Education faculties

113 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının öğrenme sürecinde yaşadıkları zorluklar ve öğrenme stratejilerini kullanma düzeyleri

Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültesindeki öğretmen adaylarının kullandıkları öğrenme stratejilerini ve bu stratejilerini ne düzeyde kullandıklarını belirlemek, çeşitli değişkenlere göre kullanım düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek ve öğrenme stratejilerinin önemi ve yaşadıkları öğrenme zorlukları hakkında görüşlerini almaktır. Araştırmada, öğretmen adaylarının öğrenme stratejilerinin tespit edilmesi için karma araştırma yönteminin açıklayıcı deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, Ankara ilinde bulunan üç devlet üniversitesinin üç ortak bölümü olan bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi, sınıf eğitimi ve özel eğitim bölümlerinin 2. ve 3. sınıflarında eğitim alan, araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen ve ölçek uygulanan 385 öğretmen adayından ve görüşme yapılan 32 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak Güven (2004) tarafından geliştirilen "Öğrenme Stratejilerini Belirleme Ölçeği" ve nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Yarı Yapılandırılmış Bireysel Görüşme Formu" kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler Jamovi 2.3.21 paket programı aracılığıyla analiz edilmiş ve verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ve t-testi kullanılmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde ise MAXQDA programı kullanılmıştır. Analiz sonrası öğretmen adaylarının en çok kullandıkları öğrenme stratejilerinin anlamayı izleme stratejisi olduğu, bunu yineleme, duyuşsal ve anlamlandırma stratejilerinin takip ettiği ve en düşük olarak örgütleme stratejilerini kullandıkları gözlemlenmiş ve elde edilen sonuçlara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriÖlçekler+4
Selin Gürpınar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlık okur-yazarlığı müdahale çalışması: Eczacılık ve eğitim fakültesi örneği

Amaç: Sağlık eğitiminin, eczacılık ve okul öncesi öğretmenliği (OÖÖ) bölümleri arasındaki SOY düzeylerine olan etkilerinin tespit edilmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Sağlık eğitimi sonrası sağlık okuryazarlığı (SOY) düzeylerindeki değişimi belirlemek üzere yapılmış bir müdahale çalışmasıdır. Evreni oluşturan toplam 256 öğrenciden 197'sı önce tabakalı örnekleme yöntemi ile bölümlerine göre belirlendi, daha sonra uygun sayıda öğrenci sistematik örnekleme yöntemi ile seçildi. Araştırmada literatür doğrultusunda hazırlanan 30 soruluk anket formu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), Sağlık Okuryazarlığı Senaryo Ölçeği (SOY-SEN), Sağlık Algısı Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya %57,9 (n:114)'u kız, %42,1 (n:83)'i erkek olmak üzere toplam 197 öğrenci katıldı. Araştırma grubuna uygulanan TSOY-32 ölçeği toplam puanı 86,11±19,57'dir. Bölüm puanları incelendiğinde eczacılık fakültesi ortalaması 91,50±16,47, OÖÖ bölümü ortalaması 82,79±20,62 olarak bulundu. Araştırma grubunun SOY-SEN ölçeği toplam puanı ortalaması 46,64±25,23'tür. Bölümlere göre SOY-SEN toplam puanları incelendiğinde, eczacılık bölümü öğrencilerinin SOY-SEN toplam puan ortalaması 55,16±25,21 iken, OÖÖ bölümü öğrencilerinin toplam puan ortalaması 41,41±23,88 olarak bulundu. Bölümlerin TSOY-32 alt sınıfları ölçeğinin ve SOY-SEN ölçeğinin eğitim sonrası puanları, eğitim öncesi ölçek puanlarına göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). Sonuç: Sağlık eğitimi sonrası Eczacılık bölümü ve OÖÖ bölümü öğrencilerinin yetersiz ve sorunlu-sınırlı SOY düzeyleri azalırken, yeterli ve mükemmel SOY düzeyleri artış gösterdi. Bununla beraber çalışmada sağlık algısı düzeyleri ile SOY düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki saptandı.

AlgıEczacılıkEğitim fakülteleri+5
Selin Tunalı Çokluk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi ve spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin depresyon ve motivasyon bilgi düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmada spor bilimleri ve eğitim fakültesi öğrencilerinin depresyon ve motivasyon bilgi düzeyleri karşılaştırılmış ve sonuçlar ortaya konulmuştur. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi öğrencileri olmak üzere toplamda 259 öğrenci tesadüfî (random) metodu ile belirlenmiştir. Yapılan anket çalışmasında elde edilen veriler SPSS 13.0 istatistik programı yardımıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik durumlarının belirlenmesinde frekans (f), öğrencilerin kendileriyle ilgili depresyon algılarının motivasyonlarına etkisini ölçmek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ve motivasyon durumları ile ilgili görüşlerinin demografik özelliklerine göre fark gösterip göstermediğinin belirlenmesinde t testi ve tek yönlü anova testi uygulanmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ile motivasyon düzeyleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemek için Pearson Korelasyonu yapılmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ile ilgili sorulara verdikleri cevapların ortalamaları ort=1,49 olarak belirlenmiştir. Buna göre araştırmaya katılan öğrencilerde genel olarak depresyon belirtileri görülmemiştir. Depresyon ölçeğinin sorularına tek tek bakıldığı zaman yalnızca bir soruda düşük düzeyde depresyon algısı görülmüştür. Altıncı maddede"Bazı şeyler için cezalandırılabileceğimi hissediyorum"şeklinde sonuç ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları için beden eğitimi spor öğretmenliği bölümü öğrencileri ile spor yöneticiliği ve eğitim fakültesi öğrencileri arasında anlamlı fark olduğu görülmektedir. Ortamalar arası farklara bakıldığında beden eğitimi spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin depresyon algıları spor yöneticiliği ve sınıf öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha düşük bulunmuştur. Öğrencilerin depresyon algıları ile motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için yapılan korelasyon analizleri sonucunda, öğrencilerin depresyon algıları ile genel motivasyon algıları, motivasyonun içgüdüsel süreç boyutu, araçsal boyutu, dış benlik kavramı boyutu, içsel benlik kavramı boyutu arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Sadece öğrencilerin depresyon algıları ile hedef içselleştirme boyutu arasında çok düşük düzeyde bir negatif korelasyon bulunmuştur. Buna göre öğrencilerin depresyon algıları düştükçe hedef içselleştirme boyutunda motivasyonları çok düşük düzeyde bir artış göstermektedir.

Beden eğitimi ve spor yüksekokullarıDepresyonEğitim fakülteleri+4
Rezzan Demirci
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Sequential mixed-mode surveys: An application on education faculties in Turkey

The main purpose of using different data collection methods is to collect the best quality data by taking the budgetary constraints into consideration. In the literature, although there are a lot of studies for comparing web and e-mail data collection methods, there is no study in which telephone, e-mail and web data collection methods are applied with sequential mixed mode design and the results are compared. The main purpose of this study is to examine the effects of different methods of data collection, such as telephone, web and e-mail on the quality of collected data. The reason why the research is carried out on the education faculties is that the teacher education system is of great importance for the world and our country. Three different questionnaires which are prepared for three different data collection methods, were sent to 96 deans who work in education faculties in Turkey. e-mail mode at the first step; web mode in the second stage, and third step telephone interview mode was applied and 17, 12 and 5 deans answered respectively. The highest response rate was obtained from the e-mail method. When the answers to the questionnaires were examined, it was observed that no particular problems about item-nonresponse or open-ended questions existed. It was observed that in the telephone interview, interviewers offered more additional information during the interview. However, numerical questions in the telephone interview could not be given as clear numbers. On the other hand, the importance of the location of the interviewer at the time of the interview was understood. From the answers to the questionnaire, it was understood that the problem area which should be solved most urgently about the teacher education system was the enter the education faculties and the training process in the faculties of education. According to the respondents, Turkey's historically most important problem areas for teacher education system was these areas. As a result, when the target population has a small size, what it is possible to have access to contact information, and where the education level of respondents is high, it is considered that choosing the web mode will have a higher response rate. But it should not be forgotten that more information will be abandoned.

Sequential analysisSuccessive approximationsEducation faculties+5
Tolga Balcı
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçiliklerinin yordanması: Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi örneği

Bu araştırma, akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlilik değişkenlerinin üniversite öğrencilerinde mükemmeliyetçiliği yordama gücünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ), Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Genel Öz yeterlilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde farklı bölümlerde okuyan 428 öğrenci oluşturmaktadır. Akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlilik değişkenlerinin mükemmeliyetçiliği ve onun alt boyutları olan kendine yönelik mükemmeliyetçilik, başkasına yönelik mükemmeliyetçilik ve sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçilik değişkenlerini yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde akılcı olmayan inançların mükemmeliyetçilik ve onun alt boyutları olan kendine yönelik, başkasına yönelik ve sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçiliği pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Öz yeterliliğin ise mükemmeliyetçiliği ve onun alt boyutları olan kendine yönelik ve başkasına yönelik mükemmeliyetçiliği pozitif yönde anlamlı bir şekilde; sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçiliği ise negatif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Mükemmeliyetçilik, Akılcı Olmayan İnançlar, Öz Yeterlilik.

Akılcı olmayan inançlarEge ÜniversitesiEğitim fakülteleri+4
Cennet Armut Dağ
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde araştırma kültürü ve akademik performansın incelenmesi

Bu araştırmanın amacı eğitim fakültelerindeki yöneticilerin ve akademisyenlerin araştırma kültürünün geliştirilmesine ilişkin algılarını ve görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma model tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretim elemanlarının fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet ve beklentileri orta düzeydedir. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet puanları farklılaşmaktadır. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına, kıdemlerine, kurumda çalışma sürelerine, danışmanlık yüklerine göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin beklenti puanları farklılaşmaktadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme düzeyleri yüksek, araştırma kültürüne desteklerinin akademik performansa katkı düzeyleri orta ve araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları zorluk düzeyleri ortadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme puanları cinsiyetlerine, görevlerine, kıdemlerine, kurumdaki personel sayılarına göre faklılaşmamaktadır ancak bölümlerine göre faklılaşmaktadır. Öğretim elemanları genel olarak fakülte yönetimlerinin bilimsel toplantılardan haberdar etme ve bu toplantıları destekleme konusunda yaptıkları uygulamalar etrafında yoğunlaşmıştır. Yöneticinin kişisel arası rollerden araştırmacıları destekleme ve motive etme, kararsal rollerinden bölümün itibarını artırmaya yönelik akademik atamalar yapma konularında öğretim elemanlarının fazlaca beklenti içinde oldukları görülmüştür. Fakülte yöneticileri araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları en fazla zorluk olarak "maddi sorunları" dile getirmişler ve aynı zamanda araştırmacıyı geliştirme konusunda en fazla zorluk yaşanmasının sebebi olarak "maddi sorunları" vurgulamışlardır.

Akademik personelAkademik çalışmalarAkademisyenler+5
Ayşegül Kadı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Matematiksel problem çözme ile ilgili TR dizinde yer alan eğitim fakülteleri dergilerine ait makalelerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; TR Dizin'de yayımlanan Türkiye'deki eğitim fakülteleri dergilerine ait matematiksel problem çözme ile ilgili makalelerin betimsel içerik analizinin yapılıp genel eğiliminin belirlenmesidir. TR Dizin'de yayımlanan eğitim fakülteleri dergilerine ait matematiksel problem çözme çalışma alanını konu edinmiş ilk makalenin yayım yılı olan 2004 yılından 2022 yılının sonuna kadar yayımlanan tüm makaleler incelenmiş ve 110 makale çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu çalışma kapsamında makaleler hazırlanan "TR Dizin'de Yayımlanan Matematiksel Problem Çözme Temalı Makaleleri İnceleme Formu" çerçevesinde incelenmiştir. İlgili makaleler; makalenin yayımlandığı tarih, yazarının unvanı, yayım dili, yayımlandığı derginin adı, makalelerin yazarlarının bulundukları üniversiteler, makaledeki anahtar kelimeler, örneklem grubu, örneklem büyüklüğü, araştırma modeli, veri toplama araçları, veri analiz yöntemi, makalenin amacı, yöntemi, sonuç ve önerileri kategorileri kapsamında analiz edilmiştir. Microsoft Excel programı yardımıyla formda oluşturulan kategorilere ait frekans ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır. Ulaşılan veriler ise grafik ve tablolar yardımı ile detaylı bir şekilde sunulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre; matematiksel problem çözmeyle ilgili en çok makalenin 2018 yılında yayımlandığı, makalelerin büyük bir kısmının Türkçe dilinde yayımlandığı, örneklem grubu olarak en fazla 7. sınıf öğrencilerinin tercih edildiği ve örneklem büyüklüğünün 31-100 olarak seçildiği görülmüştür. Ayrıca ilgili makalelerde en çok nicel araştırma yöntemlerinin seçildiği, nicel analizlerin yapıldığı ve veri toplama aracı olarak anket ve ölçeklerin daha çok tercih edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların bu konu alanında gerçekleştirilen çalışmaların güçlü ve eksik yönlerini görme açısından yararlı olacağı ve matematiksel problem çözmeye yönelik çalışmaların eğiliminin bütüncül bir bakış açısıyla görülebilmesi açısından gelecek çalışmalara rehber olabileceği düşünülmektedir.

Betimsel analizDergilerEğitim fakülteleri+5
Aslıhan Aksungur
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

An analysis of the critical thinking of university students enrolled in a faculty of education

This study seeks to identify the critical thinking of students in a state university in Turkey. All the subjects were enrolled in the Faculty of Education. While doing this research, the students' approaches to critical thinking and their critical thinking experiences are analyzed. The data gathered is interpreted within the framework of Vygotsky's Socio-Cultural Theory. Using a mixed methods sequential explanatory design, the following research questions were investigated: (a) What are the critical thinking dispositions of the subjects? (b) Based on their personal experiences, how do they conceptualize critical thinking? In the quantitative stage, the California Critical Thinking Dispositions Inventory (CCTDI) was employed. In the qualitative stage, semi-structured interviews with 20 students were conducted. The quantitative data suggests that the subjects have a positive disposition towards critical thinking. It was observed that exercising critical thinking depends not only on actually having the ability to think critically but also upon the subject's environment as well as the characteristics of people surrounding the subject. Hence, it is concluded that critical thinking is a context-based concept rather than a purely individual characteristic or skill. This research contributes to the field in terms of understanding critical thinking in a more comprehensive manner.

Candidate teachersCritical thinkingEducation faculties+1
Ayşe Aylin Buran
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültesi yöneticilerinin stratejik düşünme becerileri ve yükseköğretimde yenileşmeye ilişkin yönetici ve öğretim üyesi görüşleri

Ankara'daki kamu üniversitelerinde görev yapmakta olan eğitim fakültesi yöneticilerinin stratejik düşünme becerileri ve yükseköğretimde yenileşmeye ilişkin yönetici ve öğretim üyesi görüşlerinin ortaya konulmasını amaçlayan bu araştırma ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma modellerinin birlikte kullanıldığı betimleyici bir çalışmadır. Karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desenle yürütülen araştırmada nicel ve nitel aşamalar birbirini izler biçimde uygulanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Ankara'daki Eğitim fakültelerinde görev yapan 60 yönetici, 229 öğretim üyesi; çalışma grubunu ise yedi yönetici, 16 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Araştırmada tabakalı örnekleme ve çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama ve standart sapma; karşılaştırmalarda bağımsız değişken iki gruplu ise Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla sayıda gruptan oluşuyorsa Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki Spearman testi, regresyon analizi ve yapısal eşitlik modeliyle incelenmiştir. Nitel aşamada olgubilim deseni kullanılmış, veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Yönetici ve öğretim üyesi görüşlerine göre eğitim fakültesi yöneticileri stratejik düşünme becerisinin strateji oluşturma boyutundan ziyade uygulama boyutuna ağırlık vermektedir. Buna göre eğitim fakültesi yöneticileri strateji oluşturmada öğretim elemanlarının başarılı uygulamalarını takdir etmekte ancak yeterliklerine uygun sorumluluklar vermemektedir. Ayrıca eğitim fakültesi yöneticileri mevcut kaynakları etkin dağıtma ve alternatif kaynak yaratma yönünde çaba sarf etmekte ancak hali hazırda kullanılabilecek kaynakların tamamını belirlememektedir. Bununla birlikte eğitim fakültesi yöneticileri stratejileri uygularken işleri kontrol ederek işe yaramadığını fark ettiği uygulamaları iyileştirmelerine rağmen başarısızlığın tekrarlanmasını engelleyen kurallar koymamakta ve genel başarıyı belirlemeye yönelik ölçme değerlendirme çalışmaları yapmamaktadır. Yönetici ve öğretim üyeleri yükseköğretimde yenileşmenin daha ziyade eğitim öğretim alanında gerçekleştiği görüşündedir. Ancak üniversitelerde eğitim öğretim alanında herhangi bir yenileşme olmadığı yönünde görüş bildiren öğretim üyeleri de bulunmaktadır. Ayrıca yönetici ve öğretim üyesi görüşlerine göre teknoloji dijital alanda uzaktan eğitim olanağı sağlanmasına rağmen öğretim teknolojileri ve teknolojik altyapı konularında yenileşme gerçekleşmemektedir. Topluma hizmette yenileşme alanında şehre değer katan hizmetler sunulmakta ve toplumsal gelişmeye katkıda bulunan araştırmalar yapılmaktadır. Öte yandan iş dünyasına hitap eden bölümlerle işverenler arasında ortaklık kurma konusu üzerinde görece en az durulmaktadır. Bununla birlikte işbirliğine dayalı yenileşme daha ziyade öğrenci katılımıyla yenilik üreten çalışmalarla gerçekleştirilirken paydaş geribildirimlerine göre yeni hizmet sunulmamakta ve güncel gelişmeleri topluma ulaştıran yaşam boyu öğrenme programları yürütülmemektedir. Araştırma sonuçlarına göre eğitim fakültesi yöneticilerinin stratejik düşünme becerisi ile yükseköğretimde yenileşme arasında orta düzeyde anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır. Eğitim fakültesi yöneticilerinin stratejik düşünme becerisi yükseköğretimde yenileşmeyi pozitif yönlü olarak yordamaktadır. Nitel bulgular bütüncül görme ve geleceği öngörme becerileri gereği yöneticilerin stratejik düşünme becerisinin yükseköğretimde yenileşmede merkezi rol oynadığını göstermektedir. Bu kapsamda örgüt iklimi, kaynak yetersizliği ve yetki sınırlılığı stratejik düşünme becerisini; politika yoksunluğu ve kurum içi iletişim ise yükseköğretimde yenileşmeyi etkileyen etmenler arasında öne çıkmaktadır.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriHizmet inovasyon davranışı+7
Songül Demirkan
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye`de eğitim fakülteleri resim-iş öğretmenliği programlarının uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

n DOKTORA TEZ ÖZÜ TÜRKİYE'DE EĞİTİM FAKÜLTELERİ RESİM-İŞ ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMLARININ UYGULANMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Tamer KAVURAN Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü - Eylül 2002 Danışman: Yrd.Doç. İ. Halil Türker Bu araştırma ile Türkiye'de Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dallarında görev yapan öğretim elemanlarının, Türkiye'de Resim-İş Öğretmenliği Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi; belirlenen sorunlara çözüm önerileri getirilmesi ve öğretim elemanlarının Resim-İş Öğretmenliği Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ilişkin görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Ayrıca, sanat eğitiminin dolayısı ile resim-iş eğitiminin genel eğitim içerisindeki yeri ve gerekliliğinin de önemsenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 2001-2002 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye'de 21 Üniversitenin Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dalında görev yapan 323 öğretim elemanı üzerinde gerçekleştirilmiş olup evrenin % 79.9'undan kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, bir ve ikinci bölüm toplam 33 maddeden, üçüncü bölüm Resim-İş Öğretmenliği Programlarında uygulanan 18 dersin saat, içerik ve içeriğin uygulanmasının yeterli görülüp görülmemesine yönelik 'Resim-İş Öğretmenliği Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlar Anketi 'nde toplanmıştır. Araştırmada, verilerin çözümlenmesi aşamasında, araştırma amaçları doğrultusunda, frekans, yüzde ve non parametrik istatistik tekniklerinden kay kare (X2) den yararlanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerinde.05 anlamlılık düzeyinin kullanıldığım araştırmada, çözümlemeler "SPSS 10 for Windows" paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ankete katılan resim-iş öğretmenliği anabilim dallarında görevli öğretim elemanlarının kendi kişisel özelliklerine ilişkin görüşlerinde; yabancı dil seviyesi orta düzeyde olanların büyük çoğunlukta olduğu, panel, seminer ve konferans sayısı hiç olmayan öğretim elemanlarının çoğunlukta olduğu, yurtiçi ve yurt dışı makale, kitap ve ödül sayısı hiç olmayan öğretim elemanlarının çoğunlukta olduğu sonuçlarına varılmıştır. öğretim elemanlarının Türkiye'de eğitim fakülteleri resim-iş öğretmenliği anabilim dalları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinde ise resim-iş öğretmenliği anabilim dallarına özel yetenek sınavı ile öğrenci alınırken pek çok sorunla karşılaştıkları, bazı resim-iş öğretmenliği anabilim dallarına ait sanat galerilerinin ve kütüphanelerin olmadığı oysa sanat galerisi ve kütüphanelere ihtiyaç duyan öğretim elemanlarının çoğunlukta olduğu, ikili eğitimden kaynaklanan pek çok sorunların olduğu, resim-iş öğretmenliği anabilim dallarına ayrılan bütçenin ve fiziki mekânların yetersiz olduğu, çoğu resim-iş öğretmenliği anabilim dallarının teknolojik açıdan ve öğretim elemanı sayısı açısından yetersiz olduğu, öğretim elemanlarının branşlaşmasının çok gerekli olduğu ve resim-iş öğretmenliği anabilim dallarından mezun olan öğrencilerin öğretmen olabilme düzeylerinin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır. Öğretim elemanlarının, Türkiye'de eğitim fakülteleri resim-iş öğretmenliği anabilim dallarında uygulanan branş derslerin saat, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeylerine ilişkin görüşlerinde de genel olarak Desen dersinin saat olarak çok yetersiz, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeyinin ise yetersiz olduğu, Temel Tasarım, Ana Sanat Atölye ve Seçmeli Sanat Atölye derslerinin saat ve uygulanabilme düzeylerinin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır.

Ders programlarıEğitim fakülteleriResim iş dersi+4
Tamer Kavuran
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerilerinin incelenmesi

Bu nicel ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmada öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri, bu değişkenler arasındaki ilişki ve bu ilişkilerin yordayıcılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi birinci ve dördüncü sınıfta öğrenimine devam eden 675 öğrenci ile bu fakültede Pedagojik Formasyon eğitimi alan 443 öğrenci olmak üzere, toplam 1118 öğrenci bu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Diker (2009) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği", Dennis ve Vander-Wal (2010) tarafından geliştirilen, Sapmaz ve Doğan (2013) tarafından doğrulayıcı faktör analizi yapılarak Türkçeye uyarlanan "Bilişsel Esneklik Envanteri", Korkmaz, Çakır ve Özden (2017) tarafından geliştirilen "Bilgisayarca Düşünme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 veri analiz programı kullanılmış, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testleri yapılmıştır. Bulgulara göre, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri; cinsiyet, sınıf ve mezun oldukları lise türü değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Kadınların, erkek öğretmen adaylarına göre yaşam boyu öğrenmeye yönelik eğilimleri daha yüksekken, bilişsel esneklik düzeylerinde erkekler lehine anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Ayrıca pedagojik formasyon eğitimi alan öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve bilişsel esneklikleri, eğitim fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarına kıyasla daha yüksek düzeydedir. Bilgisayarca düşünme becerileri alt boyutlarından eleştirel düşünme ve algoritmik düşünme erkek öğretmen adayları yönüne, yaratıcılık alt boyutunda ise kadın öğretmen adayları lehine daha yüksektir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyleri arttıkça, yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri de artmaktadır.

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeBilişsel esneklik+5
Merve Sert Orhan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören, farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinden öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören öğretmen adaylarının 168'i kadın (%62.7), 100'ü erkek (%37.3) olmak üzere toplam 268 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerini incelemek amacıyla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları "toplumsal değerler", "kariyer değerleri "entelektüel değerler", "maneviyat", "materyalist değerler", "insan onuru", "romantik değerler", "özgürlük", "fütüvvet"tir. Sonuç olarak Değerler Ölçeğinde bulunan 9 alt boyutun tamamında tüm boyutlar için yüksek değer beklentisi elde edildiği ifade edilebilir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre cinsiyet, büyüdüğü yer, yaş, bölüm, sınıf düzeyi ve medeni durumları p < .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık gösterdiği için dağılımların normal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sadece bu test sonucuna göre karar verilmemektedir. Çarpıklık ve basıklık değerleri ölçek ve alt boyutları için -2 ile +2 arasındadır. Bu durumda puanların normalden önemli bir sapma göstermediği ifade edilebilir. Bu durumda ölçek ve alt boyutlarına ait puanların normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmede betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi tekniklerinden yararlanılmıştır. SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; diğer puan ortalamalarının ise anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Toplumsal Değer için kızların puan ortalaması ( = 84.69), erkeklerin ortalamasından ( = 81.93) daha yüksektir. Benzer şekilde Entelektüel Değerler için kızların ortalaması ( = 41.63) erkeklerin ortalamasından ( = 39.98) daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Değerler, değerler eğitimi ,öğretmenlik mesleği değerleri, öğretmen adayları, değer tercihleri, eğitim fakültesi

Aday öğretmenlerDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Pelin İpek
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının kültürel zekalarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği)

Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının kültürel zekalarının üstbiliş, biliş, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını ortaya koymaktır. Bu amacın yanı sıra kültürel zekanın bu boyutları çerçevesinde akademik unvanlarına göre öğretim elemanlarının görüşleri arasında bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde görev yapmakta olan yedi Prof. Dr., dokuz Doç. Dr., beş Dr. Öğretim Üyesiöğ ve altı Araştırma Görevlisi oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretim elemanlarının 12'si kadın, 15'i erkektir. Araştırmada veri toplama amacı ile Kültürel Zekâ ölçeğinden yola çıkılarak hazırlanan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik ve betimsel analizi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğretim elemanlarının üstbilişsel boyutta kültürel zekâ seviyelerinin yüksek olduğu, bilişsel boyutta ise öğretim elemanlarının farklı kültürlerin benzeşen ve farklılaşan yönlerine dair bilgi sahibi olmadaki başarılarının düştüğü, motivasyonel boyutta çokkültürlü ortamlarda ya da farklı kültürlerden bireyler ile etkileşimde başarılı oldukları ve davranışsal boyutta dilsel ve yarıdilsel davranışlarını ortama uygun şekilde kontrol edebildikleri görülmüştür.

Eğitim fakülteleriKültürel zekaMuğla+1
Burak Yaba
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmeni adaylarının uzaktan çalgı eğitimine yönelik tutumları

Bu araştırmada müzik öğretmeni adaylarının uzaktan çalgı eğitimine yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, salgın döneminde dersleri takip ederken bulundukları bölge, eğitim gördükleri üniversite, öğrenim yılı, çalgı türü, çalgı dersi başarı durumu, akademik not ortalamaları, derslere ulaşmak için kullandıkları teknolojik araç, dersleri çevrim içi takip ederken internet bağlantı durumu ve öğretim elemanları ile iletişim ve etkileşim durumları değişkenlerine göre farklılaşma durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Trakya Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim Dallarında öğrenim gören 240 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği ve araştırma için bu ölçeğin araştırmacı tarafından uzaktan çalgı eğitimine uyarlanmış hali 'Uzaktan Çalgı Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS İstatistik 26 versiyonu kullanılmıştır. Kategorik değişkenler sayı ve yüzde ile kullanılan ölçeğin güvenirliğine ilişkin iç tutarlılık ise Cronbach'ın Alfa katsayısı ile hesaplanmıştır. Araştırmada normal dağılım sergileyen ikili grupların karşılaştırılmasında Independent Sample T testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında One Way Anova Testi, korelasyon analizinde ise Pearson testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılık Benforrini testi ile tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, müzik öğretmeni adaylarının uzaktan çalgı eğitimine yönelik tutumları ile yaş değişkeni arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki tespit edilmiş, eğitim görülen üniversite ve bireysel çalgıdan alınan en son not değişkenlerine göre düşük düzeyde negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Müzik öğretmeni adaylarının uzaktan çalgı eğitimine yönelik tutumları ile cinsiyet, salgın döneminde bulundukları bölge, öğrenim yılı, çalgı türü, akademik ortalama, kullanılan teknolojik araç, internet bağlantı durumu, öğretim elemanları ile iletişim ve etkileşim durumu arasında bir farklılık tespit edilmemiştir.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriMüzik+5
Dilan Acar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültelerindeki öğretmenlik uygulaması dersinin değerlendirilmesi ve öğretim programının hazırlanması

Bilgi çağı ile birlikte ortaya çıkan yeni anlayış tüm alanları olduğu gibi eğitim alanını ve öğretmenlik mesleğini de etkilemektedir. Bu çağda öğretmenlerden beklenen var olan bilgiyi aktarmaları değil, eleştirel bir bakış açısıyla bilgiye ulaşıp kullanmaları ve bilgiyi üretecek becerilere sahip olmalarıdır. Bu yeni anlayış öğretmenlik mesleğinin ve öğretmen yetiştirme sisteminin yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Osmanlı Devleti'nden günümüze köklü bir geçmişe sahip olan öğretmenlik yetiştirme sistemimizin de bu yeni anlayışa göre düzenlenmesi gerekmektedir. Nitekim gerek mesleğe başlamış öğretmenlerin nitelikleri ile ilgili, gerek eğitim fakültelerinde gerçekleşen hizmet öncesi öğretmen eğitimi ile ilgili sorunların yaşandığı yapılan pek çok çalışmada ortaya konmuştur. Öğretmen yetiştirme sistemimizde yaşanan sorunların önemli bir ayağını teori ve uygulama arasında yeterli bağlantıların kurulamaması oluşturmaktadır. Bu noktada öğretmen adaylarının okullardaki deneyimleri önemli bir işlev görmekte ve öğretmenlik uygulaması dersi ile öğretmen adayları aldıkları teorik eğitimi uygulamaya geçirme ve böylece öğretmenlik meslek becerilerini geliştirme fırsatı yakalamaktadır. Bununla birlikte, öğretmenlik uygulaması sürecinde nicelik ve nitelik olarak pek çok sorunla karşı karşıya kalındığı görülmektedir. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için kapsamlı bir değerlendirme çalışmasının yapılması ve öğretmenlik uygulaması için güncel bir öğretim programının hazırlanması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Stufflebeam'ın Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün Değerlendirme Modeli temel alınarak eğitim fakültelerindeki öğretmenlik uygulaması dersinin değerlendirilmesi ve öğretim programının hazırlanmasıdır. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemine göre desenlenmiştir. Araştırma ardışık açıklayıcı karma desene uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki eğitim fakültelerinde öğrenim gören ve öğretmenlik uygulamasına devam eden öğretmen adayları, öğretmenlik uygulamasını yürüten uygulama öğretim elemanları ve uygulama öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel veriler toplandığından örneklem seçimi iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel verileri 4 eğitim fakültesinde öğrenim gören 1129 öğretmen adayı, bu fakültelerde görev yapan 90 uygulama öğretim elemanı ve uygulama yapılan illerde (Van, Diyarbakır, Konya, İzmir) MEB bünyesindeki okullarda görev yapan 314 uygulama öğretmeninden toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, 24 öğretmen adayı, 18 uygulama öğretmeni ve 18 öğretim elemanından görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Öğretmenlik Uygulaması Dersi Değerlendirme Anketi", "Odak Grup Görüşmesi Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Anket formunun geliştirilmesi sürecinde literatür taraması yapılmış, uzman görüşü alınmış ve pilot uygulama yapılmıştır. Görüşme formlarının geliştirilmesi sürecinde uzman görüşü alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 18 ve NVivo 7 programlarından yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, Kruskall Wallis H Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniklerine başvurulmuştur. Araştırmada ulaşılan bazı sonuçlar aşağıdaki gibidir: • Öğretmenlik uygulamasına ayrılan süre yetersiz, paydaşların görev ve sorumluluklarının yeterince tanımlanmamış ve uygulama okulları uygun koşullara sahip değildir. • Öğretim programının amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreci ve değerlendirme öğeleri uygun hazırlanmamış; öğretmen adayı, uygulama öğretmeni, uygulama öğretim elemanı ve okul yöneticilerinin gerekli yeterliklere sahip değildir. • Öğretmen adayı ve uygulama öğretim elemanı görüşlerine göre öğretmen adaylarının sürecin başında yeterince bilgilendirilmediği, seminer çalışmasının düzenli olarak yapılmadığı, etkili bir ders hazırlığı süreci geçirilmediği, yeterli ve nitelikli ders işlenmediği ve ders sonrası dönüt verilmediği, ölçme ve değerlendirmeye dönük yeterli çalışmaların yapılmadığı ortaya çıkmıştır. • Öğretim elemanlarına göre öğretmen adaylarının öğretim yöntem ve tekniklerini etkili kullanma, öğretim teknolojilerini kullanma, ölçme ve değerlendirme, materyal geliştirme, derse aktif katılımı sağlama, pekiştireç verme ve öğrencilere yönerge verme gibi becerilerinin yeterince gelişmediği ortaya çıkmıştır. • Öğretmenlik uygulamasının süresi arttırılarak farklı koşullara sahip okullarda uygulama yapılmalıdır. Ayrıca, öğretmenlik uygulaması öğretim programının kapsamı genişletilerek ders planlama, ders işleme, seminer yapma gibi çalışmaların yanı sıra ölçme-değerlendirme çalışması yapma, idari işler yapma, ders dışı etkinliklere katılma, okul-aile işbirliği çalışmaları yapma ve günlük tutma gibi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen eğitimi, öğretmenlik uygulaması, program geliştirme, program değerlendirme

Ders programlarıDerslerEğitim+5
Mecit Aslan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri: İnönü Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın genel amacı, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimi düzeylerinin belirlenmesi, karşılaştırılması ve eleştirel düşünme eğilimlerine etki edebileceği düşünülen bazı faktörlerin incelenmesidir.Araştırmanın çalışma evrenini, 2010-2011 eğitim- öğretim yılında İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi programlarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma 1247 öğretmen adayından elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama deseni kullanılan bu araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan ?Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği? kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi, bağımsız örneklemler için ?t? Testi ile ikiden fazla grup karşılaştırmaları ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) ile yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi düzeylerinin ?iyi düzey? seviyesinde olduğu, sınıf düzeyinde üst sınıflar lehine anlamlı bir farklılık olduğu; devam edilen programa, anne eğitim düzeyine, gelinen ilin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyine ve aile gelirine göre eleştirel düşünme eğilimi ortalamaları arasında anlamlı farklılaşmalar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Cinsiyetin, baba eğitim düzeyinin ve öğrenim türünün öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi üzerinde belirleyici faktörler olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, Eleştirel Düşünme Eğilimi

Eleştirel düşünceEğitim fakülteleriÜniversite öğrencileri
Yalçın Karalı
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
20
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakülteleri müzik eğitimi bölümlerinde çalgı eğitimi alanında viyola öğretiminin temel esasları

"Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Bölümleri'nde Çalgı Eğitimi Alanında Viyola öğreniminin Temel Esasları" başlığı altında, müzik eğitimi bölümlerinde görev yapan yaylı çalgılar (keman-viyola) öğretim elemanları ile Survay Tekniği uygulanarak görüşüldü. Anketlere verilen ortak yanıtların bir bakışta görülüp anlaşılabilmesi için, "Anket ve Görüşme" adı altında on tablo yapılmıştır. Kaynak taramada Tarihsel Yöntem uygulanmıştır. Viyola için seçilecek öğrencilerde aranacak fiziksel özellikler ve bir yıllık, viyola eğitimi sonucunda öğrenciye kazandırılması gereken beceri ve teknikler ilgili kaynaklar taranarak araştırılmıştır. Ortaya çıkan bulgulara göre yapılan yorumlarda öneri olarak; - Viyola öğretiminde göz önünde bulundurulması gereken ilkeler, - Viyolaya geç başlamanın yarattığı sorunların çözümü, - öğretmenlik için gerekli olan bilgilerin öğrenciye öğretilmesi, - Viyola derslerinin işlenmesi, Konuları getirilmiştir.

Eğitim fakülteleriViyolaÇalgı eğitimi
Faik İsrafiloğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
10
Master'sOpen AccessTR

Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde okuyan öğrencilerin öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının incelenmesi (Kocaeli örneği)

Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum, öğretmenlik mesleğinin başarısı açısından anahtar kavramlardan biridir. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumların mesleki başarılar ile ilişkili olduğu, mesleği iyileştirmek amacı ile öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesinin önemi vurgulanmaktadır. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumların belirlenmesi öğretmen yetiştirme programlarının değerlendirilmesi düzenlenmesi açısından da önem taşımaktadır. Farklı fakülte mezunu öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve programların değerlendirilmesinde yararlı olabilecektir. Bu doğrultuda, bu çalışmanın amacı Eğitim Fakültesi'nde ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler ışığında araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda evren içinden seçkisiz (random) örnekleme yöntemi ile seçilen Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 164 ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 100 öğrenci örneklem grubu oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve Üstüner (2006) tarafından hazırlanan 34 soruluk Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15 analiz programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutumlara sahip olduğu görülmüştür. Değişkenlere göre yapılan analizlerde Eğitim Fakültesi öğrencilerinin Fen Edebiyat Fakültesi öğrencilerine göre daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğu görülmektedir. Öğrencilerin okudukları bölümü tercih sıralarının istatistiki farklılığa neden olduğu, okudukları bölüme ilk sıralarda yer veren öğrencilerin daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca araştırma bulguları öğrencilerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinin de öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını etkilediği, mesleği sevdiği için seçen öğrencilerin daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğunu göstermektedir. Analiz bulguları ışında cinsiyet, sınıf seviyesi anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre öğrencilerin öğretmenlik mesleğine tutumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriFen-edebiyat fakültesi+5
Kübra Doğan Genç
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi mezunu olan öğretmenlerle, eğitim fakültesi mezunu olmayan öğretmenlerin meslek algıları farklılaşmakta mıdır?

Bir rolü layıkıyla yerine getirebilmek için gerekli olan bilgi, beceri ve tutumlara sahip olma düzeyini ifade eden yeterlilik tüm örgütlerde çalışanlar açısından hayati öneme sahip olmakla birlikte eğitim örgütlerinde çalışan öğretmenler için bu durum daha da önemlidir. Bu önem, eğitimin doğasından ve işlediği üründen ileri gelmektedir. Zira eğitim örgütlerinin temel girdisi insandır ve insan da dünyanın en değerli kaynağıdır. Bu çalışma Eğitim Fakültesi mezunu öğretmenlerin meslek algılarının, eğitim fakültesi mezunu olmayan öğretmenlerin meslek algılarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Yapmış olduğum çalışma neticesinde eğitim fakültesi mezunu olan öğretmenlerin özyeterlilik ve iş doyum düzeyleri diğer fakültelerden mezun olanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Öğretmenlik bir ihtisas mesleğidir ve belirli bir eğitim neticesinde icra edilmelidir.

Algısal dönüşümEğitim fakülteleriMeslek seçimi+4
Arzu Urbay Şen
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin empatik eğilimleri ile narsistik kişilik özellikleri

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının empatik ve narsisistik eğilimlerini değişik açılardan incelenmektedir. Araştırma, beş ana bölümden oluşmaktadır: Giriş, İlgili literatür, Bulgular ve Yorum ile Sonuç ve Öneriler şeklindedir.Araştırmanın evrenini 2010 ? 2011 akademik yılında öğrenim gören Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Zihinsel Engelliler Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören toplam 150 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada öğrencilerin narsistik eğilimlerini belirlemek için, Atay tarafından 2009 yılında Türkçe standardizasyonu yapılan 16 soruluk Narsistik Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin empatik eğilimlerini belirlemek için de 2009'da Bora ve Baysan tarafından Türkçe standardizasyonu yapılan Cambridge Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri için de ayrıca araştırmacı tarafından demografik bilgi formu geliştirilmiştir.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca, demografik değişkenlere göre katılımcıların empatik puanları ve narsistik toplam puanlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır.Empati puanlarının cinsiyet, yaş ve algılanan gelir düzeyi değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Grup t Testi uygulanmış ve test sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, empati puanlarının anne ve baba eğitim değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Bir Boyutlu Varyans Analizi (ANOVA) yapılmış ve bu analiz sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının anne ? baba hayatta olup olmama değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirleme üzere Kruskal ? Wallis Testi uygulanmış ve bu test sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır.Narsisizmin alt boyutları (üstünlük, teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik) puanlarının ve toplam narsisizm puanlarının cinsiyet, baba eğitim, katılımcıların okudukları bölüm, anne ? babanın hayatta olup olmama ve algılanan gelir düzeyi değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Ancak, narsisizm alt boyutlarından ?kendine yeterlilik? puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan Mann ? Whitney U testi sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Katılımcıların narsisizm alt boyutları puanları ve toplam narsisizm puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Kruskal ? Wallis Analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Katılımcıların narsisistik toplam ve alt boyutları; teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik puanlarının anne eğitim değişkenine göre değişip değişmediğini belirlemek için Kruskal ? Wallis testi uygulanmış ve grupların sıra ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, örneklemi oluşturan katılımcıların ?üstünlük? puanlarının anne eğitim değişkenine göre yapılan test sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Narsisizm ölçeğinin alt boyutlarının empati puanlarını yordama gücünü test etmek için hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır.Sonuç olarak, narsisizm ve empati kavramlarının yer aldığı bir araştırma ülkemizde henüz yapılmamıştır. Araştırmacılara daha geniş bir örneklem grubunda böyle bir araştırma yapmaları önerilir.

Aday öğretmenlerEmpatiEmpatik eğilim+10
Cemil Kiraz
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik değerlendirme ve kalite geliştirme (ADEK) kapsamında eğitim fakültelerinin öğretim eleman görüşlerine göre değerlendirmesi

Akreditasyon sisteminin eğitim fakültelerinde uygulanabilirliğinin belirlenmesi amacıyla hazırlanan kişisel bilgi formu ve akreditasyon algısı ölçeği Çanakkale, Eskişehir, Ankara, Trakya, Erzurum ve İstanbul illerinde bulunan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi olmak üzere yedi farklı üniversitede ders veren öğretim elemanlarına uygulanmıştır. Araştırmaya, 167 öğretim elemanı katılmıştır. Araştırmanın ana amacının belirlenmesi kapsamında elde edilen bulgular; önem derecesi boyutunda öğretim elemanlarının akreditasyon uygulamalarına verdikleri önem ile unvan, deneyim süresi, yaş, ders verdiği ortalama sınıf mevcudu, yönetim görevi, akreditasyon konusunda kendilerini bilinçli kabul etme durumları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Uygulamadaki durum boyutunda ise, akreditasyon standartlarını ne şekilde uyguladığına dair algıları ile unvan, deneyim süresi, yaş, ders verdiği ortalama sınıf mevcudu, yönetim görevi ve akreditasyon konusunda kendilerini bilinçli kabul etme durumları arasında farklılık bulunmaktadır.

Akademik başarıAkreditasyonEğitim fakülteleri+4
Yasemin Eldem
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik eğitimi alan ve almayan eğitim fakültesi öğrencilerinin etkili iletişim becerileri ile duygusal zekâlarının incelenmesi ve karşılaştırılması

Araştırmada müzik öğretmeni adaylarının öğrenim yılı, cinsiyet ve genel akademik not ortalaması (GANO) değişkenlerine göre etkili iletişim becerileri ile duygusal zekâlarının incelenmesi ve müzik eğitimi almayan diğer öğretmen adaylarının duygusal zekâları ve iletişim becerileriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemi 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 315 gönüllü lisans öğrencileri ile oluşturulmuştur. Örneklemin seçiminde uygun örnekleme (convenience sampling) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Etkili İletişim Becerileri Ölçeğinden oluşan üç bölümlü anket ile toplanmıştır. Verilerin analizinde müzik eğitimi alan öğrencilerin etkili iletişim becerileri ve duygusal zekâlarının yıllara göre ilişkisinin tespitinde ANOVA testi, cinsiyetlerle ilişkisinin tespitinde ise t-testi kullanılmıştır. T-testi ayrıca müzik eğitimi alan ve almayan eğitim fakültesi öğrencilerinin etkili iletişim becerileri ve duygusal zekâları arasındaki ilişkinin ortaya konulması için kullanılmıştır. Etkili iletişim becerileri ve duygusal zekanın GANO ile ilişkisi ve alt boyutlarıyla ilişkisinin tespiti için ise Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, müzik eğitimi alan eğitim fakültesi öğrencilerinin üniversitedeki müzik eğitimi alma yıllarına göre hem duygusal zekâlarında hem de etkili iletişim becerilerinde bir fark tespit edilememiştir. Müzik eğitimi alan öğrencilerin cinsiyetleri ve duygusal zekâları arasında tüm alt boyutlar arasında sadece iyimserlik/ruh halinin düzenlenmesi alt boyutunun kız öğrencilerin lehine anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır. Müzik eğitimi alan öğrencilerin cinsiyetleri ve etkili iletişim becerileri arasında ise egoyu geliştirici dil, etkin/katılımlı dinleme, empati ve ben dili alt boyutlarında yine kız öğrencilerin etkili iletişim beceri puanlarının erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzik eğitimi alan ve almayan öğrencilerin duygusal zekâları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılırken, etkili iletişim becerileri puanları arasında etkin/katılımlı dinleme, kendini tanıma/açma ve empati alt boyutlarında müzik eğitimi alan öğrencilerin puanlarının, müzik eğitimi almayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal zekâ ile alt boyutları ve etkili iletişim becerileri ile alt boyutları arasında anlamlı korelasyon saptanmıştır. Duygusal zekâ ve GANO arasında anlamlı korelasyon bulunamamışken, etkili iletişim ve GANO arasında anlamlı korelasyon saptanmıştır. Etkili iletişim ve duygusal zeka arasındaki ise anlamlı korelasyon saptanmıştır.

Duygusal zekaEtkili iletişimEğitim fakülteleri+3
Ecehan Arslanhan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları

Bu araştırmanın amacı, Türkiye?deki eğitim fakültelerinde görev yapan akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını incelemektir. Bu amaçla elektronik ortamda oluşturulan ölçek ve açık uçlu sorular, Türkiye?de eğitim fakültesi bulunan 83 üniversitenin akademisyenlerine e-posta olarak gönderilmiştir. Karma araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmaya, toplam 745 kişi katılım göstermiştir. Araştırmanın katılımcılarından 520?si Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği?ni tamamlamıştır. Bu 520 kişinin ölçeğe verdikleri cevaplar puanlandırılmış ve bu puanlar kullanılarak çeşitli analizler elde edilmiştir. Ölçeğe verilen yanıtlar ışığında Cronbach Alpha güvenirlik analizi yapılmış ve ölçeğin güvenirlik katsayısı .92 olarak ölçülmüştür. Analizler sonucunda akademisyenlerin aldıkları puanların aritmetik ortalamasından, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca akademisyenlerin demografik bilgileri bağımsız değişken olarak kullanılmış ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Yapılan Regresyon analizinde katılımcıların demografik bilgilerine bakılarak, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları hakkında yorum yapılamayacağı anlaşılmıştır. Akademisyenlere sorulan açık uçlu sorular içerik analizi yöntemi ile derinlemesine analiz edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda akademisyenlerin (%92) çokkültürlü eğitimi Türkiye için avantajlı bir eğitim türü olarak gördükleri; çokkültürlü eğitimin dezavantajlarının, bu eğitimin uzmanlar tarafından verilmemesinden kaynaklı olabileceğini ve çokkültürlü eğitimi verecek olan öğretmenlerin yetiştirilmesi için lisans derslerine çokkültürlülük olgusunun bütünleştirilmesi gerektiğini düşündükleri anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Çokkültürlülük, Çokkültürlü Eğitim, Akademisyenlerin Tutumları

Akademik personelAkademisyenlerEğitim+3
Fadime Damgacı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşleri

Bu çalışma, çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim kavramlarından yola çıkarak hazırlanmıştır. Çokkültürlülük, çeşitliliği kabul etmek ve kültürleri tek bir kültür altında toplamak yerine, eşit bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır. Çokkültürlü eğitim ise öğrencilerin farklılıklarını yadsımadan onları önemsemesi ve eşit bir ortamda eğitimin devam etmesini sağlayan bir süreçtir. Çokkültürlü eğitim, bir süreç içerisinde eğitimsel bir reform hareketidir. Çokkültürlü eğitimde öğrencinin ırk, etnik kimlik, sosyal sınıf gibi farklılıklarından dolayı herhangi bir fırsat eşitsizliği yaşamaması savunulur. Bu doğrultuda ilgili alanyazın taranmış ve literatür oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı İstanbul'daki eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşlerini belirlemektir. Bu kapsamda eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin cinsiyet, etnik kimlik, üniversite türü (özel/devlet), bölüm ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre görüşleri arasında anlamlı farkların olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, Mann Whitney U Test ve Kruskal Wallis Test analizlerine başvurulmuştur. Çalışmada verileri toplayabilmek için bir anket geliştirilmiştir. Anketin geçerlik ve güvenirlik analizleri için pilot uygulamalar yapılmıştır. Alana kazandırılan bu anketin uygulanması sonucunda, 967 katılımcı ankete cevap vermiştir. Anketin sonuçlarına göre eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşleri olumlu çıkmıştır. Anketin üçüncü bölümünde yer alan ve ölçek özelliği gösteren kısım 3 ayrı faktöre ayrılmıştır. Bunlar; çokkültürlü eğitimin sonuçları, üniversite eğitiminin çokkültürlü eğitime etkisi ile eğitim ve adalet şeklindedir.

EğitimEğitim fakülteleriÇok kültürlülük+2
Hamdi Alanay
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Related subjects