Workload

89 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ameliyathanede gürültü düzeylerinin ameliyat ekibinin stres düzeyleri ve iş yüküne etkisinin değerlendirilmesi

Araştırma bir devlet hastanesinin ameliyathanelerinde, gürültü seviyesini ve gürültünün ameliyathane çalışanlarının iş yükü ve stres düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri Temmuz-Ekim 2019 tarihlerinde genel cerrahi, ortopedi, üroloji ameliyathanelerinde hafta içi günlerde gerçekleştirilen 403 ameliyatta gürültü ölçümleri ve ameliyathane çalışanlarının stres düzeyleri ve iş yükleri değerlendirilerek elde edildi. Veri toplamada, CA 834 gürültü ölçüm cihazı, Durumluk Kaygı Ölçeği (STAI FORM TX-I), NASA-TLX İş Yükü Ölçeği ve Ameliyata ve Ameliyat Ekibine İlişkin Bilgi Formu kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Shapiro-Wilk, Student t, Oneway Anova, Bonferroni, Bonferroni-Dunn testleri, Pearson korelasyon analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Örneklem grubuna alınan ameliyatların, %27.5'i üroloji, %41.4'ü genel cerrahi, %31.1'i ortopedi ameliyatı idi. Ameliyatların ortalama süresi 69.84±23.67 dakika sürmektedir. %63'ü açık ameliyat, %75.4'ü genel anestezi altında yapılmakta ve %59.3'ünde hastanın ASA I'dir. Ameliyathane çalışanların yaş ortalaması 34.89±7.41, ameliyathanede çalışma deneyimleri ise 8.00±5.82 yıldır. Çalışanların,%53,3'ü erkek,%37,8'inin (n=17) ameliyathane hemşiresi, %24,4'ü (n=11) cerrah ve %37,8'i (n=17) anestezi ekibindendir. Evre 1 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,00±3,50, evre 2 ortalama gürültü düzeyleri ise 62,94±3,75,evre 3 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,67±2,81 olarak saptandı. Durumluk kaygı puan ortalaması ise 34,50±6,09 olarak saptandı. Toplam iş yükü düzeyi ise ortalama 56,91±15,67 olarak bulundu. Durumluk kaygı puanları (p<0,01) ve iş yükü puanları (p<0,01) ile gürültü düzeyleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sonuç olarak, ameliyathanedeki gürültünün Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü'nün iş yerleri için önerdiği sınır olan 85 dB(A)'ya yakın olduğu, ameliyathanedeki gürültünün ameliyathane çalışanlarının algıladıkları iş yükü ve stres düzeylerini arttırdığı belirlendi. Ameliyathane çalışanlarına gürültü kontrolü eğitimi verilerek bilgilerinin ve farkındalıklarının arttırılması, gürültü ölçümlerinin belirli aralıklarla yapılması, ameliyathanelerde gürültü azaltılmasına ilişkin teknolojilerin kullanılması önerildi. Anahtar kelimeler: Ameliyathane, Gürültü Düzeyi, Stres, İş Yükü

AmeliyathanelerDoktorlarGürültü+4
Ayşen Arabacı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin yoğun bakım hemşirelerinde yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisi

Bu çalışma Covid-19 pandemisinin yoğun bakımda çalışan hemşirelerin yorgunluk, stres ve iş yüküne etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Çalışma Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi pandemi yoğun bakımlarında çalışan ve araştırmamıza katılmayı gönüllü olarak kabul eden 125 hemşire ile yapıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, İş Yükü Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Piper Yorgunluk Ölçeği kullanılarak online anket uygulaması şeklinde toplandı. Çalışma verileri NCSS (Number Cruncher Statistical System) kullanılarak ortalama, standart sapma, frekans, Student t Test, Mann Whitney U testi, One-way Anova Test, Kruskal Wallis test, Pearson ve Spearman's Korelasyonları ile istatistiksel analiz yapıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 26,84±4,51 olup %71,2'si kadın, %90'ı bekar ve %80,8'i lisans mezunudur. Hemşirelerin %83,2'si Covid (+) veya şüpheli hastalara bakarken bulaş korkusu, %91,2'si Covid (+) olması durumunda ailesine taşıma korkusu yaşamış olup kişisel koruyucu ekipman giyme zorunluluğu %96,8'inin işini zorlaştırmıştır. Hemşirelerin %31.2'si Covid sürecinde Covid-19 (+) olmuştur. Algılanan stres ölçeği toplam puanı 23,35±5,44, iş yükü ölçeği toplam puanı 37,34±7,45, Piper yorgunluk ölçeği toplam puanı 7,43±1,51 olarak bulunmuştur. Araştırmamızda işinden ayrılmayı düşünen hemşirelerin algılanan stres puanları daha yüksek bulundu. Covid-19 hastalarına bakarken bulaş korkusu yaşayan hemşirelerde iş yükü puanları daha yüksekti. Çalışma saatlerinden memnun olan ve dinlenme için özel zaman ayırabilen hemşirelerin Piper yorgunluk ölçeği puanları daha düşük bulundu. Algılanan stres puanı yüksek olan hemşirelerin iş yükününün de daha yüksek olduğu ve algılanan stres puanı ve iş yükü puanı yüksek olan hemşirelerin daha yorgun olduğu bulundu. Çalışmamızın sonucunda Covid-19 pandemisinin hemşireleri yorgunluk, stres ve iş yükü açısından olumsuz etkilediği sonucuna ulaşıldı.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+7
Kübra Şekerci
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve algılanan iş yükünün iş tatmini üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; bağımsız denetçilerin algıladığı rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükünün, iş tatminleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavir ünvanı ile bağımsız denetçilik yapan kişiler arasında kolayda örnekleme tekniği ile belirlenen 171 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda, rol belirsizliği ve rol çatışması ölçeği, iş yükü algısı ölçeği ve Minnesota iş tatmini ölçeği uygulanmıştır. Çalışanların içsel tatminleri artıran unsurlar olan başarmak, tanınmak, övgü almak, sorumluluk yüklenmesi, terfi etmek ve işin kendisi iken; dışsal tatmin ise, ödüller, maaş artışları, şirket politikası, çalışma şartları, fiziksel koşullar, iş güvencesi, iş yerinde insan ilişkilerinin iyi olması ile oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükü algısı, içsel tatmini azaltmaktadır. Rol belirsizliği ve iş yükü algısı ise, dışsal tatmin üzerinde negatif belirleyiciliğe sahiptir. Genel tatmin düzeyini azaltan en güçlü faktörler, rol belirsizliği ve iş yükü algısıdır. Bununla birlikte, rol belirsizliği yaş ve gelir düzeyine göre farklılaşmaktadır. Rol çatışması medeni duruma, kıdeme ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Denetçilerin algıladığı iş yükünün cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem ve psikolojik destek almaya göre değiştiği gözlenmiştir. Dışsal tatmin cinsiyet, eğitim durumu ve çocuk sayısına göre değişmektedir. Genel tatmin eğitim durumuna göre değişmektedir. Bağımsız denetçilerin iş tatmin düzeyleri üzerinde rol belirsizliği ve algılanan iş yükünün negatif etkileri belirlenmiştir.

Bağımsız denetimDenetçilerRol belirsizliği+3
Müge Erten
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fizyoterapistlerin kas iskelet sistemlerindeki ağrı varlığı ile tedavide kullanılan farklı yataklardan memnuniyetleri fiziksel iş yükleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Fizyoterapistlerin çalışma ortamlarında kullandıkları yatağın ve fiziksel iş yüklerinin mesleki hastalıklarla ilişkisini göstermek için planlandı. Dahil edilme ve dışlama kriterleri kapsamında 21- 50 yaş aralığında, en az bir yıldır çalışan, alkol/ilaç tüketimi fazla olmayan ve mesleğe başlamadan önce kas iskelet sistemi yaralanma tanısı olmayan 139 fizyoterapist çalışmaya dahil edildi. Kas iskelet sistemi ağrılarının değerlendirilmesinde İskandinav Kas İskelet Sorgu Anketi, fiziksel iş yükünün belirlenmesinde Fiziksel İş Yükü Anketi, yatak kullanım memnuniyetinin değerlendirmesinde ise yedi sorudan oluşturulan anket kullanıldı. Değerlendirmeler Google Forms aracılığı ile katılımcılara ulaştırıldı. Veriler arasındaki ilişki SPSS 23.0 programı kullanılarak Spearman Korelasyon Analizi ile belirlendi. Katılımcıların yaş ortalaması 28,00± 5,00 yıldı. Elli dördü erkek, seksen beşi kadın olan katılımcıların vücut kütle indeksleri medyan değeri 22,31 kg/ cm2 ve (IQR) çeyrekler arası aralık 20,42-24,34 kg/ cm2 idi. Spearman korelasyon analizi sonucunda ayarlanamayan yatak kullanım memnuniyeti ile on iki aylık dönemdeki diz ağrısı arasında negatif yönde orta derecede anlamlı ilişki bulundu (r= -0,446; p< 0,01). Ayarlanabilir yatak kullanım memnuniyeti ile bir yıllık bel ağrısından dolayı yapılan işlerin aksaması arasında ise negatif yönde orta derecede anlamlı ilişki bulundu (r= -0,469; p< 0,01). Ayarlanamayan yatak kullananlarda fiziksel iş yükü ile bir haftalık el/ el bileği ağrısı arasında pozitif yönde düşük- orta derecede ilişki bulundu (r= 0,387; p< 0,01). Ayarlanabilir ve ayarlanamayan yatak kullanım memnuniyeti ile fiziksel iş yükü arasında ilişki görülmedi (p> 0,05). Uzun dönemde uygunsuz yatak kullanımının biyomekaniksel olarak yanlış yüklenimlerle birlikte boyun ve belde ağrı oluşturabileceği düşünülmektedir. Çalışmamız ile fizyoterapistlerde meslek hastalıklarının önüne geçebilmek amacıyla ayarlanabilir yatak kullanılmasının gerekli olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kas İskelet Sistemi Ağrısı, Tedavi Yatakları, Fizyoterapistlerde İş Yükü

AğrıFizyoterapiFizyoterapistler+4
Songül Çekici
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü

Bu tezde çalışma yaşamı alanları ile örgütsel vatandaşlık davranışı arası ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, çalışma yaşamının farklı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki olası etkilerini dikkate alan bütünleştirici bir modeli test etmektedir. Ayrıca bu ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü de test edilmektedir. Daha spesifik olarak, çalışma yaşamının altı alanında (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) algılanan uyum örgütsel vatandaşlık davranışının bir yordayıcısı olarak ele alınırken, işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışının altında yatan mekanizmayı anlamada aracı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın verileri, Türkiye'de faaliyet gösteren bir savunma sanayi şirketinde görev yapan 208 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler aracılık analizleriyle incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, çalışma yaşamı alanlarının işe adanmışlığı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. İşe adanmışlık da benzer şekilde örgütsel vatandaşlık davranışını olumlu yönde tahmin etmektedir. Çalışma yaşamı alanlarından beş faktörün (adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) örgütsel vatandaşlık davranışını üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rolü saptanırken iş yükü ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler; çalışma yaşamı alanları (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler), işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışı

AdaletÖrgütsel vatandaşlık davranışıİş hayatı+4
Zahide Kılıç Durmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin iş yükü ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Eğitim, toplumun gelişmesini ve ilerlemesini sağlayan, ülkenin geleceğini inşa eden en önemli sistemdir. Eğitim sisteminin vazgeçilmez parçası ve bu sistemde en önemli görevi olan kişi ise şüphesiz öğretmendir. Bu nedenle, okullarda öğretmenlerin performansları ve mutluluğu oldukça önemlidir. Çalışanların performansıyla ilişkili olan iş yükü konusu ile bireylerin refahını ifade eden iş yaşam dengesi konusu önemli bir kavramlar haline gelmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin iş yükü ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Yenimahalle ilçesinde kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 30 öğretmenden, örneklemi ise merkez dokuz ilçesinde kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 436 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem grup için merkez dokuz ilçe birer tabaka olarak kabul edilmiş ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veriler anket ve ölçek kullanılarak toplanmış olup nicel araştırma deseni benimsenmiştir. Verilerin analizinde excel ve SPSS kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda, kamu ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin belirtilen görevler için ayırdığı haftalık toplam ortalama süre 38 saat, kamu ortaokullarında görev yapan branş öğretmenlerinin ise 30,9 saat olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin iş yükü algısı ile iş yaşam dengesi puanları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki elde edilmiştir. Elde edilen ilişki negatif yönde olup orta düzeydedir. Yani, öğretmenlerin iş yükü arttıkça iş yaşam dengesi düzeyleri de azalmakta ya da iş yükleri azaldıkça iş yaşam dengesi düzeyleri de artmaktadır.

Öğretmenlerİş yüküİş-yaşam dengesi
Sema Tekin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Salgın yönetimi ve yönetici desteği algısı ile iş stresi, iş yükü ve iş performansı arasındaki ilişkiler: Ölçek geliştirme ve uyarlama çalışması

Salgın sürecinde sağlık kurumlarının salgın yönetimi uygulamaları ve yönetici desteği ile iş stresi, iş yükü ve iş performansı arasındaki ilişkiyi sağlık çalışanları algısı üzerinden belirlemek, gelecekte oluşabilecek salgınlara karşı hazırlıklı olmak için önemlidir. Salgın döneminde ilgili araştırma ve çeşitli analizlerle mevcut değişkenler arası ilişkileri belirleyebilmek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak bir model oluşturulmuştur.Salgın sürecinde sağlık çalışanlarını bütün olarak değerlendiren bir çalışma yapılmamıştır ve ilk olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda alanyazında eksikliğini gördüğümüz, "Salgın Yönetimi Algısı Ölçeği" ölçek geliştirme ve "Yönetici Desteği Algısı Ölçeği'nin" Türkçeye uyarlaması ile güncel ve geniş kapsamlı ölçekler ortaya koymak diğer amaçlarımız arasındadır. Araştırma, İstanbul ilinde bir üniversite hastanesinde görev yapan 365 sağlık çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler sistematik rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kesitsel bazlı metodolojik ve kesitsel bazlı tanımlayıcı bir araştırma olma niteliğindedir. Araştırmada, değişkenler arası ilişkilerde korelasyon ve fark testleri kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlilik analizinde madde analizi, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi; güvenilirlik analizinde ise Cronbach Alfa, CR ve AVE değerlerinden yaralanılmıştır. Araştırmada Salgın Yönetimi Algısı Ölçeği Cronbach Alfa değeri 0,963,Yönetici Desteği Algısı Ölçeği 0,97 olarak belirlenmiştir. Araştırmada yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak değişkenler arası ilişkiler modellenmiştir. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının yönetici desteği algısı ile salgın yönetimi algısı ve alt boyutları arasında yüksek düzeyde pozitif (r= ,606;%36) yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (Planlama%30,8; Örgütleme %26,2; Yönetim %21,9 ve Kontrol %36,2). Ayrıca salgın sürecinde sağlık çalışanlarının iş yükü ile iş stresi arasında yüksek düzeyde pozitif ilişkiye rastlanmıştır (r=0,780;%60). İş yükü ile iş performansı arasında ilişkiye rastlanmamıştır. Diğer değişkenler arasında düşük ve orta düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Ölçeklerin ortalama puanları ile sosyo-demografik değişkenler arasında yapılan fark testi sonuçlarına göre; cinsiyet, eğitim, görev-unvan, meslekte çalışma süresi ve çalıştıkları bölüme göre farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Salgın sürecinde kadın sağlık çalışanların iş yükü ve yönetici desteği algısının yüksek, hemşirelerin iş yükü ve iş stresinin fazla olduğu belirlenmiştir. Cerrahi Anabilimdalı çalışanları iş yükü miktarını yüksek, salgın yönetimini düşük olarak algılamışlardır. İş performansı, erkek ve lise mezunu çalışanlarda yüksek bulunmuştur. Araştırmada salgın sürecinde en fazla koruyucu ekipman eksikliği yaşadığı saptanmıştır. Araştırma sonucunda geliştirilen ve adaptasyonu yapılan ölçeklerin diğer kurum ve kuruluşlara uyarlanarak kullanılması önerilmektedir.

İş performansıİş stresiİş yükü
Hafize Boyacı
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin iş yükü ve tükenmişlik algısının yaşam doyumuna etkisi

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin iş yükü ve tükenmişlik algısının yaşam doyumuna etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma evrenini bir eğitim ve araştırma hastanesi cerrahi biriminde Mart 2024 – Mayıs 2024 tarihleri arasında çalışan hemşireler, örneklemini ise G-power (versiyon 3.1) ile hesaplama sonrası kriterleri karşılayan 188 hemşire oluşturdu. Araştırma öncesinde araştırmanın yapıldığı kurum ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu'ndan, ayrıca ölçekleri Türkçe'ye uyarlayan yazarlardan gerekli izinler alındı. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İş Yükü Ölçeği", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Yaşam Doyum Ölçeği" kullanılarak ve yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Araştırmada elde edilen bulgular %95 güven aralığında anlamlılık ise p<0,05 altında değerlendirildi. İstatistiksel hesaplamalar SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) sürüm 26 programı ve Amos 24 programları (IBM Corp., Armonk, NY, USA) ile yapıldı. Cerrahi hemşirelerin yaş ortalamasının 32,56±7,51 yıl, %90'ının kadın, %56'sının eş ve/veya eş ve çocuklarıyla yaşadığı, %90'ının çekirdek aile yapısına sahip olduğu, %93'ünün lisans ve üzeri bir eğitim aldığı, %66'sının gelirini orta olarak ifade ettiği belirlendi. Ayrıca %75'inin haftalık 45 saat ve üzerinde çalıştığı, %69'unun 5 yıldan fazla bir mesleki deneyiminin olduğu, %56'sının günlük 10'dan fazla hastaya bakım verdiği, %88'inin vardiya sistemiyle çalıştığı, %21'inin kronik bir hastalık tanısı olduğu, %3'ünün ruhsal bir sorun yaşadığı, %23'ünün sigara, %10'unun ise alkol tüketimi olduğu ve %47'sinin herhangi bir maddi ya da manevi destek görmediği mevcut bulgulardan saptandı. Cerrahi hemşirelerin İş Yükü Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği puan ortalamaları sırasıyla 40,78±6,51 ve 11,72±3,98; Maslach Tükenmişlik Ölçeği "duygusal tükenme", "duyarsızlaşma" ve "kişisel başarı" alt boyut puan ortalamaları ise sırasıyla 23,60±7,44; 8,18±4,62 ve 21,22±4,16 olarak bulundu. Birçok faktörün iş yükünü, tükenmişlik algısını ve yaşam doyumunu etkilediği; mesleki iş yükünün duygusal tükenmeye yol açtığı; duygusal tükenmenin yaşam doyumunu azalttığı ve duyarsızlaşmaya neden olduğu; ancak hemşirelerin yaşam doyumundaki azalmaya rağmen meslekte duyarsızlaşma üzerinde etkisi olmadığı saptandı.

Cerrahi hemşirelikTükenmişlikYaşam doyumu+1
Kamile Şeyda Küçük
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinde çalışanların iş yükü ile iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyetlerindeki belirleyici rolü

Bu araştırmada spor işletmelerinde çalışan bireylerin, algıladıkları iş yükü fazlalıkları ile iş-aile dengelerinin, işten ayrılma niyetleri üzerindeki belirleyici rolünü incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada model olarak genel tarama modellerinden; nedensel karşılaştırma modeli ile ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini İstanbul Avrupa yakasında bulunan özel ve kamu sektöründe faaliyet gösteren spor işletmeleri çalışanları oluşturulurken, örneklem grubunu ise Avcılar-Beylikdüzü ve Esenyurt ilçelerindeki sportif işletmelerde görev yapan 368 çalışan meydana getirmektedir. Örneklem grubunun seçiminde, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışanların iş yüklerinin, iş-aile dengelerinin ve işten ayrılma niyetlerinin ölçülebilmesi için 3 ayrı ölçek; İş Yükü Fazlalılığı Ölçeği, İş-Aile Çatışması Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyetleri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların analizi için SPSS programının 24.0 versiyonundan faydalanılmıştır. Analiz sonucunda verilerin non-parametrik dağıldığı görülmektedir. Bu nedenle parametrik olmayan yöntemlere uygun olarak, iki bağımsız grubun ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi, bağımsız üç ya da fazla grubun ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca ölçek puanlarının birbirleriyle olan ilişkisinin tespiti için sonuçlar Spearman Korelasyon Testine tabi tutulmuştur. Araştırma bulguları incelendiğinde; çalışanların algıladıkları iş yükü fazlalıklarının cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyi değişkenine göre farklılık gösterdiği, yaş, aylık gelir, haftalık mesai süreleri, çalışılan sektör, çocuk sayısı ve çalışma pozisyonu değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. İş-Aile Çatışması ölçeğine ilişkin verdikleri cevaplarda ise cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenine göre anlamlı farklılıklar saptanmış, işten ayrılma niyetlerinde ise eğitim düzeyi ve aylık gelir değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışanların işten ayrılma niyetleri ile iş yükü fazlalıkları ölçeklerine ilişkin verdikleri cevaplarda ise orta düzeyde pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlarla birlikte, aşırı iş yükünün çalışanlarda iş-aile çatışmasına ya da işten ayrılmaya sebep olabileceği, çalışanlarda isteksizlik oluşmaması için sık sık memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi ve gerekli iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.

SporSpor işletmeleriSporcular+4
Saıf Alaa Sheet Sheet
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Elit erkek eskrimcilerde bir sezon boyunca akut/kronik iş yükü oranının takibi

Antrenman yükü takibi sporcularda performans değişiminin açıklamasını, antrenmana verilen yanıtın anlaşılır olmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda yorgunluğun belirlenmesine ve aşırı yüklenme riskinin düşmesine sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 15-23 yaş arası elit erkek eskrim sporcularının yüklenme ve yorgunluk değerlerinin objektif ve subjektif yöntemler aracılığı ile belirlenmesi ve takip edilmesidir. Çalışmaya 17 eskrimci (17,12 ± 2,85 yaş; 7,18 ± 1,95 antrenman yaşı) katılmıştır. Katılımcılara nöromüsküler takip için aktif sıçrama ve eskrimde yön değiştirme hızı testi uygulanmıştır. Antrenman yükü, akut/kronik iş yükü oranı (AKİYO) ve monotonluk için değerler antrenmanın algılanan zorluk derecesi (aAZD-Borg Skalası) ile belirlenmiştir. Uyku kalitesi, kas ağrısı, stres ve yorgunluk düzeyi alt boyutlarıyla zindelik takibi için Hooper İndeksi kullanılmıştır. Eskrimcilerin yaralanmaları da ayrıca not edilmiştir. Toplanılan 18 haftalık tüm veriler, haftalar bazında ele alınarak antrenman ve müsabaka dönemlerinin izlenmesi sağlanmıştır. İncelenen değişkenler arasındaki haftalık farkların incelenmesi için Freidman Testi kullanılmıştır. Haftalık sürecin, antrenman yaşının, antrenman yükünün, AKİYO'nun ve monotonluğun; zindelik ve nöromüsküler durum (aktif sıçrama ve 4-2-2-4 yön değiştirme testi) üzerindeki etkilerinin incelenmesi için Genelleştirilmiş Tahmin Denklemleri (GTD) yaklaşımı kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde aktif sıçramayı, kas ağrısı ve AKİYO'nun etkilediği gözlemlenmiştir. Yön değiştirme hızını ise yaralanma, antrenman yaşı, uyku kalitesi, kas ağrısı ve AKİYO'nun etkilediği gözlemlenmiştir (p<0,05).

AntrenmanEskrimNöromüsküler performans+4
Enver Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi yoğun bakım ünitelerinde hemşirelik iş yükü algısı ve iş yükünün incelenmesi

Araştırma Cerrahi Yoğun Bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin iş yükü algısı ve iş yükünün incelenmesi amacına yönelik tanımlayıcı ve prospektif tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini üç yoğun bakım ünitesinde yatan 159 hasta ve bu ünitelerde çalışan 39 hemşire oluşturmuştur. Veriler 9 Nisan 2018 - 3 Eylül 2018 tarihleri arasında Hemşirelik Aktiviteleri Skor aracı, Hemşirelik Aktiviteleri Süre ve Sıklık Gözlem Formu, İş Yükü Ölçeği ve Akut Fizyoloji ve Kronik Sağlık Değerlendirme Aracı-II (APACHE-II) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23v, Microsoft Excel 2016 paket programı kullanılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, parametrik ve non-parametrik istatistiksel testler aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda hemşirelerin İş Yükü Ölçeği puan ortalamaları 24.33±4.09 olarak ortalamanın üzerinde bulunmuş, hemşirelerin çoğunluğu (%61.5) iş yükünün gündüz vardiyasında daha fazla olduğunu belirtmiştir. Araştırma süresince 56 gündüz, 56 gece vardiyasına tekabül eden, 1344 saatlik katılımlı gözlem sonucunda 21862 hemşirelik aktivitesinin gerçekleştirildiği saptanmış; 4994 hemşirelik aktivitesinin süresi gözlenerek kaydedilmiştir. Tüm Yoğun Bakım Ünitelerinde en sık gerçekleştirilen 10 hemşirelik aktivitesinin, yaşam bulgularının değerlendirilmesi, intravenöz yolla ilaç uygulama, aldığı çıkardığı sıvının izlenmesi, intravenöz sıvı tedavisi, vardiya teslimi, glukometre ile kan şekeri ölçülmesi, hastanın hijyenik bakımı, hava yolu aspirasyonu, pozisyon verilmesi ve kan örneği alınması olduğu saptanmıştır. Araştırma süresinde toplam saat olarak hemşirelerin en uzun süre zamanını alan başlıca 10 aktivitenin hastanın hijyenik bakımı, intravenöz yolla ilaç uygulama, yaşam bulgularının değerlendirilmesi, intravenöz sıvı tedavisi, hastanın başka bir servise transferi, vardiya teslimi, pansuman yapma, kan örneği alınması, hastanın değerlendirilmesi ve hemşire gözlem formlarının yenilenmesi ve pozisyon verilmesi olduğu kaydedilmiştir. 159 hastaya ait toplam 667 NAS skoru ortancası 45.50, hastaların APACHE II puan ortalaması ise 14.40±6.81 olarak hesaplanmıştır. Hastaların NAS skoru ile APACHE II skoru arasında pozitif korelasyon olduğu; hem NAS hem APACHE II Skorlarının Genel Yoğun Bakım Ünitesinde yatan hastalarda en yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda uygun önerilerde bulunulmuştur. Yoğun Bakım Üniteleri, Hemşire İş Yükü, Hemşirelik Aktiviteleri Skoru, Hemşire istihdamı, APACHE-II

AlgıHemşirelerHemşirelik+7
Ahmet Avcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin denetçinin iş performansı ve denetim kalitesi üzerine etkisi

İşletmelerin kendilerini geliştirmek ve rekabet üstünlüğü sağlamak istediği günümüz iş dünyasında etkin bir finansal yapı oluşturmaları gerekmektedir. Bu etkin finansal yapı ise ancak işletmelerin kendilerini geliştirerek çağın gerekliliklerine ayak uydurması sonucunda oluşmaktadır. Finansal piyasaların küreselleşmesi işletmelerin güvenilir bilgi gereksinimlerini artırarak bağımsız denetimin de önemini arttırmıştır. Bağımsız denetimde güvenilir ve şeffaf bilgiye kolaylıkla ulaşmayı sağlamanın yollarından biriside dijitalleşmedir. Dijitalleşme ile denetim süreçlerinde meydana gelen değişikliklerin denetim ekiplerini ve denetim kalitesini de etkilediği düşünülmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı bağımsız denetim şirketlerinde denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin iş performansı ve denetim kalitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren denetim şirketlerindeki denetim ekipleri oluşturmaktadır (n=534). Bu çalışmada veri toplamada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliğini test etmek maksadıyla bir ölçüm modeli geliştirmek için Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) yararlanılmıştır. Daha sonra bu ölçüm modelinden hareketle denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin denetçinin iş performansı ve denetim kalitesine etkilerine dair model ve hipotezleri test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre iş yükü, iş performansını negatif ama anlamlı olmayan şekilde etkilemektedir. İş yükünün denetim kalitesi ile olan ilişkisine bakıldığında ise iş yükü denetim kalitesini negatif ve anlamlı şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Dijitalleşmenin ise hem iş performansını hem de denetim kalitesini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmanın kısıtlılıklarıyla birlikte öneriler sunulmuş olup bu bağlamda, çalışmanın gelecekte benzer konularda çalışan yöneticilere ve araştırmacılara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Bağımsız denetimDijitalleşmeİş performansı+1
Ayşe Özge Öz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği pilot icra uygulamalarının Trabzon bazlı etkileri üzerine bir araştırma

Bu araştırmada iş yükü günden güne artan icra dairelerinin iş ve işlem yükünün azaltılması, güvenli, etkin ve hızlı hale getirilmesi için Avrupa Birliği üyesi 3 ülke ile gerçekleştirilen entegrasyonun Trabzon iline etkileri araştırılmıştır. Pilot İcra Entegrasyonu adı verilen bu süreçte icra dairelerinin bir yandan şeffaf ve ulaşılabilir, diğer yandan da sistemli ve hızlı çalışabilmesi için Yunanistan, İspanya ve Almanya modelleri baz alınmıştır. Kısaltmaları bile aynı olan Avrupa Birliği ile Adalet Bakanlığı arasındaki kan uyuşması önemli bir merak konusuydu. Çünkü icra dairelerinde herkes her işe bakıyor, işlemler gecikiyor, para alış verişi muvazaaya yol açıyor, sürekli evrak kayboluyordu. Araştırmanın başında Yunan uzmanın verdiği ilk rapor, durumun vahametini doğrudan ortaya koyar nitelikte idi: "Sizin icra dairelerine gelen birisi muhatap bulamıyor. Çalan telefonlara bakan yok. Aynı talep için her sorumlu müdür farklı kararlar yazıyor. Hiç bir evrakı tarayıp kaydetmiyorsunuz. Bunları yadırgadım ve kısmen anlayabildim. Kalemleriniz, bürolarınız ve arşivler, niçin makam odalarının yarısı kadar; bunu gerçekten anlayamadım." Eşleşme işte bu vurgu ile başladı. Ve çalışmamızda hem eski model ve uygulamalar, hem de üç ülkeden alınan yeni sistem üzerinde tetkikler gerçekleştirildi. Çalışma ile; Osmanlı'dan bugüne icra iflas uygulamalarımızın nasıl seyrettiğini harmanlayarak çokca değişikliğe uğrayan 2004 model İcra İflas Kanunu'nun AB ile eşleşmeden sonra nasıl uygulandığı Trabzon ölçeğinde ortaya çıkarılmış oldu. Buna karşılık, örnek aldığımız 3 ülkenin icra ile ilgili uygulamaları da değerlendirildi. İcra dairelerinde çalışan personelin yanı sıra dosyası bulunan vatandaş ve avukatlarla birebir yapılandırılmış anket çalışmaları yapıldı. Dairelerin tüm birimleri hem teknik hem fiziki şekilde izlendi, gözlendi ve AB bazlı icra uygulamalarının Trabzon üzerinde ortaya çıkardığı neticelere ulaşıldı. Anahtar Kavramlar: İcra, AB, Yenilenme, Entegrasyon

AdaletAvrupa BirliğiAvrupa Birliği hukuku+7
Hakan Değirmenci
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesindeki pediatri bölümü hemşirelerinin tolerans düzeyini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Hemşireler, sürekli iş yükünün yoğunluğu, ağır ve ölümcül hastalara bakım verme, gerektiğinde hasta ve yakınlarına duygusal destekte bulunma gibi stres yaratan deneyimler ile hep iç içedirler. Bu yüzden hemşirelerin tolerans düzeyleri, hastanelerde sağlık problemleri sebebi ile tedavi gören hastaların genel memnuniyeti açısından son derece önemlidir. Özellikle hemşirelerin hastalara karşı davranışlarını belirleyen etmenlerin başında, tolerans düzeyleri gelmektedir. Bu araştırma, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Pediatri bölümünde görev yapan hemşirelerin tolerans düzeylerini etkileyen demografik faktörleri belirlemek amacıyla, kesitsel, tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, 2 Ocak – 27 Şubat 2020 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Pediatri bölümünde araştırmayı kabul eden ve çalışmanın kriterlerine uyan toplam 257 kişi üzerinden veriler elde edilmiştir. Araştırmaya ait verilerin değerlendirilmesinde lisanslı SPSS (IBM SPSS for Windows, ver.21) programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz tekniklerinden frekans analizi, güvenilirlik analizi, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gelir seviyesi göreceli olarak yüksek olan hemşirelerin daha fazla tolerans düzeyine sahip olduğu tespit edilmiştir. 7000 TL ve üzeri aylık gelire sahip olan hemşirelerin 5501TL - 7000TL arası gelire sahip olan hemşirelere göre tolerans düzeyleri anlamlı ölçüde daha yüksektir. Ayrıca bu çalışma hemşirelerin çalışma süresi arttıkça tolerans düzeyinin arttığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Uygulanan diğer test sonuçlarında ise tolerans puanları için istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır (p>0.05). Araştırma sonuçlarına göre, çocuk hastanesi bölümlerindeki olumsuz çalışma koşullarının toleranssızlığa ve tükenmişliğe yol açmasını önlemek için çocuk hastanesi birimlerindeki hemşirelerin iş doyumlarını artırıcı çalışmalar yapılması önerilmektedir.

Hastaneler-üniversiteHemşirelerHemşirelik+6
Bülent Burak Keçeli
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde kadın sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyi

Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi döneminde kadın sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İnsan sağlığını önemli derecede tehdit eden COVID-19 pandemisi, özellikle sağlık sektörü çalışanlarında aşırı iş yükü oluşturmakla birlikte korku, endişe ve ölüm korkusuna kadar uzanan bir takım psikolojik durumlara neden olmuştur. Bu dönemde artan fiziksel ve ruhsal sorunlar, sağlık çalışanlarını kaldıramayacağı yükün altına itmiştir. Tükenmişlik belirtileri, maddi ve manevi değerlerin kaybı, sorunların üstesinden gelememe, duyarsızlaşma, kendini sürekli başarısız hissetme, madde kullanım bozukluğu, depresyon ve psikolojik bozukluklardır. Bu belirtilere yönelik önlemler alınmadığında ciddi sonuçlara neden olabilirler. Araştırmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan kadın personellerin tükenmişlik düzeylerinin çeşitli özelliklerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Anket yol ile elde edilen verilerin, kadın sağlık çalışanlarının COVİD-19 pandemisinde tükenmişlik düzeylerini hafifletmede yarımcı olması amaçlanmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, sağlık çalışanlarının hem kurum ve toplum bakımından öneminin vurgulanmasına hem de hastalara daha iyi hizmet sunmalarına doğrudan katkı sağlayacaktır.

COVID 19HastanelerSağlık personeli+4
Sonnaz Gülcan
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde sepsis ilişkili deliryum sıklığı ve hemşire iş yüküne etkisi

Araştırma yoğun bakım ünitesinde sepsis ilişkili deliryum sıklığı ve hemşire iş yüküne etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı, kesitsel tipteki bu araştırma, 28 Ekim-28 Temmuz 2022 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi Kadın-Doğum Hastanesi Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi'nde 158 hastanın katılımıyla yapıldı. Verilerin toplanmasında; Hasta Tanıtım Formu, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği (YBÜ-KDÖ), Ramsay Sedasyon Skalası (RSS), Ardışık Organ Yetmezliği Değerlendirme Skoru (SOFA) ve Terapötik Girişim Puanlama Sistemi-28 (TISS-28) araçları kullanıldı. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare/fisher's exact, bağımsız örneklem t-testi, korelasyon analizi, basit ve çoklu lineer regresyon analizleri kullanıldı. Araştırmada hastaların %12,7'sinde sepsis, %39,9'unda deliryum ve %10,1'inde Sepsis İlişkili Deliryum (SİD) saptandı. SİD'in erkeklerde (%19) daha fazla görüldüğü, hastaların %56,3'ünün üniteye acilden kabul edildiği belirlendi (p<0,05). SİD gelişen hastaların yaş (X̄±SS=75,31+16,53), APACHE II (X̄±SS=16,75+4,61), SOFA (X̄±SS=9,18+3,41) ve laktat (X̄±SS=2,93+1,06) puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek (p<0,001), GKS puanları (X̄±SS=10,31+1,88) anlamlı düzeyde düşük (p<0,001), CRP düzeyleri (X̄±SS=152,80+95,54) anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Hastaların SOFA skoru ile hem sepsis (r/p=0,505/0,001) hem de SİD gelişimi (r/p=0,531/0,001) arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu saptandı. SİD gelişen hastaların %36'sının OAB<65mmHg, %52,2'sinin vazopresör kullandığı, %33,3'ünde hipoksi olduğu, %25'inin kreatin>1,2 mg/dL olduğu ve bu değişkenlerin anlamlı düzeyde fark yarattığı belirlendi (p<0,001). SİD tanılı hastalarda enfeksiyon kaynağı en sık kan dolaşımı (%44,4) enfeksiyonuydu (X2/p=26,287/0,001). SİD gelişen hastaların %25'inde lökopeni ve %10,8'inde lökositoz olduğu ancak SİD gelişimi için anlamlı bir fark yaratmadığı belirlendi (p>0,05). Araştırmada yoğun bakım hastalarında sepsis, deliryum ve SİD varlığının hemşire iş yükü TISS-28 puan ortalamasını anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,001). SİD gelişen hastalarda ortalama hemşire bakım zamanının 5,5 saat olduğu ve SİD gelişmeyen hastalara göre bakım için ek 1,8 saate gereksinim olduğu sonucuna ulaşıldı (p<0,001). Ayrıca hemşire iş yükünü etkileyen değişkenlerden; sadece sepsis varlığının TISS-28 puanındaki toplam varyansın %14,2'sini (R2=0,142) sadece deliryum varlığının %24'ünü (R2=0,240) ve SİD varlığının %22,8'ini (R2=0,228) açıkladığı saptandı (p<0,001). Ayrıca hemşire iş yükünü etkileyen diğer faktörleri belirlemeye yönelik yapılan çoklu lineer regresyon modelinde; erkek cinsiyet, enfeksiyon, hipoksi ve komorbit hastalık varlığı, OAB<65mmHg olması, antibiyotik, vazopressör ve invaziv mekanik ventilasyon kullanımı, kreatinin≥1,2 mg/dL olması, fiziksel-kimyasal kısıtlama ve uyku siklusunda bozulma ile TISS-28 puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu (F=20,329; p=0,001) ve bu bağımsız değişkenlerin TISS-28 puanındaki toplam varyansın %59,6'sını (R2=0,596) açıkladığı belirlendi. Buna göre antibiyotik, vazopressör ve invaziv mekanik ventilasyon kullanımı değişkenlerinin hemşire iş yükünü anlamlı olarak arttırdığı saptandı (p<0,05). Sonuç olarak araştırmada YBÜ'de SİD gelişme oranı literatür ile karşılaştırıldığında düşük olduğu buna rağmen hemşire iş yükünü anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı. SİD hastalık şiddetini arttıran faktörlerden etkilenmektedir ve bu risk faktörlerinin tanımlanıp kontrol altında tutulması SİD gelişme oranını ve hemşire iş yükünü azaltabilir. Anahtar Sözcükler: Deliryum, hemşire iş yükü, sepsis, sepsis ilişkili deliryum, yoğun bakım

DeliryumHemşirelerHemşirelik+5
Şerife Alıcı
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşırı iş yükünün, tükenmişlik, iş stresi ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi

Bu çalışmada aşırı iş yükü, tükenmişlik, stres ve işten ayrılma niyetininbankacılık sektörü çalışanları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ayrıca aşırı iş yükünün, işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde tükenmişlik ve stresin aracılık rolü araştırılmıştır. Bu maksatla, Osmaniye ve Adana ilindeki 516 banka çalışanından anket ile veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, değişkenler arası korelasyonlar tespit edilmiş ve yapısal eşitlik modeli ile modelin uyum iyiliği testleri ve regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda banka çalışanlarının maruz kaldığı aşırı iş yükünün çalışanlardaki iş stresini, tükenmişlik düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizi neticesinde ise aşırı iş yükünün işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde stresin ve tükenmişliğin aracılık rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Aşırı iş yükü, iş stresi, tükenmişlik, işten ayrılma niyeti

Banka çalışanlarıStresTükenmişlik+3
Süleyman Cem Bozdoğan
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinde iş yükü algısı ve iş yükünün insan kaynakları yönetiminde kullanımı

Otel işletmelerinde çalışanların performansı son derece önemlidir. Çalışanların performanslarında ise iş yükü önemli bir faktördür. Aynı zamanda, iş yükünün yöneticiler tarafından dikkate alınması insan kaynakları yönetimindeki birçok sorunun önlenmesine de katkı sağlamaktadır. İş yükü ile ilgili personel algılarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada ayrıca, yöneticilerin insan kaynakları fonksiyonlarının yürütülmesinde iş yüküne önem verip vermediklerinin belirlenmesine de çalışılmaktadır. Çalışma, Eskişehir'de bulunan 28 otelden 262 çalışan ve 90 yönetici olmak üzere toplam 352 personelin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerinin toplanmasında, anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler; faktör analizi, bağımsız örneklem T testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmada; personelin iş yükü algılarının, fiziksel, zihinsel, konumsal, çevresel ve duygusal olmak üzere toplam beş faktörden oluştuğu belirlenmiştir. İş yükü algısında konumsal faktörün birincil öncelikle tercih edildiği görülmüştür. Çalışanların ve yöneticilerin demografik özellikleri ile iş yükü algıları arasında eğitim durumu, departman, yaş ve iş tecrübesi açısından anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Çalışanların ve yöneticilerin genel iş yüküne ilişkin algılamalarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yöneticilerin insan kaynakları yönetimi ile ilgili faaliyetleri yürütürken iş yüküne en fazla planlama ve kariyer yönetimi fonksiyonlarında önem verdiklerine yönelik bulgulara da ulaşılmıştır.

EskişehirOtellerİnsan kaynakları yönetimi+2
Ezgi Atik
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin işyükü algılarının incelenmesi: İstanbul ili Pendik ilçesi örneği

?Sınıf öğretmenleri yapılandırmacı yaklaşımın eğitim sistemimize girmesinden bu yana görev tanımlarına giren işlerin içeriğinin değişmesi ve yenilenmesine bağlı olarak daha fazla çalışmak durumundadırlar. Birim zamanda kaliteden ödün vermeden görülecek işin miktarı artmış olduğundan tüm bunlar öğretmenlerin iş yükünü artırmış bulunmaktadır? (Karaokur Akdağ & Göksoy, 2012). Bu durumun mevcut işyükü miktarı ile algılanan işyükü miktarı arasında işyükü algısı lehine farklılık oluşturabileceği düşünülmektedir.Araştırmanın amacı İstanbul İli Anadolu yakasında görev yapmakta olan 4+4+4 sistemine göre 1-4. sınıf okutan sınıf öğretmenlerinin işyükü algılarının ne düzeyde olduğunun belirlenmesi ve demografik, sosyal, çevresel boyut değişkenlerine göre iş yükü algısının anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Pendik ilçesindeki 22 ilkokul içerisinden random (tesadüfi) olarak seçilen 295 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırma bulguları, öğretmenlere iş ve paydaşları açısından bakış açısı kazandırarak olayları ve kişileri değerlendirirken bu hususları da dikkate almalarına yardımcı olabileceğinden önemlidir.

İş yükü
Şeyma Karaokur Akdağ
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The role of career satisfaction in the relationship between work overload and individual performance

The emergence of human resource management and firm performance literatures over the years have been among the most profound subject of research papers. This study considers Career satisfaction (CS) as second order construct and examines its mediating role between Work overload (WO) and Individual performance (IP). For this purpose, an online questionnaire was created and data was collected from 127 bank employees from main branch of IBA in Afghanistan. The data collected was analyzed with SmartPLS software program. The study results suggest that, CS is plays a very strong role in individual performance and has a strong impact on the performance of service firms. Furthermore, the study reports that, CS mediates the relationship between WO and IP and has a significant impact on the performance of the service firm. This study provides empirical evidence of the role of CS enhancing individual performance and firm's performance. Keywords: Career Satisfaction, Career Growth, Employee's Performance, Work Overload, Islamic Bank of Afghanistan.

AfghanistanOverloadBanking sector+6
Esmatullah Garandaı
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aşırı iş yükü tükenmişlik ilişkisinde, iş tatmini ve örgütsel vatandaşlık rolü: Sağlık çalışanlarında bir uygulama

Yeni koronavirüs hastalığı küresel çapta birçok farkındalıkların gelişmesine yol açmıştır. İnsan yaşamında sağlık bakım sistemlerinin etkinliği ve verimliliği hayati bir rol üstleneceği farkına varılmıştır. Bu çalışmada Sağlık çalışanlarının aşırı iş yükü neticesinde tükenmişlik ilişkisi, iş tatmini ve örgütsel vatandaşlık rolünün araştırılması yapılmıştır. Araştırma Antalya' da faaliyet gösteren Devlet ve Özel hastanedeki sağlık sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Sağlık çalışanlarıyla yüz yüze görüşülerek anket formu dağıtılmış 402 sağlık çalışanından elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Yapılan analiz neticesinde; bağımlı değişken tükenmişliğin, bağımsız değişkenler olan aşırı iş yükü ile pozitif, örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmini ile negatif yönde anlamlı ilişkilere sahip olduğu görülmektedir. Tükenmişlik ve boyutları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Aşırı iş yükü, örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmini bağımsız değişkenler olarak ele alınarak bağımlı değişken üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aşırı iş yükü algıları, tükenmişlik düzeylerini pozitif ve anlamlı olarak etkiler. Aşırı iş yükü algıları, iş tatminlerini negatif ve anlamlı olarak etkiler. Aşırı iş yükü algıları, örgütsel vatandaşlık davranışlarını negatif ve anlamlı olarak etkiler. İş tatminleri, tükenmişlik düzeylerini negatif ve anlamlı olarak etkiler. Örgütsel vatandaşlık davranışları, tükenmişlik düzeylerini negatif ve anlamlı olarak etkiler. Aşırı iş yükü algıları - tükenmişlik ilişkisinde iş tatmininin aracılık rolü vardır. Aşırı iş yükü algıları - tükenmişlik ilişkisinde örgütsel vatandaşlık davranışının aracılık rolü vardır sonuçları elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Aşırı İş Yükü, Tükenmişlik, İş Tatmini; Örgütsel Vatandaşlık Rolü

Sağlık personeliTükenmişlikTükenmişlik düzeyi+4
Ali Rıza Ögen
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aşırı iş yükünün iş stresi, tükenmişlik ve işten ayrılma niyetine etkisinde dağıtım adaletinin rolü: Sivil havacılık sektörü üzerine bir araştırma

Sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin devamlılığını, hedef ve stratejilerini gerçekleştirmesini sağlayacak faktörlerden biri de sağlıklı ve verimli bir çalışma ortamı oluşturmasıdır. Örgütsel davranışların ve çalışma ortamından etkilenen çalışanların işletmelerin hedef ve stratejilerini gerçekleştirebilmesindeki rolü oldukça büyüktür. Bu çalışmada sivil havacılık sektörü çalışanlarında oluşan aşırı iş yükünün iş stresi, tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti oluşmasındaki etkisinin ortaya konması ve dağıtım adaletin bu etkileşimdeki rolünün araştırılması yapılmıştır. Sivil havacılık sektörüçalışanı138 kişiye anket uygulaması yapılarak elde edelin veriler değerlendirilmiştir. Yapılan analiz neticesinde; ele alınan bu noktalarda bağımız değişken aşırı iş yükünün bağımlı değişkenler olan tükenmişlik düzeylerini, iş stresini ve işten ayrılma niyeti düzeylerini pozitif ve anlamlı olarak etkilediği ve dağıtım adaletini ise negatif ve anlamlı olarak etkilediği görülmüştür. Dağıtım adaletinin etkisine bakıldığında ise dağıtım adaleti algısının tükenmişlik düzeyini ve işten ayrılma niyetini negatif ve anlamlı yönde etkilediği görülmektedir. Dağıtım adaletinin düzenleyici rolüne bakıldığında ise aşırı iş yükü algıları – iş stresi ilişkisinde, aşırı iş yükü algıları – tükenmişlik ilişkisinde ve aşırı iş yükü algıları –işten ayrılma niyeti ilişkisinde dağıtım adaletinin düzenleyici rolünün olmadığı sonuçları elde edilmiştir.

AdaletAşırı yükDağıtım+7
Burak Ulusoy
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde çocuk hemşirelerinin iş yükü ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırma, çocuk hemşirelerinin iş yükü ve anksiyete arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla 511 çocuk hemşiresi ile tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Veriler Sosyodemografik ve Mesleki Özellikler Bilgi Formu, İş Yükü Ölçeği (İYÖ) ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, ortanca, Independent Sample-t, Anova, Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma, Spearman Korelasyon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %83.4'ü kadın, %72.4'ü 21-30 yaş altında ve %86.3'ü, hemşirelerin %61.4'ü lisans ve üstü eğitim düzeyindedir (Tablo 4.1). Hemşirelerin %43.6'sı meslekte toplam beş yıldan kısa süredir, %43.6'sı yoğun bakım kliniğinde %79.3'ü şuan bulundukları pozisyonda, %39.3'ü gündüz şiftinde, %43.2'si şiftlerde ortalama dört ve üzeri hemşireyle çalışmakta, %36,2'si haftada ortalama üç nöbet tutmakta ve %31.5'i günde ortalama üç-dört hastaya bakım vermektedir (Tablo 4.2). Çocuk hemşirelerinin İYÖ puan ortalaması 37.35±8.14, KAÖ puan ortalaması 4.41±4.92'dür. Cinsiyet, hemşirelerin görev yaptığı klinik ve çalışma pozisyonu, çalışma saatleri ve süresi, nöbet sayısı çocuk hemşirelerinin İYÖ puan ortalamalarını, bir şiftte çalışan kişi sayısı ise KAÖ puan ortalamasını istatistiksel açıdan anlamlı olarak etkilemektedir (p<0.05). Hemşirelerin İYÖ ve KAÖ puan ortalamaları arasında düşük düzeyde pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda; çocuk hemşirelerinin iş yükünü, cinsiyet, yaş, çalışma süresi, çalışılan birim, pozisyon, şift ve şiftte çalışan kişi sayısı, haftalık nöbet ve bakım verilen hasta sayısı etkilemektedir. Koronavirüs anksiyetesini de şiftte çalışan kişi sayısı etkilemektedir. Pandemi döneminde; hemşire sayısının arttırılması, hemşirelerin çalışma saatlerinin ve nöbetlerinin azaltılması, hemşireler için psikolojik destek birimlerinin oluşturulması önerilir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, covid-19, çocuk, çocuk hemşireliği, iş yükü

AnksiyeteCOVID 19Hemşireler+7
Şehrazat Demir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş yükü ile iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi

Bireyler, iş ve yaşamlarında sürekli olarak devam ettirdikleri görev ve sorumluluklara sahiptirler. Bu görev ve sorumlulukları yerine getirme çabası, iki alan arasında kurulan ve her bireyin kendi sınırlarını belirlediği bir dengenin varlığını gerektirir. İş ile yaşam arasındaki dengede önemli bir kavram ise bireylerin sahip olduğu iş yükü olmaktadır. Dengenin kurulamaması birtakım olumsuz sonuçları beraberinde getirerek işten ayrılma niyetinin oluşmasında etkili olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, iş yükü, iş-yaşam dengesi ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerin incelenerek, iş yükü ve iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyeti üzerinde etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde, teorik çerçeve verilerek üç temel kavram açıklanmıştır. İkinci bölümde kavramları birbirleriyle ilişkilendiren benzer çalışmalara ve araştırma modellerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise iş yükü ile iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyeti üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilen araştırma yer almaktadır. Araştırmadaki veriler, anket yöntemi kullanılarak, Bursa ilinde bankacılık sektöründeki 102 çalışandan elde edilmiştir. Elde edilen tüm veriler ile ilgili analizler "SPSS 17.0 for Windows" programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, iş yükü ile iş-yaşam dengesi arasında anlamlı ve ters yönlü; iş yükü ile işten ayrılma niyeti arasında ise anlamlı ve aynı yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. İş-yaşam dengesi ile işten ayrılma niyeti arasında ise anlamlı ve ters yönlü bir ilişki saptanmıştır. Yapılan analizlerde modelin anlamlı olduğu ve iş yükü ile iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyetini etkilediği tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim durumu ve çalışma süresi demografik değişkenlerine göre üç kavram arasında yapılan analizlerde iş yükü ile yaş değişkeni; iş-yaşam dengesi ile medeni durum ve işten ayrılma niyeti ile öğrenim durumu arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+3
Asena Araslar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects