Arthroscopy

51 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Artroskopik omuz cerrahisi yapılan hastalarda biseps tendon patolojilerinin klinik ve radyolojik etkinliği

Amaç: Bu çalışmanın amacı, artroskopik cerrahi yöntem ile ameliyat edilen hastalardaki biseps tendon patolojilerine bağlı yapılan tenotominin ağrı ve fonksiyonel sonuçlar üzerine etkisinin araştırılması ve manyetik rezonans görüntülemenin (MRG) güvenilirliğinin belirlenmesidir. Materyal ve Metod: Bu çalışmada, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2022-2023 tarihleri arasında artroskopik omuz cerrahisi yapılan ve kontrollerde takip edilen 41 hastanın ameliyat sonrası omuz fonksiyonları incelendi. Hastalar izole tendiniti olan ve olmayan olarak iki gruba ayrıldı; gruplar tenotomi yapılan ve yapılmayan olarak iki gruba daha ayrıldı. Toplamda 23 hastaya biseps tenotomisi uygulanırken, 18 hastaya tenotomi uygulanmadı. Hastaların MRG bilgileri, sosyo-demografik bilgileri (sosyo-demografik form), omuz eklem hareket açıklıkları, ağrı durumu vizüel analog skala (VAS) skoru ile, fonksiyonel durumu Amerikan Omuz ve Dirsek Cerrahları skoru (ASES), Constant skoru, omuz ağrı ve disabilite indeksi (SPADI), kol-omuz-el sorunları anketi (DASH), Oxford omuz skoru ile; sağlık durumu sağlık ölçütü anketi (SF-36) ile hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrası 2.aydaki kontrolleri yapılarak kayda alındı. Biseps tenotomisi yapılan hastalarda ameliyat sonrası Popeye bulgusunun gelişip gelişmediği değerlendirildi. Ameliyat öncesi MRG ile ameliyat sırasında artroskopi görüntüleri karşılaştırılarak MRG'nin güvenilirliği değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 41 hastadan 15'i erkek, 26'sı kadındı. Ortalama yaş 53,29'du ve 26 hasta sağ koldan 15 hasta sol koldan ameliyat edildi. Tüm gruplarda cinsiyet ve ameliyat tarafı açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmedi (p>0,05). 15 hastada MRG uyumlu değildi ve 15 hastada ameliyat sonrası Popeye deformitesi gelişti. İzole tendinti mevcut olan grupta tenotomi yapılanların, tenotomi yapılmayanlara göre istatiksel olarak VAS ve SPADI indeksinde anlamlı düzelme görüldü (p<0,05). Tüm gruplarda kendi içinde bakıldığında, omuz ağrısı ve fonksiyonları açısından ameliyat sonrasında istatiksel olarak anlamlı bir düzelme saptandı (p<0,05). Sonuç: İzole tendiniti olan ve biseps tenotomisi yapılan hastaların; ağrı ve fonksiyonel açıdan iyileşmeleri tenotomi yapılmayan hastalara göre daha üstün olduğu saptandı. MRG'nin %36,58 hastada biseps tendinitini atladığı ve güvenilirliğinin düşük olduğu görüldü. Anahtar Kelime: Biseps Tendonu, Biseps Tendiniti, Biseps Tenotomi, MRG, omuz artroskopisi

ArtroskopiOmuzOmuz eklemi+3
Ömercan Sepetci
Harran University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Femoroasetabular impingement sendromlu hastalarda artroskopik cerrahi sonrası fizyoterapi ve rehabilitasyon programının etkinliği

Bu çalışma, Femoroasetabular İmpingement Sendromu(FAİ)olan hastaları ağrı,kas kuvveti, eklem hareket açıklığı ve kalça fonksiyonları yönünden değerlendirmek ve bu hastalar için kalça artroskopisi sonrası fizyoterapi ve rehabilitasyon programının etkinliğini objektif olarak belirlemek amacıyla toplam 24 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir. FAİ tanısı ile artroskopik cerrahi işlem uygulanmış hastalar, basit rasgele yöntemle Tedavi Grubu ve Ev Programı Grubu olmak üzere 12'şer kişilik iki gruba ayrılmıştır. Tedavi Grubu'ndaki hastaların 4'ü kadın, 8'i erkek olup yaş ortalamaları 39,25±8,05 yıldır(32-54yıl).Ev Programı Grubu'ndaki hastaların 6'sı kadın, 6'sı erkek olup yaş ortalamaları 36,33±7,46 yıldır(24-51 yıl).Her iki gruba aynı ev egzersiz programı verilmiş, Tedavi Grubu'na ek olarak haftada 2 gün 6 hafta süreyle fizyoterapist tarafından aktif rehabilitasyon uygulanmıştır. Tüm hastalar, cerrahi öncesinde ve cerrahi sonrası 6. hafta ve 6. ay takiplerinde, ağrı, normal eklem hareketleri, kas kuvveti, kas kısalıkları ve kalça fonksiyonları açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar hem grup içi, hem de gruplar arası karşılaştırılmıştır.Cerrahi sonrası 6. ayda yapılan değerlendirmede cerrahi öncesi döneme göre, her iki grubun tüm parametreler açısından gelişme gösterdiği (p<0,01), ancak cerrahi sonrası 6. haftada yapılan değerlendirmede sadece Tedavi Grubunda ağrı, NEH (kalça abdüksiyonu ve addüksiyonu)ve Harris Kalça Skoru'na göre kalça fonksiyonlarının gelişme gösterdiği bulunmuştur (p<0,05;p<0,01). Cerrahi sonrası 6. haftada, Tedavi Grubunun Ev Programı Grubu'na göre gece ağrısı(p<0,01), kalça fleksiyon ve abdüksiyon eklem hareket açıklıkları(p<0,05), kalça fleksör, iç ve dış rotatör kas kuvvetleri (p<0,05;p<0,01) ve Harris Kalça Skoru'na göre kalça fonksiyon(p<0,01)değerleri daha iyi bulunmuştur. Cerrahi sonrası 6. ayda Tedavi Grubu'ndaki hastaların ağrı düzeylerinde (p<0,05;p<0,01), kalça iç ve dış rotasyon hareket açıklıklarında(p<0,05)ve kalça fleksör, ekstansör, abdüktör, addüktör ve dış rotatörlerin kas kuvvetinde (p<0,05;p<0,01)Ev Programı Grubu'na göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca grup içi karşılaştırmalarda 4 parametre için en anlamlı gelişmelerin cerrahi sonrası 6. hafta ile 6. ay arasında ortaya çıktığı görülmüştür. Elde edilen bu sonuçlara göre, fizyoterapist tarafından uygulanan rehabilitasyon programının ev egzersiz programına eklenmesinin, bu hastaların ağrı, NEH, kas kuvveti ve fonksiyonel sonuçları üzerinde hem kısa, hem de uzun dönemde daha etkili olduğu kanıtlamıştır.Gelişmelerin 6. haftadan sonra başlaması ve en çok 6. ayda açığa çıkması da, bu hastaların sadece erken dönemde değil, ara veya geç dönemde de fizyoterapist eşliğinde aktif rehabilitasyon programına alınmalarının önemini ortaya koymuştur. Ancak, hastaların daha detaylı olarak değerlendirildiği, daha fazla sayıda ara değerlendirmelerin yapılarak daha uzun takipli, geniş örnekleme sahip randomize kontrollü ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Femoro asetabular İmpingement Sendromu, Kalça Fonksiyonları, Femoroasetabular Sıkışma Sendromu, Kalça Egzersizleri, Postoperatif Rehabilitasyon

ArtroskopiFizik tedaviKalça+3
İpek İkiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Latarjet prosedüründe kullanılan fiksasyon tekniklerinin dayanıklığının biyomekanik test sonuçlarının karşılaştırılması - Kadavra çalışması

Latarjet Prosedüründe Kullanılan Fiksasyon Tekniklerinin Dayanıklığının Biyomekanik Test Sonuçlarının Karşılaştırılması – Kadavra Çalışması, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Ve Travmatoloji Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Ankara, 2019. Omuz çıkıkları ortopedi ve travmatoloji pratiğinde sıkça karşılaşılan sorunlardan biridir. Tekrarlayan omuz çıkıklarının tedavisinde kapsülolabral onarımlar başarısız olduğunda ve glenoidde kemik defekti oluştuğunda Latarjet prosedürü uygulanmaktadır. Artroskopik Latarjet prosedüründe korakoid fiksasyonu için vida kullanılması literatürde sıkça ele alınmıştır. Korakoid fiksasyonu için endobutton (düğme dikiş) kullanımı tarif edilse de, literatürde bu fiksasyonun biyomekanik dayanıklığı ile ilgili az sayıda çalışma vardır. Çalışmamızda Latarjet prosedüründe korakoid fiksasyonu için kullanılan 3.5 mm parsiyel yivli kanüle kortikal vida ile titanyum düğme implantı fiksasyonunun biyomekanik test sonuçları karşılaştırıldı. Çalışmaya 10 kadavranın omuz spesimeni dahil edildi. Örnekler randomize olarak 2 eşit gruba ayrıldı. Korakoid çıkıntıya yapışan konjoint tendon (biseps kasının kısa başı ve korakobrakiyalis kası) korunacak şekilde skapula ve etrafındakı yumuşak dokular, tendon ve kaslar diseksiyon ile uzaklaştırıldı. Her spesimenin glenoid anteroposterior çapı ölçülerek glenoid anteiroinferiorunda glenoidin anterioposterior çapının %25'i büyüklüğünde kemik defekti oluşturuldu. Korakoid çıkıntı testere yardımıyla osteotomize edildi ve glenoid anteriorunda oluşturulan defekte transfer edildi. Birinci gruptaki örnekler 2 adet 3.5 mm parsiyel yivli kanüle kortikal vidalar kullanılarak, ikinci gruptaki örnekler ise titanyum düğme implantı kullanılarak fikse edildi. Tüm örnekler konjoint tendon ve glenoidden asılarak skapula gövdesine göre 45 derecelik anterior ve inferior yönde çekme testine tabi tutuldu. Tendon ve kemik birleşmesindeki kopmalar, vida kırılması, titanyum düğme impantı kopması, fikse edilen korakoid çıkıntı parçasının 5 mm'den fazla ayrışması, korokoid parçasının kırılması gibi sonuçlar fiksasyon başarısızlık ölçütleri olarak kabul edildi. Hiçbir örnekte tendon ve kemik birleşkesinde kopma, vida kırılması ve titanyum düğme impantı yetmezliği saptanmazken korakoidin 5mm'den fazla glenoidden ayrışması ve korakoid çıkıntıda kırılma başarısızlık ölçütleri olarak tespit edildi. Kuvvet uzama grafileri oluşturularak sonuçlar karşılaştırıldı. Vida kullanılan örnekler arasında başarısızlığın görüldüğü maksimum kuvvet değeri 533,93 N, minimum değer ise 102,85 N olarak saptandı. Ortalama değer ise 295,21 N olarak hesaplandı. Vida örnekleri arasında başarısızlık görüldüğü ortanca kuvvet değeri ise 257,59 N olduğu saptandı. Düğme dikiş kullanılan örnekler arasında başarısızlığın görüldüğü maksimum kuvvet değeri 270,17 N, minimum değer ise 74,10 N olarak saptandı. Ortalama değer ise 133,23 N olarak hesaplandı. Düğme dikiş örnekleri arasında başarısızlık görüldüğü ortanca kuvvet değeri ise 87,06 N olduğu saptandı. Sonuç olarak vida ile fiksasyonunun titanyum düğme implantına göre biyomekanik olarak daha dayanıklı olduğu gösterildi.

ArtroskopiBiyomekanikFiksasyon+4
Yasin Hakhverdıyev
Hacettepe University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Artroskopik menisküs tamiri sonrası uygulanan telerehabilitasyon yöntemlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, artroskopik menisküs tamiri geçirmiş hastalarda iki farklı telerehabilitasyon yönteminin etkinliğinin birbiriyle ve konvansiyonel rehabilitasyonla karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya dahil edilen 50 hasta senkronize telerehabilitasyon (ST), asenkronize telerehabilitasyon (AT) ve konvansiyonel telerehabilitasyon (KR) olmak üzere üç gruba randomize edildi. ST grubundaki hastalara 10-14. Günden itibaren 4 hafta, haftada 2 gün fizyoterapist ile video görüşmesi yoluyla, KR grubundaki hastalara 10-14. Günden itibaren, 4 hafta boyunca, haftada 2 gün hastanede fizyoterapist eşliğinde rehabilitasyon uygulandı. AT grubundaki hastalar ise postoperatif ilk günden itibaren mobil uygulama üzerinden sunulan egzersiz programını 6 hafta boyunca kendileri uyguladılar. Her üç grubun kuadriseps ve hamstring kas kuvveti, International Knee Documentation Committee Subjective Knee Form (IKDC) ölçeği ve Patient Reported Outcomes Measurement Information System -29 (PROMIS-29) ölçeği değerlendirmeleri preoperatif dönemde, postoperatif 6 hafta ve 6. Ayda, fleksiyon ve ekstansiyon EHA ve ağrı şiddeti (VAS) ölçümleri ise bu sürelere ek olarak 6 hafta içinde her hafta tekrarlandı. 6 haftalık değerlendirmeleri ST grubunda 14 (ort. yaş: 38,1±7,3), AT grubunda 14 (ort. yaş: 39,1±9,1) ve KR grubunda 14 (ort. yaş: 33,9±11,3) kişi tamamladı. 6 aylık değerlendirmeleri ise ST grubunda 7, AT grubunda 4, KR grubunda ise 5 kişi tamamladı. ST, AT ve KR gruplarının 6. Hafta ve 6. Ay değerlendirmelerinin karşılaştırılmasında hiçbir parametrede istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (p>0.05). Bu sonuçlara göre, artroskopik menisküs tamiri sonrası uygulanan her iki telerehabilitasyon yöntemi de konvansiyonel rehabilitasyona alternatif olarak sunulabilecek etkili tedavi yöntemleridir. Anahtar Kelimeler: Menisküs Tamiri, Telerehabilitasyon, Postoperatif Rehabilitasyon

ArtroskopiFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Burcu Kocabey
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kıkırdak lezyonu bulunan semptomatik medial plika hastalarında artroskopik tedavi sonuçları

Amaç: Semptomatik medial plikası olan ve buna bağlı gelişmiş kıkırdak lezyonu dışında ek patolojisi bulunmayan hastalarda plika tipleri, medial femoral kondil kondropatileri, patella femoral açılar arasındaki ilişkileri ve uyguladığımız artroskopik eksizyonun klinik sonuçları araştırılmıştır Hastalar ve yöntem: Herhangi bir nedenle diz artroskopisi yapılan 111 hastanın 30'unda medial plika saptandı. Kıkırdak lezyonu olan ve ek diz içi patolojisi olmayan 20 hasta çalışmaya alındı. Medial plikası total eksize edilen bu hastaların medial femoral kondil ve patelladaki kıkırdak lezyonları değerlendirildi. Hastalar post operatif 6. aydaki şikâyet dereceleri ve fonksiyonel kapasitelerine göre değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 20 hastada medial femoral kondilde 4(%20) Grade I, 10(%50) Grade II, 5(%25) Grade III kondral dejenerasyon saptandı. Plikalar Dandy sınıflamasına uyarlandığında tip C 7(%35), tip D 9(%45), tip E 4(%20) hastada bulundu. Sulkus açısı %50 hastada 132°'den küçük bulundu. Post operatif kontollerinde %85 çok iyi, %15 iyi sonuç görüldü. Sonuç: Kıkırdak lezyonu eşlik etse de semptomatik medial plikada artroskopik total eksizyon uygulanabilir bir cerrahi tedavidir.

ArtroskopiDizDiz eklemi+4
Ertuğrul Ercan
Demiroğlu Bilim University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Artroskopik cerrahi yapılan rotator cuff hastalarına interaktif online egzersizlerin etkinliğinin incelenmesi

Yaptığımız bu çalışmada rotator manşet yaralanması olan hastaların artroskopik cerrahi onarım sonrası interaktif online egzersiz programının etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya RM tamiri yapılan yaşları 44-65 yıl arası değişen toplam 46 hasta dahil edilmiştir. Hastalar dahil edilme kriterlerine bağlı olarak 2 gruba ayrılmıştır. Tüm hastalara RM tamiri sonrası sarkaç egzersizleri ve ağrı sınırında pasif egzersizler uygulanmıştır. Tüm hastalara 6 haftalık omuz bandajı uygulanmış ve her iki grup da ilk günden itibaren egzersizlere başlanmıştır. Aktif egzersizler tam hareket genişliğinde yapılmaya başladıktan sonra kuvvetlendirme egzersizleri ile devam edilmiştir. Planlanan tedavi süreci haftada 2 gün ve ortalama 50 dakika olmak üzere, her iki grup için de toplamda 24 seans uygulanmıştır. Tedaviye alınan tüm hastalardan öğretilen egzersizleri evde 4 tekrar olacak şekilde yapmaları istenmiştir. İnteraktif hasta grubu için WhatsApp uygulaması üzerinden görüntülü konuşma seansı şeklinde ayarlanmıştır. Hastalara verilen egzersizler hasta dosyasına yazılıp ve sonraki seansta hasta ile tekrar edilerek ev programı kontrol edilmiştir. Her iki grup için de aynı egzersizler uygulanmıştır. Egzersizlerin zorlukları aşamalı olarak artırılmıştır. Egzersiz sonrası hastalara 12 dakikalık buz uygulaması yapılması istenmiştir. Çalışmada hastalar cerrahi öncesi ve cerrahi sonrası 2. hf, 3. ay ve 6. ayın sonunda değerlendirilmiştir. Hastaların ağrı şiddetini belirlemek için Visuel Analog Skala (VAS) ve omuz eklemi normal hareket sınırını belirlemek için gonyometre kullanılmıştır. Ekstremitenin fonksiyonel durumu için Quick-Dash kullanılmıştır. Ayrıca kavrama kuvveti manuel olarak ölçülmüştür. Bu çalışmanın sonunda her iki grupta da RM tamiri sonrası yapılan tüm değerlendirme yöntemlerinin sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde (p<0,05) gelişme gözlenmiştir. Gruplar arasında tedavi etkinliği açısından istatistiksel olarak bir farklılık bulunmamıştır. (p>0,05) Anahtar Kelimeler: Rotator Manşet Tamiri, Fizyoterapi, Telerehabilitasyon, İnteraktif Online Egzersiz

ArtroskopiEgzersizEgzersiz tedavisi+4
Ayşe Çelikel
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Artroskopik omuz cerrahisinde uygulanan rejyonal anestezi uygulamalarımızın değerlendirilmesi

İnterskalen brakiyal pleksus bloğu (ISB), omuz cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif ağrı tedavisinde şu anki altın standarttır. Ancak, özellikle hemidiyafragmatik paralizi riski en önemlisi olmak üzere geniş bir yelpazede komplikasyonlar bu blokla ilişkilendirilmiştir. Tezimizde, interskalen bloğa alternatif olarak anterior supraskapular ve anterior kostoklaviküler düzeylerde yapılan blokların postoperatif analjezi ve hemidiyafragmatik fonksiyonları değerlendirdik ve üç grubu birbiriyle karşılaştırdık. Omuz artroskopisi planlanan 46 hastanın dahil edildiği bu prospektif gözlemcinin kör olduğu çalışmada katılımcılara ISB (n = 15), anterior supraskapular blok (ASB) (n = 15) veya kostoklaviküler brakiyal pleksus bloğu (CCB) (n = 16) yapıldı. Bu çalışmanın birincil amaçları, postoperatif numerik derecelendirme skalası (NRS) ağrı skorunu 1., 2., 6., 12. ve 24. Saatte değerlendirmek ve bloklardan önceki normal solunum sırasında ve bloklardan 30 dakika sonra diyafram ekskürsiyonunu ölçmekti. Cerrahi genel anestezi altında gerçekleştirildi. İlk iki saatlik NRS skorları, ISB grubunda diğer iki gruba göre istatistiksel olarak daha düşüktü (p<0,001), ancak bu fark klinik açıdan anlamlı değildi. 6. saatte üç grup arasında NRS skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. 12 ve 24 saatlik NRS skorları, ASB grubunda ISB grubuna göre istatistiksel olarak daha düşüktü (p<0,05) ve ASB ve CCB grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0,05). İpsilateral diyafram ekskürsiyonu 30 dakika sonra CCB grubunda en iyi şekilde korundu ve diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı fark mevcuttu (p<0,001). ASB grubunda diyafram ekskürsiyonu, ISB grubuna göre istatistiksel olarak daha iyiydi (p<0,001). ISB'ye göre, ASB ve CCB, pulmoner fonksiyona daha az etkisi olan tatmin edici postoperatif analjezi sağlarken diyafram fonksiyonunu korumaktadır. Bu bloklar, omuz artroskopisi için geleneksel ISB'ye alternatif olarak düşünülebilirler.

AnesteziAnestezi-kondüksiyonArtroskopi+7
Burak Taha Sarıoğlan
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz içi eklem patolojilerinin 3 Tesla MRG bulguları ile artroskopi sonuçlarının karşılaştırılması

Çağımızda aktif yaşam ve spor faaliyetlerinin artmasına sekonder sıklıkla yaralanan eklemlerden biri de diz eklemidir. Anterior ve posterior krusiat ligament, menisküs yırtıkları, kıkırdak lezyonları, diz ekleminde en sık karşılaştığımız yaralanma tiplerindendir. Aralık 2005 ? Aralık 2010 tarihleri arasında toplam 161 hastaya ait 170 diz MRG değerlendirilerek altın standart olan artroskopi ile karşılaştırılmıştır. Amacımız 3T MRG'nin diz içi eklem patolojilerinden; meniskal yapıları, kartilaj ve ligamentlerin strüktürel yapılarını değerlendirmedeki etkinliğini göstermektir. MRG bulgularının duyarlılık, özgüllük, pozitif ve negatif tahmini değer ile tutarlılık oranları hesaplanmıştır. Gözlemciler içi, gözlemciler arası ve artroskopi ile yapılan karşılaştırmalarda tutarlılık hesaplamasında kappa istatistikleri kullanılmıştır. Menisküs yırtıklarını saptamada MRG'nin duyarlılığı gözlem 1a, 1b ve gözlem 2 için sırasıyla % 91.3- % 89.8- %79.6 bulunurken, özgüllük oranları sırasıyla % 90.4- % 92.5 ve %88.8 idi. AKL tam kat yırtığını belirlemede için MRG'nin duyarlılığı gözlem 1a, 1b ve gözlem 2 için sırasıyla % 99.3- % 100- %100 bulunurken, özgüllük oranları sırasıyla % 82.6- % 82.6 ve %82.6 idi. Gözlem 1a, gözlem 1b, gözlem 2'nin kondromalazi varlığı açısından yapılan değerlendirmesinde kappa değerleri sırasıyla; 0.429, 0.488, 0.489 ölçülmüş olup orta derecede uyumlu bulunmuştur. Sonuçta; MR görüntüleme menisküs lezyonu ve AKL yırtığı tanısında literatür ile uyumlu olarak yeterli bulunmuştur ancak kıkırdak hasarının teşhisinde yetersiz bulunmuştur. Bu yetersizliğin nedeni, bir çok çalışmada da belirtildiği gibi kıkırdak hasarının tanısında henüz MRG'nin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak kıkırdak fizyolojisinin gösterilmeye başlandığı ileri MR teknikleri ile bu yetersizlikler de giderek azalmaktadır. Anahtar sözcükler: MRG, Artroskopi, Diz, Menisküs, Ligament, Kıkırdak

ArtroskopiDizDiz eklemi+4
Nilay Soydan
Yeditepe University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anterior omuz instabilitesi olan hastalarda artroskopik remplissage prosedürünün omuz eklem hareket açıklığına etkisi

Amaç: Artroskopik Bankart onarımı (ABO) ve artroskopik Bankart onarımına ek replisaj prosedürü uygulanan hastalarda özellikle ABO ve remplisaj uygulanan hastalar açısından opere olan omuzlarda eklem hareket açıklığının etkilenip etkilenmediği tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bunlardan yola çıkarak biz bu çalışmada kliniğimizde ABO ya ek remplisaj prosedürü uyguladığımız hastaların post-operatif dönemde sadece ABO uygulanan hastalara göre eklem hareket açıklıklarının etkilenip etkilenmediğini ve bu hastaların fonksiyonel sonuçlarını değerlendirmeyi daha fazla hasta sayısı ve daha çok kontrol grubu hastası içeren bir çalışma ile açıklığa kavuşturmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: 2017 – 2021 yılları arasında Ankara Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi ve Ankara Şehir Hastanesi'nde anterior omuz instabilitesi nedeni ile artroskopik olarak izole Bankart onarımı yapılan ve yine artroskopik olarak Bankart onarımına ek remplisaj prosedürü uygulanan hastalar çalışmamıza dahil edildi. 1. yıl kontrollerindeki muayene, ölçüm ve skorlama kayıtları alınarak hasta dosyalarında dökumante edildi. Hastaların birinci yıl kontrollerindeki Rowe skorları, eklem hareket açıklıkları demegrafik verileri klinik olarak değerlendirildi. Bulgular: 30 izole artroksopik Bankart onarımı ve 30 artroskopik Bankart onarımına ek olarak remplisaj prosedürü uygulanmış olan toplamda 60 hastanın 60 omzu çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 27.5±5.8 yıl; hastaların %70 i erkekti. Uygulanan prosedürlere göre gruplar arasında yaş ve cinsiyet istatistik olarak farklı değildi ve gruplar homojen dağılmaktaydı. İzole ABO yapılan 30 hastadan 1 tanesinde ameliyat sonrası 2. ayda kendi seviyesinden düşme sonrası opere edilen omuzda tekrar çıkık meydana geldi ve başarısız sonuç olarak kabul edildi. Opere edilen toplam 60 hastanın hiçbirinde yara yeri enfeksiyonu ve cilt problemi oluşmadı. Yine hiçbir hastada nörovasküler hasar izlenmedi. ABO ya ek olarak remplisaj prosedürü uygulanan 30 hastadan 3 tanesinde posterolateral aksesuar portal civarında sertlik ve ağrı ameliyat sonrası 1. yıl kontrollerinde mevcuttu. Hastaların gruplara göre dış rotasyon ölçümleri istatistik anlamlı olarak farklı bulunmuştur. Bankart +Remplissage grubundaki hastaların dış rotasyon ölçümlerinin istatistik anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır. Sadece ABO uygulanan hastalarda sağlam omuza göre dış rotasyon kısıtlılığı mevcuttu fakat bu fark istatiksel olarak anlamlı değildi. Uygulanan prosedürlere göre gruplar arasında iç rotasyon ve Rowe skorları arasında istatistik olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Gruplara göre ileri fleksiyon ve abdüksüyon sonuçları incelendiğinde; Bankart +Remplissage prosedürü uygulanan hasta grubunda, izole Bankart onarımı yapılan gruba göre ölçümlerinin istatistik anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmadı. Sonuç: Uygun cerrahi endikasyon varlığında ABO'ya ek olarak uygulanan remplisaj tekniğiyle tatmin edici klinik sonuçlar alınabilmektedir. Ancak ek remplisaj prosedürü sonrasında tenodez etkisi ve kapsüler hacmin daralmasına bağlı olarak eklem hareket açıklıklarında azalma olup olmayacağı tartışma konusu olmuştur ve bu konuyla alakalı hala fikir birliğine varılamamıştır. Biz de sonuçlarımızda ABO ya ek olarak remplisaj prosedürü uygulanmış hastalar izole ABO uygulanmış hastalarla kıyaslandığında; dış rotasyon, ileri fleksiyon ve abduksiyonda ABO ve remplisaj prosedürü birlikte uygulanan hastalar için istatiksel olarak anlamlı derecede düşük eklem hareket açıklıkları sonucuna ulaştık. Sonuçlarımıza göre iç rotasyon derecelerinde iki yöntem arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptamadık. Fonksiyonel olarak her iki prosedürde de Rowe skorları incelendi ve her iki prosedürde de iyi sonuçlar aldık. Doğru hasta seçimi, uygun endikasyonda uygun tedavi, hasta uyumu ve doğru uygulanacak bir rehabilitasyon programı cerrahi sonrası alınacak sonuçlara doğrudan etki etmektedir. Bu sebeple rehabilitasyon programının doğruluğundan hastanın bunu doğru anlayıp uyguladığından emin olmamız gerekmektedir.

ArtroskopiOmuzOmuz eklemi+2
Umut Öktem
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Artroskopik rotator kılıf tamiri olan bireylerde fasya tekniğinin akut etkilerinin incelenmesi

Çalışmamız artroskopik rotator kılıf tamiri olan bireylerde uygulanan fasya tekniğinin ağrı, eklem hareket açıklığı, üst ekstremite fonksiyonel düzeyi ve hareket korkusu üzerinde olan akut etkilerini incelemek amacıyla planlandı.Çalışmaya artroskopik rotator kılıf tamiri olan 30 gönüllü birey dahil edildi. Bireyler randomize olarak iki gruba ayrıldı. Klasik fizyoterapi grubuna hotpack, enterferansiyel akım ve egzersiz programı uygulanırken, tedavi grubuna klasik fizyoterapi programına ek olarak fasya tekniği haftada 2 seans olmak üzere 2 hafta süreyle uygulandı. Bireylerin ağrı şiddeti Görsel Analog Skala, eklem hareket açıklığı gonyometre, fonksiyon düzeyi SPADI, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği ile tedavi öncesi ve tedavi sonrasında, memnuniyet düzeyleri ise tedavi sonrasında Görsel Analog Skala kullanılarak değerlendirildi. Tedavi öncesi grupların demografik ve klinik özellikleri benzerdi (p>0.05). Tedavi sonrası her iki grubun da ağrı, eklem hareket açıklığı ve üst ekstremite fonksiyonlarında iyileşme görüldü (p<0.05). Tedavi grubundaki iyileşmenin klasik fizyoterapi grubuna göre daha fazla olduğu belirlendi (p<0.05). Bireylerin hareket korkusu düzeylerinde tedavi grubunda azalma bulunurken (p<0.05), gruplar arasında fark olmadığı görüldü (p>0.05). Memnuniyet düzeyi açısından her iki grubun sonuçları benzerdi (p>0.05).Bu çalışma ile artroskopik rotator kılıf tamiri olan bireylerin tedavisinde fasya tekniğinin ağrı, eklem hareket açıklığı ve üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine akut olarak etkili olduğu ve artroskopik rotator kılıf cerrahisi sonrasında rehabilitasyon programına dahil edilmesiyle daha başarılı sonuçlar elde edileceği sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Ağrı, Artroskopik Rotator Kılıf Tamiri, Eklem Hareket Açıklığı, Fasya Tekniği

ArtroskopiAğrıEklem hareket açıklığı+3
Tuğçe Çoban
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Artroskopik transosseoz sistemle rotator manşet onarımı yapılan hastaların klinik ve radyolojik sonuçlarının retrospektif değerlendirilmesi

Bizim çalışmamızdaki transosseoz tamir; mekanik stabiliteyle birlikte ayak izi yapışma yerinin daha iyi restore edilmesini, iyileşme için kontak alanını arttırılmasını sağlar.Rotator manşet tamirinde artroskopik transosseoz teknik uygulanan hastalarda iyi sonuçlar bildirilmiştir.Birkaç çalışmada ise hem anatomik hem de biyomekanik avantajları gösterilmiştir. Çalışmamızın amacı yeni bir yöntem olan artroskopik transosseoz tamir uygulanan hastalardaki kısa dönem klinik ve radyolojik sonuçları ve belirleyici faktörleri gözler önüne sermek, etkinligini değerlendirmek, avantajları,zorlukları ve komplikasyonları konusunda literatüre katkıda bulunmaktı.

ArtroskopiAğrıOmuz+4
Mustafa Aydın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnterskalen ve supraskapular sinir bloğu ile omuz cerrahisi yapılan hastalarda propofol ve ketafol sedasyonunun karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Omuz cerrahisinde sık kullanılan interskalen ve supraskapular blok ile anestezide sedasyon amaçlı, propofol ile ketafolün intraoperatif ve postoperatif hemodinamik, solunumsal parametreler ve sedasyon etkinliği üzerine etkilerini, postoperatif derlenme ve derlenme odasından servise taburculuk süresine olan etkilerini karşılaştırdık. Hemodinamisi stabil, erken etki başlangıçlı hızlı derlenme ile sonuçlanan etkin bir sedasyon elde etmeyi amaçladık. Gereç Yöntem: Çalışma 18-65 yaş arası ASA I ve II, her grupta 21 hasta, toplam 42 omuz cerrahisi planlanan hasta üzerinde, çift kör randomize prospektif olarak gerçekleştirildi. Hastalara blok odasında USG eşliğinde interskalen ve supraskapular sinir bloğu yapılarak anestezi sağlandı. Grup 1(Propofol) olarak adlandırılan hasta grubuna 1 mg/kg propofol 30-45 saniyede IV uygulandı. Grup 2 (Ketafol) hasta grubuna ketamin:propofol karışımı 1:1 oranında, 5mg propofol ve 5mg/ml ketamin olacak şekilde 10ml lik enjektöre hazırlandı.1mg/kg ketafol 30-45 saniyede IV uygulandı.Her iki grupta da RSS 3 olduğunda işleme başlandı. Ameliyat masasına alınan moniterize edilen hastaların gelişinden itibaren 5 dk aralıklarla sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, ortalama kan basıncı, nabız,O2 saturasyonu, RSS, Yüz Skalası 60 dk boyunca ve çıkış değeri kaydedildi. Ameliyatı biten hastalar post-op derlenme odasına alındı, yine hemodinamik moniterizasyon yapıldı. Gelişinden itibaren 5 dk da bir sistolik kan basıncı, diastolik kan basıncı, ortalama kan basıncı, nabız, saturasyonu, RSS, Yüz Skalası, Modifiye Aldrete Skoru, bulantı, kusma şikayeti olup olmadığı kaydedildi. Aldrete skoru 9 olan hastalar çalışma sonlandırılarak servise gönderildi. Sonuç: Sedasyon amaçlı uyguladığımız ketafol ve propofolu karşılaştırdığımızda, propofol ile sedasyonda hızlı etki başlama ve hızlı derlenme olmasına rağmen, hem hemodinami ve komplikasyonlar bakımından hem de sedasyon derinliği ve kalitesi üzerine etkisine baktığımızda ketafolü daha etkin bulduk. Postop derlenmede RSS açısından propofol daha avantajlı olup, aldrete skorlaması açısından gruplar arası anlamlı fark bulunmamıştır. Bu nedenle sedasyon açısından her iki grubun da birbirine farklı üstünlükleri olup her iki ajan da güvenle tercih edilebilir kanaatindeyiz.

ArtroskopiBilinçli sedasyonBrakiyal pleksus+6
Yasemin Akçaalan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İzole menisküs yırtıklarında artroskopik menisektomi

İZOLE MENISKUS YIRTIKLARINDA ARTROSKOPIK MENİSEKTOMİ ÖZET: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında Kasım 1990 ile Mayıs 1996 tarihleri arasında, izole meniskus yırtığı nedeniyle artroskopik menisektomi uygulanan ve en az 6 aylık takipleri bulunan 218 hastanın 232 dizinin fonksiyonel skorları Lysholm, aktivite düzeyleri ise Tegner kriterlerine göre değerlendirildi. Ayrıca postoperatif 1 yıldan fazla takip edilen olguların diz grafileri çekilerek Fairbank radyolojik dejenerasyon bulguları açısından, preoperatif grafileri ile kıyaslanarak değerlendirildi. Bu çalışma ile hastaların yaşı, preoperatif semptomatik sürenin uzunluğu, yırtığın tipi ve eklem kıkırdak dejenerasyon düzeyinin fonksiyonel sonuçlar üzerinde etkili olduğu, radyolojik dejenerasyon bulguların ilerlemesi ise çıkarılan meniskus miktarı ile ilgili olduğu sonucuna varıldı. Artroskopik menisektominin tatminkar fonksiyonel sonuçları ve düşük morbidite ile komplikasyon oranı, yöntemin tercih edilen bir prosedür olmasındaki en önemli faktörlerdir. Meniskus yırtıklarının tedavisinde, önemli fonksiyonları nedeniyle, parsiyel menisektomi gibi meniskusları korumaya yönelik girişimlerin tercih edilmesi gerektiği kanısındayız. Anahtar kelimeler: artroskopi, menisektomi, meniskus yırtığı. ARTHROSCOPIC MENISCECTOMY IN ISOLATED MENISCAL TEARS SUMMARY: Between November 1990 - May 1996, 232 knees of 218 patients underwent arthroscopic meniscectomy for isolated meniscal tear in the Department of Orthopaedics and Traumatology of Çukurova University, Faculty of Medicine. Patients who followed minimum of 6 months were evaluated by Lysholm's functional scores and Tegner criterions of activity level. Preoperative and the latest postoperative knee roentgenograms of patients followed more than 1 year were also compared according to Fairbanks degenerative X-ray findings. As a result of this study, it is concluded that functional scores were all affected by age, preoperative symptomatic duration, tear type and degeneration level of cartilage. Moreover derangement of radiological findings of degeneration was directly proportional to the amount of meniscus removed. Satisfactory functional results, low morbidity and complication rates are the main factors that popularized arthroscopic meniscectomy. Since the functions of the meniscii are very important, procedures like partial meniscectomy should be prefered in meniscal tear treatment. Key words: arthroscopy, meniscectomy, meniscal tears. 57

ArtroskopiDiz eklemiMenisci-tibial
Metin Manouchehr Eskandari
Çukurova University
1997
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Genel anestezi altında omuz artroskopisi yapılan ve interskalen brakial pleksus bloğu ile omuz artroskopisi yapılan hastaların hemodinamik parametrelerinin ve nöroendokrin yanıtlarının karşılaştırılması

Giriş: Cerrahi uygulanacak hastalarda oluşan stres yanıt, organizma için bir takım hemodinamik ve nöroendokrin değişikliklere neden olur. Hastaların perioperatif iyilik halinin sağlanması için oluşacak olan stres yanıtın baskılanması gerekmektedir. Yaptığımız bu çalışmada genel anestezi altında omuz artroskopisi yapılan ve interskalen brakiyal pleksus bloğu ile omuz artroskopisi yapılan hastaların hemodinamik parametrelerini ve nöroendokrin yanıtlarını karşılaştırdık. Materyal ve Metod: Çalışmanın etik kurul onayı ve hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Çalışma için rotator cuff onarımı yapılması planlanan ASA I-II 18 yaş üstü 50 hasta seçildi. Hastaların randomizasyonu kapalı zarf yöntemiyle yapıldı. Hastalar, birinci grup interskalen brakiyal pleksus bloğu yapılanlar (Grup-1), ikinci grup genel anestezi uygulananlar (Grup-2) olarak iki gruba ayrıldı. 18 yaş altı, çalışmayı kabul etmeyen, aktivitesini sınırlayan hastalığı olan, ASA III ve üstü olan, rotator manşet yırtığı 5cm ve üzeri olan ve başarısız blok uygulanan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Hastalar preoperatif derlenme ünitesine alındıktan sonra başlangıç kalp atım hızları, ortalama arteryel basınçları ve oksijen saturasyonları kaydedildi . Hastaların 2 mg midazolam ile sedasyonları sağlandıktan sonra planlama dahilindeki başlangıç kan numunesi alındı. Grup-1 (n=25) hastalarda lokal anestezi amacıyla 20 ml % 0.5 bupivacain (100 mg), 10 ml aritmal (200 mg) ve 10 ml serum fizyolojik kullanıldı. Hastaların duyu ve motor blok seviyeleri Pin-Prick testi ve Modifiye Bromage skalası ile değerlendirildi. Tam motor blok oluştuktan sonra cerrahiye izin verildi. Grup-2 hastalara (n=25) genel anestezi amacıyla 2-3 mg/kg propofol, 0.6 mg/kg rocuronyum bromür ve 1 mcg/kg fentanyl uygulandı. İdame anestezide 2 lt/dk taze gaz akımı içerisinde oksijen/azot karışımı ve %2 (1MAC) sevofluran kullanıldı. Postoperatif analjezi amacıyla cerrahi bitmeden 30 dakika öncesinde, intravenöz 100 mg tramadolol hidroklorür uygulandı. Tüm hastalardan başlangıç, cerrahi başlangıçtan 30 dakika sonra ve postoperatif 0. dakikada kan numuneleri alındı. Glukoz, insülin, prolaktin ve kortizol değerleri çalışıldı. Hastaların intra-operatif ortalama arteryel basınçları, kalp atım hızları ve oksijen saturasyonları kaydedildi. Bulgular: İki grup arasında yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Ortalama arter basınçları ve kalp atım hızları arasında preoperatif ölçülen değerlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu ancak intraoperatif kıyaslamada Grup-1'deki hastaların değerleri Grup-2'deki hastaların değerlerinden yüksekti. Grup-2'deki hastaların intraoperatif oksijen saturasyonları daha yüksek olarak ölçüldü. Hastaların başlangıç kan numunelerindeki sonuçlara göre glukoz değişimi istatistiksel olarak anlamlı değildi ancak Grup-2 de Grup-1'den daha yüksek olarak bulundu (P:0.676). Kortizol ve prolaktin değerleri de Grup-2'de daha yüksek bulundu. Grup-2'de insülin değeri istatistiksel değerlendirmede anlamlı olarak daha düşüktü (P:0.001). Sonuç: İnterskalen brakiyal pleksus bloğu uygulaması, genel anestezi uygulamasına benzer şekilde hemodinamik parametreleri fizyolojik sınırlarda tutmaktadır. Ayrıca cerrahi stresi azaltarak organizmaya zararlı olabilecek nöroendokrin yanıtları da baskılamaktadır. Bu bilgiler ışığında cerrahi stresi azaltmak ve hemodinamiyi daha iyi korumak amacıyla interskalen brakiyal pleksus bloğunun güvenilir bir şekilde uygulanabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: omuz artroskopisi, İBPB, genel anestezi, cerrahi stres, hemodinami

AnesteziAnestezi-genelArtroskopi+6
İbrahim Adalı
Yozgat Bozok University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ultrason kılavuzluğunda genikular sinir bloğu: Anatomisi ve diz artroskopik ön çapraz bağ tamiri cerrahisinde postoperatif analjezide etkinliği

Amaç: Genikular sinir bloğu diz eklemine innervasyon sağlayan duyu dallarının diz eklemi kapsülüne girmeden önce infiltrasyonu olarak tanımlanır. Literatürdeki genikular sinirlerin terminolojisi ve kökeni üzerindeki tutarsızlık anatomik tanımlamalardaki değişkenliklerle ilişkili olabilir. Bu çalışmada; genikular sinirlerin diseksiyonunun sağlanması ve tanımlanabilen sinirlerin USG eşliğinde bloke edilmesiyle artroskopik ön çapraz bağ (ÖÇB) tamirinde postoperatif analjezide etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın ilk aşamasında, dört kadavra diz diseke edildi. N.obturatorius, n.ischiadicus, n.peroneus communis ve n.tibialis dalları bulundu. Diz eklem kapsülünün genikular sinirleri gösterildi. İkinci aşamada ÖÇB operasyonu planlanan, 18-75 yaş 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar randomize iki eşit gruba ayrıldı. Grup G; preoperatif dört ayrı enjeksiyon noktasından genikular blok uygulanırken, Grup K;'da blok uygulanmadı. Tüm hastalar genel anestezi altında operasyona alındı. Hastalara postoperatif fentanil IV hasta kontrollü analjezi uygulandı. Hastaların postoperatif dönemdeki; dinlenme ve hareket halindeki VAS skorları, analjezik ilaç tüketimleri ve yan etki mevcudiyeti 1.-6.-12.-24. saatlerde ölçüldü. Bulgular: Superior medialde ve lateralde genikular dalların n. tibialis çıkışlı oldukları, inferior lateralde n.peroneus communis'den gelen dalların olduğu, inferior medialde n. tibialis'den ve bazı sinir dallarının n.saphenus'dan ayrılan dallar olarak sahanın duyusal innervasyona katıldığı görüldü. Klinik çalışmamızda Grup K'da tüm zamanlarda ek analjezik ihtiyacı gözlendi. Postoperatif VAS değerlerinde 1,6,12 ve 24.saatlerde Grup G'de düşüklük saptandı. Sonuç: Diz eklem kapsülünün oldukça zengin bir sinir ağı bulunmaktadır. ÖÇB tamir ameliyatlarından sonra genikular blok iyi bir postoperatif analjezi seçeneği olarak düşünülmelidir.

AnatomiAnestezi ve analjeziArtroskopi+7
İsmet Topçu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Artroskopik rotator kılıf tamiri yapılan hastalarda erken dönem kinezyobant uygulamasının ağrı, ödem ve fonksiyon üzerine etkisinin incelenmesi

Kinezyobantlamanın cerrahi sonrası etkileri ile ilgili literatürde çok az çalışma vardır. Çalışmamızın amacı artroskopik rotator kılıf tamiri sonrası kinezyobantlamanın etkinliğini araştırmaktır. Çalışmaya artroskopik rotator kılıf tamiri yapılan 45 hasta dâhil edildi. Katılımcılar randomize olarak kinezyobantlama (KT, n=15), sham bantlama (ST, n=15) ve kontrol (n=15) olarak 3 gruba ayrıldı. Çalışmaya katılan tüm bireylere konservatif fizyoterapi programı uygulandı. Konservatif fizyoterapi programı cerrahi sorası ilk 6 haftalık süreyi kapsıyordu. KT grubundaki hastalara ek olarak kinezyobantlama yapıldı. ST grubundaki hastalara ek olarak sham bantlama yapıldı. Tedavi boyunca tüm hastaların ağrı (visüel analog skala), ödem ve fonksiyonel skorları (Western-Ontario Rotator Cuff İndeksi, Modifiye Constant-Murley Omuz Skoru, Revize Oxford Omuz Skoru, Omuz Ağrı ve Disabilite İndeksi) belirli aralıklar ile değerlendirildi. Grupların başlangıç özellikleri homojendi (p>0.05). Üç grubun zamana göre tüm değerlendirme parametrelerinde anlamlı olarak geliştiği görüldü (p<0.05). Sonuçlar grup*zaman etkileşimleri açısından incelendiğinde tüm parametrelerde gruplar arasında fark yoktu (p>0.05). Çalışma sonuçlarına göre artroskopik rotator kılıf tamiri sonrası kinezyobantlamanın etkinliği saptanmadı.

ArtroskopiAğrıEgzersiz tedavisi+7
Muhammed İhsan Kodak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinin tedavisinde artroskopik debridmanın yeri: Hayat kalitesi temelinde hasta seçimine yardımcı olacak parametrelerin araştırılması

Bu çalışmanın amacı 40 yaş üstü diz osteoartriti olan hastalarda, yaşam kalitesi (Short Form-36), Lysholm skoru ve görsel ağrı skalaları ile artroskopik tedavinin etkinliğini değerlendirmek ve hangi hasta gruplarında artroskopik tedavinin yararlı olduğunu ortaya koymaktır.Bu çalışma ortopedi ve travmatoloji kliniğinde dejeneratif diz nedeniyle, haziran 2007 ile aralık 2008 tarihleri arasında artroskopik cerrahi uygulanan 40 yaş ve üzeri hastalar ile gerçekleştirildi. Her iki dizden aynı seansta ameliyat edilen (N=2), takip sırasında her hangi bir nedenle aynı dizden yada karşı dizden tekrar ameliyat edilen (N=1; takibin birinci yılında aynı dize yüksek tibial osteotomi uygulandı.), takip sırasında exitus olan (N=1) ve son kontrolüne gelmeyen hastalar (N=17) çalışmaya dahil edilmedi. Çalışma kriterlerine uyan, son kontrollerine gelen ve gönüllü hasta onam formunu imzalayan 60 hasta ile çalışma gerçekleştirildi. Ortalama yaş 54,4 idi. (40-74). Hastaların 22'si erkek (%36,7) ve 38'i kadın (%63,3) idi. Ortalama takip süresi 20,53 ay (14-25 ay) idi.Hastaları yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, tibiofemoral açı, radyolojik evreleme (Kellgren-Lawrence), proksimal metafizyal varus, baker kisti, efüzyon, sinovit, medial parapatellar plika varlığı, menisektomi varlığı ve yırtık tiplerine göre gruplandırdık ve ameliyat öncesi ve takip sonu dönemde yaşam kalitesi skalası (SF-36), Lysholm skoru ve görsel ağrı skalası ile değerlendirdik. Böylece artroskopik debridmanın hangi hasta gruplarında, yaşam kalitesi ve diğer skorlarda iyileşme sağladığını ortaya koymaya çalıştık.Sonuç olarak ileri yaş, kadın cinsiyet, obezite (> 30 kg/m²), > 10? varus açılanması, kellgren-Lawrence evre 3, ileri ve yaygın kıkırdak hasarı (Outerbridge evre 4), efüzyon, baker kisti ve sinoviti olan hastalarda artroskopik debridmanın düşük yarar sağladığını saptadık. Dejeneratif menisküs yırtığı, medial parapatellar plika varlığının ve proksimal metafizyal varusun sonuçları anlamlı etkilemediğini gördük. Dejeneratif medial menisküs yırtığı olup parsiyel menisektomi yapılanlarda, menisküs yırtığı olmayanlara göre benzer iyileşme elde edildi.Bu durumda uygun hasta hasta seçimi koşuluyla, diz osteoartriti tedavisinde artroskopik debridman yaşam kalitesini artıran bir yöntemdir.

Artroskopi
Cemil Okta
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz artroskopisi planlanan hastalarda spinal anestezi ile kombine siyatik ve femoral blok uygulamasının postoperatif ağrı yönünden karşılaştırılması

Bu çalışmada günübirlik diz artroskopisi uygulanacak hastalar için ultrason eşliğinde kombine anterior siyatik ve femoral blok ve unilateral spinal anestezi uygulamalarını kullanarak hemodinamik parametreler, intraoperatif anestezi, postoperatif analjezi, postoperatif motor blok ve yan etkileri açısından karşılaştırmayı amaçladık.ASA I-II grubuna giren, rastgele seçilmiş 60 hasta iki gruba ayrıldı. Grup 1 (n=30) olgulara unilateral spinal anestezi ile 7.5 mg %0.5 hiperbarik bupivakain 40 saniyede verildi. Grup 2 (n=30) olgulara hem anterior yaklaşımla siyatik blok hem de femoral blok uygulandı. Kombine anterior siyatik-femoral sinir bloğu; ultrason ve 2 Hertz ve 0.5 -1 mA akımla periferik sinir stimülatörü kullanılarak kısa uçlu teflon kaplı iğne ile femoral sinirin üç dalının ayrı ayrı kontraksiyonları görülerek 10 mL %1 prilokain ve 10 mL bupivakain verilerek yapıldı. Siyatik sinir bloğu, modifiye anterior yaklaşımla ultrason kullanılarak sinirlerin stimulasyonu ile 10ml %1 prilokain ve 10 ml bupivakain verilerek yapıldı.SKB, DKB, OKB, KAH, SPO2'nin bazal değerleri ve ilaç uygulamasını takiben 5., 15., 30., 45., 60.dk, postoperatif 6., 12., 24. değerleri kaydedildi.Maksimum duyusal blok seviyesi,intraoperatif anestezi kalitesi, operasyon süresi, intraoperatif ve postoperatif dönem komplikasyonları, motor blok gerileme zamanı, postoperatif ilk idrara çıkma zamanı, postopertaif ilk analjezi alma süresi, postoperatif ıstırahat ve hareket VAS ağrı değerlendirmesi yapıldı.Gruplar arasında demografik veriler ve operasyon süreleri yönünden istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Grup 1'de hemodinamik parametreler bazal değere göre anlamlı olarak değişikliler gözlenirken Grup 2'de hemodinami bazal değere göre stabil olarak seyretti. Motor blokgerileme zamanı(bromage skoru) Grup 1'de GrupII'den daha yüksek olarak bulundu.Grup 1'de intraoperatif dönemde hastaların hiçbirinde ek sedasyon ve analjezik ihtiyacı olmadı. Peroperatif dönemde Grup 2 hastalarından 3 tanesinde ek analjezi ihtiyacı oldu ve IV fentanil yapıldı. Postoperatif dönemde Grup 1 hastalarından 3 tanesinde glob vesicale gelişmesi üzerine bu hastalara sonda ile mesane boşaltılması işlemi uygulandı. Peroperatif dönemde Grup 1 hastalarından bir tanesinde blok seviyesi yükselmesi üzerine derin bradikardi ve hipotansiyon görülmesi üzerine 0.5 mg atropin ve 1 mg adrenalin IV olarak uygulandı.Her iki gruplar arasında anestezi kalitesi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Her iki grup arasında postoperatif dönemde tüm zamanlarda visüel ağrı skalasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Gruplar arasında ilk idrara çıkma zamanı açısından istatiksel olarak fark bulunmazken, ilk analjezi alma zamanı anlamlı olarak siyatik ? femoral grubunda daha kısa zamanda gerçekleşmiştir. Sonuç olarak, her iki teknik yeterli anestezi sağlamakla birlikte unilateral spinal anestezi uygulamasında minimum dozda bupivakain kullanmamıza rağmen kombine siyatik femoral blok uygulamasında hemodinami daha stabil seyretmiştir. Bu sebeple özellikle yüksek riskli hastalarda kombine siyatik femoral bloğun tercih edilmesi gerektiğini; özellikle travma hastalarında anterior siyatik ve femoral bloğun tercih edilmesinin hastaya pozisyon verme yönünden daha konforlu olacağını düşünmekteyiz. Günübirlik hastalarda uygulanacak en uygun anestezik tekniğin uzmanlar tarafından bütün bunlar göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Anestezi-spinalAnesteziden ayılma dönemiArtroskopi+3
Hamza Bambal
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Talusun osteokondral lezyonlarında artroskopik drilleme sonuçlarımız

Talus osteokondral lezyonlu hastalar sıklıkla genç ve aktiftirler.Uygun tanıyı hızlı bir şekilde koyup gerekli tedaviyi hızla başlatmak gereklidir. Şu an elimizde multipl tedavi modaliteleri mevcuttur ve farklı klinik durumlar için en iyi tedavi seçeneği maalesef açık değildir. Yakın zamanda makaleler gözden geçirilmiş ve biyomateryaller ve kök hücre araştırmaları da ayrıca not edilmiştir.Talusun osteokondral lezyonları erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ayak bileği artritiyle sonuçlanabilir.Bu araştırma Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinde Talus'ta osteokondral lezyon nedeniyle opere olmuş lezyon iyileşmesini uyarıcı artroskopik drilleme yöntemi uygulanan 37 hasta değerlendirilerek yapılmıştır.Hastaların 29'u erkek, 8'i kadındı(n=37).Ortalama yaş 36,51 (16 - 63) idi.Ortalama takip süresi 43,30 ay (12 - 120) idi. İlk yaralanmadan ameliyat olunan güne kadar geçen ortalama süre 35,22 ay (2- 276) ; şikayetlerin başlangıcından ameliyat olunan güne kadar geçen ortalama süre 13,43 ay (1- 120) ; ameliyat öncesi konservatif tedavi denenen hastalarda uygulanan konservatif tedavi ortalama süresi 2,19 ay (1- 4) idi.23 hastada (%62,2) sağ, 14 (%37,8) hastada sol ayak bileği lezyonu vardı.9 hastada anterolateral (%24,3), 12 hastada anteromedial (%32,4), 12 hastada posteromedial (%32,4), 4 hastada talar kubbe (%10,8) bölgele talar lezyonu vardı.Hastaların 27'sinde major bir travma öyküsü vardı (%73). Lateralde konumlanmış 9 lezyonun hepsinde travma öyküsü mevcuttu(%100). Hastaların lateral talar lezyonu olanlarının 9' u da erkekti, bunu erkeklerin daha fazla travmaya maruz kalışıyla ilişkilendirdik ancak yaptığımız istatistiksel çalışmada erkeklerde lateral lezyon görülmesi istatistiksel olarak ilişkisiz çıktı (p=0,156).Ayrıca lateral lezyon konumuyla, öyküde majör travma maruziyeti varlığı istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,039). Ancak ameliyat sonrası takiplerinde ayak bileği artrozu gelişen 8 hasta değerlendirildiğinde bunların istatistiksel olarak majör travmayla ilişkisi anlamsız bulundu (p=1,000).Hastaların yalnızca 5 tanesinde (%13,5) bir ek hastalık mevcuttu.Ancak bunların 3'ünde ameliyat sonrası dönem takiplerinde artroz gelişmesi ilginç bir sonuç olarak göze çarptı. İstatistiksel incelemede anlamlı sonuç çıkmadı (p=0,057), ancak bu sınırda bir değerdi ve örneklem büyüklüğü biraz daha fazla olsa anlamlı bir sonuç beklenebilirdi.Hastaların vücut kitle indeksleri hesaplandı. Artroz gelişen 8 hastanın ortalama değeri 28,319 (en düşük 25,04; 35,95) idi. Diğer 29 hastanın ise ortalama değeri 26,3953 (en düşük 20,20; 33,26) idi. Artroz gelişimi ile vücut kitle indeksinin büyüklüğü arasında da anlamlı istatistiksel ilişki çıkmadı, bu değer sınırda bir değerdi (p= 0,055). Biz örneklem büyüklüğü biraz daha fazla olsa anlamlı sonuç çıkabileceğini düşündük.Yaptığımız çalışmaya dahil ettiğimiz 37 hastanın 4 tanesi hariç tümünde klinik skorlama sistemlerinde (AOFAS, Freiburg) ve göreceli skorlama sistemi olan VAS skorunda iyileşme yani skorda artış saptadık. Buna paralel olarak radyolojik evreleme sisteminde de yine iyileşme yani evrede düşme saptadık. İstatistiksel olarak da ameliyat öncesi ve sonrası döneme ait bu parametrelerde iyileşme ile istatistiksel olarak net bir ilişki saptadık (p=0,0000). Bu bizim için yapılan girişimin hasta memnuniyeti açısından olumluluğunu yansıtmaktadır. Ancak 8 hastada ameliyat sonrası takip dönemlerinde herhangi bir zamanda ve sıklıkla ileriki yıllarda yani geç dönemde ayak bileği artrozu gelişti. Bunların klinik ve göreceli skorlama sistemleriyle ve radyolojik evrelemeyle ameliyat sonrası dönem ile değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar çıktı; yani artroz gelişen hastaların genellikle klinik ve göreceli skorları düştü, radyolojik evreleri arttı.Ayak bileğinde artroz gelişen 8 hastanın tüm parametrelerini istatistiksel olarak karşılaştırdığımıza hiçbirinde neden-sonuç ilişkisi yaratabilecek anlamlı bir sonuç bulamasak da; sınırda değer olarak gelen vücut kitle indeksinin yüksekliği, kadın cinsiyet ve ek hastalık varlığı bizi uyarmaktadır. Ve artroz gelişen 8 hastanın 4 tanesinde posteromedial talar lezyon varlığının olması her ne kadar istatistiksel olarak anlamlı çıkmasa da lezyona artroskopik olarak ulaşma ve yaklaşım zorluğunu akla getirmektedir.

ArtroskopiKıkırdakKıkırdak hastalıkları+3
Yetkin Doğan
Manisa Celal Bayar University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Travmaya bağlı anterior omuz instabilitesi gelişen hastalarda tek anterior portalle bankart onarımı sonuçlarımız

Travmatik anterior omuz çıkığı sonrası glenoid labrumun ayrılması olarak tanımlanan bankart lezyonunun tedavisinde artroskopik tamir günümüzde standart tedavi modalitesi haline gelmiştir.İki veya gereğinde daha fazla anterior portal kullanılarak uygulanan artroskopik bankart tamiri için literatürde başarılı sonuçlar gösterilmiştir. Bu çalışmada travmatik omuz çıkığında artroskopik olarak anterior tek portal kullanarak bankart tamiri yaptığımız hastalarımızın sonuçları sunulmaktadır. Yöntem 2014-2018 yılları arasında travmatik tekrarlayan omuz çıkığı nedeniyle bankart lezyonu oluşanve aynı cerrah tarafından anterior tek portal kullanılarak artroskopik bankart tamiri yapılan 53 hasta(49 erkek,4 bayan) 54 omuz (bir hasta farklı zamanlarda iki omzuda opere edildi) çalışmaya dahil edildi. Eşlik eden kemik defekti, travmatik olmayan çıkığı olan hastalar çalışmayadahil edilmedi. Hastaların tamamı detaylı anammez,instabilite testleri,direkt grafi ve MR görüntüleme ile operasyonöncesi değerlendirildi. Genel anestezi altında lateral dekübit pozisyonunda;standart posterior portal açıldıktan sonra epidural iğneile glenoid anterior kenarına en geniş açı ile ulaşma imkanı sağlayan nokta tespit edilerek açılan tek anterior portal kullanılarak tamir uygulandı.Hastalara dört haftalık immobilizasyon sonrası rehabilitasyon programı başlandı. Hastalar preop ve postop son kontrollerinde Rowe ve Oxford skorlaması ile değerlendirildi. Bulgular Anterior tek portal ile artroskopik tedavi edilen 53 hastanın(49 erkek,4 bayan) ortalama yaşı 28,2(16-66) olup ortalama takip süresi 26(9-60) aydır.34 hastanın sağ 20 hastanın sol omuzunda lezyon saptandı.Hastalarda ilk çıkık ile cerrahi tedavi uygulanana kadar geçen süre ortalama 45,8 (1-288) ayidi.Başvuru esnasında ortalama çıkık sayısı 17,5(1-60) olup,ameliyatta kullanılan ankor sayısı ortalama3(1-5) adet idi. Ortalama cerrahi süre 44,6 (32-70) dakikadır.Postoperatif dönemde 3 hastada endişe testi pozitif olarak tespit edilmiş,bu hastaların takiplerinde tekrar çıkık saptanmamış ve ek bir tedavi uygulanmamıştır.Redüksiyon gerektiren çıkık hiçbir hastada saptanmamıştır. Hastaların preoperatif ortalama Rowe skorları 12(0-45) iken postoperatif son kontrolde ortalama93,1(70-100) olarak değerlendirildi.(p=0,001) Ameliyat öncesi Oxford skorları ortalama 18,5(0-29) iken postoperatif son kontrolde ortalama 45,7(35-49) olarak değerlendirildi.(p=0,001) Sonuç Travmatik omuz çıkığına bağlı gelişen bankart lezyonun tek anterior portal kullanılarak yapılan artroskopik tamirinin;güvenli, başarılı,daha az invaziv, sonuçları olan bir yöntem olarak kullanılabileceği kanaatindeyiz.

ArtroskopiCerrahiOmuz+4
Ramazan Parıldar
Gaziantep University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Otojen hamstring grefti ile ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu uygulanan hastalarda transtibial ve anteromedial tekniğin radyografik ve fonksiyonel olarak karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, otojen hamstring grefti ile yapılan ÖÇB rekonstrüksiyonlarında transtibial teknik ile anteromedial portal tekniğinin kısa dönem fonksiyonel ve radyografik sonuçlarını karşılaştırmaktır. Mart 2010 ile kasım 2012 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Hastanesi?nde ÖÇB yırtğı nedeniyle aynı cerrah tarafından artroskopik rekonstrüksiyon uygulanan ek diz problemi olmayan 60 hasta (30 TT, 30 AM) değerlendirildi. Operasyon öncesi ve 6-12. ay takiplerde, fonksiyonel sonuçlar; Lysholm diz, IKDC sübjektif form, Tegner aktivite skorları ve Rolimeter ile değerlendirildi. Ön-arka ve yan radyografilerde kemik tünel genişlik ve pozisyonu, Amis Jacob çizgisi yüzdesi dijital kumpas kullanılarak ölçüldü. Lachman ve ters (r)Pivot Shift testleri de uygulandı. 6-12.ay takip sonuçları. Transtibial teknik grubu anlamlı derecede yüksek Lachman, ters (r)Pivot Shift ve Rolimeter değerine sahipti (p ? 0.05). Anteromedial portal teknik grubu daha iyi Lysholm skoruna sahipti (p ? 0.05). Anteromedial portal teknik grubunda femoral tünel genişlemesi ön arkada % 37,09±15,73, yanda 36,09±15,58, tibial tünel genişlemesi ön arkada % 43,31±15,43, yanda 43,31±15,43 olarak hesaplandı. Transtibial teknik grubunda femoral tünel genişlemesi ön arkada % 71,97±19,76, yanda 59,59±17,89, tibial tünel genişlemesi ön arkada % 44,21±14,03, yanda 45,85±12,88 olarak hesaplandı. Anteromedial portal teknik grubunda ön-arka ve lateral femoral tünel ve lateral tibial tünel genişleme yüzdeleri anlamlı derecede düşük bulundu. Transtibial teknik grubunda Amis Jacob çizgisine göre tibial tünel pozisyonu anlamlı derecede posteriorda bulundu.. Transtibial teknikle karşılaştırıldığında, anteromedial portal tekniği ile doğal ÖÇB ayak izi merkezli daha anatomik femoral tünel açılmakta ve bunun sonucunda da Lachman ve Pivot Shift testleriyle tibial translasyon ve rotasyon daha iyi kontrol edilebilmektedir. Transtibial teknikle doğal ÖÇB femoral ayak izi merkezini yakalamak için tibial tünelin anlamlı derecede posterior ve laterale yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu da daha oblik greft yerleşimiyle sonuçlanmaktadır. Bu bilgiler ışığında ÖÇB greft oryantasyonunu diz rotasyonel kinematiğinde rol oynadığını söyleyebiliriz. Transtibial teknikle femoral tüneli daha anatomik açmak için tibial tünel içerisinden yerleştirilen klavuz tel tibial tünel posterolateraline yönelmekte ve femoral tünel açılırken tibial tünel eklem çıkışında iatrojenik eksantrik genişleme olmaktadır. Anatomik anteromedial portal tekniği ile femoral tünel genişleme insidansı ve miktarı transtibial tekniğe göre anlamlı derecede düşük bulundu. Bu çalışma, anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonuyla ilişkili olarak klinik sonuçlardaki iyileşmeyi göstermektedir.

ArtroskopiCerrahiCerrahi tedavi+5
Mustafa Özer
Gazi University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İki farklı ankor kılavuzu kullanılarak artroskopik bankart tamiri yapılan hastaların klinik sonuçlarının karşılaştırılması

Bankart lezyonunun, günümüzde en popüler tedavi şekli artroskopik tamirdir. Kliniğimizde artroskopik bankart tamir cerrahisinde, ankorun yerleştirilmesi sırasında iki farklı kılavuz kullanılmaktadır. Çalışmamızın amacı; artroskopik bankart tamiri yapılan hastalarda kullandığımız açılı ve düz ankor kılavuzların klinik sonuçlara etkisini karşılaştırmaktır. Ocak 2013 ile Ocak 2020 tarihleri arasında artroskopik bankart tamiri yapılan ve en az bir yıl takibi olan, verilerine ulaşabildiğimiz ve dahil edilme kriterlerine uygun olan 43 hasta çalışmaya alındı. Hastane kayıt sistemi ve arşiv dosyalarından hastalara ulaşıldı. Tüm hastaların, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası son kontrollerinde muayene bulguları değerlendirildi. Açılı kılavuz kullanılan hastalar ile düz kılavuz kullanılan hastaların; ameliyat süreleri, ameliyat sonrası redislokasyon oranları, ameliyat öncesi ve sonrası Rowe ile Constant skorları karşılaştırıldı. Yirmi üç hastada açılı ankor kılavuzu, 20 hastada düz ankor kılavuzu kullanıldı. Düz kılavuz ile açılı kılavuz arasında cerrahi süre açısından anlamlı bir farklılık görülmedi (p=0,212). Açılı kılavuz kullanılan 1 (%4,3) hastada, düz kılavuz kullanılan 1 (%5) hastada ameliyat sonrası dönemde redislokasyon görüldü. Ameliyat sonrası, yeniden çıkık açısından iki grup arasında anlamlı farklılık görülmedi (p=0,919). Grupların, ameliyat sonrası Rowe ve Constant skorları karşılaştırıldı. Gruplar arasında ameliyat sonrası Rowe (p= 0,718) ve Constant skorları (p= 0, 188) açısından anlamlı farklılık görülmedi. Ameliyat sonrası fonskiyonel sonuçlar ve redislokayon oranları açısından iki kılavuzun sonuçları benzer ve başarılı bulundu. Anteroinferior bölgeye daha iyi açı ile ankor gönderilebilmesi, karşı korteks perforasyonu ile eklem kıkırdak hasarı riskini azaltması açılı kılavuzun avantajlarıdır. Daha fazla çalışma yapılmasının ve daha çok vaka serilerinin paylaşılmasının, uygun kılavuz ve materyal konusunda daha iyi bilgi vereceği ve artroskopik bankart tamirinde nüks ve komplikasyon oranlarının azalmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bankart lezyonu, artroskopik tamir, açılı kılavuz, düz kılavuz, ankor.

ArtroskopiOmuzOmuz eklemi+3
Musab Solgun
Fırat University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Artroskopik medial menisküs yırtığı ameliyatında pie crusting yapılan ve yapılmayan hastaların postop dönemde mukayesesi

Menisküs ameliyatının, günümüzde en popüler tedavi şekli artroskopik tamirdir veya eksizyondur. Çalışmamızın amacı; artroskopik menisküs onarımı yapılan hastalarda pie crusting uygulanan ve pie crusting tekniği uygulanmayan hastaların klinik ve fonksiyonel sonuçlarını incelemektir. Ocak 2017 ile Ocak 2021 tarihleri arasında artroskopik menisküs tamiri yapılan ve en az bir yıl takibi olan, verilerine ulaşabildiğimiz ve dahil edilme kriterlerine uygun olan 43 hasta çalışmaya alındı. Hastane kayıt sistemi ve arşiv dosyalarından hastalara ulaşıldı. Tüm hastaların, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası son kontrollerinde muayene bulguları değerlendirildi. Pie crustin tekniği uygulanarak menisküs onarımı yapılan hastalar ile pie crusting tekniği uygulanmadan menisküs onarımı yapılan hastaların; ameliyat süreleri, ameliyat sonrası sportif faaliyetlere dönüş zamanı, ameliyat öncesi ve sonrası Lysholm ile Cincinnati skorları karşılaştırıldı. Yirmi bir hastada pie crusting tekniği kullanılarak menisküs onarımı yapıldı, 22 hastada pie crusting tekniği kullanılmadan menisküs onarımı yapıldı. İki grup arasında cerrahi süre açısından anlamlı bir farklılık görülmedi (p=0,318). Grupların, ameliyat sonrası Lysholm ve Cincinnati skorları karşılaştırıldı. Gruplar arasında ameliyat sonrası Lysholm (p= 0,784) ve Cincinnati skorları (p= 0, 511) açısından anlamlı farklılık görülmedi. Ameliyat sonrası klinik ve fonskiyonel sonuçlar ve cerrahi süreler iki grup için benzer ve başarılı bulundu. Pie crusting tekniği uygulanan hatalarda eklem aralığının görselleştirilmesinin daha iyi olması ve buna bağlı olarak iyatrojenik kıkırdak hastarının önünen geçilmesi bu tekniğin avantajlarıdır. Daha fazla çalışma yapılmasının ve daha çok vaka serilerinin paylaşılmasının, uygun kılavuz ve materyal konusunda daha iyi bilgi vereceği ve artroskopik medial menisküs tamirinde nüks ve komplikasyon oranlarının azalmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Medial menisküs, pie crusting, artroskopik tamir

ArtroskopiCerrahi işlemler-operatifMenisküs+2
Ahmet Yılmaz
Fırat University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rotator manşet yırtığı olan hastalarda biseps tenotomisin klinik sonuçlara etkisi

Rotator manşet yırtıkları omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığının en sık sebeplerinden biridir. Bu yırtıkları tamir etmek için bazı yöntemler tanımlanmıştır. İlk tarif edilen ameliyatların hepsi açık cerrahi yöntemler ile yapılmaktaydı, ancak teknolojinin ve cerrahi tekniklerin gelişmesiyle birlikte günümüzde bu ameliyatlar tamamen kapalı bir yöntem olan artroskopik teknikle yapılabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, artroskopik rotator manşet tamiri yapılan hastalarda biceps tenotomisinin fonksiyonel ve radyolojik sonuçlar üzerine olan etkisini araştırmaktır. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında Mart 2013 ile Temmuz 2017 tarihleri arasında rotator manşet yırtığı olan hastalarda, yırtık tamirine ek olarak artroskopik biseps tenotomisi uygulanan ve uygulanmayan hastalar geriye dönük olarak yapılan dosya incelemesi sonucu belirlendi. Seçmiş olduğumuz kriterlere uyan ve ulaşabildiğimiz hastalar klinik ve radyolojik değerlendirilme için kontrole çağrıldı. Kontrole gelen hastalar klinik (Modifiye Constant-Murley skorlaması), fonksiyonel (Bilimsel araştırma projesi oluşturarak geliştirdiğimiz izokinetik dinamometre cihazı yardımıyla bilateral dirsek fleksiyon gücü ve bilateral ön kol supinasyon gücü ölçümü), radyolojik (tenotomi uygulanan omuzlarda USG ile biseps uzun başının olukta olup olmaması), kozmetik açıdan (Temel Reis bulgusunun varlığı) değerlendirildi. Son kontrolleri yapılabilen toplam 66 hasta ile çalışma tamamlandı. 40 hastaya tenotomi yapılmışken 26 hastaya tenotomi yapılmamıştı. Hastaların 25'i erkek, 41'i kadındı. Tenotomi yapılan hastalarda ortalama yaş 58,17±7,95 ve takip süresi 28,7 ay, tenotomi yapılmayan hastalarda ise ortalama yaş 60,61±4,66 ve takip süresi 35,28 aydı. Yaş ve takip süresine göre yapılan karşılaştırmada 2 grup arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Klinik olarak Modifiye Constant-Murley skorlamasına göre iki grup arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Fonksiyonel açıdan ön kolun fleksiyon ve supinasyon kuvvetlerinde iki grup arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Ancak her hastanın ameliyat olan tarafla olmayan taraf arasındaki kas kuvvetinde anlamlı fark görüldü (p<0,05). Tenotomi yapılan gurupta görülmesi beklenen bulgulardan biri olan Temel Reis bulgusu 3 hastada (%7,5) görüldü. Bu hastaların diğer hastalara göre daha zayıf oldukları ve ciltaltı yağ dokularının daha ince olduğu görüldü. Ancak bu hastalarda kramp ağrıları olmadığından ve "Temel Reis" bulgusu hafif derecede görüldüğünden hastalar bunu fark etmiyorlardı ve hasta memnuniyeti yüksekti. Bu hastalarda kramp ağrılarına ve biseps oluğunda hassasiyete rastlanmadı. Radyolojik olarak USG ile biseps uzun başının biseps oluğundaki lokalizasyonu değerlendirildi. Biseps uzun başı biseps oluğunda görülmeyen hastalarda bile "Temel Reis" bulgusunun nadiren geliştiği gözlendi. Bu çalışmanın sonucuna göre her iki grupta başarlı sonuçlar elde edildi. Hasta memnuniyetiyle beraber birçok parametreyi değerlendirdiğimiz Modifiye Constant Murley klinik skorlamasında her iki grupta da memnuniyet yüksekti. Anlamlı bir fark oluşturacak kadar olmasa da tenotomi yapılan gruptaki memnuniyet skoru (%89,83) tenotomi yapılmayan gruba göre (%86,19) daha yüksekti. Günlük fonksiyonel aktivite için biseps tenotomisi uygulamasının olumsuz bir etki oluşturmadığı gözlendi. Anahtar Kelimeler: Rotator manşet, artroskopik tamir, biseps, tenotomi

ArtroskopiOmuzOmuz eklemi+2
Gökhan Önce
Fırat University
2019
00

Related subjects