılmasını mümkün kılacak şekilde göstermeleri, buna sahip olduklarını ifade etmeleri bir kültürel sermayedir. Dans da önemli bir kültürel sermaye biçimidir. Dans kursuna gitmek bir beceri gösterme etkinliği olduğundan önemli bir sosyal etkinliktir. Bu nedenle kursiyerlerin kendi becerilerini ifade ettiği, içerisinde belli değer kalıplarını barındırdığı için sosyal çevre açısından önem kazanır. İnsanlar kendilerini öteki insanlardan ayrı?tırabilmek için bu tür yöntemleri kullanır. Danslar insanların belli bir müzik kültürüyle kendilerini yeniden inşa etme araçlarından biridir. Dans kurslarında yapılan gözlemler ve kursiyerlerle yapılan görüşmeler sonucunda dans kursuna katılmanın, dans etmeyi öğrenmenin kendileri için önemli bir sosyal etkinlik olduğu ve bu beceriden ötürü önemli bir kültürel sermayeye sahip oldukları belirlenmiştir.Araştırmada 75 kursiyerle görüşme yapılmış, dans okullarının ve kurslarının derslerine katılıp incelenmiş, her farklı dans kursuna ait gecelerde ve etkinliklerde gözlem yapılmıştır. Katılımcıların Latin danslarına olan eğilimin nedenlerinin birbirinden farklı gereçlerle (yas, eğitim, cinsiyet vs.) ilişkisi kültürel sermaye bağlamında sunulmustur.Türkçe Anahtar Kelimeler1- Dans 2- Dans Kursları3- Kültürel Sermaye 4- Sosyalleşme 5-Latin Dansı

DansKurslarKültürel sermaye+4
Şirin Cerit
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ekseninde rock müzikte kadın: Şebnem Ferah örnek olayı

Bu çalışma toplumsal cinsiyete dayalı kadın-erkek eşitsizliğini rock müzik özelinde ele alarak, bir rock şarkıcısı olan Şebnem Ferah'ı anlamaya odaklanmıştır. Popüler müzik endüstrisinin erkek egemen yapısının ve tüketime yönelik politikalarının Şebnem Ferah'ın müziksel kimliği üzerindeki etkisi ile şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyet bağlamının değerlendirileceği tez üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm, kadın kimliğini, toplumsal cinsiyet, feminist hareket ve postmodernizm yaklaşımları çerçevesinde değerlendiren kuramsal bir çerçeve iken, ikinci bölüm, toplumsal cinsiyetin davranışa etkisini, kadınların müziksel alandaki pratiklerini ve müzikte toplumsal cinsiyet özelinde ele alarak, tarihsel süreçte Türk müziği ve rock müzikte kadın görünümünün irdelenmesidir. Odak noktasına Şebnem Ferah'ı alan üçüncü bölüm ise Şebnem Ferah'ın bir kadın olarak rock müzikte var olma çabasını, müziksel kimliğinin biçimlenmesine etki eden yönleri, şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyetle ilişkisi, müzisyenliği ve soundunu incelemiştir.

Cinsel kimlikCinsel kimlikFerah, Şebnem+5
Sabiha Açar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tonal ve atonal akorlara beyin yanıtlılığı: Bir EEG çalışması

Tonalliğin genelde atonalliğe göre beğenilmesi ve dinleme tercihinden yola çıkılan bu tez çalışmasında, iki farklı disiplin olan biyofizik ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, akorların tonal ve atonal bağlamda beyinde yarattığı yanıtlar gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan yanıtlar sadece beynin yanıtlarının zamansal / elektrofizyoloji çerçevesinde değil, oturum sonlarında yapılan etnografik görüşmelerle duygusal çerçevede de ele alınmıştır. Bulgular, literatürle ilişkilendirildiğinde akorların hipotezi destekler yönde etkiler yarattığı sonucuna ulaşılır. Tonal ve atonal hakkındaki teorik söylemlerin ön hazırlık olmaksızın algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesi olan bu çalışma bu anlamda literatürdeki ilklerdendir. Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerin akor algısı üzerine 19–45 yaş aralığında, sağlıklı 20 müzisyen ve 18 müzisyen olmayan, sağ el baskın olan toplam 38 katılımcıya, seçkisiz tonal / atonal akor örnekleri EEG çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin yanıtları incelendi. EEG kayıtlarından sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal akorları yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla EEG ölçümlerinden çıkan beyin yanıtlarının sonuçları literatür ile ilişkilendirilerek akorların etkisi araştırıldı.

AkorAtonalEEG+6
Aslı Galioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Müzisyen beyni ve beyaz/gri madde yapılarındaki farklılıklar: Bir DT-MRI çalışması

Müziğe edimsel katılım, beynin neredeyse tüm bölgelerini eşzamanlı harekete geçirerek bilişsel açıdan en üst düzeyde kullanımını gerçekleştiren ender insan etkinliklerindendir. Performansa bağlı müzik üretim sürecinin en aktif katılımcıları olarak müzisyenler, bu araştırma kapsamında "müzisyen" olarak tanımlanmalarına neden olan bilişsel, duyusal ve motor becerileri kazanabilmek için genellikle küçük yaşlarda başladıkları uzun bir eğitimden geçerler ve eğitimle kazanmış oldukları bu becerileri meslek hayatları boyunca yoğun biçimde kullanırlar. "Müzisyen beyni" sınıflaması bu "uzun" ve "yoğun" müzikal pratik sürecine erken yaşta katılan müzisyenlerin beynindeki kimi önemli bileşenlerin müzisyen olmayanlardan daha farklı yapılanabileceği varsayımına dayanır ve müzisyenlerin beyninde müziğe "amatör" düzeyde katılımın ya da en basit şekilde "maruz kalma"nın etkilerinden ayrıştıracak farklara işaret eder. Bu sınıflama deneysel çalışmalarda edinilmiş ortak bulguları kapsar ve söz konusu varsayıma dayanarak yapılacak araştırmalarda araştırmacıya yol gösterir. Müzisyenlerden oluşan deney grupları ile müzisyen olmayan kontrol gruplarının günümüz görüntüleme teknikleriyle elde edilen beyin haritalarının karşılaştırılması üzerine kurulan araştırmalarda söz konusu varsayımı destekleyecek kimi bulgulara ulaşılır. Bu çalışmanın amacı, aynı varsayımdan yola çıkarak tüm çevresel uyaranların iletimi ve işlenmesinde merkezi görevi olan, bu nedenle her ikisi de zihinsel becerilerde etkin role sahip iki ana beyin maddesi, beyaz ve gri maddenin müzisyenlerdeki olası yapısal farklılıklarını saptamaktır. Söz konusu amaç doğrultusunda 21-43 yaş arası sağ el baskın 15 kadın müzisyen ile yaş, cinsiyet ve el baskınlığı uyumlu 8 kişilik kontrol grubunun DT-MRI (Difüzyon Tensor Manyetik Rezonans Görüntüleme) ve VBM (Voksel Tabanlı Morfometri) analizleriyle elde edilen beyin haritaları karşılaştırılmış, müzisyenlerde beynin korpus kallozum ve internal kapsül bölümlerinde beyaz madde yapısında; sol parietal lobda yer alan prekuneusta ise gri madde yapısında önemli ölçüde artış olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler, çocukluk döneminde başlayan ve uzun bir döneme yayılarak sürdürülen fiziksel ve zihinsel müzik pratiklerinin beynin belirli yapılarını dikkate değer düzeyde değiştirebileceği hipotezini beyaz ve gri madde özelinde destekler.

Beyaz maddeBeyinBeyin fonksiyonları+5
Yasemin Ata
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tonal ve atonal müziklerin beyindeki yansıması: bir fMRI çalışması

Bu tez, müzikle duygu arasındaki ilişkiye dair nöroloji, radyoloji ve müzikoloji gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiği bir çalışmadır. Kendi disiplinim olan etnomüzikoloji ise müziği kültürel bağlamı içinde inceler. Tonal ve atonal müziklerin beyinde yarattığı etkiyi araştıran bu çalışmada nöroloji ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, tonal ve atonal müziğin beyinde yarattığı etki gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan etki sadece beynin aktive olan kısımları çerçevesinde değil, duygusal ve kültürel çerçevede de ele alınmıştır. Çalışma ayrıca, tonal ve atonal müzikler hakkındaki teorik söylemlerin algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesidir. Bulgular değerlendirildiğinde tonal ve atonal müziğin beyinde ayrı bölgelerde algılandığı ve beynin sol yarısında atonal müzikte daha fazla aktivasyon olduğu sonucuna ulaşılır. Dinletilen müzik örneklerinin batı sanat müziğinin özgün yapıtları olması açısından bu çalışma literatürdeki ilklerdendir.Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerintonal ve atonal müzik algısı üzerine 25-48 yaş aralığında sağ el baskın olan toplam onbeş kadın katılımcıya, tonal müzik örneğinde J.S. Bach Konçerto ?İki Keman İçin Re Minör? ve atonal müzik örneğinde Arnold Schönberg ?Orkestra İçin Beş Parça? fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin aktivasyonları incelendi. fMRI çekimlerinden sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal müzikleri yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla, fMRI taramasından çıkan beyin görüntülerinin sonuçları karşılaştırıldı. Görüntülerin analizi SPM2 (Statistical Parametric Mapping) yazılımı ile yapıldı.

AlgıAtonalBeyin+2
Başak Çalllı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Akor yapısındaki tonal ve atonal ayrımlamada nörokognitif yaklaşım

Tonal akorların genelde atonal akorlara yeğlenmesi hipotezinden yola çıkılan bu tez çalışmasında, iki farklı disiplin olan nöroradyoloji ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, akorların tonal ve atonal bağlamda beyinde yarattığı etki gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan etki sadece beynin aktive olan kısımları çerçevesinde değil, duygusal çerçevede de ele alınmıştır. Bulgular, literatürle ilişkilendirildiğinde akorların hipotezi destekler yönde etkiler yarattığı sonucuna ulaşılır. Ayrıca akorların yarattığı aktivasyonun genel olarak tonalde beynin sağ tarafında, atonalde ise sol tarafında yoğunluk oluşturması dikkat çekmiştir. Tonal ve atonal hakkındaki teorik söylemlerin ön hazırlık olmaksızın algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesi olan bu çalışma bu anlamda literatürdeki ilklerdendir.Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerin akor algısı üzerine 25-48 yaş aralığında sağ el baskın olan toplam on beş kadın katılımcıya, tonal-atonal akor örnekleri fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin aktivasyonları incelendi. fMRI çekimlerinden sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal akorları yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla fMRI taramasından çıkan beyin görüntülerinin sonuçları literatür ile ilişkilendirilerek akorların etkisi araştırıldı. Görüntülerin analizi SPM2 (Statistical Parametric Mapping) yazılımı ile yapıldı.

AkorAtonalManyetik rezonans görüntüleme+2
Nurdan Tezel
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yansışım süresi farklılıklarının değerlendirilmesi: fMRI çalışması

Müzik araştırmalarında son dönemde yapılan disiplinlerarası çalışmaların en göze çarpanlarından bazıları insan beyninin müziği ve müzikal unsurları nasıl algıladığını araştıran nörobilim çalışmalarıdır. Amatör ve profesyonel müzisyenler, müzik eğitimi almış ya da eğitimsiz dinleyiciler gibi katılımcı grupları ile yapılan bu çalışmaların ana amacı müziğe, müzik beğenisine ve performansa dair yapılan öznel değerlendirmelerin ve tercihlerin nesnel karşılıklarının bulunması, insan beyninin bunları nasıl yorumladığının anlaşılmasıdır. Müzik teknolojisi ve akustik alanında yapılan çalışmalarda da dinleyicilerin öznel tercihleri (subjective preferences) öne çıkmaktadır. Akustik biliminin 19. yy sonlarından itibaren amaçlarından biri de bu öznel yargıları hesaplanabilir somut sonuçlarla ilişkilendirmektir.Yansışım süresinin kapalı bir alanın boyutları ile ilgili ipuçlarını dinleyiciye veren yegane psikoakustik nitelik olduğu yapılan çalışmalarda belirtilmiştir (Hameed vd., 2004). Uzaysal nitelikler (Spatial attributes) olarak tanımlanan bu özellikler kapalı bir alanda olma hissini oluşturan özelliklerdir. Bu çalışma yansışım süresi değişimlerinin insan beyninde ne gibi farklılıklara sebep olduğunu ve bunun dinleyici algısında nasıl bir değişiklik yaptığını görmeyi amaçlamaktadır.Bunun için oda akustiği etkisinden yoksun, yansışımsız (anechoic) bir klarnet sesi, ODEON mimari akustik modelleme yazılımı kullanılarak modellenen, aynı boyutlarda ancak farklı yansışım sürelerine sahip iki oda ile evrişim işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonra yapılan fonksiyonel manyetik rezonans taraması (fMRI) esnasında bu iki odadan elde edilen sesler, önce yansışımsız ses, daha sonra kısa ve uzun yansışım sürelerine sahip sesler olacak şekilde katılımcılara dinletilmiştir. Deney için hepsi müzik teknolojisi öğrencisi ya da mezunu, sağ el kullanan, yaşları 23 ile 38 arasında değişen 10 katılımcı belirlenmiştir. Katılımcılardan elde edilen fMRI çekimleri Matlab yazılımı ile çalışan Statistical Parametric Mapping (SPM) yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Önce 10 katılımcıdan elde edilen tüm sonuçlara ?tek örnek t-test? ile grup analizi uygulanmıştır.Analiz sonucunda sağ ve sol yarımkürelerdeki oditory korteksler'de superior temporal girus bölgelerinde anlamlı aktivasyon değişimleri gözlenmiştir. Sonuçlarda dikkate çarpan unsurlar yansışım süresi arttıkça aktivasyon alanının da artması, buna karşılık aktivasyon gürlüğünün düşmesidir. Bu sonuç özellikle sağ superior temporal girus'ta daha kesindir. Sol superior temporal girus'ta ise yansışımsız ve 0.8 sn yansışıma sahip iki uyaran arasında aynı sonuç görülmüş ancak 1.8 sn yansışıma sahip uyaranın aktivasyon alanı 0.8 sn yansışıma sahip uyarana göre daha dar çıkmıştır. Aktivasyon gürlüğü ise aynen sağ yarımkürede görüldüğü gibi düşmeye devam etmiştir. Sol superior temporal girus'ta görülen bu durum daha sonra yapılacak çalışmalarla incelenebilecek bir sonuçtur.

Suat Vergili
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Müzik türlerinin tercih edilmesinde kişilik özellikleri ve beğeni ilişkisi

Bu çalışmada Türk müziği (halk müziği ve geleneksel sanat müziği) rock ve klasik müzik dinleyicilerinin beğenilerini etkileyen faktörler, kişilik, cinsiyet, yaş, aile, arkadaş çevresi ve müzikal uyaran değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Müzik tercihi ve kişilik arasında bir ilişki olup olmadığı, belirli bir türün müzikal özellikleri ile müzik beğenisi ve kişilik arasında herhangi bir ilişkinin varlığı, Türk müziği, klasik müzik ve rock müzik dinleyicilerinin bireysel değerlendirme ve tercihlerinde hangi sosyal ve kültürel değişkenlerin etken olduğu, yanıtları aranılan sorulardır. Çalışma, kişiliğin kalıtsal özelliklerin yanı sıra sosyal ve kültürel çevrelerden etkilenerek gelişmesi bağlamında aynı tür müzikleri yoğun olarak dinleyen insanların kişilik özellikleri arasında bir takım benzerlikler olabileceği hipotezine dayanarak yürütülmüştür.Çalışma sonucunda Türk ve klasik müzik dinleyicilerinin kişilik özellikleri birbirine yakın çıkarken rock müzik dinleyicilerinin kişilik özellikleri hem temel boyutlarda hem alt boyutlarda belirgin farklılıklar göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, müzik tercihinde kişilik özellikleri ve müzik türü ilişkisi arasında bağıntılar olabilceği varsayımını doğrular niteliktedir.Veri toplama araçları olarak Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından Türkiye koşullarına göre hazırlanmış ve geçerlilik - güvenilirliği yapılmış beş faktör kişilik testi (Somer, Korkmaz, Tatar; 2004) ile daha önce geçekleştirilmiş benzer çalışmalardan yaralanarak hazırladığımız müzik beğenisi anketi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi SPSS v13.0 paket programında yapılmış, istatistik teknikleri olarak T testi, yüzde, frekans ve varyans analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışma, İzmir ilinde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (müzik eğitimi alan ve almayan), Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarında müzik öğrenimi görmekte olan öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 17-30 yaş arası, 89 erkek 91 kadın toplam 180 kişiden oluşmuştur.

Barış Erdal
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Profesyonel müzisyenlerde müzik algısı farklılıkları; bir FMRI çalışması

Bu tez çalışmasında profesyonel müzisyenlerin müzik algısı üzerine 26-48 yaş aralığında sağ el baskın Türk halk Müziği ve rock müzik olmak üzere iki farklı türde profesyonel olan toplam on erkek katılımcıya, bu iki türe ait müzik örnekleri fMRI çekim sırasında dinletildi ve oluşan beyin aktivasyonları incelendi. fMRI çekimlerinden sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde müzisyen kimliğine ait kültürel geçmişleri saptanarak, görüşme sonuçları ve katılımcılara ait fMRI görüntüleri karşılaştırıldı. Görüntülerin analizi SPM2 (Statistical Parametric Mapping) yazılımı ile yapılmıştır.Katılımcıların dinletilen müzik parçaları üzerine görüşmelerde belirttikleri müzik beğenilerini beyin aktivasyonlarında gözlemlemek ve bunları tanımlamak, bu çalışmanın amacı değildir. Bununla birlikte yapılan görüşmelerde, profesyonel müzisyenlerin, müzik dinleme sırasında geliştirdikleri tavırlar bu çalışmada açıklanmıştır. Müzisyenler üzerine fMRI kullanarak yapılan daha önceki çalışmalar, bireyin müzisyenliğine yönelik becerilerini ortaya koymaya çalışan bir takım veriler içerirken, yine bu çalışmaya katılan profesyonel müzisyenlerin müzik becerilerine yönelik bir takım saptamalar yapılmaya çalışılmamıştır. Bu çalışmada profesyonel müzisyenlerin hiçbir şekilde performans olarak gerçekleştirmediği ve bilmediği bir müzik türü üzerine aşinalık ve aidiyet üzerine saptamalarda bulunulmuştur. Katılımcılar ile yapılan görüşmelerde saptanan ve bu tezin bir bölümünde yer alan ?müziği nasıl dinliyoruz? sorusu, beraberinde ?müzik ve ortam? ilişkisini getirmektedir. Bu çalışmada müzik dinlenen ortamın MR makinesi olması, bu anlamda bir dezavantajdır. Bu etken göz ardı edildiğinde, ortaya konulan bulgular literatür çalışmaları ile örtüşür. Profesyonel müzisyenlerde aşinalık ve aidiyet kavramları, kültürel etkenler ile ilişkilendirilmiş, bu etkenler ile müzisyen kimliği arasında birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda sağ yarıküre, müzik dinleme ile ilişkilendirilirken, sol yarı küre ise duyma ile ilişkilendirilmiştir. Bu çalışmada gözlenen, katılımcının profesyonel olduğu tür üzerine müzik dinlemesi sonucu aktivasyonun sol superior temporal girus'ta gözlenmesi, ?müziği duymak? olarak tanımlanıp aşinalık üzerine bir bulgu olarak karşımıza çıkarken, yine profesyonel olmadığı bir tür üzerine müzik dinlemesi sonucu gözlenen aktivasyonun sağ superior temporal girus'ta gözlenmesi, ?müziği dinlemek? olarak tanımlanır ve analitik bir dinleme sonucu ortaya çıkan bulgudur.

Müzik tercihiMüziksel işitmeMüzisyenler
Barbaros Bozkır
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Müzisyen beyni: Profesyonel kadın müzisyenlerle müzik eğitimi almamış kadınların müziği algılayışındaki farklar: Bir FMRI çalışması

Müzik üzerine yapılan disiplinlerarası çalışmaların farklı noktalara odaklandığı gözlenir. Öne çıkan araştırma konusu ise müzik algısıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda profesyonel olan ve olmayan gruplar üzerine çalışılmış, gerek performans gerekse pasif dinleme yoluyla her iki grubun karşılaştırıldığı araştırmalar yapılmıştır. Müzik ve tıp bilimlerinden araştırmacıların ortaklaşa çalıştığı bu tez çalışmasında katılımcılara pasif müzik dinletme yöntemi uygulanmış ve profesyonel kadın müzisyenlerle müzik eğitimi almamış kadınların müzik algılayışları arasındaki farklar incelenmiştir. Katılımcılar beş kadın piyanist ve beş müzisyen olmayan kadından oluşur. Her iki gruba da uyarıcı olarak iki müzik yapıtı (Batı sanat müziği ve Türkçe pop) bir beyin görüntüleme tekniği olan fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekilirken dinletilmiş ve katılımcıların dinledikleri müziğe karşı tepkilerinin beyinde izlenebilirliği araştırılmıştır. fMRI çekimlerinden önce ve sonra yapılan görüşmelerde katılımcıların müzik eğitimleri, kültürel geçmişleri, müzik beğenileri ve müziğin onlara ne ifade ettiği, çekimler sırasında nelere odaklandıkları sorularak müziği nasıl algıladıklarına dair veriler elde edilmiştir.Çalışmanın hipotezi müzik eğitimi alan kişilerin duymayla ilgili beyin bölgelerinin eğitimsizlere göre daha gelişmiş ve mesleki becerilerinin müziği algılayışta etken olmasıdır.

Fatma Pınar Kebapçılar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik ve duygu:Besteci ve dinleyici arasındaki ifade ve algı farklılıkları

Bu çalışmada amaç, psikoloji disiplininin müzik ile ilgili olarak yaptığı çalışmalarda belirgin olarak dinleyicinin duyumlarını müzikten neden veya nasıl aldığı veya algıladığını sorgulamak değildir. Yıllardır tartışma konusu olan ve Program Müziği olarak adlandırılan müzik dışı konuların ele alındığı bestelerde bestecinin kendi duygularını veya aklından geçirip de bestesine yansıttığı bir eserinde dinleyicinin de aynı duyguları algılayıp algılamayacağını sorgulamaktır.Araştırma, iki farklı açıdan program müziği bestelerini araştırmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede iki alt problem saptanmış bulunmaktadır. Bu problemlerin yanıtlarını elde edebilmek amacı ile iki soruluk bir sormaca geliştirilmiştir. Bu sormacada ilk soru bestecilerin program müziği çerçevesinde besteledikleri eserlerin, dinleyiciler tarafından nasıl algıladıkları ve onların ne algıladıklarını sorgulamaktadır. İkinci soru ise dinleyici algıları ile bestecinin bestesinde anlatmaya çalıştığı duygu veya temaların örtüşüp örtüşmediğidir. Araştırma soruları, gönüllü üniversite öğrencisine yöneltilmiş ve değerlendirilmiştir.Müzik ve Duygu çerçevesinde batı sanat müziği alanında Türk katılımcılarla yapılan bu çalışma alan yazınında yapılan diğer araştırmalara yeni veriler sunarken, yöntem ve yaklaşım açısından da benzer çalışmaları klasik Türk müziği ve Türk halk müziği alanlarında yapmak isteyen araştırmacılara fikir sunmakta ve kaynak teşkil etmekAnahtar Kelimeler: Program Müziği, Dinleyici Algıları, Müzik ve Duygu

AlgıBestekarlarBesteler+5
Cemre Hoşcan
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mekan - müzik ilişkisi ve İzmir'deki türkü barlar

Mekân, içinde hareketli unsurlar olmadan bir anlam ifade etmez. Bundan dolayı mekâna anlam kazandıran unsurları incelemek gerekir. Böylece mekâna yüklenen anlam ortaya çıkarır. Türkü Barlar günümüzde `Türkü' dinlemek için seçilen en önemli canlı performans mekânıdır. Bu mekânlar dekorasyonu, izlerkitlesi, müzisyenleriyle kendilerine ait bir kimlik sergiler. İzmir genelinde ismi bilinen Nektar, Renkahenk, Espere, Park Clup, Munzur Türkü Evi, Grand Ezgi Türkü Restaurant ve Kuartz ve Ti Amo' dur. Tüm mekânlar birbirlerine hem benzer hem de farklı özelliklere sahiptir. Onları kimliklendiren ve diğerlerinden ayıran önemli farkları vardır. Sözgelimi Nektar Barın caz günleri düzenlemesi, şiir dinletilerine yer vermesi, işletmecisinin Türkü Bar adını kabul etmemesi, Munzur Türkü Evi'nin adının Munzur yöresinin ismini duyurmak amacıyla konulmuş olması, Grand Ezgi Türkü Restaurant'ın kendine ait kuralları olması gibi. Diğer mekânlarda kimi adı ile kimisi izlerkitlesi ile anlam kazanır. İzmir Türkü Barlarına anlam kazandıran bu farklılıklarıdır.

MekanMekansal algıMüzik+2
Binnur Metin
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2006
10
DoctorateOpen AccessTR

Özlem Tekin örneğinde rock müzikte kadın: toplumsal cinsiyet, etnisite, hegemonya

Popüler müzigi toplumsal cinsiyet çerçevesinden anlama çabası içerisinde olan bu çalısma, erkek-üstün rock müzikte bir kadın rock yıldızının deneyimlerine odaklanır. Bununla birlikte toplumsal cinsiyeti bir kimliklenme nedeni olarak kavrar. Kamusal alanın tüm görünümlerinde oldugu gibi erkek egemen popüler müzik endüstrisinin Özlem Tekin örneginde kadın popüler müzik sanatçılarına yaklasımını ve ayrıca bu durumun tersi olarak Özlem Tekin'in popüler müzik endüstrisi ile iliskisini ortaya koymaya çalısır. Bu iki yönlü iliskiyi hegemonya mücadelesi olarak merkeze tasır. Birinci bölüm, bir kimliklenme ekseni olarak ele alınan toplumsal cinsiyet kavramını ve dolayısıyla bu çalısmanın odagı olarak kadınlıgı, bir kültürel kimlik ve etnisite olarak görme egilimindedir. Ayrıca feminist, antropolojik, kültürel çalısmalar, ifade kültürü ve müzikte kadın çalısmaları yaklasımlarını gözden geçirerek kuramsal bir temel insa etme çabası içerisindedir. kinci bölüm, etnografik gözlem ve görüsme teknigi ile gerçeklestirilen alan çalısması ve dolayısıyla Özlem Tekin ve onun müziksel kimligine odaklanır. Öncelikle toplumsal cinsiyetli verili bir kültür içerisinde yetisen ve toplumsal cinsiyetli bir müziksel alt kategori olan heavy metal'in ve daha genis anlamda rock müzigin Özlem Tekin'in bireysel kimligi ve habitusunu nasıl etkiledigi ortaya koyularak, bu kimlik ve habitusun onun müzigine ve müzisyenligine olan etkileri açıklıga kavusturulur. Özlem Tekin'in müzisyenlik geçmisi gözden geçirilerek, müzik endüstrisi ile olan iliskilenmesi ve bu iliskilenme sonucu ortaya çıkan yeniden biçimlenmenin görünümleri Gramsci'nin hegemonya kavramına oturtulur. Müzik endüstrisiyle iliskilenmenin öncü hedefi olarak albümleri ve ardından canlı performansları dikkatlice gözden geçirilir ve izlerkitlenin onu nasıl tükettigine odaklanılır. Üçüncü bölüm ise Özlem Tekin'in albümleri ve canlı performanslarındaki müziginin geleneksel müzikolojik metin analizi ile popüler müzik baglamını bir arada ele alma çabası içerisindeki müziksel analizlerinden olusur. Bu bölümde incelenen örnek sarkılar, onun toplumsal cinsiyet düzenine bakısını ve kimliginin görünümlerini ortaya koyarak teorik argümanların sounda nasıl yansıdıgını gösterir. Bu çalısma, popüler müzigin kültürel bir alan olarak çatısmalarla dolu yapısı ile toplumsal cinsiyetin bu çatısmalı alanda ne kadar derinlere isledigini ortaya koymaya çalısır ve bu baglamda disiplinlerarası bir yaklasımı sergileyerek popüler müzigin akademik alanda arastırma yapılabilecek kadar degerli bir fenomen oldugu yönündeki düsüncelerden hareketle insa edilmistir.

Mümtaz Hakan Sakar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bülent ortaçgil müziğinde oyun teması ve simgesel anlamlar

Bir kelimenin, isaretin, anlatımın ya da kavramın tasıdıgı bilissel ya da duygusal içerik olarak anlam, iletisim açısından okur, izleyici ve dinleyici ile mesaj arasındaki dinamik etkilesimi dile getirir. Bu etkilesimin tasıyıcısı olan iletisimin hem ürünü hem de sonucu olarak ortaya çıkan anlam; verili-degismez bir nitelikte degildir. Anlam ?sey?lerin mutlak bir niteligi de degildir. Anlam insanların bu seylere yükledigi bir yapıdır. Dolayısıyla ?sey?lerin dısında bir referans noktası gerektirir. Anlamlandırma ya da anlama, bir nesneyi, bir arlıgı, bir kavramı, bir olayı bellekte canlandırabilecek bir göstergeye baglayan olustur. Dolayısıyla anlamlandırma toplumsal pratigin ürettigi ürünün söylemsel bir nesnesidir. Barthes'e göre anlamlandırmanın iki düzeyi bulunur. Düz Anlam olarak adlandırılan ilk düzey, bir göstergenin göndergesiyle olan yalın ya da fiili iliskisini gösterir. kinci düzey yan anlamsal düzeydir. Burada düz anlamın göstergeyi kullanan kültürce yorumlanması ve kisinin deger sistemini temsil edecek hale getirilmesini vurgular. Türk pop müziginde kendine özgü bir yeri olan Bülent Ortaçgil, sarkı sözlerinde ele aldıgı konuları yarattıgı metaforlar ve simgeler yoluyla aktarmasıyla dikkat çeker. Bu simgeler içinde en çok dikkat çeken ?oyun?, bir simge olarak Ortaçgil'in ilk albümünden baslayarak yarattıgı anlam dünyasında önemli bir yere sahip olmus ve yıllar içerisinde yüklendigi anlamlarda da farklılasmalar göstermistir. Bu çalısmada ?oyun? simgesi ve bununla baglantılı olarak kullanılan diger yan ögelerin Oratçgil müzigi içindeki kullanım biçimleri, sarkı sözlerinden hareketle ele alınacaktır.

AnlamKodlarMüzik
Aykut Barış Çerezcioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler müzikte beğeni farklılıkları: Bir fMRI çalışması

Bu çalısmada 10 katılımcıya bir beyin görüntüleme teknigi olan fMRI düzeneginde kendi seçtikleri en sevdikleri ve en sevmedikleri müzik örnekleri dinletilerek beyin görüntü verileri elde edilmis ve daha sonra katılımcılarla yüz yüze görüsmeler yapılarak müzik begenilerine dair kültürel veriler elde edilmistir. Bu anlamda iki ayrı disipliner alan olan nöroloji ve etnomüzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, popüler müzik begenisine dair elde edilen iki ayrı tipteki veri üzerinden karsılastırmalı bir arastırma yapılmıstır. Tezin temel amacı popüler müzik begenisine dair katılımcılardan elde edilen nörolojik ve kültürel verilerin uyumlulugunu arastırmaktır. Müzik begenisi üzerine varolan çalısmalar bir tarafta psikoloji ve nöroloji gibi uygulamalı bilimler alanında, diger tarafta da etnomüzikoloji ve kültürel çalısmalar gibi insan bilimleri alanında yapılan çalısmalardan olusur. Bu çalısma bu iki ayrı disipliner alanın birikimlerinden faydalanması anlamında literatürdeki ilk çalısmalardan birisidir. Müzik begenisi üzerine psikoloji ve nöroloji alanlarında yapılan çalısmalarda begeninin kültürel boyutları dikkate alınmamıstır. Ayrıca bu çalısmalarda müzik örnekleri için agırlıklı olarak klasik batı müzigi örnekleri kullanılmıs ve bu örnekler de katılımcılar tarafından degil arastırmacılar tarafından belirlenmistir. Bu tez çalısmasında ise begenilen ve begenilmeyen müzik örneklerinin hem katılımcılar tarafından seçilmesi hem de bu örneklerin popüler müzik örnekleri olması literatür açısından önemli yeniliklerdir. Katılımcıların fMRI görüntüleri SPM2 (http://www.fil.ion.ucl.ac.uk/spm) yazılımı ile istatiksel olarak analiz edilmistir. En sevilen ve en sevilmeyen müzik örneklerinin dinlenilmesine dair beyindeki begeniyle iliskili bölgelerde anlamlı aktivasyon farklılıkları bulunmustur. Dinletilen müzik örnekleri üzerine katılımcılarla yapılan yüz yüze görüsmelerde de begeni farklılıklarına dair anlamlı kültürel veriler bulunmustur. Bu çalısmada popüler müzik begenisi üzerine elde edilen nörolojik ve kültürel verilerin birbirini destekler nitelikte oldugu sonucuna ulasılmıstır.

Ali Cenk Gedik
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
10
DoctorateOpen AccessTR

Müzik beğenisinde kültürel etkenler: Bir fmrı çalışması

Bu tez çalısmasında kisinin bir müzik parçasını ?begenip-begenmedigini? ifade etmesindeki etkenler incelendi ve katılımcıların tepkilerinin beyinde izlenebilirligi arastırıldı. Dört farklı türde müzik örnegi 22?37 yas aralıgında, saglıklı, sag el baskın on bir kadın, on üç erkek toplam yirmi dört katılımcıya fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekilirken dinletildi ve aktif olan beyin bölgeleri belirlendi. Daha sonra katılımcılarla görüsmeler yapılarak kisilerin kültürel geçmisleri, müzik begenileri ve dinletilen müzikleri begenip-begenmedigi belirlendi. En sonra da katılımcıların ifade ettigi müziksel tercihler ve dinletilen müzik örnegini begenme durumu ile fMRI taramasından çıkan beyin görüntülerinin sonuçları karsılastırıldı. ?Müzik begenisi? ile ?beyin? arasındaki iliskiyi arastıran bir çalısmanın olmaması ve insanın ?müzigi begenme / begenmeme? islemiyle ilgili beyin bölgelerinin henüz belirlenememis olması bu tezin kısıtlılıklarındandır. Bu konuya da odaklanmaya çalısılan bu tezde, fMRI çekiminde belirlenen bazı beyin bölgelerinin literatürle karsılastırıldıgında bu islemle ilgili oldugu tahmin edilse bile bu kanıtlanamadı. Kültürel etkenlerin müzik begenisine olan katkısının ve insan beyninde ?müzigi begenme? bölgesinin belirlenmeye çalısıldıgı bu tezde; istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulasılamasa da, ?kültürel olarak etkilenmenin kisinin söylemlerini degistirdigi? varsayımı dogrulandı. Katılımcıların müzik begenileri gözetilmeden seçilen bu örneklerde yanıtları aranılan ilk sey, katılımcıların türler hakkında düsündükleri, müzik begenileri içinde yer alıp almadıgı ve bu begeniyi olusturan kültürel etkenlerin varlıgının arastırılmasıydı. Alınan yanıtlarla fMRI çekimlerinin karsılastırılması ve sonuca gidilmesi ise ikinci asamayı olusturdu. Müzik begenisinde kültürel etkenlerin saptanmasının o denli kolay olmadıgı bilinmekteydi kaldı ki elde edilen sonuçlar katılımcıların dinletilen müziklere verdikleri tepkilerin ne denli degisken ve ilginç oldugunu ortaya koydu. Müzik begenisini tanımlama yolunda verilen ugrasların aslında net seyler ortaya koyamayacagı saptandı.

Gülay Karşıcı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyalleşme bağlamında İzmir'deki Türk sanat müziği amatör koroları ve toplu müzik pratikleri

Türk Müziğini kuramsal ve pratik yönüyle öğretmek için ortaya çıkan musiki cemiyetleri, tarihsel süreç içinde köklü değisim geçirerek günümüzde insanların, müzik yapmanın yanı sıra sosyallesme amacıyla katıldıkları birer performans kurumu haline gelmislerdir. ?zmir'de sayıları yüzü geçen ve günden güne çoğalan bu topluluklara bireyler, arkadaslık, çevre edinme, stres atma, terapi, statü olarak sıralayabileceğimiz ve hepsini sosyallesme baslığı altında toplayabileceğimiz müzik dısı sebeplerle katılmaktadırlar. Modernlesmenin ve kent yasamının birey üzerinde kurmus olduğu baskı, stres, yalnızlık, yabancılasma gibi sebepler insanların bu tip ortamlara olan ihtiyacını her geçen gün arttırmaktadır. Birey, bu ortamlar sayesinde sikayetçi olduğu gündelik yasama katlanabilecek enerjiyi sağlamakta, ruh sağlığını korumakta, kendini ifade edebilmekte, kendi varlığını duyumsayıp kaybolmusluk duygusundan uzaklasmakta, hayata tutunmaktadır. Koro sayısındaki hızlı artısın sebebinin yalnızca metropol insanının bu ortamlara olan ihtiyacının artmasıyla değil, ek gelir sağlama ve ?zmir'de yasanan issizlikle de yakından ilgisi bulunmaktadır. Bu sebeplerle bir çok insan için amatör müzik toplulukları ?kazanç kapısı? haline gelmistir. ?zmir'de oryantasyonu Türk Müziği olan dinleyicinin müzik beğenisine hitap eden ve müzik dinleme ihtiyacını karsılayan kurumlar amatör topluluklardır. Bunun sebebi, toplulukların geçmis olduğu repertuarın ağırlıklı olarak 1950 ve sonrası olması ile Türk Müziği dinleyicisinin bu repertuarla olusmus kitleden meydana gelmesi arasındaki iliskidir. Repertuar, tür olarak sarkı ağırlıklı olup piyasa üslubu ile ya da piyasa üslubu ve arı üslubun harmanlandığı senkretik bir üslup içinde seslendirilir.

KentleşmeSosyalleşmeYabancılaşma+1
Fatih Coşkun
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarında halkevlerinin yeri: 1932-1950

ÖZET 1923-1950 yılları arasını kapsayan Cumhuriyet Dönemi'nde izlenen müzik politikalarının temelini klasik batı müziği ve halk müziği oluşturur. Bu dönemde amaçlanan, halk müziği ezgilerinin batı müzik tekniği ile birleştirilerek yeni, modern Türk müziğinin oluşturulmasıdır. Cumhuriyet Dönemi kültür politikalarının bir ürünü olan ve 1932'de açılan halkevlerindeki müzik çalışmaları da genel müzik politikası ile paraleldir. Bu dönemi inceleyen çalışmaların çoğunda Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarının 1923-1950 arasında, halkevleri de dahil, bütüncül bir yapıda olduğu vurgusu öne çıkar. Ancak Atatürk'ün ölümü ile Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarında iki yönde ciddi bir değişim ortaya çıkar. Birinci değişim yeni, modern Türk müziğinin yaratılması sürecinde reddedilen Türk sanat müziğine bakışın yumuşamaya başlamasıdır. İkinci değişim ise Türklerin Orta- Asya kökenli olduğu iddiasını taşıyan Güneş-Dil Teorisi'nin müzikteki yansıması ve halk ezgilerinde pentatonik öğelerin incelenmesi düşüncesinden vazgeçilmesidir. Halkevleri Cumhuriyet Dönemindeki genel kültürel politikalardan bağımsız değildir. Bu nedenle halkevlerindeki müzik çalışmalarının incelenmesi, Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarındaki değişimi ortaya çıkarmada yardımcı olmuştur.

Cumhuriyet DönemiHalkevleriMüzik politikaları
Doğan Emrah Zıraman
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Priko-etik bir fenomen olan Katarsisin müzikteki görünümü

ÖZET Aristoteles'in, katarsisi açıklamak için kullandığı en önemli tümce şudur; 'tragedyanın görevi, uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla ruhun tutkulardan arınmasını sağlamaktır, (katarsis)' Buradan katarsisin, trajik bir dış uyaranın neden olduğu sürecin sonunda gerçekleşen ve ruhu arındıran bir fenomen olduğu ortaya çıkar. Bu projede, müziksel bir dış uyaranın niçin ve ne şekilde katartik etkiye neden olduğuna odaklanıldı. Sahne sanatları, edebiyat ve resim gibi diğer sanatlar içinde de incelenebilecek olan katarsis fenomeni, bu çalışmada müzik özelinde ele alındı. Çalışma üç bölümden oluşturuldu: Giriş; (Katarsis Fenomenin 'Felsefi Taban'ı Üzerine) Bu bölümde katarsisin etimolojisi ve tanımı, psikanalizdeki anlamı, psikolojik ve etik nedenleri, yazgıyla ve dinle ilişkisi verildi. I. Bölüm; (Katarsis Fenomenin Müzikteki Görünümü Üzerine) Bu bölümde, katarsisin müzikteki görünümü, katartik müziğe karşıt bir müzik olan epik müzik, dinsel müziklerdeki katarsis, müziğin niçin resme ve heykele göre öyküyü daha iyi betimlediği üzerinde duruldu. II. Bölüm; (Hüznün Müziksel Öğelerle Betimlenmesi Üzerine) Bu bölümdeyse, tragedyalardaki ruhsal süreçle katartik müziklerdeki ruhsal sürecin ortak noktaları; ezgi, armoni, söz ve ritimdeki katarsis; ve müziğin sözcük diline indirgenememesinden kaynaklanan katartik etki çözümsüzlükleri üzerinde duruldu. Bu proje, katarsisi tanımlayıp müzikteki görünümüne ilişkin kuramsal bir çerçeve oluşturarak, psikoloji-müzik ilişkisinin bir yönünü serimleyebilmek amacıyla gerçekleştirildi.

KatarsisMüzikPsikoloji
Banu Mustan Dönmez
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve yeni medyada dijital izler kitle: K-pop Türkiye örneği

Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin paralelinde ortaya çıkan dijitalleşmenin etkisiyle 'üretilmiş bir meta' örneği teşkil eden K-pop müzik türünün ortaya çıkışı 90'lı yıllara dayanmaktadır. Yerel kültürün küreselleşmesi olgusuyla Kore kültüründen sıyrılarak kitle iletişim araçlarının da etkisiyle popüler kültürün bir ögesi haline gelen K-pop, Güney Kore'nin ekonomik kriz sonrası oluşturduğu Kore Kültür Endüstrisi'nin bir parçası olarak tüm dünyada kabul görmüş bir müzik türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Süreci takip eden yıllar içerisinde kültürel, müzikal ve biçimsel olarak değişim yaşayan K-pop, kitle iletişim araçlarının karşılıklı etkisiyle hem genel dinleyici kitlesini değiştirmiş hem de genel dinleyici kitlesi kitle iletişim araçları üzerinden sağlanan etkileşimle K-pop müzik türünün değişimine zemin hazırlamıştır. Bu değişimde Z Kuşağı olarak tabir edilen kuşağın büyük etkisi olduğu görülmektedir. Z kuşağı ve kitle iletişim araçlarıyla birlikte kurulan fan sayfaları ve bloglar üzerinden popülerleşen K-pop giderek küresel bir müzik hayranlığına evrilmiş ve K-pop müzik türünü icra eden grupların dünya çapında konserler vermeye başlamasıyla farklı müzik türleriyle etkileşimi/sentezi kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Nitekim K-pop türünde icra edilen şarkılardaki müzikal altyapı ve ritim özelliklerine bakıldığında Amerika ve Avrupa pop şarkılarında sıkça kullanılan altyapı ve ritim özelliklerine benzer özellikler gösterdiği dikkat çekmektedir. Güney Kore Endüstrisi, ekonomik bir getiri olarak gördüğü ve pazarlanabilir endüstriyel bir ürün olarak öne çıkardığı K-pop türü ile birlikte tüketiciye "idol" olgusu altında kendi starlarını sunmaya başlamıştır. Kitle iletişim araçları ve sosyal medya platformları aracılığıyla karşımıza çıkan K-starlar; müzik, dans, karakter ve kostüm gibi tüm içerikleriyle özel olarak tasarlanmaya başlamıştır. Tasarlanmış bu K-starlar idol olarak taklit edilmeye ve özellikle sosyal medyada bir araya gelerek etkinlikler düzenleyen, dans grubu oluşturan, içerik üretimiyle Youtube vb. platformlarda yayınlar yapan genç izler kitlenin yaşam biçimi haline gelmeye başlamıştır. Zira izler-dinler kitle üzerinde bireysel olarak tarz seçimini ve sosyalleşmesini dahi etkilediği görülmektedir. Popüler imajın yanı sıra kitlelerin duygu ve düşünce yönetimini de doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği görülmektedir. Türkiye'de K-pop ağına katılım sağlayan ilkokul, ortaokul ve lise gruplarına sıkça rastlanmaktadır. Bu çalışma içerisinde örneklem olarak belirlenen ise Türkiye'deki genç kitlenin K-pop türü ile birlikte yaşadığı değişim ve teknoloji ağı üzerinden oluşturduğu kolektif yapılanma olmuştur. Özellikle Tik Tok, Instagram ve Youtube gibi mecraların K-pop türünün tüketim ve içerik üretim biçimini etkilediği görülmektedir. Türkiye'deki izler-dinler kitlenin tüketim ve içerik üretim biçimi hususunda yaşadığı etkileşim örneklerle desteklenmiştir.

EtkileşimGüney KoreK-pop+7
Efnan Parmaksız
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Protest müzik ve eşyararsallık (Simbiosis) ilişkisi boyutunda metal müzik: Murder King örnek olayı

Biyoloji alanında organizmaların ortak yaşamsal faaliyetlerine yarar-zarar ilişkisini tanımlamak için anahtar kavramlardan biri olarak kullanılan "simbiyotik ilişki" (eş yararsal) kavramı, iki farklı türe ait bireyin ya da popülasyonun birbirlerinden yarar sağladığı ya da zarar gördüğü yaşam şekillerine gönderme yapar. Simbiyotik ilişkinin üç türü olarak kommensalizm, parazitizm ve mutualizm, organizmaların birbirleriyle girdikleri farklı ilişki biçimlerini açıklar. Simbiyotik ilişkinin türlerinden biri olan mutualizm, kendi başlarına hayatlarını devam ettirme becerisine sahip olan farklı türlerden, iki canlının karşılıklı yardımlaşması ve her iki tarafa da yarar sağlamaya dayalı olan bir ortak yaşam biçimi ve yararsallık ilişkisini tanımlar. Bu çalışmanın amacı sound ve şarkı sözünün oluşturduğu müziksel metnin yanında kostüm, sahne şovu gibi müzik dışı metinlerinde de protest unsurlar barındıran ve protest söylemleri ile dikkat çeken Murder King adlı metal grubunun, söylemleriyle direnç oluşturduğu "hakim ideolojik yapının" içine hangi araç, kurum, kuruluş, kimlik ve platformlar üzerinden eklemlenip, bu yapıyla ne şekilde karşılıklı yarar ilişkisine girdiğini, eş yararsallık ilişkisinin "mutualizm" olarak tanımlanan türü bağlamında anlamaya çalışmaktır.

EtnomüzikolojiMurder KingMüzik politikaları+4
Efe Sezer
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
10

Other supervisors