Physical handicappeds
58 theses under this subject heading
Engelli bireyler için erişilebilir üniversite kampüs alanlarının tasarım stratejilerinin geliştirilmesi: İstanbul Teknik Üniversitesi kampüs örneği
Engelli bireylerin engellere takılmadan bağımsız gerçekleştirebildikleri kentsel hareketlilikler, bir toplumun tüm üyelerinin entegrasyonu için oldukça önemli olmaktadır. Yapılaşmış çevrede, engelli bireyin hareketliliklerini kısıtlayan pek çok engel bulunmaktadır. Bu nedenle engelli bireyler, kentsel alanlara kolay erişememektedir. Çözümlerin geliştirilmesi ve engellerin verimli biçimde ortadan kaldırılması için engelli bireylerin kentsel hareketlilikte karşılaştıkları tüm engellerin tanımlanması gereklidir. Tez kapsamında engelli bireylerin kent içindeki ve kampüs içindeki erişilebilirlikleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, engelli üniversite öğrencilerinin kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında karşılaştıkları fiziksel ve sosyal engellerin engelli öğrencilerin kendi tecrübelerine dayanarak analiz edilmesi, bunlara yönelik ilkeler ve stratejiler geliştirilmesi olmuştur. Çalışmada aynı zamanda, kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında engelli öğrencilerin görünür olmalarının toplumsal farkındalık ve erişilebilir tasarımın bir araya gelmesi ile mümkün olacağı vurgulanarak bu alanda yapılacak çalışmalara katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, engelli üniversite öğrencilerinin kent içindeki, İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsleri arasındaki ve İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile, engelli bireylerin kent içindeki ve üniversite kampüsü içindeki ihtiyaçları belirlenmiş, bu doğrultuda stratejiler geliştirilmiştir. Çalışmada, engelli bireylerin kent içi erişilebilirliklerini arttırmaları ve kentsel yaşama aktif biçimde katılmaları için gerekli olan sosyal ve fiziksel önlemler irdelenmiştir. Engelli birey ve yapılaşmış çevre ilişkisinin sosyolojik boyutunun tasarıma etkisinin irdelenmesi gerektiği yaklaşımıyla engelli bireylerin karşılaştıkları tüm fiziksel ve sosyal engeller bir arada belirlenmiştir. Bu yaklaşım, tez çalışmasının özgünlüğünü oluşturmaktadır. Tez çalışması, üç aşama üzerine kurgulanmıştır. Birinci aşamada, literatür taraması; ikinci aşamada, tümevarım yaklaşımıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunlarını ortaya koyan anket ve derinlemesine mülakat çalışmaları; üçüncü aşamada, üç farklı düzeyde saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzeyinde, kentin çeşitli noktalarından İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü'ne toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; ikinci düzeyinde, İTÜ Kampüsleri arasındaki toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; üçüncü düzeyinde ise İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki yaya erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile İTÜ Ayazağa Kampüsü'nün kent içindeki erişilebilirlik düzeyleri tespit edilmiştir. Birinci aşama olan literatür taraması, gözleme dayalı araştırmalar ile sistematik bir araştırma olarak yapılmıştır. Kritik engellilik teorisi, literatür çalışmasında ana çerçeveyi oluşturmuştur. Tümevarım yaklaşımıyla gerçeklikleri betimleme ve anlama çalışmasıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunları ortaya konmuştur. İkinci aşamada, İstanbul'da yükseköğrenim öğrencisi olan 100 engelli birey ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, veri analizleri ve gözlemler ile yorumlama gerçekleştirilmiştir. Yapılmış olan anket çalışması; temel bilgiler, kentsel yaşam ve kampüs yaşamı olarak 3 bölümü kapsamaktadır. Bu anket çalışması sonucunda, engelli öğrencilerin kentsel ve kampüs yaşamındaki, sosyal ve fiziksel erişilebilirlik durumları tespit edilmiştir. Anketler doğrultusunda, doğuştan ve sonradan engelli olan bireylerin kentsel yaşama katılım sıklıkları ve biçimleri, kent içi ve kampüs içindeki ihtiyaçları ve beklentileri irdelenmiştir. İkinci aşamanın derinlemesine mülakat çalışması bölümünde; kent içindeki ve kampüs içindeki tüm fiziksel, sosyal engellerin ve ihtiyaçların belirlenmesi, çalışmanın üçüncü aşaması olan saha çalışmalarının altlıkları olan matrislerin oluşturulması ve tasarım stratejilerinin geliştirilmesi için İTÜ öğrencisi ve/veya çalışanı olan 10 engelli birey ile gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzey ve ikinci düzey erişilebilirlik analizlerinin çalışma altlığı olan matris, derinlemesine mülakat çalışmasına katılan engelli bireylerin belirlemiş oldukları erişilebilirlik kriterlerine ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Üçüncü düzey erişilebilirlik analizinin çalışma altlığı olan matris ise, Londra Planlama Danışma Komitesi tarafından belirlenen 5C Yürünebilirlik Kriterleri'ne ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Kent içi erişilebilirlikteki ilk engeli, kent içi ulaşımdaki sorunların oluşturduğu görülmüştür. Yaya yolları genişlikleri, kaldırım yükseklikleri, yaya yolu üzerinde hatalı konumlandırılan kentsel mobilyalar, araç park etme durumları ve bilgilendirme yetersizlikleri, engelli bireylerin yaya ulaşımlarında engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Araca inme-binme esnasında araç ve platform arasındaki mesafe, araç biniş merdivenin rıht yüksekliklerinin fazla olması, araç içindeki yetersiz alanlar ve araç içi bilgilendirmenin yetersizliği, toplu taşıma aracı içerisinde engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Kullanımda en çok zorluk yaşanan toplu taşıma aracı minibüs, en rahat kullanılan toplu taşıma aracı metro olarak tespit edilmiştir. Kampüsler arasındaki erişilebilirlik düzeylerinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, İTÜ'nün kent içerisindeki kampüsleri arasında güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, aynı üniversitenin farklı kampüslerinde eğitim gören öğrenciler arasında tam entegrasyonun sağlanmasını engellemektedir. İTÜ Ayazağa Kampüsü yaya erişilebilirlik düzeyinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, kampüsün farklı fonksiyon alanları arasında, engelli bireyler için optimum düzeyde güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kampüsün yoğun kullanılan ve birçok fonksiyonu barındıran bölümlerinde erişilebilirliği arttırmak ile ilgili uygulamaların olduğu görülmekte iken kampüsün çeperlerine gidildikçe, fonksiyonların ve birimlerin azaldığı, arazi eğiminin giderek artmasının da etkisiyle erişilebilirliğin sağlanmadığı görülmektedir. Kentsel tasarım ile tüm kent kullanıcıları için demokratik eşit yaşam alanları yaratılabilir. Herkes için tam erişilebilirliği sağlamak için, erişilebilirlik kriterleri ve evrensel tasarım ilkeleri ulaşıma ve tüm kentsel mekânlara adapte edilmelidir. Erişilebilir kent ve erişilebilir kampüs, herkese eşit olanaklar sağlayarak kullanıcı merkezli çevreler ve sosyal adalet yaratmaktadır. Engelli bireylerin kent ve kampüs içinde bağımsız hareketliliklerini sağlamak için tüm kentsel tasarım uygulamaları, engelli bireyler için erişilebilirlik kriterleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Çalışmanın bulguları, engellilik ve erişilebilirlikle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve uygulamalarda önemli role sahip olan yerel yönetimlere rehber niteliğini taşımaktadır.
Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması
Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik
Bedensel engelli bireye sahip annelerde ve zihinsel engelli bireye sahip annelerde benlik saygısı ve stres düzeyinin incelenmesi
Çalışmadaki amaç, annelerin engelli çocukları ile olan sorunların üstesinden gelirken karşılaştıkları durumları ortaya çıkarmak onları daha iyi anlayabilmeyi sağlamaktadır. Bedensel engelli çocuğa sahip annelerin ve zihinsel engelli çocuğa sahip annelerin benlik saygısı ve stres düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma İstanbul'un Sultangazi ilçesinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Sultangazi ilçesinde ikamet eden engelli bireye sahip olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve İstanbul Sultangazi'de ikamet eden; rehabilitasyon merkezine devam eden engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Seçkisiz olarak seçilen ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 112 bireyden oluşmaktadır. Çalışmaya katılacak kişilerin benlik saygısını ölçmek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Stres düzeyinin belirlenmesi için de Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden toplanan verilerin analizinin yapılabilmesi için SPSS 24 paket programından yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya alınan annelerin %32,1'i "34-41" yaş grubu arasında, çoğunluğunun ilkokul mezunu (%37,5), %83,9'u evli, çoğunluğun gelir grubu "2201-4000" (56,3) arasında, %29,5'inin çocuklarının "7-9" yaş grubunda ve engel grubu oranı "zihinsel" % 55,4 olduğu gözlendi. Diğer yandan annelerin benlik saygısı ortalamaları 32,2±4,0 ve stres toplam ortalamalarının 40,1±6,4 olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak bedensel engelli bireye sahip annelerde ve zihinsel engelli bireye sahip annelerde eğitim, yaş, medeni durum, gelir durumu, anne yaşı ve engel grubuna göre benlik saygısında anlamlı bir fark bulunmazken stres değişkeninde ise engel grubuna göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Annelerin eğitim durumları ile stres alt parametresi olan "öz yeterlik" arasında negatif yönde, düşük düzeyde istatistiksel olarak ilişki saptanırken (p<0,05), annelerin benlik saygısı ile stres alt parametresi olan "öz yeterlik" ve "toplam" arasında negatif yönde, orta düzeyde istatistiksel olarak ilişki saptanmıştır (p<0,05).
Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklara bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik etkilenimlerinin incelenmesi
1. ÖZET Zihinsel veya fiziksel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak bireylerde depresif belirtiler görülmesine sebep olmakta, aynı zamanda düşük yaşam kalitesine neden olduğu da görülmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli bir çocuğa bakım veriyor olmanın bireyleri, depresyona olan yatkınlık, fiziksel olarak yıpranmışlık ve yaşam kalitesi olmak üzere fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve bu etkilenimin fiziksel ve zihinsel engelli bakım verenlerde değişiklik gösterip göstermediğini araştırmaktı. Çalışmaya 30 bedensel engelli (BEBV), 40 zihinsel engelli (ZEBV) ve 40 sağlıklı çocuk bakım vereni (SBV) dahil edilmiş, bu bakım verenlerin demografik bilgilerini almak ve fiziksel etkilenimlerine bakmak amacıyla fiziksel değerlendirme formu, depresyon seviyesini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), bakım veriyor olmanın onları nasıl etkilediğini sorgulamak için BAKAS Bakım Veren Etki Ölçeği ve yaşam kalitelerini sorgulamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Kısa Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (WHOQOL) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında BDÖ'nün bulgularına göre ZEBV ile SBV arasında ve BEBV ile SBV arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Engelli bir bireye bakım veriyor olmak bu engelin fiziksel veya zihinsel olması fark etmeksizin depreyona yatkınlığı artırmaktadır. BAKAS'ın bulgularına göre ZEBV ile BEBV ve BEBV ile SBV grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bedensel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak yaşam kalitesinin azlığına sebep olmaktadır. Fakat bedensel veya zihinsel engelli bir çocuğa bakım verme ile fiziksel etkilenim arasında bir ilişki bulunmamıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel engel, Bedensel Engel, Bakım Veren, Depresyon, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Etkilenim
Fiziksel engelli adölesanların depresyon, anksiyete ve stres durumu ile yaşam kalitesi algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, fiziksel engelli adölesanların depresyon, anksiyete ve stres durumu ile yaşam kalitesi algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma kesitsel-tanımlayıcı ve ilişki arayıcı modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Biruni Üniversitesi Sağlık Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünde izlenen 14-17 yaş arasındaki adölesanlar, örneklemi ise kolayda (uygun) örnekleme yöntemi ile seçilen 42 adölesan oluşturmuştur. Veri toplamada Tanıtıcı Bilgiler Formu, Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-42) ve Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 programı kullanılmış ve çalışma %95 güven düzeyinde yürütülmüştür. Elde edilen verilere göre, cinsiyet, eğitim durumu ve engel oranları grupları arasında DASS-42 ve ÇİYKÖ puanları ve alt boyut puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. 14 yaş grubunda olan adölesanların "Sağlık ve Aktivite ile İlgili Sorunlar" alt boyut puanı, 15 ve 16 yaş grubunda olanlara göre daha yüksektir. Kalıcı engeli olan adölesanların "Okul ile İlgili Sorunlar" alt boyut puanları geçici engeli olan adölesanlara göre daha yüksektir. DASS-42 ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki saptanmıştır. Depresyon ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki, Anksiyete ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü orta bir ilişki, Stres Ölçeği ile ÇİYKÖ arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki saptanmıştır.
Bedensel engelli yüzücülerin yeni tip korona virüse yakalanma kaygılarının incelenmesi
Yapacağımız araştırmaya Türkiye Bedensel Engelliler Yüzme Şampiyonasına katılmış elit düzeyde spor yapan Bedensel Engelli Sporcular katılmıştır. Yeni tip korona virüs sebebiyle tüm sporcularda olduğu gibi aynı tesis ve imkânlardan faydalanan Bedensel Engelli Sporcularda antrenman süreçlerinin engel seviyelerince daha fazla sekteye uğraması, performans düşüklüğü korkusu, engel durumlarının ağırlığı ile salgına karşı yaşanan endişe, stres ve duygusal anlamda yaşanan karışıklık kaygı düzeylerini de etkileyecektir. Bu bağlamda Bedensel Engelli yüzme sporcularının kaygı düzeylerinin incelenmesi önemlidir. Bedensel Engelli Yüzme Sporcularının, pandemi süresince yeni tip korona virüse (COVİD-19) yakalanma kaygısının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede Araştırmanın evrenini, 2019-2020 sezonunda Türkiye Bedensel Engelliler spor Federasyonu bünyesinde elit seviyede spor yapan bedensel engelli sporcular oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Türkiye Bedensel Engelliler spor Federasyonu 2019-20 Türkiye Yüzme Şampiyonasına farklı derecelerde katılım sağlamış elit düzeyde spor yapan 32 kadın, 36 erkek olmak üzere toplam 68 yüzücü oluşturmaktadır. Araştırmamızda nicel araştırma modellerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve "Sporcuların Yeni Tip Korona virüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği (SYTKYKÖ)" kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgi formu ve "Sporcuların Yeni Tip Korona virüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği" elektronik ortama aktarılarak katılımcıların soruları cevaplaması sağlanmıştır. Araştırmamızda kullanılan ölçek, Demir ve ark. tarafından geliştirilen (SYTKYKÖ)" 16 madde ve 2 alt faktörü bulunan ölçek, beşli likert tipindedir. Kişisel bilgi formu ve Yeni Tip Korona virüse Yakalanma Kaygısı ölçeği ile ulaşılan bulgular IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılarak gerekli veriler işlenmiş ve bu program tarafından yapılmıştır. Analiz sonucunda veriler normal dağılım göstermemektedir. İstatistiki prosedür doğrultusunda araştırma amacını meydana getiren hipotezleri test etmek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H analizlerinden faydalanılmıştır. Sonuç olarak; Bedensel engelli yüzme sporcularının Covid-19'a yakalanma kaygı düzeylerinin orta düzeyden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Sub-elit bedensel engelli sporcuların sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumları ile mental iyi oluşları arasındaki ilişki
Bu çalışmada Sub-Elit Bedensel Engelli Sporcuların Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutumları İle Mental İyi Oluşları Arasındaki İlişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde ikamet eden ve çeşitli branşlarda spor yapan engelli bireyler oluştururken, örneklemini ise, Bağcılar, Bakırköy, Başakşehir, Gaziosmanpaşa ilçelerinde rehabilitasyon amaçlı spor yapan ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 37'si kadın, 136'sı erkek olmak üzere toplam 173 Sub-Elit Bedensel Engelli birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "kişisel bilgi formu, sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçeği ve mental iyi oluş ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım durumlarına; normal dağılım eğrileri, çarpıklık-basıklık (skewness-kurtosis) değerleri, histogramlar aracılığı ile normal dağılım eğrileri ve grup büyüklüğünün 50'den büyük olduğu durumlarda kullanılan Kolmogorov-Smirnov testi değerleri incelenerek bakılmıştır. Normallik testi sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği görüşmüştür. Buna göre Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Gruplar arası farkın belirlenmesi için ise Post-hoc (LSD) analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgura göre Cinsiyet, Medeni Durum, Yaş, Engel Derecesi, Spor Branşı, Spor yaptığınız kulüpte beslenme uzmanı veya diyetisyen var mı?, Yaşantınızda beslenme uzmanı veya diyetisyen yardımı aldınız mı?, Sizce yeterli ve dengeli beslenmenin bedensel ve zihinsel performansa doğrudan etkisi var mıdır? değişkenleri açısından istatistiksel olarak mental iyi oluş ve sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçekleri alt boyutlarından anlamlı farklılıklara rastlanmasına karşın, spor yapma yılı değişkenine göre hiçbir alt boyutta anlamlı farklılaşma görülmemektedir. Mental iyi oluş ile beslenmeye yönelik duygu alt boyutları arasında herhangi bir ilişki olmadığı (r=-,083p=,276) tespit edilmiştir. Mental iyi oluşun, beslenme hakkında bilgi ile olumlu beslenme arasında (r=,504**;p= ,482**) zayıf ve orta düzeyde pozitif yönde bir ilişki olduğu, mental iyi oluş ile kötü beslenme alt boyutunda (r=-,260*) zayıf düzeyde negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Bedensel engelli yüzücülerin fiziksel uygunluk düzeyleri ile spora özgü performansları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu çalışma, bedensel engelli yüzücülerin fiziksel uygunluk düzeyleri ile spora özgü performansları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 18,2±3,69 yıl olan, spor sınıfları S6-S9 arasında değişen 20 bedensel engelli sporcu katıldı. Antropometrik değerlendirmede 7 bölge skinfold ölçümü, göğüs çevre ölçümü yapıldı. Aerobik endurans 12 dakika yüzme testi ile, kassal kuvvet ve endurans Biering-sorensen, McGill, mekik ve şınav testleri ile, anaerobik güç dikey sıçrama testi ile, esneklik otur ve uzan, gövde fleksiyon, gövde rotasyon, lateral fleksiyon, kolun horizontal açısı testleri ile, performans ise bireylerin 15, 50 ve 100 m yüzme süreleri ile ölçüldü. İstatistiksel analiz sonucunda, sporcuların ile 15 m yüzme performansı ile vücut yağ yüzdesi, otur uzan testi ve dikey sıçrama testi arasında negatif yönde orta düzeyde (p˂0,05), 12 dakika yüzme testi arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,001). 15 metre yüzme süresini kestirmede 12 dk. yüzme, kolların horizontal açısı (sağ) ve Biering-sorensen testi parametrelerinin R2= 0,690 açıklama gücü bulundu (p<0,001). 50 ve 100 m yüzme performansı ile 12 dakika yüzme testi arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunurken (p<0,01), dikey sıçrama testi ve mekik testi arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). 50 metre yüzme süresini tahmin etmede 12 dakika yüzme, kolların horizontal açısı (sol) ve şınav testi parametrelerinin R2= 0,731 açıklama gücü olduğu bulundu (p<0,001). 100 metre yüzme süresini tahmin etmede ise mekik testi ve dikey sıçrama testi parametrelerinin R2= 0,647 açıklama gücü bulundu (p<0,001). Bu çalışmada, aerobik ve anaerobik kapasitenin sporcunun performansı ile ilişkili olduğu, yüzme mesafesi arttıkça abdominal kas kuvvetinin performansı belirlemede etken rol oynadığı sonucuna varıldı.
Evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri: Bir gömülü kuram çalışması
Giriş ve Amaç: Engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri tüm dünyada farklı boyutlarda ve oranlarda görmezden gelinen, karşılanamayan ve yok sayılan bir paradoksun içinde yer almaktadır. Araştırmanın amacı; gömülü kuram yöntemi ile evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık ile ilgili yaşam deneyimlerinin nasıl olduğunu belirlemek ve bu deneyimlerini etkileyen kavram ve süreçleri açıklayıcı bir çerçeve ile ortaya koyan bir kuram geliştirmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma gömülü kuram tasarımı ve yöntemi ile yürütülmüştür. Veriler 12 görme engelli kadın ve 13 ortopedik engelli kadın ile yapılan derinlemesine görüşme ve verileri kayıt etme, araştırmacı gözlem yoluyla notlar alma, analitik not alma (hatırlatıcı not alma) ve ikincil veri kaynakları ve sürekli karşılaştırma yöntemi ile doygunluk oluşuncaya kadar ve verilerin analiz aşaması ile eş zamanlı olarak gömülü kuramın analiz basamakları (açık, eksensel ve seçici kodlama) doğrultusunda toplanmış ve analiz edilmiştir. Veriler 2016-2018 yılları arasında 15 ayda ses kaydına alınmış bireysel yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ile gerçekleşmiştir. Bulgular: Evli olan fiziksel engelli kadınların cinsellik ve cinsel sağlık konusundaki yaşam deneyimleri sürecini tanımlayan odak kategoriler; "Toplumsal Algı", "Yakın Çevresel Algı", "Ailesel Algı", "Eş Algısı" ve "Engelli Birey Algısı" , "Baş etme Mekanizmaları" ve "Çözüm Önerileri" olarak belirlenmiştir. Odak kategoriler; engellilik, cinsellik, engelli cinselliği, evlilik ve aile kurma, çocuk istemi kategorilerinin etkisi altındadır ve bu doğrultuda açıklanmıştır. Sonuç: Geliştirilen gömülü kuramın her aşaması, evli olan fiziksel engelli kadınların özellikleri, cinsellik ve cinsel sağlık ile ilgili yaşam deneyimlerinin birbiri ile olan ilişkileri, bağlamsal ve karşılaştırmalı faktörleri ile zamana ve deneyime göre değişen karmaşık bir yapıdan etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler; Engellilik; engelli birey; cinsellik; cinsel sağlık, hemşirelik, gömülü kuram.
Zihinsel dayanıklılık, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme: Bedensel engeli olan ve olmayan sporcular üzerine bir çalışma
Zihinsel Dayanıklılık, Bağlanma Stilleri ve Bilişsel Duygu Düzenleme: Bedensel Engeli Olan ve Olmayan Sporcular Üzerine Bir Çalışma Bu araştırmanın amacı; zihinsel dayanıklılık ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 18-46 yaş arasında (Art. Ort. 26.11 ± 8.16), bedensel engeli olan (30 kadın, 43 erkek) ve bedensel engeli olmayan (64 kadın, 70 erkek) 207 sporcudan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, İlişki Ölçekleri Anketi ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 20.0 programı kullanılmış ve bağımsız gruplar t-testi, pearson momentler çarpım korelasyonu ve hiyerarşik adımsal çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, bedensel engeli olan ve bedensel engeli olmayan sporcular arasında, zihinsel dayanıklılık ve bağlanma stilleri bakımından anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p.05). Kabul ve olumlu yeniden odaklanma stratejilerinin ise, bedensel engeli olan sporcular tarafından daha sık kullanıldığı belirlenmiştir (p<.05). Cinsiyetler arası farklılık incelendiğinde, erkek sporcuların zihinsel dayanıklılık puanlarının kadın sporcuların puanlarından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<.05). Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, bedensel engeli olan (r=.41, p<.01) ve bedensel engeli olmayan (r=.27, p<.01) sporcuların, zihinsel dayanıklılık durumları ile güvenli bağlanma stili arasında pozitif bir ilişki olmasının yanı sıra güvenli bağlanmanın tüm sporcular bakımından, zihinsel dayanıklılığı oluşturan güven, devamlılık ve kontrol alt boyutları için anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Dayanıklılık; Bağlanma Stili; Bilişsel Duygu Düzenleme; Bedensel Engellilik
Kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci: İzmir örneği
Bu araştırmanın temel amacı, kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa sürecini analiz etmektir. Söz konusu süreç, kavramsal ve kuramsal çerçeve ile fiziksel engellilerin anlatılarından elde edilen verilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ile oluşturulmuştur. Fiziksel engelli olma durumunun toplumdaki gündelik hayatı, davranış ve zihniyet kalıpları üzerinden neleri nasıl değiştirdiği, dönüştürdüğü ve anlamlandırdığı sosyal inşacı yaklaşım benimsenerek Peter L. Berger ve Thomas Luckmann'ın perspektifinden sosyolojik olarak değerlendirilmiştir. Saha araştırması kapsamında, İzmir merkez ilçelerinde faaliyet gösteren engelli derneklerine üye fiziksel engellilerle derinlemesine yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mülakatlar, bekar, nişanlı, evli, boşanmış ve dul fiziksel engellilerden oluşmak üzere 26 kadın ve 25 erkek, toplam 51 kişi ile yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, toplanan veriler incelenerek temalar belirlenmiştir. Verilerin analizi ve yorumlanmasında, betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Saha araştırmasının koşulları ve araştırmacıda bıraktığı izlenimler raporlanmıştır. Sonuç olarak araştırma, evliliğe bakış, evlilik süreci, evliliğin sonlandırılması ve aile ilişkileri, tekrar evlenme eğilimi olarak belirlenmiş temaların ve bu temalara bağlı alt temaların kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci üzerindeki etkilerini göstermeyi hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Yaşam, Fiziksel Engelliler, Aile İnşa Süreci, Sosyal İnşacı Yaklaşım
Bedensel engelli sporcularda algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı bedensel engelli sporcuların algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeylerinin yaş, cinsiyet, algılanan gelir düzeyi, sporculuk yılı ve spor dalı özeliğine göre karşılaştırmak ve algılanan stres ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri aktif spor yapan bedensel engelli 152 sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve "Saldırganlık", "Öfke", alt boyutlarından meydana gelen Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği ile Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler gerekli izinlerin alınmasını takiben bedensel engelli spor kulüplerinin yönetici ve antrenörlerine ulaşılıp çalışma hakkında bilgi verilmiş ve onayları alındıktan sonra, çalışmaya gönüllü olarak katılan bedensel engelli sporculara veri toplama araçları yönetici ve antrenörleri aracılığı ile anket olarak uygulanmıştır.Araştırmada, bedensel engelli sporcuların Algılanan Stres ve Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği'nden elde ettikleri puanlar demografik değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığının belirlenmesi amacı ile bağımsız t-testi normal dağılıma uygunluk Shaprio Wilk Testi ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının ortaya konması amacı ile Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır.Sonuç olarak, Öfke ve Saldırganlık değişkenleri arasında düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.315, p<0.001). Öfke ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.790 p<0.001). Saldırganlık ve SSÖÖ_Toplam değişkenleri arasında yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı doğrusal ilişki olduğu sonucuna varılmıştır (r=0.831 p<0.001). Araştırma sonuçları doğrultusunda sporcuların yaptıkları spordan tatmin olma düzeyleri arttıkça saldırganlıkları ve streslerinin azaldığı söylenebilir.
Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.
Yüzme Türkiye şampiyonasına katılan bedensel engelli sporcuların kaygı düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmada, Yüzme Türkiye Şampiyonasına katılan bedensel engelli sporcuların kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmaya, 16-18 Ocak 2018 tarihinde Aksaray'da düzenlenmiş olan Bedensel Engelliler Yüzme Türkiye Şampiyonası' na katılan sporcular arasında uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 127 bedensel engelli sporcu katılmıştır. Çalışma kapsamında hazırlanan veri formu iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda katılımcıların cinsiyeti, yaşı, eğitim durumları, kaç yıldır spor yaptıkları ve gelir durumları gibi bilgilere ulaşılan form; ikinci bölümde ise araştırmanın amacı doğrultusunda katılımcıların kaygılarını ölçmek adına Spielberger ve arkadaşları tarafından geliştirilen Durumluk-Sürekli Anksiyete Envanteri (State Trait Anxiety Inventory STAI) kullanılmıştır. Ölçek Türkçe geçerlilik ve güvenirlilik ile Türkçe uyarlaması Öner ve Le Compte tarafından yapılmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin analizi ve değişkenler arası karşılaştırmalarda SPSS 22.0 programından faydalanılmıştır. İstatistik testlerde ilk olarak dataların parametrik testlerin ön koşullarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (çarpıklık basıklık) değerlerine bakılarak -1.0 +1.0 aralığında yer aldığından verilerin normal dağıldığı gözlemlenmiştir (Karaatlı, 2014). Veriler normal dağılım gösterdiğinden verilere istatistiki analiz olarak Bağımsız Örneklem T-Testi ve çoklu varyans analizi (MANOVA) testleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, katılımcıların cinsiyetleri, yaşları, gelir durumları, spor yaşları ve eğitim durumları açısından durumluk ve sürekli kaygı düzeylerinde herhangi istatistiki bir fark elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, Yüzme, Bedensel Engelliler, Sporcu
Spor yapan bedensel engelliler ile spor yapmayan bedensel engellilerin yaşam doyum düzeylerinin karşılaştırılması.
Çalışmanın amacı spor yapan ve spor yapmayan 15-29 yaş arası Bedensel engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmanının evrenini Türkiye genelinde ki bedensel engelliler oluşturmaktadır. Araştırmnaın örneklem grubunu ise Konya, Ankara, Gaziantep, Antalya illerinde spor yapan 122 engelli ve Uşak, Kütahya, Afyon illerinde spor yapmayan 95 engelli olmak üzere toplam 217 engelli birey oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama aracı olarak anket tekniği uygulanmıştır. Yaşam doyumuna ilişkin veriler elde etmek için Diener, Emmons, Larsen ve Griffin tarafından 1985 yılında geliştirilen yaşam doyumu ölçeğinden (The Satisfaction With Life Scale) yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi %5 olarak değerlendirilmiştir. Spor yapan ve yapmayan, cinsiyet gibi iki düzeyli değişkenlerin düzeyleri arasında yaşam doyum değişkeni bakımndan anlamlı farklılıkğın olup olmadığını belirlemek amacıyla "bağımsız iki örnek t testi" kullanılmıştır. İkiden fazla düzeye sahip değişkenlerin düzeyleri arasındaki farklılık için "Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" den faydalanılmıştır. Varyans analizi sonucunda anlamlı farklılık bulunması durumunda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla " Tukey" çoklu karşılaştırma test istatistiğinin sonucu değerlendirmeye alınmıştır. Ayrıca varyansların homojenliği ve normallik gibi varyasımların sağlanmaması durumunda tek yönlü varyans analizi yerine Kruskall-Wallis test istatistiği kullanılmıştır. İstatistiksel analziler sonucunda, yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan engelli bireyler ile spor yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan kadınlar ile yapmayanlar ve spor yapan erkekler ile spor yapmayan erkekler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 0-999TL arası aylık geliri olan bireylerde ve 1000-1999 TL arsı aylık geliri olan spor yapan bireylerin yaşam doyum puan ortalamaları ile Spor yapmayan katılımcıların yaşam doyum puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0.05). Katılımcılardan Aylık geliri 2000-3000TL ve üzeri olan bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Genel olarak yapılan varyans analizi sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor düzeyleri arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000). Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma sıklıkları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000).Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma amaçları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.001). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 15-19 yaş arasındaki bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan evli bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Çalışmamızın sonuçları spora katılımın engelli bireyin yaşam kalitesini etkileyen bir faktör olduğunu ortaya koymuştur. Sporun bedensel engelli bireylerin yaşantısındaki olumlu etkisi düşünülerek ülkemizde bedensel engelli bireylerin özellikleri ve spor yaşantısı ile ilgili daha detaylı çalışmaların yapılmasına ve spora katılımlarını arttırıcı stratejilerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Spor, Bedensel Engelli, Yaşam kalitesi.
Sonradan fiziksel engeli olan bireylerde travma sonrası büyümenin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sonradan fiziksel engeli olan bireylerde sosyodemografik özellikler, engelle ilgili özellikler, kişilik özellikleri, algılanan sosyal destek, sosyal görünüş kaygısı ve umudun travma sonrası büyüme ile arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Toplam 121 katılımcıdan veri toplanmıştır. Katılımcılara kişisel ve engelle ilgili bilgi formu, Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği uygulanmıştır. SPSS 21. Paket programı kullanılarak korelasyon analizi, ANOVA ve regresyon analizi yürütülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, yaş travma sonrası büyümenin manevi değişim alt boyutuyla bireyin engelli olduğu yaş ise travma sonrası büyümenin başkalarıyla ilişkiler ve manevi değişim alt boyutuyla pozitif yönlü ilişkilidir. Yaş ve engelli olunan yaş travma sonrası büyümenin yeni fırsatlar alt boyutuyla negatif yönlü ilişkili bulunmuştur. Eğitim durumu ve çalışma durumunun yeni fırsatlar alt boyutu üzerinde, medeni durumun ise manevi değişim alt boyutu üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. Dindarlık kişilik özelliği travma sonrası büyümenin manevi değişim alt boyutunu yordamaktadır. Sosyal destek toplam puanı ile travma sonrası büyüme, başkalarıyla ilişkiler ve yaşamı takdir alt boyutları arasında; arkadaşlardan algılanan sosyal destekle travma sonrası büyüme, başkalarıyla ilişkiler, yeni fırsatlar ve kişisel güçlülük alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Umudun ise travma sonrası büyüme, yeni fırsatlar, kişisel güçlülük ve yaşamı takdir alt boyutlarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Görünüş kaygısı ile travma sonrası büyüme arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: fiziksel engel, travma sonrası büyüme, sosyal destek, umut, görünüş kaygısı
14-17 yaş fiziksel engellilerinin terapötik rekreasyon aktivitelerine katılım engellerinin incelenmesi
Rekreasyon insanların serbest zamanlarını değerlendirme etkinlikleridir. Bir yenilenme deneyimi, yapılması gereken işlerden uzaklaşma, farklılaşma ve yeniden oluşum. Terapötik Rekreasyon ise farklı engellilerin ve hastalıklar için uygulanan tedavilerin farklı sosyal aktivitelerle desteklenmesi anlamına gelmektedir. Stabil durumu iyileştirme ve bunun için farklı aktivitelerde bulunmak diyebiliriz. Bireyler birçok farklı nedenden, doğuştan ya da sonradan olarak farklı engellere sahip olabilirler. Dezavantajlı bireyler toplumumuzda birçok sorun ile karşılaşmaktadır. Bu sorunlar ile karşılaşan dezavantajlı bireyler, rahatlamak, stres atmak veya spor yapmak için en kolay ulaşabilecekleri alanlar hiç şüphesiz ki rekreatif faaliyet alanlarıdır. Bu çalışma ile Manisa İli Yunusemre ilçesinde ikamet eden 14-17 Yaş Fiziksel Engellilerinin terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımlarının önündeki engeller incelenerek, fiziksel engeli bulunan dezavantajlı bireylerin kullandığı kaliteli rekreatif alanların niteliği, nasıl olması gerektiği, rekreatif alanlarının özellikler ve bu alanların artıları ve eksileri incelenecektir. YÖNTEM Yapılan araştırmada nitel araştırma yöntemi, nitel araştırma desenlerinden ise fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemiyle tespit edilmiştir. Bu bağlamda çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemlerinden "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" tekniği ile belirlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Manisa İli Yunusemre ilçesindeki 14-17 yaş arasında fiziksel engeli bulunan on bireyden oluşmaktadır. Yapılan araştırma gönüllülük ilkesine uygun olarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgilere ilişkin (yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, gelir durumu vb.) demografik bilgi formu ve araştırmacı tarafından belirlenen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada yapılan görüşmeler yüz yüze yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgilere ilişkin (yaş, cinsiyet, medeni durum vb.) sorular ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları yer almaktadır. Toplanan verilerin betimsel ve içerik analizi kullanılarak NVIVO paket programı ile modellemesi, temaların oluşturulup sunulması sağlanmıştır. BULGULAR ve SONUÇ Araştırmada elde edilen bulgularda araştırmaya katılan 11 – 17 yaş arası olarak belirlenen çalışma grubunun %40'ı 14, %30'u 15, %10'u 16 ve %20'si 17 yaşındaki bireylerden oluştuğu ayrıca %60'ı erkek, %40' ının ise kadın katılımcılardan oluştuğu görülmüştür. Araştırmada katılımcılara yöneltilen toplam 5 soru bulunmakla birlikte elde edilen bulgularda sorulan sorulara ilişkin başlıklarda Serbest Zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz? Sorusuna ilişkin 4 tema; Fiziksel engelinizin, rekreatif faaliyetlere katılımını engellediğini düşünüyor musunuz, Okulunuza yapılan terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımız önündeki engelleri açıklar mısınız ve Günlük yaşantınızda Terapötik rekreasyon aktivitelerine katılımınız önündeki engeller nelerdir? Sorularına ilişkin 6 tema; Merkez teşkilatları ve Yerel yönetimler tarafından çalışmaları yerli buluyor musunuz? Sorusuna ilişkin ise 3 tema bulunmuştur. Sonuç olarak, Sporun tüm dezavantajı gruplar arasında yaygınlaştırılmasının çok önemli olduğu, sanat ve sanat aktivitelerinin dezavantajlı bireyler üzerinde istendik davranışlar geliştirdiği, bu yaş grubundaki engelli bireyler üzerinde milli değerlere sahip çıkma konusunda bir artış olduğu, teknolojik gelişmelerin engelli hayatının kolaylaştırılmasında faydalı olduğu, engelli bireylerin günlük hayatını kolaylaştırmak adına yeni tasarımlar yapılmasına bir zorunluluk olduğu, engellilere yönelik eğitimin toplumun her kademesindeki bireylere verilmesi gerektiği, yerel yönetimlerin engelli hayatlarını kolaylaştırmak adına farklı projelere hayata geçirilmesi ve bu yönde çalışmalar yapmasının zorunlu olduğu, merkezi ya da yerel yönetimler tarafından yapılan tesis hizmet ve ulaşımda bazı aksaklıkların olduğu ve bu aksaklıkların hızlı bir şekilde giderilmesi gerektiği, fiziksel engelli bireylerin terapotik rekreasyon faaliyetlerine daha fazla katıldıkları, engellilere yönelik toplumsal farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerektiği, fiziki koşulların iyileştirilmesinin engellilerin yaşam kalitesini doğrudan artıracağı ve terapötik rekreasyon faaliyetlerine katılım önündeki en büyük engellerin başında ulaşılabilirlik engelleri olduğu sonucuna varılmıştır.
Ortopedik ve görme engelli bireylerin özgüven düzeylerinin beden algıları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortopedik ve görme engelli bireylerin cinsel özgüvenlerinin beden algıları ve demografik özelliklere göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, google form ve mail yoluyla katılan 52 ortopedik ve 44 görme engelli toplam 96 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu, Çelik tarafından (2015) geliştirilen Cinsel Özgüven Ölçeği ve Secord ve Jourard tarafından (1953) geliştirilen ve Hovardaoğlu (1989) tarafından geçerlik çalışması tamamlanan Beden Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik yöntemlerden t testi ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlerden ise; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre beden algısı iki engel grubunda cinsel özgüvenini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Görme engellilerin cinsel özgüven puanlarının ortopedik engellilerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farkın da cinsel özgüven ölçeğinin kendini açığa vurma ve cinsel farkındalık alt boyutlarında görme engelliler lehine olduğu ortaya çıkmıştır. Görme engelli erkeklerin beden algıları görme engelli kadınlardan daha yüksek çıkmıştır.
Evde bakılan bedensel engellilerde bakım kalitesi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Amaç: Bu çalışmanın amacı evde bakılan bedensel engellilerin yaşam kalitesi ve bakım kalitesi ilişkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. İzmir merkez Konak ilçesinde evde bakım hizmetlerinden yararlanan 109 bedensel engelli ve bakıcıları dahil edilmiştir. Çalışmada engelli ve bakıcıların sosyo-demografik özellikleri, WHOQOL-BREF-D engelli yaşam kalitesi, WHODAS-II yetiyitimi değerlendirme çizelgesi ve QOCS-D engelli bakım ve destek kalitesi ölçekleri uygulanmıştır. Ek olarak engellilik durumu için WHODAS-II uygulanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Analizde SPSS 21 ve Stata 14 ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan engellilerin yarısı kadın, ortalama yaş 58,8±18,3, %48,6'sı evli, %31,2'si eğitimsiz, %10,1'inin engeli doğuştandır. Engellilik süresi ortalaması 18,5±16,7 yıldır. Engellilerin %64,2'sinin sağlık güvencesi SGK ve %33,9'unun yeşil karttır. Analizlerde QOC-S bakım ve destek kalitesi toplam puanı ile WHOQOL-BREF yaşam kalitesi ölçeği ruhsal, sosyal, çevresel ve engelli modülü arasında anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Ayrıca WHODAS-II yetiyitimi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeğinin bütün boyutları arasında anlamlı birliktelik tespit edilmiştir (p<0,01). Sosyal güvence, gelir, engellilik süresi, anne-baba akrabalığı ve eğitim durumu da anlamlı bulunan diğer değişkenlerdir. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde WHODAS-II toplam puanı yaşam kalitesinin tüm boyutları ile anlamlı ilişki gösterirken, QOC-S toplam puanı sosyal, çevresel ve engelli modülü üzerinde etkili bulunmuştur. Sonuç: Bedensel engellilerin yaşam kalitesini etkileyen ana faktörler arasında bireyin yetiyitimi ve bakım kalitesidir. Her iki faktör birbirinden bağımsız bir şekilde yaşam kalitesini etkilemektedir.
Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin (TMPK) işleyişi ve engelli sporlarına yaklaşımı
Türkiye'de engelli sporlarının gelişimi Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin (TMPK) kurulmasıyla ivme kazanmış, uluslararası arenada her geçen gün daha fazla yer almaya başlamıştır. Bu araştırmanın amacı; TMPK'nin sorumlulukları,görevlerini,ve fonksiyonları ele alarak incelemek ve Engelli Spor Federasyonları ile ilişkileri yoluyla engelli sporlarına yaklaşımını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme yöntemi türlerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu tercih edilmiştir. Bu araştırmanın görüşme verilerini Araştırma da amaçlı örneklem yoluyla seçilen TMPK ve engelli spor federasyonları yöneticileri oluşturmaktadır.Araştırma özellikle engelli sporlarına yaklaşımınna odaklandığından bir durum çalışmasıdır.Veriler TMPK ve komitenin paydaşları olan engelli spor federasyonlarında çeşitli kademelerde görev yapan toplamda 11 yönetici, antrenör ve IPC üyesi ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır.Araştırma da görüşmecilerden elde edilen veriler betimsel ve sistematik analiz yöntemi ile içerik analizi yöntemi kullanılarak yorumlanıp 3 kişi tarafından kodlanmıştır.Benzer kodlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Araştırmada TMPK'nin engelli sporlara katkısı ile ilgili bulunan kodlarda Engelli Spor Federasyonlarına, engelli sporlarına, engelli sporculara ve Spor Genel Müdürlüğü'ne değinilmiştir. Paralimpik branşlara katılamama sebebi ile ilgili yasa ve yapılanma, kotalar ve fonksiyonel engel dış sebepler olarak tespit edilmiştir. Katılımcılar, engelli federasyonları, bütçe, alt yapı, sporcu yetiştirme, spor kültürünün gelişimi ile ilgili olumsuz görüşlerini bildirmişlerdir. Araştırma sonucunda, TMPK'nin işleyişi ile yaşadığı sorunlara rağmen, Türkiye'de engelli sporuna, engelli sporcuya ve engelli spor federasyonlarına önemli katkıları olduğu tespit edilmiştir.Kanuni yapılanma gereği yürütme işinin engelli spor federasyonlarında olduğu ve ilişkilerde sorunlar yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Türkiye Milli Paralimpik Komite, engelli sporları, engelli sporcular, engeli spor federasyonları
Gereksinimler, sorunlar ve beklentiler odağında Türkiye'de engelli sığınmacı olmak: Sosyal hizmet perspektifiyle bir değerlendirme
Amaç: Bu araştırma, Türkiye'de yaşayan geçici koruma statüsündeki engelli sığınmacıların gereksinimlerini, sorunlarını ve hizmet beklentilerini betimlemeyi ve hak temelli sosyal hizmet perspektifi ile baskı karşıtı uygulama odağında onların yaşam tecrübelerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel metodolojiyle fenomenolojik yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya SGDD-ASAM bünyesinde Gaziantep ilindeki temsilciliklerinden hizmet alan 20 engelli sığınmacı katılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu derinlemesine görüşme tekniğiyle uygulanmıştır. Veriler MAXQDA ile kodlanmış ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaşam öykülerinden yola çıkılarak hala devam etmekte olan zorunlu göç deneyimleri; "engel durumlarını tanımlaması, göç yolculuğu, değişim ve kabullenme, insan haklarına erişim ve ihtiyaçlar ve gelecek üzerine düşünceler" şeklinde beş kategori altında çeşitli temalar keşfedilerek değerlendirilmiştir. Katılımcıların önemli bir bölümünün acil sağlık hizmetlerinden faydalanmak amacıyla ülkemize giriş yaptıkları, kimlik problemi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişemedikleri, dil bariyerinin hizmetlere erişim ve sürdürülebilirlik noktasında sorunlara neden olduğu ve bireylerin karşılanamayan medikal gereksinimleri nedeniyle sorun yaşadıkları görülmüştür. Karşılaşılan sorunlar ve özel gereksinimler bağlamında katılımcıların en çok altını çizdiği sorunun ve baskı mekanizmasının, ekonomik güçlükler olduğu saptanmıştır. Beklentilerin temelinde ise maddi destek, üçüncü ülke ve Türk vatandaşlığı talebinin olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Katılımcıların neredeyse tamamı göçle birlikte sağlık durumlarında, günlük yaşantılarında ve aile ilişkilerinde değişimler yaşamıştır. Savaş mağduru engelli sığınmacıların zorunlu yerinden edilme süreçlerinden daha fazla etkilendikleri, karşılanamayan özel ihtiyaçlarının bulunduğu, ekonomik olarak ciddi güçlükler yaşadıkları ve sürdürülebilir yaşam koşullarına sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Toplumla bütünleşme ve ayrımcılık noktasında katılımcıların eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşantılarında çoklu ayrımcılıklara ve baskılara maruz kaldıkları ortaya konmuştur. Son tahlilde çalışma, engelli sığınmacıların ihtiyaçlar hiyerarşisini ve baskı unsurlarını ortaya çıkarmış ve sosyal hizmet perspektifinden müdahale önerileri ile engelli sığınmacıların sorunlarına çözüm stratejileri geliştirmiştir.
Ortopedik engellilerde dinî başa çıkma: Hatay örneği
Bu çalışmanın amacı, engelli bireylerin dinî başa çıkma süreçlerini tespit etmek ve anlamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Hatay ili merkez ve ilçelerinde ikamet eden ortopedik engelli 9 Hristiyan (Ortodoks) ve 18 Müslüman (7 Alevi/Nusayrî ve 11 Sünnî) katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılarla görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analizi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların görüşmelerde en çok Allah, sabır, dua, kader, kısmet, şükür, zor kelimelerini kullandığını ortaya koymuştur. Başa çıkılması çok zor bir travmatik durum ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden katılımcılar için başta aileleri olmak üzere arkadaş ve diğer gruplardan gelen sosyal ve dinî–manevî destek, engellerinin yarattığı travmalarını aşmalarında kilit rol oynamıştır. Travmanın yaşandığı ilk zamanlarda bilhassa aile fertlerinden gelen destek onları hayata bağlamıştır. Aile fertleri arasında ise anneleri ve annelerinin çabaları özellikle vurgulanmakta ve takdir edilmektedir. Evli ve bilhassa annesi ölmüş katılımcılar, anneleri ile beraber eşlerinin desteğini, kardeş, baba ve diğer geniş aile fertlerinin desteğine göre daha çok dile getirmişlerdir. Katılımcılar, çekirdek ve geniş aile desteği ile beraber engelliler dernekleri, mahalle, iş arkadaşları ve komşuları ile beraber sivil toplum kuruluşlarından oluşan diğer sosyal çevre desteklerine de oldukça önem vermektedirler. Tüm gruplar arasında en sık başvurulan dinî başa çıkma eylemi duadır. Duaların temel motifi daha kötüsüne düşmemektir. Sabır ve daha kötüsüne düşmemek için varolan hâline şükretmek de sıklıkla başvurdukları dinî başa çıkma eylemlerindendir. Engellerinin nedenini anlamlandırmalarında kader, imtihân ve çekilen sıkıntıların öteki dünyada karşılığını alacakları inancı temel rol oynamıştır. Bu süreçte psikolojik destek almak, katılımcıların engelliliklerinin ilk, orta ve ilerleyen süreçlerinde başvurmaya gerek duymadıkları ya da nadiren başvurduğu bir başa çıkma biçimi olmuştur. Nadiren alınan psikolojik desteğe rağmen, katılımcıların travmatik engellilik süreçleri genellikle kalıcı olmamış, bu süreç çoğunlukla engellilerin sorunlarını kabul etme, geleceğe dönük daha pozitif düşünceler geliştirme gibi yaklaşım ve engelliliklerinin yarattığı sorunlarla mücadele etme için çabalama eylemleri ile sonuçlanmıştır. Hristiyanlarda duadan sonra en çok atıf yapılan dinî başa çıkma etkinliği kader inancı ve mucize beklemek iken, Sünnîlerde kader, imtihân, engelini hayra yorma ve tevekkül motifleri dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrî katılımcılar ise dinî-manevî başa çıkma etkinlikleri ile beraber dinî olmayan etkinlikleri de vurgulamışlardır. Alevi/Nusayrîlerde engelin nedenine yönelik kader olduğu inancıyla beraber katılımcıların geçmiş hayatlarında (reenkarnasyon) günah işlemiş olabileceklerinden dolayı engelin bir cezalandırılma ve bedel olduğu inancı, Hristiyan ve Sünnî gruba göre daha fazla dile getirilmiştir. Aleviler de ayrıca Tanrı'nın ibret için kendilerini engelli yaratmış olabileceği motifi dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrîler, Sünnî ve Hristiyan gruplara kıyasla engellerini tıbbi sebepler ile daha fazla açıklamışlardır. Yine Alevi/Nusayrîler tıbben geliştirilecek bir tedavi ile engellerinden kurtulabileceklerini de daha fazla ifade etmişlerdir. Sünnîler, engellerinin nedenlerini kadere en çok bağlayan ve mucize beklentisi olmayan ya da çok az olan ve tıbbi desteği en az vurgulayan kesimdir. Hristiyanların daha çok seven-koruyan tanrı tasavvuruna sahip oldukları ve aynı zamanda duygu odaklı olumlu dinî başa çıkmaya Sünnî ve Alevi/Nusayrî gruba nispeten daha çok atıfta bulundukları ortaya çıkmıştır. Katılımcı kesimler arasında Sünnîler, duygu ve problem odaklı başa çıkma stratejilerinin herikisine birarada en fazla başvuran grup olmuştur. Engelliliğin ilk yıllarında isyanlarla kendisini gösteren olumsuz dinî başa çıkma aktiviteleri, engelliğin anlamlandırılmasından ve kabullenilmesinden sonra yerini olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine bırakmıştır. Katılımcılar travmalarının ilerleyen yıllarında olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine daha fazla başvurmuşlardır. Hristiyanların hemen hemen tamamı ise bu travmatik yaşam olayının etkilerine karşı halen mucize beklentisi içerisinde olduğundan dolayı duygu odaklı başa çıkmaya diğer iki kesime göre daha fazla başvurmaya devam etmektedir. Engellilerin travmalarının nitelikleri bireyden bireye değişmekle birlikte, başvurulan dinî başa çıkma unsurları, aktiviteleri ve yansımaları benzerdir. Din, başa çıkma sürecinde genel başa çıkmanın parçası, ürünü ve yardımcısı olmakta ve dolayısıyla olumlu yönde katkılarda bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Başa çıkma, dinî başa çıkma, Hatay, engel, ortopedik engel.
Ortopedik engelli memurların iş yaşamında karşılaştıkları sorunlar (Ankara ili örneği)
20. yüzyıl sonları itibariyle çalışma yaşamına dahil edilmeye başlanan ve sosyal haklar tanınan engelli bireylerin çalışma yaşamına girmesi, bu alandaki sosyal ve fiziki eksikliklerin gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Ortopedik engelli bireylerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları tespit etmeyi amaçlayan bu çalışma, nitel bir araştırma olarak planlanmış ve 14 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada engelli memurların çalışma hayatına katılımını teşvik eden unsurların neler olduğu, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı ile ilgili görüşleri, çalışma koşullarının nasıl olduğu, sosyal ilişkileri bağlamında amir ve çalışma arkadaşlarının kendilerine karşı genel tutumları, çalışma ortamlarının fiziki ulaşılabilirliği ve erişilebilirliği, mesleki doyumları ve sorunlara karşı sundukları öneriler üzerinde durulmuştur. Araştırmada çalışma hayatına katılan ortopedik engelli bireylerin daha gelişmiş akülü sandalye gibi cihazlara ihtiyaç duydukları, bunun da engelli bireylere ekonomik anlamda ciddi bir yük getirdiği ve gelirlerinin yetmediği belirlenmiştir. Engelli bireylerin iş yaşamına katılım nedenleri; ailelerinin olmadığı zamanlarda kimseye muhtaç olmamak, ekonomik bağımsızlık kazanabilmek, üretmek ve sosyalleşmek olarak saptanmıştır. Ortopedik engelliler engelli kamu personeli seçme sınavında; sınav süresinin kısa olduğunu, atamalarda engellilik oranının dikkate alınmadığını ve eğitimlerine uygun işe yerleşemediklerini belirtmişlerdir. Engelli memurların günlük mesai saatlerinin uzun olmasına bağlı olarak uzun süre tekerlekli sandalyede oturmaları nedeniyle başta bası yarası olmak üzere bir takım sağlık sorunları yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Engelli bireylerin işe başladıkları ilk zamanlarda amirler tarafından endişe ile karşılandığı ve kendilerine yönelik beklentinin düşük olduğu görülmüştür. İşe başladıkları zaman engelli bireylerin iş yapamayacağı, ya da normal insanlar kadar iş hayatında verimli olamayacağı düşüncesi nedeniyle amirleri ve iş arkadaşlarının olumsuz ön yargılı tutumlarıyla karşılaştıkları tespit edilmiş ve engelli memurların iş hayatında kendilerini ispatlayabilmek için büyük çaba harcadıkları da belirlenmiştir. Özellikle tekerlekli sandalyeye bağımlı bireylerin çalışma ortamındaki fiziksel düzenlemelerin uygun olmaması nedeniyle fiziksel ihtiyaçlarını karşılamada zorlandıkları, bina içindeki fiziksel engeller nedeniyle rahat hareket edemedikleri ve başkalarının yardımına ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Ulaşım anlamında da toplu taşıma araçlarına ulaşmakta ve toplu taşımadan yararlanmakta sıkıntılar yaşadıkları ve bazı katılımcıların ulaşım anlamında başkalarına bağımlı oldukları saptanmıştır. Engelli bireyler çalışma hayatında sorunlarının çözümü için bireysel, çevresel, toplumsal ve hukuki anlamda bir takım düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.
Ortopedik engelli sporcularda zihinsel dayanıklılık ile öz yeterlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortopedik engelli sporcuların zihinsel dayanıklılık ile öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmamıza aktif spor hayatını sürdüren ve gönüllü olarak katılan Türkiye geneli ampute futbol takımları sporcuları ve oturarak voleybol takımları sporcuları (88 erkek sporcu ve 14 kadın sporcu olmak üzere toplam 102 sporcu ) katılmıştır. Araştırmamızda nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada, araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmacı tarafından oluşturulan bilgiler, yedi soruluk (cinsiyet, yaş, engel durumu, spor branşı, spor yapma yılı, sporculuk seviyesi, eğitim durumu) Kişisel Bilgi Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği (ZDÖ) ve Öz Yeterlik Ölçeği (ÖYÖ) ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak, verilerin dağılımları ve ikili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney-U testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise Kruskall Wallis H testinden yararlanılmıştır. Araştırmamızın sonucuna göre, ortopedik engelli sporcuların öz yeterlik ile zihinsel dayanıklılık düzeyleri arasında orta derecede olumlu bir ilişki saptanmış ve aralarındaki ilişkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur.