Theses supervised by Prof. Dr. Yavuz Demirel
24 theses · Kastamonu University, Aksaray University
Örgütsel destek ve psikolojik güçlendirmenin tükenmişlik ve örgütsel bağlılık üzerine etkisi: İş yükünün aracılık rolü
Bu tez çalışmasının temel amacı örgütsel destek ve psikolojik güçlendirmenin tükenmişlik ve örgütsel bağlılık üzerine etkisinde iş yükünün aracılık rolü belirlemektir. Bu bağlamda çalışmada toplam 394 çalışan üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Tezde beş temel kavram üzerinde durulmuştur. Birinci kavram örgütsel destek, ikincisi psikolojik güçlendirme, üçüncüsü tükenmişlik, dördüncüsü örgütsel bağlılık ve beşincisi ise iş yükü kavramlarıdır. Örgütsel destek, çalışanların, örgüte olan katkıları karşılığında örgütün onların katkılarına değer verdiğine, onların refahını önemsediğine ve sosyo-psikolojik ihtiyaçlarını karşıladığına inanma derecesidir. Psikolojik güçlendirme, "kişinin işiyle ilgili özdenetim duygusunu, işe aktif katılımını yansıtan ve göreve yönelik motivasyonudur. Tükenmişlik, aşırı ve uzun süreli stresin neden olduğu duygusal, fiziksel ve zihinsel bir bitkinlik halidir. Örgütsel bağlılık, bir çalışanın çalıştığı örgütle özdeşleşmesi, örgüte olan aidiyet duygusudur. Çalışanların örgüte karşı hissettikleri katılım ve bağlılık düzeyini ifade eder ve başka bir yerde iş aramak yerine aynı örgütte kalma düşüncüleridir. İş yükü, bir örgütte bir işin tamamlanması için tanımların görevlerin yerine getirilmesidir. Diğer bir ifadeyle tanımlı bir işin belirtilen bir zaman aralığında tamamlanmasıdır. Çalışmada örgütsel desteğin tükenmişlik ve örgütsel bağlılığa etkisinde iş yükünün aracılık etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, psikolojik güçlendirmenin tükenmişliğe ve örgütsel bağlılığa etkisinde iş yükünün aracılık etkisinin olduğu olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına ilişkin diğer sonuçlar ise ayrıntılı tezde ayrıntılı olarak verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Örgütsel Destek, Örgütsel Bağlılık, Psikolojik Güçlendirme, İş Yükü, Tükenmişlik
Bireysel kariyer yönetiminde iş/meslek danışmanlığının ve iletişimin rolü: Kastamonu İŞKUR örneği
Bu çalışmanın temel amacı, İş/Meslek Danışmanlığı ve İletişimin Bireysel Kariyer Yönetimi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışma Kastamonu İŞKUR' da kayıtlı olan 362 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında bir keşfedici çalışma yürütüldüğü için öncelikle çalışma kapsamında kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik testleri uygulanmıştır. Kullanılan ölçeklerin faktör yapısının belirlenmesi için Açıklayıcı Faktör Analizinden, maddelere ilişkin güvenilirlik düzeylerinin tespiti için Cronbach'ın Alfa katsayısı ve elde edilen faktör yapısının örneklem ile uyumunu test edebilmek için Doğrulayıcı Faktör Analizlerinden faydalanılmıştır. Bununla birlikte hipotezler kapsamında analiz sürecinde kategorik değişkenlerin grup ortalamaları arasındaki farkın test etmek için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yöntemleri kullanılmıştır. Son olarak araştırma hipotezlerine dahil edilen değişkenler arasındaki etkilerin ortaya çıkarılması adına Yapısal Eşitlik Modelinden (YEM) faydalanılmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda genel olarak iş/meslek danışmanlığı ve iletişimin bireysel kariyer yönetimi üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Üniversite sanayi işbirliğine yönelik tarafların beklentilerinin belirlenmesi: Batı Karadeniz Üniversiteler Birliğine yönelik bir değerlendirme
Bu çalışmanın temel amacı, akademisyenlerin ve teknoloji geliştirme bölgelerindeki firmaların işbirliği çalışmalarına katılımlarını inceleyerek, üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentilerini ortaya koymaktır. İşbirliğine yönelik beklentiler; teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet göstermekte olan firmaların ve akademisyenlerin bakış açısıyla ortaya konulmuş ve böylece konuya farklı bir perspektiften bakılması amaçlanmıştır. Ayrıca, çalışmada teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmaların özelliklerinin de tespit edilmesi amaçlanmıştır. Akademisyenlerin işbirliğine yönelik beklentilerinin belirlenmesinde, dört temel beklenti üzerinden çalışma yürütülmüştür. Bunlar: Akademik Beklentiler, Finansal Beklentiler, Yönetimsel Beklentiler ve Süreç ile İlgili Beklentilerdir. Firmaların üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentilerinin belirlenmesinde de dört temel beklenti bulunmaktadır. Bu beklentiler ise; Üretimle ilgili beklentiler, Finansal Beklentiler, Yönetimsel Beklentiler ve Süreç ile İlgili Beklentiler şeklindedir. Çalışma, "Batı Karadeniz Üniversiteler Birliği" kapsamında gerçekleştirilmiştir. Üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentiler: Üniversite Ölçeği ve Firma Ölçeği aracılığıyla tespit edilmiştir. Üniversite ölçeği; İlgili üniversitelerin belirlenen bölümlerinde görev yapmakta olan, toplam 497 akademisyen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Firma ölçeği; Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmalardan 153 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda; işbirliğine yönelik beklentiler arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve doğrusal ilişkiler saptanmıştır. Firmaların ve akademisyenlerin sahip oldukları süreç ile ilgili beklentiler, işbirliği geliştirme çabalarının sonucunu etkilemektedir. Firmaların üretimle ilgili beklentileri, yönetim ile ilgili beklentilerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Süreç ile ilgili beklentileri ise, yönetimle ile ilgili beklentilerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Ancak üretimle ilgili beklentiler-süreç ile ilgili beklentiler etkileşiminin yönetimle ilgili beklentiler üzerinde etkili olmadığı gözlenmiştir.
Duygusal zekânın müşteri ilişkileri yönetimi üzerine etkisi
Perakende sektörü emek yoğun bir sektör olması, uzun ve yorucu çalışama süreleri tüketiciyle birebir iletişim sağlanması gibi özellikleri sebebiyle diğer sektörlerden ayrılmaktadır. Müşteriye ürün ve hizmet sunumu sürecinde yaşanan olumlu veya olumsuz tecrübeler ise müşteri memnuniyet algısı dolayısıyla müşteri ilişkileri yönetim süreci üzerinde son derece önemlidir. Bu iletişim sürecinde ise duyguların etkisi göz ardı edilmemelidir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı duygusal zekâ yetkinliklerinin müşteri ilişkileri yönetimi üzerine etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma Kastamonu ilinde perakende sektöründe çalışan 197 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri anket yöntemiyle elde edilmiş olup veri analizi için IBM SPSS 23 programından yararlanılmıştır. Duygusal zekâ ölçeği ve müşteri ilişkileri yönetimi ölçeği ve alt boyutlarının birbiri ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çalışanların duygusal zekâ seviyeleri ile müşteri ilişkileri yönetimi arasında orta şiddette olumlu ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise çalışanların duygusal zekâ seviyelerinin müşteri ilişkileri yönetimi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır
Akademik girişimciliğin bilgi paylaşımı üzerine etkisi
Akademik girişimcilik, bilimsel bilgiyi toplumsal ve ekonomik faydalar sağlayan ticari girişimlere dönüştürmeyi içerir. Yükseköğretim kurumları, yenilik ekosistemlerinde merkezi bir rol oynar ve bu da öğretim üyeleri arasında bilgi paylaşımının kritik önemini vurgular. Akademik girişimcilik üzerine kapsamlı teorik araştırmalar olmasına rağmen, akademik girişimcilik ile bilgi paylaşımı arasındaki ilişkiyi ele alan ampirik çalışmalarda önemli bir boşluk bulunmaktadır. Bu çalışma, Libya'daki yükseköğretim kurumlarında akademik girişimciliğin bilgi paylaşımı üzerindeki etkisini incelemektedir. Veriler, beşli Likert ölçeği anketi kullanılarak 11 üniversiteden yaklaşık 425 Libyalı akademisyenden toplanmıştır. Bulgular, akademik girişimciliğin bu kurumlarda bilgi paylaşımını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Ancak, akademik girişimcilik ve bilgi paylaşımı önünde çeşitli engeller devam etmekte olup, bu alanlarda ilgi ve farkındalık eksikliğini yansıtmaktadır. Bu zorlukları ele almak için çalışma, bilgi paylaşımı ve akademik girişimcilik için modeller ve uygulama adımları önermektedir. Ayrıca, Libya Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir akademik girişimcilik departmanı kurulmasını tavsiye etmektedir. Çalışmanın bulguları, özellikle Libya'daki yükseköğretim kurumlarının daha bilgi temelli varlıklara dönüşmesi için değerli bilgiler ve öneriler sunmaktadır. Bu, kurumların yönetimine akademik girişimcilik ve bilgi paylaşımı uygulamalarını planlama ve uygulamada yardımcı olur. Ayrıca, yükseköğretimde akademik girişimciliği daha da ilerletmek için gelecekteki araştırma fırsatlarını belirler.
Öfke yönetiminde iletişim ve duygusal zekanın rolü: Sağlık kuruluşları üzerine bir araştırma
Bu çalışma öfke yönetiminde iletişim becerileri ve duygusal zekânın rollerini incelemeyi ve öfke durumunun bu ilişkilerde aracı bir değişken olarak işlev görüp görmediğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sağlık kuruluşlarında görev yapan profesyoneller üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA, açımlayıcı faktör analizi (AFA), doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) gibi çeşitli istatistiksel analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Bulgular, hem iletişim becerilerinin hem de duygusal zekânın öfke yönetimi ile pozitif ve anlamlı bir şekilde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ancak beklentilerin aksine, öfke durumu, iletişim becerileri ile öfke yönetimi arasındaki ilişkide ya da duygusal zekâ ile öfke yönetimi arasındaki ilişkide istatistiksel olarak anlamlı bir aracılık etkisi göstermemiştir. Ayrıca, öfke durumunun öfke yönetimi üzerinde anlamlı bir doğrudan etkisi de tespit edilmemiştir. Demografik değişkenlerin ise duygusal zekâ, iletişim becerileri, öfke durumu ve öfke yönetimi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Bu bulgular, sağlık çalışanları arasında etkili öfke yönetiminde iletişim becerileri ve duygusal zekânın belirleyici rolünü vurgularken, öfke gibi geçici duygusal durumların bu bağlamda yeterli düzeyde aracılık yapmadığını göstermektedir.
KOBİ'lerdeki yenilik uygulamaları ve engellerinin belirlenmesi ve analizi: Gaziantep İli örneği
HAZIRLANMAKTA
Bankacılık sektöründe müşteri ilişkileri yönetimi üzerine karşılaştırmalı bir araştırma: Türkiye ve Libya örneği
Bankacılık hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla bankaların bankacılık sektöründe müşterileri ile olan ilişkilerini yönetmesini ve pazarlamasını yönlendirmede CRM'nin (MİY'in) önemini ve hayati rolünü göz önünde bulundurmaları önemlidir. Müşterilere rekabetçi tekliflerle karşılaştırıldığında daha fazla değer sunan rekabet avantajı yaratmayı da bankaların göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bankalar kendi aralarındaki hizmet yeniliği ve teslimi için teknolojinin geniş kullanımı ile müşterilerini memnun etmeye ve elde tutmaya ve bireysel müşterilere ve bireysel olmayan kişilere odaklanmış BT sistemlerini kullanmada aşırı rekabet içindedirler. Bu bağlamda, bankalar müşteri ilişkilerini geliştirmeyi ve bunları şubeler, kiosklar, ATM'ler, internet, e-postalar, elektronik bankacılık, akıllı kartlar, çağrı merkezleri ve telefonlar gibi geniş bir yelpazede iletişim noktalarında devam ettirmeyi istemektedir ve ticari bankalar, bankacılık sektöründe varlıklarının sürmesi nedeniyle müşteri ilişkilerinin şart olduğunu anlamışlardır. Mevcut müşterilerle iyi ilişkileri korumak ve bankalara yeni müşteriler çekmek için, uzun vadede müşterilerle olan ilişkinin geliştirilmesi gereklidir. Bu tez CRM'in bir tanıtımını ve elektronik bankacılığın CRM'deki rolünü göstermekte ve konuyla ilgili betimsel bir analiz tartışması sunmaktadır.
Nepotizmin, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi: İş görenlerin mülkiyet sahipliği yoluyla ve özel girişimlere devir şeklinde özelleştirilen işletmelerde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, nepotizmin örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışına etkisini incelemektir. Bu amaçla, çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanları ile blok satış yolu ile özel girişime devredilen işletme çalışanlarının nepotizm, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı gösterme eğilimleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın evreni çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanları ile blok satış yolu ile özel girişime devredilen işletme çalışanlarından oluşmaktadır. Evrenin büyük olması nedeni ile örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. Hem nitel hem de nicel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada, özelleştirmeye ilişkin konularda yarı yapılandırılmış mülakat yoluyla; nepotizm, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı algıları için ise, anket aracılığı ile veri toplanmıştır. Araştırma için hazırlanan anketler, 28 Ocak - 15 Nisan 2016 tarihleri arasında Karabük ve Zonguldak illerinde uygulanmıştır. Elde edilen verilere frekans analizi, faktör analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve t testleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yapılan t testlerinde özel girişime devredilen işletme çalışanlarının nepotizm algılarının, çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanlarına kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı gösterme eğilimlerinin, özel girişime devredilen işletme çalışanlarına kıyasla daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiş olup, her iki işletmenin çalışanlarında örgütsel bağlılık algısının benzer oranda olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre, blok satış yolu ile özel girişime devredilen işletme çalışanlarının nepotizm algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında pozitif bir ilişki olduğu ve aynı yönde etkilediği, çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanlarında ise negatif bir ilişki olduğu ve ters yönde etkilediği tespit edilmiştir. Blok satış yolu ile özel girişime devredilen işletme çalışanlarının nepotizm algıları ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasında pozitif bir ilişki olduğu ve aynı yönde etkilediği; çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanlarında ise negatif bir ilişki olduğu ve ters yönde etkilediği tespit edilmiştir. Her iki işletme çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasında pozitif bir ilişki olduğu ve aynı yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Örgüt kültürü ile mobbing arasındaki ilişki: Farklı sektör çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu tez çalışmasının temel amacı, algılanan örgüt kültürü ile mobbing davranışı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca örgüt kültürü ve mobbing algısının işlemelere göre ve çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda A ilinde farklı sektörlerde faaliyette bulunan dört işletme çalışanlarına yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada iki temel kavram üzerinde durulmuştur. Birincisi örgüt kültürü, ikincisi ise mobbing kavramıdır. Örgüt kültürü, örgütlerde görev alan bireylerin davranışlarını ve örgütsel ortamın yapısını ve işleyişini şekillendiren, tutum ve davranışlar aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılan, yere ve zamana göre değişebilir nitelikteki düşünce, değer ve kuralların bütünüdür. Örgüt kültürü, vizyon, katılım, tutarlılık ve uyum alt boyutları ile incelenmiştir. Mobbing, "örgütlerde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünüdür". Mobbing algısı, iletişim ve kendini göstermeye dönük engeller, itibara saldırılar, tehdit ve özel yaşama müdahale, engellenme ile mesleki duruma yönelik engeller olarak ele alınmıştır. Tezde örgüt kültürünün boyutları ile mobbing algısının boyutları arasında kısmen anlamlı ilişki olduğu ve örgüt kültürü algısı ve mobbing algısının işletmelere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre örgüt kültürü ve mobbing algılarında da kısmen farklılıkların olduğu belirlenmişti
Bireycilik/kolektivizm ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin ölçülmesi: Libya Adalet Bakanlığı örneği
Örgütlerin organizasyonel yapılarını, üretim hatlarını ve kontrol sistemlerini tasarlaması ve bu süreçlerdeki iyileştirmeleri, bir kuruluşun başarı için yeterli değildir. Çünkü çalışan ve yöneticilerin gözardı edilmesi veya amaç ve hedeflere ulaşmada çalışanların motive edilmemesi örgütleri başarısız kılmaktadır. Örgütlerin varlıklarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri için insan kaynaklarının etkili verimli kullanmaları gerekir. Mevcut ekonomik ve sosyal değişkenlerin farklılığı ve kurumların mümkün olan en yüksek geri dönüşleri sürdürme ve elde etme isteği, yöneticileri yeni arayışlara zorlamaktadır. Özellikle bireysel ve örgütsel etkinliği artırıcı gönüllü davranışları artırmak veya bu tür davranışların çalışma hayatına kazandırılmasının önemi her geçen gün artmaktadır. Örgütsel vatandaşlık davranışı ve kolektivizm davranışı da bu tür davranışlardandır. Örgütsel vatandaşlık davranışı, bireyin çalışma ortamında var olan veya önceden belirlenmiş biçimsel ve iş tanımlamalarından farklı olarak, bireyin isteği doğrultusunda, gönüllük esasına dayalı olarak örgüt yararına sergilediğ davranışlardır. Kolektivizm davranışı ise, bireyin örgüt içerisinde kendi çıkarları için değil örgüt çıkarlarını öncelikli düşünürek örgüt yararına katkı sağlamasıdır. Diğer bir ifadeyle kolektivizm, bireyin örgütsel hakları koruma ahlakıdır. Çalışmada üzerinde durulan diğer bir kavram da birecilik kavramıdır. Bireycilik, bireyin örgüt içerisinde uygun gördüğü gibi davranması ve kendi kararı doğrultusunda hareket etmesidir. Bu tezin amacı, çalışanların bireyci ve kolektivizm düşünce algıları ile örgütsel vatandaşlık davranış algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu bağlamda Libya Adalet Bakanlığı çalışanlarına yönelik bir anket çalışması düzenlenerek konuya ilişkin veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 23 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, bireycilik ve kolektivizm düşüncesi ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Örgütlerde değişime direnç ve değişim yönetimi üzerine bir çalışma: Türkiye-Libya karşılaştırması
Değişim hayatımızın en önemli bir parçasıdır. Özellikle teknoloji ve kaynakların hızlı gelişimiyle birlikte insanlar, değişim olmadan yaşayamamaktadır. Bilindiği gibi örgütler, çevreden etkilenen ve çevrenin tesiri altında kalan açık bir sistemlerdir. Ayrıca, örgütler arasında hızlı gelişme ve güçlü rekabet nedeniyle, örgütler için değişim kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu nedenle, örgütlerin rekabette başarılı olmaları için sürekli olarak değişime uğramaları gerekmektedir. Diğer taraftan ise, örgüt çalışanları her zaman değişime karşı her direnç göstermektedirler. Çalışanların değişime dirençlerini en aza indirmek değişimin sağlıklı bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Değişim yönetimi, çalışanların değişime karşı direncini azaltacak şekilde örgutlardaki değişimi planlama ve uygulama sürecidir. Bu çalışma, Libya ve Türk üniversiteleri arasından seçilen iki üniversitede idari ve akademik yöneticileri kapsamaktadır. Çalışmada çalışanların değişime karşı direnç algılarını ortaya koyarak değişimin yönetiminde etkili olan yöntemler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Kolay Örnekleme ve Amaçlı Örneklem yöntemiyle Libya Tobruk Üniversitesi yöneticileri arasından, 154 yöneticiden oluşan bir gruptan 140 yönetici seçilmiştir. Ayrıca aynı yöntemle, Türkiye'de bulunan Kastamonu Üniversitesi'nin yöneticilerinden oluşan 120 yöneticilik bir gruptan 108 yönetici seçilmiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada anketin güvenilirleri geçerlilği Libya ve Türkiye koşulları için standartlaştırılmıştır. Seçilen üniversitelerde araştırma yapma izni, Libya ve Türkiye'deki üniversitelerin üst yönetiminden alınmıştır. Beşli Likert ölçeği kullanılarak yöneticilerin değişime karşı direncinin nedenlerini ve değişim yönetimde etkili olan yöntemler saptanmıştır. Tolanan veriler, sosyal araştırmalarda yaygın olarak kullnılan SPSS 21 paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizler, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri, Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve bağımsız örneklem T- Testi ile ortaya konulmuştur. Çalışmada önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle Libya'daki çalışanların değişime direnmelerinin en önemli nedeninin değişim için bir planlama olmaması, Türkiye'de ise yönetim ve çalışanlar arasındaki iletişimin zayıf olması olduğu ortaya çıkarılmıştır. Değişime karşı direncin üstesinden gelmek için değişim yöntemlerle ilgili olarak bulgular Libya ve Türkiye için de, değişime hazır olmanın çok önemli bir yöntem olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu çalışma, değişimin nedenleri ve Libya ve Türkiye'nin idari yöntemlerinde istatistiksel farklılıklar olduğunu doğrulamaktadır. Çalışma son olarak uygulamalar ve gelecek araştırmalar için bir dizi öneri sunmaktadır.
KOBİ'lerin markalaşma ve kurumsallaşma sürecinde KOSGEB desteklerinin rolü: TR71 bölgesinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı bir kamu kurumu olan KOSGEB'in KOBİ'lere verdiği desteklerin, KOBİ'lerin markalaşma ve kurumsallaşma sürecine olan etkisini analiz etmektir. Araştırmanın evreni TR-71 bölgesinde Markalaşma ve Kurumsallaşma konularında 2011-2016 yılları arasında destek alan KOBİ'lerdir. KOSGEB Başkanlığınca verilen bilgiler doğrultusunda ilgili konularda destek alan toplam 82 KOBİ bulunmaktadır. Araştırma evreninin çok büyük olmaması sebebiyle tüm KOBİ'lere elektronik ortamda anket gönderilmiştir. Araştırma için hazırlanan anketler 07.05.2018 – 20.06.2018 tarihleri arasında TR-71 bölgesindeki illerde uygulanmıştır. Elde edilen verilere faktör analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, anova ve t-test yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Kurumsallaşma düzeyi açısından; cinsiyet, eğitim seviyesi, KOBİ'nin faaliyet süresi, KOBİ'nin sektörü ve KOSGEB Destek türü farklılık göstermektedir. Markalaşma bilinci açısından; eğitim seviyesi, KOBİ'nin faaliyet süresi, KOBİ'nin sektörü ve KOSGEB destek türü farklılık göstermektedir. KOSGEB desteklerinin üst limitlerinin artması ile kurumsallaşma düzeyi ve markalaşma bilincine yönelik yapılan korelasyon analizleri pozitif yönlü ve anlamlı olup regresyon analizi sonuçlarına göre KOSGEB desteklerinin destek üst limitlerinin artması kurumsallaşma düzeyi ve markalaşma bilincini etkilemektedir. Markalaşma çabasına yönelik yapılan analizlerde KOSGEB destek süreci öncesi ve sonrasındaki markalaşma bilincine yönelik analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerde; KOSGEB desteği ile pazarlama elemanı istihdam eden ve etmeyen, reklam çalışması yapan ve yapmayan, web sayfası olan ve olmayan, web sayfası olmasına rağmen web sayfasını geliştirmeye yönelik destek alan ve almayan, dijital pazarlama faaliyetine başlayan ve başlamayan KOBİ'lerde markalaşma bilinci farklılık göstermektedir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonuçlarına göre markalaşma bilinci ile kurumsallaşma düzeyi arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmakta olup, markalaşma bilinci kurumsallaşma düzeyini etkilemektedir.
Örgüt yapısı ve duygusal zekanın sağlık hizmet kalitesi üzerine etkisi: libya trablus hastanesinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, örgüt yapısı ve duygusal zeka ile sağlık hizmet kalitesi arasındaki ilişkiyi tespit ederek örgütsel yapı ve duygusal zekanın sağlık hizmet kalitesi üzerine olan etkisini belirlemektir. Tez, örgüt yapısı, duygusal zeka ve sağlık hizmet kalitesi üçgeninde şekillenmiştir. Örgüt yapısı, örgütlerde faaliyetlerin sistematik bir biçimde yürütülmesi için kararların açıkça belirlenmesi, bu kurallar çerçevesinde çalışanların görev ve sorumluluklarının belirlenmesi, işbölümü ve uzmanlaşma alanlarının ortaya konulması ve ast-üst ilişkilerinin nasıl yürütüleceğine ilişkin özelliklerin toplamıdır. Çalışmada örgüt yapısı, biçimsel ve merkezileşme olmak üzere iki temel boyutta incelenmiştir. Biçimsel yapı, örgütteki faaliyetlerin belirli ölçü veya standartlarla yapılmasıdır. Merkezileşmiş yapı ise örgüt düzeyinde alınan kararların kimler tarafından alındığını ortaya koyan bir yapıdır. Dugusal zeka, bireyin hem kendi duygularının hem de başkalarının duygularının farkına varması, duygular arasındaki farkı belirleyebilme ve duygularını ifade ederek davranışa dönüştürme yeteneğidir. Sağlık hizmet kalitesi ise sunulan sağlık hizmetlerinin bu hizmeti alanların beklentilerini karşılama düzeyidir. Bu bağlamda Libya'da Trablus Sağlık Merkezi (hastanesi) çalışanlarına yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla araştırmanın evrenini ve örneklemini de bu merkezdeki çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemine dâhil edilen çalışan sayısı ise 300'dür. Anket tekniği ile konuya ilişkin veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmede, katılımcılara ilişkin sosyo-demografik sonuçlar, ölçeklere ilişkin geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapıldıktan sonra örgüt yapısı ve duygusal zeka ile sağlık hizmet kalitesi arasındaki ilişkiyi ve etki düzeyini ortaya koymak için korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada ayrıca duygusal zeka ve sağlık hizmet algısının katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak için ise T-Testi ve ANOVA analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda örgüt yapısı ile duygusal zeka arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu, duygusal zeka ile sağlık hizmet kalitesi arasında ise pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu ve genel olarak duygusal zekanın sağlık hizmet kalitesini olumlu etkilediği görülmüştür. Çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre ise duygusal zeka ve sağlık hizmet kalitesi algı düzeyi ise kısmen farklılık gösterdiği belirlenmiştir.Sonuç olarak, çalışmanın sonuçlarının, başta araştırmanın gerçekleştirildiği Trablus Hastanesi (Sağlık Merkezi'ndeki) yönetici ve çalışanlarına olmak üzere, diğer sağlık sektörü çalışan ve yöneticilerine de önemli ipuçları sağlayacağı düşünülmektedir.
Risk yönetiminde işgören güçlendirmenin rolü: Libya bankalarında bir uygulama
Libya ekonomisi, Libya'da faaliyet gösteren tüm ekonomik sektörlere yansıyan darboğazlar ve sorunlarla birlikte mevcut siyasi risklerin etkisi altındadır ve bu da büyük ekonomik faaliyetlerin ve buna ilaveten petrol ihracatlarındaki düşüşün takip ettiği devrimden sonra petrol ürünlerinin aniden durmasına neden olmuştur. Bu faktörlerin tümü, Libya ekonomisinin gerilemesinde büyük rol oynamıştır, çünkü Libya ekonomisi toplam gelirlerinin %90'ından fazlasına karşılık gelen ve diğer sektörleri de olumsuz etkileyen petrol gelirlerine dayanmaktadır. Bankacılık sektörü bu ekonomik risklere karşı bağışık değildir, başta faiz oranının iptali ve paranın bankacılık sistemi dışına çıkması ile ilgili olmak üzere bankalar da bankacılık politikalarındaki çatışmalardan etkilenmiştir. Bu nedenle bankacılık sektörü başta likidite riski olmak üzere mali olmayan ve mali risklerle karşı karşıya kalmıştır. Aslında, Basel standartları da dahil olmak üzere risk konularıyla ve bunların nasıl yönetileceğiyle ilgili çeşitli çalışmalar mevcuttur. Fakat bu çalışmaların hiçbiri insan kaynakları ve bu risklerin yönetimindeki önemine odaklanmamıştır. Ayrıca, çeşitli yönetim faktörlerini etkileyen güçlenmeyi konu alan birçok çalışma da mevcuttur. Tezde, yüksek düzeyde yetenek ve beceriye sahip olan insan kaynaklarına ve bankacılık sektörünün karşı karşıya kaldığı bankacılık risklerinin aşılması için onların güçlendirilip becerilerinin kullanılması konusundaki rolüne odaklanmıştır. Çalışmanın başta Libya'da olmak üzere bankacılık sektöründe risk yönetiminde insan kaynaklarının güçlendirmesini ele alan ilk çalışma olmasından dolayı büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede tezin temel amacı, bankacılık sektöründeki risklerinin ortadan kaldırılması insan kaynaklarının güçlenmesinin rolünü incelemek ve araştırmaktır. Bu bağlamda insan kaynakları güçlendirmesinin etkili likidite, kredi, pazar ve operasyonel risk yönetimindeki etkisi ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı doğrultusunda Libya'nın doğu bölgesinde faaliyet gösteren bankalardan veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Anket 320 çalışana dağıtılmış ve mevcut siyasi krizin sonucu olarak bankacılık sisteminin karşı karşıya kaldığı risklerin araştırılması için hedef olarak altı banka seçilmiştir. Araştırma sonucunda insan kaynaklarının güçlendirilmesinin boyutları ile risk yönetimi arasında olumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Çalışmada, çalışanlara yönelik, eğitim, teşvikler ve katılım, yetkinin paylaşılması, takım çalışması gibi hususların risk yönetiminde önemli olduğu, görülmüştür. Ayrıca, Bingazi ve Al Baydaki bankalar arasında risk yönetimi ve insan kaynakları güçlendirilmesinin boyutlarının farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bu araştırmadaki bulgular, literatürdeki birçok bulgu ile tutarlı görünmektedir.
Bankacılık hizmetlerinin gelişmesinde bilgi ekonomisinin rolü: Libya'da bankalar üzerine bir araştırma
Libya ekonomisi, diğer gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri gibi, ülkedeki ekonomik kalkınmanın ana unsuru olarak bankacılık sektöründe hizmetlerin seviyesini iyileştirmeyi hedeflemektedir. Özellikle bilgi ekonomisinin ortaya çıkmasından sonra, ticari bankalar hizmetlerini yeni ekonomi doğrultusunda geliştirmek zorunda kalmışlardır. Bilgi ekonomisi, örgütlerin ihtiyaç duydukları bilginin elde edilmesi veya üretilmesi, paylaşımı ile tüm süreçlerin iyileştirilmesidir. Bilgi ekonmisin temelini oluşturan ana değişkenler ise, beşeri sermaye yatırımı, bilgi ve iletişim teknolojileri, inovasyon araştırma ve geliştirme (Ar-Ge), ekonomik teşvikler ve kurumsal strateji ve politikalardır. Bu bağlamda çalışmada, bilgi ekonomisinin temel ilkelerine, bilgi ekonomisinin bankacılık sektöründeki rolüne ve Libya ticari bankalarının bankacılık hizmetlerini geliştirme konusunda karşılaştığı sorunların çözümününe odaklanılmıştır. Çalışmanın temel amacına ulaşmak için Libya'nın doğu bölgesinde faaliyet gösteren altı ticari bankada toplam 320 çalışana yönelik bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Geri dönüşü sağlanan 299 anket analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları, bilgi ekonomisi ile bankacılık hizmetlerinin gelişimi arasında pozitif bir ilişki olduğu ve bilgi ekonomisinin bankacılık hizmetlerinin gelişiminde etkin bir rol oynadığını göstermiştir. Bilgi ekonomsinin alt değişkenleri, bilgi, beceri, eğitim, IT altyapısı, hız, hizmete erişim, araştırma geliştirme, inovasyon, ekonomik teşviklerin ve kurumsal rejim ile bankacılık hizmetlerinin alt boyutları olan, internet bankacılığı, veri aktarım hizmetleri, teknoloji kullanımı ve müşteri ilişkileri arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Tezde ayrıca, bilgi ekonomisi ve bankacılık hizmetleri uygulamalarını araştırma kapsamına dahil edilen bankalara göre farklılık gösterip göstermediğine ilişkin bulgulara da yer verilmiştir. Bilgi, beceri, eğitim, ekonomik teşvik, kurumsal strateji ve politika uygulamalarının bankalara göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Kültürel ve kurumsal mesafenin ihracat üzerine etkisi: Türkiye örneği
Küreselleşmenin son zamanlarda hız kazanması ile birlikte ülkeler arasındaki sermaye hareketliliği de oldukça önemli hale gelmiştir. Bu noktada gelişmiş ülkelerin belli başlı alanlarda avantajları olmasına rağmen; gelişmekte olan ülkelerin ekonomik gelişimlerini gerçekleştirmek adına daha atılgan bir rol üstlenmesi beklenmektedir. İşletmelerin ticari faaliyetlerini ulusal alanlardan uluslararası alanlara taşıması ile başlayan uluslararasılaşma hareketi; uluslararası ticarette ilgi gören bir konudur. Bu konu üzerinde, işletmelerin uluslararasılaşması bağlamında sıklıkla çalışılan, gelişmiş ülke odaklı çalışmaların yanında gelişmekte olan ülke odaklı çalışmaların yapılması da oldukça önemlidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı gelişmekte olan ülke, Türkiye bağlamında kültürel ve kurumsal mesafenin ihracat üzerine etkisinin belirlenmeye çalışılmasıdır. Çalışmada bu temel amaçla beraber, kültürel ve kurumsal mesafenin doğrudan etkisinin yanı sıra alt boyutlarının bağımlı değişken üzerindeki etkisinin incelenmesine odaklanılmaktadır. Bu bağlamda bağımsız değişkenler çerçevesinde Türkiye'nin ihracat gerçekleştirdiği 75 ülke örneklem olarak belirlenmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak uluslararasılaşma stratejilerinden biri olan ihracat verileri dikkate alınmıştır. Araştırma amacı doğrultusunda bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerinde etkisinin test edilebilmesi için iki ana hipotez belirlenmiş ve gelişmekte olan bir ekonomiye sahip Türkiye bağlamında çalışma tasarlanmasından dolayı ülkelerin gelişmişlik durumları göz önüne alınarak üçüncü hipotez ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre kültürel mesafe alt boyutlarından "bireysellik" bağımlı değişken üzerinde anlamlı etkiye sahip iken; diğerlerinin anlamlı etkiye sahip olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte kurumsal mesafe değişkenlerinin hepsinin bağımlı değişken üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu ve ihracat miktarının ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Örgütsel iletişim ve bilgi paylaşımının iç müşteri ilişkileri yönetimi üzerine etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel iletişim ve bilgi paylaşımı ile iç müşteri ilişkileri yönetimi arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak, örgütsel iletişim ve bilgi paylaşımının iç müşteri ilişkileri yönetimine olan etkisini belirlemektir. Bu bağlamda çalışmada üç ana kavram üzerinde durulmuştur. Birincisi, örgütsel iletişim, ikincisi bilgi paylaşımı ve üçüncüsü ise iç müşteri ilişkileri yönetimi kavramıdır. Örgütsel iletişim, önceden belirlenen örgüt amaç hedeflerine ulaşmak ve örgütsel koordinasyon veya uyumu sağlamak için tüm örgüt çalışanlarının tutum ve davranışlarını, örgütün amaçlarını ve hedeflerini karşılayacak şekilde koordine etmek amacıyla örgüt çalışanlarının birbirlerini anlamaları ve iş süreçlerine yansıtmalarıdır. Diğer bir, ifadeyle örgütün biçimsel yapısı ile biçimsel olmayan yapısı arasındaki ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesidir. Bilgi paylaşımı, çalışanların sahip olduğu deneyim ve tecrübelerine bağlı olarak edinmiş oldukları bilgiyi karşılıksız veya koşulsuz olarak çalışma arkadaşlarına aktarmalarıdır. İç müşteri ilişkileri yönetimi ise örgüt içinde çalışanlar arasındaki ilişkiler ile süreçler arasındaki ilişkileri düzenleyen ve yöneten bir süreç olarak ele alınmaktadır. Örgüt içerisindeki her birim, birbirinin müşterisi olarak kabul edilmektedir. İç müşteri ilişkileri yönetimi; örgüt içinde var olan kültürel değerler, inançlar, uygulamalar, çalışanlar arası bilgi paylaşımı, bilginin seviyesi ve iç müşterilerin dış müşterilere karşı göstermiş oldukları tutum ve davranışların değerlendirildiği bir süreçtir. Çalışma, Libya Posta, Telekomünikasyon ve Enformasyon (LPTIC) şirketinde toplam 364 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışanların araştırma kapsamına dahil edilmesinde kolayda örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Örnekleme dahil edilen çalışanların konuya ilişkin fikirleri ise örgütsel iletişim, bilgi paylaşımı ve iç müşteri ilişkileri yönetimi ölçekleri "1: Kesinlikle katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3: Ne katılıyorum ne katılmıyorum, 4:Katılıyorum ve 5: Kesinlikle katılıyorum" beşli Likert ölçeği esas alınarak alınmıştır. Çalışmada toplanan verilerin sınıflandırılmasından sonra ölçeklere ilişkin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda örgütsel iletişim ve bilgi paylaşımı ile iç müşteri ilişkileri yönetimi arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu ve örgütsel iletişim ve bilgi paylaşımının iç müşteri ilişkilerini olumlu etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre örgütsel iletişim, bilgi paylaşımı ve iç müşteri ilişkileri yönetimi boyutlarının algılanma düzeylerinde kısmen farklılıkların olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel iletişim, bilgi paylaşımı, iç müşteri ilişkileri yönetimi
Yetenek yönetimi ve farklılıkların yönetimi ile iç girişimcilik ve yenilik arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Çok kültürlü kurumsal ortamlarda farklılık kavramı, pek çok işletme ve insan kaynakları disiplinlerini etkileyen yaygın bir olgu haline gelmiştir. İnsan kaynaklarındaki temel uygulamalardan biri olan yetenek yönetimi de farklılıkların yönetimi için benimsenen uygulamalardan potansiyel olarak etkilenen disiplinlerden biridir. Diğer taraftan içerisinde bulundukları rekabetçi ortam, küresel bazda işletme ve insan kaynakları uygulamalarından etkilendiği bilinen yenilik ve çalışanların girişimciliği (iç girişimcilik) düzeylerini güçlendirmek yoluyla, işletmeleri özgünlük ve avantaj elde etme çabasına itmiştir. Bu tez çalışmasının asli amacı, farklılıkların yönetimi ve yetenek yönetimi kavramlarının işletmenin iç girişimcilik ve yenilikçilik kabiliyetlerini geliştirmesi ile ilişkilerinin ana kavramlar ve bunların alt boyutlarının istatistiki analizi üzerinden incelenmesi şeklindedir. Araştırma kapsamında, farklılıkların yönetimi, yetenek yönetimi, iç girişimcilik ve yenilik başlıklı dört kavrama yönelik güvenilir ölçekler tesis edilmesi ve anket aracı üzerinden veri toplanması yoluyla ampirik bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Türkiye ve Libya'da bulunan hedef grup üyelerinden toplam 430 yanıtlanmış anket formu toplanmıştır. Ölçeklerin faktör analizi ile güvenilirlik analizi ölçek göstergeleri arasında güçlü ilişkiler bulunduğu ve örneklemin yeterliliğinin doğrulamış olduğu tespit edilmiştir. Normallik analizine göre verilerin normal dağıldığı, değişkenler arasında gerçekleştirilen korelasyon analizi dört değişken arasında pozitif ve orta düzeyli korelasyonlar bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Yetenek yönetimi ile yenilik arasındaki ilişki ise güçlü ve pozitif bir ilişki olarak öne çıkmıştır. Tek yönlü ANOVA analizi, p < 0,05 düzeyinde cinsiyetin yetenek yönetimi ile iç girişimcilik sonuçları üzerinde etkisi bulunduğunu ve yaşın da yetenek yönetimi hariç bütün değişkenler üzerinde etkisi olduğunu göstermiştir. Katılımcıların eğitim seviyelerinin sadece farklılıkların yönetimini etkilediği, iş yerindeki pozisyonun ise bütün değişkenleri ekilediği gözlemlenmiştir. Kıdem durumunun yenilik harici bütün değişkenleri etkilediği, işletme içindeki toplam çalışan sayısının ise bütün değişkenler üzerinde etkisi bulunduğu görülmüştür. Regresyon analizi karşılaştırıldığı kavramların belirli göstergeler üzerinde bütün değişkenlerin pozitif ve orta düzeyli etkileri bulunduğunu göstermiş, en güçlü etki ise yetenek yönetimi göstergeleri ile yenilik arasında olduğu saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, işletme içerisinde farklılıkların yönetimi ve yetenek yönetiminin yenilik ve iç girişimcilik üzerinde itici güç işlevi gördüğü ve tersinin de geçerli olduğunu doğrular niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Farklılıkların Yönetimi, Yetenek Yönetimi, İç Girişimcilik, Yenilik.
Örgütsel adaletin örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmini üzerine etkisi: Libya'da bir araştırma
Çalışmada, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi tespit ederek, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışının iş atatmini üzerine olan etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda Libya-Trablus Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatı çalışanlarına yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada üç temel kavram üzerine odaklanılmıştır. Birincisi, örgütsel adalet, ikincisi örgütsel vatandaşlık davranışı ve üçüncüsü ise iş tatmini kavramıdır. Örgütsel adalet, bir çalışanın örgütteki adalet algısıdır. Çalışanın örgüte yaptığı katkı karşılığında örgütten aldığı paya yönelik algısı olarak tanımlanabilir. Örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, prosödürel adalet ve etkileşimsel adalet boyutları değerlendirilmektedir. Çalışmada örgütsel adalet, bu üç temel boyutu ile ele alınmıştır. Örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD), örgütlerde çalışan ve yöneticilerin resmi iş tanımlarının ötesinde veya resmi iş tanımının herhangi bir bir parçası olmayan bir davranış olarak olarak kabul edilen gönüllü bir davranış türü olarak kabul eedilmektedir. Örgüt yararına, tüm olumlu ve yapıcı davranışları kapsamaktadır. Çalışanların ve yöneticilerin kendi özgür iradeleriyle herhangi bir karşılık beklemeden çalışma arkadaşlarını destekleyen ve örgüte fayda sağlayan davranışlardır. Çalışmada örgütsel vatandaşlık davranışı örgüte ve bireye yönelik örgütsel vatandaşlık olarak iki temel boyutla ele alınmıştır. Çalışmada üzerinde durulan kavramlardan üçüncüsü ise iş tatmini kavramıdır. İş tatmini, çalışanların işle ilgili özellikleri algılama durumudur. Çalışanın iş şartları olan iletişim, işin yapısı, sağlanan fayda, ödül, yönetici tatmini ve promosyon gibi hususlara ilişkin algı durumudur. Çalışma, Libya-Trablus Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında çalışan 266 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışanların araştırma kapsamına dahil edilmesinde kolayda örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Örnekleme dahil edilen çalışanlardan konuya ilişkin verilerin toplanmasında anket tekniği kullnılmıştır. Ankette çalışanların sosyo-demografik özellikleri, örgütsel adalet, örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmine ilişkin ölçeklere yer verilmiştir. Kullanılan ölçekler beşli Likert ölçeği olarak tasarlanmıştır. Çalışmada toplanan verilerin sınıflandırılmasından sonra ölçeklere ilişkin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş tatmini arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ve iç müşteri ilişkileri yönetimi arasında pozitif yönlü bir ilişkin olduğu, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışının iş tatminini olumlu etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, Örgütsel Vatandaşlık Davranışları, İş Tatmini, Libya.
Yerli ve yabancı sermayeli işletmelerde iş tatmini ve örgütsel bağlılığın işgören performansı üzerine etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, yerli ve yabancı sermayeli işletmelerde iş tatmini ve örgütsel bağlılığın işgören performansı üzerine olan etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışmada üç temel kavram üzerinde durulmuştur. Birincisi, iş tatmini, ikincisi örgütsel bağlılık ve üçüncüsü ise işgören performansı kavramıdır. İş tatmini, iş görenlerin bulundukları örgütlerin önceden belirlenen amaç ve hedeflerine ulaşmak için üstlendikleri roller ve yaptıkları işlere yönelik oluşan memnuniyet ya da pozitif düşüncelerdir. Örgütsel bağlılık, çalışanların bağlı oldukları örgütlerin amaç ve değerlerini benimsemesi ve örgütle olan bağlılığını sürdürüp bir aile üyesi gibi hissetmesine yönelik besledikleri psikolojik duygulardır. İşgören performansı ise, yapılan örgütsel işlerde bireylerin uygun tutum ve davranışlar sergileyerek hedeflenen amaçlara miktar ve kalite olarak ulaşma düzeyinin belirlendiği süreçlerdir. Çalışma orman ürünleri endüstrisinde faaliyet gösteren yerli ve yabancı sermayeli iki farklı işletmede toplam 500 işgören üzerinde gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik kolayda örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Örnekleme dahil edilen çalışanların konuya ilişkin fikirleri ise iş tatmini, örgütsel bağlılık ve işgören performansı ölçekleri "Kesinlikle katılmıyorum (1), Katılmıyorum (2), Ne katılıyorum ne katılmıyorum (3), Katılıyorum (4) ve Kesinlikle katılıyorum (5)" beşli likert ölçeği esas alınarak alınmıştır. Toplanan verilerin sınıflandırılmasından sonra ölçeklere ilişkin SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda iş tatmininin örgütsel bağlılık ile işgören performansı üzerine olumlu etkisi olduğu ve aralarında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: İş tatmini, Örgütsel bağlılık, İşgören performansı
Kültür ile girişimcilik algısı arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Üniversite öğrencilerine yönelik karşılaştırmalı çalışma
Bu çalışmanın temel amacı, kültür ile girişimcilik algısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu bağlamda iki farklı ülke ekseninde iki üniversite öğrencilerine yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, kültür, girişimci, girişimcilik, girişimcilik fırsatı, girişimcilik eğitimi algısı gibi temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Kültür, bir toplum içerisinde yaşanmış, öğrenilmiş, paylaşılan, inanç ve değerlerin bütünsel bir oluşumudur. Girişimci, kar, risk ve sorumluluğu üzerine alarak bir işi organize eden kişidir. Girişimcilik ise, bir süreç olarak ele alınmaktadır. Girişimcilik, iktisadi mal veya hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirilerek, bir dönüşümden geçirilmesiyle, önceden keşfedilen ekonomik fırsatların yeni değerlere dönüştürüldüğü bir süreçtir. Çalışmada Hofste'nin sınıflandırdığı kültür boyutları; "belirsizlikten kaçınma, güç mesafesi indeksi, erilliğe karşı dişillik, uzun vadeli yönelime karşı-kısa vadeli yönelim, bireyselliğe karşı-toplumsallık, serbestliğe karşı- sınırlama" temel alınmıştır. Girişimci, girişimcilik ve girişimcilik fırsat algısı ile kültür boyutları arasındaki kavramsal ilişkinin yanı sıra, kültür boyutları ile girişimci, girişimcilik ve girişimcilik fırsat algısı kavramları arasındaki ilişki istatistiki olarak da incelenmiştir. Bu çerçevede, iki farklı ülkede iki farklı üniversiteden toplam 800 öğrenciden elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik düzeylerinin yeterli olduğu görülmüştür. Bulgulara göre, genel olarak kültür ve kültürün boyutları ile girişimci, girişimcilik ve girişimcilik fırsat algısı rasında pozitif yönlü bir ilişkin olduğu ve kültürün öğrencilerin girişimcilik algısını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin ait oldukları kültüre göre girişimci, girişimcilik, girişimcilik fırsat algısı ve girişimcilik eğitim algı düzeylerinin de farklılık gösterdiği saptınmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Ulusal Kültür; Girişimci, Girişimcilik, Girişimcilik Fırsat Algısı.
Örgüt kültürü ile sosyal ve duygusal zekanın iş tatmini üzerine etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, örgüt kültürü, sosyal zekâ ve duygusal zekânın iş tatmini üzerine olan etkisini belirlemeye yöneliktir. Bu çerçevede Libya'daki üniversitelerde spor eğitmenliği yapanlara yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Örgüt kültürü, örgüt ve çalışanların sahip oldukları değerler, inançlar, alışkanlıklar ve onlarda birlik duygusu oluşturan değerler bütünüdür. Sosyal zekâ, bir bireyin diğerleri ile etkileşimi sonucu olarak uyum sağlama ve pozitif çıktılar elde etme kapasitesidir. Duygusal zekâ, bir bireyin kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, algılama ve yönetebilme beceresidir. İş tatmini ise çalışma koşullarının ve işin çalışana sağladığı avantajlar ve dezavantajların nesnel bir değerlendirmesi sonucu ortaya çıkan pozitif bir algıdır. Çalışmada bu kavramlar arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için anket tekniği kullanılarak gerekli veriler toplanmıştır. Spor eğitmenleri için örgüt kültürü ile sosyal ve duygusal zekanın iş tatmini ve performans tatmini üzerindeki etkisini araştırmak için korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Bu bağlamda çalışma hipotezleri de istatistiksel açıdan test edilmiştir. Sonuçlar, örgüt kültürü, sosyal duygusal zekâ ve iş tatmini arasındaki ilişkinin tam olarak kurulmadığını, ancak istatistikler örgüt kültürü ile iş tatmini arasında güçlü bir ilişkinin varlığı ve iş tatmini ile sosyal ve duygusal zekânın iş tatmini üzerinde kısmen etkili olduğu görülmüştür. Çalışmada, Libya üniversitelerindeki spor eğitmenlerinin örgüt kültürü, sosyal ve duygusal zekâya yönelik pozitif algıları onların iş tatmini ve performans memnuniyetlerini de önemli ölçüde etkileyebileceği vurgulanmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Örgüt kültürü, sosyal zekâ, duygusal zekâ, iş tatmini Haziran 2022, 121 Sayfa
Örgütsel stres ve tükenmişliğin iç hizmet kalitesi üzerine etkisi
Araştırmada, örgütte çalışanların karşılaştıkları stres ve tükenmişliğin iç hizmet kalitesine etkisi ortaya çıkarılmıştır. Uygulama kısmında ise, anket araştırmasına konu olan çalışanların bulundukları konum ve idari sınıf itibariyle konunun çerçevesi bakımından incelenmesi ikincil amaç şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca,örgütsel stres ve tükenmişliğin belirtileri, sebepleri ve sonuçları üzerinde durulmuş, çok önemli sorun teşkil eden tükenmişliğin örgüt ve çalışan açısından mücadele yöntemine değinilmiştir. Araştırma maksadıyla, bir üniversitede toplam 163 çalışanın hiyerarşik olarak en alt seviyede bulunandan üst yöneticiye kadar İdari Personel üzerinde literatür de dikkate alınarak bir anket yapılmıştır. Araştırma üç boyut ve üçer alt boyut şeklinde yürütülmüştür. Araştırma sonucunda, örgütsel stres ve tükenmişliğin iç hizmet kalitesini olumsuz etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 1. Stres 2. Örgütsel Stres 3. Tükenmişlik 4. İç Hizmet Kalitesi