Theses supervised by Prof. Dr. Yusuf Ziya Sümbüllü
16 theses · Erzurum Technical University
Türk matbuatında mizah dergiciliğinin bir örneği olarak Davul (Çeviri-inceleme)
II. Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle birlikte basın özgürlüğü sağlanmış, yayımlanan mizah gazeteleri ve dergiler ilk defa sansür heyetinin denetimden geçmeden basılmıştır. Mizahî bir anlatıma sahip olan gazete/dergilerin sayısında büyük bir artış yaşanmış ve Türk edebiyat tarihi ve Türk basını açısından bir dönüm noktası olarak görülmüştür. Bu süreçte adeta "basın patlaması" yaşanmıştır. Gazete ve dergilerin en önemli silahı mizahtır. Karikatür de bunlardan bir tanesidir. Topluma verilmek istenen mesaj mizahi bir tarzda anlatılmıştır. Bu dönemde batılı tarzda yayımlanan gazetelerden biri de Davul gazetesidir. Gazetenin imtiyaz sahibi Hasan Vasıf 'tır. Sermuharrir Hamdullah Suphi [Tanrıöver]'dir. Gazete 27 Ekim 1908 ve 27 Nisan 1909 tarihleri arasında haftalık mizah dergisi olarak toplamda 24 sayı yayımlanmıştır. Mizah basını, toplum hayatını tüm yönleriyle ele alır; aynı zamanda toplumun sözcüsü olma rolünü üstlenir. Bu sebeple II. Meşrutiyet döneminde çıkarılan Davul, döneminin olaylarını yansıtması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmamız bir giriş üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Mizah edebiyatı ve II. Meşrutiyet dönemi basın hayatı hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Davul dergisi, dergi sahibi Hasan Vasıf ve sermuharrir Hamdullah Suphi (Tanrıöver)'in hayatı, yazar kadrosu, karikatürist kadrosu değerlendirilmiş ve müstear isimlerle yazan yazarlarımız tespit edilmeye çalışılmıştır. Ve "Vur Abalıya" bölümünde göze çarpan bazı hususlar değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Davul' da 24 sayı boyunca ele alınan konular ve karikatürler hakkında genel bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde gazetenin 1908-1909 yılları arasında toplam (1-24) sayı olarak yayımlanmış olan metinlerin tamamı Osmanlı Türkçesi'nden Latin harflerine aktarılmıştır.
Mecmû'a-i Hikâye adlı eserde dinî-ahlâki unsurlar
Kültürü oluşturan ögelerin geleceğe aktarımında hikâye etme geleneğinin rolü oldukça büyüktür. Özellikle hikâye türünden ürünler ihtiva eden mecmû'alar, kültür hazinemize katkı sağlayan nitelikli eserlerdir. Bu sayede birçok kültür malzemesi nesilden nesile aktarılmış, unutulmaması sağlanmıştır ve canlılığını korumuştur. Bir olayın etkili ve akıcı anlatımında hikâyeler-kıssalar her zaman okuyucunun dikkatini çekmiş, okuyucuyu heyecanlandırmış, anlatılmak istenilen konunun akılda kalıcı olmasını sağlamıştır. Dinî-tasavvufi ögelerin öğretilmesinde, aktarılmasında, yayılmasında da hiç şüphesiz hikâye etme geleneğinden yararlanılmıştır. Çalışmamızda İslam tarihinde büyük öneme sahip kişilerin ibretlik hikâyelerinin, mucizelerin anlatıldığı ve okuyucuya ders vermek amacıyla yazılan " Mecmû'a-i Hikâye " adlı eser, latinize edildikten sonra dinî-ahlâkî-tasavvufi unsurlar çerçevesinde incelenmiş ve eserin tıpkıbasımı ile birlikte dikkatlere sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hikâye, Kültür, Din, Ahlâk.
Reşad Ekrem Koçu'nun romanlarında halk kültürü unsurlarının kullanımı
"Kültür", toplumsal ortamın oluşumunda temel unsurdur ve insanoğlunun yaşam savaşımında yaratmış olduklarının tümüdür. Kültür, insanın düşünsel, inançsal, duygusal etkinlikleri sonucunda ortaya çıkan yaratılar, değerler ve kuşaktan kuşağa aktarılan davranışlar bütünüdür. Kültür dendiğinde akla gelenekler gelir. Çünkü sürekliliği gelenek ve görenekler sağlar; toplumsaldır, insanlarca yaratılır ve paylaşılır. Kültür, en genel tanımıyla, insanın doğa dışında yarattığı ve ona eklediği maddî ve manevî her şeydir. Bunun içine, üzerine giydiği giysiden beslenme sistemine, barınma tarzından dinsel inanışa, toplumsal örgütlenmesinden hayatı anlamlandırdığı ideolojik çerçevelere kadar pek çok şey girer. Reşad Ekrem Koçu, tarihçi olduğu kadar folklorist olarak da tanınmış ve yüze yaklaşan sayıda kitabı bulunan bir yazardır. Koçu, yer yer bir meddah tavrıyla anlattığı Osmanlı tarihini, kalabalık bir okur kitlesine açan ve sevdiren bir "popüler tarihçi" olmuştur. Eserlerinde anlattığı dönemlerin gündelik yaşamı ve insan ilişkileri konusunda zengin ayrıntılar vererek adeta tarihi resimler yapmıştır. İstanbul Ansiklopedisi başta olmak üzere her yayımında İstanbul folklorunu canlı olarak işlemiştir. Çalışmamızda Reşad Ekrem Koçu'nun Esircibaşı, Kabakçı Mustafa, Kösem Sultan I-II, Binbirdirek Batakhanesi Cevahirli Hanımsultan, Forsa Halil ve Patrona Halil adlı romanlarında yer verdiği halk kültürü unsurları Sedat Veyis Örnek'in "Köy-Kent Monografisi" şemasından hareketle tespiti gerçekleştirilecektir.
Reşad Ekrem Koçu'nun hikâyelerinde halk kültürü unsurlarının kullanımı
Türk halk kültürünü yansıtmaya çalışan Reşad Ekrem Koçu, 1905 yılında İstanbul'da doğmuştur. Doğduğu dönem halk arasında kahramanlıkların anlatıldığı, savaşların olduğu döneme denk gelir. Yaşadığı dönemin etkileri hayatı boyunca oluşturacağı eserlerin temelini oluşturacaktır. Tarih bölümünü okuması ve hocası olan Ahmet Refik Altınay'ın asistanlığını yaparken tarihi araştırmalar yapmaya devam etmiş, halkevleri olayı başladığında halkın değerlerinin ortaya çıkarılmasına destek olmuş ve hayatı boyunca gazete, makale, hikâye, inceleme yazıları, tarihi romanlar kaleme alarak katkıda bulunmuştur. Eserlerinde tarihi olaylara yer vermesi geçmişte yapılan düzensizliklerin getirilerini okuyabilmeyi ve geleceğe büyük bir kültür ansiklopedisi taşıyabilme imkânı tanır. Çalışmamızda kültür unsurlarının kullanımı için Koçu'nun "Erkek Kızlar", "Hatice Sultan ile Ressam Melling", "Aşk Yolunda İstanbul'da Neler Olmuş", "Haydut Aşkları", "Haşmetli Yosmalar", "Kızlarağasının Piçi", "Kafes Arkası Günahkârları", Yusuf'un Borcu", Kanuni Süleymanın Beş Fedaisi", Fatih Sultan Mehmed On Fedaisi", "İlk Kurşun", "Altın Destan" adlı on iki hikâyesi ele alınarak değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme ise Sedat Veyis Örnek'in tasnifi kullanılarak sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde eserler içerisinde yer alan hikâyelere yer verilmiş, konu, zaman ve mekân, vaka, kişiler olarak değerlendirilmiştir. İkinci bölümde halk kültürü unsurları tasnifiyle hikâyelerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Halk edebiyatı ana başlığı ise üçüncü bölüm olarak ayrıca değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında yapılan çalışmaya yönelik değerlendirilme yapılmıştır. Çalışmamızda hikâyelerde yer alan ve kültür unsurlarının tamamlayıcısı olduğunu düşündüğümüz, önemli ressamların yaptığı ve Koçu'nun özellikle belirttiği resimlere de çalışmanın sonunda "Ek (Resimler)" kısmında yer verilmiştir.
Behçet Necatigil'in radyo oyunlarında halk kültürü unsurlarının kullanımı
Toplumun dünden bugüne taşıdığı gerek yazılı ve gerekse sözlü verimlerin bütünü, kültür kavramı içerisinde yer almaktadır ki ilgili toplumu diğer toplumlardan bariz şekilde ayıran en önemli vasıf da ilgili kavramda karşılığını bulmaktadır. Kültüre ait olanın tespit edilmesi, tespiti gerçekleştirilen öğelerin kayıt altına alınması, geleneğin geleceğe naklinde büyük kıymet taşımaktadır ki kültür merkezli çalışmaları önemli kılan en önemli nitelik de bahsi geçen yaklaşımdan doğmaktadır. Bu doğrultuda şair kimliğinin yanı sıra radyo oyunları da kaleme alan Behçet Necatigil, hemen hemen bütün eserlerinde Anadolu kültürüne ilişkin muhtelif kullanımlara sıklıkla yer vermek suretiyle, aydın kimliğine layık bir tutum sergilemeyi başarmıştır. Eserlerinde yeme-içme kültüründen, geçiş dönemlerine, masal, efsane, halk hikâyesi gibi anlatı türlerinden deyim, atasözü, tekerleme, türkü nev'inden kullanımlara sıklıkla yer verdiği gözlemlenen Necatigil'in radyo oyunlarında yer alan bahsi geçen kullanımların tespit edilmesi ve değerlendirmesi amacı ekseninde şekillenen çalışmamızda, yazarın hayatına, sanatına ve eserlerine de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Behçet Necatigil, Halk Kültürü, Halk Edebiyatı, Radyo Oyunu.
İspir Çatakkaya köyü mutfak kültürü
Bütün yaşam ünitelerinde olduğu gibi insan hayatının sürdürülebilirliği adına da en temel gereksinimlerden biri yeme-içmedir. İnsanoğlunun bu temel ihtiyacını giderme adına geçmişten bugüne taşıdığı bilgi, birikim, tecrübe temelli edinimlerinin geneli yeme-içme kültürünü oluşturur. Sadece beslenme gereksiniminin ötesinde zamanla etrafında bir dizi, inanma, inanç, uygulama ve pratiği de barındırır hale gelen bu bütünü ise halk mutfak kültürü oluşturur. Halk mutfağı, ana hatları ile ilgili coğrafyadaki insanların günlü, aylık veya sezonluk gıda ihtiyaçlarının hazırlanışından, muhafazasına ve tüketimine kadar olan süreci içine alan süreci içermektedir. Bu durum, ister istemez ilgili bölge halkının sadece yeme – içme kültürünü değil, geçim kaynaklarından sahip oldukları üretim ilişkilerine kadar pek çok unsura da barındırır. Bu doğrultuda, çalışmamız, Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında koridor niteliğinde olan ana hatları ile tarım ve hayvancılık ekonomisi üzerine inşa edilmiş bir üretim formuna sahip Erzurum'un İspir İlçesine bağlı Çatakkaya Köyü halk mutfağına özgü verimleri saha temelli çalışma metodolojisi eşliğinde bira araya getirme amacı etrafında şekillenmiştir. Bölgenin genel konumu itibari ile tarımdan ziyade hayvansal üretime daha yatkın olması, ilgili coğrafyanın yeme – içme kültürünü belirleyen en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu durum tüketimi gerçekleştirilen ürünlerin çeşitliliği açısından de belirleyicidir. Uzunca bir süre kapalı toplum hüviyeti taşıyan ilgili coğrafyanın bu niteliği, kültürel korunmuşluğu da bünyesinde taşımakla kültür merkezli çalışmalar açısından kayda değer bir saha olma vasfını bölgeye kazandırmıştır ki bu çalışma ile az da olsa bölge kültürünün tespit edilmesi ve verilerin kayıt altına alınması ön görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mutfak, kültür, yemek, halk, gelenek
Erzurum halk kültüründe kuşbazlık
Anadolu Türk halk kültüründe kendini geleceğe taşıma kapasitesine sahip unsurlardan biri de güvercin yetiştiriciliğidir. Halk arasında kuşbaz olarak adlandırılan bu kişilerin zaman zaman görerek, öğrenerek zaman zaman da atadan dededen kalma yöntem ve tekniklerle sürdüre geldiği bu yaşam tarzı içerisinde kümelenmiş inanç, inanma ve uygulamalar, Türk kültüründe kuş genelinde güvercine bakışa dair kültürel ve inançsal altyapı eşliğinde ele alınmıştır. Erzurum'da beslenen güvercin türleri, bu türlerin barınması, korunması gerek güvercinlerde ve gerekse kuşbazlarda görülen muhtelif hastalıklarla mücadele, güvercin yetiştiriciliği etrafında oluşan bağlam, kentleşmeye bağlı olarak kuşbazlığın geleceği gibi başlıklar etrafında şekillenen çalışmamızda saha çalışması metodolojisi ekseninde yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak elde edilen verilerden de istifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Erzurum, Halk Kültürü, Güvercin, Güvercin Yetiştiriciliği.
Barış Manço şarkılarında halk kültürü unsurlarının kullanımı
Kültür, bir toplumun sahip olduğu değerlerin bütünü olması sebebiyle toplumun; ilgilerini, beğenilerini, beklentilerini, hayat görüşlerini yansıtmaktadır. Bu doğrultuda kültür kavramı içerisinde yer alan müzik unsuru da geçmişten günümüze hayatın her alanında var olan, insanların duygu ve düşüncelerini yazıp besteleyerek oluşturduğu anlatma sanatıdır. Günümüzün popüler müzik kültürü, eğitimsiz ve batı özentisindeki kişilerin artmasıyla, ait olduğumuz kültürü yansıtmasa da geçmiş dönemlerde kültür aktarımını kendine vazife edinmiş çok değerli sanatçılarımızın varlığı bilinmektedir. Bu doğrultuda 1958-1999 yılları arasında yaptığı müziklerle, kaleme aldığı yazılarla, çektiği televizyon programlarıyla Türk halk kültürünü önce kendi halkına ardından da tüm dünyaya tanıtan Barış Manço, yapıtlarıyla ekol olan sanatçılarımız arasındadır. Bir kültür elçisi olarak yaşamının büyük bölümünü insanlığa adayan Barış Manço, "7'den 77'ye" sloganıyla sanatının, çocuklardan yaşlılara kadar tüm kesime hitap ettiğini belirtmiştir. Nitekim o, taktığı kocaman takılarıyla, omuzlarını aşan uzun saçlarıyla, giyindiği pelerinleri ve çizmeleriyle bir destan, efsane ya da masal kahramanı edasıyla karşımıza çıkmış, insanı insan yapan ahlaki değerleri yaptığı müzik ile harmanladığı; atasözleri ve deyimlerle, kalıplaşmış sözlerle, bilmecelerle, anlattığı masal ve hikâyelerle tüm insanlığa aktarmıştır. Çalışmamızda Barış Manço'nun şarkılarında Dede Korkut'un, Pir Sultan Abdal'ın, Karacaoğlan'ın, Ferhat ile Şirin'in, Yunus Emre'nin, Mevlana'nın, Hz. Ali'nin, Lokman Hekim'in ve daha nice kültürümüzde yer edinmiş kişilerin yansımaları görülmektedir. Böylelikle Barış Manço'nun; Türk halk kültürüne, Türk halk edebiyatına, Türk halk müziğine, bunlarla birlikte de İslâm dinine ne kadar vakıf olduğu anlaşılmaktadır. Barış Manço'nun yüz elli dört adet şarkısında yer alan Türk halk kültürüne ait unsurları incelediğimiz bu çalışmamızda öncelikli olarak Barış Manço'yu yakından tanımak adına sanatçının özel ve sanat hayatına, aldığı ödüllere, özlü sözlerine ve kendisi hakkındaki görüşlere yer verilmiştir. Ardından şarkılarında Türk halk kültürüne ait birçok malzeme tespit edilmiş, bu malzemelerin düzenli ve anlaşılır bir biçimde verilmesi için de yöntem olarak Sedat Veyis Örnek'in tasnifi seçilmiştir.
Erzurum Pehlivanlı köyü folkloru
Bu araştırma, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Erzurum ilinin Tortum ilçesine bağlı Pehlivanlı köyünün folkloru üzerine yapılmış bir incelemedir. Pehlivanlı köyü, kendine özgü doğal güzelliklerinin yanı sıra zengin kültürel değerleri ile dikkat çekmektedir. Bu çalışma, köy halkının yaşam tarzı, değerleri, inançları ve geleneklerini kuşaktan kuşağa aktaran halk kültürünü derinlemesine anlamak ve belgelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, halk kültüründe önemli bir yere sahip olan geçiş dönemleri olan doğum, ölüm, evlenme, sünnet ve askerlik gibi olaylara özel bir önem verilmiştir. Bu dönemlerdeki pratikler, törenler ve kutlamalar, köy halkının birlik ve dayanışma içindeki yaşam biçimini yansıtmaktadır. Aynı şekilde, halk bilgisi kapsamında yer alan inanışlar, çocuk oyunları, hastalıklara uygulanan tedavi yöntemleri, el sanatları, misafirlik âdetleri, halkın eşsiz yeme-içme kültürü, halk takvimi ve halk meteorolojisi gibi unsurlar da köyün zengin halk kültürünü beslemektedir. Araştırma sürecinde derleme yöntemi kullanılmış ve köy halkıyla yapılan görüşmeler ve katılımlı gözlem tekniği ile veriler toplanmıştır. Kaynak kişilerle yapılan görüşmelerde, sorular yönlendirilerek bilgiler detaylı bir şekilde elde edilmiştir. Elde edilen veriler, yazılı kaynaklarla desteklenmiş ve analiz edilerek Pehlivanlı köyünün halk kültürü üzerine kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Pehlivanlı köyünün halk kültürü, geçmişten günümüze uzanan köklü bir mirası temsil etmektedir. Ancak, nüfusunun azalması ve genç nüfusun şehir merkezlerine göç etmesi gibi faktörler, tarım ve hayvancılık gibi geleneksel geçim kaynaklarının azalmasına neden olmuştur. Bu durum, köyün ekonomik yapısını etkilemiş ve kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılması konusunda yeni sorunlar ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma, Pehlivanlı köyünün kültürel mirasını koruma ve yaşatma çabalarına katkı sağlamayı ve gelecek nesillerin bu değerleri özümsemesi için farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, bölgedeki diğer toplumların da kültürel çeşitliliğin önemini anlamalarına ve kendi gelenek ve değerlerini yaşatmalarına ilham olmak amacıyla oluşturulmuştur.
Trabzon ili Çaykaya ilçesi Çambaşı köyü mutfak kültürü
Yüksek lisans tezi olarak hazırlamış olduğumuz "Trabzon İli Çaykara İlçesi Mutfak Kültürü" isimli çalışmamızda, Trabzon'un Çaykara ilçesi mutfak kültürü içerisine yer alan araç ve gereçlerinin sözlü kültüre ve yaşama yansıması, mutfak kültürü kapsamında kendine yer edinen saklama yöntemleri,yöreye has yeme-içme verimleri etrafında ele alınmıştır.Türk mutfağının genel tanıtımı ile başlayan çalışmamızda, bölgesel farklılıklara değinilerek, Karadeniz, Doğu Karadeniz, Trabzon mutfaklarından da bilgiler verilmiştir. Çaykara özeline odaklanan çalışmamızda, Anadolu coğrafyasının beslenme alışkanlıkları ve bu alışkanlıkları destekleyen unsurlar, genel hatları ile tanıtılmış, bölgenin sadece doğası ile değil damağa dönük renkli yönü ile de tanıtımı amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Trabzon, Yemek, Halk Mutfağı, Halk Kültürü
Kerim Korcan'ın hikâye ve romanlarında halk kültürü unsurlarının kullanımı
Roman ve hikâyelerde yaşanılan bölge ya da yöreye ait toplumsal hayata dair pek çok halk kültürü unsurunun tespit edilmesi mümkündür. Çünkü her bir yaşayış kendine özgü halk bilgisini de içermektedir. Kerim Korcan'ın, incelemiş olduğumuz hikâye ve romanlarında halk kültürü unsurlarına sıklıkla yer verdiği, içinde bulunduğu toplumun özelliklerini ve kültürünü olduğu gibi yansıttığı görülmektedir. Hayat şartlarının oldukça zor olduğu bir dönemde, fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kerim Korcan, kısıtlı bir eğitimin ardından çok küçük yaşta çalışma hayatına atılmış, ilgisi olmayan bir mesleğe babası tarafından yönlendirilmiştir. Zamanla hayallerine kavuşan ve bir yazar olma vasfına erişen Kerim Korcan'ın eserlerinde toplumsal yapı ve ilişkiler yazarın reel hayatından da nemalanmak suretiyle hayat bulmuştur. Okuduğunu anlamaya, yorumlamaya, sentezlemeye büyük önem veren yazar, ulaştığı neticeleri bir kuyumcu titizliği ile edebi üslup eşliğinde yayımlarına nakletmeyi başarmıştır. Sedat Veyis Örnek'in "Köy, Kasaba ve Kent Yaşamı (Monografiler)" çalışma planına göre şekillenen çalışmamızda, doküman analiz yöntemi kullanılarak Kerim Korcan'ın hikâye ve romanlarındaki halk kültürü unsurları; halk edebiyatı ve halk bilimi ana başlıkları altında tespit edilerek, kısmi değerlendirmeler eşliğinde dikkate sunulmuştur. Hikâye ve romanların metin içeriklerinden tespit edilen halk kültürü unsurları sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Halk Kültürü Unsurları, Hikâye, Roman, Kerim Korcan
Aşçı Dede'nin Hatıraları'nda halk kültürü unsurları
Farklı çağlarda ve zamanlardaki insanların eş zamanlı varoluş ve iletişim biçimi olarak da düşünülebilecek olan kültür, donmuş varoluş biçimiyle bazı edebi eserler içinde yüzyıllar sonrasına aktarılarak geçmiş ve gelecek kuşaklar arasında köprü kurmak suretiyle varlığını sürdürebilmektedir. Edebi eserlerdeki donmuş kültürel unsurlar, halk bilimi ve halk edebiyatı araştırmalarıyla tespit edildiklerinde, belli bir topluluk ya da ulusu karakterize eden ahlak, inanç, sanat, edebiyat, müzik, gelenek, görenek, dil, din vb. konularda detaylı bilgilere ulaşılabilmekte ve geçmiş hakkında fikir edinilebilmektedir. Edebi eserlerden hatırat türündekiler ise kurmaca olmayıp belli yaşanmışlıkları yansıtmaları bakımından kültürel unsurların en sağlıklı şekilde elde edilebileceği kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu noktada, 1828 yılında İstanbul'da dünyaya gelen ve Süleymaniye Rüştiyesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul, Erzurum, Erzincan, Edirne, Şam gibi şehirlerde askeri memurluk görevlerinde bulunduğu sırada çeşitli tarikatlara mensubiyetiyle de geniş bir çevre edinen ve mesleğinden tuğgeneral olarak emekliye ayrılan Aşçı Dede'nin 1906 yılında tamamladığı hatıralarındaki halk kültürü unsurlarının zenginliği oldukça dikkat çekmiş ve üzerinde çalışma yapılması gerekliliği hissedilmiştir. İki bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Aşçı Dede'nin hayatı ve eserleri tanıtılmış, hatıralarına yönelik daha önce yapılmış çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise Aşçı Dede'nin Hatıraları adlı eserde tespit edilen halk kültürü unsurları, konularına göre sınıflandırılarak ilgili oldukları başlıkların altına yerleştirilmiştir. Çalışmada; ön söz, giriş, sonuç, kaynakça kısımları dışında ayrıca bilinmeyen bazı kelimeler için sözlük kısmına da yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Halk Edebiyatı, Halk Kültürü, Hatırat, Aşçı Dede.
Çorum'da yaşayan geleneksel meslekler üzerine bir inceleme
Geleneksel meslekler, toplum hafızasında yer edinmiş, uzun yıllar usta-çırak kültürü ile gelecek nesillere bilgi aktarımı sağlanmış sanat kollarından oluşmaktadır. Toplumun karakteristik özelliklerinin dışa vurumu olarak değerlendirilen bu meslekler, kültür taşıyıcılığı noktasında geçmiş ile gelecek arasında köprü görevi görmektedir. Muhtevası uzun yıllar korunarak bu günlere değin ulaştırılan meslekler, son dönemde toplumumuzda görülen sosyal- kültürel yapının değişmesi sebebiyle unutulmaya yüz tutmuştur. Geleneksel meslekler içinde oluştuğu toplumun yaşayış ve düşünce tarzına ayna tuttuğundan Türk milletinin tarihi seyri, geçirdiği değişimler meslek kollarında açıkça görülmektedir. Milli değerlerin kayıt altına alınması, gelecekte kılavuz olarak kullanılabilmesi açısından geleneklerimiz ve bunlara bağlı oluşan geleneksel mesleklere kıymetle yaklaşılmaktadır. Bu çalışmada Çorum'da yaşayan geleneksel meslekler; ham maddelerine göre beş başlık halinde ele alınmış ve saha çalışması eşliğinde elde edilen veriler dikkate sunulmuştur.
Boşnak halk şarkılarında Türkizm etkisi
Boşnak halk şarkıları, Türk-İslam kültürünün Bosna-Hersek'teki etkilerini yansıtan önemli bir kültürel mirastır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Bosna'ya hâkimiyet kurmasıyla birlikte, Boşnak halkı, İslamiyet'i kabul etmiş ve bu süreç, halk müziğinde derin izler bırakmıştır. Boşnak halk şarkılarında, özellikle sevdalinka türü, aşk, özlem, acı gibi evrensel temaları işlerken, aynı zamanda İslamî değerler, tasavvufî öğretiler ve Osmanlı kültürü ile şekillenen derin bir manevi içerik taşır. Sevdalinka gibi şarkılar, Boşnak halkının ruhsal dünyasını ve sosyal yapısını yansıtan eserlerdir. İslam'a geçişle birlikte şekillenen yeni kimlik, bu şarkılarda belirgin şekilde hissedilir. Şarkılarda yer alan tasavvufî temalar, Peygamber sevgisi, Allah'a yöneliş gibi öğeler, halkın dini kimliğini müziğe yansıtır. Özellikle Mevlid-i Şerif gibi dini metinlerin halk şarkılarına dönüşmesi, Türk-İslam kültürünün bölgedeki etkisini açıkça ortaya koyar. Boşnak halk şarkıları, sosyal yapıyı, toplumsal değerleri ve aile ilişkilerini de işler. Osmanlı döneminin feodal yapısı, halk müziği aracılığıyla toplumsal katmanları ve sınıflar arasındaki ilişkileri yansıtır. Bu şarkılar, sadece bireysel duyguları değil, aynı zamanda halkın kültürel kimlik arayışını, toplumsal aidiyet duygusunu da ifade eder. Bu yaklaşımlar eşliğinde çalışmamızda Boşnak halk şarkıları, içerdiği Türkizm kökenli kelimeler üzerinden dikkatlere sunulacak, bu etkinin iki toplum arasında ortaya çıkan kültürel ve inaçsal payda açısından verdiği mesajlar irdelenecektir.
İnegöl mutfak kültürü
Bu çalışma, Türk mutfağının zengin yapısı ve bölgesel çeşitliliği bağlamında, İnegöl yöresinin yerel mutfak kültürünü kapsamlı bir biçimde analiz etmektedir. Türk mutfağında tarihsel süreç içerisinde şekillenen yöresel ayrışmalar, Marmara Bölgesi özelinde değerlendirilmiş; İnegöl mutfağı bu çerçevede geleneksel bilgi, uygulama ve ritüeller açısından ele alınmıştır. Tez, nitel araştırma yöntemlerine dayalı olarak tasarlanmış ve İnegöl'de gerçekleştirilen saha çalışmasıyla desteklenmiştir. Yöre halkıyla yapılan görüşmeler, katılımcı gözlemler ve yerel tariflerin derlenmesi yoluyla elde edilen veriler, İnegöl mutfağının kültürel bir miras olarak işlevini, toplumsal bellekteki yerini ve günümüzdeki dönüşümünü ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, İnegöl mutfak kültürünün yalnızca bir beslenme sistemi değil, aynı zamanda kimliksel ve simgesel anlamlar taşıyan dinamik bir kültürel yapı olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda tez, gastronomi alanında yerel mutfakların belgelenmesine ve kültürel sürekliliğin sağlanmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: İnegöl, Mutfak kültürü, Halk kültürü, Yemek kültürü
Devname
Halk kültürü; toplumun ortak hafızası, edindiği değerlerin bir yansıması olarak geniş bir yapıya sahip olma özelliği göstermektedir. Nesilden nesile aktarılan gelenekler, inançlar bu yapının ana unsurlarını şekillendirmektedir. Yazınsal eserler, bu bağlamda halk kültürünü derinden incelemekte ve geçmiş yaşantılar hakkında bilgi edinilmesini sağlayan önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. "Devname" adlı eser, cin inancı üzerine anlatılmış efsaneleri, tekin ve tekinsizlik kavramları üzerinden anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış metin, Türkiye Türkçesine çevrilerek ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Cinlerin; doğaüstü olarak kabul edilen varlıklar olduğu, tekinsiz mekânlarla ilişkilendirildiği ve insanlara zarar verdiğine dair inanç, birçok kültürde ortak bir konudur. Kur'an ve hadislerde cinlerin varlığına dair bilgilerin yer alması bu hususun halk arasında köklü bir inanç haline gelmesine neden olmuştur. Bu noktada bulundukları mekânlar ve hangi hastalıklara sebep oldukları detaylı bir şekilde analiz edilmiş elde edilen bulgularla müstakil bir eser ortaya konulmaya çalışılmıştır.