Theses supervised by Prof. Dr. Ramazan Gökbunar

14 theses · Manisa Celal Bayar University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme

İklim değişikliği, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Antonio Guterres'in ifadesi ile varoluşsal bir sorun olarak kabul edilmektedir. Etkisi ve büyüklüğü her geçen gün artan ve küresel ölçekte, insanlığın ortak çözüm aradığı bu sorun, Birleşmiş Milletler gündemine alınmış Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer almıştır. İklim değişikliği sorununun belli bir dönem ile sınırlandırılamaması ve mücadele edilse bile etkilerinin uzun yıllar ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması, bu sorunun günümüzde diğer temel sorunlardan ayıran belirleyici yönünü ortaya koymaktadır. Günümüzde iklim değişikliğinin risk ve tehditlerinin artışı aynı zamanda, ülkeleri, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin ulusal politikalara, stratejilere ve planlara entegre etmesini zorunlu hale getirmiştir. İklim değişikliğinin etkilerine karşı ülkeler farklı etkilense de, gelir düzeyi düşük, yoksul ülkelerin iklim değişikliğine karşı daha kırılgan olduğu görülmektedir. Bu açıdan ülkeler, Paris Anlaşmasında yer alan hedefler çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadelenin gerçekleştirilmesine ve sonuçta küresel ölçekte iklim sorununa çözümüne yönelik katkı sağlamaya çalışmaktadırlar. Anlaşma, iklim değişikliğinin kaynağı olarak görülen sera gazı emisyon oranlarının düşürülmesini konusunda ülkelerin emisyon hedeflerini belirlemesi yerine getirmesini istemektedir. Sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda teşvik mekanizmaları yanında vergisel uygulamalarda bulunmaktadır. Emisyon kaynağı olan sektörler üzerinde vergisel yükün azaltılması yanında enerji üretiminde, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması da önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme konusu ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, iklim, iklim değişikliği kavramı, nedenleri ve etkileri kavramsal olarak açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, iklim değişikliğini etkileyen argümanlar, iklim değişikliği konusunda çaba gösteren uluslararası kuruluşlar, konferanslar ve sözleşmeler ele alınmış buna ek olarak Türkiye'de İklim değişikliğine yönelik kurumsal yapı ve mevzuata yer verilerek iklim değişikliği politikalarında Türkiye'nin mevcut durumu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümde ekolojik vergilerin genel ve teorik çerçevesi verilerek Türkiye'de uygulanan ekolojik vergiler açıklanmıştır. Ayrıca Merkezi Yönetim ve Mahalli İdarelerin Bütçeleri kapsamında ekolojik açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. Son olarak, Türkiye'de ekolojik vergiler ile kirlilik arasında ilişkiyi tespit etmek amacıyla, Augmented Dickey-Fuller (ADF) ve Philips-Perron (PP) birim kök testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin belirlenmesinde Toda-Yamamoto nedensellik analizinden faydalanılmıştır. Analiz sonucunda, kirlilik ve çevresel vergiler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu, ayrıca enerji tüketiminden kirliliğe ve enerji tüketiminden çevresel vergilere doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulardan hareketle kirliliğin çevresel vergiler üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu, çevresel vergilerin de kirlilik üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya konulmuştur.

Ekolojik vergilerKarbon vergisiPolitik ekoloji+7
Özcan Karatay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu harcamaları ve mutluluk arasındaki ilişki: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik bir araştırma

Mutluluk tarihin eski dönemlerinden beri tartışılmaktadır. Tartışılmaya başlandığı ilk zamanlarda sadece psikoloji ile ilişkilendirildiği için çalışmalar bu alanda yoğunlaşsa da zamanla iktisat/maliye biliminin dikkatini çekmiştir. Mutluluk ve gelir üzerine çalışma yapan Easterlin özellikle gelişmiş ülkelerde zaman içerisinde gelirlerde artış yaşansa bile mutluluğun artmadığını fark etmiştir. Böylece Easterlin Paradoksu ortaya çıkmıştır. Bu paradoks, bireylerin gelirleri arttığında mutluluğun başlangıçta pozitif etkileneceğini, fakat belli eşik değerden sonra gelir artsa bile mutluluğun artmayıp aksine azalacağını savunmaktadır. Bu çalışmanın amacı kamu harcamaları ve mutluluk arasında Easterlin Paradoksu'nun geçerliliğinin araştırılmasıdır. Çalışmada paradokstaki gelir değişkeni, kamu harcamaları ile değiştirilmiştir. Ayrıca, paradoks Kuznets Eğrisi Modeli'ne uyarlanmıştır. Modelde bağımlı değişken mutluluk, bağımsız değişken kamu harcamalarıdır. Enflasyon ve Dışa Açıklık (ticaret) kontrol değişkendir. Veri seti 2005-2019 dönemlerini kapsarken ülkeler gelişmiş (G20 ve G8), gelişmekte olan (E7) ülkeler olarak gruplandırılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, G20 ve G8 ülkelerinde sonuç benzerdir. Her iki ülke grubu için kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisi Easterlin Paradoksu'na benzer şekilde ters-U oluşmaktadır. Başlangıçta kamu harcamalarındaki artış, mutluluğu pozitif olarak etkilerken belli eşik değerden sonra kamu harcamalarındaki artış mutluluğu negatif olarak etkilemektedir. Enflasyon mutluluğu negatif, dışa açıklık pozitif olarak etkilemektedir. G20 ülkeleri için hesaplanan eşik değer yaklaşık yüzde 41,5 iken, G8 ülkeleri için ortalama yüzde 39'dur. E7 ülkelerinde kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisi düz-U şeklindedir. Özetle gelişmekte olan ülkelerde sonuç paradoksa uygun değildir. Başlangıçta kamu harcamaları düşük düzeyde kaldığı için bireyleri mutlu etmemektedir. Fakat sonraki süreçlerde artan kamu harcamaları karşısında bireylerin mutluluk düzeylerinde artış yaşanmaktadır. Enflasyon mutluluğu negatif olarak etkilerken, dışa açıklık anlamsızdır. Hesaplanan eşik değer yaklaşık yüzde 12'dir. Mutluluk ve gelir üzerine çalışma yapan Easterlin özellikle gelişmiş ülkelerde zaman içerisinde gelirlerde artış yaşansa bile mutluluğun artmadığını fark etmiştir. Böylece Easterlin Paradoksu ortaya çıkmıştır. Bu paradoks, bireylerin gelirleri arttığında mutluluğun başlangıçta pozitif etkileneceğini, fakat belli eşik değerden sonra gelir artsa bile mutluluğun artmayıp aksine azalacağını savunmaktadır. Bu çalışmanın amacı kamu harcamaları ve mutluluk arasında Easterlin Paradoksu'nun geçerliliğinin araştırılmasıdır. Çalışmada paradokstaki gelir değişkeni, kamu harcamaları ile değiştirilmiştir. Ayrıca, paradoks Kuznets Eğrisi Modeli'ne uyarlanmıştır. Modelde bağımlı değişken mutluluk, bağımsız değişken kamu harcamalarıdır. Enflasyon ve Dışa Açıklık (ticaret) kontrol değişkendir. Veri seti 2005-2019 dönemlerini kapsarken ülkeler gelişmiş (G20 ve G8), gelişmekte olan (E7) ülkeler olarak gruplandırılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, G20 ve G8 ülkelerinde sonuç benzerdir. Her iki ülke grubu için kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisi Easterlin Paradoksu'na benzer şekilde ters-U oluşmaktadır. Başlangıçta kamu harcamalarındaki artış, mutluluğu pozitif olarak etkilerken belli eşik değerden sonra kamu harcamalarındaki artış mutluluğu negatif olarak etkilemektedir. Enflasyon mutluluğu negatif, dışa açıklık pozitif olarak etkilemektedir. G20 ülkeleri için hesaplanan eşik değer yaklaşık yüzde 41,5 iken, G8 ülkeleri için ortalama yüzde 39'dur. E7 ülkelerinde kamu harcamaları ve mutluluk ilişkisi düz-U şeklindedir. Özetle gelişmekte olan ülkelerde sonuç paradoksa uygun değildir. Başlangıçta kamu harcamaları düşük düzeyde kaldığı için bireyleri mutlu etmemektedir. Fakat sonraki süreçlerde artan kamu harcamaları karşısında bireylerin mutluluk düzeylerinde artış yaşanmaktadır. Enflasyon mutluluğu negatif olarak etkilerken, dışa açıklık anlamsızdır. Hesaplanan eşik değer yaklaşık yüzde 12'dir.

KamuKamu büyüklüğüKamu ekonomisi+3
Gizem Ersoy
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında ithalatın vergilendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ve değerlendirilmesi

Dış ticaretten alınan vergiler, ülkelerarası mal ve hizmetin yer değiştirmesi nedeniyle, ticarete konu olan mal ve hizmetin miktarı veya kıymeti üzerinden alınan ekonomik, sosyal ve mali işlevlerinin yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracıdır. Dış ticaret işlemlerini, ağırlıklı olarak ithalat ve ihracat işlemleri oluşturmakla birlikte, ülkemizde ihracatın teşvik edildiği ve daha ziyade ithalat işlemlerinden vergi alındığı göz önüne alındığında; dış ticaret işlemleri üzerinden alınan vergilerle ağırlıklı olarak ithalat işlemleri üzerinden alınan vergiler ifade edilmek istenmektedir. Bu nedenle, tezin konusunu da ithalat işlemlerinden alınan vergiler ve benzeri mali yükümlülükler oluşturmaktadır. Türkiye'de ithalat işlemleri üzerinden başta gümrük vergisi olmak üzere çeşitli isimler altında vergi ve eş etkili mali yükümlülükler alınmaktadır. Vergilendirilme sürecine ilişkin temel düzenleme Vergi Usul Kanunu iken, gümrük vergileri bu kanunun kapsamı dışında tutularak Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. İthalat işlemlerinden alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi vergiler kendi kanunlarında düzenlenmekle beraber, Vergi Usul Kanunu sistematiğine tabidir. İthalat işlemlerinin vergilendirilmesi sürecinde, ithalat işlemlerinin uluslararası hukuk kuralları ile ilişkisinin bulunması, ticari ilişkilerin dinamik yapıya sahip olması, gümrük işlemlerinin teknik bilgiyi gerektirmesi, mevzuatın karmaşık ve dağınık olması gibi sebeplerle çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının hepsinin yasalarda düzenlenmiş olması mümkün olmadığından, yargı yoluyla çözümüne ilişkin kararların incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulayıcılara yol göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Tez konumuz, üç bölüm altında incelenecektir. Birinci bölümde, genel olarak dış ticaret ve vergilendirilmesi, seçilmiş ülkeler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, ithalattan alınan vergi ve eş etkili mali yükümlülüklerin temel vergilendirme aşamalarına yasal mevzuat kapsamında yer verilmiştir. Tezin son bölümünde, gümrük vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı olduğundan öncelikle zorunlu idari itiraz yolu ve yargı yoluna ana hatlarıyla yer verilmiş, ithalattan alınan vergilere ilişkin uyuşmazlıklara ait yargı kararlarından örnekler verilmek suretiyle uygulama hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İthalat, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.

Gümrük vergisiHukuki uyuşmazlıklarMali hukuk+6
Özge Mertoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku bağlamında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu

İnsanların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için elzem olan insan hakları, devletlerin ve hükümetlerin kendilerini meşru kabul ettirmelerindeki en önemli kıstastır. Devlet ve vatandaş ilişkisinde zayıf konumda olan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla yüksek mahkeme statüsüne sahip Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. Mahkeme, vatandaşlar tarafından kamu gücünün temel hak ve özgürlük ihlallerine karşı yapılan bireysel başvuruları karara bağlamaktadır. Çok sayıda devlet, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü işlemlerine karşı korunması amacıyla, bireylere Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanımıştır. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla yürürlüğe giren uygulama insan haklarının iç hukukta etkin olarak korunmasını sağlamaktadır. Her ne kadar bu yolun kabul edilmesindeki esas sebep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye aleyhine başvuruların artması olsa da bireyler bu sayede ihlal edilen hak ve özgürlükleri için yeni bir yol bulmuşlardır. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu uygulamasının vergi hukuku bağlamında değerlendirilmesini ele aldığımız bu çalışmada amaçlanan; temel hakların etkili biçimde korunmasına yönelik olarak, vergilendirme alanında Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun işleyişini, koşullarını ve uygulamadaki karşılığını göstermektir. Bu amaçla tez çalışması, 3 ana bölüm halinde planlanmıştır. Birinci bölümde anayasal gelişmeler ile Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş aşamaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Yolu'nun şartları ve diğer bilgiler yer almış, üçüncü bölümde ise, vergi hukuku alanında bireysel başvuruda verilen kararların değerlendirilmesi yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Bireysel Başvuru, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi, Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi Cezaları, Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıBireysel başvuru+4
Sebahat Çetinel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000 sonrası dönemde savunma harcamalarının ekonomik analizi

Dünyada savunma harcamalarına ayrılan kaynakların miktarı her geçen yıl artmaya devam etmektedir. Devletler için bu denli önemli olan savunma harcamaları iktisatçılar tarafından da her dönemde merak konusu olmuş ve araştırılmıştır. Türkiye'de savunma harcamalarının çeşitli yönlerden ekonomik analizinin yapıldığı çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, eğitim ve sağlık harcamaları arasındaki ilişki ekonometrik analiz yapılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, savunma harcamalarının tanımı, sınıflandırılması ve denetimi konuları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, dünyada ve Türkiye'de yapılan savunma harcamalarına ve dünya silah ekonomisine ilişkin bilgilere yer verilmiş, ayrıca Türk Savunma Sanayinin gelişimi ve ekonomiye etkileri ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, savunma harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkileri ve teorik yaklaşımlar incelenmiş, konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve Türkiye'de savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile eğitim ve sağlık harcamaları üzerindeki etkisi, Birim Kök Testi, Johansen Eşbütünleşme Testi ve Granger Nedensellik Testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, gayrisafi yurtiçi hâsıladan savunma harcamalarına doğru tek yönlü ve pozitif nedensellik elde edilmiştir. Gayrisafi yurtiçi hâsıla artışının savunma harcamalarında artışa neden olduğu sonucuna varılmıştır. Savunma harcamaları ile eğitim harcamaları arasında negatif yönlü bir ilişki gözlemlenirken sağlık harcamaları ile pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik test analizi sonucunda savunma harcamalarından, eğitim ve sağlık harcamalarına doğru herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Savunma Harcamaları, Savunma Sanayi, Ekonomik Büyüme, Ekonomik Analiz, Savunma, Eğitim ve Sağlık Harcamaları

Askeri harcamalarEkonomik analizEkonomik büyüme+4
Samet Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde vergi denetimi ve SMMM'lerin rolü üzerine bir araştırma: Gaziantep ili örneği

Devlet üstlenmiş olduğu fonksiyonları gereği, toplumun kendisinden beklediği kamusal hizmetleri yerine getirmek zorundadır. Bu kamusal hizmetlerin yerine getirilebilmesi için devletin kamu gelirlerini eksiksiz bir şekilde toplaması gerekmektedir. Kamu gelirleri içerisinde vergiler devletin en önemli gelir kalemini oluşturmaktadır. Vergilerin istenilen ölçüde toplanamamasının en önemli nedenlerinden biri o ülkedeki vergi kayıp ve kaçaklarıdır. Vergi kayıp ve kaçaklarının artması devletin en önemli gelir kaleminin azalmasına, devletin gelirlerinin azalması ise, toplumun devletten beklediği kamusal hizmetlerin istenilen ölçüde yerine getirilememesine neden olmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, vergi kayıp ve kaçaklarının nedenleri, vergi kayıp ve kaçaklarında vergi denetimi ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin rolü ve önemi, vergi kayıp ve kaçaklarında alınması gereken önlemlerin neler olduğunun tespit edilip ortaya çıkarılması ve bunlara yönelik çözüm önerilerinin sunulmasıdır. Ayrıca vergi kayıp ve kaçaklarında serbest muhasebeci mali müşavirlerin rolü ve önemi değişenlerinin, sosyo demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemeyi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yapılan anket uygulamasıyla Gaziantep Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına bağlı aktif olarak çalışan serbest muhasebeci mali müşavirlerden veriler toplanmıştır. Bu veriler faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizleri ve ek analizler olan bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (Anova) analizleri yardımıyla ayrıntılı bir şekilde hazırlanan tablolar ile değerlendirilmiştir.

DenetimGaziantepMali müşavirlik+5
İsmail Kutlar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel kamusal mal olarak güvenlik: bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin savunma harcamalarının değerlendirilmesi

Silahlı çatışmaların dünya çapında giderek yaygınlaşması ile ulus devletler ve uluslararası kuruluşlar için küresel düzeyde güvenliğin tesisi birincil unsur haline gelmiştir. Ekonomik karşılıklı bağımlılık tüm taraflar için savaşların maliyetini arttırdığından, küresel güvenlik her şeyden önce, uluslararası sisteme hakim olan ekonomik düzenin ve uluslararası ticaretin güvenliği için gereklidir. Fakat Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra devletlerüstü düzeyde AB'nin "yumuşak güç" olma, devletler düzeyinde ABD'nin "demokrasiyi teşvik etme" çabaları gibi tüm sivilleşme çabalarına rağmen dünya çapında silahlanma düzeyi hem devletler düzeyinde hem de yasadışı olarak hızla artmaktadır. Gelişen silah ve iletişim teknolojileri ile birlikte savaşların yıkıcılığı artmış ve inşa süreci hızlanmıştır. Tehdit unsurlarının çeşitlendiği ve bu tehditlere mukabele hızının artması gerektiği bir güvenlik ortamında, ulus devletler güvenlik başta olmak üzere tüm politikalarında millileşme yönünde hareket etmektedir. Bu durum, küresel kamusal mal olarak güvenliğin sunumu ve finansmanı konusunda karşılaşılan engellerin başında gelen, ulus devletlerin egemenliklerinden feraget etmek istemeyişi sorununu daha da pekiştirmektedir. Dünya üzerinde siber tehdit gibi yeni tehdit unsurlarından ve muharebe sahasında ağ merkezli harp tekniklerinin kullanılması gibi taktik düzeyde bir takım yeniliklerden sözedilse de konvansiyel savaşın temel unsurları tüm hakimetiyetini korumaktadır. Yeni silah teknolojileri ile birlikte tank, savaş uçağı, denizaltı, helikopter, füze savunma sistemi gibi büyük teçhizatı üretmenin veya satın almanın ve kalabalık ordular bulundurmanın maliyeti gün geçtikçe artmaktadır. Dünya genelinde savunma harcamaları, bir yandan zorunluluk diğer yandan sosyal refahın feda edilmesi tartışmaları ile beraber artmaya devam etmektedir. Bu tez kapsamında bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin savunma harcamaları seçili NATO üyesi ülkeler ile birlikte analiz edilmektedir. Ayrıca hipotezin sağlamasının yapılmasına adına Türkiye'nin yakın coğrafyasında yer alan seçili bölge ülkeleri ve küresel düzeyde örnekler analize dahil edilmiştir. Araştırmanın temel sorusu, dünya ölçeğinde savunma harcamaları sıralamasında birinci sırada yeralan, NATO üyesi ülkelerin tamamının savunma harcamaları toplamından daha fazla savunma harcaması yapan ABD'nin yüksek düzeyde savunma harcamalarının sebebi üzerine şekillenmektedir. Bu tezin amacı, ABD'nin yüksek savunma harcamaları küresel düzeyde tehditlerin bertaraf edilmesi başka bir ifadeyle bir küresel kamusal mal olarak güvenliğin tesisi için mi yoksa ABD'nin küresel güç olma statüsünü korumak için midir sorusuna yanıt aramaktır. Bu sorunun cevabı hem bölgesel güç olarak hem de NATO'da uzun yıllara dayanan müttefiklik konumu itibariyle Türkiye açısından ve ABD'nin küresel ölçekte etkili olan bir aktör olması sebebiyle küresel güvenlik açısından önem arz etmektedir. Araştımanın sorusu, realist güvenlik politikalarının ve güç dengesinin hakim olduğu bir dünyada orduların büyüklüğünün nicel olarak değerlendirilmesi doğal sonucuna karşın, savunmanın sadece güvenlik değil aynı zamanda statü ihtiyacı gibi nitel bir duruma karşılık gelebileceğini amprik olarak ortaya koyması açısından savunma çalışmalarında gözardı edilen bir boşluğu doldurmaktadır. Tez kapsamında, seçili ülkelerin 1980-2020 dönemine ait savunma harcamaları verisi beta yakınsama testi, KPSS ve AESTAR testleri ile analiz edilmiş, seçili ülkelerin savunma harcamalarının ABD'nin savunma harcamalarına yakınsama gösterip göstermediği incelenmiştir. Analizin sonucu, NATO ölçeğinde baskın bir ülke olan ABD'nin, küresel düzeyde de askeri harcamaların seyrini belirlediği, başka bir ifadeyle ABD savunma harcamalarının seviyesini yükselttikçe diğer ülkelerin de gerek bölgesel güç ve statü ihtiyacı ve devamlılığı için gerekse küresel ölçekte varlıklarını sürdürebilmek adına savunma harcamalarının miktarının tayininde bu büyük güce göre konum aldıklarını rasyonel olarak otaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Savunma, Savunma Harcamaları, NATO, Savunma Yönetimi, Küresel Kamusal Mallar, Kammler, Yakınsama

Askeri harcamalarAskeri savunmaGüvenlik+7
Özge Seçil Kaya
Manisa Celal Bayar University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasının vergi adaleti açısından değerlendirilmesi

Devletler kanunların kendilerine yüklemiş olduğu görevlerin finansmanında ağırlıklı olarak vergileri kullanmaktadır. Türk vergi sistemi ağırlıklı olarak tüketim ve gelir vergilerinden oluşur. Katma Değer Vergisi ülkemizde uygulanan en modern tüketim vergisidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 02.11.1984 tarihli Resmi Gazete?de yayımlanmış ve 01.01.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından ortak muamele vergisi olarak kabul edilen Katma Değer Vergisi?nin yürürlüğe girmesinden bu zamana kadar 28 sene geçmiştir. Söz konusu vergiye yönelik olarak birtakım yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler temel olarak KDV oranlarında, vergi adaletini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye?de vergi gelirlerinin dağılımın da dolaylı vergilerin dolaysız vergilere oranla vergi gelirleri içindeki payının gittikçe arttığı görülmektedir. Türk vergi sisteminde mevcut dolaylı vergiler çok fazla başlık altında iken bunlar Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi olmak üzere iki başlık altında toplanmıştır. Dolaylı vergi gelirlerinde meydana gelen artışlar ekonominin fren mekanizmaları olmalarına rağmen ekonomik göstergelerle (GSMH, GSYİH, v.b) paralellik arz etmeleri onların bu yönlerini gizlemekte ve ekonomiye katkı yarattıkları izlenimi oluşmaktadır. Dolaylı vergiler ortadan kalkar ya da dolaylı vergi oranları azaltılacak olur ise tüketimin artması sonucu artan gelir üzerinden alınacak dolaysız vergi gelirleri artabilecektir. Ülkedeki vergi adaletsizliklerini ortadan kaldırabilmek için dolaysız vergilere ağırlık verilmesi gerekmektedir. Dolaylı vergilerde ve oranlarında yapılması gerekli değişiklikler sonucu vergi gelirlerinde meydana gelecek azalış, dolaysız vergilere başvurulması yolu ile telafi edilebilir. Çalışmada vergi adaletinin kuramsal çerçevesi incelendikten sonra, Katma Değer Vergisi?nin teorik içeriği, tarihçesi, hesaplanması, vergi sistemi içindeki yeri, etkileri ve diğer satış vergileriyle karşılaştırılması üzerinde durulacaktır. Türkiye?de KDV uygulaması ve özellikleri ortaya konulduktan sonra Avrupa Birliği ülkelerinde var olan KDV sistemi açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Adalet, Vergi Adaleti, Katma Değer, Katma Değer Vergisi, (Katma Değer Vergisi Uygulaması)

Katma değer vergisiVergi adaletiVergi politikası+1
Fatma Kutluca
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde iyi yönetişim aracı olarak katılımcı bütçeleme: Belediyeler için bir model önerisi

Küreselleşme olgusunun tüm Dünya'yı sarması ile birlikte bilgi ve teknolojideki değişimler ve yaygınlaşan liberal ekonomik yaklaşımlar yeni yönetim anlayışlarını da beraberinde getirmiştir. Tek taraflı yönetim yerine çok taraflı ve birlikte yönetmeye dayalı bir yönetim modeline geçilmesi süreci başlamıştır. İyi yönetişim de bu sürecin ortaya koyduğu araçlardan birisidir. İyi yönetişim, kaynak kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi ilkelere dayanan ve katılımı esas alan, dolayısıyla yönetimde temsile, denetime, etkin bir sivil toplumun varlığına, hukukun üstünlüğüne ve demokratikleşmeye önem veren bir anlayıştır. İyi yönetişim anlayışının özellikle yerel yönetim birimlerinde yaygınlaşması ile yerel düzeyde hizmet önceliklerin yönetim ile halk arasında ortak olarak belirlenmesine, yönetim içerisinde katılımcı demokrasi anlayışının yerleşmesine katkı sağlar. Bu durum özellikle belediye bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve denetimi süreçlerinde daha şeffaf, hesap verilebilir ve katılımcı bir yönetim anlayışını beraberinde getirecek, kıt kaynakların doğru ve yerinde harcanmasını sağlayacaktır. Bu çalışma, Brezilya'nın Porto Alegre Kenti'nde başlayan ve tüm dünyada giderek yaygınlaşan katılımcı bütçe modellerini önce teorik açıdan daha sonra uygulamalar dikkate alarak inceleme kapsamına almıştır. Örnek modeller referans alınarak Türkiye'ye özgü bir katılımcı model oluşturulmaya çalışılmıştır. Model sivil toplum örgütlerinin, halkın isteklerini dikkate almada belediye ile halk arasında aracı olması, katılımcılığı artırmaya yönelik bir takım araçların kullanılması, ilköğretimden üniversiteye katılımcı kültür bilincinin yerleştirilmesi ve Türkiye'nin kültür yapısı dikkate alınarak oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Katılımcı bütçeleme, iyi yönetişim, katılımcı demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik, belediye

BelediyelerHesap verebilirlikKatılımcı bütçeleme+4
Ahmet Arslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki baskı gruplarının vergi mevzuatı oluşumuna etkileri

Temsili demokrasinin getirdiği katılım sorunlarının aşılmasında faaliyet gösteren baskı grupları, halk katmanlarının gruplar aracılığıyla yönetime katkıda bulunmasını sağlarlar. Çünkü; tek başına birey, kendi potansiyeli olmasına rağmen, teşkilatlı ve organize bir grup haline gelmedikçe, etkili bir güç olma ihtimali fazla değildir. Baskı grupları, dahil olduğu amaç çerçevesinde, temsil ettiği topluluklara aktivite kazandırır ve siyasal sisteme yönelik talepte bulunmalarını sağlar. Baskı grupları, dünyadaki her ülkede ve toplumun her kesiminde yıllardan beri var olmuşlardır. Her ülkenin siyasi ve sosyal yapısına göre farklılık göstermelerine rağmen baskı gruplarının var olmalarının ortak amacı ekonomik çıkarlara sahip olma isteğidir. Ekonomik çıkarlara sahip olmak amacıyla siyasal partilerle etkileşime girerler ve onları etkileri altına alabilmek için bir takım baskı metotları uygularlar. Baskı grupları; siyasal partileri etkileyebildiği gibi, aynı zamanda siyasal partilerden de etkilenebilirler. Çalışmamızın amacı, baskı gruplarını ayrıntılı bir şekilde incelemek ve baskı gruplarının vergi kanunlarının çıkarılması aşamasına nasıl etki ettiğini göstermektir. İki ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde; baskı gruplarının tanımı yapılmış, diğer gruplarla karşılaştırılmış, sınıflandırılması, uyguladıkları baskı metotları ve siyaset ilişkisine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; baskı gruplarının kamu ekonomisi ile ilişkileri ve baskı gruplarının, Türkiye'de vergi mevzuatı oluşumuna örnekleri incelenmiştir.

Baskı gruplarıEkonomik etkiMevzuat+2
Nilay Akbulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin kurumsal gelişimi: Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı

Vergi matrahlarının tespit edilmesi sürecinde olağan (beyan usulü) ve olağanüstü (ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyat usulü) şeklinde iki usul yer almaktadır. Türk vergi sisteminin temeli de modern vergi sistemlerindeki gibi beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası sistemine dayalı vergi sistemlerinde vergi denetimi modern vergi düzeninin sağlanabilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu doğrultuda vergi mükellefleri vergi idaresine beyan etmiş olduğu matrah esas alınarak vergilendirmeye tabi tutulur. Vergi idaresi mükellefin beyan etmiş olduğu matrah üzerinden öncelikle vergiyi tarh eder ve nihai olarak tahsil eder. Kişiler pek çok sebep dolayısıyla vergiye tabi matrahlarını en aza indirme gayreti göstererek kanunen kabul edilen sınırların dışına çıkabilmektedirler. Vergi mükelleflerin kanun dışı yollara başvurması, vergi kayıp ve kaçaklarının miktarının artmasına neden olarak devletin tahsil etmesi gereken kamu gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır. Vergi denetim araçları olan yoklama, vergi incelemesi, arama ve bilgi toplama gibi yollar ile devlet söz konusu kanunların çizdiği çerçevenin dışına çıkmış olan mükellef davranışlarını tespit ederek gerekli cezai yaptırımlar uygulanması sağlanır. Bu çalışmada, denetim, vergi denetimi, vergi idaresinin mükellefi denetleme yolları, vergi denetiminin amacı ve tarihçesi ve son olarak 10.07.2011 tarihinde 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hayata geçirilerek vergi denetim kurumlarını tek çatı altında toplamış olan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı incelenmiştir. Gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın karşılaştığı sorunlar tespit edilerek yetersiz kaldığı noktalara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

DenetimKayıt dışı ekonomiKurumsal yapı+3
Abdullah Marufoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan'da doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının gelişimi

Gelişmekte olan ülkelerde yaşanan tasarruf yetersizliği, iktisadi büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden doğrudan yabancı sermaye yatırımları, gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın ve ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında, Azerbaycan bağımsızlığını kazanmış ve merkezi planlamaya dayalı ekonomiyi terk ederek piyasa ekonomisi şartlarına göre belirlenen reformlar yapmıştır. Bu reformlardan en önemlisi yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayan "Asrın Mukavelesi"dir. Ülkenin sahip olduğu petrol ve doğal gaz kaynakları yabancı sermayenin ilgisini çekmiş ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomisine akımını başlatmıştır. Bu çalışmanın amacı, bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin, piyasa ekonomisine geçiş sürecinde uyguladığı politikaları ve yabancı sermaye yatırımlarının yıllar itibari ile ülke ekonomisinde gelişimini araştırmaktır. Bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının teorik alt yapısı, sınıflandırılması, çokuluslu şirketler ele alınmıştır. Daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomik etkileri araştırılmıştır. İkinci bölümde, öncelikle doğrudan yabancı yatırımlarının dünyadaki genel görünümü incelenmiştir. Son olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti hakkında genel bilgiler verilerek, Azerbaycan'ın piyasa ekonomisine geçiş süreci ve yatırım iklimi ve Azerbaycan ekonomisine yapılan yatırımlar araştırılmıştır. Azerbaycan ekonomisinin bağımsızlık sonrası ekonomik görünümü ve Azerbaycan ekonomisine yönlendirilen yatırımların gelişimi, resmi rakamlardan faydalanılarak tarafımca oluşturulan tablolar ve grafikler ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Piyasa Ekonomisine Geçiş Süreci, Bağımsızlık Sonrası Uygulanan Reformlar, Asrın Mukavelesi.

AzerbaycanBağımsızlıkDoğrudan yabancı sermaye yatırımları+6
Rashid Majıdlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan günümüze Mali Anayasa uygulamaları

Ekonomide adaletin, mali disiplin ve sürdürülebilirliğin sağlanması için o ekonominin mali sorumluluk bilinci ile yönetilmesi gerekmektedir. Mali sorumluluk beraberinde etkin kaynak kullanımını ve dolayısıyla mali verimi getirecektir. Tüm bunların temelinde ise mali kurallardan oluşan mali anayasa yatmaktadır. Bahsedilen mali kurallar devletin mali verimsizliğe sebep olacak ihtiyari davranışlarını engellemek, mali disiplini ve sürdürülebilirliği sağlayabilmek amacıyla ortaya atılmıştır. Bu çalışma da Osmanlı'dan günümüze kadar olan süreçteki çeşitli dönemlerde uygulanan mali anayasa uygulamaları ve buna bağlı olarak oluşturulan mali kuralların hangi belgelerde geçtiğini, bu belgelerde geçen sınırlamaların içeriğinin hangi kurala dayandığını ve bahsedilen kuralları ne kadar kapsadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Osmanlı Devleti'nde çeşitli belgelerle padişahın vergi yetkisinin kısıtlandığı, Türkiye'de ise anayasalar, yasalar, programlar ve anlaşmalar ile birtakım mali kural uygulamalarının olduğu belirlenmiştir. Ancak bu mali kuralların katı kararlarla belirlenmediği sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin ekonomik göstergelerine bakılarak mali kural önerileri getirilmiştir.

AnayasaEkonomi tarihiMali disiplin+7
Aslıhan Küden
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme: Türkiye değerlendirmesi

Tarih boyunca kadınlar fiziksel olarak erkeklerden zayıf olmalarından dolayı sosyal, kültürel, ekonomik alanda erkeklere kıyasla geride kalmışlardır. Toplumların kadınların zayıf olduğu yönünde gelişen değer yargıları kadınları gelenekselleşen bir eşitsizliğe maruz bırakmıştır. Devletlerin de politikalarını şekillendirirken toplumsal cinsiyet farklılıklarına ve bu eşitsizliğe duyarsız kalmaları kadın-erkek eşitsizliğini daha da derinleştirmede rol oynamıştır.Ancak son dönemlerde yapılan çalışmalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin azaltılmasına paralel olarak kadının sosyal, kültürel yaşama katılımının arttığı, ekonomide etkin rol alabildiğini, bunların da dolaysız olarak ülkelerin refah seviyesinde artış eğilimi doğurduğunu kanıtlanmıştır. Bu gelişmeler Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelerin temelini oluşturmaktadır. Bugün devletler politik kararlarını iki cins üzerinde doğuracağı etkiyi önemseyerek, politik kararlarının sonuçlarını inceleyerek, iki cins arasında eşitsizlik doğurmayacak yada mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini giderecek yönde alma konusunda çaba sarf etmektedirler. Bu nedenle, politik kararların en önemli yansıması olan devlet bütçelerinin toplumsal cinsiyete duyarlı hale gelebilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermede en önemli araç konumundadır.Bu çalışmanın amacı 1984 yılında ilk kez Avustralya'da uygulanmaya başlayan, bugün dünyanın birçok ülkesinde uluslararası kuruluşların desteği ile sürdürülen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme uygulamalarının incelenmesi, uygulamanın yeni adapte edilmeye çalışıldığı Türkiye'de mevcut durumun, gerekli koşulların ve uygulama zorluklarının açıklanmasıdır.

BütçelemeCinsel kimlikKadınlar+3
Alper Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Other supervisors