Theses supervised by Prof. Dr. Sabri Türkmen
14 theses · İnönü University
Abdulhakîm Kâsım'ın hayatı, edebi kişiliği ve "Eyyâmu'l-İnsâni's-Seb'a" adlı romanı
Roman, Arap Edebiyatında "Yeni Dönem"in getirdiği edebi yeniliklerden biridir. Hemen her edebi türde olduğu gibi belirli olgunlaşma aşamalarından geçen roman içinde bulunduğu dönemin şartlarına bağlı olarak veya olmayarak farklı dönemlerde farklı eğilimler göstermiştir. İnsan hayatını en net şekilde yansıtabilen roman bu özelliğiyle edebiyat sahasında önemli bir yere sahiptir. Sahip olduğu çoklu yapısı sebebiyle pek çok şekle evrilmiş roman ayrıca yazarının edebi ve kişisel niteliklerini de gösterebilen bir hüviyet mesabesindedir. Bu çalışmada Arap edebiyat dünyasında "Altmışlar Kuşağı" olarak bilinen kuşağın yazarlarından olup ayrıca Türkiye'de tanınmayan bir yazar olan Abdulhakîm Kâsım'ın hayatı, edebi kişiliği incelenmiş ve meşhur eseri "Eyyâmu'l-İnsâni's-Seb'a" adlı romanının tahlili yapılmıştır. Yapılan çalışma yazarın kendisi, eseri ve yazım üslubunun anlaşılması adına bir ilktir. Bağlı olduğu kuşağın ilkeleriyle eserlerini kaleme aldığı görülen yazar eserlerinde genellikle farklı temalar çerçevesinde toplumsal olgu ve konuları işlemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modern dönem açısından Mısır'ın siyasi, sosyal ve edebi tarihi ve Mısır romancılığı ele alınmıştır. İkinci bölümde ise yazar ile ilgili ulaşılan malumat ışığında yazar ve eserleri tanınmaya ve tanıtılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde roman şekil ve içerik yönünden incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise roman, roman inceleme alanında yetkin isimlerin eserleri ve farklı roman teorisyenlerinin yaklaşımları da göz önüne alınarak çözümlenmeye tabi tutulmuş ve anlatım yöntemleri ve üslup özellikleri yönünden analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arap Edebiyatı, Mısır Romanı, Roman Tekniği, Abdulhakîm Kâsım, Eyyâmu'l-İnsâni's-Seb'a.
Harran bölgesinde konuşulan Arap diyalektinin dil bilimsel özellikleri ve sözlü edebiyat malzemeleri
Harran Arap Diyalekti ile ilgili az sayıda araştırma yapılmıştır. Harran'da konuşulan diyalektin yapısı, bu diyalektin Suriye-Bedevî (çöl) lehçeleri grubuna ait olduğuna işaret etmektedir. Bu çalışma da ilgili diyalektin şâvî bedevî lehçeler grubuna ait olduğu sonucuna varmıştır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan ve Arap dünyası ile irtibatı kesilen Harran bölgesi, zamanla Arapçayı sadece sözlü olarak kullanmaya başlamış, bölgede Türkçenin de etkisiyle kendine has bazı özellikler gösteren bir diyalekt ortaya çıkmıştır. Harran diyalektine dair yapılan araştırmalar, bu diyalektin yapısını kapsamlı bir biçimde ortaya koymamaktadır. Bu çalışma ile Harran diyalektinin ses bilgisi, söz dizimi, biçim bilgisi, ve anlam bilgisi yönünden özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Harran Arap Diyalekti'nin bu özellikleri tamamen bu dili konuşan kişilerle yapılan mülakatlar sonucu derlenen malzemelerin incelenmesi sonucu yapılan çıkarımlarla tarafımızca ortaya konmuştur. Bu araştırma sonucunda Harran Arap Diyalekti'nin keşkeşe, istintâ', 'an'ane, teltele gibi klasik lehçelerde görülen özellikleri barındırdığı, MSA'daki bir çok kuralı ve genel yapıyı sürdürdüğü, bazı konularda kendine has kurallar geliştirdiği ve telaffuzda Modern Standart Arapçaya nazaran bazı farklılıklar olduğu anlaşılmıştır. Bu dili konuşan özellikle genç bireylerin dilinde Türkçenin etkisinin gittikçe arttığı görülmüştür. Bunda televizyon ve sosyal medya dilinin yanı sıra Türkçenin hakim dil olmasının büyük etkisi vardır. Türkçe kelimeler lehçeye bazen olduğu gibi geçerken, bazen de bu kelimeler Arapça yapıya uydurularak alınmıştır. Harran Arap Diyalekti'nin hali hazırdaki sözlü edebiyat birikimi azımsanmayacak derecede geniş bir yelpazeye sahip olsa da yapısı itibariyle zengin olduğunu söylemek mümkün değildir. Doğaçlama şiirler ve ağıtlar söyleyen, şiir beyitleriyle karşılıklı atışmalar yapan insanların bir veya iki nesil önce vefat ettiği, kalanların bu birikimin çok azını bildiği bölgenin insanları tarafından bize defalarca aktarılmıştır. Harran diyalektinin tüm bu etkilere rağmen halen bir Arap diyalekti hüviyetini kesinlikle kaybetmediği ve Araplarla rahatça diyalog kurabildiği bir vakıa olmakla birlikte bu dilin, gelecekte varlığını sürdürebileceği zor gözükmektedir. Bu çalışma bu dilin yapısını genel olarak kayıt altına alarak muhafaza etmeyi hedeflemiştir.
Saray, sürgün ve halk şâiri olarak Ahmed Şevkî
Arap edebiyatı, köklü bir tarihi geçmişe sahip olup birçok evreden geçmiştir. Kimi zaman durgun, kimi zaman da parlak dönemlerden geçmiştir. Tüm bu dönemlerde şiir, her zaman önemini korumuş, toplum içerisinde duygulara hitap eden fonksiyonunu icra etmiş ve zaman, mekân, örf ve adetlere bağlı olarak şekillenmiştir. Arap Edebiyatı, uzun bir duraklama evresinden sonra Napolyon'un Mısır'ı işgalinin ardından, Avrupa'yla temas neticesinde yeni bir safhaya geçmiştir. Modern dönemin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden biri de şüphesiz Emîru'ş-Şuarâ lakabıyla meşhur olan Ahmed Şevkî'dir. Yaşadığı dönemler baz alındığında Şevki, üç farklı şâir portresiyle karşımıza çıkmaktadır. O, sarayda yaşadığı zaman diliminde aristokratik bir hayat sürmesi neticesinde, hiciv dışında, klasik Arap şiirinin bütün temalarını işlemiş, özellikle dönemin yöneticilerine methiyeler yazmasıyla ön plana çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı çıktığında çok sevdiği Mısır'dan, İspanya'ya sürgüne gönderilince bu defa vatan hasreti, yalnızlık ve Müslümanların İspanya tarihi konularını işlemiştir. Şevki, sürgünden döndükten sonra da dinî, milli ve sosyal meseleleri konu edinen şiirler yazmıştır. Bu çalışmada şâirin, yukarıda değindiğimiz üç farklı dönem içerisinde işlediği şiir temaları incelenmiştir.
Ana dili Arapça olmayanlara Arapça dil öğretiminin zorlukları ve çözüm önerileri / yazma becerisi örneğinde
The demand for Arabic education has increased significantly in recent years. This demand has made it necessary to rethink how to teach language skills, in particular the ability to write, in the process of communication. This study includes two research topics that provide information about the importance of the writing and its current status. The first research topic is about the reasons for learning Arabic and determining the target group in our study. In addition to the concept of writing in Arabic education programs and the importance of teaching it to non-Arabic speakers, the relationship of writing skill with the other three basic skills of listening, speaking and reading has been examined. In the second study, Arabic teaching was handled in terms of knowledge, professional and cultural aspects, and its relations with writing skills were analyzed and some solutions were mentioned about the development of writing skills. The descriptive analytical approach was used in the research to describe the motivations of learning Arabic and the importance of writing education for non-Arabic speakers to monitor the difficulties faced by writing education, to analyze the weaknesses of writing and to return them to objective reasons. Then, the relationship between writing education and cognitive, professional and cultural language learning was analyzed. This study aims to review the curricula and materials taught in Arabic education programs in accordance with scientific and technological development and to make the curriculum suitable for the needs of students by taking advantage of these developments in writing education. Keywords: Arabic Language Education, Arabic Writing Education, Arabic Curriculum, Language Education
Modern Tunus edebiyatında ulusal roman: Muhammed el-Arûsî el-Matvî örneği
18.yüzyıl, Fransız sömürgeciliğinin Tunus dahil Kuzey Afrika ülkeleri üzerinde tahakküm kurduğu bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Fransa'nın bu ülkelerde kurduğu sömürge yönetimleri bir taraftan bu bölgelere ait kaynakları sömürerek baskı rejimleri kurarken bir taraftan da edebiyat alanında birtakım gelişmelerin itici gücü olmuştur. Bu dönemde ilk olarak Mısır ile modern anlamda başlangıç yapan Arap romanı, Cezayir, Tunus ve Fas romanı ile gelişimini sürdürmüştür. Tunus romanının bir bölümünü teşkil eden ulusal roman örnekleri, bu alandaki gelişimin doğal bir parçası olmuştur. Tunus ulusal romanının öncüsü olarak kabul edilen Muhammed el-'Arûsî el-Matvî, ulusal içerikli üç romanını bu çerçevede yazarak ülkesinin ve halkının ve belki de benzer coğrafyalarda aynı duruma maruz kalan milyonlarca insanın duygularına tercüman olmuştur. Modern Arap romanının bir parçasını teşkil eden Tunus romanı, özelde Arap edebiyatının, genel anlamda ise Dünya edebiyatının bir parçası olması hasebiyle üzerinde çalışma yapılmasını hak eden bir alan olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada kategorik bir yaklaşımla sömürge karşıtı roman olarak da adlandırabilecek Ulusal Roman'ın Tunus edebiyatı özelinde ortaya çıkan örnekleri üzerinde durulmuştur. Muhammed el-'Arûsî el-Matvî'nin et-Tûtu'l-Murr, Halîme ve Ve Mine'd-Dahâyâ adlı romanları bir yandan roman inceleme yöntemleri ile değerlendirilmeye tabi tutulurken bir taraftan da bu romanların ulusal karakter taşıyan yönlerine dikkat çekilmiştir.
Ibn Abdirabbih el-Endelusî'nin Divanındaki söz sanatları / Verbal improvements in the Diwan of Ibn Abd Rabbo al-Andalusi
The researcher presented a complete picture of Andalusian poet, Ibn Abd Rabboh's life, who was considered a pioneer and one of the topest poets in Andalusia. The researcher also discussed scholars' opinion on Ibn Abd Rabboh's litrerary works. Finally, the researcher throughly investigated his literature reaching out Ibn Abd Rabboh's collection (diwan), pointed out its significant poetic pruposes and themes. Subsequently, the researcher embarked on studying the linguistic and verbal rhetorical devices (Al-muhsinat al-lafziyyah al-badi'iyyah), tracing their linguistic and technical meanings. Then, the researcher went on to discuss the various types and styles of verbal rhetorical devices, listing their different names, defining precise criteria for each style, and providing examples from eloquent Arabic resources. Furthermore, the researcher focused extensively on the collection (diwan) itself, aiming to demonstrate the artistic impact of the verbal rhetorical devices and to understand the poet's instincts for employing them. This gave the researcher the ability to confirm that the poet possesses linguistic skills. The researcher also illustrated that the diwan is a rich source containing distinguished linguistic elements, enabling easy reading and comprehension. In order to achieve these objectives, the researcher employed various approaches, including historical, social, psychological methods, and descriptive analysis. It is important to note that the use of these diverse approaches was essential for conducting this work. In conclusion, -the researcher stated that the poet often began the majority of his poemsand verses with a special line of poetry. -The researcher also noted that the poet had a distinctive style of incorporation, in which he would include a complete line of poetry without explicitly mentioning the narrator. Key words: lingusitic, rhetorical devices, rhetoric, Ibn Abd Rabboh's diwan
Hûd sûresinin belâgat açısından incelenmesi
Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılmasında indirildiği dilin anlaşılmasının önemi büyüktür. Bu bağlamda dilin edebî yönüne de vâkıf olunması büyük önem arz eder. Kur'ân'ı anlamak adına indiği dönemden günümüze kadar yapılan çalışmalar göstermiştir ki Kur'ân-Kerim'in en güçlü i'caz yönlerinden bir de belâgatıdır. Bu nedenle alimler ilk günden beri Kur'ân'ın belâgat yönünü de çalışmalarına konu etmişlerdir. Son yıllarda da sûreleri müstakil olarak ele alan araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Bizim çalışmamızda da Hûd Sûresinin belâgat özellikleri ve bunların anlamlara yansımaları üzerinde durulmuştur. Araştırmamız iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konumuzun temeli olan belâgatın tarihsel gelişimi ve Hûd Sûresi içerisinde bulunan edebî sanatlar terimsel olarak kısaca izah edilmiştir. Birinci bölümde Hûd Sûresinin genel özellikleri aktarılarak konusu hakkında genel bir çerçeve çizilmiş, sûrenin isimlendirilmesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise sûrenin ayetleri tek tek ele alınarak edebî yönden tahlil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hûd Sûresi, Belâgat, Beyân, Bedi', Meânî.
Kur'an-ı Kerim'de müfred sıfatın çoğul anlamında kullanılması
Bu çalışma, Kur'an-ı Kerim'de geçen ve yazarın araştırmasına göre hakkında müstakil çalışma bulunmayan "Kur'an-ı Kerim'de Müfred Sıfatın Cem' Anlamında Kullanılması" konusunu ele almaktadır. Çalışmada, Kur'an-ı Kerim'de cem' manasında geçen müfred sıfatlar ve önde gelen dil ve tefsir alimlerinin konuya ilişkin yaklaşımları, delilleri, ittifak ve ihtilaf ettikleri hususlar irdelenmekte ve konu bağlamında Kur'an'ın dilsel i'cazı incelenmektedir. Bu araştırma, bu dilsel olgunun, Arap dilinde ve Kur'an-ı Kerim'de var olduğunu ancak hiçbir alimin bu olgu konusunda genel bir kaide geliştirmediğini ortaya koymaktadır. Bunun yerine ya mevcut örnekleri, dilin genel düzenini koruyarak, semaa dayalı bir kullanım olarak görmüşler ya da (feîlin - فَعِيل) ve (feûlun - فَعُول) gibi sigalardaki esnekliği gerekçe göstererek te'vil etmişler. Anahtar Kelimeler: Kuran, Sıfat, Tekil, Çoğul, Anlam taşınması
Ömer Ebû Rişe'nin şiirindeki yapıların anlamları
Bu çalışma, Ömer Ebu Rişe adındaki şairin şiirlerindeki bazı yapıların ifade ettiği manaları ele almaktadır. Çağımızda yapılan bu tür çalışmalar, şiirin değerinin yükselmesine katkısından dolayı en önemli delalet kalıplarından sayılmaktadırlar. Daha önce bu alanda bağımsız bir çalışma yapılmadığından dolayı bu çalışma, şairin şiirlerini inceleyerek Belagat kalıplarını O'nun beyitlerinden çıkarmaya ve O'nun içindeki istek arzu ve düşünceleri ifade etmeye çalışmaktadır. Çünkü manaların çerçevesi, lafızların çerçevesinden çok daha geniştir. Ebu Rişe'nin, Belagat ilminin bütün konularıyla ilgili bir sanat bulmak için dil alanında uzmanlaştığını görmekteyiz. Bazen bu ifadeleri kendi asıl anlamlarının dışında, sözün gelişinden anlaşılabilecek yeni manalarda da kullanabilmektedir. İşte bu araştırma, yaptığı içerik tahlili ile, şairin kendi hakiki anlamlarının dışında kullandığı bu ifadelerle değinmek istediği manaları açıklığa kavuşturmuştur. Bu çalışma ile, şiirdeki yapıların delalet ettiği manaları anlamanın kolay bir iş olmadığı, Belagata dayalı birtakım sırları keşfetmek ve anlamak için çok çalışmak gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapıların anlamları, Ömer Ebu Rişe, Üslup (Kalıp), Belagat
Arap dilin'de câmid fiiller ve Kur'an'daki kullanımları
"Arap Dilinde Câmid Fiiller ve Kur'an'daki Örnekleri" adlı bu çalışma, giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu, sınırları, amacı, önemi ve kapsamı ortaya konduktan sonra "câmid" kavramın lügat ve ıstılahî tanımları yapılmıştır. Birinci bölümde tam câmid fiiller, ikinci bölümde ise yarı câmid fiiller ele alınmıştır. Bu fiiller tek tek ele alınmış ve her birinin sözlük anlamı, farklı kullanımları, varsa şiirle istişhadı ve Kur'ân'daki örnekleri verilmiştir. Bunun yanında örnekler ve kullanımlar üzerinde gereken yerlerde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Sonuç kısmında çalışmada varılan bulgular ortaya konmuştur.
Ahmed B. 'İmad el-Hanefi el-'Ayıntabi'nin eş-Şükriyye adlı eserinin tahkiki
Bu çalışma, Osmanlı ulemâsından Ahmed b. 'İmâd el-Hanefî el-'Ayıntâbî tarafından kaleme alınan eş-Şükriyye adlı şerhin tahkikidir. eş-Şükriyye, Nu'man b. Sabit Ebu Hanife'nin (80/150 h.) Sarf ilmi alanında yazmış olduğu Maksud adlı eserinin şerhidir. Tezimiz, giriş ve sonuç kısımları dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin konusu, gayesi ve yöntemi ele alınmıştır. Birinci bölümde, tahkik hakkında kısa bir bilgilendirme yapılmış, eserin metni Maksud hakkında yapılmış çalışmalar ile ilgili bilgi verilmiş ve eserin durumu, özellikleri, nüshaları ve tahkikte takip edilen yöntem hakkında açıklamalar yapılmıştır. Bu bölümde ayriyeten çalışılan eş-Şükriyye adlı eserin müellifine nispeti, müllifin kitabında izlediği yöntem, kitabın muhtevası ve eserle ilgili açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde, yazma eserin farklı nüshalarının karşılaştırmalı tahkiki yapılmıştır. Tahkik yapılırken seçilen ana nüshanın metni aslına bağlı kalınarak yazılmış ve karşılaştırıldığı diğer nüshalar arasında görülen farklılıklar dipnotlar ile açıklanarak eksiklik ve fazlalıklar belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arapça, Tahkîk, Sarf, Maksud, eş-Şükriyye.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî'nin Şerhu Kasîdeti'l-Bürde'sinin tahkiki
Bu çalışmamızda önümüzde iki eser bulunmaktadır. Bunlardan biri İmam Busiri'nin Kaside-i Bürde'si; diğeri ise Ebu'l-Bekâ el-Kefevî'nin bu eser üzerine yazdığı el-ʿUdde ʿinde külli şidde adlı şerhidir. Kaside-i Bürde, Hz. Muhammed'i (s.a.v.) öven bir methiye kasidesidir. Şiir, 161 beyitten oluşur ve on bölümden meydana gelir: 1. Giriş (1-12. Beyitler): Şair, Hz. Muhammed'e olan derin sevgisini dile getirir ve bu sevginin önemini vurgular. 2. Nefs Kötülüğü (13-28. Beyitler): İnsanoğlunun nefsinin kötülükleri ve ona uymanın zararları anlatılır. 3. Peygamber Sevgisi (29-58. Beyitler): Peygamber Efendimizin övülmesi gereken en yüce varlık olduğu belirtilir. 4. Peygamber'in Doğumu (59-77. Beyitler): Hz. Muhammed'in dünyaya gelişini ve bu sırada meydana gelen olayları anlatır. 5. Şefaat Yetkisi (78-87. Beyitler): Peygamber Efendimizin dualarının kabul edildiği ve ahirette şefaat yetkisine sahip olduğu ifade edilir. 6. Kur'an-ı Kerim (88-104. Beyitler): Kur'an'ın yegâne rehber ve kılavuz olduğu vurgulanır. 7. Miraç Olayı (105-117. Beyitler): Peygamber Efendimizin Miraç mucizesi ve Allah ile olan yakın dostluğu anlatılır. 8. Cihatlar (118-139. Beyitler): Peygamber Efendimizin cihatları ve ümmete örnek oluşu ele alınır. 9. Af ve Şefaat (140-153. Beyitler): Allah'tan af ve mağfiret, Peygamber Efendimizden şefaat dileme temaları işlenir. 10. Dua ve Yüksek Derece (154-160. Beyitler): Hz. Muhammed'in yüksek derecesi ve Allah ile arasındaki yakın dostluk üzerinde durulur. Şerh kısmında ise beyitte bulunan kelimeler sarf, nahiv, belagat vb. açılardan tahlil edilir ve gerekli açıklamalar yapılır. Beyitte bulunan belagat unsurları isim verilerek açıklamasına değinilmeden ifade edilir. Şerhte bazen konuyla kısmen alakalı olan birçok muhtelif ilim dalına ait farklı konulardan da bahsedilir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Belagatı, Ebu'l-Beka el-Kefevî, Kasidetü'l-Bürde, Şerh, Tahkik.
Cohesion, its tools and issues in the sermons of Abu Bakr al-Siddiq (A textual study)
Modern linguistic terms have attracted the attention of linguists, and the concepts of conjunction and text coherence are one of them. In this regard, scientists have developed various theories to prove their thoughts on the subject. Starting from the definition of a linguistic system, this thesis examines the meaning of coherence and conjunction. It then moves on to the sentence structures of Greek scholars, production theorists and Arabic linguists to discuss the definition of text and its standards. Next, it discusses the pioneering of text coherence by scholars of Islamic heritage and the contributions of linguists to the term, detailing different linking devices (e.g. reference, alternation, deletion, repetition, lexical cohesion) that strive to prove the coherence of texts. The linguistic and terminological meaning of each tool is explained and illustrated with examples from the Qur'an and Arabic poetry. In order to approach the reader and the recipient, the study then elaborates on the definition of the conjunction in linguistics, the explanations of this term in our ancient and modern linguists, and its function and means by comparing it with the definitions of Western linguists. Along with the description of each tool, the linguistic and terminological meaning is given, and the scholars' views on the tool and its functions are explained. It then moves on to the analysis to apply the concept to two conversations and a book. The thesis provides an overview before the speech description and analysis, and the theoretical part is supported by practical examples. Keywords: Arabic language, Sentence, Text, Textual cohesion, Conjunction.
Arap dilinde meselle istişhâd
Bu çalışmada Arap dilinde mesel ile istişhâd konusu ele alınmıştır. Bu anlamda dil kaidelerinin tespitinde ve kelimelerin anlamını tayin etmede mesellerin şâhidliği sorgulanmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda mesellerin; nahiv, sarf ve sözlük alanlarında telif edilmiş kitaplarda şâhid olarak kullanımının dil alimleri tarafından az oranda tercih edildiği tespit edilmiştir. Araştırmada bu durumun muhtemel sebepleri üzerinde durulmuş; bunların söyleyeninin belli olmaması, zarûrât-ı meseliyye, rivayetinin çokluğu ve gündelik dilde olması gibi gerekçeler olduğu görülmüş ve bu husustaki soru işaretleri giderilmiştir. Buna ek olarak mesellerin istişhâd için kaynak değeri irdelenmiş; çeşitli Arap lehçelerine ait ürünler barındırması, lafzının değişmezliği, Arapçanın bilinmeyen yönlerini ortaya koyması, zengin bir sözlük kaynağı olması ve dilin tüm seviyelerini yansıtması gibi özelliklerinden ötürü istişhâd edilebilir bir kaynak olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca dil bilginlerinin sözlük, nahiv ve sarf eserleri incelemeye tabi tutulup mesel ile istişhâd yöntemleri ortaya konulmuş ve her bir disiplin için mesel ile istişhâd örnekleri ayrı bir bölümde sunulmuştur.