Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Emre Köksalan
14 theses · Gaziantep University
Syrian journalists in Turkey an exploratory research onchallenges and realities
In this research, the reality of Syrian journalists in Turkey and the challenges they face has been studied, in order to reach a clear understanding of all aspects related to and affecting the conditions in which they live and work. As an example of immigrant or refugee journalists, their circumstances provide a model that helps in understanding what it might be like for immigrant or refugee journalists in general. Because they are refugees in origin, they, like other refugees, face great challenges, in addition to challenges related to the nature of their journalistic profession and their specialization in covering the thorny Syrian issue. This research has adopted the exploratory survey method, because knowledge of the subject does not allow for a descriptive analytical study. Therefore, a descriptive analysis of the general situation of Syrian journalists residing in Turkey was conducted, and an exploratory field research methodology was adopted by conducting a survey using a questionnaire form designed to answer the questions raised in the study. In the end, the data was categorized and analyzed to reach the results and discussed, in addition to the conclusions. The research claims to have achieved its goal by being able to answer the main question about what it means to be a Syrian journalist in Turkey. This is in light of the sub-questions that he set to cover all the social, security, legal, economic and professional aspects under which Syrian journalists live and work in Turkey.
Kültürler arası kırklama geleneğinin antropolojik bağlamda incelenmesi Şanlıurfa-Mardin örneği
Bu çalışma, sosyal bilimlerin başlangıç tarihiyle, gelişim sürecinde ortaya çıkan ve 19. Yüzyılın en genç bilim dalı olan antropoloji bilimini tanımlayan ve insanın, insanlığın bir parçası olan, antropolojinin en önemli temel ilkesi olan kültürel farklılıkları ortaya koymuştur. Kültürün insanla olan ilişkisini ele alarak kültürlerarası etkileşimi ortaya koymuştur. İnsanlığın birikimlerini yeniden üretme biçimini, antropolojinin günlük hayattaki önemini, kültürün temel ilkelerine dayandırıp ele alınmıştır. Kültürel ve biyolojik olarak insanı tanımlayan Antropoloji disiplini bilimsel olarak yoğun bir çalışma yürütmektedir. İnsan için bunlardan bir tanesi de sayılardır. İnsanlık tarihinde inançsal bağlamda bazı sayılar kutsal değerler taşımaktadır. Bu sayılardan bir tanesi de kırk'tır. Bu tez çalışmasında Mardin ve Şanlıurfa yörelerinde asırlardır devam eden Kırk sayısının nasıl önem kazandığını, Kırk sayısının kültürel açıdan neden bu kadar etkili olduğunu açıklar. Bir insanın dünyaya geliş süreciyle doğum öncesi ve sonrası, ruhun bedenden ayrılış süresi Kırk sayısına bağlanmaktadır. Dolayısıyla kültürlerarası karşılaştırma yaparak sayıların günlük hayattaki yerini etnografik bir yöntemle incelemiştir. Anahtar kelimeler: Antropoloji, Kültür, Kırk Sayısı
Medya okuryazarlık dersi alan öğrencilerin şiddeti algılama biçimleri
Bu tez çalışmasında, medya okuryazarlık dersini alan ve almayan öğrencilerin medyatik şiddeti algılama biçimleri araştırılmıştır. Buradan hareketle medya okuryazarlık dersinin toplumsal şiddetin anlaşılması ve çözümü noktasındaki katkısı açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma Adıyaman ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarında okuyan öğrencilerle sınırlıdır. Bilgi toplama noktasında, öncelikle öğrencilerin medya okuryazarlık düzeyleri anket yöntemiyle ölçülmüş ve ardından dersi alan ve almayan öğrencilerin medyadaki şiddeti algılamaları görüşme yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara göre medya okuryazarlık dersini alan öğrencilerin bu dersi almayan öğrencilere göre, medya okuryazarlık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Dersi alan çocukların şiddet konusunda daha duyarlı oldukları, onun yaygınlaştırılması, çeşitlenmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin varlığını fark etme noktasında daha duyarlı olduğu görülmektedir. Ayrıca ders başarısının yüksek olması, medya okuryazarlık dersinin temel becerileri olan; erişme, analiz, değerlendirme ve iletme beceri düzeylerinin de yüksek olması gibi pozitif bir ilişkiyi de ortaya koymuştur. Anahtar sözcükler: şiddetin alımlanması, medya okuryazarlığı, toplumsal cinsiyet, öğrenci başarısı
Toplumsal cinsiyet bağlamında kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin ulusal yazılı basında temsili: Karşılaştırmalı bir analiz
Geçmişten günümüze her daim var olan yoksulluk küreselleşme ile beraber giderek derinleşmekte ve tüm toplumların sorunu haline gelmektedir. İnsanları tüketicilik üzerinden tanımlayan neoliberal süreçler küreselleşme ile birlikte yoksullukların daha da artmasına ve derinleşmesine neden olmaktadır. Toplumlarda ve hanelerdeki yoksulluktan daha çok etkilenen bireyler olarak kadınlar yoksulluğu daha yoğun yaşamakta ve bu durumdan daha çok etkilenmektedirler. Ekonomik anlamda da dezavantajlı konumda olan kadınlar öncelikle bu durumdan kurtulabilmek, aile ekonomisine katkıda bulunabilmek adına daha sonra da kendi sosyal- kültürel gelişimlerine katkıda bulunabilmek adına girişimciliğe yönelebilmektedirler. Girişimci olan kadınlar toplumda aile ve ülke ekonomisine katkıda bulunan, kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak daha farklı konumlandırılmakta, yaptıklarından başarı öyküleri olarak bahsedilmekte, yoksul kesimler ve kadınlar ise daha çok mağdur olarak yansıtılarak dramatize edilmektedirler. Tüm bunlardan yola çıkarak bu tez çalışmasında ulusal yazılı basında kadınlara ait yoksulluk ve girişimcilik haberlerinin nasıl dile getirildiği ve sunulduğunun farklı ideolojik yapılara sahip Hürriyet ve Sözcü gazeteleri üzerinden eleştirel söylem analizi ile ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Hürriyet ve Sözcü Gazetelerinin 01 Ocak- 31 Haziran 2021 tarihleri arasındaki 90 tane kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin 37 tanesine eleştirel söylem analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda Hürriyet Gazetesi' nde kadın yoksulluğunun görmezden gelindiği, kadın girişimciliği haberlerinin ise hane ve ülke ekonomisine olan katkılarının vurgulanarak devlet ve kurumlar tarafından desteklendikleri haberler şeklinde ele alınmıştır. Sözcü Gazetesi' nde ise kadın yoksulluğu haberlerinin iktidarı eleştirmek için muhalefet tarafından dile getirildiği haberler olarak sunulduğu, kadın girişimciliği haberlerinin ise bireysel başarılar ve kooperatif destekli işler olarak sunulduğu gözlenmiştir.
The political economy of citizen journalism at war conditions: an ethnographic research on the exploitation by media institutions of citizen journalists in Syria
What motivated amateur civilians to become citizen journalists during the Syrian War, and how did the media institutions rob them of their rights? In this research we examined the political economy context of the practice of citizen journalism as a profession, which has been changed by the conditions of war together with the possibilities of new media technologies, with the ethnographic method. In the research, phenomenological design, which is one of the qualitative research methods, was used. Within the scope of the research, Citizen Journalists and representatives of media institutions were interviewed. Data were collected through interviews with twenty-seven participants within the scope of the research. Participants were included in the research voluntarily. An interview form with 9 questions developed by the researcher was used as a data collection tool in the research. Qualitative data analysis methods were used in the analysis of the research data. In this context, data were analysed by content analysis. In addition, it was stated in the research that the most important reasons for the emergence of citizen journalists in Syria were that the regime did not report the events and that the international press was prevented from entering such events, and that the civilians were reporting the events to the world. In this context, citizen journalists define themselves as activists who document violations and learn journalism over time and through the events they experience. Then these people cooperated with international media institutions, but these media institutions did not give them all their due rights.
Kadınların sosyal medya'daki dijital yaygın yaratıcılık etkinliklerini anlamak: Instagram örneği üzerine etnografik bir çalışma
Kadınların Sosyal Medya'daki Dijital Yaygın Yaratıcılık Etkinliklerini Anlamak: Instagram Örneği Üzerine Etnografik Bir Çalışma adlı tez, Türkiye'de bulunan kadınların günlük pratikleri arasında yer alan el işi etkinliklerini yeni medya araçları arasında bulunan Instagram yoluyla paylaşımı bu durumu etkileri üzerinedir. Dijital medyayla buluşan gündelik pratiklerin yaygın yaratıcılık pratiği ve postmodern ben odaklı özne çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Gündelik pratiklerini evlerinde yapan ve üreten kadınlar, Instagram üzerinden bu üretimlerini sunmaktadırlar. Gündelik pratik etkinlikleri dijital teknoloji ile birleştirerek yeniden üretime girmektedir. Yeniden üretim yaygın yaratıcılık pratiğini oluşturmaktadır. Yaygın yaratıcılık sıradan olan gündelik pratiğimizin dijital ortamla buluşmasıyla ortaya çıkan bilinilirlik ve etkileşimdir. Bu etkileşimle kendi 'ben' özelliklerini koruyarak bir topluluk oluşturup biz olabilmektedirler. Araştırma nitel desenli olup kartopu yöntemiyle 13 kadınla görüşülmüştür. İçerik analiz yöntemiyle derinlemesine analiz yapılmıştır. Bulgular temalara ayrılıp yorumlanmıştır. Katılımcılar gündelik yaşamlarının bir parçası olarak el işi örneklerini ınstagramda paylaşmış ve bu durum kendilerinin bilinirliliğini arttırarak kendilerindeki yeteneğin farkına varmışlardır. Birbirlerine ilham vererek hem maddi hem de manevi açıdan kendilerine alan açmışlardır. Kadınların Yaygın Yaratıcılığı ve Post modern ben odaklılık çerçevesinde kadınların gündelik pratikleri değerlendirmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, literatürdeki boşluğu doldurması amaçlanmaktadır.
Sosyal medyada üretilen eril dini söylemin okunma biçimleri: Kadınlar üzerine bir alımlama çalışması
Toplumsal cinsiyet rolleri, bireylerin dinî inançlarını şekillendirmede önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ataerkil yapıların hâkim olduğu toplumlarda dinî söylemlerin eril karakter taşıması, kadınların dini kurumlar ve geleneksel inanç sistemleriyle kurduğu ilişkiyi derinden etkilemektedir. Bu bağlamda, eril söylem aracılığıyla inşa edilen dinî anlayışlar, kadınların dışlanmışlık, değersizlik ve ikincil konumda hissetmesine yol açmakta; bu da kadınları geleneksel dinî yapılardan uzaklaştırarak deizm ve ateizm gibi alternatif inançsızlık biçimlerine yönlendirebilmektedir. Bu çalışmada, eril dinî söylemlerin kadınlar üzerindeki etkisi toplumsal, psikolojik ve teolojik boyutlarıyla ele alınmaktadır. Dinî metinlerin eril yorumlarla aktarılması, kadınların söz hakkının sınırlandırılması, kadının bedenine ve yaşam biçimine yönelik kısıtlayıcı normların meşrulaştırılması gibi durumlar, kadınların bireysel özgürlük arayışı içinde kurumsal dine mesafe almasına neden olmaktadır. Bu yönelim, sadece bireysel bir inanç değişikliği değil, aynı zamanda kadının kendi kimliğini yeniden tanımlama çabası olarak da değerlendirilmektedir.
Yerli televizyon dramalarında annelik rollerinin yeniden üretimi: Kadın" dizisi örneği
Melodram türü, uzun yıllar sinemada izleyiciyi etkileyen filmlere kaynak oluşturmuştur. Kitleleri yıllar boyu, eğitici ve eğlendirici kimliğiyle meşgul eden sinema, zaman içerisinde etkisini kaybederek yerini televizyona bırakmıştır. Sinemadan aldığı mirasla, melodram türünün devamlılığını yerli dramalar aracılığıyla sağlayan ve kitle iletişim araçlarının tümü gibi hâkim ataerkil ideolojinin korunarak pekiştirilmesine yardımcı olan televizyonun da ataerkil ideolojinin zorunlu kıldığı, toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tesis edilmesini desteklediği görülmüştür. Günümüz televizyon dünyasında yerli dramalar kadınlara, annelik rolleri ile ilgili bilindik göstergeler sunmaya devam etmektedir. Çalışma kapsamında, yerli dramalarda annelik rolleri "Kadın" dizisi özelinde, söylem analizi yapılarak araştırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Melodram, Türk Sineması, Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, Yerli Dramalar, Kadın, Annelik Rolleri
Bir toplumsal cinsiyet kategorisi olarak kadının sinemadaki temsiliyetini okumak: Gaziantep yerelinde bir alımlama çalışması
Diğer sanat türlerinde olduğu gibi, sinema da içinde bulunduğu toplumun kültürel yapısını yansıtır. Bu sebeple izleyici odaklı çalışmaların iletişim alanına katkıları oldukça önemlidir. Kültürel Çalışmalar ekolü ile kendisine daha geniş bir alan yaratan izleyici araştırmaları, alımlama çalışmalarının temel dinamiklerinin anlaşılmasına katkı sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı da, toplumsal cinsiyet bağlamında kadın izleyicilerin filmlerdeki kadın temsillerini nasıl alımladıklarını/okuduklarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda "Aaahh Belinda" filmi Gaziantep yerelinde kadın izleyicilere seyrettirilmiş ve izleyicilerin filmindeki kadın karakterleri ve filmin anlatısını nasıl okuduğu çalışmaya yansıtılmıştır. Tüm bu görüşlerden yola çıkarak, medya sosyolojisi içerisinde yer alan alımlama çözümlemesi yönteminden faydalanarak, film metnini oluşturan dramatik unsurların Gaziantep yerelindeki kadın izleyiciler tarafından alımlanması/okunması sonucu elde edilen nitel verilere Tamar Liebes'in "izleyicilerin televizyon metinlerine katılma biçimleri" modeli uygulanmaya çalışılmıştır. Kadın izleyicilerin alımlamaları/okumaları modele göre değerlendirildiğinde, en çok göndergesel okumalar kategorisine göre gerçekçi ve oyuncul okumalara başvurdukları görülmüştür. Filmdeki dramatik unsurları, gündelik yaşama eklemleyip, oradaki kadın karakterler ile özdeşim kurarak okudukları ve bu okumalarda katılımcıların ataerkil düzeni yeniden inşa ettikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Kültürel Çalışmalar, Alımlama Çalışmaları, Kadın Temsilleri
İran romantik-komedi sinemasındaki kadın temsilini İranlı kadın izleyicilerin alımlama biçimleri
Bu tez çalışması İranlı kadınların sinemadaki kadın temsilini nasıl okuduğunu anlamayı hedefleyen etnografik bir çalışmadır. İran kadınını tanımak amacıyla içinde bulunduğu toplumun sosyal, kültürel ve siyasi geçmişi incelenmiştir. İran kadın hareketinin bu tarihsel süreçte yaşadığı değişim aynı zamanda İran modernleşme sürecine denk geldiği için modernleşme olgusunun bu toplumda nasıl bir karşılığı olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu hedef doğrultusunda kadın izleyicilerle belirli bir romantik-komedi filmi üzerinden alımlama çalışması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İran, Feminizm, Modernleşme, Gelenek, Sinema, Alımlama, Tür filmleri, Romantik-Komedi
Yerel televizyonlarda haber üretiminin habitusunu anlamak: Şanlıurfa örneği
Araştırmada Şanlıurfa'da yayın yapan televizyon kanallarında çalışan gazetecilerin haberleri üretirken nelerden etkilendikleri ve haberi üretirken kendi kültürel sermayelerini ne kadar yoğun bir şekilde kullandıkları üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ilinde yayın yapan televizyon kanallarında çalışan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanları kapsamaktadır. Bu araştırmayı yaparken ilk önce Şanlıurfa'da yayın yapan yerel televizyon kanalları hakkında bilgiler toplandı. Bu bilgileri toplarken Türkiye'nin ilk yerel televizyon kanalı Şanlıurfa'dan olduğunu bilerek bu doğrultuda tezimizin daha kapsamlı ve önemli olduğunun bilinciyle her kanalın ana haber bültenleri belirli aralıklar ile yaklaşık iki ay boyunca izlenerek televizyon kanallarının ön planda neleri tuttuğu ve bu anlamda kanal hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Örneklemi; Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve gözleme dayanarak Şanlıurfa'da yayın yapan televizyon kanallarında çalışan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanlardan oluşan toplamda 15 kişi ile oluşmuştur. Araştırmada gazetecilerle birebir görüşülerek gazetecilik mesleğine dair sorular sorulmuş ve ses kaydı ile kayıt altına alınmıştır. Yapılan görüşmeler araştırma da konumuz ile ilişkilendirilerek analiz bölümünde yer almıştır. Araştırma sonucunda; 1. Haber üretiminde görev alan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanların haberleri üretirken kendi yaşanmış hikayelerinden yola çıkarak haber ürettikleri ve yaşadıkları kente zarar vermeyecek haber içerikleri oluşturmak istedikleri gözlemlenmiştir. 2. Şanlıurfa ilinde yayın yapan televizyon kanallarında çalışan kişilerin çoğunlukla bu mesleğe birilerinin vesilesiyle başladıkları gözlemlenmiştir. 3. Araştırmaya katılan gazetecilerin çoğunun, kentin tanıtıma katkı sağlayıcı haberler üretmek istedikleri ve bu haberleri ön planda tuttukları, ayrıca gazetecilik mesleğinin yerelde yaşadıkları sorunlardan ve mesleği gazeteci olmayan kişilerin internet sitesi yada sosyal medya hesaplarından gazeteci gibi davranması gazetecilik mesleğinin bazı vatandaşlar tarafından itibarsızlaştığının etkileri olduğu gözlemlenmiştir. 4. Araştırmaya katılan gazetecilerin yöresel özelliklere karşı iyi bir tutum içerisinde oldukları, bunun haber içeriklerinde ve yapılan görüşmelerde sorulan sorulara verilen cevaplara yansıdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Televizyon Kanalları, Gazeteciler, Habitus, Sermaye, Kültür, Haber, Şanlıurfa.
Göç, kentleşme, gecekondu ve yoksulluğun 2000'li yıllardan sonra Türk Sineması'na yansıması: "Güneşi Gördüm" filmi örneği
Çalışmanın amacı; Göç, kentleşme, gecekondu ve yoksulluğun 2000'li yıllardan sonra Popüler Türk Sineması'nda nasıl temsil edildiğini "Güneşi Gördüm" filmi örneği üzerinden söylemsel ve göstergebilimsel olarak analiz etmek ve anlamlandırmaktır. Çalışmamızda öncelikle göç, kentleşme, gecekondu ve yoksulluk olgularının literatürdeki yeri incelenmiş, Popüler Türk Sineması'nda bahsi geçen kavramların nasıl işlendiğinin literatürdeki eksiklikleri üzerinden özellikle gecekondu ve yoksulluk birlikteliğinin sinemadaki temsili "Güneşi Gördüm" filmi örneği ile analiz edilmiştir. Popüler Türk Sineması'nda göç, kentleşme, gecekondu ve yoksulluk temellerine dair göstergeler ele alınan filmde göçün nedeni, hangi yollardan gerçekleştiği, kırsal ve kent çatışması, göçmenin yaşadığı belirsizlikler incelenmiştir. Modern ve geleneksel arasında sıkışan göçmenin bu iki pratikle bir anda bir çeşit sınavın içerisine girmesi göç, kent, gecekondu ve yoksulluk eksenindeki Popüler Türk Sineması'nda ortaya çıkan en büyük bulgular olarak ortaya çıkmaktadır.
Kadının kamusal alanda erilleşmesinin medyada yeniden üretimi: Şahsiyet dizisi örneği
Bu çalışmanın amacı ataerkil sistem içerisinde özel alana sıkıştırılan kadının, çalışma için seçilen "Şahsiyet" dizisi üzerinden kamusal alan açısından olasılık ve sınırlılıklarını anlamlandırmaya çalışmak ve bu olanakların görünürlüğüne vurgu yapmaktır. Eril düşünce sisteminin hüküm sürdüğü bir toplumda eril olanın, dişil üzerinde tasarruf sahibi olmaları toplumsal yapı içerisindeki otoritenin belirgin hale gelmesi ile paralellik göstermektedir. Kamusal / özel alan ayırımında yüksek duvarların varlığı, kimliğinin farkında olmayan ya da olamayan kadının, üzerinde söz sahibi olan erkek tarafından özel alana hapsedilmesi ile devam edecektir. Bu açıdan çalışma eril düzen tarafından dayatılan toplumsal cinsiyet rolleri ile kadının nasıl ötekileştirilip özel alana itilip, hapsedildiğini ve özellikle kamusal alanda var olmaması için hangi toplumsal algılar ile günlük pratiklere yansıma biçimini tespit etmektir. Mekânlar da yaratılan farklılaşma ile kadın ve erkek cinslerinin belirli mekânlar ile özdeşleştirilmesi süreci birbiri ile ilintili olarak gelişmiştir. Çalışmada yeni iletişim teknolojileri vasıtası ile oluşacak madun kadın karşıt kamusunun yaygın kamusal alan ile etkileşim pratiği ve sonuçları, kamusal alan kavramı, feminizim ve kısaca postmodernlik kavramı üzerinden kritik edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede tezin örneklemini Şahsiyet dizisinde yer alan Nevra karakteri oluşturmaktadır. Eril söylem ve davranışlara maruz kalan, polislik mesleğini seçtiği için küçümsenen ve dikkatleri üzerine çeken dişil bir karakterin kamusal alanda yaşadığı sorun ve deneyimler, genel bir çerçeve oluşturularak analiz edilmeye çalışılmıştır.
1980'li ve 1990'lı yılların rock- metal müzisyenlerinin habitusu (İstanbul örneği)
Müzik alanı, kendi özerkliğini kurma noktasında oldukça kırılgan bir yapı göstererek, geçmişten günümüze politik, ekonomik, toplumsal, kültürel ve sanatsal alanların yönlendirmesiyle birlikte şekil almaktadır. Bu nedenle bir ülkedeki müzik alanının evrimsel sürecini takip etmek, aslında o ülkenin diğer alanlarında yaşanan değişimleri ve dönüşümleri anlamak ve betimlemek açısından oldukça yol gösterici olmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma bir yandan Batıda doğmuş olan rock- metal müziğin Türkiye'de deneyimlenme biçimlerinin izlerini sürerken bir yandan da arka planda ülkenin sosyo- tarihsel arka planının bir bölümünün fotoğrafını çekmektedir. Bu minvalde araştırma başlangıçta, Türkiye'de 1950'li ve 1960'lı yıllarda dışarıdan ithal edilen bir müzik türü olan rock'n roll ve akabinde gelen rock müziğin, dönemin siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel koşulları neticesinde yerelleşme kapsamında Anadolu pop- rock müziğine evrimini izlemiştir. Daha sonrasında, 1980'li yıllara gelindiğinde ise askeri darbe süreci ve ardından gelen Özal hükümetinin politik ve ekonomik kararlarıyla ülkenin her yönüyle dünyaya entegre olma çabasını okumakla birlikte, çalışmada asıl olarak İstanbul özelinde 1980'li yıllarda kurulmaya başlayan ve 1990'lı yıllarda değişim sürecine giren rock- metal müzik alanı ve eyleyicilerinin habitusları anlaşılmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla bu türlü bir anlama çabası içerisinde çalışmanın analiz çerçevesini oluştururken, Bourdieu'nün kavramları ışığında, söz konusu dönemde İstanbul'da rock- metal müzik alanı içerisinde bulunan on beş kişinin tanıklıkları üzerinden, yarı- yapılandırılmış sorular çerçevesinde derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir.