Adana
305 theses under this subject heading
Adana 112 il ambulans servisi çalışanları üzerinde; KBRN farkındalığı, bilgi, tutum ve davranışları üzerine çalışma
KBRN; Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer maddelerin ilk harflerinden oluşan tanımlayıcı bir kısaltmadır. Bu maddelerin kasten, kazaen veya doğal afetler nedeniyle ortama yayılmasıyla; insan ve çevre sağlığı için zararlı ya da tehlikeli durumlar meydana gelmektedir. Bu çalışma; Adana ili 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde çalışan personellerin KBRN Tehditleri ve Yönetimi hakkındaki farkındalığı, bilgi seviyesi, olay anındaki tutum ve davranışlarını inceleme üzerine olup 926 kişilik evrende 387 kişiden oluşan örneklem grubu ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Çalışmamız ile Adana ilindeki personellerin KBRN farkındalığı, olay anındaki tutum ve davranışları, bilgi düzeyleri ölçeklendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ile personelin hazırlıklı olmasına yardımcı olacak, farkındalık oluşturacak, mesleki gelişimlerini sağlayacak ve tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için öneri ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Mevcut olarak hastane acil servisleri, itfaiye ve jandarma ekipleri üzerine yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Fakat 112 Acil Ambulans ekipleriyle ilgili çalışmalar oldukça az ve yetersizdir. Adana ilinde yapılmış olan bu çalışma 81 ildeki mevcut personele uygulanma özelliğine sahip olup ülke genelinde personellerin değerlendirilmesi ve elde edilen sonuçlara göre geliştirilmeleri için yapılacak çalışmaların başlangıcını oluşturmaktadır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı 'nın yıkıcı ekonomik ve toplumsal sonuçları Türkiye'nin kendine has ekonomik, toplumsal ve iç güvenlik sorunlarını bir derece daha ağırlaştırmıştır. Buna karşın İsmet Paşa iktidarı artan huzursuzluklara karşı ekonomik ve sosyal politikalar geliştiremediği için halk tarafından içten içe eleştiriliyordu. Ülkenin; boğucu gündeminden sıyrılması, ekonomik ve sosyal buhranın aşılması için farklı bir bakış açısı gerekliliği ortaya çıkarmıştır. Modern Türkiye yolunda hükûmete muhalefet edebilecek bir partinin gerekliliğini arzusu içinde olan Mustafa Kemal; 1930 yılında artan toplumsal ve ekonomik huzursuzlukları bertaraf etmek amacıyla yakın arkadaşı Ali Fethi Bey'i (Okyar), Paris Büyükelçiliğinden istifa ettirerek Cumhuriyet tarihimizin ikinci muhalefet partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur. Fethi Bey'in(Okyar) liderliğinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, Mustafa Kemal'in önerisi ile kurucu kadrolarını tamamlayarak 1930 Belediye Seçimlerinden kısa bir süre öncesinde yurdun çeşitli bölgelerinde teşkilatlanma çalışmalarına başlamış ve teşkilatlanma yapabildiği yerlerde 1930 Belediye Seçimlerine katılmıştır. Bu kapsamda Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz Bölgesinin 1930 yılında dört önemli kenti olan Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de de teşkilatlanarak belediye seçimlerine katılmıştır. Öte yandan çok partili yeni siyasi düzen karşısında iktidarı elinde bulunduran CHF'nin yeni partiye bakış açısı ve rekabetçi ortama karşı tutumu da merak konusu olmuştur. Yapılan bu çalışmanın amacı; Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri sırasında, Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de yaşayan halkın yeni partiye karşı sergilediği yaklaşımı ortaya koymak olduğu gibi, 1930 Belediye Seçimlerinin yapıldığı dönemde tek parti olarak iktidarı elinde bulunduran CHF'nin merkez ve yerel teşkilatlarının, Akdeniz'de Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın teşkilatlanma ve faaliyetleri karşısında geliştirdiği yaklaşımı ortaya koyarak, CHF'ye karşı muhalefet görevini üstlenen Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın söylem ve eylemlerini, dönemin arşiv belgelerini, siyasi nutuklarını, meclis konuşmalarını ve gazetelerini tarayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kısa sürecek çoğulcu demokrasiye geçiş denemesi yolunda yaşadığı sancılı sürece ışık tutmaktır.
Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma sürecine katkısı: Adana Büyükşehir Belediyesi örneği
Halka en yakın kamu kurumu olan belediyeler, halkın ihtiyaçlarını karşılamak, istek ve taleplerine cevap verebilmek için halkla ilişkiler faaliyetlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma süresine katkısı, Adana Büyükşehir Belediyesi örneklemi üzerinden incelenmiştir. Uygulama sırasında Adana ili merkez ilçelerinde yaşayan 530 kişiye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 23 paket programına girilip analiz edilmiştir. Bu çalışmanın amacı; halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajı oluşturma sürecine ilişkin katkı sağlayan faktörleri değerlendirmektir. Araştırma bulgularına göre belediye, yapmış olduğu halkla ilişkiler faaliyetleriyle kurum imajı oluşmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Halkla ilişkiler, Belediyelerde Halkla İlişkiler, İmaj, Kurumsal İmaj
Adana film festivali'nin kent imajına katkısı
Günümüz küreselleşen dünyasında, her türlü bilgiye ulaşmanın oldukça kolaylaştığı gibi, artık dünyanın dört bir yanından mal ve hizmet edinmek de son derece basit hale gelmiştir. Bu durum, kurumlar arası rekabeti ortaya çıkartmış ve kurumların rakiplerinden farklılaşmayı ve markalaşmayı hedeflemesini sağlamıştır. Bu yüzden kurumlar hedef kitlelerinin zihinlerinde kendilerine yönelik oluşan izlenimleri olumlu yöne çevirmek için kendilerine olumlu imaj yaratma çabası içerisine girmiştir. Küresel ekonomik rekabet sadece kurumlarla sınırlı değildir, ülkelerin arasında da bir ekonomik rekabet bulunmaktadır. Bunun için ülkeler, turistik ve doğal güzelliklere sahip kentlerini turistlere açmak, ekonomik altyapısı bulunan kentlerine yatırımcı aramak gibi uğraşlara girmektedir. Kentlerine uluslararası yatırımcıların, turistlerin ve ziyaretçilerin gelmesi için ise aynı kurumların yaptığı gibi kentlerine bir imaj oluşturmaları gerekmektedir. Kent imajı oluşturmak için festival gibi etkinliklere başvurulmaktadır. Literatür taraması ve anket uygulamasına dayanan bu çalışmada Adana Film Festivali'nin kent imajına katkısının olup olmadığı incelenmiştir.
Endüstriyel futbol çağında futbol taraftarlığı ve tüketim
Bu çalışmada günümüzde endüstriyel bir sektör haline gelen futbolun, tüketim nesnesi haline gelmesini ve buna bağlı olarak futbol taraftarlarının bu tüketim kültürüyle olan etkileşimi ele alınmıştır. Bunun dışında futbolun tarih boyunca geçirdiği süreç ve değişimler farklı coğrafyalardaki örnekleriyle incelenmiştir. Çalışmada futbol endüstrisini oluşturan çeşitli unsurlarından bahsedilmiş olup bu unsurların futbolun tüketiminde nasıl bir rol oynadığı hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca katılımcıların futbol endüstrisinin gelişmesiyle birlikte yaşadıkları deneyimler ve konu hakkındaki anlamları yorumlanmaya çalışılmıştır. Futbolun tüketim olgusunun yanı sıra günümüz taraftarlık olgusunun nasıl oluştuğu, neleri kapsadığı ve futbol kültürünün katılımcılar için ne ifade ettiği de bir diğer amaç olarak ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma teknikleri kullanılarak 10 Adanaspor taraftarı ve 10 Ankaragücü taraftarıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde elde edilen veriler nitel veri analiz tekniğiyle değerlendirilmiştir.
Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin Türkçe kullanımlarına yönelik görüşleri: Adana örneği
Çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan yetişkin Suriyeli sığınmacıların Türkçe kullanımlarının belirlenmesidir. Bu bağlamda Türkiye'de geçici koruma altında bulunan, şehir merkezinde yaşayan, herhangi bir eğitim kurumunda öğrenci olmayan Suriyelilerin Türkçe kullanımları incelenip dil ihtiyaçları belirlenmiş, katılımcıların devam ettikleri Türkçe kurslarının içeriğiyle sığınmacıların dil ihtiyaçları karşılaştırılmış; bu sonuçlardan hareketle Suriyeli sığınmacılara Türkçe öğretimi ile ilgili öneriler sunulmuştur. Araştırmanın verileri, Türkçe kursuna gitmemiş 15 yetişkin Suriyeli sığınmacı ile Türkçe kursuna eğitim amacı dışında giden 15 yetişkin Suriyeli sığınmacıdan görüşme yoluyla elde edilmiştir. Görüşme kayıtları deşifre edilerek temaya dayalı içerik analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda ortaya çıkan bulgular araştırma problemlerinin yanıtlarını ortaya koyacak bir biçimde sunulmuştur. Araştırma kapsamında şu sonuçlara ulaşılmıştır: Suriyeli sığınmacıların Türkiye'de kalma süreleriyle Türkçe düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kursa gitmemiş sığınmacıların edindikleri dil beceri düzeyleri, hedef dile maruz kalma ve Türklerle iletişime geçmeleriyle açıklanabilir. Kursa devam eden katılımcılar ise her dil becerisinden belirli düzeyde yeterliğe sahiptirler. Her iki gruptaki katılımcılar dil bilmemelerinden kaynaklı sorunu en fazla hastane ortamında yaşamaktadırlar. Türkçe kurs içeriğinin sosyal hayata katılım için konuşma becerisi ağırlıklı, günlük ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde olması her iki gruptaki katılımcıların en fazla verdiği yanıttır. Katılımcıların Türkçe kursuna gidememe nedenleri ise geçim sorunu, kurs hakkında bilgi sahibi olmamaları, ev işleri, çocuk bakımı, yaş sınırı olarak saptanmıştır. Kursa devam eden katılımcılar arasında olumsuz görüş bildirenler, kurs içeriğinin dil düzeylerine göre basit kaldığını ve dil ihtiyaçlarını karşılamadığını belirtmişlerdir. Kursa devam eden katılımcılar arasında ise sahip oldukları dil düzeylerine kurs sayesinde ulaştıklarını belirtip kursta okuma-yazma eğitimi verilmesini, resmî Türkçe öğretilmesini olumlu görüş olarak bildirmişlerdir. Her iki grupta da sosyal hayat içerisinde en fazla kullanılan dil becerileri dinleme ve konuşma olurken, en az kullanılan dil becerileri yazma ve okuma olmuştur. Her iki gruptaki katılımcılar, şartlar sağlandığı takdirde Türkçe öğrenmek istediklerini belirtmişlerdir. Türkiye'de yaşayan Suriyeli sığınmacıların dil kullanımlarının araştırıldığı çalışma sonuçlarının sığınmacılar için düzenlenecek dil politikalarına, Türkçe kurs içeriklerinin ve materyallerinin geliştirilmesine, öğrenme ortamının düzenlenmesine katkı sunacağı düşünülmektedir.
Destinasyon pazarlamasında gastronomik kimliğin etkisi: Adana örneği
21. yy'in ilk çeyreğine geldiğimiz bu günlerde insanların alternatif turizm arayışları sonucu ortaya çıkan gastronomi turizmine olan ilginin artmasıyla birlikte, destinasyonların hızla artan rekabetleşme sonucu pazarda yer edinebilmesi için ilgi çekici ve benzeri olmayan turistik bir öge oluşturmalarında gastronomik kimlik önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Adana, tarihi ve kültürel mirasları, coğrafi ve iklim yapısı, inanç sistemi ve etnik çeşitlilik gibi eşsiz ögeleri ile sentezlenen bir mutfak kültürüne sahiptir. Bu çalışmanın amacı Adana mutfak kültürünün, destinasyon pazarlamasında gastronomik kimliğin etkisinin belirlenmesine yöneliktir. Bu nedenle bölgeye veya yöreye ait olan özgün nitelikteki gıda ürünlerinin, gastronomik kimliğin oluşturulmasında ve gastronomik kimliğin destinasyon pazarlamasında etkili olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında anket tekniği kullanılmış ve kullanılan ölçek daha önce yapılan benzer çalışmalardan yararlanılarak oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında 430 kişiye anket uygulanmış, hatalı ve eksik yanıtlamalardan dolayı 400 anket geçerli ve güvenilir bulunarak çalışmaya dahil edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 yazılım programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda destinasyon pazarlamasında gastronomik kimliğin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada literatüre ve Adana gastronomisinin gelişmesine fayda sağlamak adına çeşitli önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Adana Mutfağı, Destinasyon Pazarlama, Gastronomi, Gastronomik Kimlik
1950'li yıllarda Türkiye'de gündelik hayatta yaşanan dönüşümler: Adana ili üzerine bir araştırma
1950'li yıllarda siyasal anlamda çok partili hayata geçiş yaparak önemli bir değişim geçiren Türkiye'nin aynı zamanda gündelik hayatında da büyük değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. Bu dönemde Demokrat Parti iktidarı öncülüğünde gerçekleştirilen Amerikan yanlısı politikalar gündelik hayatta da yankısını bulmuş ve toplum modernleşme çatısı altında Amerikan değerlerini benimseyerek tüketim toplumuna evrilme yoluna girmiştir. Bu bağlamda 1950'li yıllarda Türkiye'de gündelik hayat pratiklerinde; yeme-içmeden kılık kıyafete, dayanıklı tüketim mallarından eğlence ve müzik anlayışına Amerikanlaşma terimi ile ifade edilebilecek bir dönüşüm yaşanmıştır. 1950'lerde Türkiye'de yaşanan bu sosyal dönüşümün en net görülebildiği yerlerden birisi Adana'dır. Adana'nın bu dönemde yaşanan değişimi derinden hissetmesinde en büyük etken şehirde kurulan İncirlik Üssü'dür. İncirlik Üssü'nde çalışmak üzere Adana'ya gelen Amerikalı askerler ve aileleri uzun bir süre Adana halkıyla iç içe yaşamışlardır. Böylece Adana halkı Amerikan yaşam tarzı ile doğrudan bir etkileşim içinde olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de ve özellikle Adana'da 1950'lerde kaydedilen ve modernleşme olarak ifade edilebilecek bu değişimler Lefebvre'nin teorik çerçevesinden okunacaktır. Zira, Lefebvre gündelik hayatın modernlikle ortaya çıktığını ve modern kapitalist toplumların bir özelliği olduğunu belirtir. Türkiye'de 1950'ler Lefebvre'nin bahsettiği kapitalist tüketim toplumlarının bir özelliği olan ve modernlikle gelen gündelik hayatın gözlemlenebildiği yıllardır. Bu bağlamda Türkiye'nin 1950'li yılları Lefebvre çerçevesinden değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeyi gerçekleştirebilmek için sıradan insanların hayatlarından yola çıkan, onların anılarına ve deneyimlerine odaklanan bir yöntem olan sözlü tarih seçilmiştir. Bu bağlamda katılımcıların anlattıklarından özellikle İncirlik Üssü Amerikalılarının etkisiyle Adana'nın gündelik hayat pratiklerinde, yeme-içme, kılık-kıyafet, eğlence ve müzik anlayışlarında gerçekleşen değişimler tespit edilmiştir. Ayrıca, sözlü tarih yöntemi ile sıradan insanların belgelere geçemeyen deneyimlerinin de tarihin birer kaynağı olabileceği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Gündelik hayat, Amerikanlaşma, modernlik, Henri Lefebvre, İncirlik Üssü, Adana
Adana eyaletinde konar-göçer halk hareketleri ve eşkıyalığının zihnî arkaplanı (XVII-XIX. yüzyıllar)
Göçerler, Osmanlı Toplumunun önemli ancak ihmal edilmiş ve yanlış anlaşılmış bir nüvesidir. XVII. ve XIX. Yüzyıllarda büyük iskân teşebbüslerine tabî tutularak, Osmanlı klasik döneminde sağlam olan yerlerini, sorumlu tutuldukları bazı davranışlar ve kendilerinden beklenen yeni talepler sonucu kaybedeceklerdir. Ekonomik getirileri vesilesiyle yerleşik reâyâ ile biri diğerine tercih edilmeyen varlıkları imparatorluğun son iki yüz yılında tehlikeye girecektir. Osmanlı Devleti, göçer hareketlerinin ve özellikle etrafa verdikleri zararların önünü alamayınca onlar için en iyi şeçeneğin iskân olduğunu kararlaştırmıştır. Ancak göçerlerin tepki çeken ve iskânla cezalandırılan davranışları ve eşkıyalıkları; kuru bir eylem değil, göçer olarak yaşayabilme ve varlıklarını koruyabilme mücadelesi olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada, iskânların öncesinde ve sonrasında göçer gruplar arasında beliren halk hareketleri ve eşkıyalık faaliyetlerinin zihinsel arkaplanını ortaya koymak; özellikle de onların eserlerinden de yararlanarak hikayeyi daha anlamlı kılmak, sonucunda bu dönemde yaşayan göçer grupların sosyal hayatları ve zihinlerinde olan dönüşümü görmek amaçlanmıştır. Osmanlı döneminde göçerleri iskân girişimlerinin Osmanlı merkezî yönetimince uygulanmasının ardındaki siyasal ve sosyo-ekonomik saikler ve harekâtın bölgedeki sonuçları üzerine birçok çalışma mevcut iken, bölge sakinlerinin bu uygulamaya muhtelif şekillerde tepki vermesinin ardındaki düşünsel zemin yeterince araştırılmamıştır. Bu durumun sebebi iskânların geniş ve önemli bir araştırma sahası olan Osmanlı sosyal tarihi içinde sayılması olduğu kadar, göçerler açısından tarih yazımının zor ve az tercih edilir olmasından da kaynaklanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, iskân hareketlerinin bir iç siyaset aracı olarak sebep–sonuçlarından ziyade; gündelik hayatta ve bölge insanının zihin dünyasında neden olduğu değişim ve alt üst oluşlara odaklanmak, olaylara, mümkün olduğunca göçerlerin gözlerinden bakmak, tarihsel anlatıya kazandırılacak yeni perspektifle olayların farklı bir hikayesini sunmaktır.
Adana Akıncılar Mahallesi Çingene/Roman kültürünün aktarımında dans ve eşlik unsurlarının etkileri
Çingeneler/Romanlar, yüzyıllar öncesinden Hindistan'dan dünyanın birçok farklı noktasına, neredeyse her yerine, göç ettikleri düşünülen topluluklardır. Ülkemize de göçler gerçekleştiren bu topluluk renkli görünen kişilikleri ve çoğunlukla sundukları eğlenceli hayatlarıyla söz konusu oldukları kadar aynı zamanda ötekileştirilmeye de maruz kalmışlardır. Yaşam tarzları, kimi zaman eğlenceli kimi zaman onları dışlanmaya maruz bırakan hayatları çeşitli çalışmalara konu edinilmiştir. Bu çerçevede düşünüldüğünde, araştırmanın problemini içerisinde bulundukları tüm toplumlar tarafından ötekileştirmeye maruz kalan, kendilerinin de kapalı gruplar olmaları sebebiyle ötekileştirme sürecini karşılıklı hale getirdikleri etnik bir grup olarak ele aldığımız Çingene/Romanlar ve kültürel alanlarını nasıl muhafaza edebildikleri oluşturmaktadır. Bu çalışma da Adana Akıncılar Mahallesi'nde yaşayan Çingene/Roman grupları üzerinden müzikleri ve danslarıyla eğlence sektöründe oldukça bilinen bu grubun danslarının kültürel bir aktarım unsuru olduğunu ve kültürün devamlılığının sağlanmasında önemli bir rol oynadığını, kültürel bellek ve belleğin yaşatıldığı mekânlar çerçevesinde göstermeyi amaçlamaktadır. Araştırma sahası Adana İli Akıncılar Mahallesi olarak sınırlandırılmış ve sadece bu bölgede yaşayan Çingene/Roman grupları üzerinden çıkarım ve yorumlamalarda bulunulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji modelinden yararlanılmış; katılımlı gözlemlerde bulunulmuş, derinlemesine ikili görüşmeler gerçekleştirilmiş; saha süreci sonrasında alınan araştırmacının ses kayıtlarından saha notları oluşturulmuş, verilerin toplanmasında araştırma grubunun izni dâhilinde video kayıtları alınmış ve düğün ritüellerinin performans çözümlemeleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle; dansın, müziğin ve bu sanatları icra edenlerin Akıncılar Çingene/Roman grubu üzerinde kültürel bir muhafaza ve bir aktarım unsuru olduğu görülmüştür. Günlük yaşamlarında kendileri gibi olmayanlardan Çingene/Roman grubunu ayırmanın zor olduğu, dansların ve danslara eşlik eden unsurların bu ayrımın yapılabilmesinde önemli roller oynadığı sonucuna varılmıştır. Kültürlerini yaşatabildikleri yer olarak düğünler gibi törensel buluşmaların varlığının büyük önem taşıdığı, kültürel alanların kadın ve erkekler tarafından birlikte inşa edildiği, müzik ve dans repertuarlarında yer alan ithal ürün varlıklarının tespit edilmesi sebebiyle sanıldıklarının aksine tamamen dışa kapalı bir grup olmadıkları, aktarım sürecinde çocukların büyük rollerinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Gençlik, spor ve mekân ilişkisi: Adana'da spor tesislerinin sosyo-mekânsallığı
Ülkemizde spor coğrafyası yeni bir alan olmasına rağmen son dönemde bu alanda yapılan çalışmalar artmaktadır. Genel olarak sporun mekânsal boyutu coğrafyanın ilgilendiği bir alan olmakla birlikte sporun özellikle mekânsal perspektifte diğer disiplinlerle de bağlantısı vardır. Bu çalışmada "spor ve mekân" bağlamında sporun mekânsal boyutu, mekân kavramının sportif faaliyetlere etkisi, bazı spor türü ve faaliyetlerinin mekân ile ilişkisi üzerinde durulmuş ve iki farklı sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya sahip mahalledeki iki spor kompleksi sosyo-mekânsallık açısından ele alınmıştır. Adana'da spor tesislerinin yapımı ve işletimi göz önüne alındığında en büyük pay kamu kurumlarına ait olduğu açıkça görülür. Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı müesseseler öne çıkmaktadır. Ayrıca yerel yönetimlerin katkısından da bahsetmek mümkündür. Son olarak özel spor tesislerinin de kent içinde çeşitli spor faaliyetlerinde varlığı söz konusudur. Bu noktada şunu da eklemek gerekir. Çukurova Üniversitesinin yerleşkesinde sosyal ve sportif tesisler de şehirdeki spor faaliyetlerine önemli bir katkı sunmaktadır. Adana'da Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı dört belediye içinde Yüreğir İlçesi ve Seyhan İlçesi araştırma sahası olarak seçilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de bu ilçelerin farklı toplumsal, ekonomik ve kültürel yapıya sahip olmasıdır. Bu farklılıkların izini spor mekânları üzerinden irdelemek spor coğrafyası bağlamında önemlidir. Farklı sosyo-mekânsal özelliklere sahip iki yerdeki spor mekânları ve insan ilişkisini irdelemek ve buna bağlı olarak bireysel (psikolojik ve bedensel), toplumsal (söylem ve temsil) ve spor mekânlarındaki pratiklere dair benzerlikleri ve farklılıkları görmek bu çalışmanın temel amacıdır. Ayrıca Adana şehrindeki spor mekânlarının dağılımını göstermek de çalışmanın ikincil amaçlarından biridir. Bu çalışmada nitel yöntemlerden derinlemesine görüşme ve katılımcı gözlem yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 30 kişi ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Bu kişilerin 16'sı erkek 14'ü kadındır. Ayrıca yaşa bağlı olarak genç ve yetişkin dengesi gözetilmeye çalışılsa da otuz kişilik örneklem grubuna ilaveten gençlerle informel bir şekilde görüşmeler yapılmıştır. Araştırmacının Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nde çalışıyor olması bu çalışmaya fenomolojik bir boyut katmıştır. Bunun haricinde katılımcı gözlem yöntemi de kullanılmıştır. Araştırmacı incelenen iki spor tesisine düzenli olarak gidip ortamda veri toplamıştır. Sonuç olarak, Adana'da spor mekânları sosyo-mekânsallık açısından incelenmiş ve Adana'nın spor mekânları açısından mevcut durumu saptanmıştır. Farklı sosyo-mekânsal özelliğe sahip iki farklı spor kompleksinden faydalanan kişiler mekânsal bağ ve toplumsallık açısından incelendikten sonra Adana şehrinde şehir ile uyumlu ve şehre faydalı spor tesislerinin planlanması için öneriler sunulmuştur.
Adana ili örneğinde pandemi sürecinde uzaktan eğitim uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada pandemi döneminde temel eğitim düzeyinde gerçekleştirilen uzaktan eğitim uygulamalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitimöğretim yılında ülkemizde yapılan uzaktan eğitim uygulamalarını gerçekleştirmiş 51 öğretmen oluşmaktadır. Geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile öğretmenlerden veriler toplanmıştır. Toplanan veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenler uzaktan eğitimi sırasıyla dijital eğitim, alternatif eğitim, zaman ve mekâna bağlı olmayan eğitim, kalitesiz eğitim ve etkileşimsiz eğitim şeklinde tanımlamışlardır. Öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde ders içeriklerini sunarken Web 2.0 araçlarının sıklıkla kullanıldıkları görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenler, video ve resimler, Microsoft Office uygulamaları, Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Google arama motoru, PDF görüntüleyici, basılı materyaller, Youtube gibi araçları da kullanmışlardır. Öğretmenler öğrenme-öğretme sürecinde çoğunlukla anlatma yöntemi, soru-cevap yöntemi ve gösteri yöntemini kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlere göre uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler araştırma yaparak öğrenme, tekrar yaparak öğrenme, dijital platformları kullanarak öğrenme, yetişkin yardımı alarak öğrenme, gözlem ve inceleme yaparak öğrenme yollarıyla okul dışı öğrenmelerini gerçekleştirmişlerdir. Diğer taraftan az sayıda öğretmen öğrencilerinin okul dışında herhangi bir öğrenme yaşantısı gerçekleştirmediğini belirtmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin öğrencilerinde gözlemledikleri çevrimiçi öğrenme deneyimleri incelendiğinde birçok öğretmene göre öğrenciler derse katılımda isteksizlik, derse motive olamama, işbirlikçi uygulamaları yapamama, iletişim ve etkileşim problemleri yaşama gibi sorunlar yaşamışlardır. Bazı öğretmenler de hedeflenen öğrenmelerin gerçekleştiğini, iletişim becerilerinin geliştiğini, derse katılımda istekli olunduğunu, fikirlerin rahatlıkla ifade edebildiğini belirtmişlerdir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin dijital platformları kullanırken yaşadıkları zorluklar incelendiğinde öğretmenler teknik ve yazılımsal sorunların yanı sıra, dijital okuryazarlık yetersizliğinden, ekipman eksikliğinden, fiziksel hareketsizlikten ve uygulamaların yabancı dilde olmasından kaynaklı zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin uzaktan eğitimle ilgili hizmetiçi eğitim ihtiyaçlarına yönelik görüşleri incelendiğinde birçok öğretmen dijital eğitim uygulamalarına, temel bilgisayar kullanımına ve dijital platformlarda kullanılan yabancı dil terimlerine yönelik hizmetiçi eğitime ihtiyaçlarının olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler uzaktan eğitim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik bazı önerilerde de bulunmuşlardır. Bu öneriler sırasıyla şu şekildedir: Mevcut uygulamaların yetenekleri arttırılmalı, altyapı ve donanım desteği sağlanmalı, öğretmen ve öğrencilere eğitim verilmeli, ölçme ve değerlendirme uygulamaları geliştirilmeli, güvenlik tedbirleri arttırılmalı.
Gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışlarının gıda güvenliği açısından değerlendirilmesi: Adana ili örneği
Bu tez çalışmasında gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışlarının gıda güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket çalışması Adana'da faaliyet gösteren restoran, kafe-pastane, fast food işletmesi, otel restoranı, toplu yemek üretim yeri/catering gibi işletmelerin mutfak ve servis departmanlarında çalışan 18 yaş ve üstü gıda çalışanları ile yapılmıştır. Anket çalışması 411 katılımcı ile Mart-Mayıs 2023 tarihleri arasında 125 adedi elektronik ortamda oluşturulan anket yoluyla, 286 adedi ise yüz yüze yapılan anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) version 24.0 paket veri programı kullanılarak bilgisayar ortamında yapılmıştır. Gıda çalışanlarının gıda güvenliği konusundaki bilgi düzeyi incelenmiş ve araştırma sonucuna göre katılımcıların bilgi düzeyinin %75.39 ve yüksek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların gıda güvenliği bilgisinin ölçüldüğü anket formunda en fazla doğru cevabı (%94.01) kişisel hijyen ile ilgili sorular olurken, en düşük doğru cevabı (%36,97) ise gıda kaynaklı patojenlerle ilgili olan sorular olmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre gıda çalışanlarının bilgi düzeyi gıda güvenliğindeki davranışların %8'inini, gıda çalışanlarının tutumunun gıda güvenliğindeki davranışların %2'sini açıkladığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucuna göre gıda çalışanlarının gıda güvenliğiyle ilgili bilgi düzeylerinin işletme tipine göre anlamlı farklılık göstermediği ancak gıda güvenliğiyle ilgili tutumlarının ve davranışlarının işletme tipine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Gıda çalışanlarının gıda güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizine göre gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışları arasında pozitif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05).
Güneş ışınım şiddetinin yapay sinir ağları ve genetik algoritma yöntemleriyle tahmini ve performanslarının karşılaştırılması: Adana ili örneği
Nüfus ile paralel olarak artış gösteren enerji ihtiyacı problemine uzun yıllar çözüm olarak görülmüş fosil yakıtlar, karşılanamayacak boyutlara ulaşan maliyetler ve çevreye verdiği geri dönülemez zararlar sebebiyle, yerini yenilenebilir enerji kaynaklarına bırakmaya başlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilirliği, çevre dostu olması ve günümüz dünyasının enerji açığını karşılama potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, bu kaynaklar popülerliğini artan bir ivmeyle devam ettirmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında, ülkemizin coğrafik avantajı ile en çok tercih edilen kaynaklardan biri olan güneş enerjisi tabanlı yatırımlar ve günlük hayatımızdaki kullanımı artış göstermektedir. Küresel güneş ışınım şiddeti, güneş enerjisi ile alakalı en önemli parametrelerden biri olup ölçümü oldukça zahmetli ve maliyetlidir. Bu dezavantajlar dikkate alındığında tahmin ve modelleme seçenekleri güneş enerjisi ile alakalı çalışmalar çatısı altında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, Adana ili için 2015-2021 yıllarına ait hibrit veri setinin kullanıldığı, MATLAB ortamında Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Genetik Algoritma (GA) algoritmaları aracılığıyla küresel güneş ışınım şiddeti tahmini yapılmıştır. Ayrıca, bu iki algoritmanın kararlılık katsayıları dikkate alınarak bir performans karşılaştırılmasına yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda, küresel güneş ışınım şiddeti tahmininde GA algoritmasının YSA algoritmasına kıyasla daha başarılı bir sonuç verdiği gözlemlenmiştir.
Bir Osmanlı Ermeni yetimhanesi: Adana'daki Dârüleytâm-i Osmânî'nin kısa tarihi (1909-1918)
This thesis examines the history of Dârüleytâm-ı Osmânî institution founded in Adana by Adana Governor Cemal Pasha of the period for Armenian girls and boys who were orphaned due to the Adana massacres of 1909. This orphanage, whose foundations were laid in 1909, was officially opened in 1911 for the education and care of 500 hundred orphaned Armenian children. Shortly after its opening, Muslim orphans were also placed in the orphanage and thus became a multireligious and multicultural institution. This thesis tries to show the views of local officials, Ottoman Armenians, and the Committee of Union and Progress towards the opening of the orphanage, by emphasizing the historical role of the Armenian orphans. While drawing a comprehensive picture of the process providing the establishment of the orphanage from 1909 to 1911, this thesis argues that this orphanage was founded for political reasons rather than humanitarian concerns. The study shows the partnerships, disputes, and conflicts between different groups through the discussions on the administration and control of the orphanage from 1912 to 1914. Furthermore, the thesis shows the impacts of the changing ideological, social, and economic policies of the government on the orphanage by focusing on the period between 1914 and 1918. The primary sources used in this thesis are Ottoman archival documents, missionary and consul reports, memoirs, newspapers, province budgets, and regulations.
The massacres of 1909: Violence in revolutionary context in Adana and its hinterland
This study is a reconsideration of the Massacres of 1909 in the light of the ethnoreligious relations in four urban centers (Kayseri, Maraş, Zeytun, and Antakya) from its hinterlands. Based on mainly Ottoman, British, and American Board Commission archival documents, it scrutinizes the history of these urban centers in the first year of the Young Turk period and explains the two massacres in Adana town center with the conclusions drawn from them. Demonstrating the ethnoreligious tensions, the protests against local governments, the role of religion, the agency of the commoner Muslims, and the power of Muslim notables between the Revolution and the Massacres; the study calls for a reevaluation of some predominant paradigms of causation, which are the dominance of the center over the regions, base over superstructure, and patrician over plebeian in interpreting the Young Turk regime's abstract principles, specifically on the rights of Ottoman Armenians. Also, the study investigates the relationship between the Massacres and the 31 March Incident and suggests going beyond the historiography that belittles the conception of reaction by dividing it into three stages: absorption, antirevolution, and counterrevolution. The study argues that Massacres of 1909 were reactionary movements in the stage of anti-revolution, and their potential of turning into counterrevolution was a vital factor in making the already reluctant Young Turk policymakers abandon the realization of universalist principles regarding Ottoman Armenian rights.
Anadolu'da girişimcilik ve endüstriyel turizm mirasına yansıması: Adana ili örneği
Girişimcilik, dünyada ses getiren bir kavram olarak yerini almıştır. Yüzyıllardır var olan ancak Endüstri Devrimiyle birlikte ivme kazanan, dönemin tarih ve kültürünü endüstriyel yapılarda buluşturan girişimcilik, gerek bilim gerekse teknolojik birçok farklı alanda yenilikleri beraberinde getirmiştir. Küçük üretim evi ve atölyeler yerini büyük fabrikalara bırakırken, kas gücü de üretimden çekilerek yerini makinelere devretmiştir. Gün geçtikçe rekabeti daha da canlandıran bu teknolojik dönüşüme ayak uyduramayan fabrikalar ise üretim faaliyetlerini sonlandırarak atıl duruma düşmüşlerdir. Bu noktada bir alternatif turizm çeşidi olan ve özellikle Avrupa'da başarılı örneklerine rastlanan endüstriyel turizm ortaya çıkmıştır. Endüstriyel turizm, faal ve faal olmayan fabrikalara yapılan ziyaretleri içermektedir. Bu ziyaretler endüstriyel yapıların tarihi, kültürel değerleri, deneyimleri hakkında bilgi ve tecrübe edinmeyi kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de bulunan bir girişimcilik faaliyeti sonucunda kurulmuş olan endüstriyel turizm potansiyeline sahip tarihi fabrikaların Adana ili ekseninde saptanması ve söz konusu fabrikaların mevcut durumunun endüstriyel turizm açısından incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünde girişimciliğin tanımı, kavramları, belirleyici faktörleri, tarihi ve önemine yönelik teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Endüstri Devrimi, endüstriyel turizm ve endüstriyel miras kavramları hakkında bilgiler sunulmuş, endüstriyel turizmin dünyadaki başarılı örneklerine yer verilmiş ve endüstriyel turizm ve girişimcilik kavramları birbiri ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, Osmanlı Devleti ve Atatürk dönemlerinde gerçekleştirilmiş olan endüstri girişimciliğine yer verilerek o dönemlerde kurulmuş olan fabrikalar aktarılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Osmanlı Devleti ve Atatürk dönemlerinde Adana ilinde kurulmuş olan endüstriyel yapılara ilişkin verilere, gözlemler sonucu belgelenen fotoğraflara yer verilmiştir.
Gastronomi destinasyonu seçiminde turist tercihlerini etkileyen faktörler ve gastronomi destinasyonlarının algılanan performansı: Gaziantep, Adana, Hatay, Şanlıurfa ve Mardin örnekleri
Gastronomi alanının son dönemde ki gelişimiyle beraber gastronomi turizmi kavramı da ön plana çıkmıştır. Türkiye'de ise bu konuda son derece önemli ve potansiyel sahibi destinasyonlar mevcuttur. Gastronomi turizminin gelişimi beraberinde akademik çalışmaları da getirmekle birlikte destinasyonlar üzerindeki rekabetçilik algısı konusunda eksiklik gözlemlenmiştir. Çalışma bu eksiklik çerçevesinde Türkiye'de yer alan gastronomi alanında ön planda olan Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Hatay ve Adana şehirlerinin, insanların gözünde sahip olduğu performansın belirlenebilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu destinasyonlarda bulunan işletme sahipleri ve yerel yöneticiler adına karar verme, politika üretme konusunda bir araç olabilmesi amaçlanmaktadır. Buna ek olarak araştırma kapsamındaki destinasyonları ziyaret eden turistlerin bölge gastronomisi hakkındaki fikir ve görüşleri de değerlendirilerek destinasyonlar için gerçek anlamda bir rekabetçilik belirlemesinin yapılması adına veri sağlanmıştır. Bu sayede her iki verinin karşılaştırılarak destinasyonların güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bölge yöneticileri ve ekonomik döngü içerisinde yer alan işletme sahipleri adına araç olabilmesinin altında yatan temel neden bu verilerin karşılaştırılmasıdır. Gastronomi turizmi alanında bölgelerin, turistler üzerinde sahip oldukları izlenimler, fikirler oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. Turistlerin seyahat etmeyi planladıkları destinasyonları önceden araştırdığı bir dönemde bu tarz bilgiler, seyahat planlarını olumlu veya olumsuz açıdan etkileyebilmektedir. Bu çalışma ile birlikte potansiyel turistlerin gastronomi destinasyonlarını algılama şekli ile söz konusu bölgelerin gastronomisini deneyimleyen turistlerin sahip oldukları düşünceler arasındaki farklar ortaya konmak istenmiş ve bu çerçevede destinasyonların gereken politikaları uygulayarak daha rekabetçi bir konuma gelmesi hedeflenmiştir.