Skill training
69 theses under this subject heading
İş yeri beceri eğitimi bağlamında ortaöğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaşılan sorunlar üzerine bir uygulama
Ekonomik kalkınma sürecindeki hızlı değişimler birçok yeniliği ve gelişmeyi beraberinde getirmektedir. Bu süreçte ülkelerin değişimlere uyum sağlayabilmesi lojistik sektörünün ekonomiye verdiği destek ve yarattığı katma değer stratejileri ile mümkün olmaktadır. Küresel ekonomide artan gelişmeler ve yenilikler nedeniyle ticari pazarda üstünlüğü yakalamak ve lojistik üs olmak isteyen Türkiye, sektörünün ihtiyaç duyduğu eğitim, alt yapı ve teknolojik gelişmelere yatırım yapmaktadır. Bu yatırımlardan bir tanesi; lojistik sektörüne yeterli düzeyde bilgi ve beceriye sahip nitelikli iş gücü kazandırmak amacıyla mesleki eğitim ile ortaöğretim okullarında öğrencilere ''Lojistik'' eğitimi verilmesidir. Öğrenciler mesleki eğitim sayesinde hem teorik eğitim almakta hem de işletmelerde beceri eğitimi uygulamasına katılarak meslek alanlarıyla uyumlu iş yerlerinde sektör stajı yapmaktadır. Bu uygulama esnasında öğrencilerin karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin, sektör stajından duyduğu memnuniyet düzeyini, sektöre bakış açılarını ve okulda almış oldukları mesleki eğitimin uygulanmasını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, iş yeri beceri eğitimi bağlamında orta öğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim verilen resmi ortaöğretim okullarında, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre işletmelerde beceri eğitimine katılan Ulaştırma Hizmetleri alanı ve Lojistik dalı 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Türkiye'deki 7 coğrafi bölge dikkate alınarak her bölgeden en az bir okulun katılacağı şekilde araştırmanın yapılması hedeflenmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği yöntemi ile toplanmış ve sonuç olarak 513 anket formu analiz edilmiştir. Araştırmanın analiz bölümünde yüzde ve frekans dağılımları, faktör analizi, T testi ve ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin memnuniyet düzeyleri ile okulun bulunduğu coğrafi bölge arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin sektöre bakış açıları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin okulda almış oldukları mesleki eğitimin katkısı ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Şizofreni tanılı bireylere uygulanan psikososyal beceri eğitiminin öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine etkisi
Bu çalışma, şizofreni tanılı bireylerde Psikososyal Beceri Eğitimi'nin hastaların öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, randomize kontrollü bir araştırmadır. Araştırma, bir hastanenin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne kayıtlı 48 şizofreni tanılı birey (Müdahale: 24, Kontrol: 24) ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Öznel İyileşmeyi Değerlendirme Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Şizofreni Hastaları İçin Yaşam Niteliği Ölçeği kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından ön test ve son test şeklinde öz bildirime dayalı olarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara 11 hafta boyunca haftada bir oturum şeklinde Psikososyal Beceri Eğitimi uygulanmış, kontrol grubundaki hastalara herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız gruplarda t testi ve bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler yönünden gruplar arası homojenlik ki- kare analizi (Yates düzeltmeli ki-kare) ve bağımsız gruplarda t testi yapılarak değerlendirilmiştir. Psikososyal Beceri Eğitimi'nin öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerine olumlu etkisi olmuştur. Uygulama sonrası müdahale grubundaki bireylerin "Öznel İyileşme" ve "Yaşam Niteliği" puan ortalamalarının kontrol grubuna göre artış gösterdiği, "Benlik Saygısı" puan ortalamalarının kontrol grubuna göre azaldığı saptanmış olup, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Müdahale ve kontrol grubundaki bireylerin "Kişilerarası İlişkiler", "Mesleki Rol","Ruhsal Bulgular" ve "Günlük Eşya Kullanımı ve Faaliyetler" yaşam niteliği ölçeği alt boyutları toplam puanına ait başlangıç ölçümü puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), müdahale sonrası her iki grubun puan ortalamaları arasında (p<0.05) anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonuçları doğrultusunda, uygulanan Psikososyal Beceri Eğitimi'nin hastaların öznel iyileşme, benlik saygısı ve yaşam niteliği düzeylerini arttıran, etkili bir hemşirelik müdahalesi olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Psikiyatri hemşireliği; psikososyal beceri eğitimi; şizofreni.
Türkçe eğitiminde değerlendirme becerilerinin öğretimi
Bu araştırma Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarını, değerlendirme becerisi kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ana problemi Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki (2019) değerlendirme becerisi kazanımlarının durumunu ortaya koymak ve Türkçe ders kitaplarındaki değerlendirme becerisine yönelik etkinliklerin, öğrenme sürecinin nasıl yapılandırıldığını saptamaktır. Bu doğrultuda program ve ders kitabına ek olarak öğretmen görüşlerine de başvurulmuştur. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve MEB tarafından hazırlanan 5-8. sınıf düzeyleri arasında hâlihazırda öğretim materyali olarak kullanılan Türkçe ders kitapları araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturmuştur. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarındaki veriler doküman analiziyle elde edilmiştir. Kitaplardaki değerlendirme etkinliklerinin incelenmesinde araştırmacı tarafından oluşturulan "Değerlendirmeye Yönelik Bilişsel İşlemler Kontrol Listesi" kullanılmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının iç içe geçmiş çoklu durum deseni ile yapılandırılmış, verilerin çözümlenmesi içerik ve betimsel analiz tekniği ile yapılmıştır. Araştırmada, Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda (2019) değerlendirme becerisine ilişkin kazanımların öğrenme alanlarına göre eşit dağılım göstermediği, MEB tarafından hazırlanan Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin değerlendirme becerisi ile ilgili öğrenme süreci oluşturma konusunda yetersiz kaldığı, öğretmenlerin değerlendirme becerilerine yönelik bilgilerinin yanlış ve yetersiz olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Diplejik serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon ile uygulanan ince motor beceri eğitiminin yazı yazma ve el becerilerine etkisi
Serebral palsili çocuklarda objeleri manipüle etme becerisindeki kısıtlılık, günlük yaşam aktivitelerinde ve katılımdaki kısıtlılığın en önemli belirleyicilerinden biridir. İnce motor beceri değerlendirme ve müdahalesi, pediatrik ergoterapi uygulamalarının başlıca komponentlerinden biridir. Amerikan Ergoterapi Derneği, sağlık mesleği uygulayıcıları için telerehabilitasyon teknolojilerinin kullanımını kabul edilebilir bir hizmet sağlama yöntemi olarak tanımaktadır. Çalışmanın amacı, diplejik serebral palsili çocukların yazı yazma performanslarında, günlük yaşam aktivitelerinde, ince motor ve el becerilerinde yaşadıkları sorunları belirlemek; uygulanan ergoterapi müdahalesinin çocukların bu alanlarda performansları üzerine etkisini göstermektir. Çalışmaya 7-12 yaş arası, diplejik serebral palsi tanısı olan, El Becerileri Sınıflandırma Sistemi'nde I-III arası seviyede olan, videolu görüşme için gerekli altyapıya sahip 40 çocuk dahil edilmiştir .Çalışmaya onam vermeyen veya ek bir nörolojik/psikiyatrik tanısı olan çocuklar çalışmaya dahil edilmemiştir.Çalışmaya, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü duyu bütünleme ünitesinden hizmet alan çocuklar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınacak çocuklar randomizasyon ile müdahale (n:20) ve kontrol (n:20) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki gruptaki çocuklara müdahale hedeflerine yönelik ergoterapi ev programı verilmiştir. Ek olarak, müdahale grubundaki çocuklara haftada 3 gün, günde 45 dakika toplam 8 hafta telerehabilitasyon ile ince motor beceri eğitimi verilmiştir. Değerlendirmede ilk aşamada ebeveynden çocuğun demografik bilgileri alınmış, ebeveyn ile Çocuk El Beceri Anketi doldurulmuştur.İkinci aşamada çocukla videolu görüşme üzerinden Kanada Aktivite Performans Ölçeği, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi, Minnesota Yazı Yazma Testi, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form değerlendirmeleri uygulanmıştır. Her iki grup için de sekizinci haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Değişkenler gruplarda ortalama +/- standart sapma olarak belirtilmiş, nominal değişkenler yüzde değeri ile ifade edilmiştir. İkinci değerlendirme sonunda grup içi ve gruplar arası veriler karşılaştırılmıştır. Tüm testlerde p değeri <0.05 alınmıştır. Çalışmamızda, değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile belirlenmiştir. Parametrik değişkenlerde grup içi analizler için "paired samples t-test", gruplar arası analizler için "independent samples t-test" kullanılmıştır. Non-parametrik değişkenlerde ise, grup içi analizler için Wilcoxon işaretli sıralar testi, gruplar arası analizler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, müdahale grubunda ilk değerlendirmelere göre KAPÖ performans puanında, Minnessota El Yazısı Testi ölçü ve aralık puanlarında, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi puanlarında, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi Spontan Fonksiyonel Analiz ve Dinamik Pozisyonel Analiz puanlarında ve ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form "Dominant el ile çember içine nokta koyma" puanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür(p<.0.05). Kontrol grubunda yalnızca KAPÖ performans puanında iyileşme görülmüştür (p<.0.05). Sonuç olarak, bilateral serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon, yazı yazma performansını, ince motor becerileri, okupasyonel performansı ve el becerilerini iyileştirmede etkili bir yöntemdir. Telerehabilitasyon programlarının etkinliğini inceleyen daha geniş ölçekli çalışmalar yapılmalıdır.
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde staj yapan öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm yolları
Bu araştırmayla "Mesleki Ve Teknik Anadolu Liselerinde Staj Yapan Öğrencilerin İşletmelerde Beceri Eğitimi Dersinde Karşılaştıkları Sorunlar Ve Çözüm Yolları" başlığı altında 3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu uyarınca öğrencilere işletmelerde yaptırılan uygulama faaliyetinin analiz edilmesine, karşılaşılan sorunların tespitine ve bu sorunlara ilişkin çözüm yollarının saptanmasına çalışılmıştır. Araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde mesleki ve teknik eğitimin tarihçesi, mesleki ve teknik eğitimin genel yapısı, çeşitli ülkelerdeki mesleki ve teknik eğitim, Türkiye'de mesleki ve teknik eğitime ilişkin başlıca uygulama ve projeler, ülkemizdeki yasal düzenlemeler ile mesleki ve teknik eğitimin uygulanmasına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise anket çözümlemesi yoluyla elde edilen bulgular ve bu bulgulara dayanarak elde edilen sonuçlara yer verilerek önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Güngören İlçesinde mesleki ve teknik liselerde 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre staj yapan, son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Anket bu okullarda staj yapan 253 öğrenciye uygulanmıştır. Cevaplanan anketlerin tamamı analize uygun bulunmuş ve araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Anket aracılığı ile elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve varyans (anova) kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı p <0.05 düzeyinde test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerde beceri eğitimi gören öğrencilerin ücret, izin vb. konularda sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmiştir.
Mesleki ve teknik anadolu lisesi muhasebe ve finansman alanı öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitimi uygulamasında karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri Van ilinde uygulama
Türkiye'de mesleki ve teknik anadolu lisesinde (MTAL) öğrenim gören öğrencilerin iş piyasasına girebilmeleri, kendilerini ifade edebilmeleri, iş hayatına adapte olabilmeleri kapsamlı bir mesleki eğitimden geçmektedir. Öğrenciler 4 yıl boyunca MTAL' de seçmiş oldukları alan ve dallar doğrultusunda mesleğe yönelik dersler almaktadır. Bunlardan biri de muhasebe ve finansman bölümüdür. Bu bölümde öğrenciler gerek bilgisayar laboratuvarında, gerekse sınıflarda kendi alan ve dallarına göre meslek dersleri görmektedir. Lise 9. 10. ve 11. sınıflarda ağırlıklı olarak meslek dersleri ve genel kültür derslerini görmektedirler. 12. Sınıfta öğrenciler haftanın 2 günü okulda eğitim görmekte diğer günler ise "İşletmelerde Beceri Eğitimi(İBE)" kapsamında kamu kurumlarında ve özel sektörde staj görmektedirler. Öğrencilerin beceri eğitimi sırasında bir çok sorunla karşılaştıkları görülmektedir. Van ilinde daha önce stajyer öğrenciler için herhangi bir araştırmanın yapılmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı 2018-2019 eğitim öğretim yılında MTAL' de muhasebe ve finansman eğitimi alan ve İBE kapsamında staja giden öğrencilerin uygulamada karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve ortaya çıkan problemler için çözüm önerileri getirmektir. 2018-2019 eğitim öğretim yılında staja giden toplam 167 öğrenciye anket çalışması yapılmıştır. Araştırma Van ilinde MTAL' de okuyan muhasebe ve finansman bölümü öğrencilerine yönelik gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucu öğrencilere yönelik anket çalışması yapılmış olup bu çalışma SPSS programıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; araştırmaya katılan öğrencilerin %17,4' ü staj süresini yeterli bulmamıştır. %29,4' ü staj yeri bulurken zorluk çektiğini belirtmiş. %14,4' ü stajyer öğrencilere karşı önyargı olduğunu belirtmiş. %16,2' si işyerlerinin stajyerler için gerekli ortamı hazırlamadıklarını belirtmiş. %28,2' si iş yerlerinin stajyer ücretlerini tam ödemediğini ifade etmiştir. %16,8 i koordinatör öğretmenlerinin iş yerlerini düzenli ziyaret etmediğini ifade etmiş. %25,8' i stajyerlerin ucuz işgücü olarak görüldüğünü belirtmiş. %30,6'sı stajyerin bölümü dışındaki işlerde çalıştırıldığını ifade etmiştir. %49,7' si iş yerinde aynı işi tekrar etmenin olumsuz etkisini ifade etmiştir.
LGBT bireylerin üreme sağlığına ilişkin hemşirelik öğrencilerine yönelik geliştirilen eğitim programının öğrencilerin bilgi, beceri ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, LGBT bireylerin üreme sağlığına ilişkin hemşirelik öğrencilerine yönelik geliştirilen eğitim programının öğrencilerin bilgi, beceri ve tututmlerına etkisini belirlemek amacıyla tek gruplu ön test-son test düzeninde yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Hacettepe Üniversitesi 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı Bahar döneminde Hemşirelik Fakültesi 4. sınıfta öğrenim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden 48 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilere, 8 hafta süren ve LGBT bireylerin üreme sağlığına yönelik geliştirilen modüllerin tartışılması, film gösterimi ve analizi, örnek video görüşmelerinin gösterimi, rol-play uygulamaları ve standart hasta uygulamalarını içeren bir eğitim programı verilmiştir. Araştırma verileri; Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri ile İlgili Veri Toplama Formu, LGBT Bireylere Yönelik Bilgi Değerlendirme Testi, LGBTİ Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği, Üreme Sağlığı Öyküsü Alma Becerisi Kontrol Listesi, Etkili İletişim Becerileri Değerlendirme Formu ve Öğrenci Memnuniyeti Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; ortalama, standart sapma, frekans, yüzde dağılımları ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. Araştırmada, eğitim sonunda öğrencilerin LGBT bireylere yönelik bilgi puan ortancalarında anlamlı düzeyde artış (p<0,001), LGBT bireylere yönelik tutumlarında anlamlı düzeyde olumlu yönde gelişim (p<0,001) ve LGBT bireylerle etkili iletişim ve üreme sağlığı öyküsü alma becerileri puan ortancalarında anlamlı düzeyde artış (p<0,001) olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda, LGBT bireylerin üreme sağlığına yönelik öğrencilerin bilgi, beceri ve olumlu tutum kazanabilmeleri için interektif yöntemlerin kullanıldığı eğitim programlarının, hemşirelik lisans eğitim müfredatlarına entegre edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: LGBT, üreme sağlığı, eğitim programı, hemşirelik öğrencileri
Diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının ve görüşlerinin değerlendirilmesi
Sağlık profesyonelleri için 'hasta ve hasta yakınları ile iletişim' anahtar rol oynamaktadır. Hasta-hekim arasındaki etkin iletişimin, hastanın memnuniyetini ve tedaviye uyumunu arttırdığı, endişe düzeyini ve şikâyet sıklığını azalttığı rapor edilmiştir. İletişim becerilerinin öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğunun gösterilmesiyle birlikte 'iletişim becerileri eğitimleri' eğitim programlarında yer almaya başlamıştır. Alan yazında öğrencilerin iletişim becerileri eğitimlerine yönelik tutumlarını değerlendiren birçok çalışma mevcuttur. Bu araştırmada Diş Hekimliği İletişim Becerileri Tutum Ölçeğinin (DCSAS) Türkçe uyarlaması yapılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutum düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ölçek uyarlama aşamasının çalışma grubunu Hacettepe ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde okuyan 257 öğrenci oluşturmaktadır. Türkçeye uyarlanan DCSAS ölçeğine yapılan geçerlik ve güvenirlik analizlerinde Cronbach alfa değeri ölçek için 0,735; pozitif alt boyut için (14 madde) 0,917; negatif alt boyut için (7 madde) ise 0,732 olarak belirlenmiştir. Uyarlama aşamaları sonunda 21 madde ve iki alt boyuttan oluşan ölçeğin diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutumlarının değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Uyarlanan Türkçe DCSAS kullanılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri tutum düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın bu aşamasında çalışma grubunu Hacettepe, Gazi ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan 386 öğrenci oluşturmuştur. Ölçeğin güvenirlik ve iç tutarlık analizleri sonucu Cronbach alfa değeri 0,792 olarak saptanmıştır. Diş hekimliği öğrencilerinin ölçek ortalama puanı 84,10±8,02 (32-105), pozitif ve negatif boyut ortalama puanları ise sırasıyla 58,40±5,77 (21-70) ve 25,69±3,55 (11-35) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Katılımcıların tutum düzeylerinde cinsiyet, eğitim dönemi ve iletişim eğitimi alma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Çalışma bulguları doğrultusunda, öğrencilerin iletişim becerileri tutumlarının eğitim süresince değişimini izlemeye yönelik boylamsal çalışmaların yapılması ve diş hekimliği eğitiminde iletişim becerileri eğitim programlarını geliştirmeye ve değerlendirmeye yönelik ileri çalışmaların da yapılması önerilmektedir.
Investigating the variables affecting students' perceptions of 21st century skills and problem-solving skills
The aim of this study is to investigate the effects of programme (IB vs non-IB) on students' perceptions of 21st century skills (PoTCS) and problem-solving skills (PSS) in relation with English comprehension, age, achievement, and gender. It was designed as a correlational study. Research questions were evaluated based on a theoretical model. Target group of the study was lower secondary school students who follow an IB programme and another programme in Netherlands. Measurement instruments (PoTCS scale, PSS test and Demographic information questionnaire) were developed by the researcher. PoTCS scale was formed with hypothetical short scenarios as a situational judgement test items with 21 items under four factors. There were 379 students attended to the pilot study of PoTCS scale and 304 different students attended to the main study to conduct CFA and SEM. Model showed a good fit after few modifications without disturbing the initial theory, chi-squared(29, N=287) = 34.755, p=.213, CFI=.988, RMSEA=.026. According to the findings, programme had a significant direct effect on two dimensions of PoTCS and English comprehension in favor of IB students, and significant effect on PSS in favor of non-IB students. English comprehension appeared as a significant mediator between programme and PoTCS, whereas an insignificant mediator between programme and PSS. Achievement did not strengthen the effect of PoTCS on PSS. Effects of variables affecting PoTCS or PSS did not differ by gender and only using information and technology effectively had a significant difference in terms of the duration in IB in favor of longer enrollment.
Hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının öğrenme memnuniyeti ve özgüven üzerine etkisi
Giriş: Hemşirelik eğitiminde öğrenme sonuçlarının iyileştirilmesinde teknoloji kullanımı önem arz etmektedir. Dijital öğretim teknolojileri de hemşirelik temel becerilerinin öğretiminde yeni bir yaklaşımdır. Amaç: Araştırma, hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının, bilgi, beceri, memnuniyet ve özgüven üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Ön-test son-test randomize kontrollü olarak yürütülen araştırmanın evrenini bir Vakıf Üniversitesinde öğrenim gören ve Hemşirelikte Temel İlke ve Uygulamalar dersine kayıtlı 76 öğrenci, örneklemini ise dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 72 (deney=36; kontrol=36) hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Araştırma verileri Öğrenci Bilgi Formu, Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi, Subkutan Heparin Enjeksiyonu Uygulama Becerisi Kontrol Listesi ve Öğrenci Memnuniyeti ve Öğrenmede Kendine Güven Ölçeği ile toplandı. Öğrencilere subkutan enjeksiyon eğitimi geleneksel öğretim yöntemleri ile verildikten sonra Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (ön test) uygulandı ve enjeksiyon uygulaması, laboratuvar ortamında düşük gerçekli maket üzerinde gösterildi. Eğitimden sonra deney grubundaki öğrencilere dijital oyun eğitimi verildi ve oyunu bir hafta boyunca oynamaları sağlandı. Müdahalelerden sonra tüm öğrenciler beceri kontrol listesi ile değerlendirildi ve memnuniyet ve kendine güven düzeyleri ölçüldü. Beceri ölçümlerinden iki hafta sonra tüm öğrencilere Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (son test) uygulandı. Veriler SPSS 26 ve Amos 24 programları ile analiz edildi. Bulgular: Araştırmada yer alan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin tanıtıcı özellikleri, ön test ve son test subkutan enjeksiyon bilgi puanları arasında farklılık olmadığı (p>0,05), grup içi değerlendirmede deney grubunun son test subkutan enjeksiyon bilgi puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğu (p=0.002), deney grubunun subkutan heparin enjeksiyonu uygulama becerisi ortalama puanının 61,86±2,73, kontrol grubunun 54,33±7,52 olduğu ve aradaki farkın istatistiksel anlam taşıdığı (p<0,001), memnuniyet ve kendine güven düzeyi açısından deney grubunun kendine güven alt boyutundan (p=0,004) ve ölçek toplamından (p=0,006) aldığı puanların kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu görüldü. Sonuç: Dijital oyunun subkutan enjeksiyon becerisi öğretiminde etkili bir öğretim teknolojisi olduğu, memnuniyet ve öğrenmede kendine güven düzeyini arttırdığı ve bilgi düzeyini iyileştirdiği görüldü. Anahtar kelimeler: Subkutan enjeksiyon, dijital oyun, hemşirelik eğitimi.
Hafif kognitif bozukluğu olan yaşlı sürücülere yönelik iki farklı ergoterapi müdahalesinin sürüş becerileri üzerine etkisi-randomize kontrollü çalışma
Torpil, B., Hafif Kognitif Bozukluğu Olan Yaşlı Sürücülere Yönelik İki Farklı Ergoterapi Müdahalesinin Sürüş Becerileri Üzerine Etkisi-Randomize Kontrollü Çalışma. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı, Doktora Tez, Ankara, 2020. Bu çalışma, Hafif Kognitif Bozukluğu (HKB) olan yaşlı sürücülerde sürücü simülasyon müdahalesiyle bilişsel rehabilitasyon müdahalesinin sürüş becerileri üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmamız, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Eğitim ve Araştırma Ünitelerine başvuran 34 HKB tanılı yaşlı sürücü dâhil edildi. 34 katılımcı basit rastgele randomizasyon tekniğiyle iki gruba ayrıldı. Katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ehliyet yılı, kaza durumu/sayısı/cinsi, araç kullanma durumu ve haftada kaç kere kullandığı ile ilgili sosyodemografik bilgileri alındıktan sonra LOTCA-G, İz Sürme Testi (İST) A-B, Labirent Testi, Sıralı Adım Vurma Testi (SAVT), Sürücü Becerileri Ölçeği (SBÖ), Sürücü Davranışları Ölçeği (SDÖ) ve simülasyon üzerinde literatürden faydalanılarak oluşturulan bir kontrol listesi ile sürüş becerileri değerlendirildi. Değerlendirme sonrası her iki gruba da 12 hafta haftada 2 gün 45 dakikalık seanslardan oluşan müdahale programı uygulandı. İki grupta da Temel Trafik Eğitimi verildikten sonra simülasyon müdahale grubunda simülasyon üzerinde sürüş becerileri çalışıldı, bilişsel rehabilitasyon müdahale grubunda ise LOTCA-G'nin alt başlıklarına göre belirlenen bilişsel müdahale programı uygulandı. İlk değerlendirmede iki grup arasında istatistiksel olarak herhangi bir fark bulunmadı (p>0,05). Müdahaleler sonrasında her iki grupta da sürüş becerilerinin anlamlı bir şekilde geliştiği belirlendi (p<0,05). LOTCA-G'de oryantasyon, görsel-uzaysal algı, dikkat konsantrasyon ve İST A-B, Labirent testi, SAVT ve SDÖ'nün Sıradan İhlaller maddesinde herhangi bir fark bulunmamıştır (p>0,05). LOTCA-G'de diğer parametrelerde bilişsel rehabilitasyon, SBÖ ve SDÖ'de diğer parametrelerde simülasyon müdahalesinin daha etkili olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bu iki müdahalenin sürücü becerileri üzerinde olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiş olup her iki müdahalenin de HBB'li yaşlılarda sürücü rehabilitasyonunda kullanılabileceği bulunmuştur.
Periferik intravenöz kateterizasyon becerisi geliştirilmesinde simülasyona dayalı öğretimin etkisinin incelenmesi
Araştırma, hemşirelik öğrencilerinin periferik intravenöz kateterizasyon (PİK) becerisi geliştirilmesinde simülasyona dayalı öğretimin etkisinin incelenmesi amacıyla randomize kontrollü deneysel tasarımda yapılmıştır. Araştırma, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde Şubat 2018– Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma evrenini; Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 2017-2018 öğretim yılında ikinci sınıfta öğrenim gören 288 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçiminde tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış; deney grubunda 36, kontrol grubunda 36 olmak üzere toplam 72 öğrenci araştırmada yer almıştır. Araştırmaya katılan tüm öğrencilere araştırmacı tarafından geleneksel eğitim yöntemiyle PİK eğitimi verilmiştir. Geleneksel eğitimin ardından deney grubundaki öğrenciler ile simülasyon uygulaması gerçekleştirmiştir. Veriler anket ve gözlem yoluyla toplanmıştır. Araştırmaya katılan tüm öğrencilere "Birey Tanıtım Formu", "İntravenöz Kataterizasyon Bilgi Testi" uygulanmıştır. Deney grubundaki öğrencilere simülasyon uygulamasının ardından "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği", "Simülasyon Tasarım Ölçeği" uygulanmıştır. Öğrencilerin PİK beceri düzeyleri hibrit simülasyon yöntemiyle "İntravenöz Kateterizasyon Beceri Kontrol Listesi" kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik dağılımlar, Mann-Whitney U tesi, Bağımsız gruplar t testi, Wilcoxon testi ve Kikare analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Ege Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulundan onay ve araştırmanın yürütüleceği kurum olan Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanlığı'ndan yazılı izin alınmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden standardize hasta ve öğrencilerden araştırma hakkında bilgilendirme yapıldıktan sonra sözlü ve yazılı izin alınmıştır. Araştırmanın sonucunda; Deney grubunda yer alan öğrencilerin yaş ortalamasının 20.56±0.652, kontrol grubunda yer alan öğrencilerin yaş ortalamasının 20.86±0.723 olduğu, öğrencilerin, %83.3'ünün kadın olduğu, deney grubundaki öğrencilerin %63.8'inin, kontrol grubundaki öğrencilerin ise %55.5'inin hemşirelik mesleğini kendine uygun gördüğü, deney grubunda yer alan öğrencilerin %38.8'inin kontrol grubunda yer alan öğrencilerin %47.3'ünün hemşirelik mesleğini isteyerek seçtiği, deney grubundaki öğrencilerin %77.7'sinin kontrol grubundaki öğrencilerin %69.4'ünün bilgisayara sahip olduğu saptanmıştır. Simülasyon eğitimi öncesi PİK bilgi ön test puan ortalamaları deney grubu öğrencilerin 58.89±14.60, kontrol grubu öğrencilerin 54.86±14.90 puandır. Simülasyon eğitimi sonrası PİK bilgi son test puan ortalamaları deney grubu öğrencilerin 78.19±15.68, kontrol grubu öğrencilerin 71.11±16.13 puandır. Yapılan bağımsız gruplar t testi ve Mann Whitney U testi sonucunda deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin PİK bilgi ön test puan ortalamaları ve son test puan ortalamaları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (t=1.159, p=0.251; Z=-1.771, p=0.076). Deney grubu öğrencilerinin "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği" toplam madde puan ortalaması 4.33±0.42 olarak bulunmuşken, "Simülasyon Tasarım Ölçeği" 'nin ilk bölümü olan "En İyi Tasarım Öğeleri" bölümünden aldıkları toplam madde puan ortalaması 4.39±0.33, "Simülasyon Tasarım Ölçeği" 'nin ilk bölümü olan "En İyi Tasarım Öğeleri" bölümü toplam madde puan ortalaması 4.56±0.31 olarak bulunmuştur. Hibrit simülasyonda PİK beceri performans puan ortalamaları deney grubu öğrencilerin 44.47±3.72, kontrol grubu öğrencilerin 32.47±5.55'dir. PİK beceri performans puan ortalamaları açısından iki grup arasında önemli derecede anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<.001). Simülasyon eğitimi alan öğrenciler simülasyona dayalı öğretimin PİK becerisini olumlu etkilediğini, uygulama sonrasında video kayıtları izleyerek eksikliklerini görmelerinin klinik öncesi beceri performansına katkı sağlayacağını ve kliniğe çıkmadan önce bu eğitimin kliniklerde uygulama sırasında hata oranlarını azaltacağını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda simülasyona dayalı öğretim yönteminin hemşirelik öğrencilerine deneyime dayalı öğrenme imkanı sunması ve geri bildirim sağlamasının periferik intravenöz kateterizasyon beceri düzeylerinin geliştirilmesinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler; Simülasyon; hemşirelik eğitimi; periferik intravenöz kateterizasyon
İlkokul 4. sınıf öğretim programlarının 21. yüzyıl becerileri açısından Demirel'in analitik program değerlendirme modeline göre değerlendirilmesi
Eğitimin temel amacı yaşanılan çağın gereksinimlerine ihtiyaç duyulan bilgi ve becerilere sahip bireyler yetiştirmektir. Bu süreçte bireylerin değişen yaşam koşullarına uyumlu bir eğitim almaları, eğitim programlarının işlevselliği ile mümkün olmaktadır. Bu açıdan eğitim programlarının da 21. yy becerilerini kazandıracak nitelikte olması beklenmektedir. Bu düşünceden hareketle araştırmanın temel amacı 2017-2018 eğitim öğretim yılında uygulamaya konulan ilkokul 4. sınıf öğretim programlarında yer alan 4 temel (matematik, türkçe, fen bilgisi ve sosyal bilgiler dersleri) dersin 21. yy. becerileri [Partnership for 21st Century Learning (P21)- Öğrenme ve Yenilenme Becerileri (ÖYB)] açısından Demirel'in Analitik Program Değerlendirme Modeline (DAPDEM) göre değerlendirilmesidir. Karma desen araştırmalarından sıralı keşfedici (araştırıcı) karma yöntem araştırması olarak tasarlananan bu çalışmanın nitel bölümü iç içe geçmiş çoklu durum çalışması deseninde, nicel kısmı ise betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Nitel verilerin toplanmasında amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemi ile ölçüt örneklemi yöntemleri kullanılmıştır. Nicel veriler toplanırken ise uygun örnekleme ile çalışma evrenini oluşturan Ege bölgesi Aydın ili merkez ilçede yer alan tüm gönüllü ilkokul 4. sınıf öğretmenlerine ulaşılmıştır. Araştırma birden fazla çalışma grubu ile yürütülmüştür. Araştırmanın ihtiyaç analizi (I) çalışma grubunu 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Aydın/Efeler ilçesinde görev yapan 12 ilkokul 4. sınıf öğretmeni, araştırmanın ihtiyaç analizi çalışma grubunu (II) 2022-2023 Bahar Yarıyılında Aydın/Efeler ilçesinde görev yapan 9 ilkokul 4. sınıf öğretmeni ile 9 ilkokul yöneticisi, araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 Güz Yarıyılında Aydın/Efeler ilçesinde görev yapan 16 ilkokul 4. sınıf öğretmeni oluştururken araştırmanın çalışma evrenini 2022-2023 Bahar Yarıyılında Aydın/Efeler ilçesinde görev yapan 162 ilkokul 4. sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri nitel tasarım için doküman, gözlem ve görüşme (çeşitleme), nicel tasarım için ise Demirel'in analitik program değerlenme modeli temel alınarak oluşturulan kontrol listesi ile toplanmıştır. Nitel ve nicel verilerin sıralı bir şekilde kullanıldığı keşfedici tasarım ile araştırma soruları birbirlerini destekler nitelikte tasarlanmış olup elde edilen veriler harmanlanarak bir bütün halinde yorumlanmıştır. Nitel verilerin analizinde; hem betimsel analiz tekniği (doküman analizleri ile saha gözlemlerinin analizinde) hem de içerik analizi (paydaş görüşlerinin analizinde) tercih edilirken; nicel verilerin analizinde ise betimsel istatiksel analizlerden yararlanılmıştır. Program değerlendirilmesine konu alanı, birey ve toplum ihtiyaçları dikkate alınarak başlanmıştır. İhtiyaç analizleri ile araştırmanın çalışabilirliği, çalışmaya değer olup olmadığı, tercih edilen 21. yüzyıl çerçevesinin kullanışlılığı, yaygın olması, genel geçer olması, tercih edilen modelin avantaj ve dezavantajları, programda yer alan derslerin hangilerinin araştırmaya dâhil edilip edilmeyeceği ile tercih edilen 21. yüzyıl beceri çerçevesinin hangi boyutlarının araştırmaya dahil edilmesi gerektiği hususları detaylı incelenip analiz edilerek araştırmanın sınırları, hukuki gerekçesi ve referans noktaları oluşturulmuştur. Giriş-Bağlam değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde programların dayandığı felsefe, programın temele aldığı kuram, programın dayandığı modele ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi P21-ÖYB'lere ilişkin de herhangi bir açıklama olmadığı dokuman analizleri sonucunda tespit edilmiştir. Demirel'in Analitik Program Değerlendirme Modeli temel alınarak oluşturulan kontrol listesi sonuçlarına göre, sınıf öğretmenlerinin bağlam boyutu puanları ise ortalama altı olarak tespit edilirken görüşme sonuçlarına doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin programın dayandığı felsefe ve programın dayandığı felsefe ile ÖYB'ler arasında genel olarak bir ilişki olup olmadığı hususunda herhangi bir fikirlerinin olmadığı ortaya konmuştur. Öğretim programları incelendiğinde 4 temel dersin; Türkiye Yeterlikler Çerçevesi, alana özgü beceriler, fen mühendislik ve girişimcilik uygulamaları, 27 temel beceri, dil becerileri, değerler, yetkinlikler vb. alanlar dikkate alınarak kurgulandığı için derslerde bazı becerilerin daha ön planda olduğu tespit edilmiştir. Hedef-kazanım boyutunda, derslerde iletişim ve eleştirel düşünme becerileri ön plana çıkarken yenilenme ve işbirliği becerilerinin daha az yer aldığı tespit edilmiş olup becerilerin dağılımda herhangi bir normallik gözetilmediği tespit edilmiştir. Kazanımların teorik olarak öğrencilerin seviyelerine uygun olduğu, öğrenme ve yenilenme becerilerini içerse de öğretmenlerin derslerini konu bazlı ele aldığı için kazanımlarda yer alan ÖYB'leri yeterince ele almadığı tespit edilmiştir. Ayrıca matematik, sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersleri öğretim programlarının kazanımları doğrultusunda içerik ve etkinlikler oluşturulurken Türkçe dersinde içeriğin kazanımlara göre değil, içeriğin programda yer alan metin türleri ve tema konuları dâhilinde hazırlandığı ortaya konmuştur. İçerik değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde kazanımların örtüştüğü (Türkçe dersi hariç), içerik ile etkinliklerin uyumlu olduğu, içeriğin bazı derslerde gereğinden fazla uzun olduğu, genel anlamda yetersiz ve yeterince ilgi çekici olmadığı tespit edilmiştir. İçerik boyutunda derslerin kurgusu bağlamında Türkçe dersinde iletişim, matematik, fen bilimleri ve sosyal bilgiler derslerinde eleştirel düşünme becerisinin ön plana çıktığı tespit edilirken; yenilenme becerisinin yeterince ele alınmadığı ortaya konmuştur. Öğrenme öğretme sürecine ilişkin sonuçlar incelendiğinde Türkçe dersinde iletişim, matematik dersinde problem çözme, fen bilimleri dersinde eleştirel düşünme ve sosyal bilgiler dersinde iletişim becerileri ön plana çıkarken yenilenme ve işbirliği becerilerinin daha az yer aldığı tespit edilmiştir. Öğrenme-öğretme süreci boyutunda yeterince etkinlik ve örneklere yer verilmediği için öğretmenlerin sıkça yardımcı kaynak ve çevrimiçi ortamlara başvurmak zorunda kaldığı görülmüştür. Ayrıca saha gözlemlerinde süreçte genel olarak anlatım, soru cevap, tartışma ve problem çözme yöntem tekniği tercih edildiği gibi alternatif yöntem ve tekniklere yeterince yer verilmediği ortaya konmuştur. Ölçme değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde Türkçe dersinde eleştirel düşünme, matematik dersinde problem çözme, fen bilimleri ve sosyal bilgiler derslerinde eleştirel düşünme becerisi ön plana çıkarken yaratıcılık, yenilenme ve işbirliği becerilerinin yeterince ele alınmadığı tespit edilmiştir. Ölçme değerlendirme boyutunda ölçme-değerlendirme etkinliklerinin genel anlamda kazanımları ve kazanımlarda yer alan 21. yy. becerilerini ölçebilecek nitelikte olmadığı gibi nicelik açısından da yetersiz olduğu görülmüştür. Saha gözlemlerinde ölçme değerlendirme boyutunu çeşitlendirmek ve zenginleştirmek adına farklı yardımcı kaynaklardan yararlanılsa da geleneksel ölçme değerlendirme faaliyetleri dışına çıkılmadığı tespit edilmiştir. Sonuç değerlendirme kapsamında öğretim programları bir bütün olarak değerlendirildiğinde temel derslerde yer alan ÖYB becerileri açısından programların yalnızca kazanım boyutunda teoride işlevsel göründüğü, diğer boyutlarında becerileri kazandırmada yetersiz olduğu göz önüne alındığında programların temel değişikliklerle ilgili bir karara varılıp programın yeniden revize edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde Montrö Boğazlar Sözleşmesinin yeri ve önemi
Üç denize kıyısı olan Anadolu coğrafyası bulunduğu konum itibari ile önemli stratejik noktalar barındırmıştır. Bu stratejik noktaların en önemlileri de İstanbul ve Çanakkale Boğazı'dır. Antik Dönem'den başlayıp günümüze kadar önemi devam eden Boğazlar, İstanbul Fethi ile birlikte Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. Osmanlı denetiminden itibaren önce tek taraflı antlaşmalar ile sonra ikili antlaşmalar ile ve en son olarakta uluslararası antlaşmalar ile Boğazlardan geçiş rejimi belirlenmiştir. Boğazların stratejik önemi asıl olarak I. Dünya Savaşı'nda ortaya çıkmıştır. Savaşı kazanan İtilaf devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması sonucu derhal Boğazları ele geçirmiş, Sevr Antlaşması ile de hâkimiyetini kalıcı hale getirmek istemişlerdir. Milli Mücadele'nin kazanılmasından sonra Lozan Antlaşması imzalanmış ve bölgenin denetimi uluslararası bir komisyona devredilmiştir. Sonraki süreçte Avrupa'da değişen statüko nedeniyle Boğazlar Meselesi tekrar gündeme gelmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu 20 Temmuz 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Tarihsel olarak uzun bir geçmişi olan Boğazlar Meselesi ve Atatürk'ün dış politika ilkeleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmuştur. Boğazlar Meselesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin tarihi süreci, jeopolitik ve jeostratejik önemi hem 8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi hem de Sosyal Bilgiler dersikazanım becerileri açısından ele alınarak değerlendirilmiştir.
Okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörler
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörleri belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup örnek olay deseninde gerçekleştirilmiştir. 6 öğretmen, 30 öğrenci ve 30 veli ile çalışılarak veriler toplanmıştır. Bu süreçte araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu, gözlem formu ve anketlerden faydalanılmıştır. Görüşmelerden ve anketlerden elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenirken, gözlem formlarından elde edilen veriler gözlem değerlendirme rubriği ile çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler, yapılandırılmamış ve öğrenci merkezli etkinliklerin, soru sormanın, özgür düşünme ortamları oluşturmanın düşünme becerilerini desteklediği görüşündedir. Öğretmenler, mevcut okul öncesi eğitim programını, düşünme becerileri eğitimi yönünden oldukça yetersiz bulmaktadır. Sınıf gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğretmenler öğrencilerin soru sorma davranışlarını desteklemekte oldukça yetersizdir. Öğrencilerin nitelikli sorular sorma ve cevaplar verme davranışları düşüktür. Öğretmen tutumları ve öğrenci davranışları arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Bireysel gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğrenciler en çok çeşitli çözüm yolları ve nitelikli fikirler üretmekte, farklı ve alışılmışın dışında ürünler koymakta, kavram ve düşünceler üzerine düşünebilmekte zorlanmaktadır. Velilerle yapılan anketlerden elde edilen bulgulara göre eğitim düzeyi yüksek olan veliler çocukları ile daha çok okul dışı etkinliklerde bulunmakta ve soru sormanın önemi üzerinde daha çok durmaktadır. Velilerin yaş ve gelir düzeyi, çocuklarıyla yaptıkları okul dışı etkinlikler ile öğrencilerin düşünme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Ailelerin soru sorma davranışları ile öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünmeye yönelik davranış düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler ve veliler, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin önemli olduğunu düşünmekle birlikte yeterli bilgiye sahip değillerdir.
İlkokul sosyal bilgiler dersinde yaratıcı drama yöntemi ile çevre okuryazarlığı becerisinin kazandırılması: bir karma yöntem araştırması
Günümüzde çevre sorunları, geçmişe kıyasla giderek artarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlu, bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşadığı çevreye zarar vermekte, bu da çevresel problemlerin her geçen gün daha da büyümesine neden olmaktadır. Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması amacıyla, birçok ülkenin müfredatında çevre eğitimi yer almaktadır. Ülkemizde de Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda, öğrencilerin çevreye yönelik farkındalık kazanmasını amaçlayan 27 beceri arasında "çevre okuryazarlığı becerisi" de bulunmaktadır. Bu becerinin kazandırılmasında, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüşmesi beklenmektedir. Çevre okuryazarlığı becerisinin geliştirilmesinde yaratıcı drama yöntemi, öğrencilerin aktif katılımını teşvik ederek, bilgiyi deneyim yoluyla kalıcı hale getirmekte etkili bir araçtır. Bu yöntem, öğrenci merkezli bir öğrenme ortamı sunarak, konunun kalıcı olarak öğrenilmesini sağlar. Bu araştırmada, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı kapsamında yer alan çevre okuryazarlığı becerisini kazanmalarında yaratıcı drama yönteminin etkisi incelenmektedir. Amaç, öğrencilerin bu beceriyi ne derece benimsediklerini ve uygulamaya dönüştürdüklerini belirlemektir. Bu amaca ulaşabilmek adına araştırmanın yöntemi karma yöntem araştırma desenlerinden yakınsayan paralel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırma nicel boyutta yarı deneysel desen; nitel boyutta ise durum çalışması deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılı Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde öğrencilerin "Çevre okuryazarlığı" becerilerini belirlemek amacıyla nicel veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "İlkokul Çevre Okuryazarlığı Ölçeği" ve "Çevre Okuryazarlığı Başarı Testi" nitel veri toplama araçları olarak da öğrenci görüşme formları, uygulama sürecinde tutulan gözlem notları ve uygulamadaki süreç çıktıları kullanılmıştır. Toplanan nicel verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılarak bağımlı gruplar t-testi, ancova ve bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğiyle tümevarım yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Gruplardaki öğrencilerin ilkokul çevre okuryazarlığı ölçeğinden ve çevre okuryazarlığı başarı testinden elde edilen verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre, yaratıcı drama yönteminin kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin çevreye yönelik bilgi düzeylerinde ve davranışlarında olumlu değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı düzeydedir. Deney grubu ile yapılan görüşmeler, gözlem ve süreç çıktılarındaki sonuçlarda araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Başka bir deyişle, yaratıcı drama yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin, geleneksel öğretim yöntemleriyle eğitim alan kontrol grubu öğrencilerinden daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beceri öğretimi, Çevre Okuryazarlığı, Yaratıcı drama.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere güvenlik becerilerinin öğretimine ilişkin anne-babaların, öğretmenlerin ve öğretim üyelerinin görüş ve önerileri
Bu araştırmanın amacı, Eskişehir il sınırı içindeki Eskişehir Yardım Sevenler Derneği Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü'nden eğitim alan otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların anne-babalarının, öğretmenlerinin ve Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Davranış Analizi Anabilim Dalı Otizmde Uygulamalı Davranış Analizi Yüksek Lisans programında ders okutan öğretim üyelerinin otizm spektrum bozukluğu olan bireylere güvenlik becerilerinin öğretimine ilişkin görüş ve önerilerini belirlemektir. Araştırmada betimsel araştırma modeli kullanılmış olup veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Anne-babalar için 10, öğretmenler için 12 ve öğretim üyeleri için sekiz sorudan oluşan görüşme formları araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve uzman görüşü alınarak son şekli verilmiştir. Araştırmanın uygulama sürecinden önce pilot görüşmeler düzenlenerek görüşme sorularının anlaşılırlığı ve araştırmacının deneyim kazanması sağlanmıştır. Araştırmaya 11 anne-baba, 16 öğretmen ve 11 öğretim üyesi katılmıştır. Her bir katılımcı ile belirlenen ilkeler doğrultusunda görüşmeler kayıt altına alınarak düzenlenmiş ve elde edilen verilerin dökümleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın inandırıcılık ve güvenirlik çalışmaları alandan iki uzman tarafından tamamlanmıştır. Bulgular araştırmaya katılan anne-baba, öğretmen ve öğretim üyelerinin tamamının OSB olan bireylere güvenlik becerisinin öğretilmesini gerek çocuğun sağlık ve güvenliği gerekse ailenin yaşam kalitesi açısından gerekli ve önemli gördüklerini ve mutlaka eğitim planlarında bu becerilerin öğretimine yer verilmesi gerektiğini düşündüklerini göstermektedir. Bulgular güvenlik becerilerinin öğretiminin gerekliliğini vurgulamasına rağmen, anne-babaların ve öğretmenlerin çoğunluğunun güvenlik becerisi öğretimi yapmadığı, bir kısmının ise sistematik biçimde çalışmaksızın günlük rutinler sırasındaki fırsatları değerlendirdiği ortaya koymaktadır. Anne-babaların ve öğretmenlerin çoğunluğunun güvenlik becerilerinin öğretimi konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadıkları da elde edilen bulgular arasındadır. Öğretim üyeleri OSB olan bireylere güvenlik becerilerinin öğretiminin etkililiği kanıtlanmış yöntemlerle sistematik olarak öğretilmesi ve öğretilen güvenlik becerilerinin mutlaka doğal ortamda genellemesinin yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini belirtmişlerdir. Ayrıca öğretim üyelerinin zihin engelliler öğretmenliği lisans programında güvenlik becerilerinin öğretimine ilişkin ders, konu ve uygulamaların daha fazla olması gerektiğine ilişkin görüşleri de elde edilen bulgular arasındadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında OSB olan bireylere güvenlik becerilerinin öğretimi konusunda alanyazına ve uygulamaya katkı ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, Güvenlik becerileri, Yarı yapılandırılmış görüşme, Betimsel analiz
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği
Bu çalışmada, otizmli bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği araştırılmış ve izleme ve genellenmesi açısından değerlendirilmiştir. Araştırma, katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama araştırma modeline göre planlanmış olup başlama düzeyi, öğretim, aralıklı yoklama, genelleme ve genellemenin izlemenmesi oturumlarından oluşmuştur. Çoklu örneklere göre genelleme stratejisinin kullanıldığı çalışmada, otizmli bireylerin farklı ortamlarda, farklı kişilere ve farklı cinsel istismar türlerine karşı da kendilerini korumalarında sosyal öykülerin etkisi sınanmıştır. Genellemenin izlenmesi oturumları öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenmiştir. Çalışmanın sosyal geçerliği araştırmaya katılan deneklerin annelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla elde edilen verilere göre incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul ve Eskişehir illerinden 10 ve 17 yaş aralığında otizm tanısı olan ikisi kız biri erkek üç denek katılmıştır. Öğretimi yapılacak cinsel istismar türleri aileler ile birlikte belirlenmiş olup ilk olarak uygunsuz dokunma taciz türünün öğretimi gerçekleştirilmiştir. Ölçüt karşılandıktan sonra istismardan korunma becerilerinin öğretimi yapılmayan uygunsuz öpüşme ve teşhir taciz türleri ile öğretimi yapılan taciz türü için farklı ortamlara ve kişilere genellenip genellenmediği değerlendirilmiştir. Öğretim oturumları deneklerin evlerinde ve okullarında yürütülmüş olup, genelleme oturumları için çeşitli sosyal ortamlar kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan üç katılımcının da sosyal öykü uygulamasıyla tacizden korunma becerilerini öğrendiğini ve farklı ortam, kişi ve taciz türlerine genelleme yapabildiklerini göstermiştir. Ayrıca katılımcıların öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenen genellemenin izlemesi oturumlarında, öğrenilen berilerin kalıcılığını sağlandıkları görülmüştür.
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere yiyecek-içecek hazırlama becerilerinin öğretiminde sesli anlatım içeren ve içermeyen video ipucunun karşılaştırılması
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere mısır patlatma ve meyve sıkma becerilerinin öğretiminde, sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucunun etkililiği ve verimliliği karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmanın sosyal geçerliğini belirlemek üzere araştırmaya katılan öğrenciler ile otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin video ipucuna ve çalışmaya ilişkin görüşleri incelenmiştir. Araştırma otizm spektrum bozukluğu olan dört erkek öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri mısır patlatma ve meyve sıkma becerileri; bağımsız değişkenleri ise sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucudur. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmış ve yüksek güvenirlik bulguları elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hem sesli anlatım içeren hem de sesli anlatım içermeyen video ipucunun otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere mısır patlatma ve meyve sıkma becerilerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermektedir. Bulgular ayrıca iki uygulama arasında verimlilik açısından çok az fark olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular izleme açısından her iki uygulama arasında fark olmadığını işaret etmektedir. Sesli anlatım içeren ve sesli anlatım içermeyen video ipucu tüm öğrencilerde yüksek düzeyde genelleme ile sonuçlanmıştır. Çalışmanın sosyal geçerlik bulguları ise olumludur. Bulguları desteklemek üzere ileri araştırmalara gereksinim duyulmaktadır.
4-6 yaş grubu çocukların sosyal beceri eğitimine ilişkin öğretmen görüşleri
4-6 Yaş Grubu Çocukların Sosyal Beceri Eğitimine İlişkin Öğretmen Görüşleri. Bu çalışmada 4-6 yaş grubu çocukların sosyal beceri eğitimine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim-öğretim döneminde İzmir ili Menemen ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, 56 tanesi üst, 27 tanesi orta 22 tanesi de alt, sosyo-ekonomik düzeyde bulunan bağımsız anaokulları ve ilkokulların anasınıflarında görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Veriler standartlaştırılmış açık uçlu görüşme formu aracılığı ile, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeye 21 öğretmen katılmış, veriler sözlü ve yazılı olarak kaydedilmiştir. Verilerin analizinde, nitel analiz tekniklerinden içerik analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda edinilen bulgular incelendiğinde; öğretmenlerin sosyal becerileri iletişim becerileri, arkadaşlık becerileri, akademik beceriler, duygularını yönetme becerileri olarak tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, okul öncesi eğitimde iletişim, liderlik, sorumluluk, empati, paylaşma ve hoşgörü gibi sosyal becerilerin kazandırılması gerektiği düşüncesinde oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlere göre sosyal becerilerin sosyal yönleri kadar bireysel yönlerinin de olduğu belirlenmiştir. Çocukların sosyal beceri kazanmalarını etkileyen faktörlerin bireysel, çevresel ve akademik boyutlarının olduğu saptanmıştır. Okul öncesi eğitim programında yer alan sosyal duygusal gelişim alanında bulunan kazanımların, sosyal beceri kavramları açısından eksikliklerinin olduğu; programda bu kavramlara doğrudan yer verilmesinin, öğretmeni planlarında daha sık kullanmaya teşvik edeceği görüşündedirler. Öğrencilerinin sosyal beceri kazanımlarını gözlem yoluyla, değerlendirme etkinlikleri kullanarak, günlük ve aylık plan değerlendirmesi yaparak, soru-cevap yöntemiyle, değerlendirme panosu kullanarak değerlendirdikleri sonucuna varılmıştır. Öğretmenler çocuklara, 'problem çözme, uyum sağlama, iletişim, kendini ve duygularını ifade edebilme, kurallara uyma, katılım, liderlik, empati, özgüven, diğer kültürleri tanıma, sorumluluk, farklılıklara saygı gösterme, kendini kontrol etme, sıra bekleme, hakka riayet etme, paylaşma, nezaket kuralları' sosyal becerilerini kazandırırken zorlandıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, eğitim, sosyal beceri.
Oyun alıştırmaları modelinin ortaöğretim öğrencilerinin voleybol bilgi, beceri ve oyun performanslarına etkisi
Çalışmanın amacı, oyun alıştırmaları modeli ile 10 derslik voleybol uygulamasının ortaöğretim öğrencilerinin voleybol bilgi, beceri ve oyun performansı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışmaya iki beden eğitimi öğretmeni ve 45 10.sınıf öğrencisi katılmıştır. Katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda 24 öğrenci, karşılaştırma grubunda ise 21 öğrenci yer almaktadır. Araştırmada yarı deneysel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Çalışmaya katılan grupların verileri voleybol bilgi testi (Erdem vd., değerlendirmede), voleybol beceri testi (Gabbett ve Georgieff, 2006) ve voleybol oyun performans testi(Oslin ve ark., 1998) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik ve grupların ön test-son test, grup içi ve gruplar arası farkını belirlemek için karışık ölçümlerde ANOVA testi uygulanmıştır. Bulgulara göre her iki öğretim modeli ile voleybol öğrenimi gören öğrencilerin voleybol bilgi, beceri gelişimi ve oyun performansları son test değerleri ön test değerlerine göre anlamlı düzeyde yükselmiştir. Katılımcıların son test değerleri incelendiğinde deney grubu katılımcıların voleybol bilgi, beceri gelişimi ve oyun performansları kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, uygulanan 10 derslik Oyun Alıştırmaları modeli ile voleybol dersi 10. sınıf öğrencilerinin voleybol bilgi, beceri gelişimi ve oyun performans düzeylerini geliştirdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beceri Gelişimi, Ortaöğretim, Oyun Alıştırmaları Modeli, Oyun Performans, Voleybol
The effect of the social skill training program on social skill levels of the 3rd grade students
This research was carried out to assign the effect of social skills training program on social skills level of 3rd grade students and to establish whether the social skill levels of the students attending the 2nd, 3rd and 4th grade of primary school differ according to gender and family variables. Research group consists 180 students who were attending 2nd, 3rd and 4th grade of Maltepe District Istanbul Private Istanbul Medeniyet Primary School at 2018-2019 school year. The Personal Information Form developed by the school guidance unit was used to assign the demographic characteristics of the students and the Social Skill Scale prepared by Kocayörük (2000) was used to assign the social skill levels of the students. The research is an experimental study with pretest and post-test control groups. Among the 20 students with the lowest scores from the applied scale, 10 experimental groups were randomly assigned to 10 control groups. Social Skills Training Program was applied to the experimental group for 45 minutes for 8 weeks and no procedure was applied for the control group. Statistical Package for Social Sciences (SPSS 23. IBM) software was used in the analysis of the data. In the study, p value less than 0.05 was considered statistically significant. As a consequence of the research, it was found that while there was no difference in social skill levels of the students in the control group, the social skill levels of the students in the experimental group were different. In other words, it was found that Social Skills Training Program significantly increased students' social skills levels. In addition, it was found that variable of gender and the living with family elders did not have a significant effect on the social skill level, but it was found that parents' education level and family income level had a significant effect.
Sosyal bilgiler 6. ve 7. sınıf ders kitaplarında girişimcilik becerisinin yeri ve önemi
Bu çalışma ile amaçlanan Sosyal Bilgiler 6. ve 7. sınıf ders kitaplarında yer alan girişimcilik becerisine ne düzeyde yer verildiğini belirlemektir. Bu araştırmada doküman inceleme modeli kullanılmıştır. Araştırmada materyal olarak 2022-2023 eğitim öğretim yılına ait Sosyal Bilgiler 6. ve 7. sınıf ders kitapları incelenmiştir. Araştırma verilerine betimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak ulaşılmış, bulgular tema ve kategorilere ayrılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma bulguları; girişimcilik becerisinin 6. sınıf ders kitabında en çok ekonomi ile ilişkilendirildiği, 7. sınıf ders kitabında ise girişimciliğin kişisel boyutunun öne çıkarıldığı görülmüştür. Girişimcilik becerisinin bu iki boyutunu sırasıyla mesleki ve eğitim boyutları izlemiştir. Her iki ders kitabında da girişimciliğin eğitim boyutuna en az oranda yer verildiği anlaşılmıştır. Girişimcilik becerisi 6. ve 7. sınıf ders kitaplarında birbirlerine yakın oranda bulunurken, en fazla 6. sınıf ders kitabında yer aldığı tespit edilmiştir. Her iki ders kitabında da girişimciliğin bazı alt boyutlarına hiç yer verilmediğinin görülmesi, girişimcilik becerisinin her iki ders kitabında da yeteri oranda yer almadığını ortaya koymaktadır. Girişimcilik becerisinin söz konusu ders kitaplarındaki ünitelere, öğrenme alanlarına, metin içerilerine ve ünite değerlendirme çalışmalarına eşit oranda dağılım göstermediği sonucuna ulaşılarak her iki ders kitabında da girişimcilik becerisine daha fazla oranda ver verilmesi öğrenciler açısından faydalı olacaktır.
TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri yarışmasında finalde derece alan öğrencilerin ve danışman öğretmenlerin deneyimlerinin incelenmesi
Eğitim sisteminin temel hedeflerinden biri, öğrencilerin bilgiye erişim ve bu bilgiyi etkili bir şekilde kullanma becerilerini kazanmalarını sağlamaktır. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretim programları vizyonunda, araştırma yapabilen, sorgulayan, öğrenmeyi öğrenen, çevresine ve dünyaya duyarlı, problem çözme yeteneğine sahip ve sorumlu bireyler yetiştirmek amaçlanmaktadır. Proje tabanlı öğrenme yaklaşımında, öğrencilerden veri toplama, analiz etme, sonuç çıkarma ve elde ettikleri bulguları önceki sonuçlarla sentezleme süreçlerinin yürütülmesi beklenir. Ayrıca, öğrenciler soru sorma, tartışma ve bulgularından yeni sorular üretme fırsatına sahip olup, karmaşık problemlerin çözümüne yönelik çalışmalar yaparlar. Bu süreç, öğrencilerin problem çözme, eleştirel düşünme, işbirliği, iletişim, bilişim ve medya okuryazarlığı gibi 21. yüzyıl becerilerini geliştirmelerine olanak tanır. Bu araştırma, 2023 yılında TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması'nda Türkiye finalinde derece alan öğrencilerin ve danışman öğretmenlerin deneyimlerini, nitel ve nicel yöntemleri bir arada kullanarak incelemiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 2023 yılında Türkiye finalinde derece alan 108 takımdan 224 öğrenci ve 108 danışman öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formları ile Çevik ve Şentürk (2019) tarafından geliştirilen 'Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği' kullanılmıştır. Öğretmen ve öğrenci deneyimleri nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Deneyimler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Öğrencilerin 21. yüzyıl beceri düzeyleri ve bu becerilere etki eden farklı değişkenler (cinsiyet, BİLSEM gibi merkezlerde eğitim alıp almama durumu, anne-baba eğitim seviyesi) 'Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği' kullanılarak nicel olarak araştırılmıştır. Son olarak, karar ağacı algoritması kullanılarak öğrencilerin derece almalarında etkili olan nitelikler belirlenmeye çalışılmıştır. Nicel araştırmada veri analizi, bağımsız gruplar t-testi ile gerçekleştirilmiş, ancak grup sayılarındaki örneklem büyüklüğünün az olması nedeniyle Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri de kullanılmıştır. Nitel araştırmada ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemlerine başvurulmuştur. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan 70 danışman öğretmenden 41'i lisansüstü eğitim almış, 60'ı TÜBİTAK, 16'sı TEKNOFEST yarışmalarında danışmanlık yapmış ve 10 öğretmenin hakemli dergilerde makale ve bildirileri bulunmaktadır. Danışman öğretmenler genel olarak deneyimli, bilimsel araştırma ve yöntemlere hâkim bireylerdir. Öğrencilerin yarısının ebeveynleri lisans veya lisansüstü eğitim seviyesindedir. 20 öğrenci BİLSEM gibi merkezlerde eğitim almıştır. 96 öğrencinin 21. yüzyıl becerileri ölçüldüğünde, bilgi ve teknoloji okuryazarlığı, eleştirel düşünme, problem çözme, girişimcilik, sosyal sorumluluk ve liderlik gibi becerilerde yüksek seviyede oldukları bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyeti, BİLSEM'de eğitim alıp almama durumu ve ebeveyn eğitim seviyeleri ile 21. yüzyıl becerileri arasında anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Öğretmenlerin %88.4'ü iç motivasyonla danışmanlık yaptığını belirtmiştir. En önemli dış motivasyon kaynağı ise okul kurum talebidir. Öğrenciler başarının anahtarları olarak danışman öğretmenin ve öğrencinin tecrübesini, takım gayretini, çok çalışmayı ve pes etmemeyi vurgulamaktadır. Öğretmenler ise planlı ve disiplinli çalışmayı, doğru öğrenci seçimini, takım ruhunu, öğretmen deneyimini, okul desteğini ve bilimsel araştırma becerilerini başarı için kritik faktörler olarak değerlendirmektedir. Yarışma sürecinde öğrenciler sunum, iletişim, hitabet, literatür tarama, rapor yazma, stres yönetimi gibi beceriler kazanmış ve özgüvenleri artmıştır. Öğretmen ve öğrencilere göre iyileştirilmesi gereken yönler arasında jüri değerlendirmelerinin adil olması, yarışma takvimlerinin okul sınavları dikkate alınarak hazırlanması, maddi destek sağlanması, ödüllerin artırılması ve ek puan alanlarının genişletilmesi yer almaktadır. Danışman ve öğrenci deneyimlerinin başarı üzerindeki etkisi karar ağaçları algoritması ile analiz edilmiştir. Hem öğretmenler hem de öğrenciler için 'Tecrübe' en önemli faktör olarak belirlenmiştir. Bu bulgular, danışman öğretmen ve öğrencilerin genellikle deneyimli olduğunu ve tecrübenin başarı üzerindeki önemini vurgulamaktadır. Araştırma sonuçları literatürdeki diğer çalışmalarla karşılaştırılmış ve önerilerde bulunulmuştur.