Antioxidant enzymes

66 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında serbest radikallerin organizmaya ve antioksidan savunma sistemleri üzerine etkileri

Kronik böbrek yetmezliği, oksidan stres artışı ve/veya antioksidan aktivitenin azalması nedeniyle gelişebilen çeşitli komplikasyonlarla beraberdir. Son dönem böbrek yetmezliği, varılan en son nokta olarak kabul edilir. Bu noktada itibaren hastanın artık hayatını devam ettirebilmesi için renal replasman tedavilerinden hemodiyaliz, periton diyalizi veya transplantasyondan birinin kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Hemodiyaliz, halen dünyada son dönem böbrek yetmezliği için kullanılan en yaygın yöntemdir. Bu çalışmada ileri kronik böbrek yetmezlikli hemodiyaliz hastalarında lipid peroksidasyonu artışı olup olmadığını araştırmak ve antioksidan enzim aktivitelerini değerlendirmek amaçlandı. Hemodiyaliz tedavisi gören 35 KBY hastası ve 27 sağlıklı kontrol grubunda; lipid peroksidasyonunun bir göstergesi olan malonaldehit (MDA) plazma düzeyleri, antioksidan savunma sisteminin göstergesi olan enzimlerden süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) plazma düzeyleri ve bunlara ek olarak serum total antioksidan seviye (TAS) `leri ölçüldü. KBY hasta grubunda MDA ve SOD seviyeleri kontrol grubuna göre önemli oranda arttığı (p<0,001), buna karşılık GSH-Px ve CAT düzeylerinin ise istatistiki açıdan kontrol grubuna göre anlamlı olarak azaldığı (p<0,001) tespit edildi. Yine TAS sonuçlarında diyaliz öncesine göre kontrol grubunda istatistiki açıdan önemli olmamakla birlikte bir artma görülürken, diyaliz sonrasına göre bir düşme olduğu gözlendi. Yaptığımız korelasyon hesaplamasında ise üre-kreatinin değerleri arasında hem diyaliz öncesi hem de diyaliz sonrası istatistiki açıdan pozitif bir korelasyonun olduğu görüldü. Üre ile diğer parametrelerimiz arasında istatistiki açıdan bir önemlilik tespit edilemedi.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarBöbrek yetmezliği-kronik+1
Murat Bilge
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

APS ile opere edilen tavşanların kan ve karaciğer dokularındaki serbest oksijen radikalleri ve antioksidan enzim düzeylerinin tayini

Bu çalışma ortalama 1750 - 2500 gr. ağırlığında erkek tavşanlar (Oryctolagus cuniculus) kullanılarak; Argon Plazma Scalpel (APS) tekniğinin koter ve bisturi tekniklerine göre operasyon (0. gün), postoperasyon (3. gün) ve reoperasyon (7. gün) sırasında oluşan serbest radikal düzeylerini karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirildi. SOD ve GSH-Px analizleri kinetik metotla, hemoglobin değeri oksihemoglobin metoduyla, protein analizi Lowry metoduyla, MDA düzeyleri ise TBA tekniği ile kan ve doku örneklerinde tayin edildi. Bulgularımızda üçlü kıyaslama (Kruskal - Wallis testi) sonucunda plazma MDA reoperasyon; doku MDA reoperasyon; eritrosit SOD postoperasyon düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı fark bulundu (p < 0,05). İkili kıyaslamada (Mann - Whitney U testi) plazma MDA reoperasyon koter-APS grupları arasında; doku MDA reoperasyon kontrol-APS ve koter- APS grupları arasında ve doku SOD reoperasyon koter-APS grupları arasında istatistiki açıdan anlamlı fark bulundu (p < 0,05). Ancak eritrosit ve dokuda yapılan GSH-Px ölçümlerinde üçlü ve ikili kıyaslamalar sonucunda istatistiki açıdan anlamlı fark bulunmadı (p > 0,05). Sonuç olarak, APS ile yapılan operasyonlarda koter ve kontrol grubuna göre membran hasarının bir göstergesi olan lipit peroksidasyonunun son ürünlerinden biri olan MDA düzeyinin daha az olması sebebiyle ve SOD enzim aktivitesi düzeylerini göz önünde bulundurarak APS'nin koter'e göre daha az serbest radikal oluşturduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: APS, GSH-Px, SOD, MDA, Serbest Radikaller

Antioksidan enzimlerGlütatyon peroksidazSerbest radikaller+1
Sevinç Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessEN

Role of Moringa olifera leaves extract to alleviation effect ketoprofen against renal toxicity and hepatotoxicity in male rats‏‏

daha sonra doldurulacaktır" yazınız.

Antioxidant enzymesKetoprofenMoringa oleifera
Mawlood Najı Dalaf Al- Namrawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Study the relationship of antioxidant enzymes, some elements, hormones and biochemical parameters with kidney diseases in Iraqi population

Chronic kidney disease (CKD) is a disease that is currently prevalent at more adults in world, and its prevalence is increasing, especially in the elderly. In this study we conducted in order to measure the levels of antioxidant enzymes and some elements, hormones and biochemical parameters. The correlation between these quantities was be studied in Iraqi kidney patients. Age had a statistical significance, leading to an increase in the disease at advanced age, especially between the forties and fifties. There were no statistically significant differences in our study with respect to weight. As for catalase, its levels decreased in kidney patients, which indicates that antioxidants have an important role. Therefore, more studies should be conducted in this matter. Regarding the trace elements, their levels were affected in kidney patients. As for the lipid profile, total cholesterol was important and its levels affected, as for the rest of the markers, and despite the presence of statistical differences, they had no diagnostic significance. The levels of urea and creatinine changed and this is normal because they are considered diagnostic parameters for kidney patients. As for parathyroid hormone and ferritin, their average levels have changed significantly, and this leads us to conduct future studies on larger groups of patients to ensure its role in kidney patients.

Antioxidant enzymesKidney diseasesCatalase+2
Bılal Majıd Mutashar Al-noorı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yüksek şiddetli ve yüksek hacimli antrenmanların antioksidan enzimleri ve performans cevapları üzerine etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı yüksek şiddetli aralıklı antrenman ve yüksek hacimli sürekli antrenmanın rekreatif düzeyde spor yapan bireylerde ve sedanter kişilerde fiziksel performans ile oksidatif stres ve antioksidan parametreler üzerindeki etkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya rekreatif düzeyde spor yapan 32 gönüllü katılmıştır. Katılımcılar yüksek şiddetli aralıklı antrenman ve yüksek hacimli sürekli antrenman olmak üzere iki gruba ayrılarak, katılıcımlara 8 hafta süre ile antrenman programları uygulanmıştır. Ayrıca 11 sedanter gönüllü ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Antrenman öncesinde ve sonrasında vücut kompozisyonu, yo-yo testi, sprint testleri ve sıçrama testleri uygulanarak fiziksel performanstaki değişim analiz edilmiştir. Ayrıca antrenman programlarından 2 gün önce ve 2 gün sonra her 3 gruptaki katılımcıların kan örnekleri alınarak oksidatif stres ve antioksidan göstergelerinin düzeyleri ölçülmüş ve farklı şiddetteki antrenmanların bu parametreler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bulgular: Sekiz hafta süre ile yapılan antrenmanların vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi ve vücut yağ yüzdelerinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalara yol açtığı saptanmıştır. Yo-yo testlerinde ortalama mesafe ve VO2max değerleri istatistiksel anlamlı olarak artmıştır. Sprint testlerinde anlamlı fark saptanmamıştır. Biyokimyasal parametrelerden glutatyon redüktaz, süperoksit dismutaz, redükte glutatyon ve nitrik oksit sintaz değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Yüksek şiddetli antrenman grubunda malondialdehid ve tiyobarbitürik asit reaktif maddeleri değerleri diğer gruplara göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazla azalmıştır. Sonuç: Çalışmada elde edilen bulgulara göre iki antrenman yönteminden yüksek şiddetli aralıklı antrenmanın sporcuların performansını daha fazla arttırdığı ve oksidatif stresin azaltılmasında daha etkili olduğu görülmektedir. Bununla birlikte katılımcıların özellikleri, çalışmanın yapıldığı ortam, ölçümler arasındaki süre ve kullanılan değerlendirme yöntemlerinin deneklerin oksidatif stres ve antioksidan durumları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: yüksek şiddetli aralıklı antrenman, yüksek hacimli sürekli antrenman, fiziksel performans, oksidatif stres, antioksidan parametreler

Antioksidan enzimlerAntrenmanFiziksel performans+2
Serdar Adıgüzel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Buğdayda yapraktan salisilik asit uygulamasının kadmiyum toksisitesine bağlı oksidatif stres üzerine etkisi

Bu çalışmada, buğdayda kadmiyum (Cd) toksisitesine bağlı oksidatif stres üzerine salisilik asit (SA) uygulamalarının etkisi sera koşullarında test edilmiştir. Bitkiler 0 ve 10 mg kg-1 Cd uygulamaları altında yetiştirilmiştir. Yapraktan SA uygulaması (0, 0,5 ve 1,0 mM) on iki gün arayla iki kez yapılmıştır. Kadmiyum uygulaması yeşil aksam ve kök kuru madde üretimini, askorbik asit konantrasyonunu, Süperoksit Dismutaz (SOD), Askorbat Peroksidaz (APX) ve Glutatyon Redüktaz (GR) aktivitelerini ve makro-mikro element içeriklerini önemli oranda azaltmıştır. Kadmiyum uygulaması yeşil aksamda lipid peroksidasyonu, SH-bileşikleri konsantrasyonunu ve Katalaz (CAT) aktivitesini arttırmıştır. Salisilik asit uygulaması kontrol koşullarında askorbik asit konsantrasyonunu ve özellikle de 1,0 mM SA düzeyi SOD, APX, GR ve CAT aktivitelerini 10 mg kg-1 kadmiyum uygulaması altında arttırmıştır. Elde edilen sonuçlar, SA uygulamalarının, özellikle 1,0 mM düzeyinin, buğday bitkisinin Cd toksisitesine bağlı oksidatif strese karşı korunmasında, özellikle de lipid peroksidasyonunun azaltılmasında ve antioksidatif savunma sisteminin aktivasyonunda kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kadmiyum, Salisilik Asit, Buğday, Antioksidatif Enzimler

Antioksidan enzimlerBuğdayKadmiyum+1
Betül Aydemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aort kapak sklerozlu hastalarda serum nükleer faktör eritroid 2 ile ilişkili faktör 2 (NRF2) düzeyinin araştırılması

Kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde en yüksek ölüm oranına sahip rahatsızlıklardan biridir. Hücre içi oksidatif hasarın kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada nükleer faktör eritroit 2 ile ilişkili faktör 2 (Nrf2), glikojen sentaz kinaz 3 beta (GSK-3ß), Nrf2 transkripsiyonu sonucunda oluşan endojen antioksidanlardan süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) aktiviteleri ile lipid peroksidasyonu toksik ürünlerinden olan 4-Hidroksinonenal (4-HNE) ve Malondialdehit (MDA) seviyeleri hasta ve kontrol gurupların serumlarında tespit edildi. Ölçümü yapılan parametrelerde AKS'li hasta ve kontrol gurupları arasında anlamlı fark bulundu. Aynı zamanda GSK3ß ve Nrf2 arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon olduğu tespit edildi. Sonuç olarak, AKS'li hastalara uygulanan tedavinin yanında Nrf2 aktivatörü ve/veya antioksidan maddelerinin eklenmesi faydalı olacağı düşünülmektedir.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarAort hastalıkları+5
Kenan Ercan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlanma ile koenzim Q10 ve antioksidanların ilişkisi

Bu çalışmada, vücuttaki kimyasal reaksiyonlara enerji sağlanmasında önemli rol oynayan ve aynı zamanda lipofilik yapıda güçlü bir antioksidan olan koenzim Q10 ve diğer antioksidanların yaşlanma ile birlikte değişimleri incelendi. Çalışmaya Gaziantep'te ikamet eden 20 ? 70 yaş arasındaki 160 sağlıklı birey dahil edildi. Çalışma; 20-30 yaş grubu 50 kişi, 31-50 yaş grubu 75 kişi ve 51-70 yaş grubu 35 kişi olarak 3 grup üzerinde gerçekleştirildi. Gruplar obez olmayan, hiçbir fiziksel yakınması bulunmayan kişiler arasından seçildi. Ayrıca bireylerin sağlıklı olup olmadıklarını araştırmak amacıyla rutin biyokimyasal parametreleri ölçüldü. Alınan kanlardan hazırlanan serum örneklerinde malondialdehit ve total antioksidan düzeyleri, paraoksanaz ve arilesteraz enzim aktiviteleri, plazma örneğinde ise koenzim Q10 düzeyi ölçüldü. Malondialdehit düzeyi Tiyobarbitürik asit metodu ile, Total antioksidan düzeyi, paraoksanaz ve arilesteraz spektrofotometrik yöntemle, koenzim Q10 ise HPLC yöntemi ile ölçüldü. Çalışmamızda, yaş ile koenzim Q10 arasında bir korelasyon olduğu tespit edildi (P=0,000). Yaşlanma ile koenzim Q10'nun arttığı görüldü. Malondialdehit ile koenzim Q10, paraoksanaz ve arilesteraz arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde doğrusal bir ilişki bulundu (P=0,011, P=0,000). Yani malondialdehit arttıkça koenzim Q10, paraoksanaz ve arilesterazın azaldığı tespit edildi. 31-50 ve 51-70 yaş grubundaki bireylerin total antioksidan düzeylerinin, 20-30 yaş grubundaki bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edildi (P<0.05). Sağlıklı bireylerde antioksidan sistem yaşa rağmen iyi çalışıp vücudu oksidan bileşiklerden uzaklaştırmaya çalışırken hastalık anında antioksidan bileşiklerin düzeyi oksidan bileşiklerin yükselmesini önleyememekte. Yaşın ilerlemesi tek başına hastalık değildir ancak bir hastalık eşliğinde yaşlılık kişinin yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır. Bu nedenledir ki toplumda aynı yaş grubunda olan iki farklı bireyin biri çok genç ve sağlıklı görünürken bir diğeri yaşından daha ileri yaşta görünmektedir.Anahtar Sözcükler: Yaşlanma, Koenzim Q10, Paraoksanaz, Arilesteraz, Total Antioksidan Düzeyi, Malondialdehit

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarKoenzimler+2
Müslüm Akan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
10
Master'sOpen AccessTR

Kiraz sapı ekstraktının gökkuşağı alabalığının (Onchorhynchus mykiss) büyüme performansı, kan parametreleri, immun sistem ve antioksidan enzimleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, kiraz sapı (Cerasus avium) gökkuşağı alabalıklarında (Onchorhynchus mykiss) antioksidan etkileri belirlenmiştir. Bu amaçla, bitkilerin dört farklı dozdaki (0 % (Control), % 0,1, %0,5 and % 1)) sulu methanolik özütü yemlere eklenmiştir. Balıklar bu yemlerle altmış gün boyunca beslenmişlerdir. Çalışmanın her 20., 40 ve 60. günlerinde, tüm deneme gruplarından doku örnekleri (karaciğer ve beyaz kas) ve kan örnekleri alınmıştır. Tüm bu örneklerden, antioksidan aktiviteyi belirlemek için, SOD, CAT, GPX, G6PDH ve lipid peroksidayonu belirlenmiştir. İmmunolojik çalışmalar için NBT aktivitesi ve son olarak hematoloji belirlenmiştir. Çalışma sonunda, ayrıca büyüme performansı da belirlenmiştir. Çalışmada, SOD aktivitesi tüm deneme gruplarında ve örnekleme zamanlarında kontrol grubuna kıyasla artmıştır. CAT çalışmanın 40. Günü %0,5 KS grubunu hariç deneme grupları ile kontrol grubu arasında değişiklik göstermemiştir (P>0,05). GPX aktivitesi 20. günde %0,5 KS grubunda bir artış göstermiştir. Çalışma sonunda tüm grupların GPX aktivitelerinde kontrol grubuna kıyasla bir artış söz konusudur. G6PDH kayda değer şekilde etkilenmiştir. Lipid peroksidasyonu tüm gruplarda kontrol grubuna kıyasla önemli bir farklılık göstermemiştir. Büyüme performansında da kayda değer bir farklılık oluşmamıştır. Çalışma sonuçlarına göre kiraz sapının 40 günlük uygulamam ile bir antioksidan karakter gösterdiği düşünülebilir.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlar
Osama A. Ambiya Amoush
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda klorprifos'un hepatotoksik etkisi ve kuersetin ve kateşin'in koruyucu rolü

Organofosfatlı bir insektisit olan klorprifos dünya genelinde yaygın olarak kullanılmakta ve başta memeliler olmak üzere hedef olmayan canlılarda toksik etki göstermektedir. Bu çalışmada, kateşin (20 mg/kg gün), kuersetin (20 mg/kg gün), klorprifos (5.4 mg/kg gün), kateşin (20 mg/kg gün)+klorprifos (5.4 mg/kg gün), kuersetin (20 mg/kg gün)+klorprifos (5.4 mg/kg gün) erkek ratlara gavaj yoluyla verilmiştir. Muameleden 4 hafta sonra ratlarda kanda serum total proteini, albümin, aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), alkalen fosfataz (ALP), laktat dehidrogenaz (LDH), trigliserit, total kolesterol düzeyleri, hematolojik değişiklikler, karaciğer dokusunda süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPx) ve glutatyon-S-transferaz (GST) aktiviteleri ile malondialdehit (MDA) düzeyleri ve karaciğerde meydana gelen histopatolojik değişiklikler kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Dördüncü haftanın sonunda araştırılan parametrelerin tümünde kontrol, kateşin ve kuersetin grupları arasında herhangi bir fark gözlenmemiştir. Klorprifos muameleli grupta biyokimyasal parametreler, bazı hematolojik parametreler ile antioksidan enzim aktiviteleri ve MDA seviyesinde kontrol grubuna göre anlamlı değişikliklerin meydana geldiği gözlenmiştir. Kateşin+klorprifos muameleli grup ve kuersetin+klorprifos muameleli grupta ise uygulanan flavonoidlerin araştırılan parametreler üzerine tamamen olmasada koruyucu etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Muameleden 4 hafta sonra klorprifos muameleli gruptaki ratların karaciğerinde konjesyon, mononükleer hücre infiltrasyonu gibi birtakım histopatolojik değişiklikler meydana geldiği tespit edilirken, kateşin+klorprifos ve kuersetin+klorprifos muameleli gruptaki ratların karaciğerlerinde ise daha az histopatolojik değişiklik gözlenmiştir. Sonuç olarak kateşin ve kuersetin, klorprifosun sebep olduğu hepatotoksik etkiyi azaltmıştır.

Antioksidan enzimlerFlavonoidlerHistopatoloji+2
Fatma Gökçe Uzun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda klorprifos'un nefrotoksik etkisi ve kuersetin ve kateşin'in koruyucu rolü

Klorprifos tarım ve halk sağlığı uygulamalarında geniş bir şekilde kullanılan organofosfatlı bir insektisittir. Klorprifos, hedef organizmalar dışında hedef olmayan organizmalarda da toksik etkiye neden olmaktadır. Kuersetin ve kateşin insan diyetinde yaygın olarak bulunan flavonoidlerdir. Bu tez çalışmasında, kateşin (20 mg/kg gün), kuersetin (20 mg/kg gün), klorprifos (5,4 mg/kg gün), kateşin+klorprifos, kuersetin+klorprifos 28 gün boyunca olgun erkek Wistar ratlara gavaj yoluyla verilmiştir. Uygulamadan sonra ratların vücut ve böbrek ağırlıkları, antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksid dizmutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPx) ve glutatyon-S-transferaz (GST)], lipit peroksidasyonunun son ürünü olan malondialdehit (MDA) miktarı, böbrek fonksiyonunun göstergesi olan serum üre, ürik asit ve kreatinin miktarları ve ışık mikroskobuyla böbrek dokularında meydana gelen histopatolojik değişiklikler kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 4. haftanın sonunda kontrol grubu, kateşin uygulanan grup ve kuersetin uygulanan gruplar arasında herhangi bir fark gözlenmemiştir. Klorprifos, kateşin+klorprifos ve kuersetin+klorprifos uygulanan gruplar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında vücut ağırlığı artışında, net ve nisbi böbrek ağırlıklarında, GPx ve GST enzim aktivitelerinde azalma gözlenirken, MDA miktarında, SOD ve CAT enzim aktivitelerinde ve üre, ürik asit ve kreatinin miktarlarında artış olduğu gözlenmiştir. Kateşin+klorprifos ve kuersetin+klorprifos uygulanan gruplar klorprifos uygulanan grup ile karşılaştırıldığında ise uygulanan flavonoidlerin araştırılan parametreler üzerine koruyucu etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Deneyin sonunda klorprifos uygulanan ratların böbrek dokularında glomerular atrofi, inflamatuar hücre infiltrasyonu ve tübüler dejenerasyon gibi çeşitli histopatolojik değişiklikler gözlenmiştir. Kateşin+klorprifos ve kuersetin+klorprifos uygulanan ratların böbrek dokularında ise orta dereceli histopatolojik değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak klorprifos'un ratların böbrek dokuları üzerine nefrotoksik etki oluşturduğu, kateşin ve kuersetinin klorprifosun neden olduğu nefrotoksisiteyi azalttığı gözlenmiştir.

Antioksidan enzimlerBöbrekFlavonoidler+3
Filiz Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Malathion'un Pullu sazan (Cyprinus carpio Linnaeus, 1758)'da paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktivitelerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, pullu sazan (Cyprinus carpio)'a farklı konsantrasyonlarda uygulanan malathionun paraoksonaz (PON) ve arilesteraz (ARE) enzim aktivitelerine etkisinin ortaya çıkarılması amaçlandı. Bunun için malathionun letal konsantrasyon (LC50) değerinin 1/2'si 1/4'ü ve 1/8'i üç deneme grubuna 21 gün süreyle uygulandı. Malathion uygulanan ve kontrol grubundaki balıklardan 7., 14., ve 21. günlerde serum ve karaciğer örnekleri alındı. Alınan örneklerde PON ve ARE enzim aktivitelerindeki değişimler belirlendi. Malathion uygulanan grupların serum ve karaciğerindeki PON ve ARE enzim aktiviteleri kontrol grubuna kıyasla azaldı (p < 0.05). Bu azalma 7. ve 14. günlerde kontrol grubundan istatistiksel olarak farklı bulundu (p < 0.05). 21. günde ise bu aktivitelerde herhangi bir fark bulunmadı (p > 0.05). Anahtar Kelimeler: Arilesteraz, Cyprinus carpio, Enzim

Antioksidan enzimlerPullu sazan
Tuğçe Derici
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kafeinin rat karaciğerinde oksidan-antioksidan mekanizmalara etkisi

Kafein (1,3,7 trimetilksantin) bir pürin alkoloid olarak birçok yiyecek ve içeceklerin içeriğinde bulunur. Kafein günümüzde her gün düzenli olarak tüketilen bir maddedir, kahve, çay, çikolata, kola ve bazı gazlı içecekler kafein ihtiva eder. Biz çalışmamızın temel hedefi olarak, kısa süreli oral kafein alımının rat karaciğerinde olası antioksidan etkilerini iki farklı dozda araştırmaya çalıştık. Kafein verilen ratların karaciğer dokularında lipid peroksidasyon ürünü olan MDA düzeylerini ölçtük. Bunun yanında kafeinin antioksidan özelliğini incelemek için, enzimatik ve non enzimatik antioksidan sistem üzerinde araştırmalar yaptık. Karaciğer dokularında SOD, katalaz, GPx, GST aktivitelerini ve GSH düzeylerini ölçtük. Çalışmamızda 30 adet (ortalama 250 gr ağırlığında) Wistar cinsi dişi rat kullanıldı. Ratlar üç eşit gruba ayrıldı. GrupI :Kontrol grubuydu. GrupII `ye 30mg/kg, grupIII 'e 100mg/kg ( nontoksik yüksek doz) kafein 14 gün boyunca (kısa süreli) oral yolla verildi. Çalışmamızın sonuçları, 14 gün düşük doz (30mg/kg) ve toksik olmayan yüksek doz (100mg/kg) kafein uygulamasının, karaciğerde lipid peroksidasyonununu azalttığını göstermektedir. Kafein alımıyla rat karaciğer dokusunda SOD, katalaz, GPx ve GST gibi antioksidan enzim aktivitelerinde ise istatistiksel olarak anlamlı artış saptanmıştır. Karaciğer dokusu glutatyon düzeyleri karşılaştırıldığında kontrol grubuna göre kafeinli gruplarda hafif artış tespit edilmiş, ancak gruplararasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Spearman korelasyon analizi sonuçlarına göre doku MDA düzeyi azalırken, GPx, GST, SOD aktivitesi artmış ve güçlü negatif korelasyon görülmüştür. Doku GST aktivitesi ile doku katalaz aktivitesi arasında güçlü pozitif korelasyon bulunmuştur. Kafeinin bu dozlarda; lipid peroksidasyonunu azaltması, antioksidan enzim aktivitelerini artırması ile oksidatif stresi iyileştirmesi, yapılan araştırmalarında ışığında antioksidan olabileceği görüşünü desteklemektedir. Kafeinin antioksidan olarak uygun dozunun belirlenmesinde, etki mekanizmalarının açığa kavuşturulmasında ileri hayvan ve insan çalışmalarının gerekli olduğunu düşünmekteyiz.

Antioksidan enzimlerMalondialdehit
Canan Yılmaz Demirtaş
Gazi University
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Hipertermik ve hipotermik su sıcaklıklarında yorucu yüzme egzersizi yaptırılan ratlarda l-karnitinin ve termal stresin serbest radikal ve antioksidan düzeylerine etkisi

Bu çalışma, hipotermik ve hipertermik su sıcaklıklarında yorucu yüzme egzersizi yaptırılan ratlarda karnitinin ve termal stresin serbest radikal oluşumu ve antioksidan düzeylerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır.Araştırma 180-220 g. Ağırlığında, 3-4 aylık, 48 adet Spraque Dawley erkek rat üzerinde gerçekleştirilmiştir.Denekler eşit sayıda 8 gruba ayrıldı. Grup 1: 18E (18 oC su sıcaklığında yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6), Grup 2: 28E (28 oC su sıcaklığında yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6), Grup 3: 38E (38 oC su sıcaklığında yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6), Grup 4: KE (18 oC su sıcaklığında Karnitin uygulanan, yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6) Grup 5: 28KE (28 oC su sıcaklığında Karnitin uygulanan, yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6), Grup 6: 38KE (38 oC su sıcaklığında Karnitin uygulanan, yorucu yüzme egzersiz yaptırılan grup) (n=6), Grup 7: 28KS (28 oC Karnitin uygulanan sedanter grup) (n=6), Grup 8: 28S (28 oC Uygulama yapılmayan sedanter grup (n=6). Çalışmada karnitin gruplarına, egzersizden 1-1.5 saat önce 100mg/kg doz halinde intraperitoneal (İ.P) yolla verildi.Egzersiz ve karnitin uygulanan egzersiz gruplarına, başlangıçta ratların uyum sağlaması için 5 gün boyunca 5 dk. süreyle 28 oC'deki su sıcaklığında yüzme egzersizi yaptırıldıktan sonra, 18 oC, 28 oC ve 37 oC derecedeki suda yoruluncaya kadar yorucu yüzme egzersizi uygulandı. Egzersizden hemen sonra tüm gruplardan 5-7 ml kan alındı. Alınan kan örneklerinde SOD, GR, POD ve CAT spektro-fotometrik yöntemle, MDA ise HPLC-FLD yöntemi ile analiz edildi. Çalışmanın istatistiksel analizinde Anova, Duncan ve t -testi kullanıldı.Çalışmanın sonuçlarına göre, MDA Düzeyleri 18KE grubunda 28KE ve 38KE grubuna göre anlamlı olarak artmıştır (P< 0,05). 18E grubunun GR düzeyleri 18KE grubuna göre anlamlı şekilde artarken (p< 0,05), POD düzeyleri anlamlı şekilde azalmıştır (P<0,05,). 28KE grubunun POD düzeyleri 28E grubuna göre önemli şekilde yüksek iken (p< 0,05), 38KE grubunu SOD düzeyleri, 38E grubuna göre önemli şekilde büyüktür (P<0,05). SOD, POD, CAT, düzeyleri 28S Grubunda, 28KS grubuna göre anlamlı olarak azalmıştır (sırasıyla; P< 0,01, P< 0,01, P< 0,05) 28E grubunun serum SOD düzeyleri 28S grubun SOD düzeylerine göre anlamlı olarak artmıştır (P< 0,001).Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular hipotermik koşullarda oksidatif stresin arttığı ve L-Karnitinin serbest radikal oluşumunu hipotermik koşullarda engelleyemediğini gösterirken, aynı zamanda termal stres altında antioksidan aktiviteyide artırdığı görülmüştür. Termal stres altında L-Karnitin takviyesi antioksidan etki göstererek sportif çalışmalarda faydalı olabilir.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarEgzersiz+7
Elif Şıktar
Gazi University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Doku kültüründe yetiştirilen Alyssum corsicum (Brassicaceae) bitkisinde nikel birikiminin belirlenmesi ve moleküler analizi

A. corsicum, yeni bir teknoloji olan bitkisel arıtım çalışmalarında ağır metallerden özellikle nikelin çevreden temizliği ve geri kazanılmasında kullanılmaya aday bir bitki olarak önem kazanmaktadır. Bu araştırmada A. corsicum bitkisi doku kültürü şartlarında 0.01 mM, 0.04 mM, 0.2 mM nikel derişimleri varlığında yetiştirilmiştir. Bitkinin nikel biriktirme potansiyeli ve metal içeriğindeki değişim X ışını floresans spektroskopisi (XRF) ile belirlenmiştir. Ayrıca bitkinin gövde alt ve üst yaprak yüzeylerinde Fe, Mg, Ca, Ni metallerinin oranları ve oluşan morfolojik değişimler taramalı elektron mikroskobu-enerji dağılımlı X ışını analizi (SEM-EDX) ile belirlenmiştir. Bitkinin nikel metalini köklerden (499.7 µg/g) çok gövdesinde (932,5 µg/g) biriktirdiği ve nikel metalinin artan derişimleri ile birlikte yaprak tüyü yoğunluğu ve yapısında değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Değişiklikler yaprak tüy uçlarında kıvrılmalar, yer yer yaprak tüylerinin dinamik ve çıkıntılı yapısını kaybetmesi olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca yaprak tüy merkezlerinin değişik şekiller oluşturduğu ve bunların üzerlerinde düzensiz çıkıntıların oluştuğu gözlenmiştir. Bitki gövde ve köklerinde yapılan antioksidant enzim analizinde gövde ve köklerdeki katalaz ve glutatyon reduktaz enzim aktivitesinin 0.01 mM nikel derişiminde belirgin bir artış gösterdiği daha sonra düştüğü, askorbat peroksidazın ise gövde ve kökteki aktivitesinin sadece 0.04 mM nikel derişiminde belirgin bir artış gösterdiği diğer derişimlerde ise aktivitenin değişken olduğu gözlenmiştir. Bitkinin toplam yaprak proteinlerinin sodyum dodesil sülfat poliakrilamid jel elektroforezi (SDS-PAGE) ile incelenmesi sonucu RuBisCo proteinine ait 49 kDa ve 14 kDa ağırlığında iki temel bant ve 45 kDa ve 18.4 kDa arasında dağılan çok sayıda küçük bantlar tespit edilmiştir. Bitkilere ait protein bant desenlerinin tüm nikel derişimleri için aynı olduğu ve bantların yoğunluk ya da hareket bakımından kontrolden fark göstermediği görülmüştür. Rastgele çoğaltılmış polimorfik DNA-Polimeraz zincir reaksiyonu (RAPD-PZR) işleminde denenen primerlerle 1000 bp-300bp arasında değişen bantlar elde edilmiştir. OPW10, OPB10, OPA17 primerleri ile yapılan çoğaltmalarda bant farklılıkları görülmezken, OPO04 ve B7 primerleri ile elde edilen RAPD profillerinde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır. 0.2 mM nikel derişimi uygulaması ile bitkide farklı ifade edilen genler bulunmuş ve bunların dizi analizleri yapılmıştır. 0,2 mM nikel uygulanan bitkide bulunmadığı gözlenen, farklı ifade edilen gen dizisilerinden birisi Arabidopsis thaliana 1. kromozom dizisinin BAC T24P13 kısmına ait genomik dizisi ile %93 benzerdir. Nikel uygulanan bitkide ortaya çıkan farklı ifade olmuş bir gen dizisi ise Arabidopsis thaliana Lhca2 protein (Lhca2) mRNA' sı ile %99 benzedir. Nikel uygulanan bitkide ifadesi azalan bir gen dizisinin Lobularia maritima kloroplast DNA' sı, tamamlanmış dizisi ile %99 benzer olduğu görülmüştür.

AlyssumAntioksidan enzimlerNikel+1
Seniha Selcen Babaoğlu Aydaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastalarda paraoksonaz 1 L/M 55 ve Q/R 192 polimorfizmlerinin paraoksonaz 1 ve antioksidan enzim aktiviteleri ile lipid düzeyleri üzerine etkileri

Paraoksonaz 1 (PON 1), HDL üzerinde yer alan ve antioksidan özellikleri nedeni ile LDL'leri oksidasyona karşı koruyucu fonksiyonu olan bir enzimdir. Enzimin; PON 1 geninin kodlayan bölgesinde 55. konumdaki lösinin metiyonin ile (L/M 55) ve 192. konumdaki glutaminin arjinin ile (Q/R 192) yer değiştirmesi sonucu oluşan iki polimorfizm mevcuttur. L/M 55 ve Q/R 192; polimorfizmleri PON 1 enziminin paraoksonaz aktivitesi ve antioksidatif fonksiyonunda değişikliklere neden olurlar. Diyabette PON 1 enzim aktivitesin,n azalması ile diyabet komplikasyonlarının gelişmesi arasında önemli ilişkilerin olduğu bildirilmektedir.Çalışmada, 102 sağlıklı birey (57 kadın/45 erkek, kontrol) ve 200 tip 2 diyabet hastasında (115 kadın/85 erkek, DM) PON 1 L/M 55 ve Q/R 192 polimorfizmlerinin dağılımı ve bu polimorfizmlerin PON 1, SOD, CAT, GSH-Px, lipid peroksidasyonu ve lipid profili üzerine etkilerine bakıldı.PON 1; L/M 55 ve Q/R 192 genotip tayini, PZR, RFLP ve agaroz jel elektroforezi yöntemleri ile yapıldı ve genotip dağılımlarında ve allel sıklıklarında kontrol ile DM grubu arasında önemli bir farklılık görülmedi (p>0.05). Serum PON 1 paraoksonaz aktivitesi; DM grubunda kontrol grubuna göre düşük olmakla beraber bu düşüş istatistiksel olarak önemli değildir (p>0.05). Her iki grupta en yüksek paraoksonaz aktivitesi LL ve RR genotiplerinde, orta düzeyde aktivite LM ve QR genotiplerinde, en düşük değerler QQ ve MM genotiplerinde görüldü.DM grubunda kontrol grubuna göre eritrosit CAT aktivitesi (p<0.05) ve GSH-Px aktivitesi (p<0.01) düşük bulunurken eritrosit SOD aktivitelerindeki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05), Lipid peroksidasyonunun göstergesi olan MDA, DM grubunda anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.001).İki grup arasında HDL-kolesterol düzeylerinde önemli bir fark görülmezken, LDL-kolesterol, kolesterol ve trigliserid düzeyleri; DM grubunda anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.001). Kontrol grubunda R ve M allel varlığı; DM grubunda ise Q ve M allel varlığı daha yüksek aterojenik lipid profiline eşlik etmiştir.Sonuç olarak, PON 1 L/M 55 ve Q/R 192 polimorfizmlerinin paraoksonaz aktivitesinde önemli değişikliklere neden olduğu bulunmuş fakat bu polimorfizmlerin tip 2 diyabet gelişme riski ve diyabette görülen oksidan-antioksidan sistemindeki değişiklikler üzerine doğrudan bir etkisi bulunmamıştır. PON 1 enziminin tip 2 diyabet üzerine etkisinin daha iyi aydınlatılabilmesi için kodlayan bölgedeki bu polimorfizmlere ek olarak enzimin aktivitesi ve antioksidan fonksiyonunda rolleri olduğu bildirilen promotör bölgesindeki 5 polimorfizmin, ayrıca antioksidan fonksiyona sahip aynı ailenin diğer üyeleri olan PON 2 ve PON 3 enzimlerinin birlikte incelenmesinin de yararlı olacağı düşünülmektedir.

Antioksidan enzimlerDiabetes mellitus-tip 2Lipidler+1
Muhittin Önderci
Fırat University · Institute of Health Sciences
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda farklı dozlarda uygulanan çinkonun çeşitli dokularda oksidan-antioksidan sisteme etkileri

Çalısmamızda çinkonun oksidatif stres yoklugunda doza baglı olarak rat karaciger, böbrek ve beyin dokularında oksidan-antioksidan sistem üzerine etkilerini ve histolojik bulguları inceledik. 49 saglıklı rat 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna sadece standart rat diyeti, düsük doz çinko grubuna ilaveten 3 mg/kg oral çinko sülfat, orta doz çinko grubuna ilaveten 12 mg/kg oral çinko sülfat ve yüksek doz çinko grubuna ilaveten 25 mg/kg çinko sülfat 13 gün boyunca uygulanmıstır. 13 gün sonra ratlar sakrifiye edildi ve beyin, böbrek ve karaciger dokuları ayrıldı. MDA, AOPP, SOD, GPx, GR düzeyleri ölçüldü. Karaciger dokusunda kontrolle karsılastırıldıgında düsük ve yüksek doz çinko uygulamasında MDA düzeyi artmıs, çinko uygulanan tüm gruplarda AOPP düzeyi azalmıs, SOD ile GSH-Px aktiviteleri artmıs, GST aktivitesi azalmıs ve orta doz çinko uygulamasında GR aktivitesi artmıs olarak bulunmustur (p<0,05). Böbrek dokusunda kontrolle karsılastırıldıgında düsük çinko uygulamasında AOPP düzeyi azalmıs, yüksek doz çinko uygulamasında artmıs, orta ve yüksek doz çinko uygulamasında SOD aktivitesi azalmıs, çinko uygulanan tüm gruplarda GR aktivitesi artmıs olarak bulunmustur (p<0,05). MDA düzeyi ile GSH-Px ve GST aktiviteleri çinko uygulanan tüm gruplarda kontrole göre anlamlı degisiklik göstermemistir. Beyin dokusunda kontrolle karsılastırıldıgında çinko uygulanan tüm gruplarda AOPP düzeyi ile GSH-Px ve GR aktiviteleri azalmıs, orta doz çinko uygulamasında SOD aktivitesi artmıs, düsük doz çinko uygulamasında GST azalmıs olarak bulunmustur (p<0,05). MDA düzeyi çinko uygulanan tüm gruplarda kontrole göre anlamlı degisiklik göstermemistir. Sonuçlarımıza göre, kısa sürede çinko uygulamasının hem antioksidan hem de oksidan etkileri nedeniyle ve bu etkilerin dokudan dokuya degisebilmesinden dolayı çinko preparatlarının saglıklı insanlarda daha dikkatli kullanılması gerektigini düsünmekteyiz.

Antioksidan enzimlerMalondialdehitÇinko
Özlem Özbaş Demirel
Gazi University
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diabetes mellitusta insülin ile tiroid hormonlarının antioksidan enzimler ve lipid peroksidasyon ürünleri üzerine etkileri

Çalısmamızda, tiroidektomi yapılan ve streptozotosin (stz) ile kimyasal olarak diyabet olusturulan ratların böbrek dokularında lipid peroksidasyon ürünleri (MDA ve FOX) ve süperoksitdismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GPx) gibi antioksidan enzimlerde meydana gelen degisiklikler ve insülinin bu degisiklikler üzerindeki düzeltici etkisine tiroid hormonunun olası katkısının olup olmadıgı incelendi. Bes haftalık diyabetik ratların böbrek dokusunda, kontrol grubuna göre MDA aktivitelerini yükseldigi ve FOX aktivitelerinin degismedigi görülmüstür. nsülin tedavisiyle de MDA daki bu degisiklikler normale dönmüstür. Buna karsın, tiroidektomili diyabet olusturulmus rat böbrek dokularının bozulmus MDA düzeyleri ise insülinle kontrol edilememistir. Bunlara ilave olarak insülinle beraber, farklı dozlarda tedavi amaçlı verilmis tiroid hormon düzeyleriyle de serbest radikal seviyeleri kontrol edilememistir. Bu nedenle, sonuçlar insülinin diyabette bozulan serbest radikal düzeylerini düzeltici etkisinde tiroid hormonlarının olası bir rolünün olmadıgını düsündürmektedir. Çalısmamızda bes haftalık diyabetik ratların böbrek dokusunda SOD aktivitesi diyabetik grupta kontrol grubuna göre anlamlı olarak degismedigi, GPx aktivitesi ise diyabetik grupta kontrol grubuna göre anlamlı sekilde artmıs oldugu görülmüstür. GPx enzim aktivitesindeki degisiklikler gruplar arasında belirgin farklılıklar göstermemektedir. Bu nedenle sonuçlar, diyabette bozulmus antioksidan enzim aktivitesinin insülinle regüle edilmesinde tiroid hormonlarının olası rolünün böbrekte (karaciger ve kalptekinin aksine) görülmemesinin nedeninin büyük bir olasılıkla diyabetin süresiyle ilintili olabilecegini düsündürmektedir.

Antioksidan enzimlerDiabetes mellitus-deneyselOksidatif stres+2
Sibel Çiğdem Öztürk
Gazi University
2007
00
Master'sOpen AccessEN

Effect of co-administration of caffeine and cotinine on antioxidant enzyme activities of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss)

Caffeine is found in coffee, tea, and cacao. Cotinine is a metabolite of nicotine. Nicotine is found in tobacco. We are exposed to both of these chemicals in our daily lives. The effects of these chemicals have not been well known in fish. In this study, our aim was to determine the effect of caffeine and cotinine on glutathione S-transferase (GST), catalase (CAT), glutathione peroxidase and glutathione reductase (GR) activities in rainbow trout (Oncorhynchus mykiss). For this purpose, 48 fish were taken from fish farm and they were treated with individually or in combinations of 50 µg/L of caffeine and cotinine for 48 hours. Fish were separed according to gender. Livers were taken and cytosols were prepared from each liver tissues. GST activities of male cotinine treatment and co-administration groups were significantly different from the fish in the male control group. Catalase activities of male fish treated with caffeine was significantly different from the male co-administration group. Glutathione peroxidase activities of male fish treated with cotinine was significantly different from the male control group. These was no significant difference in female groups in these measured activities. There was no significant difference in the glutathione reductase activities in male and female groups. The results of this study indicated that caffeine and cotinine modified some of the antioxidant enzyme activities in male fish. However, they did not alter any of the measured enzyme activities in female fish. It is clear that there is a gender difference in respose to these chemicals at this dose in acute study in fish.

Antioxidant enzymesFishesCotinine+2
Darya Shorsh Hamad Bokır
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ayçiçeği bitkisinde (Helianthus annuus L.) kombine uygulanan borik asit ve sıcaklık stresinin bazı ekolojik parametreler, antioksidan enzimler ve gen ifadeleri üzerine etkisi

Değişen iklim koşulları özellikle bitkilerin ekolojik, fizyolojik ve moleküler düzeydeki metabolik faaliyetleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturmakta; bitki verimi, kalitesi ve üretimini olumsuz yönde etkilemektedir. Sıcaklığın yanı sıra bitkilerde abiyotik strese sebep olan bir diğer faktör ise toprakta bulunan makro ve mikro besin elementlerinin miktarlarıdır. Mikro besin elementleri içerisinde yer alan bor elementi, bitkilerin en fazla tepki gösterdiği elementler arasındadır. Bor elementi, bitkide zar geçirgenliği, kök büyümesi, nükleik asit ve ATP sentezi gibi önemli metabolik olaylarda etkilidir. Borun bitkiler üzerindeki bu etkileri, başka bir abiyotik stres faktörünün etkisini inhibe ya da teşvik edebileceğini düşündürmektedir. Bu çalışmada sıcaklık ve bor uygulamasının hem ayrı ayrı hem de kombine etkileri araştırılmıştır. 15, 25 ve 40°C'de yetiştirilen, 10 mM ve 25 mM borik asit uygulanan ayçiçeği bitkisinde kök ve gövde uzunluğu, kök ve gövde yaş-kuru ağırlığı, kök ve gövde biyokütlesi, borik asit tolerans indeksi, lipit peroksidasyonu, toplam protein miktarı, SOD, CAT, APX enzim aktiviteleri ve bu enzimlerin gen ekspresyon seviyelerindeki değişimleri belirlenmiştir. Sonuç olarak 25 ve 40°C'deki örneklerin artan borik asit konsantrasyonuna bağlı olarak kök ve gövdeye ait ekolojik parametrelerde azalmanın olduğu 15°C'deki örneklerde ise literatürde yer alan düşük sıcaklıkla ilgili çalışmaların aksine kök ve gövdeye ait ekolojik parametrelerin olumlu etkilendiği ve artış gösterdiği tespit edilmiştir. 40°C'deki kök ve yaprak örneklerinin antioksidan enzim aktiviteleri ve mRNA seviyelerinin arttığı belirlenmiştir. 15°C'de ise antioksidan enzim aktiviteleri ve mRNA seviyelerinin kök örneklerinde arttığı, yaprak örneklerinde azaldığı tespit edilmiştir. Ekolojik parametreler incelendiğinde düşük sıcaklıkta yüksek bor uygulamasının ilginç bir şekilde bitki büyümesini teşvik ettiği, antioksidan enzim aktiviteleri ve mRNA ekspresyon seviyeleri incelendiğinde ise bitkinin düşük sıcaklığı tolere etmesinde oldukça etkili olduğu ortaya konmuştur.

Antioksidan enzimlerAyçiçeği
Fadime Donbaloğlu Bozca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun ve bakır uygulamasının Cucurbita moschata Duch.'nın bazı ekofizyolojik parametreleri ve antioksidan savunma sistemi üzerine etkileri

Jeolojik etmenler, antropojenik faaliyetler, madencilik ve tarımsal uygulamalar tüm dünyada önemli bir ekolojik bir sorun haline gelen ağır metal kirliliğine sebep olmaktadır. Sesil doğaları gereği bu abiyotik stresten en fazla bitkiler etkilenmektedir. Ağır metal stresine maruz kalan bitkilerin ürünlerinde kalite kaybı ve verimliliklerinde azalma görülmektedir. Bu nedenle bitkiler, ağır metallerle kontamine olmuş topraklarda yaşayabilmek için ekolojik, fizyolojik ve moleküler düzeyde çeşitli mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, iki farklı konsantrasyonda kurşun (25 mM ve 50 mM) ve bakır (50 mM ve 100 mM) uygulamalarının bal kabağı bitkisi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Kurşun ve bakıra maruz bırakılan bal kabağı örneklerinde kök ve gövde uzunluğu, kök ve gövde yaş-kuru ağırlığı, kök ve gövde biyokütlesi, kurşun ve bakır tolerans indeksi, klorofil a, b ve toplam klorofil miktarı, lipid peroksidasyonu, toplam protein miktarı, SOD, CAT, APX enzim aktiviteleri ve bu enzimlerin gen ekspresyon seviyelerindeki değişimler belirlenmiştir. Sonuç olarak, kurşun ve bakır stresinin bal kabağında gövdeye ait ekolojik parametreleri olumlu, köke ait ekolojik parametreleri ise negatif şekilde etkilediği belirlenmiştir. Her iki metal uygulamasının da klorofil a, b ve toplam klorofil miktarlarını artırdığı ancak sadece yüksek konsantrasyonlarda metal uygulamalarının (50 mM Pb ve 100 mM Cu) MDA içeriğini artırdığı tespit edilmiştir. Kurşun ve bakır uygulanan tüm deney gruplarında SOD ve CAT enzimlerinin aktivitelerinin ve gen ifadelerinin artış gösterdiği, APX aktivitesinin ve gen ifadesinin ise 50 mM Pb ve 100 mM Cu konsantrasyonlarında arttığı tespit edilmiştir. Elde edilen ekolojik, fizyolojik ve moleküler parametreler incelendiğinde bal kabağı bitkisinin yüksek bir antioksidan savunma gücüne sahip olduğu, uygulanan kurşun ve bakır konsantrasyonlarına ise oldukça yüksek bir tolerans gösterdiği ortaya konmuştur.

Antioksidan enzimler
Kübra Sevgi
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresine maruz bırakılan Helianthus annuus L. ve Brassica napus L.'ta sükroz uygulamasının antioksidan savunma sistemi, prolin içerikleri ve büyüme parametreleri üzerine etkisi

Tuz stresi, bitkilerin büyümesini ve mahsul verimliliğini sınırlayarak dünya çapında her geçen gün artan bir tehdit haline gelmektedir. Küresel bir sorun olan tuzluluk, bitkilerin ozmotik ve iyonik dengelerini bozarak nihayetinde bitkinin ölümüyle sonuçlanabilen ozmotik stres, iyonik stres ve besin dengesizliklerine yol açmaktadır. Bitkiler, tuzun zararlı etkileriyle başa çıkmak için tuza tolerans düzeylerini artırabilen ekolojik, fizyolojik ve moleküler mekanizmalarını harekete geçirmektedir. Bitkilerin tuzluluğa toleranslarının artırılması amacıyla uygulanan sükroz, trehaloz, glisin betain, prolin gibi çeşitli ozmoprotektanların ekzojen takviyeleri de, bitkilerde tuz stresinden kaynaklanan olumsuz etkilerin iyileştirilmesinde son derece etkili rol oynamaktadır. Bu çalışmada, iki farklı konsantrasyonda tuz uygulamasının (75 ve 150 mM NaCl) ve bu konsantrasyonlarla birlikte uygulanan ekzojen sükrozun (75 mM NaCl+Sükroz ve 150 mM NaCl+Sükroz) ayçiçeği ve kanola bitkileri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Tuz ve ekzojen sükroz uygulanan ayçiçeği ve kanola bitkilerinin kök ve gövde uzunlukları, kök ve gövde yaş-kuru ağırlıkları, kök ve gövde biyokütleleri, tolerans indeksleri, klorofil miktarları, lipid peroksidasyonları, prolin içerikleri, toplam protein miktarları, SOD, CAT, APX enzim aktiviteleri ve antioksidanların gen ekspresyon seviyesindeki değişimleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, tuz stresinin her iki bitki türünde de büyüme parametrelerini olumsuz etkilediği, klorofil miktarlarını azalttığı, MDA, prolin ve toplam protein miktarlarını ise artan tuz konsantrasyonuna bağlı olarak artırdığı belirlenmiştir. Tuz uygulanan ayçiçeği ve kanola örneklerinde kontrole göre SOD aktivitesinin arttığı, CAT aktivitesinin azaldığı, APX aktivitesinin ise önemli bir değişime uğramadığı tespit edilmiştir. Antioksidanlara ait P5CS, SOD-Mn ve APX gen ifadelerinin arttığı, CAT gen ifadesinin ise anlamlı düzeyde değişmediği kaydedilmiştir. Ayçiçeği ve kanola bitkilerine uygulanan ekzojen sükroz takviyesinin ise, tuz stresine maruz kalan örneklerin ekolojik parametrelerini iyileştirdiği, klorofil miktarlarını artırdığı, MDA, prolin ve toplam protein miktarlarını ise azalttığı tespit edilmiştir. Ekzojen sükroz uygulamasının, sadece tuz uygulanan örneklere kıyasla bitkilerin SOD aktivitesini azaltırken, CAT ve APX aktivitelerini artırdığı gözlenmiştir. Tuz stresi altında sükrozun, ayçiçeğinde antioksidanlara ait gen ifadelerini farklı şekilde etkilerken, kanolada antioksidanların mRNA ekspresyon seviyelerini artırdığı saptanmıştır. Bitkilerin tuzluluğa gösterdikleri toleranslar çok farklı olmasa da ayçiçeğinde büyümeye bağlı tuz toleransının nispeten kanoladan daha fazla olduğu gözlenmiştir. Ekzojen sükrozun da tuz toleransını ayçiçeğinde kanolaya göre daha fazla artırdığı ortaya konmuştur. Ekofizyolojik ve moleküler düzeyde elde edilen sonuçlar doğrultusunda, ekzojen sükrozun hem ayçiçeği hem de kanolada tuz stresinin olumsuz etkilerini hafifleterek iyileştirici bir etki oluşturduğu tespit edilmiştir.

Antioksidan enzimlerAyçiçeğiKanola
Büşra Sevgi
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon tetraklorür (CCl4) ile oluşturulan deneysel karaciğer hasarında nar (Punica granatum) ve üzüm (Vitis vinifera) meyvelerinin koruyucu etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, sıçanlarda, karbon tetraklorürle (CCl4) oluşturulan akut karaciğer hasarında, nar suyu, üzüm suyu ve üzüm çekirdeği ekstresinin karaciğer, beyin ve böbrek dokularında koruyucu etkisinin araştırılması amaçlandı

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarKaraciğer hastalıkları
Mihdiye Pirinççioğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kuraklığa hassas ve dayanıklı mısır çeşitlerinde alfa lipoik asit ön muamelesinin kuraklık toleransı üzerine etkisi

Kuraklığa maruz bırakılan iki farklı mısır (Zea mays L.) çeşidinde (Akpınar; hassas ve Helen; dayanıklı), Alfa Lipoik Asit (ALA) ön muamelesinin yaprak su potansiyeli, nispi su içeriği, kuru ağırlık, lipid peroksidasyonu, hidrojen peroksit içeriği (H2O2), guaiakol peroksidaz (GPX), catalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD), askorbat peroksidaz (APX), glutatyon redüktaz (GR), monodehidroaskorbat redüktaz (MDHAR) gibi antioksidan enzim aktiviteleri üzerine etkisi araştırıldı. Yapılan analizler sonucunda, kuraklık stresinin lipid peroksidasyonunu, hidrojen peroksit içeriğini, SOD, GPX, APX ve GR aktivitelerini arttırdığı, yaprak su potansiyelini, nispi su içeriğini, yaprak kuru ağırlığını azalttığı belirlendi. Kuraklık stresi altında ALA ön uygulamasının, lipid peroksidasyonunu ve H2O2 içeriğini azalttığı, SOD, GPX, MDHAR ve GR aktivitelerini artırdığı, yaprak su potansiyeli, nispi su içeriği ve yaprak kuru ağırlığındaki azalmayı engellediği bulundu. Elde edilen verilere göre, ön ALA uygulaması ile kuraklık stresinin olumsuz etkisinin azaltılabileceği sonucuna varıldı.

Antioksidan enzimler
Funda Gül Güven
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00

Related subjects