Theses supervised by Prof. Leyla Varlık Şentürk
14 theses · Anadolu University
Avrupa resim sanatında ölümcül kadın figürler
Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bu projede, Avrupa sanat tarihinin 9. yüzyıl ile 20.yüzyıl tarihleri arasını kapsayan süreçte oluşturulmuş resimler içinde yer alan "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürleri, patriarkal düşünüşün varlığını kanıtlayan en önemli örnekler olarak görülmüş ve incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinde kadın, toplayıcılığı ile klan ekonomisine katkısı, doğayı tanıması nedeniyle hastaları iyileştirmesi, doğurganlığı ile insanlığın devamını sağlaması gibi ayrıcalıklı özellikleri ile Ana Tanrıçalık statüsünde yer almıştır. Yeryüzü coğrafyasının değişen yapısı nedeniyle çoban topluluklarının, tarım yapan çiftçi toplulukları üzerinde hakimiyet kurması, tarihte ilk sınıflı toplumsal yapının oluşması ile sonuçlanmıştır. İnsanların yöneten ve yönetilenler olarak sınıflara ayrılması patriarkal bir düşünce biçiminin gelişmeye başlaması için ortam hazırlamış, kadın yaratıcı bir kimlik olarak oturduğu kraliçelik tahtından yavaş yavaş indirilmiştir. Bu değişim Mezopotamya uygarlıklarının inanç ritüellerine yansıyarak Avrupa düşünce biçiminin temellerini oluşturan Yunan–Roma mitolojisine aktarılmış, kadının ikincil konumu Medea, Clytemnestra, Medusa gibi "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" karakterler ile kendini göstermiştir. Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı resmi din ilan etmesi ile birlikte Yahudi–Hıristiyanlığın kutsal metinlerini de etkileyen mizojini, skolastik düşüncenin hakim olduğu Ortaçağ Gotik resimlerinde Havva, Salome, Judith gibi karakterler üzerinden sürdürülmüştür. Dolayısıyla Avrupa Resim Tarihinin iki önemli kaynağı olan Yunan-Roma mitleri ile Eski-Yeni Ahit öyküleri, Rönesans, Maniyerizm, Barok, Rokoko, Yeni Klasizm dönemleri içerisinde yapılmış kompozisyonlarda yer alan kadın figürlerini de negatif anlamlar ve yüklenen sıfatlar anlamında güçlü bir şekilde etkilemiştir. Sanatçının özgürleşmeye başladığı ya da özgürleştiği modern süreçler olan Romantizm, Realizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Art Nouveau, Pre-Rafaelistler, Sürrealizm, Kübizm, Primitifler ve 20. Yüzyıl sanatlarında da söz konusu olan erkil düşünceler, yerini koruyarak hatta güçlenerek "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürlerinin oluşmasında önemli olmuştur. Mizojininin varlığını sorgulayan bu araştırmadan elde edilen argümanlar, araştırmacının uygulama çalışmalarını temellendirmiş, "Büyükbabamın Ölümcül Kadınları" adlı resim serisini biçim-içerik açısından beslemiştir. Anahtar Kelimeler: Femme Fatale, Ölümcül Kadın, Alegorik, Tematik, Edebi, Lirik, Didaktik
Yerleştirmeleriyle Sarkis Zabunyan metaforları ve zaman bağlantıları
Yerleştirme sanatı (enstalasyon), geleneksel sanat eğilimlerinin aksine, sanat eseri ve izleyici arasındaki demir parmaklıkları kaldıran, mekanın niteliklerinden yararlanan ve izleyici ile interaktif bir bağ kuran sanat anlayışıdır. Açık veya kapalı mekanlarda icra edilen sanat yaklaşımının kökleri ise, Marcel Duchamp'ın hazır yapım nesneleri ile Kurt Schwitters'e kadar uzanmaktadır. 20. yüzyıl başında kıvılcımları hissedilen bu sanat türü, çağdaş sanatta kavramsal sanat, performans, video, ses, ve mimarlık gibi disiplinler ile etkileşim içinde, günümüzde en fazla kullanılan sanat üretim biçimlerindendir. Çalışmanın konusunu oluşturan Sarkis Zabunyan, bu yaygın ancak zor sanat anlayışını, çeşitli teknik ve yöntemleri ile farklı ve bir o kadar da kendine özgü, başarıyla uygulayan ender sanatçılardan biridir. Yerleştirmelerdeki mekan olgusunu, yarattığı bellek metaforu ile zaman kavramıyla da ilişkilendirmesi, yerleştirme sanatına yeni anlamlar ve felsefi boyutlar kazandırmıştır. Bu özellikleri ile diğer sanatçılardan ayrılan ve yeni bağlamlarla ürettiği yerleştirmeleriyle uluslararası sanat platformunda ses getiren sanatçının bu çalışmada su, renk, ışık, ses, iz ögelerini uzamsal ve zamansal paradigmalar içinde kullanışı irdelenmiştir. Ayrıca, sanat dönemlerine göre farklılaşan eğilimleri, metaforları, kavramları ve sanat terminolojisine kazandırdığı özel terimler ayrıntıyla incelenmiştir. Sarkis'in işlerindeki ve sergilerindeki öne çıkan ilham kaynakları, etki ve etkileşim çerçevesinde değerlendirilmiş, yaratılan katmanlaşmanın 'tümel yapıt' ilkesine dayandığı saptanmıştır. Sanatçının Çağdaş Fransız Sanatı ve Çağdaş Türk Sanatı arasında en sağlam köprülerden birini kurması, multikültürel ve multisosyolojik ortamlarda yer aldığını doğrularken, sanatsal tavrının evrensel bir dile sahip olduğunu da vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Enstalasyon, Fransa, İstanbul, Sarkis Zabunyan, Metafor, Zaman, Bellek, Biçim, Kavram, Bağlam.
Romantik dönem resim sanatında rüya, korku ve cinsellik temaları
İnsanoğlu yaşamı boyunca, bilinçaltı gizil duygularını açığa çıkarma noktasında pek çok yöntem kullanmıştır. Bu yöntemler kimi zaman olumlu kimi zamansa olumsuz neticelerle sonuçlanmıştır. Toplumdaki her birey gibi sanatçılar da bilinçaltı duygularını dışa vurmak adına kendilerine has bir yöntem geliştirmişlerdir. Sanatçıların kullandığı bu yöntem ise eserleri aracılığıyla bu duyguların yansıtılmasıdır. Araştırmada rüya, korku ve cinsellik temaları Romantik dönem resim sanatı ve sanatçı örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Üç bölüm olarak tasarlanan bu çalışmanın ilk bölümünde, rüya, korku ve cinselliğin genel tanımı yapılmış ve bu temalar kuramsal açıdan incelenmiştir. İkinci bölümde ise resmin temel konusunu oluşturan Romantizmde rüya, korku ve cinsellik temaları, sanatçılar ve eser örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise bu temalar ışığında araştırmacının eserlerine yönelik bir inceleme yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Resim, Romantizm, Rüya, Korku, Cinsellik.
1980-2000 yılları arasında Rusya'da duvarların sesi 'Grafiti'
Geçmişten günümüze kadar kasıtlı olarak bırakılmış bir metin, bir mesaj olarak yazılar, şekiller ya da resimler, 1960'lı yıllardan sonra grafiti adıyla karşımıza çıkmaktadır. Binlerce yıl geçmesine rağmen grafiti, bugün de hâlâ kişiden kişiye bir anlam, mesaj, çoğu zaman doğrudan söyleyemediğini veya aktaramadığını aktarma işlevini sürdürmektedir. Rusya 1980 ile 2000 yılları arasında değişimlerin yaşandığı bir döneme şahit olmuştur. Çernobil Nükleer santralin patlaması, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve parçalanması yerine Bağımsız Devletler Topluluğu kurulmasıyla birlikte perestroykanın başladığı bir döneme girmiştir. Bunun sonucunda Sovyetler birliğin insanlar için yeni bir dönem başlamıştır. Yaşanan ekonomik krizlerin ve felaketlerin beraberinde getirdiği değişimlerin sonucunda Rusya'da kentlerin kamusal alanlarının duvarlarında grafitiler ortaya çıkmıştır. Grafitiler; halkın, özellikle gençlerin heterojen metinlerle ve kodlarla ifade aracı olmuştur. Araştırmada, söz konusu olan Rusya'da 1980 ile 2000'li yıllar arasında yapılan bu grafiti örnekleri ve rolleri incelenmiştir. Bununla birlikte coğrafyanın içinde bulunduğu koşullar, sosyo-kültürel süreçler, kültürel kodlar, toplumsal yapının değerleri ve ideolojik çöküşlerin etkilerine konuya açıklık getirmesi açısından yer almıştır. Dönemin siyasi ve sosyolojik eleştirisinin görsel ifade dili olan bu grafitiler; konularını ve içeriklerini güncel olandan kültürel tarihe ve düzeni yücelten ve korumaya yönelik politikalardan, başkalaşma ve başkaldırı odaklı, toplumsal değişime uyum sağlama yönünde protest amaçlı göndermeler içeren "halkın sesi" olmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Grafiti, Perestroyaka, Çernobil, SSCB.
Resim sanatında modernizmden günümüze gündelik yaşam sahnesinde çıplak
Çıplak insan bedeni, çağdaş dönem sanatçısının Rönesans'tan günümüze değin doğaya bağlı olarak miras aldığı en önemli imgelerden birisi olmuştur. MÖ 5. yüzyılda ortaya konan zihnin tasarısı ve çözümlemesi sonucu yaratılan "beden" günümüze kadar farklı halleri ile tüm sanat alanlarında yerini almıştır. Bu durum özellikle Batı sanatında her zaman önemli bir yer tutmuş, 18. yüzyılın sonundan itibaren yeni anlamlar kazanmıştır. Sanat tarihinin her döneminde izleyici için kışkırtıcı sayılan "çıplak beden" Rönesans'ta yeniden keşfedilmiştir; Giorgiona'dan Tintoretto'ya dek Venedikli sanatçıların çıplaklarında izleyicisine tehditkarlık sunulmuş, Leonardo'nun çizimlerindeki "beden" anatomik araştırmaların nesnesi olmuş, Michelangelo'ın hümanist ideaları için bir gösterge olmuştur. Yine o dönemde sanatçılar için "beden", keşfedilen bedenden öğrenilen bedene evirilmiştir. Bu bağlamda belli kurallara oturtulan "çıplak beden" nadiren Velazguez ve Rubens'in eserlerinde olduğu gibi değer olarak kendi içinde bir şiirsellik taşımıştır. Çağdaş dönem sanatçısı için ise miras alınan beden ile beraberinde bir geleneğin ağır yükünü de üstlendiği açıktır. Beden Yunan geleneğinde Tanrı'nın suretinde biçimlendirildiğinden, Tanrısal görüntünün formuna sahip olarak görülmüştür. Hıristiyan geleneği ile insanın zamansallığının, güçsüzlüğünün, geçiciliğinin, günahkârlığının göstergesi olarak görülen beden tüm bunlara karşılık sanatçıyı Rönesans'tan beri tür olarak çıplaklığın oluşumuna katkı sağlayan diriliş dogması düşüncesine yöneltmiştir. 19. yüzyıl sanatçısının, sanatta eser ile izleyici arasında kurulan diyalogda, bedene karşı varılan yargıda kazandırdığı özgünlük, geleneğin bu ağır yükünden dolayı sanatçı bedenin geleneksel algılanışını sorgulama yoluna gitmiştir. 19. yüzyılın sonunda Paul Gauguin'in Couture'un stüdyosunda çalışma koşullarına öfkelenen Edouard Manet, bağırarak; "Yazları en azından kırda nü çalışmalar yapılabilir, çünkü görünen o ki, nü, sanatın ilk ve son sözü" demiştir (Corbin ve diğ., 2011: 69). Bu serzeniş sanatçı için sanatta bedene bakışın her türlü dogmadan bağımsız olarak edinmek istediği yeri açıkça göstermektedir. Bu durumu anlayabilmek için 19. yüzyılın sonundan günümüze kadar resim sanatında çıplaklığa bakışı; bedenin değişen, dönüşen, özgürleşen hallerini incelemek gerekmektedir. Böylelikle resim sanatında çıplaklığın algılanış biçimi ile dönüşüm serüveninde yer alan gündelik yaşam içerisinde var oluşu bağlamında araştırılması 19. yüzyıl sonundan günümüze Resim Sanatı Tarihinin bu pencereden incelenmesini gerekli kılmıştır. Bu araştırmada öncelikli olarak izlenecek yol, çıplaklığın 19. yüzyıla kadar resim sanatında yer almasını, buna etki eden koşulları ve değişimini tarihi süreç içerisinde incelenmesi olacaktır. Sonrasında Manet ve Kırda Piknik resmini analitik bir incelemeye alarak Modernizm'e giriş yapılacaktır. Ardından Modernizm içerisinde yer alan konu kapsamındaki diğer başat eserler incelenecektir. Bu dönem, elde edilen bilgiler kullanılarak alt başlıklar oluşturulup derinlemesine incelenecektir. Devamında günümüz Çağdaş Resim Sanatında bedenin aldığı hal ve üstlendiği rol konu bağlamında seçilen güncel eserler üzerinden incelenerek farkındalık yaratacak yeni okumalar ve bulgularla sonuçlandırılacaktır. Araştırma konusu olan bu projenin 24 ay sürecinde tamamlanması düşünülmektedir. Bu araştırmada öncelikli olarak kaynak tarama yöntemi kullanılacak olup, edinilen bilgiler neticesinde orijinal eserlerin bulunduğu müzelere gidilerek incelemeler yapılacak olup, ilgili eserlerin bulunduğu koleksiyonun küratörüyle eserler hakkında görüşme yapılacaktır. Çalışmaya katkı sağlayacağı düşünülen günümüz sanatçıları ile konu kapsamında görüşmeler ve röportajlar yapılıp geniş bir dokümantasyon oluşturulacaktır. Bu araştırma süresince ve de sonunda bilimsel yayınlar yapılacağı gibi araştırmacı, özgün çalışmalarında ortaya koyacağı beden imgesinin anlamını ve önemini içeren bir bildiri konu ile ilintili bir sempozyumda sunacaktır. Projenin diğer önemli ayağı ise araştırmacı tarafından proje süresince üretilen tüm eserler uluslararası bir galeride açılacak olan solo sergi ile Türk Çağdaş Sanat ortamına sunularak, araştırmacının konu bağlamında uluslararası sanat ortamında üretim yapan günümüz sanatçıları arasında yer alması hedeflenmektedir.
Toplumsal ve kültürel bağlamda 20. yüzyıl Avrupa resminde bireysel anlatımlar
20. yüzyıl Avrupa'sında sanayi alanında yaşanan gelişmeler büyük dönüşümlerin yaşanmasına sebep olmuş ve bu dönüşümler toplumsal anlamda yeni bir yapılanmanın da kapılarını aralamıştır. Bunun yanı sıra toplumsal açıdan yaşanan sancılı sürecin kaynaklarından olan, Avrupa'da tüm şiddetiyle hissedilen dünya savaşları ve Amerika'da başlayıp Avrupa'ya yayılan ekonomik kriz yılları da dönemin karakteristiğinin oluşmasında önemli bir role sahiptir. Bu nedenle araştırmada; çağa şekil veren önemli olaylardan bahsedilmiş, 20. yüzyılın eleştirildiği noktalar üzerinde durulmuş, özellikle bu konu üzerine araştırmalar yapan sosyologlar, düşünürler ve tarihçilerin görüşlerine yer verilerek döneme dair genel bir tespit yapılması amaçlanmıştır. 20. yüzyılın sanat anlayışı olan "Modern Sanat" içinde bulunduğu dönemin ve coğrafyanın yaşadığı dönüşüme paralel bir yol haritası izlemesi sebebiyle çağın koşulları ile olan ilişkileri üzerinden değerlendirilmiş ve içerisinde yer alan farklı birçok anlayış ve anlatım dilinden bahsedilerek modern sanatın genel çerçevesi çizilmiştir. Sonrasında dönemin toplumsal, kültürel ve siyasal açıdan eleştirisini içeren modern resim sanatı örnekleri incelenerek, hem 20. yüzyıl Avrupa'sına sanatçıların gözünden bir pencere açılmış hem de dönemin resim sanatı incelenen bu eserler üzerinden yapılan tespitler ve alıntılarla açıklanmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de 2000-2021 yılları arasında resim sanatında yeni eğilimler
Araştırmada Türkiye'de 2000-2021 yılları arasında, sosyal, politik, ekonomik değişimlerin ve hızla gelişen bilim ve teknolojinin sağladığı yeni olanakların resim sanatına etkilerinin örnekler aracılığıyla ele alınması amaçlanmıştır. Bu dönemi daha iyi okuyabilmek için yakın tarihin önemli ekonomik, politik, toplumsal olaylarını hatırlamak, kültürel ve sanatsal ortamını genel hatlarıyla ele almak gerekmiştir. Dünya genelinde yeni bir paradigma olarak küreselleşme kavramının, ekonomik, siyasi ve sosyolojik dengeleri değiştirmiş, kültür ve sanat alanında yeni yapılanmalara neden olmuştur. Bu gelişmelerin etkilediği sanat alanında görülen hareketlilik, Türkiye'de 1990'lardan itibaren, dönemin önemli sanat olaylarından örnekler eşliğinde incelenmiştir. Türkiye'de güncel sanattaki gelişmelerin, yeni eğilimlerin, farklı üslup ve yöntemlerin, izlenebildiği, sanatın geniş kitlelerle buluşabildiği mekanlar olan bienaller, müzeler, galeriler, sanat fuarları, kamusal alanlar ve yirmi birinci yüzyılın en büyük gelişmelerinden olan internet sayesinde oluşmuş olan çevrimiçi ortamlar, NFT gibi yeni oluşumlar güncel sanata katkıları ve etkileri bakımından değerlendirilmiştir. Tezin araştırmasına konu olan 2000-2021 yılları arasında yaşanan gelişmelerin Türkiye'de resim sanatına yansımalarını ve oluşan yeni eğilimleri görebilmek için teknik özellik ya da üslubuyla dikkat çekmiş olan sanatçıların eserlerinden örneklere, ayrıca araştırmacının bireysel çalışmalarına yer verilmiştir. Bu dönemde, yeni medya türlerinin, teknik ve teknolojik araçların eser üretimlerine yeni bakış açıları getirdikleri görülmüş, üretim yöntemlerinin geleneksel malzemelere ihtiyaç duyulmaksızın yapılabildiği dijital araçlar, makine zekâsı gibi aracılar ile çeşitlendiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Güncel, Resim, Disiplinlerarası, Dijital, Türkiye, Sanat.
1980 sonrası Türk resim sanatının örgütlenmesi
Bu araştırmada Türkiye'de 1980 ve sonrası resim sanatı ve resim sanatının günümüz koşullarında bir piyasaya dönüşmesi ve küresel sanata adapte olma süreciyle sanat piyasasına etki eden aktörlerin üzerinde durulmuştur. Bu aktörlerin Türk resim sanatını nasıl ve ne ölçüde etkilediği, bu etkinin sonucunda müze, galeri, koleksiyoner, fuar, sanat kurumları, bienal ve müzayedelerin yanı sıra sanat hamilerinin Türk resim sanatına nasıl yön verdiği incelenmiş, sanatın kurumsallaşması ve örgütlenmesi durumu analiz edilmiştir. Türk resim sanatı piyasasında 1980'li yıllarla birlikte sanat kurumları ve vakıfları açılmış, galerilerin sayısı artmış, koleksiyoncu sayısında artış gözlemlenmiş ve sanata destek olan sponsor sayıları artmaya başlamıştır. Özel müzelerin açılmasıyla birlikte müzelerin yaşayan mekânlara dönüşmesiyle, sanat alanında yeni iş kolları ortaya çıkmıştır. Müzeler, daimi eser sergilemenin dışında, geçici sergilere ve koleksiyon sergilerine de ev sahipliği yapmış, etkinlik, panel, atölye gibi faaliyetlerle kendilerini yenilemişlerdir. Müzayedeler ise statü sahibi olan koleksiyonerlerin uğrak yeri olmuş, resim sanatının piyasasını dönem dönem belirlemişlerdir. İstanbul'da küratörlük sisteminin de oturmaya başlamasıyla daha kapsamlı, temalı, seçili sergiler açılmaya başlamıştır. Küratörlükle birlikte fuar ve bienallerin etkinliğinin artmasıyla yazılı ve görsel medya, sanata daha çok zaman ayırır olmuş, fuar ve bienal açılışları da elit kesimin boy gösterdiği davetler statüsüne girmiştir. İstanbul Bienali, sanat fuarları, müzayedeler, sanat galerileri, müzeler ve sanat kurumları, koleksiyonerler, küratörler, sanat yayınları, sanat yazar ve eleştirmenleri, sanat dernek ve birlikleri, vakıflar, sponsorluklar, organizasyon şirketleri, internet ve sanatçılar, sanat piyasasının aktörleri olarak örgütsel bir yapıya dönüşerek, rollerini hem görünür kılmış hem de etkilerini güçlendirmiştir.
Resim sanatında bir imge olarak kent
Kent, insanlık tarihi boyunca temelde barınak olarak işlev görmüştür fakat zaman içerisinde bu işlevi çeşitlenmiştir. Önceleri sadece barınak olarak kullanılan kentin, bireylerin estetik algılarını da şekillendirdiği görülmüştür. Çeşitli disiplinlere de araştırma konusu olan kent, sadece içinde yaşayan bireyi değil sanatçıları ve sanat eserlerini de etkilemiştir. Bu nedenle sanat tarihinde bir imge olarak kentin akımlar içerisinde sanatçılar tarafından ele alınış biçimleri ve bu biçimlerin dönüşümleri bu çalışmanın konusu olmuştur. Kent organik bir oluşumun üzerine inşa edilen inorganik bir yapıdır. Araştırmacının özellikle üretim sürecinde üzerinde durduğu konu da organik olanla yani doğa ile inorganik olanın yaşadığı bu çatışmadır. Bu çatışmanın zaman içerisinde kentin değişen formuna göre etkisi artmıştır. Dolayısıyla hem kent, hem de kent imgesinin resme yansıma biçimi akımlar içerisinde sürekli değişmiştir. Her akımın sanatçısı kenti farklı yorumlamıştır. Bazen bir kompozisyonun arka planı olarak kullanılan kent imgesi, bazen bir yardımcı öğe, bazen de resmin ana öğesi olarak ele alınmıştır. Bir akımda süreç içerisinde sanatçının iç dünyasını yansıtma aracı olabilirken; diğer bir akımda geometrik formlara bölünmüş ve parçalı bir imge olarak resmin konusu haline gelmiştir. Bu kentin kendisinin de dönüşmesine neden olan mimarinin, kültürün, teknolojinin ve hatta yeryüzü koşullarının değişmesi ile ilgilidir. Tüm bu dönüşüm ve değişime rağmen sanat tarihi boyunca kentin hemen her akımda sanat eserlerine imge olarak hizmet ettiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kent, Kent İmgesi, Sanat Tarihinde Kent, Kent ve Kolaj
Post modern toplumda oyun ve interaktif sanat ilişkisi
"Postmodern Toplumda Oyun ve İnteraktif Sanat İlişkisi" konulu tezde, postmodern toplumda gündelik yaşam ve sanat arasındaki sınırların kalkması ile oyuncul unsurların kullanıldığı interaktif sanat çalışmalarının artması olgusu, motivasyon- oyun ve arzu kavramları bağlamında ele alınmıştır. Küreselleşmenin doğurduğu postmodern kültür; cep telefonu, televizyon vb. araçların haberleşmeyi olanaklı kılması, internet sayesinde her türlü bilginin eş zamanlı olarak herkes tarafından ulaşılabilmesi ile yeni bir toplum yapısına evrilmeye neden olmuştur. Tüketim toplumu olarak adlandırılan bu dönemde bireyler sürekli bir imge bombardımanı altında yönlendirilmekte, kitle olarak sürekli tüketmeye teşvik edilmektedirler. İnternet bir yandan farklı kültürler ve coğrafyalar arasında bilgi akışı ile bireylerin yaşamında çok yönlülüğü artırırken, bir yandan da popüler kültür imgeleri ile tek tipleşmeye götürmektedir. Sürekli bir koşuşturma halinde ve kendilerine sunulan seçenekler arasında tüketim yarışı içinde olan kitlenin nefes alabileceği alanlar yaratmak zorunlu hale gelmiştir. Postmodern toplumda her şeyin kültürleşmesine koşut olarak şekillenen sanat; bu anlamda yaratıcı ve özgür yapısı itibariyle izleyiciye oyun oynama şansı tanırken aynı zamanda da sanata dahil olma şansı vererek etkileşim noktasında bir artışa olanak sağlamıştır.
Endüstri devriminden günümüze kentsel alanda yaşanan değişim ve dönüşümlerin resim sanatındaki yansımaları
Tarih boyunca kentler toplumun ortak gereksinimlerini daha rahat karşıladıkları yaşam alanları iken Endüstri Devrimiyle birlikte toplumsal, fiziksel ve ekonomik olarak bir değişim süreci içerisine girmiştir. Kent kavramı sürekli değişim ve dönüşüm süreci yaşarken günümüzde kentleşme, endüstriyelleşme, teknoloji ve bilimsel gelişmelerle yeniden şekillenmiştir. Yaşanan gelişmeler kentleri en çok fiziksel ve toplumsal açıdan etkilerken siyasi ve sosyoekonomik değişimler kent kavramının yeniden tanımlanmasına neden olmuştur. Değişen ve dönüşen kentler fiziksel ve toplumsal olarak tarihsel belleğini yitirirken özünü kaybetmiş ve tek tipleşmeye neden olan bu süreç sanatçıları derinden etkilemiştir. Endüstriyelleşmeyle kentlerde yaşanan değişim ve toplumsal müdahalelere kayıtsız kalamayan sanatçılar, sanatlarını yeni sanat yaklaşımlarını da dâhil ederek kentsel değişim ve dönüşüm sürecini ifade etmeye yönelmişlerdir. Sanatçılar, modern kentlerdeki fiziksel ve bireysel değişimlerin yarattığı yıkım, dönüşüm, tek tipleşme, yabancılaşma ve kimliksizleşme gibi fiziksel ve toplumsal sorunların yarattığı melankoli, ruhsuzluk ve yalnızlık duyguları sanatlarına yansıtmışlar ve sürekli olarak dönüşmeye devam eden kent olgusunu sanatın önemi bir teması haline getirmişlerdir.
19. yüzyıldan günümüze dijitalleşen resim sanatı
Fransız Devrimi'yle birlikte skolastik düşüncenin toplum üzerindeki etkisinin azalması, bireyin düşündüklerini özgür bir şekilde ifade edebilmesini sağlamış, sanat ve bilim özgürlüğüne kavuşmuştur. Avrupa'da 18. ve 19. yüzyıllarda yaşanan toplumun siyasal, sosyal ve kültürel yapısındaki hızlı değişimler sanat pratiğini ve sanatçının ifade biçimlerini doğrudan etkilemiştir. Fransız Devrimi'yle başlayan bu süreç Sanayi Devrimi ile devam ederek modern toplumun temellerini atmış ve beraberinde birbirinin öncüsü sayılabilecek birçok sanat akımının ortaya çıkmasını tetiklemiştir. 20. yüzyılın son çeyreğinde ise teknolojik gelişmeler ışığında çeşitli dijital araçlar geliştirilmiş ve sanatsal pratiğe entegre edilmiştir. Ortaya çıkan bu yeni eğilimler, resimsel araçların ve ortamların değişmesine neden olmuş, sanatçının uygulama yüzeyi ile birlikte kullandığı araçlarda dijitalleşme süreci içerisine girmiştir. Araştırma kapsamında, resim sanatının dijitalleşme süreci Fransız Devrimi'nden başlayarak, 21. yüzyıl post-dijital toplumsal yapı kapsamında değerlendirilmiş ve kişisel uygulamalar araştırma kapsamına uygun şekilde üç ana başlık adı altında sergilenmiştir. Anahtar Sözcükler: Resim, Dijital resim, Modern sanat
Cumhuriyet sonrası Türk resminde sembol
Zamanın ve mekânın ötesinde evrensel bir dili olan semboller, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar filozofların, sanatçıların ve sanat tarihçilerinin üzerinde önemle durdukları bir kavram olmuştur. İnsanlığın ilkel dönemlerinden bu yana geçirmiş olduğu tüm süreçlerde sembol, siyasette, ekonomide, inanç sistemlerinde, savaşlarda ve barışlarda, bilimde ve sanatta kolay okunabilen ve kalıcı etkiler bırakabilen etkin bir rol üstlenmiştir. Hayatın her alanında karşımıza çıkan ve sanatın bütün dallarında etkin rolü olan sembol, tüm önemine rağmen sanat tarihinde sadece küçük başlıklar halinde incelenmiş olmakla beraber "Türk Resminde Sembol" konusunun özellikle de "Cumhuriyet Sonrası Türk Resminde Sembol" konusunda bir araştırma olmadığı yapılan ön çalışmayla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yapılacak araştırmanın merkezine Cumhuriyet sonrası Türk resminde sembolün kullanımı alınmıştır. Bu araştırmada mevcut durumu saptamaya yönelik betimsel yöntem kullanılmıştır. Konunun derinlemesine araştırılmasında öncelikle ilk bölümde sembolün tanımı, sınıflandırılması ve sembol kavramı altında işaret edilen ve çoğu zaman bir biriyle karıştırılan kavramlar incelenecektir. Sonrasında Avrupa resimde sembol başlığı altında araştırmacının yurt dışındaki çeşitli müzelerde yaptığı saha çalışması neticesinde edindiği bilgiler ve kaynaklar yardımıyla sanat alanında iz bırakan ve resimlerinde sembol kullanan Avrupalı sanatçıların eserlerinden örnekler sembolik açıdan irdelenecektir. Daha sonrasında araştırmanın merkezinde yer alan Cumhuriyet sonrası Türk resmi ve sembolik anlatım içeren örneklerin incelenmesiyle sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır. Sonuçta olarak estetik değer ve içerik açısından sanatçının bir ifade dili olarak tercih etmiş olduğu sembol/sembollerin resim sanatında kazandığı anlam ya da büründüğü ifadenin izleyici boyutunda nasıl anlam kazandığı irdelenmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İmge, Sembol, Simge, Resim, Türk Resmi.
Bin yıl boyunca Macar ile Türk Türk ile Macar resmi üzerine bir inceleme
Bu tez konusu; Macar Resim Sanatı ve Türk Resim Sanatı'nın özellikle duvar resim olmayan, farklı teknikler ya da farklı malzemelerle yapılmış olan tablo resim sanatının 12-21. yüzyıl arasında kalan döneminin tarihsel süreci ve bu süreçte her iki ülkenin ortak veya ayrı değerlerinin olup olmadığının araştırılarak irdelenmesi amacıyla çalışılmıştır. Bu nedenle Macaristan ve Türkiye'nin yaklaşık olarak bin yıllık minyatürlerden günümüze kadar süregelen özellikle tablo resim sanatına ait eserler ve gruplar, bu süreçleri anlatan paragraflarla birlikte tarihsel sıra göz önünde bulundurularak yazılmıştır. Bu çalışmada, her iki ülkenin sanatsal süreçleri, ülkelerin sanat eğitimine, ekonomik ve siyasi konularına değinerek araştırılmaya çalışılmıştır. Eserlere ait görseller ise bu süreçlerle eşzamanlı olarak seçilmiş ve değerlendirilmiştir.