Cultural heritage
183 theses under this subject heading
Kültürel miras ve insan hakları bağlamında Türkiye'de koruma sisteminin incelenmesi: İstanbul Tarihi yarımada örneği
İnsan hakları düşüncesinin gelişimi ve tüm alanlarda öneminin giderek artmasının sonucu olarak insan hakları gündelik yaşam içinde somut hale gelmeye başlamıştır. 'Toplum için kültürel miras' anlayışının ortaya çıkması ile birlikte kültürel miras insan hakları bağlamında ele alınmaya başlamış, insan hakları kültürel miras ile ilgili kuram ve uygulamaya dahil olmuştur. Kültürel mirasın korunması ve insan haklarının hayata geçmesini bir arada sağlamayı hedefleyen bu yöneliş mevcut kültürel miras anlayışında da değişimlere neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı evrensel, ulusal ya da yerel ölçeklerdeki bir kültürel miras sisteminin insan hakları odaklı olması için sahip olması gereken özellikleri belirlemek ve İstanbul Tarihi Yarımada örneği aracılığıyla bir değerlendirme modeli oluşturmaktır. Tez çalışması, insan haklarının korunması yoluyla kültürel mirasın korunduğu bir sistemin daha başarılı sonuç vereceği iddiasını ileri sürmektedir. Bu kapsamda tezin kavramsal kısmında birbiri ile ilişkili üç konu ele alınmıştır. Çalışma kültürel miras anlayışında gerçekleşen değişim ve bu değişimin mirasın farklı boyutlarındaki yansımalarının açıklanması ile başlamaktadır. İkinci olarak insan hakları ve insan hakları düşüncesinin günümüzde geldiği aşama ortaya konmuştur. İnsan haklarının kültürel miras kuramı ve uygulamasındaki yerinin incelenmesinin ardından, son olarak sentez niteliğinde insan hakları odaklı kültürel miras sisteminin sahip olması gereken özellikler sunulmuştur. Alan çalışması aşaması ise insan hakları odaklı kültürel miras sisteminin yapısının netleştirilmesini sağlamıştır. Çalışmanın sonunda ise İstanbul Tarihi Yarımada'da geçerli olan koruma sisteminin hak odaklı sistem özelliği göstermediği ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, insan haklarının kültürel miras anlayışı ve sistemi üzerindeki etkisinin tespit edilmesi konusunda öncü bir çalışmadır. Ayrıca açtığı tartışma ortamı ile hukuk, ekonomi, sosyoloji gibi farklı disiplinlere de katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Açık ve örgün eğitim sosyal bilgiler ders kitapları ve öğretim programında somut olmayan kültürel miras ögelerinin incelenmesi
Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerle toplumlar ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan hızlı bir değişime girmektedir. Bu değişim, toplumların kendilerine özgü oluşturdukları maddi ve maddi olmayan kültürel miraslarını da tehlikeye sokmaktadır. Özellikle, gelenek göreneklerle ve usta-çırak ilişkisi ile nesilden nesle aktarılan yerel kültür ögelerinin zamanla unutulmasına ve yok olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, toplumun bir bakıma kimliği sayılacak somut olmayan kültürel mirasın korunması konusu son derece önemlidir. Bireylerde somut olmayan kültürel mirası korumaya yönelik bilincin oluşturulmasında eğitime büyük görevler düşmektedir. İçinde barındırdığı kazanım, beceri ve değerler düşünüldüğünde, kültürel mirasa duyarlı bir eğitimin verilmesinde Sosyal Bilgiler dersinin önemi yadsınamaz. Kültürel mirasın korunması için bireylere verilecek kültürel miras eğitiminin öğrenme-öğretme sürecindeki en önemli unsuru şüphesiz öğretmenlerdir. Fakat, ülke genelinde her öğretmenin aynı eğitime ve aynı becerilere sahip olması mümkün olmayacağından bu konuda ders kitapları ve öğretim programlarına da büyük görev düşmektedir. Bu yüzden, ders kitabı ve öğretim programının kazandırılmak istenen amaca uygun olarak hazırlanması önemlidir. Diğer yandan, açık öğretim sistemi kapsamında eğitim gören bireyler yüz yüze eğitim fırsatından yararlanamadıkları için açık öğretim sistemi kapsamında okutulan ders kitaplarının da örgün eğitim sistemi ile uygunluk göstermesi gerekmektedir. Bu bağlamda, açık öğretim ders notları, örgün eğitim Sosyal Bilgiler ders kitapları ve öğretim programlarında SOKÜM'e ilişkin bilgi, beceri, değer ve etkinliklere yer verilme durumunun nasıl olduğunu ortaya çıkarmak oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, ortaokul açık öğretim ve örgün eğitim Sosyal Bilgiler ders kitapları ve öğretim programlarında SOKÜM ögelerinin incelenmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 5. 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programları ile örgün eğitim ortaokul Sosyal Bilgiler ders kitapları ve açık öğretim Sosyal Bilgiler 6. ve 7. sınıf ders notları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde NVivo 10 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın program ile ilgili sonucunda; Ortaokul Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda SOKÜM' ün beş ögesine de yer verildiği, SOKÜM ögeleri ile ilgili kazanım ve etkinlik örneklerinin en fazla kültür ve miras öğrenme alanı kapsamında ve 7. sınıfta yer aldığı, programda en fazla "sözlü gelenekler ve anlatımlar" ögesine yer verildiği, "gösteri sanatları" ile ilgili etkinlik örneklerine 5. ve 6. sınıfta hiç yer verilmediği ancak 7. sınıfta sadece iki konuda gösteri sanatlarının yer aldığı tespit edilmiştir. Örgün eğitim ile ilgili araştırma sonucunda; örgün eğitim ortaokul Sosyal Bilgiler ders kitaplarında SOKÜM ögelerine üç sınıf seviyesinde de yer verildiği, örgün eğitim basamağında SOKÜM ögelerinin en fazla 5. sınıf ders kitabında en az ise 7. sınıf ders kitabında yer aldığı, program ile kıyaslandığında 7. sınıf program ve ders kitabı arasında uyuşmazlıkların olduğu belirlenmiştir. Açık öğretim ile ilgili araştırma sonucunda ise açık öğretim ders notlarında beş ögenin sadece dördüne yer verildiği, örgün eğitim ders kitabı ile karşılaştırıldığında SOKÜM ögelerinin açık öğretim ders notlarında sınırlı şekilde yer aldığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarından hareketle, ders kitap ve notlarında SOKÜM ögelerinin dağılımında çeşitliliğin sağlanmasına özen gösterilmesi ve farklı kültürel ögelere değinilmesi; farkındalık yaratmak amacıyla program ve ders kitaplarında SOKÜM vurgusunun daha fazla yapılması; tüm ünitelerle ilişkilendirilerek farkındalık oluşturulmaya çalışılması ve bu konu hakkında farklı çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Sosyal bilgiler, örgün eğitim, açık öğretim, ders kitapları,somut olmayan kültürel miras
Frigya bölgesi'nin kültürel miras turizmi kapsamında değerlendirilmesi
Son yıllarda yapılan çalışmalar kültürel mirasın korunmasının önemini ortaya koymaktadır. Konu ile ilgili alan yazın incelendiğinde; kültürel mirasın korunmasının yanı sıra turizm amaçlı kullanılmasının da pek çok çalışmaya konu olduğu görülmektedir. Bu çalışmalarda koruma kullanma dengesinin sağlanmasının da özenli bir yönetim stratejisi ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. Her kültürel mirasın ve yarattığı turistik çekiciliğin kendine özgü koşulları bulunmaktadır, bu da geliştirilecek olan yönetsel bakış açısının o mirasa özgün şekilde olması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Frigya Bölgesi'nde kültürel miras turizminin başarılı bir şekilde geliştirilmesi için, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda bir kültürel miras modeli oluşturulmasıdır. Araştırma kapsamında yerel halk, merkezi ve yerel idareciler ile ziyaretçilerden derinlemesine görüşme yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen veriler alan yazından elde edilen bilgiler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Alan yazın taraması sonucunda, mevcut kültürel miras geliştirme modellerinden faydalanılarak Frigya Bölgesi'ne özgü beş adımlı bir kültürel miras modeli oluşturulmuştur. Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya şehirlerinde yapılan araştırmada kültürel miras turizminin bölgede geliştirilebilmesi için yapılması gerekenler konusunda katılımcıların görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma sonuçları bu üç katılımcı grubunun da bölgedeki eksiklikler konusunda hem fikir olduğunu ve bu çalışmada önerilen modelin kültürel miras turizminin geliştirilmesine katkı sağlayacağını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Frigya, Kültürel Miras, Turizm
Mudanya köy okullarının (1960-1973) kullanım dönüşümü ilkelerinin belirlenmesi
Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar eğitim politikalarında sistemsel değişiklikler yapılmıştır. Bu değişen sistemler beraberinde fiziki mekanlarda da değişikler getirmiştir. En etkili eğitim sisteminin bulunması yönünde araştırmalar yapılarak farklı sistemler uygulanmıştır. İlkokul eğitimiyle başlayan Cumhuriyet Dönemi eğitim politikaları 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasıyla devam etmiştir. Köy Enstitüleri ile birlikte kırsaldaki eğitim yapılarının sayısı artmış, "Her Köye Bir Okul" politikası uygulanmıştır. 1961 yılında çıkarılan ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu'' ile eğitim yapılarının inşası hız kazanmıştır. İhtiyaç duyulan eğitim yapılarını karşılamak amacıyla Bayındırlık Bakanlığı tarafından 1961, 1962 ve 1966 yıllarında tip projeler hazırlanmıştır. 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile eğitim sistemi baştan ele alınarak büyük düzenlemelere tabi tutulmuştur. Bu nedenle 1973'ten sonraki eğitim mimarisi, farklı politikalar ile şekillendiğinden tezin kapsamı dışında tutulmuştur. 1980'lerin sonunda yeni bir sistem olan taşımalı eğitim uygulaması başlamıştır. Bu sistemle birlikte ilköğretim sekiz yıl zorunlu hale gelmiş ve merkez okul kavramı ortaya çıkmıştır. Tüm bu politikalarının neticesinde yeni, farklı niteliklere sahip eğitim yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Bunun yanı sıra mevcut eğitim yapılarından bazıları yeterli donanımda olmaması nedeniyle farklı işlevler verilmiş veya kullanım dışı bırakılmıştır. Modern mimarlık mirası olarak değerlendirilebilen bu eğitim yapılarından köy okulları tez kapsamında incelenmiştir. Bursa ili Mudanya ilçesi tezin çalışma alanı olarak seçilmiş olup, Mudanya kırsalındaki eğitim yapıları araştırmaya konu olmuştur. Arazi çalışmaları ile çalışma alanındaki köy okulları için envanter fişleri hazırlanmıştır. Yapılan tüm çalışmalar sonucunda incelenen okul yapılarının kültürel miras değerleri açığa çıkarılmıştır. Bu köy okullarının kültürel miras değerleri göz önüne alınarak korunması ve kullanım dönüşümüne yönelik ilkeler belirlenmiştir.
Diyanet Çocuk dergisindeki edebi metinlerin somut olmayan kültürel miras ögeleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada Diyanet Çocuk dergisinde yer alan edebi metinlerin somut olmayan kültürel miras ögeleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 2017-2020 yılları arası Diyanet Çocuk dergisinde yer alan 540 edebi metin tespit edilmiş; bu metinlerden çizgi roman, öykü, biyografi, masal ve gezi yazısı türlerinden 387 edebi metin incelenmiştir. Bu metinlerdeki somut olmayan kültürel miras ögeleri betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmaya konu olan edebi türlerden en fazla çizgi roman, öykü, biyografi, gezi yazısı ve masal tespit edilmiştir. Bu türler somut olmayan kültürel miras ögeleri açısından incelendiğinde en fazla "sözlü gelenekler ve anlatımlar" mirası tespit edilmiştir. İkinci sırada "doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar", üçüncü sırada "toplumsal uygulamalar ritüeller ve şölenler", dördüncü sırada ise "el sanatları geleneği" mirası saptanmıştır. En az "gösteri sanatları" mirası tespit edilmiştir. "Yaşayan insan hazineleri/geleneğin ustaları" mirası ise hiç tespit edilmemiştir. Araştırmanın sonuçlarından hareketle; özellikle masal, gezi yazısı ve biyografi türlerinin arttırılması, derginin hedef kitlesine uygun edebi türlerden söyleşi, fabl, destan ve efsaneye yer verilmesi ve metinlerdeki somut olmayan kültürel miras ögelerinin zenginleştirilmesi önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Diyanet Çocuk dergisi, edebi türler, somut olmayan kültürel miras.
Türkiye demiryolu mirası bağlamında dairesel planlı lokomotif depoları ve koruma olasılıkları
Endüstri Devriminde yaşanan iki gelişme; buharlı makinaların gemilerde ve trenlerde kullanılmaya başlanması, ucuz ve hızlı çelik üretim yönteminin icadı, demiryollarının yaygın olarak kullanılmasını sağlayan adımlardır. Demiryolları yolcu taşımacılığında getirdiği yeniliklerin yanı sıra, ham madde ve sanayi ürünlerinin limanlara taşınmasını hızlandırmıştır. Demiryolları; getirdiği bu avantajların fark edilmesi ile kısa zamanda geniş coğrafyalara yayılmış, dünya tarihini değiştirecek önemli etkiler yaratmışlardır. 19. yüzyıl ortalarında; demiryolu obje ve araçlarını muhafaza etmekle başlayan demiryolu mirası koruma çalışmalarında 1970'li yıllara gelindiğinde demiryolu alanlarında yer alan mimari elemanlar ve çevre ile ilgili değerler ve kaygılar dile getirilmiştir. Günümüzde demiryolları endüstri mirası kapsamında değerlendirilirler, demiryolu mirasının tanımının yapılması, korunması için amaç ve kavramların belirlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Demiryolu mirasının kapsamını ve çeşitliliğini anlayabilmek için; istasyon alanlarındaki yolcu tesisleri, yük tesisleri ve işletme tesisleri incelenmiştir. İşletme tesisleri içerisindeki dairesel planlı lokomotif depoları, demiryolu alanlarındaki büyük ve başlıca demiryolu konstrüksiyonlarıdır. Demiryolu komplekslerinin işlevini sürdürmesindeki öneminin yanı sıra etkileyici mimarileri ile de dikkate değer yapılardır. Demiryolu alanlarının kültürel sembollerinden biri olan dairesel planlı lokomotif depolarından günümüzde tamamen yıkılmış, bozulma sürecinde, vandalizme maruz kalmış, kentsel dönüşüme kurban edilmiş olanlar mevcuttur. Bu binaların yeniden kullanım ve rehabilitasyonu için farklı seçenekler vardır. Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu koşullar nedeni ile bu dönemde demiryolları imtiyaz sistemi ile inşa edilmiş, demiryolu İşletmeciliği de imtiyaz sahibi gruplar tarafından yapılmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti'nin demiryolları ile ulaşmak istediği askeri ve ekonomik hedeflere ulaşamamasının yanı sıra kurtuluş savaşında ve cumhuriyetin erken yıllarında demiryolu işletmeciliğinde zor zamanlar yaşanmasına neden olmuştur . Bu koşullarda Türkiye demiryolu işletmeciliğinin devam etmesinde önemli bir payı olan dairesel planlı lokomotif depoları tespit edilmiştir. Demiryolu mirasımızın önemli bir parçasını oluşturan dairesel planlı lokomotif depolarının tarihi, teknik ve mimari özellikleri incelenerek, koruma çalışmaları için güçlü ve zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler değerlendirilmiştir. Dairesel planlı lokomotif deposu ve donatılarının korunması ve yeniden kullanımı için oluşturulması gereken sistem tanımlanarak, bu sistem içerisinde yer alacak aktörler, yapılacak işleri ve iş programı tarif edilmiştir.
Türkiye toponimisi: Topografya haritaları üzerinden bir değerlendirme
Toponimi, yerleşim birimleri ile yeryüzünde bulunan bir fiziki unsura verilen isimleri köken, oluşum, anlam ve dağılış bağlamında inceleyen bilim dalıdır. Yer ve yerleşme isimleri yalnızca belirli mekânları gösteren birer isim olmaktan ziyade; o yerin coğrafyasına, tarihine, arkeolojisine, jeolojisine, botaniğine, folklorüne sosyolojine ilişkin bilgiler de içermektedir. Toponimi temelde araştırma konusu bir ad olduğu için dilbilimin, taşıdığı tarihi birikim nedeniyle tarihin, beşeri ve fiziki ortama dair izler barındırması nedeniyle de coğrafyanın inceleme alanına dâhil olmaktadır. Toponimi araştırmaları ilk olarak dünyada 19. yüzyılda ortaya çıkmış olup Türkiye'de ise Cumhuriyet'in ilk yıllarında bilim insanlarının dikkatini çekmeye başlamıştır. O tarihten bu yana gerek yurtdışında gerekse Türkiye'de yapılan toponimi çalışmaları incelendiğinde toponimlerin tasnif edilmesi noktasında standart bir modelin olmadığı görülmektedir. Ayrıca Türkiye'de yapılan toponimi çalışmalarının münferit araştırmalar olduğu ve yer ve yerleşme adlarıyla ilgili Türkiye genelini yansıtan bir çalışmanın olmayışı dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, bu çalışmada ilk olarak hem yurt dışında hem de Türkiye'de yapılan toponimi araştırmaları özenli bir şekilde muhakeme edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı seçilen mekânlardaki toponimik örüntüler ile yer ve yerleşme adı verme eğilimlerini ortaya koymak olduğundan Türkiye'nin tamamını yansıttığı/yansıtabileceği düşünülen üç örneklem alanı seçilmiştir. Coğrafya çalışmalarında konu veya alan sınırlandırması yapılırken zaman ya da kaynak sınırlandırmasına gidilir. Söz konusu çalışmada ise örneklem alanı seçerken temel veri kaynağının topografya haritaları olması sebebiyle mekân seçiminde pafta sınırları temel alınmıştır. Türkiye'nin genelini yansıtacağı düşünülen Batı Anadolu, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu'dan seçilen mekânlarda toponimik analiz yaparak ülkemizdeki genel toponimik örüntünün ve ad verme eğilimlerinin nasıl olduğu ortaya konulmuş olup Türkiye toponimisi için bir tasnif modeli denemesi yapılmıştır. Örneklem alanından elde edilen toplam 77.632 yer ve yerleşme adlarının hepsi, belirlenen ad verme eğilimlerine göre tasnif edildiğinde toponimlerin %49,47'si betimleyici toponimler; %19,92'si kişisel ve toplumsal toponimler; %17,94'ü fonksiyonel toponimler olarak tasnif edilmiştir. Geri kalan %12'si ise herhangi bir kategoriye dâhil edilememiş olup diğer toponimler başlığı altında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toponimi, semantik tasnif, coğrafya, tarihi coğrafya, kültürel miras.
The impact of the graphic design of Iraqi stamps on identity and heritage from the second half of the 20th century
The study examines the importance of reviving the identity and heritage of Iraq through the graphic design of Iraqi stamps and the vital role of these stamps in recording, documenting, and introducing the world to cultural and civilizational heritage. The research was divided into a group of chapters and topics. The first chapter dealt with the research problem, its importance, objectives, questions, and hypotheses, and the approach followed in the research. The second chapter was devoted to the theoretical framework, which is based on references and scientific sources, with a set of indicators that are in the interest of the results and conclusions of the research. The descriptive analytical approach was relied upon to ensure accuracy and objectivity, consistent with the objectives of the study. The third chapter examines the research procedures by selecting the research community and its samples and the tools used in the analytical study, ensuring its validity and reliability, and analyzing the selected research samples according to the analysis form. The fourth chapter reviewed the results of the research and its conclusions, the most important of which was: that there was a development in the selection of topics and design ideas, which was certainly reflected in the design of the Iraqi character in form and content. The Iraqi postal stamp could give an accurate picture of Iraq's history, heritage, and identity through its design.
Buket Uzuner'in eserlerinde halk bilimi ve halk edebiyatı unsurları
Halk bilimi ve halk edebiyatı, toplumsal bellekte yer alan kültürel unsurları tespit eden, derleyen, sınıflandıran, yorumlayan ve bu unsurların yaşatılmasına katkı sağlayan disiplinlerdir. Toplumların millî kültür ve değerleri hem yazılı ve hem de sözel ortamda varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Ancak bilimsel ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle birçok gelenek, görenek ve kültürel unsur unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda romanlar, kültürel mirasın korunması ve aktarılmasında önemli bir araç işlevi görmektedir. Bu çalışmada amaç, Buket Uzuner'in eserlerini halk bilimi ve halk edebiyatı unsurlarının varlığı ve işlevleri açısından incelemektir. Bununla beraber modern çağın özellikle genç kuşaklar üzerinde yarattığı kültürel köklerden uzaklaşma sorununa çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş millî ve manevi değerlerin, gelenek ve göreneklerin fark edilmesini ve bu konuda toplumsal bilincin artırılmasını hedeflemektedir.
Islamic heritage in the shadow theatre
The shadow theatre plays a major role in public life and for several centuries it occupies an aspect of the people's thought, as the public takes it as a way of entertainment and leisure. However, what was presented is a representation of real-life matters in a framework of criticism and irony; in addition, the performances were emptying of people's concerns, which bear various forms of hatred for their foreign rulers. Shadow plays paved the way for the Islamic audience to adopt the art of theatre, which came to the Arab and Islamic world through France, in its European form. Shadow play in the Islamic world included music and song as well as acting. These works were shared with a lyrical type, as music and songs play the main role, as in the plays of "The Spectrum of Fantasy", "Weird and Strange", and "The Lost Lover". These are the three initials of shadow theatre left by Muhammad Bin Daniel Al-Mawsili who was the author of the oldest shadow plays in Arabic. These pioneers are formed their final shape by him and continued until the beginning of the twentieth century. This research relies on the descriptive-analytical method to trace the emergence and development of the form of the shadow play with all its components through different ages. So that, because of its importance, it has been included in the UNESCO Heritage Organization. In this research, it is aimed to research the past and present heritage of this type of theatre for current and future generations and to contribute to its continuation.
Sürdürülebilir turizm ve kentsel koruma ilişkisi: Kayseri Gesi Koruma Bölgesi örneği
Tarihsel süreç içerisinde insanoğlu yaşamış olduğu fiziksel çevreyi ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirirken ortaya çıkardığı kültürü, sonraki gelecek nesillere aktarmakta, böylece günbegün çeşitlenen ve zenginleşen bir kültürel birikim oluşturmaktadır. Bu birikim, insanların geçmişini bilmesini sağlayan somut belgedir. Kültürel değerlerin dünya mirası olduğu, korunmasının ve ölümsüzleştirilmesinin insanlığın sorumluluğunda olduğu gerçektir. Tarihi çevreyi var eden örneklerin sorunları arasında, ekonomik ve sosyal şartlar sebebiyle eserlerin kendine özgü kullanımlarının devam edememesi yer alır. Turizm faaliyetlerinin sağlamış olduğu kullanım olanakları, kültürel ve doğal değerlerin korunarak yaşatılmasında önemli bir role sahiptir. Turizmin devamlılığı için kültürel mirasın tanınması, doğal kaynakların korunması ve yaşatılması gerekmektedir. Turizm, doğru yönlendirildiği zaman gerekli mali desteği yaratması ve ev sahibi toplumlara koruma konusunda bir motivasyon sağlaması açısından da önemlidir. Ancak turizmin ekonomideki olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de vardır. Plansız bir turizm, çevresel, tarihsel ve kültürel değerlerin özgün niteliklerinin değişmesine, bozulmasına hatta yok olmasına yol açabilmektedir. Bu tehditlerin gerçekleşme ihtimali, sürdürülebilir turizm yaklaşımının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada örneklem alan olarak seçilen Kayseri Gesi Koruma Bölgesi'nin (KGKB) sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda korunması amaçlanmaktadır. Çalışmada karma yöntem kullanılarak nitel ve nicel araştırmalar yapılmıştır. Gesi Koruma Bölgesi (GKB), Kayseri kentinin merkez ilçelerinden olan Melikgazi ilçesine bağlı Kuzey Mahallesi, Güney Mahallesi ve Bahçeli Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. GKB özgün arazi yapısı ile farklı medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşıyabilen bir kültür merkezi olması nedeniyle seçilmiştir. Bu bağlamda, yapılan alan araştırması ve anket çalışmaları sonucunda, bölgenin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri (GZFT) analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden GKB'nin sürdürülebilir turizm potansiyeline sahip olduğu; ancak, turistik potansiyelinin artırılması gerektiği, bunun için de sürdürülebilir koruma politikalarının sosyo-kültürel, çevresel ve ekonomik boyutta oluşturularak uygulanabilirliğinin sağlanmasının zaruri olduğu sonucuna varılmıştır.
Yozgat'ın Esenli, Gelingüllü, Divanlı ve Türkmen köylerindeki köy odaları
Zengin bir kültüre sahip Anadolu coğrafyasında yer alan bölgedeki inceleyeceğimiz köy odaları hem sanat tarihi açısından hem de Yozgat tarihi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Yozgat coğrafyasında toplumsal birlikteliğin sağlandığı en önemli mekânların başında köy odalarını görmekteyiz. Köylülerin burada bir araya geldikleri içerisinde türlü faaliyetlerin yapıldığı bu odalar genellikle köyün zengin kimseleri tarafından inşa edilmiştir. Türk halk mimarisinde önemli bir yere sahip olan köy odalarını gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bu konu seçilmiştir. Yozgat bölgesinde bulunan Türk halk mimarisinin en önemli yapılarından köy odalarını çalışmamızdaki en önemli neden gerektiği ilgi alakayı görmemiş olan bu yapıların tanıtılmasına öncülük etmektir. Birçoğu yıkılmaya yüz tutmuş olan bu yapıların yok olup gitmeden akademik bir çalışmayla gün yüzüne çıkarılması hedeflenmiştir. Bu vesileyle de ayakta duran bu halk mimarisinin öncü yapıları olan köy odalarının korunma altına alınarak gereken özenin gösterilmesine bir katkısı olacaktır. Bu eski yerleşkede bulunan köy odaları hakkında; odaların inşa tarihi, plan tipleri, mimari özellikleri, süslemeleri, kullanılan inşa malzemesi ve teknikleri, geçirdikleri onarımlar ve bugünkü durumları ile odalarda hangi faaliyetlerin yapıldığı detaylı olarak incelenmiştir. Türk halk mimarisinde önemli bir yere sahip olan köy odaları günümüzde belli başlı sebeplerden dolayı yok olmuştur. Bu sebeple ele aldığımız bu çalışmada yer alan köy odalarının kayıt altına alınması ve korunması amaçlanmıştır. Kültürel miras olan köy odalarının hem Yozgat mimarisinde hem Türk mimarisinde sanat tarihi açısından ne derece önem arz ettiğini ortaya konulmaya gayret edilmiştir.
Sosyal bilgiler ders kitaplarının somut olmayan kültürel miras açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı Sosyal Bilgiler ders kitaplarında somut olmayan kültürel mirasın yerini belirlemektir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı'nda temel eğitim içerisinde 4., 5., 6. ve 7. sınıflarda okutulmakta olan Sosyal Bilgiler ders kitapları doküman incelemesi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Küreselleşme karşısında yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalan somut olmayan kültürel miras konusunda yapılan çalışmalar yeterli görülmediğinden böyle bir araştırma yapılması gereksinimi doğmuştur. Araştırma bulguları sonucunda ders kitaplarının tümünde somut olmayan kültürel miras öğelerinin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak 4., 5. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında somut olmayan kültürel mirasın boyutlarının tümüne rastlanırken, 6. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında beş boyuttan yalnız üçünün yer aldığı görülmüştür.
Sosyal bilgiler dersinde sanat temelli kültür ve kültürel miras öğretimi
Sosyal bilgiler, bireylerin toplumsallaşma ve vatandaşlık yeterliliklerini kazanma süreçlerinin formal yollarla desteklendiği bir derstir. Toplumsallaşmanın gerçekleşmesinde ve vatandaşlık yeterliliklerinin kazanılmasında kişinin ait olduğu toplumun kültürünü içselleştirmesi önemli bir yere sahiptir. Bu doğrultuda sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin anlam dünyalarına ve kavrayış düzeylerine uygun olarak oluşturulan içeriklerle kültür ve kültürel miras öğretimi gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerin yaşadıkları toplumun kültürel mirasını tanımaları ve anlamlandırmaları, bu mirası benimseyerek koruma bilinci geliştirmeleri, ortak değerlerin kuşaktan kuşağa aktarımına katkı sunmaları ve kültürel sürekliliğin sağlanmasında aktif rol üstlenmelerinin amaçlandığı bu süreçte çeşitli öğrenme öğretme yaklaşım, strateji, yöntem ve tekniği işe koşulabilir. Bunlar içinde sanattan yararlanmak; sanatın kültürün bir ögesi, taşıyıcısı ve aktarıcısı olması sebebiyle özel bir yere sahip olabilir. Sanatın toplum ile ilişkisi, kültürü geliştirip aktarma konusundaki gücü ve sahip olduğu eğitim aracı rolü, onun sosyal bilgiler dersinde kullanılmasının önemini işaret etmektedir. Sanatın sosyal bilgiler dersinde kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde kullanılması sanat temelli eğitim ile mümkün olabilir. Araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersi kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde kullanılmak üzere sanat temelli etkinliklerle ders planlarının geliştirilmesi ve sanat temelli etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarına, kültürel mirasa duyarlılıklarına, sosyal bilgiler dersine katılımlarına ve sosyal bilgiler dersine yönelik inançlarına etkisinin incelenmesi, aynı zamanda süreçte toplanacak nitel verilerle sanat temelli etkinliklerin niteliğinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışmada karma araştırma yöntemlerinden gömülü deneysel desen benimsenmiştir. Araştırmada nicel boyuta ağırlık verilmiş, nitel veriler nicel verilerin içine gömülmüş ve nicel verilerle elde edilen sonuçları açıklamak için kullanılmıştır. Araştırma nicel ve nitel verilerin toplandığı üç temel aşamada yürütülmüş, bu aşamalara ASSURE öğretim tasarım modelinin basamakları entegre edilmiştir. Birinci aşamada yarı deneysel müdahale sürecine hazırlık yapılması ve sanat temelli etkinliklerin geliştirilmesi amacıyla öğrenci, öğretmen, konu alanı ve güzel sanatlar eğitimi alan uzmanlarından oluşan çalışma gruplarından yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla nitel veriler toplanmıştır. İkinci aşamada sanat temelli etkinliklerin etkililiğinin ve niteliğinin değerlendirilmesi amaçlanarak iki deney, iki kontrol grubu ve deney gruplarından birinin öğretmeni ile çalışılmıştır. Diğer deney grubunda uygulama araştırmacı tarafından yapılmıştır. İkinci aşamada ortak mirasımız akademik başarı testi, kültürel mirasa duyarlılık, sosyal bilgiler dersine katılım ve sosyal bilgiler dersi inanç ölçekleri ile öğrenci, öğretmen ve araştırmacı günlükleri veri toplama araçlarını oluşturmuştur. Üçüncü aşama, deneysel işlem sonrasında sanat temelli etkinliklerin etkililiği ve niteliği ile ilgili görüşlerin alındığı nitel boyutu içermektedir. Bu aşamanın verileri deney grubu öğrencileri, deney gruplarından birinde uygulama yapan sınıf öğretmeni ve diğerinde uygulama yapan araştırmacıdan elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak deney grubu öğrencileri odak grup görüşme formu ile deney grubu araştırmacı ve öğretmen görüşme formu kullanılmıştır. Birinci aşama nitel verileri betimsel analize tabi tutulmuştur. İkinci aşama nicel verilerinin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), eşleştirilmiş örneklemler t testi, bağımsız örneklemler t testi ve Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. İkinci ve üçüncü aşama nitel verileri hem betimsel hem de içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 29.0 ve nitel verilerinin analizinde MAXQDA 24 programlarından faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen nicel bulgular sanat temelli etkinliklerin öğrencilerin kültür ve kültürel miras konularındaki akademik başarıları, kültürel mirasa duyarlılıkları, sosyal bilgiler dersine katılımları ve sosyal bilgiler dersine yönelik inançları üzerinde anlamlı ve olumlu etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, ikinci ve üçüncü aşamada toplanan nitel sonuçlarla örtüşmüştür. Sanat temelli etkinliklerin niteliğine yönelik sonuçlar derslerin güzel, eğlenceli, öğretici ve heyecanlı geçtiğini; etkinliklerin güzel, eğlenceli, öğretici, heyecan verici, hayal gücünü geliştirici olduğunu; etkinliklerin sevilme nedenleri olarak eğlenceli, öğretici, aktif katılımlı olması, vatanla ilgili olması, geçmişi hissettirmesi ile öğrencilerin müziği, dramayı, kesip yapıştırmayı, resmi sevmelerinin gösterildiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin sanat temelli etkinlikleri yaparken geçmişi ve nasıl yapacaklarını düşündükleri; kendilerini mutlu, iyi, heyecanlı, öğrenmiş, geçmişte gibi ve meraklı hissettikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler dersi kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde etkililiği ve niteliği ortaya konan sanat temelli eğitim etkinliklerinin sınıf öğretmenleri tarafından kullanılması önerilmektedir.
Kültürel miras ve alan yönetimi: Gaziantep Rumkale arkeolojik sit alanı örneği
Korumanın uzun bir geçmişi olmasına rağmen, Alan Yönetimi, Yönetim Planı, Kültürel Miras gibi kavramlar 20. yüzyılda literatüre girmiş, korumanın yasal ve paydaşlar anlamında boyutları da bu yüzyılda şekillenmiştir. Dolayısıyla koruma – kullanma dengesi, gelecek kuşaklara mirasın bırakılması adına korumanın sürdürülebilir olması, katılımcı bakış açısıyla korumanın önemli adımları da bu yüzyılda olmuştur. Unesco bu anlamda somut sözleşmeler ve organları ile önemli bir rol üstlenmiştir. Unesco yaratıcı şehirler ağına dahil olan Gaziantep, Mezopotamya'da konumlanması sebebiyle önemli bir tarihe sahiptir. Çalışma alanı olan Rumkale, Asurlular, Roma İmparatorluğu, Memlükler, Dulkadiroğulları ve Osmanlı medeniyetinin izlerini taşımıştır. Ayrıca uzun yıllar Ermeni katolikosluğunun merkezi olması ve Yakubiler'in burada yaşaması nedeniyle önemli bir inanç merkezi olmuştur. İnsanlığın tarihsel süreci açısından önemli bir Kültürel Miras olan Rumkale için hazırlanan Arkeolojik Alan Yönetim Planı Modeli ile ulusal ve uluslararası kanun, sözleşme ve tüzükler doğrultusunda, bütüncül, katılımcı ve sürdürülebilir korunmasını amaçlayan bir yönetim planı modeli gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
Kültürel miras olarak yöresel yiyeceklerin gastronomik varlık öğelerinin kültürel kimlik üzerinden incelenmesi: Mersin tantunisi örneği
Gastronomik varlık öğeleri kuliner varlık öğeleri temelinde inşa edilen kültürel varlık öğeleridir. Gastronomi ve tarifler zaman içerisinde nesilden nesile aktarılmış olan paylaşılan kaynaklar ve kolektif yaratımlardır ve kültürel varlık öğeleri bu mutfak kültürlerinin dinamiklerini ve işleyişini anlayabileceğimiz güçlü bir araç sunar. Gastronomik varlık öğeleri sahip oldukları altkümelerle yerel, bölgesel ya da ulusal miraslara dönüşür. Bu çalışma ile Mersin'in en tanınmış ve en çok tüketilen yiyeceği olan tantuninin gastronomik varlık öğelerinin Mersin halkının kültürel kimliği üzerinden incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle belgesel tarama yöntemi ile tantuni hakkında güvenilir bilgi toplanmıştır. Daha sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak uzun yıllardır tantuni ustalığı ve/veya tantuni salonu işletmeciliği yapmış kişilerle görüşülmüştür. Bu görüşmelerden elde edilen ortak ve güvenilir bilgiler doğrultusunda tantuninin gastronomik varlık öğelerini tanımlayan 5 boyut 35 doğru ifadeden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Geliştirilen anket Mersin'de yaşayan tantuni tüketicilerine uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile katılımcıların Mersinli olan ve olmayan şeklinde gruplandırılmasıyla kültürel kimlikleri üzerinden analiz edilmiştir. Test sonuçlarına göre iki grup arasında tantuninin gastronomik varlık öğeleri hakkında bilgi sahibi olma ya da sergileme düzeyleri açısından anlamlı farklılıklar mevcuttur. Bunun yanı sıra, tantuni tüketen herkesin onu Mersin'in kültürel bir mirası olarak gördüğü, tantuninin Mersin kültürü ve Mersinli kimliği için bir gösteren olduğu anlaşılmıştır. Tantuni tüketicilerinin aynı zamanda tantuninin nelerden yapıldığına ve nasıl hazırlandığına da ilgi gösterdiği, tantuni etrafında gelişen bazı pratikleri de edindiği ve Mersin'i tantuniyle, tantuniyi de Mersin ile ilişkilendirdiği de tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tantuni, Gastronomik Varlık Öğesi, Kimlik, Kültürel Miras
Postkolonyal perspektiften Batı emperyalizminin bir uzantısı olarak kültürel mirasın yağmalanması: ABD'nin Irak yaklaşımı
Bu çalışmanın amacı, Batı emperyalizminin kültürel miras üzerindeki dönüştürücü ve yıkıcı etkilerini postkolonyal bir perspektifle incelemektir. ABD'nin Irak'a yönelik yaklaşımı üzerinden emperyalist politikaların somut ve somut olmayan kültürel mirası nasıl tahrip ettiği analiz edilmektedir. Çalışma, postkolonyal teori çerçevesinde ABD'nin Irak'a müdahalesinin altında yatan temel motivasyonları ve bu müdahalenin Irak'ın siyasi, ekonomik ve toplumsal dokusunda yarattığı değişimleri ortaya koymaktadır. Tezin teorik çerçevesi, postkolonyal yaklaşım üzerine inşa edilmiştir. Kültürel miras olgusu, uluslararası ilişkiler bağlamında ele alınmış, Ortadoğu ve Irak özelinde tarihsel ve kültürel mirasın önemi vurgulanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tarihsel ve güncel veriler ışığında ABD'nin Irak politikası ve bu politikanın kültürel sonuçları incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, ABD'nin Irak'taki askeri müdahalelerinin ve işgal sonrası siyasi, ekonomik ve sosyal politikalarının ülkenin kültürel mirasında telafi edilemez zararlara yol açtığını ve Irak toplumunun kültürel kimliği üzerinde derin travmatik etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. ABD'nin Irak politikası, ülkenin kültürel kimliğini ve mirasını hedef alan sistematik bir yıkım projesi olarak değerlendirilmiştir. Bu politikanın temelinde, Irak'ın jeostratejik önemini ve doğal kaynaklarını kontrol altına alma hedefinin yattığı vurgulanmıştır. ABD'nin Irak'a yönelik yaklaşımından, Batı emperyalist politikalarının farklı biçimlerde devam ettiği, özellikle kültürel alanda yeni bir hegemonya biçiminin ortaya çıktığı ve kültürel mirasın stratejik bir faktör olarak emperyalist hedeflere hizmet ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Kültürel mirasın sürdürülebilirliği kapsamında edebiyat turizminin yönetici ve tüketici perspektifinden değerlendirilmesine yönelik bir araştırma
Edebiyat, toplumsal olguları yansıtması bakımından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Sosyal olayların, bireylerarası ve kültürlerarası etkileşimler ile tarihin çeşitli dönemlerindeki toplumsal dönüşümlerin en önemli betimsel aracı olan edebiyat, bu anlamda turizm bilimi ile dolaylı, ancak bir o kadar da etkin bir ilişki halindedir. Edebiyat ve turizm arasındaki bu ilişki, gerek bir esere konu olmuş gerekse usta bir yazarın yaşamını sürdürdüğü şehirlere, kasabalara, mekânlara ve otellere turizm amaçlı seyahatlerin gerçekleşmesi için farklı bir motivasyon ve çekicilik unsuru sağlamaktadır. Klasik turizm anlayışının dışında hareket etmek isteyenler bugün uluslararası seyahatlerin yönünü belirlemede etkili olabilmektedirler. Edebiyat, turizmi teşvik edebilecek bir kültürel varlıktır ve günümüzde Fransa, İngiltere, İrlanda, Rusya gibi pek çok ülkede edebiyat turizmi uygulamaları mevcuttur. Önemi yukarıda açıklanmaya çalışılan edebiyat turizminin, otel işletmelerine ve turistlere nasıl bir deneyim kazandırdığının araştırıldığı bu çalışmanın temel amacı, edebiyat turizminin otel işletmelerinde nasıl ve hangi amaçlarla uygulandığını, otel işletmesine olan etkisini tespit etmek ve Türkiye'de edebiyat turistlerinin profilini işletmeci gözünden ortaya koymaktır. Ayrıca tüketicilerin edebiyat turizmine karşı tutumlarını da araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, İstanbul Sultanahmet Bölgesi'ni ziyaret eden ve yargısal örnekleme yöntemi ile seçilen, 450 turist üzerinde anket uygulaması yapılmış, turistlerin edebiyat turizmi hakkındaki görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Denizli'de yer alan Şiir Butik Otel örnek olarak seçilmiş ve birebir görüşmeler yapılarak örnek otel işletmesi yöneticilerinin perspektifinden edebiyat turizminin otel işletmelerine kazandırdığı deneyimler belirlenmiştir. Çalışama bir karma yöntem araştırmasıdır. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, çalışmanın problemi, amacı ve önemi, varsayımları ve sınırlılıkları açıklanmış, hipotezler belirlenmiştir. İkinci bölümde edebiyat turizmi ve edebi yer kavramları; edebiyat turistleri; edebi turizm çekiciliklerinin karakteristiği; edebiyat turizminin tarihi ve edebiyatın pazarlanmasına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın yöntemi ve metodu açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, araştırma bulgularına yer verilmiş ve hipotezler sınanmıştır. Beşinci ve son bölümde ise, analizlerin sonuçları bir bütün olarak yorumlanmış ve sonuçlar doğrultusunda birtakım öneriler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Edebiyat Turizmi, Karma Araştırma, Tutum, Otel İşletmesi.
Kırgızistan'ın somut olmayan kültürel mirasının turistik ürün olarak pazarlanması
Bir halkın medeniyeti, dili, kültürü ve örf adeti o halkın kimliğini oluşturur. Belirli bir toplumun yıllarca kimliğini kaybetmemesi ve bir millet olarak hayatını sürdürebilmesi için öz ana dilini kullanarak, unutulmamasını sağladığı kadar, kültürünü ve örf adetlerini de sürdürerek yaşatması da oldukça önemli bir kuraldır. Turizm küreselleştikçe ülkelerin ekonomisinin en önemli konumunu almıştır. Teknoloji ve iletişim geliştikçe insanların dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitme olasılığı daha da kolaylaşmış ve böylece dünya küçülmeye başlamıştır. Bu sebeple turizm sektörü de hızla gelişen ve dünya ekonomisinin önemli bir parçası konumuna gelmiştir. Son yıllarda insanlar farklı amaçlarla dünyayı dolaşmaktadır. Bunun içinden kültür turizmi öncelik olarak insanlar kendilerini geliştirme açısından, dünyayı tanımasında, halkların birbiriyle kaynaşmasında, aynı zamanda bir halkın kültürünü sürdürebilirliği, kendisini dünyaya tanıtması ve gelişmesi açısından çok önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada Kırgız geleneksel kültürü incelenerek, bu kültürün içinden somut olmayan kültürel miras unsurları turistik ürün olarak pazarlanabilecek ve bu turistik ürünler nasıl pazarlanabilecek sorunlarına çözüm arayarak, bir sonuca ulaşmak amaçlanmaktadır. Araştırmada niteliksel analiz yöntemlerinden biri nitel soru formu yöntemi tercih edilmiştir. Nitel soru formu katılımcıları özel sektörden ve sivil toplum kuruluşların temsilcilerinden oluşmuştur. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde analitik genelleme yapılmıştır. Analiz sonucunda Kırgızistan'ın somut olmayan kültürel mirasının turistik ürün olarak değerlendirmesine yönelik bir takım öneriler sunulmuştur.
Somut olmayan kültürel mirasın turizm alanında Değerlendirilmesi: Gazipaşa örneği
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte insanlar, kendi kültürlerinden uzaklaşarak kendilerine ait olmayan bir kültürün içinde bulmaya başlamışlardır. Fakat kültür bir toplumun kimliği ve benliğini oluşturmaktadır. Somut olmayan kültürel miraslar da toplumların kültürel kimliklerini oluşturmadaki en önemli yapı taşı görevini üstlenmektedirler. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte somut olmayan kültürel miraslar Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de giderek unutulmaya başlanmış ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelmişlerdir. UNESCO 2003 yılında Paris'te yapılan bir konferansta "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini" kabul etmiştir. Türkiye ise bu sözleşmeyi 2006 yılında kabul edilmiştir. Türkiye bu önemli gelişme ile somut olmayan kültürel mirasların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda yeni bir döneme adım atmıştır. Somut olmayan kültürel mirasları gelecek kuşaklara aktarmanın yanında birde bu mirasları turizm alanında nasıl değerlendire biliriz? sorunun yanıtı aranmıştır. Nedeni ise her kültür öğesinin turizm sektöründe bir turistik ürün niteliği taşımasıdır. Somut olmayan kültürel miraslarda toplumların kültürlerinden meydana geldiği için turistik ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Her turistik üründe olduğu gibi dünyada insanların farklı kültürlere olan merakı da giderek artmıştır. Bu araştırmanın amacı; Antalya ilinin Gazipaşa ilçesindeki somut olmayan kültürel mirasların gün yüzüne çıkartarak gelecek kuşaklara aktarılması ve turizme kazandırılmasıdır. Böylece tüm dünyada olduğu gibi Gazipaşa'nın da kültür turizminden hak ettiği payı alması hedeflenmektedir. Araştırmanın yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmecilere ise yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler ise betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda Gazipaşa'nın somut olmayan kültürel miraslarının turizm alanında nasıl değerlendirileceği hakkında öneriler sunulmuştur.
İpek Yolu'ndaki kültürel mirasın dünya turizmine katkıları: Kazakistan örneği
Bu çalışmada, Ulu İpek Yolu'nun Atlas Okyanus'undan Çin'e Avrupa ve Asya'yı geçen, sadece ortaçağ döneminde ki eski bir ticaret aracı olmadığı, Batı ve Doğu kültürleri arasında iletişim köprüsü olduğu belirlenmiş olup, günümüz dünyasında da ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan büyük önem arzettiği tespit edilmiştir. Bu ticaret yolunun barış eksenli olarak turizm açısından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Rotanın uzun kısmı Kazakistan ve Orta Asya'dan geçmiştir. Çalışmamızda, Ulu İpek Yolu'nun dünya uygarlığına ve kültürüne katkısı, onun içinde Türk-İslam medeniyetinin dünya medeniyetine ve insanlığa kazandırdığı çok zengin somut ve somut olmayan kültürel miraslar ele alınmıştır. Orta Asya'da Ulu İpek Yolu'nun Orta Çağ'da altın dönemlerini yaşamış olduğu tespit edilmiş; Kaşgarlı Mahmud, Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Ali Kuşçu gibi aydınların da, Ulu İpek Yolu'nun Orta Asya'da kurduğu medeniyetin düşünce ve bilim meyveleri olduğu gözlemlenmiştir. Çin, Fars, Hindu, İslam medeniyetlerinin kavşağında yer alan Orta Asya'lı aydınlar, bütün bu kaynaklardan beslenerek eserlerini vermişlerdir. Avrasya'nın kıtalararası karayolu ticaret yollarının oluşup gelişmesi, büyük antik devletlerin kültürel mirasların meydana çıkarılması, mevcut ülkeler arasında güvenli barış çabaları gerektiren uzun vadeli siyasi, diplomatik ve ticari ilişkilerin kurulması günümüz Ulu İpek Yolu'nun temel meseleleriyle ilgilidir. Ulu İpek Yolu'nda yayılan medeniyet unsurları sadece ticaret ve yol sistemleriyle ilgili değildir. Kervanlar, kervansaraylar, pazarlar, çarşılar ve bu çerçevede gelişen şehirler Ulu İpek Yolu'nun sembolleri durumundadır. Bu kültürel değerlerin uluslararası turizme kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Çalışmamızda; İpek Yolunun mevcut durumu, Ulu İpek Yolu uzmanlarının ve halkın görüşleriyle tespit ederek, Kazakistan turizmine yeni bir bakış açısı kazandırılabileceği düşünülmektedir.
UNESCO geçici listesine alınan kasaba köyü Mahmutbey Camii ve Kastamonu turizmine yönelik değerlendirmeler
Geçmişten günümüze kadar gelmiş olan yeryüzü üzerindeki bütün kültürlerin ve medeniyetlerin ortak mirasını muhafaza etmeyi ve kuşaktan kuşağa devretmeyi hedefleyen UNESCO, üye devletlerin sahip olduğu kültürel, doğal ve karma niteliğe sahip varlıkları Geçici ve Kalıcı Listesi'ne alarak korumayı gaye edinmiştir. Bu tezin amacı, 15 Nisan 2014 tarihinde UNESCO Geçici Listesi'ne alınan Mahmutbey Camii'nin ve çevresinin bu süreçten turizm açısından hangi yönde etkilendiğini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini UNESCO sürecinde bugüne kadar yer alan Kastamonu'daki ilgili paydaşlar, Mahmutbey Camii'ni ziyaret eden yerli ziyaretçiler ve Kasaba Köyü'nde yaşayan yerel halk oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise nitel yöntemde Kasıtlı Örnekleme Yöntemi tercih edilirken, nicel yöntemde Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen ikincil veriler yardımıyla Mahmutbey Camii'nin Geçici Liste'ye alınma sürecine dâhil olan ilgili paydaşlara ve Kasaba Köyü yerel halkına görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşmeler, İçerik ve Betimsel Analiz ile yorumlanmıştır. Mahmutbey Camii'ni ziyaret eden ziyaretçiler için ise anket formu oluşturulmuştur. Anketten elde edilen veriler istatistik programıyla analiz edilmiştir. Çalışmada ölçek puanlarının ilişkisi Pearson korelasyon testi ile, memnuniyet üzerine etki eden faktörler Regresyon testi ile, ölçek puanlarının demografik değişkenlere göre farklılık göstermesi ise bağımsız gruplar t ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca ANOVA testi ile fark bulunan puanlar için gruplar arası çoklu karşılaştırma Tukey testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında; Mahmutbey Camii'nin UNESCO Geçici Miras Listesi'nden UNESCO Miras Listesi'ne geçmesi için hiçbir çalışma yürütülmediği görülmektedir. Ziyaretçilere göre ise; Mahmutbey Camii'nin turizme kazandırılamamasındaki en büyük sıkıntının tanıtım eksikliği olduğu bulgulanmıştır. Kasaba Köyü Mahmutbey Camii'nin Geçici Liste'ye alınmasının yerel kalkınmaya etkisinin büyük olduğu düşünülmese de Kasaba Köyü'nde yaşayan yerel halkın yaşam kalitesini ve prestijini artırdığı görüşü hakimdir.
Kastamonu'nun kültürel mirasının korunması ve turizm amaçlı kullanılmasına yönelik bir araştırma
Kastamonu il merkezinde, kültürel mirasın korunması ve turizm amaçlı kullanımına yönelik isimli çalışma Kastamonu'da olan kültürel miras ve kültürel mirasın turizme kazandırılarak korunması konusuna farkındalığı artırıp yapılması gerekenleri anlatmak ve bu konuda turizmde kendini geliştirmiş insanların düşüncelerini tespit etmek üzere yazılmıştır. Kültürel mirasın tanımı ve kapsamı, somut ve somut olmayan kültürel miras, kültürel mirasın önemi, kültürel mirasın korunması ve korunmasında karşılaşılan güçlükler ile ilgili konular ile turizmle ilgili kavramlar ve tanımlar, turizm türleri, Dünya'da ve Türkiye'de kültür turizminin sahip olduğu konular da dikkate alınarak araştırmanın yapıldığı alana ait literatür çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda Kastamonu'da turizmle yakından ilişkisi bulunan 22 kişi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmada yöntem olarak nitel görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmaya katılanların vermiş olduğu bilgiler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen bilgiler değerlendirilerek bazı önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışma sonunda, Kastamonu ilinde çok kıymetli kültürel miras değerlerinin var olduğu, Kastamonu'da dört mevsim turizm olanaklarının olduğu fakat bu değerlerin öneminin anlaşılmadığı kanısına varılmıştır. Bu değerlerin öneminin ancak yerel yönetimin, yerel halkın çeşitli kurum ve kuruluşların destek olarak Kastamonu'nun tanıtımını yaparak gereken değere kavuşacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.
Türkiye'de kültürel miras politikaları ve yönetimi: Bir politika transferi olarak alan yönetimi ve alan başkanlıkları
Alan yönetimi, kültürel miras alanlarının yönetiminde katılımcı yöntemlerle hazırlanan bir yönetim planı dahilinde yönetilmesini öngören ve çok paydaşlı bir yönetim modelini ifade etmektedir. Çalışma, kültürel miras alanlarının korunması ve yönetiminde uygulanan çok aktörlü ve çok disiplinli bir özellik gösteren bahse konu "alan yönetimi" yaklaşımının Türkiye'de bir politika transferi olarak benimsenme sürecini incelemektedir. Çalışmada, UNESCO'nun Dünya Miras Listesi'ne dahil olan yerlerde uygulanmasını önerdiği bir yaklaşım olan bu model, Türkiye'deki koruma politikaları açısından bir politika transferi olarak ele alınmakta ve Türkiye tarafından benimsenme süreci politika transferinin aktörleri, nedenleri, kaynakları, transferin derecesi ve başarısı ile transferi kolaylaştıran ve zorlaştıran koşullar bağlamında ve çok düzeyli yapı ve aktör temelli transfer çerçevelerine göre analize tabi tutulmaktadır. Ek olarak çalışma kapsamında, alan yönetiminin uygulamadaki genel görünümü ve Alan Başkanlıkları aracılığıyla kurumsallaşma süreçleri de araştırılmaktadır. Alan yönetiminin Türkiye'deki özgün örgütleniş biçimleri Post-Fordizm ve yerel yönetişim çerçevesinde ele alınmakta olup alan başkanlıkları üzerinden alan yönetiminin örgütlenmesine dair yeni bir tipoloji geliştirilmekte ve bu bağlamda belirlenen üç farklı tipteki Alan Başkanlığı ile yapılan mülakatlar üzerinden kuruluş ve işleyiş farklılıkları karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaktadır.