Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Demir
14 theses · Aydın Adnan Menderes University, Sakarya University
Vemurafenibin mikroekstraksiyon yöntemi ile ön deriştirilmesi, tayini ve optimizasyonu
Melanoma, bir cilt kanseri türüdür. Ancak erken tanı ve tedavi imkânlarının gelişmesi ile tedavisi mümkün olmuştur. Vemurafenib, melanom hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Daha önce tedavi edilemeyen metastatik melanoma hastalarında vemurafenib ile devam eden klinik çalışmalarda dacarbazine kıyasla sağkalımda artış gözlemlendiğinden dolayı vemurafenib, son yıllarda oldukça ilgi çekici ve üzerine çalışmaların yoğunlaştığı bir ilaç haline gelmiştir. Klinik çalışmaları ve tedavi edici ilaçları gözlemlemeyi desteklemek amacıyla vemurafenib'in tayini için bir analiz gereklidir. İlaçların analizinde doğru ve hassas sonuçlar elde etmek için önderiştirme yöntemleri kullanmak gerekmiştir. Son zamanlarda, dağıtıcı sıvı-sıvı mikro-ekstraksiyon (DLLME) olarak adlandırılan bir sıvı faz mikro ekstraksiyon tekniği oldukça ön plana çıkmıştır. Bu yöntem, ekstraksiyon sonrasında alınan örneğin doğrudan GC veya HPLC'ye enjekte edilebilmesine olanak sağlaması, yüksek zenginleştirme oranı, ekstraksiyon ve zenginleştirmenin yanısıra ayırma işleminin de yapılabilmesi, düşük maliyeti, hızlı olması ve işlem kolaylığı gibi üstün avantajlarından dolayı giderek daha fazla insanın ilgisini çekmiştir. Bu doktora çalışmasında dağıtıcı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon yötemi kullanılarak vemurafenibin ön deriştirilmesi, tayini ve optimizasyonunu gerçekleştirilmiştir. Bu sayede düşük maliyetle, hızlı, yüksek zenginleştirme faktörü elde edilerek vemurafenibin eser miktarları da ölçülmüştür. Geliştirilip optimize edilen bu yöntem yapay idrar ve su numunelerinde uygulanmış, sonuçlar istatistiksel olarak da incelenmiştir.
Aydın yöresi kuru incirlerinde aflatoksin tayini ve yöntemlerin karşılaştırılması
ÖZETBu çalışmada Aydın ilinde üretilen incirlerde farklı yöntemler kullanılarak, aflatoksinanalizi yapılmış ve yöntemlerin birbirlerine göre zaman, duyarlılık, maliyet, hata olasılığı,analiz aşamasının zorluğu-kolaylığı ve yöntemin incir numunelerine uygulanabilirliği gibikıstaslar ele alınarak karşılaştırılmaları yapılmıştır.Homojenize hale getirilen 38 adet incir pastası, HPLC (Yüksek Basınçlı SıvıKromatografisi) , TLC (İnce Tabaka Kromatografisi) ve Florimetrik Yöntem gibi üç farklıyöntem kullanılarak analiz edilmiş ve yöntemler birbirleriyle kıyaslanmıştır. Bu yöntemlerbirbirleriyle kıyaslanırken, deney aşaması gerçekleştirilemeyen diğer aflatoksin analizyöntemlerinden bazıları da (ELISA, RIA, UV lamba kullanımı) teorik olarak ele alınmıştır.Bu yöntemlerden, spektroflorimetre cihazı kullanılarak yapılan florimetrik yöntem,toplam aflatoksin derişimini vermesi Afla B1, Afla B2, Afla G1 ve Afla G2 derişimlerini ayrıayrı analizleyememesi nedeniyle diğer yöntemlere göre daha az kullanılabilir olaraknitelendirilmiştir.TLC yönteminin HPLC yöntemine göre daha ucuz, fakat daha zahmetli olduğubelirlenmiştir. Ancak HPLC yönteminin ekipman yönünden oldukça pahalı olması sebebiyle,TLC yönteminin dedeksiyon aşamasında florodensitometre gibi bir cihaz kullanıldığında, enaz HPLC kadar kesin sonuçlar vereceği, ayrıca türevlendirme için ayrı bir gerece gerekduymaması, IAC ve C-18 gibi kolonların kullanılmaması sonucunda maliyet açısındanHPLC'ye göre daha düşük olduğu için, daha çok tercih edilebileceği düşünülmektedir.Çalışmada, sonuçlar tablolar ve grafikler halinde verilmiş, ayrıca numunelerde en azrastlanılan aflatoksinin Afla G2, en çok rastlanılanın da Afla B1 olduğu belirlenmiş, rastgeleseçilen 38 numuneden sadece 2 tanesinin aflatoksin içermediği belirlenmiştir.
Aydın ilinde Büyük Menderes nehri ile sulanan bölgelerde yetişen bazı sebze ve meyvelerdeki ağır metal kirliliğinin araştırıması
Bu çalışmada Aydın İli'nin en önemli sulama kaynaklarından olan Büyük Menderes Nehri' nden kaynaklanan ağır metal kirliliği araştırılmıştırBunun için menderes nehri ile sulanan bölgelerden başlıca 9 ürün (börülce, bamya, mısır, biber, ıspanak, patlıcan, domates, karpuz ve fasulye) toplanmış ve bu ürünlerde yaş yakma yöntemi uygulanarak ürünlerin içerisinde bulunan metaller çözünürleştirilmiştir. Elde edilen çözeltiler atomik absorbsiyon spektrofotometresi ile analizlenmiş ve başlıca 5 metalin miktarı tespit edilmiştir. Bu metaller bakır (Cu), çinko(Zn), demir(Fe), kurşun(Pb) ve kadmiyum(Cd)' dur.Kirlenmenin Büyük Menderes Nehri' nden kaynaklandığını belirginleştirmek için karşılaştırma yapmak amacıyla sulanmayan bölgelerden de örnekler toplanmış ve sulanan bölgelerdeki ürünlere uygulanan işlemlerin aynısı uygulanmıştır.Yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda bütün ürünlerde analizleri yapılan metaller açısından kirlenmenin olduğu tespit edilmiştir. Her üründe sulanan bölgelerdeki metal derişimleri, sulanmayan bölgelerdeki metal derişimlerinden daha yüksek düzeyde bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Demir, bakır, kadmiyum, kurşun, çinko, yaş yakma, AAS, Büyük Menderes Nehri,
Katı destek üzerine immobilize edilmiş bazı bakteriler ile ağır metal iyonlarının ayırma ve deriştirme şartlarının araştırılması
Bu tez kapsamında, destek maddesi olarak Anoxybacillus flavithermus HBB 134 immobilize edilmiş silikajel kullanılmıştır. Bu adsorbent kullanılarak katı faz ekstraksiyonu yöntemi ile Cu ve Cd metal iyonlarının zenginleştirme şartları incelendi. Bu metal iyonlarının belirlenmesi ise indüklenmiş eşleşmiş plazma (ICP) ile yapıldı. Çalışmada elementlerin geri kazanım verimlerine, silikajeldeki bakteri kütlesi, çözelti pH'sı, eluentin türü ve hacmi, çözelti hacminin ve derişiminin etkisi incelenmiş ve en uygun (optimum) şartlar belirlenmiştir. Anoxybacillus flavithermus HBB 134 immobilize edilmiş silikajelde Cu ve Cd için geri kazanımlar sırasıyla %97.58 ve %95.57 olarak bulunmuştur. Ayrıca Anoxybacillus flavithermus HBB 134 immobilize edilmiş silikajelin adsorpsiyon kapasitesi belirlenmiş ve adsorpsiyon kapasitesi Cu ve Cd için sırasıyla 3.09 mg/g, 7.73 mg/g olarak bulunmuştur. Geliştirilen yöntem ile çeşme suyunda Cu ve Cd elementlerin tayini gerçekleştirilmiştir. Çeşme suyu örneği için bağıl standart sapma ve bağıl hata değerleri sırasıyla yaklaşık olarak %6, %7.5 olarak bulunmuştur.Anahtar kelimeler: Ağır metal, Katı faz ekstraksiyon (SPE), İndüklenmiş eşleşmiş plazma (ICP), Anoxybacillus flavithermus HBB 134
Bazı termofilik bakteriler yardımıyla bazı metal iyonlarının ayırma ve zenginleştirme olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, silika jel üzerine immobilize edilmiş Geobacillus stearothermophilus DSMZ 22, Geobacillus toebii HBB 218, Anoxybacillus puschionensis HBB 246, Geobacillus thermoglucosidasius HBB 269 (termofilik bakteriyel biyokütle) ile doldurulmuş kolon kullanılarak Cu2+, Zn2+, Cd2+, Co2+, Pb2+ and Ni2+ iyonlarının zenginleştirilmesi için bir metot geliştirilmiştir. Silika jel üzerine immobilize edilmiş termofilik bakteriyel biyokütleler su örneklerinden analitleri seçici olarak biriktirmektedir. Metal iyonları ICP-OES ile tayin edilmiştir. Analitlerin kantitatif geri kazanımı üzerine pH, bakteriyel biyokütle miktarı, örnek hacmi, eluent hacmi, eluent türü vb. analitik parametrelerin etkileri araştırılmıştır. Analitlerin geri kazanımı üzerine bazı alkali, toprak alkali ve bazı metal iyonlarının etkileri de incelenmiştir. Cu2+, Zn2+ ve Pb2+'nun biyosoğurumu için optimum pH değeri 6'dır ve Cd2+, Co2+ ve Ni2+ için optimum pH değeri 8'dir. Cu2+, Zn2+, Cd2+, Co2+, Pb2+ için 10 mL 1 M HCl çözeltisi ve Ni2+ için 1 M HNO3 çözeltisi kantitatif elüsyon için uygun bulunmuştur. Optimum deneysel şartlar altında Cu2+, Zn2+, Cd2+, Co2+, Pb2+ ve Ni2+ iyonlarının geri kazanımı % 94.6-103.1 aralığında değişmektedir. Cu2+, Zn2+, Cd2+, Co2+, Pb2+ ve Ni2+ iyonlarının tayininde metodun doğruluğunu göstermek için sertifikalı referans madde (atık su çamuru-BCR 146-R) kullanılmıştır. Belirlenen değerler sertifika değerleri ile uyumludur. Önerilen ayırma ve zenginleştirme metodu kaynak, çeşme ve nehir suyu örneklerine uygulanmıştır. Su örneklerine eklenen Cu2+, Zn2+, Cd2+, Co2+, Pb2+ ve Ni2+ iyonlarının geri kazanımları sırasıyla % 95.9?105.7, 85.8?106.3, 96.0?103.5, 93.6?105.2, 92.5?99.6 ve 97.4?103.0 aralığında bulunmuştur.
Bazı metal iyonlarının bulutlanma noktası ekstraksiyonu ile zenginleştirilerek AAS ile tayini ve analiz koşullarının deneysel tasarım ile optimizasyonu
Bu çalışmada, Cu2+, Cd2+, Pb2+, Co2+ ve Ni2+ iyonlarının Atomik Absorpsiyon spektrometresiyle belirlenmesi öncesinde, zenginleştirilmesi için bir Bulutlanma noktası ekstraksiyonu metodu geliştirildi. Misel ortam olarak noniyonik yüzey aktif madde olan Tergitol 15-s-7 ve Tergitol 15-s-9 kullanıldı. Çevresel örneklerde Cu2+, Cd2+, Pb2+, Co2+ ve Ni2+ iyonlarının belirlenmesi için uygulanan bulutlanma noktası ekstraksiyonu şartları Taguchi metodu ile optimize edildi. Yüzey aktif derişimi, ligand derişimi, pH, iyonik şiddet, denge zamanı ve numune hacmi olmak üzere 6 ilgili değişkenin 5 farklı seviyesi seçilerek metal iyonlarının ekstraksiyon verimi üzerine etkisi araştırıldı ve optimize edildi. Analitlerin geri kazanımı üzerine bazı alkali, toprak alkali ve bazı metal iyonlarının etkileri de incelendi. Elde edilen optimum şartlar altında metal iyonları için geri kazanım Tergitol 15-s-7 kullanıldığı durumda % 83.0 - 110.0, Tergitol 15-s-9 kullanıldığında ise % 71.0- 100.0 aralığında değişmektedir. Metal iyonlarının tayininde metodun doğruluğunu göstermek için sertifikalı referans madde (atık su çamuru-BCR 146-R) kullanıldı. Belirlenen değerlerin sertifika değerleri ile uyumlu olduğu anlaşıldı. Önerilen ayırma ve zenginleştirme metodu nehir suyu örneklerine uygulandı. Cu2+, Cd2+, Pb2+, Co2+ ve Ni2+ iyonları için sırasıyla gözlenebilme sınırı Tergitol 15-s-7 ile 9.76, 8.95, 22.50, 18.20, 6.90 ng mL-1, Tergitol 15-s-9 için ise 14.20, 15.80, 37.50, 21.20, 6.62 ng mL-1 olarak bulundu
Aydın ve çevresindeki jeotermal sulardaki bazı elementlerin ve iyonların Icp-Oes ve Ic ile analizi
Yer kabuğu bol ve çeşitli enerji kaynaklarına sahiptir. Jeotermal enerji yerden gelen ısı anlamında kullanılmaktadır. Tükenmeyen, yenilenebilen ve çevre kirliliğine neden olmayan bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin daha yaygın kullanım alanları araştırılmaktadır. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, konutların ısıtılmasında, ziraat alanında kullanılmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı yaşama olumlu katkılarda bulunduğu için de, son zamanlarda yapılan araştırmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Dünyada jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarında ilk 5 ülke arasında bulunan ülkemiz, Alp-Himalaya tektonik kuşağı üzerinde yer almakta ve kaynak zenginliği açısından ise dünyada ilk 7 ülke arasında bulunmaktadır. Türkiye'de 40oC'nin üzerinde jeotermal akışkan içeren 140 adet jeotermal saha ve bu sahalarda 1300 dolayında termal kaynak tespit edilmiştir.Aydın İli'nde mevcut kaynaklar, jeotermal enerji uygulamaları için önemli kaynaklar olarak görülmektedir. Aydın, ülkemizde jeotermal enerji potansiyeli bakımından zengin bir ilimizdir. İl sınırları içerisinde ve çevresinde pek çok kaplıca bulunmaktadır.Bu çalışmada, Aydın'ın sahip olduğu jeotermal enerji potansiyeli vurgulanmış ve bu bölgede bulunan kaplıca sularının analizi yapılmıştır. Elde edilen sıcaklık değerleri, çevre illerin kaplıcalarındaki ortalama verilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bundan dolayı, Aydın kaplıcalarının hem kaplıca turizmine, hem de ısıtma amaçlı kullanıma uygun olduğu söylenebilir. Bu çalışmada sıcak sularda bulunan çeşitli eser elementler(Cd, Cr, Ni, Pb, Ba, Cu, Zn, Al vb.) anyonların (F, Cl, Br, I, NO3, NO2, SO4, PO4) ve katyonların ( Na, K, Ca, Mg, NH4, Mn, Fe) analizi yapılmıştır.Analizleri yapılan kaplıca sularındaki ağır metal düzeylerinin halk sağlığını tehdit edecek sınırların altında olduğu belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Kaplıca, Aydın, Su analizi, Mineral madde analizi, ICP-OES
Ters faz dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon yöntemi ile zeytinyağında bazı fenolik bileşiklerin zenginleştirilmesi ve sıvı kromatografi ile tayini
Bu çalışmada, zeytinyağında bulunan sekoiridoit yapıdaki oleuropein, benzoik asit yapıdaki gallik asit, sinnamik asit yapıdaki kafeik asit, ferulik asit, p-kumarik asit ve fenolik alkollerden hidroksitirozol ve tirozol biyofenolik bileşiklerinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile belirlenmesi öncesinde, zenginleştirilmesi için ters faz dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (RP-DLLME) metodu geliştirilmiştir. Bu metot, sıvı-sıvı ekstraksiyon yönteminin minyatürize edilmiş hali olan ve üçlü bileşen çözücü sistemine (sulu ortam/ekstraksiyon çözgeni/dağıtıcı çözgen) dayanan dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (DLLME) metodunun çözgen polaritesinin değiştirilmiş (çevrilmiş) halidir. RP-DLLME metodu, fenolik bileşiklerin yağ fazından tüpün dibinde oluşan mikrolitre hacim seviyelerindeki berrak sulu faza geçerek kromatografik kolona doğrudan enjekte edilip zenginleştirilmelerine olanak sağlamaktadır. Ekstraksiyon verimine etki edebilen parametrelerden olan pH, seyreltici cinsi, zeytinyağı-seyreltici hacim oranı, zeytinyağı hacmi, dağıtıcı çözgenin cinsi, dağıtıcı çözgenin hacmi, ekstraksiyon çözgeni olan suyun hacmi, tuz etkisi, santrifüj zamanı ve santrifüj hızı ile ilgili uygun çalışma koşulları belirlenmiştir. Bu koşullar; sırasıyla ortamın pH'sı 7, yağı seyreltmek amacıyla ilave edilen seyreltici cinsi hekzan, 1:1 hacim oranına sahip zeytinyağı-seyreltici oranı, zeytinyağı örnek hacmi 1 mL, ekstraksiyon çözgeni olan suyun hacmi 50 µL, dağıtıcı çözgen olan etil asetatın hacmi 100 µL olarak bulunmuştur. Bu koşullarda, fenolik bileşikler için geri kazanımlar %72,3-118,5, zenginleştirme faktörleri 14,4-17,1 aralığında değişiklik göstermiştir. Önerilen zenginleştirme metodu sızma ve riviera zeytinyağı örneklerine de uygulanmış ve biyofenolik bileşikler ppb seviyelerinde yeterli kromatografik çözünürlükle tayin edilmiştir.
Azap Gölü'nün sedimentlerindeki ve sularındaki ağır metal miktarlarının belirlenmesi
Yaşamımızın en önemli sorunlarının başında çevre kirliliği gelmektedir. Çevre kirliliği ekosistemlerimizi büyük ölçüde tehdit etmektedir. Hızlı kentleşme ve sanayileşmenin neden olduğu çevre kirliliği sucul ortamları olumsuz yönde etkilemektedir. Son dönemlerde sucul ortamlarda çevre kirliliği çalışmaları hızlı bir şekilde artmıştır. Bu çalışmada Aydın ilinin Söke ilçesinde bulunan Azap Gölünün su kalitesinin belirlenmesinde kullanılan bazı parametreler ve su kirliliğine neden olabilecek bazı faktörler incelenmiştir. Azap gölünün çeşitli özellikleri dikkate alınarak beş farklı istasyon belirlenmiştir. Her bir istasyonda iki aylık periyotlar halinde eylül 2013 - mayıs 2014 tarihleri arasında 5 kez su ve sediment örnekleri alınmıştır. Alınan sediment örneklerinde ağır metal (Fe, Al, Mn, Cr, Co, Cd, Cu, Ni, Ba, Pb, Zn, B) analizi; su örneklerinde ise pH, sıcaklık, iletkenlik, toplam sertlik, alkanite ve ağır metal (Fe, Al, Mn, Cr, Co, Cd, Cu, Ni, Ba, Pb, Zn, B) analizi yapılmıştır. Ağır metal analizleri ICP-OES cihazı ile pH, sıcaklık ve iletkenlik tayinleri ph metre ile, toplam sertlik ve alkalinite tayinleri ise titrimetrik yöntem ile yapılmıştır. Su ve sediment örneklerindeki ağır metal derişimlerine bakıldığında Fe, B ve Al diğer ağır metallere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinde genel olarak Cr, Co, Cd ve Pb; sediment örneklerinde ise Pb tayin edilememiştir.
Zeytin ve zeytin ürünlerinin bazı makro ve mikro inorganik bileşenlerinin analizi
Zeytin ve ürünlerindeki eser element bileşenlerinin incelenmesi hem yağın oksidatif kararlılığı açısından hem de eser elementlerin metabolik işlevlerdeki rolleri ve toksilojik etkileri göz önüne alındığında sağlık açısından önemi teşkil etmektedir. Bu çalışmamızda; zeytin ve zeytin ürünlerinde bulunan elementlerin (Zn, Fe , Se, Mg gibi bazı besleyici elementler Pb, Cd gibi bazı toksik elementler) analizi yapılmıştır. Bu analizler zeytinin yetiştirildiği bölgeye göre: Çeşit ve yöre olarak farklılıkları gözlemek için 4 farklı bölge seçilmiştir. Bunlar: Aydın Yöresi, Milas-Çomakdağ Yöresi, Milas-Selimiye Yöresi, Muğla-Yatağan Yöresidir. Zeytin çeşidine göre: Memecik, Gemlik, Delice, Çelebi cinsi türler seçildi. Hasat zamanı: Hasat zamanı öncesi (Yeşil zeytin) hasat zamanı (siyah zeytin) olmak üzere çeşitli parametreler, ve her bir parametre zeytin yaprağında, zeytin meyvesinde, zeytinin yetiştirildiği toprakta, zeytin karasuyun da, olmak üzere çeşitli örneklerde metal dağılımları incelendi. Analizler ICP-OES kullanılarak yapıldı. Örneklerin analize hazırlanmasında mikrodalga ile çözünürleştirme yöntemi kullanıldı.
Aydın-Buharkent yöresindeki jeotermal sularında bazı kirletici parametrelerin araştırılması
Yer kabuğu bol ve çeşitli enerji kaynaklarına sahiptir. Jeotermal enerji yerden gelen ısı anlamında kullanılmaktadır. Tükenmeyen, yenilenebilen ve çevre kirliliğine neden olmayan bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin daha yaygın kullanım alanları araştırılmaktadır. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, konutların ısıtılmasında, ziraat alanında kullanılmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı yaşama olumlu katkılarda bulunduğu için de, son zamanlarda yapılan araştırmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Bu tez çalışması, Büyük Menderes Nehri su ve sedimentlerindeki kirlilik parametrelerini incelemek için yapılmıştır. Bu araştırma sırasında periyodik olarak belirlenen istasyonlardan su ve sediment örnekleri alınmış ve su örneklerinin pH, iletkenlik gibi parametreleri yerinde bakılmıştır. Örnekler laboratuvara alındıktan sonra su ve sediment numunelerindeki çeşitli iyonların (B, Cd2+, Cr3+, Pb2+, Cu2+, Zn2+, Al3+, Na+, K+, Ca2+, Mg2+, NH4+, Mn2+, Fe3+, NO3 -, SO4 2-, PO43-) analizi gerçekleştirilmiştir. Su ve sediment örneklerindeki metal analizleri alev atomik absorbsiyon spektrofotometrisi (AAS), SO42-, NO3-, NH4+ analizleri spektrofotometrik yöntemlerle, HCO32-, CO32- analizleri ise titrasyon yöntemleri ile yapılmıştır. Sodyum, kalsiyum ve magnezyum iyonlarının derişimlerinden yola çıkılarak su kalitesini belirleyen Sodyum Absorbsiyon Oranı (SAR) hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre SAR değerleri yönetmelikte belirtilen değerlere göre tüm istasyonlarda çok yüksek değerlerde tespit edilmiştir. Mn2+, Al3+, Cr3+, Cd2+, Pb2+ iyonları tüm istasyonlarda tayin edilememiştir. Bor, dördüncü istasyon dışında tüm istasyonlarda yüksek değerlerde tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Ağır Metal, Aydın-Buharkent, pH, , İletkenlik, SAR, AAS.
Aydın Buharkent yöresinde jeotermal sularla sulanan toprak ve bitki örneklerinde bazı kirletici parametrelerin araştırılması
Her geçen gün artan nüfus ve buna bağlı olarak sanayi artışı enerjiye duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Alternatif enerji kaynaklarından biri olan jeotermal enerji hem yenilenebilir olması, hem de ülkemizde bol miktarda bulunması nedeniyle son yılların kuşkusuz en çok tercih edilen enerji haline gelmiştir. En yaygın kullanım alanı ise enerji üretimidir. Ne yazık ki jeotermal akışkanların bilinçsiz ve yanlış kullanımı çevre kirliliğini tetiklemektedir. Kimyasal bileşimleri nedeniyle, yanlış kullanımları sonucu önce sular, sonra topraklar, daha sonra bitkiler yani kısaca tüm ekosistem için tehlike alarmı vermektedir. Bu araştırma, jeotermal akışkanlar nedeniyle kirlenme riski taşıyan Aydın-Buharkent yöresinde ki toprak ve bölgede yetiştirilen meyve örneklerinin ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma için bölgede 9 toprak, 5 meyve istasyonu belirlenmiştir. İstasyonlar kirlenme olasılığının fazla olduğu düşünülen jeotermal enerji tesisleri çevresinden seçilmiştir. Bu araştırma sırasında belirlenen istasyonlardan, üç aylık periyotlarla toplam üç kez toprak ve meyve örnekleri alınarak temel kirlilik parametrelerinin analizi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla örneklerin pH, iletkenlik ve tuzluluk gibi parametrelerine bakılmış, daha sonra çeşitli elementlerin (B, Cd2+, Cr3+, Pb2+, Cu2+, Zn2+, Al3+, Mn2+, Fe3+) analizi AAS ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre jeotermal enerji tesisleri çevresinde pH, tuzluluk ve bor derişimi yüksek tespit edilmiştir. Tüm istasyonlarda Cd, Cr, Mn, Cu tayin limitinin altındadır. Zn 6. İstasyon hariç tüm istasyonlarda yüksek çıkmıştır. Fe ve Al derişimleri tüm istasyonlarda yüksektir. Anahtar Kelimeler: jeotermal enerji, toprak, meyve, Ağır metal, AAS, Buharkent, pH, iletkenlik.
Selçuklu ve Beylikler Döneminde Malatya
Anadolu'nun stratejik bir konumunda bulunan Malatya, Doğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. Geniş düzlüklere sahip olan Malatya, Anadolu, İran ve Ortadoğu ticareti için stratejik bir öneme sahipti. Bizans çağında da Anadolu için önemli sayılan Malatya, Türklerin fethetmek için büyük uğraş verdikleri yerlerin başında gelmektedir. Şehirde Selçuklu mimari izlerinin görülmesi Türk-İslam tarihi açısından şehrin önemini arttırmaktadır.Yapılan kazı ve araştırmalar sonucu yaşamsal boyutun M.Ö dayandığı anlaşılan şehirde Hıristiyan ve Müslüman eserlerinin varlığı şehrin önemini gösterir niteliktedir. Günümüze kadar varlığını sürdüren tarihi eserler, bu tarihi şehirde İran, Bizans, Roma, Arap, Ermeni ve Türk medeniyetlerinin yaşamına tanıklık eder.Çalışmada Malatya'nın ilk tarihinden kısaca bilgiler verilip Türk-İslam hâkimiyetine girişi siyasal olarak anlatılmıştır. Bu hâkimiyetle birlikte mimari eserlerin öncesi ve İslam dönemi aktarılarak Anadolu'nun yaşamsal boyutu aktarılmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada Malatya'nın fethinin Türk-İslam tarihi açısından önemi, ortaçağdaki önemi ve mimari yapıların özellikleri ile birlikte o dönemdeki yaşam koşulları hakkında bilgiler sunulmaya çalışılmıştır.
Türkiye Selçukluları ve Beylikler Döneminde Erzurum'da sosyal ve kültürel hayat
Anadolu coğrafyasında stratejik açıdan önemli bir yere sahip olan Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. Çevresi yüksek dağlarla çevirili olan Erzurum, tarih boyunca hem Anadolu, İran ve Ortadoğu ticareti için hem de askeri açıdan stratejik bir öneme sahipti. Bizans döneminde de Anadolu için önemli sayılan Erzurum, Türklerin fethedip, ele geçirdikleri şehirlerin başında gelmektedir. Şehirde Selçuklulardan günümüze kadar gelmiş olan mimari eserlerin bulunması Türk-İslam tarihi açısından şehrin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca bilimsel ve kültürel alanda yapılan çalışmalar ile Anadolu'yu aydınlatan bir konumda olduğunu göstermektedir.Araştırmalar sonucunda ortaya çıkan veriler şehrin M.Ö' ye dayandığını, şehirdeki Hıristiyan ve Müslüman eserlerin varlığı da her iki din için şehrin önemini gösterir niteliktedir. Ayrıca Antik dönem başta olmak üzere Pers, Bizans, Roma, Arap, Ermeni ve Türk medeniyetlerinin yansıtan mimari eserlerin varlığı kültürel etkileşiminin devamına tanıklık etmiştir.Çalışmamda Erzurum'un coğrafi konumu ve tarihi süreç içerisinde şehre verilen adlardan kısaca bilgiler verip, Türk-İslam hâkimiyetine girişi siyasal olarak anlatılmıştır. Bu hâkimiyet sonucunda ortaya çıkmış olan mimari eserlerin öncesi ve İslami dönemi ele alınarak, Anadolu'nun kültürel, bilimsel ve sosyal boyutu aktarılmaya çalışılmıştır.Bu çalışmamda Erzurum'un sırasıyla ortaçağdaki önemi, Türklerin fethiyle birlikte Türk-İslam tarihi açısından önemi ve mimari yapıların özellikleri, kültürel ve yaşam koşulları hakkında bilgiler sunulmaya çalışılmıştır.