Theses supervised by Prof. Dr. Neslihan Yeşim Yalçın Mendi
24 theses · Çukurova University
Türkiye' de doğal olarak yetişen ve kültürü yapılan bazı crocus türlerinde somatik embriyogenesis' in araştırılması
Bu çalışma kapsamında; ülkemizde doğal olarak yetişen ve kültürü yapılan bazı Çiğdem türlerinin (Crocus sativus L., Crocus ancyrensis, Crocus pallasii subs. pallasii) somatik embriyogenesis yöntemi ile çoğaltılması ve Crocus sativus türünde histolojik analizler ile kallus oluşum safhalarının gözlenlenmesi amaçlanmıştır. Ülkemizin önemli bir genetik zenginliği olan bu bitkinin in vitro koşullarda çoğaltım olanaklarının araştırılması amacıyla, soğan eksplantları kullanılarak in vitro rejenerasyon denemeleri kurulmuştur. Denemede bitki büyüme düzenleyicilerinden; NAA (0, 0.5, 1, 2 mgL-1), BA (0, 0.5, 1, 2 mg L-1), 2 iP (0, 0.5, 1, 2 mg L-1) ve 2,4-D (0, 0.5, 1, 2 mg L-1)'nin farklı kombinasyon ve konsantrasyonları kullanılarak bitkilerin in vitro'da gelişim ve farklılaşmaları gözlenmiştir. Çalışma sonucunda; tüm Crocus türlerindeki eksplantların embriyojenik kallusa dönüşüm oranı, kallus yapısı, embriyojenik kallusların embriyoya dönüşüm oranı, embriyo aşamaları ve eksplantların canlılık oranı incelenmiş ve sadece Crocus sativus L. türünde, kallus oluşumunun başlangıç zamanı histolojik analizler ile saptanmıştır.
Bazı sıklamen türlerinde (C. cilicium, C. persicum ve C. hederifolium) anter ve ovül kültürü yöntemlerinin embriyo uyartımına etkileri
Bu çalışma kapsamında, Türkiye'de doğal olarak yetişen bazı sıklamen türlerinde (Cyclamen cilicium, Cyclamen persicum ve Cyclamen hederifolium) anter ve ovül kültürü yöntemlerinin embriyo uyartımına etkileri araştırılmıştır. Anter ve ovüller anthesisten 2,3 gün önce toplanmışlardır. Denemede bitki büyüme düzenleyicileri olarak 2 İP (0.8 mg L-1) ve 2,4-D (2 mg L-1)'nin kombinasyonunu içeren ½ MS besiyeri kullanılmış, bitkilerin in vitro'da gelişim ve farklılaşmaları gözlenmiştir. Karbon kaynağı olarak ovül kültüründe 30 g l-1 ve anter kültüründe ise 90 g l-1 sakkaroz kullanılmıştır. Anterler ortama aktarıldıktan sonra karanlıkta 2 gün 5 ºC'de bekletilmişlerdir. Daha sonra petrilere aktarılmış olan ovüller ve anterler ise ön uygulamaları bittikten sonra tamamen karanlık ortamda 25 °C'de, 8 hafta süre ile bekletilmişlerdir. İki eksplant tipi de, 30 g l-1 sakkaroz içeren hormonsuz ortama aktarılmış ve çalışma sonucunda her üç türün eksplantlarının kallusa dönüşüm oranı, embriyojenik kallusların gelişim oranları, embriyojenik kallusların embriyoya dönüşüm oranı ve embriyo aşamaları incelenmiştir. En yüksek embriyo oluşumu C. cilicium anter eksplantında gözlenirken, C. hederifolium ovüllerinden herhangi bir embriyo oluşumu gözlenmemiştir.
Türkiye'de doğal olarak yetişen bazı eğrelti türlerinde spor kültürü yöntemi ile mikroçoğaltım ve histolojik analizler
Bu çalışma kapsamında; ülkemizde doğal olarak yetişen bazı eğrelti türlerinde (Asplenium scolopendrium, Asplenium adiantum-nigrum, Asplenium trichomones, Asplenium septentrionale) spor kültürü yöntemi ile mikroçoğaltımı ve gametofitik ve sporofitik evrelerin histolojik analizler ile farklılaşmalarının gözlenlenmesi amaçlanmıştır. Ülkemizin önemli bir genetik zenginliği olan eğrelti türlerinin in vitro koşullarda çoğaltım olanaklarının araştırılması amacıyla, sporlar kullanılarak in vitro çimlendirme ve ardından gametofit oluşturan sporlardan farklılaşma denemeleri kurulmuştur. Denemede bitki büyüme düzenleyicilerinden; NAA (0, 0.5, 1, 2 mgL-1), BA (0, 0.5, 1, 2 mg L-1), IBA (0, 0.5, 1, 2 mg L-1) ve KIN (0, 0.5, 1, 2 mg L-1)'nin farklı kombinasyon ve konsantrasyonları kullanılarak bitkilerin in vitro'da gelişim ve farklılaşmaları gözlenmiştir. Çalışma sonucunda; tüm eğrelti türlerindeki, sporların canlılık oranları, sporların çimlenme oranları, gametofitlerin yapısı, gametofitlerin sporofitlere dönüşüm oranları ve bu evrelerde meydana farklılaşmalar histolojik analizler ile saptanmıştır.
Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı siklamen (Cyclamen spp.) türlerinde kolhisin, oryzalin ve kobalt-60 uygulamaları üzerinde araştırmalar
Bu tezde, Türkiye'de doğal olarak yayılış gösteren siklamen türlerinde (C. pseudibericum, C. hederifolium,C. greacum, C. persicum ve C. coum) bazı kimyasal ve fiziksel mutsyon yöntemleri uygulanmış, yeni çeşitlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. In vivo denemelerinde, siklamen tohumlarına gama ışınlarının (Kobalt-60), 5, 10, 15, 20 ve 30 Gy dozları uygulanmıştır. In vitro denemelerde ise bu türlerden elde edilen kalluslara, kolhisinin % 0.0 ve % 1, oryzalinin % 0.0 ve % 0.05 dozları, 3, 5 ve 7 gün süreyle uygulanmıştır. Ayrıca elde edilen kalluslara gama ışınlarının 4, 8, 12, 16, 20, 24, 28, 32, 36 ve 40 Gy dozları uygulanmıştır. Denemede, oluşan aday mutantların çimlenme, bitki oluşum ve yaşama oranları incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, kolhisinin % 1 dozunun 3 günlük ve oryzalinin % 0.05 dozunun 3 günlük uygulamalarından toplam 2 adet tetraploid bitki elde edilmiştir. Çimlenme ve yaşama oranlarının LD50 dozları hesaplanmış, in vitro ve in vivo yöntemler sonucu elde edilen bitkilerin ploidi seviyeleri flow sitometri analiz yöntemiyle belirlenmiştir. Tetraploid bitki teşhisinde morfolojik ve histolojik gözlemlerden de yararlanılmıştır.
Cyclamen coum ve Cyclamen persicum'da farklı büyüme düzenleyicileri, eksplant tipleri ve genotipin organogenesis üzerine etkisi
Bu tez çalışmasında C. coum ve C.persicum türlerinde, yaprak ve yaprak sapı ve yumru eksplantları kullanılarak organogenesis yöntemi ile rejenerasyon araştırılmıştır. C.coum ve C.persicum türlerinde kallus ve sürgünlerin elde edilmesi için farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarda GA3, Prolin, Spermin, NAA, IBA, BA ve Kinetin içeren yedi farklı bitki büyüme düzenleyicileri ve MS,B5, ROM ve WPM ortamları denenmiştir. Kallus ve sürgün oluşumu, GA3, Prolin, Spermin, NAA ve Kinetin içeren ortamlarda görülürken, IBA ve BA içeren ortamlarda görülmemiştir. En yüksek rejenerasyon oranları in vitro'da muhafaza edilen C.persicum ve tohumdan çimlendirilen C.coum bitkiciklerden alınan eksplantlar ile kurulan denemeden elde edilmiştir. Bu denemede, C.persicum türünde kallus oluşum oranları, yaprak sapında %15.6, yaprak eksplantlarında, %13.5 ve yumru eksplantından %23.9'dur. C.persicum türünde kallus oluşumunda en başarılı ortam ve eksplant interaksiyon sonuçları ise MS ortamı ve yumru eksplantından ( %39.6), sürgün oluşumunda ise WPM ortamı ve yaprak sapı eksplantından (%14.58), kök oluşumunda da WPM ortamı ve yaprak sapı eksplantından (%12.5) elde edilmiştir. C.coum türünde kallus oluşum oranları yaprak sapı eksplantlarında %20.8, yaprak eksplantlarında %12.5 ve yumru eksplantında %32.3 şeklinde gelişme göstermiştir. C.coum türünde kallus oluşumunda en başarılı ortam ve eksplant interaksiyon sonuçları ise WPM ortamı ve yumru eksplantından (%45.8), sürgün oluşumunda B5 ortamı ve yumru eksplantından (%16.6) ve kök oluşumunda ise ROM ortamı ve yaprak eksplantından (%60.42) elde edilmiştir. Her iki türde de 0.5 mg/l GA3, 1 mg/l prolin, 0.05 mg/l spermin, 3 mg/l Kinetin ve 1 mg/l NAA hormonları ve 1/2 MS ortamında kallus oluşumu görülmüştür. Elde edilen kallusların sürgün ve köke dönen gelişim aşamaları mikroskop ile görüntülenmiştir ve aşamalara ait farklılıklar incelenmiştir.
Siklamende anter ve ovül kültürü yöntemleri ile haploid bitkilerin elde edilmesi
Bu çalışmada C. persicum, C. coum, C. hederifolium, C. pseudibericum, C. cilicium ile Melody F1 ticari çeşidinde ovül ve anter kültürü yöntemleri kullanılarak haploid bitki elde etme olanakları araştırılmıştır. Anter eksplantları, 2 gün +4°C soğuk uygulamalarından sonra 0, 1, 3, 5µM NAA, gümüş nitrat (AgNO3) ve aktif karbon (0.5, 1 g/l) içeren B5 besi yerinde kültüre alınmıştır. Anter kültürü denemeleri sonucunda Melody F1 ticari çeşidinde anter kültüründe 1 g/l aktif karbon, 0.5 mg/l aktif karbon + %0.1 AgNO3 +1 µM NAA, 0.5 mg/l aktif karbon + %0.1 AgNO3+ 3 µM NAA ve 0.5 g/l aktif karbon + %0.1 AgNO3 + 5 µM NAA içeren B5 besi yerinde kallus oluşumları gözlenmiştir. C. persicum türünde anter kültürü denemelerinde haploid embriyo oluşumu ve bitkiye dönüşüm 5µM NAA içeren B5 besi yerinde meydana gelmiştir. C. hederifolium türünde ise 5µM NAA içeren B5 besi yerinde sürgün benzeri yapılar meydana gelmiştir. Ovül kültürü denemeleri sonucunda ise C. persicum ve Melody ticari çeşidinde kallus, embriyo ve bitkiye dönüşüm sırasıyla 2 mg/l 2,4-D + 0.8 mg/l 2iP ve 2 mg/l 2,4-D + 0.5 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde meydana gelmiştir. C. coum ve C. pseudibericum türünde yalnızca kallus oluşumları gözlenmiştir. C. cilicium türünde embriyolar 0.5 mg/l 2,4-D + 0.1 mg/l 2iP, 0.5 mg/l 2,4-D + 0.8 mg/l 2iP, 1 mg/l 2,4-D + 0.3 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde elde edilmiştir. C. hederifolium türünde ise 1 mg/l 2,4-D + 0.5 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde kallus, embriyo ve sürgün benzeri yapılar oluşmuştur.
Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinde gametofit evreden sporofit evreye geçiş sürecinin doku kültürü ve yeni nesil biyoreaktör sistemi ile araştırılması
Bu tez çalışmasında Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinin gametofit evreden sporofit evreye geçişini sağlamak amacıyla in vitro'da katı kültür ile geçici daldırma sistemlerinden Plantform biyoreaktör sistemi kullanılmış ve bitkiye dönüşümleri sağlanmıştır. Çalışmada Asplenium trichomanes, Asplenium scolopendrium ve Asplenium ceterach türleri kullanılmıştır. Tez kapsamında ön çalışma olarak NAA (0, 1.0 mg/L), BA (0, 0.5, 1.0 mg/L) ve GA3 (0.5 mg/L) kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamında sporofit sayısı (bitkicik/kavanoz) ve sporofit boyu (cm) parametrelerine bakılmıştır. Ana deneme olarak NAA (0.1-0.5 mg/L) , BA (1.0 mg/L) ve KIN (1.0 mg/L) konsantrasyon kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamı kullanılarak gametofitlerin in vitro'da gelişimleri gözlemlenmiştir. Plantform sistemi için Asplenium trichomanes türünde 1/2 MS içeren besin ortamında 3 saat ve 6 saat daldırma süresi denenmiştir. En iyi daldırma süresi 3 saat olarak belirlenmiş ve bu süre diğer 2 tür içinde uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda Plantform sisteminde bitkiye dönüşüm oranı ve kalitesinin daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.
Farklı besi ortamlarının soğan (Allium cepa L.) ıslah materyallerinde ginogenesis uyartımına etkileri
Bu tezde, Türkiye'nin değişik bölgelerinden toplanmış beş farklı soğan genotipinin (Pamukkale Üniversitesinde üretilmiş olan üç adet ıslah hattı, bir adet açık tozlanan yerli ve bir adet açık tozlanan yabancı çeşit) ginogenesis uyartımına verdikleri tepkiler gözlemlenmiştir. Beş farklı soğan genotipine ait 29010 açmamış çiçek tomurcuğu BDS ve MS temelli farklı sükroz konsantrasyonu (30 g/l ve 100 g/l) ve bitki büyüme düzenleyicileri (2 mg/l BAP ve 2 mg/l 2,4-D) içeren altı farklı besi ortamına ekilmiştir. Ekilen tomurcukların yaklaşık yarısı 21 gün sonra 30 g/l şeker içeren hormonsuz besi ortamına alt kültüre alınmıştır. Tomurcukların ekilmesinden ve alt kültüre alınmasından yaklaşık iki ay sonra ginogenik tepkiler gözlenmeye başlanmıştır. Yapılan gözlemlerde alt kültüre alınan tomurcuklardan elde edilen ginogenik bitkilerin daha sağlıklı ve güçlü geliştiği görülmüştür. Farklı soğan genotiplerinin ginogenesis oranları karşılaştırıldığında, DELFOS (%0,98) genotipinin en yüksek oranda olduğu ve MBDS-1 besi yerinden MBDS-2 besi yerine alt kültüre alınmasıyla elde edildiği görülmüştür. Elde edilen ginogenik bitkilerin 76 tanesi flow sitometri ile analiz edilmiştir. Toplamda test edilen ginogenik bitkilerin 48 (%63,10) tanesi haploid, 18 (%23,70) tanesi diploid ve 10 (%13,10) tanesi miksoploid olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Allium, Ginogenesis, Doku kültürü, Haploid
Cyclamen coum'da somatik embriyogenesis yöntemi ile rejenerasyonun araştırılması
Bu tez çalışmasında C. coum türünde, yaprak ve yaprak sapı eksplantları kullanılarak somatik embriyogenesis yöntemi ile rejenerasyon araştırılmıştır. Embriyojenik kallusların elde edilmesi için farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarda NAA, 2,4-D, BA, Kinetin ve 2-iP içeren altı farklı protokol denenmiştir. Tüm denemelerde kallus oluşumu gözlenmiştir. Ancak embriyo oluşumu, NAA, BA ve Kinetin içeren ortamlarda görülürken 2,4-D ve 2-iP içeren ortamlarda görülmemiştir. En yüksek rejenerasyon oranları in vitro'da muhafaza edilen bitkiciklerden alınan eksplantlar ile kurulan denemeden elde edilmiştir. Bu denemede kallus oluşum oranları, yaprak sapında %84.21 ile %91.22 arasında değişim gösterirken, yaprak eksplantlarında, %87.17 ile %89.74 arasında değişmiştir. Embriyo oluşum oranları yaprak sapı eksplantlarında %47.36 ile %68.42 arasında ve yaprak eksplantlarında %43.58 ile %69.23 arasında değişim göstermiştir. Elde edilen somatik embriyoların farklı gelişim aşamaları taramalı elektron mikroskopu ile görüntülenmiştir ve aşamalara ait farklılıklar incelenmiştir. Çalışmada somatik embriyogenesis dışında sınırlı oranda organogenesis ile rejenerasyon oluşumu da gözlenmiştir. Somatik embriyogenesis yöntemi kullanılarak elde edilen bitkicikler başarılı bir şekilde dış ortama aktarılmıştır ve aktarılan bitkilerin %82.5'i hayatta kalmıştır.
Türkiye'de yetişen bazı sıklamen türlerinin yumrularında somatik embriyogenesis ve sentetik tohum üretimi araştırmaları
Bu çalışmada, Türkiye'de doğal yayılış gösteren C. persicum, C. graecum, C. cilicium, C. coum ve C. pseudibericum türlerinin yumrularından somatik embriyo elde edilmesi ve sentetik tohum üretim olanakları araştırılmıştır. Somatik embriyo yapılarını elde etmek için BBD olarak 2,4-D ve 2iP kullanılmıştır. C. persicum türünde 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP ve 1.5 mg L-1 2,4-D + 0.8 mg L-1 2iP içeren, C. coum türünde ise 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP ve 2 mg L-1 2,4-D + 0.3 mg L-1 2iP içeren ½ MS ortamlarında somatik embriyo yapıları elde edilmiştir. C. cilicium türünde ise yalnızca 2 mg L-1 2,4-D + 0.5 mg L-1 2iP içeren besi ortamında somatik embriyo yapıları sağlanmıştır. C. graecum türünde organojenik yapılar elde edilirken, C. pseudibericum türünde yalnızca düşük oranda kallus gelişimleri gözlenmiştir. Sentetik tohum denemelerinde, rejenerasyon denemelerinde elde edilen somatik embriyolar ve C. graecum türüne ait sürgün yapıları kullanılarak enkapsülasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kaplama materyali olarak kullanılan sodyum aljinatın içerisine ilave edilen MS besi ortamı ve bitki büyüme düzenleyiciler, C. persicum ve C. coum türlerinde çimlenme üzerine olumlu etki gösterirken, C. cilicium türüne ait somatik embriyolarda çimlenme gözlenmemiştir. Enkapsülasyon işleminin C. graecum türüne ait sürgün yapılarının rejenerasyonu üzerine ise olumsuz etki gösterdiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyclamen, in vitro, enkapsülasyon, sodyum aljinat
Bazı Colchicum türlerinde somatik embriyogenesis ve sentetik tohum üretim protokollerinin oluşturulması
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de doğal olarak yetişen tıbbi aromatik bitkilerden olan Colchicum'un bazı türlerinde (C.atticum, C. triphyllum, C. speciocum, C. burtii ve C. sobolifera) yüzey sterilizasyonu, somatik embriyogenesis yöntemi ile rejenerasyon ve sentetik tohum protokolleri elde etme olanakları araştırılmıştır. Yüzey sterilizasyonu ve somatik embriyogenesisin araştırıldığı denemeler kapsamında eksplant olarak Colchicum türlerinin kormları, sentetik tohum denemelerinde ise embriyojenik yapılar kullanılmıştır. Somatik embriyogenesis ile rejenerasyonun araştırılmasında, 2,4-D (0.5, 1, 2 mg/l) ve NAA (0.5, 1, 2 mg/l 1)'nın BA (0, 0.1, 0.5 mg/l) ve 2iP (0, 0.1, 0.5 mg/l) ile kombinasyonunu içeren MS besi yeri denenmiştir. C. atticum'da 1 mg/l 2,4-D içeren MS besi yerinde en yüksek rejenerasyon, embriyojenik kallus ve somatik embriyo elde edilmiştir. C. triphyllum türünde en yüksek rejenerasyon, 2 mg/l NAA içeren MS besi yerinde elde edilmiştir. C. triphyllum'da 2 mg/l 2,4 D ve C. speciocum 6 mg/l 2,4-D içeren MS besi yerinde en yüksek somatik embriyo elde edilmiştir. C. burtii ve C. sobolifera'da ise en yüksek rejenerasyon 0.5 mg/l 2,4-D +0.5 mg/l 2iP içeren MS besi yerinden elde edilmiştir. C. speciocum'da bitkiciğe dönüşüm sağlanmıştır. Yüzey sterilizasyonu denemelerinde bütün türlerde %0.2'lik HgCl2'de enfeksiyon oranının en düşük olduğu belirlenmiştir. Tez çalışmasında bütün türlerde sentetik tohum denemeleri yapılmış ve sadece C. atticum'da çimlenme gerçekleşmiştir.
Bazı colchıcum türlerinde somatik embriyogenesis, histolojik analizler ve sentetik tohum üretiminin araştırılması
Bu tez çalışmasında, C. cilicicum, C. baytopiorum ve C. sanguicolle türlerinde somatik embriyogenesis yöntemiyle optimum rejenerasyon protokolünü oluşturmak ve sentetik tohum üretimi amaçlanmıştır. Eksplant kaynağı olarak Colchicum türlerinin kormları kullanılmıştır. C. cilicicum'da 2,4-D'nin konsantrasyonları (2, 3, 4 mg/l), C. baytopiorum ve C. sanguicolle'de NAA (0.5 ve 1 mg/l) ve TDZ (0.25, 0.5, 0.75 mg/l)'nin kombinasyonları denenmiştir. Tüm türlerde şişkinleşme gözlemlenmiş, C. baytopiorum ve C. sanguicolle'de kallus oluşumu elde edilmiştir. C. cilicicum'da ise direkt somatik embriyogenesis oluşumu görülmüştür. C. cilicicum'da en yüksek embriyo oluşumu 4 mg/l 2,4-D içeren RO ortamında %30, ve C. baytopiorum'da ise 1 mg/l NAA ve 0.5 mg/l TDZ içeren MS ortamında %35 olarak meydana gelmiştir. C. cilicicum'da 2 mg/l 2,4-D ve 0.5 mg/l 2iP içeren MS ortamında %81,8 oranında kormlet oluşumu gerçekleşirken, C. baytopiorum'da BBD içermeyen MS ortamında %14.7 oranında çimlenme gerçekleşmiştir. Elde edilen embriyolar histolojik analiz ile desteklenmiş ve sentetik tohum üretimi gerçekleştirilmiştir.
Siklamende (Cyclamen persicum L.) ışınlanmış polen yöntemiyle parthenogenesis'in in vitro ve histolojik teknikler kullanılarak araştırılması
Siklamende klasik yöntemlerle saf hatların geliştirilmesi, bitkinin döllenme biyolojisindeki problemler nedeniyle zaman alıcı ve zordur. In vitro haploidizasyon ve in situ partenogenesis gibi teknikler bu problemleri aşmak için kullanılmaktadır. Bu tez kapsamında, in situ partenogenesis tekniği siklamende ilk defa denenmiş ve farklı ışın dozlarının polen canlılığı, polen çimlenmesi ve ışınlanmış polenlerle tozlama sonrası embriyo oluşumu üzerine etkileri araştırılmıştır. Çiçek tomurcukları, Co-60 kaynağı kullanılarak farklı gama ışın dozları (0, 50, 100, 150, 200, 300, 450 Gy) ile ışınlanmıştır. Tozlamadan sonra 10'ar gün aralıklarla ışınlanmış polenlerle tozlama yapılan çiçek tomurcukları toplanmış ve embriyo kurtarma (ovül kültürü) için uygun embriyo gelişim aşaması, histolojik analizlerle belirlenmiştir. Sonuç olarak, histolojik analizlerde ilk zigot/embriyo oluşumu, tozlanmadan sonra 20. günde belirlenmiştir. Polen canlılık oranları, ışın dozlarından çok az etkilenmiş ve en yüksek polen canlılığı %87, en düşük polem canlılığı ise %82 olarak bulunmuştur. In vitro çimlenme oranları, ışın uygulamalarından önemli düzeyde etkilenmiş ve çimlenme oranı en yüksek %65, en düşük ise %31 olmuştur. Ovül kültüründe en yüksek bitki uyartım oranları ise, sırasıyla %2.66 ve %2.00 oranında, 0 Gy + ½ MS+0.5 mgL-1 Kin ve 100 Gy + ½ MS+0.5 mgL-1 Kin uygulamalarından elde edilmiştir.
Kalanşo (Kalanchoe spp.) bitkisinde tür içi ve türler arası melezleme ve embriyo kurtarma yöntemlerinin araştırılması
Çalışma, kalanşo bitkisinde tür içi, türler ve seksiyonlar arası melezlemede embriyo kurtarma ve olgun tohumların in vitro ve sera koşullarında çimlendirilme olanaklarının araştırılması ve elde edilen bireylerin morfolojik karakterlerinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, K. manginii, K. x houghtonii türleri ve K. blossfeldiana türüne ait dört adet genotip kullanılmıştır. Çalışmada, K. blossfeldiana ve K. x houghtonii türleri tetraploid olarak, K. manginii türü ise diploid olarak belirlenmiştir. Ebeveynlere ait çiçek tozu canlılık oranları %60,20 ile %76,52 arasında değişiklik gösterirken, çiçek tozu çimlenme oranları %63,83 ile %81,76 arasında değişmiş, türler ve genotipler arasında önemli farklılıklar gözlemlenmiştir. Ovül kültüründe sadece tür içi melezleme ve kendileme kombinasyonlarında kallus oluşumu gözlemlenmiş ancak bitkiye dönüşüm olmamıştır. Olgun tohumların sera ortamında çimlendirilmesinde in vitro ortamına göre daha başarılı olunmuştur. Seksiyonlar arası melezlemelerden elde edilen bireylerin melez doğrulaması moleküler olarak ISSR primerleri ile yapılmıştır. Çalışma kapsamında morfolojik özellikler incelenmiş ve kümeleme analizi yapılmıştır. Seksiyonlar arası melezlemelerde, K. x houghtonii türü ana ebeveyn olarak kullanıldığı kombinasyonlarda melez bireyler üzerinde baskın olurken, K. blossfeldiana ana olarak kullanıldığında ise melez bireyler ebeveynlere eşit yakınlık göstermiştir. Tür içi melezlemelerde ve kendilemelerde ise melez bireylerin ebeveynlere yakınlığı kombinasyonlar arasında farklılık göstermiştir.
Süs bitkisi ve taze tüketime uygun olarak kullanılabilecek süs biberi (Capsicum spp.) genotiplerinin seleksiyon ıslahı yöntemi ile belirlenmesi
Biber ülkemizde ve dünyada, hem taze tüketilen hemde sanayi üretimi için ciddi hammadde kaynağı oluşturan önemli bir sebze türü olmasının yanında, kesme çiçek, saksılı iç mekân veya dış mekân süs bitkisi olarak da yetiştirilen bir türdür. Capsicum cinsinin geniş morfolik ve fizyolojik çeşitliliği, belirtilen kullanım amaçlarına uygun güçlü bir genetik kaynak oluşturmaktadır. Tez kapsamında biberdeki bu genetik çeşitlilik sayesinde, süs bitkisi olarak kullanılabilecek ve aynı zamanda taze tüketime uygun olabilecek yeni çeşitlere yönelik seleksiyon ıslahı hedeflenmiştir. Üç farklı populasyonu oluşturan 25 farklı biber genotipinin, hem süs bitkisi olarak yetiştirilebilecek hemde taze tüketime uygun olabilecek biber çeşitlerinin seçilmesi için 15 farklı karakter üzerine araştırma yapılmış, hangi ümitvar genotiplerin, süs bitkileri sektörüne ekonomik anlamda katma değer kazandırabilecek yeni ürünler olabileceği tespit edilmiştir. Elde edilen tüm sonuçlar analiz edildiğinde, bu hedefe yönelik en uygun çeşitler SB.1, SB.2 ve SB.3 olarak belirlenmiştir. Çalışmada değerlendirilen hemen tüm karakterler için uygun olduğu tespit edilen bu 3 genotip, en yüksek çıkış oranı, en erken anthesis ve hasat, en kısa bitki ana gövde uzunluğu, en generatif bitki tipi, merkezi ve çiçek ağırlıklı bitkideki çiçek durumu, kırmızı-sarı-turuncu olgunluk sonrası meyve rengi ve en yüksek toplam verim sonuçları göstermişlerdir. Bu 3 genotip arasında tatlı biber tespit edilememiş ve SÇKM oranları %7,1-%9,9 arasında ölçülmüştür.
Afrika menekşesinde organogenezis ve ın vitro çiçeklenme olanaklarının araştırılması
In vitro çiçeklenme süs bitkileri biyoteknolojisi açısından oldukça önemlidir. Pazar değeri yüksek bitkilerin doğal koşullarda veya klasik yöntemlerle çiçeklenmesi oldukça yavaştır. Bitki Biyoteknolojisi içerisinde yer alan doku kültürü bu süreci oldukça kısaltır. Bu tez çalışmasında ticari değeri yüksek olan bazı Afrika menekşelerinin in vitro koşullarda çiçeklenmesini amaçlanmaktadır. Daha önceki çalışmalarda çiçeklenme üzerine etkili olduğu düşünülen hormonların, besiyerlerinin ve fotoperiyodun etkileri çalışıldı. Hormon olarak BA, TDZ, NAA ve Kontrol grupları kullanılmıştır. Organogenezis çalışmasında ve in vitro çiçeklenme çalışmalarında farklı hormon, MS ortamları ve fotoperiyod kullanılmıştır. Besiyeri olarak, MS Bazal tercih edilmiştir. Organogenezis çalışmalarında MS Bazal 4.4 g/L kullanılmıştır. In vitro çiçeklenme çalışmasında MS Basal (4.4 g/L, 2.2 g/L ve 1.1 g/L ) farklı miktarlarda kullanılmıştır. BBD * Bitki boyu kriterine göre değerlendirilmiş, pembe renge sahip Afrika menekşesinde 4.4 g/L MS bazal + 2 mg/L BA + 1 mg/L NAA içeren ortamda bitki boyu 2,75 cm ile en yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Beyaz renkli Afrika menekşesinde; En yüksek yaprak sayısı, 29,8 adet ile 4.4 g/L MS bazal ve 2 mg/L BA + 1 mg/L TDZ içeren besiyerinde ulaştığı tespit edilmiştir. Pembe çiçek renkli Afrika menekşesi, 4.4 g/L MS bazal ve 2 mg/L BA + 1 mg/L NAA içeren besiyerinde 12,80 adet ile maksimum sayıda kardeşlenme katsayısına ulaştığı tespit edilmiştir. Beyaz ve Mor çiçek renkli Afrika menekşelerinde 0.50 mg/L IBA içeren besiyerinde en yüksek köklenme yüzdesi %31.03 olarak tespit edilmiştir. Organogenezis denemelerinden üretilen pembe, mor ve beyaz renkli Afrika menekşeleri, in vitro şartlarda çiçeklenebilmesi için stres faktörü olarak, üç farklı aydınlanma sürelerine sahip fotoperiyod, üç farklı dozlarda MS bazal ve 6 farklı bitki büyüme düzenleyicileri kullanılmıştır.
Aloe vera'da organogenesis yöntemi ile mikroçoğaltımın'ın araştırılması
Aloe vera (Aloe barbadensis miller), Asphodelaceae (Liliaceae) familyasına ait odunsu bir bitki türüdür. Tropikal ve subtropikal iklimlerde yaygın olarak yetiştirilmesine rağmen, Kuzey Afrika, Güney İtalya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkeleri bu bitkinin anavatanı olarak kabul edilmektedir. Aloe vera, geleneksel yöntemlerle çoğaltılan bir bitki olup, bu süreçte gövde sapı kullanılmaktadır. Ancak bu durum, geleneksel yöntemlerle seri üretimi sınırlamaktadır. Bu tez çalışmasında, öncelikle farklı sterilizasyon denemeleri gerçekleştirilmiştir. En iyi sonuç, %20'lik sodyum hipoklorit (NaOCl) ve %70'lik etil alkol kullanılarak %100 sonuç elde edilmiştir. Laboratuvar koşullarında, kontrollü şartlar altında yapılan sterilizasyon denemelerinin en iyi sonucu alınarak eksplantların sterilizasyonu yapılmıştır. Aloe vera bitkisinin in vitro olarak çoğaltılması amacıyla mikroçoğaltım protokolleri geliştirilmiştir. Mikroçoğaltım denemelerinde, Adana YK Teknopark ortak girişimine ait AR-GE seralarından temin edilen Aloe vera bitkisinin gövde sapı eksplantları kullanılmıştır. Mikroçoğaltım için, BA ve NAA bitki büyüme düzenleyicilerinin farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarını (0, 0.5, 1 ve 2 mg/L BA ve 0 ve 0.5 mg/L NAA) içeren katı MS bazal besin ortamı tercih edilmiştir. Alt kültür çalışmaları, Aloe vera eksplantlarından sürgün gelişimi gösteren eksplantlar üzerinde aynı MS besin ortamında gerçekleştirilmiştir. Bu eksplantlardan elde edilen en yüksek sürgün oluşum oranı, 20.98 ile 0.5 mg/L BA içeren MS ortamından elde edilmiştir. Sürgün gelişimi gösteren bitkiler, daha sonra 0.5 mg/L NAA içeren besin ortamındaki kök ortamına aktarılmıştır. 0.5 mg/L BA ve 0.5 mg/L NAA (20.12) içeren MS ortamının köklendirme için uygun olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, in vitro deneyler ile elde edilen kök ve yaprak gelişimi göstermiş bitkilerin dış koşullara adaptasyonu sağlanmıştır.
Drosera spp. ve Dionaea spp.'de organogenesis yöntemiyle mikroçoğaltımın araştırılması
Böcekkapan bitkiler, saksılı süs bitkisi olarak kullanılabildiği gibi Plumbagin ve Ramentaseon maddelerini içermeleri nedeniyle öksürük, boğaz ağrısı ve astım gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadırlar. Bu tez kapsamında; Dionaea muscipula, Drosera capensis, Drosera spatulata ve Drosera aliciae bitkilerinin in vitro koşullarda optimum mikroçoğaltım olanaklarının araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla ilk olarak yaprak ve tohum eksplantlarına yüzey sterilizasyon denemesi yapılmıştır. Denemede, Dionaea muscipula ve Drosera türlerine uygulanan sterilizasyon işlemleri sonucunda, yaprak ekspantlarının kimyasallara karşı çok hassas olduğu saptanmıştır. Drosera türlerinin tohumlarında, %20 NaOCl kullanılarak yapılan işlem sonrası daha başarılı sonuçlar alınmıştır. Dionaea türünde en iyi sonuç, %70 ethanol ve %20 NaOCl kullanılarak giriş yapılan tohumlardan elde edilmiş, ancak eksplantların yetersiz sayıda olması nedeniyle sadece tohumdan çimlenen Drosera türleri ile mikroçoğaltım denemesi kurulmuştur. Denemede BA (0, 0.5, 1, 2 mg/L) ve NAA (0, 0.5 mg/L )'nın farklı kombinasyon ve konsantrasyonları kullanılmıştır. Deneme sonucunda bitki boyunda en iyi sonuç kontrol ortamında olurken, bitki sayısındaki en iyi sonuç türler arası değişkenlik göstermiştir. Mikroçoğaltım denemesi sonucunda bitki boyu ve bitki sayısında en iyi sonuç veren iki ortamdan alınan bitkiler, 0, 0.5, 1 ve 2 mg/L NAA içeren 1/2 MS besin ortamlarına aktarılarak köklendirme denemesi kurulmuştur. Deneme sonucunda en fazla kök sayısı, D.capensis türünde kontrolden kontrol ortamına aktarılan bitkilerde, D.spatulata türünde kontrolden 2 mg/L NAA ortamına aktarılan bitkilerde, D.aliciae türünde ise kontrolden 1 mg/L NAA ortamına aktarılan bitkilerde olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucunda tüm bitkiler başarılı bir şekilde dış ortama aklimatize edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Böcekkapan, mikroçoğaltım, Drosera, Dionaea, in vitro
Sığla (Liquidambar orientalis) türünde ın vitro çoğaltımın optimizasyonu
Liquidambar orientalis relikt (erki çağlardan kalma) endemik bir bitki olup, binlerce yıldır balsamı için kullanılmıştır. Günümüzde dar bir alanda (Güney Batı Anadolu) doğal yayılış göstermektedir. Son yıllarda balsam piyasasındaki payını Amerikan sığlasına (L. styraciflua) kaptırmış olsa da binlerce yıl önce Cleopatra Anadolu sığlası balsamını parfüm olarak kullanıyordu. Aynı zamanda peyzaj bitkisi olarak da kullanılan tür, ekonomik açıdan önem arzetmektedir. Sığla bitkisinde tohum ve çelik ile üretime ek olarak, doku kültüründe de hızlı ve klonal çoğaltımda daha verimli, daha kaliteli materyal oluşturulması için çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmada, Liquidambar orientalis için en uygun sterilizasyon yönteminin, büyütme ve köklenme ortamının belirlenmesi ile aklimatizasyon yapılması amaçlanmıştır. Sterilizasyon için NaClO (%20) ve fungusit (Captan, %0.3) maddelerinin çeşitli süre ve yoğunluk kombinasyonları denenmiş, en iyi sterilizasyon yüzdesi (%89.29); 24 saat fungusit (Captan, %0.3)+20 dakika NaClO (%20) kombinasyonundan elde edilmiştir. Benzil adenin (BA) ve indol butirik asit (IBA)'in bitki gelişimine etkilerinin araştırılması amacıyla, BA ve IBA'nın farklı kombinasyonları denenmiş ve en iyi kardeşlenme 1 mg/L BA ve 0.5 mg/L IBA içeren WPM besi ortamında olduğu belirlenmiştir. Köklenme ortamının araştırılmasında yapılan çalışmalarda en iyi kök gelişiminin 1.0 mg/L IBA içeren ortamda geliştiği görülmüştür. Köklenmiş sürgünlerin, sürgün uzunlukları değerlendirildiğinde; 1.0 mg/L IBA'da görüldüğü testip edilmiştir. Yapılan çalışmada, köklenme sonrası steril torf- perlit karışımına alınan bitkiler 4 hafta sera koşullarında aklimatize edilmiş ve yaklaşık %90 oranında başarı elde edildiği görülmüştür.
Ficus lyrata'da indirekt organogenesis yönteminin optimizasyonu
Ficus lyrata, estetik görünüme sahip büyük yapraklarıyla tropikal bölgelerde yaygın bir bitki türüdür. İç mekan bitkisi olarak tercih edilen bu tür, son yıllarda doku kültürü teknikleriyle çoğaltılmaktadır. Doku kültürü, F. lyrata'nın hızlı ve verimli çoğaltılmasına olanak tanırken, genetik özelliklerinin korunmasını da sağlar. Bu yöntem, bitkinin ticari üretimi ve korunması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu araştırma, F. lyrata'nın in vitro şartlarda kallus ve sürgün gelişimi üzerine farklı hormon konsantrasyonları ile kombinasyonlarının etkisini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmanın kallus gelişimi denemelerinde, Kinetin, 2iP (6-(γ,γ-Dimetilallylamino)pürin), 2,4-D (2,4-dichlorophenoxyacetic acid) ve IAA (Indole-3-acetic acid) hormonlarının farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren ½ MS besin ortamları kullanılmıştır. Denemelerde kallus yoğunluğu, kallus rengi ve farklılaşmış yapı (kök) parametreleri incelenmiştir. En yüksek kallus yoğunluğu, 2iP (0.5 mg/L) + IAA (0.5 mg/L) içeren besin ortamında gözlenirken, en fazla farklılaşmış yapı (kök) oluşumu, Kinetin (0.5 mg/L) + IAA (0.5 mg/L) içeren besin ortamında kaydedilmiştir. Sürgün rejenerasyonunu incelemek üzere, kalluslar farklı konsantrasyonlarda BA (Benziladenin) içeren ½ MS besin ortamlarına aktarılmış ve kallus yoğunluğu, kallus rengi, kallus yapısı, kallus ağırlığı ve farklılaşmış yapı (sürgün) parametreleri detaylı olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, sürgün gelişimi ortamında, kallus yoğunluğu, kallus ağırlığı ve farklılaşmış yapı (sürgün) parametreleri açısından en başarılı ortamın 0.5 mg/L BA içeren besin ortamı olduğunu göstermiştir. Kallus yapısı genel olarak orta-sert bir yapı gösterirken, kallus rengi tüm ortamlarda kahverengi ile koyu kahverengi arasında değişiklik göstermiştir. Rejenerasyon sonucunda elde edilen sürgünlerin, köklenme için 1.0 mg/L IBA (Indol-3-Bütirik Asit) içeren ½ MS besin ortamına aktarılması ve ex vitro koşullarda aklimatize edilmesi, başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, kallus oluşturma ortamında kullanılan Kinetin, 2iP, 2,4-D ve IAA hormonlarının konsantrasyon ve kombinasyonlarının, sürgün gelişim ortamlarında kullanılan BA'nın konsantrasyonları ile elde edilen kallus ve sürgün gelişim parametreleri üzerinde belirgin bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu tez çalışmasında elde edilen bulgular, F. lyrata'nın in vitro çoğaltılması için etkili protokollerin geliştirilmesine katkı sağlayabilecek önemli bilgiler sunmaktadır.
Sol-Jel yakmayöntemi ile sentezlenen gümüş ferrite nanopartiküllerin Anthurium'un mikroçoğaltımında kullanım olanaklarının araştırılması
Antoryum (Anthurium), Araceae familyasına mensup, tek çenekli (monokotiledon), çok yıllık, otsu yapıdaki epifit bir süs bitkisidir. Antoryum'un ticari değerinin artmasıyla birlikte, klasik çoğaltma yöntemlerinden olan tohum ve ayırma yöntemlerinin dezavantajlarından dolayı, bu bitkinin çoğaltımına yönelik çok sayıda in vitro yöntem araştırılmış ve başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Son yıllarda, doku kültürü çalışmalarında nanopartiküllerin kullanımı yaygınlaşmış ve özellikle gümüş ferrit nanopartiküllerin bitki gelişimine olumlu etkileri araştırılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, gümüş ferrit nanopartiküllerinin (0, 5, 10, 15, 20, 25, 30 ppm) Antoryum'un in vitro mikroçoğaltımı üzerindeki etkileri, 1 mg/L BAP, 0,08 mg/L 2,4-D ve 30 g/L sukroz içeren Pierik Modifiye MS ortamında incelenmiştir. Sonuçlar, en iyi mikroçoğaltım performansının 5 ppm nanopartikül dozunda elde edildiğini göstermiştir. Köklendirme aşamasında, oksin kullanılmaksızın sadece nanopartiküllerin eklenmesi kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuç vermiş; ancak 1 mg/L NAA ile 30 ppm nanopartikülün birlikte kullanıldığı ortamda en yüksek kök oluşumu kaydedilmiştir. Aklimatizasyon sürecinde nanopartikül uygulanan bitkilerde kayıp yaşanmazken, kontrol grubundaki bitkilerin %12'sinde kayıp gözlenmiştir. Gümüş ferrit nanopartiküllerin antimikrobiyal etkilerle kontaminasyonu azalttığı, yaprak alanını artırarak bitki kalitesini yükselttiği belirlenmiştir. Diğer gümüş nanopartiküllere kıyasla daha düşük toksik etki göstermesi de demir içeriğiyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
Cyclamen persicum türünün yeni nesil biyoreaktör sistemi kullanılarak mikroçoğaltılması
Süs bitkisi sektöründe önemi giderek artan Cylamen cinsine ait türler iç ve dış mekan süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Günümüzde sıklamen, özellikle saksılı süs bitkisi olarak yaygın şekilde tercih edilmekte ve hem ülkemizde hem de uluslararası alanda ticareti yapılan önemli bitki türleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle, sıklamen türlerinin geliştirilmesine yönelik ıslah ve mikroçoğaltım çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de doğal yayılış gösteren Cylamen persicum'da somatik embriyogenezis yöntemi kullanılarak kallus ve embriyo oluşumu sağlamak amacıyla in vitro' da katı kültür ve yeni nesil geçici daldırma sistemlerinden Plantform biyoreaktör sistemi kullanılmış ve bitkiye dönüşümleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tez çalışmasında ön çalışma olarak ½ MS ile birlikte bitki büyüme düzenleyicilerinden 2 mg/L 2,4-D ve 0,8 mg/L 2İP kombinasyonları içeren besi ortamında hem yaprak, hem de yaprak sapı eksplantları kültüre alındıktan sonra karanlık ortamda büyütme odasında tutulmuş ve in vitro'da gelişimleri gözlenmiştir. Plantform sistemi için Cyclamen persicum türünde ½ MS içeren besi ortamında 3 saat daldırma süresi denenmiştir. Katı ortamda yaprak eksplantlarından %39,82, yaprak sapı eksplantlarından ise %50,77 oranında embriyo çimlenmesi elde edilmiştir. Plantform sisteminde ise, özellikle CP5 genotipinde yaprak embriyosu kullanıldığında %65'e varan bitkiye dönüşüm başarısı sağlanmıştır. Ayrıca, Plantform biyoreaktör sisteminde gelişen embriyoların ortalama ağırlığı 3,50 g iken, katı ortamda bu değer 2,30 g olarak kaydedilmiştir. SPAD değerleri ise sırasıyla 39,76 ve 29,35 olarak bulunmuştur. Sonuçlar, Plantform biyoreaktör sisteminin bitkiye dönüşüm oranı, embriyo kalitesi ve klorofil miktarı açısından klasik katı kültüre göre bir üstünlük sağladığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Cylamen persicum, mikroçoğaltım, Plantform biyoreaktör sistemi
Cyclamen persicum çeşitlerinde fiziksel mutagen (60Co ve 137Cs) etkilerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, Cyclamen bitkisinde etkili mutasyon dozunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Etkili mutasyon dozunu belirlemek için gama ışın kaynağını (Kobalt-60 ve Sezyum-137) kullanılarak 3 deneme kurulmuştur. Kobalt-60 kaynağı ile bitkilere 0, 2, 5, 10, 15, 20, 35 ve 45 Gy ve tohumlara 0, 2, 5, 10, 15, 20, 35, 45, 65, 85, 110 ve 130 Gy dozları uygulanmıştır. Sezyum-137 kaynağında ise tohumlara 0, 50, 100, 150, 200, 250 ve 300 Gy ile ışınlanmıştır. Kontrol ve farklı ışın dozlarında ışınlanan bitkilerde ve tohumlarda 30. ve 60. gün morfolojik veriler alınarak regresyon analizi yapılmıştır. M1 bitkilerinde morfolojik ve fizyolojik özellikler üzerine etkilerinin belirlenmesi, mutasyon ıslahı çalışmalarında kullanılabilecek en uygun gama ışını etkili mutasyon doz değerinin saptanması ve bitkinin morfolojik bakımından süs bitkisi sektör beklentilerini karşılayabilecek çeşit geliştirilmesi amaçlanmıştır. Etkili mutagen dozu, Kobalt-60 (60Co) kaynağında dozlar arası fark çıkmadığı için hesaplanamamıştır fakat Sezyum-137 (137Cs) ışın kaynağı dozları verilerinde hesaplanan değer 301.9 Gy'dir. Daha fazla çimlenme için 290 Gy olarak belirlenmiştir. Kontrol ve farklı ışın dozları uygulanmış tohum ve yumrulara ait çimlenme oranı, canlılık oranı, bitki boyu (mm), yaprak en-boy (mm) ve yaprak sayısı (adet/bitki) olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Cyclamen bitkisine uygulanan mutasyon dozları neticesinde yeni bir çeşit ve farklı formda çiçek yapısı bakımından ümitvar genotiplerin olduğu kanaatine varılmıştır.
Türkiye'de doğal olarak yayılış gösteren bazı Colchicum (acı çiğdem) türlerinde kolşisin ve fitokimyasal bileşenlerin belirlenmesi
Türkiye, coğrafi konumu ve sahip olduğu iklimi nedeniyle bitkisel genetik çeşitlilik yönünden oldukça zengindir. Ülkemiz florasında doğal olarak yetişen yaklaşık 12000 bitki türü bulunmaktadır. Bu çeşitliliğin önemli bir kısmını süs bitkileri sektörü için ekonomik öneme sahip olan geofitler (birçok soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkiler) oluşturmaktadır. Soğanlı bitkiler estetik ve hoş görünüme sahip bitkilerdir. Ülkemiz süs bitkileri ihracat değerleri içerisinde doğal çiçek soğanları yaklaşık %7'lik bir paya sahiptir. Yaygın olarak acı çiğdem veya güz çiğdemi gibi isimlerle bilinen Colchicum cinsi Colchicaceae ailesine ait olup ülkemizde doğal yayılış gösteren önemli soğanlı bitkilerden biridir. Colchicum türleri estetik görünümünün yansıra sahip olduğu kolşisinoidler gibi sekonder metabolitler nedeni ile farmakoloji alanında da oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada Colchicum cillicium (Boiss.) Dammer., Colchicum minutum K.M. Perss., Colchicum szovitsii Fisch. C.A.Mey. subsp. szovitsii, Colchicum baytopiorum C.D. Brickell türlerinin toprak altı kısımlarından etanol ve metanol ile hazırlanan ekstraktlarının kolşisin miktarı, antioksidan aktivite ve toplam fenolik madde m,ktarları ve toplam flavanoid madde miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Her türün toprak altı kısımlarından alınan soğan eksplantları ile iki farklı çözgen (ethanol ve methanol) kullanılarak üçer farklı çözgen konsantrasyonu (%20, %50 ve %80), sıcaklık (30-45-60 °C) ve süre (60-70-80 dk) kombinasyonlarında en yüksek kolşisinin elde edileceği şartların belirlenmesi amacıyla faktöriyel düzende, tesadüf blokları deneme desenine göre 15 farklı koşulda ekstraksiyon işlemleri yürütülmüştür. Box–Behnken Yöntem Tasarımı kullanılarak optimize edilen bu süreçte; etanol ve metanol ile hazırlanan ekstraktların DPPH ve FRAP yöntemleri kullanılarak antioksidan aktiviteleri ile toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde ve kolşisin değerleri elde edilmiş, ayrıca ekstraksiyon şartları belirlenerek incelenmiştir. Kolşisin miktarları bakımından etanol ekstraksiyonunda en yüksek %0,145 miktarı ile C. minitum türünde tespit edilmiş olup, bunu sırasıyla C. szovitsii (%0,044), C. cilicicum (%0,036) ve C. baytopiorum (%0,018) izlemiştir. Metanol ekstraksiyonunda ise en yüksek kolşisin miktarı %0,273 ile yine C. minutum türünde tespit edilmiş olup, en düşük değer ise C. cilicicum (%0,053) türünde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Colchicum spp, Kolşisin, Geofit, Ekstraksiyon