CAD/CAM
113 theses under this subject heading
The evaluation of the influence of different finishing line depth on strength of CAD/CAM restorations
The aim of this study is to evaluate the effects of different shoulder finishing line depth (0.5 mm, 1.0 mm and 1.5 mm) on fracture strength of coping design as one type of CAD/CAM restorations. Using Lithium disilicate (IPS e-max CAD; Ivoclar Viva dent) and Feldspathic block (CEREC blocks; Sirona) materials for milling of three type of design according to the finishing line depth (FLD), which was done with Cerec inLab software program (Version, 4.2.0.57192) with 120 μ cement film thicknesses. A total of 72 specimens of coping design were prepared as monolithic crown on 72 novel nickel chrome dies. Each with a diameter of 8 mm and height of 6 mm as they were used to support the restoration. 12 specimens of coping design for each material and finishing line depth where prepared, to be in three groups according to FLD. Panavia V5 resin cement system where used as a luting agent for fixation of each coping restorations. For the measurement of fracture resistance value, each sample where subjected to fracture test with a universal test machine.It was found that Lithium disilicate crowns with 1.5 mm thickness of marginal design showed the maximum mean value of fracture strength of about 2721 ± 967 N among all the groups, whereas, the minimum mean valueof fracture strength was recorded with Feldspathic one with 1296.7 ± 642 N at the same depth of shoulder finishing line (1.5 mm). Kruskal –Wallis and Mann-Whitney testsas well as Annova test were performed to compare all groups with different P values. Concluded that the effect of different depth of finishing line on the fracture strength of CAD/CAM restoration material was evedent with variable results wich was related to different factors. As it is clear from the results of the present investigation. Lithium disilicate crown material seems to be increased their strength to fracture as the finishing line depth where increased. While in case of Feldspathic restorations, the strength where increased from 0.5 mm to 1.0 mm depth of finishing line restorations, but the strength were decreased, when the marginal depth increased to be 1.5 mm.
Zirkonyum kor ve farklı simanlar kullanılarak simante edilen cam seramik kronların hızlı yaşlandırma sonrası renk değişiminin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 3 farklı dual cure rezin simanla (Rely X U200, G-CEM LinkForce ve Panavia V5) zirkonyum kor üzerine simante edilen aynı renk, form ve kalınlıktaki feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronların termal siklus cihazında hızlı yaşlandırma sonrası meydana gelen renk değişimlerinin araştırılmasıdır. CAD/CAM sistemi (Cerec AC) kullanılarak 1 mm kalınlık ve 100 μ siman aralığına sahip feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronlar ve zirkonyum güdükler üretildi. Her dual-cure siman için 15'şer örnek elde edilmiş olup toplamda 45 kron üretildi. Renk ölçümleri simantasyondan 24 saat sonra ve sırasıyla 1750, 3500 ve 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra spektrofotometre (SpectroShade Micro) cihazı ile her örnek için ayrı ayrı yapıldı. Elde edilen renk bulguları CIEDE2000 renk farkı formülasyonuyla hesaplandı ve her araştırma grubunun ΔE00 değerleri elde edildi. 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra en az renk değişimi Panavia V5 siman grubundaki örneklerde meydana geldi (ΔE00: 0.97). Rely X U200 siman grubu örneklerinin ortalama ΔE00 değeri 1.08 iken G-CEM LinkForce siman grubunda örneklerde ortalama ΔE00: 1.41 olarak bulundu. Termal döngü sayısı arttıkça her 3 dual cure simanda da ortalama ΔE00 değeri artmıştır. En hızlı renk farklılığı 1750 termal döngüden sonra meydana geldi. 3500 ve 7000 termal döngüden sonra ise renk farklılığı daha yavaş olmaktadır. Panavia V5 rezin simanın içeriğinde amin ajanı olmaması ve Rely X U200 rezin simanın içeriğinde benzoil peroksit ajanının olmaması bu simanlarda rengin daha stabil kalmasını sağlamıştır.
Farklı hibrit CAD/CAM bloklarından çeşitli kalınlıklarda üretilen kronların rezin simanlarla maskeleme etkinliğinin değerlendirilmesi
Farklı Hibrit CAD/CAM Bloklarından Farklı Kalınlıklarda Üretilen Kronların Rezin Simanlarla Maskeleme Etkinliğinin Değerlendirilmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Van, 2019. Üstün estetik özellikleri ve elastik özelliklerinin diş dokusuna yakın olması ile hibrit seramikler sıklıkla kullanılmaktadır.Hibrit seramikler diş hekimliğinde restorasyon yapımında alt yapının renginin yansımasıdır. Bu alt yapının maskelenmesi için farklı yöntemler mevcuttur. Bu tez çalışmasının amacı, farklı kalınlıklardaki farklı hibrit seramiklerin alt yapı renginin maskeleme etkinliğini araştırmaktır. Çalışmada 4 değişik içeriğe sahip CAD/CAM bloklardan (Cerec blok, GC Cerasmart, Vita Enamic, 3M Lava Ultimate) 1 mm 1,5 mm ve 2 mm kalınlıkta olmak üzere her bir gruba ait 10'ar örnek olacak şekilde toplam 120 test örneği hazırlanmıştır. Çalışmada, test örnekleri isomet bıçağı ile, 100N basınçla, distile su altında kesilerek hazırlanmıştır. Alt yapı olarak A3 renginde Kuraray kompozit kullanılmıştır. Örneklerin simantasyonu için A2 renginde G-CEM Link Force rezin siman kullanılmıştır. Örnekler asitleme ve bonding işleminden sonra alt yapılara 10N sabit basınç altında rezin siman ile simante edilmiştir. Simantasyon işleminden sonra tüm örnekler, etüv cihazında 37 derecede 24 saat boyunca bekletilmiştir. Her bir gruba ait örnekler spektrofotometre cihazı (Spekctroshade Verona, İtalya) ile 5 tekrar ile ölçülmüştür. Örneklere ait L,a,b değerleri excell programına kaydedilmiş ve değerlerin ortalamaları alınmıştır. Renkteki değişiklikler ΔE formülüyle hesaplanmıştır. Örneklere ait değerler ΔE cinsinden SPSS programına kaydedilmiş ve istatistik analiz yapılmıştır. İstatistiksel analiz için Kruskal Wallis test ve ikili karşılaştırmalarında Dunn's testi kullanılmıştır. Anlamlılık en az p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; kalınlığın translüsentlik üzerinde istatistiksel olarak ciddi fark yarattığı bulunmuştur. Seramik kalınlığı arttıkça alt yapı renginin daha iyi maskelendiğini görülmüştür. Materyal açısından en etkili maskeleme etkinliğine sahip olarak GC Cerasmart bulunmuştur. En düşük maskeleme etkinliğinin Cerec bloklarda olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, Hibrit Seramik, Maskeleme
Rezin siman ve alt yapı renginin farklı içerikteki seramik CAD/CAM bloklarının renk özellikleri üzerine etkisi
Estetik restorasyonlarda istenilen rengin elde edilebilmesi, kullanılan seramiğin yapısı, ışık geçirgenliği, kalınlığı, alttaki dişin rengi ve kullanılan kompozit rezin simanının rengi ve ışık geçirgenliği gibi faktörlere bağlıdır. Bu bilgilerin doğrultusunda planladığımız tez çalışmamızın amacı, farklı renkteki dişleri taklit eden kompozit alt yapı rengi, kullanılan seramik çeşidi ve rezin siman renginin restorasyonların final rengi üzerine etkisini değerlendirmektir. A2 renkte ve HT ışık geçirgenliğinde üretilmiş nanoseramik Cerasmart (GC Corp, Tokyo, Japonya) ve lösitle güçlendindirilmiş feldspatik seramik Initial LRF (GC Corp, Tokyo, Japonya) CAD/CAM bloklarından kesme cihazında 400 devir/dk. hızla ve su soğutması altında 0,8±0,02 mm kalınlığında seramik örnek dilimleri hazırlandı. Prepare edilmiş dişleri temsil etmek amacıyla, üretici firma tarafından A1 ve A3 renkte üretilmiş kompozit rezin kullanılarak 4 mm kalınlıkta alt yapı örneği elde edildi. Siman renginin; farklı içerikteki seramik örneklerin, farklı renkteki alt yapılara simantasyonunda final rengi üzerine etkisinin değerlendirilmesi için; dual polimerize rezin simanın (Variolink II Try-In; Ivoclar-Vivadent, Almanya) neutral(N), warm(W) ve translüsent (Tr) olmak üzere 3 farklı rengi kullanıldı. Çalışmada renk ölçümleri spektrofotometre cihazı ile yapıldı. Her ölçümdeki L, a, b değerleri kullanılarak CIEDE2000 formülüne göre ∆E00 hesaplandı. ∆E00 değerleri istatistiksel olarak değerlendirildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda Initial LRF seramiklere A1 ve A3 alt yapılarında, light siman uygulaması sonrası ∆E00 ölçüm değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Diğer gruplarda anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak restorasyonun final rengi üzerinde materyal içeriğinin herhangi bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Koyu alt yapının ince seramik restorasyonlarda daha fazla renk değişimine neden olacağı sonucuna varılmıştır.
CAD/CAM porselen lamina vener restorasyonların fonksiyonel kuvvetlere karşı stres dağılımlarının incelenmesi: Üç boyutlu sonlu elemanlar analiz çalışması
Bu in vitro araştırmada, klinikte uygulanan tedavilerden biri olan porselen lamina venerlerin (PLV) farklı kesim derinliği ve farklı CAD/CAM materyali kombinasyonlarında tek tip yapıştırıcı ve tek tip preparasyon şekliyle hazırlandıktan sonra üç farklı fonksiyonel kuvvet karşısında gösterdiği stres dağılımlarının, üç boyutlu sonlu elemanlar analizi kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, maksiller santral kesici dişi simüle eden bir üç boyutlu simülasyon modeli kullanılmıştır. Kesim modeli tüm dişlerde insizal bevel preperasyonu şeklinde oluşturulmuştur. Servikal marjin mine-sement birleşiminin 1 mm koronalinde olacak şekilde yerleştirilmiş ve tüm kesim kenarları chamfer preparasyon basamağı şeklinde hazırlanmıştır. Kesim derinlikleri sırasıyla 0,3, 0,5, 0,7 ve 0,9 mm olmak üzere dört farklı şekilde belirlenmiş ve her bir restorasyon modeli için IPS Empress CAD (Ivoclar Vivadent, Schaan, Liechtenstein), IPS e.max CAD (Ivoclar Vivadent, Schaan, Liechtenstein) ve Vita Enamic (VITA Zahnfabrik, Essen, Germany) olmak üzere üç farklı materyal kullanılmıştır. Tüm restorasyonlar ışıkla sertleşen Variolink Veneer (Ivoclar Vivadent, Schaan, Liechtenstein) rezin siman kullanılarak yapıştırılmış ve restorasyon modellerinde siman tabakası kalınlığı 100 µm olarak belirlenmiştir. Modeller kortikal ve trabeküler kemiğin üst ve arka bölgesinde bulunan düğüm noktalarından her üç eksendeki hareketi engellenecek şekilde tüm serbestlik dereceleri kısıtlanarak sabitlenmiştir. İnterkaspal ve protruziv hareketi simüle etmek için kesici kenarların lingual yüzeyine üç farklı açıda (0, 60° ve 120°) 100 N kuvvet uygulanarak analiz yapılmıştır. Sonlu elemanlar modeli üzerindeki stresin dağılımı ve yoğunlukları hem renk kodlaması hem de sayısal değerler olarak verilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde farklı CAD/CAM bloklarından üretilen PLV'ler üzerinde oluşan çekme ve sıkışma gerilim stresleri fark göstermiştir. Kesim derinliği ile birlikte artan vener kalınlığı sonucu PLV'ler daha derin preparayonlarda daha az çekme gerilme stresi yaratmıştır. Palatinal diş yüzeyine gelen fonksiyonel kuvvetlerin açısı arttıkça, PLV'ler üzerinde oluşan stresler artmıştır. Materyal sertliği arttıkça PLV'lerde oluşan stresler de arttmıştır.
Farklı estetik restoratif materyallerin bağlanma dayanımına yüzey işlemlerinin etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, estetik dental restoratif materyallerin mineye bağlanma dayanımına farklı yüzey hazırlık işlemlerinin etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu in vitro çalışmada toplam 146 mine örneği kullanıldı. Altı diş SEM analizi için ayrıldı; kalan örnekler labial yüzeyleri açıkta kalacak şekilde akrilik rezin içerisine gömülerek hazırlandı. CAD/CAM gruplarında Lava Ultimate (3M ESPE, St. Paul, MN, ABD) ve Vita Enamic (VITA Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya) materyalleri, kompozit gruplarında Filtek Ultimate (3M ESPE, St. Paul, MN, ABD) materyali kullanıldı. CAD/CAM materyalleri, 3 mm çapında ve 3 mm yüksekliğinde silindirik örnekler olacak şekilde standardize edildi ve her bir materyal, uygulanan yüzey işlemine göre kumlama, hidroflorik asit, 20 Hz Nd:YAG lazer ve kontrol olmak üzere dört alt gruba ayrıldı (n = 10). Kompozit gruplarında örnekler, kullanılan adeziv sistemlere göre total-etch ve self-etch olmak üzere iki ana gruba ayrıldı; her adeziv grubunda Nd:YAG lazer (20 Hz), Nd:YAG lazer (10 Hz) ve kontrol olmak üzere üç farklı yüzey işlemi uygulandı. Mine yüzeyleri standardize edildikten sonra CAD/CAM blokları dual-cure rezin siman (RelyX U200, 3M ESPE, St. Paul, MN, ABD) ile mine yüzeyine simante edildi; kompozit rezin örnekleri ise silikon kalıplar aracılığıyla mine yüzeyine kondanse edildi. Makaslama bağlanma dayanımı testi, üniversal test cihazı (Autograph AGS-X; Shimadzu Corp., Kyoto, Japonya) kullanılarak gerçekleştirildi ve kırık tipleri stereomikroskop altında değerlendirildi. Yüzey morfolojisini incelemek amacıyla SEM analizi yapıldı. İstatistiksel analizler SPSS (22.0) yazılımı kullanılarak yapıldı. Bulgular: CAD/CAM materyallerinde uygulanan yüzey işleminin bağlanma dayanımı üzerinde anlamlı etkisi olduğu bulundu (p < 0.05). En yüksek bağlanma dayanımı, Vita Enamic kumlama grubunda (29.06 ± 5.36 MPa) elde edildi. Nd:YAG lazer her iki CAD/CAM materyalinde de kontrol gruplarına kıyasla daha yüksek ortalama makaslama bağlanma dayanımı değerleri gösterdi. Kompozit rezin örneklerinde total-etch adeziv sistemi, self-etch sistemine göre daha yüksek bağlanma değerleri gösterdi. Total-etch grubunda, 10 Hz Nd:YAG lazer uygulaması bağlanma dayanımını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırdı (22.85 ± 5.12 MPa). Sonuç: Restoratif materyalin yapısal özellikleri, yüzey işlem parametreleri ve adeziv protokolün bağlanma dayanımı üzerinde belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Nd:YAG lazer yüzey işlemi, belirli materyal ve uygulama koşullarında bağlanma dayanımını destekleyebileceği göz önünde bulundurularak, klinik uygulamalarda alternatif bir yüzey hazırlama yöntemi olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, Kompozit Rezin, Yüzey İşlemleri, Makaslama Bağlanma Dayanımı, Nd:YAG Lazer
CAD-CAM tam seramik materyallerin renk, translusensi ve pürüzlülükleri üzerine polisaj ve glaze ışlemlerinin etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; farklı yüzey bitirme işlemleri (Glaze: G ve Polisaj: P) uygulanmış LDS (Lityum disilikat), ZLS (Zirkonya ile güçlendirilmiş lityumsilikat) ve TrZ (translusens zirkonya) materyallerinin translusensi, renk ve pürüzlülüklerinin kahve termal siklusu öncesi ve sonrası in-vitro değerlendirilmesidir. Lityum disilikat (IPS e.max CAD), zirkonya ile güçlendirilmiş lityum silikat (Celtra Duo HT) ve translusens zirkonya (Cercon HT) materyallerinden 40'ar adet (1 mm kalınlığında) örnek hazırlanmıştır. Klinik aşındırmayı taklit etmek amacıyla 20 sn aşındırma işlemi uygulanmıştır. Örneklere iki farklı yüzey işlemi uygulanmış ve bir kahve çözeltisinde 10.000 termalsiklusa tabi tutulmuştur. Örneklerin pürüzlülük değerlerini (Ra: Ortalama Pürüzlülük Değeri, Rz: Ortalama Maksimum Profil Yüksekliği) ölçmek için kontakt profilometre, renk stabilitelerini ve translusensi parametrelerini (TP) ölçmek için kolorimetre cihazı kullanılmıştır. Renk farkı verileri Kruskal Wallis testi ile değerlendirilmiş, grupların farklılık gösterdiği durumda Dunnet çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Aşındırma sonrası pürüzlülük verilerinin değerlendirilmesinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Pürüzlülük ve translusensi parametresi (TP) verilerinin değerlendirilmesinde tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ve Duncan çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Renk değişimi sadece polisaj uygulanmış ZLS (ZLS-P) grubunda klinik olarak algılanabilir eşiğin üstünde olup, tüm gruplarda klinik olarak kabul edilebilir eşiğin altındadır (<2.23). Aşındırma sonrası en yüksek pürüzlülük değerleri (Ra ve Rz) ZLS materyalinde görülmüş, bunu LDS ve TrZ takip etmiştir. Glaze uygulanmış ZLS (ZLS-G) ve LDS (LDS-G) gruplarının ortalama pürüzlülük değerleri (Ra) polisaj uygulanan gruplara kıyasla daha düşük olmasına karşın bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Glaze uygulanmış TrZ (TrZ-G) grubu, polisaj uygulanan (TrZ-P) gruba kıyasla istatistiksel olarak anlamlı olacak düzeyde daha yüksek bir Ra değeri göstermiştir. Rz (Ortalama Maksimum Profil Yüksekliği) parametresi açısından ise tüm materyallerde glaze uygulaması daha düşük değerler görülmesini sağlamışken, bu fark TrZ grubunda istatistiksel farka sebep olmamıştır. Termal siklus öncesi ve sonrası en yüksek translusensi değeri LDS materyalinde görülmüş, bunu ZLS ve TrZ takip etmiştir. Kahve termal siklusu materyallerin pürüzlülük değerlerinde (Ra, Rz) artışa, translusensilerinde ise azalmaya sebep olmuştur.
CAD/CAM sistemi ile üretilen hibrid seramik inley ve onley restorasyonların adezyonunda farklı rezin simanların etkisinin klinik olarak karşılaştırılması
CANATAN, S. CAD/CAM Sistemi İle Üretilen Hibrit Seramik İnley ve Onley Restorasyonların Adezyonunda Farklı Rezin Simanların Etkisinin Klinik Olarak Karşılaştırılması. Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Programı Uzmanlık Tezi, Ankara, 2020. Bu klinik çalışmanın amacı, CAD/CAM sistemi kullanılarak hibrit seramikten üretilen inley/onley restorasyonların simantasyonunda farklı içerik ve uygulama yöntemi olan iki farklı adeziv rezin simanın klinik olarak karşılaştırılmasının incelenmesidir. Bu amaçla, Hacettepe Üniversitesi Girişimsel Klinik Çalışmalar Etik Kurul onayından sonra, CEREC Omnicam (Sirona Dental, Bensheim, Almanya) sistemi kullanılarak Cerasmart (GC, Tokyo, Japonya) hibrit nanoseramik bloktan posterior vital dişlerde 70 inley/onley restorasyonu üretilmiştir. Her grup 35'er restorasyon olmak üzere rastgele iki gruba ayrılmıştır. Bir grup, self adeziv rezin siman RelyX U200 Automix (3M ESPE, Seefeld, Almanya) ile, diğer grup etch and rinse adeziv rezin siman G-Cem LinkForce (GC, Tokyo, Japonya) ile dişlere simante edilmiştir. Restorasyonlar, birbirleriyle kalibre iki hekim tarafından modifiye USPHS kriterlerine göre 6, 12 ve 18. aylarda değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 23.0 programı ile yapılmıştır. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalar Ki-kare (χ2) testi ve Friedman testi kullanılarak analiz edilmiştir. Tüm restorasyonlar modifiye USPHS kriterlerine göre klinik olarak kabul edilebilir seviyede başarılı bulunmuştur. RelyX U200 Automix self adeziv rezin siman uygulanan restorasyonların ağızda kalım oranı %94.3, G-Cem LinkForce etch and rinse adeziv rezin siman uygulanan restorasyonların ağızda kalım oranı %91,4 olarak değerlendirilmiş ve her iki simanın klinik performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. 18 ay sonunda, CAD/CAM sistemi kullanılarak hibrit seramikten üretilen inley/onley restorasyonların vital posterior dişlere simantasyonunda her iki siman sistemi benzer klinik performans sergilemiştir.
Farklı CAD/CAM seramik materyallerin yüzey özellikleri ve renklenmelerinin ın-vitro incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; farklı bitirme ve parlatma seti uygulanan dört farklı CAD/CAM seramik materyalinin yüzey pürüzlülüklerini ve renklenmelerini değerlendirmektir. Çalışmada IPS e. Max (EX), Shofu Block HC (SH), VITA Enamic (EN), GC Cerasmart (CS) materyallerinin Ceramaster Coarse Assorted-Ceramaster Assorted-Dura polish DIA (CCA-CA-DPD), GZ Eve Diapol (ED), Optrafine (OF), Vita Enamic (VE) polisaj seti uygulanması öncesi ve sonrasında yüzey pürüzlülükleri ölçüldü. Materyallerin zaman içinde gösterdikleri renklenmelerinin incelenebilmesi amacıyla 60 gün süreyle 37 ºC' de kahve solüsyonunda bekletildi. Örneklerin renkleri başlangıçta ve ardından solüsyonda bekletilmelerinin 7, 14, 30 ve 60. günlerinde ölçüldü. Elde edilen pürüzlülük ve ΔE verileri materyal ve polisaj setlerine göre değerlendirildi. Her bir materyal/polisaj seti için renklenme ve pürüzlülüğün zaman içindeki değişiminin, zaman içindeki değişimin materyal/polisaj seti türleri arasında benzer olup olmadığının analizi tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi ile incelendi. Bunun için renklenme ve pürüzlülük değerlerinin zaman içindeki değişiminin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorof- Simirnof uyum iyiliği testi ile test edildi. Farklılıklar Tamhane Çoklu Karşılaştırma testi kullanılarak saptandı. Zaman içindeki değişimlerin materyal/polisaj setleri arasında nasıl değiştiği grafiklerle açıklandı. Renklenmenin pürüzlülük ile ilişkisinin belirlenmesi için Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı ve saçılım grafikleri ile ilişki gösterildi. Tüm istatistiksel testlerde anlamlılık sınırı olarak 0,05 alındı. EX'e OF ve VE uygulanması sonucu elde edilen pürüzlülük değerleri arasındaki fark anlamlı bulundu (P<0,05). EX'e VE uygulandığında yüzey pürüzlülüğü doğal mine pürüzlülüğü üzerinde kaldı. EX'e OF uygulanması sonucu elde edilen renk değişim değerleri diğer tüm setlerden anlamlı derecede düşük bulundu (P<0,05) ve klinik olarak kabul edilebilir eşik değeri altında kaldı.
Çeşitli yüzey işlemleri uygulanan Rezin Matriks seramiklerin rezin siman kullanılarak dişe bağlantılarının in-vitro olarak incelenmesi
Bu in-vitro çalışmanın amacı; nanoseramik ve hibrit seramik yapıda olan üç farklı materyalin bağlantı yüzeyleri pürüzlendirildikten sonra yaşlandırma işlemi sonrası dişe bağlanma dayanımlarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve taramalı elektron mikroskobu ile görüntülenmesidir. Bu çalışmayı gerçekleştirmek için çürüksüz insan santral, kanin ve molar dişleri seçildi ve dişlerin vestibul yüzleri kesilerek mine ve dentin yüzeyleri açığa çıkarıldı. Üç farklı rezin matriks bloktan (Enamic, Cerasmart ve Lava Ultimate) 5x5x2 mm lik kare prizma şeklinde toplam 84 adet örnek elde edildi. Bu seramik örnekler dual sertleşen rezin siman (Variolink II) ile dişlere yapıştırıldı. Her gruptan n=14 örneğe 3000 döngü termal döngü uygulandı. Makaslama bağlanma dayanımı testi universal test cihazı kullanılarak gerçekleştirildi. Materyallerin yapısını ve adeziv rezin siman ile dentin arasındaki bağlantı yüzeyini incelemek için elektron mikroskobu kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro Wilks testi ile incelendi. Normal dağılım gösteren veriler tek yönlü varyans analizi kullanılarak karşılaştırıldı. Gruplar arasında farklılık bulunduğu durumda Tukey HSD testi, gruplar arasında farklılık olmadığında ise Kruskal Wallis testi kullanıldı. Analizler 0.05'lik güven aralığında gerçekleştirildi. Termal döngü öncesi ve sonrası tüm gruplar için bağlanma değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Termal döngü öncesi ve sonrası bağlanma değerleri yüksekten düşüğe sırasıyla Enamic, Lava Ultimate ve Cerasmart olarak belirlendi. Termal döngü sonrası bağlanma dayanımı değerlerinde en fazla düşüş Cerasmartta görülürken en az düşüş Enamic grubunda görüldü.
Geniş madde kayıplı vital dişlerde direkt, indirekt ve CAD/CAM restorasyonların klinik başarısının karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada bir ya da daha fazla tüberkül hasarını da içine alan geniş ve büyük lezyonlu posterior bölge dişlerinin direkt, indirekt rezin kompozit ya da bir CAD/CAM rezin nano-seramik ile restore edilmesi ve 30 ay süreyle klinik olarak izlenmesi amaçlandı. Bu arada elde edilen klinik bulgulara göre restorasyon tiplerinin performansları birbirleriyle kıyaslandı. Bu amaçla çalışmaya 82 hastada toplam 139 restorasyon dahil edildi. Direkt rezin kompozit uygulanan kavitelere preparasyon sonrası "self-etch" yani kendinden asitli bir adeziv sistem (Clearfil SE Bond, Kuraray, Okayama, Japonya) uygulandı. Ardından kavitelere mikro-hibrit rezin kompozit (Gaenial Posterior, GC Dental Products Corp., Aichi, Japonya) yerleştirilerek restorasyonlar tamamlanıp, polisaj ve bitirme işlemleri yapıldı. İndirekt restorasyonlar için mekanik kavite prensiplerine göre kaviteler hazırlandıktan sonra, ölçüsü alınıp alçı modelleri elde edildi. Alçı modeller üzerinde, mikro-hibrit rezin kompozitle (TesceraTM Indirect Composite System, Bisco, Schaumburg, IL, Amerika) restorasyonlar laboratuvarda hazırlandı ve sistemin kendine özgü kompozit fırınınında (TesceraTMATLTM Bisco, Schaumburg, IL, Amerika) su, ısı, ışık ve basınç altında polimerizasyon tamamlandı. Bitirme işlemi laboratuvarda tamamlanan restorasyonlar, bir "self-adhesive" yani kendinden bağlanan rezin yapıştırıcı siman (RelyX U-200, 3M ESPE, St.Paul, MN, ABD) aracılığıyla sadece minenin asit ile pürüzlendirilmesini takiben kavitelere yerleştirildi. Bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli üretim "CAD/CAM" restorasyonlar için yine mekanik kavite prensiplerine göre hazırlanan kavitelerin ağız içi kamerayla dijital ölçüleri (Bluecam AC, Sirona, Bensheim, Almanya) alındı. Alınan bu ölçüler bilgisayara (Cerec System, Sirona, Bensheim, Almanya) aktarılıp ilgili yazılımla (Cerec 4.2, Sirona, Bensheim, Almanya) tasarımı gerçekleştirildi (bilgisayar destekli tasarım = CAD). Tasarımı tamamlanan restorasyonlar sisteme bağlı kazıma ünitesine yerleştirilen rezin nano-seramik blokların (LavaTM Ultimate, 3M ESPE, II St.Paul, MN, ABD) hasta başında işlenmesi sonucu üretildi (bilgisayar destekli üretim = CAM). Ardından restorasyonlar yine "self-adhesive" rezin yapıştırıcı siman aracılığıyla sadece minenin asit ile pürüzlendirilmesini takiben kavitelere yerleştirildi. Restorasyonların klinik başarısı, FDI kriterleri (World Dental Federation-Clinical criteria) kullanılarak estetik, biyolojik ve fonksiyonel parametrelerde yer alan toplamda 14 adet kriter üzerinden başlangıçta ve 6, 12, 18, 24 ve 30.aylarda değerlendirildi. Restorasyon tipleri arasında biyolojik açıdan çalışmanın herhangi bir döneminde anlamlı bir farklılık izlenmezken (p>0.05); estetik parametrelerde direkt rezin restorasyonların, fonksiyonel parametrede ise indirekt restorasyonların üstünlüğü (p<0.05) dikkat çekti. Bununla birlikte estetik, fonksiyonel ve biyolojik parametrelerde yer alan tüm kriterler üzerinden karşılaştırma yapıldığında ilk 18 ayda CAD/CAM restorasyonların üstünlüğü izlenirken (p<0.05), 18.aydan sonra bu fark tamamen ortadan kalktı (p>0.05). Böylece çalışmanın sonunda genel değerlendirmede restorasyon tipleri arasında herhangi bir farka rastlanmadı (p>0.05). Restorasyon tipleri kendi içlerinde değerlendirildiklerinde; indirekt restorasyonların başarısının çalışmanın başından sonuna kadar değişmeden aynı kaldığı gözlendi. Direkt ve CAD/CAM restorasyonlarda çeşitli kontrol dönemlerinde performans değişiklikleri izlendi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, restorasyonların ağızda kalma oranları 30 aylık izleme periyodunun sonunda indirekt rezin kompozit restorasyonlar için %95,6 direkt rezin restorasyonlar için %89,4 ve CAD/CAM restorasyonlar için %84,4'tü. Anahtar Kelimeler: İndirekt Rezin Kompozit; Direkt Rezin Kompozit; CAD/CAM Rezin Nano-seramik; Daimi Diş; Klinik Başarı
CAD/CAM ve konvansiyonel döküm yöntemleriyle üretilen kobalt-krom ve titanyum metal alt yapılı seramik kronların marjinal ve internal uyumlarının in vitro karşılaştırılmalı olarak araştırılması
Metal-seramik restorasyonlar, klinik kullanımı en yaygın olan sabit protez çeşididir. Kıymetli metal alaşımlarının çok pahalı olması, titanyumun baz metal alaşımlarına göre yüksek biyolojik uyumu, korozyona karşı direnci, düşük ısı iletkenliği ve düşük yoğunlukta oluşu son yıllarda titanyum alaşımlarının popüleritesini ve diş hekimliğinde kullanım alanlarını arttırmıştır. Gelişen eksiltme ve ekleme gibi bilgisayar teknolojilerinin diş hekimliği alanlarında kullanılmaya başlanması, döküm yöntemleriyle hazırlanan metal alt yapılı restorasyonların üretim tekniğini de değişime uğratmıştır. Farklı üretim yöntemleriyle üretilen metal alt yapılar, restorasyonların marjinal ve internal uyumunu etkilemektedir. Bu çalışmadaki amaç; CAD/CAM ve konvansiyonel yöntemle üretilen kobalt krom ve titanyum alt yapılı seramik kronların marjinal ve internal uyumlarının değerlendirilmesidir. İn vitro gerçekleştirilen çalışmada deneysel olarak hazırlanan tek kronların dişe uyumu silikon replika yöntemi ile mikro-BT cihazında incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, CoCr döküm, CoCr milling, Ti döküm, Ti milling gruplarının marjinal aralık değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. İnternal aralıktaki aksiyal duvar bölgesinde CoCr döküm ile CoCr milling grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, Ti döküm ile Ti milling grupları arasında ki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İnternal aralıktaki aksiyo-okluzal köşe bölgesinde en yüksek değer CoCr milling grubunda daha sonra sırasıyla Ti milling, Ti döküm ve CoCr döküm gruplarında gözlenmiştir. Gruplar arasındaki bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İnternal aralıktaki okluzal alan bölgesinde en yüksek değer CoCr milling grubunda daha sonra sırasıyla Ti döküm, CoCr döküm ve Ti milling gruplarında gözlenmiştir. Gruplar arasındaki bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İnternal aralık hacim değerleri arasında en düşük değer Ti milling grubunda daha sonra sırasıyla CoCr döküm, CoCr milling ve Ti döküm gruplarında gözlenmiştir. Gruplar arasındaki bu farklılıklar CoCr döküm grubu hariç istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Titanyum milling; CoCr milling; CoCr döküm; Titanyum döküm; marjinal ve internal uyum; internal hacim değerleri
Bilgisayar ile tasarlanarak üretilen translüsent monolitik zirkonya ve çift tabakalı zirkonya restorasyonların klinik başarılarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, translüsent monolitik ve çift tabakalı zirkonya restorasyonların klinik başarılarını değerlendirmektir. Çalışmaya posteriorda her iki yarım çenede simetrik 3 üyeli, tek molar gövdeli sabit protetik tedavi gereksinimi olan 18 hasta dahil edildi. Bu ağız içi simetrik (split-mouth) randomize kontrollü klinik çalışmada, posterior bölgede iki farklı yöntemle hazırlanan zirkonya restorasyonların 2 yıl izlemi monolitik zirkonya köprü restorasyon (ZenoStar, Wieland, Pforzheim, Almanya) uygulanırken, diğer yarım çeneye ise çift tabakalı yöntem ile zirkonya köprü restorasyon uygulandı. Hastalara toplam 40 adet (n=40) köprü restorasyon uygulandı. Restorasyonlar adeziv rezin bir siman ile (Multilink Speed, IvoclarVivadent) yapıştırıldı. Silikon-replika yöntemi ile restorasyonların iç ve kenar uyumları belirlendi. Replikaların kesitleri elde edilerek ışık mikroskobu ile (Leica Cambridge Ltd., Cambridge, England) görüntüleri alındı ve çeşitli noktalardan ölçüm yapıldı. 0, 6 ay, 12 ay, 24 aylık klinik izlem periyotlarında, restorasyonların klinik başarısı modifiye USPHS kriterleri kullanılarak değerlendirildi. Restorasyonların aşınma ve karşıt dentisyonu aşındırmasının incelenmesi için 1. Hafta ve 24 aylarda Ivoclar Wear Protokolü esas alınarak alçı modelleri elde edildi. Modeller üç boyutlu dijital tarayıcıyla (Omnicam, Sirona Dental Systems, GmbH, Bensheim, Almanya) taranarak dijital ortama aktarıldı. CAD-CAM yazılım programındaki (Cerec 4.4, Sirona) çakışan modeller üzerinde ölçümler yapıldı. Tüm zirkonya restorasyonlar 2 yıllık klinik izlemde, klinik olarak kabul edilebilir başarıda bulunmuştur. Translüsent monolitik ve çift tabakalı restorasyonların klinik performansları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. (p>0.05). Restorasyonların kenar ve iç uyumları karşılaştırıldığında çift tabakalı zirkonya restorasyonların uyumu anlamlı olarak daha iyi bulunmuştur. (p<0.05) Restorasyonların premolar dayanağının iç ve kenar uyumu, molar dayanaktan anlamlı olarak daha iyi bulunmuştur (p<0.05). Restorasyonların karşıt dişi aşındırma ve aşınma değerleri karşılaştırıldığında, translüsent monolitik restorasyonların karşıt dentisyonu anlamlı olarak daha fazla aşındırdığı gözlenmiştir.
Yeni jenerasyon restoratif materyaller kullanılarak bilgisayar yardımıyla tasarlanan ve üretilen kron restorasyonların, 3 boyutlu görüntü hizalama yöntemiyle klinik aşınma miktarlarının incelenmesi
Son yıllarda geliştirilen rezin matriks seramik materyallerden ve cam matriks seramik materyallerden CAD/CAM yöntemi ile hazırlanan monolitik kron restorasyonlar günümüz diş hekimliğinde güvenle kullanılmaktadır. Bu tip restoratif materyallerin hem kendisinin aşınmaması, hemde doğal dişte aşındırma yapmaması istenir. Dolayısıyla malzemenin yapısal direnci ve sertlik düzeyi, klinik olarak çok önemlidir. Çalışmanın amacı; 4 farklı restoratif materyalden 1. molar dişlere yapılan tek kron restorasyonlarda ve oklüzyona geldiği doğal dişlerde 6 ay boyunca oluşan klinik aşınma miktarlarının, 3 boyutlu görüntü hizalama yöntemi kullanılarak, incelenmesidir. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı kliniğine başvuran 18-50 yaş aralığında, sistemik olarak sağlıklı, periodontal destek kaybı olmayan, kron endikasyonu taşıyan ve antagonist komşuluğu doğal diş olan bireyler çalışmaya dahil edilmiştir. 1. molar dişlere, toplam 24 adet tek kron restorasyonlar yapılmıştır. Çalışmada tek kron materyalleri olarak lityum disilikat esaslı seramik olan IPS E-max CAD, lityum silikat ve bir miktar zirkonya ile güçlendirilmiş seramik olan Vita Suprinity CAD, rezin matriks seramik olarak GC Cerasmart ve Vita Enamic CAD bloklar kullanılmıştır. "Cerec 3D Bluecam" ile tasarlanan ve üretilen tek kronlar, dual-cure rezin siman, Variolink Esthetic DC ile yapıştırılmıştır. Simantasyondan hemen sonra, 3. ayda ve 6. ayda, "Cerec 3D Bluecam" ağız içi tarama probu ile kron restorasyonların ve okluzyona geldiği mine yüzerin dijital ölçüleri alınmıştır. Bu dijital ölçüler, "David-Laserscanner (V3.10.4)" bilgisayar programı ile üst üste konumlandırılmıştır. "Siemens Unigraphics NX 10" bilgisayar programı ile başlangıç - 3 aylık aşınma hacim kayıpları ve 3 - 6 aylık aşınma hacim kayıpları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi, Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi testi (Repeated Measures for ANOVA) ile yapılmıştır. Tüm verilerin normal dağılım kontrolü, Kolmogorov- Smirnov testi ile sağlanmıştır (p=0.05). Çalışmadan elde edilen bulgulara göre 6 aylık dönemde, cam matriks grubu materyallerinin ve rezin matriks grubu materyallerinin restorasyon-mine aşınması üzerine etkisinde istatistiksel anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). Grup içi değerlendirmede, Cam matriks grubunda istatistiksel anlamlı bir fark yok iken (p>0,05), Rezin matriks grubu materyalleri arasında istatistiksel anlamlı fark vardır (p<0,05). GC Cerasmart ve VITA Enamic malzemeleri aynı grup içinde yer almalarına rağmen farklı aşınma göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları doğrultusunda, rezin matriks materyallerde 6 ayda bir olması gereken polisajlanma süresinin düşürülerek, 3 ayda bir yapılmasının aşınma etkisi açısından daha uygun olacağını öngörmekteyiz. Cam matriks materyaller, rezin matriks materyallere göre hem kendilerinde hemde okluzyona geldikleri minede daha az aşınma göstermişlerdir. Anahtar kelimeler: in-vivo aşınma, antagonist aşınması, rezin matriks seramik kronlar, cam seramik kronlar, CAD/CAM.
CAD/CAM ile üretilen pediatrik zirkonyum kuronların kırılma dirençlerinin prefabrike zirkonyum kuronlarla karşılaştırmalı değerlendirilmesi: in-vitro çalışma
Pulpal tedavi gören, travmaya uğramış veya geniş çürük lezyonlarına sahip süt dişlerinin tedavisinde, sıklıkla tam koronal restorasyon uygulaması önerilmektedir. Günümüzde estetik diş hekimliğinin gelişmesi ile çocuklarda kozmetik beklentilerin artması, süt dişlerinde doğal diş yapısına benzer estetik özelliklere sahip prefabrike zirkonyum kuronların kullanımını ön plana çıkarmıştır. Prefabrike zirkonyum kuronların estetik, sağlam ve fonksiyonel kuronlar olmasına karşın; uyumlandırılamaması, fazla preparasyon gerektirmesi ve kişiye özel kuronlar olmaması gibi dezavantajları mevcuttur. Son yıllarda, diş hekimliğinde CAD/CAM sistemi ile üretilen kuronlar popüler hale gelmeye başlamıştır. Bu sistemlerle tek bir randevuda düşük kırılma oranları ve uzun klinik ömürleri olan, estetik ve fonksiyonel açıdan tatmin edici kişiye özel kuronlar üretilebilmektedir. Bu çalışma ile termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ve tükürükle yaşlandırılan, iki farklı yapıştırma simanı ile simante edilmiş CAD/CAM ile üretilen pediatrik zirkonyum kuronların kırılma dirençlerinin prefabrike zirkonyum kuronlar ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan 120 adet epoksi rezin örnekler kuron tipine göre; CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronlar (Liaoning Upcera Co. Ltd. Çin) ve prefabrike zirkonyum kuronlar (NuSmile, Houston, Texas, Amerika) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır (n=60). Örnekler rezin modifiye cam iyonomer siman (GC FujiCEM Evolve, Tokyo, Japonya) ve biyoaktif cam siman (Activa Bioactive Siman, Watertown, MA. Amerika) kullanılarak iki alt gruba daha ayrılmış ve (n=30) üretici firmanın talimatları doğrultusunda simante edilmiştir. Sonrasında termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ve tükürük olmak üzere iki farklı yaşlandırma prosedürüne tabi tutulan örneklerin Universal test cihazından elde edilen kırılma direnci verileri istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Tüm gruplar arasında en yüksek ortalama kırılma direnci değerleri CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların rezin modifiye cam iyonomer simanla simante edilip tükürükle yaşlandırıldığı gruptan elde edilmiştir. En düşük ortalama kırılma direnci değerleri ise CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların biyoaktif cam simanla simante edilip termal siklus özellikli çiğneme simülatörü ile yaşlandırıldığı gruptan elde edilmiştir. Kuron tipine göre kırılma direnci değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmekle beraber CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların kırılma direnci değerlerinin, prefabrike zirkonyum kuronlara göre daha fazla olduğu görülmüştür (p=0.000). Sonuç olarak CAD/CAM ile üretilen zirkonyum kuronların ve prefabrike zirkonyum kuronların mevcut birtakım avantajları ve yeterli kırılma direnci değerleri nedeniyle özellikle çok yüzlü çürük lezyonuna sahip süt dişlerinin restorasyonunda umut verici bir alternatif olduğu görülmektedir. Ayrıca çocuk diş hekimleri klinik uygulamada kırılma direnci gibi parametrelerin yanı sıra; estetik beklenti, oral hijyen, hasta kooperasyonu, kuronun kişiye özel olması ve maliyet gibi faktörleri de dikkate alarak kuron seçimi yapmalıdır.
Farklı kenar sonlanma geometrisi ile prepare edilen dişlere konvansiyonel ve dijital yöntemlerle hazırlanan geçici restorasyonlarının uyum ve direnç özelliklerinin değerlendirilmesi
Geçici restorasyonlar, diş preparasyonu ve kalıcı protezin teslim süreçleri arasında kullanılmak üzere; prepare edilen dişin pulpasını korumak, pozisyonel stabilitesini sağlamak, çevre periodontal dokuların sağlığını idame ettirmek ve oklüzal fonksiyonu sağlamak amacıyla üretilen protetik restorasyonlardır. Günümüzde geçici restorasyonlar birçok farklı materyal ve teknik kullanılarak üretilebilmektedir. Kullanılan üretim teknikleri konvansiyonel ve dijital olarak ikiye ayrılmaktadır. Konvansiyonel üretim teknikleri geçmişten bu yana çok uzun süredir kullanılan bir üretim tekniği olup başarı oranı yüksek restorasyonların üretimini sağlamaktadır. Dijital üretim teknikleri ile restorasyonlar, CAD-CAM kazıyıcılar ve üç boyutlu yazıcılar kullanılarak üretilebilmektedir. Dijital teknolojinin gelişmesi restorasyonların tasarım ve üretim sürecini hızlandırmakla birlikte daha hassas üretimler yapılmasını sağlamaktadır. Geçici bir restorasyonun ağız ortamında uzun bir süre fonksiyonunu devam ettirmesi için iyi bir kenar uyumuna ve oklüzal kuvvetlere karşı yüksek dayanıklılığa sahip olması gerekmektedir. İyi kenar uyumuna sahip olmayan restorasyonların sızdırmazlığı düşük olacaktır. Sızdırmazlığı düşük olan restorasyonlar ağız içi sıvıların restorasyon altındaki prepare edilen dişe ulaşmasını kolaylaştırmakta ve dişte hassasiyet, yapıştırma simanlarının çözülmesi sonucu restorasyonun desimantasyonu gibi sorunlara yol açmaktadır. Direnci düşük olan bir restorasyonda ise oklüzal kuvvetler sonucunda çatlaklar ve kırıklar oluşabilmektedir. Bunların sonucunda da dişte hassasiyet, periodontal doku ve estetik ile ilgili sorunlar ortaya çıkmaktadır. Dijital teknolojinin sürekli gelişmekte olması sebebiyle dijital üretim tekniklerinin konvansiyonel üretim tekniklerine karşı zayıf ve güçlü yanlarının bilinmesi gerekmektedir. Bu sebeple bu tez çalışmasında farklı yöntemlerle üretilen geçici restorasyonların uyum ve dirençleri karşılaştırılmıştır. Bu tez çalışmasında çekilmiş üst premolar dişler üç farklı basamak tipi kullanılarak prepare edilmiş (chamfer, shoulder, feather) ve bu dişlere dört farklı yöntem kullanılarak, CAD-CAM kazıma (inLab MCX5, Sirona Dental Systems, ABD), 3B yazıcı (Formlabs, ABD), teknisyen üretimi (Imicryl, Imident, Türkiye), direkt üretim (Hexa-Temp, Spident, Kore) ile geçici restorasyonlar üretilmiştir. Her bir grubun örneklem büyüklüğü n=10 olarak belirlenmiştir. Dişlerin prepare edilmeden önce ve sonraki modelleri 3B yazıcı (Nextdent 5100, Nextdent, Hollanda) kullanılarak elde edilmiştir. Restorasyonların üretiminin ardından silikon replika tekniği ile kenar, iç ve oklüzal siman boşlukları ölçülmüştür. Ardından mikro-BT görüntüleme yöntemi ile restorasyonların kenar uyumları incelenmiştir. Ardından restorasyonların içerisine akıcı kıvamlı ölçü materyali yerleştirilmiş (Elite HD+, Zhermack, İtalya), restorasyonlar dayanak dişlere oturtularak ölçüler alınmıştır. Restorasyon ve diş arasında bulunan siman boşluğunu taklit eden bu ölçülerin dijital hassas tartıda (RADWAG Wagi Elektroniczne, Poland) ağırlıkları ölçülerek birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Son olarak da restorasyonların dirençlerini ölçmek amacıyla üniversal test cihazı altında kompresif kuvvetler uygulanarak restorasyonlar kırılmış ve değerler kaydedilmiştir. Elde edilen veriler İki Faktörlü (basamak tipi ve üretim tekniği) Faktöriyel Varyans Analizi (Factorial ANOVA) ile analiz edildi. Farklı grupların belirlenmesinde ise Duncan Çoklu Karşılaştırma Testinden yararlanıldı. Üretilen restorasyonlar kenar uyumu açısından klinik olarak kabul edilebilir değerler göstermiştir. Kullanılan basamak tipi kenar uyumunu etkilemezken iç uyum açısından farklılık göstermiştir. Restorasyonların gösterdikleri direnç kullanılan üretim tekniğine ve basamak tipine göre farklılık göstermiştir.
Aşırı kron harabiyetine sahip mandibular molar dişlerde farklı CAD/CAM materyalleri kullanılarak yapılan post-kor destekli tam kron ve endokron restorasyonlarında oluşan stres dağılımlarının sonlu eleman analizi ile karşılaştırılması
Endodontik olarak tedavi edilen dişlerin prognozlarını iyi bir şekilde uzun yıllar devam ettirebilmeleri için başarılı bir protetik tedaviyle fonksiyonlarını sürdürmeleri gerekmektedir. Kök kanal tedavisi ve sonrasında yapılan restorasyonlarda; kök ve dentin boyunca homojen bir gerilme kuvveti dağılımı sağlamak için, özellikleri dentinin sahip olduğu biyomekanik özelliklere yakın malzemeler kullanılarak kaybolan dentin dokusunun elastik özellikleri geri kazandırılmalıdır. Restorasyonun kalitesi ve adaptasyonu, kalan diş dokularının korunması ve dişle protetik materyaller arasındaki bağlanmanın yeterliliği gibi faktörler tedavinin başarısı için önem arz etmektedir.Adeziv diş hekimliği ve CAD/CAM teknolojisindeki gelişmeler göz önünde bulundurularak özellikle son yıllarda aşırı madde kaybına sahip dişlerde, post-kor tam kron restorasyonlara kıyasla daha konservatif olan endokron restorasyonların kullanımları artmıştır. Bilimsel çalışmalarda, endokron ve post-kor destekli tam kron restorasyonlarda ortak olarak kullanılan, estetik ve mekanik özellikleri geliştirilmiş materyallerden üretilen tam seramik, kompozit veya hibrit materyallerinin oldukça sık kullanıldığı görülmektedir. Araştırmalar göz önünde bulundurulduğunda bu materyallerin aşırı kron harabiyetine sahip ve kök kanal tedavisi yapılan, farklı restorasyon çeşitleri uygulanmış dişlerdeki prognozları tam olarak bilinememektedir. Çalışmamızın amacı, aşırı madde harabiyetine ve kök kanal tedavisine sahip alt birinci molar dişlere farklı materyaller kullanılarak yapılan endokron ve post-kor tam kron restorasyonlarda dikey ve oblik yönde uygulanan kuvvetlerin diş dokularında ve restorasyonlarda oluşturduğu stres dağılımlarını, üç boyutlu sonlu eleman stres analiz yöntemini kullanarak değerlendirmek ve yapıların mekanik performanslarının analiz ve incelenmesini yapmaktır. Bu çalışma Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ve Tinus Mühendislik iş birliğiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada iki farklı restorasyon tipi, üç farklı restorasyon materyali ve iki farklı kuvvet çeşidi modellenerek sanal ortamda toplam 12 adet model oluşturulmuştur. Üç boyutlu ağ yapısının düzenlenmesi ve matematiksel anlamda uygun katı ağ yapısına dönüştürülmesi, üç boyutlu sonlu elemanlar analizi modellerinin oluşturulması ve sonlu elemanlar stres analizi işlemi; 2.40 GHz saat hızında INTEL Xeon E-2286 işlemcili, 64 GB ECC belleğe sahip HP iş istasyonlarında gerçekleştirilmiştir. Tomografi verisinden .stl modelin elde edilmesi 3DSlicer yazılımında yapılmıştır. Çalışmamızda sol alt 1. Molar diş, Wheeler diş atlasında bulunan farklı açıdaki görüntüleri kullanılarak üç boyutlu sonlu elemanlar geometrik modellemesi yapılmıştır.Araştırmamızda diş dokuları; mine, dentin, periodontal ligament, kortikal ve spongioz kemik olarak modellenmiştir. Restorasyon için kullanılan gütaperka, cam fiber post, rezin siman, kompozit rezin ve lityum disilikat cam seramik [IPS e.max CAD (Ivoclar Vivadent, Schaan, Liechtenstein)], hibrit seramik [Vita Enamic (Vita Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya)] ve zirkonya ile güçlendirilmiş lityum silikat [Vita Suprinity (Vita Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya)] CAD/CAM materyalleri ile uygulanan endokron ve tam kron restorasyonların geometrik modellemeleri yapılmıştır. Dişlerin oklüzal yüzeylerinden 5 farklı bölgeden toplam 300 N kuvvet dikey veya oblik yönde uygulanmıştır. Her bir modelin stres dağılımları 3 boyutlu SESA yöntemi ile analiz edilip; endokron,tam kron, dentin, mine ve rezin simana ait Von Mises stresleri ve maksimum asal gerilimleri renkli görüntüler kullanılarak değerlendirilmiştir. Dikey ve oblik kuvvet yükleme koşullarında endokronlarda meydana gelen stres yoğunluğu retansiyon kavitelerindeyken, tam kron restorasyonlarda basamaklara temas eden alanlarda daha fazla stres birikimi gözlenmiştir.Kullanılan CAD/CAM materyalleri arasında restorasyonlardaki en yüksek stres değerleri IPS e.max CAD grubunda, en düşük değerler ise Vita Enamic materyalinde bulunmuştur. Dikey kuvvetler altında en yüksek stres değerleri endokronlarda bulunurken, oblik yüklemede tam kron restorasyonlarda tespit edilmiştir. Dikey kuvvet uygulamasında rezin simanlarda bulunan en büyük maksimum asal gerilim stres değeri IPS e.max CAD kullanılan endokronlarda gözlenirken, oblik kuvvetlerde Vita Enamic tam kron restorasyonlarda bulunmuştur.Dikey ve oblik kuvvetlerin hepsinde mine ve dentinde maksimum asal gerilim değerleri genel olarak Vita Enamic ile restore edilen tam kron gruplarında daha yüksektir. Açılı gelen kuvvetler altında dikey kuvvetlere göre streslerin daha geniş alana yayıldığı gözlenmiştir.
CNC Router saz teknesi oyma makinesi tasarımı, imalatı ve otomasyonu
Son yıllarda bilgisayar kontrollü makinelerin ve benzeri araçların artmasından yola çıkılarak el oyması ile imalat yapan atölyelerin ihtiyacını karşılayacak makinelerin gerekliliği önem arz etmektedir. Bu makinaların çalışma prensibi, tasarımı, imalat ve otomasyon sistemi konularına incelendiği takdirde, ülkemiz sanayisine kaynak niteliğinde bilgiler kazandıracağı görülmektedir. El oymacılığı ile saz yapımının çok uzun sürmesi, zahmetli bir iş olması, el işçiliğinin çok zaman alması, maliyetinin fazla olması ve bazı durumlarda maliyetini karşılamaması gibi durumlar vardır. Bu tez çalışmasında, saz teknesi oyma işlemini yapacak bir CNC Router makinesi tasarım imalat ve otomasyonu yapılmıştır. Böylece yaklaşık on gün süren el ile saz teknesi oyma işlemi iki saat gibi kısa bir sürede tamamlanabilmektedir. Bu tez dahilinde yapılacak makinanın el oyması ile imalat yapan atölyelerin makineli üretime geçip, üretimin hızlanması, seri üretimle maliyetin düşmesi, buna bağlı olarak üretimin artıp daha çok alıcı kitlesine ulaşması ve makineli işçiliğin artması ön görülmektedir. Tez kapsamında, 3 eksen CNC Router makinesi; step motordan alınan tahrik ile doğrusal hareket mekanizmaları (hatveli mil ve yataklar) kullanılarak doğrusal hareketin elde edildiği ve kullanılan uç aksamının, bilgisayar programı ile istenilen konuma getirildiği cihazdır. Değişik uç aksamları kullanılarak değişik amaçlara hizmet edilebilir. Bu ilkelerden yola çıkarak bir CAD programı kullanılarak işlenecek olan saz teknesinin tasarımı yapılacak ve CAD programından g kodları oluşturulacaktır. CNC Router saz teknesi oyma makinesinin kontrol paneline bu kodlar yüklenecek ve makine X, Y ve Z olmak üzere 3 eksen boyunca birbirinden bağımsız hareket etme özelliğine sahip olduğundan bilgisayar ortamında hazırlanan şekil işlenecek ve saz teknesi oyma işi yapılabilecektir.
Süt dişlerinde CAD/CAM ile üretilmiş zirkonya kuronların kırılma yükünün in vitro olarak değerlendirilmesi: İki farklı siman tipi ve aralığının karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı; süt azı dişlerinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim (CAD/CAM) sistemi kullanılarak farklı siman aralıklarında elde edilen zirkonya kuronların kırılma dayanımlarına farklı yapıştırma simanlarının etkisinin in vitro koşullarda değerlendirilmesidir. Yöntem: Toplamda 40 adet çekilmiş süt II. azı dişi, her bir grupta 10 diş olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Preparasyonları tamamlanan dişler akrilik bloklara gömülmüştür. Kuronlar, CAD/CAM sisteminde 100 µm ve 200 µm oklüzal siman aralıklarında olmak üzere zirkonya bloklardan (InCoris TZI C, Sirona Dental Systems, GmbH, Bensheim, Almanya) üretilmiştir (n=20). Her bir grup kendi içerisinde cam iyonomer siman ve adeziv siman ile yapıştırılmak üzere iki gruba ayrılmıştır (n=10). Simantasyondan sonra örnekler kırılma testine kadar distile suda bekletilmiştir. Tüm örneklere 10 mm/dk hızda universal test cihazı ile yük uygulanmıştır. Her bir örneğin kırılma yükü Newton (N) cinsinden ölçülüp kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, ABD) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalıştığımız simanlar ve siman aralıklarının zirkonya kuronların kırılma dayanımı üzerine etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0,05). En yüksek kırılma değeri ortalaması, 100 µm siman aralığında ve adeziv rezin siman kullanılan grupta görülmüştür. Sonuç: Bu çalışmanın sınırları içerisinde, süt dişlerine uygulanan CAD/CAM zirkonya kuronların kırılma dayanımları değerlerinin yüksek olduğu söylenebilir. Uygulanan siman aralıkları değerleri ve simanlar birbirlerinin alternatifi olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Kırılma dayanımı, monolitik CAD/CAM zirkonya kuron, siman aralığı, siman.
CAD/CAM sistemlerinde kullanılan farklı içeriklere sahip seramik materyallerde gıda benzeri solüsyonların estetik, mekanik ve fiziksel etkilerinin değerlendirilmesi
Amaç: Sabit protetik uygulamalarda hem estetik hem de fonksiyon eksikliği nedeniyle sıklıkla tercih edilen, CAD/CAM sistemlerinde kullanılan farklı içeriklere sahip kazınabilir blokların gıda benzeri solüsyonlarda bekletilmesi sonrası estetik, mekanik, fiziksel ve viskoelastik özelliklerindeki değişimin değerlendirilmesidir. Yöntem: Bir indirekt kompozit (Gradia Plus) ve altı farklı CAD/CAM restoratif (Brilliant Crios, Shofu Block HC, Cerasmart 270, IPS Empress CAD, VITA Mark II, IPS e.max CAD) materyallerinden 1,2 mm kalınlığında 224 adet örnek hazırlanarak 4 farklı gıda benzeri solüsyonun (distile su, etanol-su, sitrik asit ve heptan) içerisinde bekletilmek üzere rastgele 28 alt gruba ayrılmıştır. 3 farklı zaman diliminde (T0, T12 ve T60) örneklerin estetik, mekanik, fiziksel ve viskoelastik özelliklerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Veriler SPSS 25.0 (IBM SPSS Statistics 25 software (Armonk, NY: IBM Corp.)) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıkların incelenmesinde Kruskal Wallis Varyans Analizi (post hoc: Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi), bağımlı grup incelemelerinde Friedman Testi (post hoc: Bonferroni düzeltmeli Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi), sayısal değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde ise Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm incelemelerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızdaki dört farklı gıda benzeri solüsyon içerisinde bekletilen bir indirekt kompozit ve altı farklı CAD/CAM restoratif materyal arasında, zaman aralıklarındaki pürüzlülük, renk, parlaklık ve mikrosertlik değişimleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Dinamik mekanik analiz ile viskoelastik özelliklerin incelenmesi sonrasında en yüksek sönümleme kapasitesi rezin içerikli materyallerde görülürken, cam matriks seramikler belirgin şekilde daha düşük değerler göstermiştir. Tüm materyallerde zamanla sönümleme kapasitesinin azaldığı tespit edilmiştir. Sonuç: Gıda benzeri solüsyonlar çalışmada kullanılan tüm materyaller üzerinde olumsuz etkiler göstererek materyallerde pürüzlülüğün ve renklenmenin artmasına, parlaklığın, mikrosertliğin ve sönümleme kapasitesinin azalmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: cad/cam restoratif materyal, pürüzlülük, renk stabilitesi, parlaklık, mikrosertlik, dinamik mekanik analiz
Farklı asitleme ve kumlama protokollerinin hibrit CAD/CAM materyalinin eğilme dayanımına ve rezin siman bağlantısına etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı hidroflorik asit (HF), kendinden asitli seramik primeri (MEP) ve kumlama protokollerinin hibrit CAD/CAM materyalinin yüzey pürüzlülüğü (Ra), eğilme dayanımı ve rezin siman bağlantısına etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Toplamda 130 bar şekilli ve 130 dikdörtgen şekilli örnek düşük hızda elmas separe kullanılarak hibrit materyalden (Cerasmart 270) su soğutması altında kesilerek elde edildi. Örnekler yapılan yüzey işlemlerine göre 13 alt gruba ayrıldı: Kontrol (K), 60 sn HF (HF60), 90 sn HF (HF90), 120 sn HF (HF120), 60 sn MEP (MEP60), 90 sn MEP (MEP90), 120 sn MEP (MEP120), 10 sn kumlama (Kum10), 15 sn kumlama (Kum15), 20 sn kumlama (Kum20), kumlama sonrası HF (Kum+HF), kumlama sonrası MEP (Kum+MEP), HF sonrası MEP (HF+MEP). Ra değerleri bir profilometre kullanılarak ölçüldü. Her gruptan birer örnek atomik kuvvet mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu ile incelendi. Eğilme dayanımı ve rezin bağlanma dayanımı verileri üniversal test cihazı kullanılarak elde edildi. Başarısızlık tipleri stereomikroskop ile incelendi. İstatistiksel analizler için 1-yönlü ANOVA, Tukey HSD ve Tamhane T2 testleri uygulandı. Bulgular: En yüksek Ra değerleri ve en düşük eğilme dayanımı değerleri kumlama gruplarında bulunmuştur (P<0,05). HF ve MEP gruplarının eğilme dayanımı değerleri kontrol grubu ile istatistiksel olarak benzerdir (P>0,05). MEP gruplarının rezin bağlanma dayanımı değerleri aynı sürelerde HF asit uygulanan gruplara göre daha yüksektir. Farklı sürelerde uygulanan asitleme protokollerinden sonra rezin bağlanma dayanımı değerlerinde önemli farklılıklar görülmüştür (P<0,05). Sonuçlar: MEP uygulaması hibrit CAD/CAM materyali için tercih edilebilir bir yüzey işlemi olabilir. Kumlama işlemi hibrit materyalin mekanik özelliklerini olumsuz etkileyebilir.
Ekleme yöntemi ile elde edilen rezin içerikli seramik materyalinin mekanik özellik açısından CAD/CAM seramikleri ile karşılaştırılması
Giriş ve Amaç: Günümüzde hastaların estetik beklentilerini karşılayan, mekanik açıdan güvenilir tam seramik materyaller gelişimini devam ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı diş hekimliğinde sıkça kullanılmakta olan eksiltmeli üretim metoduyla üretilen iki farklı rezin matriks seramiği ve son zamanlarda popüler olan eklemeli üretim metoduyla elde edilen rezin içerikli seramik materyalinin mekanik özelliklerini in-vitro şartlarda karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada rezin içerikli, iki farklı CAD/CAM bloğu (Enamic, Vita, Almanya; Cerasmart, GC, Japonya) ve 3B yazıcı ile elde edilen seramik (VarseoSmile Crown Plus, BEGO, Almanya) materyali çalışmaya dahil edildi. Her materyalden 25'er adet toplamda 75 adet örnek kullanıldı. Örnek boyutları 1 mm kalınlığında, 13,5 mm uzunluğunda, 4 mm genişliğinde hazırlandı. Hazırlanan örnekler ünivarsal test cihazında teste tabi tutuldu. Veriler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tamhane çoklu karşılaştırma testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. İstatistiksel analizler için SPSS Windows version 24.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Yapılan istatistiksel analiz sonucunda Cerasmart materyalinin bükülme dayanımı (142,86±20,99 MPa) en yüksek değeri göstermesine rağmen; Enamic materyalinin bükülme dayanımı (123,59±51,78 MPa) ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamaktadır. En düşük bükülme dayanım (52,38±11,73 MPa) değerini VarseoSmile Crown materyali göstermiştir. En yüksek bükülme modülü (14,10±8,11 GPa) değerini Enamic materyali göstermiştir. En düşük bükülme modülü değeri (2,60±0,24 Gpa) ise VarseoSmile Crown materyaline aittir. Cerasmart materyali, en yüksek elastik modül değerine (2,22±0,89 MPa) sahiptir. VarseoSmile Crown materyali en düşük elastik modül değerine (0,55±0,22 MPa) sahip olmasına rağmen; Vita Enamic materyalinin elastik modül değeri (0,57±0,19 MPa) ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Sonuç: Bu in vitro çalışmanın limitasyonları dahilinde VarseoSmile Crown materyalinin bükülme dayanımı diğer materyallere göre anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Seramik, Eksiltmeli üretim, Eklemeli üretim, Bükülme dayanımı.
Bilgisayar destekli üretilen yeni nesil kaide materyallerinin farklı PH değerlerindeki mikrobiyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi
Amaç: Yeni nesil CAD/CAM ile üretilen ve geleneksel ısıyla polimerize kaide materyalinin farklı pH değerlerinde mikrobiyolojik özelliklerinin değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Bu çalışma için 2 x 10 mm boyutlarında toplam 108 adet polimetilmetakrilat örnek hazırlandı. Örnekler yüzey pürüzlülükleri ölçüldükten sonra ağız ortamını taklit etmek amacıyla 37 derecede %100 nem varlığında 3 farklı pH değerlerine sahip yapay tükürükte 21 gün süre ile yapay yaşlandırmaya tabi tutuldu. Pürüzlülük ölçümleri 21. gün sonunda tekrarlandı. Örnekler %70'lik alkol ile dezenfekte edildi ve candida albicansın içeren brain heart broth besi yerine aktarıldı. İnkübasyonun 72. saatinde spektrofotometre ile candida albicansın optik yoğunluğu ölçüldü ve biyofilm oluşturma yetenekleri belirlendi. Ölçümlerin normal dağılıma uygunluğu polimetilmetakrilat gruplarında farklı pH düzeylerinde elde edilen pürüzlülük değerleri Wilcoxon testi, farklı pH düzeylerinde elde edilen pürüzlülük ölçümlerinin gruplara göre farklılık gösterip göstermediği ve candida albicans adezyonu ölçümlerinin gruplara göre karşılaştırması Kruskal Wallis testi ile, incelenmiştir. Farklı pH düzeylerinde pürüzlülük değişimi ile candida albicans adezyonu arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde SPSS 20.0 yazılımı ile yapılmıştır. Bulgular: Farklı pH değerlerine sahip yapay tükürük ile yaşlandırma sonucunda yüzey pürüzlülükleri artmıştır. En fazla yüzey pürüzlülüğü pH 3'te bekletilen örneklerde, en fazla yüzey pürüzlülüğü artışı ısı ile polimerize geleneksel PMMA örneklerde bulunmuştur. En fazla C. albicans tutulumu ısı ile polimerize geleneksel PMMA örneklerde görülmüştür. Yüzey pürüzlülüğü artışı ile C. albicans adezyonu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda kullandığımız farklı tipteki PMMA kaide materyalleri yüzey pürüzlülüğü açısından karşılaştırıldıklarında ısı ile polimerize akrilik rezin diğer materyallerden daha yüksek yüzey pürüzlülüğü değerine sahip çıkmıştır ve materyallerin yüzey pürüzlülükleri asit ortamında daha fazla artmıştır. Çalışmada kullanılan protez kaide materyalleri arasında C. albicans tutulumu en çok ısı ile polimerize akrilik rezinlerde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM PMMA, C. albicans, dijital CAD/CAM protezler, grafen, PMMA, yüzey pürüzlülüğü
Evaluation of the mechanical effects of thermal aging on Resin-Based indirect restoration materials produced by additive and subtractive manufacturing
The aim of this study is to evaluate the mechanical properties such as microhardness, surface roughness, water sorption and water solubility for initial condition and after thermal aging of 10,000 and 30,000 cycles on resin based materials produced with different manufacturing techniques. 245 disc shaped specimens of 5 different resin materials with 3 different manufacturing technique are evaluated. (n=47) 2 milled (Voco Grandio, Voco, Vita Enamic, Vita Zahnfabrik), 1 conventional (Gradia Plus, GC Dental) 2 3D-Printed (Bego Varseo Smile Crown Plus, Bego, Formlabs Permanent Crown Resin, Formlabs ) resin materials are produced. Specimens polished under water cooling on an automatic polishing machine at 600 rpm with 600-800-1200 grit silicon carbide papers for standardization. Final dimension was adjusted to 10mm in diameter and 2 mm in thickness. Total of 47 specimens are prepared for each group; 39 specimens used for surface roughness and microhardness evaluations. 3 specimens were used for surface topography evaluation using SEM, AFM and SEM EDS, 5 specimens from each group evaluated for water sorption and solubility tests. Surface roughness (Ra), Vickers hardness (VHN), water sorption, water solubility, and surface topography were analyzed. The tests were carried out at initial, after 10,000 and 30,000 thermocycle aging at 5oC/55oC. Data collected were statistically analyzed using two-way analysis of variance (p<0.05) after verification of data normality and homogeneity of variances. Increases in mean Ra values were statistically significant after 10,000 and 30,000 thermal cycle aging in all groups. (p<0.05) The only incerase were not statistically significant after 10,000 thermal cycles in the Voco Grandio groups. (p<0.05) Increases in mean VHN values after 10,000 cycle thermal aging statistically significant increased the microhardness values of Voco Grandio, Bego Varseo Smile Crown Plus and Formlabs Permanent Crown Resin. Vita Enamic and Gradia Plus showed statistically significant decrease in microhardness values after 10,000 cycle thermal aging. (p<0.05) Microhardness values decreased statistically significant in all groups after 30,000 cycle thermal aging in comparison to 10,000 thermal cycle aging. (p<0.05) Increase in the mean water sorption values were statistically significant at after 10,000 and 30,000 thermal cycle aging for Voco Grandio, Vita Enamic and Bego Varseo Crown Plus Resin groups. (p<0.05) The difference at mean solubility values was statistically significant only in the Bego Varseo Crown Plus Resin group. (p<0.05) Subtractive and conventionally manufactured resins can be considered equivalent in terms of their material properties. Relative to the subtractive and conventionally manufactured resins, the additive manufactured resins had lower microhardness values and higher surface roughness, different water sorption and solubility values. Thermal cycle aging had affect on all produced specimens.