Central Bank
142 theses under this subject heading
Reaction of central banks to federal reserve at zero lower bound
This study has been carried out on 25 different economies so as to determine how much central banks give place to federal reserve in reaction functions and to what extent this reaction changed with the effect of the financial crisis of 2008. The model to which federal funds rate was added as an independent variable was tested with OLS econometric method separately for 2000-2007 and 2008-2014 periods. According to the empirical evidence, the reaction of most of the countries to the US economy, which is the leading country of the world's biggest economies, turned out to be statistically 5% significant at the level of significance. However, together with this reaction's continuation for many countries after the crisis, it changed dramatically for each country when examined country-by-country. In addition, time varying regression method was used in this study so as to both differentiate it from literature and also to confirm the results with a different method. First findings were accordingly strengthened with the obtained results. Keywords: Monetary Policy, Taylor Rule, Time Varying Regression, Zero Lower Bound
Transmission of advanced economies central banks' and Central Bank of Republic of Turkey's monetary policies to Turkish financial system
In this study, effects of unconventional monetary policies which are implemented by advanced economies to Turkish financial markets are analyzed. When Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) policies are evaluated with advanced economies' policy stance, the response of domestic market rates to CBRT policy decisions may change. To shed light to this issue this study suggests an empirical VAR model. According to the findings, short term market sensitivity against both domestic and international improvements was affected mainly by primary policy tool of CBRT. US dollar exchange rate is quite effective on the long term indicator.
TCMB'nin makro ihtiyati politikalarının Türk bankacılık sektörüne etkisi
Bu çalışma 2008 küresel finans krizi sonrası TCMB'nin uyguladığı makro ihtiyati politikaların Türk bankacılık sektörünü nasıl etkilediğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada en küçük kareler yöntemi kullanılarak 2005 Aralık-2015 Aralık dönemine ait 121 ay için Türkiye'deki kamu mevduat bankalarının, özel mevduat bankalarının, yabancı mevduat bankalarının ve katılım bankalarının kredi ve mevduat değerleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; TCMB'nin uyguladığı makro ihtiyati politikaların mevduatın ortalama vadesinin uzaması ve özellikle kamu mevduat bankalarındaki kredi büyümesinin kontrol altında tutulması konularında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
A text mining analysis of Central Bank communication: An application to emerging market Central Banks
In this dissertation, I investigate the communication texts of monetary policy committee meetings of emerging market economies (EMEs) by applying the text mining method. The objective is to quantify the recent changes in these communication texts using readability, clarity and sentiment indicators. The international economic institutions and financial markets hold the view that the central banks of Brazil, Hungary, Indonesia, Malaysia, Poland, Russia, South Africa, South Korea and Turkey have initiated significant changes in their monetary policy communication strategies and procedures following the tectonic shifts introduced by major central banks such as forward policy guidance. I tried to answer the following research questions: "Is there a common language used among our sample EM central banks?". "How has the common language usage changed in the last ten years?". "How much has the readability level of the meeting statement texts changed?". How has communication affected the effectiveness of EM monetary policies? Our empirical results reveal the effectiveness of EM CB communication strategies and policies-in place in recent years.
Merkez bankası bağımsızlığının enflasyon ve enflasyon belirsizliği üzerine etkisi: BRICS-T ülkeleri örneği
İktisat teorisinde, fiyat istikrarını sağlamada merkez bankası bağımsızlığının önemi, siyasi ve parasal otorite arasında net bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir. Bu ayrım, ekonomik büyüme ve işsizlik gibi değişkenler üzerinde minimum etki sağlarken enflasyonu etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. 1970'lerde ortaya çıkan ve bugün de devam eden merkez bankası bağımsızlığının kurulması, merkez bankasını hükümet müdahalesinden korumayı ve böylece enflasyonist önyargıları hafifletmeyi ve hatta ortadan kaldırmayı amaçlayan vazgeçilmez bir düzenleyici önlem olarak görülüyor. Bu çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile hem enflasyon seviyeleri hem de enflasyon belirsizliği arasındaki ilişkiyi ampirik olarak inceleyerek mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Çalışmada, 1995-2017 dönemi BRICS-T ülkeleri verileri kullanılarak panel veri analizi ile incelenmiştir. Bulgular birkaç dikkate değer sonucu ortaya koymaktadır. İlk olarak, çalışma BRICS-T ülkelerinde merkez bankası bağımsızlığı düzeyi ile enflasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki tespit etmektedir. Bu, daha yüksek bir bağımsızlık derecesinin daha düşük enflasyon oranları ile ilişkili olduğu anlamına gelir. Ek olarak, çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile enflasyon belirsizliği arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki ortaya koymaktadır. Bu durum, bağımsızlık düzeyi arttıkça enflasyon belirsizliğinin de artma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, merkez bankası bağımsızlığı, enflasyon ve enflasyon belirsizliği arasındaki karmaşık dinamiklere ışık tutarak politika yapıcılar, merkez bankaları ve para politikası etkinliği ve makroekonomik istikrarla ilgilenen araştırmacılar için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu ilişkileri yönlendiren temel mekanizmaları araştırmak ve ülkeler ve zaman dilimleri arasındaki potansiyel farklılıkları değerlendirmek için daha fazla analiz yapılması garanti edilir.
Central Bank independence and stability
This study examines the impact of stability and institutional indicators on Central Bank Independence (CBI) using a fixed effects panel data analysis for 51 countries from 2008 to 2017. Stability indicators include Past Inflation, Financial Depth, Trade Openness, Total Government Debt, Current Account Balance, and GDP per Capita, while institutional indicators encompass Control of Corruption, Government Effectiveness, Political Stability, Rule of Law, Voice and Accountability, and Regulatory Quality. The analysis adopts a broader measure of CBI developed by Romelli (2022). This paper aims to enrich the literature by investigating how these indicators shape the independence of central banks in the post-global crisis era, providing valuable insights for policymakers and shedding light on essential elements that affect the autonomy of central banks. It contributes to the existing literature by considering two additional important variables- Current Account Balance and Total Government Debt- which have been largely overlooked in previous studies. Based on the panel data analysis conducted with the Driscoll & Kraay robust estimator, while all models turned out to be statistically significant, only Past Inflation, Trade Openness, Government Debt, and Control of Corruption were statistically significant at the variable level. The remaining variables did not turn out to be significant in any model.
Küresel kapitalist dönemde merkez bankacılığının dönüşümü: Türk Merkez Bankası örneği
Merkez Bankaları ve kapitalizm, uzunca bir geçmişe sahiptir. Ancak, özellikle kapitalizmde 1980 sonrası dönemde geçirilen dönüşümle birlikte hem gelişmiş hem de az gelişmiş ülkelerin finansal kapitalist sisteme entegrasyonunda merkez bankalarının bağımsızlığı ve rolü kritik bir öneme sahip olmuştur. Akademik çalışmalarda Merkez Bankaları ile ilgili tartışmalar genel olarak bağımsızlıkları üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak bu kurumlar, bağımsızlık tartışmalarının ötesinde birçok farklı anlam taşımaktadırlar. Hem kamusal alan hem de özel alan ile olan ilişkileri, tıpkı kapitalizmde olduğu gibi, zaman içerisinde dönüşüm göstermiştir. Benzer şekilde finansallaşma döneminde de bir dönüşüm yaşanmıştır. Finansal dönemde ortaya çıkan apolitikleştirme söylemi ile birlikte ekonominin siyasetten bağımsız yönetilmesine yönelik düşünce oluşmuştur. Böylelikle ekonominin uluslararası finansal kurumlar tarafından yönetilmesi amaçlanmıştır. Bu kurumlar tarafından dayatılan politikaların bütün ülkelerde benzer olması ve yerelde takibi için devlet-kapitalizm ilişkisinin her iki tarafında da bulunan bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur. Bu görev özellikle finansal yapılarla ilişkisi de düşünüldüğünde merkez bankalarına verilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada küresel kapitalizmin ve finansallaşmanın yükseliş nedenleri incelendikten sonra apolitikleştirme ekseninde merkez bankacılığı, devlet ve kapitalizm ilişkisinin zaman içerisinde nasıl bir dönüşüm geçirdiği ele alınmıştır. Ardından Türk Merkez Bankası örneği odağında küresel kapitalistleşme sürecinde gelişmekte olan ülkelerde merkez bankasının rolü incelenmiştir. Çalışmanın amacı, merkez bankalarının 1980 sonrası dönemde ortaya çıkan yeni yaklaşımlarla birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve bu dönüşümlerin, Türkiye örneğine yansımaları ve hangi süreçlerden geçtiğini incelenmesidir.
Ekonomik krizlerde para politikası uygulamaları ve etkinliği: Türkiye örneği
Sanayileşmiş ülkelerde yaşanan krizler bir yana, gelişmekte olan ülkelerde de 1980 ve 1990'lı yıllarda Bankacılık ve Finansal Sistem Krizleri yaşanmıştır. Merkez Bankaları para politikasıyla doğrudan müdahale ederek doğru kararlarla etkin bir para politikası uygulamaya çalışmıştır. Bazen de alınan yanlış kararlar krizin etkisini daha da artırmaya sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı para politikasının genel çerçevesini sunarak para politikasının etkinliğinin incelenmesidir. Bu bağlamda ilk olarak, ekonomik krizler ve 1990 yılından sonra yaşanan krizlerde para politikasının etkinliği genel olarak ele alınmıştır. Merkez bankalarının yapılarına değinilerek Türkiye'de uygulanan makroekonomi politikaları özet olarak verilmeye çalışılmıştır. Mundell-Fleming modeli üzerinden para politikasının etkinliği incelenmiştir. Ekonomik göstergelerin yardımıyla Türkiye'de 1990 ve 2001 yılları arası dönemde uygulanan para politikasının, maliye politikasının uygulanışı ile ters düşerek etkinliğini gerçekleştiremediği görülmüştür. Para politikası ve maliye politikasının birlikte uygulandığı ekonomilerde makroekonomik politikaların etkin olacağı görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Merkez Bankaları, Ekonomik Krizler, Para Politikası, MundellFleming Model.
Effectiveness of non-conventional monetary policy tool: Event-study analysis of major Eurozone economies
This study examines the effectiveness of European Central Bank asset purchase program (quantitative easing) on the long-term interest rates. In particular, the study evaluates the effectiveness or influence of the European Central Bank's non-conventional monetary policy tool, quantitative easing (also known as asset purchase program) on the yield of 5-year sovereign government bonds of Eurozone economies. The main objective and the motivation for this study is to provide the compact effects or influence of the quantitative easing in the Eurozone economies, as the current literature on quantitative easing insufficiently covers the effects of quantitative easing in the euro area. The duration of the quantitative easing or asset purchase program is from the end of 2014 until the first quarter of 2017, however, the currently available literature only studies the effects of the asset purchase program until mid of 2016. Very few researches are published after the completion of the quantitative program that estimates or evaluate the complete influence of the program on the long-term interest rates and economic indicators. Whereas, this research provides a complete solution to the literature gap by studying the influence of all the quantitative easing related announcements made by ECB from June 2014 to January 2017, or the whole period of extended asset purchase program conducted by ECB. The research questions that the study aims to answer is that if the ECB announcements related to quantitative easing influence the long-term interest rates via influencing the 5-year government bonds. If the impact on the 5-year government bond yield is only influenced by those ECB announcements that contain new information related to asset purchase program. If the impact of quantitative easing or asset purchase program is larger on the weaker Eurozone economies namely Spain and Italy, as compared to the impact of the same program on stronger Eurozone economies including Germany and France. This research uses the event-study analysis methodology. Under the event study method, the research first estimates the abnormal variation in the yield of 5-year government bonds of the four largest Eurozone economies around the announcements made by European Central Bank regarding the quantitative easing or asset purchase program in xiv the monetary policy statement. Later the study evaluates if abnormal variation in 5-year government bond yield around such announcements has statistical and economic significance. The sample of four 5-year government bonds of the four largest economies of Eurozone, namely Germany, France, Spain, and Italy, are considered for the research. The selected economies make up more than 70% of the total Eurozone GDP, as well as the largest portion of the assets purchased under the quantitative easing are acquired from these four countries. The research made key contributions to the literature on the subject of quantitative easing focused on the euro area. The statistical results of the research conclude that the ECB announcements negatively (decrease) influence the 5-year government bond yields. While the event-study results and the hypothesis revolve around measuring the effectiveness and influence of the non-conventional monetary policy tools used by ECB, the study also discovered a key pattern that the influence of such asset purchase program is much larger on weaker economies of the dataset like Spain and Italy, as compared to strong candidates i.e. Germany and Spain. The study also discovered that the abnormal variations in yields only occur around those central bank announcement that has a surprise element or that has a new information related the monetary policy. The results of the study also show economic significance. The results show that at the initiation of the asset purchase program or quantitative easing, the inflation rates across Europe were between -1% to 0.8%, which is far below the optimal inflation rate of 2%. However, at the end of asset purchase program in the first quarter of 2017, the monthly inflation rates in Germany, France, Spain and Italy has increased to 2%, 1.4%, 2.6% and 2% respectively. At the beginning of the asset purchase program the quarterly GDP growth rate in sample countries was between -0.2% to 0.4%, whereas, at the end of the asset purchase program or quantitative easing in the second quarter of 2017, the quarterly GDP growth rate of Germany, France, Spain and Italy increased to 0.6%, 0.5%, 0.9% and 0.4% respectively. Hence all the results derived from the event-study analysis are consistent with the hypothesis proposed under this research.
Ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşu şirketlerinin Türk vergi kanunları ve T.C. Merkez Bankası karşısındaki durumu ve denetimi
Teknolojinin yaygınlaşması ve internet erişiminin artması sonucunda ödemeler ve ödeme sistemleri de elektronik ortama taşınmıştır. İnternet üzerinden gerçekleştirilen bu ödemeler başta gelişmiş ülkeler olmak üzere hemen hemen her ülkede kullanılmaya başlanmıştır. Sosyal ve ekonomik yapı, ödemelerin elektronik ortamlarda, elektronik sistemler aracılığı ile yapılması ile değişim geçirmeye başlamıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ödemelerin elektronik sistemler ile yapılmaya başlanması, Türk ekonomisine ve ticaretine farklı bir ivme kazandırmıştır. Zamanla tüketiciler fatura ödemelerini, ürün ya da hizmet alımını ve maaş ödemesini elektronik sistemler ile gerçekleştirmeye başlamıştır. Türkiye'de bu yeni teknolojinin Türk bankacılık ve ödeme sistemine entegrasyonu esnasında bir takım problemler ortaya çıkmıştır. Bu problemlerin en önemlisi ise hukuki bir altyapının oluşturulması problemidir. 2013 yılındaki 6493 sayılı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" ile hukuki altyapıya kavuşturulmuş olan elektronik ödeme sistemleri gelişimini sürdürmüş ve ek müdahalelere gerek duymuştur. Bu çalışmada, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşu şirketlerinin Türk vergi kanunları ve T.C. Merkez Bankası karşısındaki durumu ve denetimi incelenmiştir.
2008 küresel finansal krizi ve küresel kriz sonrası TCMB'nin uyguladığı makro ihtiyati politika araçları
2007 yılında ABD konut piyasasında subprime kredi borçlarının geri ödemelerinde başlayan sorunlar giderek büyümüş ve 2008 yılında finansal krize dönüşmüştür. Finansal kriz, reel sektöre sirayet ederek bir üretim krizine dönüşmüş, gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere de sirayet ederek küresel bir boyut kazanmıştır. 2008 küresel finansal krizi, merkez bankalarına finansal sistemde biriken riskleri görmesi ve varlık fiyatlarındaki aşırı artışları göz önünde tutması gerektiğini öğretmiştir. İktisadi hayatın düzgün işlemesi için finansal istikrar vazgeçilmez unsur olup, finansal sistemde ortaya çıkacak herhangi bir istikrarsızlık reel ekonomiye yansıyacak ve dolayısıyla ekonominin genelinde önemli problemleri beraberinde getirecektir. Ülkeler kriz ekonomisinin yönetiminde ve istikrar politikalarının uygulanmasında konjonktürün gidişatına bağlı olarak farklı politika araçları ve farklı parasal aktarım kanalları merkez bankaları tarafından kullanılmıştır. Bu çalışmada, küresel kriz öncesinde, kriz sürecinde ve sonrasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından izlenen para politikası ve politika araçları kapsamlı olarak incelenmiştir. TCMB, 14 Nisan 2010 tarihinde açıkladığı krizden çıkış stratejisi çerçevesinde faiz koridoru ve zorunlu karşılıkların oldukça aktif olarak kullanıldığı bir para politikası tasarlayarak, rezerv opsiyonu mekanizması gibi yeni enstrümanları para politikası uygulaması olarak hayata geçirmiştir. Krizin 2008 yılında çıkmasına karşın, kriz öncesi Türkiye ekonomisi olumlu ekonomik göstergelere sahip olduğundan krizin olumsuz etkisi ülkemizde 2009 yılında hissedilmiştir. TCMB 2010 yılının sonlarından itibaren makro finansal riskleri de gözeten yeni bir para politikası çerçevesi uygulamaya koymuş ve Türkiye 2010 yılından itibaren küresel krizin etkilerinden sıyrılarak kalkınma sürecini yeniden başlatmıştır. Krizden çıkış sürecinde Türk bankacılık sektörünün fonlama kaynaklarına düşük maliyetle ulaşması, tüketici kredilerinde hızlı bir büyümeyi beraberinde getirmiştir. Tüketici kredilerindeki hızlı artış tasarrufları olumsuz etkilemiş ve cari açığın artmasına sebep olmuştur. TCMB, faiz koridoru uygulaması ve zorunlu karşılıklar kanalıyla bankaların fonlama maliyetlerini yukarı çekmiş ve hızlı kredi genişlemesini kontrol altına alarak cari açığı önlemeye çalışmıştır.
Enflasyon hedeflemesi ve sapmasının nedenleri
Enflasyon hedeflemesi, 1980'lerden sonra enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik olarak ortaya çıkmış özel bir para politikası rejimidir. İlk olarak uygulayan ve başarılı sonuç elde eden ülke Yeni Zelanda olup; sonrasında, ülkemizde diğer birçok ülke tarafından da başarı ile uygulanmıştır. Ülkemizde enflasyon hedeflemesi, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrasında sabit döviz kuru sistemine dayalı para politikasının terk edilmesi sonrası, 2002 ve 2006 yılları arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB)tarafından örtük enflasyon hedeflemesi olarak uygulanmaya başlanmıştır. 2006 yılının başından itibaren, geçmiş dört yıllık örtük enflasyon uygulamalarında gerekli ön şartlar da sağlanarak enflasyon hedeflemesi uygulamasına resmen başlanmıştır. Enflasyon hedeflemesi politikasına göre, para otoriteleri para ile ilgili politikalarını önceden belirlenen orta vadeli sayısal bir enflasyon hedefine ulaşmak için yürütmelidirler. En önemli bileşenleri şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Bu çalışmada, enflasyon hedeflemesi rejiminin temel unsurları ele alınmış olup, ülkemizde uygulanabilirliği ve karşılaşılan sorunlar açıklanmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de para politikası duruşunun ölçülmesi: Sıralı probit yaklaşımı
Bu çalışma Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) için bir para politika duruş endeksi türeterek, TCMB' nin açık enflasyon hedeflemesine geçtiği dönem sonrası politika davranışını tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Türetilen bu politika duruş endeksi TCMB' nin geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası araçlarının etkinliğini de yansıtmaktadır. Böylece politika duruş endeksi ile bu araçların kullanıldığı dönemler arasında TCMB' nin politika davranışının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmektedir. Sonuçlar, farklı dönemler için TCMB' nin politika davranışının değiştiğini göstermektedir. Özellike TCMB' nin geleneksel dönemde geleneksel olmayan döneme göre daha ihtiyatlı bir politika duruşunu sergilemiştir. Çalışmada ayrıca TCMB' nin politika duruşunun enflasyon, çıktı ve döviz kuru değişkenlerine ilgili dönemlerde verdiği tepkiler incelenmiştir. Bulgular TCMB' nin, geleneksel dönemde enflasyon ve döviz kuruna anlamlı tepki verdiği, geleneksel olmayan dönemde ise sadece döviz kuruna anlamlı tepki verdiği yönündedir. Anahtar Kelimeler: TCMB, Politika Duruşu, Geleneksel Para Politikası, Geleneksel Olmayan Para Politikası
Bankacılık sistemi ve sermaye piyasasının finansal gelişme endeksinde kullanılan değişkenler ile analizi (2008-2017 dönemi)
Finansal sistemin varlık sebebi, yatırım fırsatları için gereken kaynakların bulunmasına yardımcı olmasıdır. Finansal sistemin bileşenleri ise finansal piyasalar ve finansal araçlardır. Bankalar, finansal sistem içinde çok önemli yere sahip kuruluşlardır. Türk Bankacılık Sistemi, Türk Finans Sektörünün en büyük ve en önemli bileşeni durumunda ve ulusal finans sistemlerinin ülke ekonomilerindeki yüksek paya sahiptir. Ayrıca bankalar, finans sisteminde olduğu kadar ekonominin bütününde de yadsınamayacak ağırlık ve güce bahip oldukları söylenebilir. Çalışmada Dünyada ve Türkiye'de bankacılık sistemi irdelenmiş ve 2008-2017 yılları arasındaki sermaye piyasasının finansal gelişme endeksinde kullanılan değişkenler ile analizi yapılmıştır.
An analysis of The Central Bank of The Republic of Türkiye (CBRT)'s monetary policy communication with text mining
In the last twenty years, most of the central banks have started to use short term interest rates as a main monetary policy tool to control inflation. Moreover, communication strategy has become one of their most important policy tools through time. Especially, after the 2008 Global Financial Crisis, when the nominal interest rates hit the zero lower bound, central banks have used communication policy very effectively to form expectations. As a result of these developments, there is a growing body of literature examining the communication strategies of central banks. Advances in text mining literature also enables to analyze central bank texts by using alternative methods. Under this background, this thesis analyses the Central Bank of the Republic of Türkiye's (CBRT) Monetary Policy Committee decision announcements for the period 2006-2020. In the analysis, different text mining techniques, data cleaning and preprocessing, descriptive text statistics and sentiment analysis of announcements, and machine learning applications are used and contributions to policy making process are discussed.
How does sentiment in Monetary Policy Committee (MPC) announcement affect the exchange rate in Turkiye?
Changes in the global financial structure necessitated the shift of monetary policy instruments and increased the transparency of central banks. Thanks to advances in analysis methods, text analysis methods were improved and non-digitizable data types became digitizable. In this direction, the sentiment scores were obtained by examining the decision texts of the Monetary Policy Committee (MPC) with the sentiment analysis methods. After examining whether the mentioned text sentiment scores influence the exchange rate using the event study analysis. Under this background using whole sample estimates and rolling window estimates is to understand whether the effect is time-varying. The study used 191 Monetary Policy Committee (MPC) decision texts between the 2006-2022 period published by the Central Bank of the Republic of Turkey (CBRT). Estimation results show that the measured MPC meeting sentiment influences the USD/TRY exchange rate. Sentiment analysis indicators can be used to estimate the change in the future interest rate and support future central bank decisions and manage expectations. Furthermore, it can be analyzed whether the published MPC texts reflect the change in interest rates. The sentiment index can be used as an indicator for other econometric models that increase the explanatory power of the model.
The impact of human and structural capital on financial performance: An empirical study on bank of Bagdad and Gulf bank
The goal of this study is to examine the role of human and structural capital in attaining bank financial performance, using the Bank of Bagdad and the Gulf Commercial Bank in Bagdad, Iraq as research population. Human capital and structural capital are characterized as the intellectual ability of the human resource in an organization. Human capital and structural capital impact the areas of producing ideas related to the strategic and creative development of systems, and approaches of the organization, so the organization can accomplish its objectives and achieve positive outcomes. In this study, the effect of human and structural capital on financial performance is investigated using a questionnaire. In this study, a survey method was chosen to examine the impact of human capital and structural capital on financial performance, and questionnaires were sent to experienced bank employees. With the correlation and regression analyzes, the hypotheses that human capital and structural capital have significant and positive effects on banks' financial performance were supported.
Modeling new monetary policy of the Central Bank of Republic of Turkey
Abstract Onur Özvarol, "Modeling New Monetary Policy of the Central Bank of Republic of Turkey" Central Bank of Republic of Turkey has started implementing a new monetary policy structure since May 2010. An interest rate corridor has been introduced as the bank's policy instrument. In this study, we evaluate the new policy using several VAR models to test whether Central Bank aims for inflation stabilization. Since interest rate corridor is a unique application firstly implemented by CBRT, no empirical study has been conducted on it yet. Based on Taylor Rule, a variety of reaction functions using policy interest rate, borrowing interest rate (Upper Band) and lending interest rate (Lower Band) are estimated. We also empirically investigate the functionality of gaps between bands and policy rate. Our results imply that Central Bank does not implement inflation targeting regime in the new structure. Instead, the Bank puts financial stability into its target basket and continues to respond developments regarding inflation in selective fashion. We additionally find that upper band responds to internal factors, whereas lower band responds to external factors.
Dinamik makroekonomi üzerine üç makale
Bu tez dinamik makroekonomi ile ilgili üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede devlet politikası, eğitim ve maaş eşitsizliği arasındaki ilişki Acemoglu (1998, 2002) tarafından kullanılan teorik modellere benzer bir çerçevede incelenmektedir. Teorik modelin analitik çözümü, iki sektörlü ve teknolojik ilerlemenin kar amacıyla icat edilen ve monopolistik rekabet içerisinde satılan yeni teknolojiler ile sağlandığı bir ekonominin desentralize dengesinin optimal olmadığını göstermektedir. Bu çerçevede izlenmesi gereken optimal devlet politikası, sektörlerden birinin görece daha fazla desteklenmesinin ekonomideki göreli fiyatların bozulması ve büyüme oranını düşürmesi nedenleriyle, varolan tüm sektörlerin aynı oranda teşvik edilmesini gerektirmektedir. İkinci makalede merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon arasındaki ilişki hem empirik hem de teorik çerçevede incelenmektedir. Empirik analiz sonunda bu iki makroekonomik değişken arasında doğrusal olmayan bir ilişkinin varlığı gözlenmektedir. Bu gözlemin teorik dinamiklerinin incelenmesi için oyuncularının merkez bankası ve devlet olduğu bir oyun teorisi modeli kurulmuş ve oyuncular arasında mali genişlemenin maaliyetine ilişkin bilgi asimetrisinin varlığının bu doğrusal olmayan ilişkiyi doğuracak unsurlardan biri olabilieceği gösterilmiştir. Üçüncü makalede European Social Survey veritabanından yararlanılarak Avrupa ülkelerindeki nesillerarası eğitimsel hareketlilik dinamikleri empiric olarak incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçları eğitimsel hareketlilik trendlerinin ülke, nesil, cinsiyet ve aile yapısına göre farklılaştığını göstermiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın iletişim politikalarının değerledirilmesi ve açıklamalarının Borsa İstanbul üzerine etkisinin analiz edilmesi
Bu çalışmada merkez bankasının iletişim politikalarının etkileri incelenmiştir. Merkez bankasının herhangi bir araç kullanmadan sadece iletişim yoluyla piyasa aktörlerini etkileyip etkileyemediği, etkiliyorsa bu etkinin ne yönde olduğu araştırılmıştır. Merkez bankasının iletişim politikası kapsamında merkez bankası başkanının konuşmaları ve para politikası kurulunun karar ve özetleri değerlendirilmiştir. 2006-2017 yılları arasında merkez bankasının para politikası kurulu karar ve özetleri ile merkez bankası başkanının konuşmalarının BİST 100 endeksi üzerinde ne kadarlık değişime neden olduğu incelenmiştir. Merkez bankası iletişimi kapsamında başkan açıklamalarında küresel ve finansal durum, bankacılık sektörü, faiz politikaları gibi kavramlardan bahsettiğinde, PPK açıklamalarında ise ekonomik görünümden ve gelişmelerden, enflasyon, fiyat, faiz ve para gibi kavramlardan bahsettiğinde piyasayı etkileyebildiği görülmektedir.
Merkez bankalarında iletişimin önemi ve TCMB'nin yayınladığı metinlerin doğal dil işleme algoritmaları ile analiz edilmesi
Merkez bankaları, ekonominin merkezinde yer alan, piyasalara yön veren kurumlar olarak ülkelerin ekonomilerinde kritik bir öneme sahiptir. Bu önemli sorumluluklarla beraber bağımsız bir yapıda olması ve kendi belirlediği para politikası araç kullanım politikaları ile diğer kurumlardan çok farklı bir noktada yer almaktadırlar. Bağımsızlık özelliği merkez bankalarına sorumluluk yüklemiş, net bir iletişim politikasına sahip olması konusunda bir beklenti oluşturmuştur. Aksi halde nedeni anlaşılmayan bir finansal hareket veya belirsiz bir para politikası, ülke ekonomisi açısından büyük bir risk oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu belirsizliği gidermek için merkez bankaları iletişim politikasına büyük önem vermiş, farklı ülkelerin dinamiklerine göre de bunu farklılaştırmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 2015-2022 yılları arasında temel iletişim kanalı olan para politikası metinlerini inceleyerek metinlerde hangi konulara daha çok önem verdiği ve hangi durumlarda bu netmi değiştirdiğini tespit etmektedir. Çalışma yöntemi olarak Doğal Dil İşleme (Natural Language Processing - NLP) adı verilen bir bilgisayar disiplini kullanılmış, 2015-2022 yılları arasındaki metinler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda metin içeriklerinin küresel olaylarla ve güncel ekonomik durumla doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve 2008 küresel finans krizi sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın uyguladığı yeni para politikası araçlarının değerlendirilmesi
Geçmişi 17. yüzyıla dayanan merkez bankalarının 20. yüzyılda ülke ekonomilerinin gelişimindeki rolü çok daha önem kazanmış ve merkez bankalarının üzerine düşen sorumluluk gittikçe artmıştır. Bu doğrultuda merkez bankalarının üzerine düşen görevleri başarılı bir şekilde yerine getirebilmeleri için bağımsız olmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmam da merkez bankası bağımsızlığı çerçevesinde TCMB'nin bağımsızlık derecesini incelemeye çalıştım. Merkez bankalarının bağımsızlığının en önemli göstergelerinden biri uyguladıkları para politikalarındaki başarılarıdır. 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında merkez bankaları, temel amaçları olan fiyat istikrarının yanına bir başka temel amaç olan fiyat istikrarını da eklemişlerdir. Bu çalışmama da TCMB'nin bağımsızlığıyla beraber 2008 Küresel Kriz 'den sonra Banka'nın uygulamaya koyduğu yeni politika araçlarını inceleyerek sonuçlarını değerlendirdim. TCMB 2001 yılında 4651 Sayılı Kanunla dünya ölçeğinde bir yasal bağımsızlığa kavuşmuştur. Fakat özellikle son yıllarda siyasal iktidar ile yaşanan gerilimler ve bunun sonucu olarak Banka'nın politika araçlarını kullanma konusunda çekimser kalması, Banka'nın bağımsızlığının yasalarla teminat altına alınmış olmasına rağmen fiiliyatta bunun tam olarak gerçekleşmediği anlamına gelmektedir. TCMB, 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında geleneksel para politikası araçlarının etkinliğini artıracak değişiklikler yapmış ve buna ek olarak yeni para politikası araçları geliştirmiştir. Banka'nın kullandığı temel araçlar; politika faizi, faiz koridoru, zorunlu karşılıklar ve ROM, likidite yönetimi olarak sıralayabiliriz. Banka, elindeki araçları 2008 yılından itibaren etkin kullanarak ekonomide önemli iyileşmeler sağlamıştır. Fakat son dönemde politik bağımsızlığıyla ilgili yaşadığı sorunlardan ötürü özellikle politika faizi ve faiz koridoru araçlarını etkin kullanamadığını görmekteyiz. Son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin bir türlü tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarılı olmadığını bize göstermektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez bankasının kurumsal iletişiminin dönüşümü: 1990 – 2016
Merkez bankalarının zaman içinde işlevleri, yapıları, faaliyetleri veya tuttukları iktidar alanı değişmekle birlikte bu kurumlar sadece iktisadın değil tüm toplumsal yapının önemli kurumlarından biri olarak varlıklarını sürdürmektedirler. 1990'lı yıllardan itibaren bir kurumsal dönüşüm geçirerek sır kurumlardan, iletişimi var oluşlarının merkezine koydukları kurum haline gelmişlerdir. Merkez bankaları para politikasının etkinliğini artırdığı ön kabulü ile beklentileri yönetmek, bağımsızlıkları ölçüsünde hesap verebilmek için stratejik ve kurumsal bir iletişim politikası kurmaya çalışmaktadırlar. Tüm dünyada merkez bankalarının iletişimde çok önemli bir yer kapladıkları uluslararası alanda bu tezde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının iletişim kurmayan bir kurumdan iletişim politikaları inşa etmeye doğru kurumsal dönüşümü bir vaka analizi olarak eleştirel perspektiften birden çok anlam alanı üzerinden incelenmiştir.
The responses of asset prices in Turkey to monetary policies of Federal Reserve and European Central Bank
This study aims to investigate the responses of asset prices in Turkey such as stock market indices returns, exchange rates and domestic interest rate to the monetary policy changes of the Fed and the ECB for the pre- and post- global financial crisis. The time period of the study between 2004 and 2013 is separated into two main parts as the pre-crisis period (January 2004 - September 2008) and the post-crisis period (October 2008 - December 2013) by considering the key event of the global financial crisis, which is the bankruptcy of Lehman Brothers in September 2008. The study employs event-study approach and standard instrumental variables approach proposed by Rigobon and Sack (2004) by utilizing appropriate monetary policy measures for the pre- and post-crisis periods. The monetary policy measures are based on short-term interest rates for the pre-crisis period while the monetary policy measures are retrieved from longer-term interest rates for the post-crisis period. The findings of the study offer that the most of the asset prices in Turkey react significantly to the monetary policy changes of the Fed and the ECB while the assets do not respond significantly in general in the pre-crisis period. The accommodative monetary policy actions during the post-crisis period increase most of the returns of the stock market indices in Turkey and lead to appreciation of Turkish lira against U.S. dollar. Furthermore, the expansionary policy implementations of the Fed during the post-crisis period result in depreciation of Turkish lira against euro as well as a decrease in the domestic interest rate.