Sociological analysis

205 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Seyyid Ahmet Arvasi'nin din ve toplum görüşleri

Bu araştırmada, din ve toplum ilişkileri konusunda, Seyyid Ahmet Arvasi'nin görüşleri incelenmiştir. Seyyid Ahmet Arvasi için Hıristiyanlığın merkezi konumunda bulunan Batı'da, Orta Çağdaki kilise babalarının, halk üzerinde kurduğu tahakküm düzeninin etkisiyle Batı'nın öncülüğünde birtakım sosyal ve bilimsel dönüşümlerin rüzgarıyla, günümüze kadar etkisini artırarak süregelen ve bugün tüm dünyayı etkisi altına alan sekülerizm ve hedonizm temelli yaşam tarzının, insanlığı giderek din kavramından uzaklaştırması olumsuz bir durumdur. Seyyid Ahmet Arvasi, yerel ve küresel bazda, pek çok dinin ve inanç sisteminin kaynağı olan ve öteden beri Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu coğrafyalarda, zamanla gelişen kültür ve medeniyet algısının, şehirleşmenin, yaşam biçiminin, aile yapısının, toplumsal düzenin ve değerler sisteminin, temelde din ve inanç etkisiyle oluştuğunu savunmaktadır. Tarihte birçok medeniyetin geçişine sahne olmuş bu bölgelerdeki Müslüman nüfusun ve tüm dünyadaki Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olmaları ve din ile olan etkileşimlerini güçlendirerek devam ettirmeleri gerektiği görüşündedir. Seyyid Ahmet Arvasi'ye göre İslam toplumunun yeniden yükselip güçlenmesi, bu değerler ışığında gerçekleştirilecek çağdaş atılımlara bağlıdır. Seyyid Ahmet Arvasi'ye göre her toplum gibi Türk toplumu da farklı tarihsel süreçlerden geçmiş ve buna bağlı olarak farklı kültür ve medeniyet birikimleri edinmiştir. Dolayısıyla farklı toplumlara ait, bilhassa Batı kaynaklı sosyolojik analiz ve çözümlemelerin, Türk toplumuna birebir aktarılmaya çalışılması yanlıştır. Seyyid Ahmet Arvasi, Türklük ve İslamiyet'in birbirine zıt kavramlar olmadığını savunur. Arvasi'ye göre, Türk toplumu, tarihte olduğu gibi İslam'ın ortaya koyduğu prensipler ile birlikte millî değerlerine sarılırsa ve bu hassasiyete sahip genç ve aydın nesilleri yetiştirebilirse yeniden güçlenecek ve başta Türk-İslam coğrafyası olmak üzere tüm insanlığa umut olacak bir medeniyet örneğini ortaya koyabilecektir. Seyyid Ahmet Arvasi, bu doğrultudaki fikirlerini "Türk-İslam Ülküsü" olarak kavramlaştırmış ve idealize etmiştir.

Din sosyolojisiSosyolojiSosyolojik analiz+4
Furkan Ersoy
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sosyolojisinde sosyo-kültürel yapı ve girişimcilik

Bu çalışmada, Türk sosyoloji literatüründen hareketle Türkiye'de sosyo-kültürel yapı ile sosyo-ekonomik yapının girişimcilik ile ilişkisi konu edilmektedir. Çalışma sonunda, Türkiye'de girişimcilik olgusuna dair dağınık bir görünüm arz eden görüş ve değerlendirmelerin düzenlenmesi ve organize edilmesi sayesinde Türkiye'de sosyolojik açıdan göz ardı edilmiş bir olgu olarak girişimciliğe dair bir başvuru kaynağının oluşturulması ve Türk toplumunda girişimcilik ile ilişki içerisindeki başlıca sosyolojik olguların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Türk sosyolojisi literatüründe ekolleri kapsayacak ve sosyolojik görüş farklılıklarını temsil edecek şekilde seçilen 10 Türk düşünürünün girişimcilik olgusu üzerine görüşleri incelenmiş ve bu inceleme sonrasında Türkiye'de girişimcilik olgusu ile ilgili ön plana çıkartılan ortak temalar belirlenmiştir. Daha sonra bu ortak temalardan hareketle Türkiye'de girişimciliğin güncel durumu birtakım istatistiksel verilerle de desteklenerek değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Türkiye'de girişimcilik olgusu söz konusu olduğunda devletin toplumsal ve iktisadi alanlardaki merkezi konumunun başat faktör olarak değerlendirildiği görülmüş ve Türkiye'de girişimcilik bağlamında sorunun birey kaynaklı değil, toplumsal/kurumsal/yapısal bir dizi faktör kaynaklı olduğu ileri sürülmüştür.

GirişimcilikSosyoekonomik yapıSosyokültürel yapı+2
Talha Aydın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital ortamda alt kültür inşası: Geek alt kültürü üzerine sosyolojik bir araştırma

Bu araştırmada, alt kültür ve sanal topluluk birleşiminde ortaya çıkan yeni/mikro aidiyet ilişkilerinin görünümleri ele alınmaktadır. Bu bağlamda tezin amacı, Discord sanal topluluk oluşturma platformu ve geek kültürü kesişiminde topluluk duygusu üzerinden bireylerin kurmuş olduğu yeni/mikro aidiyet dinamiklerini anlamaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntem ve teknikleri benimsenmiş ve bu kapsamda Discord sanal topluluk oluşturma platformunda geek kültürüne yönelik içerik üreten Star Wars Türkiye-Sithpedi sunucunda yer alan 20 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarında katılımcıların sosyal hayatlarında ortak ilgiler ve değerler ekseninde yaşadıkları yalnızlığı geek kültürü ve Discord özelinde oluşturdukları topluluk duygusu ekseninde mikro bir bağlamda telafi edebildikleri bulgulanmıştır. Bu doğrultuda dijital ortamların bireylere ortak ilgiler ve değerler bağlamında yeni birliktelikler oluşturmaları için önemli bir aidiyet alanı açtığı görülmüştür. Bu kapsamda ilk olarak katılımcılar sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunlardan uzaklaşmak amacıyla internet tabanlı gelişen geek kültürüne yönelmekte ve geek kültürü ile dijital ortamlar üzerinden ilgisel ortaklıklar kurmaktadırlar. İkinci olarak katılımcılar bu dijital ortamlarda sadece ilgilsel ortaklıklar özelinde değil değerler, arkadaşlıklar ve kendini ifade edebilme noktasında da birliktelikler kurmakta ve yalnızlıklarını gidermektedirler.

AidiyetAltkültürGeek kültürü+4
Pınar Yener
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Writing through the experience of fire: Bachmann and Plath

Sylvia Plath and Ingeborg Bachmann were two outstanding contemporary post-war writers of the same ethnicity, dealing with the place of women in the social order and examining the characteristics of relationships in order to shed light on the self-destructive and suicidal inclinations in the female psyche. In their works, they provide a psychoanalytic perspective by presenting their mental state, sufferings, and the consequences of their emotions and actions. Suffering similar psychological problems and having experienced alike treatments like the electro-shock therapy, the stimuli for their self-destructive behaviors will be analyzed through various psychological theories. Considering the direct reference to the 'anima-animus theory' in Malina and associating Ich's dream cycles with Esther's employment of 'stream of consciousness', Jung and Freud's researches on the structure of the psyche will be a fundamental medium to interpret Malina and The Bell Jar. The sociological dimensions of these novels will also be discussed through Emile Durkheim's theories on suicide within the framework of 'integration' and 'alienation'. This work will make an intensive study of self-destruction and the suicide of women as a consequence of fascist behaviors. It will compare the process of self-destruction in two works of literature, Ingeborg Bachmann's Malina and Sylvia Plath's The Bell Jar, examining the female protagonists' personality traits and their identities to reveal common motives for suicide. It will also examine and analyze events and secondary characters leading the narrator protagonists to suicide, using the reflections of Bachmann and Plath to interpret The Bell Jar and Malina. It will concern itself with the psychological dimensions of norms and regulations that function in a fascistic and depressive way, limiting females and depriving them of authenticity and individuation. This study will also attempt to explore the purpose of myths from a sociological perspective, to display how they function and what they intend to accomplish.

Bachmann, IngeborgFascismWomen+7
Asena Abbasoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Görünmeyen göçmenler Afganlar: Türkiye köprü mü, hedef mi?

Birleşmiş Milletler Göç Raporu'na göre dünyada 257 milyon göçmen bulunuyor ve bu sayının 30 yıl sonra 400 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Tüm dünyanın sorunu haline gelen göçmen akını, son yıllarda Türkiye'nin de geçiş güzergahı olarak gündeme gelmesine neden oluyor. Fakat ülkenin dört bir yanında sayıları bariz şekilde artan göçmenler için sorulması gereken asıl soru şu: Türkiye'yi bir köprü olarak mı yoksa yoksa nihai hedef olarak mı görüyorlar? Türkiye'de Suriyeliler ile özdeşleşen göçmenlik -yanlış kullanımıyla mültecilik- kavramı diğer milletlerin göz ardı edilmesine neden oluyor. Oysa 2017 yılında Türkiye'ye yönelik düzensiz göçte Suriyeliler birinci sıradayken 2018 yılında Afganlar iki kat artarak birinci sıraya yükseldi. Yine 2019 yılının ilk aylarında düzensiz göçte Afganların çoğunlukta olduğu görülüyor. Afganların Türkiye'ye göçünün ele alındığı bu nitel çalışmada 17 düzensiz Afgan göçmenle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve Türkiye'ye neden geldikleri, ne yapmayı planladıkları incelenmiştir. Önceden ziyaret edilen Afganistan'da yapılan gözlemler ve Bosna'da Afganistanlılarla yapılan görüşmelerin de katkılarıyla hazırlanan çalışmada göçün nedenleri üzerinde durulmuştur. Göçte, 40 yıldır devam eden savaş ve kaos ortamının yanı sıra başlık parası gibi maddi gerekçeler ile çok kimlikli yapının ve coğrafyanın etkili olduğu saptanmıştır. Yapılan görüşmelerde Türkiye'nin en azından belli bir kesim için hedef olduğu anlaşılmakta ve istikrarsızlığın neden olduğu bu göçün uzun yıllar devam edeceği tahmin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'deki ekonomik refahın da etkili olduğu bu göçün, son zamanlarda yaşanan krizle yön değiştirebilmesi de ihtimaller arasında.

AfganistanAfganlılarGöçler+2
Erhan İdiz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanmalar üzerine sosyolojik bir araştırma: Van örneği (2001-2016)

Tarihsel süreçte toplum yapılarının çoğunda aile kurumu önemli bir yer tutmuştur. Günümüz modern toplumlarında da değişen koşullara ve algılara rağmen ailenin birey ve toplum hayatında parsellediği geniş bir alandan söz edilebilir. Fakat diğer taraftan da hem geçmişte hem de günümüzde neslin devamı, cinsel hayatın tanzimi, duygusal beraberlik, sosyo-kültürel ve dinsel normların kuşaktan kuşağa aktarımı gibi hayati öneme sahip olan aile birliğinin çeşitli sebeplerle zayıflaması ve çözülmesi ile boşanmalar gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın ardından tüm dünyayı, 2000'li yıllarla birlikte de Türkiye'yi etkisi altına alan boşanmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelere bağlı olarak artış kazanmaya başlamıştır. Modernleşmeyle birlikte birey ve toplum hayatında yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumunu etkileyerek boşanma eğilimlerini de arttırmıştır. Boşanmaların sadece modern toplumsal kesitlerde kendini gösteren bir olgu olmadığı bunun yanı sıra bireyin yaşam alanını kuşatan ve bu konuda dirençli bir tavır takınan geleneksel dokularda da kendini hissettirdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir taraftan sosyo-ekonomik bileşenler üzerinden modern bir toplumsal desen diğer taraftan da barındırdığı gelenek, kültür ve aşiret dokusuyla yoğrulmuş geleneksel bir yapı özelliğine sahip Van'da 2001-2016 yılları arasında gerçekleşen boşanmaları sosyolojik açıdan incelemektir. Van'daki boşanmaları merkeze alan bu çalışma, konuyu Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'deki genel boşanmalar ile birlikte tartışmayı da hedeflediğinden 2001-2016 yılları arasında bu cephedeki boşanmaları da etüt etmektedir. Van'daki boşanmaları geniş bir açıdan değerlendirmeye çalışan bu araştırmada konu, TUİK (2001-2016), Aile Mahkemesi (2013-2016), Van Barosu Adli Yardım Bürosu (2013-2016) ve nitel görüşmelerden elde edilen geniş bir veri seti üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldı. Van'da boşanmalar hem kadın hem de erkek açısından kültürün ve geleneğin bütün anlaşmazlıklara rağmen ertelemeye ya da kamufle etmeye çalıştığı bir durum olmaktan çıkmış görünmektedir. Boşanmaların ard alanına bakıldığında evlilik kurgusu, evlilik biçimi, aile sermayeleri kadar kentin barındırdığı sosyolojik dokunun da etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

BoşanmaBoşanmış ailelerSosyolojik analiz+1
Aylin Çiçekli
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir mahallenin sosyolojisi: Göç ve yoksulluk bağlamında Seyrantepe örneği

Bu çalışma güvenlik nedeniyle, 1990 ve sonrasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nin kırsal yerleşimlerinden, özellikle Bitlis, Şırnak, Ağrı, Hakkâri ve Van'ın ilçe ve köylerinden kitlesel ve zorunlu olarak Van ilinin Tuşba ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesi'ne göç etmiş göçmenleri konu edinmektedir. Göç sürecinin göçmen nüfusu nasıl etkilediği, göçten sonra kente tutunmalarında nasıl bir strateji geliştirdikleri, göçe bağlı ortaya çıkan yoksullukla nasıl mücadele ettikleri ve göçmen nüfusun yeni yaşamlarına nasıl uyum sağladıkları araştırılmaktadır. Çalışmada, göçmen nüfusun göç öncesi ve göç sonrası yaşam farklılıklarına değinilerek, zorunlu göçün etkileri anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde konu ile ilgili daha önce yapılmış olan literatüre değinilmiştir. Göç ve yoksulluk olguları ele alınmış, ilgili tanımlar ve tartışmalar (kentsel ve mekansal yoksulluk, kentleşme, vb.) üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise araştırmanın yöntemine değinilmiş, araştırmada veri toplama tekniklerinden anket tekniğine başvurulmuş ve 300 hane halkına anket uygulanmıştır. Son bölümde ise çalışmanın yapıldığı Van iline bağlı Seyrantepe mahallesindeki göçmen nüfusun, ekonomik, demografik, sosyo-kültürel özellikleri yoksulluk bağlamında araştırılmış ve saha çalışmasından elde edilen bulgular yorumlanmıştır.

GöçlerSosyolojik analizVan-Tuşba-Seyrantepe+1
Songül Kartal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevreci sivil toplum örgütleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Van kent merkezi örneği

Bu çalışmanın amacı, Van kent merkezinde faaliyet gösteren çevreci sivil toplum örgütlerinin çevrecilik çerçevesinden incelenmesidir. 19. yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinde başlayan endüstrileşme, toplumların sosyal ve ekonomik refah anlayışlarını değiştirmiştir. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan çevre riskleri başta önüne geçilebilecek sorunlar olarak algılanmıştır. Ancak zamanla doğal kaynakların tükeniyor olması, biyolojik çeşitliliğin azalması ve ormansızlaşma önüne geçilemeyecek riskleri ortaya çıkarmıştır. Çevrecilik yaklaşımı da bu toplum yapısı içerisinde doğmuştur. Çevreci sivil toplum örgütleri itici bir güç haline gelerek kamu kurumlarına karşı baskı oluşturma özelliğine sahip olmuşlardır. Ancak zaman içerisinde değişime uğrayan sivil toplum örgütleri farklılaşmıştır; çevre tahribatlarına karşı daha reformist ve ılımlı olan çevrecilik anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Tez araştırmasında nitel araştırma yönteminin yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun olarak görüşme formları hazırlanmıştır. Van kent merkezinde faaliyet gösteren iki vakıf ve on üç derneğe ulaşılmış; görüşmeyi kabul eden on beş erkek ve beş kadınla birlikte 20 görüşme yapılmıştır. Deşifre edilen görüşmeler temel alınarak gerçekleştirilen veri analizi sonucunda belirli temalar ortaya çıkmıştır. Bulgularda, çevreci sivil toplum örgütlerinin projecilik, gönüllülük, profesyonellik, çatışma ve lobicilik özellikleri dikkat çekmektedir. Van'daki çevreci sivil toplum kuruluşları çevre felaketlerine karşı ılımlı, çatışmadan uzak, projeler üreten kuruluşlar olarak değerlendirilmektedir.

Sivil toplumSivil toplum örgütleriSosyolojik analiz+5
Sibel Yol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çölyak hastaları üzerine sosyolojik bir çalışma -Van örneği-

Yerleşik hayata geçmenin sonucu olarak ortaya gelen yeni beslenme alışkanlıklarından kaynaklı olarak, gıdaların mide tarafından tolere edilememesi Çölyak gibi bazı hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. Bu çalışma, glüten kaynaklı ve sıkı bir diyet dışında başkaca bir tedavisi henüz bulunmayan Çölyak hastalığının bir sosyolojik bakış açısıyla incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, söz konusu hastalığın sosyal yönleri ele alınmı ve sosyo-ekonomik ve demografik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mevcut araştırmanın temel iddiası, buğday intoleransı kaynaklı genetik ve çevresel etkileri ile çölyak hastalığının düşük sosyo-ekonomik profil sergileyen toplumlarda oransal olarak daha fazla görüldüğü üzerine kurulmuştur. Bu açıdan bölgede bu hastaların başvuracağı en büyük sağlık kurumu olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Dursun Odabaş Tıp Merkezi temelli araştırma yapılarak 3088 kişilik hazır veri ile 81 kişi üzerine incelenme gerçekleşmiştir. Araştırmada sosyo-demografik, yaşam biçimleri, ekonomik durumları, tedaviye ilişkin algıları ve çevre ile ilişkileri gibi durumlarına dair 50 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılarak bir hastalık haritası elde edilmiştir. Sosyoloji ve tıp bilimlerini buluşturması açısından büyük ehemmiyet taşıyan mevcut çalışmam neticesinde düşük gelir grubu ile hastalık arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada, hastalığın durumu, Van şehrinin mahallelerinin sosyo-ekonomik özelliklerine nazaran kente sonradan eklemlenmiş ve göçler sonrası oluşmuş olan mahalleler açısından, Vangölünün güney ve kuzeyinde bulunan ilçeler açısından ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çölyak, Hastalık, Sağlık, Tedavi, Diyet, Fakirlik

DiyetHastalarSosyoekonomik durum+6
Fatih Kakı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afet eğitimi kapsamında arama kurtarma faaliyetlerine sosyolojik bir bakış: Van ili örneği

Bu araştırmada başta deprem olmak üzere sel, erozyon ve diğer doğal kaynaklı afetlerin yanı sıra KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) gibi insan ve teknolojik yapımı tehlikelere karşı arama kurtarma birimlerinin kapasitelerinin sosyolojik açıdan incelenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışma ayrıca 2011 yılında iki büyük depreme maruz kalan Van ili ve ilçelerinde, deprem tarihinden günümüze kadar arama kurtarma faaliyetleri yürüten kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerindeki arama kurtarma birimlerinin kapasitelerine sosyolojik bir bakış açısı geliştirmeyi hedeflemektedir. Van ilindeki arama kurtarma birimlerinin; kapasiteleri, çalışma prensipleri, kurum veya dernek içi eğitim aşamaları ile bu kurum ve kuruluşların hem toplumla hem de kendi birimleri arasındaki ilişkilerinin tespiti de araştırmanın konusu içinde yer almaktadır. Doğal ve beşeri afetlerin birçoğuna maruz kalabilme riskinde olan Van ilinin arama kurtarma kapsamında nasıl bir çalışma içerisinde olduğu veya olması gerektiği, doğal afetlerin yoğun olarak yaşandığı Van İlinde risk teşkil eden faktörlerin toplumu nasıl etkilediği ve bu etkileşimin olumlu yönde gerçekleşebilmesi için ne tip farkındalık eğitimlerinin yapıldığı veya kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarınca yapılması planlanan etkinlikler de araştırılarak değerlendirilmiştir. iv Bu çalışma, Van İlinde arama kurtarma faaliyetlerini tespit etmek, ulusal ve uluslararası arama kurtarma faaliyetleri ile gerek kamu kuruluşları gerekse sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma kapsamında Van ili için kamusal bir gerçekliği oluşup oluşmadığını, halka yönelik eğitimlerin arama kurtarma için ulusal ve uluslararası standartlardaki akreditasyonun sağlanıp sağlanamadığını ve bu standartlar çerçevesinde çalışma koşullarını ve yöntemlerini konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Sosyolojisi, Arama Kurtarma, Doğal Afet, Kriz Yönetimi, Van Sayfa Adeti: XIV+87 Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Fatma GÜNGÖRER

Afet eğitimiAfet hazırlığıAfetler+7
İbrahim Adayış
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beruk köyünde din ve gündelik yaşam: Sosyolojik bir inceleme

Siirt-Pervari' ye bağlı Beruk (Karasungur) Köyü, Botan Vadisi havzasında engebeli coğrafyaya kurulmuş bir köydür. Seyyid Hacı Kasım Bağdadî' nin Seyahatname' sine göre Beruk (Karasungur) Köyü' nün tarihi yaklaşık 700 yıla dayanmaktadır. Aynı zamanda 'seyyid' yani Hz. Muhammed' in soyu olarak bilinen Beruklular' ın tamamı, Esved-ur Ra's (Siyah Baş) lakaplı Seyyid Ahmed' in soyundan ve akrabadırlar. İşte bu çalışmayla yedi asırlık geçmişiyle Beruk Köyü' nde şekillenen sosyal, dinî kavram ve değerler tanıtılmıştır. Sosyal dokuya dair Beruk Köyü' ndeki aile yapısı, evlilikler, karar alma mekanizmaları ele alınmıştır. Dinî yapıya ait olarak ise özellikle 'türbe' mefhumu etrafında şekillenmiş köy yaşamı ve köy çevre ilişkisi ele alınırken aynı zamanda 'veli' kültünün toplumsal tezahürleri ele alınmıştır. Kerametleri ve kadın veliye kişiliğiyle öne çıkan Amine Hala, kendisine ait tarihi zikirhânesiyle takva ve iffet sahibi bir zahide olarak köy'ün manevi dokusunun şekillenmesinde nasıl bir etkisi olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Yedi asırlık köy/aile kabristanı; köy ve medrese hocalarının köy içinden belirlenmesi gibi uygulamalar aynı şekilde Beruk Köyü' nü etrafından ayıran karakteristik taraflar olarak öne çıkmaktadır. Özellikle köy halkının Rumî Takvim' e göre 1 Şubat' la başlayan ve zorluk, belalar, musibetlerle dolu olduğuna inandıkları Adaruk Ayı' nı selametle atlatmak adına yaptıkları Kur'an-ı Kerim mukabeleleri ve dualar, bizlere din/gelenek bağlamında kadim ipuçlarını sunmaktadır. Çalışmanın ek'inde de verilen Seyyid Hacı Kasım Bağdadî' nin Seyahatname' si ışığında, Beruklular' ın mensubiyetlerini, tarihlerini, sosyo-kültürel değerlerini ve günümüzdeki durumunu betimlemeye yönelik bu çalışmayla aynı zamanda bir köyün beklenenden şaşırtıcı tarihsel, dinî ve sosyo-kültürel arka planı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

DeğerlerDinDini yapı+7
Abdurrahman Arvas
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nusayrîlikte mezhebe kabul töreninin tarihi ve sosyolojik tahlili

Nusayrîlerde sırrın verileceği kişilerle ilgili ciddi şartların ve süreçlerin olduğu bilinmektedir. Dine giriş törenleri gerek inancın devamlılığının sürmesi, gerekse mensubiyetin getirdiği toplumsal bağların sağlanması noktasında oldukça önemlidir. Burada öne çıkan kavram din amcalığıdır. Din amcalığı kurumu bireyin dine girişinde olgunluğunu ve sırrı muhafaza edip edemeyeceğini ölçen, kişiye Nusayrî öğretilerini ve kültürünü kazandıran kurumdur. Dine girecek bireyler ile biyolojik olarak bir bağları olmayan din amcaları, dini kültürün kazandırılmasını sağlarlar. Mezhebin genel yapısına hâkim olan gizlilik ve takîyye anlayışı, bireyi kendi etnik grubu içerisinde hayata hazırlarken, kendilerinin dışındaki grup ve topluluklara karşı da asosyal ve toplumun genelinden uzak kişiler haline getirebilmektedir. Dolayısıyla karmaşık ve toplumun genelinden kopuk, çift kişilikli bireyler ortaya çıkmaktadır. Burada araştırmaya ihtiyaç olan konu Nusayrilik'te mezhebe kabul şartlarının neler olduğu, bu şartların değişik dönemlerde nasıl uygulandığı, ne gibi değişimler ve esnemeler yaşadığıdır. Bu merasimlerin dini ve tarihsel süreç içerisinde nasıl şekillendiği ve nasıl uygulandığı konumuzun temelini oluşturmaktadır. Ayrıca mezhep içerisinde karşılaşılan farklı uygulamalar ve temellendirmelere de çalışmamızda yer verilmeye gayret edilmiştir. Genel olarak üç merhalede gerçekleşen bu merasimi bizatihi yaşamış olan, daha sonra Sünnî İslam'a geçmiş veya hala mezhep içerisinde kalarak şeyh konumuna kadar yükselen, hatta din amcalığı yapmış kişilere ulaşarak görüşmeler yapılmış, birinci ağızlardan öğrendiğimiz bilgiler de çalışmada yer bulmuştur. Bütün bunların sonunda Nusayrîler'de mezhebe kabul törenleri, amcalık kurumu, sosyal ağlar, sivil örgütlenme, sosyal hareketler ve kültürel nitelikleriyle sosyolojik bir değerlendirmede bulunulmuştur.

Din sosyolojisiMezheplerMezhepler tarihi+5
Yasin Sertkaya
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli çocukların entegrasyon süreçlerine yönelik yapılan akademik çalışmaların sosyolojik analizi

Suriyeli çocukların entegrasyonları önemli bir konudur, çünkü gelecekte Suriyelilerin Türkiye'deki profillerini bu çocuklar oluşturacaktır. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukların entegrasyon düzeyleri ile bunu kolaylaştıran ve zorlaştıran faktörler Türkiye'de Suriyeli çocuklarla ilgili yapılan tezler üzerinden vaka çalışması ile incelenmiştir. Çalışmada, entegasyona ilişkin çeşitli anahtar kelimelerle yapılan detaylı taramalar sonucu araştırma sorunsalıyla bağlantılı olan ve YÖKTEZ'de yayınlanan 32 yüksek lisans, 8 doktora tezi olmak üzere 40 tez analiz birimine dahil edilmiştir. Araştırmada kodlamalar ve analizler MAXQDA Plus 2022 programı ile analiz edilmiş ve görselleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, Suriyeli çocukların eğitime dahil olma düzeyinin hala istenilir durumda olmadığı görülmüştür. Eğitime erişimde ise yetersiz ekonomik kaynak ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önemli engeller teşkil ettiği görülmüştür. Suriyeli çocukların eve katkı sağlamak ve kadın aile üyelerinin çalışmaması için fedakârlık yapmak amacıyla çalışma hayatına dahil oldukları tespit edilmiştir. Sosyal, kültürel ve kimliksel entegrasyon düzeyleri ise yapısal entegrasyona göre çok daha düşük düzeydedir. Türkiye'de yer alan Suriyelilerin büyük bir bölümünü Suriyeli çocuklar teşkil etmektedir ve Suriyeli çocukların entegrasyonlarının sürdürülebilir olması için başta dil eğitimlerinin sağlanması ve genel olarak eğitime erişimlerinin arttırılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi elzemdir.

Akademik çalışmalarBütünleşmeGöçler+4
Füsun Özuğur
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyolojik kuramda yapı - eylem tartışmaları çerçevesinde Türk aile yapısı ve akrabalık ilişkileri: Malatya örneği

Bu çalışma, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimleriyle aile ve akrabalık ilişkilerinin nasıl bağlantılı olduğunu sosyolojik kuramda yapı – eylem tartışmaları bağlamında anlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, aile ve akrabalık ilişkilerinin bireysel eylem üzerindeki etkisini katılımcıların kendi anlam dünyaları ve bakış açılarından hareketle incelemektir. Bu amaç doğrultusunda bireysel eylem alanları olarak (i) siyasi ve ideolojik düşünce (ii) dini inanç ve ibadetler ve (iii) gündelik yaşam pratikleri olmak üzere üç alan belirlenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında bir saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın saha çalışması kısmı Malatya'da yapılmıştır. Çalışmamız kapsamında Malatya'yı önemli kılan unsur, şehrin hızlı bir sanayileşme ve kentleşme sürecine girmiş olması; bununla birlikte hem geleneksel değerleri hem de modern kent hayatının "kentli" yaşam biçimini bir arada barındırmasıdır. Bu sebeple çalışmanın konusu ve amacı gözetilerek nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında Malatya'nın Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde ikamet eden 24 katılımcı ile yüz yüze ve derinlemesine görüşme yapılmıştır. Sahadan elde edilen veriler üzerinde tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularından hareketle, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimlerinin, aile ve akrabalık ilişkisi içerisindeki insanlarla olan etkileşimlerine bağlı olduğu; bireylerin eylemlerini, hayatlarındaki en önemli değerlerin başında gelen aileleri ile girmiş oldukları etkileşimler çerçevesinde karşılıklı bir şekilde inşa ettikleri; dolayısıyla bireylerin eylemlerini gerçekleştirirken hem ailelerinin beklentilerini hem de kendi istek ve arzularını dikkate aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Aile yapısıAkrabalıkMalatya+3
Abdulkadir İnce
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk ihmal ve istismarı ile ilgili yasal düzenlemelerin sosyoloji analizi

Çocuk istismar ve ihmali, aileleri ve toplumları özellikle de çocukları oldukça etkileyen, üzerinde önemle durulması gereken sosyal bir sorundur. Toplumların temeli çocuklardır. Gelecekte sağlıklı toplumların var olması da ancak sağlıklı yetişen çocuklara bağlıdır. Yapılan araştırmalar çocukların maruz kaldıkları istismar ve ihmal nedeniyle fiziksel, davranışsal, duygusal ve psikolojik olarak birçok sorunla karşılaştıklarını göstermektedir. Yaşamış oldukları bu sorunlar, ayrıca yetişkinlik döneminde psikolojik ve davranışsal bozukluklar göstermelerine neden olmaktadır. Bu nedenle çocuklukta maruz kalınan istismar ve ihmal olaylarının hem bugünün çocuğu hem de geleceğin yetişkini üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali, her ne kadar geçmişten gelen bir sorun olsa da toplumun bilgi düzeyinin artması ve insanların bu konuya ilişkin bilinç seviyesinin yükselmesiyle her geçen gün daha fazla su üstüne çıkan bir sorun haline gelmiştir. Bu konuya ilişkin kitap ve dergiler yazılmış, medya yayınları oluşturulmuştur. Aynı zamanda seminer ve konferanslar düzenlenerek konunun daha rahat bir biçimde ifadesi sağlanmıştır. Özelikle de "norm dışı" olarak vasıflandırılan çocuğun cinsel istismarı konusunda günümüzde hem çocuğun kendisi ve ailesinin psikolojisi düşünülerek psikolojik yardım alma yoluna gidilmekte hem de ilgili konu adli makamlara taşınarak çocuğun mağdur olma hakkı bilinç sahibi aileler ile birlikte aranmaktadır. İstismar ve ihmal kavramları, sık olarak birbirine karıştırılmakla beraber bu kavramlar çeşitli davranışları içermektedir. Çocuk istismarı duygusal, fiziksel, cinsel ve ekonomik; çocuk ihmali ise fiziksel, duygusal ve eğitimsel olarak sınıflara ayrılmaktadır. Çocuk istismarı, ebeveyn veya bakıcı gibi bir yetişkinin çocuklara uyguladığı, toplumsal normlar ve uzman kişiler tarafından uygunsuz ya da zarar verici olarak nitelendirilen, çocuk gelişiminde engel teşkil eden veya gelişimini kısıtlayan fiillerin hepsi olarak tanımlanmaktadır. İhmal ise çocukların fiziksel veya psikolojik gereksinimlerinin devamlı olarak karşılanmaması halinde, bu durumun çocuğun gelişiminde ya da sağlığında önemli problemler ortaya çıkarması olarak tanımlanır. İhmal, ebeveynin veya bakıcının çocuğu fiziksel tehlikeden korumak için ona uygun yemek, kalacak yer, kılık-kıyafet olanakları sağlayamaması ya da gereken sağlık imkanlarından mahrum bırakması biçiminde şeklinde ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra ihmal, çocuğun temel duygusal gereksinimlerine de ilgi göstermemeyi içermektedir. Çocuk ihmali ve istismarı konusunda son zamanlarda toplumda bir duyarlılık artışı görülmektedir. Bu konudaki duyarlılık artışı, temelde çocuk ihmali ve özellikle istismarının artışına değil, çocuklar üzerinde yetişkinlerin sorumluluğunun artmasına bağlanabilir. Çocuk araştırmalarının gelişimi, çocuk sorunlarının azalmasına henüz katkı sağlayamasa da kamuoyunda çocuk sorunlarına yönelik ilginin artmasını sağlayabilmiştir. Her ne kadar hukukî olarak çocuk ihmal ve istismarına yönelik yasalar çıkarılarak caydırıcı nitelikte cezalar uygulansa da sorunun çözüme kavuşmadığı ve artmaya devam ettiği görülmektedir. Bu durum, sosyolojik olarak incelenmeye değerdir. Nitekim bu tez de, Türkiye'deki çocuk ihmal ve istismarına yönelik yasal düzenlemelerin sosyolojik analizi yapılmak üzere hazırlanmıştır.

Cinsel istismarDuygusal istismarFiziksel istismar+5
Büşra Özmen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük veri teknolojisi çağında kullanıcı verilerinin gizlilik ve mahremiyetine ilişkin sosyolojik analiz

21. yüzyılın bilgi ve iletişim teknolojileri, dijital kullanıcı verilerini teknik bir araç olarak kullanmakta ve gelişmiş veri analiz teknolojileri ile endüstriyel üretimi daha verimli ve etkin bir hale getirmeyi hedeflemektedir. Büyük veri teknolojilerinin, internet kullanıcıları üzerinde sürekli bir gözetim sağlaması ve kullanıcılar tarafından üretilen verilerin analizinden yapılan çıkarımlar yolu ile gizlilik ve mahremiyete ilişkin endişeler yaratması söz konusudur. Veri zengini ulus-ötesi şirketler ve devletler ile internet kullanıcıları arasındaki güç eşitsizlikleri ise bu endişeleri bireysel düzeyden, toplumsal düzeye taşımaktadır. Özellikle hedefli reklamcılık ve davranışsal profilleme gibi tekniklerin kullanıcıları belirli özelliklerine göre kategorilendirme işlevleri, mevcut toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve yeni eşitsizlik biçimleri üretme tehditi taşımaktadır. Veri teknolojilerinin gelişim aşamalarına dair bir özet sunan ve bu teknolojilerin içerdiği tehlikeleri, kapitalizmin süregelen ve yeni dinamikleri ile bağlantısı dahilinde analiz eden bu çalışma, 307 kişi ile yapılan bir anket uygulamasını içermektedir. Anket, katılımcıların kişisel ve davranışsal verilerine ilişkin temkinlilik ve endişe düzeylerini, internet kullanım alışkanlıklarını, dijital becerilerini, veri gizliliği ihlallerine ilişkin farkındalık düzeylerini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Örneklem 3 farklı teknolojik uzmanlık düzeyini içerecek şekilde, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji, Felsefe ve Bilgisayar Mühendisliğinden öğrenciler ile Hacettepe Teknokent'teki teknoloji firması çalışanları arasından seçilmiştir. Bulgular, veri gizliliğine verilen önem, gizlilik endişeleri ve veri paylaşımına ilişkin farkındalık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların günlük internet kullanma sıklıkları arttıkça davranışsal ve hassas verilerine ilişkin endişe duyma olasılıklarının da arttığı bulunmuştur. Kullanıcıların davranışsal verilerine ilişkin tutumları, günlük internet kullanma sıklıklarına ve katılımcıların uzmanlık seviyesine göre farklılık göstermektedir. Çevrimiçi profillemeye ilişkin farkındalığın, katılımcılar arasında yaygın olduğu ancak çevrimiçi davranışlarına ilişkin verilerini gizli tutma alışkanlığının yaygın olmadığı keşfedilmiştir. Katılımcıların, dijital verileri kullanılarak kim olduklarına dair gerçeğe dair çıkarımlar yapılamayacağını düşünme eğiliminde oldukları bulgusu bir önceki bulguyu desteklemektedir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların veri teknolojilerinin profilleme kapasitesi hakkında bilgi düzeylerinin düşük olması durumunda, davranışsal veri gizliliklerini sağlayamadıkları fark edilmektedir.

Büyük veriDijital emekDijital okuryazarlık+6
Seda Perihan Oflas
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde kadın istihdamının sosyolojik analizi

Bu çalışma Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'deki kadın istihdamını konu edinmektedir. Çalışmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinin, küresel ekonomik değişim bağlamında, Türkiye'deki kadın istihdamını nasıl ve ne yönde etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla, ilk olarak Avrupa Birliği'nin tarihsel arka planı ile sosyal politika ve istihdam anlayışı ele alınmaktadır. Bu temel üzerinde Avrupa Birliği istihdam stratejilerinin küresel ekonomi politikalarıyla ilişkisi soruşturulmaktadır. Daha sonra kadın emeğine yoğunlaşılmakta, 'esnek üretim' ve 'güvenceli-esneklik' kavramlarına dayanarak kadın emeğinin esnek istihdam içinde konumu serimlenmeye çalışılmaktadır. Ardından Avrupa Birliği'nin neoliberal politikalarla birlikte gelişen istihdam anlayışı, feminist perspektifin ışığında tartışılmıştır. Çalışmada Türkiye'deki kadın istihdamının görünümü TÜİK verileri ile ortaya konmuş, uyum sürecinde gerçekleşen çeşitli sözleşmeler ve son olarak 2000-2018 yılları arasındaki Türkiye ilerleme raporları incelenip yorumlanmıştır. Çalışmada AB uyum sürecindeki kadın istihdam politikalarının, küresel ekonomik değişimin ve neoliberal ekonomi politikalarının etkisi altında olduğu, ilgili düzenlemelerin işgücüne katılımın niteliğini düşürdüğü, kadınların özgürleşmesi ve güçlenmesi yönünde engel teşkil ettiği, kadın emeğinin konumunu ikincilleştirerek kadın istihdamını olumsuz yönde etkilediği kanısına varılmıştır.

Avrupa BirliğiSosyal politikaSosyolojik analiz+4
Zeynep Pirim
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadında dövme'nin sosyolojik dili: Mardin örneği

Dövme ile ilgili yapılmış olan bu çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Mardin ilinde gerçekleşmiştir. Farklı kültürlerin kaynaşma noktası olan Mardin'de de birbirinden etkilenme kaçınılmaz olmaktadır. Bu kültürlerden bir tanesi "deq" (dövme) uygulamasıdır. Hangi tarihlerde ve ilk olarak kimler tarafından yapıldığı net olarak bilinmemekle beraber "deq" olarak isimlendirilen dövme uygulaması; Bedene ve yüzün çeşitli bölgelerine uygulanan ve kişilerin içinde yaşadıkları topluluklara dair aidiyet duygusu başta olmak üzere çeşitli nedenlerle yapılan bir sanatıdır. Dövme; sosyolojik gerçekliğin anlamlandırılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu açıdan bakıldığında dövmenin sosyolojik izahı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada dövmenin sosyolojik izahını yapmak amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma dövmenin tarihsel boyutunu, kültürel ve dini boyutunu ele aldığı için etnografik araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri analizi nitel araştırma yöntemine uygun bir şekilde gözlem ve görüşmeler temelinde açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan alan çalışması sonucunda dövmenin bedene işlenen yerlerde cinsiyete göre farklılık söz konusu olmaktadır. Fakat içinde bulunulan aşiretle, boyla, kimlikle ve sahip olunan inançla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dövme, Dövmenin Tarihçesi, Din ve Dövme İlişkisi, Dünya'da ve Türkiye'de Dövme

DinDövmeKadınlar+2
Gülizar Anşin
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Contesting the terrain of the ambiguous: The struggle of gender migration and the issue of sex reassignment in Turkey

This thesis aims to analyze the puzzle that the sex reassignment is an officially recognized right; however it is regulated in a sense that the applicant individual should confirm his/her adaptation to an archetypal transsexual within the scope of regulation. Through the reading of sex reassignment process, this study tries to understand how `equal? citizenship in Turkey turns out to be exclusivist in the case of trans individuals. It argues that despite the legalization of sex re-assignment indicates an emancipatory attempt at the first instance, its practice reflects the lawmaker?s ?heteropatriarchal? rationale. In its scrutiny of legal framework of sex reassignment, this study maintains that word of law aims to dissolve ambiguities, and control the process in a way that it leaves the final say to the medical and legal experts.Furthermore, this study intends to show that trans individuals, in order to be allowed to undergo sex reassignment, endeavor and in a way are forced to persuade the officials that they fit into the frame drawn for the ?transsexual? prototype; while they might not want to live within that frame completely. In addition to that, this thesis emphasizes the demand of the trans individuals for a better regulation that would be systematized in consideration, and in harmony with their own definitions and their own needs. Under the light of the combination of legal and theoretical frameworks of the issue of sex reassignment with the fieldwork, this thesis suggests that a politics that would make sense, should on the one hand recognize the right of reassignment, and on the other hand it should reveal and struggle against the heteronormative and heterosexist mental structure that enforces the individuals to fit into the predetermined patterns in the reassignment process.

Gender rolesSex preferenceEquality+5
Deniz Şahin
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Fotoğraf sosyolojisinin kuramsal temelleri üzerine bir tartışma: Instagram örneği

Bu tez kapsamında fotoğrafın geçmişten günümüze kadar olan değişimi ve gelişimi sosyolojik bir bakış açısıyla incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı Walter Benjamin, Pierre Bourdieu ve Roland Barthes'ın fotoğraf hakkında yapmış oldukları açıklamalar üzerinden, günümüzde popüler bir sosyal ağ uygulaması olan Instagram'da fotoğrafın kullanımını değerlendirmektir. İlk bölümde mağara resimlerinden yola çıkılarak, insanlığın görüntüyü kayıt altına alma fikri üzerinden başlayarak fotoğrafın tarih boyunca süregelen değişimi, kullanım amaçları ve sanatla olan ilişkisi açıklanmaktadır. İkinci bölümde ise fotoğrafın Walter Benjamin'in aura kavramı, Roland Barthes'ın studium ve punctum kavramları ile Pierre Bourdieu'nun alan ve habitus kavramları üzerinden bir değerlendirilmesi yapılmaktadır. Üçüncü bölümde ise günümüzde fotoğrafın popüler kullanım alanı olan Instagram uygulamasının tarihi, kullanım amaçlarıyla birlikte, ikinci bölümde açıklanan kavramlarla kuramsal bir analizi yapılmaktadır.

Barthes, RolandBenjamin, WalterBourdieu, Pierre+6
Diren Kırdar
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam çalışma ahlakı ve iktisadına din sosyolojik bir bakış

XIX. yy'da Avrupa toplumlarında sanayileşmenin ve modernleşmenin etkisiyle kapitalistleşme sürecinin başladığı öne sürülmektedir. Günümüz dünyasında ise kapitalizm hemen hemen bütün toplumlara sirayet etmektedir. İslam öğretileri kapitalist bir düzene izin vermediği iddiaları karşısında dini hassasiyeti yüksek işadamlarının seküler tutuma dönük eğilimleri dikkat çekmektedir. Bu minvalde çalışmamıza, Marx ve Weber'in kapitalizm ve din hakkında ortaya atmış olduğu teorilerle yön verilmekte ve İslam çalışma ahlakı referans kaynaklarını oluşturan yaklaşım, uygulama ve tarihsel tecrübelerden istifade ederek günümüz modern toplumunda, geçmişten günümüze çalışma ahlakının tasviri yapılmaktadır. Çalışmamızda nitel analiz tekniği olan, tarihsel dokümantasyonlar ve belgeler veri olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın nihayetinde ise, Osmanlı toplumunun kuruluş ve gelişme dönemlerinde Tımar sistemi, ahilik, lonca kurumu ve uygulanan iktisadi politikaların kapitalist sisteme kapı aralamadığı ancak Avrupa'da yaşanan endüstriyel devrimin etkisiyle kapitalizmin bu toplumda gelişme sergilemeye başladığı görülmektedir. Türkiye nezdinde ise, siyasi partilerin farklı çalışma ahlakı ve iktisadı benimsemiş olduğu, bunun da siyaset alanında etkilerinin görüldüğü ve çoğunlukla bu ahlak ve iktisat zihniyeti belirlenirken dinden bağımsız hareket edildiği anlaşılmaktadır. Bu siyasal söylemlerde, zaman zaman İslam'ın siyasal söylemi ile İslam dinine ait olan uygulamalara ekonomi ve iktisatta yer verilmeye çalışılsa da, bu uygulamalara askerî ve sivil bürokrasi müdahalelerinin kendi şartları içerisinde, böyle bir zeminin oluşmasına engel olduğu Türkiye pratiğinde görülmektedir. Buna karşın son dönem AK Parti iktidarlığında, dini hassasiyeti yüksek olduğu düşünülen işadamları sayısının ve kamusal görünürlüğünün artış gösterdiği ve bu iş adamlarının gündelik yaşamlarında İslam çalışma ahlakı ve kapitalist çalışma ahlakı arasında bir ikilem yaşadıkları ve çoğunlukla seküler davranarak, kapitalistleşme eğiliminde oldukları yapılan alan çalışmalarından ve bizim çalışmamızdan çıkarılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, İslam çalışma ahlakı ve iktisadı, Türkiye'de çalışma ahlakı

AhlakDin sosyolojisiEkonomi+6
Fatma Nur Şengül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim çözümleme yöntemleri ve bu yöntemlerden toplumbilimsel çözümleme yöntemi ile 'Zübük' filminin incelenmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU KİTLE İLETİŞİM ÇÖZÜMLEME YÖNTEMLERİ VE BU YÖNTEMLERDEN TOPLUMBİLİMSEL ÇÖZÜMLEME YÖNTEMİ İLE "ZÜBÜK" FİLMİNİN İNCELENMESİ Saffet PAMUK Sinema Televizyon Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mart 2002 Danışman: Prof. Dr. Uğur DEMİRAY Sinema başlangıçtan beri en etkili kitle iletişim araçlarından biri olmuştur. Sinemanın türlerinden biri olan güldürü kendinden önceki mirası kullanmıştır. Şaban tiplemesi ile ünlenen Kemal Sunal Sineması da konularını hızlı toplumsal değişmenin sonucu ortaya çıkan köy kent çelişkisinden almaktadır. Kitle iletişim çözümleme yöntemlerinden biri olan toplumbilimsel çözümleme yöntemiyle incelenen Zübük filminde, temanın geçtiği dönemin toplumsal yapısı toplumbilimsel çözümleme yönteminin kavramları ile açıklanmaya çalışılmıştır.

Kitle iletişim araçlarıKitle iletişimiSinema+5
Saffet Pamuk
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerleşim yerlerinde yavaş değişmenin sosyolojik analizi: Köyceğiz örneği

Kasabalar tarım, turizm, sanayi ve ticaret gibi potansiyellere sahip, kendine özgü yapısı olan yerleşim yerleridir. Cumhuriyet sonrasından günümüze doğru hızlı bir değişim sürecine girilmiştir. Bazı kasabalar değişim sürecinden kaynaklı çeşitli dinamiklerin etkisiyle bu potansiyellerden bir ya da birkaçı ile ön plana çıkmışlardır. Bu hızlı değişime rağmen bazı kasabalar yavaş değişmekte, mevcut yapısını ve statüsünü korumaktadır. Muğla İlinin Köyceğiz Kasabası da değişimin yavaş olduğu kasabalardan biridir ve mevcut yapısını, tarihsel statüsünü, kültürel dokusunu korumaktadır. Köyceğiz tarihsel süreç içerisinde tarım, ticaret, eğitim, idari gibi alanlarda merkez konumunda olmuştur. Ancak 1980 sonrasında daha önce kendisine bağlı olan iki yerleşim yeri Köyceğiz'den ayrılarak ilçe konumuna gelmişler ve hızlı bir değişim sürecine girmişlerdir. Bu çalışmada Köyceğiz Kasabasının kendine özgü yapısı, yavaş değişimi altında yatan temel dinamikler nicel ve nitel yöntemler kullanılarak incelenecektir.

Kent sosyolojisiMuğla-KöyceğizSosyal değişme+3
Ümmü Bulut Keskin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanımı üzerine sosyolojik bir inceleme: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği

İnsan tarihsel yaşamın her döneminde farklı iletişim kanalları üzerinden sosyal yaşamının inşasını gerçekleştirmiştir. Bu inşa, yazının icadından internetin ortaya çıkmasına kadar olan süreci kapsar. Nitekim internetin ortaya çıkması, bilginin hızlıca yayılmasını ve haberleşmenin kolaylaşmasının önünü açmıştır. Böylelikle artık sınırların olmadığı bireyin tüm özel yaşantısını sanal dünyaya taşıdığı bir sosyal medya platformu meydana gelmiştir. Sosyal medyanın ortaya çıkması artık küreselleşen dünyada kaçılmaz bir hale gelmiştir. Söz konusu sosyal medyayı bu kadar cazip kılan; popüler ve gerçek yaşamın doğasına uzak oluşudur. Toplumsal yaşamın değer ve normlarından bağımsız olan sosyal medyayı en çok kullanan grup ise hiç kuşkusuz gençlerdir. Gençlerin sosyal medyayı bu kadar tercih etmesi sosyolojik problemleri de beraberinde getirmiştir. Bu bağlam kapsamında araştırmada üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım davranışlarının; boş zaman, tüketim kültürleri ve sosyal yaşam alanlarını nasıl şekillendirdiği üzerine durulacaktır. Anahtar Kelimler: İnternet, Sosyal Medya, Boş zaman, Tüketim Kültürü, Sosyal Yaşam

Boş zamanları değerlendirmeSosyal medyaSosyolojik analiz+3
İdris Yurğun
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects