16. century

288 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Ayıntâb'da suç ve ceza

Osmanlı Devleti'nin sınırları içerisinde bulunan yerleşim yerlerinde tutulmuş olan şer'iyye sicilleri, toplum yapısının ve bölge yaşantısının anlaşılması hususunda oldukça mühim kayıtlardır. 1516 tarihinde Osmanlı Devleti topraklarına katılmış olan Ayıntâb'da da şer'iyye sicil kayıtları bulunmaktadır. Hazırlanan tez kapsamında çalışmak maksadı ile Ayıntâb'daki kayıtlardan XVI. Yüzyılın ikinci yarısında olanları tercih edilmiştir. Üzerinde çalışılmış olan altı adet defter içerisinden, suç işleme ya da suç işlendiğini iddia etme sebebiyle tutulmuş olan kayıtlardan istifade edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin temel aldığı İslam hukuku içerisinde, işlenmiş olan suçlara karşı verilen cezalar, belirli şartlara bağlı kalarak belirlenmiştir. Suçlar genel manası ile hadd cezası gerektiren suçlar, kısas ve diyet cezası gerektiren suçlar, ta'zir cezası gerektiren suçlar olarak ayrılmıştır. Hadd cezaları hududları kesin olarak belirlenmiş ve Allah hakkı için, kısas ve diyet cezaları kasten ya da hataen öldürme ya da yaralama suçlarında kimselerin birbirlerinden haklarını almaları için, ta'zir cezaları ise kesin bir ceza belirlenmemiş suçlar için uygulanan cezalardır. İslam hukukunda ayrımı yapılmış olan bu cezaların uygulandığı suçlar, üzerinde çalışılmış defterler içerisinden seçilip başlıklar halinde sınıflandırılarak değerlendirilmiş ve olabildiğince izah edilmeye çalışılmıştır. Bu değerlendirme ile XVI. Yüzyılın ikinci yarısında Ayıntâb'da işlenen suçlar bir nebze olsun anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu dönem içerisinde aile ve toplum yaşamında karşılaşılan olaylar ve bunların yine aile ve toplum üzerine yansımaları incelenerek alana ufak da olsa bir katkı sağlanmaya uğraşılmıştır.

16. yüzyılCezaGaziantep+5
Buse Çocuklu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapıştırma kündekâri kalem işi bezemeli mahfil tavanları

XVI. yüzyıl Osmanlı Mimarisinde kündekâri (yapıştırma tekniği) mahfil tavanlarını konu edinen çalışmada, bu teknikle yapılmış nadir tavanlar olmaları hasebiyle ele alındı ve gün yüzüne çıkarılması amaçlandı. İncelenen mahfil tavanları kündekâri tekniğinin "Taklit Kündekâri" başlığı altındaki "Yapıştırma Kündekâri" özelliğini taşımaları nedeniyle kündekâri tekniğine geniş yer verildi ve bu sanat tanıtıldı. Danışman hocam Prof. Dr. Candan Nemlioğlu'nun çalışma ve bulgularından yararlanılarak konu ele alındı. Tez içinde mevcut bilgilerin kapsamı genişletilerek araştırma derinleştirildi. Yapıştırma kündekâri tekniği ile yapılmış mahfil tavanları bu çalışmada tespit edilebildiği kadarıyla; İstanbul Eminönü Rüstem Paşa Câmi, İstanbul Kadırga Sokullu Mehmed Paşa Câmi, İstanbul Üsküdar Atik Valide Sultan Câmi ve Manisa Muradiye Câmiinde yer almaktadır. Rüstem Paşa ve Atik Valide Sultan Câmiinde ikişer olmak üzere toplam altı mahfil tavanı bulunmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen mahfil tavanlarının Türk-İslam sanatı içerisindeki ahşap sanatı bağlamında karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapıldı. Araştırma sonucunda çıkan bulgular ve öneriler ele alındı. Bu çalışma ileride yapılacak çalışmalar için de bir kaynak veri olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: XVI. Yüzyıl, Mahfil Tavanları, Kündekâri,

16. yüzyılKalem işiKündekari+4
Leyla Benek
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)

Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri

16. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+4
Bahadır Kurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Süleymān-nāme (39. cilt) (Giriş-metin-dil incelemesi-dizin-tıpkıbasım)

Türkçenin tarihî seyri içerisinde önemli bir yeri olan, Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösteren XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın ilk yarısını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için çalışmaya değer bulduğumuz eser Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymân-nâme'sinin 39. cildidir. Eser, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu, 45 Ak Ze 226 olarak kayıtlı olup içerisinde toplam altı cilt (37 - 42) vardır. Bunun yanı sıra eserin Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kitaplığı 1529 numarada kayıtlı 37 - 42. ciltleri içeren bir nüshası daha mevcuttur. Metnin çeviriyazısını yaparken eski harfli metinler üzerine yapılan çalışmalardan ve sözlüklerden faydalanılmıştır. Arap harfli orijinal metinden Latin harflerine aktarılan metnin dizini Cibakaya programı yardımıyla oluşturulmuş, kelime ve kelime gruplarının öncelikli olarak bağlamdaki anlamları verilmiştir. Dizin oluşturulduktan sonra metin üzerinde dil incelemesi yapılmış; metnin imla, fonetik ve morfolojik özellikleri tablolar hâlinde gösterilmiştir. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı ve eserleri, özellikle Süleymân-nâme'nin diğer ciltleri ve 39. cilt üzerinde ayrıntılı bilgi verilip metinde anlatılan olayların geniş bir özeti yapılmıştır. Daha sonra çalışmanın tıpkıbasım bölümü hazırlanmıştır. Yapılan çalışma ile eserin dil hususiyetleri ve söz varlığı bakımından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösterdiği tespit edilmiştir.

16. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Sinan Kazancı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

15. ve 16. yy İznik çini motifleri ve linol baskı resim tekniği ile yorumlanması

Bu araştırma 15. ve 16. yüzyıllarda İznik çini motiflerinin linol baskı resim tekniği ile uygulamaları ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Tarihsel süreçte İznik çini motifleri sadece çini sanatında degil, aynı zamanda taş işçiliğinde, ahşap işçiliğinde, kumaşlarda, kitap süslemeciliğinde, ebru sanatında, halı ve kilim desenleri üzerinde, günümüze yaklaştıkça da küçük ev eşyalarında sıkça kullanılmıştır. Günümüzde de geleneksel motiflerden beslenerek, bu motifleri özgün tasarımlarla farklı alanlarda uygulama arayışları devam etmektedir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırma 15. ve 16. yy İznik çini motiflerinin kuramsal çerçevede incelenmesi ve 10 adet linol baskı uygulaması ve bu uygulamaların analizleri ile sınırlıdır. Çini motiflerinin linol baskı tekniğinde uygulanabilirliği üzerine yapılan denemelerde, kolaj tekniği ile tasarlanan kompozisyonlar renkli olarak basılmıştır. Bu araştırma çini motiflerinin linol baskı tekniği ile de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İznik Çini Sanatı, İznik Çini Motifleri, Linol Baskı Resim Tekniği.

15. yüzyıl16. yüzyılBaskı+6
Aylin Alkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Azîzî Dîvânı ve İstanbul Şehrengizi'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]

Kelime, bir ya da birkaç heceden oluşan dil birimleridir. Kelimeler cümle ya da cümle üstü birlikler içerisinde başka kelimelerle yan yana geldiğinde değişik anlam katmanları oluşturmaktadır. Bunun yanında tarihsel olarak da kelimelerin anlamları zamanla değişmiş ve bu değişme neticesinde eski edebî metinlerin anlamlandırılması bir hayli zorlaşmıştır. Bu çalışmada XVI. yüzyılın sıra dışı şairi olarak tavsif edilen Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi'nin bağlamlı dizini ve işlevsel sözlüğü hazırlanmıştır. Şairin şiirlerindeki kelimelerin diğer kelimelerle olan ilintisi tespit edilmiş ve ortaya çıkan zengin mana katmaları şiirdeki bağlama göre anlamlandırılmıştır. Bu çalışmada Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi ele alınmış, Azîzî'nin kelimelere yüklediği anlamların en doğru şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylece şairin kelimelerindeki anlamlar bağlamlı olarak incelenmiş, XVI. yüzyılın söz varlığına ve leksikoloji literatürüne katkı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azîzî, Dîvân, İstanbul Şehrengizi, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, XVI. yüzyıl.

16. yüzyılAziziDilbilgisi+6
Mehmet Altınova
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde XVI. yüzyıl Osmanlı deniz gücünün analizi

Bu çalışmamızda Deniz Hakimiyeti Teorisi Çerçevesinde, XVI. Yüzyıl Osmanlı Deniz Gücü'nü, Akdeniz ve Hint Deniz Yolları özelinde analizi edecektir. Bu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun deniz gücü alanında Deniz Hakimiyeti Teorisi'nin temel varsayımlarına uygun bir şekilde hareket edilip edilmediği konusu üzerine değerlendirmelerde bulunulacaktır. XVI. Yüzyıl Osmanlı Deniz Gücünü analiz edilir iken, Deniz Hakimiyeti Teorisi'nin temel varsayımlarından ve uygulama alanlarından yararlanılacaktır. Çünkü doğası itibari ile bu teori XX. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı bu teoriyi oluşturan deniz gücü araçları, değişim ve dönüşüme uğramışlardır. Dolayısıyla teorinin temel varsayımlarını ve uygulama alanlarını XVI. yüzyıl deniz koşullarına uygun bir şekilde analiz etmeye çalışılacaktır. Bu çalışmanın ana konusu, XVI. yüzyılda Akdeniz ve Hint Okyanusu'nda gerçekleşen Osmanlı deniz savaşlarının Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde analizi olacaktır. Bu çerçevede ilk bölümde deniz hakimiyetinin kavramsallaşma süreci ve XVI. yüzyıl dünya deniz gücü analiz edilecektir. İkinci bölümde ise Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde XVI. yüzyıl Osmanlı deniz gücü detaylı bir şekilde analizi yapılacaktır. Bu analiz yapılır iken birinci bölümde ele alınan Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde deniz gücü ve unsurları açısından değerlendirilecektir. Böylece XVI. yüzyıl Osmanlı deniz gücünün Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde başarılı bir deniz gücü olup olmadığı analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Deniz Hakimiyeti, Deniz Gücü, Deniz Gücü Araçları, Osmanlı İmparatorluğu, Deniz Savaşları ve Deniz Seferleri.

16. yüzyılDeniz Hakimiyeti TeorisiDeniz güvenliği+4
Furkan Duman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Anadolu sahası Şu'arâ tezkireleri ışığında Bursalı şairler

Bu çalışmada Anadolu Sahası XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde yer alan Bursalı şairlerin tanıtılması, Bursa'nın Türk edebiyatındaki yerinin ortaya konulması ve Bursa'da oluşan edebî kültürün gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Bursa'nın kültürel envanterinin ortaya çıkarılmasına da katkıda bulunmuştur.1326 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçen Bursa, bu dönemden itibaren Türk kültür coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde Bursalı çok sayıda şair hakkında bilgi verilmiştir. Tezkirelerde Abdî, Ahmed Çelebi (Pareparezade), Ahmed Paşa, Ali Çelebi, Anî, Âşık, Celîlî, Celîlî (Hamidîzâde), Cinânî, Dâ'î, Du'âyî, Dürrî, Emîrî, Fahrî, Fikrî, Firdevsî, Gazâlî, Halîlî, Hamdî, Harîmî, Harîrî, Hâşimî, Hevâyî, Hızrî, Hicrî, Hilâlî, Hilmî, Hilmî(Bostan), Hüsrevî, Iyanî, Kandî, Kâtibî, Kerîmî, Kudsî, Lâmi`î, Latîf, Lem`î, Lem`î, Medhî, Mehdî, Meylî, Mîrî, Necmî, Neşrî, Nevâlî, Nihâlî, Niyâzî, Rahîmî, Rahmî, Remzî, Resmî, Rızâyî, Riyâzî, Safâyî, Saffî, Safî, Sehâyî, Selmân, Subhî, Sun`î, Sun`î, Sun`î, Süleyman Çelebi, Şah Çelebi, Şemsî, Şevkî, Şeyhî, Şûkûfî, Ulvî, Ulvî(Yeğenoğlu), Zihnî olmak üzere yetmiş şair hakkında bilgi verilmiştir. Bu şairlerden yalnızca Ahmed Paşa ve Hızrî'nin Bursalı olup olmadığı belli değildir. Her iki şair de hayatlarının büyük kısmını Bursa'da geçirmişler ve ölmüşlerdir. Bursalı şairlerin sayısını diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Bursa'nın Türk edebiyatındaki önemi kolaylıkla anlaşılabilmektedir.Bursa, Osmanlı'nın kuruluş başkentidir. 1365'ten 1402'ye kadar Edirne ile birlikte çifte başkentlik yapmıştır. Kuruluş döneminde padişahların fetih düşüncesi içinde olması, ülkenin yükselişe geçtiği dönemde Ankara Savaşı'yla fetret devrine ve İstanbul'un fethine kadar tekrar bir toparlanma sürecine girmesi şairleri maddi-manevi kollayıp gözeten padişahların edebiyatla ilgilenmesini engellemiştir. İstanbul'un başkent olmasıyla Bursa'da başta padişah ve şehzadeler olmak üzere şairleri kollayacak birilerinin kalmaması şehirde edebî muhitin oluşmasını engellemiştir. Ama tüm bunlara rağmen Bursa'da ciddi bir edebî kültür oluşmuştur. XVI. yüzyıl tezkirelerinde yetmiş bir Bursalı şaire yer verilmesi bunun en büyük göstergesidir.

16. yüzyılBursaEdebiyat+4
Ahmet Husrev Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

On Altıncı Yüzyıl ikili aşk mesnevilerinden Şâh u Gedâ (Bursalı Rahmî) Hüsn ü Dîl (Ahî) Şem ü Pervâne (Zâtî)'de tahkiye unsurları

Bugüne kadar nazım olarak ele alınıp incelenen mesnevilere bakıldığında bir taraftan da anlatma özelliği taşıdıkları görülür. Anlatma özelliği taşıyan eserler tahkiyeli eserler olarak değerlendirilir. Biz de bu düşünce doğrultusunda Osmanlı Edebiyatı için en parlak dönemlerden biri olan on altıncı yüzyıldan üç tane aşk konulu mesnevi seçerek onlarda bulunan tahkiye unsurlarını inceledik. Bu metinler Zâtî'nin Şem ü Pervâne'si, Bursalı Rahmî'nin Şâh u Gedâ'sı ve Âhi'nin Hüsn ü Dil'i adlı mesnevileridir.Çalışmamızda seçtiğimiz mesnevileri tahkiye unsurlarıyla karşılaştırdık. Bu karşılaştırmayı yaparken de seçmiş olduğumuz üç mesnevinin benzerlik ve farklılıklarını tespit edip roman ve hikâyelerle karşılaştırdık.Eserleri tahkiye unsurları olarak kabul edilen hikâye, anlatıcı, bakış açısı, şahıs kadroları, mekân, zaman ve anlatım teknikleri açısından inceledik. Ve çalışmamız sırasında hikâye ve romanlarda günümüzde kullanılan tekniklerin aslında incelediğimiz mesnevilerdeki şairler tarafındanda kullanıldığını gördük. Bu da bize mesnevilerin de tahkiyeli eserler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesini verdi. Hatta Türk Edebiyatındaki anlatı çalışmalarının mesnevilere dayandırılması gerektiği kanaatine ulaştırdı.Anahtar kelimeler: Mesnevi, tahkiye, hikâye, anlatıcı, anlatım teknikleri.

16. yüzyılAhiAnlatı+7
Nevin Coşkun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kırk Su'al (inceleme-metin-sözlük)

Bu araştırmada ?Kırk Su'al? adlı eser günümüz harflerine aktarılıp, transkribe edilmiştir. Kırk Su'al'in dinî bakımdan incelenmesi ve şekil bakımından dönemin dil özellikleriyle verilmesi amaçlanmıştır.Firakî XVI. Yüzyılda Kütahya'da doğup, orada yaşamıştır. Dönemin şehzadelerinden Bâyezîd ve II. Selim'in edebi muhitlerine katılmıştır. Zeyniyye tarikatına mensuptur. Hayatı hakkında dönemin kaynaklarında kısa kısa bilgilere sahibiz. Adı Firakî Abdurrahman Çelebidir. Firakî'nın ?Kırk Su'al? adlı eseri dışında, Ahlâk-ı Muhsinî'nin Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Çalışmamızda Kırk Su'al'in transkripsiyonlu metni sunulmuştur. Bununla birlikte XVI. Yüzyıldaki siyasi, sosyal-kültürel olaylara değinilmiştir. Çalışmamızda eserin din ve dil bakımından incelenmesine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler:Firakî, Kırk Su'al, Zeyniyye tarikatı.

16. yüzyılDilbilimEdebiyat+5
Yücel Önen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahyalı Rahimi Divanı'ndaki kasidelerin şerhi

Osmanlı Devleti 16. yy'da siyasî olarak bir yükseliş dönemine girmiş, siyasî alandaki bu yükseliş sanat, edebiyat ve kültür alanında da kendini göstermiştir. Divan edebiyatı da bu gelişmelere paralel olarak bu yüzyılda yavaş yavaş klasik bir edebiyat görünümüne kavuşmaya başlamıştır. Divan şiirinin klasik şekilleniş bakımından vücut bulmaya başladığı bu döneme Fuzûlî, Bâkî gibi divan şiiri ustaları damga vurmuştur. Türk edebiyatının parlak dönemlerinin başladığı bu yüzyılın bir şairi de Kütahyalı Rahîmî'dir.16. yüzyılda yaşamış olan Rahîmî, bu yüzyılın Osmanlısında önemli kültür şehirlerinden olan Kütahya ile anılmıştır. Divan edebiyatının gerek kuruluş gerekse gelişmesinde önemli bir şehir olan Kütahya, aynı zamanda devrin önemli muhitlerindendir.Bu çalışmada, muhtelif eserlerde ?Kütahyalı Rahîmî? olarak anılan şairin Prof. Dr. Ahmet Mermer tarafından hazırlanan ?Kütahyalı Rahîmî ve Divanı? adlı eserinden yola çıkılmıştır. İki bölümden oluşan bu çalışmada Kütahyalı Rahîmî ve Divanı'ndaki kasidelerin şerhi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde 16. yüzyılda meydana gelen siyasî ve edebî gelişmeler ele alınmaya çalışılmış, ardından Kütahyalı Rahîmî'nin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde anlamı bilinmeyen kelimelerin sözlük anlamları verilmiş, daha sonra da beyit, nesre çevrilerek günümüz Türkçesiyle açıklanmıştır. Son olarak da beyitlerde geçen edebî sanatlara ve mazmunlara değinilmiştir.

16. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+5
Emine Çınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl bazı Leylâ ve Mecnûn mesnevileri üzerine bir inceleme

?XVI. Yüzyıl Bazı Leylâ ve Mecnûn Mesnevileri Üzerine Bir İnceleme? adlı bu çalışmamızda, tahkiye unsurlarından yararlanarak dört mesneviyi inceledik. İncelediğimiz Leylâ ve Mecnûn mesnevilerini 16. yüzyıl şairlerinin dört tanesinin eserleriyle sınırlandırdık. Bu sınırlandırmayı yaparken de farklı coğrafyanın şairlerini seçtik. Bu şairler: Tebrizli Hakîrî, Fuzûlî, Lârendeli Hamdi ve Celâlzâde Sâlih Çelebi'dir.Bu çalışmamızda mesnevi, Arap, Fars ve Türk edebiyatında Leylâ ve Mecnûn mesnevileri hakkında bilgi verilmiştir. İncelenen Leylâ ve Mecnûn mesnevilerinin özeti çıkarılmıştır.Mesneviler, hikâyelerdeki metin halkaları, şahıs kadrosu, mekân, kahramanların ruhi halleri, kahramanlar arasındaki münasebetler, kahramanların diğer varlıklarla münasebeti gibi konularda mukayese edilmiş ve incelenmiştir.Sonuç bölümünde, mesneviler arasındaki farklılıklar ve mukayesenin sonuçları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna isimler sözlüğü eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hikâye, Leylâ ve Mecnûn, Mesnevi, Psikoloji, Tahkiye Unsurları.

16. yüzyılCelalzade Salih ÇelebiFuzuli+6
İsmail Gülcü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)

Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî

16. yüzyılAhlak-ı MuhsinEdebiyat+11
Mehmet Avçin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'âdet-Name: İnceleme-metin

Bu çalışmada 16.yy'da yaşayan Kütahyalı şair, muhaddis ve müfessirlerden, asıl adı Abdurrahman Çelebi olan Firâkî'nin ?Sa'âdet-name? adlı eserinin metni ve incelenmesi ele alınmıştır. Şairlik yönü ağır basan Firâkî'nin, ?Sa'âdet-name? adlı eserinden, devrin siyasi ve ictimaî hayatına dair bilgiler edinirken aynı zamanda eserde dini mahiyette anlatımlara da rastlamaktayız. Tasavvufi konuların ele alındığı eser birçok nazım şeklini içerisinde barındırmaktadır. Eserde başta Allah inancı, peygamber sevgisi gibi konuların yanında devrin önde gelen isimlerine de atıflarda bulunulmuştur. Eser aynı zamanda Osmanlı coğrafyasındaki askeri gelişmelerden de söz etmektedir. Çalışmamızın Birinci Bölümü''nde Firâkî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri; İkinci Bölümü'nde Firâkî'nin şiirlerinin şekil özelliklerinin incelenmesi; Üçüncü Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?deki şiirlerin muhtevâ olarak incelenmesi; Sonuç Bölümü'nde eser hakkında kanaat ve değerlendirmemiz; Metin Bölümü'nde ?Sa'âdet-nâme?nin çevirisi; Kaynakça Bölümü'nde de kullandığımız kaynakların isimleri yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Firâkî, Kütahya, Manzûm Tarih, Mesnevi ve Sa'âdet-nâme

16. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Halit Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Mühimme Defterlerinde Kütahya

XVI. yüzyıl Osmanlı Tarihinin önemli kaynaklarının başında gelen Mühimme Defterleri siyasi, sosyal, üst düzey pek çok karaları ihtiva ettiğinden araştırmacılar için önemli bir başvuru kaynağıdır. Adından da anlaşılacağı üzere bu defterler, Divanda tutulan en önemli defterlerin başında gelmektedir. Mühimme Defterleri teknik bir tabir olan ?hüküm?lerden oluşmaktadır. Bu hükümler gönderilecek kişilere yazılan fermanların suretleridir. Bu defterlerin Osmanlı Devletinin merkez ve taşra teşkilatındaki idari, askeri kurumların yapısı, çalışma tarzları, işleyişleri, hukuki özellikleri, harp tarihi ve lojistik bilgiler, devletin gayrimüslim ve diğer cemaatler ile ilişkileri, bu cemaatlerin sosyal yapısı, kültür ve ilim hayatı hakkında bilgileri içerdiği görülmektedir.Anadolu Beylerbeyliğinin ihdasından hemen sonra bu beyliğin merkezi olan Kütahya, Osmanlı idari yapısında önemli bir merkez durumuna gelmiştir. Beylerbeylik ve bir dönem şehzade sancağı da olmuş, ayrıca diğer önemli devlet adamlarının da beylerbeyi olarak görev yaptığı bir merkez konumunda bulunmuştur.XVI. yüzyıl Mühimme Defterlerine Göre Kütahya isimli çalışmamızda XVI. yüzyıla ait 1 Numaralı Mühimme Defteri ile 13 Numaralı Mühimme Defteri dâhil olmak üzere toplam 13 defter taranmış 12 defterde Kütahya ile ilgili hükümlere rastlanmıştır. 1554-1571 yıllarını kapsayan bu mühimmelerde Kütahya'nın o günkü siyasi ve sosyal yaşamı ile ilgili 145 hüküm tesbit edilmiş ancak tezin kapsamına bu 145 hükmün 100 tanesi dâhil edilmiştir. Çalışma sırasında dönemin siyasi olaylarını Kütahya'da görevli devlet adamlarına yazılan hükümlerden anlamak mümkündür. Hükümlerdeki genel ifadeler siyasi, sosyal ve askeri niteliklidir.Çalışmamız toplam dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kütahya'nın fiziki-beşeri coğrafyası ve İlkçağlardan XVII. yüzyıla kadar geçen tarihçesi aktarılmıştır. İkinci bölümde Divân-ı Hümâyun'un tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Üçüncü bölüme tespit edilen 100 hükmün transkripsiyonu ve özetleri yer almaktadır. Dördüncü ölümü oluşturan değerlendirme kısmında ise hükümlerden elde edilen bilgiler yorumlanmış ve çıkarımlarda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kütahya, Mühimme Defteri, 16. Yüzyıl.

16. yüzyılKütahyaMühimme Defterleri+2
Yunus Emre Ciloşoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bâkî'nin gazellerinde sosyal hayatın izleri

Bu çalışma, XVI. yüzyıla damgasını vurmuş ve döneminde `Sultânü'ş-Şuâra' olarak adlandırılmış olan Bâkî'nin Dîvânı incelenerek sosyal yaşamın izlerini görebilmek ve gösterebilmek amacıyla yapılmıştır.Bâkî, dönemin sanat anlayışında zirveye ulaşmış, zamanının düşünce ufku içerisinde, sosyal hayatın pek çok unsurunu şiirlerine işlemeyi başarmıştır. Çalışmamızda, Sabahattin Küçük'ün hazırladığı ?Bâkî Divanı?nın esas alındığı bu tez ile Bâkî'nin gözüyle sosyal hayatın nasıl olduğunun ortaya çıkartılması düşünülmüştür. Ayrıca, Küçük'ün itimat edilir ve sağlam bir metin ortaya koyması Bâkî Dîvânı'nın tez için seçilmesinde büyük rol oynamıştır. Bâkî Dîvânı'nın hacim bakımından genişliği, çalışmamızı sınırlandırmaya sebep olmuştur. Bundan dolayı çalışmamızda gazeller esas alınmıştır. Çalışmamız sosyal hayatı yansıtan beyitlerin metni ve bu beyitlerin günümüz Türkçe'sine çevirisi ve açıklamalarından oluşmaktadır. Beyitlerin sonunda yazılan rakamlar sırasıyla gazel ve beyit numaralarını göstermektedir.Araştırma önsöz, giriş, sosyal hayatın safhalarını oluşturan altı bölüm, sonuç ve kaynakça kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde Bâkî'nin yaşadığı devir olan XVI. yüzyıldaki siyasî, edebî durum ve o devrin şiir-toplum yapısı, ele alınarak değerlendirildi. Temel kısmı oluşturan altı bölüm birbirinden bağımsız olarak incelendiğinden her bölüm, kendi alanının literatüründen faydalanılarak yazıldı. Sonuç kısmında dîvân incelemesinden edinilen bilgiler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Hayat, Bâkî Dîvânı, XVI. Yüzyıl, Osmanlı Devleti.

16. yüzyılBakiDivan edebiyatı+5
Abdulbaki Çarlıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl klasik Türk şiirinde mevsimler

Divân şiirinde mevsimler ve mevsimsel unsurlar yani;bahâr, hazân, kış, yaz, seher, akşam, bahçe, çiçek, rüzgâr v.b. sıkça kullanılmaktadır. Divan şairleri, şiirlerinde çeşitli benzerlikleri ifade ederken tabiat unsurlarına başvurmuşlardır.Tabiat, Divân şiirinin ana konularındandır. Divan şairleri aşkı, sevgiyi, hüznü, sevgiliyi ve ayrılığı anlatırken tabiat unsurlarını kullanmışlardır. Divân şiirinde bahâr, coşkunluğun ve aşkın sembolüdür. Denilebilir ki; tabiat, insan psikolojisinin dilidir.Divan şairlerinin malzemesi tabiattır. Bu malzemeyi ustalıkla ve incelikle kullanırlar. Orijinal manalar oluştururlar. Bu manalar Divân şiirinin bir zeka oyunu oluşunu kanıtlamaktadır. Ya tabiatı olduğu gibi ya da onu, görmek istedikleri gibi kullanırlar. Divân şiirinde çiçekler de geniş yer tutmaktadır. Bunların başında gül gelir. Gül, sevgilidir. Gülün kokusu, sevgilinin kokusudur. Gülü, lale, sümbül, nergis, yasemin, menekşe gibi çiçekler izler.Anahtar Kelimeler: Osmanlı Divân şiiri, Mevsim, Bahâr, Orjinallik, Tabiat, Aşk, Çiçekler, İnsan Psikolojisi

16. yüzyılAşkBahar+7
Bahar Yavaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl kaynaklarına göre Kütahyalı şairler ve Kütahya`da edebi muhit

ÖZET Bu araştırmada XVI. yüzyıl kaynaklarında geçen Kütahyalı şâirlerin tanıtılması, Kütahya'da yaşayan şâirlerin devlet adamlarıyla ilişkilerinin incelenmesi ve Kütahya'nın Türk edebî hayatındaki yerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çalışma, Kütahya'nın kültürel envanterinin dökümün yapılması açısından da önem taşımaktadır. Kütahya'nın Türk kültür coğrafyası açısından gerek Germiyanoğulları, gerekse Osmanlılar devirlerinde büyük bir öneme sahip olduğu bilinen bir gerçektir. XVI. yüzyıl kaynaklarında XIII, XIV, XV ve XVI. yüzyıllarda yaşamış şâirler hakkında çeşitli kayıtlar mevcuttur. XVI. yüzyıl kaynaklarında Abdullâh-ı İlâhî, Ahmedî, Ahmed- i Dâî, Azmî, Cebrî, Cinânî, Cemâli, Firâkî, Hamzavî, Harimî, Hasbî, 'İzârî, 'Iydî, Kabulî, Kemal Halvetî, Keşfi, Minneti, Muidî, Rahimî, Re'yî, Sâatî, Subhî, Sirâcî, Şeyhoğlu, Vusulî ve Yetimî olmak üzere Kütahya'dan yetişmiş yirmi yedi şâirin kaydedildiği görülmüştür. Bunlara XVI. yüzyıl kaynaklarında kaydedilmemiş olup da XVI. yüzyıl veya daha öncesinde yaşamış olan Celal Ergun ve Kalenderî'nin de eklenmesiyle XIV, XV ve XVI. yüzyıllarda Kütahya'dan yetişen şâir sayısı yirmi, dokuza yükselmiştir. Bu sayıyı diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Kütahya'nın Türk edebiyatı tarihindeki yeri daha kolay anlaşılacaktır. Kütahya'da sancak beyliği yapan Kanunî Sultan Süleyman'ın oğullan Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim de maiyetlerinde getirdikleri şâir ve sanat adamlarıyla burada zengin bir edebiyat ve sanat hayatının yaşanmasına sebep olmuşlardır. Şehzade Bayezid'in Kütahya'daki meclisinde Gubarî, İşreti, Firakî gibi şâirler bulunmuştu. Şehzade Selim de Kütahya'da sancak beyliği yaparken Celal Bey, Nihânî Durak Çelebi, Fazlî-i Kâtib, Vusulî, Gelibolulu Âlî, Bağdatlı Ahdî, Nigarî, Nişanî, Rahimî gibi şâirlere destek çıkmıştır. Kütahya'da hem Germiyan döneminde hem de Osmanlı hakimiyetinde şâirler ve sanatkarlar devlet adamlarıyla yakın ilişki içerisinde bulunmuşlardır. Hatta Ahmedî ve Şeyhoğlu gibi şâirler devlet yönetimine daha yakın olabilmek için mücadeleye girişmişlerdir. Siyasi otorite tarafından desteklenen şâir ve sanatkarlar daha çok eser ortaya koymuşlardır. Sonuç olarak tarihte Kütahya, yetiştirdiği şâirler ve dışardan vazife icabı gelen şâirlerle birlikte önemli bir edebî merkez durumunda olmuştur. Kütahya'nın edebî olarak önemli bir merkez haline gelmesinde devlet adamlarının etkisi yadsınamaz birVI gerçektir. Hem Germiyanoğulları hem de Osmanlılar devirlerinde Kütahya'da yönetici durumunda bulunan bir çok kişi, şâir ve sanatkarlara destek çıkmışlardır. Bu durum da sanat olarak eser ortaya koymuş kişileri olumlu yönde etkilemiştir.

16. yüzyılEdebiyat tarihiKütahya+1
Ersen Ersoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Muhibbî Divanı (2000 – 2500. gazeller) (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

Bu çalışma, 16. yüzyıl hükümdarı, Muhibbî mahlaslı Kanuni Sultan Süleyman'ın Divan'ının 2000-2500. gazellerinin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışmasıdır. Çalışmanın amacı kelimelerin bulundukları cümleye göre aldıkları derin anlamlara yer verilerek şairin şirinin daha iyi anlaşılması ve dil zenginliğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışma yapılırken verilerin elektronik ortama yüklenmesi sağlanmıştır. Bu durum da eserin bugün daha kolay ulaşılabilir olmasını ve geleceğe taşınmasını ayrıca birçok veriye aynı anda ve hızlı erişimini sağlamaktadır. Böyle kapsamlı bir işlev için de TEBDİZ ( Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) projesi başlatılmıştır. Bu çalışma yapılırken Kemal Yavuz- Orhan Yavuz'un "Muhibbî Divanı-Bütün Şiirleri" adlı çalışması esas alışmıştır. Şairin 500 gazeli aracılığıyla şiir anlayışına ve şiirinin anlam derinliğine, dil zenginliğine, topluma bakış açısına, sosyal - dini mesajlarına, beşeri, coğrafi ve çeşitli alanlardaki bilgi birikimine yönelik zengin bir içerik sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Muhibbî, Kanuni Sultan Süleyman, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, 16. yüzyıl

16. yüzyılDivan şiiriDivanlar+4
Merve Cin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Edirneli Şevki Divanı'nda sosyo-kültürel ve tarihsel hayata bir bakış

Bu çalışmanın konusu, "Edirneli Şevkî Divanı'nda Sosyo-Kültürel ve Tarihsel Hayata Bakış"tır. Çalışmamızın giriş kısmında, edebiyat, kültür, sosyal hayat ve tarih ilişkisi üzerinde durduk. Çalışmamızın metin kısmı üç ana bölümden oluşmaktadır: Edirneli Şevkî'nin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemin sosyo-kültürel ve tarihsel hayatına bakış; sosyo-kültürel hayata bakış; tarihsel hayata bakış. Çalışmamızda tarafsız, nesnel ve bilimsel çizgiden sapmayan bir metot gözettik.Ana kaynak olarak "Edirneli Şevkî Dîvânı, Haz. Prof. Dr. Halil İbrahim YAKAR, Konya, 2010" adlı eseri baz aldık. Çalışmamızı hazırlarken ilk önce eseri baştan sona taradık. Daha sonra ilgili unsurları, sosyo- kültürel hayata ve tarihsel hayata yansıyan unsurları bulup fişledik. Hemen arkasından bu fişleri tasnif ettik. İhtiyaç duyulan düzenlemelerden sonra seçilen beyitlerin nesre çevirisini yaptık. Devamında ilgili unsurlara göre yorumlarda bulunduk. Şahsi yorumlarımız yanında, ilgili kaynaklarda zikredilen açıklamalara da yer verdik. Anahtar Kelimeler: Edirneli Şevkî, Sosyo-Kültürel Hayat, Tahlil, Klasik Türk Şiiri.

16. yüzyılDeyimlerDivanlar+7
Beyna Giray
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şerîf Mehmed'in Mensur Ferruh u Hümâ hikâyesi [İnceleme-metin (76b-154b)]

Bu tezde XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyıl başlarında yaşamış olan Türk Edebiyatı mütercim ve müelliflerinden Şerîf Mehmedin Türkçe yazmış olduğu Mensur Ferruh u Hümâ Hikâyesi incelenmiştir. Şerîf, bu mensur hikâyeyi Gazanfer Ağanın aracılığı ve Sultan III. Mehmedin emriyle manzum bir eserden nesre çevirmiştir. Hikâyenin konusu Ferruh ile Hüma arasındaki beşerî aşktır. Eserin dört nüshası bulunup (Berlin Staatsbibliothek, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Sadberk Hanım Müzesi Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi) bu çalışma hazırlanırken musannif hattıyla kaleme alındığı belirtilmiş olan Topkapı-Revan nüshası esas alınmıştır. Bu çalışma Ferruh u Hümâ hikâyesinin metin incelemesi, nüshalarının tanıtımı ve değerlendirilmesi ile transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şerîf Mehmed, Ferruh u Hümâ, mensur, hikâye.

16. yüzyıl17. yüzyılEdebiyat+6
Zeynep Namoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Amrî Divanı'nın tahlili

"Amrî Divanı'nın Tahlili" adını taşıyan bu çalışma 16. yüzyıl Klâsik Türk şiiri şairlerinden Amrî'nin divanının tahlili üzerinedir. Döneminin önemli bir şairi olmasına rağmen divanının üzerine tahlil çalışması yapılmamıştır. Bu nedenle Amrî'nin duygu, düşünce ve hayal dünyasının edebiyat ve kültür yaşantımıza kazandırmak gerektiği düşüncesi ile böyle bir çalışmanın yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada Mehmet Çavuşoğlu'nun Amrî Dîvan (Tenkidli Basım) adını taşıyan eseri esas alınmıştır. Çalışmada uygulanan yöntemler ise şu şekildedir: İlk olarak Amrî Divanı'nı meydana getiren unsur ve mefhumlar tespit edilmiştir. Tespit edilen unsur ve mefhumların hangi sebeplerle, nasıl, nerelerde, hangi manada ve hangi sınırlar içerisinde kullanıldığına dair izahta ve tasnifte bulunulmuştur. Tasnif edilen malzemeden hareketle şairin kavram dünyasına girilerek, fikrî ve edebî kişiliği ortaya konulmuştur. Çalışma, bir divan tahlili çalışması olmakla birlikte genel çerçevede edebiyat tarihine kaynak oluşturacaktır. Hem 16. yüzyılda oluşturulan edebiyata, bilime, sanata hem de Klâsik Türk şiiri tarihine ışık tutacak olan çalışma, sadece edebiyata değil aynı zamanda kültürel mirasa da önemli katkılar sağlayacak, araştırmacılara yeni konu ve imkânlar sunacaktır.

16. yüzyılAmriDivan edebiyatı+4
Gökhan Aydin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Birgivî'nin Avâmil ve İzhâru'l Esrâr'ının incelenmesi

Birgivî Mehmed Efendi (d. 929/1523-ö. 981/1573), 16. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı âlimidir. Bu çalışma Birgivî'nin Avâmil ve İzhâru'l-Esrâr'ı hakkındadır. Araştırmamız dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölüm çalışmanın giriş bölümüdür. Burada çalışmanın konusu, amacı ve metodu açıklanmaktadır.İkinci bölümde, İmâm Birgivi'nin hayatı, hocaları, talebeleri, kişiliği ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verilmektedir.Üçüncü bölümde, ?Avâmil? risâlesi, özellikleri, muhtevâsı ve eser hakkında yapılan çalışmalar açısından incelenmektedir.Dördüncü bölümde de ?İzhâru'l-Esrâr? kitabı, özellikleri, içeriği ve eser hakkında yapılan çalışmalar açısından ele alınmaktadır.Sonuç bölümünde ise her iki eser özet bir şekilde değerlendirilmiştir

16. yüzyılArapçaAvamil+6
Halit Yenen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhîtî'nin Kısmet-Nâmesi (inceleme-metin)

Bu çalışmada XVI. yy.da yaşamış Hurûfî şair Muhîtî'nin Kısmet-nâme adlı mesnevisi, çeviri yazılı metin olarak ortaya konarak eser, biçim, dil ve anlatım, içerik özellikleri yönünden incelenmiştir.Çalışmanın ?Şekil Özellikleri? bölümünde eser, nazım şekli, vezni, kafiye ve redif unsurları açısından değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde, ?Dil ve Anlatım Özellikleri?nde, eserin söz varlığı verilmeye çalışılmış, imla hususiyetleri üzerinde durulmuş, edebî sanatlar konu edilmiştir. Böylece Hurûfîlik konusunda yazılmış eserlerde genellikle hangi kelimelerin kullanıldığı belirlenmeye çalışılıp eserin edebî değeri ölçülmek istenmiştir.?İçerik Özellikleri? üzerinde durulan dördüncü bölümde eserin konusu olan Hurûfîlik öğretisi tanıtılmış, bu bağlamda Kur'ân'ın, sûrelerin, ibadetlerin, harflerin, sayıların vs. Hurûfîlikte nasıl yorumlandığı anlatılmıştır.Son bölümde, metin kurmakta yararlanılan yazma nüsha tanıtılmış ve çeviri yazılı metin oluşturulmuştur.Böylece Muhîtî'nin şimdiye kadar üzerinde herhangi bir çalıma yapılmamış bu eseri ortaya çıkarılmış ve tanıtılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hurûfîlik, Muhîtî, Kısmet-nâme, Sayılar, Harfler

16. yüzyılAnlatım diliDilsel ögeler+5
Döndü Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects