Academic studies
72 theses under this subject heading
Sosyal bilgiler öğretimi alanında değer eğitimi konulu yüksek lisans tezlerinin incelenmesi
Günümüzün teknolojik gelişmeleri, bilginin yayılma hızını arttırırken, bununla birlikte yeni kültür popülasyonlarını da beraberinde getirmektedir. Toplumların kendilerine özgü kültürü ve bu kültür içerisinde yer alan değerleri vardır. Bu değerlerin oluşması ve toplum tarafından benimsenmesi yüzyılları bulabilir. Değerler oluştuktan sonra insanlar bunları yaşatmaya ve gelecek nesillere bu değerleri kazandırmayı amaç edinirler. Bu amaç doğrultusunda gerek formal gerekse informal olarak bu değerler nesilden nesile bir süreç olarak aktarılmaya devam eder. Değer kazandırma süreci formal olarak okullarda gerek programlar içerisinde gerekse örtük program şeklinde ve değerler eğitimi adı altında okutulmaya başlanmıştır. Değerler formal olarak okullarda kazandırılmaya çalışıldığından beri sosyal bilgiler dersi bu gayenin temel dersi olmuştur. Yapılan her öğretim programında Sosyal Bilgiler dersi içerisinde temel değerler yer almıştır. En son yayımlanan Sosyal Bilgiler Öğretim Programında da 18 temel değer verilmiş ve bunların kazandırılması hedeflenmiştir. Değerler, kazandırılmaya çalışılırken, bunların ne denli kazandırılabildiği de araştırmacıların merak konusu olmuştur. Bu merakın giderilmesi için özellikle yüksek lisans düzeyinde tezler yazılmış ve değerlerin ne denli kazandırılabildiği bulgularla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmaların bir araya getirilmesi ve tasnif edilmesi de oldukça önemlidir. Bundan dolayı, yapılan bu çalışma, sosyal bilgiler eğitimi alanında yazılmış değer konulu tüm yüksek lisans tezlerinin incelemesini içerdiği için de oldukça önemlidir. Bu çalışmanın çalışma grubunu yüksek lisans tezleri oluştururken ve örneklemini ise 1998-2019 yılları arasında sosyal bilgiler öğretimi alanında değer konulu yüksek lisans tezleri oluşturmaktadır. Bu doğrultuda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak tablolaştırılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, sosyal bilgiler eğitimi alanında yazılmış olan değer konulu yüksek lisans tezlerinin genelde tüm değerleri birlikte alan bütüncül çalışmalarla yazıldığı, en çok kullanılan araştırma yönteminin nicel araştırma yöntemi olduğu, araştırma örneklemi alt probleminde öğretmen kategorisinin birinci sırada olduğu ve örneklem büyüklükleri alt probleminde ise 0-100 kişi arası örneklem büyüklüğünün ilk sırada olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmaların veri toplama aracı kullanımında anket veri toplama aracının ilk sırada yer aldığı, cinsiyet alt probleminde kadın araştırmacıların daha fazla olduğu, yapılan araştırmaların üniversitelere göre dağılımına bakıldığında eşit bir dağılımın olduğu, araştırmaların yapıldığı enstitüler alt probleminde ise eğitim bilimleri enstitüsünün ilk sırada yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca tezlerin yapıldığı yıllar ile ilgili bulgularda ise en fazla tezin 2019 yılında yazıldığı, en az tezin de 2006 yılında yazıldığı tespit edilmiştir
An analysis of the functional moves in the introduction sections of research articles written by Turkish scholars
English is the main medium of communication among academic researchers. Publishing in international journals may become very challenging for non-native speakers who may have different conventions of writing research articles. In the existing literature, research articles (RAs) written in English and in other languages have been examined in order to explore whether the textual organization in various languages is similar or different. However, intercultural studies of texts produced by L2 writers in English are few in number - in particular studies focusing on the introduction section which is known to be troublesome for novice writers (Ahmed, 2004; Jogthong, 2001). Moreover, while abstracts in academic writing have received attention recently, much less research has investigated introduction sections and there has been little descriptive investigation of their move structure, including interdisciplinary variation. Introduction sections of RAs are of great importance because in these sections writers create rhetorical patterns in each language to claim knowledge. Due to lack of enough research in the introduction sections of RAs, this study aimed to examine research article introductions (RAIs) written in English and Turkish by Turkish speakers across two disciplines- Preschool Education and Special Education, using Swales' (2004) CARS Model to focus on the move and step structures. The analyses of the data indicated the existence of both similarities and also differences. The findings demonstrated that both native and non-native writers are well aware of the functional moves of the introduction sections of the research article proposed by Swales (2004). The results demonstrated that although less than half of the RAIs followed the move sequence of 1-2-3 in both of the disciplines, regardless of the sequence, all of the moves were existent to a high degree in the RAIs. A couple of implications were drawn from the study and some suggestions were made regarding teaching second language writing in general and also teaching English academic writing for Turkish advanced learners and Turkish scholars. Key words: Research Articles, Introduction Sections, Contrastive Rhetorics, CARS Model, Teaching Academic Writing.
Araştırma makalelerinde etkileşimsel üstsöylem öğeleri
Bu çalışmanın amacı Türk yazarlar tarafından yazılmış Türkçe, İngilizce, Amerikalılar tarafından yazılmış İngilizce makalelerde üstsöylem öğelerinden iletişimsel boyutunun kullanımını araştırmaktır. Bu amaçla yabancı dil öğretimi alanında yayınlanmış 150 makale, Hyland ve Tse (2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir. Amerikalı akademik yazarlar ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50şer İngilizce makale ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50 Türkçe araştırma makalesi incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırma desenini temel almıştır ve bu nedenle veriler nitel bir çözümleme programı olan NVivo 10'da incelenmiştir. İngilizce araştırma makaleleri uluslararası yayınlanan hakemli dergilerden, Türkçe araştırma makaleleri de ulusal yayınlanan hakemli dergilerden toplanmıştır. Amerikalı akademik yazarların özgeçmişleri kişisel ve kurumsal internet sitelerinden incelenmiş olup, eğitimini (Yüksek Lisans ve Doktora) ABD'lerinde tamamlamış olup bir ünivesitede çalışan akademisyenler seçilmiştir. Veriler Hyland ve Tse(2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir ve bazı öğe gruplarında yapılan pilot çalışma sonrası eklemeler yapılmıştır. Tüm veriler ek öğelerin ilk çözümleme sürecinde ortaya çıkmasından dolayı iki kez incelenmiştir. Etkileşimsel öğelerin frekansları bulunmuş olup yazarlar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için istatistiksel test uygulanmıştır (binom testi). Binom test sonucunda etkileşimsel üst söylem öğelerinin araştırma makalelerinde Amerikalı ve Türk akademik yazarlar arasında farklılık görülmüştür. Amerikalı yazarların etkileşimsel üst söylem öğrelerini Türk yazarlara göre İngilizce yazılan makalelerde daha fazla kullandıkrları bulunmuştur. Türk yazarların bu öğeleri İngilizce araştırma makalelerinde Türkçe araştırma makalelerine göre daha sık kullandıkları gözlemlenmiştir. Alt kategorilerden eminlik, tutum belirteçleri ve ben/biz dili açısından anlamlı farklılılar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik yazma, araştırma makaleleri, etkileşimsel üstsöylem öğeleri.
Türkiye'de üstün yetenekliler ve üstün zekâlılar alanında yapılmış akademik çalışmaların çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de üstün yetenekliler ve üstün zekâlılar alanında yapılmış akademik çalışmaların ne düzeyde olduğunu saptamaktır. Bu araştırmada nitel araştırma kapsamında değerlendirilen belge/döküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın kapsamını, üstün zekâlılar ve üstün yetenekliler ile ilgili yapılmış tüm tez, makale, bildiri, kitap ve internet kaynakları oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerine yök tez merkezindeki ilgili tezler, ulakbim resmi sitesinde yer alan makaleler, üniversitelerin kütüphanelerindeki kataloglar ve internetteki arama motorları kullanılarak ulaşılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzdeler kullanılarak sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, en çok çalışma bildiri alanında, en az çalışma ise doktora tezi alanında yapılmıştır. Yüksek lisans tezi düzeyinde en çok çalışma 2007 ve 2010 yıllarında yapılmıştır. Doktora tezi düzeyinde en çok çalışma 2012 yılında yapılmıştır. Makale düzeyinde en çok çalışma 2013 ve 2004 yıllarında yapılmıştır. Makale çalışmalarının 241'i (% 79.01) 2003 sonrası yıllarda yayınlanmıştır. En fazla bildiri çalışması 2012 yılında yayınlanmıştır. Bildiri çalışmalarının 510'u (% 93.40) 2003 sonrası yıllarda yayınlanmıştır. Bu alanda en fazla kitap 13 (% 10.4) adetle 2010 yılında yazılmıştır. Yazıldıkları üniversiteye bakıldığında en fazla yüksek lisans (26 adet) ve doktora tezleri (13 adet) İstanbul Üniversitesi bünyesinde çıkarılmıştır. En fazla çalışılan yüksek lisans tezleri (% 46.21), durum saptamayı konu alan tezler olurken, en fazla doktora tez çalışması (% 44.44), üstün zekâlıların ve üstün yeteneklilerin eğitimini konu alan tezler olmuştur. Makaleler konu dağılımlarına göre incelendiğinde en fazla makale (% 34.42), durum saptamayla ilgili olurken en fazla bildiri (% 40.29), üstün yetenekliler ve üstün zekâlıların eğitimi alanında olmuştur. Anahtar Kelimeler: Üstün zekâ, üstün yetenek, enderun
Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik çalışmaları açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik profillerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca matematik eğitimi alanındaki yüksek lisans ve doktora programlarının bölgesel dağılımlarından da bahsedilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma betimsel bir çalışmadır. Bu çalışma kapsamında 2014 yılında matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan 443 öğretim elemanı tespit edilmiştir. Bunlar arasından 411 öğretim elemanının elektronik posta adresine ulaşılarak iletişime geçilmiştir. İletişime geçilen öğretim elemanlarına çalışmanın amacı kısaca anlatılmış ve öğretim elemanlarından akademik özgeçmişleri talep edilmiştir. Bu yöntemle toplanan verilerin analizi sonucunda, matematik eğitimi alanında görev yapan öğretim elemanlarından en fazla sayının yardımcı doçent doktor (%39,73) ve araştırma görevlileri (%33,41) kadrolarına ait olduğu görülmüştür. Profesör doktor unvanına sahip öğretim elemanları arasından doktorasını matematik eğitimi alanında yapanların sayısının çok az (%15,78) olduğu tespit edilmiştir. Yayınlar açısından incelendiğinde; ulusal dergilerde yayınlanan makalelerin %88,02'sinin matematik eğitimi konularına ait araştırmalardan oluştuğu, pür matematik konularını araştıran öğretim elemanlarının ise daha çok (%89,30) uluslararası dergilerde faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. Konferanslarda sunulan ya da özet kitabında yer alan bildirilere ait veriler analiz edildiğinde ise ulusal konferanslarda profesör doktor kadrosunda bulunan öğretim elemanlarının kişi başına düşen bildiri sayısının diğer unvanlara göre daha fazla (13,14 bildiri) olduğu görülmektedir. Uluslararası konferanslarda ise bu oranın en yüksek (12,31 bildiri) olduğu grubun doçent doktor unvanına sahip öğretim elemanlarına ait olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: matematik eğitimi, öğretim elemanları, akademik profil
Probleme bei der didaktik der berufssprache Deutsch im Türkischen hochschulwesen und alternative lösungsvorschläge in bezug auf die akademische ausbildung
Die Fremdsprache fungiert in unserem interkulturellen Zeitalter sozusagen als ein grundlegendes Element, mit dem das Individuum mit anderen Menschen, die anderen Kulturen angehören, grenzenüberschreitend kommunizieren kann. Daneben machen neue Umstände es auf unübersehbare Weise deutlich, dass nur der alleinige Erwerb der Fremdsprache den überwiegend berufsorientierten Anforderungen nicht mehr genügt. Dass unsere Welt bzw. zurzeit infolge der Globalisierung zu einem kleinen Dorf wurde, machte übrigens den Erwerb der mehreren fachsprachlichen Kompetenzen zusehends nötig. Denn Menschen treten, die zu verschiedenen Kulturen gehören, im Berufsleben öfters als vorher in Kontakt, indem sie interkulturell miteinander Handel betreiben. Aus diesem Grund wurde es unabdingbar, dass man stark, um mit anderen Leuten Geschäfte durchführen zu können, auf sehr gute (fach)-fremdsprachliche Fähigkeiten angewiesen ist. Ferner wirkt sich die interkulturelle Begegnung auch auf die Fremdsprachenpolitik vieler Länder aus, sodass sie primär den fundamentalen Fremdsprachenunterricht in frühere Klassen vorverlegen und in ihrem nationalen Curriculum meistgeprochene Sprachen wie Deutsch, Französisch und Spanisch als Zweit- oder Drittsprache anbieten müssen. In dieser Hinsicht bietet die Türkei z.B. Fremdsprachen wie das Englische ab zweiter Klasse in der Grundschule, wohingegen das Deutsche als Zweitsprache in meisten staatlichen Schulen erst auf der gymnasialen Stufe ab neunter Klasse eingeführt wird. Trotz all dieser Ausführungen, mit denen man die Vermittlung der strittigen Fremdsprachen im türkischen Bildungssystem erfolgreich durchzusetzen versucht, weist leider unsere (fach)-fremdsprachliche Fremdsprachenpolitik im Vergleich zu führenden Nationen wie England und Deutschland erhebliche Schwächen auf, wie sie durch weltweit renommierte Untersuchungen wie z.B. Education First EPI (EF EPI), English Profiency Index und Pisa Studie öfters bestätigt werden. Darüber hinaus wirken sich die vorherrschenden Marktverhältnisse derzeit auf das Konzept der berufsbezogenen Fremdsprache derart aus, dass ein grundsätzlicher Perspektivewechsel sozusagen im Fachsprachenunterricht dringend zur Debatte steht. Infolgedessen erwarten z.B. viele Global Player wie Bosch und Mercedes im multikulturellen Handelsnetz, dass angehende Arbeitskräfte nicht nur allgemeinsprachliche sondern auch fachbezogene Fremdsprachenkenntnisse im hochen Maß beherrschen müssen. Dies führt nämlich im Fremdsprachenunterricht dazu, dass sich Lernerbedürfnisse und Erwartungen gegenüber Fachsprachenunterricht arbeitsmarktorientiert verändern. Lernende erwarten mit anderen Worten vom Fremdsprachenunterricht, dass er sie entsprechend den beruflichen Anforderungen mit Handlungskompetenzen genügend ausrüstet, die sie im Berufsleben angemessen umsetzen können. Überdies leiden viele Studierende in der Türkei unter dem Fachsprachenunterricht, da die didaktische Gestaltung des Fachsprachendeutsch, die vermeintlich verbreitete, eher auf der GÜM- Methode beruhende methodische Vorgehensweise sowie die Fachkompetenz von vielen Lehrenden den marktdominierenden Verhältnissen und jobzentrierten Lernererwartungen kaum entsprechen. Des Weiteren sind die meisten Lernenden leider im Fachsprachenunterricht einem deutlichen Motivationsverlust und einer von Fremdsprache bedingten Verdrossenheit ausgeliefert, da sie trotz ihrer langjährigen Auseinandersetzung mit der Zielsprache wie im Englischen kaum bemerkenswerte Fähigkeiten erworben haben. Vielen Studierenden, die Fachsprachendeutsch bekommen, ist es in diesem Sinne schon bewusst, dass es zwischen dem behandelten Wortschatz und ihrem echten Fremdsprachniveau eine gravierende Kluft gibt, die sie zeitlich gesehen lediglich im zweistündigen deutschen Fachsprachenunterricht kaum überwinden können. Zudem erfordern Kompetenzen, die im Fachsprachenunterricht durch Lernende scheinbar angestrebt werden, ziemlich höheres Sprachwissen und Sprachkönnen. Des Weiteren übertrifft meistens das Niveau von Fachtexten und deren werkimmanenten Übungen die meisten Lernenden, welche sich oft damit schwertun und sich deshalb indes schnell langweilen. In diesem Sinne möchte die vorliegende Arbeit manchen grundsätzlichen Fragen nachgehen, wo überhaupt die Probleme bei der (fach)-fremdsprachlichen Didaktik im türkischen Hochschulwesen liegen und wie man sie endlich sprachdidaktischer-und methodischer Sicht überwinden kann. Inwieweit lernerinterne und lernerexterne Faktoren diesen Zustand prägen, wird zudem in der vorliegenden Arbeit umfangreich behandelt, wobei der Schwerpunkt überwiegend auf dem Bereich ''Deutsch als Fachsprache'' liegt. Damit zielt diese Arbeit noch darauf, durch die Klarstellung der oben angeführten strittigen Problemfelder im Bereich ''Deutsch als Fachsprache'' einige Lösungsvorschläge einzubringen und somit zur endgültigen Problembeseitigung beizutragen. Zur empirischen Bestätigung der wesentlichen Problemfelder bediente man sich in der Arbeit einer werkimmanenten Umfrage. Dazu wurden insbesondere Studierende der Türkisch-Deutschen Universität befragt, da sie ab der Vorbereitungsklasse das fachfremdsprachliche Fachsprachendeutsch hundertprozentig auf Deutsch erhalten. Zur empirischen Datenerhebung wurde diese Universität bewusst den anderen Universitäten vorgezogen, weil Studierende da ab der Vorbereitungsklasse überwiegend von sogenannten deutschen (Native Speakern) lediglich auf Zielsprache Deutsch unterrichtet werden. Aus der Umfrage resultierte vor allem, dass Studierende Fehlen eines passenden fachsprachlichen Lehrwerkes im Fach '' Deutsch als Fachsprache'' offenbar bemängeln und den Einsatz eines allgemeinsprachlichen Lehrwerkes im Unterricht für ungeeignet halten. Überdies ergab sich aus der Umfrage folgendes, dass viele Studierende bis zum Abschluß die Fortsetzung des Fachsprachenunterrichts nötig finden. Aus der Befragung resultierte noch, dass sich Lektoren, die ''Deutsch als Fachsprache'' anbieten, in der Fachsprache gut auskennen sollten, um fachbezogene Themen und Begriffe deutlicher erklären zu können. Aus der Umfrage ergab sich übrigens, dass Studierende, die im Gymnasium ''Deutsch als Erstfremdsprache'' mit höcherer Stundenzahl bekommen haben, im (fach)-fremdsprachlichen Unterricht von ihren vorher erworbenen Kenntnissen mehr Nutzen ziehen können. Zuletzt ergab sich also aus der Umfrage, dass die sogenannten deutschen Native Speaker, die als Lehrkraft im Fachsprachenunterricht agieren, durch die Vermittlung von ihrem kulturspezifischen sowie dem landeskundlichen Wissen, die Umsetzung von handlungsorientierten Unterrichtsmethoden und den Einsatz der paralinguistischen Mittel wie z.B. Rollenspiele, Szenario und Theather auf Studierende zusehends positiven Einfluss ausüben. Ausgehend von Ergebnissen lässt sich leicht konstatieren, dass viele unter Befragten, die an übliche Dominanz der Muttersprache im türkischen (fach)-fremdsprachlichen Unterrichtskonzept gewöhnt sind, den andersartigen deutschen Fachsprachenunterricht durch Native Speaker, die währenddessen nur sprachlich auf Deutsch handeln, als effizienter und realitätsnach betrachten. Schlüsselwörter: Deutsch als Fachsprache, veränderte Bedürnisse der Zielgruppe, Mangel an fachspezifischen Lehrwerken, Unterrichtsmethoden, Einfluss von Native Speakern
Cerrahi hemşireliği alanında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlayan bireylerin tez çalışması sırasında karşılaştıkları güçlüklerin belirlenmesi
ÖZET CERRAHİ HEMŞİRELİĞİ ALANINDA YÜKSEK LİSANS TEZ ÇALIŞMASINI TAMAMLAYAN BİREYLERİN TEZ ÇALIŞMASI SIRASINDA KARŞILAŞTIKLARI GÜÇLÜKLERİN BELİRLENMESİ Mehmet Eren GÖKÇEN, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Ana Bilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans, Gaziantep, 2018 Bu çalışma cerrahi hemşireliği alanında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlayan bireylerin tez çalışması sırasında karşılaştıkları güçlüklerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2010-2016 yılları arasında Sağlık Bilimleri Enstitülerinin Hemşirelik Ana Bilim Dalı veya Cerrahi Hemşireliği Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programlarında tez çalışmasını cerrahi hemşireliği alanında tamamlamış olan bireyler oluşturdu. Ulusal tez merkezinden bu alanda tamamlanmış 85 tez çalışması olduğu tespit edildi. Örneklemini ise e-posta yolu ile çevrimiçi gönderilen tez anket formunu tamamlayan 42 kişi oluşturdu. Verilerin analizi, araştırmanın tanımlayıcı değişkenleri (katılımcıların tanıtıcı özelliklerinin dağılımı, tez çalışmalarını yaptıkları üniversitenin ve tez araştırmasının tanıtıcı özelliklerinin dağılımı) sayı ve yüzde (%) olarak hesaplandı. Tez Sürecinde Yaşadıkları Güçlükleri Belirlemeye yönelik anket sorularının verilerinin gösteriminde sayı ve yüzde (%) değerleri kullanıldı. Tanıtıcı özellikler ile anket sorularının karşılaştırılmasında Ki Kare ve Fisher's Kesin Ki Kare testleri yapıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri alındı. Çalışma sonucunda katılımcılar tezin tüm aşamalarında güçlük yaşadıklarını belirttiler. Tez çalışmasının cerrahi alanda yapılmasından kaynaklanan hastanın tıbbi durumu, hemşirelerin iş yoğunluğu ve ailelere ulaşmak ile ilgili tüm katılımcılar güçlük yaşadıklarını ifade ettiler. Daha önce bilimsel araştırma yapmış olmak, tez süreci ile ilgili eğitim almış olmak, üniversitede istatistik biriminin olması, yaşanılan güçlükleri azalttı.
Türkiye'de 2004-2017 yılları arası sosyal bilgiler eğitimi ve öğretimi alanında yapılmış doktora tez çalışmalarının konu alanı ve metodolojik olarak incelenmesi
Bu araştırma Türkiye'de 2004-2017 yılları arasında sosyal bilgiler eğitimi ve sosyal bilgiler öğretimi alanında yapılmış doktora tezlerinin konu alanı ve metodolojik olarak eğilimlerini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırma, nitel yönteme göre desenlenmiştir. Sosyal bilgiler eğitimi ve öğretimi alanında yapılmış doktora tezlerinin nitel olarak incelenebilmesi için doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Yüksek Öğretim Kurulu Dokümantasyon, Yayın ve Daire Başkanlığı'na ait veri tabanında bulunan, 2004-2017 yılları arasında sosyal bilgiler eğitimi ve sosyal bilgiler öğretimi alanında yazılmış doktora tezleri oluşturmaktadır. 10.07.2018 tarihinde izinli olan sosyal bilgiler eğitimi alanında 65, sosyal bilgiler öğretimi alanında yapılmış 87 doktora tezine ulaşılmıştır. Buna göre doktora tezleri yıllara, üniversitelere, enstitülere, anabilim dalına, bilim dalına, danışman unvanlarına, tez diline, sayfa sayısına, araştırma konularına, örnekleme yöntemlerine, örneklem büyüklüğüne, çalışma grubuna, araştırma desenlerine, veri toplama araçlarına, analiz yöntemlerine, geçerlik ve güvenirlik yöntemleri şeklinde kategorilere ayrılmıştır. Oluşturulan kategorilerde frekans ve yüzde durumları çıkarılarak bulgular elde edilmeye çalışılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından oluşturulan tez inceleme formu ile incelenerek bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Verilerin analizinde betimsel içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler Eğitimi, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Doktora Tezi, Doküman İncelemesi
Türkiye akademisinde göç ve kültür çalışmaları
Türkiye toplumu, 2011 yılından bu yana, Suriye'den göç eden insanlarla neredeyse 10 yıllık bir birlikte yaşama tecrübesi edinmiştir. Bu zaman dilimi içerisinde Türkiye'de göç çalışmaları ve araştırmalarına ilgi hızla artış göstermiş, projelere gelen destek ve fonlarla birlikte daha fazla saha çalışmasının önü açılmış ve konuyla ilgili yazılan rapor, tez, makale vb. yayınların sayısında yükselen bir ivme yakalanmıştır. İstihdam, eğitim ve sağlık gibi konuların yanı sıra aynı mekanı paylaşan iki toplumun birlikte yaşama pratiği ve kültürü de pek çok kavram altında tartışılmaya başlanmıştır. Sürecin misafirlikten kalıcılığa uzanan yapısı gerek siyaset yapımında gerek akademik literatürde entegrasyon, uyum, çokkültürlülük gibi kültürü de içeren kavramların/yaklaşımların ön plana çıkmasına neden olmuş ya da çıkması gerekliliğini doğurmuştur. Bu araştırma, göç ve bir arada yaşama konusunda önemli bir yer teşkil eden kültür kavramının Türkiye akademisindeki çalışmalarda nasıl yer aldığını, dolayısıyla Türkiye akademisinde Suriye göçü ve kültür konusunun nasıl çalışıldığını anlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla Dergipark üzerinde yapılan taramayla elde edilen makaleleri biçim ve içerik açısından 12 farklı kategori altında değerlendiren bu araştırma, Türkiye'de konuyu çalışan akademik makalelerin artışta olduğu, en çok doktor öğretim üyelerinin konuyu çalıştığı, yazılan makalelerin %55.9'un tek yazarlı olduğu ve %55.9 oranında kadın yazarlar tarafından yazıldığı ve makalelerin en çok entegrasyon ve uyum kavramlarını kullandığı gibi birtakım sonuçlara ulaşmıştır.
Öğretmen adaylarının akademik çalışmalarındaki bilgi kirliliğine ve bilgi kirliliği ile baş etme stratejilerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının akademik çalışmalarındaki bilgi kirliliğine ve bilgi kirliliği ile baş etme stratejilerine ilişkin görüşlerini cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm ve bilgi kirliliği kavramlarıyla ilgili ön bilgiye sahip olma değişkenleri açısından incelemektir. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Adana ilinde bulunan Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 1188 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen çevrimiçi anket kullanılmıştır. Anket geliştirildikten sonra anket maddeleri Google Forms çevrimiçi ortamına aktarılmış ve katılımcıların çevrimiçi olarak anketi yanıtlayabilmeleri için tüm koşullar sağlanmıştır. Araştırmada anketten elde edilen veriler için frekans ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır ve veriler Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının bilginin kalitesinden kaynaklanan bilgi kirliliğinin farkında oldukları, yeni bir gelişim olan yanlış bilginin türlerini içeren kişilerin davranışlarından kaynaklı bilgi kirliği hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları ve bilgi kirliliği ile başa çıkma konusunda yeterliliklerinin arttırılması gerektiği belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının akademik çalışmalarındaki bilgi kirliliğine ilişkin görüşlerinin cinsiyet, sınıf, bölüm ve ön bilgi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Buna göre öğretmen adaylarının bilginin kalitesinden ve kişilerin davranışlarından kaynaklanan sebeplerle oluşan bilgi kirliliğine ilişkin görüşlerinde erkek öğretmen adaylarının kadın öğretmen adaylarından daha yüksek madde ortalamalarına sahip olduğu ve dördüncü sınıf öğretmen adaylarının diğer sınıf öğretmen adaylarından daha yüksek madde ortalamalarına sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının ön bilgi düzeylerinin eksik olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Bilgi kirliliği ile baş etme yolları ile ilgili görüşlerde ise kadın öğretmen adaylarının erkek öğretmen adaylarından daha yüksek madde ortalamasına ve üçüncü sınıf öğretmen adaylarının diğer sınıf öğretmen adaylarından daha yüksek madde ortalamasına sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmen adaylarının bilgi kirliliği ile baş etme yolları ile ilgili görüşlerinde ön bilgi düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi kirliliği, bilgi kalitesi, bilgi kirliliği ile baş etme stratejileri, yanlış bilginin türleri
Modern sonrası paradigmaların örgüt kuramı ve örgüt çalışmalarına yansımaları
Özet Post-modern ve postmodern terimlerine çeşitli anlamlar verilmektedir. Post-modern terimi sanayi kapitalizminde bir dönüşüme işaret etmektedir. 1960'ların sonundan günümüze post modern kuramlar mantığım kritik etmeksizin, endüstrileşmenin uygulama ve biçimlerine üretim temelinde odaklanmaktadır. Bazı kaynaklarda post-modern paradigma üretim biçimlerinde teknolojinin etkisini ele alırken, diğerleri sanayi ekonomisinden hizmet ekonomisine geçişi ele almaktadır. Bu kuramların genellikle endüstri ötesi üzerine "modernist bir perspektifi" yansıttığı söylenebilmektedir. Diğer taraftan, postmodern paradigma üretim, pazarlama yöntemlerine ve ekonomik analizlere daha az odaklanırken bu sistemlerin oluşturulmasında kullanılan dil uygulamalarına (söylem)ise daha fazla odaklanmaktadır. Bunun da ötesinde bu yaklaşım "gerçek"in sosyal bir etkileşim ürünü olduğunu ileri sürmektedir. Postmodern perspektif evrensel bilimsel doğruların, dil oyunları, paradigmalar, metaforlar, gelenekler, söylemler ve dünya görüşleriyle ortaya çıktığını vurgulamaktadırlar. Kısaca, postmodernlerin çalışmaları bizi örgütler hakkında farklı düşünmeye çağırmaktadır. Bu çalışma post-modern/postmodern paradigmaların Türkiye'deki akademik örgüt çalışmalarına yansımalarını inceleyen bir araştırmayı kapsamaktadır.
2000 ile 2019 yılları arasında Türkiye'de ve yurt dışında eğitim yönetimi alanında yayınlanan makalelerin tematik açıdan değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı eğitim yönetimi alanında Türkiye'de ve yurt dışında 2000'li yıllardan sonra ortaya çıkan eğilimleri ve yönelimleri tespit etmektir. Bu doğrultuda Türkiye'de Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi (KUEY) dergisinde yayınlanan 503 makale; yurt dışında ise Educational Administration Quarterly (EAQ) dergisinde yayınlanan 475 makale ile Educational Management Administartion and Leadership (EMAL) dergisinde yayınlanan 766 makalenin tematik açıdan analiz edilmesi ve karşılaştırmalı sonuçlar çıkarılması amaçlanmaktadır. Eğitim yönetimi alanında önemli görülen bu yabancı ve yerli dergilerde yayınlanan makalelerin tematik açıdan analiz edilmesi ile Türkiye'deki ve genel olarak dünyadaki yönelimlerin ortaya çıkarılarak ve bu yönelimlerdeki benzerlik ve farklılıklarını incelenmesi ile genel bir durum değerlendirmesi yapılması hedeflenmektedir. Yöntem: Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Dünya genelinde eğitim yönetimi konusunda sınırlandırılmış bir araştırma bütünü belirlenmiştir ve literatürde sistematik bir arama yapılmıştır. İlgili yayınlar indirilerek makalelerden elde edilen bilgiler, çalışmalarda geçerli olan eğilimler analiz edilmiş ve sonuçları sentezlenmiştir. Bu, dünya genelinde yaklaşık son yirmi yılda eğitim yönetimi üzerine literatürde meydana gelen değişim modellerinin analiz edilmesini olanaklı kılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamında incelenen yerli ve yabancı makaleler 14 kategori altında incelenmiştir. Ülkemizde yayınlanan KUEY dergisinde en fazla eğitim ve öğrenme öğretme (n=165, yüzde 32,8) kategorisi incelenmiştir. Liderlik ise EAQ (n=121, yüzde 25,4) ve EMAL (n=305, yüzde 39,8) dergilerinde en sık kullanılan kategoridir. Bu makalelerde eğitim yönetimi ile ilgili yeterli sayıda çalışma yapılmadığı görülmektedir. Araştırma kapsamında incelenen KUEY dergisinde yayınlanan makalelerde yalnızca tema açısından bakıldığında en sık değinilen temanın üniversite yönetimi (n=28) olduğu ortaya çıkmıştır. EAQ ve EMA&L dergilerinde yayınlanan makalelerde en fazla ele alınan temanın ise liderlik (EAQ n=34, EMAL n= 87) olduğu ortaya çıkmıştır. Yabancı makalelerde ırkçılık, eşitlik, kadın yöneticiler, cinsiyet farklılığı gibi temalar en fazla incelenen temalar arasında iken durum yerli makalelerde tam tersi biçimindedir Yerli makalelerde örgütsel çatışmaların çözülmesine ve örgüt birliğinin sağlanmasına, örgüt üyelerinin örgüte bağlı olmalarına, okul ve sınıf düzeninin sağlanmasına ve öğrenci disiplininin sağlanmasına önem verilmiştir. Türkiye'de disiplin sağlama konusuna daha fazla önem verilirken yabancı ülkelerde daha çok okul işbirliğinin sağlanması, okul ilişkilerinin düzenlenmesi, okulun geliştirilmesi ve mesleki gelişim gibi konular önem görmüştür. Tartışma ve Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda alanda üretilen araştırmaların eksikliklere sahip olduğu ve özgün araştırmaların sayısının az olduğu görülmüştür. Alanda yazılan makalelere tema açısından bakıldığında, üniversite yönetimi (n=28), örgütsel bağlılık (n=14), çatışma yönetimi (n=17), öğrenci gelişimi (n=17), okul kültürü (n=17), öğrenci gelişimi (n=17), bilimsel çalışmalar (n=16), eğitim denetimi (n=15), örgütsel vatandaşlık (n=13), öğretmen yeterliliği (n=13), yönetici yeterliliği (n=13), sınıf yönetimi (n=13), okul yönetimi (n=12), tükenmişlik (n=12), yönetici tutumları (n=12), ölçme değerlendirme (n=12), öğrenci disiplini (n=12), eğitim yönetimi (n=11) gibi temalarda yığılma olduğu liderlik gibi önemli temalara ise çok az sıklıkla değinildiği görülmüştür. Bu araştırma bulguları ve sonuçları doğrultusunda eğitim yönetimi alanının Türkiye'deki ve yurt dışındaki durumunun ortaya konularak alanda gerçekleştirilecek çalışmalara yön vermesi beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Educational Administration Quarterly, Educational Managemenet Administration and Leadership, Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, Eğitim Yönetimi.
Türkiye'de girişimcilik üzerine yapılmış tezlerin incelenmesi
Günümüz dünyasındaki çoğu birey, çevrelerinde oluşacak fırsatları değerlendirmek istemektedirler. Bu fırsatların sunduğu faydayı elde edebilmek için de girişimcilik adında bir kavram doğmaktadır. Temelde Fransızca kökenli kelime olan bir şey yapmak anlamına gelen entreprede kelimesinden türetilmiştir. Ülkeler bu kavramı geliştirici politikalar, bilimsel çalışmalar ile birlikte girişimciliği teşvik eden planlamalar yapmaktadırlar. Bu kavram gelişme gösterdikçe görülmüştür ki ekonomik, sosyal, kültürel mali etkenler vb. faktörler olmak üzere birçok faktörden etkilenmiştir. Küreselleşen dünyada globalleşen rekabet ortamında şartların gün geçtikçe zorlaşacağı ekonomik alanda ulusların var olabilmesi için rekabet ortamı çok önemli bir etkendir. Toplumların zaman yolculuğunda özellikle bilgi toplumuna geçişten sonraki dönemle beraber girişimcilik farklı bir yapıya bürünmüştür. Girişimcilik geliştikçe yeni fırsatlar oluşturan bu fikirleri yeni mal ve hizmetlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Mal ve hizmetlerdeki bu yenilik de ekonomik büyümeyi sağlamıştır. Girişimcilik ekonomik büyümenin yanında istihdam alanları oluşturulmasına, bir toplumun sosyo-ekonomik seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Kökeni bayağı eski tarihe dayanan girişimcilik, uzunca bir yolculuğa çıkarak günümüzde değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır. Mal ve hizmet üretimi için işe girişen, iş yapmaya kalkışan kişi ise girişimci olarak adlandırılmaktadır. Geçmişte, Osmanlı dönemin de tüccarlığı ve kişisel yetenekler şeklinde biçimlenen girişimciler, Cumhuriyetin kurulmasıyla yeteneklerin üstüne çıkmıştır. Ülkede kalkınmayı sağlama amaçlı devlet eliyle gerçekleştirilen yatırımlar 1960'lardan itibaren yerini serbest girişimcilere bırakarak yeni yeni girişimciler ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Ortaya çıkan bu girişimcilerin hemen hepsi vasıflı özelliklere sahip benzer kişilerdir. Bu kişiler risk alan, üretim araçlarını doğru şekilde kombinleyen, gerekli mal ve hizmetleri hayata geçiren, hizmet ve ürünlerin kara dönüşeceği pazar imkanlarını keşfeden kişi olarak tanımlanır. Bu çalışma ile ülkemizde girişimciliğe dair yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerine dair akademik çalışmaların konuları, araştırma yöntemleri, uygulama alanları ve bu tezlerden ortaya çıkan araştırma sonuçları ile araştırma sayıları üzerinde durulmuştur. Araştırmamız 1988 ile 2021 yılları arasında yapılan tez çalışmalarını içermektedir.
Fen eğitiminde STEM: Bir içerik analiz çalışması
Günümüzde STEM hakkında çok sayıda araştırmaların yapılmış olması bu konu hakkında genel bir çerçevenin oluşturulması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de 2014-2021 yılları arasında fen eğitiminde STEM uygulamaları ile ilgili hazırlanmış lisansüstü tezleri incelemektir. YÖK Ulusal Tez Merkezinde yapılan tarama sonucunda 39 doktora ve 153 yüksek lisans tezine ulaşılmıştır. Tezler içerik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında incelenen tezler; türüne, yayımlanma yılına, danışman ve sorumlu yazarların cinsiyetine, danışma unvanına, kaynakça sayısına, kaynak güncelliğine, kaynak türüne, sayfa sayısına, üniversite ve enstitülerine, illerine, araştırma süresine, "STEM" kullanılma biçimine, yöntemine, desenine, örneklem belirleme yöntemine, örneklem grubuna, örneklem büyüklüğüne, araştırma konusuna, veri toplama araçlarına, veri analiz yöntemine, amaçlarına ve sonuçlarına göre incelenmiştir. Çalışmalara kodlar verilmiş ve yapılan kodlamalar sonucunda elde edilen veriler Excel programına aktarılmıştır. Verilerin yüzdeleri hesaplanmış, şekil ve tablolar oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda; yüksek lisans tezlerinin doktora tezlerine göre daha fazla olduğu, tez çalışmalarının 2019 yılında en fazla olduğu, danışman ve sorumlu yazarların cinsiyetinin kadın olduğu, danışman unvanlarının ise en fazla Doç. Dr. olduğu, kaynakça sayısının en fazla 101-150 arasında olduğu, kaynakçada en fazla güncel olmayan ve yerli kaynakların kullanıldığı görülmüştür. Tezlerin sayfa sayısının en fazla 101-150 arasında olduğu, en fazla doktora tez çalışmanın Gazi Üniversitesi' ne, yüksek lisans tez çalışmasının Van Yüzüncü yıl üniversitesine ait olduğu ve en fazla çalışma Eğitim Bilimleri Enstitüsüne ait olduğu saptanmıştır. Doktora tez çalışmalarının en fazla Ankara ilinde, yüksek lisans tez çalışmalarının ise İstanbul'da yapıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalarda uygulama süresinin en fazla 6 hafta-10 hafta arasında olduğu, en fazla STEM kavramının kullanıldığı ve "STEM uygulamaları" şeklinde ifade edildiği görülmüştür. Çalışmalarda çoğunlukla karma yöntemin kullanıldığı ve karma yöntem deseninden çeşitleme desenin tercih edildiği saptanmıştır. Araştırmalarda örneklem belirleme yöntemlerinden en fazla uygun örnekleme yönteminin kullanıldığı, en fazla ortaokul (5.-8. Sınıf) örneklem düzeyi ile çalışıldığı belirlenmiştir. Tezlerde çoğunlukla ölçekler kullanılarak veriler toplanmış ve veri analizi için en fazla t-testi kullanıldığı görülmüştür. Çalışmaların amaçlarına göre en fazla akademik başarıya katkısının incelenmesi olduğu, yüksek lisans tez çalışmalarında ise en fazla STEM karşı tutum inceleme olduğu görülmektedir. Doktora tez çalışmalarının sonuçlarının en fazla bilimsel yaratıcılık becerisi üzerinde olumlu katkı sağladığı, yüksek lisans tez çalışmalarında ise akademik başarı üzerinde olumlu katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türk dili alanında Türkiye'de yapılan lisansüstü tezler üzerine bir değerlendirme
Bugüne kadar yapılmış yüksek lisans ve doktora tezleri ışığında bu alanın artı ve eksilerini değerlendiren bir tez konusu oluşturulmuştur. Yapılan tezler dilin çeşitli alanlarını kapsadığı için konulara göre sınıflandırma yapılmıştır. Daha sonra dönemlere ve üniversitelere göre bir tasnif yapılmıştır ve sonuçta tam bir değerlendirme ortaya konmuştur. Çalışmamız giriş, inceleme bölümleri ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Bunun sonucunda dilin hangi alanlarındaki çalışmaların yeterli, hangi alanlarındaki çalışmaların yetersiz olduğu sorularına cevap aranmıştır. Bu anlamda bakıldığında bu tez daha sonraki dönemlerde yapılacak olan araştırmalara bir yönüyle ışık tutacaktır. Tezimizin amacı bugüne kadar Türk Dili alanında yapılan lisansüstü çalışmaları ortaya koymaktır. Türkoloji alanında yapılan ilk çalışmaların genellikle hangi konuları içermekte olduğunu göstermek, günümüze kadar bu konularda ne gibi değişiklikler olduğunu tespit etmek ve bu temelde dil araştırmalarının eksik kalan yanlarını göstermektir. Dilin gelişimini yapılan çalışmalarla desteklemek ve akademik çalışmaları-Türkçe için hayat kaynağı olan çalışmaları-derli toplu bir halde ortaya koymaktır. Yaptığımız çalışmada oluşturduğumuz değerlendirmelerle bazı soru işaretlerini giderebildiğimizi ve belki de dilin aydınlatılmamış alanlarına dikkat çektiğimizi düşünüyoruz.
A corpus-based study in the usage of connectors in between the dissertations of the native speakers of English and Turkish speakers of English
In this research, it is aimed to determine the use of connectors in the doctoral dissertations of Turkish speakers (TSs) of English and native speakers (NSs) of English. The present study will be limited to identifying the use of connectors in the Doctor of Philosophy (Ph.D.) dissertations written by the NSs of English and the TSs of English in the field of ELT; between the years of 2009-2018. It will also be limited to the abstract, the introduction, and the conclusion sections of the Ph.D. dissertations. Furthermore, it will be limited to 50 TSs dissertations and 50 NSs dissertations.In this study, with the help of Key Word In Context (KWIC) Concordance programme, the usage of connectors was analyzed according to their frequency per 1,000 words. Besides the frequency analysis, log-likelihood (LL) calculation was also used as a statistical analysis. At the end of the study, it was found out that the LL frequency of the connectors indicated an underuse in the abstract section, an overuse in the introduction section and again an overuse in the conclusion section for the Ph.D. dissertations of the Turkish speakers (TSs) of English and there was a significant difference in the frequency of the connectors between the dissertations of the TSs of English and the NSs of English.
Kentteki İslami akademik seçkinler: 1970–2010 arasında İstanbul'da akademik sermayenin dönüşümü ve aktarımı
This thesis aims to explain the accumulation of Islamic academic capital in Istanbul between the 1970s and 2010s. Based on semi-structured in-depth interviews with 19 Islamic individuals, I analyzed the structure of the social space of Turkey that gave rise to the increased visibility of Islamic individuals in the academic field. By focusing on both macro and micro levels, I paid attention to the structure of the Islamic urban academic elite habitus to explain the factors that motivate young Islamic individuals to pursue academic career. In order to have a comprehensive perspective, first I utilized Bourdieusian social theory to explain the main axes of social conflicts in Turkey. By underlining the centrality of symbolic struggles in social conflicts, I revealed how Islamic movements mobilize people from different social classes by referring to Islam. The perspective enabled me to explain the role of academic capital in acquiring legitimacy in the symbolic field. Based on this framework, I presented the eight most referred motivations behind Islamic youth's interest in academic activity. By introducing gender and class differences in analysis, I aimed to cover different aspects that influence agents' perceptions about the academic field. Based on the findings of the fieldwork, I claimed the social space of Turkey is built upon two axes: cultural/economic capital and symbolic capital. Due to the decrease in professional human resources in the late Ottoman era, the new republic introduced education policies to involve more people in higher education. These policies resulted in the rise of a new professional class that has not embraced the secular norms of the republic. The coalition of the new elites with the culturally and economically marginalized population led to a dual structure in the Islamic movements in Turkey. Although the demands, habits, and strategies of these two compounds have been diverse, Islamic symbolic language united them against the hegemony of Kemalist elites in the symbolic field. This phenomenon led to misinterpretation of Islamic movements as anti-systemic by attributing the demands of the lower classes to the whole movement. Although economically and culturally deprived segments of society seek to challenge the rules of the fields that they are excluded from, upper-class individuals with religious tendencies aimed to increase the value of their symbolic capital to reach better positions in the field of power. Due to the principles of Islam that undermine class differences, the diverse demands of the two groups became blended. Since Islamism is built upon the alliance against the symbolic hegemony of republican elites, academia is one of the fields that Islamic agents perceived as a site of struggle. In order to acquire the right to articulate legitimate categories of vision and division, Islamic habitus instrumentalized academic production. Nevertheless, the changes in the structure of symbolic space gave rise to the individualization of the political meaning of academic activity. The findings of the research showed how young agents have hybrid motivations to pursue academic career. Keywords: Academic capital, cultural capital, field of education, field of academy, Islamic elites, Islamic movements, Islamic habitus, Islamic youth, Islamism, Turkey.
Türkiye' de 2000 – 2016 yılları arasında bağımsız denetim ve iç denetim alanında yayınlanan lisansüstü tezlere yönelik içerik analizi
Bilgi kullanıcıları açısından finansal tablolara olan güvenin zamanla azalması nedeniyle denetime olan ilgi artış göstermiştir. Dolayısıyla, bilgi kullanıcıları, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak için denetimden yararlanarak doğru kararlar alabilmekte ve yatırımlarını ona göre yapmaktadırlar. Bu araştırma, Türkiye' de 2000 – 2016 yılları arasında bağımsız denetim ve iç denetim alanında yayınlanan lisansüstü tezlere yönelik içerik analizini gerçekleştirerek ulaşılan tezlerin zamanla değişimlerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak, özetleyici içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki verilere, " Bağımsız Denetim " ve " İç Denetim " anahtar kelimelerini kullanarak YÖK' ün Ulusal Tez Merkezi'nden ulaşılmıştır. " Bağımsız Denetim " ile ilgili erişime açık olarak 58 adet lisansüstü teze, " İç Denetim " ile ilgili olarak da 104 adet lisansüstü teze ulaşılmıştır. Erişim izni olan 162 adet lisansüstü tez, veri tabanından indirilerek Microsoft Excel programı aracılığıyla " Bağımsız Denetim Tablosu " ve " İç Denetim Tablosu " olarak, iki ayrı tabloya denetim türlerine göre kaydedilmiş ve bu tezler " Yayınlanan Tezin Tarihi" , " Yayınlanan Tezin Türü " , " Yayınlanan Tezin Üniversitesi " , " Yayınlanan Tezin Anabilim Dalı " , " Yayınlanan Tezde Kullanılan Yöntem " ve " Yayınlanan Tezin Çalışma Alanı " olarak kaydedilmiştir. Araştırma kısıtı olarak, erişim izni olmayan tezler araştırmaya dahil edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, İç Denetim.
Sınıf yönetiminde istenmeyen öğrenci davranışları konusunda Türkiye'de yapılmış akademik çalışmalar üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın amacı sınıf yönetiminde istenmeyen öğrenci davranışları konusunda Türkiye'de yapılmış akademik çalışmaları incelemektir. Bu kapsamda 2000-2021 yılları arasında Türkiye' de yapılmış çalışmaların dâhil edildiği araştırmada doküman inceleme tekniği ile elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Araştırmada incelenen çalışmalarda ağırlıklı olarak nicel verilerin toplandığı ve katılımcı olarak öğretmenlerin büyük oranda tercih edildiği görülmüştür. Çalışmalara ağırlıklı olarak 101 ila 300 arası katılımcı dâhil edilmiştir. Çalışmalarda istenmeyen öğrenci davranışları konusunun daha çok "baş etme yöntemleri" ile birlikte çalışıldığı tespit edilmiştir. İncelenen çalışmalar kapsamında en sık karşılaşıldığı ifade edilen istenmeyen öğrenci davranışları; öğrencinin sorumluluklarını almaması, iletişim bozuklukları, bireysel özellikler, derse karşı olumsuz tutumlar, ders akışına engel olan, okul/ sınıf kurallarına aykırı olan davranışlar şeklinde temalandırılmıştır. Öğretmenlerin en çok kullandığı müdahale yöntemleri tepkisel/ hafif düzey/ kısa vadeli ve önlemsel/ iyileştirici/ uzun vadeli olarak alt temalara ayrılmıştır. İstenmeyen öğrenci davranışlarının yönetimine dair getirilen önerilere ait kodlar ise aile/ veli, öğretmen adayları ve öğretmenler, yönetici, okul/ sınıf ortamı, öğrenciler, eğitim programları - öğretim süreci ve etkinlikleri, tepkisel yaklaşıma karşı önlemsel ve gelişimsel yaklaşım, olumlu sınıf iklimi, eğitim yönetimi ve çevre alt temalarında ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda velilere yönelik rehberlik hizmetleri ve aktiviteleri düzenlenmesi, öğretmenlerin hizmet içi eğitime alınması, okul yöneticilerinin çevreyi etkileyen faaliyetler düzenleyerek, okul ve toplum arasındaki ilişkileri güçlendirmesi, kalabalık sınıflarda mevcutların azaltılması gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: İstenmeyen öğrenci davranışı, sınıf yönetimi, içerik analizi.
Türkiye'de sosyal bilgiler eğitimi alanında yapılan tezlerin eğilimi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında yapılan tezleri çeşitli değişkenler açısından inceleyerek eğilimleri belirlemektir. Araştırma nitel yaklaşımla hazırlanmıştır. Araştırma verileri doküman incelemesi yoluyla YÖK tez merkezinden elde edilmiş olup elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle incelenmiştir. Araştırma kapsamında 1094'ü yüksek lisans, 186'sı doktora çalışması olmak üzere toplam 1280 lisansüstü eğitim çalışması incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre: Sosyal Bilgiler Eğitimi alanındaki lisansüstü çalışmalarının sayısı 2000-2021 yılları arasında genel olarak artış eğilimindedir. Yıllara göre yapılan incelemede en fazla çalışmanın 2019 yılında tamamlandığı tespit edilmiştir. Araştırmada Türkiye'de Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında en fazla lisansüstü eğitim çalışması yapılan üniversitenin "Gazi Üniversitesi" olduğu belirlenmiştir. Çalışmalarda çoğunlukla nicel ve nitel araştırma yöntemleri tercih edilirken karma yöntem çalışmalarının daha az olduğu belirlenmiştir. Ayrıca en fazla tercih edilen araştırma modeli, betimsel modeldir. Araştırmalar çoğunlukla öğrenciler, öğretmenler ve öğretmen adayları üzerinden 100'ün altındaki örneklem gruplarıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında yapılan lisansüstü eğitim çalışmalarında en fazla odaklanılan konunun "öğretim yöntemleri" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Doküman İncelemesi, Eğilim, Literatür Taraması.
Proje yönetimi başarısını konu alan akademik çalışmaların bibliyometrik analizi
Proje yönetimi, projenin belirlenen hedeflere ulaşmak için zaman, bütçe ve kapsam gibi faktörleri dikkate alarak planlama, organize etme, yönlendirme ve her aşamayı kontrol etme sürecidir. Bu bağlamda proje yönetimi askeri, mimari, eğitim ve sanayi gibi farklı niteliklere sahip her alanı ilgilendirebilmektedir. Nitekim birçok ulusal ve uluslararası çalışana sahip sektör yatırımcıları bünyesinde oluşturdukları proje departmanlarıyla bu alana verdikleri önemi ortaya koymaktadır. Proje yönetiminin gün geçtikçe öneminin hissedilmesiyle birlikte uluslararası sahada varlığını hissettiren proje yönetiminde söz sahibi olan Project Management Institute (PMI), International Project Management Association (IPMA) ve Association for Project Management (APM) gibi kuruluşlar da çizdikleri yol haritalarıyla günümüzde proje yöneticilerine katkıda bulunmaya devam etmektedirler. Ayrıca alana özgü yapılan akademik çalışmalar projelerin başarıyla yönetilmesinde proje yöneticilerine katkı sunan diğer yol göstericiler olmuşlardır. Tez çalışmasında, proje yönetimi başarısı konusunda Web of Science (WoS) veri tabanında endekslenen akademik makaleler incelenmiş ve bibliyometrik analiz yöntemiyle tablo, grafik ve bilim harita tekniği kullanılarak yorumlamalar yapılmıştır. Sonuçlar proje yönetimi başarısına yönelik literatürün yorumlanmasını içerdiğinden bu alanda yapılacak çalışmalar için yol gösterici niteliktedir ve alanın geçmişini analiz ederken geleceğine ilişkin çıkarımlar yapması açısından oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Proje, Proje Yönetimi, Proje Başarısı, Bibliyometri
Türkiye'deki sözlü çeviri alanındaki akademik çalışmaların konumu: 2008-2018 yılları arasındaki makale kitap ve lisansüstü tez düzeyindeki çalışmaların içerik analizi
Türkiye'de akademik çeviri eğitimi serüveni, 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde kurulan İngilizce mütercim-tercümanlık bölümü ile başlamış olup ve günümüzde farklı üniversitelerde, çeviribilim ya da mütercim-tercümanlık adı altında farklı yabancı dillerde aktif olarak çeviri eğitimi verilmektedir. Çeviribilimin bir alt alanı olarak kabul edilen sözlü çeviri eğitimi ve akademik çalışmaları, yine bu bölümlerin çatısı altında görev yapan akademisyenler tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki çeviribilim / mütercim-tercümanlık bölümlerinde görev yapan akademisyenlerin son on yıl içerisinde sözlü çeviri alanında kaleme aldıkları makale ve lisansüstü tez düzeyindeki bilimsel çalışmalarını incelemektedir. Çalışmanın yöntemi bağlamında bilimsel makalelerin araştırılması Türkiye'de görev yapan çeviribilimcilerin yayınları üzerinden yürütülmüştür. Sözlü çeviri alanında Lisansüstü tez çalışmalarına ise YÖK Ulusal Tez Merkezi'nden erişilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman irdelenmiş yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada, elde edilen verilerin analizi içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular alandaki referanslar ışığında irdelenecek ve Türkiye'deki sözlü çeviri alanındaki makale ve lisansüstü tez düzeyindeki çalışmalara ışık tutulmuştur.
The Social Studies dergisinin içerik analizi (1925-2019)
Araştırmanın amacı; "The Social Studies" dergisi aracılığıyla sosyal bilgiler ile ilgili değişim ve gelişimlerin eğitimsel süreç açısından ABD'de nasıl bir çizgide ilerlediğini belirlemektir. Bu bağlamda "The Social Studies" dergisinde 1925-2019 yılları arasında yayımlanan makaleler, konu ve yöntem bakımından incelenmiştir. Araştırmada tarihsel yöntemle incelenen makaleler, konu bakımından sosyal bilgiler içerik alanları ve eğitimin sistemsel ögeleri olmak üzere iki farklı kategoride değerlendirilmiştir. Yöntem bakımından ise; veri toplama tekniklerine göre nitel, nicel ve karma araştırma şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulmuşlardır. İncelenen makalelerde sosyal bilgiler içerik alanları ve makalelerde kullanılan bilimsel araştırma yöntemleri belirlenirken betimsel analiz, eğitimin sistemsel ögelerine göre konular belirlenirken içerik analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda dergideki çalışmalarda; sosyal bilgiler içerik alanlarından en fazla tarih eğitiminin ele alındığı, sosyal bilgilerin her bir içerik alanının tematik yaklaşıma ve küresel boyuta evrilecek şekilde değişim gösterdiği, dünyada yaşanan gelişmelerin ve ABD'de çıkan eğitim yasalarının vatandaşlık yaklaşımlarını, vatandaşlık yaklaşımlarınınsa sosyal bilgiler hedeflerini ve sosyal bilgiler içerik alanlarının çalışma konularını etkilediği, sosyal bilgilerin esnek yapısına uygun aksiyomların arandığı, sosyal bilgilerin geri planda kalmasının olumsuz yanlarının sıkça gündeme getirildiği, sosyal bilgilerde eğitim uygulamalarının detaylı bir şekilde işlendiği, ölçme-değerlendirme uygulamalarına ise daha az yer verildiği, eğitimde profesyonelleşme adına öğretmen eğitiminin boyutlarının önemsendiği saptanmıştır.
Güncel sektör ihtiyaçları doğrultusunda bir çevirmen edinci model önerisi
Çeviri yapabilme yetkinliği kimi zaman çeviri edinci kimi zaman çevirmen edinci olarak tanımlanmıştır. Çeviri eylemini gerçekleştiren kişi çevirmen olarak kabul edilmektedir. Ancak çevirmen olabilmek için sadece çeviri yapabilmek yeterli değildir. Çevirmenliği sadece çeviri yapabilmekle sınırlandırmak, sektör ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamakta zorluk yaşayacak çevirmen adaylarının yetişmesine neden olmaktadır. Bu düşünceden hareketle, çeviri eylemini de kapsama alarak çevirmenin güncel piyasa koşullarında nelere ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı, çevirmenin çeviri sektöründe nelere ihtiyacı olduğunu tespit ederek kapsamlı bir çevirmen edinci model önerisinde bulunmaktır. Yazılı ve sözlü çeviri uygulamaları birbirinden tamamıyla farklı bilişsel süreçler gerektirdiği için bu araştırmada yazılı çeviri kapsamında bir model oluşturmaya çalışılmıştır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada, fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Alanda istihdam yaratan çeviri işletme sahipleri amaçlı örneklem modeline uygun bir şekilde kartopu tekniğiyle belirlenmiştir. Fenomenoloji deseninde en çok tercih edilen veri toplama şekli olan görüşme yöntemi sayesinde veriler toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak ise yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Her bir görüşme, katılımcıların rızası alınarak ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Veri analizi süreci ses kayıtlarının yazılı hale getirilmesiyle başlamıştır. Elde edilen yazılı görüşme kayıtları tek tek incelenmiş ve kodlanmıştır. Belirlenen kodlar anlamsal açıdan değerlendirilerek belirli kategorilere ayrılmıştır. Ortaya çıkan kategoriler daha kapsamlı bir çerçeve sunmak amacıyla temalara dönüştürülmüştür. Veri analizi sonucunda, güncel sektör ihtiyaçları doğrultusunda çevirmen edincinin 'Temel Bilgiler', 'Edimsel Beceriler' ve 'Mesleki Anlayış Parametreleri' şeklinde adlandırılan 3 temadan oluştuğu tespit edilmiştir. 'Temel Bilgiler' teması; çevirmenin çeviri eylemini gerçekleştirebilmek için ana dil, yabancı dil, kuramsal, alan/uzmanlık, dünya ve kültür, metin ve malzeme bilgisi gibi 7 farklı bilgi türüne ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkartmıştır. 'Edimsel Beceriler' teması ise çevirmenin mesleğini uygulamasını mümkün kılan izlem, araştırma, aktarım, çeviri teknolojilerini kullanabilme, düzenleme, son-düzenleme ve öz-değerlendirme olarak tanımlanan 7 çeşit beceriyi edinmiş olması gerektiğini ortaya koymuştur. Analiz sonucunda elde edilen son tema ise diğer iki temayı tamamlar nitelikte işlev gören 'Mesleki Anlayış Parametreleri' olarak saptanmıştır. Bu tema; çeviride kalite, mesleki etik, çeviri ve çevirmen mevzuatı, işletme kültürü, proje yönetimi, sektör analizi, çeviride finans, girişimcilik, pazarlama ve iletişim adındaki 10 bileşenden meydana gelmektedir. Özetle, sektör ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan çevirmen edinci modeli birbiriyle etkileşim içerisinde olan ve eşzamanlı işlev gören 3 ana temadan ve bu 3 ana tema içerisinde de toplam 24 bileşenden oluşmaktadır.