Theses supervised by Prof. Dr. Nurhan Aydın

17 theses · Anadolu University, Kütahya Dumlupınar University

DoctorateOpen AccessTR

Yatırımların nakit akışlarına duyarlılığının incelenmesi: Borsa İstanbul firmalarında bir uygulama

Dışsal finansmanın daha pahalı olması firmaların kendi kaynakları ile yarattıkları nakit akışlarına daha çok bağlı kalmalarına ve olması gerekenden daha düşük yatırım yapmalarına neden olur. İçsel ve dışsal finansmanın maliyetindeki bu farkı belirlemede faydalı bir yaklaşım, yatırımların nakit akışı duyarlılığını gözlemlemektir. Belirgin yatırım-nakit akışı duyarlılığı gösteren firmalar finansal kısıtlı olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım izlenerek, Borsa İstanbul'a kote olan finans dışı firmaların yatırım-nakit akışı duyarlılıkları 2002–2014 dönemi için incelenmiştir. Yatırım-nakit akışı duyarlılıklarında kesitler arası farklılıkları gözleyebilmek için firmaların verileri, finansal kısıtlılık düzeyine etki ettiği varsayılan alt dönemler ve firma özellikleri bazında gruplandırılmıştır. Panel veri analizinin sonuçlarına göre küçük, genç firmalar, bir şirketler grubu ile ilişkisi olmayan firmalar ve halka açık işlem gören hisse senetlerinin oranı göreceli düşük olan firmalar yatırım–nakit akışı duyarlılığı sergilemektedir. Düşük temettü dağıtımı yapan firmalar en belirgin yatırım–nakit akışı duyarlılığına sahiptir. Herhangi bir sınıflandırma yapılmadan, 2002–2014 dönemi için firmalar ortalama bir düzeyde yatırım–nakit akışı duyarlılığı göstermektedir. Kriz döneminde yatırımlar, diğer tüm alt dönemlere göre, nakit akışına en duyarlıdır. Diğer taraftan, makro-ekonomik büyüme dönemlerinde yatırım–nakit akışı duyarlılığı belirgin değildir. Bu bulgular, yatırım-nakit akışı duyarlılığının finansal kısıtlılıkla ilişkili olduğunu savunan görüş ile aynı doğrultudadır. Anahtar Sözcükler: Yatırımlar, Finansal Kısıt, Finansman Hiyerarşisi Teorisi,Yatırımın Q Teorisi, Panel Veri Analizi.

Borsa İstanbulFinansal hiyerarşi teorisiFinansal hiyerarşi teorisi+7
Serdar Benligiray
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yatırımcılar açısından likidite, performans ve getiri ilişkisi: Borsa İstanbul uygulaması

Bu araştırmanın amacı, pay likiditesinin, pay getirisi ve finansal performans üzerindeki etkisini ve pay likiditesi ile finansal performans arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Pay likiditesi ölçütleri, Amihud'un likidite azlığı oranı(illiquidity ratio) ve işlem devir hızı oranı(turnover ratio); performans ölçütleri ise Tobin Q oranı, PD/DD oranı, aktif karlılığı oranı ve bu üç değişkenden temel bileşenler analizi yolu ile elde edilen performans endeksidir. Bu temel değişkenlerin yanı sıra firma performansını, pay piyasasını ve yatırım kararlarını etkileyeceği düşüncesi ile kaldıraç oranı, beta, faiz oranı ve döviz kuru kontrol değişkenleri, analizde aşamalı olarak kullanılmıştır. Yatırımcı grubu olarak, kurumsal yatırımcılar seçilmiştir. Pay likiditesi hesaplamalarında, kurumsal yatırımcı işlemleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, panel veri analizi ve Dumitrescu ve Hurlin nedensellik testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre: i) Likidite, işlem devir hızı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q, PD/DD ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamlı ve pozitif; aktif karlılığı üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif çıkmıştır. ii) Likidite, Amihud'un likidite azlığı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif; PD/DD, aktif karlılığı ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamsız çıkmıştır. iii)Pay likiditesinin pay getirisi üzerindeki etkisi, her iki likidite ölçütü için pozitif ve anlamlı çıkmıştır. iv) Son olarak, pay likiditesi ile finansal performans arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Bu bulgulardan hareketle, pay likiditesinin, pay senedi yatırımlarında bir karar kriteri olduğu ve finansal performansı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulFinansal performansGetiri+7
Şükriye Gül Reis
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiyede'deki işletmelerde sermaye yapısı belirleyicileri: BİST'de bir uygulama

Bu tez, Türkiye' deki işletmelerin sermaye yapısı belirleyicilerinin dengeleme ve finansal hiyerarşi teorileri ile uyumunu test ederek, Yunanistan, Fransa, İngiltere, ve Çin'de faaliyet gösteren işletmelerin sermaye yapısı belirleyicileri ile karşılaştırılmasını, ve sermaye yapısının oluşumunda sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değerinin etkisini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren işletmelerin finansal verileri, Türkiye' nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşunun finansal verilerini kapsayan İSO-500 sektörel veri seti, ve araştırmaya konu diğer ülkeler için Reuters Eikon veri tabanına kayıtlı halka açık işletmelerin finansal verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada, sermaye yapısı modelleri panel veri regresyon analizi ile sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değeri, grafiksel analiz ile incelenmiştir. Panel veri regresyon analiz bulguları, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapılarının, hem finansal hiyerarşi hem de dengeleme teorisi ile uyumlu kanıtlar ortaya koyarken, sermaye yapısı belirleyicilerinin ülkeler bazında farklılık gösterdiği sonucunu vermektedir. Grafiksel gözlemler, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapıları sektörlere göre farklılıklar gösterdiğini; özellikle, tamamen yerli sermayeye sahip işletmelerin, diğer yabancı sermaye gruplarından, sermaye yapısının oluşumu bakımından ayrıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu çalışma, özellikle halka açıklık oranı %50 ile %75 arasında olan işletme grubunun sermaye yapıları bakımından diğerlerinden ayrıldığını ve farklı piyasa değerlerinin farklı sermaye yapıları ile eşleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sermaye yapısı, finansal hiyerarşi teorisi, dengeleme teorisi, uluslararası karşılaştırma, sektör türü

Borsa İstanbulDengeleme teorisiFinansal hiyerarşi teorisi+1
Ayşegül Güner
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İş modeline göre sermaye yapısının belirleyicileri: Düşük maliyetli ve geleneksel havayolları üzerine bir panel veri analizi

Bu çalışmanın amacı, uyguladıkları iş modeline göre havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, uyguladıkları iş modeli dikkate alınarak geleneksel ve düşük maliyetli olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirilmiştir. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve bu iş modeline sahip havayolu grupları arasında, sermaye yapısının belirleyicileri konusunda anlamlı farklılıkların olup olmadığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Buna ek olarak iş modeline göre havayollarının finansman davranışlarının Finansman Hiyerarşisi ve Dengeleme Teorisi ile uyumunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada 31 geleneksel ve 15 düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketine ait finansal veriler, panel veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 2004-2015 döneminin incelendiği çalışmada, literatürde en çok kullanılan sermaye yapısı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayollarının uzun vadeli finansman davranışlarının büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ve havayolu gruplarının Dengeleme Teorisine uygun olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Buna karşın elde edilen sonuçlar, havayolu gruplarının kısa vadeli finansman davranışlarının belirgin bir şekilde farklılaştığını göstermektedir.

Dengeleme teorisiHava yolu işletmeleriMaliyet+6
Kasım Kiracı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yatırımların risk yönetiminde risteki değer (VaR) yaklaşımı ve Türkiye` deki hayat sigortası şirketleri için bir uygulama

Finansai piyasaların gelişme süreci içerisinde kurumsal yatırımlar önemli rol oynamaktadır. Gelişmiş ekonomilerin finansai piyasalarında kurumsal yatırımcıların payı büyük olup, sermaye piyasalarının gelişmesinde kurumsal yatırımların büyümesinin etkisi göz ardı edilmemelidir. Kurumsal yatırımcılardan olan hayat sigortası şirketleri hane halkı tasarruflarım toplayarak oluşturdukları uzun vadeli fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirerek şirketler aracılığıyla ekonomiye kaynak sağlamaktadırlar. Türkiye'de genel olarak kurumsal yatırımlar ve hayat sigortası şkketlerinin finansai piyasalardaki etkisi henüz oldukça sınırlı olsa da bu konuda hızlı bir gelişme beklenmektedir. Bireysel emeklilik sisteminin yerleşmesiyle birlikte özel emeklilik şirketleri ve hayat sigortası şirketlerinin topladıkları tasarruflar ve dolayısıyla yaptıkları yatırımlar artacaktır. Ayrıca vadeli işlemler piyasalarının gelişmesi ile türev ürünler de, kurumsal yatırımcıların yatırım portföylerinde önemli paya sahip olacaklardır. Hızla büyüyen sektörde rekabet edebilmek için yatırımlarda risk yönetimi hayat sigortası şirketleri için her zamankinden daha önemli hale gelecektir. Riskteki Değer (VaR) Yaklaşımı, son yıllarda önce bankalar sonra da diğer kurumlar tarafından kullanılmaya başlanan nispeten yeni bir risk yönetimi aracıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de potansiyel vaad eden hayat sigortası şirketlerinin kullanabilecekleri bir risk yönetimi uygulama yöntemi önermektir. Bu amaçla, mevcut riskteki değer yöntemlerinin Türkiye koşullarında ve hayat sigortası şirketleri için uygulanabilirliği test edilmiştir. Riskteki değer yöntemlerinden Risk Metrics metodolojisinin, uzun vadeli yatırımlara uyarlanmak kaydıyla, bugünkü koşullarda Türkiye'deki hayat sigortası şirketleri için en uygun yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Risk yönetimiRiske maruz değerSigorta şirketleri+2
Levent Çıtak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal başarısızlık riskinin ölçümünde piyasa verilerinin kullanımı ve yapısal modeller, Türk bankacılık sektörü'nde uygulama

Bankacılık sektörünün finansal başarısızlık riskinin ölçümü, özellikle ülkemizde 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan finansal krizlerle birlikte önemli bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Yapısal yaklaşımla finansal başarısızlık riskinin ölçümünde, borsa verileri temelli piyasa verilerinden faydalanılmaktadır. Bu araştırmada, Türk Bankacılık Sektörü için finansal başarısızlık riskinin modellenmesinde muhasebe verilerinin yanı sıra borsa verileri ile hesaplanan piyasa verilerinin de dikkate alınmasının herhangi bir bilgisel değer sağlayıp sağlayamayacağı incelenmiştir. Türk Bankacılık sisteminin finansal başarısızlık ölçümü için muhasebe verileri ve muhasebe verilerinin ile birlikte piyasa verilerini kullanan modeller oluşturulduğunda, piyasa verilerinin muhasebe verilerine ilave edilmesinin modele bilgisel değer kattığı -% 90 güven aralığında ?gözlenmiştir. 2000 ve 2001 krizleri sonrasında alınan tedbirler sonucunda bankaların finansal başarısızlık risklerinin düşmesi beklenmektedir. Finansal başarısızlık olasılıkları yapısal modellerle hesaplanıp karşılaştırıldığında, kriz öncesi ve sonrası dönemler arasında -% 95 güven aralığında- istatistiki olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal başarısızlık+4
Özlem Sayılır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Faiz oranlarının vade yapısı ve faiz oranı modelleri: Heath - Jarrow - Morton yaklaşımı çerçevesinde tahvil ve faiz oranına dayalı opsiyon fiyatlaması

Türev ürünler, organize bir piyasada ilk kez 1975 yılında işlem görmeye başlamışlardır. İlk işlem tarihinden günümüze kadar geçen sürede, türev ürün piyasalarında, özellikle faiz oranına dayalı türev ürün piyasalarında hızlı gelişmeler yaşanmıştır. Bu piyasalarda doğru fiyatlamanın ve risk yönetiminin gerçekleştirilebilmesi, sürdürülebilir bir finansal sistem için son derece önemlidir. Doğru fiyatlama ve risk yönetimi ise etkili ve sağlam temelli modellerin geliştirilmesine bağlıdır. Bu amaçla faiz oranlarının vade yapısını ve faiz oranlarına dayalı türev ürünlerin fiyatlamasını konu alan ilk çalışma 1977 tarihinde Oldrich A. Vasicek tarafından gerçekleştirilmiş, bu çalışmayı daha sonra birçok farklı çalışma izlemiş ve derin bir literatür oluşturulmuştur.İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasının 2005 yılında işlerlik kazanmasının ardından işlem hacimlerinde yaşanan hızlı artışın etkisiyle ülkemizde de faiz oranına dayalı türev ürünlerin dinamiklerinin anlaşılması gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu nedenle, bu çalışma kapsamında; faiz oranı, faiz oranlarının vade yapısı, volatilite yapıları ve aynı zamanda portföy ve risk yönetiminde bir araç olarak da kullanılabilecek fiyatlama modelleri üzerinde durulmuş; ülkemiz piyasalarında faiz oranına dayalı türev ürünlerin fiyatlaması için uygun olabilecek bir model belirlenmiş ve bu ürünlere ilişkin talebin oluşabilmesi için gerekli şartlar hakkında değerlendirmeler yapılmıştır.

FaizFaiz oranlarıFiyat hareketi+4
Arda Sürmeli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

2008 finansal krizi öncesi ve sonrasında halka ilk kez arz edilen hisse senetlerinin fiyat performansları ile düşük fiyatlama olgusu: İMKB'de bir uygulama

Şirketlere dışsal bir kaynak sağlayan halka arz, hisse senetlerinin çok sayıda ve önceden bilinmeyen yatırımcılara çağrı ve ilan yoluyla satışı olarak tanımlanabilir. Ülkemizde yaşanan 2008 yılı finansal krizi öncesi (2006 ve 2007 yılları) ve sonrasında (2009 ve 2010 yılları) halka ilk kez arz edilen hisse senetlerini incelemenin amaçlandığı bu tez çalışmasında, bahsi geçen dönemlerdeki düşük fiyatlama olgusunun varlığı araştırılmıştır. Kriz öncesi dönemde halka ilk kez arz edilen hisse senetleri kısa vadede pozitif ortalama anormal getiriye sahiptir ve düşük fiyatlama olgusunun varlığı görülmüştür. Bu dönemdeki hisse senetlerinin ilk gün ortalama anormal getirisi % 8,70 olarak bulunurken, 6. ay sonunda bu değer -% 6,91 olarak hesaplanmıştır. Vade uzadıkça düşük fiyatlama olgusunun geçerliliğini yitirdiği, hisse senetlerindeki performans azalmasıyla beraber görülmüştür. Kriz sonrası dönemde halka ilk kez arz edilen hisse senetleri, kriz öncesindekilerde olduğu gibi kısa vadede pozitif ortalama anormal getiri göstermiştir. Kısa vadedeki düşük fiyatlamanın varlığı % 5,97'lik ilk gün ortalama anormal getirisi ile kanıtlanmıştır. 2009-2010 döneminde halka ilk kez arz edilen hisse senetlerindeki düşük fiyatlama, kriz öncesi dönemin aksine, uzun vadede de varlığını sürdürmüştür. Kriz sonrası dönemde 6. ay sonunda hesaplanan ortalama anormal getiri % 16,32 olarak bulunmuştur.

Ekonomik kriz 2008Finansal krizFiyat hareketi+6
İsmail Girgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlarda sahiplik yapısının analizi

Bu tez araştırmasının amacı, i) OECD üye ülkelerine, Türkiye?ye ve Almanya?ya gelen DYY?lerin genel özellikleri nelerdir? ii) Gelişmekte olan bir ekonomi olarak Türkiye?ye gelen DYY?lerin kaynak ülkeleri, yatırım yapılan işletme içi ve işletme çevresindeki benzer özelliklerine göre ne şekilde gruplanmaktadır? iii) Gelişmiş bir ekonomi olarak Almanya?ya gelen DYY?lerin kaynak ülkeleri, yatırım yapılan işletme içi ve işletme çevresindeki benzer özelliklerine göre ne şekilde gruplanmaktadır? iv) Gelişmekte olan bir ekonomi olarak Türkiye'ye gelen DYY?lerin yabancı sahiplik yoğunluğu, Türkiye ve kaynak ülkelerin ticaret hayatı ile ve yatırım çeken şirketler ile ilgili hangi faktörlerin etkisi altında değişmektedir? v) Gelişmiş bir ekonomi olarak Almanya?ya gelen DYY?lerde yabancı sahiplik yoğunluğu, Almanya ve kaynak ülkelerin ticaret hayatı ile ve yatırım çeken şirketler ile ilgili hangi faktörlerin etkisi altında değişmektedir? araştırma sorularına cevap bulmaktır. Araştırmada kümeleme analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yöntemleri kullanılmaktadır. Teorik alan yazında sahiplik stratejisinin oluşturulması ile ilgili on yaklaşım mevcuttur. Araştırma sonucunda her iki ülke için, gelen DYY?lerin kaynak ülkelerinin benzer özelliklerine göre gruplanmasında bu yaklaşımlardan ?kültür yaklaşımı?nın geçerli olduğu, yabancı sahiplik yoğunluğunu açıklayan faktörlerin ortaya konulmasında ?işlem maliyeti yaklaşımı?nın geçerli olduğu bulunmuştur. Ayrıca Türkiye?ye gelen yatırımlarda sahiplik yoğunluğunun açıklanmasında ?pazarlık gücü yaklaşımı?nın, Almanya?ya gelen yatırımlarda ?örgütsel yeterlilikler? yaklaşımının geçerli olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Yatırım Kararları, Sahiplik Yapısı, Kurumsal Yönetim

Gülşah Kulalı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gayrimenkul sektörünün bankacılık krizleri üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

''Dünya'nın farklı bölgelerinde yaşanmış gayrimenkul kaynaklı bankacılık krizleri, ekonomisi inşaat ile büyüyen Türkiye için de söz konusu olabilir mi?'' fikri bu tezin ortaya çıkış noktasıdır. Buradan hareketle tezin amacı, Türkiye'de gayrimenkul sektörünün olası bankacılık krizleri üzerindeki rolünü araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, bankacılık krizlerinin tahmincisi olarak normalizasyon yöntemi kullanılarak bir ''Bankacılık Kırılganlık Endeksi'' oluşturulmuştur. Bu endeks, Ocak 1989 ve Ekim 2018 arası dönemi kapsamakta ve bu dönemde meydana gelmiş krizleri tahmin etmektedir. Bu endeksi etkileyeceği düşünülen gayrimenkul sektörü değişkenleri Ocak 2010-Ekim 2018 dönemi için Markov Rejim Değişim Modeli ile analiz edilmiştir. Kriz döneminde hedonik konut fiyat endeksindeki azalışın, tüketici konut kredileri, takipteki konut kredileri, konut kredisi faiz oranı ve Türkiye konut birim fiyatlarındaki artışın bankacılık kırılganlığını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

BankacılıkBankacılık sektörüBankacılık sistemi+6
İsmail Canöz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir çeşitlendirmesinin Türk mevduat bankalarının karlılığına etkisi

Geçmişten günümüze sürekli gelişim gösteren bankacılık sektörü çoğu ülkede hala tam olarak oturmuş bir sisteme sahip değildir. Finansal sistem ve ekonomi içerisindeki önemi düşünüldüğünde daha güçlü temellere sahip olması gereken bankalar, farklı gelir kaynakları sağlama, kazançlarını arttırma ve risklerini düşürme yönünde politikalar geliştirmektedirler. Bu sayede klasik bankacılık anlayışı dışına çıkarak faiz gelirleri dışında gelirler elde etmek için birçok ürün ve hizmet sunulmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada, bankaların gelir çeşitlendirmesinin aktif karlılık ve özkaynak karlılıklarına olan etkisini incelemek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda gelir çeşitlendirme endeksi olarak Herfindahl Hirschman Endeksi (HHI) kullanılmış, aktif karlılığı (ROA) ve özkaynak karlılığı (ROE) üzerindeki etkileri saptanmak istenmiştir. Analiz yöntemi olarak çoklu doğrusal regresyon yöntemi kullanılmakta ve 2016-2017 yıllarında Türkiye'de faaliyet gösteren 20 özel sermayeli mevduat bankasının verilerinden faydalanılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelir çeşitlendirmesi, ROA, ROE, Regresyon

BankacılıkBankacılık sektörüGelir yönetimi+5
Gürkan Peker
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Havayolu işletmelerinde operasyonel ve finansal etkinlik ölçümü ve etkinliği belirleyen faktörler

Bu çalışmanın amacı, farklı iş modelini uygulayan havayolu işletmelerinin operasyonel ve finansal açıdan etkinlik ölçümlerinin gerçekleştirilerek karşılaştırılması ve etkinlik değerlerine etki eden değişkenlerin belirlenmesidir. Bu açıdan havayolu işletmeleri uyguladıkları iş modeli baz alınarak geleneksel ve düşük maliyetli havayolu işletmeleri olmak üzere iki farklı gruba ayrılmıştır. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli havayolu işletmelerinin operasyonel ve finansal açıdan etkinlikleri arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmakta ve farklı iş modelini uygulayan havayolu işletmelerinin operasyonel ve finansal açıdan etkinliklerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda geleneksel ve düşük maliyetli iş modelini uygulayan ve dünyanın birçok yerinde faaliyet gösteren toplam 54 havayolu işletmesi analize dâhil edilmiştir. Geleneksel havayolu işletmeleri, analizin daha güvenilir sonuçlar vermesi açısından büyük ve orta ölçekli olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Geleneksel ve düşük maliyetli havayolu işletmelerinin etkinlik ölçümü veri zarflama analizi tekniği ile gerçekleştirilirken havayolu işletmelerinin etkinlik değerlerine etki eden faktörler tobit regresyon modeli yardımıyla tahmin edilerek belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda düşük maliyetli iş modelini uygulayan havayolu işletmelerinin hem operasyonel hem de finansal açıdan geleneksel havayolu işletmelerine göre daha etkin olduğu görülmüştür. Bununla birlikte büyük ölçekli geleneksel havayolu işletmelerinin orta ölçekli geleneksel havayolu işletmelerine göre daha etkin olduğu tespit edilmiştir. Tobit regresyon modeli sonuçlarına bakıldığında ise her iki grup açısından farklı sonuçların ortaya çıktığı görülmüştür.

Veysi Asker
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk işletmelerinin gelişmiş, büyüyen ve gelişmekte olan ülkelere doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapmalarını etkileyen faktörler

Ülkemizin DYSY amaçlı sermaye ihracında son on yılda hızlı bir artış görülmektedir. Bu hızlı artış yatırımların yapılma nedenlerini sorgulama ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Bu çalışma, Türk İşletmeleri'nin gelişmiş, büyüyen ve gelişmekte olan ülkelere yapmış olduğu DYSY'leri, yapılış nedenleri, biçimleri ve yatırımdan önceki ihracat deneyimleri gibi çeşitli yönlerden karşılaştırma amacını taşımaktadır. Bu bağlamda 19 farklı işletmenin 22 dış yatırımı anket formu aracılığıyla incelenmiş, elde edilen bulgular makro veriler arasındaki korelasyonlarla desteklenmeye çalışılmıştır.Çalışmanın bulgularını 4 başlık altında özetleyebiliriz. Birincisi, Türk İşletmelerinin DYSY yapmasındaki temel motivasyon pazar çeşitlendirme isteğidir. İkincisi, Türk İşletmeleri ev sahibi ülkenin altyapı imkanlarını yatırım kararlarını birinci derecede etkileyen bir faktör olarak görmektedirler. Üçüncüsü, DYSY'lerden önce Türk İşletmelerinin büyük çoğunluğunun yatırım yaptıkları ülkelere ihracat deneyiminin olduğu göze çarpmaktadır. Dördüncüsü, yatırımların gelişmiş ülkelerde çoğunlukla satın alma yoluyla, büyüyen ve gelişmekte olan ülkelerde ise yeni yatırımlar ve ortak girişimler yoluyla gerçekleştirildiği görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Türk İşletmeleri.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGelişmekte olan ülkelerSermaye hareketleri+5
Gökhan Önder
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Portföy performans sunumunda global yatırım performans standartlarına uyum ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Son yıllarda dünyayı etkileyen en önemli unsurlardan olan globalleşme finans endüstrisini de içine almıştır. Sermaye piyasalarına yatırım yapan bireysel ve kurumsal yatırımcıların sayıları ve tasarruf tutarları artış göstermiştir. Bu nedenle, portföy yönetiminin profesyonel olarak yapılması ve yatırımcılara portföy getirilerini karşılaştırarak tasarruflarını en iyi şekilde değerlendireceklerine inandıkları kuruluşlara yönlendirebilecekleri bir ortam gerekliliği doğmuştur.?Portföy Performans Sunumunda Global Yatırım Performans Standartlarına Uyum ve Türkiye'de Uygulanabilirliği? adlı doktora tezinin teorik bölümünde, ülkelerin organize olmuş global piyasalardaki profesyonel değerlere sahip bireysel ve kurumsal yatırımcılara ait portföy performanslarının, standardize edilmiş kurallara uyumunun önemi ortaya konmaya ve standartların zorunluluklarına uyumla ilgili durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır.Genel prensipler doğrultusunda şeffaf, adil, güvenilir ve yatırımcıyı koruyan standartların benimsenmesi, yatırımcıların bilinçlendirilerek doğru kararlar almasına ve sermaye piyasalarının gelişmesine olumlu yönde etki yapacaktır.Standartlar, dünya çapında yatırım yöneticilerinin yabancı piyasaları daha iyi anlayabilme yeteneklerini artıracak ve performans raporlama ilkelerinde tek düzelilik sağlayacaktır. Yatırımcıların performans sunumlarını standartlara uyumlu gerçekleştirmesi uluslararası piyasalardaki pazar paylarını da artıracaktır.Tezin uygulama bölümünde, Türkiye' deki portföy yönetim firmalarının GIPS ile ilgili zorunluluklara uyum durumlarının belirlenmesine yönelik bir uygulama yapılmıştır. Türk Sermaye Piyasasındaki portföy yönetim şirketlerinin, GIPS' in CVG (ülkesel versiyonu) uyumlu standartları gönüllülük ilkesine rağmen, benimsedikleri ve uyguladıkları sonucuna varılmıştır.

Nuray İslatince
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğretim kurumlarının finansman sorunları ve İstanbul bölgesinde bir uygulama

Türkiye'de eğitim sektörünün durumu gözönüne alındığında hem sayısal hem de kalite yönünden ihtiyaçları karşılamaktan gitgide uzaklaştığı görülmektedir, özel sektörün ve özel girişimciliğin eğitime yönelmesi gereği ortadadır. Bu gün özel öğretim kurumlarının kendi çevrelerinde dönen, yeterince genişleyemeyen yapılarından sıyrılıp daha fazla kesime yönelebilmeleri için öncelikle bu işletmelerin en önemli sorunlarının başında gelen finansman sorunlarının ve finansal yapılarının ortaya konması gerekmektedir. Bu kurumlara sağlanacak kapsamlı destekler, yapılacak inceleme ve araştırmaların ışığında oluşturulacak uygulamalar ile politikalar sayesinde gerçekleşebilecektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın birinci bölümünde; eğitimin toplum açısından önemini vurgulayarak Türkiye'de eğitim sektörünün durumuna yer verilmiştir. ikinci bölümde ise özel öğretim kurumu tanımlanarak, Türkiye'de özel öğretimin gelişimine, özel öğretim kurumu türlerine ve özel öğretim kurumlarının eğitim sistemi içindeki yerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde; eğitim yatırımlarındaki teşvik uygulamalarına ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; özel öğretim kurumlarının finansal yapılarına ve finansal sorunlarına değinilmiştir. Son bölümde ise İstanbul'da faaliyet gösteren özel okullara yönelik olarak bir anket çalışmasına yer verilerek bu kurumların sorunları test edilmeye çalışılmıştır.

Eğitim sektörüFinansmanTeşvikler+2
Gülçin Özön
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren ulusal ve yabancı ticari bankaların karşılaştımalı analizi

Bankalar, ekonomide kaynak dağılımını etkilemesi, ekonomik istikrarı etkileyecek şekilde enflasyonist baskıların şiddetlenmesine veya ekonomik durgunluğun artmasına neden olabilmesi ve bu kesimlerdeki başarısızlığın dar bir çerçevede kalmayarak tüm ekonomiye yansıması dolayısıyla mali sistemlerin omurgasını oluşturan unsur olmaktadırlar. Ekonomiye katkıları büyük olan bankaların verimli çalışması ve mali yapılarının sağlıklı olması; banka ortaklarını, yöneticilerini bankalara parasını emanet eden tasarruf sahiplerini, nakit ve gayrinakit kredi ilişkisi içinde olan şirketleri, kısa ve uzun vadeli borç veren yurtiçi ve yurtdışı mali kuruluşları, banka güvencesi ve garantisi ile taahüt altına giren veya yatırım yapan kişi ve kuruluşları, ilgili resmi kuruluşları haklı sebeblerle ilgilendirmektedir. Bu yüzden banka finansal tablolarının analizi, bankaların finansal performanslarını ölçmek ve mali yapılarındaki kuvvetli ve zayıf noktalan ortaya çıkarmak açısından son derece önemlidir. Bu çalışmanın temel amacıda dört grupta toplayacağımız ulusal ve yabancı ticari bankaların 1993-1996 dönemi mali yapılarındaki gelişimlerini ortaya koymaktır. Bu amaca uygun olarak çalışma dört bölümde hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, ticari bankacılığın tanımı yapılmış ve temel özellikleri, fonksiyonları üzerinde durularak, 1996 yılsonu itibariyle Türkiye'de faaliyet gösteren ulusal ve yabancı ticari bankalar gruplandırılmıştır. iiÇalışmanın ikinci bölümünde, ticari bankaların analiz gerekliliği üzerinde durularak, mali tablolarının içerikleri belirtilmiş ve analiz yöntemleri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise; kamusal sermayeli ve özel sermayeli ulusal bankalar ile, Türkiye'de kurulmuş ve şube açan yabancı bankalar ve bu gruplarda yer alan ticari bankaların Türkiye Bankalar Birliği 'nin yayınlamış olduğu bilançolarından 1993-1996 dönemine ait verilerinden yararlanılarak, karşılaştırmalı ve oran analizi tekniklerinin kullanılmasıyla değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise elde edilen sonuçlar doğrultusunda ulusal ve yabancı ticari bankaların 1993-1996 dönem için karşılaştırmalı değerlendirmesi verilmiştir.

AnalizBankalarOran analizi+1
Elvan Özaydın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Arbitraj Fiyatlama Teorisi ve İ. M. K. B.`de uygulanabilirliğinin test edilmesi

11 YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ ARBİTRAJ FIYATLAMA TEORİSİ ve I.M.K.B.'DE UYGULANABİLİRLİĞİNİN TEST EDİLMESİ Arda SÜRMELİ İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2004 Danışman: Prof. Dr. Nurhan AYDIN Bu çalışmada, menkul kıymet getirilerinin birden fazla risk faktöründen etkilendiğini öne süren Arbitraj Fiyatlama Modeli kuramsal olarak incelenmiş ve Ocak 1998-Mart 2004 tarihleri arasında 7 adet (İhracatın İthalatı Karşılama Oram, Sanayi Üretim Endeksi, Altın fiyatları, Döviz Kurları, Reel Faiz Oranlan, Cari İşlemler Dengesi ve M2) makroekonomik risk faktörünün açıklayıcı değişken olarak yer aldığı Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi yöntemi kullanılarak İ.M.K.B.'de test edilmiştir. Test sürecinde makroekonomik değişkenlerdeki ve hisse senetlerindeki aylık yüzde değişimler kullanılmıştır. Uygulama sonucunda Arbitraj Fiyatlama Modeli'ne dahil edilen makroekonomik risk faktörlerin varlık getirilerini açıklamada istatistiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna varılmış ve AFT'nin İ.M.K.B.'de uygulanabilirliği reddedilmiştir.

Arda Sürmeli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors