Agricultural economy
60 theses under this subject heading
Tarım sektörünün küreselleşmesi ve Türkiye'de tarımsal dönüşüm
Türkiye tarımının, 1980 sonrası geçirdiği dönüşüm yeni bir tarımsal yapının oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu yeni yapı, tarımsal üretimde kendine yeterli olmayı amaçlayan Cumhuriyet Türkiyesinin 1980 sonrasında benimsediği ihracata dayalı büyüme modeline uygun görünse de gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Neoliberal politikaları uygulayan uluslararası ekonomik kurumlarla gerçekleştirilen işbirlikleri, tarım alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının özelleştirilmesini ve tarım sektörünü düzenleyen yasaların serbestleştirilmesini gerektirmiş, bu şekilde açılan alana da çok uluslu şirketler yerleşmiştir. Çokuluslu şirketler, girdilerden pazarlamaya, üretimden finansmana kadar tarımın her alanında faaliyet göstermekte ve faaliyet gösterdikleri piyasalardaki rekabetçi yapıyı değiştirmektedir. Çokuluslu şirketlerin tarımsal tedarik zincirlerinin ana unsuru haline gelmesiyle birlikte tarımsal piyasalar yoğunlaşmış, bu da özellikle küçük üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet ve pazarlama sorunlarını daha da artırmıştır. Diğer yandan, tarımsal ticaretin uluslararası piyasalara açılması ithalat artışıyla sonuçlanmış, ithalat artarken ihracatın aynı hızda artmaması stratejik ürün gruplarında net dış ticaret açıklarına yol açmıştır. Tarım üreticileri maliyet artışları karşısında yeterince desteklenmediğinde oluşan arz açıkları ithalat ile kapatılırken, ihracat olanakları yeterince değerlendirilememektedir. Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısına bakıldığında, gıda güvenliğine yönelik ürün gruplarında ithalat eğilimin arttığı, ihracatta ise meyve ve sebzenin öne çıktığı görülmektedir. Küreselleşme, beklendiği gibi yeni bir tarımsal işbölümü getirmiştir. Ancak, tarımsal ihracat gelirleri gittikçe artan ithalat talebini karşılamaya yetmemekte; başka bir deyişle, tarımsal net dış ticaret açık vermektedir.
Tarım ekonomisi alanında verilerin değerlendirilmesi amacıyla bilgisayar programı geliştirilmesi ve uygulanması üzerinde bir araştırma
Tarım Ekonomisi Biliminin hızla gelişen bilgisayar teknolojisinin sağladığı olanaklardan daha etkin bir şekilde faydalanabilmesi için, bu amaca uygun bilgisayar programlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, tarım işletmelerinin ekonomik analizi amacıyla anketler yoluyla toplanan temel verilerin analizini otomatik olarak yapabilen ve ayrıca genel amaçlı anket programlarının temel özelliklerine sahip bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program Aşağı Seyhan Ovası tarım işletmelerinin ekonomik analizi ve girdi-çıktı ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılan bir araştırmanın veri analizi aşamasında kullanılmıştır.
Kahramanmaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ve gelir-harcama esneklikleri
Bu çalışma, KMaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketim durumu ile gelirin tüketim üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana materyalini, KMaraş ili kentsel alanda kümelendirilmemiş olasılık örneklemesi metodu ile belirlenen 192 aileden, Ekim-Kasım 1996 tarihleri arasında anket yoluyla derlenmiş veriler oluşturmaktadır. Ailelerin gelir, tüketim ve harcamalarına ait veriler 1996 yılı Eylül ayını kapsamaktadır. Araştırma alanında, 1996 yılı Eylül ayında, aileler aylık 47.739.000 TL olan ortalama gelirlerinin %12,1'ini oluşturan 5.756.000 TL'sını hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bunun %24,2'si kırmızı et, %11,1'i beyaz et, %8,1'i et mamulleri, %10,2'si süt, %37,2'si süt mamulleri ve %9,2'si yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir-harcama esneklikleri sığır etinde 0.62, koyun etinde 0.63, keçi etinde 0.65, tavukta 0.73, balıkta 0.97, et mamullerinde 1.24, sütte 0.75, yoğurtta 0.37, tereyağında 0.96, peynirde 1.09, dondurmada 0.56 ve yumurtada 0.19 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, KMaraş ili kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayvansal Gıda Tüketimi, Gelir-Harcama Esnekliği, KMaraş
Türkiye'de bitkisel yağ sektörünün genel durumu ve Çukurova'daki bitkisel yağ işletmelerinin işletmecilik sorunları
Türkiye'de yağlı tohum üretimine elverişli yeterli tarım alanları olmasına rağmen ihtiyaç duyulan bitkisel yağ miktarı yerli üretimle karşılanamadığından, her yıl önemli miktarlarda yağlı tohum ve ham yağ ithal edilmektedir. Bu durum, döviz kaybına neden olmakta ve gelişmekte olan ülkemiz ekonomisi için büyük bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle Dünya'da ve Türkiye'de yağlı tohumlar üretimi ve bitkisel yağ sanayiinin durumu incelenmiştir. Türkiye'de yağlı tohumlara uygulanan destekleme politikaları, ham yağ, rafine yağ ve margarin sanayiinde kurulu kapasite, üretim, tüketim, ithalat ve ihracat konulan üzerinde durulmuş ve sorunlar saptanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında, Çukurova Bölgesindeki bitkisel yağ işletmeleri incelenmiştir. Bölgede araştırma esnasında aktif durumda olan 7 ham yağ, 5 rafine yağ, 2 rafine ve margarin ve I margarin olmak üzere toplam 1 5 bitkisel yağ işletmesinin çeşitli kademedeki yöneticileriyle anket çalışması yapılmıştır. İşletmelerin kapasiteleri, teknolojik durumları, çalışma sistemleri, üretim miktarları, hammadde temini, fınansal durumları, pazarlama ile ilgili konular ile yönetim ve personel politikaları incelenmiş ve sorunları tespit edilerek çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Belirlenen sorunlar işletmeden işletmeye farklılık göstermekle birlikte, hammadde yetersizliği ve fiyatlarındaki istikrarsızlık, atıl kapasite, finansman yetersizliği ve haksız rekabetin hemen hemen bütün işletmelerin ortak sorunları olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar,Çukurova Bölgesi, işletmecilik sorunları.
Kırdan kıra göç eden ailelerin sosyo-ekonomik yapısı üzerine bir araştırma: Cırık köyü-Adana örneği
öz YÜKSEK LİSANS TEZÎ KIRDAN KIRA GÖÇ EDEN AİLELERİN SOSYO-EKONOMIK YAPISI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: CHUK KÖYÜ-ADANA ÖRNEĞİ Ali YALÇIN ÇUKUROVA ÜNİ VERSİTESt FEN BİLtMLERÎ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mustafa SOYSAL Yıl: 1999, Sayfa: 68 Jüri : Prof. Dr. Mustafa SOYSAL : Doç. Dr. Ö.Faruk EMEKSİZ : Yrd.Doç. Dr. M.Enver ORHAN Araştırma Adana ili Karataş ilçesine bağlı Cınk köyünde yürütülmüştür. Cınk köyü Adana'ya 33 km. uzaklıkta bir ova köyüdür. Köye bağlı herhangi bir yerleşme birimi yoktur. 1950'li yıllarda başlayan ilk göç hareketleriyle (kırdan-kente) nüfus kaybeden köye, 1980'li yıllardan itibaren Güneydoğu Anadolu Bölgesinden yoğun göçler (kırdan-kıra) başlamıştır. Cınk köyünün sosyo-ekonomik yapısı, kırdan kıra göç olgusu ve geçici tarım işçiliği gibi konulann yer aldığı bu araştırmada, Türkiye'de güncel bir konu olan göç olgusunun kırdan-kıra olan şekli incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Köy Sosyolojisi, Göç, Sosyo-Ekonomik Yapı, Geçici Tarım İşçiliği
İçel ilinde kayısı üretim ekonomisi
Bu araştırmada, İçel ilindeki önemli taze kayısı üretim yerlerinden Mut ve Gülnar ilçelerinde bulunan tarım işletmelerinin kayısı üretimi ve pazarlama yapılan ile kayısı üretimindeki bazı faktörlerin kullanım düzeyleri incelenerek, bu üretim dalının sorunları ve gelişimi için alınabilecek önlemler ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, incelenen işletmelerin ortalama arazisi 49,13 da ve kayısı alanları 15,19 da'dır. İşletmelerin yetiştirdiği kayısı çeşitleri arasında İ.Tokah, Septik ve Tyrinthe çeşitleri başta gelmektedir. Ortalama verim 372 kg/da ve 25 kg/ağaç olarak belirlenmiştir. İşletmelerin kayısı dışındaki bitkisel üretimleri arasında hububat ve zeytin yetiştiriciliği ağırlıktadır. İşletmelerin aktif sermayesinin %85,06'sı arazi, %14,94'ü de işletme sermayesinden oluşmaktadır. İşletmeler kayısı üretiminde 49,20 saat/da işgücü ve 6,01 saat/da çekigücü kullanmışlardır. Bahçelere saf madde olarak 1 1,76 kg/da azot, 10,48 kg/da fosfor ve 5,12 kg/da potasyum uygulanmıştır. İşletmelerin kayısı üretimindeki ortalama net kan 19.441.014 TL/da ve nisbi karlılıkları ise %99 ile %200 arasında değişmiştir. Üretim faktörlerinden toprak işlemede kullanılan çekigücü dışındakiler optimum düzeyin altında kullanılmıştır. Kayısı yetiştiriciliğinde yeterli girdi kullanımı, kaliteli ve yüksek verim, yüksek üretici gelirleri, don zararları olup olmamasına bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kayısı, Üretim Ekonomisi, Üretim Fonksiyonu, Ekonomik Analiz VI
Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden ailelerde toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet
Bu çalışmada, Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden çiftçiler, toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Ayrıca, kırsal ve kentsel kesim arasında kuşaklararası karşılaştırma yapılarak aradaki farkların ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Yapı, Toplumsal Cinsiyet,, Toplumsal Değişme, Göç, Cinsiyet Rolleri
Türkiye'de bölgesel pamuk fiyatlarının analizi
Bu araştırmada, 1970-2001 döneminde, Çukurova, Ege ve dünya pamuk fiyatlarındaki değişmeler, bu fiyat serileri arasındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir. Çukurova ve Ege Bölgesi pamuklan cari fiyat trendleri artış eğilimi gösterirken, bu iki bölgenin reel fiyat trendleri azalış eğilimi göstermektedir. Mevsimsel dalgalanmalar incelendiğinde, Çukurova ve Ege Bölgesinin benzer özellik gösterdiği görülmektedir. Çukurova ve Ege Bölgesinde pamuk fiyatları, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında mevsim ortalamasının üzerindedir. Dünya fiyatlarında ise, cari ve reel fiyat trendleri artış eğilimi göstermektedir. Dünya fiyatları önemli bir mevsimsel dalgalanma göstermemektedir. Bu durum dünya pamuk fiyatlarının, Çukurova ve Ege pamuk fiyatlarından daha kararlı bir seyir izlediğinin göstergesidir. Dünyada ve Türkiye'de reel pamuk fiyatları son üç yıldır, benzer şekilde konjonktürün iniş devresindedir. Ülkemizde pamuk tarımının geliştirilmesi için reel pamuk fiyatlarında ve üretici gelirlerinde kararlılık sağlanmaya yönelik politikaların önemi büyüktür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Pamuk Fiyatları, Fiyat Analizi
Orta-Güney Anadolu bölgesinde koyunculuk faaliyetinin ekonomik analizi
öz DOKTORA TEZİ ORTA-GÜNEY ANADOLU BÖLGESİ'NDE KOYUNCULUK FAALİYETİNİN EKONOMİK ANALİZİ ERDAL DAĞISTAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Aykut GÜL Yıl: 2002, Sayfa: 198 Jüri Doç. Dr. Aykut GÜL Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Doç. Dr. Murat GÖRGÜLÜ Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL Yrd. Doç. Dr. Mithat DİREK Bu çalışma, Orta-Güney Anadolu Bölgesi'nde koyunculuk faaliyeti yapan tarım işletmeleri incelenerek, bu işletmelerin koyunculuk faaliyetinin ekonomik yapışım ve sorunlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakılarak bazı sektörel çözüm önerileri getirilmiştir. Araştırmada yer alan işletmelerde, 11.966 milyon TL olan gayrisaf hasıla değerinin %52'sini oluşturan koyunculuk faaliyeti gelirinin %16,93'ü süt üretiminden sağlanmaktadır. İncelenen işletmelerde, işletme basma koyunculuk faaliyeti ortalama safi kan 1.447 milyon TL olup, işletmelerin %29'u negatif safi kara sahiptir (-439 milyon TL). Bu işletmelerin koyunculuk fâaliyetine daha fazla devam etmeleri ekonomik bir davranış olarak görülmemektedir. Bununla birlikte, zarar eden işletmelerin tasfiye edilmesi halinde yaklaşık 40.000 adet çalışanın işsiz kalacağı tahmin edilmektedir. Koyun yetiştiriciliğine üretim masrafları içerisinde en büyük pay %32,05 ile işgücüne ait olup yem masrafları sadece %23,01'lik paya sahiptir. Ayrıca, %30,67 olan faiz giderlerinin çok yüksek olduğu ve gelecekte sektörün gelişmesinde bir sorun olacağı söylenebilir. İşletme başarısında etkili olan başlıca faktörler koyun sayısı ve işletmede kullanılan aile işgücü oranıdır. Koyunculuk faaliyetinin geliştirebilmesi için, öncelikle sürü büyüklüğünün 50 koyunun üzerine çıkartılması ve aile işgücünün daha etkin kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca, maaliyetlerin düşürülebilmesi amacıyla faiz giderlerini artırıcı ve yem bitkileri ekim alanlarını genişletmeyi teşvik edici yönde devlet desteğinin artırılması gerekmektedir. Koyun yetiştiriciliğinde, mevcut ektansif sistemden entansif sisteme geçilmesi önerilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Analiz, Koyunculuk Faaliyeti, Üretim Ekonomisi, Karlılık, Faktör Analizi
Türkiye'de tarımsal destekleme politikası uygulamaları, bu uygulamalar sonucu ortaya çıkan üretici ve tüketici transferleri ve bunun çukurova tarımına etkileri
VI öz Bu çalışmada, önce tarımsal destekleme politikalarının genel bir kuramsal değerlendirilmesi yapılarak, ülkemizdeki uygulamalar yine bu açıdan incelenmiştir. Daha sonra tarımsal destekleme politikaları sonucu ortaya çıkan üretici ve tüketici transferlerini ölçmek amacıyla OECD tarafından geliştirilen ÜYD ve TYD modeli tanıtılarak, ülkemizde bu modele göre hesaplanmış değerler verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, izlenen destekleme politikaları sonucu ortaya çıkan üretici transferlerinden Çukurova bölgesinin (ASO) yararlanma düzeyi ÜYD modeli sonuçlarından hareketle belirlenmiş ve bunun bölge tarımına etkileri çeşitli yönlerden incelenmiştir. Araştırma sonucunda, ülkemizde tarım kesimine yönelik sistemli ve kararlı bir politikanın izlenmediği ve uygulamaların daha çok günün ekonomik ve siyasi koşullarına göre değiştiği belirlenmiştir. Buna bağlı olarak, tarım kesimine yönelik destekler zamanla ve üründen ürüne önemli değişiklikler göstermiştir. Çukurova bölgesinin izlenen tarımsal politikalar sonucu ortaya çıkan üretici transferlerinden yararlanma düzeyi ülke ortalamasının oldukça üzerindedir. Ancak, bazı yıllar bölgenin tarımsal sübvansiyonlardan yararlanma düzeyi, ülke ekonomisine katkısı oranında değildir. Diğer taraftan, bölgenin tarımsal sübvansiyonlardan yararlanma düzeyi oldukça kararsız bir gelişim göstermektedir. Bu durum destekleme politikalarının bölge tarımını yönlendirmedeki etkinliğini düşürmektedir.
Tarsus ilçesi toptan üzüm fiyatları analizi
Tarsus İlçesi bağcılığı bağ alanı üretim miktarı yarattığı istihdam kapasitesi ve diğer olanaklarla Türkiye tarımında önemli bir yer işgal etmektedir. Tarsus İlçesi üzüm üretimi Türkiye sofralık üzüm üretiminin % 6- 7'sini oluşturmakta ve ilk turfanda çeşitleriyle iç ve dıs pazarlarda önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır. Bu araştırmada? Tarsus Beyazı ve Kardinal cinsi üzüm fiyatlarında meydana gelen değişmeler ve bunların nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Analizi yapılan üzüm fiyatlarında? 1983- 1992 yılları arasında çeşitli değişiklikler saptanmıştır. Bu değişikliklerin? yıl içinde? yıldan yıla ve haftalar itibariyle dalgalanmalar seklinde olduğu gözlenmiştir. Araştırma konusu olan üzümlerin fiyat trendleri? incelenen 10 yıllık dönemde, önemli derecede artma eğilimi göstermişlerdir. Ama? trendlerdeki yıllık artış miktarları? farklı oranlarda olmuştur. i. kalite Kardinal üzümü fiyat trendinde yıllık artış? % 53.33 ile en fazla? S. kalite Tarsus Beyazı üzümü fiyat trendinde ise, yıllık artış? % 41.80 ile en az düzeyde gerçekleşmiştir. İncelenen üzüm türlerinin aylık fiyatlarında? dönemlere göre büyük değişiklikler belirlenmiştir. Tarsus Beyazı ve Kardinal üzümünde en yüksek fiyatlar haziran ayında oluşmaktadır. Fiyat en düşük seviyesine ise? temmuz ve ağustos aylarında inmektedir. üretim döneminin başlangıcı olması nedeniyle, haziran ayında fiyat yüksek olmakta, ilerleyen haftalarda üretimin birden bire artmasıyla fiyat düşmektedir. Araştırmada? aylık fiyatların varyasyon katsayıları da hesaplanmış? böylece dalgalanmanın şiddeti istatistiksel olarak ifade edilmiştir. Buna göre? her iki çeşit üzümde en yüksek varyasyon katsayısı? haziran ayı için hesaplanmıştır. Bu ayda? en yüksek varyasyon katsayısı Tarsus Beyazında bulunmuş olup? 1. kalitede 25.79 2. kalitede 25.50 ile dalgalanmanın orta şiddette olduğu saptanmıştır. En düşükvaryasyon katsayısı ? yine Tarsus Beyazında eylül ayı fiyatlarında belirlenmiştir- Kardinal üzümü fiyatlarındaki dalgalanmanın da orta şiddette olduğu görülmüştür. Mevsimlik fiyat dalgalanmalarının Kardinal üzümünde özellikle haziran ayında yüksek olduğu saptanmıştır. Tarsus Beyazının ise? temmuz ve ağustos aylarındaki dalgalanma indeksleri daha yüksek hesaplanmıştır. Mevsimlik fiyat değişmelerine? bu ürünlerin üretimlerinin mevsimlik olması ? arzın iç ve dıs talebe göre ayarlanamaması ? üzümün depolama olanaklarının bulunmaması ve pazarlama sisteminde aksaklıkların bulunması yol açmaktadır. İncelen dönemde? Tarsus Beyazı üzümü aylık reel fiyatları» haziran aylarında normal fiyatın altında kalırken? temmuz? ağustos ve eylül aylarında bazı yıllar normal fiyatın üzerine çıkmıştır. Kardinal üzümünde ise? reel fiyatlar haziran ayında normal seviyenin üzerinde seyrederken temmuz ve ağustos aylarında normal seviyenin altında kalmıştır. Yıllık olarak yapılan reel fiyat analizinde? Tarsus Beyazında 1984? 1990 ve 1991 yıllarında reel fiyatın normal seviyenin üstünde? diğer yıllarda ise? altında kaldığı anlaşılmıştır. Kardinal üzümünde incelenen dönemin son 3-4 yılına ait reel fiyatlar? normalin üzerinde seyrederken? diğer yıllarda normalin altında kalmıştır. Analiz sonucunda? reel üzüm fiyatlarının? on yıllık süreçte? birkaç dönem dışında düşük düzeyde kaldığı görülmüştür. Haftalık bazda yapılan analizde? fiyatların hasat döneminin ilk haftalarından itibaren önemli oranda düştüğü saptanmıştır. Nitekim bazı yıllarda son haftadaki fiyat? ilk hafta fiyatının Si 15- Eö'sine kadar düşmüştür. Daha sonraki haftalarda ise? arz edilen miktarın durumuna göre? fiyatın bir miktar arttığı gözlenmiştir. Haziran aylarındaki fiyat dalgalanmalarının çok yüksek olması nedeniyle bu ay? ayrı olarak incelenmiştir. Bir önceki haftaya göre yapılan değerlendirmede? haziranın son haftasındaki fiyat azalışlarının diğer haftalardan daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonucun alınmasında? üzümün103 hasadının bu haftadan itibaren yoğunlaşmasıyla arz edilen miktarda meydana gelen artısın etkisi olmuştur» Araştırma konusu olan üzüm çeşitlerinin kendi aralarındaki i. ve S. kalite fiyat ilişkisinin yüksek olduğu saptanmıştır. Birinci ve S.kalite Tarsus Beyazı fiyatları arasındaki korelasyon katsayısı r=ö"8939 olarak bulunurken? 1» ve S. kalite Kardinal üzümü fiyatları arasındaki korelasyon katsayısı r=Ö"8914 olarak saptanmıştır. üzüm fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisini azaltmak* üreticinin gelir istikrarını sağlamak ? pazarlama masraflarını düşürmek ve tüketicinin ödediği parada üretici payını yükseltmek için pazarlama kooperatiflerinin teşvik edilmesinin yararlı olacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca; bazı dönemlerde yoğunluk kazanan üretimin? iç ve dıs piyasa fiyatlarını düşürmesini önlemek amacıyla? ilgili kuruluşlarca üretim planlamasına gidilmesi yönünde çalışmalar yapı İmal ıdır. Bu arada dıs pazarlarca aranan üzüm çeşitlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar artırılmalı ve % SO'îere varan üzüm artıklarını değerlendirmek amacıyla uygun tesisler kurulmalıdır. Bu çalışmada elde edilen sonuçların; hem üzüm üreticilerine? hem de diğer ilgili kişi ve kuruluşların faaliyetlerine ışık tutacağı tahmin edilmektedir.
Türkiye'nin Avrupa Topluluğuna olası üyeliğinin tarım sektörü üzerine etkileri; Yunanistan örneği
VI öz Bu araştırmada Türk tarımı, Türkçe'de ve AT'da uygulanmakta olan tarım politikaları, Türk tarımının Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikasına uyumu ve Yunanistan örneği incelenerek, Türkiye'nin Avrupa Topluluğuna olası üyeliğinin tarım sektörü üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'nin olası üyeliğinin tarımsal üretimi artıracağı ve bu artışın FEOGA'ya ek bir yük getireceği belirlenmiştir. Topluluğun kendine yeterli olduğu ürün ve ürün gruplarında üretim düzeyinin aynı kalacağı ve hatta düşeceği ancak, kendine yetersiz olduğu Akdeniz ürünlerinde üretimin teşvik edileceği saptanmıştır. Geleneksel ihraç ürünlerinin yerini yağlı tohumlar ve sert buğdayın alacağı belirlenmiştir. Türk tarımı için, FEOGA'nın fiyat ve pazar politikası ile ilgili fonlarından çok, yapısal fonların önem kazanacağı anlaşılmıştır. Hayvan genotiplerinde bir iyileştirme ve verimliliği artırıcı tedbirler alınmadığı takdirde, bu üretim düzeyi ile topluluğa katılması durumunda Yunanistan'da olduğu gibi hayvancılık sektörünün gücünü önemli derecede kaybederek ithalatçı olunacağı sonucuna varılmıştır.
Adana ili kentsel alanda hayvansal gıda tüketim yapısı
Bu çalışma, Adana kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ile gelirin tüketim üzerine olan etkisi belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda, tüketim üzerine etkisi olduğu düşünülen tüketici özellikleri ile tüketicilerin satın alımına ve tüketimlerine etkisi olan zevk, tercih ve alışkanlıkları da incelenmiştir. Bu amaçla 200 aile ile anket yapılmıştır. Araştırma alanında, 1993 yılında, aileler ortalama gelirlerinin %11,2'sini oluşturan 8.161.247TL"sini hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bu miktarın ?539,42'si et, %18,12'si süt mamulleri, £15,14'ü süt, %15,06"sı tavuk eti ve 9512,26'sı yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir- harcama esneklikleri ise ette 0,60, sütte 0,38, süt mamullerinde 0,52, tavuk etinde 0,24, yumurtada 0,17 ve toplam hayvansal gıda maddelerinde 0,44 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Adana kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı ve gelir-harcama esnekliklerinin ise düştüğü saptanmıştır.
Aşağı Seyhan sulama proje alanında faaliyet gösteren sulama gruplarının çalışmaları ve sorunları
V ÖZ Bu araştırmada Aşağı Seyhan Ovasında faaliyet gösteren sulayıcı gruplarının çalışma sistemleri ve sorunları incelenmiştir» özellikle Devlet Su işleri (DSî) kanallarının temizlik ve bakım işlerinin yapımı, suyun etkili olarak kullanılmasının saklanması, kaçak sulamayı önleme, sulama ücretlerinin tahsili gibi faaliyetleri ayrıntılı olarak incelenmiştir» Ayrıca, arattırma alanındaki sulama sorunları, sulayıcı gruplarının çeşitli sorunları ile bu grupların etkinliğini. artırma olanakları üzerinde de durulmuştur.
Sulamanın GAP alanında tarım sektöründe üretim yapısı, girdi, kullanımı, verimlilik ve işletme gelirleri üzerine etkileri
oz GAP alanında, sulu ve kuru koşullarda tarımsal üretim yapan 197 işletme, grup analizi ve faktör analizi tekniklerinden yararlanılarak, sosyo-ekonomik açıdan değerlendirilmişlerdir. Yatay kesit verilerinin kullanıldığı çalışmada, işletmelerin arazi tasarruf durumlarının, sermaye ve üretim yapılarının, girdi kullanımlarının, işletme giderlerinin bileşiminin ve işletme gelirlerinin önemli ölçüde işletmelerin sulu veya kuru olmaları ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Sulu işletmelerde, kuru işletmelere göre işgücü verimliğinin 4,8 kat, sermaye verimliğinin 3,6 kat ve arazi verimliğinin ise 5,2 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Mevcut koşullarda, sulu işletmelerin yapılan gözönüne alınarak, bölgede sulamanın gerçekleşmesi ile birlikte ortaya çıkabilecek sorunların giderilebilmesi için gerekli önlemlerin önceden alınması gerektiği ortaya konmuştur.
Türkiye'de kırmızı et arz ve talebinin ekonometrik analizi ve kırmızı et sanayi yapısı ile işleyişinin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye'de kırmızı et ve ürünlerinin talep ve arzının ekonometrik analizi yapılmış ve kırmızı et sanayi yapısı ve sektörün işleyişi incelenmiştir. Araştırmada, "Zayıf Dağıtılabilirlik" kabulü altoda "Working-Leser" tam talep modeli DÎE "1987 HanehaHa Gelir ve Tüketim Anketi" çalışmasından elde edilen et grubu verilerine uygulanmıştır. Türkiye kentsel kesiminde gelir-harcama esneklikleri: toplam kırmızı et 0,98; sığır eti 0,76; dana eti 1,09; koyun eti 0,93; tavuk eti 0,92; sakatat 0,83; balık 1,16 ve et ürünleri 1,15 olarak hesaplanmıştır. Kırsal kesimde ise gelir-harcama esneklikleri kırmızı et için 0,96; tavuk eti 0,92; balık 0,88 ve et ürünleri 2,64 hesaplanmiştır. Araştırmada reel fiyatlarının artan bir eğilim içinde olduğu belirlenmiştir. Yapılan arz analiz çalışmasından kontrollü kesime BB hayvan arzının fiyat esnekliğinin -0,67 ve bir yıl gecikmeli hayvan varlığı esnekliğinin 0,20 olduğu hesaplanmıştır. Diğer yandan hayvan stok modeli üretici eline geçen reel fiyatların Türkiye'nin hayvan varlığını çoğaltacağım göstermiştir. KB hayvanların kontrollü kesime arzının fiyat esnekliği -0,61 ve bir yıl gecikmeli hayvan varlığı esnekliği 0,37 hesaplanmıştır. Büyüme modelinden Türkiye'nin BB hayvan varlığının yılda %3,5 azaldığı ve doğrusal trend modelinden de KB hayvan varlığının hızlı bir azalma eğilimi gösterdiği tesbit edilmiştir. Türkiye'de 1983-85 ve 1991- 93 yıllan arasında kırmızı et üretimi yılda ortalama %1,1'lik bir artış göstermiştir. Türkiye'de kırmızı et sanayiinin kesim kapasitesinin çok düşük düzeyde kullanıldığı, sektörün çalışabilir rekabet düzeyinde bulunduğu, işletmelerin çoğunluğunun bazı fiziki ünitelere (tam otomatik paketleme, rendering vb) sahip olmadığı, işletmelerin yeni ürün geliştirme düzeyinin düşük olduğu, işletmelerin tamuma yeterince önem vermediği, et sanayi işletmeleri ile tüketici arasındaki en önemli dağıtım zicirinin "sanayi-perakendeci- tüketici" şeklinde olduğu, işletmelerin ana hammaddeyi genellikle besicilerden tedarik ettiği, ana hammadde ve vergi hariç en önemli giderlerin başta iş gücü ve ikinci olarak da faiz olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de bazı gıda maddelerinin talep analizi
Bu çalışmada 1970-1994 dönemini kapsayan 25 yıllık zaman serisi verilerinden yararlanılarak tek mal çalışması ve LA/AIDS modeli ile seçilmiş bazı gıda maddelerinin talepleri analiz edilmiştir. Tek mal çalışması ile ekmek, şeker, margarin, koyun eti, tavuk eti, sığır eti ve içme sütünün talepleri, LA/AIDS modeli ile de süt ve süt ürünleri grubunun (içme sütü, yoğurt, tereyağ ve peynir) ve et grubunun (koyun eti, sığır eti ve tavuk eti) talepleri analiz edilmiştir. Ekmek, şeker ve margarini içeren ürün grubları (ekmek ve unlu mamuller, şeker ve şekerli mamuller ve bitkisel yağlar) için gerekli olan veriler sağlanamadığından, bu ürünler yalnızca tek mal çalışması çerçevesinde analiz edilmiştir. Tek mal çalışması çerçevesinde yapılan talep analizinde tavuk eti, koyun eti, sığır eti ve içme sütü talep fonksiyonlarında otokorelasyon problemi ile karşılaşıldığından, bu fonksiyonlardan elde edilen esneklikler verilmemiştir. Türkiye'de gelir-talep esnekliği ekmek için -0,16, şeker için 0,42, margarin için 0,18 olarak hesaplanmıştır. Türkiye'de ekmek, şeker ve margarinin kendi fiyat-talep esneklikleri sırasıyla -0,22, 0,11 ve -0,04 olarak bulunmuştur. Türkiye'de süt ve süt ürünlerinin talebi LA/AIDS modeli ile tahmin edilmiş ve harcama esneklikleri süt için 0,96, yoğurt için 0,58, peynir için 0,43 ve tereyağ için 0,15 olarak hesaplanmıştır. Bu gıda maddelerinin fiyat-talep esneklikleri peynir için -0,96, içme sütü için -0,72, yoğurt için -0,60 ve tereyağ için -0,23 olarak bulunmuştur. ı Türkiye'de et grubu talebinin LA/AIDS modeli ile tahnıininde koyun eti (1,44) ve tavuk eti (1,12) gelir harcama esneklikleri l'den yüksek hesaplandığından gelir artışlarının, bu ürünlere yapılan harcamalarda büyük artışlara neden olacağı söylenebilir. Sığır etinin harcama esnekliği ise 0,67 olarak hesaplanmıştır Koyun eti, tavuk eti ve sığır etinin fiyat -talep esneklikleri ise sırasıyla -0,33, -0,14 ve -1,09 olarak hesaplanmıştır.
Toros dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların toplumsal yaşamdaki rolleri ve bu rollerle ilgili geleceğe yönelik beklentiler
öz Bu çalışmada Adana ve İçel İllerine bağlı dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların, tarımsal faaliyetlerde, aile işgücü ve/veya ücretli işçi, evde annelik, eş, evkadınlığı gibi toplumsal yaşamda sahip olduğu roller, bu rollerle ilgili sorunlar ve geleceğe yönelik beklentileri incelenmiştir. Ortalama aile genişliği 6,2 kişi olan araştırma alanında, kadınların hemen hemen tamamı tarımsal faaliyetlere katılmakta, bununla birlikte annelik ve ev işlerini de aynı anda yürütmektedir. Araştırma alanında kadın basma ortalama 2,4 çocuk düşmektedir. Dolayısıyla, kadınların hem ev içi, hem de ev dışı tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan ağır bir iş yükü altoda ezildiği söylenebilir. Araştırma alanındaki önemli bir diğer özellik ise, kadınların eğitim düzeyinin hem Türkiye geneli hem de kırsal kesim kadınlarına göre daha düşük olmasıdır. Araştırma alanında görüşülen kadınlardan okuma-yazma bilmeyenlerin oram %62,5'tir. Araştırma alanında kadınlar, toplumsal kurumlarda ikinci planda kaldıkları gibi, ev içinde de ikinci plandadır. Eşinin almış olduğu ekonomik ve sosyal kararlara katılımı sınırlı olup, genelde aile reisi ve yetişkin erkek çocuklardan sonra kendisine söz düşmektedir. Bununla birlikte, gerek ekonomik yetersizlik, gerek köy altyapısı, gerekse köy toplum yapısından kaynaklanan sınırlılıklara rağmen, kadınlar gelecekten umutlu olup, eşlerinden biraz daha anlayış, çocuklarından ise saygı görmeyi beklemektedirler. Kadınların yaşadıkları bu sınırlılıkları tek başlarına çözmeleri mümkün olmadığı için, gerek kamu gerekse özel kuruluşların kadınlara yönelik eğitim programlan hazırlamaları ve kadınları yönlendirmeleri gerekmektedir.
Vadeli işlem piyasaları ve tarımsal ürün pazarlarında istikrar oluşturma olanakları
VI ABSTRACT Turkey had been adopted an export substitution policy before 1980. In 1980 Turkey has started a liberalization program. Since agriculture plays an important role in Turkish economy, Turkey is searching for new ways to cope with price fluctuation problem which is a common characteristic of agricultural production all over the world. Parallelling to this development during recent years "futures markets" became a widely discussed matter. And soon research and investigations were initiated in order to establish a cotton futures market in Izmir. Main logic and principles underlying futures markets concept evolved from trading practices in developed countries. Today futures markets are an essential part of risk transfer strategies in developed countries. Different groups of the society can benefit from these markets in these countries. Two primary purposes of the futures markets are price risk transfer and price discovery (CBOT.1990). Futures markets help price stabilization and hence have great contributions to agricultural economy. Therefore investigation of price stabilization possibilities offered by these markets has a great importance for countries such as Turkey. In this study necessary and sufficient conditions for a futures market to be successful were investigated in the context of Turkish economic and agricultural infrastructure. Also, several agricultural commodities were analyzed in order to determine their suitability for futures trading. Taking into consideration production regions and regional commodity trading volume some trade centers were suggested for establishment places for futures market. And finally, some measures were proposed in order to overcome the deficiencies observed.
Türkiye'de Gelir Vergisi Kanunu'na göre tarımsal kazançların vergilendirilmesi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRKİYE' DE GELİR VERGİSİ KANUNU' NA GÖRE TARIMSAL KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ Kemalettin TAŞDAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Yıl: 1997, Sayfa: 135 Jüri: Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Doç. Dr. Necat ÖREN Yrd. Doç. Dr. İbrahim YILMAZ Gelişmekte olan ülkelerde tanım sektörü ekonomik gelişmeye diğer sektörlere kaynak aktarımı yolu ile katkı yapmaktadır. Kaynak aktarımının çeşitli yolları vardır. Bunlardan birisi de tarımsal vergiler, özellikle de tarımsal gelir vergileridir. Türkiye' de tarımsal kazançlar vergilendirilmektedir ve tarımsal gelirlerin vergilendirilmesinde yasal açıdan olduğu kadar teknik ve ekonomik açıdan da önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada, gelir vergisi kanunu içerisinde tarımsal gelirler ile ilgili mevzuat incelenmiş, sorunlar üzerinde durulmuş ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi, Tarımsal Vergi, Muafiyet, Stopaj.
GAP alanında tarım ve tekstil sanayi sektörleri arasındaki yapısal ilişkiler: Bir input-output analizi
öz GAP Bölgesinde pamuk yetiştiren 72 tarım işletmesiyle, tekstil sanayii sektörlerindeki 103 işyerinden anketle toplanan verilerle, GAP Bölgesinde pamuk ve tekstil sanayii sektörlerinin yapısı ve sektörlerarası yapısal ilişkileri İnput-Output (girdi- çıktı) analiziyle araştırılmıştır. Bununla birlikte projelerin tümüyle tamamlanmasıyla sektörlerde ortaya çıkacak olası üretim kapasitesi ve faktör gereksinimlerinin ne olacağı da araştırılmıştır. Bugünkü durumuyla bölge tekstil sanayii sektörleri,GAP'ın pamuk üretimiyle ilgili hedeflerini gerçekleştirmede önemli rol alabilecek potansiyele sahip görünmektedir. Projelerin 2010 yılına kadar tümüyle tamamlanmasıyla bölge pamuk ve tekstil sanayii sektörlerinde, yaklaşık 112 bini pamuk üretim sektöründe olmak üzere, toplam 161.700 kişiye yeni iş olanağı doğabilecek, 1993 yılında yaratılan brüt katma değere göre, 1993 yılı fiyatlarıyla 2,3 kat daha fazla brüt katma değer yaratılabilecektir. Bölge tekstil sanayii sektörleri arasında, dokuma kumaş ve hazır giyim eşyaları sektöründe, bugünde olduğu gibi gelecekte de önemli büyüklükte üretim kapasitesi yaratacak yatırımlara bölgede gereksinim duyulacaktır. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Girdi-Çıktı Analizi, GAP, Tekstil, Pamuk, Bölgesel Ekonomi.
1923-1960 yılları arası hükümet ve siyasal parti programlarında tarım
Osmanlı Devleti'nin tarıma dayalı ekonomisi; özellikle Osmanlı-Rus savaşından sonra yaşanan büyük göç dalgası ve Balkan, I. Dünya Savaşları ve Milli Mücadele süreciyle istikrarsız ve sürdürülemez bir üretimsiz döneme girmiştir. Savaşın getirdiği zorlu şartlar ve göç, Anadolu topraklarında hem işgücünü azalmasına hem de üretimin düşmesine sebep olmuştur. Bu sebeple Cumhuriyet'in kuruluş döneminde Atatürk, kırsal kalkınmaya öncelik vermiş, Anadolu'nun köylülerin üretici hale dönüşmesi ve modern tarım teknikleriyle tanışarak güçlendirilmesiyle kalkınmasını planlamıştır. Bu sebeple bu dönem tarımsal ve tarıma dayalı sanayi planlarını uygulama konulduğu bir dönem olarak görülmektedir. İsmet İnönü' dönemi ise II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olumsuz ekonomik koşulların kendini hissettirdiği bir dönem olmuştur. Uzun yıllar boyunca savaşa girme ihtimaline karşı desteklenen ordu mühimmat ve asker giderleri ağır vergilerin uygulanmasına sebep olmuş, Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi vergilerin getirilmesi toplumda özellikle üretici köylü kesimde sıkıntılara sebep olmuştur. İnönü dönemi bu sebeple her ne kadar kuruluş dönemi alınan kalkınma modelinin uygulanmasını siyasal parti programlarında belirtmiş ise de uygulamada ağır vergiler üreticilerin daha fakirleşmesine tarımda verimin düşmesine sebep olmuştur. Adnan Menderes dönemi ise dış politikanın getirdiği sükûnetin ülkenin tarım politikasına da yansıdığı bir dönem olmuştur. Menderes döneminde vergilerde hafifletme ve tarım politikasında modern tekniklere geçiş ve makineleşme sürecinin başlatıldığı görülmektedir. Çiftçinin desteklendiği ve sulama politikalarının güçlendirildiği bu dönemde köylü çiftçiye destek politikasının siyasal parti politikalarında da yer bulduğu görülmüştür. Bu çalışma da Türkiye Cumhuriyeti'nin bu üç önemli döneminin hükümet ve siyasal parti programlarında tarım politikası incelenmiştir. Birinci bölümde yeni devletin kırsal kalkınma politikasının temelleri incelenirken ikinci bölümde dış ve iç siyasal koşuların getirdiği zorlukların tarım politikasına etkisi incelenmiştir. Adnan Menderes döneminde ise tarımda makineleşme ve sulama ağırlıklı politikanın hükümet ve siyasal parti programlarında işlenişi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Balkan, I. Dünya Savaşları, Milli Mücadele, Atatürk, İsmet İnönü, II. Dünya Savaşı, Adnan Menderes.
Tarımsal korumacılık, korumacılığın ölçümü ve türkiye
Bu çalışmada tarımsal korumacılığın kavramsal çerçevesi, ölçüm sorunu ve başlıca ülkelerde destek bileşimlerine bağlı olarak tarımsal korumacılığın zaman içerisindeki değişimi incelenmiştir. Tarımsal korumacılığın ölçümü bölümünde, dünyada bu amaçla en fazla kullanılan yöntem olan OECD yaklaşımı esas alınmış ve yönteme ilişkin eleştiriler tartışılmıştır. Başlıca ülkelerin korumacılık düzeyinin belirlenmesi için dünya tarım ürünleri piyasalarında etkili olan ve/veya korumacılık açısından önem arz eden 11 ülke belirlenmiştir. Ülkeler Nominal Yardım Katsayılarına göre düşük, orta ve yüksek düzeyde koruma sağlayan ülkeler olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Ayrıca ülkelerin farklı uygulamaları ve özgün koşulları dikkate alınarak kendi içerisinde de incelenmişlerdir. Ülkelerin korumacılık düzeylerinin değişiminde başlıca göstergeler olarak Yüzde Üretici Destek Tahmini, Nominal Yardım Katsayısı ve Nominal Koruma Katsayısı değerleri kullanılmıştır.Nominal Yardım Katsayıları düşük düzey koruma sağlayan ülkeler grubunda 1,04 ile 1,11 (Avustralya, Brezilya, Çin), orta düzeyde 1,16 ile 1,43 (Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Kanada, Rusya, Türkiye) ve yüksek düzeyde 2,12 ile 2,76 (Güney Kore, İsviçre, Japonya) arasında değişmiştir. Üretimden bağımsız desteklerin destek bileşimleri içerisindeki oranı genel olarak artsa da, fiyat çarpıklıklarına yol açarak ticareti bozan pazar fiyatı desteğinin oranı hala yüksektir. Ayrıca neredeyse bütün ülkelerin politikalarında çevre konusunun öneminin arttığı görülmüştür. Nominal Koruma Katsayısına göre ülkelerin temel gıda hammaddesi durumunda olan ürünleri daha fazla koruduğu söylenebilir. Bu durumda, ülkelerin en azından bu ürünlerde kendine yeterli olma ve dünya piyasalarına olan bağımlılığı azaltma kaygıları etkili olmaktadır. Bu yüzden tarımın serbest ticaret görüşmelerinde en sorunlu alan olma özelliğini daha uzun yıllar koruyacağı söylenebilir.
Kamu buğday alım politikalarında Toprak Mahsulleri Ofisi ve üretici etkileşimi: Kırşehir ili Mucur ilçesi örneği
Bu çalışmanın amacı, tarımsal ürünlerinin alım ve satımında devlet kontrolünde faaliyet yapan Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) temel besin kaynağı olan buğdayın, alım politikalarındaki yeri ve üretici davranışlarına etkisinin belirlenmesidir. Bu sebeple Kırşehir ili Mucur ilçesinde faaliyet gösteren buğday üreticilerinin buğday ve buğday dışı bitkisel üretim desenleri, nüfus ve işgücü varlığı, buğday üretimi yaparken çeşit seçimi ve üretimi, pazarlaması, karar alma süreçleri ve bütün bu süreçlerde TMO'nun yeri ve önemini belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmanın materyalini, Kırşehir ili Mucur ilçesindeki 100 adet üretici ile yüz yüze yapılan anket çalışması ile elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Çalışmada Gayeli Örnekleme Yöntemi kullanılmış olup elde edilen veriler tablo ve grafik haline dönüştürülerek yorumlanmıştır. Önemli görülen bazı değişkenler ise çapraz tablolar haline getirilmiş ve istatistikî olarak da ki-kare analizi yapılmıştır. Çapraz tablolar, işletme büyüklük gruplarına göre yapılmıştır. İşletme büyüklük grupları belirlenirken örnek hacmi içerisinde yer alan işletmelerin gruplar bazında homojenliğini sağlayacak en uygun biçimde dağılımı yapılmıştır. Araştırmaya göre üreticilerin buğday tohumu ekerken özellikle kolay bulunabilir çeşit olmasına özen gösterdiği, buğday satış zamanının çok önemli olduğu, buğdayı satarken buğday çeşidinin yöresinin fiyata etki ettiğini, fiyatta camsı tane oranının çok önemli olduğu ve TMO' nun alım ve fiyat politikalarının üretim kararlarını etkilediğini gözlemlenmiştir. Yapılan ki-kare analizi sonuçlarına göre buğday ekilen arazi büyüklük durumu ile söz konusu faktörler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. TMO hububat fiyatlarının belirlenmesinde etkin rol oynadığını, alım ve fiyat politikalarında üretim kararını etkilediğini, ödeme şekli konusunda üretici lehine faaliyette bulunduğunu, TMO'nun genel anlamda hizmetlerinden ve faaliyetlerinden memnun olmadıkları belirlenmiştir. Bunun dışında TMO'nun kaliteye dayalı alım sistemine geçmesi hakkında %26,3'ünün kararsız, %26,3'ünün katılmadığını ve aynı şekilde randevu sistemi hakkında üreticilerin %35,4'ünün kararsız, %23,3'ünün katıldığı gözlemlenmiştir. Genel anlamda en büyük memnuniyetsizliği, kaliteye dayalı analiz metodundan kaynaklığı fiyat düşüklüğü ve analiz metoduna güvensizlik olarak ifade etmek mümkündür. Bu durumun, üreticilere doğru bir yöntemle anlatılıp bilinçlendirilmesi, üreticilerdeki bu ön yargının bertaraf edilmesi adına önemli görülmektedir.