Theses supervised by Prof. Dr. Metin Bozan
21 theses · Dicle University
Tenasühün kökeni ve bâtıni mezheplere etkisi
Ölüm ve ölüm ötesiyle ilgili düşünceler insanlık tarihi kadar eskidir. Ölüm sonrasında yokluğu kabul etmeyen insan aklı ve vicdanı çeşitli teori ve inançlarla bunu izah etmeye çalışmıştır. Tenasüh inancı da insanoğlunun bu arzusuna paralel olarak geliştirdiği bir düşüncedir. Tez çalışmamızın giriş kısmında, ölüm, ruh, ölüm ötesi hayat ve yeniden diriliş üzerine kavram ve teoriler incelenmiştir. Bu bağlamda tenasühün çeşitli inançlar ve kültürler yoluyla iran Platosu‟ndan Hindistan‟a, Mısır‟dan Antik Yunan‟a ve Uzak Doğu‟ya kadar yaptığı yolculuğun genel hatları ortaya konmaya çalışılmıştır. İlgili konuların tarihsel zeminini oturtmak için özellikle Bâtınilik konusunda araştırmalar yapılmış ve Ezoterizm, Hermetizm, Gnostisizm, Orfizm ve ruhçuluk gibi akımlar ele alınmıştır. Giriş bölümünde ayrıca, İslam toplumlarında Bâtınilik, öncesi ve ortaya çıkış sebepleri değerlendirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde tenasühün kavramsal ve tarihi boyutları incelenmiştir. Kavramsal bir çalışma yapıldığından tenasühle benzeşen sözcükler gerekli görüldüğü ölçüde tanıtılmıştır. Yapılan ön tespitler ışığında tenasühün kültürel-dini bir olgu olduğu ve toplumsal etkileşim sonucunda da medeniyetler arasında yayıldığı kanaati oluşmuştur. Ancak bu ilk tespitin geçerli olup olmadığı eski Helen, Hint, İran ve Mısır medeniyetleri hakkında yapılan okumalarla tetkik edilmiştir. ikinci bölümde tenasüh inancının islam kültürüne ve mezheplerine nasıl sirayet ettiği araştırılmıştır. Araştırma Nusayriler, Yezidiler, Dürziler ve Alevi- Bektaşiler bağlamında yapılmıştır. Kısmen başka bâtınî fırkalardan da örnekler verilmiştir. Genel anlamda bâtınî mezheplerde tenasühün çeşitli versiyonlarının olduğu görülmüştür. Bunun sebebi her birinin farklı kadim din ve kültürlerden etkilenmesidir. Çalışmada bu inanışın bâtınî mezheplere geçişi ele alınıp hangi mezhepte nasıl ifade bulduğu ortaya konulmuştur. Bunların tespiti bâtınî mezheplere bütüncül bakmayı, kadim din ve kültürlerden ne derece faydalanıp kendilerine neler kattıklarını görmeyi kolaylaştıracaktır. Anahtar Kelimeler: Tenasüh, Hulûl, Bâtınilik, Nusayrilik, Yezidilik, Dürzilik ve Alevi-Bektaşilik
موقف ابن تيمية من الشيعة الإمامية والفرق الباطنية
It's not easy to make a study about a controversial scientific figure throughout history, who has tremendous supporters and critics, such as Ibn Taymiyyah, actually it needs efforts, and talking about Ibn Taymiyyah's thoughts, from two different sects' point of views, such as the Twelver Shi'ites and the Batiniyyah requires more and more analysis. This is what we tried to achieve in this study. The research aiming at focusing on these processes. This research has a preface and two detailed chapters, where the introduction came about the life of Ibn Taymiyyah, his era, his knowledge, his scientific personality and his approaches on how to deal with his opponents. The first chapter present Ibn Taymiyyah's position on the Twelver Shiites, and the principles of their belief in the fundamentals of religion, such as the Imamate, prophethood, Karamat (supernatural wonders or charism), and their position towards the Companions of prophet Mohammed, finally to explain Ibn Taymiyyah's point of view regarding their faiths and thoughts, depending on obvious evidences. The second chapter, explaining the Batiniyyah's belief and its well-known sects such as the Qarmatians, Ismailis, Nusayris, Druze and Adawiya, clarifying all these information through determinations and referring to their approved books. Then Ibn Taymiyyah's point of views on each topic has been elaborated in details with necessary clarifications, refuting their suspicions and wrong perspectives according to Ibn Taymiyyah's thoughts. For this end, the researcher presents three approaches; Through the descriptive approach, depending on the evidences that applied by the sects or groups known as the opponents of Ibn Taymiyyah. there were debates, correspondences, writings and responses among them, in addition to his description of the political and social circumstances at that time. Responses and opponents After that, the research, through the analytical method, analyzed the incidents and the factors leading to all those criticism, and Ibn Taymiyyah argued with them in his writings and similar matters that the research analyzed in order to clarify ambiguous subjects to find out academic results. The research depends on the inductive methodology; It deals with the study of sects or groups according to what infers or implies from the information has been mentioned in the books or references of various sects. As the study focuses of scientific approaches to find out academic out puts, these are related to the investigations and analysis of this research.
Fâil-i muhtâr Allah tasavvurundan geleneksel Sünnîlik lehine evrilme sürecinde eşari ve Eşarilik
İmam Eş'arî'nin, fâil-i muhtâr Allah tasavvurunu düşüncesinin mihverine yerleştirmesi, Mutezili anlayıştan kopmasıyla sonuçlanmıştır. İbn Fûrek ve Bâkıllânî kuşağının faaliyetiyle sistemleştirilen bu düşünce etrafında Eş'arîlik bir mezhep hüviyetiyle varlık kazanmıştır. Kelamcıların temsiliyetinde akılcı karakteriyle ön plana çıkan Eş'arîlik, hadisçilerin temsiliyetinde Geleneksel Sünnîlik (Ashâbü'l-Hadis) anlayışıyla uzlaşımcı bir mahiyet kazanmıştır. Bu anlayışı destekleyecek bir hafızanın inşa edilmesiyle İmam Eş'arî'nin Mutezile karşıtlığı ve Ashâbü'l-Hadis'le iltisaklı olduğuna dair referans zemini güçlendirilmiş, bu çerçevedeki algı, süreç içerisinde istikrar kazanmıştır. Problemin mahiyeti göz önünde bulundurularak çalışmamız bir giriş ve dört bölüm olacak şekilde düzenlenmiştir. Girişte, İmam Eş'arî'nin içinde yaşadığı dönemin teo-politik tartışma ağını somutlaştıracak çerçevede Abbâsîlerin dini siyaseti incelenmiştir. Birinci bölüm, İmam Eş'arî'nin konumlandırıldığı denklemin ana unsurları olarak Ashâbü'l-Hadis, Mutezile ve İmam Şâfiî'nin tetkik edilmesine tahsis edilmiştir. Yaygın kabulün aksine Ashâbü'l-Hadis ile İmam Şâfiî arasında olumlu bir bağın olmadığı, Mutezile'nin de Kur'an ve sünnetin otoritesini tanıyan, bununla birlikte sünnet anlayışında Ashâbü'l-Hadis'in anlayışından farklı olduğu tespit edilmiştir. Mutezile içerisinde Allah anlayışını daha tutarlı açıklamanın yanı sıra salt akli çıkarıma dayalı bilginin değeri konusunda da bir arayışın varlığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde İmam Eş'arî'nin Ashâbü'l-Hadis, Mutezile ve Şâfiîlikle ilişkilendirilmesi üzerinden ortaya atılan farklı iddiaların vakıa bağlamında çözümlenmesine çalışılmıştır. Bu bağlamdaki incelemeyle, ulaşılan en önemli tespit, İmam Eş'arî'nin Mutezile'den ayrıldıktan sonra aralarına yerleştiği unsurun, kelam ilmine yabancı olmayan, Mutezile ile de birtakım ilişkilere sahip Şâfiî çevreler olduğudur. Üçüncü bölümde Eş'arî'nin Mutezile'den ayrılmasıyla sonuçlanan ve düşünceni şekillendiren fâil-i muhtâr Allah tasavvuru merkezli fikir örgüsünün çözümlenmesine ve düşüncesinin şekillenmesi üzerindeki etkisinin somutlaştırılmasına çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde, İbn Fûrek ve Bâkıllânî kuşağının, İmam Eş'arî'nin fikirlerini mezhep kimliğine dönüştürmeye yönelik faaliyetlerinin tasvirine yer verilmiştir. Dördüncü bölüm ise Beyhakî kuşağıyla birlikte İmam Eş'arî ve düşüncesinin Ashâbü'l-Hadis'le ilişkilendirilmesine yönelik gerçekleştirilen faaliyetin incelenmesine tahsis edilmiştir. Bu faaliyetin kim tarafından, nasıl bir konjonktürde ve hangi motivasyonlarla gerçekleştirildiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: Eş'arî, Eş'arîlik, Ehl-i Hadis, Ashâbü'l-Hadis, Ehl-i Sünnet, Şâfiîlik, Mutezile, Fâil-i Muhtâr.
Teşekkül sürecinde Eş'arilerin tasavvufla ilişkisi (h. 3-5. asırlar)
5./11. asır, Eşarilik ve tasavvuf ilişkisinin yoğun bir şekilde hissedildiği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Konu hakkında yapılan çalışmalarda özellikle bu dönem ve sonrasındaki sürece odaklanıldığı görülmektedir. Bununla beraber Eşarilik ve tasavvuf ilişkisi daha çok Eşʿarî kesim üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu durum ise meselenin tek boyutlu ele alınmasıyla sonuçlanmıştır. Oysa ki tarihi süreç göz önünde bulundurulduğunda her iki oluşum arasındaki bağlantıların kendi iç dinamiklerinin de etkisi altında daha öncesine uzandığı tespit edilmektedir. Dolayısıyla söz konusu ilişkinin çok yönlü bir mahiyete sahip olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmada İslam Mezhepleri Tarihi disiplininin yöntemleri dikkate alınarak her iki oluşum arasındaki ilişkinin tarihsel süreci ortaya konulmaya gayret edilmiştir. Araştırma, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Eşarilik ve tasavvuf olmak üzere her iki yapının kendi tarihi seyri hakkında genel bilgiler ele alınmıştır. Birinci bölümde öncelik olarak Tasavvuf grupları arasındaki ilişkilere yer verilmiştir. Menfî ve müspet olmak üzere sufî gruplar arasındaki farklı muhataplıklar Eşʿarîler'in tasavvufla ilişkisinin başlaması noktasında önemli bir husus olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Bağdat Tasavvufunun Horasan bölgesinde yayılmaya başlaması kendi ilmî karakterini de bölge tasavvuf anlayışıyla bütünleştirmiştir. Tasavvuf içerisindeki kelamî söylemlerin yer almaya başlaması bu anlamda dikkat çekicidir. İkinci bölümde, her iki oluşum arasındaki ilişkide köprü görevi gören fıkhî ve kelamî unsurlar ele alınmıştır. Fıkhî anlamda Şafiîliğin gerek Eşarilik gerekse tasavvuf kanadında baskın bir kimlik olduğu görülmüştür. Sufi gruplar içerisinde etkin olan Şafiîliğin daha çok kelamî bir veçhe sahip olması ise her iki oluşum arasındaki ilişkide önemli bir etken olarak yer almaktadır. Bu şekilde Eşʿarîler'in tasavvufla ilişkisini tetikleyen ve bu süreçte etkisi olan faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, diğer bölümlerde tespit edilen bulgular üzerinden Eşʿarîler'in tasavvufla ilişkisinin tarihsel süreci ortaya konularak meydana gelen etkileşimin sonuçları tespit edilmeye çalışılmıştır. Söz konusu ilişkinin nazarî ve sosyal olmak üzere farklı sonuçları olmuştur. Anahtar Sözcükler: İslam Mezhepleri Tarihi, Tasavvuf, Eşarilik, Kelam, Fıkıh, Basra, Bağdat, Horasan
BATINİ DİNİ YAPILANMALARDA YARATILIŞ
Kadim dinler, kültürel birikimler ve felsefi geleneklerle kurulan çok yönlü etkileşim, batıni mezheplerin düşünsel temellerinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur. İsmaililik, Nusayrilik, Yezidilik ve Dürzilik gibi mezhepler, ortaya çıktıkları coğrafyalarda egemen olan inanç sistemlerinden çeşitli izler taşımakta; bu durum, onların özgün yapılarının anlaşılmasını hem daha karmaşık hem de daha zengin kılmaktadır. Dolayısıyla, bu mezheplerin epistemolojik temellerini sağlıklı biçimde değerlendirebilmek, ancak doğdukları kültürel ve düşünsel bağlamın dikkate alınmasıyla mümkündür. Bu bağlamda yaratılış konusu önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle çalışmanın giriş bölümünde, "batıni" kavramının çerçevesi çizilmiş, bu düşüncenin ne zaman ortaya çıktığına değinilmiş ve batıni düşünce ile ilişkili olan Gnostisizm ve Hermetizm kavramları ele alınmıştır. Ardından batıni epistemolojinin temelleri üzerinde durulmuş; yaratılış kavramı ile bu kavramla bağlantılı olarak kozmoloji ve mitoloji konuları açıklanmıştır. Birinci bölümde, batıni mezheplerin etkilenmiş olabileceği kadim din, kültür ve felsefelerin yaratılış anlayışları ele alınmıştır. Bu geleneklerde yaratılış, çoğunlukla düalist bir yapı temelinde kavramsallaştırılmıştır. İkinci bölümde, Gulat-ı Şia başta olmak üzere İsmaililik, Nusayrilik, Dürzilik, Yezidilik, Bahailik ve Alevilikte yaratılış anlayışı incelenmiştir. Sonuç olarak, batıni mezheplerin yaratılış anlayışlarının kadim düalist düşünceler ve felsefi yaklaşımların etkisiyle İslami bir çerçevede yeniden yorumlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Batınilik, Yaratılış, Düalizm, Nur-Zulmet, Gnostizm, Sudur Teorisi
İslam mezhepleri bağlamında Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî
Bu çalışmada Hanbelî mezhebi içerisinde yetişmiş ve Selefiyye yöntemini benimsemiş olan Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî'yi ele aldık. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İbnü'l-Cevzî'nin yaşadığı döneme kadar Selefiyye'nin genel tarihi ele alınmıştır. Birinci bölümde İbnü'l-Cevzî'nin hayatı, eserleri, hocaları, İlmi kişiliği ve mezhebi kimliği işlenmiştir. Ayrıca İbnü'l-Cevzî'nin Selefiyye içerisinde Kâdî Ebû Ya'lâ el-Ferrâ ile birlikte ortaya çıkan ve Ebü'l-Vefâ İbni Akîl ile devam eden Selefi-Kelami metoda meyletmesi ve geliştirmeye çalışması ele alınmıştır. İkinci bölümde ise İbnü'l-Cevzî'nin yaşadığı dönemde ve öncesinde yaşanan mezhep çatışmaları ve mücadeleleri eserlerinde aktardığı rivayetler doğrultusunda ele alınarak onun bakış açısı yansıtılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte onun mezhepleri 73 fırka hadisine göre tasnifi, Hanbelîlik, Eş'arilik, Haricilik, Mu'tezile ve Şîa mezhepleri ile Tasavvuf ekolüne dair görüşleri irdelenmiştir. Anahtar Sözcükler: İbnü'l-Cevzi, Selefiyye, Hanbelilik, Mu'tezile, Eş'arilik, Şia, Karmatilik, İmamiyye ve Tasavvuf
Molla Muhammed Said Tahıkî ve Şiîlik ile Vehhâbîliğe yönelttiği eleştiriler
Bu çalışmada şark medreselerinde yetişmiş, son dönem İslâm âlimlerinden Seyda Molla Muhammed Said Tahıkî'nin hayatı ve İmâmiyye Şîa'sı (On iki İmamcı Şiîlik)'na yönelttiği eleştirileri içeren Nezâhet'ül- Ashâb Fi's-Sünneti Ve'l-Kitâb Âmmâ İfterâ Âleyhim Ehl'üz-Zeyği Ve'l-İrtiyâb adlı eseri ile Vehhâbîliğe yönelttiği eleştirileri içeren El-Fütûhât'üs-Samediyye Fir'r-Reddi Âlâ Müğâletât'il-Vehhâbiyye adlı eseri ele alınmıştır. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Molla Muhammed Said Tahıkî hakkında özet bilgi verilmiştir. Ayrıca yaşadığı dönem ve bölgedeki ilmi durum ile karşılaştıkları maddi ve manevi zorluklar hakkında da malumat verilmiştir. Birinci bölümde Molla Muhammed Said Tahıkî'nin hayatı, eserleri, öğrenci ve hocalarından oluşan ilmi ve tasavvufi kişiliği işlenmiştir. İkinci bölümde İmâmiyye Şîa'sı (On iki İmamcı Şiîlik)'na yönelttiği eleştirileri içeren ve Muhammed Hüseyin Ali Kaşif'ul-Ğitâ'nın Aslü'ş-Şîa ve Usûlühâ adlı eserine reddiye mahiyetinde olan Nezâhet'ül- Ashâb Fi's-Sünneti Ve'l-Kitâb Âmmâ İfterâ Âleyhim Ehl'üz-Zeyği Ve'l-İrtiyâb adlı eseri ele alınmış, bu eserde İmâmiyye Şîa'sının savunduğu imâmet, nas ile tayin fikri ve bu fikrin olası ilişkisi ayrıca Mevlâ hadisinin imâmete delalet etmesi gibi konularda akli ve nakli delillerle yaptığı eleştirileri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde ise Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret etmek, teberrük ve tevessülde bulunmak ilgili Vehhâbîliğe yönelttiği eleştirileri içeren ve Muhammed b. Abdulvehhâb'ın et-Tevhîd adlı eserine reddiye gayesiyle yazılmış olan El-Fütûhât'üs-Samediyye Fir'r-Reddi Âlâ Müğâletât'il-Vehhâbiyye adlı eseri irdelenmiş, bu eserdeki görüş, beyan ve delilleri tahkik ve tetkik edilip değerlendirilmiştir.
Bâtınî dini yapılanmalarda Tanrı ve tanrısal varlıklar
İslam düşünce tarihinde Bâtınîler olarak bilinen ezoterik dini yapılanmaların tanrı ve tanrısal varlıklar anlayışlarını kadim din ve kültürler bağlamında ele aldık. İslam'da bâtıni dini yapılanmlar her ne kadar birbirinden farklı görüşler serd etmiş olsalar da tarihsel arka planları çoğu zaman benzer olduğu için tanrı ve tanrısal varlıklar telakkîlerinde ortak paydalar bulunmaktadır. İşte bu çalışma, bu mezheplerin hangi din ve geleneklerden ne ölçüde etkilenmiş olabileceklerini ana hatlarıyla ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışma, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, İslam'da bâtınî öğretinin ortaya çıkışı, Gulât-ı Şîa, bâtınî dini yapılanmalar, onların ulûhiyet ve metafizik varlıklar tasavvurlarını anlamak için kilit nazariyeler adı altında bâtınî epistemoloji, ezille nazariyesi ve hulûl, zuhûr kavramları incelenmiştir. Birinci bölümde kadim din ve kültürlerin kötülük anlayışları dâhil olmak üzere tanrı ve tanrısal varlıklar tasavvurları incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu kadim din ve kültürlerin hepsinde mutlak, yüce bir ilâhın mevcut olduğu ve bu ilâhın âlem ile olan münasebetine göre muhtelif tanrı tasavvurlarının ortaya çıktığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde, bâtınî dini yapılanmaların tanrı ve tanrısal varlıklar tasavvurları irdelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu yapılanmaların genelinde mutlak tenzihçi tanrı tasavvurlarının, mevcut olduğu görülmüştür. Bu anlayışın uzantısı olarak ikincil derecedeki tanrıların, icracı-faal tanrı hükmünde oldukları, ulûhiyetin, farklı formlarla beşere intikal edildiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Bâtınîlik, Algılanamayan Tanrı, Tanrısal varlıklar, Demiurg (Yaratıcı Tanrı), Düalizm, Şeytan
Hayyatzâde'nin (19. asır) Feridetu's-Seniyye fî Beyâni Akâidi veZe'âimi Tâifeti'l-Yezidiyye adlı eserinde Yezidiler ve Yezidilik
Bu çalışma 19. yy' da Musul' da yaşamış olan Hayyatzâde Ahmet Efendi'nin Yezidiler hakkında kaleme aldığı "Feridetu's-Seniyye fî Beyâni Akâidi ve Ze'âimi Tâifeti'l- Yezidiyye" adlı eseri bağlamında Hayyatzâde'nin Yezidiler hakkındaki düşüncelerini ele almaktadır. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında; bir inanç olarak Yezidilik genel hatlarıyla işlenmiştir. 16. yy itibariyle Osmanlı hâkimiyetine giren Yezidiler'in Osmanlı ile ilişkileri ortaya konulmuş, Yezidiler'in Osmanlı hâkimiyeti boyunca giriştikleri, yol kesmeler, soygunlar, isyanlar ve Osmanlı'nın Yezidilere karşı izlediği politikalar ele alınmıştır. Çalışmamızın birinci bölümün de ise Yezidilerin tebaası oldukları Devlet-i Âliyye' nin 19. yy da yaşadığı sosyal-siyasi çalkantılar ve genel siyasi durumuna; 19. yy. Yezidilerinin sosyo-kültürel siyasi durumu, batılı devlet ilişkileri konularına yer verilmiştir. Yezidi toplumu ile Osmanlı idaresinin karşı karşıya gelmesine neden olan Tanzimat Fermanı ve zorunlu askerlik mevzusu ile Bâb-ı Âli'nin zorunlu askerlikle amaçladıklarına değinilmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında ise çalışmanın merkezinde yer alan ve 19. yy. da yaşayan bir din bilgininin Yezidiler hakkındaki düşüncelerini betimleyen "Feridetu's- Seniyye fî Beyâni Akâidi ve Ze'âimi Tâifeti'l-Yezidiyye" adlı mahtut esere geçilmiş, eserin müellifi, kaynakları ve nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. Hayyatzâde'nin Yezidiler hakkındaki görüşlerinin bulunduğu mahtut eserin mahiyeti hususunda bilgiler verilmiş, gerekli değerlendirmelerde bulunulmuştır. Son kısımda ise mahtut eserin transkript ve tercümesine yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Yezidilik, Yezidiler, Hayyatzâde, el-Feridetü's-Seniyye, Osmanlı.
El-Hareketu'l-İslamiyye fî Kurdistâni'l-Irak
Bu çalışmada Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde bulunan el-Hareketu'l-İslamiyye isimli örgütün kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği aşamalar, teşkilat yapısı, düşünceleri, liderleri, eylemleri, başarıları, olumlu ve olumsuz yönleri ele alınıp incelenmiştir. el-Hareketu'l-İslamiyye'nin ortaya çıkışını hazırlayan sebepler ve bu sebeplerden Afgan cihadı ve İran devrimi gibi en önemli olanları üzerinde durulmuştur. Tarihsel süreç tetkik edildiğinde el-Hareketu'l-İslamiyye'nin içinde yer alan alimler daha önce Barzani'nin kurduğu Müslüman Alimler Birliği ve Rabıtatu'l-İslamiyye hatta İhvânu'l-Müslimîn gibi organizasyonlarda görev aldıkları görülmektedir. Bu nedenle hareketin köklerini de 60'lı yıllardaki İhvân hareketine dayandırmak münkündür. el-Hareketu'l-İslamiyye şeklinde ayrı bir teşkilatlanmaya gitme düşüncesi başta Şeyh Osman olmak üzere bir çok alimin Saddam rejiminin baskıları sonucu İran'a göç etmesinden sonra ortaya çıkmıştır. el-Hareketu'l-İslamiyye'nin yapısı incelendiğinde onun siyasî ve cihadî bir hareket olduğu görülecektir. Öte yandan hareketin içinde farklı fikir yapılarının olması dikkat çekmektedir. Zira hareketin içerisinde Selefî, İhvânî, Milliyetçi ve Radikal düşünce taraftarlarını görmek mümkündür. Bu durum Hareketin saflarında şiddetli tartışmalara ve ardından bölünme ve ayrılmalara yol açmıştır. Tüm farklılıklara rağmen örgüt, siyaset, iktisat, sanat, ticaret, sosyal hayat ve eğitim gibi hayatın her alanında İslami esasları uygulamayı kendisine ilke edinmiştir. Ancak bunun yanı sıra Irak'ta Saddam yönetimine karşı Kürtlerin haklarına kavuşmalarında önemli roller ifa etmiştir. Kürdistan bölgesel yönetiminin inşasından sonra da teşkilatlı bir şekilde Kürdistan'da yapılan seçimlere katılmış, önemli ölçüde başarı elde etmiş ve Bölgesel Yönetim hükümetlerinde görev alarak bakanlık düzeyinde temsil edilmiştir. Anahtar Sözcükler İslamî Hareket, Şeyh Osman, Kürdistan, Bölgesel Yönetim, İslamî Partiler
Yezidiliğin oluşum ve kurumsallaşma sürecinde tasavvufun etkisi
Bu çalışmada, bâtıni bir mezhep olan Yezidilik inancı içerisindeki Tasavvufî etkiler incelenmiştir. Yezidilik gibi kendini ayrı bir din olarak kabul eden ve birçok inanıştan öeler taşıyan bir oluşumun kökenine inmek oldukça önemlidir. Zira sözlü kültür ile beslenen bir inanışın temellerinin oldukça giriftli bir yapıya sahip olması doğal bir durumu yansıtmaktadır. Nitekim bu konuda pek çok farklı görüş mevcuttur. O halde bu denli senkretik bir yapıya sahip olan Yezidiliğin oluşum aşamalarının kronolojik olarak ele alınması ve kökenlerinin tespiti, İslam Mezhepleri Tarihi bilimi çalışmaları açısından önem arz etmektedir. İlk bölümde Yezidilik içerisindeki mutasavvıf şahsiyetler üzerinde durulmuştur. Tasavvufun somut etkileri bu şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Tasavvufun, Yezidilik üzerindeki düşünsel etkileri ele alınmıştır. Ayrıca Yezidi metinlerinde kullanılan Tasavvufi bazı kavramlar her iki oluşumdaki anlamlarıyla açıklanmıştır. Bu şekilde Yezidilik üzerinde büyük bir etkiye sahip olan Tasavvufun kültürel ve düşünsel anlamda izleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Şiî imamet nazariyesinin kadim din ve kültürlerle mukayesesi
Bu çalışmada Şîa'nın imamet nazariyesi, eski din ve kültürlerle mukayese edilerek örneklerle incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda kadim din ve kültürlerden İran, Hint, Mısır, Mezopotamya, Türk, Japon, Hıristiyanlık, Yahudilik ve Sâbiîlik irdelenerek imametle ilgili ortak ve farklı unsurlar belirlenmiştir. İmameti bir inanç esası haline getiren Şîa, imamlara insanüstü birtakım vasıflar nispet etmiştir. Çalışmamızda Şîa tarafından imamlara atfedilen nas ve tayin, masumiyet, ilim gibi özelliklerin yalnızca Şiîliğe özgü olmadığına, önceki din ve kültürlerde lider olarak tanımlanan şahsiyetlere de beşer üstü nitelikler verildiğine dikkat çekilmiştir. Öte yandan Şîa'nın bir esası haline gelen mehdilik inancının da Şîa'ya has olmadığı, önceki toplumların neredeyse tamamında görüldüğü ortaya konmuştur. Çalışmamızın giriş bölümünde Şiî imamet nazariyesine ve genel anlamda kadim din ve kültürlerin özelliklerine değinilmiştir. Birinci bölümde seçilmişlik ve tanrısal krallık kavramları doğrultusunda kadim din ve kültürlerdeki hükümdarların imamlarla mukayesesi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise ilim, masumiyet ve kurtarıcı kavramları bağlamında söz konusu mukayese yapılmaya çalışılmıştır.
Yenidünya düzeni ve İslamî hareketler
Hakimiyet arzusu/temayülü beşerî bir özelliktir. İnsanoğlu, yeryüzüne geldiği andan itibaren, hâkimiyetini tesis etmek için diğer insanlara boyun eğdirme çabası içerisinde olmuştur. İslam coğrafyası, medeniyetin ve semavî dinlerin beşiği olması hasebiyle bu çekişmelere daha fazla maruz kalmıştır. İslam'ın zuhûrundan sonra, bu bölgelerde hâkimiyet kuran Fars, Roma ve Bizans gibi imparatorluklara karşı mücadelede Müslümanların önemli bir rolü olmuştur. Güçlü oldukları asırlarda Müslümanların hâkimiyeti Avrupa ve Çin'e kadar uzanmıştır. Müslüman nüfuz, bu bölgelerdeki etkisini zamanla kaybetmiş, bugün Ortadoğu olarak isimlendirilen bölgede ise hâkimiyetini koruyabilmiştir. İslam âlemi, özellikle İslam imparatorluğunun zayıflamasından, Osmanlı saltanatının devrilmesinden, hilafetlerinin ortadan kaldırılmasından ve bu bölgede çağdaş medeniyetin damarları mesabesinde olan petrol, doğalgaz ve diğer zenginlik kaynaklarının keşfedilmesinden sonra, dünyayı hükümranlığı altına almak isteyen Batılı ulusal devletlerin ilgi odağı haline gelmiştir. Bu merhalede İslamî hareketler olarak isimlendirilen bir takım oluşumlar ortaya çıkmış ve Ortadoğu'daki müslüman devletlerin siyasî gidişatında, uluslararası ilişkilerin seyrinde etkili olmuştur. Bu hareketlerin ortaya çıkmasında birçok faktör etkili olmuştur. Bu hareketlerin tarihi köklerinin ve zemininin varlığına ilaveten kaybedilen hilafeti geri getirmek, sömürgeci Batıya karşı koymak; ulusal devletlerin, ideolojik ve siyasi çekişmelerin ortaya çıkması, savaşlar başta olmak üzere birçok beşeri gelişmeden kaynaklanan göçler bu faktörlerden bazılarıdır. İslam toplumunda geçmişte meydana gelen bazı tarihî olaylar, var olan siyasî ve dinî yapı ve bu yapıdan kaynaklanan mevcut durum, dinî anlayış düzeyinde mezhepsel bölünmüşlük, kabilevi denilebilecek toplumsal yapı ve bütün bunlardan kaynaklanan fikrî çekişmelerden kaynaklanan hususlar ve yaşanan iç çatışmalar da bu hareketlerin ortaya çıkışını etkileyen diğer bazı önemli faktörlerdir. Ulusal ve uluslararası siyasi ve ekonomik denklemde yer almak ve bu denklemin şekillenmesinde etkili olma amacından hareketle ortaya çıkan bu oluşumların stratejilerinin temeli İslam âlemine hâkim olma ana hedefi üzerinde bina edilmiştir. Söz konusu hedef doğrultusunda gerçekleştirdikleri mücadeleyle, kurulu dünya düzenine karşı koymuşlardır. Amerika Birleşik Devletlerinin, yöntem ve kaynakları farklı bu İslamî hareketlerle ilişkisini soğuk savaş dönemiyle açıklamak mümkündür. Amerika onları bazen Sovyetler Birliğine bazen de diğer ülkelere karşı savaşmak için kullanmıştır. Özellikle Komünist blokun çöküp kapitalist blokun tek başına kalmasından ve Amerika'nın önderliğinde yenidünya düzeninin ortaya çıkmasından sonra, aralarında var olan dostluk düşmanlığa dönüşmüştür. el-Kâide'nin ortaya çıkmasının sebebi, Amerika'nın dünya ekonomisi üzerinde tek süper güç olma çabası karşısında, Rusya ve Çin'in önderliğinde bir muhalefet ve direniş cephesinin ortaya çıkmasından sonra, bu mücadelenin radikal İslamî hareketlerle savaş şekline dönüşmesidir. Ortadoğudaki bölgesel güçler arasında vekâlet savaşına dönüşmesi için iki cephe arasında bu hareketleri ulusal ve bölgesel hedefler noktasında birleştirdikten sonra Arap, Türk ve İran üçgenindeki ilişkiler, sünnîlik ve şiîlik adı altında nüfuz ve menfaat üzerine kurulmuştur. Bundan dolayı söz konusu üçgende selefîlik, ılımlı islamcılık ve şiîlikten beslenen ve onlara dayanan bazı hareketler ortaya çıkmıştır. Bu durumdan faydalanarak ortaya çıkan DAIŞ, bu mücadelede devletleri ve bölgeyi dengelemede önemli bir unsur olmuştur. Daha sonra DAIŞ, "İslâmî Devlet"e dönüşmüş ve hilafet ilan etmiştir. Sonuç olarak da dış güçlerin bölgeye müdahalesi için bir araç ve bir bahane olmuştur. Anahtar Kelimeler Yenidünya Düzeni, İslamî Hareketler, Amerika, Ortadoğu, Daiş, el-Kaide,Selefî.
عبدالقاهر البغدادي وموقفه من الفرق الإسلامية
We prepared this study to put the ideas of Abdulqahir al-Baghdadi who is the author in Islamic sciences especially in Islamic sects. Abdulqahir al-Baghdadi firstly explains the leading figures of the sects and their opinons then subjects them to analysis and criticism and he finally judges these sects in accordance with the method he followed and his these practices makes him diferent in this field. In the first part, we have discussed the life of Abdulqahir al-Baghdadi, his family lienage, his scientific works, his works, his teachers, his students and paises by scholars about him. In the second chapter, we have presented the sources, the classification and the important sources that he used in the field of Islamic sects. We have tried to examine the hadith of "the separation of the Ummah to the sects". Undoubtedly Abdulqahir al-Baghdadi applied to mental and narrative sources such as the Qur'an, Hadith-i Sharif, Icma, and Qıyas to prove for his views. In this regard, Abdulqahir al-Baghdadi clasiffies Islamic sects in the framework of the hadith of "the separation of the Ummah to the sects". In this chapter, we tried to explain the sects, ر Rafidi, Khwarij, Murcie, Qadariyyah (Mutazilah), Najjariyyah, Najiyyah who accepts al-Baghdadi again. In the third chapter, we have compared the methods of al-Baghdadi and other Qalam imams such as imam al-Asari, as-Sahristani, Ibn Hazm, al-Isfarayini in terms of the reasons for their rising and their classification. In this comparison, we have made it clear that al-Baghdadi's method is close to the method of imam al-Asari and there are views pointing to it in his works. At the same time, we have seen that Al-Isfarayini who is the student of al-Baghdadi, has been influenced his scholar's views. We have tried to present important conclusions in the conclusion chapter.
Büyük Selçuklu ve Eyyubiler'de siyaset eksenli sünni faaliyetler
Hicri V. asır, siyasetin mezhep eksenli oluşturulduğu bir döneme denk gelmektedir. Bu asırda faaliyet gösteren Büyük Selçuklular ve onlardan bir asır sonra tarih sahnesine çıkan Eyyûbiler'in Sünnî siyaseti birçok açıdan benzerlik göstermektedir. Büyük Selçuklular, Sünnî Abbâsî hilâfetine tehdit oluşturan İsmâîlî Fâtımî Devleti başta olmak üzere Şiî oluşumlarla mücadele etmiştir. Selçuklular'ın başlattığı bu mücadeleyi Eyyûbiler, Fâtımî hilâfetini yıkarak zirveye eriştirmiştir. Öte yandan her iki devlet de tesis ettikleri medreselerle Eşariliği desteklemiş, onun Sünniliğin merkezine yerleşmesini sağlamışlardır. Sıkıntılı geçen bu süreçte Eşariler, daha çok Hanbelilerle mücadele etmiştir. Her iki dönemde de Eşarilerin muhalifleriyle yaşadığı bazı çekişmeler olmuşsa da, Selçuklular döneminde söz konusu çekişmeler daha fazla vuku bulmuş ve kanlı çatışmalarla sonuçlanmıştır. Selçuklular ve Eyyûbiler, Şiîlikle mücadele ve Eşariliği destekleme de benzer bir siyaset takip etmişlerse de aralarında bazı farklılıklarda mevcuttur. Eyyûbiler'de Eşarilik, sadece Şâfiilierin değil; Mâlikî, Hanefî ve bir kısım Hanbelînin de desteklediği itikadi bir mezhep olmuştur. Öte yandan Eyyûbiler, Sünnî mezhepleri buluşturmaya gayret etmiş; bütün fıkhi mezheplerin ilmi faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri müesseseler kurmuş, yanısıra farklı mezheplerin aynı çatı altında ders okutmalarını sağlamıştır. Selçuklular döneminde temeli atılan felsefe karşıtlığı ve tasavvufun Sünnî dünyada güçlenmesi gibi bazı durumların sonuçları, Eyyûbiler döneminde daha net ortaya çıkmıştır. Fâtımiler'in ideolojisini oluşturan Bâtıniliğin dayandığı neo platonist felsefeden dolayı, Eyyûbiler döneminde ciddi bir felsefe karşıtlığı oluşmuş, bu durumun Eşariliğin seyri üzerinde de önemli etkileri olmuştur. Öte yandan Eyyûbiler döneminde tasavvuf, tam anlamıyla halka inebilmiştir. Ayrıca devletin denetimine alınarak avam halkı kazanmada ve Şiîlikle mücadelede önemli rol oynaması sağlanmıştır.
مذاىب الكرد عبر العصور الإسلامية
In this research, it was aimed to illuminate Islamic sects spreading among the Kurds. For this, the process of the conquest of the Kurdish geography by the Muslims and the domination of the Ahl-i Sunnah sect in the region was discussed. In addition, Sunni fiqh denominations operating in the Kurdish geography and their prominent names were mentioned, while Shafi'i was more dominant than the other denominations. Then it refers to the Khawarij movements in the Kurdish regions and the reasons why the Kurds supported these movements, as well as the most important rebellions initiated or supported by the Kurds. Later on, the Shiite sects that appeared in the region such as Hashabiyyah, Zaydiyyah, Imamiyyah and Gulat'sh-Shi'a were mentioned. On the other hand, the Sufi groups and their historical processes operating in Kurdish geography have not been forgotten. Adaviyyah order was centered from these; its birth, principles, major personalities and deviations that experienced. Three methods were used in this research to reach the determined targets. One of these is the descriptive method, thanks to it, it was ensured the depth in the situation of the sects seen in the Kurdish region. In addition, the political, social and other situations of the time period are depicted. Descriptive method was also used while the process of Kurdish geography was conquered by Muslims, historical events and the emergence of sects in this geography. Then the factors that have been influenced by the emergence of different denominations and religions in the Kurdish geography and the findings obtained from the research were analyzed with the analytical method. With this, it is aimed to acquire some ambiguities and to obtain healthy results. In addition, by taking advantage of the induction method, the information of the al-milal and nihal books and the records of the primary historical sources about the sects are put together. In this research, some important results have been achieved in this research. Like other nations adopting Islam, the Kurds have also been affected by the evolving historical events, and many sects have emerged between them. They have also developed rebellions against figures dominating their territory, or supported rebellions initiated by others. So much so that the majority of the Kurds adopting Islam adopted Sunniism and Shafii, one of its fiqh denominations. However, a limited number of them adopted another sects. Some Kurds supported the Khawarij and participated in the rebellions they have initiated, but in fact they have done so by freeing the dominant state and the tax burden. This research came to the conclusion that the Kurds were also influenced by Sufi movements. Some extreme Sufi groups, such as the Adaviyyah, were also seen in the Kurds. Adaviyyah was divided into two in the process, one of it deviates from Islam and transforms into an independent religion with the name of Yazidism, while the other part rests on the principles of faith. Finally, it is proposed that the historical processes of the sects that appeared in the region should be investigated. Because there are many things that previous researchers did not mention. This research can be regarded as a modest study in this field.
سيف الدين الآمدي وموقفه من الفرق الإسلامية
I have prepared this thesis to show Al-Shaikh Sayf al-Din Al-Amidi and his opinions about the Islamic sects, mentioning their founder leaders and their views. Then he analyzed those views and critics stating the judging of each group depending on the written and rational evidences in three main parts as following. In the first part, I focused on Amidi`s life; his name, his birth and place, his homeland, his death, his scholar and cultural career and qualifications, his instructors and his students, his writings, his hard life. Then I mentioned the sayings of the scholars about him and their thanks to him and his defending himself for their views about him. In the second part, I stressed on his style and his attitude concerning the sorting he used to classification these Islamic sect. I mentioned emerging reasons behind these sects and Amidi's seventy-three classification for Islamic sects referring to the prophet`s saying seventy-three divisions. I also referred to the main resources and books he depended on his classifying. I stated also the main groups mentioned by him such as Al-Mutazila, Al-Shiite, Al-Khawarije, Al-Margana, Al-Najaria, Al-Jabria, Al-Mushabaha and Al-Najia as well as mentioning their sub- groups. In the third part, we made a comparison between Al-Amidi and other scholars in term of classifying sects and their emerging reasons. While we were making comparison, we dealt with the scholars before him Al -Asha`ri, Al-Baghdadi, Al-Asfrayni, Ibn-Al-Hazim, Al-Shahristani and Al-Razi and the scholars who were affected by him after him such as Al-Aygi, Al-Jargani, Ibn-Alatanki and Al-Aqtubi. In this part also I mentioned the views and judging of the scholars and jurists on each group. ز Finally, I stated all the conclusions and results that I deducted from this studying with an index of all the main resources I depended on so far.
Mirza Gulam Ahmed ve Ahmedîlerin Mirza Gulam Ahmed telakkisi
Bu tezde Mirza Gulam Ahmed'in hayatı, fikirleri ve Ahmedîlerin Mirza Gulam Ahmed tasavvurları çalışılmıştır. Tez giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, Mirza Gulam Ahmed'in yaşadığı ve fikirleri üzerinde derin izleri bulunan Hint alt-kıtası'nın dini ve kültürel yapısı hakkında bilgi verilip Hint alt-kıtası'ndaki "kutsal" ve "kurtarıcı" tasavvurları ele alınmıştır. Ardından da mesiyanik fikirler merkezli olarak Semavi dinlerdeki mesih/mehdi beklentileri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Mirza Gulam Ahmed'in hayatı, dini faaliyetleri, politik düşünceleri, Ahmedîlği kurması ve eserleri incelenmiştir. Bu bağlamda Ahmedîliğin oluşum ve temel farklılaşmasının Mirza Gulam Ahmed merkezli geliştiği tespiti yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünün konusu Mirza Gulam Ahmed'in müceddidlik, mesihlik, mehdilik görüşleri bağlamında kurtarıcılık misyonlarıdır. Mirza Gulam Ahmed, müceddidlik misyonunu, İslam geleneğinden farklı bir şekilde vehbî olarak nitelendirip bu hususta "ilahi seçilmişlik" kavramını kullanmış; Hint-İslam anlayışının çok da yabancısı olmadığı bu iddiasını "zarurat-i diniyye"ye yükseltmiştir. Mesihlik ve mehdilik misyonlarında ise bölgenin peygamberlik müessesesi olmayan dinlerinde yer alan "tanrısal kurtarıcı" tasavvurlarından ilham almıştır. Bu bağlamda mesihlik ve mehdilik misyonlarını birleştiren yaklaşımının Hint-İslamcılığı zemininde geliştiğini söylemek mümkündür. Çalışmanın üçüncü bölümünde de Mirza Gulam Ahmed'in muhaddeslikle ilgili düşünceleri ve nübüvvet iddiası incelenmiştir. Onun nübüvveti devam ettiren düşüncesinin çıkış noktasının tasavvuf geleneğindeki velayet teorisi olduğu; ancak, gelişimini (müceddidlik, mesihlik ve mehdilik fikirlerinde olduğu gibi) Hint düşüncesi üzerinden tamamlandığı görülmüştür. Böylelikle "mesiyanik nübüvvet" olarak adlandırılabilecek yeni bir nübüvvet teorisi geliştirdiği tespiti yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Mirza Gulam Ahmed ve Ahmedîlerin onu algı biçimi incelenmiş, Ahmedîler tarafından geliştirilen iki türlü Mirza Gulam Ahmed perskpektifi olduğu vurgulanmıştır. Lahorî Ahmedîlerin, Müslümanlara yakınlaşmak maksatlı, onun misyonlarındaki tartışmalı hususları ihmal etme eğilimi gösterdikleri, Kadiyânî Ahmedîlerin ise onu gittikçe yüceltip onun için yeni bir nebevî tarih oluşturma gayreti içerisinde oldukları tespiti yapılmıştır.
Molla Musa El-Celâlî'nin hayatı, eserleri ve İslam mezheplerine bakışı
Molla Musa el-Celâlî'nin Mecmûatu'l Ulûm ve Er-Risaletu'd-Daiyye ila Muhabbeti Muaviyye adlı eserlerinin İslam mezhepleriyle ilgili bölümünü oluşturan kısımları üzerine konu edinen bu çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında konuyu ilgilendirdiği için âlim ve molla kavramları kısaca tanıtılmıştır. Molla Musa'nın medreselerde yetişen bir âlim olmasından dolayı medrese tarihi üzerinde daha fazla durulmuştur. Medrese kavramının sözlük ve terim anlamı hakkında bilgi verilmiş olup ardından medresenin tarihi hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Daha sonra biraz özele indirgeyerek Şark Medreselerinin genel özelliklerinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde Molla Musa el-Celâlî'nin kısaca hayatı ve eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde ise el-Celâlî'ye göre Müslümanlar arasında çıkan ilk ihtilaflar ve bunun sonucunda da ortaya çıkan mezhepler ve bu mezhepler etrafında çıkan fırkalar hakkında bilgi verilmiştir.
Batıni dini yapılanmalarda döngüsellik
Bu çalışmada, Şiiliğin alt yapısında bulunan ve daha sonra imamet konusunda farklılık gösteren Batınilik ve Batıni yapılanmaların "döngüsellik" öğretisini ele aldık. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, ilk olarak İslam dünyasının yaşadığı itikadi ayrılıklardan bahsettik. Sonra Batıniyye'nin zeminini oluşturan Şia üzerinde durduk. Daha sonra "Batıni/ Batınilik" kavramını analiz ederek kavramın farklı dönemlerde ve bölgelerde kazandığı anlamları aynı zamanda terim olarak ne anlam ifade ettiğini tespit etmeye çalıştık. Batıni hareketin ortaya çıkıp yayılmasında etkili olan sosyokültürel, siyasi ve ekonomik nedenleri analiz ettik. Bunun yanında Batıniliğin kökeni olarak bilinen Şia ve Batıni hareketler arasında zikredilen Hattabiyye, Keysaniyye, Karmatiler, Fatımiler, Nusayriler, Dürziler, Yezidiler, Bahailer, Alevi/ Bektaşiler ve Yaresaniler/ Ehl-i Hak gibi fırkaları genel hatlarıyla ele almaya çalıştık. Birinci bölümde ise giriş bölümünde ele aldığımız batıni fırkalarda döngüsellik öğretisinin, inanç esaslarına etkisini ortaya koyduk. Döngüsellik düşüncesinin fırkalarda ne gibi fikirlerin ortaya çıkmasına sebep olduğunu ele aldık. İkinci bölümde ise döngüselliğin Batıni hareket içerisinde etki ettiği, "Yedi Devir, Tenasüh, Binyılcılık/ Millenyumculuk ve Hulûl" gibi öğretileri mukayeseli olarak ele almaya çalıştık.
Malik bin Nebi'de sömürgecilik olgusu
Bu çalışmada Malik bin Nebi'nin sömürgecilik olgusu ele alınmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Kuzey Afrika'nın genel yapısı ile Fransız işgalinin gerçekleştiği dönemde Cezayir'deki sosyal, siyasi, ekonomik, dini ve kültürel yapı ele alınmıştır. Daha sonra birinci bölümde Malik bin Nebi'nin hayatına değinilmiş ve fikirlerine genel bir çerçevede temas edilmiştir. İkinci bölümde ise sömürgeciliğin ne olduğuna, İslam dünyasındaki sömürgeciliğin etki ve sonuçlarına ve sömürgeciliğe dair farklı yaklaşımlara değinilmiştir. Akabinde ise Malik bin Nebi'nin sömürgecilik olgusu ve sömürgeciliğe ilişkin görüşleri tüm yönleri ile ele alınmıştır. Bu bölümde bilhassa Bin Nebi'nin "sömürülebilirlik potansiyeli" kavramı üzerinde durularak, İslam dünyasının sömürge haline gelmesinin sebepleri ortaya konulmuştur. Bunun yanında sömürgeciliğin İslam dünyasındaki yayılış sahaları, sömürünün metotları, sömürgeciliği destekleyen fikir akımları ve sömürgeciliğin Müslümanlar üzerinde yarattığı etkiler analiz edilmiştir. Çalışmada son olarak Malik bin Nebi'nin İslam dünyasının sömürgelikten kurtulması için sunduğu çözüm yolları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Malik bin Nebi, Fransa, Cezayir, Sömürgecilik, Sömürülebilirlik Potansiyeli, Emperyalizm, Oryantalizm, Islahat Hareketleri, Medeniyet,İslam Dünyası