Theses supervised by Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu
21 theses · Gazi University
Hastane yöneticilerinin karar verme tarzlarına göre örgüt çevresi algılarına ilişkin bir alan araştırması
Karar verme, alternatifler arasından en iyi seçeneği tercih etmek olarak tanımlanabilir. Her gün farklı konularla ilgili farklı alternatiflerle karşılaşırız ve bu alternatiflerden birini seçerek karar veririz. Literatürde farklı araştırmacılar tarafından tanımlanmış birçok farklı karar verme stili vardır. Günümüz yöneticileri değişen dinamik bir ortamda cok çeşitli kararlar almaktadırlar. Bu kararların rasyonel ve doğru olması yoneticilerin karar verme sürecinde etkileyen faktörler hakkında ceştli ve guvenli bilgilerle donatılmasına bağlıdır. Günümüz isletmeleri karar verme süreçlerinde faaliyetlerini etkileyecek çok çeşitli değişken ve parametreleri göz önüne almak zorundadırlar. Bu çalışmada, hastanelerde yöneticilerin karar verme sürecinde örgütsel ve çevresel faktörlerin etkisini belirlenmeye çalışılmış .bu faktörler ve hastanelerde yönetsel karar verme süreci ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Turkiyede sağlık sektöründe faaliyet gösteren 36 hastanedan toplanan veriler, SPSS 16 istatistik paket programı yardmıyla analiz edilip, karar verme süreci ile çevresel ve örgütsel faktörler arasında anlamlı bir ilişki sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler 1.Hastaneler 2.Karar Verme Süreci 3.Yönetsel Karar 4.Örgütsel ve Çevresel Faktörler
Kamu ve özel kuruluşlarda dosyalama sistemlerinin karşılaştırılması: Bir alan araştırması
Bu araştırmanın amacı, kamu kuruluşlarının ve özel kuruluşların evraklarla ilgili süreçlerinde kullandıkları dosyalama sistemlerini inceleyerek karşılaştırmak, varsa farklılıkları ortaya çıkarmak ve önerilerde bulunmaktır. Betimsel araştırma modeli çerçevesinde gerçekleştirilen bu araştırmanın evrenini Ankara?daki kamu kuruluşları ve özel kuruluşlarda dosyalama işlemlerinden sorumlu personel oluştururken, örneklemi 150 personel oluşturmaktadır. Veriler anketle toplanmış, analizinde ise bağımsız örneklem
Türkiye'de kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yeniden yapılandırılması: Sorunlar ve öneriler
Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın ayrılmaz bir parçası ve bir ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin bir göstergesidir. Türkiye?nin ağız ve diş sağlığı düzeyi ise gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindedir. Son on yılda kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde önemli gelişmeler olmasına rağmen, ağız ve diş sağlığı sorunlarını çözecek ve halkın ağız ve diş sağlığı düzeyini yükseltecek sistemli ve kapsamlı bir yeniden yapılanma çalışması ortaya konulamamıştır. Türkiye?de kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yeniden yapılanma konusunu ele alan bu çalışmada; bir yandan ağız ve diş sağlığı sisteminin mevcut yapısı ve sistemde yaşanan sorunlar analiz edilirken diğer yandan dünyada çeşitli ülkelerde uygulanan kamu ağız ve diş sağlığı sistemleri ve reform stratejileri incelenmiştir. Ankete dayalı saha araştırmasında ise Türkiye?de İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması(İBBS)?na göre 12 bölgede kamu ağız ve diş sağlığı merkezlerinde çalışan 560 diş hekimi ve 84 yönetici ile 52 Türk Diş Hekimleri Birliği genel merkez ve oda yöneticisinin Türkiye?deki ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yaşanan sorunlarla ilgili görüşlerine ve yeniden yapılanma ile ilgili önerilerine yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Türkiye?de ağız ve diş sağlığı hizmetleri için sağlık sistemi ile entegre, toplum temelli, kanıta dayalı, halk sağlığı yaklaşımını esas alan, koruyucu hizmet sunumunu önceleyen yeni bir organizasyon modeİi önerilmiştir. Türkiye?de ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yeniden yapılandırılması için daha çok sayıda araştırmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler 1. Ağız-Diş Sağlığı 2. Yeniden Yapılandırma 3. Ağız-Diş sağlığı Bakımı 4. Kamu Ağız-Diş Sağlığı Hizmetleri 5. Ağız-Diş Sağlığı Reformu
Özel ve kamu hastanelerinde çalışan tıbbi sekreterlerin iş doyumu ve örgütsel güven düzeylerinin karşılaştırılmasına yönelik bir alan çalışması
Bu araştırmanın amacı, özellikle birbirinden farklı stratejilerle yönetilen özel ve kamu hastanelerinde çalışan farklı branşlardaki, farklı tecrübeye sahip tıbbi sekreterlerin, iş doyum düzeylerinin ve bağlı oldukları örgütlere karşı duydukları güven ya da güvensizlik düzeylerinin karşılaştırılmasıdır.Bu araştırmada, iş doyumu için otuz sekiz soru içeren Minnesota iş doyum ölçeği ve örgütsel güven düzeylerinin belirlenmesi için kırk üç soruluk Pınar Zorlu Yücel tarafından geliştirilmiş ölçekten oluşan anket tıbbi sekreterlere uygulanmıştır. İş doyum ölçeği ve örgütsel güvene ilişkin anket sonuçları nicel veriler halinde ayrı ayrı toplanmış, analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar bir araya getirilmiştir.Araştırma, Ankara'da faaliyet gösteren 4 özel ve 4 kamu hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, hastanelerin poliklinik, klinik, laboratuar, idari bilimler, yönetici sekreterliği ile diğer sekreterlik branşında çalışan 111 sekreter ile yürütülmüştür.Araştırma sonrasında elde edilen bulgulara göre, iş doyumu algısında cinsiyet, bulunduğu kurumda çalışma süresi, çalışılan bölüm, mezun olunan eğitim alanı, çalışma statüsü ve medeni durum değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Kurum, yaş, iş hayatında çalışma süresi ve eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür.Örgütsel güven algısında çalışılan kurum, cinsiyet, bulunduğu kurumda çalışma süresi, çalışılan bölüm, eğitim durumu, mezun olunan eğitim alanı, çalışma statüsü ve medeni durum değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Yaş ve iş hayatında çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. Ayrıca iş doyumu ve örgütsel güven arasında pozitif bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Bu bulgular ışığında özel ve kamu kurumlarında çalışan tıbbi sekreterlerin iş doyumu ve örgütsel güven algılarına dair öneriler getirilmiştir.
Örgütsel bağlılık üzerinde örgütsel güven ve iş tatmininin etkisinin belirlenmesine yönelik bir alan çalışması
Araştırmanın amacı, örgütsel güven boyutları, iş tatmin boyutları ve bazı kişisel özelliklerin (yaş, eğitim, cinsiyet, çalışılan bölüm, çalışma süresi, gelir, medeni durum), örgütsel bağlılık boyutları üzerine etkisini incelemektir. Bu ana amacın dışında diğer bir amaç da çalışanların, örgütsel güven, iş tatmini ve örgütsel bağlılık değişkenlerinin bazı kişisel özelliklere (eğitim, meslek, toplam çalışma süresi, gelir) göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir.Araştırmada, 01 -30 Haziran 2011tarihleri arasında Bingöl Devlet Hastanesinde çalışan bütün personel esas alınmıştır. Çalışmanın evreninin 667 personel oluşturmaktadır. Örneklem seçilmeyerek tüm evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Toplanan 534 anketten onsekiz adedi eksik ve yanlış doldurma nedeniyle çalışma kapsamı dışında tutulmuş ve sonuçta 516 anket çalışma kapsamında değerlendirmeye alınmıştır.Çalışmada, örgütsel bağlılık boyutlarının üçü de ortalamanın üzerinde çıkmıştır. Duygusal bağlılık düzeyinin kısmen de olsa devam bağlılığı ve normatif bağlılıktan yüksek çıktığı belirlenmiştir. Örgütsel güven boyutlarından hem bilişsel güven hem de duygusal güven düzeylerinin ortalama değerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Duygusal güven boyutunun kısmen de olsa bilişsel güven düzeyinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. İş tatmin boyutlarının tümü ortalama seviyenin üzerinde çıkmıştır. En yüksek iş tatmin boyutları sırasıyla işin yapısı, iş arkadaşları, yöneticiler çıkarken; en düşük iş tatmin boyutları sırasıyla yükselme, ücret, ek imkânlar ve olası ödüller çıkmıştır.Çalışmada, doktor/tıpta uzmanlık ve ilköğretim derecesine sahip katılımcıların bilişsel güven, toplam örgütsel güven ve iş tatmin düzeylerinin diğer eğitim grubundaki katılımcılardan daha yüksek çıktığı; eğitim seviyesi yükseldikçe örgütsel bağlılık düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca doktor/tıpta uzmanlık ve özel şirket elamanı olarak çalışan katılımcıların bilişsel güven ve toplam örgütsel güven, iş tatmin boyut ve toplam iş tatmin düzeylerinin diğer meslek grubundaki katılımcılardan yüksek çıktığı; özel şirket elemanlarının normatif bağlılık düzeyinin en yüksek çıktığı; doktor/tıpta uzmanlık grubunun en düşük çıktığı saptanmıştır. Çalışmada, yüksek ve düşük gelir grubundaki katılımcıların örgütsel güven düzeylerinin orta gelir grubundaki katılımcılardan daha yüksek çıktığı; düşük gelir grubundaki katılımcıların örgütsel bağlılık düzeylerinin diğer gelir gruplarından daha yüksek çıktığı belirlenmiştir. Yüksek gelir grubunda bulunan doktor/tıpta uzmanlık grubunun iş tatmini boyut ve toplam iş tatmin düzeylerinin diğer gelir grubundaki katılımcılardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmada, toplam çalışma süresi arttıkça örgütsel güven boyut ve toplam güven skor ortalamalarının azalma eğilimi gösterdiği belirlenmiştir.Çalışmada, örgütsel güven boyutları, iş tatmin boyutları ve kişisel değişkenlerin duygusal bağlılık değişkenini % 37,5 oranında açıkladığı; devam bağlılık değişkenini % 27,2 oranında açıkladığı; normatif bağlılık değişkenini de % 39,8'i oranında açıkladığı belirlenmiştir.
Algılanan kalitenin hastane marka değerine etkisi: Tüketici değerlendirmesi
Günümüz iş dünyasında her sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe yer alan işletmelerinde artan rekabet şartlarına uyum gösterebilmek için, kaliteli ve etkin hizmet sunmanın yanında rakiplerinden farklı kılacak uygulamalara ihtiyaçları vardır. Bu farklılığı yaratacak en önemli uygulamalardan birisi olan markalaşma, kendine özgü özellikleri ile diğer mal ve hizmet üreten işletmelerden farklı olan sağlık işletmeleri için oldukça önemlidir. Marka oluşturmanın önemli bir parçası ise, müşterinin risk algısını azaltan, müşteri tatminini ve rekabet avantajı sağlayan marka değeri oluşturmak olarak kabul edilir.Marka değeri konusunda farklı sektör ve işletmelerde yürütülen birçok bilimsel çalışma olmasına rağmen, sağlık sektöründe uygulama alanı henüz yeterli çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çerçeveden yola çıkılarak yapılan bu çalışmada amaç, tüketicilerin bakış açısıyla literatürde marka değeri boyutları olarak tanımlanan algılanan kalite, marka bağlılığı, marka farkındalığı ve marka çağrışımının, hastane marka değerine olan görece önem ve etki derecelerinin tespit edilmesi, özellikle de algılanan kalitenin hastane marka değerine olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın uygulama kısmında kullanılan anket soruları, Aaker tarafından önerilen marka değerleme yöntemlerinden tüketici algı ve tercihleri dikkate alınarak gerçekleştirilen tüketici temelli model temel alınarak hazırlanmıştır.Çalışma sonucunda, tüketicilere göre Sakarya il merkezinde faaliyet gösteren hastanelerin marka değerlerinde en etkili boyutun algılanan kalite olduğu ortaya çıkmıştır (tahmin değeri=0,48, t-değeri=5,370). İkici en yüksek etkiyi ise marka çağrışımı boyutu göstermektedir (tahmin değeri=0,25, t-değeri=2,840). Ancak marka farkındalığının hastane marka değerine anlamlı bir etkisinin olmadığı (tahmin değeri=-0,07, t-değeri=-1,246), marka bağlılığının ise gösterdiği etkinin beklenenin altında olduğu saptanmıştır (tahmin değeri=0,22, t-değeri=2,536). Dolayısıyla bu sonuçlardan yola çıkılarak hastane yöneticilerine, yapmış olduğu faaliyetler ile ilgili çeşitli halkla ilişkiler metotları kullanarak tüketicilerin bilinçlendirilmesi önerilmektedir.
Kadın öğretim elemanlarının cam tavan sendromu üzerine bir araştırma: Ankara Üniversitesi örneği
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretim kurumlarında görev yapan kadın öğretim elemanları açısından bir cam tavan sendromu olup olmadığını tespit etmek ve kadın öğretim elemanlarının cam tavan engelleri hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır.Araştırmada yükseköğretim kurumlarından biri olan Ankara Üniversitesi'nde görev yapan kadın öğretim elemanları evren olarak belirlenmiş, evrendeki tüm bireylere ulaşma zorluğu sebebiyle Ankara Üniversitesi'nde görev yapan kadın öğretim elemanlarından seçilmiştir. Örnekleme uygulanan anketler ile veriler toplanmış, çeşitli istatistiksel teknikler ile analizi yapılarak tablolar ile yorumlanmıştır.Araştırma sonrasında elde edilen bulgulara göre, kadın öğretim elemanlarının cam tavan sendromu algılarında, medeni durumlarına, yaş gruplarına, idari görev alma durumlarına, unvanlarına, çocuk sahibi olma durumlarına, mesleki deneyimlerine ve görev türlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bazı farklılıkların olduğu görülmüştür.Bu bulgular ışığında yükseköğretim kurumlarında kadın öğretim elemanlarının karşılaştıkları cam tavan engellerine dair öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Cam Tavan, Kadın Öğretim Elemanı, Mesleki Ayrımcılık, Stereotip, Kariyer Engelleri
Sağlık turizmi kapsamında antiaging (sağlıklı yaşlanma) uygulamaları ve yaşlı bakımı: Türkiye değerlendirmesi
Son yıllarda üzerinde önemle durulan sağlık turizmi ve beraberinde medikal turizm alanında yapılan uygulamalar ve özellikle Türkiye'de gerçekleştirilen benzer uygulamaların içinde sağlıklı yaşlanma (antiaging) ve yaşlı bakımının yeri ile bu kavramlara verilen önem araştırma kapsamında incelenmiştir.Araştırmada, gerekli bulguları elde etmek için 27 ilde otel, termal tesis ve hastanelerden oluşan toplam 284 işletme yöneticisine anket uygulanmıştır.Araştırma kapsamındaki otellerin %16,5, termal tesislerin %84,6, hastanelerin ise %24,3'ünün sağlık amaçlı yabancı turist aldığı tespit edilmiştir. Sağlık amaçlı yabancı turist almayan işletmelerde ise oteller ve termal tesisler ileriki yıllarda antiaging uygulamaları sunmayı düşünmezlerken, hastanelerin %10,6'sı antiaging konusunda ileriki yıllarda hizmet vermeyi planlamaktadırlar.Sağlık amaçlı yabancı turist alan işletme türlerinden hastanelerin antiaging uygulamalarından modern tıp uygulamalarını yoğun olarak sunduğu, otellerin ve termal tesislerin ise antiaging uygulamalar konusunda alternatif ve bütünleyici tıp ve SPA uygulamalarını hastanelere göre daha fazla sundukları görülmektedir.Araştırmaya katılan işletmelerin yabancı turistlere sağlık hizmetlerini sunarken en fazla iyi düzeyde yabancı dil bilgisine sahip sağlık personeli temin etme zorluğu ile karşılaştıkları tespit edilmiştir.Sağlık amaçlı ülkemize talep gösteren turistlerin daha çok Türklerin yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkelerinden geldikleri görülmektedir.Türkiye'de antiaging uygulamaların bütüncül olarak sunulduğu tesislerin bulunmadığı ortaya konmuştur. Yatırımcıların Dünya sağlık pazarında payının her geçen gün arttığı antiaging ve yaşlı bakımı konusunda bilinçlendirilmeleri gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Eğitim sektöründe yönetim bilgi sistemlerinin kullanımı: Büro yönetimi ve sekreterlik eğitimi veren meslek yüksek okulları üzerinde bir alan araştırması
Bu araştırmada, yönetim bilgi sistemlerinin eğitim sektöründe, Türkiye'de Büro Yönetimi ve Sekreterlik Eğitimi veren Meslek Yüksek Okullarında kullanım düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, eğitim kurumlarında yönetim bilgi sistemlerinin kullanımının hangi düzeylerde olduğunu araştırmaktır.Yapılan alan çalışmasında anket yönteminden yararlanılmıştır. Hazırlanan anket Büro Yönetimi ve Sekreterlik Eğitimi veren 123 meslek yüksek okulu yöneticisine faks ve elektronik posta ile gönderilmiş, 91 meslek yüksek okulundan geçerli anket elde edilmiştir.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular okullarda bilgisayarlardan % 100 oranında yararlanıldığını, tüm okulların idari işler ve öğrenci işleri bölümlerinde bilgisayar kullandıklarını, diğer bölümlerde de kullanım oranının % 75'ten fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamındaki tüm okulların internet bağlantısına sahip olduğunu, okulların % 89'unun evlerden okula bilgisayarlarla erişim olanağının olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte okulların % 56'sının bilgi teknolojileri yatırımlarının toplam yatırımlarına oranının % 0-5 olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Yapılan istatistikî inceleme neticesinde vakıf üniversiteleri bilgi sistemlerinin kullanımını daha önemli bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen önemli bir bulgu da yönetim bilgi sistemlerini okulların %63,8'i çok/önemli oranda, % 26,4'ü orta düzeyle kullanmaktadır. Ayrıca analiz sonucunda yönetim bilgi sistemlerinin okuldaki kullanım alanının büyüklüğünün bilgi teknolojilerine yapılan yatırımla doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir.Yönetim bilgi sistemlerini kullanım sonuçlarının okul türüne göre farklılık yaratıp yaratmadığı incelendiğinde; vakıf üniversitelerindeki yöneticilerin yönetim bilgi sistemlerini kullanımlarının devlet üniversitelerindeki yöneticilerin yönetim bilgi sistemlerini kullanımlarından daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hizmet sektöründe hizmetiçi eğitim ile işgören doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir alan araştırması: Edirne Belediyesi örneği
Her alanda olduğu gibi bürolarda da teknolojik gelişmeler ve yenilikler çok hızlı yaşanmaktadır. Büro işgörenlerinin, gelişmelere ayak uydurabilmeleri, daha kaliteli, verimli, etkin ve hızlı hizmet sunabilmeleri ve kendilerini geliştirmeleri için eğitime ihtiyaç duyulmaktadır. Çalıştığı kurumda işgörene yatırım yapılması, kendilerine değer verildiği duygusunu yaratacak, işgörenlerin moralini arttıracaktır. Böylece hem iş kalitesi hem de iş doyumu sağlanmış olacaktır. Bu araştırmanın temel amacı, hizmet sektöründe hizmetiçi eğitim ile işgören iş doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Araştırma Edirne Belediyesinde çalışan 106 işgörene anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ankette hizmetiçi eğitime yönelik sorulara ve Minnesota İş Doyum Ölçeğine yer verilerek bilgisayar destekli analiz uygulanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda işgörenlerin hizmetiçi eğitime katılma durumları ile iş doyumları arasında ilişki olduğu görülmüştür. İşgörenlerin hizmetiçi eğitim faaliyetlerine katıldıkları ancak eğitim sonunda, aldığı hizmetiçi eğitime yönelik bir pozisyonda görevlendirilmedikleri belirlenmiştir. Kurum açısından ve bireysel açıdan hizmetiçi eğitimin işgören iş doyumuna katkıları büyüktür. İşletmelerin yapması gereken işgörenlerine uygun eğitimleri belirleyip işgörenlerin bu alanlarda kendilerini geliştirmelerini sağlamalarıdır.Anahtar kelimeler: Hizmetiçi Eğitim, Hizmet Sektörü, İş Doyumu, İş Tatmini
Hastanelerde pazar odaklılığın işletme performansına etkisi
Günümüz küresel rekabet ortamında işletme performansının ölçülmesi, işletme varlığının ve pazar payının korunması için giderek önemini artırmaktadır. İşletme performansı üzerinde ise, birçok faktörün yanı sıra pazarlama faaliyetleri ve pazar odaklı çalışmanın etkisi bulunmaktadır. Nitekim bu konuda, son yıllarda yapılan pek çok çalışma, pazar odaklılığın işletme performansıyla ilişkili olduğunu doğrulamaktadır. Bu nedenle, pazar odaklılığın içeriğini doğru anlamak, yoğun rekabetin yaşandığı günümüz koşullarında oldukça önemlidir.Türkiye'de faaliyet gösteren özel hastanelere özgü bu çalışmanın temel amacı, araştırmaya katılan özel hastanelerin ne ölçüde pazar odaklı oldukları ve bu pazar odaklılık derecelerinin, işletme performansıyla ilişkili olup olmadığı konusunun neden ve sonuç ilişkileri içerisinde detaylı bir şekilde incelenmesidir.Bu amaçla gerçekleştirilen araştırmada, 100 özel hastane yöneticisine anket uygulanmıştır. Araştırmada, veri tarama yöntemi ve anket yöntemi kullanılmıştır. Tarama yönteminde, Türkiye'de faaliyet gösteren özel hastanelerin teknik performans verilerine ulaşmak amacıyla, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 2008 yılı Yataklı Tedavi Kurumları İstatistik Yıllığı kullanılmıştır. Diğer bir yöntem olarak kullanılan anket yöntemi ile özel hastanelerin pazar odaklılık derecelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anket yönteminde, Kohli, Jaworski ve Kumar tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, pazar odaklılık ile hastanelerde pazarlama departmanı bulunması durumu arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Ayrıca, hastanelerin genel performans değerlendirmeleriyle, pazar odaklılıkları arasında da istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Buna göre, pazar odaklılığa ilişkin boyutlardan, Pazar Odaklı Bilgi Toplama faaliyetleri %46, Pazar Odaklı Bilgi Yayma faaliyetleri %55, Pazar Tepkilerini İzleme faaliyetleri %34 ve Pazar Tepkilerine Karşılık Verme faaliyetleri %53 oranında genel performansa etki etmektedir.Ayrıca, pazarlama departmanı olan hastanelerle genel performans değerlendirmesi arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın pazarlama departmanı olan hastanelerin, olmayan hastanelere kıyasla genel performanslarının da daha yüksek olmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir (p=0,003). Ancak, pazar odaklı hastanelerin teknik performanslarının yüksek olduğuna dair istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05).
Hasta güvenliği ve tıbbi hatalar konusunda sağlık personelinin görüşlerini belirlemeye yönelik bir alan araştırması
Sağlık hizmetlerinin karmaşık bir yapıda olması, sağlık ihtiyaçlarının değişmesi ve gelişmesi, günümüz toplumlarında sağlık hizmeti sunumunun en önemli göstergelerden biri haline getirmiştir. Sağlık hizmetleri sunumunda kalitenin sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olan hasta güvenliği ve buna bağlı olarak gelişen tıbbi hatalar tüm ülkelerin sağlık ve sosyal gündemlerinde önemli bir yer işgal etmektedir. Sağlık personeli üzerinde, hasta güvenliği ve tıbbi hatalar ile ilgili sağlanacak farkındalık ile sağlık hizmeti veren kurumların başarısında ve bireylere zarar verebilecek hataların önlenmesinde önemli değişiklikler olacağı öngörülmektedir. Bu araştırmanın amacı; sağlık hizmetlerinde uygulanan kalite yönetim sistemlerinden biri olan hasta güvenliği ve buna bağlı gelişen tıbbi hatalar ile ilgili sağlık personelinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma, Malatya İlinde bulunan bir üniversite hastanesinde çalışan sağlık personeli üzerinde yapılmıştır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sağlık personelinin yarısının hasta güvenliği ve tıbbi hatalar ile ilgili eğitim aldığı, hekimlerin daha yüksek oranda cerrahi hataya tanık olduğu, çalışma süresi 11 yıl ve üzerinde olanların tıbbi hatalara daha fazla tanık olduğu, dâhili tıp bilimlerinde çalışanların daha fazla hataya tanık olduğu, tıbbi hataların nedenlerine önem derecesine göre bakıldığında hemşirelerin daha yüksek oranda önemli olduğunu düşündüğü, yüksek lisans ve doktora mezunu olanların daha düşük katılım gösterdiği, hasta güvenliği konusunda eğitim alanların daha önemli bulduğu yönünde görüş belirtmişlerdir. Sağlık personeli, personel sayısının yetersiz olduğu, yaptıkları hatalardan dolayı suçlanma korkularının olduğu, personel yetersizliğine rağmen hasta güvenliğinin öncelikli olarak değerlendirildiği, yönetimin hasta güvenliği ile ilgili faaliyetleriyle ilgili olarak kararsız olduğu,genellikle işinden memnun olduğu, hata ortaya çıktığında genellikle bireye odaklanıldığı yönünde görüş belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Hata, Hasta Güvenliği, Tıbbi Hatalar, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Personeli
Örgütsel sinizm: Eskişehir ili büro çalışanları üzerine bir alan araştırması
Araştırmanın amacı sinizm ve örgütsel sinizm hakkında literatür taranıp, kavramın geliştirilerek tanıtılmasını, anlaşılmasını sağlayarak büro çalışanlarının 'genel(kişisel)ve `örgütsel sinizm' düzeylerini ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında büro çalışanlarının demografik ve mesleki özelliklerinin `genel sinizm ve örgütsel sinizm' kavramları ve düzeyleriyle ilişkisi tespit edilecektir. Araştırma 2009 yılında Eskişehir ilinde kamu ve özel kuruluşlarda görev yapan (N= 400) büro çalışanı ile yürütülmüş ve anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde; frekans tabloları, açıklayıcı istatistikler, iki değişken arasındaki ilişkinin analizi için Pearson Korelâsyon katsayısı, iki grup ortalamasının farkı için student-t testi ve ikiden fazla grubun ortalamasının farkı için F testi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, büro çalışanlarının kişisel sinizmi düzeylerinin yüksek (3,75/5) olduğu, örgüte bakış açılarının ise orta düzeyde sinik eğilimli olduğu görülmüştür. Kişisel sinizm ve örgütsel sinizm arasında da orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demografik özellikler bakımından, yaş dışındaki değişkenler (cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu) ile kişisel sinizm ve örgütsel sinizm arasında anlamlı bir farklılık olmadığı gözlemlenmiştir. Mesleki özelliklerden toplam hizmet süresi arttıkça örgütsel sinizm seviyesi düşmektedir. Çalışma statüsü bakımından sözleşmeli şirket elemanları ile büro çalışanlarından görevi sekreterlik olanların kişisel sinizm ve örgütsel sinizm seviyelerinin yüksek olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Örgüt, sinizm, örgütsel sinizm
Toplumsal cinsiyetin meslek seçimindeki rolü ve sekreterlik mesleği üzerine bir uygulama
Araştırmanın amacı, kural, yasa ve bu gibi yazılı etkenler olmaksızın bazı mesleklerin kadın doğasına daha uygun olduğu görüşünden yola çıkılarak, çalışanların bu mesleklere yönelmelerinde toplumsal cinsiyet faktörünün etkilerinin araştırılmasıdır.Araştırma ile ilgili literatürün taranması, kavramların ve tanımların ortaya konmasından sonra iki bölümden oluşan bir ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracının birinci kısmında Sandra BEM tarafından geliştirilen, Kavuncu ve Dökmen tarafından ülkemize uyarlanan toplumsal cinsiyet envanteri, ikinci kısmında ise anket soruları bulunmaktadır.Toplumsal cinsiyet envanteri ve anket soruları Ankara ili sınırları içinde kamu ve özel sektörde sekreter olarak görev yapan 447 işgörene toplumsal cinsiyet kategorilerinin sekreter olarak çalışmaları üzerindeki etkisini araştırmak üzere uygulanmıştır.Araştırmaya katılan 447 sekreterin 400 kişisi kadın, 47'si erkek olup, kadın sekreterlerin 144'ü BEM'in toplumsal cinsiyet envanterine göre kadınsı, 144'ü ise androjen grupta, erkek sekreterlerin ise 18 kişisi androjen, 16 kişisi erkeksi grupta yer almaktadır. Araştırma grubunda yer alan sekreterlerin toplumsal cinsiyet kategorilerine göre erkeksilik oranları yükseldikçe sekreterlik mesleğine karşı memnuniyetsizliklerinin de artmakta olduğu elde edilen bulgular arasındadır.Toplumsal cinsiyet kategorilerinin meslek seçimi üzerindeki etkisinin yanı sıra, araştırma sonucunda elde edilen önemli bulgulardan bir diğeri de işsizlik sorununun meslek seçimi üzerindeki önemli etkisidir. Araştırmadan elde edilen bir diğer önemli bulgu ise mesleki eğitim almanın mesleki memnuniyet üzerindeki pekiştirici etkisidir. Araştırmadan elde edilen bulgular göstermektedir ki toplumsal cinsiyet kategorilerinde kadınsılık oranları arttıkça sekreterliğin daha çok kadınlara uygun bir meslek olduğu yolundaki görüşler de yoğunluk kazanmaktadır.
Geleneksel ve sanal ofiste iş doyumu: Bir alan araştırması
Bilgi teknolojisindeki gelişmelerin iş hayatına yansımasıyla sanal örgüt, sanal ofis ve sanal iş uygulamaları artış göstermektedir. Geleneksel ofislerin ve geleneksel ofis işlerinin yerini, sanal ofisler ve sanal ofis faaliyetleri almaktadır.Bu çalışmada geleneksel ve sanal ofiste çalışanların iş doyum düzeyinde bir farklılık olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada Minnesota İş Tatmin Ölçeğinden yararlanılmıştır.Çalışmada, İstanbul'da faaliyette bulunan bir bankanın merkezi ofis ve sanal ofislerde görevli 420 personeline bir anket uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen önemli sonuçlardan birisi, iş doyumunun işgörenin demografik özelliklerine göre farklılık göstermediğidir. Ayrıca önemli bir bulgu da; İş doyumu ile ofis türü arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ve işteki verimlilik durumunun ofis türüne göre farklılık gösterdiğidir.Anahtar Sözcükler: Ofis, Sanal Ofis, İş Doyumu.
Sağlık işletmelerinde ilişki pazarlaması ve müşteri bağlılığına etkisi
Günümüzdeki artan rekabet, diğer sektörlerde olduğu gibi hizmet sektörünü de farklı satış ve pazarlama stratejilerini araştırmaya ve uygulamaya yöneltmiştir. Piyasa şartları, işletmeleri geleneksel pazarlamada olduğu gibi, sadece satışa odaklı pazarlama yaklaşımından, müşteri odaklı pazarlama yaklaşımının, hatta bunun yanı sıra çok daha dinamik, yaratıcı ve müşteri ilişkilerine dayanan bir yaklaşımın benimsenmesini zorunlu kılmaktadır. İşte bu pazarlama yaklaşımı ise ilişki pazarlaması yaklaşımıdır. İlişki pazarlaması, yeni müşteriler bulmaktan daha çok, mevcut müşterileri elde tutma ve onlarla uzun süreli, kalıcı ilişkilerin geliştirilmesini amaçlayan bir pazarlama yaklaşımıdır. Günümüz koşullarında rekabette üstünlük sağlamanın en önemli aracı ise, müşterilerle başkaları tarafından da taklit edilmesi güç olan kalıcı ilişkiler geliştirerek müşteri bağlılığının yaratılmasıdır.Artan rekabet karşısında bütün işletmelerde olduğu gibi özellikle özel sağlık işletmelerinde de pazarlama birinci derecede önemli işlev haline gelmiştir. Özel hastanelerin de sayılarının hızla çoğalmasıyla, pazardan daha fazla pay alabilmek için hastanelerde sunulan hizmetlerin kalitesi arttırılmış, müşteri memnuniyeti önem kazanmış ve müşterilerle uzun dönemli ilişkiler geliştirilmeye çalışılarak müşteri bağlılığının sağlanmasına önem verilmiştir.Bu nedenle, ilişki pazarlamasının müşteri bağlılığının sağlanmasındaki rolünün belirlenmesi ve hastaların ilişki pazarlaması faaliyetlerine bakış açılarını değerlendirmek amacıyla, Kadıköy Vatan Hastanesi'nde bir araştırma yapılmış ve veri toplama aracı olarak da anket yöntemi kullanılmıştır. Ankete verilmiş olan cevaplar, SPSS 15 (Statistics Program for Social Science) istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir.Yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucunda, yeni hasta kazanmak kadar mevcut hastaları korumanın da önemli olduğu, müşteri bağlılığının sağlanmasında etkili olan değişkenlerin her bir hastadan diğerine göre değişiklik gösterebildiği, müşteri bağlılığının sağlanmasında sağlık işletmesinin imajının önemli olduğu, müşteri bağlılığının hastalarla sürekli iletişim içinde bulunarak kazanılabileceği gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Ayrıca hastaneye duyulan güven ile müşteri bağlılığı arasındaki ilişkinin de çok önemli olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler1.İlişki Pazarlaması2.Müşteri Bağlılığı3.Sağlık İşletmeleri4.Hastane5.Müşterileri Elde Tutma
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin ve ailelerinin meslek liselerine bakış açıları (Kastamonu örneği)
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin ve velilerinin meslek liselerine bakış açılarını ortaya çıkarmaktır. Araştırma modeli betimseldir. Seçilen örnekleme anket uygulanmıştır. Bu anketlerden elde edilen veriler ile okul müdürlüklerinden alınan verilerin çözümlenmesinde istatistiki analizler kullanılmıştır. Anketler Kastamonu il merkezinde yer alan 19 ilköğretim okulundaki sekizinci sınıf öğrencilerine ve bu öğrencilerin velilerine uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 218 kız, 178 erkek olmak üzere toplam 396 öğrenci ve 396 veli oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda; öğrencilerin %89,9'unun meslek lisesine gitmeyi planlamadıkları, %27,9'unun gitmek zorunda kalsalar dahi meslek lisesine gitmek istemedikleri görülmüştür. Öğrencilerin ve velilerin en olumlu baktığı meslek lisesi, sağlık meslek lisesidir. Araştırmada ortaya çıkan bir diğer bulgu ise, meslek liselerine çok zeki olmayan ve dersleri zayıf olan öğrencilerin gittiği düşüncesinin yaygın olmasıdır. Ancak bu okulların gerekliliğini de bilmektedirler. Veliler ise gerekliliği konusunda daha bilgili olmalarına rağmen, onlar da meslek liselerine, dersleri zayıf ve çok zeki olmayan öğrencilerin gittiğini düşünmektedirler. Ayrıca verilen eğitimin üniversiteyi kazandırmayacağını ve yeterli olmadığını da belirtmişlerdir.Öğrencilerin meslek lisesini tercih etmeleriyle genel başarı notu ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin meslek lisesinin tercih etmeleriyle eğitim kalitesi ve üniversiteye yönelik avantajlar arasında da anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin meslek lisesini tercih etmeleriyle cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Mesleki etik kapsamında etik ve etik kodların büro çalışanlarının iş doyumuna etkisi
Araştırmanın amacı, büro çalışanlarının etik ilkeleri ve kodları algılama ve uygulama düzeylerinin değerlendirilmesi ve bu düzeyler ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Etik ilkeler, etik kodlar ve iş doyumu günümüz iş yaşantısında önemli bir yere sahiptir ve bu konular üzerinde gün geçtikçe yapılan çalışmalar artmaktadır.Etik ilkeler ve etik kodlarla ilgili anket soruları bu konuda yapılmış tanımlamalar ve önceki anketler göz önüne alınarak oluşturulan soru havuzundan seçilmiştir. İş doyumu ile ilgili veriler ise Minessota ölçeği ile toplanmıştır.Çalışmada, Ankara, ilindeki kamu kurum ve kuruluşları ile Ankara ilindeki özel sektör kuruluşlarında görevli 240 büro çalışanına etik ilkeleri ve etik kodları algılama ve uygulama düzeylerinin ölçülmesi ve bu değişkenler ile büro çalışanlarının iş doyumu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi için anket uygulanmıştır. Ayrıca etik ilke ve etik kodların algılanması ve uygulanması ile ilgili olarak kamu ve özel sektör arasında farklılık olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada elde edilen önemli sonuçlardan birisi etik ilkeler ve etik kodlar ile iş doyumu arasında genel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunmuş olmasıdır. Bunun yanında özel sektör çalışanlarının etik ilkeleri uygulama düzeylerinin kamu çalışanlarına göre daha yüksek olduğu görülmüştür.
İşletmelerde uygulanan mobbingin (psikolojik şiddet) örgütsel bağlılığa etkisi
Araştırmanın amacı, işletmelerde personele yönelik uygulanan mobbingin (psikolojik şiddet), çalışanların örgütsel bağlılığına etkisini ortaya çıkarmaktır. Mobbing davranışları çok çeşitli olabilmekte ve çalışanın gerek ruh gerekse fiziksel sağlığını bozarak, çalışanı iş ortamından uzaklaştırmaya yönelik olarak yapılmaktadır.Araştırmayla ilişkili literatür tarandıktan sonra, gözden geçirilip düzeltilmiş iki ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi, Heinz Leymann (1993) tarafından belirlenen 5 grup ve 45 ifadeden oluşan mobbing tipolojisinden faydalanılarak geliştirilen mobbing davranışları, nedenleri, etkileri ve tepkileri belirlemeye yönelik olarak hazırlanan mobbing ölçeği, diğeri ise Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilmiş örgütsel bağlılık ölçeğidir.Çalışmada, Ankara'da faaliyette bulunan bir üniversite hastanesinde personele uygulanan mobbing ve mobbingin örgütsel bağlılığa etkisini göstermek amacıyla 320 personele anket uygulanmıştır.Araştırmaya katılan 320 işgörenin %78,7'si mobbinge maruz kaldıklarını belirtmiştir. Mobbinge maruz kalanların %31,6'sı 2-5 yıl süreyle mobbing davranışlarına maruz kaldıklarını ifade etmiştir. Mobbingin nedenleri arasında ilk sırayı stresli iş ortamı almaktadır (%68). Mobbingin mağdur üzerindeki etkilerinde ise ilk sırayı ?sinirli olmama neden oldu? almaktadır.Araştırmada elde edilen önemli sonuçlardan birisi de, mobbing ve örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış olmasıdır. Ancak örgütsel bağlılığın alt bileşenlerinden duygusal bağlılık ve normatif bağlılık ile mobbing arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, devamlılık bağlılığı ve mobbing arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Sağlık sektöründe marka yaratma ve hastane seçiminde markanın etkisi
Sağlık sektöründe marka oluşumu ve markanın hastane seçimine etkisi adlı tez çalışmasında çeşitli boyutlarıyla ortaya çıkan marka kavramının herhangi bir ürünün ya da hizmetin özel adı olarak kazandığı anlam ve bir iz, bir kimlik olmasının dışında manevi değerleri de vurgulanmıştır. Kanun tarafından da koruma altına alınan marka artık günümüzde sektörler bazında rekabetin de bir koruyucusudur.Tüm sektörlerde olduğu gibi, tercih edilebilirliği belirleyen en büyük faktör düşünsel ve duygusal olarak biriktirdiklerimizdir. Deneyimlerimiz, duyduklarımız, yaşımız, eğitimimiz, gelirimiz, tüm sosyal ve ekonomik faktörler marka tercihinde rol oynamaktadır.Marka nasıl ve ne sürede oluşur, bu oluşumun elemanları, etkenleri ve engelleri nelerdir. Bunların hepsi detaylı bir planlama gerektirir. Tüm aşamaların her basamağı markanın konumlanmasının ve kalıcılığının temellerini oluşturmaktadır.Çalışmada önce, marka kavramı genel bir bakış açısıyla incelenmiş, markanın dayandığı tüm kavramlar irdelenmiştir. Markanın oluşumuyla birlikte tescil ettirilmesiyle rekabete karşı korunmasından ve ayrıca reklam ve tanıtımlar için markanın öneminden bahsedilmektedir.Uzun ve detaylı bir süreç olan marka yaratım ve geliştirme aşamaları da çalışmada değerlendirilmiş ve bu süreç sonrasında marka gelişiminin takibine yönelik faktörler irdelenmiştir.Tüm bu markalaşma adına yaşanan sürecin hem sektörel hem de markanın kendi tanımsal niteliklerinden kaynaklanan zorlukları da gözlemlenmiştir.Çalışmanın araştırma bölümünde ise sağlık sektöründe marka kavramına ve marka kavramının unsurlarının algılanmasına yönelik analizler yapılmış, değişik meslek grupları, yaş ve gelir seviyesindeki katılımcılarla marka kavramına bakış ve markanın öneminin değerlendirilmesine yönelik bulgular değerlendirilmiştir.Bu bulgularda; eğitim seviyesinin yükselmesi, gelirdeki artış markalı hizmet tercihinin artışına neden olmakta, markanın unsurlarından renk, iç dizayn, tasarım gibi faktörlerinde yaş gruplarına ve cinsiyete göre farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Hastanenin olanaklarıyla ve hastane hakkında çıkan haberlerle kurumun zihinlerdeki algısına etkisinin analizleri yapılarak, araştırma bölümünde değerlendirilmiştir.
Geriatri hizmetleri üzerine genel bir değerlendirme: Ankara ili örneği
Yaslılık, basta gelismis ülkeler olmak üzere tüm dünyada ve Türkiye'de yaslı nüfusun giderek çogalması ile birlikte daha fazla önem kazanmıstır. Dogurganlık hızındaki düsüs, dogusta beklenen yasam süresinin uzaması ve saglık ve teknoloji alanındaki gelismeler genel nüfus popülasyonu içerisindeki yaslı nüfus yüzdesinin artmasına neden olmaktadır. Bu çalısmada geriatri hizmetleri üzerine genel bir degerlendirme yapılarak, Ankara ili örnegi ele alınmıstır. Yaslı bakım hizmetlerinde arzı; Ankara lindeki SHÇEK, kamu kurumları, dernek ve vakıflar, azınlıklar, yerel yönetimler ve gerçek kisilere ait yaslı bakım ve dinlenme evleri olustururken; talebi bu kurum ve kuruluslarda kalan yaslılar olusturmaktadır. Söz konusu amaç çerçevesinde Ankara'da kurumsal bakım hizmeti alan 260 yaslıya anket uygulanmıstır. Arastırma sonucunda agırlıkla esi ölmüs, ilkokul veya lise mezunu yaslıların kimsesizlik ve yalnızlık duygusundan dolayı kurum bakımını talep ettikleri tespit edilmistir. Geriatri merkezlerinde kalan yaslılar kurumlarının sehir merkezlerinde ya da sehir merkezine yakın yerlerde olması gerektigi düsüncesindedirler. Arastırmada çıkan bir baska sonuç da Geriatri merkezlerindeki personel eksikliginin gönüllülük ya da ücretlilik esasına göre part time olarak giderilebilecegidir. Anahtar Sözcükler: 1. Yaslı, 2. Yaslı Bakım Hizmetleri, 3. Arz , 4. Talep.