Theses supervised by Prof. Dr. Naif Geboloğlu

17 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University

DoctorateOpen AccessTR

Meyve suyu sanayisi atıklarından elde edilen kompostun sebze tarımında kullanım olanaklarının belirlenmesi

Bitkisel üretimde yenilenebilir ve yerel kaynakların önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu materyaller arasında meyve suyu ve salça fabrikası atıklarından elde edilen kompost önemli role sahiptir. Bu çalışmada, organik atıklardan elde edilen kompostların tarla koşullarında domates yetiştiriciliğinde, topraksız tarımda domates ve hıyar yetiştiriciliğinde ve domates, biber, hıyar ve marulda fide yetiştirme ortamı olarak kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışmada, Tokat'ta meyve suyu ve salça fabrikalarının atıklarından elde edilen elma, üzüm ve domates kompostları 3 farklı çalışmada denenmiştir. Birinci denemede, kompost materyalleri farklı kombinasyonlar halinde ve ayrıca kimyasal gübre ile birlikte tarla koşullarında domates yetiştiriciliğinde ahır gübresi ile karşılaştırmalı olarak denenmiştir. Kompost materyalleri ve ahır gübresi dikim öncesi 10 ve 20 ton/ha dozlarında toprağa karıştırılmıştır. İkinci denemede, domates, elma ve üzüm posalarından elde edilen kompostlar saf ve birbirleri ile karıştırılarak perlit ilave edilmiş (2 kompost:1 perlit) domates ve hıyar yetiştiriciliğinde topraksız yetiştirme ortamı olarak denenmiştir. Kontrol ortamı olarak kokopit + perlit (2:1) karışımı kullanılmıştır. Üçüncü denemede, kompost materyalleri perlitle karıştırılarak (2:1), domates, biber, hıyar ve marul fidelerinin yetiştiriciliğinde denenmiştir. Kontrol ortamı olarak torf + perlit (2:1) karışımı kullanılmıştır. Tarla koşullarında kompost ve ahır gübresi kullanılması toprağın fiziksel ve kimyasal yapısında iyileşme sağlamıştır. Deneme sonunda toprak organik madde miktarı kontrol parsellerinde % 2.27, ahır gübresi uygulanan parsellerde % 3.13 ve kompost uygulanan parsellerde % 3.26 olmuştur. Tarla denemesinde domateste pazarlanabilir verim kontrol parsellerinde 40.87 ton/ha, NPK uygulamasında 60.27 ton/ha, en iyi kompost uygulamasında 90.30 ton/ha olmuştur. Kompost kullanılması domatesten sonra ikinci ürün ıspanakta önemli düzeyde biyokütle artışı sağlamıştır. Topraksız ortamda kompost kullanımı pazarlanabilir verimde kontrol parsellerine göre önemli düzeyde artış sağlamış, domates verimi 205.10 ton/ha'dan 286.59 ton/ha'a, hıyar verimi 215.91 ton/ha'dan 344.96 ton/ha'a yükselmiştir. Domates, biber, hıyar ve marul fidelerinin yetiştirilmesinde kompost ortamları torfa eşdeğer düzeyde etkili sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak, tarla koşullarında domates yetiştiriciliğinde, topraksız tarımda domates ve hıyar yetiştiriciliğinde ve domates, biber, hıyar ve marulda fide yetiştiriciliğinde domates, elma ve üzüm posalarından elde edilen kompost materyalleri başarıyla kullanılmış ve kontrol uygulamalarına benzer veya daha üstün sonuçlar elde edilmiştir. Yenilenebilir, çevre dostu, dışa bağımlılığı olmayan ve ekonomikliği dikkate alındığında ülkemizde bol miktarda bulunan organik atıklardan elde edilecek kompost materyallerinin tarla koşullarında, topraksız tarımda ve fide yetiştiriciliğinde kullanılmasına gecikmeden başlanmalıdır.

Ahır gübresiBiberDomates+3
Hakan Kartal
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı anaçların tuz stresi ve alkali koşullarda domatesin verim, kalite ve biyokimyasal içeriğine etkisi

Bu çalışmanın amacı domateste farklı anaçlar üzerine aşılamanın tuz ve alkali stresi altında domatesin verim, kalite özellikleri ve biyokimyasal içeriğine etkisinin belirlenmesidir. Denemede 9 farklı domates aşı anacı kullanılmıştır (Amaron F₁ (Antalya Tarım), Beaufort F₁ (Antalya Tarım, Monsanto), Hamarat F₁ 9T7379 (Multi Seeds), Embajador RZ Fı (Rijk Zwaan), Armstrong F₁ 500292 (Syngenta), UG 5433 Fı, Suketto F₁ (United Genetics), Sarar F₁ ve Kalyon Fı (Yüksel Tohum)). Aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkiler kontrol olarak kullanılmıştır. Aşılamada ticari çeşit olarak Alsancak F₁ sırık domates çeşidi (Yüksel Tohum) kullanılmıştır. Fideler 20 Nisan 2023 tarihinde dikilmiştir. Bitkiler serada topraksız tarım koşullarında ve torf + perlit (2:1) ortamında yetiştirilmiştir. Bitkilerin gübrelenmesinde Hoagland besin solüsyonu modifiye edilerek kullanılmıştır. Denemede kontrol ve 3 farklı tuz konsantrasyonu ile kontrol ve pH 8,1 dozları kullanılmıştır. Kontrol uygulamasında Hoagland besin solüsyonu çiçeklenmeye kadar EC 1,80 dS m‾¹, çiçeklenmeden sonra EC 2,0 dS m‾¹ olacak şekilde kullanılmıştır. Besin solusyonunun pH'sı 6,5 olacak şekilde ayarlanmıştır. Tuz stresi uygulamasında 25, 50 ve 75 mM NaCl kullanılmıştır. Alkali stresi uygulamasında sulama suyunun pH'sı sodyum bikarbonat kullanılarak 8,1 olarak ayarlanmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüş, her parselde 6 bitki yetiştirilmiştir. Çalışmada pazarlanabilir verim, pazarlanabilir meyve sayısı, ortalama meyve sayısı, ıskarta meyve sayısı, ıskarta verim, suda çözünebilir kuru madde, meyve-yaprak kuru ağırlığı, elektriksel iletkenlik, pH, titre edilebilir asit miktarı, meyve C vitamini içeriği ve meyve eti sertliği ölçümleri yapılmıştır. Yaprak klorofil değeri (SPAD), makro ve mikro besin element içerikleri ( P, K+, Na+, Ca2+, Mg2+, Fe2+, Mn2+, Cu2+, Zn2+ ve B3-), SOD, CAT, APX, MDA, GR, prolin içeriği, H₂O₂ seviyesi ve POX aktiviteleri incelenmiştir. Tuz ve alkali stresi uygulamaları pazarlanabilir verim, pazarlanabilir meyve sayısı, toplam verim ve ortalama meyve sayısında önemli düzeyde azalmaya neden olurken tuz konsantrasyonu arttıkça kayıplar da daha yüksek olmuştur. Gerek tuz stresi ve gerekse alkali koşullarında aşılı bitkilerin bitki gelişimi ve verim parametreleri aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkilere göre önemli düzeyde yüksek bulunmuştur. Aşılı bitkilerin stres koşullarındaki etkileri anaçlara göre farklılıklar göstermiştir. Tuz stresi domates meyvelerinde tat ve aromaya etki eden kalite parametrelerinde önemli artışlar sağlarken, aşı uygulamalarının etkisi anaçlara göre değişmiştir. Artan tuz konsantrasyonları yaprak klorofil değeri, suda çözünebilir kuru madde, titrasyon asitliği, C vitamini, elektriksel iletkenlik ve meyve eti sertliğinde lineer bir artış sağlamıştır. Meyve pH içeriği ile alkali- tuzluluk arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kontrol bitkileri dışında 9 anaç içinde tuz ve alkali stresi koşullarında bariz olarak bir anaç öne çıkmamıştır. Bununla beraber bazı aşı kombinasyonları kontrole göre kalite parametrelinde artış sağlamıştır. Özellikle yüksek tuz konsantrasyonlarında aşılama suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asit miktarı ve meyve eti sertliğini artırmıştır. Tuz stresi ve pH artışına bağlı olarak SOD, CAT, APX, MDA, GR, prolin içeriği, H2O2 seviyesi ve POX aktivitlerinde artışlar görülmekle birlikte bazı aşı kombinasyonlarında kontrole göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir.

Nurullah Bayram
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fırçalama, kuraklık stresi ve paklobutrazol uygulamalarının domates, hıyar ve kıvırcık yapraklı baş salatada fide gelişmesi ve kalitesine etkisi

Domates, hıyar ve kıvırcık yapraklı baş salata yetiştiriciliği büyük oranda ticari fide kullanılarak yapılmaktadır. Bu türlerin fidelerinin ticari üretiminde fidede boyunun kontrolünü sağlamak ve kaliteyi artırmak için bitki büyüme düzenleyici olarak paklobutrazol (PBZ) kullanılmaktadır. PBZ sentetik bir kimyasal olup, insan ve çevre sağlığı açısından önemli riskler taşımaktadır. Fide yetiştiriciliğinde çevre dostu alternatif uygulamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, domates, hıyar ve kıvırcık yapraklı baş salata fidelerinin yetiştiriciliğinde PBZ yerine kuraklık stresi ve fırçalama uygulamasının kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmıştır. Çalışmada Atakan Fı sırık domates çeşidi, Olay Fı sera hıyar çeşidi ve Maritima Fı kıvırcık yapraklı baş salata çeşidi kullanılmıştır. Sentetik bitki büyüme durdurucusu olarak PBZ (Cultar 250 g/l PBZ, %23 w/w), fide yetiştirme ortamı olarak torf+perlit karışımı (%70 torf ve %30 perlit) kullanılmıştır. Domates fideleri 216 gözlü, hıyar fideleri 150 gözlü, kıvırcık yapraklı baş salata fideleri 384 gözlü viyollerde yetiştirilmiştir. Fırçalamada 140 cm teleskopik uzatılabilir mikrofiber yumuşak başlıklı gri toz alma fırçası kullanılmıştır. Fırçalama uygulaması ilk gerçek yapraklar tam oluştuğunda başlamıştır. Fırçalama sabah saat 08:00 ile akşam 18:00 saatleri arasında ve 2, 5 ve 10 saat arayla 3 uygulama şeklinde, 2 dakika süreyle ve 30 devir/dakika hızda uygulanmıştır. Kuraklık stresi ilk gerçek yapraklar oluştuğunda başlatılmıştır. Bitkilerde solma belirtileri görüldükten 2 ve 4 saat sonra sulama yapılmıştır. Solma belirtisi görsel olarak belirlenmiştir. Fırçalama ve kuraklık stresi uygulamaları 15 gün sürdürülmüştür. Kontrol bitkilerinde ve PBZ uygulanan bitkilerde herhangi bir su kısıtlaması yapılmamıştır. Ekiminden sonra günde iki kez bitkiler boom sulama sitemiyle gübre kullanılmadan sulanmıştır. Çimlenmeden 7 gün sonra sulama, besin çözeltisi ile yapılmıştır. Besin çözeltisi ilk 1 hafta 10:52:10:10:10 (N:P:K:Ca:Mg), 1 haftadan sonra 20:10:20:10:10 (N:P:K:Ca:Mg) şeklinde hazırlanmıştır. Sulama suyu konsantrasyonu ilk 15 gün EC 1.4 mmhos/cm, sonraki 1 hafta 1.8 mmhos/cm ve bundan sonra 2.0 mmhos/cm olacak şekilde ayarlanmıştır. Çalışmada fide boyu, hipokotil boyu, yaprak sayısı, gövde çapı, kök uzunluğu, % kuru ağırlık, biomass, klorofil içeriği ve renk ölçümleri yapılmıştır. Deneme sonucunda fide kalite parametreleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmelerde hıyar ve domateste 2 saat arayla fırçalama uygulaması, kıvırcık yapraklı baş salatada ise 2 saat kuraklık stresi uygulaması fide kalitesi ve yöntemin uygulanabilirliği açısından en etkili uygulamalar olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, fide yetiştiriciliğinde kuraklık stresi ve fırçalama PBZ yerine geçebilecek etkili yöntemler olmuştur.

Elif Yelli
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Patlıcanda anaç ve hat ıslahı için solanum melongena ile akraba türleri arasında melezleme olanaklarının belirlenmesi

Patlıcan (S. melongena) dünya çapında yetiştirilen en önemli sebzelerden biridir. Bununla birlikte, toprak kaynaklı birçok hastalık ve zararlıya karşı hassastır ve bu önemli boyutta ürün kayıplarına sebep olmaktadır. Öte yandan S. melongena'nın yabani akrabalarının, özellikle biyotik ve abiyotik stres faktörlerine direnç açısından iyi bir genetik kaynak olduğu bilinmektedir. Bu çalışma, patlıcanda bazı önemli yabani türlerin kendi aralarında ve S. melongena ile melezlenebilme olanaklarını belirlemek, yeni türlerarası melezler geliştirmek, elde edilen türlerarası melezlerin aşı anacı olarak kullanılabilme durumunu belirlemek, melezlerin Verticillium dahliae'ya ve Fusarium oxysporum'a karşı dayanıklılıklarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada yapılan melezlemelerde başarı oran % 0-80 arasında değişmiştir. En yüksek meyve tutum oranı S. aethiopicum Grup Shum × S.linnaeanum (10), S.integrifolium × S. melongena (Anamur F4), S.integrifolium × Pala, S. aethiopicum Grup Aculeatum × S.anguivi (29), S.integrifolium × S.anguivi (29), melezlerinden elde edilmiştir. Türlerarası melezleme çalışmalarında Solanum lichtensteinii, S.khasianum, Solanum sisymbriifolium ve Solanum macrocarpon'nun ana ebeveyn olarak kullanılmasının başarıyı olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Türlerarası melezlerin anaçların verime etkisi incelendiğinde bitki başına pazarlanabilir meyve sayısı değerleri 29.31 ile 63.01 adet arasında değişmiştir. En yüksek meyve sayısı S.aethiopicum × S. melongena (Yamula) anacından alınırken en düşük meyve sayısı S.integrifolium × S. melongena (Anamur F4) anacından alınmıştır. Aşılı patlıcan kombinasyonlarının bitki başına verim değerleri 5,53 kg ile 10,91 kg arasında değişmiştir. En yüksek verim değerleri sırasıyla Kontrol (Anamur F1), S. melongena (Pala) x S.aethiopicum Grup Gilo, S.anguivi (29) × S.incanum (21) anaçlarından elde edilmiştir. V. dahliae'nın farklı melez kombinasyonları, patlıcan genotipleri ve yabani türlerdeki etkileri incelendiğinde hastalık şiddeti % 0 ile % 80 arasında değişmiştir. 42 hattan 5 tanesi V.dahliae'ya karşı hassas bulunurken, 18 tanesi düşük düzeyde dayanıklı, 18 tanesi orta düzeyde dayanıklı ve 1 tanesi yüksek düzeyde dayanıklı bulunmuştur. 34 interspesifik hibrit patlıcan genotipinden 18 genotip Fusarium oxysporum f. sp. melongenae'ya karşı yüksek düzeyde dayanıklı, 2 genotip orta düzeyde dayanıklı,7 genotip düşük düzeyde dayanıklı ve 7 genotip hassas bulunmuştur. S. linnaeanum hem Fusarium hem de Verticilium solgunluğuna karşı yüksek düzeyde dayanıklı bulunmuştur.

Sevtap Doksöz Boncukçu
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Farklı kalsiyum dozları ve tuz seviyelerinin domateste (Solanum lycopersicum L.) verim, kalite ve çiçek burnu çürüklüğüne etkisi

Salinity is one of the most important problem in tomato production. Tomato is moderately salt-sensitive crops, and significant yield and quality losses occur under salt stress. One of the most important effect of salt stress is that it causes blossom end rot in tomato fruit. The reduced uptake of calcium by tomato plants under salt stress leads to the development of blossom end rot. Calcium is one of the effective nutrients in reducing the negative effects of salt stress in tomato plants. This study was carried out in a greenhouse at the Gaziosmanpaşa University, Agricultural Faculty, Department of Horticulture, Tokat/Türkiye, from 01 May to 10 December 2021 and from 10 May to 30 November 2022. Plants were grown in soilless culture. Cocopeat + perlite mixture (2:1 ratio) was used as growing media. Ufuk Fı indeterminate tomato variety and LA442 tomato line were used. In the experiment, interactions between different calcium doses and salt levels were tested. Four different calcium oxide doses (0, 50, 100, and 200 ppm) and three salinity levels (2.0, 4.0, and 6.0 dS/m) were used. The plants were regularly watered with irrigation water containing salt and calcium. Irrigation water containing calcium was given at 08.00, while, irrigation water containing salt was given at 16.00. The results showed that in the years 2021 and 2022 for the LA442 and Ufuk Fı genotypes, increasing calcium doses from 0 to 200 ppm significantly increased marketable fruit yield, marketable fruit weight, total yield and fruit number in both saline and non-saline conditions. Marketable yield, total yield and marketable fruit weight were maximized at 200 ppm calcium application in both years and two varieties at high salt concentration. As the salinity of the nutrient solution increased, the incidence of blossom end rot increased, and as the Ca dose increased, the rate decreased. Increasing the Ca dose at high salt concentration resulted in a significant decrease in blossom end rot. Increasing salt concentration caused an increase in Brix in the fruit, and no significant relationship was found between Ca doses and Brix. While salt stress caused a decrease in leaf chlorophyll content, the amount of chlorophyll content increased as the Ca doses increased. Fe and Mn content of tomato leaves decreased due to increase in salt and Ca. Leaf Fe content decreased as salinity and Ca doses increased. While P and K decreased in high salinity, no relationship was found between leaf P and K content with calcium doses. While leaf Na content increased with increasing salt, no significant relationship was found with Ca doses. The amount of Ca in tomato fruits, Ca of leaf and also in the tip of the fruit decreased as salt increased and increased as calcium increased. Vitamin C in fruit was negatively affected by salt stress, and the increase in Ca doses increased. Salinity effected fruit enzyme activity. While MDA, APX, CAT and POX activities in fruit increased under salt stress, high Ca dose caused a decrease or did not change in some applications. As a result, salt stress in tomato caused a significant decrease in plant development, yield and quality parameters, but high concentrations of Ca doses to plants under salt stress significantly reduced the effect of salt stress. A significant portion of the yield and quality loss was caused by blossom end rot in fruits. While blossom end rot increased in salt stress, giving high doses of Ca to plants under stress significantly reduced blossom end rot.

Plant nourishment elements
Zuher Rashıd Shakır Shakır
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Farklı biber tiplerinde paklobutrazol dozlarının fide gelişmesi ve kalitesine etkisi

Paklobutrazol (PBZ) fide boyunun kontrol edilmesinde kullanılan en önemli büyüme düzenleyicidir. Paklobutrazol uygulamalarında en önemli sorun uygulama şekli ve dozudur. Biber çok sayıda genotipe sahip bir tür olup, bu genotiplerin çimlenme, çıkış ve fide gelişme kuvvetleri çoğunlukla birbirinden farklıdır. Bu çalışmada farklı biber tiplerinde fide yetiştiriciliğinde en etkili paklobutrazol dozlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla 4 farklı biber tipinde (dolma biber, sivri biber, kapya biber ve üç burun biber) 1 hibrit ve 1 standart çeşit veya yerel popülasyon olmak üzere 8 biber genotipi kullanılmıştır. Çalışmada paklobutrazolun 10, 20, 30, 40, 50 ve 60 ppm dozları fide gelişiminin iki farklı evresinde bitkilere uygulanmıştır. İlk uygulama kotiledon yaprakları yere paralel olacak düzeye geldiklerinde yapılmıştır. İkinci uygulama ise ilk gerçek yapraklar 0.5 cm genişliğe ulaştığında yapılmıştır. Her uygulamada 0.3 ml paklobutrazol yapraktan sprey şeklinde bitkilere püskürtülmüş, uygulamadan 5 dakika sonra sulama yapılarak paklobutrazolun yapraktan yıkanarak kök bölgesine inmesi sağlanmıştır. Tohum ekiminden 50 gün sonra fidelerde gözlemler yapılmıştır. Deneme bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüş olup, ana parseller genotipler, alt parseller ise paclobutrazol dozlarıdır. Çalışmada paklobutrazol dozu arttıkça fide boyunda önemli düzeyde kısalma görülmüştür. Fide boyu ve diğer kalite parametreleri birlikte değerlendirildiğinde genotiplere göre değişmekle beraber 20 ve 40 ppm PBZ dozları en etkili dozlar olarak belirlenmiştir. Anemon Fı genotipinde 20 ppm, Kandil, Gama Fı, Burdem ve Esen Fı genotiplerinde 30 ppm, Postal, Arima Fı ve Tokat biberi genotiplerinde 40 ppm paklobutrazol dozları en etkili dozlar olarak belirlenmiştir. 10, 50 ve 60 ppm paklobutrazol dozları fide kaltesinde önemli kayıplara yol açmıştır. Sonuç olarak, biberde fide yetiştiriciliğinde paklobutrazol dozlarının yetiştirilecek genotipe göre belirlenmesi gerektiği, standart bir dozun bütün genotipler için uygun olmadığı anlaşılmıştır.

İbrahim Karataş
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
11
Master'sOpen AccessTR

Patlıcanda farklı anaçlar üzerine aşılamanın bitki gelişimi, verim, kalite ve meyve özelliklerine etkisi

Patlıcan yetiştiriciliğinde aşılamanın, bitki gelişimini artırarak verim ve hastalıklara dayanıklılığı güçlendirmesi nedeniyle önemi giderek artmaktadır. Bu çalışma, 2024 yılında Tokat ekolojik koşullarında, patlıcanda aşılamanın verim ve kalite özelliklerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada sekiz farklı ticari patlıcan anacı (AG38R.01690, AGR 703, Boğaç F₁, Kingkong, Hercules, Hikyaku, Yula F₁ ve Hawk) üzerine Anamur RZ F₁ çeşidi aşılanmış, kontrol grubu olarak aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkiler kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Aşılı bitkiler genel olarak aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkilere kıyasla daha yüksek verim ve gelişme göstermiştir. En yüksek pazarlanabilir verim, 6,83 kg/bitki ile AG38R F₁ anacında elde edilmiş olup, bu değer aşısız kontrol bitkilerine göre %43,6 daha yüksek çıkmıştır. Aynı anacın erkenci verimi ise 4,92 kg/bitki olarak ölçülmüş ve erkenci verimde %56,5 oranında artış sağlamıştır. Hikyaku (6,64 kg/bitki) ve Hercules (6,56 kg/bitki) anaçlarının da pazarlanabilir verime önemli katkı sağladığı belirlenmiştir. Meyve sayısı AG38R F₁ (20,40 adet/bitki) ve Hikyaku (20,33 adet/bitki) anaçlarında en yüksek seviyede, kontrol grubunda ise 14,00 adet/bitki olarak tespit edilmiştir. En yüksek meyve ağırlığı 321,30 g ile Hercules anacında kaydedilmiştir. Bitki gelişim parametreleri açısından Hercules, 96,33 cm bitki boyu ve 22,20 mm gövde çapı ile ön plana çıkmıştır. Meyve eti sertliği kontrol grubunda 3,30 N ile en yüksek değere ulaşırken, AGR703 anacında 2,03 N ile en düşük seviyede ölçülmüştür. En yüksek kuru madde oranı %6,38 ile aşısız bitkilerde gözlenmiştir. Brix değerleri %3,50–3,93 aralığında değişmiş, istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Sonuç olarak, aşılamanın verimi artırdığı, kalite üzerindeki etkilerinin ise sınırlı kaldığı belirlenmiştir. AG38R F₁, Hikyaku ve Hercules anaçları, ticari üretim açısından umut verici bulunmuştur.

Adem Altındağ
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Tuz stresi ve alkali koşullarda farklı anaçlar üzerine aşılamanın patlıcanda verim, kalite ve biyokimyasal içeriğe etkisi

Bu çalışma, patlıcanda aşılamanın tuz ve alkali stresi koşullarındaki etkilerini belirlemek amacıyla 15 Nisan–1 Aralık 2025 tarihleri arasında serada topraksız tarım koşullarında yürütülmüştür. Denemede sekiz farklı patlıcan anacı (AG38R F₁, AGR 703 F₁, Boğaç F₁, Kingkong F₁, Hercules, Hikyaku F₁, Yula F₁, Hawk) ile ticari kültür çeşidi Anamur RZ F₁ kullanılmıştır. Aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkiler kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Tuz stresi denemesinde kontrol uygulaması (NaCl 0) dışında 25 ve 50 mM NaCl dozları, alkali stresi denemesinde kontrol uygulaması (pH 6,5) dışında pH 8,1 ortamı denenmiştir. Çalışmada tuz kaynağı olarak %99 saflıkta NaCl, alkali koşulları oluşturmak için %99 saflıkta NaHCO3 kullanılmıştır. Her iki stres denemesi, bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü kurulmuştur. Deneme süresince bitkilere modifiye edilmiş Hoagland besin çözeltisi uygulanmıştır. Çalışma kapsamında bitki boyu, gövde çapı, biyomas, yaprak indeksi içeriği, fizyolojik bozukluk, makro ve mikro besin elementi içerikleri, antioksidan enzim aktiviteleri (SOD, CAT, APX), MDA, H₂O₂ ve prolin düzeyleri incelenmiştir. Tuz stresi pazarlanabilir verimi önemli düzeyde azaltmış, kontrol ortamında 192,16 t/ha olan verim 25 ve 50 mM NaCl uygulamalarında sırasıyla 130,67 ve 95,69 t/ha olmuştur. Benzer durum erkenci verimde de yaşanmıştır. Meyve ağırlığı, gövde çapı, bitki boyu ve biyomas da tuz stresine bağlı olarak azalmış, kontrol ortamında 34,48 kg/bitki olan biyomas 50 mM NaCl ortamında 20,07 kg/bitki'ye gerilemiştir. Ayrıca, bazı anaçlar klorofil içeriğini ve kalite parametrelerini daha iyi korumuştur. Tuz stresine bağlı olarak bitki boyu 4,66 m'den 3,32 m'ye düşmüştür. Yaprak klorofil indeksi (SPAD) ise 53,97-55,54 arasında değişmiştir. Tuz stresi patlıcan yapraklarında antioksidan enzim aktivitelerini önemli ölçüde artırmıştır. SOD 130,35 U/g'dan 365,35 U/g'a (%180 artış), CAT 278,91 µM'den 537,73 µM'a (%92,7 artış), APX 3,62 µM/dk/mg'dan 6,68 µM/dk/mg'a (%84,6 artış), MDA 4,34 µM/g'dan 10,69 µM/g'a yükselmiştir. Makro ve mikro besin elementlerinin alımı tuz stresine bağlı olarak önemli düzeyde azalırken aşılama ile bu etki önemli ölçüde sınırlanmıştır. Na birikimi ise artmış, ancak aşılama Na alımını sınırlandırmıştır. Stres uygulamaları aynı zamanda önemli fizyolojik bozukluklara yol açmış, buda kalite kayıplarına ve verimde ciddi kayıplara neden olmuştur. Alkali stres pazarlanabilir verimde önemli azalışlara neden olmuş, kontrol ortamında 215,21 t/ha olan verim alkali koşullarda ortalama %26 azalarak 158,22 t/ha düzeyine inmiştir. Erkenci verimde %54'lük düşüş, meyve sayısında %28 azalma ve meyve ağırlığında %9,6 gerileme kaydedilmiştir. Bitki boyu %16,5 azalarak 4,03 m'ye, gövde çapı ve biyomas sırasıyla %14,2 ve %26,5 oranlarında düşüş göstermiştir. Biyomas kontrol ortamında 33,30 kg/bitki iken alkali ortamda 24,49 kg/bitki'ye gerilemiştir. Alkali stres, patlıcan yapraklarında antioksidan savunma sistemlerini aktive etmiş; SOD aktivitesi %119,1, CAT %67,4 ve APX %70'in üzerinde artmıştır. MDA içeriği %79,7 oranında artarken, prolin %127,2, H₂O₂ ise %71,2 yükselmiştir. Bu durum, alkali stresin oksidatif stres yükünü artırdığını göstermektedir. Makro besin elementleri (P, K, Ca, Mg) ve mikro besin elementleri (Fe, Cu, Zn, B, Mn) alkali stres altında anlamlı düzeyde azalmıştır. Buna karşın aşılama ile besin alımındaki azalma sınırlandırılmış, yapraklardaki Na birikimi azaltılmış, K/Na ve Ca/Na oranları daha dengeli seyretmiştir. Alkali stres, meyve kabuk rengi bozukluğu, kabarma, tohumlu meyve ve çiçek burnu çürüklüğü gibi fizyolojik bozuklukları artırmıştır. Bu bozukluk oranları %4–5 düzeylerinden %9–12'ye kadar çıkmıştır. Aşılama, bu bozuklukların şiddetini azaltmada etkili olmuş, kalite kayıplarını sınırlamıştır. Anaçlar üzerinde yürütülen çalışmada tuz ve alkali stresi büyüme parametrelerini önemli düzeyde azaltmış, tuz stresinde bitki boyu %30, gövde çapı %25, biyomas %35 azalma meydana gelirken, alkali stresinde de benzer baskılayıcı etki görülmüştür. Stres koşullarında bazı anaçlar %15–20 daha az kayıp yaşarken, duyarlı anaçlarda %40'a varan kayıplar kaydedilmiştir. Potasyum ve fosfor alımı %20–30 oranında azalmış, tolerant anaçlar bu kayıpları %10–15 düzeyinde sınırlayabilmiştir. Benzer durum mikro besin elementlerinde de gözlenmiş, tuz stresine bağlı olarak Fe içeriği %35,1, Cu %27,8, Zn %39,8 ve B %27,3 oranlarında azalmıştır. Alkali stres de benzer şekilde element içeriklerini düşürmüştür. Stres koşullarında anaç yapraklarda prolin içeriği tuz stresinde %142, alkali stresinde %105 oranında artmıştır. Benzer şekilde stres koşullarında H₂O₂ düzeyinde %157, MDA birikiminde %171 artış meydana gelmiştir. Antioksidan savunma sistemleri stresle birlikte aktive olmuş, SOD %213, CAT %85 ve APX %100 artış göstermiştir. Çalışmada tuz ve alkali stresi incelenen parametrelerin tümünde kayıplara yol açarken, aşılama ile bu kayıplar önemli düzeyde azaltılmış, özellikle S. torvum orijinli Hawk ve Hercules anaçları ile Boğaç F₁, AG38R F₁ anaçları tuz ve alkali stresine karşı önemli düzeyde koruma sağlamıştır. Domates anacı olan KingKong F₁ aşı uyuşmasında yaşanan sorunlar nedeniyle etkili olmazken, Yula F₁ anacı da en zayıf anaç olmuştur. Aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkiler KingKong F₁ ve Yula F₁ anaçları gibi en zayıf uygulamalar olmuştur. Sonuç olarak, bu çalışmada tuz ve alkali stresinin patlıcanda bitki gelişimi, verim, fizyolojik ve biyokimyasal parametrelerde önemli kayıplara yol açtığını, ancak tolerant anaçlar üzerine aşılamanın bu olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltarak tuz ve alkali stresine karşı toleransın artırılmasında etkili bir strateji olduğu belirlenmiştir.

Emine Polat
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hıyarda paklobutrazol uygulamaları ile fide kalitesi, bitki gelişimi, giberellik asit ve absisik asit sentezi arasındaki ilişkiler

Ticari hıyar fidesi yetiştiriciliğinde paklobutrazol (PBZ) en önemli bitki büyüme geciktiricidir. PBZ, hıyar fidelerinde en önemli kalite kriteri olan fide boyunu etkin şekilde kontrol eder. Bununla birlikte, fidelere paklobutrazol uygulanmasının fide kalitesi, meyve verimi ve meyvelerde PBZ kalıntı düzeyini nasıl etkilediği ile alakalı yeterli bilgi bulunmamaktadır. Hıyar fidesi yetiştiriciliğinde PBZ kullanıldığı zaman meyvedeki kalıntı durumu önemli bir güvenlik konusudur. Bu çalışma, paklobutrazolun hıyar (Cucumis sativus L. cv. Maya Fı) fidelerinin kalitesi üzerine paklobutrazolun etkisini belirlemek için yapılmıştır. Çalışma 2018 yılında Sonbahar döneminde, 2019 yılında İlkbahar döneminde yürütülmüştür. Denemede paklobutrazolun farklı konsantrasyonları (sonbahar döneminde 0, 20, 30, 40, 50 ve 60 ppm ve ilkbahar döneminde 30, 40, 50 ve 60 ppm), uygulama miktarları (0,5 ve 1,0 ml) ve uygulama zamanları denenmiştir. PBZ uygulaması bitkilerin kotiledon yapraklarının yere paralel hale geldiği (tohum ekiminden 7-10 gün sonra-birinci uygulama) ve ilk gerçek yaprakların çıktığı dönemde (tohum ekiminden 10-12 gün sonra – ikinci uygulama) sprey şeklinde yapılmıştır. Kontrol bitkilerine saf su verilmiştir. Çalışmada fide boyu, hipokotil uzunluğu, gövde çapı, yaprak sayısı, fide yaş ve fide kuru ağırlığı, kök yaş ve kök kuru ağırlığı, fide % kuru ağırlığı, fidelerde absisic asid miktarı ile fide ve meyvelerde PBZ kalıntı miktarı ölçülmüştür. Sonuç olarak PBZ uygulaması fide boyunu etkili şekilde kontrol etmiştir. Artan paklobutrazol konsantrasyonları fide boyunda azalmaya neden olmuştur. En iyi fide kalitesi paklobutrazolun 30 ppm + 5 ml konsantrasyonunun kotiledon ve gerçek yaprak oluşum döneminde olacak şekilde çift uygulamasından elde edilmiştir. Absisik asid miktarı kontrol bitkilerinde 0,065 µg.kg-1 olurken, fidelerde 0,117 – 0,165 µg.kg-1 arasında ölçülmüştür. PBZ kalıntısı kontrol bitkilerinde 0,013 µg.kg-1 olurken, PBZ uygulanan fidelerde 0,94 – 5,68 µg.kg-1 arasında değişmiştir. Hıyar meyvelerinde PBZ kalıntı miktarı 0,013 µg.kg-1 olarak ölçülmüştür. Bu değer Avrupa Birliği Komisyonunun belirlediği kalıntı sınırının (0,01 ppm) altında kalmıştır. Kontrol bitkilerinde meyve verimi 7134,03 g/bitki olurken, PBZ uygulanan fidelerin meyve verimi en iyi uygulamada 9414,40 g/bitki olmuştur.

Yasemin Aktaş
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Aşılı patlıcanda verim, kalite ve toprak kökenli hastalıklar (Fusarium oxysporium f. sp. melonis ve Verticillium dahlia) üzerine farklı anaçların etkisi

Patlıcan (Solanum melongena L.) yetiştiriciliğinde Verticillium dahliae ve Fusarium oxysporium f sp. melongenae gibi toprak kökenli hastalık etmenleri önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Dayanıklı anaçlar üzerine aşılama yapmak bu hastalıkların kontrolünde etkili bir yöntemdir. Aşılama aynı zamanda verim ve kalite artışı da sağlamaktadır. Patlıcan, aşılamanın etkili olduğu sebze türlerinden biridir. Bu çalışmada farklı anaçlar üzerine aşılanmış Anamur RZ Fı ve A117 Fı ticari patlıcan çeşitlerinin steril ve kontamine olmuş koşullarda verim ve kalite özellikleri ile Verticillium ve Fusarium solgunluklarına karşı dayanıklılıkları incelenmiştir. Hawk, Hercules, Hikyaku, Köksal Fı, Boğaç, Conan, KingKong ve Anafor anaçları üzerine aşılanan patlıcanlar aşısız ve kendi üzerine aşılı bitkilerle karşılaştırılmıştır. V. dahliae ve F. oxysporium ile bulaşık ortamlarda pazarlanabilir meyve sayısı ve pazarlanabilir meyve verimi önemli ölçüde artmıştır. Özellikle KingKong (domates) ve Hawk (Solanum torvum) anaçları en yüksek performansı göstermiştir. Steril koşullarda sadece Hawk, KingKong ve Hikyaku anaçlarına aşılı bitkilerde pazarlanabilir verim artarken, diğer anaçlar üzerine aşılanan uygulamalarda verim kontrol bitkilerinden daha düşük çıkmıştır. Steril koşullarda Hawk, KingKong, Boğaç ve Anafor anaçlarına yapılan aşılamalarda ortalama meyve ağırlığında önemli artış olurken, diğer anaçlarda önemli bir artış olmamıştır. Aşılamanın patlıcan meyvelerinin kuru ağırlığı, pH'ı ve titre edilebilir asitliği üzerine etkisi olmazken, suda çözünebilir kuru madde miktarında azalmaya neden olmuştur. Sonuç olarak, patlıcan yetiştiriciliğinde aşılamanın kullanılması Verticillium ve Fusarium gibi toprak kökenli patojenlere karşı önemli düzeyde koruma sağlamasının yanında verimde de önemli artışlar sağlayacaktır.

Fusarium solgunluğuSebzelerSolanum melongena+2
Emine Polat
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahır gübresi ve kompost kullanımının biberde verim ve sürdürülebilir yetiştiricilik üzerine etkileri

Sürdürülebilir tarımın vazgeçilmez unsurlarından biri olan kompost, sebze yetiştiriciliğinde başarıyla kullanılmaktadır. Kompost yapımında çok çeşitli materyaller kullanılmaktadır. Bu çalışmada meyve suyu ve salça sanayisi atıklarından elde edilen domates, elma ve üzüm kompostlarının biber ve ikinci ürün ıspanak yetiştiriciliğindeki etkileri ve toprak yapısında meydana gelen değişimler incelenmiştir. Çalışma 2020 yılında kompost yapımı ile başlamıştır. Domates, elma ve üzüm posalarına ahır gübresi, üre, saman ve kireç ilave edilerek kompost hazırlığı başlatılmıştır. Kompost materyallerinin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri incelenmiştir. Kompost materyalleri farklı konsantrasyon ve karışımlar halinde biber ve ıspanak yetiştiriciliğinde kullanılmıştır. Denemede gübresiz kontrol, kimyasal gübre (NPKCaMg + mikro elementler), 10 ve 20 ton ha⁻¹ domates, elma, üzüm ve ahır gübresi kompostu ve 10 ve 20 ton ha⁻¹ domates, elma, üzüm ve ahır gübresi kompostu + kimyasal gübre uygulamaları yapılmıştır. Kompost uygulanan parsellerde biber yetiştiriciliği yapılmış ve kompostun biberin verim ve kalite özelliklerine etkisi incelenmiştir. Biber yetiştiriciliğinden sonra ikinci ürün olarak ıspanak yetiştirilmiş ve ıspanakta biyomas ölçümü yapılmıştır. Deneme sonunda kompost uygulanan parsellerden alınan toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Denemede kullanılan kompstun organik madde içeriği % 55.58 ile 68.82, pH değeri 7.84 ile 8.68 arasında, elektriksel iletkenliği 2.51 ile 6.10 dS/m arasında, N içeriği %2.71 ile 4.09 arasında, P içeriği % 0.58 ile 0.88 arasında, K içeriği % 1.38 ile 3.26 arasında ve bakteri sayıları 4.75*106 ile 3.60*107 arasında değişmiştir. Biberde pazarlanabilir verim kontrol uygulamasında 42.38 ton ha⁻¹ olurken, 20 ton ha⁻¹ üzüm kompostunda 63.79 ton ha⁻¹ olmuştur. En yüksek pazarlanabilir verim 84.20 ton ha⁻¹ ile 20 ton ha⁻¹ ahır gübresi + kimyasal gübre uygulamasından elde edilmiştir. Kompost uygulamaları ile biber meyvelerinde pH, suda çözünebilir kuru madde ve titrasyon asitliği arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ispanakta biyomas kontrol parsellerinde 7.03 ton ha⁻¹, 20 ton ha⁻¹ üzüm kompostunda 1.21 ton ha⁻¹ olmuştur. Kompost kullanılması biber meyvelerinde makro ve mikro besin elementlerinin birikimini önemli düzeyde artırmıştır. Vejetasyon sonunda toprağın organik madde içeriği %2.3'ten %3,87'ye, azot içeriği % 0,094'den %0,128'e, fosfor içeriği 9,93 mg.kg⁻¹'dan 14,17 mg.kg⁻¹'a ve potasyum içeriği 121,33 mg.kg⁻¹'dan 161,33 mg.kg⁻¹'a yükselmiştir. Sonuç olarak, domates, elma ve üzüm posalarından kaliteli kompostlar elde edilmiş, biber ve ıspanak yetiştiriciliğinde başarıyla kullanılmıştır. Kompostlar aynı zamanda toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının iyileşmesinde de önemli rol oyanmışlardır. Kompost materyalleri arasında en etkilisi üzüm kompostu olurken, bunu elma ve domates kompostu izlemiştir.

IspanakKaliteKompost+2
Abdırızak Mohamed Sheıkh Abdı
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel domates genotiplerinin seleksiyonu ve morfolojik karakterizasyonu

Karakterizasyon çalışmaları bitki ıslahının önemli unsurlarından biridir. Domates, üzerinde en çok ıslah çalışması yapılan sebze türlerinden biridir. Tokat domatesi uzun geçmişi olan önemli bir populasyondur. Bu çalışmada Tokat domatesinin morfolojik ve biyokimasal karakterizasyonu yapılmıştır. Çalışma 2018 yılında Tokat'ta yürütülmüştür. 200 domates genotipinden seçilen F2-F4 kademesindeki 39 genotipin karakterizasyonu yapılmıştır. Karakterizasyon çalışmalarında UPOV kriterleri modifiye edilerek kullanılmıştır. Denemede bitki habitüsü, bitki, yaprak ve meyve rengi, tüylülük düzeyi, ortalama meyve ağırlığı, karpel sayısı, meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde ve titre edilebilir asit miktarı gibi kalitatif ve kantitatif özellikler incelenmiştir. Karakterizasyonda önemli özellikler dikkate alınarak genotipler tartılı derecelendirme yöntemi ile değerlendirilmiştir. Genotiplerin yaprak ve gövde rengi yeşilin değişik tonları, meyve rengi iki genotipte pembe, diğer genotiplerde kırmızı belirlenmiştir.Genotiplerin bitki yüksekliği 47,23-89,07 cm, gövde kalınlıkları 11,43-26,01 mm olmuştur. Ortalama meyve ağırlığı 76,00-311,93 gram bulunmuştur. Meyvedeki karpel sayısı 2,0-7,67 arasında belirlenmiştir. Genotiplerin suda çözünebilir kuru madde miktarı ve titre edilebilir asit miktarı sırasıyla %2,50-6,57 ve %0,24-0,48 arasında değişmiştir. Tartılı derecelendirme sonucunda genotiplerin aldıkları toplam puanlar 140 ile 270 arasında değişmiştir. Tartılı derecelendirmede en yüksek puanları 270 ile TN-2 ve TD-100 genotipleri almıştır. Sonuç olarak, Tokat domatesi popülasyonlarından seçilen ümitvar genotiplerin morfolojik ve biyokimyasal karakterizasyonları yapılarak bir yandan gelecekte domateste yürütülecek ıslah programları için materyaller ortaya konmuş, diğer yandan önemli bir yerel popülasyon için veri bankası oluşturulmuştur.

Turgay Kurt
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Patlıcanda aşılamanın verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi

Sebzelerde aşılama toprak kökenli patojenlere karşı etkili şekilde kullanılmakta ve aynı zamanda verim ve kalite artışı sağlamaktadır. Patlıcan aşılamanın etkili olduğu önemli türlerden biridir. Buradan hareketle, çalışmada aşılamanın patlıcanda verim ve kalite özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Serada topraksız tarım ortamında aşılı bitkiler aşısız ve kendi üzerine aşılanmış bitkilerle karşılaştırılmıştır. Yetiştirme ortamı olarak steril torf + perlit karışımı kullanılmıştır. 14T0939, Köksal Fı, ES3324-MD18, Anaç C, Kalyon Fı, Beaufort Fı, Hamarat Fı ve Vil-To genotipleri anaç olarak kullanılmıştır. Aşılama pazarlanabilir verim ve pazarlanabilir meyve sayısını artırmış, ıskarta verim ve meyve ağırlığına etki etmemiştir. Aşısız bitkilerde pazarlanabilir verim 12,24 kg/bitki olurken, aşılama ile pazarlanabilir verim 15,52 kg/bitki olmuştur. En yüksek verim Hamarat Fı anacından elde edilmiştir. Anaçlar üzerine aşılanan bitkilerin kök kuru ağırlıkları kontrol bitkilerinden önemli düzeyde yüksek bulunmuştur. Aşılamanın patlıcan meyvelerinde suda çözünebilir şeker miktarı ve titrasyon asitliğine etkisi anlamsız bulunmuştur. Aşılama patlıcan meyvelerinde renk parametreleri ("L", "a", "b") üzerine etkili olmamıştır. Aşılamanın patlıcan meyvelerinde toplam fenolik ve toplam antioksidan içeriğine etkisi önemli bulunmuş ve toplam fenolik ve toplam antioksidan içerikleri aşılama ile artmıştır. Sonuç olarak patlıcanda aşılama verim ve meyve kalitesinde önemli artışlar sağlamıştır.

Beytüllah Mücahid Mancak
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genotip, besin ortamı ve soğuk uygulamalarının patlıcanda androgenesis üzerine etkileri

Anter kültürü, patlıcanda androgenik haploid ve dihaploid bitkilerin elde edilmesinde en çok tercih edilen tekniklerden biridir. Patlıcanda anter kültürünün kullanımı yaygın olmakla beraber embriyo ve haploid bitki oluşumu genotip, besin ortamı, stres uygulamaları ve bitki büyüme düzenleyiciler gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu çalışmada genotip, besin ortamları ve çiçek tomurcuklarına düşük sıcaklık uygulamalarının patlıcanda androgenik başarı üzerine etkileri araştırılmıştır. Anamur F₁, Anamur F₂, Anamur F₃, Topan 374 and Yamula genotipleri Dumas de Vaulx ve Chambonnet (1982) (DDVX), Murashige ve Skoog (1962) (MS) ve Gamborg ve ark. (1968) (B5) tarafından önerilen protokollere göre kültüre alınmıştır. Çiçek tomurcukları 4 ve 10 °C sıcaklıkta 24 ve 48 saat süreyle düşük sıcaklığa bırakılmıştır. Kontrol uygulamasında tomurcuklara düşük sıcaklık uygulanmamıştır. Denemede Anamur F1, Topan 374 ve Yamula genotiplerinde DDVX ortamı, Anamur F2 ve Anamur F3 genotiplerinde MS ortamı en başarılı ortam olmuştur. En yüksek embriyo oluşumu Yamula genotipinde DDVX ortamında ve çiçek tomurcuklarının 4 °C'de 48 saat bekletildiği uygulamadan elde edilmiştir. Topan 374 ve Yamula genotipleri embriyo oluşumu ve bitkicik gelişimi bakımından en iyi genotipler olmuştur. Çiçek tomurcuklarına soğuk şoku uygulamasında 4 °C'de 48 saat bekletme en iyi sonucu vermiştir. En düşük embriyo formasyonu düşük sıcaklık uygulanmayan kontrol grubundan elde edilmiştir. Sonuç olarak, denemede embriyo oluşumu, bitkicik gelişimi ve haploid bitki elde edilmesi bakımından tatminkâr sonuçlar alınmıştır. Bununla beraber androgenik başarı genotiplere, besin ortamlarına ve düşük sıcaklık uygulamalarına bağlı olarak farklılıklar göstermiştir.

Ezgi Gürsoy
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genotip,besin ortamı ve stres uygulamalarının biberde androgenesis üzerine etkileri

Anter kültürü biber ıslahında %100 homozigot hatların elde edilmesinde kullanılan önemli bir tekniktir. Biberde anter kültüründe başarı üzerine genotip, besin ortamı, ön uygulamalar ve inkübasyon koşulları gibi birçok faktör etkilidir. Bu çalışmanın amacı biberde anter kültürünün başarısı üzerine genotip, besin ortamı düşük sıcaklık uygulamasının etkilerinin belirlenmesidir. Denemede 4 hibrit biber çeşidi (İstek F1-dolma biber, Balca F1-uzun Demre tipi, Alkırmızı F1-kapya tipi biber ve Hızır F1-Çarliston biber tipi) donör bitki olarak kullanılmıştır. Anter kültürüde Dumas de Vaulx ve ark. (1981) (DDVX), Murashige ve Skoog (1962) (MS) ve Gamborg ve ark. (1968) (B5) tarafından önerilen protokoller 0.03 mg.l-¹ vitamin B12, %0.8 (w/v) agar ve %6 (w/v) sucrose ilave edilerek kullanılmıştır. Çiçek tomurcuklarına 24 ve 48 saat süreyle 4 ve 10 ᴼC soğuk şoku uygulanmıştır. Soğuk şoku uygulanmayan tomurcuklar kontrol olarak kullanılmıştır. Denemede embriyo oluşumu ile bitkicik ve haploid bitki rejenerasyonu değerlendirilmiştir. En yüksek embriyo oluşumu ile bitkicik ve haploid bitki rejenerasyonu İstek F1 genotipinden elde edilmiştir (900 anterden 401 embriyo, 192 bitkicik ve 84 haploid bitki). Bütün genotipler için embriyo ve haploid bitki oluşumunda DDVX ve MS protokolleri B5 protokolünden daha etkili olmuştur. En yüksek embriyo oluşumu (60 anterden) İstek F1 için 57 (DDVX, 10 ᴼC-24 h), Balca F1 için 21 (MS, 10 ᴼC-24 h), Alkırmızı F1 için 28 (DDVX, 4 ᴼC-48 h) ve Hızır F1 için 14 (B5, 10 ᴼC-48 h) olmuştur. Sonuç olarak, genotiplerin androgenik performansları besin ortamlarına ve ön uygulamalara göre değişmiştir. Biberde anter kültürü için soğuk şoku uygulamasının önemli bir faktör olduğu değerlendirilmiştir.

Büşra Özsoy
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitki büyüme düzenleyicileri ve sakkaroz dozlarının bazı biber genotiplerinde androgenik embriyo oluşumuna etkisi

Anter kültürü, biber ıslahında haploid hatların elde edilmesinde kullanılan önemli bir tekniktir.Biberde anter kültürünün kullanımı yaygın olmakla beraber embriyo ve haploid bitki oluşumu genotip, besin ortamı, stres uygulamaları ve bitki büyüme düzenleyiciler gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu çalışmada genotip, şekermiktarı ve bitki büyüme düzenleyicilerinin embriyo oluşumuna etkisi araştırılmıştır.İnce sivri (B4), kapya (B16), dolmalık(B90), üç burun(B85) ve çarliston(B54) biber genotipleri Murashige ve Skoog (1962) (MS) besin ortamında kültüre alınmıştır. Besinortamlarına 4 farklı sakkaroz dozu (%3, % 6,% 9,% 12) ile 3 farklı kinetin (0.1, 0.5 ve 1.0 mg/L) ve 3 farklı 2,4-D dozu (0.1, 0.5 ve 1.0 mg/L) ilave edilmiştir. En yüksek embriyo oluşumu 42 anterden 108 embriyo oluşumu ile Üç burun genotipinin % 6 saakkaroz + 1,0mg/L Kinetin +1,0 mg/L 2,4-D içeren besin ortamından elde edilmiştir. Genotipler embriyo oluşturma başarısına göre Üç Burun,Kapya, Çarliston,Dolma, İnce Sivri şeklinde gerçekleşmiştir. En yüksek ebriyo formasyonu %6 şeker uygulamasından elde edilmiştir. Sonuç olarak, değişik biber tiplerinde yürütülen çalışmada başarılı sonuçlar elde edilirken başarı düzeyi genotip, şeker dozları ve bitki büyüme düzenleyicilere bağlı olarak farklılıklar göstermiştir.

Anter kültürüBiberBiyoteknoloji+2
Müzzeyyen Hülül
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Interaction between paclobutrazol and gibberellic acid, plant growth and seedling quality of tomato

This study was carried out as two replications. The effects of different concentrations of paclobutrazol (0, 25, 50 100, 200 and 400 ppm as spray and seed, 0, 5, 10, 20, 40, and 80 ppm for standard application), application type (spray, seed, and standard application) and application time (first period, second period, and in both periods) in the second year and the effects of different concentrations of paclobutrazol (0, 2.5, 5, 10, 20, 40 ppm with standard application) application time (first period, second period, and in both periods) and the amount (0, 2, 4, 6 ml) on "Alcapone" F1 tomato variety (Lycopersicon esculentum) in terms of seedling length, hypocotyl length, stem diameter, leaf number, seedling fresh and dry weight, root fresh and dry weight, seedling % dry matter, root % dry matter, biomass, root length, internodes length, and the amount of residues on seedling and fruit were investigated in this research. In the seed application, the seeds were soaked with different paclobutrazol solutions for 4 hours and sown. Paclobutrazol applications were carried out in spray and standard application twice when the cotyledon leaves of the seedlings became parallel with the ground (7 days after the sowing the seed) and the true leaves appeared (14 days after sowing the seed). The control plants were provided with distilled water. As a result, paclobutrazol application controlled seedling length at an important level. The increased paclobutrazol concentration caused a decrease in seedling length. Application of paclobutrazol with irrigation water had been more effective than the spray application and seed application in terms of seedling quality. The best seedling quality was obtained by applying the standard method of paclobutrazol twice with 40 ppm, 2ml, in which the cotyledon leaves were parallel to the ground and the first true leaves were seen. No paclobutrazol residue that could be harmful for human and environment health was encountered in neither replications of the study.

TomatoSeedling heightSeedling growth+1
Ayşegül Durukan Kum
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors