Theses supervised by Prof. Dr. Semih Mustafa Önen
11 theses · İnönü University
Açık veri uygulamasının belediyeler üzerindeki etkisi: Londra ve İstanbul büyükşehir belediyeleri örneği
Belediyelerde açık veri uygulamarını ele alan çalışmada, Londra ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin açık veri portalları ve bu portalların vatandaşlar ve kent yönetimi üzerinde ne gibi kolaylıklar sağladığı incelenmiştir. Yeni Kamu Yönetiminin gelişmesi ile birlikte özel sektör uygulamaları kamu yönetiminde daha çok yer bulmaya başlamıştır. Şeffaflık, açıklık, katılım, günışığında yönetim gibi kavramlar kamu yönetiminin yeni ilkelerini oluşturmakta ve aynı zamanda halkın katılımına ortam hazırlamaktadırlar. Bu ilkeler ile birlikte artık kamu kuruluşları kendilerini dışa açarak halkın denetimine imkân sağlamaktadırlar. Bu gelişmelerin yanında teknolojilerin de ilerlemesi ile devreye internet tabanlı yeni uygulamalar girmiştir. Bu yeni uygulamalardan biri açık veri portallarıdır. Bu portallar, hem merkezi hem de yerel yönetimler tarafından vatandaşların kullanımına açılmışlardır. Böylece bu portallar ile vatandaşlar kamu kuruluşlarını denetleyerek yönetime katılma şansını yakalamış olmaktadırlar. Özellikle belediyelerin açık veri portalları sayesinde vatandaşlar istedikleri verilere ulaşmaktadırlar. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum (vaka) analizi (case study) kullanılmıştır. Bu yöntem doğrultusunda çalışma belediyeler ve son bölümde Londra ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri açık veri portallarının incelenmesi ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın konusu, belediyeleri açık veri uygulamasına yönelten faktörlerin ve açık veri uygulamasının belediyelerin yönetim fonksiyonları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmanın amacı ise, belediyelerin açık veri uygulamalarını incelemek ve bu kapsamda Londra ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinin uygulamalarını karşılaştırmaktır. Çalışmada, verilerin açılmasının kamu, özel sektör, halk ve araştırmacılar için birçok yararının olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, belediyelerin verilerini açmasının vatandaş nezdinde daha işlevsel olduğu görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada incelenen Londra ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi açık veri portallarında paylaşılan verilerin birçok etkene bağlı olarak farklılık gösterdiği ve paylaşılan her verinin belediyelerin yönetim fonksiyonları üzerinde etkisi olduğu anlaşılmıştır. Veri portallarının açılması personel yapısını da değiştirmiştir. Böylelikle veri paylaşımı ile ilgilenen uzman personel ihtiyacı oluşmuştur. Çalışmada ayrıca merkezi veri portalının öneminden bahsedilmiştir. Merkezi veri portalının oluşumu açık veri paylaşımının yasal dayanağının oluşmasını da etkilemektedir. Rekabet ve işbirliğinin artması için diğer belediyelerin de açık veri portallarının açılması gerekmektedir. Bu açık veri portalları ile bağlantılı olarak mobil uygulamalar geliştirilmelidir.
Akademik teşvik sisteminin üniversite öğretim elemanları performansına etkileri: TRC 2 bölgesinde bir araştırma
Performans değerlendirme süreci, bireysel ya da örgütsel düzeyde, performansa dair verileri bir araya getirerek analiz etme ve bulgulara dayanarak sonuçlandırma sürecidir. Performans ve onun ölçülebilirliği, örgütlerin başarı düzeyi ile ilişkili olan bir kavramdır. Kurumsal başarının sürdürülebilirliğinin sağlanması performans ölçümünü zorunlu kılmaktadır. Performans ölçümü, özel sektörde olduğu gibi kamu kurumlarında da teşvik ve terfi gibi uygulamalarda dikkate alınmaktadır. Üniversiteler ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda yenilik getiren ve çığır açan bilimsel çalışmalar yapmak yanında bilim dünyasında saygın bir konuma ulaşabilmeyi de hedeflemektedirler. Bu hedefler doğrultusunda öğretim elemanlarının motive edilerek, bilimsel yayınlarının etkisinin ve görünürlüğünün (kalitesinin) artırılması amacıyla tasarlanan uygulamalardan biri de 2015 yılından itibaren uygulanmaya başlayan "Akademik Teşvik Sistemi'dir. Eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerini sürdüren yükseköğretim kurumlarının akademik performansının incelendiği bu araştırmada, TRC 2 Bölgesinde yer alan Dicle Üniversitesi ve Harran Üniversitesi öğretim elemanlarının akademik teşvik sistemi ile ilgili algıları, görüş ve düşünceleri incelenmiştir. Her üniversite için toplam öğretim elemanı sayısı esas alınarak istatistiksel olarak hesaplanan minimum anket sayısı belirlenmiştir. Araştırmada verilen temel açıklamaların ardından, performansa dair kavramsal çerçeve oluşturularak, TRC 2 Bölgesi üniversitelerinin 2015-2019 yıllarına ait akademik teşvik verileri derlenmiştir. Bu veriler çeşitli değişkenler açısından incelenmiş, sonuçları tablolarda ortaya konularak karşılaştırılmıştır. Araştırmada aynı zamanda, akademik teşvik sisteminin, akademik teşvik uygulamasından önce ve sonra yayın sayısına olan etkilerini belirlemek amacıyla TRC 2 Bölgesi üniversitelerinin 2010-2019 yıllarına ait yayın sayılarına da yer verilmiştir. Bu kapsamda ilk olarak 2010-2014 yıllarına ait olan yayın sayıları ile 2015-2019 yıllarına ait olan yayın sayıları karşılaştırılarak, akademik teşvik sisteminin yürürlüğe konulmasından önceki ve sonraki süreçte bilimsel çalışmalarda görülen artış ya da azalışlar araştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, akademik teşvik sistemi ile birlikte, Dicle Üniversitesi adresli Web of Science'ta taranan yayın sayılarının, atıf sayılarının, atıf etkisinin ve H-Indeksinin azaldığı görülmektedir. Harran Üniversitesi adresli Web of Science'ta taranan yayın sayıları ise artarken, atıf sayıları, atıf etkisi ve H-indeksinin azaldığı fark edilmiştir. Araştırmada ayrıca anket yapılan üniversitelerde akademik teşvik sisteminin üniversite öğretim elemanlarında oluşturduğu algı ve düşünceler de incelenmiştir. Çıkan sonuçlara göre, öğretim elemanları performans ölçümünün kurumsal ve bireysel düzeyde fayda sağladığı ancak akademik teşvik sistemi ile bilimsel çalışmalarda nicel olarak artış olur iken, nitel olarak ise artışın azaldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Performans, Teşvik, Akademik Teşvik, Akademik Teşvik Verileri, Bilimsel Yayın
Türkiye'de göç ve güvenlik ilişkisi: Suriye göçü örneği
2010-2011 yılları arasında Ortadoğu ve Arap ülkelerini etkisi altına alan Arap Baharı, 2011 yılında Dera'da başlayan gösteriler sonucunda Suriye'ye de ulaşmıştır. Suriye'deki Arap Baharı süreci, diğer Arap ülkelerine kıyasla daha şiddetli geçmiş ve Dera'da başlayan bu eylemler tüm ülkeyi etkisi altına almıştır. İç savaşa dönüşen bu eylemlerden en çok sivil halk etkilenmiş ve bunun sonucunda da Suriye'den yoğun bir göç dalgası başlamıştır. Bu göç hareketinden en fazla etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türkiye'de 2020 yılı itibari ile kayıtlı, kayıtsız yaklaşık beş milyona yakın Suriyeli mülteci ikamet etmektedir. Yoğun göç dalgasının yarattığı en büyük sorunların başında ise güvenlik sorunu gelmektedir. Zaten ekonomik ve siyasi açıdan gerginliklerin yaşandığı ülkemizde, sayısı yaklaşık beş milyonu bulan Suriyeli mültecileri entegre etmenin yarattığı zorluklar, gerilimi daha da tırmandırmaktadır. Ayrıca yaşanan bu göç dalgasıyla birlikte Türkiye'nin güney sınırına yönelik terör tehdidi de artmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Suriye'den Türkiye'ye kitlesel göç dalgasının Türkiye'nin hem iç güvenliğini hem de sınır güvenliğiyle olan ilişkisini tespit etmektir. Çalışmada konunun daha iyi anlaşılabilmesi için göç ve güvenlik kavramları detaylı bir şekilde açıklanmış ve Suriye özelinde göçün Türkiye'nin güvenliğine olan etkisi incelenmiştir. Ayrıca çalışmada Göç ve güvenlik ilişkisi kapsamında Suriye iç savaşından kaçarak ülkemize göç etmiş ve yerel halk ile iç içe yaşamaya başlamış olan Suriyeli mültecilerin Türk toplumuna uyum sürecinin nasıl çözülmesi gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve Türkiye'ye sığınan mültecilerin sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal ve güvenlik alanında etkileri ve olası güvenlik sorunları da ele alınmıştır.
Türkiye'de e-belediyecilik uygulaması: Güneydoğu Anadolu Bölgesi il belediyelerinde bir araştırma
Günümüzde yaşanan teknolojik dönüşüm tüm dünyayla birlikte Türkiye'de de kamu yönetimi alanında çok olumlu gelişmeler yaşanmasına, hizmet sunumu noktasında daha işlevsel olan ve pratik çözümler üretebilen "E-Devlet" ve "E-Belediyecilik" gibi uygulamaların yaşantımıza dâhil olmasına sebep olmuştur. Hizmet taleplerinin en hızlı şekilde ve en az maliyetle karşılanmasını sağlayan bu uygulamalar, vatandaş ile devlet arasındaki ilişkiyi geliştirdiği gibi yönetime katılım ve şeffaflık noktasında da Devlete büyük fayda sağlamıştır. E-Devlet ve E-Belediyecilik uygulamaları ile ilgili genel beklentiler, vatandaşın günlük hayatını kolaylaştırması, yerel katılımı arttırması, merkezi ve yerel yönetimlerin bürokratik maliyetlerini ve iş yükünü azaltmasıdır. Bu beklentiler, kamu örgütlerinin ve vatandaşların bu uygulamaları etkili ve verimli şekilde kullanması ve uygulamaların eksik yönlerinin belirlenerek geliştirilmesi yolu ile karşılanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de E-Belediyecilik faaliyetlerinin genel anlamda yapısal ve işlevsel özelliklerini incelemek, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki il belediyelerinin E-Belediyecilik kapsamında sunduğu hizmetlerdeki etkililik ve verimliliğini artırmak ve kent halkının yönetime daha fazla katılımını sağlamak için E-Belediyecilik uygulamalarını araştırmak ve ilgili değerlendirme ve önerilerde bulunmaktır. Çalışmada dolaylı ve alıntısal araştırma yöntemi kullanılmıştır.
Yargı ombudsmanlığı ve Türkiye'de uygulanabilirliği: Bir model önerisi
Dünyada ve Türkiye'de yargı organlarının işleyişinden kaynaklanan sorunlar bulunmaktadır. Pek çok ülke bu sorunların çözümü için yargı sistemi ile ilgili reform niteliğinde düzenlemeler yapmaktadır. Ombudsman denetimi de bunlardan biridir. Yargı organlarının yargısal işlemleri ombudsmanın görev alanına girmemekle birlikte yargının işleyişinden kaynaklanan sorunların çözümünde ombudsman denetiminin rolü önem taşımaktadır. Uzmanlık alanları da bulunan ombudsmanlık, yargı alanında "yargı ombudsmanlığı" adıyla, yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesini zedelemeden yargıda kötü yönetimi önleme, hesap verebilirliği sağlama gibi işlevleri yerine getirmektedir. Araştırmanın konusunu, yargı ombudsmanlığının ülke örnekleri üzerinden incelenmesi ve Türkiye için bir model önerisi ortaya konulması oluşturmaktadır. Amacı, yargı ombudsmanlığı sistemini ve yargı ombudsmanlığının ülke örneklerini teorik olarak inceleyerek yargı ombudsmanlığı ile ilgili Türkiye'de uygulanabilir model önerileri geliştirmektir. Araştırmada ombudsmanlık kavramı ve özellikleri, sınıflandırılması ve uzmanlık ombudsmanlığı incelenerek yargı ombudsmanlığının özellikleri ve uygulama örnekleri ele alınmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu'nun yapısı ve işleyişi ile yargı organlarının işlemleri bakımından görev alanı incelenmiş, Türkiye'de bir yargı ombudsmanlığının kurulmasının sağlayacağı faydalara değinilmiş ve model önerileri ortaya konularak bu modellerden "Yargı Ombudsmanı Kurumu" kurulması modeli önerilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yönteminin doküman inceleme tekniği kullanılmış, verilerin yorumlanmasında ise betimsel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma konusu ile ilgili yabancı ve Türkçe literatür taranmış, dolaylı ve alıntısal araştırma yöntemi kullanılarak araştırma kaleme alınmıştır. Anahtar Kavramlar: Ombudsman, Yargı Ombudsmanı, Yargının Hesapverebilirliği
Vatandaşın kamu hizmeti kalitesi algısı: Doğu Anadolu büyükşehir belediyeleri incelemesi
Hızla büyüyen ve gelişen bir sektör olan hizmet sektörü, hizmet kavramına verilen önemin artmasına ve verilen bu hizmetlerin kalitesinin önemsenir hale gelmesine zemin hazırlamıştır. Hizmetlerin gelişmesi ve kalitelerinin artırılması çabası hizmet işletmelerini ilgilendirdiği kadar hizmeti alanları ve devletleri de ilgilendirir hale gelmiştir. Uluslararası alanda var olan rekabetin bir kolunu oluşturan kamu hizmetlerinin kalitesi devletler için önemli bir imaj unsuru haline gelmiştir. Çeşitli hizmet birimleri ile kamu hizmetlerini yürüten devletlerin elindeki en etkili hizmet birimlerinden birisi hiç şüphesiz belediyelerdir. Vatandaşa en yakın konumdaki hizmet kurumu kabul edilen belediyelerin sunmuş oldukları kamu hizmetlerinin oluşturduğu algı, belediyelerden daha çok devletin sunduğu hizmetlerin kalitesini temsil etmektedir. Devlet açısından oldukça önemli olan bu kurumların hizmet kalitesinin ölçülmesine yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi'nde hizmet veren üç büyükşehir belediyesinin hizmetlerinden faydalanan seçmenlerin hizmet kalitesi algısı belirlenmeye çalışılmıştır. Her il için seçmen sayısı üzerinden istatistiksel olarak hesaplanan minimum anket sayısına ulaşılmıştır. Beş bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırma hakkında temel açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde kamu hizmeti kalitesi anlatılmıştır. Bu bölümde ayrıca çalışmada kullanılan ve hizmet kalitesini ölçmede kullanılan en önemli araçlardan birisi olarak kabul edilen Servqual yöntem ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Yine bölüm içerisinde kamu hizmetinin anlamı, ilkeleri, kurulması, yürütülmesinde kullanılan usuller incelenmiştir. Üçüncü bölümde kamu hizmet kalitesi incelenen büyükşehir belediyeleri, vermiş oldukları hizmetler ve yapı ve işleyiş açısından ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümde ise yapılan araştırmaya ait ilgili analizlere yer verilmiştir. Bu analizler sonucu elde edilen bulguların değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma sonucunda anket yapılan illerde büyükşehir belediyelerinin vermiş olduğu hizmetlerden vatandaşların beklentileri ile verilen hizmet arasındaki fark ortaya konulmuştur. Son bölümde ise hizmet kalitesinin artırılabilmesi amacı ile belediyeler için önerilerde bulunulmuştur.
Yerel yönetimlerde stratejik planlama: Malatya Büyükşehir Belediyesi üzerinden bir inceleme
Günümüzde, küreselleşmeye paralel olarak bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan gelişmeler, birçok alanda olduğu kadar kamu yönetimi alanında da ivmeli bir değişime neden olmaktadır. Bu doğrultuda yönetim anlayışları değişmiş, stratejik hareket etme ihtiyacı yönetsel ve toplumsal açıdan çok geniş alanlarda temel dinamik haline gelmiştir. Gün geçtikçe gerek teknoloji gerekse küreselleşme ile geleneksel yönetim anlayışlarından vazgeçilerek stratejik yönetim tekniklerinin kullanımına geçilmiştir. Kuruluşlarda kaynakların etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla, kamu sektörü ve özel sektörün planlamaya verdiği önem giderek artmıştır. Yerel yönetim kuruluşlarının, mevcut ihtiyaçlarını elde etme süreçlerinde karşı karşıya kaldıkları zorluk ve güçlüklerin üstesinden gelinmesi amacıyla ortaya konan çabalar, zamanla gelişerek önemli boyutlarda stratejik yönetsel süreçlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu yönetsel süreçler, stratejik davranmayı ve bu yönde ön düşünsel süreçleri beraberinde getirmiştir. Yerel yönetimler, mevcut görev ve sorumluluklarını yerine getirme süreçlerinde karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelinmesi, kurumsal olarak daha yerinde ve daha etkili davranabilmek gayesi ile stratejik planlama çalışmaları gerçekleştirmeye başlamışlardır. Eylem öncesi gerçekleştirilen bu ön düşünsel süreçler zamanla kuruluşların temel dinamikleri haline gelmiştir. Çalışmada, yerel yönetimlerin yapısal değişimine paralel olarak ortaya çıkan stratejik planlama kavramı ve bu kavramın Türk yerel yönetimlerinde doğuşu, gelişimi, uygulanışı ve önemi analiz edilmiştir. Malatya Büyükşehir Belediyesi stratejik planlama anlayışı, beş yıllık iki ayrı dönem altında stratejik planın içerdiği bileşenlerin taşıdığı nicelik ve nitelikleri incelenerek ortaya konulmuştur. Bu kapsamda Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin 2010-2014 Stratejik Planı ile 2015-2019 Stratejik Planı'nda yer alan durum analizleri, misyon beyanları, vizyon bildirimleri, değer ve ilkeleri, stratejik amaçları, stratejik hedefleri ile hazırlık ve uygulama süreçleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Türkiye'nin PKK terörü ile mücadelesinin kamu politikası analizi açısından bir değerlendirmesi
Terör ve terörizm, dünya ve Türkiye için azami düzeyde önem arz eden, insan hayatını ve ülke yönetimlerini karmaşık bir ilişkiler ağı ile oldukça olumsuz bir şekilde etkileyen kavramlardır. Yıllar boyunca terör deneyimleri yaşamış ve yaşamaya devam eden bir ülke olan Türkiye bu sebeple tarihinin en büyük kayıplarını vermiştir. Bu araştırmada Türkiye'nin en önemli terör odaklarından biri olan PKK Terör Örgütü ile 1984-2015 yılları arasında sürdürdüğü mücadele politikası, bir kamu politikası analizi çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Sorunun gündeme gelişi ve politika için gündem oluşturulmasından başlayarak, terörle mücadele aktörleri, terörle mücadele politikasının yasal dayanakları, politikanın uygulanması ve bunların sonuçlarının, PKK'nın dönemsel strateji ve taktikleriyle karşılaştırarak ele alınması ve tüm bunlardan yola çıkarak, terörle mücadele politikasının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Konuya, sorunun iki tarafı olan devlet ve örgüt penceresinden bakılarak, dönemsel olarak yapılan analizler alışılmışın aksine terörle mücadelenin nicel değil, nitel özelliklerine yoğunlaşılarak yapılmıştır. Ayrıca bu araştırma ile gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiye için nispeten yeni bir konu olan kamu politikası ve kamu politikası analizi alanlarına da katkı sağlayabilmek amaçlanmıştır.
Türkiye'de sosyal belediyecilik anlayışı: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Sosyal belediyecilik, sosyal devletin yereldeki yansıması olarak günümüzde hiç olmadığı kadar önemlidir. Toplumsal, ekonomik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak modern dünyanın sorunları çeşitlilik göstermekte ve hem nicelik hem de nitelik olarak artmaktadır. Bu sorunlar dezavantajlı grupların doğmasına sebebiyet vermekte ve bu doğrultuda büyük kitlelere bir mağduriyet yaşatabilmektedir. Yeni ve modern belediyecilik anlayışı, devletin hâkim alanına bağlı olarak kolayca çözemediği sorunlarda belediyelerin hizmet birimlerinin devreye girmesi ve sorunların çözümüne yönelik faaliyetler gerçekleştirmesi üzerinedir. Araştırmada ilk olarak, konu ile ilgili kitap, makale, dergi ve tez gibi kaynaklar üzerinde kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olması sebebiyle sayısal araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Literatür taraması nitel tekniğe dayanırken anket yöntemi nicel araştırma tekniğine uygun olarak hazırlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Türkiye'de sosyal belediyecilik anlayışının kapsamı ve uygulamaları değerlendirilmiştir. Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında sosyal belediyecilik anlayışının geliştirilmesi gereken bir yol olduğu ancak temel anlamda ihtiyaçların karşılanmasına yönelik faaliyetlerin güncel ve geçerli unsurlar ile sunulduğu görülmüştür. Sosyal belediyecilik kapsamında gelişmiş ülkeler üzerinden sunulan örneklemlerin incelenmesi ve araştırılması neticesinde, toplumun sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında belediye yapılanmasının aktif ve etkin bir rol üstlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, sosyal belediyecilik kavramının Türkiye'deki gelişim süreci ve uygulamalarına yönelik araştırmalar, toplumun sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında belediyelerin daha aktif ve etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla sosyal belediyecilik anlayışının yaygınlaşması ve güçlenmesi, yerel düzeyde toplumsal refahın artırılması için önemli bir adım olacaktır. Bu araştırmanın amacı, sosyal belediyecilik anlayışını incelemek ve bu bağlamda örnek olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal hizmet ve sosyal yardım uygulamalarını ele almaktır. Uygulama alanı, İstanbul ilinde yaşayan vatandaşlar tarafından doldurulan anketler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Son olarak, araştırma verileri "Sosyal Belediyecilik Hizmeti" ölçeği ile 5'li likert kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin doğrulanması adına Cronbach Alpha katsayısından ve doğrulayıcı faktör analizinden faydanılmıştır. Araştırmaya katılan 632 kişilik örneklem grubundan elde edilen veriler, SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analiz sırasında araştırmanın hipotezleri, T testi ve Anavo Testi ile analiz edilerek doğrulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ile değerlendirmeler yapılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.
Çalışanların kriz yönetim becerisi algılarının Malatya Merkez Belediyeleri üzerinden araştırılması
Kriz, bir kişiyi, bir örgütü, topluluğu, kurumu veya ülkeyi istikrarsız ve tehlikeli bir duruma sürükleyerek etkileyen herhangi bir olay veya süreçtir. Kriz, örgütlerin süregelen düzenini ve çalışma koşullarını derinden etkileyen bir olgudur. Örgütlerin, muhtemel krizlere karşı gerekli kaynakları ayırmaları, alt yapı sistemlerini oluşturmaları ve donanımlarını güçlendirmeleri gerekir. Bu bağlamda krizle başa çıkmada önemli bir etken, örgüt yöneticilerinin krize hazır olması ve krizin her aşamasında yönetim konularında bilgili ve yetenekli olmasıdır. Araştırmanın konusu, çalışanların kriz yönetim becerisi algılarının Malatya Merkez Belediyeleri üzerinden incelenmesidir. Araştırmanın amacı, Malatya Merkez Belediyelerinde görev yapan idari personelin, birim yöneticilerinin kriz yönetim sürecindeki liderlik becerileri ile ilgili algılama düzeylerini ölçmektir. Bu bağlamda; nicel bir araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri "Kriz Yönetim Becerileri" ölçeği ile 5'li likert kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin doğrulanması adına Cronbach Alpha katsayısından ve doğrulayıcı faktör analizinden faydalanılmıştır. Araştırmaya katılan 538 kişilik örneklem grubundan elde edilen veriler, SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analiz sırasında araştırmanın hipotezleri, T testi ve Anova Testi ile analiz edilerek doğrulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ile değerlendirmeler yapılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.
Kamu yönetimi reformunda dijitalleşme: Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi üzerine bir inceleme
Geçmişten bugüne hemen hemen her ülkede kamu yönetiminin öncelikli görevi, ülkenin kaynaklarını verimli bir şekilde kullanarak halka başarılı bir şekilde kamu hizmetlerini sunmak olmuştur. Değişen ve gelişen dünyada her alanda olduğu gibi kamu yönetiminde de geçmişten bugüne pek çok değişiklik ve reform yapılarak kamu hizmetlerinin niteliği arttırılmaya çalışılmıştır. Kamu yönetiminde reform; yönetimin yapısında, vatandaşla olan diyaloglarda, karar verme aşamalarında meydana gelen noksanlıklara çözüm olarak düşünülen etkin, verimli ve kalıcı önlemler bütünüdür. Yaşamın tüm alanlarına sirayet eden teknolojik değişim içinde bulunduğumuz yüzyılla birlikte dijitalleşme kavramını öne çıkararak kişisel alanla birlikte toplumsal alanda da değişimleri beraberinde getirmiştir. Dijital teknolojilerle beraber zaman kavramının niteliği değişmekle birlikte toplum üzerindeki tesiri de farklılıklar oluşturmaktadır. Dijitalleşme, öncesinde hiç var olmayan radikal süreçler oluşturmuştur. Dünya dijital çağa evrilirken, ülkelerde kamu sektörünün de bundan bağımsız kalamayacağı açıktır. İçinde bulunduğumuz artan teknolojik ilerlemeler her alanı etkisi altına aldığı gibi kamu yönetimini de etkilemiştir. Dijitalleşme kavramı kamu yönetiminde yapılan reformlarla birlikte ön plana çıkmıştır. Dijitalleşme kamu hizmetlerinin daha hızlı ve etkili bir şekilde sunulmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı, kamu yönetimi reformunda dijitalleşme olgusunu ve gelişim sürecini dünyada ve Türkiye'de incelemek ve bu kapsamda Türkiye'de Cumhurbaşkanlığına bağlı Dijital Dönüşüm Ofisi'nin mevcut yapısını ve işlevlerini belli ölçüde irdelemektir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte dijitalleşme kavramına ayrı bir önem verilmiş olup dört ofisten biri olan Dijital Dönüşü Ofisi mevcut teknolojiyi kamu yönetimine uyumlamak gayesiyle oluşturulan akıllı devlet uygulamasının önemli bir bileşeni olarak açıklanmıştır.