Private sector

123 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Job satisfaction measurement in public and private sector: A comparative study in Erbil, Iraq

The aim of this study was to examine job satisfaction measurement in the public and private sectors in Erbil. After examining the research questions of this study, the method used to collect data and analyze data for this research work was quantitative research methodology where questionnaire was distributed to collect data from respondents. Respondents' answers provided adequate information and data useful for the research. Correlation analysis and two-way ANOVA were the methods used to analyze quantitative data. This comprised the correlation between job satisfaction and job performance. Job satisfaction and job performance are the two variables in this study that were used to examine job satisfaction measurement in the public and private sectors in Erbil in North of Iraq. The results obtained from the findings showed that there is significant higher level of job satisfaction and job performance in the private sector than in the public sector. The private sector is making huge progress in its recruitment policies to get the right people hired and give them better working conditions. This has relatively increased job performance in the private sector. Although there was economic slowdown in Iraq caused by political crisis, the level of job satisfaction in the private sector has increased followed by an increase in job performance in the private sector. The private sector in North of Iraq is profitable, making financial gains and great investing and the government of North of Iraq have high expectations that in the years to come, investment in the private sector will yield more profits and enormously contribute to booming the economy of North of Iraq. The private sector wants to continue making the workplaces more comfortable to push up job satisfaction and job performance from below and the government of North of Iraq is eager to make the investment environment in North of Iraq more conducive. The findings from the study were not enough to say that the level of job satisfaction and job performance are higher in the private sector than in the public sector. Actors in the process of evaluating the economic performance of both the private and public sectors in Erbil may continue to see the profit making side of these sectors and uphold this activity. Also, academicians may not become less intense in their researches on job satisfaction measurement in the private and public sectors.

Iraq-ErbilPublic institutionsPublic sector+5
Hazhar Bahram Mahmood
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The significance of recruitment and selection on organizational performance: The case of private owned organizations in Erbil, North of Iraq

Recruitment and selection, general seen as a human resource management function, plays a great role in impacting critically on the performance of an organization in terms of achieving its ultimate goal (Costello, 2006). The purpose of this study is to have an understanding of employee recruitment and selection practices and also the organization performance in some private sectors companies in Erbil (North of Iraq). The selected companies that were used to represent the other companies include; two telecommunication companies; Korek and Asiacell Telekom and Darin Group Company. The aim of this research study was to measures the level of effectiveness and efficiency of the recruitment and selection process and organizational performance. This is because the research wants to investigate if the recruitment and selection process is adequate to increase organizational performance of the private sector in Erbil in best possible manner without waste of valuable time and effort. The study also reviews literature on recruitment and selection and equally organizational performance. A total of 363 employees shared their opinions in questionnaires which was in three sections: section A on "Personal Information", Section B on "Recruitment and Selection" and Section C on "Organizational Performance". The data obtained from the survey was analyzed with the use of SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) .In this study, 19 questions on a questionnaire was administered to collect adequate data from respondents. The answers respondents gave provided adequate information and data very useful for the study. The results got from the research analysis showed that there is adequate recruitment and selection and job satisfaction and an increase in organizational performance in the private sector. The private sector is making great advance in its recruitment policies to get the right people employ and give them the best working conditions. This has relatively increased organizational performance in the private sector. Although there was lack of economic growth in Iraq caused by political crisis, the rate of organizational performance in the private sector has increased followed by an increase in recruitment and selection and job satisfaction in the private sector.The private sector in Erbil wants to continue making the workplaces more pleasant to increase organizational performance and productivity and to make the international business environment in North of Iraq more comfortable and profitable.

Iraq-ErbilInstitutional performancePlacement+2
Yashar Fadhıl Mohammed Harky
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektör çalışanlarının ontolojik iyi oluş ve umutsuzluk üzerindeki olumsuz otomatik düşüncelerinin etkisi

İnsan yaşamının önemli bir bölümü çalışma hayatı içerisinde çalışan rolü ile geçmektedir, dolayısıyla çalışma hayatı kişinin yaşamına önemli düzeyde etki etmektedir. Olumsuz otomatik düşüncelere sahip bireyler çalışma hayatına girdiğinde olumsuz yaşam doyumu değerlendirmesi ile umutsuzluğa düşebilmektedir. Bireyin psikolojisini önemli düzeyde etkileyebilen çalışma hayatında, kurum tarafından gerekli önlemler alınmaz ve uygun çalışma koşulları sağlanmaz ise çalışanda ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara bağlı olarak işlevselliklerinde düşme, verimliliğinde azalma, verilen görevleri yerine getirememe hatta işten ayrılma, işten çıkarılma gibi birçok olumsuz durum görülebilir. Çalışanlardaki bir durum altında kendilerine söyledikleri ve genellikle kişi tarafından değerlendirilmeden ve/veya analiz edilmeden doğruluğu kabul edilen olumsuz otomatik düşünceler, çalışanlarda psikolojik problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Otomatik düşüncelerde, çalışan verilerin yanlış işlenmesi ve değerlendirilmesine bağlı olarak kaygı, kızgınlık, umutsuzluk gibi duyguları açığa çıkararak aşırı genelleme ve abartma eğilimi gösterebilir. Araştırma sonuçlarına göre olumsuz otomatik düşünceleri olan bireylerde, yaşam projesi alt maddeleri; pişmanlık ve hiçlik puanları yüksek, harekete geçme ve umut puanları düşük çıkmaktadır. Olumsuz otomatik düşünceleri olan bireylerde, umutsuzluk puanı yüksek çıkmaktadır. Umutsuzluk ile yaşam projesi alt maddeleri; pişmanlık ve hiçlik puanları yüksek, harekete geçme ve umut puanları düşük çıkmaktadır. Kişinin kendi yaşamını bir proje olarak değerlendirdiği geçmiş, gelecek ve şimdiki zamana yönelik duygusal yargılardan oluşan ontolojik iyi oluşta, bireylerin pişmanlık, harekete geçme, hiçlik ve umut değerleri ölçülür. Depresyon başlangıç ve sürdürülme sürecinde öncelikli sebep olarak görülen umutsuzluk, çalışanlarda problemlerin hiçbir zaman çözülmeyeceği ve başarısızlıklarını hiçbir zaman yenemeyecekleri inancına yol açabilmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımı, davranışsal bozukluğu olan bireyde davranış değiştirme teknikleri ile uyumsuz inanışları değiştirme teknikleri birlikte kullanılarak çalışan yaşamında sorun oluşturan duygu, düşünce ve davranışlarla başa çıkılması sağlanır. Bu çalışmada, çalışanların verimliliğini ve işlevselliğini etkileyebilecek psikolojik unsurların önemini vurgulayarak, olumsuz otomatik düşüncelerin bireylerin yaşam projesi ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisinin önemini ortaya koymak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel sektör, çalışma hayatı, otomatik düşünceler, ontolojik iyi oluş, yaşam projesi, umutsuzluk.

Ontolojik iyi oluşOtomatik düşünceUmutsuzluk+3
Alperen Şeker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenmişlik düzeyinin örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bir alüminyum fabrikası örnek olay çalışması

Araştırmanın amacı, bir alüminyum fabrikasında çalışan personelin tükenmişlik boyutları ile örgütsel bağlılık boyutları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Çerkezköy Çorlu'da faaliyet gösteren özel sermayeli bir alüminyum fabrikasında çalışan personel oluşturmuştur. 180 çalışana anket dağıtılmış, ancak araştırma süresince 34 çalışanın veri toplama formlarını eksik ve yanlış doldurması sonucu veriler araştırmaya alınmamış, örnekleme 146 (beyaz ve mavi yaka) kişi alınmıştır. Verilerin elde edilmesinde Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Allen-Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeği olarak üç bölüm, toplamda 53 sorulu anket uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın modeli, hipotezleri, varsayımları, sınırlılıkları, aritmetik ortalamalar, standart sapmalar, varyans açıklama yüzde dağılımları, faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmıştır. Tukey's Test of Addivity (Tukey Toplanabilirlik Testi), Temel Bileşenler Yöntemi ve Varimax Döndürme Yöntemi (Varimax With Kaiser Normalization teknikleri), KMO ve Bartlett Küresellik Testi kullanılmıştır. Tek Yönlü Anova Testi, Bağımsız Örneklem T- Testi ve Regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda katılımcıların genel tükenmişlik düzeylerinin 2,71 ile orta seviyede, örgütsel bağlılık düzeylerinin ise 3,31 ile orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların, duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeylerinin cinsiyetlere ve medeni durumlara göre farklılık göstermediği kadın ve erkeklerde bu düzeylerin aynı seviyede olduğu ve aynı zamanda evli ve bekarlarda da bu düzeylerin aynı seviyede olduğu görülmüştür. Duygusal tükenmenin, pozisyon düzeyinde işçilerde idari kadrolara göre daha yüksek seviyede olduğu belirlenirken, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutlarında bu düzeylerin pozisyona göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Kişisel başarının yaş grubuna göre farklılıklar gösterdiği, yaşı 18-28 olanların diğer yaş gruplarına göre daha düşük düzeyde kişisel başarı düzeyine sahip oldukları görülmüştür. Katılımcıların, duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeylerinin eğitim durumlarına göre farklılık göstermediği ama kıdeme göre duygusal tükenme bazında farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Örgütsel bağlılığın zorunlu bağlılık düzeyinin erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu aynı zamanda evlilerde bekarlara göre daha yüksek seviyede zorunlu bağlılık düzeylerine sahip oldukları belirlenmiş, diğer alt boyutlarda ise cinsiyet ve medeni duruma göre farklılıklar göstermediği görülmüştür. Zorunlu bağlılık ve normatif bağlılık işçiler de idari kadroya göre daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. İşçi grubunun, zorunlu bağlılık ilköğretim eğitim seviyesindekilerin diğer eğitim seviyelerine göre daha yüksek seviyede çıkması da yine beklenen bir sonuçtur. Örgütsel bağlılığın kıdeme göre ise farklılığı gruplar arasında anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Gruplar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, yaş ile kıdem ve kişisel başarı arasında bir ilişki olduğu yaş artıkça kıdemin kişisel başarının da düşük seviyede arttığı, duyarsızlaşma ile duygusal tükenme arasında pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu, duyarsızlaşma artarsa duygusal tükenmişlik hissinin de arttığı belirlenmiştir. Duygusal tükenme ile duygusal bağlılık arasında ise düşük düzeyde negatif bir ilişki olduğu ve duygusal tükenme artıkça duygusal bağlılığın azalığı görülmektedir. Duygusal bağlılık ile zorunlu bağlılık ve minnet bağlılığı arasında pozitif orta düzeyde bir ilişkinin varlığı tespit edilmiş duygusal bağlılık artıkça zorunlu bağlılık ve minnet bağlılığında da artış olduğu gözlemlenmiştir. Minnet bağlılığı ile zorunlu bağlılık arasında da pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiş ve minnet bağlılığı artıkça zorunlu bağlılığında arttığı belirlenmiştir. Elde edilen verilerin araştırmacı ve uygulamacılara, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık konularıyla ilgili yapacakları çalışmalarda ışık tutacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Örgütsel Bağlılık, Özel Sektörde Tükenmişlik ve Örgütsel Bağlılık.

TükenmişlikTükenmişlik düzeyiÖrgütsel bağlılık+1
Dilek Görür
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektör çalışanlarına yönelik düzenlenen kurum içi eğitim programlarında öğretim tasarımının yeri

Öğretim tasarımı, yalnızca K-12 eğitimde ya da akademik düzeyde kullanılmamakta, kurumsal eğitimlerin hazırlanması aşamasında da sıklıkla kullanılmaktadır. Bu araştırmada, Türkiye'de uygulanan kurumsal eğitim programlarında öğretim tasarımı modellerinden ne derecede faydalanıldığının tespit edilmesi, kurumsal eğitim alanında çalışanların öğretim tasarımı ve teknolojileri konusunda ne derecede bilgi sahibi olduklarının belirlenmesi, bu kuruluşlarda bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi alanında eğitim almış çalışanlar var ise rolleri ve görevlerinin ne olduğunu incelenmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında ülkemizde yer alan kurumsal eğitim birimlerinde görevli 46 çalışana anket uygulanmış ve sonuçları nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise birinci aşamaya katılanlar arasından 4 kişi seçilerek yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılanların %72'sinin öğretim tasarımı kavramını bildiği, %54'ünün de eğitim tasarım ve geliştirme aşamalarında öğretim tasarımı modellerini kullandığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %58'sinin kurumlarında standart bir model kullanmadıkları, kurumlarına özel bir modelden yararlandıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretim tasarımı ve teknolojilerinin kurumlara, zamandan ve mekândan bağımsız eğitimler gerçekleştirilmesine olanak tanıması, ölçme ve değerlendirme işlemlerini kolaylaştırması ve eğitimlere standardizasyon getirmesi gibi faydalar sağladığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Eğitim programlarıEğitim teknolojisiHizmet içi eğitim+4
Yusuf Atalan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenlı̇ğı̇ algılarının radyasyona maruz kalma sıklığı kapsamında değerlendı̇rı̇lmesı̇ (Bazı özel sektör çalışanlarına yönelik uygulama)

Dünya'da ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Özellikle insan yaşamını doğrudan ilgilendiren inşaat sektörü, diğer kurumlara göre daha çok riskli ve titizlikle çalışılması gereken önemli bir sektördür. Hizmet sektörü çalışanları işveren ve diğer taşeron firma yetkilileri tarafından bazen zorla ağır işlerde çalışmaya maruz bırakılmaktadır. Sektör çalışanlarının ağır ve sağlıksız bir şekilde zor işlere maruz kalmamaları için kurumların gerekli olan güvenlik önlemlerini almaları zorunluluk arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği yönetmenliklerle hukuki açıdan uluslararası standartlara yükseltilmiş ve hukuki bakımdan bu gelişmenin pratik hayata yansıtılması tam olarak bu zamana kadar gerçekleştirilememiştir. Bu durum diğer tüm çalışanları etkilediği gibi hizmet sektörü çalışanlarını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle hizmet sektörü çalışanları arasında, iş kazası oranının yüksek olduğu ve kaza sonucu gerçekleşen ölümlerin olduğu görülmekle birlikte, bu sektör iş yeri ve meslek hastalıklarının çok görüldüğü bir sektör olarak dikkat çekmektedir. Özellikle radyasyona maruz kalan saha çalışanlarının ve işverenlerin sağlık bilinci ve bu konudaki bilgisinin (radyasyon) yeterince olmaması sadece o işyerinde çalışanları değil, toplumun tamamının sağlığını olumsuz etkileme ihtimaline yol açabilecektir. Bu çalışmada farklı sektörlerde çalışanların işe giriş/periyodik muayene formları, Kişisel Verilerin Korunması kanunu gereği çalışanların izinleri alınarak incelenmiş ve özellikle radyolojik analizler kısmı göz önüne alınarak özel sektör çalışanlarının radyasyona maruz kalma sıklıkları ve iş sağlığı ve güveliği bilinci incelenmesi planlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümde, iş sağlığı ve güvenliğinde genel kavramlar (Sağlık, hastalık, vs.) verilmiştir. İkinci bölümde tarafların hak ve yükümlülükleri ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işçi veya işverenin karşılaşabileceği hukuki yaptırımlar başlıklı konulara ayrıntılı bir şekilde değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü radyasyon ve radyoaktivite konularını kapsamaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümü; araştırmanın sorunsalı, amacı, araştırma yöntemi, bulgular, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.

RadyasyonRadyasyon dozajıRadyasyon etkileri+5
Umarettin Uçak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The assessment of the impact of pandemic on the economy: A case study of private and public firms

The COVID-19 pandemic has had a profoundly negative impact on firm survival and performance across the globe. Early analyses from developed countries have found that the most negatively affected companies were small firms, particularly in industries most sensitive to social distancing. The significant goal of this research is to determine the economic impact of the COVID-19 on the Victoria Island business community following the aftermath of the pandemic. A quantitative approach was used in the research, with a questionnaire as the tool. A convenient sampling method was employed as 220 respondents from various firms in the research area provided the data for analysis. The data was analysed with IBM SPSS version 22 using correlation, t-test, and chi-square analysis for hypothesis testing. The results shows that there is a statistical significant difference between the impact of the pandemic and perception of firms (p<0.05). There is a strong positive relationship between response of the firms and perception of firms (R=0.707). The analysed results also reveal that there was no statistical significance difference between gender and response to crisis (t (218) = -0.128, p> 0.05). According to the analysed results, firms in Victoria Island have faced great challenges in the epidemic. Their production and operation activities have been limited, and they are facing significant risks. It is necessary to implement policies that would profoundly lower production costs for firms, help them survive this difficult period, and gradually return to normal business. The government should collaborate with affluent individuals and non-governmental organizations to aid these firms. While this coronavirus concern is present, small business owners must manage expectations and communicate with employees, suppliers and banks. Reduce costs, be open about money with their staff, continue marketing, try out new delivery ways, and recover from the tragedy.

COVID 19Economic effectPublic management+3
Stanley Chıgozırım Orjı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetiminde kurumsal yönetim ilkeleri ve bir kurumsal derecelendirme model önerisi

Kurumsal yönetim, dünyada yaşanan önemli şirket iflaslarından sonra giderek önem kazanmaya başlayan bir kavram olup, esas itibariyle şirketlerin mali performansından bağımsız bir yönetim anlayışını ifade etmektedir. 1999 yılında OECD tarafından yayınlanan kurumsal yönetim ilkelerinden sonra, kurumsal yönetim pek çok ülkede şirketlerin uyması gereken kurallar şeklinde ortaya çıkmıştır. Kurumsal yönetim ilkelerine uyum derecesini göstermesi bakımından, yerel veya uluslararası düzeyde bağımsız derecelendirme faaliyetleri kapsamında şirketlere not verilmektedir. Böylece, tüm menfaat sahipleri bir şirketin finansal göstergelerinin yanı sıra o şirketin kurumsal yönetim notunu da öğrenerek hareket etme şansı bulabilmektedir. Yeni kamu işletmeciliği perspektifinde, özel sektör tarafından başarıyla uygulanan kurumsal yönetim derecelendirmesinin kamu yönetiminde de uygulanmasının, kurumların mevcut hizmet kalitesinin arttırılmasına olumlu katkıları olacağı öngörülmüştür. Bu amaçla, kurumsal yönetim ve kamu yönetimi ilişkisi incelenmiş olup, özel sektörde uygulanmakta olan derecelendirme modelleri ışığında, kamu kurumlarında uygulanabilecek bir derecelendirme sistemi geliştirilmiştir. Geliştirilen model, özel sektör tarafından belirlenen ilkelerden ve ana başlıklardan farklı olarak kamu kurumlarına özgü olup, model üç farklı kamu kurumunda test edilmiştir. Modelin, kamu kurumlarının gelişimine ve kurumsal bir yapı kazanmalarına katkı sağlayacağı, tüm kamu kurumlarına uygulanması halinde ise rekabetçi bir ortam sağlayacağı tespit edilmiştir.

DerecelendirmeDerecelendirme kurumlarıKamu işletmeciliği+4
Serdar Eldemir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstismarcı yönetim ile örgütsel sinizm arasında özsaygının aracılık etkisi

Bu çalışmada, istismarcı yönetim ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki ve bu ilişkide özsaygının aracılık etkisi araştırılmaktadır. Çalışmanın örneklemini, Türkiye'de faaliyet gösteren kamu ve özel sektör çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, internet aracılığıyla doldurulan anketlerden elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, istismarcı yönetim ile örgütsel sinizm arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Özsaygının, istismarcı yönetim ve örgütsel sinizm arasında kısmi aracılık etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İstismarcı Yönetim, Özsaygı, Örgütsel Sinizm.

Benlik saygısıKamu sektörüSinizm+4
Dilara Türe Gültekin
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim hakkı ve eşitlik bağlamında eğitim alanındaki özel sektörleşme

Türkiye'de son yıllarda eğitimde özel sektörleşme politikaları doğrultusunda özel sektör okullarının sayısı ve bu okullara devam eden öğrenci sayıları artmıştır. Bu durum, bir dizi toplumsal sorunu gündeme getirmiştir. Bu çalışmanın problemini eğitimde özel sektörleşmenin eğitim hakkı ve eğitimde eşitlik bağlamında yarattığı sorunlar oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkiye'de eğitim alanında devletin özel okullaşmayı teşvik etmesinin dinamikleri çözümlenmeye çalışılarak bu durumun eğitim hakkı ve eğitimde eşitlik bağlamında yarattığı toplumsal sorunlar çözümlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, genel olarak yeni liberal politikaların işlerlik kazandığı 1980'li yıllardan günümüze, özel olaraksa eğitimde özel sektörleşme dinamiklerinin ivme kazandığı 2000'li yıllardaki gelişmelerle, araştırma bağlamında ele alınıp değerlendirilen kamu politikası belgeleri ile ve okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim basamaklarındaki devlet okulları ve özel okullarla sınırlıdır. Bu çalışma nitel araştırmadır. Araştırmada, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Doküman analizi yapılırken, eğitim alanında özel sektörleşme literatürü ile birlikte, kamu politikası metinleri ele alınmış, ilgili dokümanlar araştırmanın amaçlarına uygun olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, eğitimde özel sektörleşme politikalarının, çeşitli kamu politikası metinlerinde yer bulduğu, bu politikaların eğitimde eşitlik ve eğitim hakkı açısından önemli toplumsal sorunları beraberinde getirdiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına bağlı olarak, eğitimde eşitliği ve eğitim hakkının gerçekleşmesini sağlamak için, kamusal politikalar geliştirilmesi ve eğitim hizmetinin kamu hizmeti olarak örgütlenmesi önerilmiştir.

Eğitim hakkıEğitim kurumlarıEşitlik+4
Makbule Çelebi
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nepotizmin örgütsel yalnızlık ve işgören performansı üzerine etkileri: Kamu ve özel sektör karşılaştırması

Araştırmanın amacı, nepotizmin örgütsel yalnızlık ve işgören performansının üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Ayrıca, nepotizmin iş gören performansı üzerindeki etkisinde örgütsel yalnızlığın aracı (mediator) rolünü incelemektir. Araştırma, nepotizmin daha önce test edilmediği örgütsel yalnızlık kavramı ile ilişkisinin test edilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Hatay ilinde kolayda örneklem ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılarak 407 (212 özel sektör ve 195 kamu çalışanı) geçerli anket ile veri toplanmıştır. Özel sektör ve kamu çalışanları iki farklı örneklem olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, "güvenirlik analizleri", "keşifsel faktör analizleri", "bağımsız örneklem t- testi", "Pearson korelasyon analizi", "basit doğrusal regresyon analizi", "hiyerarşik regresyon analizi" ve "Sobel testi" kullanılmıştır. Analiz bulguları; her iki örneklemde de nepotizmin örgütsel yalnızlığı etkilediğini; özel sektör çalışanlarında nepotizmin işgören performansı üzerindeki etkisinde örgütsel yalnızlığın aracı rolü olduğunu; kamu çalışanlarında ise nepotizmin ne örgütsel yalnızlığı ne de işgören performansını etkilemediği belirlenmiştir.

ArabuluculukKamu sektörüNepotizm+4
Özlem İbiş
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinde KÖİ modelinin uygulanmasına dair bir analiz

Bu çalışma Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelinin uygulanmasına dair bir analizi barındırmaktadır. Bu analiz yapılırken öncelikle modelin tarihçesi ele alınmıştır. Tarihçede, KÖİ modelinin dünya üzerinde ilk ortaya çıkışına zemin hazırlayan koşullar, modelin ilk uygulandığı ülke veya ülkelerin izi sürülmüştür. Modelin tarihçesine yönelik incelemede KÖİ'nin koşulların, ihtiyaçların zorunlu ve nihai bir çıktısı olarak mı uygulandığı ya da hükümetlerin iradi bir tercihi mi olduğu sorularına da cevap aranmıştır. Modelin hangi ülkelerde daha yaygın kullanıldığı, zaman içindeki değişimi ve Türkiye'de kullanımına öncü olan koşullar incelenmiştir. 1970'li yıllara kadar klasik iktisat ve refah devleti uygulamaları ile genişleyen kamu maliyesi ve artan borç yükü sonucu devletlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünü hafifletmek adına 1980'li yılların başında dünya genelinde neo-liberal politikaların da etkisi ile özelleştirme uygulamaları hayata geçmiştir. Özel sektörün tabiatı gereği minimum maliyet ve maksimum kâr hedefleri bir süre sonra artan işsizlik ve özel sektör hizmetlerinin yüksek maliyeti gibi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. KÖİ tek başına devletin yeterli olmadığı, kıt (yetersiz) kaynaklar, artan kamu maliyesi borç yükü ile tek başına özelleştirme uygulamalarından verim alınamayan denenmiş politikaların harmanlanmasına dayanan bir model olarak ortaya çıkmıştır. Literatürün referans gösterdiği 1990'lı yılların başından itibaren uygulanmaya başlayan ve kısa zaman içinde dünyayı kasıp kavuran bir model olarak KÖİ projeleri 2000'li yılların başında önlenemez şekilde dünyada kullanım ağını genişletmiştir. İlk uygulanmaya başladığı yıllarda enerji ve altyapı alanlarında uygulanırken zaman içinde ulaşım, çevre, eğitim binaları, kültür, haberleşme, sağlık hizmetleri, savunma, kamu düzeni, kamu güvenliği gibi birçok alanda tercih edilen bir model olmuştur. Modelin zaman içindeki yaygın kullanımı ile beraber modele yöneltilen eleştiriler de aynı oranda artmıştır. Bu eleştiriler kamu zararı, maliyetlerin yüksek oluşu, rekabeti engellediği, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerini barındırmadığı gibi konularda kümelenmiştir. KÖİ modeline yöneltilen bu eleştirilerin herhangi bir ülkeye özgü sorunlar olmadığı, modelin uygulanmasından kaynaklı sorunlar olduğunu söylemek mümkündür. Zira gerek Türkiye'deki literatürde gerekse modelin kullanıldığı ülkelerin literatüründe benzer eleştirilerin sıklıkla yer aldığı gözlenmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda uygulanan KÖİ modeline yöneltilen eleştiriler kapsamında modelin daha avantajlı ve daha kullanılabilir bir hale getirilmesi amacıyla literatür bulguları ışığında ayrı bir başlık halinde bazı öneriler geliştirilmiştir.

Kamu-özel iş birliğiKamu-özel sektör ilişkileriSağlık hizmetleri+1
Remziye Gül Yurt
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Babacan liderliğin işe adanmışlık ve iş tatmini üzerindeki etkisi

Takipçilerini etkileyen ve belirli bir amaçlar doğrultusunda yönlendirebilen kişiler olarak tanımlanan liderler, birbirilerinden çok farklı özeliklere sahip olabilmektedirler. Babacan liderlik kavramı akademik dünyada kabul görmüş ve birçok çalışmaya konu olmuştur. Daha çok kolektivist toplumlarda kabul gören babacan liderler, çalışanlarına bir ebeveyn gibi yaklaşan iş hayatı dışında özel hayatlarıyla da ilgilenen ve bunun karşılığında tam itaat ve sadakat bekleyen liderlerdir. Örgüt açısından çalışanların yaptığı işe kendini adaması yani işini severek, haz alarak yapması ve yaptığı işten tatmin olması büyük önem taşımaktadır. Çalışanların işini sevmesi ve işinden tatmin olması hiç şüphesiz ki performans ile beraber verimliliği ve karlılığı da artıracaktır. Bu nedenle günümüzde modern örgütler çalışanların duygu, düşünce, işe bakış açıları, işten beklentileri gibi konulara dikkat etmekte ve buna yönelik bünyelerinde özel birimler oluşturmaktadırlar. Bu çalışmada babacan liderliğin işe adanmışlık ve iş tatmini kavramlarını ne derecede ve hangi yönde etkilediği araştırılmıştır. Elâzığ ili özel sektör çalışanlarına yönelik yapılan bu çalışmada; 356 kişiye konuyla ilgili ölçekler kullanılarak sorular sorulmuştur. Bu doğrultuda alınan cevaplar analiz edilerek babacan liderliğin çalışanların işe adanmışlık ve iş tatmini düzeylerini ne derecede ve hangi yönde etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analizler ve elde edilen bulgular ışığında babacan liderliğin, işe adanmışlığı ve iş tatminini pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca babacan liderliğin iş taminine etkisinde işe adanmışlığın aracı rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, babacan liderlik, iş tatmini, işe adanmışlık, işe angaje olmak.

Babacan liderlikLiderlikÇalışanlar+4
Yavuz Özdemir
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstride görülen iş tatmini ve bunun çalışma ortamına uyumla olan ilişkisi (Özel sektör ve KİT üzerinde yapılan karşılaştırmalı bir saha araştırması)

Organizasyonlarda işgörenlerin iş tatmin düzeylerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunların arasında işgörenlerin çalışma ortamına uyumları ve diğer bireysel ve örgütsel faktörler sayılabilir. Organizasyon içinde insan faktörünün güngeçtikçe önem kazanması bizi işgörenlerin iş tatmin düzeylerini etkileyen nedenlerin araştırılmasına yönelik böyle bir çalışma yapmaya itmiştir. Birinci bölümde; iş tatmini kavramı, iş tatmini araştırmalarının gelişim süreci ve iş tatmini araştırma ekolleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca yine bu bölümde iş tatminini etkileyen, değişkenler, tutumlar, inançlar ve değerler anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; genel uyum kavramı, çalışma ortamına uyum kavramı ve çalışma ortamına uyumun fonksiyonları üzerinde durulmuş, çalışma ortamına uyumun iş tatmini üzerindeki etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; iş tatmini ve çalışma ortamına uyumun boyutları, iş tatminsizliği göstergeleri ayrıca iş tatminsizliği ve çalışma ortamına uyumsuzluğun sonuçları incelenmeye çalışılmıştır.Dördüncü bölümde, iş tatminini etkileyen, iş odaklı ve çalışma yaşamının kalitesi ile ilgili yaklaşımlar incelenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise teorik bilgilerden yararlanarak konunun incelenmesi ve bu konuda özel ve kamu sektörleri arasındaki farkların ortaya konulması için karşılaştırmalı bir saha araştırması yer almaktadır.

Endüstri işletmeleriKamu sektörüÇalışma koşulları+2
Mustafa Cem Kırankabaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik tarzlarının çalışanların işe tutulması üzerindeki etkisinde duygusal emeğin rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir uygulama

Bu çalışmada, yöneticilerin yönlendirici liderlik ve katılımcı liderlik tarzlarının çalışanların duygusal emekleri ve işe tutulmaları üzerinde nasıl etkilerinin olduğu aracılık modeli kapsamında incelenmiştir. Bu amaçla Mersin'in Toroslar ilçesinde bulunan onbir firmada 395 çalışandan iki farklı zamanda veriler boylamsal olarak toplanmıştır. Birinci veri toplama süreci Ağustos 2022 ayında ve ikinci veri toplama süreci Kasım 2022 ayı içerisinde tamamlanmıştır. Araştırmada öne sürülen hipotezleri test etmek için Hiyerarşik Regresyon analizi ve Önyükleme (Bootstrap) yanlılığı düzeltilmiş güven aralığı (Önyükleme YD %95 GA) metodu uygulanmıştır. Yapılan aracılık testleri neticesinde yönlendirici liderlerin çalışanların işe tutulma düzeyleri üzerine etkisinde doğal duygusal emek gösteriminin aracılık etmediği farklı zamanda yapılan ölçümlerde bulunmuştur. Bu kapsamda Yönlendirici liderlerin çalışanların işe tutulmaları üzerine etkisinde çalışanların, yüzeysel ve derin rol yapma şeklindeki emek gösteriminin aracılık etkisine sahip olduğu iki farklı zamanda yapılan ölçümlerle tespit edilmiştir. Buna karşın Katılımcı Liderlerin çalışanlarının işe tutulmaları üzerine etkisinde çalışanların doğal, yüzeysel ve derin duygusal emek gösteriminin aracılık etkisine sahip olduğu iki farklı zamanda yapılan ölçümlerde görülmüştür. Elde edilen bulgular yazın bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Katılımcı Liderlik, Yönlendirici Liderlik, Duygusal Emek, İşe Tutulma, Boylamsal Araştırma, Aracılık Testi

Duygusal emekKatılımcı liderlikLiderlik+5
Fatih Men
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret adaletinin sağlanması bağlamında ücret politika ve stratejilerinin rolü ve önemi: Bursa'da bir özel sektör firma örneği

Ücret işçi için gelir kaynağı iken işveren için bir maliyettir. Ücret aynı zamanda çalışanın işe ilişkin olarak bir güdülenme aracıdır. Çalışanın ücretinden memnuniyeti verimliliğini de etkiler. Bu tezin amacı, ücret adaletinin sağlanmasının, çalışanlara, işverenlere ve dolaylı olarak da ekonomik büyüme ve refaha etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla Bursa'daki bir özel sektör firma özelinde, uygulanan ücret politikalarının, çalışanların ücret adaletine olan ilgisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Firmada uygulanan ücret politikaları incelenerek ücrete olan yansımalarının incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021 yılında Bursa'da faaliyet gösteren tekstil fabrikası çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; evren içerisinden rastgele belirlenen ve araştırmaya gönüllü olarak dahil edilen 288 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu ve Önderoğlu tarafından geliştirilen ve Marmara tarafından revize edilen Ücret Hakkaniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formunda katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, hanedeki birey sayısı şeklinde bilgilere yer verilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda toplanan veriler, SPSS24 veri analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda erkeklerin ücret adaleti algısı, ücret artışı, ücret politikası, iş-ücret uyumu ve toplam puanlar bakımından ücret adaleti düzeylerinin kadınlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 15-28 yaş ve 46 üzeri yaş grubundaki çalışanların ücret adaleti algılarının diğer yaş gruplarına göre düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışılan pozisyonun yüksek olmasının ücret adaleti algısını da artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eğitim durumu, medeni durum, çocuk sayısı, hanedeki birey sayısı, mesleki kıdem, çalışılan pozisyon ve gelir düzeyi bakımından çalışanların ücret adaleti algıları farklılık göstermektedir.

AdaletAsgari ücretBursa+7
Büşra Güneş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ve özel sektör hastanelerinde sağlık hizmetlerinin pazarlanması: Karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri (Malatya örneği)

Dünyamız hiç olmadığı kadar hızlı ve birçok alanda öngörülemeyen bir değişim ve gelişim süreci içerisindedir. Bu süreç yüzyıllardır benzer şekil ve metotlarla çalışan sektörleri yapısal değişimlere zorlamaktadır. Sağlık hizmetleri sektörü de geçen yıllar boyunca içerdiği yapı, işleyiş ve sunum şekilleri itibariyle diğer sektörlere göre daha az değişim göstermiştir.Tıp, eczacılık, mühendislik ve bilgi işlem alanlarında buluş ve icatlar artmakta modern insanın sağlık sorunları biçim ve çeşit olarak artış göstermektedir. Sağlık hizmetlerinin pazarlanması, sektörün önem gösterdiği bir konu haline gelmiştir. Sağlık sektöründe maliyetlerin yüksek olması, kaynakların etkin ve verimli kullanımı adına sağlık hizmetlerinin pazarlanması konusunda modern yaklaşımların uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, mevcut yapı içerisinde kamu ve özel sektör hastanelerinin sağlık hizmetlerinin pazarlanmasında karşılaştıkları temel sorunları belirlemek ve bu sorunlara yönelik bazı çözüm önerilerini ortaya koymaya yardımcı olabilmektir. Bu amaçla Malatya il merkezinde faaliyet gösteren kamu ve özel sektör hastanelerinde yatarak sağlık hizmeti alan hastalara yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yatarak sağlık hizmeti alan hastaların aldıkları hizmetin algılayış şekilleri araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların yardımı ile görülen eksiklikleri ortadan kaldırmaya yönelik öneriler son kısımda sıralanmıştır.

Devlet hastaneleriHastanelerHizmet pazarlaması+4
Ahmet Ünal
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
20
Master'sOpen AccessTR

Yönetsel değerlerin belirlenmesine yönelik Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletme yöneticileri üzerine bir araştırma

Bu bilimsel çalışmanın amacı Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletmeleri yöneticilerinin günlük eylem ve kararlarına referans sağlayan değerlerin neler olduğu ve bu değerlerin yöneticilerin yetişmiş olduğu toplumsal özellikler ve örgütsel koşullar itibari ile farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Havalimanı terminal işletme yöneticilerinin benimsediği yönetsel değerlerin belirlenmesinde dikkate alınan genel kanı, Türk toplumunun batı kaynaklı ve yerel olmak üzere ikili bir kültür yapısına sahip olmasıdır. Çalışmada yöneticilerin benimsemiş olduğu değerlerin yanında yöneticilerin içinde bulundukları yöre ve çalıştıkları kurumun değerlerine ilişkin algıları da araştırılmıştır. Bu amaçla Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletmelerinde orta ve üst düzey kademede yöneticilik yapan 163 kişiden elde edilen veriler aracılığı ile yöneticilerin benimsediği değer gruplarının neler olduğu ve değer gruplarının, eğitim, toplumsal ve örgütsel koşullar açısından gösterdiği farklılıklar incelenmiştir. Yöneticilerin benimsediği değerler açısından batı kaynaklı değerlerin benimsenme düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yöneticilerin benimsediği değerlerin eğitim, toplumsal koşullar ve örgütsel özellikler itibariyle farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde, benimsenen batı kaynaklı ve yerel değer gruplarından bazıları için yöneticilerin cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yöneticilerin değerleri meslekteki görev süresi, kurumda çalışma süresi, toplam çalışma süresi, anne ve babasının eğitim düzeyi ve kendisine bağlı çalışan sayısına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

DeğerlerHava alanlarıHava yolu işletmeleri+5
Hilal Tuğçe Bal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ontolojik güvenliğin liderlik özelliklerine etkisi üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, özel sektördeki liderlerin ontolojik güvenliğine etki eden durumların belirlenmesi ve bu durumların liderlerde hangi liderlik özelliklerini ön plana çıkardığını ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda liderlerin mutlak gerçek ihtiyacı belirlenerek, ontolojik iyi oluşları geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Bunun yanı sıra liderlik özellikleri belirlenerek liderlerin liderlik özellikleri ile mutlak gerçek ihtiyacı ve ontolojik iyi oluşları arasındaki ilişki ve etki derecesi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında yaşları 18 ve üzeri değişen toplamda 300 liderden oluşmakta olup bunların 127'si kadın, 173'ü erkek katılımcıdır. Liderlerin ontolojik iyi oluşlarını etkileyen güvenlik dinamiklerinin belirlenmesi için mutlak gerçeklik ihtiyacı, liderlik değişkeni aracılığı ile ölçmek amacıyla çalışmada katılımcılara veri toplama aracı olarak örneklemin demografik özelliklerini belirlemek için Demografik bilgi formu, Mutlak gerçek ihtiyacı puanlarını belirlemek için Mutlak Gerçek İhtiyacı Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği güvenlik dinamiklerini belirlenmesi adına Liderlik olmak üzere çalışmada toplam 4 adet ölçek kullanılmıştır. Araştırmada alan yazın kapsamında öne sürülen hipotezler araştırma verileriyle doğrulanmıştır. Yapılan yapısal model analizine göre mutlak gerçeklik ihtiyacının ve ontolojik iyi oluşun liderlik ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Mutlak Gerçek İhtiyacı, Ontolojik İyi Oluş, Liderlik

LiderlerLiderlikLiderlik modelleri+5
Ebru Banazlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel intikamın örgütsel bağlılığa etkisi: Bir özel sektör işletmesinde araştırma

Örgütlerin karanlık yüzleri olarak adlandırılan ancak bugüne kadar üzerinde de çok fazla durulmayan konuların başında örgütsel intikam gelmektedir. İntikam hakkında birçok disiplinler görüşlerini beyan etse de örgütsel boyuttaki sebep ve sonuçlarını açıklamada sınırlı kalmışlardır. Örgütsel intikam örgütlerde adaletsiz durumlar karşısında ortaya çıkmakla beraber önce niyet sonra davranış halini dönüşmekte ve sonrasında ise hem işgörene hem de örgüte ciddi zararlara sebebiyet vermektedir. Örgütsel bağlılık konusunda bugüne kadar birçok araştırma yapılsa da örgütsel intikam ilgili ilişkisine yönelik herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada örgütsel intikamın örgütsel bağlılığa etki edip etmeyeceği araştırılmıştır. Örgütsel intikamın örgütsel bağlılık ile ilişkisini araştırılmasının sebebi ise ikisinin de örgütlerdeki adaletsiz durum, davranışlardan ve koşullardan etkilenmesidir. Örgütsel boyutta incelendiğinde işgörenlerin işlerine, iş arkadaşlarına veya örgüte karşı intikam davranışlarının maliyeti, özellikle bağlılığı etkileyeceği için oldukça yüksek olacaktır. Araştırma Kütahya ilindeki bir 800 çalışanlı bir termik santralde gerçekleştirilmiştir. Araştırma amacı doğrultusunda örgüt içinden 251 işgören ile anket çalışması yapılmıştır. Spss programı ile alınan sonuçlar değerlendirilmiştir. Önce değişkenlerin keşfedicifaktör analizleri ve güvenilirlikleri ortaya konuştur. Ardından betimsel istatistikler ile katılımcıların demografik bilgileri ifade edilmiştir. Son olarak da hipotezlerin sınanması için yapılan analizler yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda örgütsel intikamın örgütsel bağlılık ile negatif yönlü anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre; örgütlersel intikam arttıkça örgütsel bağlılık azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İntikam, Örgütsel Bağlılık, Nicel Araştırma

Örgütsel bağlılıkÖrgütsel intikamÖzel sektör+2
Mustafa Müezzinoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım ve özel sermayeli bankaların pazarladıkları kredilerin bazı makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de finansal sektörün en önemli aktörü bankacılık sektörüdür. Hızla gelişen dünya ekonomisinde bankacılık sektörünün önemi her geçen gün artmaktadır. Bankaların tasarruf sahiplerinden topladıkları fon fazlalarını fon ihtiyacı olanlara kullandırdıkları krediler ise bankaların en temel ürünüdür.Bir ekonomideki kredi miktarı ve artış hızı ile makroekonomik göstergeler arasında yakın bir ilişki vardır. Kredi miktarının artması satın almayı kolaylaştırır ve bu sayede birçok göstergeyi önemli ölçüde etkiler. Kredi piyasasının etkinliğini artırmak için atıl durumda bulunan fonlar finansal sisteme dâhil edilmelidir.Yapılan çalışmada, gayrisafi yurtiçi hasıla ve hanehalkı nihai tüketimi üzerinde katılım bankalarının pazarladığı krediler daha fazla etkili iken; ithalat, ihracat ve yatırım üzerinde özel sermayeli bankaların pazarladığı kredilerin daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. 1992?2009 yılları arasında Türkiye'de kullandırılan kredilerin makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi çoklu regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Analizde bağımlı ve bağımsız değişkenlerin logaritmik değerleri kullanılıp tüm modeller log-log formatında kurulmuştur. Yapılan analizler neticesinde katılım bankaları ve özel sermayeli bankaların pazarladıkları kredilerin seçilen makroekonomik göstergeler üzerinde beklentiler yönünde etkilerinin olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Finansal Sistem, Kredi, Katılım Bankaları, Özel Sermayeli Bankalar, Makroekonomik Göstergeler, Regresyon Analizi.

Banka kredileriBankalarKatılım bankacılığı+8
Süleyman Uğurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Mobbing in the private sector and the effect of internal marketing activities on mobbing

Mobbing denotes the hostile behaviors at companies exercised by the superiors and subordinates on a systematic basis at least once a weak and for at least six months and aims to ostracize the employee in every sense. It adversely affects not only the organization but also employees and has unpleasant consequences for both. On the one hand employees lose their organizational commitment, leave their jobs and suffer psychological harms, on the other hand, organizations lose their qualified staff and incur material loses. Organizations also lose their potential customers just before they manage to gain them because employees are the internal customers of organizations and the pathway to the external customers starts with the internal ones. Successful marketing of a good or a service first starts with the employees',in other words, the internal customers' belief in that good or service, satisfaction with their jobs and feeling valuable in their position and company. Therefore, internal marketing activities at companies prevent employees from experiencing mobbing and thus increase their organiza-tional commitment and motivation. In this regard, organizations both manage to implement successful marketing strategies towards their external customers and ensure that their quali-fied employees, i.e. internal customers, stay. Thanks to internal marketing, future internal and external customers exhibit positive attitudes towards the relevant organization. This study addresses mobbing in the private sector and the effect of internal marketing activities on mobbing.

Integrated marketingUnethical behaviourExeptinal behavious+6
Merve Hivel
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An alternative model proposal of an association for private cultural institutions in Istanbul

The subject of this research is to determine the problems of the private cultural institutions in Istanbul and to model an alternative association for these institutions. Especially the lack of well-established cultural policies, scarcity of public funding, the limited number of civil societies and their limited influence on policy making, the deficiencies in the legal areas and the lack of communication between the private cultural institutions and the local authorities and government are some of the major problems. These issues are resulted as relatively low number of private institutions on cultural field in Istanbul and the low level of demand for their activities when comparing to other metropoles. That indicates a need for a research to enhance the current situation. The examples of associations which are seen abroad led to a decision to propose a similar model that can work for Istanbul. The scope of the research was limited by the private cultural institutions which differ from the public alternatives in managerial and financial aspects. As Istanbul has the leading role in cultural life and contains the vast majority of the cultural institutions in Turkey, the study of an association will be modelled for Istanbul. The study will begin with analyzing the neo-liberal cultural policies that pave the way for development of the private cultural institutions in the world and in Istanbul. The evolution of these institutions and the cultural life in Istanbul will be explored as a whole. The current situation of the cultural environment, the problems and needs will be determined and the laws and regulations concerning cultural policies will be discussed accordingly. Some successful examples of associations from other fields and in the cultural field will be examined to serve as a model. Meetings with an expert focus group have been arranged to get their opinion of a potential association and interviews made with the presidents of current associations. And in the view of such information, the most effective potential model will be presented with its future benefits to the institutions and cultural life.

OrganizationsCultureCultural centers+4
N. Burçak Bayraktar
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektör çalışanlarının finansal okuryazarlık düzeyinin analizi: Malatya ili örneği

Günümüzde serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması finansal araçların karmaşıklaşmasına finansal ürün ve hizmetlerin çeşitliliğine yol açmış bu da gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bilginin önemini artırmıştır. Çünkü finansal ürün veya hizmet satın alırken finansal beceriye sahip kişiler kalite güvenlik sağlık ve satın alına bilirlik gibi faktörleri göz önünde bulunduran tasarrufa alışan harcamalarını kontrol eden ve birikimlerini doğru yatırım kanallarına yönlendiren finansal açıdan ölçülü bir tutum sergileyeceklerdir. Bu kişiler mikro ekonomik düzeyde kişisel finansın etkin yönetimine katkıda bulunurken ekonomik düzeyde de ülkelerin ekonomik büyümesinde ve gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Türkiye'de özellikle 2008 küresel finansal krizi sonrasında bireylerin finansal okuryazarlık düzeyi önem kazanmıştır. Bu nedenle finansal okuryazarlık konusunda birçok etkinlik ve eğitimler yapılmaktadır. Finansal okuryazarlık düzeyini yükseltmek için devlet ve bağımsız kurum ve kuruluşlar tarafından organize edilmektedir. Bireylerin okuryazarlığı ve finansal farkındalıklarının artırılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı finansal okuryazarlık düzeyinin belirlenmesinde temel teşkil edecek noktalara değinilmesi ve etkili sonuçlar alınabilmesi için incelenen konu başlıklarına dikkat edilmelidir. Çalışmanın sonucunda bir bireyin finansal okuryazarlık veya finansal eğitim ile ilgili bilgi düzeyinin anlaşılmasına yardımcı olunmuştur.

Finansal bilgi düzeyiFinansal davranışFinansal eğitim+5
Nuray Bürkek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects