Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Şahin
20 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty, Karadeniz Technical University, Dokuz Eylül University, Amasya University
Erken Hristiyanlık Dönemi martyriumları ve İznik Gölü Bazilikal Kilisesi martyriumu
Nikaia kenti tarih boyunca birçok önemli olaya sahne olmuş, özellikle de Erken Hristiyanlık döneminde bünyesinde toplanan iki konsile ev sahipliği yapması ününü daha da arttırmıştır. Konsil döneminden ve Hristiyanlığın Büyük Konstantin tarafından serbest hale gelmesinden önce kentte ciddi bir Hristiyan nüfusun bulunduğu şehit edilen azizlerden anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak, İznik Gölü Su Altı Bazilikal Kilisesi'nde yer alan ve ilk başta diakonikon olarak adlandırılan pastophoria odasının Erken Hristiyanlık döneminde martyrium olarak inşa edilip kullanıldığı saptanmaya çalışılmıştır. Mekân, yerinde incelenen, mimarisi, taş sırası, duvar örgüsü, iç dekorasyonu, mezarları ve buluntularıyla batıda ve doğuda inşa edilmiş ilk bağımsız martyriumlarla karşılaştırılmıştır. Tarihsel süreçte bu martyriumlara eklenen kilise örnekleriyle, bazilikal ana yapı mimarisi kıyaslandığında özellikle Kilikia ve Suriye bölgelerinde yer alan doğu martyrium-kilise mimarisiyle benzerlik gösterdiği anlaşılmıştır. Ancak bu kadar kuzeyde bulunmasıyla da şaşırtıcı bulunan bazilikal kilisenin, ilk evresinin martyrium olduğu, mekânın mimarisinin yanında tarihlendirilmesi yapılmış buluntuları ve kentin antik çağ tarihçesiyle desteklenmiş; yapının Aziz Neophytos için inşa edildiği, martyr azizin kent dışında, göl kenarında şehit edilmesi ve gömüldüğü yere de bir kilise yapılmasıyla ilişkilendirilmiştir.
Roma Dönemi Nikai'sında su temini
Bu çalışmanın konusunu Antik Nikaia kentinin Roma döneminde, kentin ihtiyacı olan suyu nasıl temin ettiği oluşturmaktadır. Antik yazarlardan Vitruvius'un Mimarlık Üzerine On Kitap adlı eseri, Roma Dönemindeki su teminine dair önemli bilgiler verdiği için bu çalışmanın ana kaynağı olmuştur. Antik Nikaia Kenti'nin üzerine şimdiki İznik şehri konumlandığı için çalışmada Lefke Kapı'daki su kemerine ağırlık verilmiştir. Lefke Kapı Su Kemeri, kentin su temini açısından oldukça önemlidir. Sukemeri ve kanalında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce izin verilen öğrenci çalışması kapsamında incelemeler ve su kemerinde dijital taramalar yapılmıştır. Yapılan incelemelerle su kemeri yapımında kesme taş, moloz taş, tuğla, kireç, harç ve devşirme malzemeler kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Nikaia su sistemi, en erken İmparator Hadrian döneminden başlayarak 20. yüzyılın ortalarına kadar aktif olarak kullanılmıştır. 16. yüzyılda kenti ziyaret eden seyyahlar su kemerinin bakımsız olduğunu yazmışlardır. Uzun süre kullanılan su sisteminde, yapılan araştırmalar sonucunda İmparator Hadrian veya Justinianus dönemi, 8-9. yüzyıl, geç 11- erken 12. yüzyıl, 12-13. yüzyıl, 1963 onarımı ve son olarak 2015 restorasyonu olmak üzere toplam 6 yapı evresi saptanmıştır.
Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet zırhlı torso
Yüksek lisans tezimizin konusunu Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet mermerden yontulmuş zırhlı torso oluşturmaktadır. Araştırmamıza önce zırhlı heykellerin kökeni ile başlanmış ve bu bölümde ayrıca konu ile ilişkili daha önce yapılan yayınlar irdelenmiştir. Diğer bir bölümümüzü Antik Çağda Anadolu'da zırhlı heykel üretimi yaptığı bilinen Aphrodisias, Dokimeion ve Prokonnesos gibi atölyelerin üslup bakımından incelenmesi oluşturmuştur. Bir diğer bölümde çalışmamızın konusunu oluşturan torsoların hangi atölye/atölyelere ait olabilecekleri sorusu tartışmaya açılmıştır. Tipoloji bölümümüzde ise zırhlı torsolarımız tip olarak incelenerek benzer örnekler ile karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın bir diğer bölümü zırhlı heykellerimizin üzerinde yer alan zırh, giysi ve aksesuarların ikonografik incelenmesine ayrılmıştır. Son bölümümüz ise tarihleme konusuna ayrılmıştır. Atölyeler bölümünde yaptığımız değerlendirme sonucunda her iki heykelimizin de Prokonnesos Atölyesi'nde yontulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır. Heykellerimizle tip olarak benzeyen heykellerin de Prokonnesos Atölyesi üretimi oldukları görülmüştür. Zırh üzerinde kabartma olarak verilen tanrısal atribütlerle imparator, kökenini tanrısal kahramanlara dayandırarak güçlü bir savaşçı olduğunu göstermektedir. Pteryges rozetleri üzerinde yer alan kabartma figürlerin ise imparatorun yanında savaşa katılmış olan lejyonları temsil ettiği ortaya konmuştur. Tarihleme konusunda Kat. 1'de gösterilen heykelin, Hadrian'a ait olduğu ve Gölyazı'da bir duvar üzerinde tespit ettiğimiz kaide de dikkate alınarak, Hadrian'ın Apollonia'yı ziyaret ettiği tarihlerde yapılmış olabileceği teyit edilmiştir. Diğer torsomuz ise Septimius Severus'a ait olması nedeniyle MS 2. yüzyılın sonu, MS 3. yüzyılın başı tarihinde yontulmuş olmalıdır.
Kültür varlıklarının korunması ve sergilenmesi kapsamında: Apollonia ad Rhyndacum Nekropolü açık hava müze önerisi
Kültür Varlıklarının Korunması ve Sergilenmesi Kapsamında: Apollonia ad Rhyndacum Nekropolü Açık Hava Müze Önerisi Kültür varlıklarını koruma bilinci 19. yüzyılda Avrupa'da gelişim göstermeye başlamıştır. Çağdaş ve bütüncül koruma ilkelerinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Kültür varlıkları bulunduğu çevre ile birlikte değerlendirilmelidir. Bütüncül koruma anlayışının yansıması olarak koruma ve sergileme uygulamaları kapsamında açık hava müzeleri, çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tez çalışması hazırlanırken ulusal ve uluslararası mevzuatlar ve açık hava müze örnekleri irdelenmiştir. Elde edilen sonuçlar ile tez dört bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde çalışmanın ana materyali olan kültür ve kültür varlıkları kavramları incelenmiştir. İkinci bölümde ise ulusal ve uluslararası mevzuatlarda kültür varlıklarının korunması ve korumanın gelişim sürecine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın ana konusunu oluşturan kültür varlıklarının koruma ve sergileme yaklaşımı olarak açık hava müzeleri ele alınmıştır. Açık hava müzelerinin oluşturulma kriterlerinde Kültürel Miras Alanlarının Yorumlanması ve Sunumu Tüzüğü baz alınmıştır. Dördüncü bölümde ise Apollonia a.R. Kenti ve kentte yer alan nekropol alanı irdelenmiştir. Nekropol alanındaki çalışmalardan bahsedilmiştir ve yapılması öngörülen açık hava müzesinde kullanılması planlanan bilgilendirme tabelaları sunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin Geştalt temas biçimleri ile kişilik özellikleri ve duygusal farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
İnsanoğlu yaşamını sürdürmek için çevresiyle etkileşim kurmak zorundadır. Geştalt temas biçimleri kavramı da bireyin çevreyle nasıl etkileşim kurduğunu ifade etmektedir. Bireylerin iletişim kurma yöntemlerini ve davranışlarını modüle eden tutarlı özellikleri ifade eden kişilik özellikleri de insan davranışında önemli bir konuma sahiptir. Bireylerin davranışlarının diğer bir önemli unsuru olan duygular ve bireylerin davranışları ve öz düzenlemeleri üzerinde etkili olan duygusal farkındalık kavramı, davranışlar üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmaları sebebiyle önemli unsurlardır. Bu üç kavram arasındaki ilişkiler insan davranışını anlamak için önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin geştalt temas biçimleri ile kişilik özellikleri ve duygusal farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Geştalt temas biçimlerinin cinsiyet, romantik ilişki durumu, psikolojik yardım alma ve algılanan anne-baba tutumu değişkenlerine göre incelenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenen araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim öğretim döneminde Artvin, Rize, Trabzon, Ankara, İstanbul, Kocaeli, Karabük illerinde eğitim görmekte olan rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş 794 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma grubunda 469 kız öğrenci (%59.1) ve 325 erkek öğrenci (%40.9) bulunmaktadır. Araştırmada Geştalt Temas Biçimleri Ölçeği Yeniden Düzenlenmiş Formu (Aktaş ve Daş,2002), Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (Bacanlı, İlhan ve Arslan,2007), Aleksitimi Ölçeği (Kemerli ve Çelik,2015) ile araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve hiyerarşik regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre geştalt temas biçimleri ile cinsiyet, romantik ilişki durumu, psikolojik yardım alma ve algılanan anne-baba tutumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca kişilik özellikleri ve duygusal farkındalığın geştalt temas biçimlerini anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları literatür bulgularıyla paralellik göstermekledir. Bu bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Elde edilen veriler ışığında öneriler geliştirilmiştir.
Değerler eğitiminde mikroagresyon
Mikroagresyon, farklı bir grubun üyesine bilinçli veya bilinçsizce yapılan sözlü veya sözsüz incitici, aşağılayıcı söylem ve davranışlardır. Değerler, toplumun sağlıklı bir şekilde işleyiş ve devamlılığını sağlamak için bireylerin büyük bir kısmı tarafından kabul gören inanç ve düşüncelerdir. Toplumsal ferah ve bireyin ahlaki açıdan gelişimi için değer eğitimi önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle değer eğitiminde önemli bir yere sahip olan öğretmenlerin mikroagresyon içeren söylem ve davranışlarının olması değer eğitmi sürecini olumsuz etkileyecektir. Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin değerler eğitiminde mikroagresyon içeren söylem ve davranışlarının, öğrenciler tarafından fark edilerek ne şekilde etkilendiklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın problem cümlesi "Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler öğretmenlerinin değerler eğitiminde migroagresyon içeren söylem ve davranışlarına ilişkin algıları nasıldır?" şeklinde belirlenmiştir. Araştırma, sosyal bilgiler öğretmenlerinin değerler eğitiminde mikroagresyon içeren söylem ve davranışlarıyla öğrencilerin mikroagresyonlardan nasıl etkilendikleri belirlenmesi adına tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ilinin Buca ve Bornova ilçelerinde bulunan ortaokullarda okuyan öğrenciler oluşturmuştur. Geçerlik ve güvenirlik çalışması evrenini Buca ilçesinde belirlenen ortaokullarda okuyan öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi geçerlik ve güvenirlik çalışması ve asıl uygulama için ayrı ayrı okullara göre tabakalı ve basit şeçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Belirlenen okullarda bulunan öğrenci sayıları evreni temsil edecek şekilde orantılı olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yapılan alanyazın araştırmasında konu ile ilgili bir ölçeğe rastlanmadığı için Değerler Eğitiminde Mikroagresyon Öğrenci Ölçeği tarafımızdan geliştirilmiştir. Ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Öğrenci ölçeğinin ilk bölümünde demografik ve kişisel bilgiler yer almaktadır. Ölçeğin ikinci bölümünde ise 11 maddelik konuyla ilgili 5'likert tipinde hazırlanmış form yer almaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması verileri, ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek için Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ile test edilmiştir. Ölçeğin AFA'ya uygunluğunu belirlemek için öncelikle, örneklemden alınan verilerin yeterli olup olmadığını belirlemek için Kaiser-Meyer-Olkin testi yapılmıştır. Verilerin normal dağılımını test etmek için Barlett Sphericity testi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini tespit etmek için Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Verilerin faktör analizine uygun olup olmadığını gösteren Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) katsayısı ,909 Bartlett testi sonucu χ2: 2559.662, df: 55 ve p:. 000 değerlerinde anlamlı bulunmuştur. Yapılan (AFA) açımlayıcı (keşfedici) faktör analizi ile temel bileşenler analizi ve obliqu rotasyon türlerinden faktörler arasında korelasyon olduğu için eldeki veri sayısı göz önüne alınarak (direct oblimum) kullanılarak yapılan faktör analizi sonuçlarına göre öz değeri 1'den büyük 2 faktör tespit edilmiştir. Toplam ölçek için Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ,784 olarak belirlenmiştir. Asıl uygulama ölçek online formata uygun hale getirilerek uygulanmış ve yeniden geçerlik güvenirlik analizi yapılmıştır. Araştırmaya İzmir'in Buca ve Bornova ilçelerindeki ortaokullarda okuyan 764 kişi katılmıştır. Araştırma sonuçları için ölçekten elde edilen veriler yapılan normallık dağılım testi sonucunda veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Verilerin betimsel istatistikleri yapılmıştır. MG boyutunun DÖ boyutu üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olup olmadığı regresyon analizi ile test edilmiştir. Değerler eğitiminde sosyal bilgiler öğretmenlerinin mikroagresyon içeren söylem ve davranışlarının öğrencileri nasıl etkilendiklerinin belirlenmesi, değerler eğitimin daha nitelikli bir şekilde verilmesi adına yol gösterici olmuştur. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerin elde edilen veriler doğrultusunda değerlerle çelişen mikroagresyon içeren söylem ve davranışlarda bulunmadıkları görülmüştür. Bu sonuç değer eğitiminin aksaklığa uğramaması ve gelecek nesillerin değerleri doğru kazanması, ayrımcılıklara maruz kalmaması adına önem teşkil etmektedir.
Ortaçağ Moğol devlet ve toplum hayatında at
İnsanlık tarihinde evcilleştirilen ilk hayvanlardan biri olan at, özellikle Orta Asya'nın geniş bozkırlarında yaşayan göçebe toplumlar için sosyal statünün, kültürel kimliğin ve ekonomik yaşamın belirleyici bir unsuru olmuştur. At söz konusu toplumlarda bireylerin ve toplulukların hayatta kalması, askerî başarıları ve kültürel hayatları açısından vazgeçilmez bir rol üstlenmiştir. Moğollar kurdukları güçlü devletlerle dünya tarihine damga vurmuşlardır. Askerî ve siyasî alanda önemli başarılar elde etmişlerdir. Bu başarıların temelinde özellikle atın sağladığı hareket kabiliyeti, savaş taktikleri ve lojistik avantajlar bulunmaktadır. Atın dinî törenlerdeki yeri, kurban ritüelleri ve cenaze törenlerindeki kullanımı Moğolların at ile kurdukları derin kültürel bağın göstergesidir. Ayrıca atlar hediyeleşme ve diplomasi kültüründe önemli bir yer tutmuş, devletlerarası ilişkilerde güç ve prestij simgesi olarak kullanıldığı görülmüştür. At, Orta Çağ'da Moğolları için yalnızca savaş meydanlarında galibiyetin ana unsuru değil aynı zamanda toplumsal hafızalarının oluşmasında, kimliklerinin inşâsında ve ekonomik faaliyetlerinde belirleyici unsur olmuştur. Çalışmada atın eğitimi, bakımı, beslenmesi ve fiziksel özellikleri gibi teknik konulara değinilmiştir. Ardından atın toplum içindeki yeri; ulaşım, besin kaynağı, eğlence, hukuk, din, diplomasi ve ticaret alanlarındaki işlevleri detaylandırılmıştır. Çalışmanın amacı Moğol toplumunda atın kültürel ve tarihî işlevlerini araştırarak bu toplumdaki rolü ve önemini ortaya koymaktır.
Apollonia ad Rhyndacum heykeltıraşlık eserleri
Tez çalışması kapsamında incelenen heykeltıraşlık eserler, antik dönemde Bithynia bölgesi sınırları içerisinde yer alan Apollonia ad Rhyndacum antik kentinde ve çevresinde bulunmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Bursa Müzeler Müdürlüğü Başkanlığında Uludağ Üniversitesi adına Prof. Dr. Mustafa Şahin'in bilimsel danışmanlığında 2015- 2018 yılları arasında sondaj ve kurtarma kazıları yapılmıştır. Tez kapsamında sondaj ve kurtarma kazıları dışında Bursa Arkeoloji Müzesine daha önce intikal etmiş olan Apollonia a. R. kökenli heykeltıraşlık eserler de değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında Apollonia a. R. Nekropolü, Kız Adası ve Nişli Alanda (Kutsal Alan) yapılan kazılar dışında müzeye intikal etmiş toplam 18 adet heykeltıraşlık eseri incelenmiştir. Farklı tipolojiye ve ikonografiye sahip olan eserler pişmiş toprak, mermer, bronz, kemik gibi çeşitli malzemelerden üretilmiştir. Değişik materyallerden üretilmiş olan plastik buluntular özellikle karakterlere göre alt grup ve tiplere ayrılarak ele alınmışlardır. Çalışma konusunu oluşturan heykeltıraşlık eserlere daha geniş bir açıdan bakabilmek adına farklı merkezlerde bulunan benzer örnekler incelenmiştir. İnceleme sonucunda Apollonia a. R. kentinin heykeltıraşlık eserlerin üretildikleri dönem, stil özellikleri ve ikonografik gelişimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Değerlendiren eserler MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısından MS 3. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığı içerisinde üretilmiş oldukları sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Bithynia, Apollonia ad Rhyndacum, İkonografi, Heykeltıraşlık Eserleri, Terakota
Nikaia Hagia Sophia kilisesindeki gemi graffitoları
Nikaia / İznik geçmişten günümüze coğrafi konumunun önemini korumuş bir kenttir. Bu kentin merkezinde bulunan Hagia Sophia Kilisesi / Ayasofya (Orhan) Camii duvarlarındaki gemi graffitoları kentle ilgili araştırmacılara ticari, siyasi, dini, ekonomik veya benzeri konularda denizcilik penceresinden bir fikir sunulması düşüncesiyle çalışma konusu olarak tercih edilmiştir. Graffitolar incelenip belirlendikten sonra fotoğraflanıp çizimleri yapılarak belgelenmiş, sonrasında kaynak taraması yapılarak benzerleri ile karşılaştırılarak mümkün olanların sınıflandırılması ve tarihlendirilmesi yapılmıştır. Kazımaların bulunduğu yapı ve tespit edilen gemi tipleri hakkında kısa bilgilerin de sunulduğu çalışmada gemi graffitolarının tipleri, dolayısıyla fonksiyonları ve dönemi okuyucuya aktarılmaya çalışılmış, İznik ve gölü ile bağlantısına değinilmiştir.
Nikaia kıyı şeridi sualtı kalıntıları
Antik Çağ'da Nikaia önemli kentler arasında yer almaktadır. Öyle ki tarihi boyunca sürekli gelişen bir kent görünümü çizen Nikaia, Doğu Roma İmparatorluğu, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmıştır. Kent bu önemini Askania Limne (İznik Gölü) kıyısında kurulması sebebiyle ılıman bir iklime, verimli arazilere ve savunmaya elverişli imkanlara sahip olmasına borçludur. Bu imkanların sonucunda kentin sur içinde ve sur dışında bir çok yerleşim kurulmuştur. Kent Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde yer almasından dolayı tarih boyunca pek çok yıkıma maruz kalmış, bu yıkımlar esnasında kıyı çizgi kaymaları ve tsunami felaketi geçirmiştir. Sualtında bazilika kazısı ve liman araştırmaları dışında başka bir araştırma yapılmamıştır. Bu sebeple yapılan tez çalışması kalıntıların bir bütün halinde değerlendirilmesini amaçlamıştır.
Arkeolojik ve epigrafik bulgular ışığında Nikaia'da Romalılaşma
"Arkeolojik ve Epigrafik Bulgular Işığında Nikaia'da Romalılaşma" isimli tez çalışmasının konusunu Nikaia kentinin Romalılaşma sürecinin, antik kaynaklar ve arkeolojik buluntular ele alınarak yorumlanması oluşturmaktadır. Bu çalışma içerisinde Nikaia kentinin Romalılaşmasını yorumlamak adına, Nikaia Roma döneminde sosyal gelişmelere dair ipuçları veren mezar yapıları, mimari yapılar, sikkeler, yazıtlar ve antik kaynaklar rehberliğinde, Romalılaşmaya işaret edebilecek Roma isimlerinin kullanımı, imparator kültü ve Latin dilinin kullanımı gibi öğelerin incelenmesi yer almaktadır. Çalışmanın amacı tüm arkeolojik buluntular ve antik kaynaklar incelendikten sonra, Romalılaştırma ve Romalılaşma kavramlarını, Küçük Asya'da Romalılaşmanın nasıl gerçekleştiğini, Nikaia halkının Romalılaşma sürecini nasıl gerçekleştiğini, bölge halkının Roma kültürünü ne kadar benimsediğini ve Nikaia'nın Roma İmparatorluğu döneminde ne gibi sosyo-kültürel değişimler yaşadığını anlamaktır. Anahtar Sözcükler: Romanizasyon, Romalılaşma, Nikaia, Bithynia, Epigrafi
İznik (Nikaia) Yenişehir Kapısı yakınında Kayıp Kule kazısı seramik buluntuları
Tezin çalışma konusunu oluşturan seramikler ve seramik parçaları, günümüzde Bursa ili İznik ilçesinde yer alan ve antik dönemde Nikaia antik kentinin güney sınırını oluşturan Yenişehir Kapısı yakınlarındaki ''Kayıp Kule'' den ele geçmiştir. Kayıp Kule açması, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle İznik Müze Müdürlüğü tarafından 27 Mart 2017 tarihinden 12 Nisan 2017 tarihine kadar sürdürülen 5 adet sondaj projesi kapsamında kazılan 2. sondaj açmasıdır. Çalışma çerçevesinde Kayıp Kule Sondaj 2 açmasından çıkarılan 214 adet seramik ve seramik parçası değerlendirilmiştir. Buluntular kil ve katkı maddeleri ile yoğrularak şekillendirilmiş ve ateş kullanılarak sertleştirilmiş seramik kap parçalarıdır. Pişmiş toprak kaplar malzeme, tipoloji ve kronolojik olarak gruplandırılarak incelenmiştir. İznik Yenişehir Kapısı Surları üzerinde bulunan ve günümüze kadar bilimsel tespiti yapılmamış. Kayıp Kule kazısında yoğun miktarda seramik ele geçmiştir. Buluntular alanın yaşamış olduğu süreç hakkında birçok veriyi bizlere sunmuştur. Bu tezde pişmiş toprak kapların yardımıyla, Kayıp Kule'nin başından geçen dönemsel sürece yanıt aranmaya çalışılmıştır.
İznik (Nikaia) Yenişehir Kapısı yakınında Kayıp Kule kazısı seramik buluntuları
Tezin çalışma konusunu oluşturan seramikler ve seramik parçaları, günümüzde Bursa ili İznik ilçesinde yer alan ve antik dönemde Nikaia antik kentinin güney sınırını oluşturan Yenişehir Kapısı yakınlarındaki ''Kayıp Kule'' den ele geçmiştir. Kayıp Kule açması, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle İznik Müze Müdürlüğü tarafından 27 Mart 2017 tarihinden 12 Nisan 2017 tarihine kadar sürdürülen 5 adet sondaj projesi kapsamında kazılan 2. sondaj açmasıdır. Çalışma çerçevesinde Kayıp Kule Sondaj 2 açmasından çıkarılan 214 adet seramik ve seramik parçası değerlendirilmiştir. Buluntular kil ve katkı maddeleri ile yoğrularak şekillendirilmiş ve ateş kullanılarak sertleştirilmiş seramik kap parçalarıdır. Pişmiş toprak kaplar malzeme, tipoloji ve kronolojik olarak gruplandırılarak incelenmiştir. İznik Yenişehir Kapısı Surları üzerinde bulunan ve günümüze kadar bilimsel tespiti yapılmamış. Kayıp Kule kazısında yoğun miktarda seramik ele geçmiştir. Buluntular alanın yaşamış olduğu süreç hakkında birçok veriyi bizlere sunmuştur. Bu tezde pişmiş toprak kapların yardımıyla, Kayıp Kule'nin başından geçen dönemsel sürece yanıt aranmaya çalışılmıştır.
Apollonia ad Rhyndacum Nekropolü kerpiç mezarları
Tez çalışmasında, Apollonia ad Rhyndacum antik kentinin nekropol alanında yürütülen kurtarma kazılarıyla açığa çıkarılan mezarlar içerisinden, yapı malzemesi olarak kerpiç kullanılan 16 örnek konu alınmıştır. Gün ışığına çıkarılan kerpiç mezarların Batı Anadolu ve Marmara Bölgesi'nde bilinmemesi oldukça dikkat çekicidir. Ayrıca bu tür mezarlara ilişkin yapım teknikleri, tipoloji ve köken araştırmasını konu alan bir çalışmanın yapılmaması bizi bu alana yöneltmiştir. Öncelikle mezarların kazı raporları ve yerinde incelenmesiyle teknik analizleri yapılmış, sonrasında gerekli olan harita, çizim ve görsel içeriği oluşturulmuştur. Kütüphane ve online veri tabanlarında, karşılaştığımız farklı mezar formlarına ve üst örtü biçimlerine yönelik literatür taraması yapılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler doğrultusunda, benzer örnekler ile birlikte değerlendirilmesiyle mezar tipolojisi belirlenmiştir. Ayrıca köken araştırması yapılarak yayılım alanlarının saptanması sağlanmış, mezarlardaki kerpiç kullanım alanları, hammadde temini, yapısal özellikleri ve yapım teknikleri belirlenmiştir. Son olarak ayrı ayrı ele aldığımız mezar formları ve üst örtü biçimleri incelenerek, tespit edilen yeni mezar tiplerine yönelik isimlendirme önerisinde bulunulmuştur. Mezar yapılarını ve üst örtülerini ayrı ayrı değerlendirdiğimizde, mezarlar üzerinde etkili olan belirgin formlar, "Kerpiç Sanduka, Kerpiç Çatkı/ Kiremit Çatma, Cappuccina" mezar olarak belirlenmiştir. "Kerpiç Sanduka" mezarların çıkış noktası Güney Doğu Anadolu olmak üzere Karkamış, Korucutepe, Hanaytepe, Girnevaz, Alişar, Tepecik ve Oylum Höyük'te açığa çıkarılan örneklerle birlikte Geç Kalkolitik Dönem ve sonrasında Anadolu coğrafyasına yayıldığı bilinmektedir. Sonraki süreçte Erken Tunç Çağı'ndan başayarak Kuzey Suriye'de yer alan Tel Ahmar, Hamam et-Turkman, Orta ve Geç Tunç Çağı'nda ise Mısır'da bulunan Tell el-Retaba ve Tell el-Dab'a gibi yerleşmelerde görülmektedir. Mezarlar üzerinde etkili olan diğer belirgin formun kökeni İtalya olarak saptanmıştır. "Cappuccina" olarak adlandırılan mezarların en yaygın dönemi Roma İmparatorluk Dönemi olsa da Avrupa'daki erken örnekleri MÖ 6.-7. yüzyıla kadar gitmektedir. Basit toprak mezar niteliği taşımaları, özellikle bu tür mezarların fakir sosyal sınıflar tarafından kullanıldığına işaret etmektedir. Roma İmparatorluk Dönemi'nde giderek yaygınlaşan Cappuccina mezarların, İtalya üzerinden Anadolu coğrafyası dâhil olmak üzere birçok Roma eyaletine yayıldığı ve bölge halkları tarafından özümsenerek kullanıldığı anlaşılmaktadır. Anadolu'da Klasik Dönem sonrası giderek yaygınlaşan mezar formu genellikle kullanılan malzemeye göre "Kiremit Çatma, Kiremit Çatkı, Plaka Çatkı, Kerpiç Çatkı" olarak bilinmektedir. Açığa çıkardığımız birçok örneğin "Kompozit Mezar" kimliği taşıması farklı ölü gömme geleneklerine ait mezar tiplerinin, taşındığı bölgedeki diğer yaygın mezar formlarıyla birlikte yorumlanarak yeni ve farklı bir anlayışla uygulanabildiğini açıkça göstermektedir. Ayrıca çıkış noktasını ve yayılım alanlarını henüz tespit edemediğimiz bir başka üst örtü biçimi tespit edilmiştir. Bu anlayışa göre sanduka içerisindeki kremasyon bölümü beşik çatı biçiminde değil, doğrudan karşı uzun kenar üzerine uzatılan kerpiç plakalarla mertek çatı biçiminde kapatılmaktadır. Bu sayede mezar zemini ile üst örtüsü arasında üçgen şeklinde bir alan oluşturulmuştur. Form ve kullanılan malzeme göz önünde bulundurularak üst örtü tipi "kerpiç plakalı mertek" mezar olarak isimlendirilmiştir. Sonuç olarak Apollonia Nekropolü'nde kerpiç endüstrisine dayalı altı farklı tipte mezar tespit edilmiş; yapım teknikleri, formları ve üst örtü biçimlerine göre isimlendirme önerileri belirlenmiştir. Mezarlarda isimlendirme, önce tip, sonra üzerinin kapatılma şekli göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Açığa çıkarılan mezarlar içerisinde, yalnızca kerpiç malzeme kullanılarak hazırlanan mezarlarda birincil kremasyon uygulanmış ve kronolojik olarak ele alındığında genellikle MÖ 1.-MS 1. yüzyıl aralığında gömü yapıldığı anlaşılmıştır. Basit toprak mezarlarda üst örtü kerpiç malzeme ile beşik çatı biçiminde oluşturulmaktadır. Sanduka mezarlarda ise beşik çatı, mertek çatı, taş kapak veya iki formun birlikte kullanıldığı örnekler karşımıza çıkmaktadır. Yapı malzemesi olarak kerpiç kullanılan örnekleri incelediğimizde kullanım alanlarına ve işlevlerine göre yapım tekniklerinin ve uygulama biçimlerinin değiştiği gözlenmiştir. Mezar yapılarında, üst örtü sistemlerinde ve çevre düzenlemesinde kullanılan kil harç ve kerpiç malzemenin temin ve biçimlendirme yöntemlerinin tespit edilmesine yönelik çalışma yapılmıştır. Bölgede yaptığımız tarama sonucu biri nekropol sınırları içerisinde, diğeri ise Uluabat gölünün kuzeydoğu kıyısında olmak üzere yoğun miktarda rezerve sahip iki kil yatağı saptanmıştır. Kerpiç endüstrisi incelendiğinde kullanılması muhtemel 4 teknik tespit edilmiştir. Kerpiç yapım yöntemleri başlığı altında değerlendirilen yöntemler, pisse tekniği, dövme tekniği, yığma tekniği ve blok tekniği olarak belirlenmiştir. Hazırlanım aşamalarında ise genellikle katkı maddesi olarak kil, su, saman, kum, çakıl, ot, dal gibi malzemeler kullanılmıştır. Son olarak açığa çıkardığımız mezarlar üzerinden, nekropol alanı kerpiç kullanımı bölümünde kerpiç malzemenin uygulama alanları tespit edilmiştir.
Mysia Olympos'undaki kültler
Mysia Olympos'u Bursa'nın ilçelerinden olan Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles'i kapsayan alanda bulunmaktadır. Uzun yıllar boyunca bölge insanları için kutsal bir yeri olmuştur. Antik dönemde tanrıların mekanı olarak kabul edilen dağ Hristiyanlık Dönemi'nde keşişler tarafından ilgi görmüş ve günümüze kadar önemini korumaya devam etmiştir. Bu çalışma ile bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak bölgede bulunan arkeolojik eserler, sikkeler ve yazılı eserler incelenerek hangi tanrı ve tanrıçaların yoğunlukta tapınım gördükleri, hangi yerel isimleri aldıkları ve nasıl tasvir edildikleri incelenmiştir. Bunun yanında bölgede ele geçen arkeolojik buluntular ve yüzey araştırması ile tespit edilen yapı kalıntıları ışığında bölgedeki kutsal alanlar araştırılmış ve bu kutsal alanların baş tanrı ya da tanrıçalarının hangileri oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır.
Nikaia ve hinterlandında Hellenistik ve Roma dönemi kültleri
Nikaia'nın Hellenistik ve Roma kültleri hakkında şimdiye kadar kapsamlı bir çalışma yapılmadığından dolayı, tanrı/tanrıçalar, İmparator kültleri ve 'Doğal kült alanları', yüksek lisans tezi kapsamında araştırılmıştır. Nikaia ve egemenlik sahasında bulunan betimli ve yazıtlı adak stelleri, heykeller ile sikkeler incelenmiştir. Sonuç olarak ise, bölgede inanılmış olan tanrı ve tanrıçalar tespit edilmiş, ne tür bir İmparator kültünün mevcut olduğuna ve bölge halkının bu tanrılara neden inandıklarna dair açıklık getirilmiştir.
Nikaia'daki erkek ve kadın heykelleri
Nikaia (İznik) kenti, konumu ve topografyası itibariyle verimli ovalara ve büyük bir göle sahip olan bir kent olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu özelliği itibariyle Anadolu'daki yerleşim süreci boyunca yoğun iskan görmüş bölgelere yakınlığı da, kentin devamlı yerleşim görmesini sağlamıştır. Antik Dönem'e bakıldığında ise Nikomedia ve Konstantinopolis kentlerine yakınlığıyla tamamen gelişmiş ve hatta kısa süreli de olsa Doğu Roma (Bizans), Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti'nin başkenti konumuna gelmiştir. Hal böyle olunca kent kültürü ve sanatının da gelişmesiyle birlikte bir çok sanat eseri yapılmış ve bir bölümü günümüze dek korunabilmiştir. Çalışmamızın konusunu oluşturan Antik Dönem'de de bu gelişmelere bağlı olarak yoğun bir şekilde imar ve sanat faaliyetleri gerçekleşmiştir. Büyük bir bölümü kent içerisinden bulunup müzeye nakledilen heykeltıraşlık eserleri içerisinden ise sosyal yaşamı ve imparatorlukların yayılım alanlarındaki etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Kadın ve erkek heykeltıraşlık eserlerinin incelendiği çalışmada Hellenistik Dönem, Roma Cumhuriyet Dönemi, yoğun olarak Roma İmparatorluk Dönemi ve Geç Roma-Erken Bizans Dönemi portre ve heykelleri karşımıza çıkmaktadır. Eserlerin bir bölümünde ise daha önce üretilen bir heykelin yeniden işlenildiğini gösteren izlere rastlanmış ve dönemsel bağlamda karmaşalar da göz önüne koyulmuştur. Roma İmparatorluk Dönemi'nin en güçlü olduğu yıllar olan İ.S. 1-2. yüzyıllarda üretilen heykellerin geç dönemlerde yeniden işlenmesi, kentin ve devletin ekonomik olarak zayıfladığına da işaret etmektedir. Sonuç olarak çalışmayla birlikte kentte bulunan erkek ve kadın heykeltıraşlık eserlerinden yola çıkılarak tarihlendirmeler yapılmış ve kentin dönemsel olarak ekonomik ve yönetimsel gücü tespit edilmeye çalışılmıştır.
Mozaikler ışığında Villa Rustika
Tarım, insanlığın yerleşik hayata geçmesi ile başlayıp çağlar boyu önemini yitirmeden ve ihtiyaç dahilinde şekillenerek bugüne kadar süre gelen en önemli geçim kaynakları arasındadır. Tarım ve akabinde yerleşik hayata geçilmesi barınma gibi temel bir ihtiyacın daha da şekillenmesine zemin hazırlamıştır. Teknolojinin ilerlemesi ve üretimin şekillenmesi ile önceleri çobanların saz kamıştan yaptıkları kulübeler ile çıkan yapı tipi kırsal alanlarda zaman içinde ev tipi mimariye dönüşmeye başlamıştır. Üretim talebinin artması ve üretimin şekillenmesi, mahsullerin saklanması ve korunması gibi önemli unsurları da gündeme getirmiş, önceleri basit bir mimariye sahipken zaman içinde silo, ambar, ahır gibi önemli bölümlerin eklenmesi ile kompleks halini alan çiftlik yerleşimleri doğmaya başlamıştır. İnsanlığın zaman içinde şehir hayatındaki tüm imkanları ve lüksü kırsala taşıma isteği özellikle Roma Dönemiyle birlikte cumhuriyetin sonlarına doğru büyük malikanelere dönüşen villa rustika mimarisini almış, İmparatorluğun hemen hemen tüm bölgelerine yayılmıştır. Özellikle pastoral yaşamın canlandırıldığı sahnelerde karşılaşılan villa rustika mimarisinin en sade örneklerinden en gösterişli örneklerini Roma'nın Kuzey Suriye ve Kuzey Afrika bölgelerinde mozaik sanatında önemli ölçüde yer verildiği görülmektedir. İlk örnekleri İS 2. yüzyıl itibariyle görülen yoğunluğu ise İS 4-6. yüzyılda olan mozaikler üzerindeki villa rustikalar önemli bir görsel arkeolojik kanıttır.
İznik Sualtı Bazilika kazısı 2019/2020/2021 yılları çukur sikke (Scyphate) buluntuları
Nikaia tarih öncesi dönemlerden başlayarak insanlığın kurduğu önemli kentler arsında yer almıştır. Roma İmparatorluğu Döneminden itibaren artan öneminin Bizans İmparatorluğu'nda zirveye ulaştığını söyleyebiliriz. Antik dönemde ticari, politik ve dini öneminden dolayı sürekli bir etkileşim noktası olmuştur. Bu nedenle Nikaia kenti nümismatik bilimi için de önemli bir merkezdir. Zaman içerisinde sikkelerde betim yönünden değişimler olduğu bilinmektedir. Bu değişimlerden bağımsız olarak ekonomik durum ve politik nedenlerin ön planda olduğu değer, basım tekniği gibi farklılıklarda oluşmuştur. Bizans imparatoru I. Aleksios tarafından 1092 yılında yapılan "Para Reformu"ndan sonra Çukur Sikkeler'in/Scyphate kullanımına başlanmıştır. Bu tezin amacı "İznik Gölü Sualtı Bazilikası" 2019/2020/2021 kazı sezonlarında bulunan çukur sikkelerin kataloğunun oluşturmaktır. Buna bağlı olarak çalışmamız kazısı yapılan bazilikal planın geçmişini aydınlatmakta yardımcı olacaktır.
Nikaia örneğinde kent topografyasının elit mezarlara yansıması
Nikaia Antik Kenti, kurulduğu Helenistik Dönem'den itibaren Kuzeybatı Anadolu'nun en önemli kentlerinden biri olmakla kalmamış, hıristiyanlığın başlaması ile beraber Bizans Dönemi'nin hem dini açıdan önemli bir kenti olmuş, hem de bir dönem Bizans İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır. Bu derece önemli bir konumu olan Nikaia kentinin sakinleri içerisinde, çiftlik sahipleri, din adamları ve yönetici sınıfta yer alan bazı kişiler, adlarını yaşatmak, aile isimlerini yaşatmak ya da mülklerine hala sahip olduklarını gösterebilmek adına, Nikaia surları dışına benzersiz anıt mezarlar yaptırmışlardır. Bu anıt mezarlar ve çevreleri, günümüzde, defineciler ya da doğal sebepler sebebiyle tahribata uğramış durumdadırlar. Bu durum söz konusu mezarların tarihlenmesini güçleştirse de mezarlar genellikle geç Helenistik Dönem ve Erken Hıristiyanlık Dönem'ini işaret etmektedir.