CAD/CAM

94 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Al-2024 alüminyum sacın inkremental şekilendirilebilirliğinin incelenmesi

Artışlı şekillendirme, CAD/CAM programlarıyla oluşturulan takım yolu boyunca kesici olmayan bir takım ile sac metallerin plastik deformasyona maruz bırakılarak şekillendirilmesinde kullanılan yeni ve esnek bir yöntemdir. Bu yöntem ile küçük ve orta hacimdeki çeşitli parçalar kalıpsız olarak düşük maliyette elde edilebilmektedir. Bu çalışmada, CNC dik işleme tezgâhında negatif artışlı şekillendirme ile elips şeklinde şekilendirilen Etial 2024 ?O QQ-A 250/A sac metalin yırtılmadan şekillendirilebilir maksimum eğim açısı ve elde edilen şekillendirilmiş metalin et kalınlık değerleri deneysel olarak incelenmiştir. Deney sonuçlarına göre, şekillendirilebilir maksimum eğim açısı ?max = 610 olarak belirlenmiştir.

CAD/CAM
Serkan Ülker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı geçici restorasyon materyallerinin mekanik özelliklerinin ve renk stabilitelerinin karşılaştırılması

Geçici restorasyonlar kullanıldığı süre içinde çiğneme kuvvetlerine karşı koyabilecek mekanik dayanıklılığa sahip olmalı, pulpa ve periyodonsiyumu korumalı, dişi stabilize etmeli ve renk değişikliğine uğramamalıdır. Bu çalışmada farklı üretim teknikleriyle 4 farklı materyalden üretilen örneklerin kırılma dayanımı, yüzey sertlikleri ve renk stabiliteleri incelenmiştir. Çalışmada Tempo CAD eksiltmeli üretim, Curo Temp eklemeli üretim teknikleri ile otopolimerizan Dentalon Plus ve Prevision Temp direk yöntemle kullanılan materyaller incelenmiştir. Kırılma dayanımı testi için kron örnekler (n=10) ve yüzey sertliği ve renk stabilitesi testleri için de 10 mm x 2 mm disk örnekler (n=10) üretilmiştir. Kron örneklere üniversal test makinesi kullanılarak kırılana kadar kuvvet uygulanmıştır. Disk örneklerden ise yüzey sertliği ölçümlerinden sonra ilk renk ölçümleri yapılarak kaydedilmiştir (L1, a1, b1). Tüm disk örnekler 1000 siklus kahve termal siklusuna (bekleme süresi 30 saniye, transfer süresi 5 saniye) tabi tutulmuştur. Kahve termal siklusundan sonra ise yine yüzey sertliği ölçümleri yapıldıktan sonra örneklerin renk ölçümleri (L2, a2, b2) yapılarak değerler kaydedilmiştir. Renk farkı hesaplamasında ΔE00 ve ΔEab renk farkı formülleri kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov Smirnov testi ile ölçülerek nicel bağımsız verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey, Kruskal-wallis, Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Bağımlı nicel verilerin analizinde eşleştirilmiş örneklem t testi kullanılmıştır. Analizlerde SPSS 27.0 programı kullanılarak yapılmış ve p<.05 olarak alınmıştır. Kırılma dayanımı sonuçları ortalama 312.6 N ve 936.8 N değerleri arasında bulunmuştur. En dayanıklı materyaller Tempo CAD ve Curo Temp materyalleri olarak bulunmuştur. Termal siklus öncesi ve sonrası yüzey sertliği sonuçlarında ise Tempo CAD materyali en stabil materyal olarak bulunmuştur. Dentalon Plus ve Tempo CAD materyallerinin renk stabiliteleri yüksek bulunurken Curo Temp ve Prevision Temp materyallerinin renk stabiliteleri düşük bulunmuştur.

CAD/CAMDental materyallerDental restorasyon+5
Mesut Yıldırım
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD-CAM sistemi ile üretilen implant üstü köprü restorasyonlarda bükülme ve kırılma dayanımına konnektör tasarımının etkisi

Bu çalışmanın amacı ti-base dayanaklar üzerine CAD-CAM sistemi kullanılarak üretilen üç üyeli monolitik zirkonya (VITA YZ ST) ve lityum disilikat esaslı (e.max Press) restorasyonların farklı konnektör kesit alanlarındaki kırılma ve bükülme dayanımlarını in-vitro olarak araştırmaktır. 12 adet implant analoğu ikişerli olacak şekilde akrilik modeller içine yerleştirildi. Analoglar üzerine ti-base dayanaklar torklandıktan sonra dijital ölçüleri alındı. Köprü dizaynı; maksiller kanin ve 2. premolar dayanak, 1. premolar ise gövde olacak şekilde planlandı. Toplam grupta 42 adet örnek hazırlandı materyal çeşidine göre 2 gruba (n=21) ayrıldı, sonrasında her grup konnektör kesit alanına göre 3 alt gruba ayrıldı (n=7) (monolitik zirkonya için 9 mm 2 , 12 mm 2 , 15 mm 2 ; lityum disilikat için 12 mm 2 , 16 mm 2 , 20 mm 2 ). Örneklere 5-55 °C sıcaklıkta 5000 döngü termal siklus uygulandı. Hazırlanan örnekler universal test cihazında kırılma dayanım testine tabi tutuldu. Sonuçlar formülize edilerek bükülme dayanım verilerine ulaşıldı. İki bağımsız grup arasında farklılık olup olmadığı Mann Whitney U, ikiden fazla bağımsız grup arasında farklılık olup olmadığı ise Kruskal Wallis Testi ile incelendi (p=0.05). Ortalama kırılma ve bükülme dayanım değerleri monolitik zirkonya örneklerde sırasıyla; 1207.21 N (9 mm 2 ), 1594.59 N (12 mm 2 ), 2074.67 N (15 mm 2 ) ve 99.77 MPa (9 mm 2 ), 107.16 MPa (12 mm 2 ), 113.32 MPa (15 mm2), lityum disilikat esaslı örneklerde ise sırasıyla; 500.84 N (12 mm 2 ), 685.75 N (16 mm 2 ), 859.94 N (20 mm 2 ) ve 33.66 MPa (12 mm 2 ), 37.46 MPa (16 mm 2 ), 37.61 MPa (20 mm 2 ) bulunmuştur. Monolitik zirkonya materyalinin kırılma ve bükülme dayanımı lityum disilikat materyalinden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazladır (p<0,05). Sonuç olarak konnektör kesit alanının artması dayanımı anlamlı derecede arttırmaktadır (p<0,05). Posterior bölgede monolitik zirkonya köprüler kesinlikle tavsiye edilirken lityum disilikat köprüler de yeterli konnektör kesit alanına sahip ise tavsiye edilebilir. Anahtar kelimeler: monolitik zirkonya, lityum disilikat, ti-base abutment, konnektör, dayanım

CAD/CAMDental desteklerDental implantasyon+6
Beste Çetin
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD-CAM ile üretilen geçici restorasyonların renk değişimi ve diş hassasiyeti açısından klinik değerlendirilmesi

Restorasyon materyallerindeki güncel ilerlemeler ve gelişmeler ile birlikte , geçici kuron- köprü.restorasyonları.da CAD/CAM (Computer Aided.Design/Computer.Aided Manufacture) yöntemi kullanılarak. hazırlanabilmektedir.. CAD/CAM sistemlerinin kullanılması ile hasta başında geçirilen zamandan tasarruf edilmesi, restorasyonların estetik ve mekanik özelliklerinin iyileştirilerek geliştirilmesi .amaçlanmıştır. Bu çalışmanınamacı CAD/CAM ile üretilen geçici restorasyonların renk değişimi ve diş hassasiyet açısından klinikolarakdeğerlendirilmesidir. Çalışmada 3 farklı geçici kron materyalinden (Protemp, Telio CAD ve Vita CAD) n=15 olmak üzere, toplam 45 geçici restorasyon hazırlanması planlanmıştır. CIEDE2000 renk formülasyonu kullanılarak3 aylık renk değişimi gözlenmiştir. Görsel analog skala (VAS) kullanılarak diş hassasiyeti değerlendirilmiştir. Ölçümlerinin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelenmiş olup bu değerlerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir (p<0,05). Grup içi değişkenlerin ölçümünde Friedman testi kullanılırken; gruplar arası değerlendirmede Kruskal-Wallis testine başvurulmuştur. Çalışmada incelenen üç materyalin ΔE.değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). En düşük ΔE değeri(2,71 ± 2,23) Vita CAD grubunda işlemden hemen sonra ile 2. Hafta arasında saptanmıştır. Protemp grubu klinikte farkedilir derecede renk değişimine uğramıştır. Vita CAD grubunda işlem sonrası diş hassasiyeti diğer gruplara oranla daha fazla gözlenmiştir. Ancak zamanla her üç grubunda diş hassasiyeti gözlenmemiştir. Sonuç olarak; çalışmada incelenen geçici restorasyon materyallerinde klinik olarak zamanla farkedilebilir renk değişimleri gözlenmiş olup, hassasiyet ise gözlenmemiştir. Renk stabilitesi uzun dönem geçici kullanımında klinik olarak oldukça önemlidir. Anahtar kelimeler: CAD/CAM, Geçici Restorasyon, Renk değişimi, Diş hassasiyeti

CAD/CAMDental hassasiyetDental materyaller+3
Gökçe Keçeci
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM materyallerine uygulanan farklı polisaj metotlarının streptococcus mutans adezyonuna etkisi

Güncel tedavilerde kullanılan estetik materyallere uygulanan polisaj prosedürlerinin yüzey pürüzlülüğüne ve Streptococcus mutans adezyonuna etkisinn incelendiği bu çalışmada feldspatik porselen içerikli CEREC Blocs, lityum disilikat içerikli IPS e.max CAD, lösit içerikli IPS Empress CAD ve zirkonyum destekli lityum silikat seramik olan Vita Suprinity' nin CAD/CAM blokları ile kontrol grubu olarak mine yüzeyi kullanılmıştır. Seramik bloklardan 5x5x1 mm boyutlarında 20 adet örnek elde edildi. Kullanılan seramik materyaller kendi içlerinde n=10 olacak şekilde rastgele iki alt gruba ayrıldı. Her materyalin bir grubu el aletleri ile cilalanırken diğer gruba ise glaze işlemi uygulandı. Yüzey bitirme işlemleri tamamlanan seramik örnekler pelikıl oluşumunu sağlamak amacıyla müsin ilavesi yapılmış sentetik tükürükte 1 saat boyunca bekletildi. Streptococcus mutans suşu ile 37°C'de 24 saat inkübasyonun ardından, örnek yüzeyine mikroorganizmaların tutunma oranının belirlenmesi amacıyla oluşan koloniler sayıldı. Yüzey topoğrafyasının incelenmesi amacıyla SEM görüntüsü alındı. Yüzey pürüzlülüğü değerlendirmesinde glaze işlemi uygulanan gruplar, mine kesitinden ve manuel polisaj uygulanan gruplardan anlamlı şekilde daha pürüzsüz bulunmuştur. (p<0,05). En yüksek pürüzlülük düzeyine ise mine kesitlerinde rastlanmıştır. Bakteri adezyonu için karşılaştırılan gruplarda en düşük bakteri yoğunluğu minede rastlanmıştır. Glaze uygulanmış CEREC Blocs ve manuel polisaj uygulanmış IPS e.max CAD mine kesitlerinden sonra en düşük bakteri tutulumu gösteren gruplardır. Yüzey pürüzlülüğü ile bakteri adezyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan pozitif korelasyon bulunmuştur (p>0,05). Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda glaze işleminin restorasyonlarda pürüzsüz bir yüzey oluşturmada daha etkin bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Bakteriyel adezyon ile yüzey pürüzlülüğü arasında güçlü bir korelasyon olmaması, adezyonda serbest yüzey enerjisi, yüzey hidrofilitesi gibi fizikokimyasal özelliklerin de etkin olduğunu düşündürtmektedir.

AdezyonlarBakteriyel adezyonlarCAD/CAM+4
Nazlı Hilal Güvener
Bezmialem Vakıf University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı kalınlıklardaki hibrit CAD/CAM materyallerinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı farklı kalınlıklardaki iki hibrit CAD/CAM materyalinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu araştırmada rezin infiltre seramik (Enamic, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) (RİS) ve kompozit rezin nanoseramik (GC Cerasmart, GC, Tokyo, Japonya) (KN) olmak üzere iki farklı hibrit CAD/CAM materyali değerlendirilmiştir. Her bir bloktan 1mm, 2 mm, 3 mm, 4 mm ve 7 mm kalınlığında kesitler alınmıştır. Dual cure konvansiyonel rezin siman (G- Cem LinkForce, GC, Tokyo, Japonya) (KRS) ve dual cure self adeziv rezin siman (G-Cem One, GC, Tokyo, Japonya) (SARS) kullanılarak 400 adet örnek hazırlanmıştır (n:400). Simanlar paslanmaz çelik kalıba (6 mm çap 1 mm yükseklik) yerleştirilmiştir. Siman üzerine yerleştirilen şeffaf bant ile simanın bloklardan izole edilerek, yapışması engellenmiştir. Siman üzerine seramik örnekler yerleştirilmiş ve LED ışık cihazı (Valo Cordless, Ultradent, South Jordan, ABD) ile polimerize edilmiştir. Işık cihazı Standard mod (40 sn) ve High Power mod (32 sn) olarak uygulanmıştır. Rezin siman örnekler hazırlandıktan 24 saat sonra (T1) ve 10.000 siklus termal yaşlandırma sonrası (T2) renk ve mikrosertlik ölçümleri yapılmıştır. Vickers mikrosertlik ölçümleri Shimadzu HMV-2 (Shimadzu Corporation, Kyoto, Japonya) cihazı kullanılarak rezin simanın hem alt hem de üst yüzeyinden 0,49 N kuvvet 15 sn süresince uygulanarak, her yüzey için üç defa ölçüm yapılmıştır ve ölçümlerin ortalaması alınmıştır. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında (Vita Easyshade Advance 4.0, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya), renk parametreleri ve CIE Lab renk sistemi kullanılarak polimerizasyondan 24 saat sonra (T1) ve termal yaşlandırmadan sonra (T2) gerçekleştirilmiştir. Veriler dört yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir ve ikili karşılaştırmalarda Bonferroni testi kullanılmıştır (p<0.05). Bu tez araştırmasının bulgularında, kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, T1; KRS (1mm, 2mm, 3mm-Standart mod), KRS vi (1mm, 2mm-High Power mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm- High Power mod), T2; KRS (2mm- Standart mod), KRS (2 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 2mm, 3mm, 4mm- Standart mod), SARS (2mm,4mm- High Power mod) gruplarında alt mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, üst mikrosertlik değerlerinde, high power mod SARS-2mm grubu dışında, istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, KRS (7 mm- Standart Mod), KRS (2mm, 7 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 7mm-Standart mod), SARS (3mmHigh power mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin simanların mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında her iki seramik tipinde de rezin siman mikrosertliği hem üst hemde alt yüzeyde azalmıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanların E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p 0.05). Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda, 7 mm rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanın E değeri istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. High power mod ile polimerize edilen SARS (7mm-RİS) grubu daha düşük E değeri göstermiştir (p0.05). Ancak diğer gruplarda standart mod ve high power mod arasında E değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda KN (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), KN (1mm, 3mm, 4mm, 7 mm-High Power mod), RİS (1mm, 2mm,4mm- Standart mod), RİS (1mm, 2mm, 4mm, 7mm-High Power Mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Bu tez araştırmasında sonuç olarak, rezin simanların alt ve üst yüzeylerinden ölçülen mikrosertlik değerleri, seramik materyalin kalınlığının artmasıyla azalma eğilimi vii göstermiştir. Termal siklus uygulaması sonrası üst yüzey mikrosertlik değerleri değişmemiştir. Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik kullanılması arasında simanların üst mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Rezin siman renk değişimi karşılaştırmalarında seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında RİS-SARS grubu dışında, rezin siman renk değişiminde fark gözlenmediği belirlenmiştir. Tüm gruplarda termal siklus sonrası L değerleri artış göstermiştir. E değerleri ve seramik kalınlığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: Hibrit seramik, self adeziv rezin siman, konvansiyonel rezin siman, mikrosertlik, renk değişimi

CAD/CAMDental materyallerDental çimentolar+3
Miraç Doğan
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı adeziv sistemler kullanılarak yapılan immediate dentin sealing (hemen dentin kapama) işleminin monolitik zirkon blokların dentine olan bağlanma dayanımı üzerine etkisi

Bu tez çalışmasının amacı; farklı universal adeziv sistemler kullanılarak yapılan immediate dentin sealing işleminin (hemen dentin kapama / IDS), farklı yüzey pürüzlendirme yöntemleri uygulanmış monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM blokların dentine olan mikrogerilim bağlanma dayanımını değerlendirmektir. 32 adet sağlam insan alt molar dişi kullanıldı. okluzal koronal 1/3 kron kısmı, yere paralel olacak şekilde bir model trimleme cihazı (MT3 Wet trimmer, Almanya) kullanılarak uzaklaştırıldı. Dişlerin dentin yüzeyleri açığa çıkartıldı. Ardından, IDS işlemi varlığı (IDS var/yok), IDS işlemi için kullanılan universal adeziv sistemlerin tipi (Single Bond Universal/SBU, Clearfil Quick Bond/CUQ, Optibond Universal/OBU) ve monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM blokların yüzey pürüzlendirme yöntemlerine göre (tribokimyasal silika kaplama/CoJet ve kumlama/SB) rastgele 8 gruba ayrıldı: 1) Grup CJ: CoJet+IDS yok, 2) Grup CJ+SBU: CoJet+Single Bond Universal, 3) Grup CJ+CUQ: CoJet+Clearfil Universal Bond Quick, 4) Grup CJ+ OBU: CoJet+Optibond Universal, 5) Grup SB:kumlama+IDS yok, 6) Grup SB+ SBU: kumlama+ Single Bond Universal, 7) Grup SB+CUQ: kumlama+Clearfil Universal Bond Quick, 8) Grup SB+OBU: kumlama+ Optibond Universal. IDS işlemi için açığa çıkan dentin yüzeylerine universal adezivler sistemler, üretici talimatları doğrultusunda self-etch modunda uygulandı. Monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM bloktan (3M Lava Plus, 3M ESPE,ABD) 4 mm kalınlığında, 10 mm genişliğinde ve 10 mm uzunluğunda örnekler elde edildi. Simantasyon öncesinde, CAD/CAM örneklerinin yüzeylerine, CoJet yönteminde 30 µm silika kaplı alüminyum oksit (Al2O3) partikülleri (CoJet Sand, 3M ESPE, ABD) 2.8 bar basınçta ve SB yönteminde ise 50 µm boyutunda Al2O3 partikülleri 3 bar basınçta, 10 mm mesafeden ve 10 sn süre ile uygulandı. Ardından, CAD/CAM örnekleri, dentin yüzeylerine self-adeziv dual-cure bir rezin siman ( Rely X U200, 3M ESPE, ABD) ile üretici talimatları doğrultusunda simante edildi. Tüm örnekler, 24 saat boyunca 37°C'de distile suda bekletildi ve ardından termal siklus cihazı (SD Mechatronik Termocycler, Almanya) kullanılarak 10.000 termal döngüye (5ºC-55ºC) tabi tutuldu. Zirkonya-dentin çubukları (2x2x8 mm) elde etmek için, bir mikrokesme cihazı (Isomet 1000, Buehler Ltd., Lake Bluff IL, ABD) ile örneklerden dikine kesitler alındı. Bir universal test cihazı (Microtensile Tester, Bisco Inc, ABD) ile 1 mm/dk piston başlığı hızında, örneklerde başarısızlık gelişinceye kadar mikrogerilim bağlanma dayanım testi uygulandı (n=16). Başarısızlık tipleri, 15x büyütme altında stereomikroskop (Leica MZ 21, Leica Microsystems, Türkiye) kullanılarak analiz edildi. Yüzey pürüzlendirme işlemleri sonrası, CAD/CAM blokların yüzey pürüzlülüğü (Ra, µm), kontakt profilometre cihazı (Mahr GmbH, Mahrsurf PS1, Göttingen, Almanya) kullanılarak ölçüldü(n=10). Ayrıca, her yüzey pürüzlendirmesinden birer örnek, yüzey morfolojisi için taramalı elektron mikroskobu (SEM) (Evo LS10, Zeiss, Oberkochen, Almanya) kullanılarak analiz edildi. Yarı-kantitatif kimyasal mikroanalizleri, enerji dağılımlı x-ışını spektroskopisi (EDS) kullanılarak gerçekleştirildi. Morfolojik analizleri için, tüm grupların zirkonya-dentin ara yüzeyleri SEM ile incelendi. İstatistiksel analizlerde, iki yönlü ANOVA ve Bonferroni testi kullanıldı (p<0.05). IDS varlığına göre kıyaslandığında, Grup CJ+OBU, Grup CJ'ye kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı gösterirken (p<0.05); Grup CJ+SBU ve Grup CJ+CUQ, Grup CJ'ye göre istatistiksel olarak benzer ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p>0.05). Grup SB+SBU, Grup SB+CUQ ve Grup SB+OBU, Grup SB'ye göre istatistiksel olarak benzer ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p>0.05). IDS işlemi uygulanan gruplar kıyaslandığında; sırasıyla, Grup CJ+OBU, Grup CJ+CUQ'ya göre ve Grup SB+OBU, Grup SB+CUQ'ya göre istatistiksel olarak daha yüksek ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı göstermiştir (p<0.05). Yüzey pürüzlendirme yöntemlerine göre kıyaslandığında, tüm gruplar arasında ortalama mikrogerilim bağlanma dayanımı açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0.05) Yüzey pürüzlendirme işlemleri sonrası, kontakt profilometre ölçümlerine göre, her iki yüzey pürüzlendirme yöntemi arasında, ortalama yüzey pürüzlülük değerleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Yüzey morfolojilerinin SEM analizleri ile CoJet uygulanan örnekte, SB'ye göre daha pürüzlü ve düzensiz bir görüntü gözlenmiştir. EDS analizlerine göre; SB uygulanan örnek için, Al miktarı daha fazla bulunmuşken; CoJet uygulanan örnek için Si miktarı daha yüksektir. Zirkonya-dentin ara yüzeylerinin SEM analizleri, Grup CJ+OBU ve Grup SB+OBU için uzun rezin tag oluşumları ile beraber kalın ve devamlı bir hibrit tabaka gözlemlendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, Grup CJ için hibrit tabakada ayrılmalar tespit edilmiştir. Test edilen grupların çoğunda, Grup CJ hariç, sıklıkla karşılaşılan başarısızlık tipi karma başarısızlık olmuştur. CoJet ile yüzey pürüzlendirmesi sonrası, monolitik zirkonya esaslı CAD/CAM bloklarının dentine olan bağlanma dayanımı, Optibond Universal ile IDS işlemi uygulanan grup için, IDS uygulanmayan gruba göre belirgin olarak daha yüksek bulunmuştur. Her iki yüzey pürüzlendirme yöntemi sonrası, Optibond Universal ile IDS işlemi, Clearfil Universal Bond Quick ile IDS işlemine kıyasla, belirgin olarak daha yüksek bağlanma dayanımına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: hemen dentin kapama, CAD/CAM, zirkonya, kumlama, tribokimyasal silika kaplama, bağlanma dayanımı.

CAD/CAMDental bondingDental materyaller+3
Leyla Fazlıoğlu
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM hibrit materyalleri ile adeziv rezin siman arasındaki bağlanma dayanımına farklı yüzey hazırlıklarının etkisi

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı farklı CAD/CAM materyallerine uygulanan farklı yüzey işlemlerinin materyallerin rezin siman ile bağlantı dayanımına etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metod: Çalışmada 4 farklı materyalden (Grandio VOCO, Vita Enamic, Shofu HC ve Cerasmart) 260 örnek hazırlanmıştır. Örnekler pürüzlendirme işlemleri için 5 alt gruba bölünmüştür. Kontrol, asit (HF), alüminium oksitle kumlama (Al2O3), tribokimyasal kumlama (Cojet) ve femtosaniye lazer (FS lazer). Yüzey işlemlerinden önce ve sonra yüzey pürüzlülüğü ölçülmüştür. Termal siklus testi ile yapay yaşlandırma işleminden sonra örneklerin işlem yüzeyine silan ve dual-cure rezin siman uygulanmıştır. Seramik örnekler makaslama bağlanma dayanımı testine tabi tutulmuş ve meydana gelen başarısızlık tipleri değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler SPSS 25.0 programında, Shapiro Wilk testi, 2 yönlü ANOVA testi, post hoc olarak Tukey testi, Ki-kare testi ile analiz edilmiş ve ikili karşılaştırmalar Bonferroni düzeltmesi ile yapılmıştır. Bulgular: Yüzey işlemlerleri yapılan CAD/CAM hibrit malzemelerinin grup içi ve gruplar arasında pürüzlendirme işlemlerine bağlı olarak pürüzlülük değerlerinde hem materyal, hem pürüzlendirme yöntemi hem de bunların etkileşimi pürüzlülük değerlerini istatistiksel olarak anlamlı derecede değiştirmiştir (p<0,001). Analiz sonucuna göre HF, Al2O3, Cojet, FS lazer grupları içerisinde Grandio VOCO, Vita Enamic, Shofu HC ve Cerasmart materyalleri değerlendirildiğinde yüzey pürüzlendirme sonrası pürüzlülük değerleri ortalaması, işlem öncesi pürüzlülük değerleri ortalamasına göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; pürüzlülük değerleri ölçülen gruplarda en fazla pürüzlülük değeri bütün pürüzlendirme grupları içinde istatiksel olarak anlamlı derecede FS lazerle pürüzlendirilmiş örneklerde görülmüştür. Grup içi ve gruplar arasında pürüzlendirme işlemlerine bağlı olarak bağlanma dayanım değerlerinde analiz test sonuçlarına göre en yüksek bağlanma dayanımı Vita Enamic materyalinde (16,87 ±2,65) görülmüştür. Azalan bağlanma değeri sırayla Grandio VOCO (16,84 ±1,44), Shofu HC (15,86±2,71) ve Cerasmart (14,09±3,21) materyallerinde izlenmiştir. Sonuç: Bütün materyallerde en fazla pürüzlülük ve SBS değerleri FS lazer grubunda görülmüştür. Bu verilere esasen incelenen materyal gruplarında, FS lazerin termosiklus sonrası bağlanma dayanımında daha etkili olduğu söylenebilir. En yüksek pürüzlülük değeri Shofu HC materyalinde, en yüksek SBS değeri ise Vita Enamic materyalinde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, hibrit seramikler, yüzey işlemleri, rezin siman, bağlanma dayanımı, femtosaniye lazer.

CAD/CAMDental bondingDental materyaller+4
Matanat Gadırlı
Bezmialem Vakıf University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Litografi ile sinterize edilen seramik yapının kırılma mekaniği, mikroyapısı ve elemental kompozisyonu açısından değerlendirilmesi

Litografi bazlı seramik üretimi (LCM), dental uygulamalarda CAD/CAM teknolojisine alternatif yeni bir yöntemdir. Bu yeni teknoloji dental restorasyonların üretim süresini ve maliyetini azaltması ve mekanik özellikleri yüksek yapıların üretimini sağlaması gibi özellikleri nedeniyle geleneksel yöntemlere göre bazı avantajlara sahiptir. Bu çalışmanın amacı LCM yöntemi ile elde edilen seramik örneklerin kırılma mekaniğini, mikroyapısını ve içeriğini preslenen ve CAD/CAM ile üretilen yöntemlerle karşılaştırmaktır. Mevcut çalışmada mekanik testler için 16 mm çapında, 1,2 mm kalınlığında disk şeklinde örnekler kullanılmıştır (n= 10/grup). In-Ceram Alumina (ICA), Litografi bazlı alumina (LCMA) ve ZirkonZahn'dan oluşan üç farklı grubun biaksiyel kırılma dayanımları ISO 6872 numaralı test protokolü takip edilerek 'üç destek küreli piston' tekniği ile ölçülmüştür ve Vickers sertlik testi yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak tek yönlü ANOVA ve posthoc test olarak Dunnett T3 testleri kullanılmıştır. Mikroyapı analizleri için her grupta polisajlı yüzeylerden ve kırık yüzeylerinden çeşitli büyütmelerde SEM görüntüleri alınmıştır. Elemental analiz için EDS yöntemi kullanılmıştır. Ortalama kırılma dayanımları sırasıyla; In-Ceram Alumina (ICA ) için 147,3 MPa, Litografi Bazlı Alumina (LCMA) için 490,1 MPa, ZirkonZahn için 708,9 MPa bulunmuştur. Kırılan örnek parçaları ile yapılan Vickers sertlik testinde ise değerler; ICA için 850 VHN, LCMA için 1581 VHN, ZirkonZahn içinse 1249 VHN bulunmuştur. SEM görüntüleri incelediğinde LCM Alumina ve ZirkonZahn gruplarında oldukça homojen mikroyapı görülürken, In-Ceram alumina örneklerde homojen dağılım izlenememiştir. EDS analizleri her üç grup için de SEM görüntülerini destekler nitelikte bulunmuştur. Çalışmanın sınırları göz önünde bulundurularak, bu yeni yöntemin seramik yapıların üretiminde normal çiğneme kuvvetleri altında başarıyla kullanılabileceği söylenebilmektedir. Anahtar kelimeler: Dental seramik, , mekanik özellikler, LCM, tabakalı üretim

CAD/CAMDental materyallerDental porselen+3
İpek Aysan Meriç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Er:YAG lazer uygulamasının farklı kalınlıktaki CAD/CAM materyallerinin bükülme dayanımına etkisinin incelenmesi

Adeziv simanlar ile kullanılan tam seramik restorasyonların sökülmesi kuvvetli restorasyon – rezin siman – diş bağlantısı nedeniyle oldukça zordur. Seramik içinde transmisyona uğrayan lazer bu bağlantıyı bozmak amacıyla kullanılır. Bu çalışma Er:YAG lazerin debonding sırasında materyalin bükülme dayanımı üzerinde ve yüzeyinde meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla yapıldı. Bu çalışmada 6 farklı CAD/CAM seramik bloğu kullanıldı. Bloklardan 12 mm çapında, 0.5 mm ve 1 mm kalınlığında 40'ar adet disk şeklinde örnek hazırlandı. Hazırlanan örnekler kontrol ve lazer grubu olmak üzere rastgele 2 alt gruba ayrıldı. Kontrol grubunda hiçbir işlem uygulanmadı. Lazer grubunda Er:YAG lazer kullanılarak 500 mJ – 2 Hz ve 1000 µs (Very Long Pulse = VLP) parametreleriyle örnek yüzeylerinin tümü taranarak uygulandı. Tüm örneklere ISO 6872 standartlarına uygun olacak şekilde iki eksenli bükülme dayanıklılığı (üç top üzerine piston) testi uygulandı. Her seramik grubunda 2x2 mm boyutlarında 3 adet örnek (Kontrol, 0.5 mm lazer, 1 mm lazer) X – ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) analizi için hazırlandı. Elde edilen veriler iki yönlü varyans (ANOVA) ve LSD testleri kullanılarak analiz edildi. En yüksek değer 979.27 ± 95.41 MPa ile monolitik zirkonyum oksit seramik 1 mm kontrol grubu, en düşük değer ise 112.89 ± 20.37 MPa ile lösitle güçlendirilmiş cam seramik 0.5 mm lazer grubunda bulundu. İstatistiksel olarak lazer uygulamasının bükülme dayanımını tek başına etkilemediği; örnek kalınlığının ve seramik tipi – işlem interaksiyonunun ayrı ayrı bükülme dayanımına etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (α=0.05). Er:YAG lazerin seramik yüzeyine uygulanmasının yüzey kimyasını değiştirdiği fakat bükülme dayanımlarına olumsuz etkisinin olmadığı gözlenmiştir.

CAD/CAMDental bondingDental porselen+3
Mehmet Işıker
Gaziantep University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM ve konvansiyonel yöntem kullanılarak üretilen farklı retansiyon apareylerinin ve uygulamada kullanılan farklı yüzey pürüzlendirme yöntemlerinin etkinliğinin in vitro olarak karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı 3 farklı retansiyon apareyi ve mine yüzeyi pürüzlendirme yönteminin kırılma bağlanma dayanımı, kırılma modu, tel deformasyonu ve aşındırma yöntemlerinin mine yüzeyinde yapmış oldukları değişim açısından in vitro olarak karşılaştırılmasıdır. 270 adet sağlam alt kesici diş, ikili gruplar halinde akrilik bloklar içerisine gömüldü. Ölü yumuşak tel, CAD/CAM destekli ve fiber içerikli tel uygulanan diş blokları, asit, Er:YAG ve Er,Cr:YSGG lazer ile pürüzlendirilerek toplam 9 grupta incelendi. Yüzeylerde oluşan değişiklik taramalı elektron mikroskobu ve atomik kuvvet mikroskobu ile görüntülendi. Örneklerin bağlanma dayanımları analiz edildi. Dişlerin üzerinde kalan yapıştırıcı artıklarının değerlendirilmesi amacıyla da ARI indeksi kullanıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda; ölü yumuşak tel ve asit kullanılan grubun, en yüksek bağlanma dayanıma sahip olduğu ve aşındırma yöntemi olarak asit kullanılan tüm sabit pekiştirme aparey gruplarında bağlanma dayanımlarının diğer aşındırma yöntemlerine göre daha fazla olduğu görüldü. En fazla deformasyon ölü yumuşak tel-asit grubunda idi. Deformasyon miktarı CAD/CAM destekli tel kullanılan tüm gruplarda en az olup hiç deformasyon gözlenmedi. Bu tez çalışmasında istatistiksel değerlendirme sonucunda ARI indeks ile aşındırma yöntemleri arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edildi. Sonuç olarak asit yöntemi ile mine yüzeyinin aşındırılmasının diğer lazer uygulamaları ile karşılaştırıldığında daha üstün olduğu görüldü. Aynı zamanda asit yöntemi ve ölü yumuşak telin birlikte kullanılmasının istatistiksel olarak anlamlı olmasa da en yüksek bağlanma dayanımına sahip olduğu saptandı. CAD/CAM destekli telin hiç deformasyon göstermemesi sebebiyle klinik uygulamalarda yeniden kullanılabilme imkânı sağlayacağı ve mine yüzeyinde kalan adeziv miktarı göz önünde bulundurulduğunda hasta için daha konservatif, hekim için ise seans zamanı açısından daha avantajlı olduğu düşünüldü.

CAD/CAMDental bondingDental mine+7
Merve Aycan
Gaziantep University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

3 farklı yöntemle elde edilmiş metal altyapıların porselen ile bağlantısının değerlendirilmesi, porselen fırınlama sikluslarının kronun marjinal ve iç uyumuna etkisinin in-vitro olarak karşılaştırılması

CAD/CAM ile yumuşak metal kazıyarak metal altyapı üretme yöntemi geleneksel döküm ve lazer sinterizasyonla metal altyapı üretim yöntemlerine alternatif bir metod olarak sunulmuştur. Bu yeni teknoloji üretim süresini ve maliyeti azaltma, lazer sinterizasyondaki gibi ilave bir makine alımı gerektirmeden mevcut CAD/CAM makinesi kullanılarak klinikte kazınabilme gibi avantajlara sahiptir. Bu çalışmanın amaçları; 1) CAD/CAM ile yumuşak metal kazıyarak elde edilen tek üye kron restorasyonlarının, döküm ve lazer sinterizasyon yöntemleriyle üretilenlerle internal uyumlarını, marjinal uyumlarını 2) porselen fırınlama siklusunun marjinal ve internal uyuma etkisini ve de 3) metal-porselen bağlantısını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yumuşak metal (n=15), lazer sinterizasyon (n=15) ve geleneksel döküm (n=15) metodlarıyla sağ üst birinci molar metal die model üzerine tek üye metal altyapılar üretildi. İnternal uyumları silikon replika metodu yöntemiyle, marjinal uyumları ise bilgisayara bağlı ışık mikroskobu ve kendi yazılımıyla her yüzeyden 5 noktadan olacak şekilde ölçüldü. Daha sonra metal altyapılara porselen kalınlıkları standart olacak şekilde özel bir düzenek yardımıyla porselen uygulaması yapıldı. Ölçümler porselen uygulaması ve glaze sonrasında da tekrarlandı. İstatistiksel analizler üç yönlü-ANOVA ve Tukey-HSD (α=0,05) testleri kullanıldı. Marjinal aralık ölçüm değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,000). Buna göre kronların marjinal aralık değerleri ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla yumuşak metal kazıma için 31,4±13,8 μm, geleneksel döküm için 20,8±14,4 μm, lazer sinterizasyon için 7,3±6 μm olarak tespit edilmiştir. Metal ve porselen, metal ve glaze aşamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmasına karşılık (p=0,000), porselen ve glaze aşamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı (p=0,072) görülmüştür. Her üç grupta da porselen uygulaması sonrası marjinal aralıkta bir miktar artış görülmüştür. İnternal aralık ölçüm değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,000). Buna göre kronların internal aralık değerleri ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla geleneksel döküm için 37 ±5,7 mg, lazer sinterizasyon için 28±6,1 mg, yumuşak metal kazıma için 21,6±7,3 mg olarak tespit edilmiştir. Porselen fırınlama siklusları arasında her üç aşamada da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamakla birlikte (p>0,05) her üç grubunda internal aralığı bir miktar artmıştır. Kırılma kuvveti değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,266). Buna göre kronların kırılma kuvveti değerlerinin ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla geleneksel döküm için 360,9±155,0 N, lazer sinterizasyon için 340,7±177,8 N, yumuşak metal kazıma için 441,1±192,9 N olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda yumuşak metal kazıma yöntemi en iyi internal uyum fakat en kötü marjinal uyum değerlerine sahip çıkmış olsada, her üç grup için de elde edilen sonuçlar klinik olarak kritik kabul edilen değerlerin çok altında çıkmıştır. Bu sebeple her 3 metal altyapı üretim tekniğinin de klinik olarak kabul edilebilir marjinal aralık ve internal aralık değerlerine sahip olduğu; porselen fırınlama siklusunun internal aralıkta istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı, marjinal aralıkta ise istatistiksel olarak anlamlı bir artışa sebep olmasına rağmen klinik için kabul edilebilir olan kritik değerleri aşmadığı görülmüştür. Örneklerin kırılma dayanımları değerlendirildiğinde ise üç yöntem arasında istatistiksel olarak bir fark çıkmamıştır. Metal-seramik bağlantısını değerlendirmek için kullanılan test düzeneği geliştirilmelidir.

CAD/CAMDental bondingDental estetik+5
Nazlı Yeşilyurt Aydın
Çukurova University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM materyalleri ile üretilen endokron restorasyonların farklı kron boyu ve marjin dizaynına sahip dişlerde oluşturduğu stres dağılımının 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, farklı CAD/CAM (bilgisayar destekli tasarım / üretim) materyalleri ile üretilen endokron restorasyonların farklı kron boyu ve marjin dizaynına sahip mandibular molar dişlerde dikey ve oblik yükleme durumlarında oluşan stres dağılımlarına etkisinin 3 boyutlu (3D) sonlu elemanlar analizi ile incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Öncelikle, Wheeler Diş Anatomisi Atlası rehber alınarak kök kanal tedavili alt 1.azı dişi, ayrıca spongiöz ve kortikal kemik modelleri bir 3D modelleme yazılımı kullanılarak oluşturuldu. Ardından, kalan diş boyu 1.5 ve 3 mm olacak şekilde ve 2 farklı marjin tasarımı ile (shoulder ve butt marjin) prepare diş modelleri hazırlandı. 3 farklı CAD/CAM materyalinden (lityum disilikat cam seramik [IPS e.max CAD; EC], zirkonya ile güçlendirilmiş lityum silikat cam seramik [Vita Suprinity; VS] ve hibrit seramik [Vita Enamic; VE] üretilmiş endokron restorasyonları uygulanarak toplam 12 model elde edildi. Dişlerin okluzal yüzeylerinden 4 farklı bölgeden toplam 300 N kuvvet dik veya açılı yönde uygulandı. Her bir modelin stres dağılımları 3D-FEA yöntemi ile analiz edildi. Endokron, dentin, mine ve rezin simana ait Von Mises stresleri (VMS) ve maksimum asal gerilimler (Pmax) renkli görüntüler kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hem açılı hem de dik yükleme koşullarında endokronlarda meydana gelen stres kuvvet uygulama alanlarında yoğunlaşmıştır. Kullanılan CAD/CAM materyalleri arasında en yüksek Pmax değeri EC grubunda, en düşük değer ise VE materyalinde bulunmuştur. Minede ve rezin simanda maksimum asal gerilim değerleri genel olarak VE gruplarında VS ve EC gruplarına kıyasla daha yüksektir. Tüm modeller için dentinde en yüksek stres değerleri furkasyon bölgesinde saptanmıştır. Marjin tasarımından ve kuvvet yönünden bağımsız olarak kısa kron boyuna sahip gruplar dentinde daha düşük Pmax değerleri göstermiştir. Açılı yükleme altında dik yüklemeye göre streslerin daha geniş alana yayıldığı gözlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmanın sınırları dahilinde, CAD/CAM materyalinin, marjin tasarımının ve kalan kron boyunun endokron restorasyonlarda ve diş yapılarında meydana gelen streslerin büyüklüğü ve dağılımı açısından önemli faktörler olduğu sonucuna varıldı. Bu araştırmadan elde edilen bulguların desteklenmesi için ilerleyen dönemlerde daha fazla sayıda ex vivo ve in vivo araştırmanın gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır.

CAD/CAMCAD/CAMCam seramikler+7
Pınar Açkurt Okutan
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı bitirme işlemleri uygulanan CAD/CAM seramiklerin termal yaşlandırma sonrası renk stabilitelerinin değerlendirilmesi

Tek seansta dental restorasyonların tasarımı ve üretiminin sağlandığı CAD/CAM sistemleri günümüz diş hekimliğinde oldukça sık kullanılmaktadır. Tam kronlara estetik ve konservatif bir alternatif sunan laminate veneerler ile doğal dişin optik özelliklerini taklit etmek oldukça önemlidir. Uygulanan restorasyonların uzun yıllar ilk günkü rengini koruması ise hasta ve klinisyenler için son derece önem taşır. Bu çalışmanın amacı; CAD/CAM sistemlerinde rutin olarak kullanılan 3 farklı tam seramiğe uygulanan farklı yüzey işlemlerinin termal yaşlandırma sonrasında renk üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. 0.5 ± 0.05 mm kalınlıkta 14x12 mm ebatlarında A1 HT renginde 3 farklı seramik materyalden (LAVA Ultimate, IPS e.max CAD, VITA Suprinity) 216 örnek hazırlandı. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında, renk parametreleri (L*, a*, b*, ΔE) CIE Lab (Comission Internationale de L'Eclairage) renk sistemi kullanılarak, işlem öncesi, cila sonrası, siman sonrası ve suni yaşlandırma sonrası 4 aşamalı olarak yapıldı. Sonuçlar Varyans analizi ve Fisher LSD testi kullanılarak değerlendirildi. Rezin nano seramikler (LU) termal yaşlandırmadan sonra zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) seramiklerden daha yüksek renk değişim değerleri göstermiştir. LU ve VS için manuel cila ve glaze benzer renk değişim değeri göstermiştir (p>0.05). EC grubunda glaze işlemi manuel ve kontrol grubundan istatiksel olarak farklı sonuçlar vermiştir (p<0.05). Seramik grupları arasında zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) örneklerin glaze uygulanmış alt grubunun renk değişim değerleri klinik olarak kabul edilebilir seviyenin (ΔE<3.5) altında çıkmıştır. Tüm aşamalar için en düşük renk değişimi gösteren Vita Suprinity olmuştur. Renk stabilitesi açısından EC için glaze, LU ve VS için glaze işlemine alternatif olarak manuel cila önerilebilir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, tam seramikler, yüzey bitirme işlemleri, renk stabilitesi

CAD/CAMDental porselenDiş renk değişikliği+1
Funda Soysal
Gaziantep University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Seramik esaslı CAD/CAM materyallerinde bitim ı̇şlemleri sonrası yüzey pürüzlülüğü ve bakteri tutulumunun değerlendirilmesi

Diş hekimliğinde estetik beklentilerin artmasıyla birlikte metal destekli restorasyonların yerini seramik restorasyonlar almaya başladı. Seramik materyaller içerisinde en çok kullanılan materyaller feldspatik seramik, lösitle güçlendirilmiş cam seramik, lityum disilikat ile güçlendirilmiş cam seramik ve zirkonya ile güçlendirilmiş cam seramiktir. Bu çalışmanın amacı seramik materyallerin en ideal bitim işlemini; yüzey pürüzlülüğü ve bakteri tutulumu parametreleri yardımıyla tespit edilerek restorasyonları en ideal şekilde hazırlamaktır. Çalışmada kullanılacak olan 4 farklı seramikten 1 mm kalınlığında 120 örnek hazırlanması planlanmıştır. Her seramik grubundan elde edilen örnekler üç alt gruba ayrıldı. 10' ar örnek manuel cila, 10'ar örnek glaze işlemi,10'ar örnek kontrol grubu olarak planlandı. Her gruptan birer örnek de SEM analizi için hazırlandı. Oluşturulan örnekler herhangi bir bitim işlemi uygulanmadan optik profilometre yardımıyla yüzey pürüzlüğü değerleri ölçüldü. Uygulanan yüzey işlemleri sonrası yüzey pürüzlülük değerleri ölçülüp karşılaştırılması yapıldı. Her gruptan birer örneğe yüzey görüntülemesi için SEM analizi yapıldı. Elde edilen örneklerin yüzeylerinde bakteri tutulumu olup olmadığı anlaşılmak üzere bakteri tutulumu testi uygulanmıştır. Çalışmamızın sonucunda polisaj işlemi uygulanan örneklerin, glaze işlemi uygulanan yüzeylere göre seramik yüzeyinde daha pürüzsüz alanlar bıraktığı, farklı polisaj işlemlerinin farklı seramik yüzeylerde benzer pürüzlülük değerleri ortaya koyduğu, farklı glaze işlemlerinin farklı seramik yüzeylerde benzer pürüzlülük değerleri ortaya koyduğu gözlenmiştir. Elde edilen değerler sonucu en fazla bakteri tutulumu feldspatik glaze, feldspatik kontrol ve vıta suprınıty polisaj grubunda gözlenmiştir.

BakterilerCAD/CAMDental materyaller+3
Mahmut Erçil
Gaziantep University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Atmosferik basınçlı plazma ve geleneksel yüzey modifikasyon yöntemleri uygulanan CAD/CAM zirkonya blokların farklı rezin simanlarla bağlantı dayanımlarının değerlendirilmesi

Monolitik zirkonya restorasyonlara olan ilgi, CAD-CAM sistemlerinin de geliştirilmesiyle giderek artmıştır. Zirkonya restorasyonların uzun dönem klinik başarısı zirkonya ile rezin siman arasındaki adezyona bağlıdır. Bu tez çalışmasının amacı, zirkonya ile rezin siman arasındaki bağlantı gücünün arttırılmasına yönelik uygulanan atmosferik basınçlı plazma ve farklı yüzey modifikasyon yöntemlerinin zirkonyanın yüzey özelliklerine ve adeziv rezin siman sistemlerine bağlanma dayanımına etkisinin değerlendirilmesidir. Vita YZ HT monolitik zirkonya diskinden elde edilen 180 adet zirkonya örneğin yüzeyine kontrol, kumlama, lazer, plazma, primer, kumlama+primer, lazer+primer, plazma+primer, lazer+plazma+primer olmak üzere 9 farklı yüzey işlemi uygulanmıştır. Her gruptan 10ar örneğin yüzey pürüzlülüğü ve temas açısı değerleri ölçülmüş, her gruptan birer örneğe SEM-EDS ve AFM analizleri yapılmıştır. Örneklerin yarısına Rely X Ultimate Clicker adeziv rezin siman, diğer yarısına Theracem self-adeziv rezin siman uygulanmıştır. Örnekler 37ºC sıcaklıktaki distile suda 24 saat boyunca bekletilmiş, ardından makaslama bağlantı testine tabi tutulmuşlardır. Başarısızlık tipleri stereomikroskop ile incelenmiş, SEM görüntülemeleri yapılmıştır. Kumlama, primer, kumlama+primer, plazma+primer ve lazer+plazma+primer yüzey işlemlerinin Ra değerleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksektir. Kumlama, plazma ve lazer gruplarının temas açısı değerleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşüktür. Theracem siman grubunda en yüksek makaslama bağlanma değeri kumlama+primer grubunda gözlenirken bunu sırasıyla plazma+primer ve lazer+plazma+primer grupları izlemiştir. Rely X Ultimate Clicker siman grubunda en yüksek makaslama bağlanma değeri lazer+plazma+primer grubunda gözlenirken bunu sırasıyla kumlama+primer, plazma+primer ve lazer+primer grupları izlemiştir. Her iki siman grubunda da yüzey işlemi sonrası primer uygulaması makaslama bağlanma değerlerini anlamlı bir şekilde yükseltmiştir. Atmosferik basınçlı plazma tek başına uygulandığında zirkonyanın ıslanabilirliğini anlamlı olarak arttırmıştır ancak primer ile kombine kullanıldığında makaslama bağlanma değerlerini kontrol grubuna göre anlamlı olarak arttırabilmiştir. Plazma+primer uygulaması öncesinde lazer uygulamasının anlamlı bir etkisi olmamıştır. Zirkonya-rezin siman bağlantı dayanımının arttırılmasında kumlama+primer ve plazma+primer uygulamaları etkin prosedürlerdir. Anahtar Kelimeler: bağlantı dayanımı, CAD/CAM, lazer, monolitik zirkonya, plazma, rezin siman

CAD/CAMDental bondingDental materyaller+3
Gülay Kamiş
Fırat University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM sistemi ile üretilen modifiye peek, nanohibrit seramik, monolitik zirkonyum endokronların kırılma dayanımların karşılaştırılması

Bu in vitro çalışmada CAD/CAM teknolojisi yardımı ile hazırlanan üç farklı materyalden elde edilen endokronların kırılma dayanımlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Otuz adet periodontal ve ortodontik planlamalar sebebiyle çekilmiş benzer morfolojiye sahip mandibular 1. molar dişler rasgele gruplara ayrılmıştır (n=10). Örneklere kök kanal tedavisi uygulanmasının ardından endokron preparasyonları gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki gruplar; Grup 1; Monolitik zirkonyum endokron (KATANA UTML Zirconia, Kuraray Noritake INC., Okayama, Japonya), Grup 2; Nanohibrit seramik endokron (Cerasmart, GC Corp., Tokyo, Japonya), Grup 3; Kompozit ile veneerlenmiş modifiye PEEK (JUVORA, Juvora Ltd. Thornton Cleveleys, Lancastershire, İngiltere) endokronlar şeklindedir. Örneklerin simantasyonu dual cure rezin siman (Panavia F 2.0, Kuraray Noritake INC., Okayama, Japonya) ile gerçekleştirilmiştir. Örneklerin yaşlandırma işlemi dual akslı çiğneme simülatöründe 120.000 siklus, 1.86 Hz, 49 N parametreleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kırılma dayanımı testi için universal test cihazı (İnstron cihazı 3345, Norwood, MA, ABD) yardımıyla dişin uzun aksı boyunca örnek kırılıncaya dek 1 mm/dk. kafa hızıyla yükleme gerçekleştirilmiştir. Kırılmaya sebep olan sıkışma dayanıklılığı değeri Newton (N) cinsinden hesaplanıp kaydedilmiştir. Parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Oneway Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey HDS testi kullanılmıştır. Monolitik Zirkonyum Endokron grubunun kırılma dayanımı ortalaması (2496,5±189,1 N); Modifiye Peek Endokron (1728,2±139,2 N) ve Nanohibrit Seramik Endokron (1248,8±107,6 N)gruplarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Modifiye Peek Endokron grubunun kırılma dayanımı ortalaması; Nanohibrit Seramik Endokron grubundan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Çalışmamızda CAD/CAM sistemi ile üretimi gerçekleştirilen monolitik zirkonyum endokron grubunun kırılma dayanımı diğer gruplardan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Çalışmada yer alan üç materyalin de ağız içi maksimum çiğneme kuvvetlerinin ortalamasına kıyasla çok daha yüksek değerde kırılma dayanımı göstermiştir. Çalışmada kullanılan üç materyalinde endokron üretiminde molar dişler için kullanımının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: CAD/CAM, endokron, PEEK, kırılma dayanımı

CAD/CAMDental materyallerDental porselen+4
Gülsüm Sena Çiriş
Fırat University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM ile üretilmiş polietereterketon post sistemlerinin dentine bağlanma dayanımlarının itme testi ile değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı farklı içerikteki PEEK materyalleri kullanarak hazırlanan dental postların dentine bağlanma dayanımlarının itme testi ile değerlendirilmesi ve ayrılma tiplerinin karşılaştırılmasıdır. Çeşitli sebeplerle çekilmiş 60 tane mandibular premolar diş rastgele 3 gruba ayrıldı (n=20). Her bir gruptaki dişin koronali, mine-sement sınırının 2 mm apikalinden kesildi. Kanal içi post preparasyonu yapılmış dişlere CAD/CAM yöntemi ile her biri farklı içerikteki PEEK materyalinden 20'şer adet kişisel post elde edildi. Elde edilen postların yarısına Monobond, diğer yarısına Visiolink bağlanma ajanları uygulandı. Panavia F 2.0 dual kür rezin siman ile simante edildi. Her bir dişten koronal, orta, apikal olmak üzere 1-mm kesitler alındı. 180 adet dentin diski elde edildi ve 0.5 mm/dk hızla geleneksel test cihazında bağlanma dayanımı başarısız olana dek itme kuvveti uygulandı. Bağlanma dayanımın başarısız olduğu değerler MPa cinsinden kaydedildi. Çalışmada, istatistiksel analiz için ANOVA testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak 0,05 kullanılmış olup; p<0,05 olması durumunda anlamlı bir farklılığın olduğu, p>0,05 olması durumunda ise anlamlı bir farklılığın olmadığı belirtilmiştir. Bağlanma dayanımı (MPa) üzerine etki eden faktörler incelendiğinde; materyallerin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır (p<0,05). Kesitlerin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır (p<0,05). Bond türünün bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır (p<0,05). Materyal ve kesit etkileşiminin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmamaktadır (p>0,05). Materyal ve bond etkileşiminin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmamaktadır (p>0,05). Kesit ve bond etkileşiminin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmamaktadır (p>0,05). Materyal, kesit ve bond etkileşiminin bağlanma dayanımı (MPa) üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmamaktadır (p>0,05). Postlar ve adeziv rezin simanlar arasındaki bağlanma dayanımı başarısızlık tipleri steromikroskop ile 40x büyütmede incelendi. Gruplar içerisinde en fazla oranda adeziv başarısızlık olduğu rapor edildi. Yapılan çalışma sonucunda saf PEEK ve modifiye PEEK materyallerinden üretilen postlar klinik kullanımda başarı göstereceği konusunda umut vermiştir. Anahtar kelimeler: Post, Rezin Siman, Polieter Eter Keton, PEEK, Bağlanma dayanımı, İtme Testi

CAD/CAMDental bondingDental materyaller+3
Ümran Tural
Fırat University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM yardımıyla kişiye özel hazırlanmış polietereterketon post-korların kırılma dayanımlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada farklı kompozisyondaki CAD-CAM ile üretilmiş PEEK materyallerinden kişiye özgü hazırlanan post-korların kırılma dayanımlarının ve kırılma tiplerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamızda kök boyu boyutları eşit olan 60 adet insan mandibular birinci premolar dişi 6 gruba ayrılarak (n=10) kök kanal tedavileri yapılmış ve dişler mine sement sınırının 2 mm üzerinden köklerinden ayrılmıştır. Dekoronasyon işlemi sonucunda dişlere 1 mm genişlikte shoulder basamak oluşturulup 2 mm yüksekliğinde ferrule elde edildi. Kırılma dayanımı testi için dişlere 1.6 mm çapındaki drillerle 10 mm derinliğinde post boşlukları oluşturuldu. Çalışmamızda post kor grupları; Everstick Cam Fiber Post Kor (Grup GF), Zirkonya Post Kor (Grup Z), Metal (Cr-Co) Post Kor (Grup M), Doldurucusuz saf PEEK Post Kor (GrupUP), %80 PEEK ile % 20 TiO2 Dolduruculu Post Kor (Grup TP), %80 PEEK ile %20 Seramik Dolduruculu Post Kor (Grup CP) olmak üzere 6 gruptan oluşturuldu. Post yuvalarına Everstick cam fiber, zirkonya, krom-kobalt (Cr-Co) metal, saf PEEK, %20 titanyum dioksit (TiO2) içerikli PEEK, %20 nanoseramik içerikli PEEK postlar uygulandı. Örnekler için koping oluşturuldu, simante edildi. Universal test cihazı ile dişin uzun aksına 135o eğimle statik yükleme yapıldı. Gruplar arasında ortalama kırılma dayanımı istatistiksel olarak Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ile değerlendirildi ve post hoc Tukey HSD testi kullanılarak farka neden olan durumlar tespit edildi. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre gruplar arasında ortalama kırılma dayanıklılığı yönünden anlamlı farklılık bulundu (F=7,830 ve p<0.05). Z grubu (409,34 N) UP grubundan 286,64 N), CP grubundan (298,00N) ve TP grubundan (280,08 N) anlamlı ölçüde daha yüksekti. M grubu (376,17 N) UP grubundan (286,64 N) ve TP grubundan (280,08 N) anlamlı ölçüde yüksekti. Diğer grupların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Z grubunda tamir edilebilir kırılma tipleri çoğunlukta olurken; diğer tüm gruplarda tamir edilemeyecek kırılma tipleri çoğunlukta bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda tüm gruplar içerisinde zirkonya postlar kırılma dayanımı açısından en dayanıklı grup olurken TiO2 içerikli PEEK grubu en düşük kırılma dayanımına sahip grup olmuştur. Saf PEEK ve PEEK kompozit materyallerinin klinikte post materyali olarak kullanılabilmesi için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Polietereterketon, PEEK, kırılma dayanımı, post, post-kor

CAD/CAMDental materyallerDental stres analizi+2
Ayetullah Direk
Fırat University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM sistemleri ile elde edilebilen estetik restorasyonların optik özelliklerinin farklı yüzey bitirme prosedürleri ve yaşlandırma işlemi sonrasında in-vitro olarak değerlendirilmesi

Nanoseramik ve hibrit materyallerin üretilmesi ile seramik ve kompozit materyallerinin avantajlarını bir araya getirmek amaçlanmıştır. Estetik restorasyonlarda kullanılan bu materyaller, CAD/CAM sistemleri ile üretim sonrası farklı yüzey bitirme işlemleri ile hazırlanabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı; farklı kimyasal içerikli 5 adet estetik CAD/CAM materyalinin optik özelliklerini, farklı yüzey bitirme işlemleri ve UV yaşlandırma işlemi sonrasında değerlendirmektir. Bu çalışmada, Lava Ultimate (LU), Cerasmart (CE), Vita Enamic (EN), Vita Suprinity (SP) ve Vita Mark II (VM) materyalleri kullanıldı. Toplam 150 adet dikdörtgen şekilli örnek (14×12×1mm) A1 renginde, düşük hızlı kesme cihazı kullanılarak hazırlandı (Micracut 125 Low Speed Precision Cutter, Metkon, Türkiye) (n=10). Renk ölçümleri, manuel polisaj (M), glaze (G), kontrol (K) olmak üzere farklı yüzey bitirme prosedürleri ve UV yaşlandırma işlemi sonrasında spektrofotometre cihazı ile (Vita Easyshade Advance 4.0, Vita Zahnfabrik) gerçekleştirildi. L*, a*, b*, C (kroma) ve h (hue) parametreleri kaydedildi ve ΔE* değerleri hesaplandı. Veriler, İki Yönlü Anova Testi, Fisher's LSD Test ve Eşleştirilmiş Örneklemler T-Testi ile istatistiksel olarak değerlendirildi (p<0,05). SP ve VM blokları için glaze tekniği, diğer yüzey bitirme işlemi gruplara göre anlamlı derecede yüksek L1* değeri ile sonuçlanmıştır (p<0,05). LU, CE, SP ve VM materyallerinin kontrol alt grubuna ait b1* değerleri, manuel polisaj ve glaze gruplarına göre anlamlı fark göstermiştir. SP materyalinin C1 değeri, diğer materyallere göre yüksek bulunmuştur (p<0,05). En yüksek h1 değeri LUG grubunda elde edilmiştir (p<0,05). UV yaşlandırma işleminden sonra, seramik-polimer materyallere ait alt gruplarda elde edilen L1*-L2*, a1*- a2*, b1*-b2*, C1-C2 ve h1-h2 parametreleri arasındaki fark; LUG (p¬¬=0,158), CEK (p¬¬=0,314) ve CEG (p¬¬=0,215) gruplarının h1-h2 değeri hariç anlamlı düzeydedir. Nanoseramik ve hibrit materyallerde, yaşlandırma sonrası renk değişim değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). En yüksek ∆E* değeri LU glaze grubunda bulunurken (∆E*=22,7), en düşük ∆E* değeri VM kontrol grubunda (∆E*=0,86) elde edilmiştir. En yüksek ortalama renk değişimi değeri, LU (∆E*=20,18) materyalinde izlenmiş, onu sırasıyla CE (∆E*=16,64), EN (∆E*=5,77), SP (∆E*=1,93) ve VM (∆E*=1,26) materyalleri takip etmiştir. SP ve VM malzemelerinin ∆E* değerleri arasında anlamlı fark bulunamamıştır (p˃0,05). Glaze uygulaması, LU ve CE malzemelerinde daha yüksek ∆E* değeri elde edilmesine neden olmuştur (p<0,001). EN materyali, glaze uygulaması sonrası (∆E*=4,64); manuel polisaj (∆E*=6,6) ve kontrol (∆E*=6,09) gruplarına oranla daha düşük renklenme oranı göstermiştir. SP ve VM malzemelerinde yaşlandırma sonrası renk değişimi değeri, yüzey bitirme prosedüründen etkilenmemiştir (p˃0,05). Estetik gereksinimin yüksek olduğu özellikle anterior bölgedeki vakalarda, nanoseramik ve hibrit materyaller yerine, seramik malzemelerinin seçimi daha iyi bir tercih gibi görünmektedir. Renk stabilitesi açısından, LU ve CE materyallerine manuel polisaj, EN materyaline glaze uygulaması önerilebilir. Seramik materyallerde, manuel polisaj tekniği kullanılarak, glaze uygulanmış yüzeyler ile karşılaştırılabilir özellikte yüzeyler elde etmek mümkündür. Anahtar sözcükler: CAD/CAM, nanoseramik, hibrit materyal, renk, UV yaşlandırma

CAD/CAMDental materyallerDental porselen+6
Hamiyet Kılınç
Karadeniz Technical University
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İki farklı materyal ile hazırlanan endokron restorasyonların basma dayanımı dirençlerinin karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızın amacı, farklı materyallerden CAD/CAM tekniği ile hazırlanan farklı kavite derinliklerine sahip endokron restorasyonların basma dayanımı dirençlerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, toplam 40 adet, çekilmiş insan alt birinci molar dişi kullanıldı. Dişlere standart kanal tedavisi işlemi uygulanıp, endokron preparasyonu yapıldı. Endokronlar kullanılan CAD/CAM materyaline (lityum disilikat seramik IPS e.max CAD, polietereterketon (PEEK) göre her grupta 20 adet olacak şekilde rastgele iki gruba ayrıldı. Ayrıca her grup santral retansiyon kavite derinliği 2 mm (n = 10) ve 4 mm (n = 10) olan iki gruba ayrılarak toplam 4 grup oluşturuldu. Restorasyonlar kimyasal polimerize olan Super-Bond C&B (Sun Medikal Company, Kyoto, Japonya) rezin siman kullanılarak dişlere simante edilmiş ve örnekler distile suda 37°C'de 24 saat süreyle bekletildi. Daha sonra tüm örnekler 5°C ve 55°C arasında 5000 döngülük termal siklus işlemine tabi tutuldu. Üniversal test makinesi ile bukkal tüberkülün uzun eksenine 45 derece açıyla 0,5 mm / dk hızla, kırık oluşana kadar yükleme yapıldı. Restorasyonların maksimum kırılma dayanıklılığı (Newton) değerleri kaydedildi. Örneklerin kırılma tipleri incelenip, fotoğraflanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics Version 21 paket programı ile analiz edildi. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testinden yararlanıldı. Bulgular: Kırılma değerleri bakımından materyaller arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Lityum disilikat endokronlar (848,4±90,34 N), polietereterketon endokronlar (507±90,85 N) grubuna göre yüksek kırılma direncine sahip bulundu. Kavite derinliğine göre kırılma değerleri bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). 4 mm kavite derinliğine sahip lityum disilikat endokronların kırılma değeri (912,8±68,22 N), 2 mm kavite derinliğine sahip lityum disilikat endokronların (784±57,95 N), 2 mm kavite derinliğine sahip PEEK endokronların (498,7±92,61 N) ve 4 mm kavite derinliğine sahip PEEK endokronların (515,3±93,24 N) kırılma değerlerine göre yüksektir. Sonuç: Lityum disilikat cam seramik endokronların, polietereterketon endokronlara göre yüksek kırılma dayanımı gösterdiği bulundu. Kavite derinliği ile gruplar arasında ilişki incelendiğinde, kavite derinliği arttıkça kırılma dayanımının arttığı sonucuna varıldı.

CAD/CAMDental restorasyonDental stres analizi+3
Esengül Sezgin
Dicle University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Atklı örme teknolojisindeki yeniliklerin giysi tasarımına etkilerinin incelenmesi: Dikişsiz kadın giysi tasarımı örneği

Teknoloji günümüzde moda ve tekstil tasarımı alanını da etkilemiş, tasarım unsurları teknolojiden bağımsız düşünülemez hale gelmiştir. Tekstil ve moda alanında yeni bir teknoloji olan dikişsiz örme teknolojisi eski kes ve dik üretim yöntemlerinden farklı olarak örme ürünlerin tek parça halinde üretilebilmesini sağlar. Üretim sürecinin teknolojiyle bağlantılı olması tasarım sürecine de teknolojinin dâhil edilmesini gerektirmiştir. Bu sebeple tasarım süreci CAD programları ile bilgisayar ortamında yürütülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın ana amacı atkılı örme teknolojisindeki yeniliklerin giysi tasarımına etkilerini incelemek, üretici, tüketici ve çevre adına birçok katkı sağlayan dikişsiz örgü teknolojisinin tasarım adına ne gibi avantaj ve dezavantaj sunduğunu belirlemeye çalışmaktır. Bir diğer amaç ise örmecilikte kullanılan dikişsiz giysi teknolojisi ile birlikte CAD yazılımlarını incelemek ve sağladıkları olanakları, kadın giysi tasarımı çalışmaları üzerinden uygulamalı olarak araştırmaktır. Tez kapsamında dikişsiz örme teknolojisine yönelik on parçalık koleksiyon Adobe Photoshop, Adobe Illustrator programları kullanılarak oluşturulmuştur. Koleksiyon tasarımlarından beş tanesi SDS-ONE APEX 3 programında üç boyutlu simülasyonlara dönüştürülmüştür. Üç boyutlu tasarımları oluşturulan giysilerden üç tanesi Shima Seiki Wholegarment makinelerinde dikişsiz şekilde üretilmiştir. Çalışmanın bulguları Wholegarment teknolojisinin ve CAD sistemlerinin avantaj ve dezavantajlarına dair tasarımcı teknisyen rolü, Wholegarment teknolojisinin tasarımsal yeterliliği ve üretim süresi, Wholegarment teknolojisinde baskı kullanımı, iki ve üç boyutlu yazılım parametreleri ele alınarak sunulmuştur ve bu parametreler çerçevesinde öneriler geliştirilmiştir. Parametreler doğrultusunda dikişsiz örme teknolojisi ve CAD sistemlerinin günümüzde bazı dezavantajları bulunmasına rağmen gelişen teknolojiyle ve etkin tasarımcı, teknisyen iş birliği ile moda ve tekstil sektöründe çok daha fazla potansiyele sahip olacağı ön görülebilir. Üretim ve tasarım süreci paydaşlarına düşen mevcut potansiyeli geliştirmek ve ortaya çıkarmak olacaktır.

Bilgisayar destekli tasarımCAD/CAMGiysi tasarımı+1
Semay Tanyer
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı içeceklerin CAD/CAM destekli geçici protez materyallerinin renk stabilitelerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, farklı içeceklerin üç farklı CAD/CAM geçici protez materyalinin renk stabilitelerine olan etkisininin in vitro olarak karşılaştırılmalı değerlendirilmesi amaçlandı. Bu amaçla Vita CAD Temp (Vita Zahnfabrik, Almanya), artBloc Temp (Merz Dental, Almanya) ve Telio CAD (Ivoclar Vivadent, Lihtenştayn) geçici protez materyalleri kullanıldı. Bu materyal gruplarının her birinden 40'ar adet olmak üzere toplam 120 adet, dikdörtgen şeklinde 2 mm kalınlığında 8 × 15 mm ebatlarında örnekler hazırlandı. Çalışmada kontrol grubu olarak distile su kullanıldı. Nescafe Xpress, Fuse Tea ve Red Bull solüsyonlarından ise üç farklı çalışma grubu hazırlandı. Örneklerin renk ölçümleri bir spektrofotometre (Vita Easyshade,Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Germany) ile üç farklı zaman aralıklarında: solüsyonlara daldırılmadan önce, solüsyonlarda yaşlandırıldıktan sonra 1. ve 14. günlerde gerçekleştirildi. Elde edilen renk parametreleri kullanılarak CIE L*a*b* (ΔE*) ve CIEDE2000 (ΔE00) sistemine göre renk değişimleri hesaplandı. Elde edilen sonuçlar çift yönlü ANOVA ve Tukey testi ile değerlendirildi. Tüm örneklerde renk değişimleri belirlendi. Solüsyonların materyallerin renk değişimlerine olan etkileri arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p˂0.05). Elde edilen bulgulara göre 1. ve 14. günün sonunda en düşük ΔE* ve ΔE00değeri distile su içerisinde bekletilen Vita CAD Temp örnek gruplarında görüldü. Farklı solüsyonlarda bekletilen tüm geçici protez materyallerinde renk değişiklikleri meydana gelmiştir. Ancak bu değişiklikler klinik olarak fark edilebilir seviyede değildir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM blok, renk stabilitesi, geçici restorasyon, spektrofotometre.

CAD/CAMDental materyallerDental restorasyon+5
Canan Sabak
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı tekniklerle yapılan yapay yaşlandırmaların monolitik CAD/CAM materyallerinin optik özelliklerine etkisinin incelenmesi

Restoratif materyallerin optik özelliklerinde, intraoral koşullar nedeniyle zamanla değişim meydana gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, bilgisayar destekli tasarım bilgisayar destekli üretim (CAD/CAM) teknolojisi ile kullanılabilen farklı içerikteki materyallerin, 3 farklı teknikle yapılan yapay yaşlandırma sonrası optik özelliklerindeki değişimi incelemek ve karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu çalışmada, yüksek translusensiye sahip A1 renginde GC LRF(GC), IPS Emax Cad (EM), IPS Empress Cad (ES) ve Celtra Duo (CD) blokları kullanıldı. 4 farklı materyalden toplam 120 adet örnek, otomatik yüksek hızlı hassas kesim makinesi (Metkon Micracut 201, Bursa, Türkiye) yardımı ile su soğutması altında 1±0,05 mm kalınlığında hazırlandı. Örneklerin L*, a*, b* değerleri beyaz, siyah ve gri zeminde spektrofotometre ile (Easy Shade V, Vita Zahnfabric; Almanya) ölçüldü. Ölçülen bu değerler işaretlenen her bir örnek için kayıt altına alındı. Ultraviyole (UV) ile yaşlandırma, termal döngü (TD) ve otoklavda yaşlandırma (O) işlemleri sonrası örneklerin optik ölçümleri aynı koşullarda tekrarlandı. ∆E00, TP001 ve TP002 değerleri CIEDE2000 formülüne göre hesaplandı. Veriler, 2-yönlü varyans analizi (ANOVA), Fishers LSD ve Eşleştirilmiş Örneklemler T-Testi ile istatistiksel olarak değerlendirildi (P≤0,05). Yapay yaşlandırma uygulamaları sonrası en yüksek ∆E00 değeri EMUV grubunda, en düşük ∆E00 değeri ESO grubunda görüldü. Yapay yaşlandırma yönteminden bağımsız olarak anlamlı derecede en az renk değişimine uğrayan materyal GC olurken; CD, EM ve ES grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. UV ile yaşlandırma anlamlı derecede daha fazla renk değişimine sebep olurken, termal döngü ve otoklavda yaşlandırma yöntemleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. TP00 parametresinin GCTD ve EMUV gruplarında yaşlandırma işlemleri sonrası anlamlı derecede azaldığı belirlendi. Yapay yaşlandırma işlemleri sonrası tüm gruplarda ∆E00 değerinin klinik olarak gözlemlenebilir seviyenin altında (ΔE00 <1,30) sonuç verdiği görüldü. Farklı tekniklerle yapılan yapay yaşlandırmalarda UV yaşlandırma en fazla renk değişimine neden oldu.

CAD/CAMDental porselenDiş hastalıkları+3
Gülsüm Ceyhan
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00

Related subjects